<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>organik tarım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/organik-tarim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/organik-tarim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2020 12:09:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>organik tarım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/organik-tarim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sakarya&#8217;da Organik Dayanışma: SAKÜDA</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/sakaryada-organik-dayanisma-sakuda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Kübra Yüzüncüyıl]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 09:49:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Berin Ertürk]]></category>
		<category><![CDATA[Jade’nin Çiftliği]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Sakarya]]></category>
		<category><![CDATA[SAKÜDA]]></category>
		<category><![CDATA[Tüketici Kooperatifi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37055</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sakarya’da organik üretim yapan küçük üreticilerin dayanışma ağı SAKÜDA’nın hikayesini, kurulmasına öncülük eden, aynı zamanda organik tarım yapan Jade’nin Çiftliği sahibi olan Berin Ertürk ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/sakaryada-organik-dayanisma-sakuda/">Sakarya&#8217;da Organik Dayanışma: SAKÜDA</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Öncelikle Jade’nin Çiftliği’ni dinleyelim biraz. Nasıl başladı her şey?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-37057 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/sfsd.png" alt="" width="312" height="196" />180 dönüm arazi var burada, aileden kalma. 3 kardeşiz biz, 3 kardeşin ortak mülkü ama ben işletiyorum. Tek parça aile toprağı diyelim. Ben burayı aldığımda üç senedir işlenmemişti toprak, yani ilaç değmemişti, öncesinde de meyve ağaçları vardı. Aslında başlangıçta aklımda organik sertifika alayım diye bir fikir yoktu fakat kimyasal kullanmayacağım belliydi. Toprağın durumu elverişli olduğu için organik sertifika alabileceğimi öğrenince, bu avantajı kullanmak istedim. Müracaat ettim ve hemen aldım.</span></p>
<p><b>Sonra nasıl ilerledi süreç?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada yıllarca ben tek başımaydım, zaten o zaman pek organik tarım lafı edilmezdi, Türkiye’de yerli pazar bile yoktu. Sadece ihracata yönelik bir organik tarım gelişmişti. Sonra zaman içinde yavaş yavaş bir iç pazar oluştu. Organik pazara gidiyorduk ama hep tek başımaydım başka kimse yoktu bu bölgede. Organik sertifika ile üretim yapma bilinci de yoktu. Bilinç geliştikçe talep de doğmaya başladı ve Pazar büyümeye başladı. Biz çiftliğimizde organik tarım yaparken, Koray ile tanıştım. Koray Nartuğ da aynı şekilde organik yumurta üretirken, yalnızlık çekiyormuş. O yumurtaları çevresine dağıtırken, alıcılardan organik sebze talebi gelmeye başlamış. O da İlçe Tarım’a gitmiş, buralarda organik tarım yapan birileri var mı diye. Onlar da Koray’ı bana yönlendirmiş. Böylelikle tanıştık. Nihayetinde komşu olduk. Birbirimizin üretim yapma şekline, düşünme tarzına tanıklık edince aramızda güven oluştu. Ardından Burak Soykan ile tanışınca, ağımız genişledi. Burak da buğdaya merak salıp oradan ekmekçiliğe başlamış. Titizlendiğimiz noktalar aynıydı, üçümüz yol almaya başladık.</span></p>
<p><b>Peki ürünlerin dağıtımını nasıl organize ettiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-37058 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/sds.png" alt="" width="361" height="236" />Başlangıçta o da sorundu. Ürünlerin kargoda rezil olmasını istemiyorduk. Lojistik adına da işbirliğine de gittik. Burak bir çağrı metni hazırladı. Belli dağıtım noktalarımız olsun istiyorduk. Öyle bir çağrıda bulunduk. Geri dönüşler çok güzeldi. Ürünlerimize ev sahipliği yapmak isteyen gönüllü noktalar oluştu. Kimisi evini açtı, kimisi atölyesini, kimisi dükkanını. Şu anda SAKÜDA’ya Muarrem Yalçın’ın soğuk sıkım sabunlarıyla öne çıkan “Tene” eklendi. Sonrasında, oldukça bilinçli bir şekilde solucan gübresi yapan Sevgi Hanımı tanıdık. Bunun dışında ekolojik kişisel bakım ürünlerini üreten, üretim anlamında insana değer katmayı önceliği haline getiren birkaç arkadaşı da aramıza aldık. Bir dayanışma ağıyız ama herkes kendi bağımsızlığını koruyor. Ürün listesi e-maille mail ağında olan alıcılarla buluşuyor her pazar. Ürün listemizi oluştururken, mevsimine göre tabii, kendi aramızda adaleti oluşturmaya özen gösteriyoruz. Şimdi SAKÜDA’ya katılmak isteyen küçük üreticiler çoğalıyor. Onlara diyorum ki biz maksimum kapasiteye ulaştık. Siz de kendi dayanışma ağınızı kurun.</span></p>
<p><b>Ürünler tüketiciyle nasıl buluşuyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> <img decoding="async" class=" wp-image-37059 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/wtwtw.png" alt="" width="367" height="258" />Bir yazışma grubumuz var. Biraz medyatik olduk son günlerde, istemedik aslında yani benim çok hoşuma gitmiyor açıkçası ama kimseyi de reddedemiyorsun çünkü insanı tanımadan da reddetmekte yanlış bir şey. Dolayısıyla kendi üretim kapasitemize göre oldukça büyük bir grup oldu ama süreç içinde eleniyor. Daha bilinçliler kalıyor. SAKÜDA’yı artık bir çeşit gıda topluluğu gibi görüyorum. Yazışma grubundakilere her Pazar mail atıyoruz, ürün listesi gönderiyoruz. O haftayı anlatıyoruz. Bu ağdaki alıcılar da kendini yalnızca tüketici olarak görmüyor. Herkes bu dayanışma ağının bir parçası.  </span></p>
<p><b>Küçük üreticinin karşılaştığı bürokratik sorunlar neler?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün kanunlar büyük işletmelere göre yapılmış. Örneğin forumda kaç dönüm ürün ekiyorsun diyor. Kaç dönüm olur mu organikte? 300 çeşit ürün var. Bir sıra maydanoz varsa bir sıra nane var. 0.25 dönüm diye yazıyorum ben. Koray da aynı sorunu yaşıyor. Yumurta tavukçuluğu için şartname o kadar ağır ki, binlere tavuk besleyene göre hazırlanmış her şey. Ona kendinizi uydurmak için masraf yapmanız gerekiyor. Bu masrafları seri üretim yapan, büyük çaplı üreticiye göre normal olabilir ama bizim için fazla ağır.</span></p>
<p><b>Türkiye’nin izlediği gıda politikası küçük üreticiyi caydırıyor diyebilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37060 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/gdrsgf.png" alt="" width="400" height="341" />Evet, yani teşvikler de büyüklere kanunlar da şartnameler de büyüklere göre hazırlanmış, küçük üreticiye ister tarım olsun ister ekolojik diğer üretim kolları olsun savunan yok. Küçük üretici yerini bulamıyor.</span></p>
