<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Onur Yürüyüşü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/onur-yuruyusu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/onur-yuruyusu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 02 Jul 2021 09:23:37 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Onur Yürüyüşü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/onur-yuruyusu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Jun 2021 14:41:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bülent Kılıç]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK-Basın-İş]]></category>
		<category><![CDATA[gazetecilik]]></category>
		<category><![CDATA[hak ihlali]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[protesto hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[toplantı ve gösteri düzenleme hakkı]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Gazeteciler Sendikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72138</guid>

					<description><![CDATA[<p>26 Haziran 2021’de Taksim’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’nü takip eden AFP Muhabiri Bülent Kılıç’ın kolluk güçleri tarafından boğazına basılarak nefessiz bırakılması ve ardından gözaltına alınması, basın emekçilerini harekete geçirdi. “Gazeteciliği Boğamayacaksınız” diyen 15 basın örgütü gazetecilere yönelik hak ihlallerini İstanbul, Ankara ve İzmir’de protesto ederek, sorumluların hesap vermesini talep etti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/">‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin önünden İstanbul Valiliği’ne yürüyen pek çok basın mensubu, polis şiddetine karşı “dur” demek ve meslektaşlarına destek vermek için toplandı. </span></p>
<h5><strong>‘Bu Mesleki Bir Sorun, Ötesi Berisi Yok!’</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72139 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-640x360.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="370" height="208" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-basin-aciklamasi.jpg 1080w" sizes="(max-width: 370px) 100vw, 370px" />Eylemde ilk söz alan Bülent Kılıç, kendisine olayın başından bu yana destek veren basın mensuplarına ve meslek örgütlerine teşekkür ederken; şiddete maruz kalan bir gazeteciye meslektaşlarının sahip çıkmasının önemine dikkat çekti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç konuşmasında, “1 dakikalık bir süre idi sanırım.  Nefesimin kesilmeye çalışılması kadar vahşi bir durum yok. Maalesef gazeteci olarak buna şahitlik ettim. Görüntü o kadar vahşi imiş ki ben de videoyu izleyince anladım.” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pek çok gazetecinin kendisini arayarak geçmiş olsun dileklerini iletmelerine karşın, kurumlarında konuyu haberleştirmeyen bazı gazete ve TV organlarının bu tutumundaki vahamete dikkat çeken Kılıç, gazetecilerin kamu görevi yapmakta olduğunun altını çizdi: “Polisin de bunu bilmesi lazım. Bunu çok iyi bildikleri halde bilmezden gelmeye başladılar. Bu mesleki bir sorun, bunun ötesi berisi yok. Burası Bab-ı Ali, Türkiye’nin ilk basın kurumları burada bir araya geldi. Bugün burada bu kadar gazetecinin bir araya gelmesi çok anlamlı.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boynuna basan polisin hala görevde olduğunu hatırlatan Kılıç, “Tüm basın emekçilerinin güvende olması için cezasızlık durumunun bir yerde bitmesi gerekiyor. Bu ülkede hukukun ve basının olduğuna inandırılmamız gerekiyor.” sözleriyle açıklamasını sonlandırdı. </span></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Nefessiz Bırakılan Sadece Gazeteciler Değil Halkın Haber Alma Hakkı’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-72135 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-640x296.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="381" height="177" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/nefes-alamiyoruz-basin-aciklamasi-1024x473.jpg 1024w" sizes="(max-width: 381px) 100vw, 381px" />Eylemde daha sonra Gazete Duvar’dan Filiz Gazi 15 basın örgütünün basın açıklamasını okudu. Aralarında Basın Konseyi, Türkiye Gazeteciler Sendikası, Disk Basın-İş ve Gazeteciler Cemiyeti gibi kuruluşların imza verdiği “Gazeteciliği Boğamayacaksınız!” başlıklı açıklamada şu ifadeler öne çıkıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Anayasa ile güvence altına alınan protesto hakkı fiilen yasaklanmış durumda. Hakkını aramak için sokağa çıkan bu yurttaşları haberleştirmek gazetecinin kamusal görevidir. Ancak meslektaşlarımız toplum adına görevlerini yürütürken ağır şiddetle karşı karşıya kalıyor. İçişleri Bakanlığı’nın gösteriler sırasında polislerin görüntülerinin alınamayacağına yönelik yasadışı genelgesinin ardından, bu şiddet çok daha tehlikeli bir hâl almış durumda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-72136 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-640x296.