<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Pride arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/pride/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pride/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Jun 2021 08:18:36 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Pride arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/pride/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>EURO 2020’nin Ardından: ‘Onur Ayı, Eriksen ve Irkçılık’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/25/euro-2020nin-ardindan-onur-ayi-eriksen-ve-irkcilik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Jun 2021 07:37:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[2020 Avrupa Şampiyonası]]></category>
		<category><![CDATA[Dardanel]]></category>
		<category><![CDATA[euro 2020]]></category>
		<category><![CDATA[ırkçılık]]></category>
		<category><![CDATA[Kıraç]]></category>
		<category><![CDATA[Onur ayı]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71959</guid>

					<description><![CDATA[<p>11 Haziran’da başlayan 2020 Avrupa Şampiyonası eleme maçları sona erdi. Turnuvanın ilk 12 gününde bir yanda ırkçılık karşıtı protestolar yaşandı diğer yandan ırkçı küfürler yine duyuldu. Danimarka Milli Takımı oyuncusu Eriksen’in maç sırasında geçirdiği kalp krizi turnuvanın en çok konuşulan konusu oldu. Türkiye’de ise turnuva, Dardanel’in tepki çeken reklamı ve Kıraç’ın şarkısının gölgesinde kaldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/25/euro-2020nin-ardindan-onur-ayi-eriksen-ve-irkcilik/">EURO 2020’nin Ardından: ‘Onur Ayı, Eriksen ve Irkçılık’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>11 ülkeden 11 şehrin ev sahipliğini yaptığı 2020 Avrupa Şampiyonası, 11 Haziran’da İtalya-Türkiye karşılaşması ile başladı. 24 ülke takımının yer aldığı turnuvanın eleme karşılaşmaları 23 Haziran’da sona erdi. Üst tura çıkan 16 ülke takımı bu defa çeyrek final için karşılaşacak.</p>
<p>12 Temmuz’da sona erecek turnuvada ilk defa böylesi bir uygulamaya gidildi. Avrupa Futbol Şampiyonası bu yıl 16. defa düzenlenecek ve tarihte ilk defa, turnuvanın 60. doğum günü şerefine, kıta çapında çok sayıda ülkede oynanmasına karar verildi.</p>
<p>Koronavirüs pandemisinin başlamasından bu yana ilk defa, futbolcular taraftarı önünde futbol oynadı. Bir yılı aşkın süre sonra tribünlerde yer alan seyirciler, alışık olmadıkları olaylara da tanık oldu.</p>
<h5><strong>Eriksen’in Kalp Krizi Turnuvaya Damgasını Vurdu</strong></h5>
<p>Turnuvanın en önemli olaylarından biri Danimarka takımı oyuncusu Eriksen’in kalbinin durması oldu. Avrupa Futbol Şampiyonası&#8217;nda (EURO 2020) 12 Haziran’da Danimarka ile Finlandiya arasında oynanan maç sırasında 29 yaşındaki futbolcu Christian Eriksen&#8217;in kalbi durdu. Saat 19:00’da başlayan karşılaşmanın 41’inci dakikasında olay yaşandı. Eriksen’in sahada yere yıkıldığı ana, stattaki izleyici ve televizyonları başında karşılaşmayı izleyen milyonlar tanık oldu. Olayı ekranları başında ve statta izleyen milyonlar ile o anları milyonlara aktaran televizyon sunucularının tek duası Eriksen’den gelecek iyi haberdi.</p>
<p>Milyonların izlediği karşılaşmada Eriksen’in hayatını kurtaran isimlerden biri Danimarka takım kaptanı Simon Kjaer oldu. Eriksen&#8217;e ilk müdahaleyi yapan isim olan Kjaer, takım arkadaşının dilini yutmasının önüne geçti ve nefes almaya devam etmesini sağladı. Doktorların müdahalesi sonrası Eriksen hastaneye kaldırıldı. Eriksen, daha sahadan çıkarılırken, iyi olduğunun mesajını kendisi verdi. Eriksen’in hastaneye kaldığı sırada gözlerinin açık olması milyonlara bir soluk aldırdı.</p>
<p>Eriksen’in kalp krizi geçirerek, sahanın içine yığılmasını sadece tribünlerdeki izleyiciler değil, dünya da televizyonlardan izledi. Takım arkadaşları gözyaşları eşliğinde kol kola girdi, Eriksen’i çembere alarak görüntülenmesinin önüne geçti.</p>
<p>Ancak, daha birkaç saat önce arkadaşlarının hayatını kurtarmak için mücadele eden oyuncular, aynı gece bir kez daha sahaya çıktı. UEFA, 19:41’de duran karşılaşmanın 21:30’da başlayacağını açıkladı. UEFA, Eriksen’in bilincinin açık olduğunu açıkladı. Hem Danimarka Milli Takımı’ndan, hem Eriksen’in kulübü İnter’den de durumunun iyi olduğuna dair açıklamalar peş peşe geldi. Eriksen, hastaneden takım arkadaşları ile telefonda görüştü.  UEFA’nın maçın devam etmesi kararı, bazı kesimlerden tepki aldı.</p>
<h5><strong>Irkçılığın Protesto Edildiği Maçta Irkçı Küfürler</strong></h5>
<p>Açılış maçından sonra sahaya çıkan tüm ülke takımları, ırkçılığı protesto etti. Sahadaki iki takım futbolcuları, maç öncesinde diz çökerek ırkçılığı protesto etti. Her ne kadar ırkçılık protesto edilse de, sahada ırkçılık yine de tepki çekti. Avusturya milli takımının Sırp kökenli futbolcusu Arnautovic, takımına 3-1 galibiyeti getiren golü sonrası Arnavut asıllı Kuzey Makedonyalı futbolcu Ezgjan Alioski&#8217;ye dönerek ırkçı küfürler etti.</p>
<h5><strong>Gökkuşağı Renkli Kaptanlık Pazubandı</strong></h5>
<p>Turnuvada bazı oyuncular tarafından Onur Ayı da unutulmadı. Onur Ayı boyunca birçok ülkede LGBTİ+ topluluğuna destek vermek amacıyla yürüyüşler ve kutlamalar yapılıyor. Almanya A Milli Takımı&#8217;nın kalecisi Manuel Neuer, Onur Ayı dolayısıyla Fransa ve Portekiz ile karşılaştıkları maçlarda gökkuşağı renkli kaptanlık pazubandı taktı. UEFA, bu girişimi &#8220;siyasi&#8221; olarak niteleyerek ve soruşturma başlattı. Ancak yapılan soruşturmada söz konusu pazubandın &#8220;farklılığın sembolü&#8221; olduğu ve dolayısıyla &#8220;iyi bir amaca hizmet ettiği&#8221; sonucuna varıldı. Neuer, Macaristan karşılaşmasında da gökkuşağı rengindeki pazubandını taktı.</p>
<h5><strong>Almanya-Macaristan Karşılaşması Öncesi Gökkuşağı Gerginliği</strong></h5>
<p>Fransa, Almanya, Portekiz ve Macaristan’ın yer aldığı “ölüm grubu”nun bir diğer gündemi ise Almanya-Macaristan karşılaşması oldu. Oynanan karşılaşmanın öncesinde LGBTİ+ tartışmaları gündem oldu. Karşılaşmadan önce Münih Belediye Başbakanı Dieter Reiter, Macaristan&#8217;da okullarda LGBTİ hakkında bilgilendirme yapılmasını yasaklayan yasayı onaylanmasına tepki göstererek, Allianz Arena&#8217;nın LGBTİ+&#8217;larla dayanışma ve ayrımcılığı protesto amacıyla gökkuşağı renkleriyle ışıklandırılması talebinde bulundu. &#8220;UEFA, tüzüğü ile siyasi ve dini açıdan tarafsız bir organizasyondur&#8221; açıklaması yapan UEFA ise söz konusu talebin siyasi bağlamı olduğunu ve bu yüzden Reiter&#8217;ın talebini kabul etmedi. Yükselen tepkiler üzerine UEFA, resmi Twitter hesabındaki logosunun renkleri çarşamba günü gökkuşağı renklerine dönüştürdü ve paylaşımında &#8216;Gökkuşağının renklerini taşımaktan gurur duyduğunu&#8217; bildirdi. Karşılaşmanın başladığı saatlerde, Allianz Arena’nın etrafı adeta rengarenk oldu. Maç seyretmeye gelen Almanlar, gökkuşağı bayrakları ile stada geldi ve renkli görüntüler oluştu. Karşılaşma sonunda Almanya turu geçerken, Macaristan turnuvadan elendi.</p>
<h5><strong>Dardanel’den Cinsiyetçi Reklam</strong></h5>
<p>Türkiye Milli Takımı’ndan, 2022 Dünya Kupası eleme karşılaşmalarındaki performans göz önüne alındığında büyük bir başarı bekleniyordu. Genç yaş ortalaması ve kadronun büyük çoğunluğunun Avrupa’da oynuyor olması bu beklentinin ana kaynağı idi. Ancak bu beklenti boşa çıktı, Turnuvada Türkiye kamuoyu Türkiye Milli Takımı’nın başarısını değil, turnuva öncesi Kıraç’ın tepki çeken ve militarist bulunan şarkısı ile Dardanel’in sonrasında silip özür dilediği cinsiyetçi reklamı konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/25/euro-2020nin-ardindan-onur-ayi-eriksen-ve-irkcilik/">EURO 2020’nin Ardından: ‘Onur Ayı, Eriksen ve Irkçılık’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 09:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Pişkin]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71928</guid>

					<description><![CDATA[<p>LGBTi+ Onur Haftası etkinlikleri kapsamında Maçka Parkı’nda gerçekleştirilmek istenen vegan piknik, polis müdahalesiyle engellendi. Avukat ve aktivist Levent Pişkin yaşananların hukuka tamamen aykırı olduğunu söylerken LGBTİ+ toplumuna yönelik yasaklamaların 2015’ten beri dozu giderek artan bir nefret politikasının izdüşümü olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/">&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında Maçka Parkı’nda düzenlenmek istenen piknik etkinliği, etkinlikten 1 saat önce Şişli Kaymakamlığı’ndan gelen yasaklama, sonra da polis müdahalesiyle engellendi. Tüm zorluklara rağmen parkta toplanmaya çalışanlar ya parka alınmadı ya da polis şiddetine maruz kaldılar. Olaylar sırasında bir kişi gözaltına alınırken bir kişinin de kolu kırıldı.</p>
<p>Onur haftası kutlamalarının bir ayağı olarak organize edilen vegan piknik etkinliği ilk olarak Heybeliada’da yapılması planlanmış ancak adadaki işletme sahibinin itirazı sonucu Maçka Parkı’na alınmıştı. 22 Haziran Salı günü yapılacak etkinliğe saatler kala yasak kararı çıktı. Buna rağmen parkta toplanmak isteyenler ise polis müdahalesiyle karşılaştı. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, Twitter hesabından yaptığı görüntülü ve yazılı paylaşımlarla çok sayıda kişinin darp edildiğini, bir kişinin kolunun kırıldığını ve bir kişinin de gözaltına alındığını duyurdu. Daha sonra yapılan paylaşımda gözaltına alınan kişinin serbest bırakıldığı paylaşılırken etkinlikte polis şiddetine uğrayanlara darp raporu almaları çağrısı yapıldı.</p>