<p><b>Peki nasıl iyileştirilebilir bu durum?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa’da bunun örnekleri var. Geleneksel üretim ürünüdür yazan bir etiketi kullanıyorlar. Devlet hijyen açısından ürünü kontrol ediyor. Onun dışında bu etikete sahip olanlara büyük üreticileri kapsayan gıda yönetmelikleri uygulanmıyor. Örneğin domates sosu yapacaksın, yönetmeliğe göre koruyucu madde koymak zorundasın. Ama zaten geleneksel üretim yapan biriysen katkı maddesi olmadan raf ömrü daha kısa ürünler üretebilirsin. Sadece güvenli olmak zorunda hijyen açısından. Pastorize edilmemiş çiğ sütten peynir üreticileri de aynı şekilde Avrupa’da. Biz de küçük üreticinin tanımı da çok sınırlandırılmış durumda. Örneğin diyor ki 200 kavanoz salça yapabilirsin. 201 tane yapamazsın. Yaptığın zaman küçük üretimden çıktı. Bu rakamlar küçük üretici değil minik üretici demek bence.</span></p>
<p><b>Tohumdan sofraya gıda güvenliğini sağlamak, küçük üreticiler açısından daha mı kolay?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıda güvenliği anlamında dışarıdan kontroller küçük üreticiyi zorluyor. Bence hepimizin bir otokontrol sistemi olmalı. Yani ben şimdi SAKÜDA üyesi olarak bütün arkadaşlarıma kefilim. Onlar da bana kefil. Birbirimize kefiliz çünkü birbirimizin ne düşündüğünü ne yaptığını nasıl bir insan olduğunu biliyoruz ve birbirimize biz garantiyiz. İkincisi tabii ki şeffaflıktır yani herkes gelip yerimizi görebilir, sorabilir irdeleyebilir soru sorabilir yani açık olmak. Ve dolayısıyla buna şey deniliyor aslında katılımcı sertifikasyon deniliyor. Katılımcı organik sertifikasyon diye bir isim takmışlar ama işin özü söylediğim gibi şeffaflık ve birlik olup birbirine kefil olabilmek. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-37061 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/dds.png" alt="" width="360" height="235" />SAKÜDA’nın dirsek teması halinde olduğu başka topluluklar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi Türkiye’de pek çok yerde kooparatif girişimleri, tüketici kooparatifleri, gıda topluluğu olarak yerel birliktelikler oluyor. Bunların en eskisi Boğaziçi Üniversitesi’nin Tüketici Kooperatifi BUKOP. Sonrasında Kadıköy kooperatifi kuruldu. Şimdilerde her mahallede var neredeyse.</span></p>
<p><b>Peki Tüketici Kooperatifi’nin Amacı Nedir Tam Olarak?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küçük ekolojik üretimi desteklemek, küçük üreticiye sahip çıkmak ve üyelerine tabi ki sağlıklı güvenilir ürünler temin etmek.</span></p>
<p><b>Peki örnek uygulaması var mı bu fikrin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Teoride var. Hatta geçen sene topluluk destekli tarım olayı üzerine bir konferans vardı orada da onu söyledim. Benim gözlemlediğim evet aynı grup içinde tüketiciler de var üreticiler de var ama sanki bir ayrımcılık var gibi. </span></p>
<p><b>Nasıl bir ayrımcılık?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha organik bir bütün olması lazım ikisinin. Sağlıklı bir sonuç alabilmek açısından. Sonuç alarak evet ben üreticiyim ama aynı zamanda tüketiciyim de. Tüketiciler de sadece tüketici olarak kalmayıp başka türlü de katkı koyabilmeliler.</span></p>
<p><b>Son olarak eklemek istediğin bir şey var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temmuz’da buğday hasadımız var. Tarlaya biçer döver sokmak istemiyoruz. Onun 2 saatte yaptığı işi 4 kişi 20 günde zor yapıyor. Şimdiden duyurusunu yaptık, çadırınızı alın gelin, hep birlikte buğdayı hasat edelim. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/sakaryada-organik-dayanisma-sakuda/">Sakarya&#8217;da Organik Dayanışma: SAKÜDA</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organik Tarım Tüm Dünyayı Besleyebilir, Eğer İzin Verirsek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/07/organik-tarim-tum-dunyayi-besleyebilir-eger-izin-verirsek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 May 2018 12:25:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26446</guid>

					<description><![CDATA[<p>Konu organik tarıma gelince, teoride bu konu desteklense de pratikte hep üretimin az olacağı ve artan nüfusa yeterli ürün yetiştirilemeyeceği savunur. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/07/organik-tarim-tum-dunyayi-besleyebilir-eger-izin-verirsek/">Organik Tarım Tüm Dünyayı Besleyebilir, Eğer İzin Verirsek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em><strong>Sentetik böcek ilaçlarını, gübreleri, antibiyotikleri ve GDO’ları üretime sokmayan ve doğal kaynakları ve biyoçeşitliliği korumayı hedefleyen organik tarım hakkındaki yeni bir araştırma ise bu tartışmaya karşı yeni bilgiler edindi.</strong></em></p>
<p>ABD bazlı<strong> Friends of the Earth (Dünyanın Dostları)</strong> kuruluşu, her ne kadar organik üretimin az olacağını kabul etse de, hedef eğer tüm dünyayı beslemek ise üretimin tartışılması gereken <strong>tek kriter olmadığını savunuyor</strong>.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-26448" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/8765435-1024x768-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/8765435-1024x768-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/8765435-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/8765435-1024x768-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/8765435-1024x768-320x240.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Rapor, <strong>üretilen ürünlerin iklim değişikliğine dayanıklı olmasının, çiftçi için ekonomik getirisinin fazla olmasının ve sosyal adalet sağlaması</strong>gerektiğini belirtiyor.</p>
<p>Rapor, bu 4 başlığın tam anlamı ile tamamlanması ile organik tarımın endüstriyel tarım karşısında giderek büyüyen problemler olan<strong> iklim değişikliği ve su kıtlığı konusunda</strong> büyük avantajlar kazanacağını savunuyor. Rapor için çalışan biliminsanlarından biri olan Berkeley’de bulunan Kaliforniya Üniversitesi’nden biyolog Claire Kremen, sürdürülebilir ve organik metodlar kullanan tarım alanlarının sayısının artmasının <strong>bir seçenek değil, bir gereklilik olduğunu belirtiyor.</strong></p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.yesilist.com/organik-tarim-tum-dunyayi-besleyebilir-eger-izin-verirsek/" target="_blank" rel="noopener">Yeşilist</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/07/organik-tarim-tum-dunyayi-besleyebilir-eger-izin-verirsek/">Organik Tarım Tüm Dünyayı Besleyebilir, Eğer İzin Verirsek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>5 Fideyle Başlayan Hobi 8 Ton Çileğe Dönüştü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/5-fideyle-baslayan-hobi-8-ton-cilege-donustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 May 2018 13:47:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26274</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nilgün Kayıran 5 yıl önce bahçesine 5 çilek fidesi dikti. Zamanla iş büyüdü, 8 tonluk hasada ulaştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/5-fideyle-baslayan-hobi-8-ton-cilege-donustu/">5 Fideyle Başlayan Hobi 8 Ton Çileğe Dönüştü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kahramanmaraş’ın Andırın ilçesinde yaşayan Nilgün Kayıran’ın hayatı, bundan 5 yıl önce evinin bahçesine dikmek üzere pazardan aldığı 5 adet çilek fidesiyle değişti. Kayıran zamanla 1,5 dönümlük çilek tarlası oluşturdu. İlk yıl 1 ton civarında ürün alan Kayıran, aradan geçen zamanda işini profesyonel şekilde yapmaya başladı ve yıllık 8 tonluk hasada ulaştı. Kayıran, çilekleri pazara dahi götürmeden tarlada kilosu 7 liradan satıyor.</p>
