<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>orhan şener arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/orhan-sener/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/orhan-sener/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 22 Aug 2020 06:49:15 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>orhan şener arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/orhan-sener/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’deki Üniversitelerin Başarısı Neden Düşüyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/21/turkiyedeki-universitelerin-basarisi-neden-dusuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Aug 2020 06:33:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Köroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[orhan şener]]></category>
		<category><![CDATA[Şanghay Klasmanı]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57105</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın en iyi üniversitelerini sıralayan Şanghay Klasmanı açıklandı.Türkiye’deki üniversitelerin sıralamalarda nasıl yükselebileceği konusunda değerlendirmede bulunan TGS Akademi Koordinatörü ve akademisyen Orhan Şener sistemin evrensel standartlara göre baştan aşağı düzenlenmesinin önemini vurgularken, Boğaziçi Üniversitesi’nden Erol Köroğlu üniversitenin hayatın üretildiği yer olması gerektiğine değindi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/21/turkiyedeki-universitelerin-basarisi-neden-dusuyor/">Türkiye’deki Üniversitelerin Başarısı Neden Düşüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Üniversitelerin aldığı Nobel Ödülü gibi uluslararası başarılarını ve önerilen akademik makale sayılarını inceleyerek  bu kriteler çerçevesinde dünyanın en iyi 2000 üniversitesini sıralayan Şanghay Klasmanı açıklandı.Türkiye’den ilk 100’e hiçbir üniversite giremezken ilk 500’de yer alan tek üniversite İstanbul Üniversitesi oldu. Akademik işbirliklerin belirlenmesinde ve göçmen kabullerinde bile üniversite sıralamaları birer kriter olarak kullanılırken, Türkiye’deki  üniversitelerin  sıralamalarda neden düştüğüne dair ve yükselebilmesi için hangi adımların atılması gerektiği konusunda uzmanlarla değerlendirdik.</p>
<p><strong>“Sistemin Evrensel Standartlara Göre Baştan Düzenlenmesi Gerekir”</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-57106" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/orhan-şener-640x454.jpg" alt="üniversite eğitimi" width="360" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/orhan-şener-640x454.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/orhan-şener.jpg 800w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" />TGS Akademi koordinatörü ve akademisyen Orhan Şener 20 yılda yüzlerce yeni üniversite açıldığını belirterek, “Bunların ekseriyeti de vakıf (özel) üniversiteler ve bu yeni üniversitelerin bir çoğunun eğitim kalitesi bakımından dünya standartlarının oldukça altında olduğunu görüyoruz.Her ne kadar Anadolu&#8217;da açılan üniversitelerin o illerin sosyal ve kültürel iklimine öyle ya da böyle bir pozitif etkisi olsa da, toplamda kalitenin düşmesine sebep olan bir yanı olduğu da söylenebilir” diye konuştu. Uluslararası listelerde ülke ortalamasından ziyade, yüksek kalibre okulların başarıları ölçüldüğünden, Türkiye’nin sadece bir ortalama değil, yüksek kalibre okul sorunu olduğunu da ifade eden Şener, “Öğrenci başına düşen hoca sayısından, yılda yayınlanan uluslararası makale sayısına, kütüphanesindeki kitap sayısından, araştırmalara ayrılan bütçe miktarına kadar birçok nicel değerlendirmede geride kalıyoruz. İşin bu tarafı biraz imkan meselesi. Ancak nitelik bakımından da bilimsel, seküler, dünyalı eğitime yeterli önemin verilmeyişinden, liseden gelen öğrencilerin yeterli temele sahip olmamaları gibi pek çok yapısal sorun da bu sonuçlara sebep oluyor” dedi ve sözlerine ekledi: “Özetle, ekonomik başta olmak üzere birçok alanda dünya ortalamasının altında kalan Türkiye, doğal olarak yüksek eğitimde de maalesef dünyanın önde gelen ülkelerinden olamıyor. Bunun değişebilmesi için belli bir zihniyetin değişmesi ve sistemin evrensel standartlara göre baştan düzenlenmesi gerekiyor.”</p>
<p><strong> </strong><strong>“Üniversite Hayatın Üretildiği Ve Anlamlandırıldığı Yer Olmalı”</strong></p>