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="386" height="179" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-640x296.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1024x473.jpg 1024w" sizes="(max-width: 386px) 100vw, 386px" />26 Haziran Cumartesi günü LGBTİ+ bireylerin ve onlara destek veren yurttaşların düzenlemek istediği Onur Yürüyüşü’ne müdahale eden güvenlik görevlileri, uygulanan şiddeti kayda almak isteyen AFP Foto Muhabiri Bülent Kılıç’ı yere yatırıp boyuna bastırarak nefessiz bırakmak istedi. Güçlükle “Nefes alamıyorum” diyebilen Bülent Kılıç ölümden döndü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı gün başka meslektaşlarımızın da işlerini yapmaları engellendi. Darp edilen, taciz edilen, çektikleri görüntüleri silmek zorunda bırakılan meslektaşlarımız oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kolluk güçleri bu kanun tanımaz uygulamaları ile halkın gerçekleri öğrenme hakkını engellemektedir. Nefessiz bıraktıkları yalnız meslektaşımız değil, halkın haber alma hakkıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gazetecilik suç değildir ve bizler gazetecilik yapmaya devam edeceğiz. Gazetecilere şiddet uygulanmasını kanıksamayacağız, asla kabul etmeyeceğiz! </span><span style="font-weight: 400;">Bu insanlık dışı yöntemlerde ısrar etmeyi düşünen memurları da uyarıyoruz: Cezasızlık zırhına güvenmeyin! Size bu kanunsuz emri verenlerle birlikte mutlaka yargılanırsınız! </span><span style="font-weight: 400;">Gazeteciliği boğmanıza izin vermeyeceğiz!”</span></p>
<h5><b>Ne Olmuştu? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-72137 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-640x398.jpg" alt="Gazeteciliği Boğamayacaksınız!" width="319" height="198" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-640x398.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1-1024x637.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/bulent-kilic-1.jpg 1072w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />Bülent Kılıç’ın Onur Yürüyüşü sırasında görevini ifa ederken polis tarafından yere yatırılarak nefessiz bırakıldığı anın fotoğrafları, Türkiye’de basın mensuplarına polisin sert müdahalelerinin en yakın örneklerinden biri. Bülent Kılıç, serbest kalmasının ardından </span><a href="https://twitter.com/Kilicbil/status/1409161368360603649" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Twitter hesabından</span></a> <span style="font-weight: 400;">“</span><span style="font-weight: 400;">Lütfen bakılsın, sırtıma mı basmış, yoksa boynuma mı basmış, dün benim nefesim alenen kesilmeye çalışıldı” açıklaması yapmış ve </span><span style="font-weight: 400;">“Bütün gazetecilik meslek örgütlerine çağrı yapıyorum, ortada bir can güvenliği sorunu var maalesef, ortak bir tavır alınmalı.” </span><a href="https://twitter.com/Kilicbil/status/1409085746271621120" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">çağrısı</span></a><span style="font-weight: 400;">nda bulunmuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç’ın maruz kaldığı şiddetin medyada geniş yer bulması üzerine İstanbul İl Emniyet Müdürlüğü, Kılıç’ın basın mensubu olduğunun gözaltı işlemi sırasında anlaşıldığını açıklamıştı. Açıklamada, &#8220;Planlanan</span><span style="font-weight: 400;"> yasa dışı gösteri ve yürüyüşle ilgili olarak Beyoğlu Kaymakamlığı&#8217;nca (1) günlük yasaklama kararına rağmen ‘yasadışı gösterinin engellenmesi esnasında mukavemet gösteren’ grupla birlikte yakalanan 46 kişi arasında maalesef basın mensubu Bülent Kılıç’ın da bulunduğu tespit edilmiş ve ifadesi alınarak serbest bırakılmıştır” dendi. </span></p>