<p><strong>İSTEYEN GELİP TARLADAN ALIYOR</strong></p>
<p>Tamamen doğal çileklere gösterilen ilgiden memnun olan Nilgün Kayıran, isteyenlerin tarlaya gelerek çilekleri satın aldığını söyledi. Çileğin kilosunu tarlada 7 liradan sattığını ifade eden Kayıran, başarı hikâyesini şu sözlerle anlattı: “5 yıl önce hobi olarak 5 tane fide almıştım. Daha sonra bunu evimin önündeki tarlamıza taşımaya karar verdim ve bu yıl 5 bin kök çileğimiz oldu. Alçak tünel sistemi kurduk, biyolojik ilaçlama yöntemiyle yetiştirdiğimiz çilekler tamamen doğal. Pazar sorunumuz kesinlikle yok, herkes arazimizi biliyor, buraya kadar gelerek hem toplayıp yiyorlar, hem de alacakları kadar alarak doğal bir ortamda vakitlerini geçiriyorlar.”</p>
<p><strong>‘GİRİŞİMCİ BİR RUHA SAHİBİM’</strong></p>
<p>Bu yılın hasadın bir ay erken olduğunu belirten Kayıran, “Hasadımız bu yıl çok verimli olacağa benziyor, ürünümüzün satışında hiçbir problemimiz yok, zaten tarlada tükeniyor. Hiçbir yerden destek almadım, tamamen benim girişimcilik ruhuna sahip olmamdan kaynaklanan bir durum. İşimi zevkle ve severek yapıyorum. Tüm bu çalışmalar sırasında eşim Ömer Kayıran bana yardımcı oluyor. Çilek bahçemizi kurarken her zaman desteklerini gördüm, birlikte çalışıp ürünlerimizi ortaya çıkartıyoruz” dedi.</p>
<p>Kaynak: (KAHRAMANMARAŞ-DHA)</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/5-fideyle-baslayan-hobi-8-ton-cilege-donustu/">5 Fideyle Başlayan Hobi 8 Ton Çileğe Dönüştü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organik Tarım Dünya Nüfusunu Besler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/organik-tarim-dunya-nufusunu-besler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Mar 2018 08:12:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Andreas Gattinger]]></category>
		<category><![CDATA[Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü]]></category>
		<category><![CDATA[BM Gıda Hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[FiBL (Research Institute of Organic Agriculture)]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Elver]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Rodale Enstitüsü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25311</guid>

					<description><![CDATA[<p>Organik üretimin, dünyada hızla artan nüfusun ihtiyaçlarını karşılayamayacağını iddia eden konvansiyonel tarım savunucularının aksine, bilimsel araştırmalar organik tarımın dünyayı besleyebileceğini kanıtlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/organik-tarim-dunya-nufusunu-besler/">Organik Tarım Dünya Nüfusunu Besler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Dünyada ve ülkemizde tarımın önemi yadsınamaz, ancak tarım politikaları tek bir hedefe indirgenmiş durumda: Nüfus artışına paralel olarak ürün verimliliğini artırmak ve insanları doyurabilmek. Peki genel söylem bu yönde olsa da sosyo-ekonomik analizler bunu destekliyor mu?</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Söz konusu hedefin ve bu hedefe ulaşabilmek için uygulanan endüstriyel tarım yöntemlerinin (pestisitler, sentetik gübreler, GDO vb.) dünyada yaklaşık 70 yıllık bir geçmişi var. Bu 70 yılın ardından, doğal varlıklara, ekosisteme ve insana zarar vermesine rağmen, maksimum verimi elde etme çabasının geldiği nokta pek parlak değil: 2016 tarihli Gıdada Sürdürülebilirlik Endeksi&#8217;ne göre dünyada gıdaya erişimi yetersiz 1,8 milyar insan yaşıyor. Yani iddia edildiği gibi, endüstriyel tarım yöntemleriyle dünyayı doyurma hedefi gerçekleşmedi. Çünkü açlık sorununun nedeni, gıdanın yetersiz olması değil, üretimin adil paylaşılmaması, insanların alım güçlerinin eşit olmaması, israf ve kâr odaklı tarım politikaları.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25312 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar-640x360.jpg" alt="" width="302" height="170" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747720_OrganikGidalar.jpg 1600w" sizes="auto, (max-width: 302px) 100vw, 302px" /></p>
<p>BM Gıda Hakkı Özel Raportörü Prof. Hilal Elver, bir milyar insanın aç olduğu tespiti üzerinden kırsaldaki küçük aile işletmeleri ve çiftçilerin güçlendirilmesi için hükümetleri tarım alanında demokratik reformlara davet ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Küresel ısınma, iklim değişikliği, çoraklaşan toprak, kirlenen su kaynakları, zarar gören canlılar ve ekosistem dikkate alındığında, uzun vadede konvansiyonel/endüstriyel tarım, organik tarımdan daha verimli değil.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>ABD’deki Rodale Enstitüsü’nün, bu tarım yöntemlerine dair karşılaştırmalı verimlilik araştırmaları bunu kanıtlıyor. Enstitü 1981&#8217;de başladığı <em>The Farming Systems Trial</em>  projesi ile, konvansiyonel tarımdan organik tarıma geçiş dinamiklerini inceledi. Aynı dönemde hem konvansiyonel hem de organik üretim yapan Enstitü, 1986-2014 yıllarını kapsayan bir istatistik yayımlayarak, organik üretimdeki verimin konvansiyonel üretimi yakaladığını, hatta kurak dönemlerde organik üretimdeki verimliliğin daha yüksek olduğunu açıkladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25313 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747721_tablo_1-640x360.jpg" alt="" width="453" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747721_tablo_1-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747721_tablo_1-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747721_tablo_1-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747721_tablo_1.jpg 940w" sizes="auto, (max-width: 453px) 100vw, 453px" /></p>