<p>Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyesi Erol Köroğlu bu listelerde yer bulma ve üst sıralara yükselmenin yolunun  &#8220;yüksek öğretim sektörü&#8221;ne yatırım yapılmasından geçtiğini ifade ederek, “ Türkiye&#8217;nin böyle bir yatırımı yapması zor olduğu için, bazı üniversitelerimiz bazen bu listelere girer, bazen de listeden düşer. Eğilim listelerde altlara gitmek yönünde olacaktır diye düşünüyorum. Örneğin Şangay Klasmanı tıp ve mühendislik alanlarına öncelik veriyor. Türkiye&#8217;de bir üniversitenin Nobel ödüllü bir araştırmacıyı herhangi bir üniversitesine dahil etme, gereken maaş ve araştırma imkânlarını yaratması mümkün olabilir mi? Bu bir yana, kör topal yükseköğretim yapısı son derece niteliksiz bir YÖK&#8217;e tamamıyla ram edilmiş bir yükseköğretimden bahsediyoruz “ dedi.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-57107" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Erol-Köroğlu-640x427.jpg" alt="Şanghay Klasmanı açıklandı.Türkiye’den ilk 100’e hiçbir üniversite giremezken" width="380" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Erol-Köroğlu-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/Erol-Köroğlu.jpg 840w" sizes="(max-width: 380px) 100vw, 380px" />Üniversitelerin hiçbir kararı kendi öz yönetimleri üzerinden veremediğine, kendine ait bir kaynak yaratamadığına aynı zamanda devletin tepesi tarafından atanan ve hiçbir şekilde seçilmeyen rektörlerce yönetildiğine değinen Köroğlu, “Çok küçük bir örnek: Neoliberal yükseköğretim sektörünün merkezi olan ABD&#8217;de de, her akademik alan bir pazar oluşturur. Antropologlar, tıpçılar, mühendisler, Ortadoğu uzmanları, Amerikan tarihçileri&#8230; Bunların meslek örgütleri, yapılanmaları vardır. Yıllık toplantılar yapar, yayınlar çıkarırlar. Yeni mezun olan herkes bu pazara girer ve doğrudan üniversitelerle görüşerek kendilerine iş bulurlar. Hiçbir üniversite kendi doktora mezununu işe almaz. Bunu ensest gibi görürler. Türkiye&#8217;deki sistem, istisnalar dışında bunun tam tersidir. Kendi mezunlarını işe alan Türkiye akademyası nasıl uluslararası rekabet üretebilir?” diye konuştu.</p>
<p>Yükseköğretimin bir sektör olması, buradan para kazanılması, kâr peşinde koşulmasının  başlı başına bir problem olduğunu kaydeden Köroğlu konuşmasına şunları ekledi: “Ola ki, YÖK&#8217;e emir gelsin ve bu listelerde ilk yüze girecek bir üniversiteye kaynak akıtsınlar, ilk yüze bir ya da üç üniversite soksunlar. Bu neyi çözecek? Bu sistem Amerika&#8217;da neyi çözüyor? İnsanlar çaresizlikle, üç kuruş daha fazla kazanmak, bir parça daha onurlu ve düzgün bir hayat yaşamak için üniversite diploması almaya çalışıyorlar. Amerika&#8217;da yoksul gençler üniversite okuyabilmek için askere gidiyor, Amerikan emperyalizminin çökmeye çalıştığı yerlerde ölüyor ve öldürülüyorlar. Ya da on binlerce dolar borçlanarak hayata atılıyorlar. Neoliberal üniversite dünyada şu anda cari olan lanetli sistemin en önemli unsurlarından ve yeniden üreticilerinden biri. Öğreticiliği de araştırmacılığı da seven, dünyaya yeniden gelse yine aynı işi ve hayatı seçecek bir akademisyen olarak, bu tür listelere tükürmek isterim. Üniversite hayatın üretildiği ve anlamlandırıldığı yer olmalı. Bu açıdan bir liste yaparlarsa belki onu beğenebilir ve ciddiye alırım.”</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/21/turkiyedeki-universitelerin-basarisi-neden-dusuyor/">Türkiye’deki Üniversitelerin Başarısı Neden Düşüyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Türkiye’de Açık Veri Konusunda İşbirliği Artmalı“</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/24/turkiyede-acik-veri-konusunda-isbirligi-artmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 24 Jan 2020 09:04:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İzlemedeyiz Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[açık veri zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Batuhan Ersun]]></category>
		<category><![CDATA[Bilge Narin]]></category>
		<category><![CDATA[Doğruluk Payı]]></category>
		<category><![CDATA[orhan şener]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Dağ]]></category>
		<category><![CDATA[veri gazeteciliği]]></category>