<p>Cumartesi günü Onur Haftası kapsamında Onur Yürüyüşü yapılması planlanıyor. Yürüyüşe izin verilip verilmeyeceği ya da nasıl müdahaleler yaşanacağı ise bilinmezliğini koruyor.</p>
<h5><strong>&#8220;2015’ten Beri Süren Nefret Politikasının İzdüşümü&#8221;</strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71929 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin.jpg" alt="Levent Pişkin" width="285" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 285px) 100vw, 285px" />Avukat ve aktivist Levent Pişkin, Maçka Parkı’nda olanlar arasındaydı. Pişkin, parktaki etkinliğe getirilmek istenen yasağın ve yoğun polis müdahalesinin LGBTİ+’ya yönelik bir nefret politikasının parçası olduğunu söyledi. Onur Haftası kapsamında düzenlenmek istenen pikniğe yönelik tavrın, siyasi iktidarın bir süredir LGBTİ+ toplumuna yönelik söylem ve eylemlerinin bir uzantısı olduğunu ekleyen Pişkin, bunun 2015’ten beri el yükselterek sürdürülen nefret politikasının yoğunluklu bir izdüşümü olduğunu vurguladı.</p>
<h5><strong>“Hukukla İzahı Olmayan Bir Devlet Pratiği Deneyimledik”</strong></h5>
<p>Pişkin’e göre yaşananların hukukla izah edilir bir tarafı yok. Hem anayasaya hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı bir devlet pratiği deneyimlediklerinin altını çizen Pişkin, &#8220;Önce Heybeliada’da yapılmak istenen etkinlik işletme sahibinin adeta tehdit edilmesi sonucu Maçka Parkı’na taşınmıştı. Aynı gün Şişli Kaymakamlığı’ndan yasaya aykırı bir şekilde bir yasaklama kararı çıkarıldı.” dedi.</p>
<p>Levent Pişkin, ilgili kanun gereği yasak kararının 24 saat önceden tebliğ edilmesi gerektiğini ancak buna uyulmadığını söylüyor: “Bu yasak kararının etkinlik açısından hem usulen hem de esas bakımından bir etkisi olmaması icap ediyordu zira 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 18/1 maddesi açıkça yasak kararının 24 saat önce tebliğ edilmesi şartını koşuyor. Oysa karar bize etkinlikten yaklaşık 2-3 saat önce tebliğ edildi.”</p>
<h5><strong>“Gökkuşağı Sembolüne Yasadışı Muamelesi Yapmak Anayasaya Aykırı”</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1-640x480.jpg" alt="vegan piknik" width="351" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" />Salı günü gerçekleşen olayda polis ekipleri Maçka Parkı’nın girişini tuttu ve parka girmek isteyenlerin çantalarını aradı, kılık kıyafet kontrolü yaptı. Üzerinde gökkuşağı renklerini taşıyan herhangi bir giysi, aksesuar ya da eşya bulunduranlar parka alınmadı. Pişkin, bu uygulamanın da anayasaya aykırı olduğuna vurgu yapıyor: “Gökkuşağı bayrağı ya da LGBTİ+’ların kullandıkları sembollere ilişkin uygulama ‘düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti’ başlıklı Anayasa’nın 26’ncı maddesine alenen aykırı olduğu gibi Anayasa’nın eşitliği düzenleyen 10’uncu maddesine de aykırılık teşkil ediyor.&#8221; Pişkin, bir başka deyişle bu sembollere yasadışı muamelesi yapılmasının kendisinin yasadışı bir tutum olduğunu söylüyor.</p>
<p>Pişkin’e göre bu yaşananlar LGBTİ+ toplumunu kriminalize etme amacı taşıyor ve LGBTİ+ varoluşunu yasaklamaya çalışmak anlamına geliyor: “Bu izahtan vareste ayrımcılık olup, herkese eşit davranma yükümlülüğü olan devletin yurttaşları arasında hiyerarşi kurması ve bir grubun/kesimin varoluşunu kriminalize etmesi anlamına gelmekte zira LGBTİ+’ları sembolize eden imge ve görselleri yasaklamak aslında LGBTİ+ varoluşuna yönelik bir yasak anlamına gelmekte <em>de facto </em>LGBTİ+ varoluşu yasaklanmaktadır.&#8221;</p>
<p>Pişkin, yasaya ve hukuka aykırı bu uygulamaların neticesinde yine yasaya ve hukuka aykırı bir biçimde kolluğun parkın sadece LGBTİ+’ların oturduğu kısmına şiddetle müdahale etmesinin ise yukarıda sayılan hususların bir devamı olduğunu söylüyor.</p>
<h5><strong>“Bu Politikalar LGBTİ+ Toplumunu Hukukun Korumasının Dışına İtiyor”</strong></h5>
<p>Levent Pişkin son olarak devletin hedef gösteri politikalarının tehlikesine değiniyor ve yasadışı bir organizasyon hatta bir örgüt dahi olmayan LGBTİ+ kimliklerin bu şekilde uluslararası sözleşmelere göre pozitif ve negatif yükümlülüklerin ihlali şeklinde hedef alınmasının toplumda LGBTİ+’lara yönelik fobiyi güçlendirdiğini ve sivil saldırıların doğrudan hedefi haline getirerek birinci elden hukukun koruması dışına ittiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/">&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mark Ashton ve Onur Mücadelesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/30/mark-ashton-ve-onur-mucadelesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emir Gürsoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jul 2018 12:43:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[HIV/AIDS]]></category>
		<category><![CDATA[LGSM]]></category>
		<category><![CDATA[Mark Ashton]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29253</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hazır Pride ayının sonuna yaklaşmışken bu kutlamaların tarihinde önemli rol oynamış ve etki bırakmış bir kişinin hikayesini anlatalım. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/30/mark-ashton-ve-onur-mucadelesi/">Mark Ashton ve Onur Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Mark Ashton 19 Mayıs 1960’ta İngiltere Oldham kasabasında doğup hayatının çoğunluğunu Kuzey İrlanda, Portrush&#8217;ta geçirmiştir. 18 yaşına geldiğinde tekrar Londra&#8217;ya taşınır ve barmenlik yapmaya başlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1982&#8217;de Bangladeş&#8217;te ailesini ziyaret ederken geçirdiği üç ay süresince ülkedeki fakirliğin ve insanların onun üzerinde derin bir etki bırakması sonucu, İngiltere&#8217;ye döndüğünde </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvU3dpdGNoYm9hcmRfKFVLKQ"><span style="font-weight: 400;">Londra Lezbiyen ve Gey Santral</span></a><span style="font-weight: 400;">ine gönüllü olarak katıldı, </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvQ2FtcGFpZ25fZm9yX051Y2xlYXJfRGlzYXJtYW1lbnQ"><span style="font-weight: 400;">Nükleer Silahsızlanma Kampanyası</span></a><span style="font-weight: 400;">nı destekledi ve </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvWW91bmdfQ29tbXVuaXN0X0xlYWd1ZV8oVUsp"><span style="font-weight: 400;">Genç Komünist Ligi</span></a><span style="font-weight: 400;">ne katıldı. 1983&#8217;te Lezbiyen Gey Gençlik Video Projesinin </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvRnJhbWVkX1lvdXRoOl9UaGVfUmV2ZW5nZV9vZl90aGVfVGVlbmFnZV9QZXJ2ZXJ0cw"><span style="font-weight: 400;">Suçlanan Gençlik: Sapık Gençlerin İntikamı</span></a><span style="font-weight: 400;"> adlı filminde yer aldı. Film bir sene sonra en iyi belgesel olarak </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvR3JpZXJzb25fQXdhcmRz"><span style="font-weight: 400;">Grierson Ödülü</span></a><span style="font-weight: 400;"> kazandı. Arkadaşı Mike Jackson ile </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvTGVzYmlhbnNfYW5kX0dheXNfU3VwcG9ydF90aGVfTWluZXJz"><span style="font-weight: 400;">Lezbiyen ve Geyler Madencileri Destekliyor</span></a><span style="font-weight: 400;"> (LGSM) grubunu kurdu. 1984’te Londra’da madencilerin grevi ile beraber </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvUHJpZGVfTG9uZG9u"><span style="font-weight: 400;">Lezbiyen ve Gey Onur</span></a><span style="font-weight: 400;"> yürüyüşünde madenciler ve aileleri için bağış topladılar. Bu olaylardan 1 yıl sonra ülkede 11 tane LGSM grubu oluşmuştu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1987’de </span><a href="http://www.wiki-zero.co/index.php?q=aHR0cHM6Ly9lbi53aWtpcGVkaWEub3JnL3dpa2kvSElWL0FJRFM"><span style="font-weight: 400;">HİV/AİDS</span></a><span style="font-weight: 400;"> teşhisi konulduktan 12 gün sonra Ashton tedavi gördüğü hastanede 11 Şubat 1987 tarihinde henüz 26 yaşındayken aramızdan ayrıldı. Ölümü gey topluluklar üzerinde büyük bir üzüntü ve tepki yarattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ashton’un yakın arkadaşı Chris Birch “Her şey insanıydı, komünist, İrlandalı, eylemci ve arasıra kiliseye giden bitik bir katolikti. Çok karizmatik biriydi ve Bangladeş’ten sonra komünizm yaptığı her şeyi yönetiyordu. Onu çok özlüyorum. İnsanlar bana, o öldükten sonra 3 ay boyunca gülümsemediğimi söyledi.” dedi.</span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29258" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1535.png" alt="" width="612" height="339" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1535.png 612w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1535-610x338.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/07/2018-07-30_1535-320x177.png 320w" sizes="(max-width: 612px) 100vw, 612px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siân James Welsh’de yaşayan madencilerden birinin eşi, grev sırasında haftada 1,000&#8217;den fazla aileye yardımcı oldu ve LGSM hakkında “Hiçbir zıtlık ile karşılaşmadık, onları yeni bir grup insan olarak gördük. Geylerin varlığından haberimiz vardı tabi &#8211; babam gey bir madenci ile çalışmıştı &#8211; ama kimse açıkça konuşmuyordu; kişisel karşılanıyordu. Bizden nasıl farklı oldukları konusunda ve tavırlarımızı değiştirmemiz konusunda karar veremediğimiz şeyler vardı. Vejetaryen olmaları bizi daha da çok şaşırtmıştı.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dai Donovan, Welsh bir madenci, 1984’te LGSM eşliğinde yapılan </span><a href="http://www.gayinthe80s.com/2013/05/1984-pits-and-perverts-benefit-concert/"><span style="font-weight: 400;">Çukurlar ve Sapıklar</span></a><span style="font-weight: 400;"> adlı yardım konserine katılanlardan biri. Konser büyük bir ilgi ile karşılandı ve 5,650£ bağış toplandı. Donovan ise bütün bu olay hakkında “Lezbiyenler ve Geyler süper düperdi.” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mark Ashton’un ölümünden 28 yıl sonra </span><span style="font-weight: 400;">biyografi/belgesel aynı zamanda komedi ve dram olarak nitelendirilen Onur</span><a href="https://www.imdb.com/title/tt3169706/"> <span style="font-weight: 400;">(Pride)</span></a><span style="font-weight: 400;"> filmi vizyona girdi. Bu film Mark Ashton’un ana karakterlerinden biri olduğu, 1980’ler İngiltere’sinde gerçekleşen olaylardan esinlenerek yapılmıştır. 2015’te ise olayın 30’uncu yılı şerefine bu organizasyonun hayatta kalan üyeleri HIV/AIDS hastalarına yardımcı olması adına Mark Ashton Fonuna filmin vizyona girdiği ay açılan fon 10,000£’dan fazla bağış almıştır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mike Jackson, grev sırasında madencilere yardım için LGSM ile orada bulunanlardan biri “Orada muazzam bir devrim görebilirdiniz, insanların bir araya gelme hayallerinin kıvılcımları ile doluydu. Film bunu çok iyi yansıtmış. LGSM benim hayatımı değiştirdi ve hayatımda en çok gurur duyduğum şeydi.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oldukça genç bir oyuncu kadrosuna sahip film 12 dalda aday gösterilip 9 dalda ödül almıştır. Yönetmenliğini Matthew Warchus, hikaye ise Stephen Beresford tarafından sinemaya adapte edilmiştir. Mark Ashton 1984-85’te gerçekleşen bu olaydan 2 yıl sonra hayatını kaybetmiş olsa da, bu olayda önemli rol oynamış insanlar hala aramızda bulunmaktadır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/30/mark-ashton-ve-onur-mucadelesi/">Mark Ashton ve Onur Mücadelesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara Valiliği &#8216;Pride&#8217; Filminin Gösterimini Yasakladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 09:19:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28317</guid>

					<description><![CDATA[<p>Onur Haftası kapsamında Ankara NHKM'de gösterilecek "Pride (Onur)" filmi, valilik tarafından yasaklandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/">Ankara Valiliği &#8216;Pride&#8217; Filminin Gösterimini Yasakladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Onur Haftası kapsamında Ankara Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde (NHKM) gösterilmesi planlanan “Pride” filmi, Ankara Valiliği tarafından yasaklandı. Yasağın ardından NHKM önünde polislerin beklediği görüldü.</p>
<p><strong>Sol Haber Portalı’nda yer alan habere göre,</strong> valilik tarafından yapılan yazılı açıklamada, “yapılmak istenen organizasyona katılacak olan grup ve şahıslara yönelik olarak; birtakım toplumsal duyarlılıklar nedeniyle de bazı kesimler tarafından tepki gösterilebileceği ve provokasyonlara neden olabileceği” ifadeleri yer aldı.</p>
<p>Valilik tarafından yapılan açıklamanın tam metni şu şekilde:</p>
<p>“Çeşitli sosyal medya ve birtakım yazılı ve görsel medya organlarından Komünist LGBT (Lezbiyen, gay, biseksüel ve transseksüel) organizesinde; 28.06.2018 günü saat 19.30’da Çankaya ilçesinde bulunan Nazım Hikmet Kültür Merkez’inde ‘Onur’ (Pride) isimli film gösterisi yapılacağı bilgisi elde edilmiştir.”</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/gundem/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/" target="_blank" rel="noopener">duvaR</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/ankara-valiligi-pride-filminin-gosterimini-yasakladi/">Ankara Valiliği &#8216;Pride&#8217; Filminin Gösterimini Yasakladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 08:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her gün dünyanın bambaşka yerlerinde birbirinden oldukça farklı sorunlarla yüzleşmek zorunda bırakılan göçmenler ve mülteciler, gökkuşağının renklerine sarıldılar ve umut meşaleleriyle her karanlığın içerisinde birlikteliğin gücünü göstererek her birimize inanılmaz dersler verdiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/">Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İki ayaklı olarak plandığım yazıların <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/19/pride-dunyada-neler-oluyor/" target="_blank" rel="noopener">birinci ayağında</a> Pride’ın Haziran ayı içerisinde dünyanın “kutlanılabilen” şehirlerinde birçok engellemeye rağmen yılmadan nasıl kutlandığını ve birçok insana nasıl umut kaynağı olduğunu tarihi geçmişinden kısa bilgiler de vererek aktarmaya çalışmıştım. Yazının ikinci ayağında ise dünyanın tüm ülkelerinin ortak görünür sorunu olarak karşımıza çıkan göçmen ve mülteci sorununa da değinerek gökkuşağının renklerinin nasıl bu sorunlar içerisinde bile parlayabildiğini ve en fazla umutsuzluğa düştüğümüz anlarda birlikteliğin ve görünürlüğün gücünü nasıl yanımızda hissedebileceğimizi anlatma çabasında olacağım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşcinsellik hala yaşadığımız dünya üzerinde 72 ülkede yasadışı olarak kabul ediliyor, 8 ülkede ise eşcinsellik idam ile cezalandırılıyor. Bu seneki Londra Pride’ın ülkemizde erişimi bulunmayan kısa filminde verdikleri mesajlar aslında bu konuya dair daha ayrıntılı bir farkındalık yaratmak amaçlanmış. “Somewhere over the rainbow / Gökkuşağının üzerinde bir yer” olarak isimlendirdikleri kısa filmin tamamına, aralarında bu yılın başında evlenen transgender çift Jake Graf ve Hannah Winterbourne’nin de olduğu LGBTQ+ bireyler can vermiş. Kısa film ülke sınırlarımız içerisinde erişilir olmasa da yayınlanan tanıtım videolarından kimisinin içeriklerine ulaşılabiliyor; içerikler kısaca şöyle aktarılmış: “Her 5 LGBT+ bireyden 1’i ailesinden kimliğini gizliyor.” / “Londra’da LGBT+ bireylerin neredeyse yarısı nefret suçuna maruz bırakılıyor.” / “Her 3 LGBT+’den biri oldukları kişi yüzünden sözel olarak aşağılanıyor.”</span></p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=Zs1GtAJWPo4</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Verilen alındığı aynı araştırmaya göre LGBT+ bireylerin %84’ü heteroseksüellerle kıyasladıklarında kendilerini açıkça ifade etmekte zorlandıklarını iletmiş. %44’ü ise başkaları tarafından tehdit edildiğini veya kendisini sürekli olarak tehdit altında hissettiğini, %46’sı ise sözlü istismara uğradığını belirtmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ki bu aslında hepimizin yakın bir tarihten de bildiği ve hala faillerinin herhangi bir yargılanmaya tabi tutulmadığı bir olay olan, Çeçenistan’daki eşcinsel kamplarında gerçekleşen katliamı yeniden ve yeniden hatırlatıyor. Çeçenistan’da yaşanan bu olay, Rusya’daki Novaya Gazetesi’nin verdiği bilgilere göre 2017’nin Nisan ayında başlayan tutuklamalarla 26 kişinin öldürüldüğü ve en az 100 kişinin tutuklu olarak çeşitli işkencelere maruz bırakıldığı kamplarda yaşanan büyük bir katliama dönüşmüş; ancak kamptan kurtulmayı başaran Maxim Lagunov’un bulunduğu şikayetlere rağmen ne Rusya Federasyonu tarafından ne de ona bağlı cumhuriyetlerden biri olan tüm bu olayların ana yeri Çeçenistan hükümeti tarafından ciddiye alınmamıştı. Oysa ki Çeçenistan hükümeti vatandaşlarını “ailelerinin onurlarını temizlemek” için çocuklarını kendilerinin de öldürmeleri gerektiği konusunda cesaretlendirmiş ve gey karşıtı bir kampanya başlatmıştı. Böyle bir emir verdiğini asla kabul etmeyen hükümet aynı zamanda kendi ülke sınırları içerisinde geylerin olduğunu da reddetmekte. Çeçenistan’dan kurtulmayı başaranlar ise hala ailelerinden kaçmak zorundalar ve kendilerini hiçbir şekilde güvende hissetmiyorlar. Olayların patlamasından sonra Çeçenistan’dan kaçan geylere kucak açan aralarında Litvanya, Fransa, Almanya ve Kanada gibi ülkelerin de olduğu kimi ülkelerde Çeçen göçmenler hala ailelerinden gelen telefonları açmakta güçlük çektiklerinin ve her an herhangi bir yerde alıkonularak kamplara gönderilecekleri tehdidini üzerlerinde hissettiklerine dikkat çekiyorlar. Yine Novaya Gazetesi’nden gazeteci Elena Milashina’ya göre kamplarda yaşananlar üzerine hiçbir dava açılmadı ve hiçbir tutuklama yapılmadı, ancak eğer ki otoriteler konuya dair bir şeyler yapmak isteselerdi tüm yaşananların incelenmesi ve bu doğrultuda bir soruşturma başlatılması oldukça kolaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylesine bir atmosferden kaçıp sığınılan ülkelerde de aslında mültecilerin ve göçmenlerin sorunları çözülmüş olmuyor, özellikle LGBTQ+ mülteci ve göçmenlerin yaşadığı sorunları biraz da olsa bu yazının odağına almak istiyorum ve her şeye rağmen nasıl kendi küllerinden kendilerini yaratmayı başarabildiklerini… Bu yüzden de sığınılan başlıca ülkelerin ikisinden örnekler vererek yaşanılan sorunlarla başlamak istiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her sene yaklaşık 2000 LGBTQ+ birey doğduğu topraklarda cinsel veya toplumsal cinsiyet kimliğinden dolayı yaşamını sürdüremediği, çeşitli ölüm tehditleri, aşağılamalar ve suistimaller, taciz ve tecavüzlere maruz kaldığı, hatta ülke sınırları içerisinde eşcinsellik yasadışı kabul edildiği için ömür boyu hapis veya idam cezaları ile yüzyüze bırakıldığı için ülkesini terk ederek Birleşik Krallık’a göçmek istiyor. Zaten kendi ülkelerinde karşılaştıkları bunca sorunun yanı sıra bir de güvenli alan olarak gördükleri ülkelerin göçmen ve mülteci kamplarında çeşitli sıkıntılarla karşılaşmak zorunda bırakılıyorlar. Bir zamanlar üzerinde güneşin batmadığı ülke olarak