<p>Mısır ve soya üretimi üzerinden gerçekleşen projede, özellikle kurak dönemlerde organik tarımın verimliliğinin daha fazla olduğu görüldü. Rapora göre, kurak geçen yıllarda mısırın organik üretimdeki verimi, konvansiyonele göre %31 daha fazla oldu. Konvansiyonel mısır, kurak dönemlerde besinsiz kalıp kuruma eğilimi gösterirken, organik mısır dayanıklılık göstererek yeşil kalabiliyor. Toprağın sağlığı ve canlılığının kanıtı olan organik bileşen miktarı, organik üretimde her yıl artış gösterirken, konvansiyonel üretimde giderek azalıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Tohum verimi ve kalitesinde fark yok</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p>1998 yılında organik tarım çalışmalarına başlayan Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü sebzecilik bölümünün verileri de tohum verimi ve kalitesi açısından benzer bir sonuca işaret ediyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>2004-2009 yılları arasında organik tarım ve konvansiyonel tarım koşullarında, pırasa tohumunun verimi ve kalitesini inceleyen Enstitü, aralarında herhangi bir fark olmadığını belirledi. Hatta organik pırasa tohumunun verimi bazı koşullarda daha yüksek  çıktı, çimlenme oranı ise konvansiyonele göre önemli bir artış gösterdi. Araştırma sonucunda; çevreye uyum sağlamış çeşitler, temiz tohumluk ve sağlıklı fide kullanımı seçildiğinde, hastalık ve zararlılar ile entegre mücadele yapıldığında, kültür bitkisi ile yabancı ot rekabeti oluşmadan yabancı otlar üretim alanından uzaklaştırıldığında, toprak analizine dayalı, toprağın sürdürülebilir kullanımını esas alan gübreleme programları uygulandığında, sağlıklı, ekonomik ve kaliteli ürün üretilebileceği ortaya kondu.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Her iki enstitünün aldığı sonuçlara göre, üretim profesyonelce yapılır, gerekli ARGE ile desteklenir, ziraat mühendisleri çiftçilere gerekli eğitimi verir, hükümetler ekolojik tarımı destekleyecek politikaları hayata geçirirse, verimlilik ibresi -değişen iklim şartları da dikkat alındığında- konvansiyonel tarımdan değil organik tarımdan yana.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25314 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747722_tablo_2-640x360.jpg" alt="" width="380" height="214" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747722_tablo_2-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747722_tablo_2-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747722_tablo_2-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747722_tablo_2.jpg 940w" sizes="auto, (max-width: 380px) 100vw, 380px" /></p>
<p><strong>Tüm dünyada organik tarıma geçilse ne olur?</strong></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Rodale Enstitüsü’nün araştırması umut verici. Peki, sadece belirli bir alanda değil, dünya genelinde organik üretime geçilse sonuç ne olurdu? Araştırma kuruluşu FiBL (Research Institute of Organic Agriculture), herkesin merak ettiği konuyu inceleyerek, tüm tarım alanlarında organik üretime geçilirse, 2050 yılında sonucun ne olacağını ortaya koydu. Pek çok araştırma kuruluşunun işbirliğiyle gerçekleşen incelemeye göre, tamamlayıcı bazı faktörlerle birlikte, organik tarım dünyayı doyurabilir. Hatta dünya nüfusunun beslenebilmesi için, mevcut tarım arazilerinin %60&#8217;ında organik üretime geçilmesi yeterli. FiBL&#8217;e göre bunun gerçekleşmesi için hayvansal ürün tüketiminin ve yetiştirilen hayvan sayısının, dolayısı ile yem üretimi ve israfın da azalması gerekiyor.</p>
<p>FiBL; dünya nüfusunun ihtiyaçlarını karşılamak için daha fazla toprağa ihtiyaç duyulacağını öngörüyor. Justus Liebig Üniversitesi&#8217;nden Prof. Andreas Gattinger, mevcut şartlar altında konvansiyonel tarım ile organik tarım arasında %25&#8217;lik bir verim boşluğu olduğunu belirtse de, Rodale Enstitüsü&#8217;nün ve Atatürk Bahçe Kültürleri Merkez Araştırma Enstitüsü’nün çalışmaları  gelecek için ümit vadediyor.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p>2050 yılında dünya nüfusunun yaklaşık 10 milyar olması bekleniyor. Konvansiyonel tarım, dünya nüfusunu doyurmaya aday olsa da, iklim değişikliğine etkisi, toprak, su gibi doğal varlıkları tüketiyor oluşu nedeniyle, yaşamın sürdürülebilirliği için bir an önce vazgeçilmesi gereken bir üretim biçimi. Organik tarım ise sürdürülebilir bir gelecek vadediyor. Rodale Enstitüsü, organik tarımın, konvansiyonel tarıma göre yaklaşık %50 daha az sera gazı salımı sağladığına dikkat çekiyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Verimlilik konusunda çalışmalar devam ederken, gıda israfının çok fazla olması dikkatleri ”yeterli ürün yetiştirme” konusundan ”yetişen ürünleri israf etmeme”ye yöneltiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25316 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747729_orchard_1872997-640x427.jpg" alt="" width="327" height="218" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747729_orchard_1872997-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747729_orchard_1872997-1024x683.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747729_orchard_1872997.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747729_orchard_1872997-610x407.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747729_orchard_1872997-320x213.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 327px) 100vw, 327px" /></p>
<p>Gümrük ve Ticaret Bakanlığı İç Ticaret Genel Müdürlüğü verilerine göre, gıda ürünlerinin tarladan sofraya ulaşması sırasında yetersiz uygunsuz nakliye, depolama koşulları yüzünden, gıdanın %25’i heba oluyor. Dünyada her yıl israf edilen gıda miktarı ise en az 1,3 milyar ton. Dolayısıyla israf önlendiği taktirde, konvansiyonel tarımda sentetik ilaç ve gübrelerle sağlanmaya çalışılan verim artışına da ihtiyaç kalmıyor.</p>
<p>Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, Türkiye’de, her yıl 1,7 milyar ekmek, 18 milyon ton meyve ve sebze çöpe atılıyor. Gıda israfının parasal bedeli ise 214 milyar lira.</p>
<p>2015 yılında dünyada organik tarım yapılan arazi 50,9 milyon hektar; yani dünya genelindeki tarım arazilerinin henüz %1&#8217;i. FiBL, gıda israfı yarı yarıya azaltılırsa ve kesif yem üretimi (yem amaçlı tahıllar vb) yarıya düşürülürse, mevcut tarım alanlarının % 60&#8217;ında dahi organik tarıma geçilmesiyle, hem verim hem de sürdürülebilirlik açısından 2050 yılında sağlıklı bir üretimin sağlanabileceğini belirtiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-25315 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747723_organik-640x360.jpg" alt="" width="306" height="172" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747723_organik-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747723_organik-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747723_organik.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747723_organik-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/1520747723_organik-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 306px) 100vw, 306px" /></p>