		<category><![CDATA[Veri Kaynağı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47283</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzlemedeyiz Derneği tarafından düzenlenen Açık Veri Zirvesi'nde sivil toplum, akademi, özel sektör, basın ve yerel yönetim temsilcileri kendi alanlarında veriyi kullanma deneyimlerini paylaştı. Türkiye’de açık veriye ulaşılmadaki engeller konusunda değerlendirmelerin yapıldığı ve katılımcılar arasında ortak bir zemin yaratılmasına fırsat sunan zirvede, açık veri konusunda sektörler arasında işbirliği ihtiyacına işaret edildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/24/turkiyede-acik-veri-konusunda-isbirligi-artmali/">&#8220;Türkiye’de Açık Veri Konusunda İşbirliği Artmalı“</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Doğruluk Payı ve Veri Kaynağı çalışmaları ile bilinen İzlemedeyiz Derneği’nin Yönetim Kurulu Başkanı Batuhan Ersun kurum olarak Açık Veri Zirvesi&#8217;ni düzenlemedeki temel motivasyonlarının, farklı paydaş ve sektörleri dâhil ederek, ilerleyen yıllarda açık veri alanında bir habitat yaratmak olarak özetledi.</span><span style="font-weight: 400;"> İzlemedeyiz Derneği&#8217;nin aktif olarak 5 yıldır bu alanda çalıştığını belirten Ersun, &#8220;Bu zirvede özel sektör, yerel yönetim ve akademiden bu alanda çalışan katılımcıları bir araya getirdik. Birçok büyükşehir belediyesinden yetkilileri, yerelden kent konseyi katılımcıları, veri konusunda yüksek lisans ve doktora yapan kişileri de dâhil ettik” dedi. </span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de veri alanında en iyi ve düzenli şekilde çalışan kesimin veri gazeteciliği olduğunu belirten Ersun, yerel yönetimlerin açık veriyi kullanarak şeffaflık yaratmalarını önemsedikleri için zirveye &#8221;Yerel Yönetimler ve Açık Veri Kullanımı” oturumunu dahil ettiklerini ifade etti. Özel sektör temsilcilerinin zirveye dâhil etmeyi çok önemsediklerini, ilerleyen yıllarda özel sektörün de açık veri üreten kurumlar olarak katılacağı zirveler düzenleyeceklerini de ekleyen Ersun, “Her sektör, açık veri üzerinden birbiriyle konuşabilsin istedik. Bu bir başlangıç” dedi.</span></p>
<p><strong>İklim Krizi Çalışmalarına Destek Çağrısı</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47310 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EOymPTJXkAE9jKS-640x320.jpg" alt="" width="362" height="181" />Kadir Has Üniversitesi Öğretim üyesi Doç. Dr. Pınar Dağ da zirveyle ilgili olarak, “Türkiye’de açık veri konusunda iş birliği yapılması gerekiyor; bu nedenle buraya katılan kişilerin işbirliği yapmaları çok önemli. Ayrıca,  yapılan projelere destek verilmesine ihtiyaç var. Bir de, açık lisanslara önem verilmesi ve açık verilerin daha fazla açık lisans alması gerekiyor” dedi.</span><span style="font-weight: 400;"> Pınar Dağ, “Açık Veri Üzerine Notlar” başlıklı konuşmasında “Sera Gazı Emisyonlarının Azaltılması İçin Politika Üretme ve Açık Veri  Tabanı Oluşturarak Kamuoyunu Etkileme” adlı projeyi, sivil ve bağımsız kişilerin desteği ile hayata geçirmeyi umduğunu ifade etti. Projenin sera gazının nasıl azaltılacağı ve politikacıların nasıl ikna edileceği sorusuna yanıt olacak şekilde, bir veri tabanı oluşturmayı hedeflediklerini belirten Dağ, destek ve  işbirliği çağrısı yaptı. Herkesi “Çevre ve Açık Veri” konulu açık veri gününe davet eden Pınar Dağ, </span><span style="font-weight: 400;">açık verilerin geniş kapsamlı sivil katılım sağlamadığına işaret ederek, “Kurumlarda iyi veri okur-yazarlarına ihtiyaç var. Veri okur-yazarlığı Sıfır Hipotezi ile doğrudan ilişkili.” dedi. </span></p>
<p><b>Açık Verinin Yerel Yönetime Katkısı </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47311 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EOyzsnTWsAAkYPR-640x320.jpg" alt="" width="386" height="193" />“Yerel Yönetimler ve Açık Veri Kullanımı” başlıklı oturumda konuşan Argüden Yönetişim Akademisi’nden İnan İzci, verilerin vatandaş için faydalı alanlarda yoğunlaşması, vatandaşın hayatındaki karşılığının bulunması gerektiğini düşündüğünü belirterek, uygulamada açığı kapatabilmek için iyi yönetişimi ölçebilecek şekilde geliştirdikleri Belediye Yönetim Karnesi’nden bahsetti. Bu karnenin, veriyi kullanarak, bütünsel bakış sağlayan bir metodu, yerele uyarladığını söylenen İzci,  ayrıca yerelde doğrudan bireylerin ihtiyaç ve durumlarını tespit edebilmek amacıyla, açık verinin kullanılmasıyla “vatandaş bütçesi” ve “vatandaş karinesi” adlı iki yeni göstergeye daha ihtiyaç olduğuna inandığını belirtti.