anılan Birleşik Krallık’ın kamplarındaki sığınmacılar yoksulluk, yalnızlık, ayrımcılık, homofobi ve transfobi gibi birçok sorunla yüzyüze kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın yalnızca belirli bölgelerinden alıp verdiğim örneklerin çok daha ötesi var ve ne yazık ki bir yazının içeriğine sıkıştırılamayacak kadar fazla sayıdalar. Ancak yine de göçmenlerin ve mültecilerin kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaştığı onlara başvuru sürecinden sonra sağlanan konaklama yerlerinde yüzleşmek zorunda kaldıkları kimi güçlü adledilen ülkelerin onları tabi tuttuğu bürokratik süreçlerden kaynaklı sorunları buraya aktarıp farkındalık yaratmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle artık herkesin bildiği gibi Birleşik Krallık gibi bir ülke de sığınmacılarına çalışma izni vermiyor ve bu birçok sığınmacıyı ekonomik bağımsızlıkları bulunmadığı için çeşitli istismarlara, yoksulluklara ve evsizlik sorununa karşı savunmasız bırakıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın zamanlarda Jamaikalı bir geyin kendisini evsiz olarak sokakta buluşunun ve çalışma izninin olmamasının yanı sıra evsizler için sağlanan yardıma da uygun olmadığının söylenmesinin ardından söyledikleri bu konunun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor: “Param yoktu, gidecek bir yerim yoktu, güvenecek kimsem de yoktu. Bu durum çok fazla stres altında hissetmeme sebep oldu ve akıl sağlığıma fazlasıyla zarar verdi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazanılan ve kazanmak için savaşı verilen hakların sadece belli topraklarda doğmuş insanlara tanınması ve ölüm tehlikesi ile yüzyüze kalmış olan insanlardan bürokratik bir takım sebeplerle alınması ne kadar anlaşılabilir? Bayatlamış politik oyunlar yine görünmez kılınan bedenler üzerinden oynanırken, ne kadar sessiz kalacağız/kalabileceğiz? Hükümetler sessiz kalmayı tercih ediyorsa, kazandığımız her hakkı herkesle paylaşmak için biz niçin mücadele etmiyoruz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Londra’da bu konuya sessiz kalamamış ve kalmayı reddetmiş LGBTQ+ göçmenlerin ve mültecilerin yoksulluk yaşamaması için mücadele eden Micro Rainbow International (MRI) isimli bir örgüt var ve örgüt yalnızca yoksulluk sorunuyla değil, LGBTQ+ göçmenler ve mülteciler arasında artışta olan yalnızlaşmaya ve evsizliğe karşı da mücadele veriyor. Birleşik Krallık’taki evsiz LGBTQ+ göçmen ve mültecilere ilk kez güvenli yerlerde konaklama imkanı sağlayan kuruluş, iş bulma, eğitim ve sosyalleşme imkanı da sağlamakta.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28298" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124.png" alt="" width="583" height="364" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124.png 583w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124-320x200.png 320w" sizes="auto, (max-width: 583px) 100vw, 583px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşik Krallık’ın yanı sıra sığınmacıların en çok tercih ettiği diğer bir ülke ise Amerika Birleşik Devletleri. Başkan Donald Trump’ın son zamanlarda mültecilere uyguladığı “sıfır tolerans politikası”nın yarattığı etkilerden kısaca söz etmek gerekirse, sınırda yasal olmayan yollardan ülkeye sığınmak isteyen göçmen ve mülteci ailelerin çocuklarından ayrılması şartını savunan bu politika doğrultusunda 5 Mayıs &#8211; 9 Haziran tarihleri arasında ABD göçmen ofisinin raporuna göre 2342 çocuk ailesinden “belirsiz” bir süreliğine alınmış durumda. Mayıs başında yaptığı konuşmalardan birinde Başkan Trump göçmen ve mültecilerden bahsederken açıkça “Bunlar hayvan” dediği göz önünde bulundurulursa, politikasında çocukların ailelerinden alınarak kafes benzeri yerlerde konaklatılmaya başlandığını öğrendiğimizde bu kararı veren zihniyeti hayal etmek çok da zor olmaz diye düşünüyorum. Ailelerinden alınan çocuklara birkaç dakika içerisinde ailelerini yeniden görecekleri söylenirken, aslında aylar boyunca bir daha hiç onların yüzlerini göremeyecekleri gerçeği saklanıyordu. Trump henüz geçtiğimiz günler içerisinde kararını geriye çevirdiğini beyan eden üst düzey bir emir vermiş olsa da, bu emir daha önce ailelerinden ayrılmış olan çocukları ailelerine geri döndürmeye maalesef ki yetmiyor. “Birbirlerinden ayrılan ailelerin görüntüsü hoşuna gitmediği için” böyle bir karar aldığını açıklayan Trump, kararını geri çekse de mültecilere “sıfır tolerans politikası”nın uygulanmaya devam edeceğini de belirtmiş. Katman katman artan mülteci ve göçmenlerin hem kendi ülkelerinde, hem de “sığındıkları” ülkelerde karşılaştıkları tüm bu problemler, daha geçen hafta ABD’nin en ünlü simgelerinden biri olan Empire State Building’in tam tepesinin gökkuşağı renklerine büründürülmesi ile LGBTQ+’nın insan hakları mücadelesine destek verdiği o fotoğrafı aklıma getiriyor. Kimler için, hangi çıkarlar güdülerek destek sunuluyordu? Destek anlayışının yalnızca bir showdan ibaret olmadığına inanmak keşke bu kadar kolay olabilseydi. Özellikle kadın ve LGBTQ+ haklarının show dünyasınca tüketilen ve bundan rant sağlanmaya çalışıldığı bir dünya içerisinde yaşarken insan haklarının can çekiştiği bu iki görüntüyü karşılaştırmadan zihnim rahat etmedi, bir de siz üzerinde düşünün:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28299" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1125.png" alt="" width="245" height="318" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28300" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1125_001.png" alt="" width="316" height="205" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 Haziran’ın göçmenler ve mülteciler için farkındalık yaratmak adına Dünya Göçmen Günü ilan edilmesi ile Haziran ayının aynı zamanda Pride ayı olarak dünyaca kutlanması ile bu kesişimsellik içerisinde LGBTQ+ göçmen ve mültecilerin diğer göçmenlerden farklı olarak kamplarda uğradıkları ayrımcılık aslında tam da yine kesişimsellik kavramı ile anlaşılabilir. Kendi toplumlarında karşılaştıkları ayrımcılık aslında kısaca kamp içerisine haliyle taşınıyor, fakat bir de üzerine “sığınılan” ülkenin engelleri ve aşağılayıcı süreçleri döngünün içerisine dahil oluyor. Genel olarak insan haklarının unutulduğu böyle bir politika gölgede bırakılarak, sadece kendi vatandaşları söz konusu olduğunda geçerli olan insan hakları için mücadeleye destek vermenin ikiyüzlü tarafı da burada zaten. Söylemi devam ettirerek insan haklarının belirli bir toplumun çıkarına indirgendiği bir düzlemde özgürleşmeden benim görüşümce söz edilemez. Trump’ın koltuğu devraldığından beri LGBTQ+’lara karşı anti-gey tutumu da göz ardı edilemez, fakat değinmek istediğim nokta eğer özgürleşme adına bir mücadele varsa dünya üzerindeki tüm varlıkların hakları göz önünde bulundurularak ilerleme kaydedilmesi gerekir, aksi halde eksik ve aslında hiçbir şeyi değiştirmeyen bir noktada saymaya devam edilir. Trump’ın hükümeti eleştirilirken gözden kaçırılmaması gereken nokta da bu aslında. Çünkü bana göre LGBTQ+ hakları insan haklarından ayrılamaz, farklı başlıklar altında farklı deneyimlerden kaynaklı ezilmişlikler konuşulabilir ve konuşulmalı; fakat bu ikisi bambaşka şeylermiş gibi davranılamaz. Kesişimsellik kavramının önemini vurgulamak istememin sebebi de aslında bu. LGBTQ+ göçmen ve mültecilerin diğer göçmen ve mültecilerden farklı olarak neler yaşadıklarının altının çizilmesi ve tüm bu sorunların doğdukları toprakların vatandaşları olarak hayatlarını sürdürme konusunda sorun yaşamayan LGBTQ+’ların mücadelesine eklenmesi, ancak yine bu noktada farklı ezilmişliklerin getirdiği deneyimlerin göz ardı edilmemesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim bunu destekleyen örneklerden bir tanesi de, hapse girmek için gey olmanın yeterli olduğu Etiyopya’da kamusal alanda kimliğini açık olarak ifade edebilen ilk geylerden biri olan Robel Hailu. “Ait olduğum ülkede gey olmak bir suç, bu yüzden de kendi ülkemden buraya kaçtım,” diyen Hailu, kendi ülkesinde daha önce ayrımcılık ve ölüm tehditleri ile karşılaşmış. Ülkesine geri dönme ihtimali bulunmayan, dönmek isterse de çok ciddi cezalarla karşılaşmak zorunda olan Hailu, tüm bu sebeplerden dolayı ABD’ye sığınmak için başvuruda bulunmuş. Fakat bilindiği üzere Trump hükümetinin “sıfır tolerans politikası” tehlikeli bir atmosfer yaratıyor. Hailu sözlerini “Etiyopya’ya dönmeye korkuyorum,” diye sürdürürken LGBTQ+’ları gerçekten kabul eden bir ülkede yaşamak istediğini dile getiriyor. Hükümet tarafından özellikle gizli tutulduğu için Etiyopyalı LGBTQ+’ların toplum içinde neler yaşadıklarını asla bilemeyeceğimizi aktaran Hailu, dışarda kendilerine yardım etmemiz ve onları dinlememiz için bize ihtiyacı olan kardeşlerimiz olduğunu söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözünü ettiğim tüm bu sorunlar ve birçok kaynak aracılığıyla haklarında kısıtlı bilgiye ulaşabildiğim, zaten ne kadar ulaşsam da asla yeterli olamayacak olan göçmen ve mültecilerin derinden hissettiği her sorun farklılıkları da göz önünde bulundurularak mücadelemiz içerisinde bir yere sahip olmalı. Nitekim dünyadaki belirli ülkelerde belirli vatandaşların edinebilmiş olduğu temel insan hakları her dünya vatandaşına erişinceye kadar mücadelenin son bulmayacağı dünyanın her yerinde söylenmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının en başında bahsettiğim mülteci kampı ise kendi gücünü kendi içerisinde yeşertmeyi başarmış, uluslararası arkadaşlarının da yardımlarıyla, dünyanın en büyük üçüncü mülteci kampı olan ve 185.000’den fazla insana sığınak sağlayan Kenya’daki Kakuma Mülteci Kampı’nda geçtiğimiz haftalarda kampın LGBTQ+ topluluğu olan Refugee Flag Kakuma bir Onur Yürüyüşü gerçekleştirdi. 