<p>FiBL&#8217;in öngösürü, yem üretimi azalacağı için, hayvansal ürün tüketiminin de üçte bir oranında azalacağı yönünde. Böylece dünyanın beslenme şekli iklimi koruyucu bir hale gelecek, çünkü endüstriyel hayvancılık, sera gazı salımının yaklaşık %15’inden sorumlu. Kuraklık, ani hava değişimleri ve seller gibi iklim değişikliklerinin gıda üretiminde verim düşüklüğüne ve kayıplara  neden olduğu göz önüne alındığında doğa ve iklim dostu organik üretimin gıdanın sürdürülebilirliği  açısından önemi daha belirgin hale geliyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ekolojik ilkeleri, sağlıklı beslenmeyi, israf ve tüketim kültürünü, iklim değişikliklerini, gelecek kuşakları da dikkate alan, uzun vadeli, gıdanın erişilebilirliği ve adil paylaşımını, açlık sorununun temel sebeplerini dikkate alan politikalar üretilir ve hayata geçirilirse toprak, su gibi doğal varlıkları, tüm canlıları ve insan sağlığını önceliğine alan ekolojik tarımın, gelecekte de dünya nüfusunu besleyebileceği çok açık.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p><a href="https://www.nature.com/articles/s41467-017-01410-w"><em>https://www.nature.com/articles/s41467-017-01410-w</em></a></p>
<p><a href="http://rodaleinstitute.org/assets/FST-Brochure-2015.pdf"><em>http://rodaleinstitute.org/assets/FST-Brochure-2015.pdf</em></a></p>
<p><a href="http://www.dw.com/en/feeding-the-world-with-organics-a-realistic-prospect/a-40967602"><em>http://www.dw.com/en/feeding-the-world-with-organics-a-realistic-prospect/a-40967602</em></a></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=z4daLqmureU"><em>https://www.youtube.com/watch?v=z4daLqmureU</em></a></p>
<p><a href="http://orgprints.org/19175/1/Organik_Pırasa.pdf"><em>http://orgprints.org/19175/1/Organik_P%C4%B1rasa.pdf</em></a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><em>*Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Basın Bültenidir.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/20/organik-tarim-dunya-nufusunu-besler/">Organik Tarım Dünya Nüfusunu Besler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organik tarım Türkiye’yi besler!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/30/organik-tarim-turkiyeyi-besler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Jan 2017 14:09:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[Bu Devirde Yemek Yemek Mide İster]]></category>
		<category><![CDATA[Bulut Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[konvansiyonel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[organik beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Yonca Demir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11212</guid>

					<description><![CDATA[<p>Organik tarım fikrine karşı sunulan en önemli fikir, herhalde, organik tarımın kalabalık nüfusların beslenmesi için yeterli gıdayı üretemeyeceği tezi. Oysa organik tarım hepimize yetecek gıdayı üretebileceği gibi, toprağın enkaza dönüşmesini, su kaynaklarının azalmasını ve kirlenmesini engeller, sağlığın korunmasını da garanti altına alır. İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Görevlisi Yonca Demir ve Icron Bilişim Uygulama [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/30/organik-tarim-turkiyeyi-besler/">Organik tarım Türkiye’yi besler!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Organik tarım fikrine karşı sunulan en önemli fikir, herhalde, organik tarımın kalabalık nüfusların beslenmesi için yeterli gıdayı üretemeyeceği tezi. Oysa organik tarım hepimize yetecek gıdayı üretebileceği gibi, toprağın enkaza dönüşmesini, su kaynaklarının azalmasını ve kirlenmesini engeller, sağlığın korunmasını da garanti altına alır.</h3>
<h6><em><strong>İstanbul Bilgi Üniversitesi İşletme Bölümü Öğretim Görevlisi Yonca Demir ve Icron Bilişim Uygulama Danışmanı Bulut Aslan Sivil Sayfalar olarak hazırladığımız &#8220;Bu devirde yemek yemek mide ister&#8221; adlı gıda dosyası için yazdılar.</strong></em></h6>
<h4>Konvansiyonel tarımdan geriye toprağın enkazı kalıyor</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Konvansiyonel/endüstriyel tarımda verimi artırmak için kullanıldığı söylenen pestisitler, herbisitler, suni gübreler ve hormonlar, toprağı, suyu ve biyoçeşitliliği öldürüyor, insanları hasta ediyor, çiftçileri dünya piyasalarındaki dalgalanmalara karşı korumasız bırakıyor. Kısacası, gıda güvenliğimizi tehdit ediyor. Aşağıda yöntemini ve sonuçlarını özetlediğimiz matematiksel modelde görüleceği gibi, doğa dostu/ekolojik tarım yöntemleriyle Türkiye nüfusunun tamamı rahatlıkla beslenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konvansiyonel tarım, ekinleri büyütürken kimyasal gübrelerden faydalanır. İstenmeyen böcekleri ve bitkileri öldürmek amacıyla kullanılan bu kimyasallar, topraktaki diğer canlı organizmaları da öldürür ve toprak enkaza dönüşür. Bu yöntem aynı zamanda olumsuz bir kısır döngü yaratır: Azotlu gübre kullandıkça, aynı toprakta bir kez daha herhangi bir bitki yetiştirmek için daha fazla azotlu gübre kullanmak gerekir. Konvansiyonel tarım, aşırı sulama sonucu temiz yeraltı sularının azalmasına ve tarım kimyasallarının yağmur sularıyla akarsu ve denizlere taşınıp buralarda oksijensiz ölü alanlar yaratılmasına neden olarak su kaynaklarını da olumsuz etkiler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa dostu tarım yöntemlerinde<strong>¹</strong></span><span style="font-weight: 400;"> ise çiftçiler, organik gübre veya kendi yaptıkları kompostu kullanır, biyolojik mücadele, kardeş bitkiler, doğru sulama ve mesafeli ekim gibi yöntemlerden faydalanır. Bu yöntemle işlenen topraklarda azot mineralizasyon potansiyeli daha yüksektir ve bitki hastalıkları daha az görülür. Ekolojik yöntemlerin uygulandığı tarlalarda gerek miktar gerek çeşit bakımından mikroorganizma faaliyeti daha fazladır. Bu durum pozitif bir döngü yaratarak toprağın daha fazla karbon ve azot içermesine sebep olur. Toprak, aşırı yağış dönemlerinde daha fazla su tutabilir, daha az sulama gerektirir, erozyona karşı daha dirençli hale gelir ve kuraklık dönemlerinde konvansiyonel yöntemlerle işlenmiş toprağa göre daha verimlidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konvansiyonel ve doğa dostu&#8230; Bu iki tarım modeli, halk sağlığı açısından da büyük