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TESEV’den Dr. Bürge Elvan Erginli konuşmasında, yürüttükleri Kent 95 projesinden ve açık veri ile projenin eksikliklerinin giderilerek genişletilebileceğinden bahsetti. Kent 95 projesinin amacının, mahallelerin yaş ve yoksulluk haritaları üzerinden belediyelerin verdiği hizmetleri doğru yerde sunup sunmadıklarını göstermek olduğunu söylenen Erginli, TÜİK’in 2012 yılından bu yana ilçe ve mahalle ölçeğinde verilerinin çok kısıtlı olduğunu ve mevcut verinin de açık veri olmadığından bahsetti. Erginli, Kent 95 kapsamında toplayabildikleri verileri dileyen kişilerle paylaşmak istediklerini söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">IDEMA’dan Evren Aydoğan ise konuşmasında, açık verinin nasıl kullanacağı ve açık veriyi daha iyi kullanmanın- açık veriyi demokratikleştirmenin neden gerekli olduğu sorusuna odaklandı.  İkinci soruya sosyal politikalar açısından yaklaşan Aydoğan’a göre, belediyelerin sosyal yardım politikalarına açık veri ile ulaşabilmek gerekiyor. Zira açık veri, yoksulluğu azaltmaya yarıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Açık veriyi kimler, nasıl ve hangi amaçla kullanıyor? Açık verinin konusu olan yoksullar, açık veriyi ne ölçüde kullanıyorlar?” sorularıyla, Zirve sırasında sıklıkla vurgulanan “verinin politik olduğu” tespitine değinen Aydoğan “Bizim derdimiz yoksulun o gün yemek alması mı? Yoksa yoksulluğu bitirmek mi?” diyerek, sorunun yanıtına göre açık veri kullanımının hangi amaca hizmet edeceğinin netleşeceğine dikkat çekti. </span></p>
<p><b>Türkiye’de Açık Veri Gazeteciliği    </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47312 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EOzZw29U0AAJctx-640x320.jpg" alt="" width="340" height="170" />Veri Gazeteciliği panelinde Orhan Şener, açık veri gazeteciliğinde söz ettikleri verinin dijital veri “big data” olduğunu vurgulayarak, bunun gazetecilikte kullanımından söz ettiklerini belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABHV Üniversitesi’nden Bilge Narin, büyük verideki artış ve dijitalleşme sonucu kullanılan verideki artış sebebiyle yeni bir döneme girildiğini ve bunun ilk örneğini Wikileaks belgelerinde gördüklerini hatırlattı. Narin, veri gazeteciliğini “dağınık halde bulunan ve miktarca fazla olan, anlamlı ilişkileri olmayan verilerden bir anlam, anlamlı bir anlatı çıkartmak” olarak tanımlıyor ve bunun çeşitli yol ve araçları olduğunu söylüyor. Bilge Narin’in konuşmasında dikkat çektiği bir diğer nokta, veri gazeteciliğinin, resmi kaynaklara bağımlı bir gazetecilik türü olmaya başladığını savunması idi. Narin’e göre, “veri gazeteciliği kullanıcı türevli sıradan insanların kaynaklarına dokunan kaynaklarla beslenmeli”; bunu sağlamak için ise “veri okur-yazarlığı şart  ve açık veri politikaları desteklenmeli”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğruluk Payı’ndan Koray Kaplıca ise açık veri gazeteciliğini siyaset bilimi ekseninden değerlendirerek, 2014 yılında “ hakikat sonrası- post-truth” kelimesinin yılın kelimesi seçildiğini hatırlattı ve yeni sağ ile popülizmin yükseldiği siyasi iklimde siyasetçilerin olguyu değil algıyı kullandıklarına değindi. Kaplıca’a göre, olgunun geri plana alındığı bu süreçte, yanlış bilgiyi hızlandırıcı etkisi nedeniyle, sosyal medya da bundan sorumlu tutulabilir.   </span></p>
<p><b>Türkiye’de Verinin İyi Kullanıldığı Kurumlar   </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Açık Veri Zirvesi’nin son oturumunda, Türkiye’de veriyi iyi kullanan Veri Kaynağı, Teyit.org, İhtiyaç Haritası, IDEMA, KAOS-GL ve Socrates Dergi temsilcilerinin katıldığı Show and Tell paneli yapıldı. </span><span style="font-weight: 400;">Veri Kaynağı editörü Cemre Ünaldı, “Sorun, verinin yokluğunun ötesinde, var olan verinin anlaşılır olmaması veya açık olamamasıydı. Biz, verileri herkesin anlayabileceği şekilde yaygınlaştırmaya çalıştık.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47313 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EOzx_PqWoAAxVEd-640x320.jpg" alt="" width="406" height="203" />Teyit.org editörü Nilgün Yılmaz, siyasilerden değil dijital ve konvansiyonel medyadan adlıkları ihbarların üzerinde çalıştıklarını ve tüm kaynakları şeffaf, bağımsız bir kuruluş olduklarını vurguladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhtiyaç Haritası’ndan Esra Aslan, üyelik sistemi ile işleyen İhtiyaç Haritası’nın gerçek ihtiyaç sahibi ve ihtiyacı gerçekten karşılayacak kişiyi tespit ettiği bir veri sistemi yarattığından bahsetti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KAOS GL derneğinden Yıldız Tar konuşmasında,  kamu kuruluşlarının görmezden geldiği bir alan olan