<p><a href="https://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-57636637?at_medium=custom7&amp;at_custom3=BBC+Turkce&amp;at_custom2=twitter&amp;at_custom1=%5Bpost+type%5D&amp;at_campaign=64&amp;at_custom4=355B5CFC-D81E-11EB-9BFC-BF9A96E8478F" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Sahada görev alan basın mensupları</span></a><span style="font-weight: 400;"> ise özellikle Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 30 Nisan 2021’de yayınlanan genelgenin ardından gazetecilere yönelik kolluk güçlerinin uyguladığı engelleme ve şiddetin arttığını ifade ediyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/29/gazeteciligi-bogamayacaksiniz/">‘Gazeteciliği Boğamayacaksınız!’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Jun 2021 09:07:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Levent Pişkin]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71928</guid>

					<description><![CDATA[<p>LGBTi+ Onur Haftası etkinlikleri kapsamında Maçka Parkı’nda gerçekleştirilmek istenen vegan piknik, polis müdahalesiyle engellendi. Avukat ve aktivist Levent Pişkin yaşananların hukuka tamamen aykırı olduğunu söylerken LGBTİ+ toplumuna yönelik yasaklamaların 2015’ten beri dozu giderek artan bir nefret politikasının izdüşümü olduğunu ifade ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/">&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>LGBTİ+ Onur Haftası kapsamında Maçka Parkı’nda düzenlenmek istenen piknik etkinliği, etkinlikten 1 saat önce Şişli Kaymakamlığı’ndan gelen yasaklama, sonra da polis müdahalesiyle engellendi. Tüm zorluklara rağmen parkta toplanmaya çalışanlar ya parka alınmadı ya da polis şiddetine maruz kaldılar. Olaylar sırasında bir kişi gözaltına alınırken bir kişinin de kolu kırıldı.</p>
<p>Onur haftası kutlamalarının bir ayağı olarak organize edilen vegan piknik etkinliği ilk olarak Heybeliada’da yapılması planlanmış ancak adadaki işletme sahibinin itirazı sonucu Maçka Parkı’na alınmıştı. 22 Haziran Salı günü yapılacak etkinliğe saatler kala yasak kararı çıktı. Buna rağmen parkta toplanmak isteyenler ise polis müdahalesiyle karşılaştı. İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası, Twitter hesabından yaptığı görüntülü ve yazılı paylaşımlarla çok sayıda kişinin darp edildiğini, bir kişinin kolunun kırıldığını ve bir kişinin de gözaltına alındığını duyurdu. Daha sonra yapılan paylaşımda gözaltına alınan kişinin serbest bırakıldığı paylaşılırken etkinlikte polis şiddetine uğrayanlara darp raporu almaları çağrısı yapıldı.</p>
<p>Cumartesi günü Onur Haftası kapsamında Onur Yürüyüşü yapılması planlanıyor. Yürüyüşe izin verilip verilmeyeceği ya da nasıl müdahaleler yaşanacağı ise bilinmezliğini koruyor.</p>
<h5><strong>&#8220;2015’ten Beri Süren Nefret Politikasının İzdüşümü&#8221;</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71929 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin.jpg" alt="Levent Pişkin" width="285" height="285" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin.jpg 400w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/levent-piskin-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 285px) 100vw, 285px" />Avukat ve aktivist Levent Pişkin, Maçka Parkı’nda olanlar arasındaydı. Pişkin, parktaki etkinliğe getirilmek istenen yasağın ve yoğun polis müdahalesinin LGBTİ+’ya yönelik bir nefret politikasının parçası olduğunu söyledi. Onur Haftası kapsamında düzenlenmek istenen pikniğe yönelik tavrın, siyasi iktidarın bir süredir LGBTİ+ toplumuna yönelik söylem ve eylemlerinin bir uzantısı olduğunu ekleyen Pişkin, bunun 2015’ten beri el yükselterek sürdürülen nefret politikasının yoğunluklu bir izdüşümü olduğunu vurguladı.</p>
<h5><strong>“Hukukla İzahı Olmayan Bir Devlet Pratiği Deneyimledik”</strong></h5>
<p>Pişkin’e göre yaşananların hukukla izah edilir bir tarafı yok. Hem anayasaya hem de taraf olunan uluslararası sözleşmelere aykırı bir devlet pratiği deneyimlediklerinin altını çizen Pişkin, &#8220;Önce Heybeliada’da yapılmak istenen etkinlik işletme sahibinin adeta tehdit edilmesi sonucu Maçka Parkı’na taşınmıştı. Aynı gün Şişli Kaymakamlığı’ndan yasaya aykırı bir şekilde bir yasaklama kararı çıkarıldı.” dedi.</p>
<p>Levent Pişkin, ilgili kanun gereği yasak kararının 24 saat önceden tebliğ edilmesi gerektiğini ancak buna uyulmadığını söylüyor: “Bu yasak kararının etkinlik açısından hem usulen hem de esas bakımından bir etkisi olmaması icap ediyordu zira 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’nun 18/1 maddesi açıkça yasak kararının 24 saat önce tebliğ edilmesi şartını koşuyor. Oysa karar bize etkinlikten yaklaşık 2-3 saat önce tebliğ edildi.”</p>