farklılıklar gösteriyor. Endüstriyel tarımın yarattığı sağlık sorunları arasında kalp hastalıklarında artış, üretimde aşırı antibiyotik kullanımı sonucu bu ilaçların tıpta etkili kullanımının tehlikeye atılması, aşırı pestisit kullanımı sonucu tarım işçileri ve tüketicilerde artan kanser vakaları ve tarım kimyasallarının yarattığı hormonal ve üremeyle ilgili problemler sayılıyor. Organik ürünlerde daha yüksek antioksidan, daha az kadmiyum ve daha seyrek olarak böcek ilacı kalıntısına rastlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok bilimsel yayında, organik tarımın, verim açısından konvansiyonelle yarıştığı, özellikle kuraklık dönemlerinde daha iyi bir performans sergilediği belirtiliyor. Gelişmiş ülkelerde önemli bir verim farkı bulunamazken, gelişmekte olan ülkelerde organik tarım veriminin konvansiyonelden daha yüksek olduğu gözlemlenmiş. Organik tarım yapan çiftliklerin, iki yıllık geçiş sürecini atlattıktan sonra, girdi maliyetlerinin daha düşük olması ve ürünlerini daha yüksek fiyata satabilmelerinden dolayı daha kârlı </span><span style="font-weight: 400;">olduğu belirlenmiş. Fiyatların yüksek olması çiftçilerin emeğinin karşılığını almalarını sağlıyor ancak  tüketicilerin erişimini zorlaştırdığı için de eleştiriliyor. Endüstriyel gıda üretiminde maliyetler doğa tahribatı, artan sağlık harcamaları gibi biçimlerde dışsallaştırılarak bireylerin ve toplumun üzerine yıkılmıştır ve bunun için satın alındığı esnada bu gıdalar ucuz görünebilir. Organik tarım adil ilişkiyi ve tüm ilgili taraflar için iyi bir yaşam kalitesini yaygınlaştırmak üzerine kurulu bir üretim yöntemi olduğu için organik gıdaların endüstriyel ürünler kadar ucuz olmaları beklenemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada çiftçilerin yaşadığı ekonomik sorunların kökünde büyük ölçekli ve monokültür sistemler yatıyor. Küreselleşme sonucu özellikle fakir ülkelerdeki devlet denetiminin kaldırılmasıyla küçük çiftçiler, dünya girdi ve çıktı piyasalarındaki dalgalanma karşısında korumasız kaldı. Bu güvencesizlik sonucunda toprak ve iş gücü metalaştı; küçük çiftçiler tarım dışı alanlarda iş aramaya itildiler. Bu durumu konvansiyonel tarımda sıklıkla görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğaya ve toplumsal bütünlüğe saygılı üretim, organik sertifikalı</span> <span style="font-weight: 400;">tarımın felsefesinde yer alıyor ancak büyük ölçekte ve</span> <span style="font-weight: 400;">monokültür şeklinde yapıldığında organik sertifikalı üretimin de çevreye olumsuz etkileri olabiliyor. Güvenilir gıdaya ulaşmak ve gıda güvenliğini sağlamak için tüketicilerin, gıda üretim süreçleriyle bağlarını güçlendirmesi, tüketici örgütlenmesine ağırlık vermesi, duyarlı üreticilerle dayanışmaya gitmesi, güven duyulan üreticilerin ürünlerine aracısız ulaşmaya çalışması ve hatta üretimin bir parçası olması gerekiyor.  </span></p>
<h4>Ekolojik tarım Türkiye’yi besler</h4>
<p><span style="font-weight: 400;">Çoğunlukla büyük ilaç ve tohum şirketlerinin sesini duyuran ve araştırmaları bu şirketler tarafından fonlanan konvansiyonel tarım taraftarlarının temel argümanı, “Başka türlü dünyayı besleyemeyiz, bu kimyasalları ve genetiği değiştirilmiş organizmaları kullanmak zorundayız” şeklinde. Ekolojik yöntemlerin benimsendiği tarımın veriminin düşük olduğu, dünyayı beslemek için çok fazla alana ihtiyaç duyulacağı ve ormanların kesileceği; dolayısıyla, konvansiyonel tarımın daha çevreci olduğu dahi iddia edilebiliyor. Günümüzde açlık sorununun asıl sebebinin yetersiz üretim değil, gıdaya erişim ve adaletsiz gelir dağılımı olduğu açık; gıda israfı ve hatalı beslenme alışkanlıkları da sorunu artırıyor. Konvansiyonel tarımın ve ürünlerinin dağıtım biçiminin dünyayı besleyemediğini söyleyen, Permakültür uygulamacılarından</span> <span style="font-weight: 400;">Whitefield, sistemin, özünde yenilenebilir olmayan kaynakların kullanımı ve verimli toprak kaybı olan, krizlerine işaret ediyor. Whitefield, organik tarımdan ileri giderek, permakültürün dünyayı beslemek ve sürdürmek konusunda anlamlı bir seçenek olduğunu söylerken, hem toplumsal hem tarımsal gelişimin yönünün değişmesinin şart olduğunu da eklemişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmayı, “dünya nüfusunu besleyebilme” tartışmasına matematiksel bir katkı sunmak amacıyla yaptık. En temel optimizasyon yöntemlerinden doğrusal programlamayı kullanarak Türkiye için organik tarım planlaması yaptığımız modelde temel değişkenler, her ilde yaşayan insan ve hayvan nüfusunun gıda ihtiyacını karşılayacak şekilde, hangi üründen ne kadar üretilmesi ve hangi hayvan türünden (yerel ırk süt ineği, melez besi sığırı, yumurta tavuğu, vs.) kaç tane yetiştirilmesi gerektiğini temsil ediyor. Bir il, kendi ihtiyacından fazla üretim yapabiliyor, fazla üretim kendine yetmeyen başka bir ilin ihtiyacını karşılamak üzere gönderiliyor; bunun hesabı nakliye miktarını temsil eden değişkenler tarafından tutuluyor. Modeldeki kısıtlar her ilin ekilebilir alanını kullanarak üretim yapılmasını sağlıyor. Eğer üretim ve nakliye yeterli değilse uygun değişkenler yoluyla eksik gıda miktarı kaydediliyor. Modelin amacı gıdanın kat ettiği toplam yolu ve herhangi bir ilde eksik kalan gıda miktarını en aza indirmek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Veri toplama aşamasında Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) sayfalarından yapılan sorgulamalarla illerin nüfus ve ekilebilir alan bilgilerine, bitkisel üretim istatistiklerini kullanarak konvansiyonel verim bilgisine ulaştık. Bu verim değerlerini Seufert vd. (2012) çalışmasında önerilen oranlarda düşürerek<strong>²</strong> </span><span style="font-weight: 400;">organik tarım verim değerlerini belirledik. Hayvancılık verilerini Et ve Süt Kurumu belgeleri ve organik çiftliklerden edindik. Toplamda 81 il, 106 bitkisel ürün, 12 taze ot (yonca, fiğ, yulaf, vb.) ve 4 hayvansal ürünü (sığır eti, inek sütü, yumurta ve tavuk eti) hesaba kattığımız modelin yaklaşık 950 bin değişkeni ve 40 bin kısıtı olup günümüz bilgisayarlarında bir dakikada çözülebiliyor. Mesafeler hesaba katılınca model, kendine yetmeyen illere, üretim fazlası olan en yakın illerden ürün transfer ediyor. İyi haber, Türkiye organik tarım şartlarında kendisini besleyebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışmada, günlük 2300-2400 kcal enerji içeren dengeli vejetaryen mönülerle Türkiye nüfusunu besleyebilmek için ekilebilir alanların yüzde 65&#8217;inin (2,145 dönüm/kişi)<strong>³</strong></span><span style="font-weight: 400;"> organik tarım şartları altında yeterli olduğunu gösterdik. Hayvansal gıdaları