LGBTİ+üyelerinin, en çok suça maruz kalan grup üyeleri olmasına rağmen, bunun verisinin bulunmayışından hareketle, kendi kullanımları için bir veri tabanı oluşturduklarını belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zirveyle ilgili geniş bilgi için <a href="http://www.acikverizirvesi.com/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız. </a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/24/turkiyede-acik-veri-konusunda-isbirligi-artmali/">&#8220;Türkiye’de Açık Veri Konusunda İşbirliği Artmalı“</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Medyada Nefret Söylemi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/05/yeni-medyada-nefret-soylemi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 05 Nov 2019 10:12:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Aras Türay]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[nilay erdem]]></category>
		<category><![CDATA[orhan şener]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Özarslan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43946</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Sosyal medyada nefret söylemiyle mücadelenin yöntemleri neler olabilir?' gibi soruların yanıtlarının aranacağı Yeni Medyada Nefret Söylemi paneli, 11 Kasım'da Hrant Dink Vakfı'nda gerçekleşecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/05/yeni-medyada-nefret-soylemi/">Yeni Medyada Nefret Söylemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Nefret söylemi ve ayrımcı söylem, dünyada olduğu gibi Türkiye’de de, hem geleneksel hem de yeni medya mecralarında oldukça yaygın olarak kullanılıyor. Özellikle sosyal medyada kullanılan söylemin üretim biçimleri ve etki alanları, yeni medya araçlarındaki söylemi önemli bir tartışma konusu kılıyor. Peki, sosyal medyada nefret söylemi ve ayrımcı söylemler nasıl üretiliyor? Sosyal medyadaki nefret söylemi kullanıcıları ve toplumu nasıl etkiliyor? Sosyal medya platformlarının bu konuda aldıkları önlemler neler?</p>
<p>Hukukçu ve akademisyen Aras Türay, Facebook Türkiye Kamu Politikaları Direktörü Nilay Erdem ve akademisyen ve Alternatif Bilişim Derneği üyesi Zeynep Özarslan’ın konuşmacı olarak katılacakları panelin moderatörlüğünü TGS Akademi Direktörü ve akademisyen Orhan Şener yapacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/05/yeni-medyada-nefret-soylemi/">Yeni Medyada Nefret Söylemi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Yeni Bir Ana Akım mı Doğuyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/03/dunya-basin-ozgurlugu-gunu-yeni-bir-ana-akim-mi-doguyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 May 2019 11:42:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[+90 Youtube Kanalı]]></category>
		<category><![CDATA[BBC]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Karakaş]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Sözeri]]></category>
		<category><![CDATA[Deutsche Welle]]></category>
		<category><![CDATA[DW]]></category>
		<category><![CDATA[France 24]]></category>
		<category><![CDATA[orhan şener]]></category>
		<category><![CDATA[VOA]]></category>
		<category><![CDATA[Voice of America]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38233</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de medya giderek tek sesli hale dönerken ve baskı tartışmaları yoğunlaşırken; yabancı basın kuruluşlarının Türkçe servisleri artmaya, eski ana akımın yerini yeni medya almaya başlıyor. Son olarak uluslararası yayın kuruluşları BBC, Deutsche Welle (DW), France 24 ve Voice of America’nın (VOA) Türkiye’ye özel yeni YouTube kanalı +90’ı hayata geçirdi. 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü'nde basının son durumunu medya çalışanları ve akademisyenlerle değerlendirdik. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/03/dunya-basin-ozgurlugu-gunu-yeni-bir-ana-akim-mi-doguyor/">Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Yeni Bir Ana Akım mı Doğuyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 3 Mayıs Dünya Basın Özgürlüğü Günü&#8230; Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) tarafından her yıl yapılan ‘Dünya Basın Özgürlüğü Endeksi’nde Türkiye, bu alanda 180 ülke içinde 157. sırada. Çağdaş Gazeteciler Derneği’nin hazırladığı rapora göre 2019’un ilk çeyreğinde ülkemizde 78 gazeteci işten çıkarıldı. Türkiye’de tutuklu gazeteci sıralamasında dünyada 3’üncü. Dünyada 2018’de 80 basın mensubu öldürüldü.<br />