600 kişi katılım gösterdi ve dünyada Pride’ı kutlayan ilk mülteci kampı oldu.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" title="LGBT Pride festival in Kenya&#039;s Kakuma refugee camp" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/9ksHHy3UsFo?start=10&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampta genellikle Uganda’da cinsel veya toplumsal cinsiyet kimliklerinden dolayı ömür boyu hapse mahkum edilen insanlar Kenya’daki bu kampa gelerek kendi toplumlarında gördükleri şiddet ve eziyetten kaçıyorlar. Kenya’da da aslında eşcinsel olmak yaşadışı kabul edilmekte; fakat kampta hayatını sürdürmekte olan birçok mülteci eşcinselliğin yasal olduğu bir üçüncü dünya ülkesinde yerleşme imkanı bulmayı umut ediyorlar. Ugandalı transgender mülteci Rluage Eibusone kampta olma deneyimini “Gerçekten çok mutluyum. Ailemleymişim gibi hissediyorum ve bunun için çok mutluyum,” sözleri ile ifade ediyor. Gerçekleştirilen yürüyüş boyunca atılan sloganlardan bir tanesi de “Homofobiyi bırakın!” idi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28302" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126.png" alt="" width="612" height="375" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126.png 612w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126-610x374.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126-320x196.png 320w" sizes="auto, (max-width: 612px) 100vw, 612px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat az önce sözünü ettiğim kesişimsellik burada da karşımıza çıkıyor, kendi ülkeleri içerisinde gördükleri ayrımcılığın kamp ortamına da haliyle sızması durumu ve buna karşı alınması gereken önlemlerin gerektiği zamanlarda alınmamış olmasından kaynaklı olarak gerçekleşen ayrımcılık Kakuma Kampı’nda da gerçekleşti. Düzenlenen Onur Yürüyüşü her ne kadar büyük bir başarı olarak görülse de, etkinliği düzenleyen Mbazina Moses’ın aktardığı üzere yürüyüşten hemen sonra iki LGBTQ+ birey oldukça şiddetli bir saldırıya uğradı. Bunun yanı sıra, kamptaki diğer mültecilerin yürüyüşe katılan LGBTQ+’lara yazdığı açık mektupta oldukça sert uyarılarda bulunuldu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28303" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127.png" alt="" width="390" height="490" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127.png 390w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127-320x402.png 320w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mektupta yazılanların çevirisi ise şu şekilde: “Bu, Kakuma’da yaşayan tüm erkek ve kadınlara bir uyarıdır. Şu ana kadar yapmakta olduğunuz şey artık sona erdi. Bir süredir sessizliğimizi koruyorduk. Çocuklarımızı ve dinimizi lekelediğiniz için kampı terk etmek zorundasınız. Eğer kampı terk etmezseniz, her birinizi teker teker öldüreceğiz ve bu konuda ciddiyiz. YETER ARTIK!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Refugee Flag Kakuma’nın yöneticisi Moses daha birkaç gün önce görünürlüklerini kutlayan mültecilerin şimdi korkuyla yaşadıklarını belirtti. Mektubun onlar için ardında herhangi bir gün her an karşılarına çıkabilecek şiddetin antipatik yüzünü, korkuyu ve çaresizliği barındıran bir kapının açılma tehdidiyle yüzleşmek anlamına geldiğini sözlerine ekleyen Moses, Facebook üzerinden en son paylaştığı gönderide polisin durumu kontrol altına aldığını ve güvende olduklarını söyledi. Fakat hala yürüyüşü gerçekleştirmek için kullandıkları paranın bir kısmını toparlayamadığını (12.000 Kenya Şilini &#8211; 120 Amerikan Doları) ve borçlu olduğunu belirterek yardım beklediğini de sözlerine ekledi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her türlü koşulda ve her yerde sürdürülen bir mücadelenin canlı kanıtı olarak Kakuma Kampı’ndaki Refugee Flag Kakuma’nın gerçekleştirdiği bu yürüyüş her birimiz için umutsuzluğu bir kenara bırakarak birlikteliğin gücü ile asla yılmamamız gerektiği konusunda sıkı bir ders veriyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128.png" alt="" width="616" height="440" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128.png 616w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128-610x436.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128-320x229.png 320w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /></p>
<p>Kaynaklar:<a href="https://www.gaystarnews.com/article/this-emotional-pride-in-london-video-is-coming-to-uk-national-tv/#gs.UblojK8" target="_blank" rel="noopener"> 1</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/lgbti-refugees-face-violence-discrimination-and-we-need-to-help-them/#gs.UblojK8" target="_blank" rel="noopener">2</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/death-threats-for-lgbti-refugees-who-threw-pride-parade-at-kenyan-camp/#gs.BwQfzqk" target="_blank" rel="noopener">3</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/gay-refugees-chechnya-still-scared-lives/#gs.BwQfzqk" target="_blank" rel="noopener">4</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/threat-trump-poses-lgbti-people-seeking-asylum/#gs.lmGzBV0" target="_blank" rel="noopener">5</a> <a href="https://www.facebook.com/RefugeeFlagKakuma/" target="_blank" rel="noopener">6</a> <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/06/18/pride-event-takes-place-inside-refugee-camp/" target="_blank" rel="noopener">7</a> <a href="https://www.bbc.com/news/world-us-canada-44552852" target="_blank" rel="noopener">8</a> <a href="https://www.advocate.com/world/2018/4/06/one-year-later-chechnyas-gay-purge-remains-uninvestigated" target="_blank" rel="noopener">9</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/">Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PRIDE: Dünyada Neler Oluyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/19/pride-dunyada-neler-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 19 Jun 2018 14:28:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=27937</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tüm dünyanın sahip olduğu renklerin hem bir protesto hem de bir özgürleşme alanı olarak parladığı Haziran ayı içerisinde, dünyanın birçok farklı şehrinde birbirinden özgün ve güçlü sesler kendilerini göstererek Onur Yürüyüşünün yasaklandığı her yerde umut kaynağı oldular.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/19/pride-dunyada-neler-oluyor/">PRIDE: Dünyada Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Pride, Türkçe meali ile Onur, nereden geliyordu, neden hem politik bir duruş, hem de herkesin rengarenk giyinip (kimilerine göre “çok aşırı abartılı”) kendilerini gösterdikleri bir festival havasında idi? Tüm renklerin özgürleşmesi ile yaratılan bu alandaki güçlü politik duruşun kökeni tam olarak nereye dayanıyordu, neden Haziran ayı idi? Türkiye’de de 2003’ten beri kutlanan Onur Haftası, neden hala insanların akıllarında bir soru işareti ve neden hala tarihi geçmişine dair bu derece az bilgiye sahibiz? İşte tam bu sorunun cevabının başladığı yerde Pride kelimesinin politik arkaplanı apaçık kendini gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok milli kod ile oluşturulmuş ikili cinsiyet sisteminin dışında kalan her bireyi marjinalleştiren bir dilin içerisinden konuşuyorken, hele ki hala kendi “normalleştirdiği” dili içerisinde bile oluşturduğu dikotomik çerçevelerin her birinde sistematik olarak ezilen bir topluluk varsa, bu sorunun cevabına toplum olarak uzaklığımız çok da şaşırtıcı değil. Herhangi bir önceleme yapmadan vurgulamalı ki, kendi sorunlu sisteminin bile yarattığı ikili hiyerarşiler içerisinde körleşmiş bir söylemi yine aynı söylem içerisinden dönüştürmeye çalışmak, Kafka’nın hikayelerinden fırlayan o basamakları gittikçe artan kurumlarda amaca ulaşmak için çabalamaya benziyor. Yüzyıllardır süregelen bu sistematik ötekileştirmeyi zaten bunu her an yeniden inşa eden söylemin dışından, onun tüm “normal”lerini yıkarak gerçekleştirmek en etkin çözüm olsa da, bu örgütlenmeyi tüm ötekileştirilen grupların tarihi süreçlerde gördükleri ezilmeyi de içerecek şekilde gerçekleştirmek kimi zaman ciddi sorunlara sebep olabiliyor; ki bu noktada da herkesin erişimine açılmış olan tarihin eril yanlılığını da kesinlikle es geçmemek gerekiyor. Zaten halihazırda bulunan bunca engelin yanı sıra, renklerimizin çeşitliliğinin her birimize getirdiği deneyimleri dinleyecek kulakları yitirdiğimizde, yine var olan marjinalleştirici söylemin dışına çıkamamış ve özgürleşme alanından bir adım daha uzaklaşmış oluruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarihin ders kitaplarına giren kısımlarını devre dışında bıraktığımızda ve oluşturulmak istenen kodlardan sıyrıldığımızda karşılaşacağımız diğer bir tarihin bir kısmına burada yer vermek, az evvelki soruların cevapları için küçük bir altyapı oluşturacaktır. Elbette ki birkaç cümle ile özetlenemeyecek, her an her koşulda değişime her anlamda açık olan bir tarihten söz ettiğimiz için anlamayı hayatın hiçbir aşamasında asla bırakmamak oldukça önemli. Nitekim bir koddan kaçarken bir yenisini yaratarak başkası olarak gördüklerimize dayatmak, içinde sürekli olarak ötekilerini yaratıp hiyerarşik olarak onları çürütebileceği bir konuma yerleştiren güncel söylemden farklı olmaz. Dolayısıyla da hep bir ezen ve ezilen ilişkisi süregider.