eklediğimizde ise ekilebilir alanların yüzde 76’sı (2,475 dönüm/kişi) yeterli oldu. Örneğin kişi başı sadece 0,051 dönüm ekilebilir alan düşen İstanbul’un gıda ihtiyacının büyük kısmı, vejetaryen mönüde, Marmara bölgesindeki illerden gönderilmek suretiyle karşılanıyor; ancak hayvansal ürünler planlamaya katılınca, Doğu Anadolu gibi uzak bölgelerden ürün getirtmek gerekiyor. Sonuçlarımız, vejetaryen beslenmenin hayvansal gıdalar içeren bir diyete kıyasla daha az kaynak tükettiğini doğruluyor; hayvansal ürünleri modele kattığımızda, bireylerin aldığı kaloride yüzde 5’lik bir artışın, ekilebilir arazi kullanımında yüzde 16’lık bir artışa sebep olduğuna şahit olduk. Tarım ve beslenme sorununa en iyi çözümü seçen modelimiz, hayvancılıkta mümkün olduğunca yerel ırkların meralarda otladığı, hava ve ot şartlarının elvermediği dönemlerde yaz sonu kesilip kurutulmuş otlarla beslendiği ekstansif üretimi tercih etti, ancak meraların yetersiz kaldığı noktada, melez ırkların tahılla beslendiği entansif hayvancılığa yöneldi. Bu da entansif hayvancılık yönteminin aslında daha fazla girdi kullanarak daha az çıktı üreten bir sistem olduğunu matematiksel bir model yoluyla gösterdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler Gıda ve Tarım Örgütüne göre (FAO), dünyada kişi başı 2,18 dönüm ekilebilir alan bulunuyor. Aldığımız sonuçlardan anlaşılacağı gibi, sadece Türkiye nüfusunu değil dünyayı da tamamen ekolojik yöntemlerle yetiştirilmiş tarım ürünleriyle besleyebilmek için yeterince ekilebilir alan vardır. Tamamen doğa dostu tarıma geçmiş bir Türkiye, hem kendi halkını sağlıklı bir şekilde besleyerek gıda güvenliğini sağlamış bir ülke olabilecek, hem de fosil yakıt tüketimini azaltmış ve sürdürülebilirliğe katkıda bulunmuş olacaktır.</span></p>
<h6><span style="font-weight: 400;"> ¹: Doğa dostu tarım yöntemleri arasında organik tarım, onarıcı tarım, doğal tarım, permakültür ve biyodinamik tarım sayılabilir.</span></h6>
<h6><span style="font-weight: 400;">²: Organik tarım veriminin konvansiyonelle at başı gittiğini söyleyen birçok çalışma olmasına rağmen biz en kötü senaryoyu düşünerek organik tarımın veriminin düştüğünü varsaydık.  </span></h6>
<h6><span style="font-weight: 400;">³: Türkiye&#8217;de 2013 yılı itibariyle kişi başına düşen ekilebilir arazi 3,3 dönümdür. TÜİK, 2013, İstatistiklerle Türkiye.</span></h6>
<h4>Kaynakça</h4>
<h6><strong>Acs, S. vd. (2007) “Conversion to organic arable farming in The Netherlands: A dynamic linear programming analysis”, <i>Agricultural Systems,</i> 94:405–415.</strong></h6>
<h6><strong>Altieri, M.A. ve Rosset, P. (1996) “Agroecology and the conversion of large-scale conventional systems to sustainable management”, <i>International Journal of Environmental Studies</i> 50: 165–185.</strong></h6>
<h6><strong>Badgley, C. vd. (2007) “Organic agriculture and the global food supply”, <i>Renewable Agriculture and Food Systems</i>, 22(2):86–108.</strong></h6>
<h6><strong>Barański M. vd. (2014) “Higher antioxidant and lower cadmium concentrations and lower incidence of pesticide residues in organically grown crops: a systematic literature review and meta-analyses”, <i>British Journal of Nutrition</i>, 112(05): 794–811.</strong></h6>
<h6><strong>Drinkwater, L.E. vd. (1995) “Fundamental differences between conventional and organic tomato agroecosystems in California”, <i>Ecological Applications,</i> 5(4): 1098–1112.</strong></h6>
<h6><strong>Erzincanlı, H.O. (2013) <i>Organik Ötesi Tarım, </i>Yeni İnsan Yayınevi, İstanbul. (Türkçe)</strong></h6>
<h6><strong>Keim, B. vd. (2013) &#8220;The Age of Plenty.&#8221; <i>IEEE Spectrum</i>,  50 (6): 1-3.</strong></h6>
<h6><strong>Keyder, Ç. ve Yenal, Z. (2011) “Agrarian change under globalization: markets and insecurity in Turkish agriculture”, <i>Journal of Agrarian Change</i> 11(1): 60–86.</strong></h6>
<h6><strong>Liebig, M.A. ve Doran, J.W. (1999) “Impact of organic production practices on soil quality indicators”, <i>Journal of Environmental Quality,</i> 28: 1601–1609.</strong></h6>
<h6><strong>Mollison, B. (1991) <i>Introduction to permaculture</i>, Tagari Publications, Tasmania.</strong></h6>
<h6><strong>Mulvaney, R.L. vd. (2009) “Synthetic nitrogen fertilizers deplete soil nitrogen: a global dilemma for sustainable cereal production”, <i>Journal of Environmental Quality, </i>38: 2295—2314.</strong></h6>
<h6><strong>Pimentel, D. vd. (2005) “Environmental, energetic, and economic comparisons of organic and conventional farming systems”, <i>BioScience</i> 55(7): 573—582.</strong></h6>
<h6><strong>Reganold, J.P. ve Wachter, J.M. (2016) “Organic agriculture in the twenty-first century”, <i>Nature Plants, </i>2: 1-8.</strong></h6>
<h6><strong>Temürcü, C. (2013) “Gerçek gıda ucuz olabilir mi?” Yeşil Gazete,   <a href="https://yesilgazete.org/blog/2013/07/10/gercek-gida-ucuz-olabilir-mi-ceyhan-temurcu/">https://yesilgazete.org/blog/2013/07/10/gercek-gida-ucuz-olabilir-mi-ceyhan-temurcu/</a> Erişim 23 Şubat 2016.</strong></h6>
<h6><strong>Whitefield, P. (2016) “Can permaculture feed the world?”, <i>Permaculture</i>, <a href="http://www.permaculture.co.uk/articles/can-permaculture-feed-world">http://www.permaculture.co.uk/articles/can-permaculture-feed-world</a> Erişim 1 Mart 2016.</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/30/organik-tarim-turkiyeyi-besler/">Organik tarım Türkiye’yi besler!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Organik tarım,  9.7 milyarlık dünyada nasıl bir rol oynayacak?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/organik-tarim-9-7-milyarlik-dunyada-nasil-bir-rol-oynayacak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2015 15:33:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Yaşam]]></category>
		<category><![CDATA[organik tarım]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2006</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 7.3 milyar olarak hesaplanan dünya nüfusunun bu yüzyılın ortalarına kadar, yaklaşık üçte birlik bir artışla, 9.7 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin nerede gerçekleşeceği ve bizim buna nasıl hazırlanacağımız konusu ise değişen iklim kadar önemli bir konu. Peki organik tarım, türümüzün bu denli büyümesi karşısında nasıl bir rol oynayacak? NÜFUS ÜÇTE BİR ARTACAK Birleşmiş [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/organik-tarim-9-7-milyarlik-dunyada-nasil-bir-rol-oynayacak/">Organik tarım,  9.7 milyarlık dünyada nasıl bir rol oynayacak?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bugün 7.3 milyar olarak hesaplanan dünya nüfusunun bu yüzyılın ortalarına kadar, yaklaşık üçte birlik bir artışla, 9.7 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin nerede gerçekleşeceği ve bizim buna nasıl hazırlanacağımız konusu ise değişen iklim kadar önemli bir konu. Peki organik tarım, türümüzün bu denli büyümesi karşısında nasıl bir rol oynayacak?</p>