Türkiye’de basının kendini özgür hissetmediği bir ortamda, yabancı basın kuruluşlarının Türkçe servisleri kendini göstermeye ve eski ana akımın yerini almaya çalışıyor. Son olarak uluslararası yayın kuruluşları BBC, Deutsche Welle (DW), France 24 ve Voice of America’nın (VOA) Türkiye’ye özel yeni YouTube kanalı +90’ı hayata geçirdi. Dünya basın özgürlüğü gününü kutlarken, biz de Türkiye’deki son durumunu, eski ana akımı ve yerini almaya çalışan yabancı basın kuruluşlarını, medya çalışanları ve akademisyenlerle görüştük.</p>
<figure id="attachment_29218" aria-describedby="caption-attachment-29218" style="width: 297px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-29218 size-full" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2018/07/indir.jpg" alt="" width="297" height="170" /><figcaption id="caption-attachment-29218" class="wp-caption-text">Ceren Sözeri</figcaption></figure>
<p>Ana akım medyanın yaşadığı sermaye değişiklikleri sonrasında bugün geldiği yeri değerlendiren Evrensel Gazetesi yazarı ve Galatasaray Üniversitesi İletişim Fakültesi&#8217;nden Doç. Dr. Ceren Sözeri, ana akım medyanın doğası gereği çeşitliliğe çok da açık bir yer olmadığını söyledi. Popüler olana ilgi gösteren, farklı olanı marjinalleştiren, ticari kaygılarla hareket eden medyadan söz ettiğini belirten Sözeri, &#8220;Aynı zamanda reklam pastasından da en fazla payı alanlar. Türkiye’de medyaya baskının çok uzun yıllardır var olması, kendi ticari geliriyle ayakta durmanın özellikle 80&#8217;den sonra pazara giren yeni sahiplerle ortadan kaldırılması, onun yerini medyayı diğer yatırımları için araçsallaştıran mantığın alması, devlet zihniyeti ile bütünleşen medya sahiplerinin ve yöneticilerinin bu uğurda gazetecilik ilkelerinden kolayca vazgeçebilmesi eski ana akımın tarihsel anlamda bu sıfatı hiç hak etmediğini düşünmemizin gerekçeleri” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Ana Akımı Canlandırmak İsteyen Gazeteci ve Sermayedarlar Var’</strong></p>
<p>Ana akımın ölüm ilanının Doğan Grubu’nun medya kurumlarının Demirören’e satmasıyla verildiğini ifade eden Sözeri, bunun bir anlamda haklı bir kaygı olduğunu belirterek, şunları söyledi: &#8220;Çünkü Doğan Grubu her ne kadar hükümete her fırsatta boyun eğiyor olsa da kurumun geçmiş deneyimi, önceki siyasi ve ekonomik krizlerden kurtulma başarısı, pazardaki gücü, kimi özerk alanların korunmasını sağlıyordu. Bunun tamamen ortadan kalktığı, tüm grubun Sabah &#8211; ATV satışı gibi kamu bankası kredileriyle alındığı, gazetecilik adına heyecan duymayan yöneticileri ile tüm gücünün yerle bir edildiğine tanık olduk, olmaya devam ediyoruz. Bu anlamda ana akım öldü, evet ama bu dışında kalan mecraların o alanı doldurduğu anlamına gelmiyor. Ana akım sermaye ister, ben Türkiye’de beğensek de beğenmesek de eski ana akımı canlandırmak isteyen gazetecilerin de sermayedarların da olduğuna inanıyorum. Uygun zaman olduğunda yeniden o günlere dönülecektir. Fox Haber’in tek başına her gün reyting listesinin zirvesinde olması bunun en kayda değer göstergesi bence.”</p>
<p><strong>‘Fırsat Tanınırsa Gazeteciliğin Kalitesi Artar’</strong></p>
<p>Bugün yabancı yayın organlarının Türkçe servisleri, ana akım medyanın görevini, en azından internet ortamında devralmış gibi göründüğü bir ortamda, bu fikre tam olarak katılmayan Ceren Sözeri, pek çoğunun doğru haber alma ihtiyacında olan, yorumdan mümkün olduğunca kaçınan okuyucuya, izleyiciye hitap ettiğini dile getirdi. Sözeri, uluslararası standartlara uyma zorunluluğunun, en azından tüm unsurları barındıran, 5N1K içeren haberlerin olması, çoğu habere titizlikle eklenen arka plan bilgisinin Türkiye’deki gazetecilik standartları için de örnek teşkil ettiğini vurguladı.</p>
<p>“Peki, kim yapıyor bu haberleri, imzaların pek çoğu geçmişte ana akımda çalışmış, deneyimli, araştırmayı seven, haberleriyle ödüller almış, bilinen, sevilen iyi gazeteciler” diyen Sözeri, sözlerini şöyle sürdürdü: “Dolayısıyla fırsat tanındığı takdirde gazetecilik kalitesinin nasıl arttığının en önemli göstergesi. Ama bunun yanında devlet ajansları da var örneğin ve evet onların da habercilik açısından standartları var, ancak bağımsız olduklarını söylemek, ana akıma dönüşme potansiyellerinin olduğunu söylemek mümkün mü? Uluslararası sermaye, ancak karlı bir ortam olursa ana akıma yatırım yapar, parası boşa gitsin istemez. Türkiye şu anda ekonomik açıdan ne kârlı, ne de gazetecilik için özgür bir ortam. Ancak uluslararası basın kuruluşlarının da göz ardı edemeyeceği kadar önemli bir merkez, bir nevi hub. Dolayısıyla buradaki gazetecileri desteklemeye, haberciliğe ufak tefek yatırım yapmaya devam edeceklerdir. Daha ileriye götüreceklerini sanmıyorum.”</p>