<h5><strong>“Gökkuşağı Sembolüne Yasadışı Muamelesi Yapmak Anayasaya Aykırı”</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-71932 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1-640x480.jpg" alt="vegan piknik" width="351" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/vegan-piknik-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 351px) 100vw, 351px" />Salı günü gerçekleşen olayda polis ekipleri Maçka Parkı’nın girişini tuttu ve parka girmek isteyenlerin çantalarını aradı, kılık kıyafet kontrolü yaptı. Üzerinde gökkuşağı renklerini taşıyan herhangi bir giysi, aksesuar ya da eşya bulunduranlar parka alınmadı. Pişkin, bu uygulamanın da anayasaya aykırı olduğuna vurgu yapıyor: “Gökkuşağı bayrağı ya da LGBTİ+’ların kullandıkları sembollere ilişkin uygulama ‘düşünceyi açıklama ve yayma hürriyeti’ başlıklı Anayasa’nın 26’ncı maddesine alenen aykırı olduğu gibi Anayasa’nın eşitliği düzenleyen 10’uncu maddesine de aykırılık teşkil ediyor.&#8221; Pişkin, bir başka deyişle bu sembollere yasadışı muamelesi yapılmasının kendisinin yasadışı bir tutum olduğunu söylüyor.</p>
<p>Pişkin’e göre bu yaşananlar LGBTİ+ toplumunu kriminalize etme amacı taşıyor ve LGBTİ+ varoluşunu yasaklamaya çalışmak anlamına geliyor: “Bu izahtan vareste ayrımcılık olup, herkese eşit davranma yükümlülüğü olan devletin yurttaşları arasında hiyerarşi kurması ve bir grubun/kesimin varoluşunu kriminalize etmesi anlamına gelmekte zira LGBTİ+’ları sembolize eden imge ve görselleri yasaklamak aslında LGBTİ+ varoluşuna yönelik bir yasak anlamına gelmekte <em>de facto </em>LGBTİ+ varoluşu yasaklanmaktadır.&#8221;</p>
<p>Pişkin, yasaya ve hukuka aykırı bu uygulamaların neticesinde yine yasaya ve hukuka aykırı bir biçimde kolluğun parkın sadece LGBTİ+’ların oturduğu kısmına şiddetle müdahale etmesinin ise yukarıda sayılan hususların bir devamı olduğunu söylüyor.</p>
<h5><strong>“Bu Politikalar LGBTİ+ Toplumunu Hukukun Korumasının Dışına İtiyor”</strong></h5>
<p>Levent Pişkin son olarak devletin hedef gösteri politikalarının tehlikesine değiniyor ve yasadışı bir organizasyon hatta bir örgüt dahi olmayan LGBTİ+ kimliklerin bu şekilde uluslararası sözleşmelere göre pozitif ve negatif yükümlülüklerin ihlali şeklinde hedef alınmasının toplumda LGBTİ+’lara yönelik fobiyi güçlendirdiğini ve sivil saldırıların doğrudan hedefi haline getirerek birinci elden hukukun koruması dışına ittiğini belirtiyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/24/piknik-yasagi-nefret-politikasinin-izdusumu/">&#8216;Piknik Yasağı, Nefret Politikasının İzdüşümü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Onur Yürüyüşü Davasında Sanıkların Tamamı Beraat Etti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/onur-yuruyusu-davasinda-saniklarin-tamami-beraat-etti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 May 2019 13:13:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[onur yürüyüşü davası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38389</guid>

					<description><![CDATA[<p>2017’de, 15. İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü sırasında gözaltına alınan 23 kişi ve Onur Yürüyüşü’ne katılmak isteyenlere saldıran bir şahsın yargılandığı davanın duruşması bugün görüldü. Mahkeme, tüm sanıkların beraatine karar verdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/onur-yuruyusu-davasinda-saniklarin-tamami-beraat-etti/">Onur Yürüyüşü Davasında Sanıkların Tamamı Beraat Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2017’de, İstanbul Valiliği tarafından üçüncü kez yasaklanan İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü sırasında, kolluk kuvvetleri hiçbir uyarı yapmadan Taksim Meydanı ve civarındaki insanlara saldırmış, 23 kişi ile Onur Yürüyüşü’ne katılmak isteyenleri engellemek için sokağa çıkan onlarca saldırgan da gözaltına alınmıştı. Saldırganların sadece birisi hakkında dava açılırken 23 kişi iki sene, altı celse boyunca yargılanıyordu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün İstanbul 48. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görülen duruşmada, 23 kişi ile Onur Yürüyüşü’ne saldırmak amacıyla sokağa çıkan saldırgan gruptan bir şahıs hakkında beraat kararı çıktı. Mahkeme, </span><span style="font-weight: 400;">sanıkların üzerine atılı kanuna aykırı toplantı ve gösteri yürüyüşleri düzenleme, yönetme ve bunların hareketlerine katılma suçunun unsurları oluşmadığından 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu’nun 223/2-a maddesi gereğince ayrı ayrı beraat kararına hükmetti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca mahkeme, davada kendisini müdafii ile savunan kişilerin tamamına, vekalet ücreti ödenmesine karar verdi. </span></p>