<h3>NÜFUS ÜÇTE BİR ARTACAK</h3>
<p>Birleşmiş Milletler, önümüzdeki 15 yıl içinde, dünyada oldukça fazla sayıda insanın yaşıyor olacağının öngörüldüğü 2015 Dünya Nüfus Raporu’nu yayınladı. Bugün 7.3 milyar olarak hesaplanan dünya nüfusunun bu yüzyılın ortalarına kadar, yaklaşık üçte birlik bir artışla, 9.7 milyara ulaşacağı tahmin ediliyor. Bu büyümenin nerede gerçekleşeceği ve bizim buna nasıl hazırlanacağımız konusu ise değişen iklim kadar önemli bir konu. Peki organik tarım, türümüzün bu denli büyümesi karşısında nasıl bir rol oynayacak?</p>
<p>Birleşmiş Milletler’in bulguları esas alınırsa, dünya başka bir açıdan çok net bir şekilde görülebilir. Zengin süpermarket dünyamızın ve çiftçi pazarındaki bereketin dünya çapındaki geçerliliği artık inandırıcılığını yitirmiştir. Birleşik Devletler, dünya nüfusunun küçük bir kısmını temsil etmektedir ve ilerleyen yıllarda aç nüfustaki patlamanın kaynağı da olmayacaktır.</p>
<p>Dünya nüfusunun bugün %60’lık bir kısmı (4.4 milyar) Asya’da, %16’lık bir kısmı (1.2 milyar) ise Afrika’da yaşamaktadır. Toplama göre; Avrupa’nın %10, Latin Amerika ve Karayipler %9 ve Kuzey Amerika (358 milyon) ile Okyanusya (39 milyon) birlikte ancak %5’lik bir paya sahiptir. Çin ve Hindistan ise ayrı ayrı 1 milyarı geçen nüfuslarıyla beraber, sırasıyla %19 ve %18’lik paya denk gelmektedirler.</p>
<p>Dünya nüfusu 1804 yılında 1 milyara ulaşmış ve arkasından gelen 123 yıllık süre içinde de 1927 yılında iki milyarı görmüştür. Sadece son 12 yılda ise toplam dünya nüfusu yaklaşık 1 milyarlık bir artış göstermiştir. Gelecekte ise bundan bile fazla bir artış görünüyor.  Nüfusun, 2030 yılında 8.5 milyar, 2050 yılında 9.7 milyar ve 2100 yılında da 11.2 milyar olacağı öngörülüyor. Ben ne kadar organik sebzeyle beslenirsem besleneyim, son homo-sapiens topluluğunu göremeyeceğim ancak beni esas düşündüren, o insanların nasıl besleneceği!</p>
<p>Beni en çok tedirgin eden iki veri, dünya nüfusunun yaş medyanı, yani dünyanın yarısından büyük ve diğer yarısından genç olduğu yaş ve Afrika’nın 2015 ile 2050 arasındaki dünya nüfus artış hızının yarısından fazlasına katkı yapacağının öngörülüyor olması. İleriki yıllarda yetişkinliğe erişecek ve çocuk sahibi olacak çok sayıda Afrikalı genç, gıda stoklarımızı daha da zorlayacak. En fakir ülkelerdeki nüfus artışının yoğunluğu, yoksulluğu ve eşitsizliği bitirmekle açlık ve beslenme bozukluğuyla mücadele etmek konularında yöneticilerin işini zorlaştıracak.</p>
<p>Tükettiğimiz besinlerin çoğu toprak kaynaklıdır. Ve bizim kalıtsal olarak işlenmiş alg ve mayalardan “gıda benzeri” bazı maddeler elde eden sıradışı işlemlerimiz var ancak temelde birkaç ilkel öğeye sadığız; sağlıklı toprak, temiz su ve dengeli bir iklim. Acaba geleceğimizin temellerini bu üç ortamı esas almak üzerine kurmamalı mıyız? Hangi sistemlere yatırım yapmalı ve bu üç öğenin sağlıklılığı ve dengesine katkı yapma adına hangilerini öğretmeliyiz?</p>
<h3>TOPRAĞIN KALİTESİNİ ARTIRMAK İÇİN</h3>
<p>Sustainable Agriculture Research dergisinde yayımlanan yeni bir haber, organik ve geleneksel tarım yöntemlerini karşılaştıran, tahıl ürünü esaslı en eski araştırmaların altısının sonuçlarını inceledi. Uzun vadeli araştırmalar üreticilerin, organik tarım uygulamaları durumunda toprağın sağlığı, verimlilik, su kalitesinde artış ve ekonomik olarak daha çok yarar elde edeceğini ortaya koydu. Haberin yazarları aktarılan sonuçların, organik tarım yöntemlerinin nitrat kaybını azaltacağı, karbon bağlanmasını destekleyeceği ve çiftçilerin piyasada tutunmasını sağlayabileceğini belirtiyorlar.</p>
<p>Organik yöntemler genişletilmiş nadasa ve organik toprak değişikliğine dayanarak üretimi düzenlemeyi ve iyileştirmeyi amaçlar. Bütün bu yöntemler toprak kalitesini artırır, karbon bağlanmasını ve azot döngüsünü destekler. Toprak kalitesini artıracak ve besin değeri sağlayacak olan organik  maddelerin yönetimi başarılı bir tarımın anahtarıdır. Rapora göre, organik tarım küresel karbon ve azot kullanımı ile su kalitesi, karbon depolanması ve bağlanması için önemli özelliklere sahiptir. Peki aç ve artan nüfusun çözümü organik tarımda olabilir mi?</p>
<p>Modern -sanayileşmiş-  tarım ileri derecede fosil yakıta ve kimyasal girdilere dayanmaktadır. Bunların çoğu, örneğin GDO’lu tohum, yem, gübre ve zirai ilaçlar düzenlemeleri ve ulaşılabilmeleri açısından pahalıdır. Yüksek fiyatlarının yanı sıra bu yöntemlerin;  toprağın fakirleşmesini, su kirliliğini ve toprağın üst tabakasında gerçekleşen kaybı son derece hızlandırdıkları da ortaya konmuştur. Johns Hopkins Bloomberg Halk Sağlığı Okulu’nda  bulunan &#8216;Center for a Liveable Future&#8217; tarafından yayımlanan araştırma, sanayileşmiş yöntemler hakkındaki endişeleri inceliyor. Rapora göre, monokültür, yani belli bir bölgede belli bir bitki türünün uzun yıllar yetiştirilmesi, hem hayvanlar hem de bitkiler arasında biyolojik çeşitliliğin azalmasına neden olmaktadır. Sentetik kimyasal zirai ilaçlar ve gübreler ise toprağı, suyu ve havayı kirletmekte ve hem çevreye, hem de insan sağlığına zarar vermektedir. Toprağın üst katmanındaki kayıplar, geri kazanımından hızlı gerçekleşmektedir ve bu toprağın verimini ve hem bitkilerin hem de onlarla beslenenlerin yararlandığı besin maddelerini azaltmaktadır. Su tüketimi ise sürdürülemez düzeyde devam etmektedir.</p>
<p>Bu çalışmalar artan nüfusumuzu besleyebilmek adına kesin bir yol gösteriyor: Organik tarım yöntemlerine erişime ve onlar üzerinde daha teknik eğitime yatırım yaparsak, beraberinde ekolojik yararları da getiren, daha fazla miktarda gıda üretebiliriz.  Organik tarım, Birleşik Devletler’de yaşayan çoğumuz için önemlidir ancak gelişmekte olan ülkelerde yaşayanlar için zorunluluktur. Toplumsal ve çevresel bir felaketin önüne geçmek istiyorsak, artan açlık için sürdürülebilir bir yönteme ihtiyacımız var demektir. Bu yöntem de organik tarımdır.</p>
<p>*** <strong><em>United Natural Food örgütünden Melody Meyer&#8217;in, The Huffington Post için yazdığı yazı.</em> <em> Çeviri Mert Uzun tarafından gerçekleşti ve makale ‘Buğday Ekolojik Yaşam Derneği’nin sitesinde yayımlandı.</em> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/organik-tarim-9-7-milyarlik-dunyada-nasil-bir-rol-oynayacak/">Organik tarım,  9.7 milyarlık dünyada nasıl bir rol oynayacak?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