<p><strong>‘Hürriyet Ve Milliyet’in Düştüğü Hali Hayal Edemezdik’</strong></p>
<p>Deutsche Welle’den gazeteci Burcu Karakaş ise, bugün artık ana akım medyadan bahsetmenin mümkün olmadığını söyleyerek, medyanın ‘iktidar yanlısı olanlar ve olmayanlar’ şeklinde ikiye ayrıldığını savunarak, &#8220;Yaptıklarını beğenelim ya da beğenmeyelim, örneğin, “ana akım” olarak ifade edebileceğimiz Hürriyet ya da Milliyet’in bugün düştüğü hali 10 yıl önce hayal edemezdik” diyen Karakaş, kendisinin Milliyet’te çalıştığı dönemde bir ateşkes ve çatışmasızlığın var olduğunu aktardı. Bu durumun habercilik ortamını da etkilediğine değinen Burcu Karakaş, “Bir eşcinselin intiharı da gazetede haber olabiliyordu. Sonrasında kanun hükmünde kararnameler, seçimler, olağanüstü haller, ihraçlar, patlamalar görmeye başladık. Politik atmosfer değişince gündem, gündem değişince basın da değişti haliyle. “Çözüm süreci”nin medyaya olumlu yansıması çoktur, ancak ne yazık ki kısa süreli oldu” şeklinde konuştu.</p>
<figure id="attachment_38239" aria-describedby="caption-attachment-38239" style="width: 269px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-38239" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/burcukarakas.jpg" alt="" width="269" height="179" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/burcukarakas.jpg 550w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/burcukarakas-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 269px) 100vw, 269px" /><figcaption id="caption-attachment-38239" class="wp-caption-text">Burcu Karakaş</figcaption></figure>
<p>İktidar yanlısı medya denilen kurumların propagandadan öteye gidemediği için yabancı basın kuruluşlarının haber yapmasının göze battığını ifade eden Karakaş; &#8220;Durumun bundan ibaret ve bu kadar yalın olduğunu düşünüyorum. Her şeyin politikleştiği bir ortamda elinizi haberci olarak neye atsanız ‘iktidarı rahatsız edebilecek’ bir konuyu ele alma tehlikesiyle(!) karşılaşabiliyorsunuz. ‘Zam’ kelimesini kullanamayan basın kuruluşlarının varlığından bahsediyoruz. Daha başka söze gerek var mı? Bu durumda elbette yaptığımız haberler ön plana çıkıyor, bundan daha doğal bir şey olamaz. Esas doğal olmayan medya kuruluşlarının propagandaya bu denli sırtlarını yaslamış olmaları. Ancak artık kendilerinin de bu durumun farkında olduklarının ve hatta mevcut vaziyeti sıkıntılı bulduklarını düşünüyorum.” diye konuştu.</p>
<p><strong>‘Bugünkü Ana Akım İktidarın da Elinde Yük’</strong></p>
<p>Akademisyen Orhan Şener de geçmişte tüm eksiklerine ve sorunlarına rağmen Türkiye’de bir ana akım medyanın var olduğunu söyledi. Ana akım medyanın, son tahlilde, çok farklı kesimlerden geniş kitlelerin dünyada ve ülkelerinde neler olduğuna dair başvurdukları medya olarak tanımlanabileceğini dile getiren Şener, bunun geçmişte Türkiye’de Hürriyet ve Milliyet gibi medya kuruluşlarının sağlayabildiğini aktardı. Milyonlarca insanın izlediği ana haber bültenlerinin var olduğunu hatırlatan Şener, konuyla ilgili düşüncelerini şöyle aktardı: “Bunların yayın kalitesi, haber kalitesi tabii ki tartışmalı, ancak bu vasfı bir yere kadar yerine getirebiliyorlardı. Zaten var iken önemini çok anlayamadığımız medyayı kaybettiğimizde eksikliğini somut bir şekilde hissetmeye başladık. Bugün ise böyle bir ana akımdan bahsetmek mümkün değil. Çok geniş bir havuz medyası olarak tabir edilen, iktidara doğrudan bağlı veya organik ilişkiler içerisinde olan bir medyadan bahsedebiliyoruz. Ancak şöyle bir sorun var; ana akımı satın alıp kendi siyasetinizin iletişim aracı olarak kullanmaya başladığınızda, ana akım ana akım olmaktan çıkıyor. Haliyle bugün ana akımın eski vasfını yitirdiğini söyleyebiliriz. Birçok insan bu gazeteleri almayı bıraktı, bu kanalları izlemeyi de bıraktı. Dolayısıyla bunları ele geçiren iktidarın da elinde biraz yük olarak görülüyor, diyebiliriz.&#8221;</p>
<p><strong>‘Youtube Kanalları Önemli Bir Eksiği Kapatacak’</strong></p>