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">27 Haziran 1969’da, “toplumun en marjinalleri” olarak görülen bireylerin mekanı olarak kabul ediken ve New York’un çevre semtlerinden Greenwich Village’da yer alan Stonewall Inn isimli bara yapılan polis baskını sırasında polis şiddetine ilk kez bir karşılık verilmesi ile bir hafta boyunca ayaklanma sürmüş ve ilk kez karşı politik bir söylem oluşturulmuş. Daha sonrasında hem hala sürdürülen bir politik duruşun temellerini atmış, hem de toplumun dayattığı kalıpların içinde kalmayı reddererek olabildiğince kendi özgün ve özgür renklerine bürünme alanı yaratmış bir olay Stonewall ayaklanması. Çok kısa bir zaman öncesine kadar ülkelerin çoğunda hapis cezası ile cezalandırılmasının yanı sıra, yine çok kısa bir zaman öncesine kadar da “psikolojik bir rahatsızlık” olarak görülen normalleştirilmiş erkek ve kadın kimliklerinin dışında kalan herkes şu an hala dünyanın bazı bölgelerinde marjinalleştiriliyor. Fakat 1969 ayaklanmasından sonra aslında psikolojik bir rahatsızlık olarak görülen her şeyin politik mücadele ve örgütlenme ile çözülebileceği kanıtlanmış olmakla birlikte, toplumun tüm ötekileştirilen azınlık gruplarını da kapsayan bir politik duruş yaratılmıştır. Hem ataerkil baskıyı paylaşan, hem de üremeye dayalı erotik dikotomiyi reddeden tüm grupların örgütlenmesine olanak sağlayan bu alanda, doğru-yanlış beden sorgulanmış ve bizleri engelli kılan toplumun bedenlerimizin ötesinde söylemler olduğunun farkındalığı sürecinin temelleri atılmıştır. 2002’de hayatını kaybeden Stonewall’daki ayaklanmanın lideri Sylvia Rivera’yı da anmadan geçmemeliyiz, ayaklanmanın hemen ardından Gay Liberation Front ve Gay Activist Alliance gibi gey haklarını savunan örgütlerinin kurucu üyeleri arasında yer almış ve dünyanın daha özgür bir yer olması için ciddi katkılar sunmuştur. </span></p>
<figure id="attachment_27938" aria-describedby="caption-attachment-27938" style="width: 640px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-27938" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/3360f307f2b532e85699e0afbf9d2641-640x646.jpg" alt="" width="640" height="646" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/3360f307f2b532e85699e0afbf9d2641-640x646.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/3360f307f2b532e85699e0afbf9d2641-610x616.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/3360f307f2b532e85699e0afbf9d2641-320x323.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/3360f307f2b532e85699e0afbf9d2641.jpg 736w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-27938" class="wp-caption-text">Silvia Rivera</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Stonewall ayaklanmasından bir yıl sonra ilk kez 27 Haziran 1970’de New York’ta gerçekleştirilen yürüyüşü, 28 Haziran 1970’de Los Angeles ve San Francisco takip etmiş, Onur Yürüyüşü 1972’de Londra ve Toronto’nun da katılmasıyla yavaş yavaş tüm dünyaya yayılmaya başlayan güçlü bir sese dönüşmüştür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Peki neden gökkuşağı bayrağı? İlk kez 1978’de Gilbert Baker tarafından yaratılan bayrak, barındırdığı renklerin renk terapisindeki anlamları düşünülerek bir araya getirilmiş. Öyle ki bayrak ilk başta sekiz renkli olarak tasarlanmış olsa da daha sonra sembolün LGBTQ+ gruplar arasında benimsenmesi ile birlikte seri üretim ihtiyacı duyulmuş ve standart üreticilerin paletlerinde bulunmayan iki renk çıkarılmak durumunda kalınmıştır. Pembenin seksi, kırmızının hayatı, turuncunun iyileşmeyi, sarının günışığını, yeşilin doğayı, turkuazın büyüyü, mavinin sükuneti, morun ruhu temsil ettiği toplam sekiz renkten, bugünkü gökkuşağı bayrağının sembolik renklerini oluşturan altı renk kalmış, pembe ve turkuaz da belki ilerleyen zamanlarda paletlere eklenir. Ki bayrağın kendisinin de politik bir duruşu var, İkinci Dünya Savaşı sırasında gey kimliğini açıkça yaşayan veya “gey olduğu düşünülen” insanları damgalamak için kullanılan pembe üçgene bir tepki olarak yaratılmış. Çünkü gökkuşağı bayrağı kendi içerisinde çeşitliliği, güzelliği ve doğayı barındırıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27939" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1705.png" alt="" width="617" height="404" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1705.png 617w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1705-610x399.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1705-320x210.png 320w" sizes="auto, (max-width: 617px) 100vw, 617px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">(Berlin’de Tiergarten’da bulunan İkinci Dünya Savaşı sırasında öldürülen homoseksüeller anısına adanmış anıttan bir görüntü)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 yılında, Stonewall ayaklanmasından 49 yıl sonra dünya Pride’ı nasıl kutluyor? Hala devam etmekte olan kutlamalara Haziran ayı başında başlandı ve  birçok şehir rengarenk görüntülere ev sahipliği yaparken, dünya giderek güçlenmekte olan bir birlikteliğe şahitlik etmekte.</span></p>
<p><b>Varşova &#8211; Polonya</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Varşova, Pride’ı 2001 yılından beri, yani 18 yıldır kutluyor. 2018 yılında ise kutlamayı hazırlayan komitenin raporuna göre 45.000 kişi katılım göstermiş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kutlamalar, içlerinde Brezilya, Montenegra, Avustralya, Bosna Hersek gibi ülkelerin de bulunduğu birçok ülkenin imzaladığı Polonya’daki İrlanda elçisinin okuduğu açık mektup ile başladı. Açık mektupta Polonya’daki ve dünyadaki LGBTQ+ komitelerine desteklerini ileten diplomatların sözlerine yer verilmişti. Bunun yanı sıra da kimi organizasyonlar, siyasi partiler ve iş dünyasından kuruluşlar da desteklerini gösterdiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Polonya hükümetinin evlilik eşitliğini sürekli reddedişi ve LGBTQ+ bireyler için yasal güvencelerin henüz sağlanmamış olması, ayrımcılığın ve özellikle ksenofobinin (yabancı düşmanlığı) artışta olması sebebiyle, LGBTQ+ hakları göz önünde bulundurulduğunda, Polonya Avrupa skalasında en son sıralarda yer almakta. Fakat bu durum ülkenin en “marjinal” vatandaşlarını yıldırmamış olsa gerek ki geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Pride sırasında Varşova’nın göbeğindeki gökkuşağı tüm dünyanın dikkatini üzerine toplamayı başardı. Su ve ışıktan yapılmış olan gökkuşağı, kullanılan malzemeler göz önünde bulundurulduğunda “zarar verilemez ve yıkılamaz” olması sebebiyle oldukça sembolik. Varşova’daki LGBTQ+ komitesinin gücünü temsil eden bu gökkuşağı da aslında 2012 yılında yine Varşova’nın merkezindeki meydanlardan bir tanesinde bulunan ve çiçeklerden yapılmış ve 2013’te politikacıların “mide bulandırıcı bir şey” olarak tanımladığı “Katoliklere hakaret eden bir provakasyon aracı” olarak görülen diğer bir sembolik gökkuşağına gönderme niteliğinde. Komite de, 2018’de bu yorumlara olan cevaplarını gücünü doğadan alan ve yıkılması mümkün olmayan gökkuşağı ile gösterdi.</span></p>
<figure id="attachment_27940" aria-describedby="caption-attachment-27940" style="width: 610px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27940" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1707.png" alt="" width="610" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1707.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1707-320x156.png 320w" sizes="auto, (max-width: 610px) 100vw, 610px" /><figcaption id="caption-attachment-27940" class="wp-caption-text">Varşova’nın ana meydanlarından birinde bulunan ışık ve sudan yapılmış sembolik gökkuşağı</figcaption></figure>
<p><b>Roma &#8211; İtalya</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu sene Roma’daki kutlamalara 500.000 üstünde kişi katılım gösterdi ve bir akşam üzeri İtalya’nın tarihi başkentinde gerçekleşen kutlamada 2018’in teması “Gökkuşağı Ekibi &#8211; Özgürleşme Sürüyor” idi. Roma Pride, yeni kurulan İtalya hükümetini evlilik eşitliğini tanımaya, trangender bireylere karşı şiddetin sonlandırılmasına ve faşizme karşı bir tepki oluşturmaya çağırdı. </span></p>
<figure id="attachment_27941" aria-describedby="caption-attachment-27941" style="width: 474px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27941" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1709.png" alt="" width="474" height="497" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1709.png 474w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1709-320x336.png 320w" sizes="auto, (max-width: 474px) 100vw, 474px" /><figcaption id="caption-attachment-27941" class="wp-caption-text">Roma Pride’dan bir sanatçı</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İtalya’nın gey ilişkileri yasallaştırmasının tarihi 1887’lere kadar uzansa da ve 2003’ten beri lezbiyen, gey ve biseksüeller için işyerlerinde koruma sunulsa da, İtalya bünyesinde birçok muhafazakar hükümet üyesi bulunduran oldukça Katolik bir ülke. Yakın zamanda İtalya Aile Bakanlığı’ndaki görevine başlayan Lorenzo Fontana’nın söylediğine göre Katolik İtalya’da hiç gey aile yokmuş. Gayet tabii buna tepkiler gecikmedi ve İtalya vatandaşı LGBTQ+ Instagram kullanıcıları #WeExist (Varız) hashtag’i ile ailelerinin fotoğraflarını paylaştılar. </span></p>