<figure id="attachment_38241" aria-describedby="caption-attachment-38241" style="width: 238px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-38241" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/orhansener.jpg" alt="" width="238" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/orhansener.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/orhansener-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 238px) 100vw, 238px" /><figcaption id="caption-attachment-38241" class="wp-caption-text">Orhan Şener</figcaption></figure>
<p>Yabancı basın kuruluşlarının Türkçe yayın yapmasına ilişkin görüşlerini de paylaşan Şener, yabancı medyanın, özellikle en son +90 Youtube kanalının ABD, Birleşik Krallık, Fransa ve Almanya’nın ortak girişimi olduğunu hatırlattı. Bu alanda oldukça ciddi adımlar atıldığını belirten Orhan Şener, “Böyle bir şeyi daha önce hiç bir yerde yapmadılar. Bunun öncesinde zaten Deutsche Welle, Independent , Al Jazeere, Fox ve BBC Türkçe deneyimleri var. Bu kadar çok yabancı aktörün olması bize somut bir şey gösteriyor. Bir; burada var olmaları kendilerine siyaseten bir avantaj kazandırıyor, ana akımın yarattığı boşluğu doldurabiliyorlar, en azından doldurmaya çalışıyorlar. ikincisi, finansal bakımdan da zarar etmeyecekleri kadar geniş bir pasta var burada. Hiç bir siyasi kaygı olmasaydı da, sırf ticari kaygılarla bile bu işe belki de girilebilirdi. Ancak orada bir de şöyle bir sorun var, gerek Reuters verilerine, gerekse diğer benzeri raporlara baktığımızda Türkiye’de hala birincil haber alma kaynağının televizyon olduğunu görüyoruz. Evet, basılı gazete belli bir yaş kesimi için çok az yüzdelik paya sahip ( yüzde 6, radyo bile yüzde 7) ama televizyon 1’inci sırada geliyor. Onun ardından internet geliyor. Çok geniş kitleler internete erişiyor, ama televizyon özellikle kırsalda, taşrada, belli bir eğitim seviyesinde, belli bir yaş kesiminin üstünde, en önemli haber alma mecrası. Bu anlamda yabancı mecraların kurduğu Youtube kanallarının bu boşluğu doldurması mümkün değil, ama özellikle genç, kentli nüfus için çok önemli bir eksiği kapatacağı muhakkak. Televizyon kanalı kurmak hem izin, bürokrasi anlamında hem de maliyet açısından mümkün değil bu mecralar için. Ama Youtube kanalıyla, oldukça düşük bir maliyetle geniş kitlelere ulaşabiliyorlar. Amacın da bu olduğunu tahmin ediyorum” diyerek sözlerini noktaladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/03/dunya-basin-ozgurlugu-gunu-yeni-bir-ana-akim-mi-doguyor/">Dünya Basın Özgürlüğü Günü: Yeni Bir Ana Akım mı Doğuyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dijital Güvenlik Buluşmaları #5: Mobil Cihaz Güvenliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/dijital-guvenlik-bulusmalari-5-mobil-cihaz-guvenligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Nov 2018 13:25:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Dijital Güvenlik]]></category>
		<category><![CDATA[orhan şener]]></category>
		<category><![CDATA[utku kalı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32316</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Bilgi ve İletişim Derneği, Dijital Güvenlik Buluşmaları kapsamında 21 Kasım 2018 Çarşamba günü “Mobil Cihaz Güvenliği” etkinliği düzenleyecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/dijital-guvenlik-bulusmalari-5-mobil-cihaz-guvenligi/">Dijital Güvenlik Buluşmaları #5: Mobil Cihaz Güvenliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gelişen teknolojiyle birlikte masaüstü bilgisayarlarımızdan daha fazla kullandığımız ve daha fazla önem kazanan mobil cihazlarımızın güvenliğin nasıl sağlanacağını Akademisyen <strong>Orhan Şener</strong> ve TBİD Yönetim Kurulu Üyesi <b>Utku Kalı </b>anlatacak. <strong>Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi’nde</strong> yapılacak etkinliğimize katılım ücretsizdir.</p>
<p><strong>Tarih:</strong> 21 Kasım 2018 Çarşamba<br />
<strong>Saat:</strong> 19:00<br />
<strong>Yer: <a href="http://www.sosyalkulucka.bilgi.edu.tr/iletisim">Bilgi Sosyal Kuluçka Merkezi</a></strong></p>
<p>Kayıt Olun: <a href="https://www.eventbrite.com/e/dijital-guvenlik-bulusmalar-5-mobil-cihaz-guvenligi-tickets-52400788168">Eventbrite</a> &amp; <a href="https://www.facebook.com/events/592466234542769/">Facebook</a></p>
<p>Kaynak<a href="https://www.tbid.org.tr/blog-tr/dijital-guvenlik-bulusmalari-5-mobil-cihaz-guvenligi/" target="_blank" rel="noopener">: Tbid</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/09/dijital-guvenlik-bulusmalari-5-mobil-cihaz-guvenligi/">Dijital Güvenlik Buluşmaları #5: Mobil Cihaz Güvenliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