<figure id="attachment_27942" aria-describedby="caption-attachment-27942" style="width: 613px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27942" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1710.png" alt="" width="613" height="310" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1710.png 613w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1710-610x308.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1710-320x162.png 320w" sizes="auto, (max-width: 613px) 100vw, 613px" /><figcaption id="caption-attachment-27942" class="wp-caption-text">Roma Pride 2018</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">2017’de Rainbow Europe’un değerlendirmesine göre, LGBTQ+ hakları göz önünde bulundurulduğunda, İtalya 49 Avrupa ülkesi içerisinde 32’nci olmuş. Bunun en temel sebepleri arasında, İtalya’nın ayrımcılık karşıtı söylemi ülke içinde yaygınlaştıramamasının yanı sıra LGBTQ+ bireyler için herhangi bir yasal koruma sunmaması ve evlilik eşitliğini reddetmesi bulunmakta. Ayrıca nefret söylemi ve nefret suçları için herhangi bir yasaya da sahip değil. Tüm bunlara ek olarak Roma’nın Pride komitesi, İtalya’nın 4 Mart’ta gerçekleşen genel seçimlerin ardından cumhuriyet tarihlerinin nefret, şiddet ve toleranssızlığın en çok yükselişte olduğu bir ülkeye dönüşme yolunda olduğunu kaydetti. İkinci Dünya Savaşı sonrasında faşizmin kesinkes reddine rağmen, uzun yıllardır ilk kez bu kadar kötü seçim kampanyalarının gerçekleştirildiğini vurgulayan komite, ülkedeki zaten gergin olan iplerin bu vesile ile daha da gerildiğini ve bu yüzden de ırkçı, milliyetçi ve faşist söylemlerin gitgide daha da kuvvetlendiğini ekledi. Ülkedeki atmosferi göz önünde bulundurarak Roma’nın Pride komitesi tamamen bu yıla özel politik bir manifesto yayınladı. Yayınlanan manifesto içerisindeki başlıklara kısaca değinmek gerekirse, özellikle şu konularda farkındalık yaratarak çağrıda bulunuluyor: Toplumsal cinsiyet akışkanlığının, uyuşmazlığının ve kesişimsellik kökenli baskıların tanınması, üreme haklarının yeniden ele alınarak onarılması, interseks çocuklar üzerinde sorgusuz sualsiz gerçekleştirilen “normalleştirme” ameliyatlarına son verilmesi, trans* bireylerin sağlık güvencesine erişiminin sağlanması, daha fazla cinsel sağlık eğitiminin verilmesi, gey çiftlerin evlilik ve çocuk sahibi olma hakları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlara ek olarak, gerçekleştirilen afterparty’de birçok ünlü DJ sahne aldı ve İtalya’nın en ünlü drag kraliçesi Karma B muhteşem bir performans sergiledi.</span></p>
<figure id="attachment_27943" aria-describedby="caption-attachment-27943" style="width: 349px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27943" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1711.png" alt="" width="349" height="252" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1711.png 349w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1711-320x231.png 320w" sizes="auto, (max-width: 349px) 100vw, 349px" /><figcaption id="caption-attachment-27943" class="wp-caption-text">Karma B, Roma Pride’da</figcaption></figure>
<p><b>Seydisfjördur &#8211; İzlanda</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seyðisfjörður, İzlanda’nın tablo gibi kasabalarından yalnızca birisi ve 700 kişilik nüfusuyla dikkat çekiyor. Fakat kasaba geçtiğimiz haftalarda herkesin içini ısıtan bir görüntüye ev sahipliği yaptı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kasabanın merkezindeki ana sokaklardan birinin sokak taşları gökkuşağı renklerine boyanarak rengarenk bir patika oluşturuldu. Yapımında kasaba sakinleri ve yerel işyeri sahipleri hep beraber çalıştılar. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27944" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1712.png" alt="" width="385" height="247" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1712.png 385w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1712-320x205.png 320w" sizes="auto, (max-width: 385px) 100vw, 385px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1999’dan beri her yıl olduğu gibi bu yıl da İzlanda’nın başkenti olan Reykjavík’te 12 Ağustos’ta gerçekleştirilecek olan ve yaklaşık 100.000 kişinin katılımı beklenen Onur Yürüyüşü, İzlanda’nın en büyük etkinliklerinden bir tanesi. Tam da bu sebepten dolayı yerel LGBTQ+ komitesi tarafından “dünyadaki en büyük küçük” Onur Yürüyüşü olarak isimlendiriliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Reykjavík’te aynı zamanda Pride’a özgü bir gelenek de var, her sene kentin tarihi simgeleri gökkuşağı renklerine boyanıyor. Fakat yine de Reykjavík’ten 255 km uzaklıkta bulunan küçük kasaba Seydisfjördur’da herkesin birleşip el ele vererek yarattığı bu ince düşüncenin yanından geçemez.</span></p>
<figure id="attachment_27945" aria-describedby="caption-attachment-27945" style="width: 620px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27945" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1715.png" alt="" width="620" height="456" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1715.png 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1715-610x449.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1715-320x235.png 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /><figcaption id="caption-attachment-27945" class="wp-caption-text">2017 Reykjavík Pride’da boyanan şehrin tarihi simgelerinden birisi</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Seydisfjördur’un kendine ait ilk Onur Yürüyüşü 2014’te gerçekleştirilmiş, kasaba sakinlerinden biri olan Snorri Emilsson başkentte gerçekleştirilen yürüyüşe katılamayınca kendi resmi olmayan yürüyüşünü, kendi kasabasında arkadaş çevresinden altı kişinin daha ona eşlik etmesi ile gerçekleştirme kararı almış ve etkinlikten sonra da Facebook sayfasında kutlamalarının fotoğraflarını yine kendi arkadaş çevresi ile paylaşmış. Fotoğrafları gören arkadaşlarının ilk tepkisi ise kutlamalar sırasında neden onlara da haber verilmediği yönünde olmuş. Bu sevimli olaydan sonraki senede de, Emilsson bu kez kasabadaki herkese açık bir etkinlik gerçekleştirileceğini duyurmuş ve Seydisfjördur’daki kuir yürüyüş böylece doğmuş. Bu yıl başkentteki yürüyüşle aynı tarihte, 12 Ağustos’ta, gerçekleştirilecek olan yürüyüşe yüzlerce kişinin katılması bekleniyor. Yürüyüş de tabii ki kasabanın merkezine yapılan gökkuşağı patikasında gerçekleştirilecek.</span></p>
<p><b>Antartika</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antartika bu sene ilk kez Onur Yürüyüşüne ev sahipliği yapacak. Güney kutuplarından yaklaşık 850 km uzaklıkta bulunan, Birleşik Devletler’e ait McMurdo Araştırma İstasyonu’nda görev yapan 10 LGBTQ+ birey çalıştıkları istasyonun hemen dışında fotoğraflar çekerek kutlamalar için ilk adımları attı.</span></p>
<figure id="attachment_27946" aria-describedby="caption-attachment-27946" style="width: 616px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-27946" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1716.png" alt="" width="616" height="406" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1716.png 616w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1716-610x402.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1716-320x211.png 320w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /><figcaption id="caption-attachment-27946" class="wp-caption-text">2018 Antartika Pride kutlamaları</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Onur ayı olan Haziran’da kendi Onur Haftalarını kendi yaşam alanlarında da anmak isteyen Shawn Waldron ve Evan Townsend kendi etkinliklerini düzenleme fikrini ortaya atar atmaz, hazırlıklara hemen Nisan ayında başlamak zorunda kaldılar. Çünkü doğal döngü sebebiyle yakında Antartika tamamen karanlığa bürünecekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fikrin yaratıcılarından biri olan Waldron, dünyanın geri kalanına kuir temsillerin dünyanın sonunda bile var olduğunu göstermenin çok önemli olduğunu düşünerek gökkuşağı bayrağı ile fotoğraflarını çekmeye başlamış.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kış sezonunda McMurdo’da yalnızca 133 kişi, yaz sezonunda ise 900 kişi çalışmalarını sürdürmekte. Az sayıdaki popülasyonuna rağmen, burası aslında çok güçlü bir LGBTQ+ topluluğuna sahip. Zamanlarının çoğunu çalışarak geçirseler de, topluluk aynı zamanda birçok etkinliğe de zaman ayırabiliyor. İstasyonda insanların katılım sağladığı az sayıda LGBTQ+ etkinlikleri olduğunu söyleyen Townsend, bu durumun sebepleri arasında zaten istasyonda çalışan çok az kişi olması ve popülasyonun azlığından dolayı da kimin aralarında olmak isteyip istemediğini anlamanın kolay olması olarak görüyor. Kuir bireyleri bu kadar uzak bir noktadan temsil edebilmenin oldukça önemli olduğunu vurgulayan Townsend, bu temsilin eğer ki ona çocukken sunulmuş olsaydı hayatındaki birçok noktada ona yardımcı olabileceğini kaydediyor. Çocukken örnek alabileceği ve ona yola gösterebilecek kimsenin hayatında olmaması sebebiyle, seyahat etme düşüncesinin bile onun için çok bir uzak kavram olduğunu belirtiyor. Seyahat eden ve kuirlikleri ile gurur duyan kuir insanların seyahatleri boyunca kazanacakları deneyimlerin önüne geçebilecek kimsenin olmadığını kendi hayatıyla kanıtlayan Townsend, çektiği fotoğraflarla bugün birçok kuir çocuğa kuirlikleri ile gurur duymaları için örnek olarak güç veriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Antartika’nın hiçbir ülkeye ait değil ve uluslararası bir bölge olarak kabul ediliyor. Hiçbir otoritenin Antartika üzerinde söz söyleme hakkı da bulunmuyor. Dolayısıyla da ilk LGBTQ+ dostu kıta olduğu söylenirse de karşı çıkabilecek kimse yok. Sınırsızlık ne güzel.</span></p>
<p><b>York &#8211; Birleşik Krallık</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">York’ta da bu sene birlikteliğin simgelendiği oldukça renkli görüntüler, dünyada Onur Haftasının yasaklandığı ve polis kuvvetinin her geçen gün vatandaşları üzerinde daha büyük bir baskı oluşturduğu şehirlerde LGBTQ+ sakinlerinin yüreklerine merhem oluyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27947" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1717.png" alt="" width="621" height="411" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1717.png 621w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1717-610x404.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1717-320x212.png 320w" sizes="auto, (max-width: 621px) 100vw, 621px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">York Pride’ın canlılığını yansıtan bir video:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">https://www.facebook.com/adamwatsonmedia/videos/vb.575733102811424/586902005027867/?type=2&amp;theater</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, José Esteban Muñoz’un Ütopyayı Çark Etmek kitabına küçük bir gönderme yapacak olursak da kuir hep gelecektedir ve başarılabilmiş değildir; dolayısıyla özgürleşmeden sadece dünyanın bazı bölgelerinde bahsedilebildiği bir zamanda yaşarken ve kazanılan birçok hakkın da neoliberalizmin malzemesi olarak yine söylem içerisinde eritilmeye çalışıldığı şu günlerde katedilecek yollarda hep birlikte her an daha da güçlü durmak oldukça önemli.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-27948" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1718.png" alt="" width="615" height="408" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1718.png 615w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1718-610x405.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-19_1718-320x212.png 320w" sizes="auto, (max-width: 615px) 100vw, 615px" /></p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.lgbtqnation.com/2018/06/little-town-iceland-celebrating-pride-adorable-way/" target="_blank" rel="noopener">1</a> <a href="http://yorkpride.org.uk/york-pride-2018/" target="_blank" rel="noopener">2</a> <a href="https://hornet.com/stories/2018-rome-pride/" target="_blank" rel="noopener">3</a> <a href="http://www.thenews.pl/1/9/Artykul/367601,Thousands-march-in-Warsaw-gay-pride-parade" target="_blank" rel="noopener">4</a> <a href="https://www.indy100.com/article/poland-equality-parade-indestructible-rainbow-lgbt-pride-8392281" target="_blank" rel="noopener">5</a> <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/05/28/antarctica-is-about-to-have-its-first-ever-pride/" target="_blank" rel="noopener">6</a> <a href="https://www.theguardian.com/world/datablog/2016/jun/25/how-pride-marches-spread-around-the-world-lgbt" target="_blank" rel="noopener">7</a> <a href="http://www.cbc.ca/radio/q/schedule-for-friday-june-26-2015-1.3128742/pride-flag-creator-gilbert-baker-on-the-rainbow-s-real-meaning-1.3128763" target="_blank" rel="noopener">8 </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/19/pride-dunyada-neler-oluyor/">PRIDE: Dünyada Neler Oluyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Antalya Onur Haftası Programı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/22/antalya-onur-haftasi-programi-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 22 Jun 2017 13:53:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[BİZ Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl Ocak ayında bir araya gelen ve yola çıkan BİZ Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Topluluğu, Antalya&#8217;nın ilk Onur Haftası programını organize ediyor. 29 Haziran &#8211; 1 Temmuz tarihlerinde panellerden atölyelere, ayrımsız sofralardan film gösterimlerine çeşitli etkinlikler Antalyalı LGBTİ+&#8217;ları bekliyor. 29 Haziran &#8211; 1 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek programın tam hali şu şekilde: [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/22/antalya-onur-haftasi-programi-yayinlandi/">Antalya Onur Haftası Programı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl Ocak ayında bir araya gelen ve yola çıkan BİZ Cinsel Yönelim ve Cinsiyet Kimliği Araştırmaları Topluluğu, Antalya&#8217;nın ilk Onur Haftası programını organize ediyor. 29 Haziran &#8211; 1 Temmuz tarihlerinde panellerden atölyelere, ayrımsız sofralardan film gösterimlerine çeşitli etkinlikler Antalyalı LGBTİ+&#8217;ları bekliyor.</p>
<p>29 Haziran &#8211; 1 Temmuz tarihleri arasında düzenlenecek programın tam hali şu şekilde:</p>
<p><span id="more-16105"></span></p>
<p><strong> </strong><strong>29 Haziran Perşembe</strong></p>
<p><em>Panel: Onur Haftasına Giriş</em></p>
<p>Saat: 17.30</p>
<p>Konuşmacı: Umut Güner, Kaos GL</p>
<p>Yer: Antalya Barosu Başkanlığı<br />
Meltem Mahallesi, 3822. Sokak, Barohan Sokak, Kat: 2<br />
<strong>30 Haziran Cuma</strong></p>
<p><em>Panel: Söyleyeceklerimiz Var</em></p>
<p>Saat: 14.00- 15.30</p>
<p>Feminizm ve Toplumsal Cinsiyet &#8211; Gurbet Kabadayı, Antalya Kadın Dayanışma</p>
<p>Kadınlara ve LGBTİ&#8217;lere Yönelik Şiddet &#8211; Seda Kocabıyık, BİZ Topluluğu</p>
<p>Ayrımcılık, Nefret Söylemi ve Nefret Suçu &#8211; Dicle Çakmak, İnsan Haklan Ortak Platformu</p>
<p><em>Atölye: Bir Tatlı Huzur Almaya Geldim</em><strong>  </strong></p>
<p>Saat: 16.30 &#8211; 18:30</p>
<p>Kolaylaştırıcı: Melahat Deniz,</p>
<p>Katılım kontenjanla anla sınırlıdır.* Lütfen BİZ ile <strong><a href="https://www.facebook.com/biz.aantalya/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a></strong> iletişime geçiniz.</p>
<p><em>Film Gösterimi: Pride</em></p>
<p>Saat: 19.00</p>
<p>Yer: Antalya Barosu Başkanlığı<br />
Meltem Mahallesi, 3822. Sokak, Barohan Sokak, Kat: 2</p>
<p><strong>1 Temmuz Cumartesi</strong></p>
<p><em>Ayrımsız Sofra</em></p>
<p>Saat: 11.00</p>
<p>Yer: Cam Piramit</p>
<p><em>Atölye Çalışması: Özgür Çanta</em></p>
<p>Saat: 13.00</p>
<p>Yer: Cam Piramit</p>
<p><em>Film Gösterimi: Annem Hakkında Her Şey</em></p>
<p><strong>Saat:</strong> 19.00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Antalya Halkevleri</p>
<p>Kışla Mah. 26 Sok. Yağcıoğlu İşhanı No:4/9</p>
<p>Ayrıntılı bilgi için <strong><a href="https://www.facebook.com/biz.aantalya/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">BİZ&#8217;in Facebook sayfası</a></strong>nı ziyaret edebilirsiniz.</p>
<p><em> </em><a href="http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=24056" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KAYNAK</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/22/antalya-onur-haftasi-programi-yayinlandi/">Antalya Onur Haftası Programı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın Programı Açıklandı: Aramızda Ne Var?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/19/25-istanbul-lgbti-onur-haftasinin-programi-aciklandi-aramizda-ne-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 19 Jun 2017 08:51:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Aramızda ne var?]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15954</guid>

					<description><![CDATA[<p>19-25 Haziran’da düzenlenecek olan 25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası programı açıklandı. 19 Haziran’da başlayacak olan Onur Haftası, 25 Haziran’da düzenlenecek Onur Yürüyüşü ile son buluyor. 19-25 Haziran tarihleri arasında Taksim ve çevresindeki çeşitli mekânlarda düzenlenecek LGBTİ+ Onur Haftası tam programı yayınlandı. İlk yıllarında yasaklamalarla, engellerle karşılaşan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası 25. yaşına erişirken artık on [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/19/25-istanbul-lgbti-onur-haftasinin-programi-aciklandi-aramizda-ne-var/">25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın Programı Açıklandı: Aramızda Ne Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>19-25 Haziran’da düzenlenecek olan 25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası programı açıklandı. 19 Haziran’da başlayacak olan Onur Haftası, 25 Haziran’da düzenlenecek Onur Yürüyüşü ile son buluyor.</strong><span id="more-40467"></span></p>
<p>19-25 Haziran tarihleri arasında Taksim ve çevresindeki çeşitli mekânlarda düzenlenecek LGBTİ+ Onur Haftası tam programı yayınlandı.</p>
<p>İlk yıllarında yasaklamalarla, engellerle karşılaşan İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası 25. yaşına erişirken artık on binleri bir araya getiriyor, bu sefer ‘Aramızda ne var?’ diye soruyor.</p>
<p><span id="more-15954"></span></p>
<p>Gönüllüler tarafından düzenlenen ve tüm katılımcıların dayanışmasıyla gerçekleşen Onur Haftası’nda, ‘Aramızda ne var’ sorusunun çevresinde hafta boyunca panel, forum, atölye, tiyatro gösterisi gibi pek çok ücretsiz etkinlik düzenleniyor.</p>
<p>İstanbul Onur Haftası 25 Haziran’da düzenlenecek Onur Yürüyüşü ile son buluyor.</p>
<p>Etkinliklerin tam listesi için <a href="http://tr.prideistanbul.org/etkinlikler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.  Onur Haftası çağrı metnine ise <a href="http://www.kaosgl.com/sayfa.php?id=24013" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://gazetekarinca.com/2017/06/25-istanbul-lgbti-onur-haftasinin-programi-aciklandi-aramizda-ne-var/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/19/25-istanbul-lgbti-onur-haftasinin-programi-aciklandi-aramizda-ne-var/">25. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası’nın Programı Açıklandı: Aramızda Ne Var?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