<p><b>Haksız gözaltı ve işkence için tazminat talebi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Altı celse boyunca yargılanan ve haksız, hukuksuz bir şekilde ve darp edilerek gözaltına alınan, gözaltındayken işkence gören bazı aktivistler ise tazminat yoluna giderek yeni bir hukukî süreç başlatacaklarını ifade ettiler.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/07/onur-yuruyusu-davasinda-saniklarin-tamami-beraat-etti/">Onur Yürüyüşü Davasında Sanıkların Tamamı Beraat Etti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hande Kader Cinayeti Davasında 1 Kişiye Tutuklama</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/03/hande-kader-cinayeti-davasinda-1-kisiye-tutuklama/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 13:12:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hande Kader]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[trans cinayetleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32871</guid>

					<description><![CDATA[<p>2016 yılında 23 yaşında katledilen trans kadın Hande Kader’in davasında şüpheli bir kişi hakkında tutuklama talep edildi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/03/hande-kader-cinayeti-davasinda-1-kisiye-tutuklama/">Hande Kader Cinayeti Davasında 1 Kişiye Tutuklama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>6 Ağustos 2016’da kaybolduktan sonra 13 Ağustos’ta cansız bedenine ulaşılan Kader’in İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından yürütülen soruşturmasında 1 kişi hakkında tutuklama talep edildi. Şüpheli 19 Ekim tarihinde İstanbul 6. Sulh Ceza Hâkimliği’nce tutuklanırken, soruşturmanın güvenliği öne sürülerek Cumhuriyet Savcılığı’nın talebiyle İstanbul 12. Sulh Ceza Hâkimliği’nin kararıyla soruşturma hakkında gizlilik kararı verildi.</p>
<figure class="wp-block-image"><img decoding="async" class="wp-image-152086" src="https://cdn.yesilgazete.org/wp-content/uploads/2018/12/hande-kader-1.jpg" alt="" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-32876" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/hande-kader-1.jpg" alt="" width="620" height="310" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/hande-kader-1.jpg 620w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/hande-kader-1-610x305.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/hande-kader-1-320x160.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 620px) 100vw, 620px" /></figure>
<p>Hande Kader, 2015 yılında Taksim’de düzenlenen Onur Yürüyüşü’nde polisin eylemcilere karşı tazyikli su, plastik mermi ve biber gazı ile müdahale ettiği sırada, TOMA’nın karşısına oturarak polis müdahalesine karşı koyduğu görüntüleriyle hafızalara kazınmış, tam 1 yıl sonrasında ise katledilmişti.</p>
<p>Kaynak:<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/12/03/hande-kader-cinayeti-davasinda-1-kisiye-tutuklama/" target="_blank" rel="noopener"> Yeşil Gazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/03/hande-kader-cinayeti-davasinda-1-kisiye-tutuklama/">Hande Kader Cinayeti Davasında 1 Kişiye Tutuklama</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hindistan&#8217;da Eşcinsel İlişkinin Yasallaştırılmasının Ardından Gerçekleştirilen İlk Onur Yürüyüşü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/03/hindistanda-escinsel-iliskinin-yasallastirilmasinin-ardindan-gerceklestirilen-ilk-onur-yuruyusu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 03 Dec 2018 07:41:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTQIA+]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Delhi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32843</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz Eylül ayının başında Hindistan Yüksek Mahkemesi’nin eşcinsel ilişkiyi yasallaştırma kararı almasının ardından gerçekleştirilen Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018’de LGBTQİA+ katılımcılar Delhi sokaklarında ilk kez özgür bir şekilde Onur Yürüyüşü gerçekleştirdiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/03/hindistanda-escinsel-iliskinin-yasallastirilmasinin-ardindan-gerceklestirilen-ilk-onur-yuruyusu/">Hindistan&#8217;da Eşcinsel İlişkinin Yasallaştırılmasının Ardından Gerçekleştirilen İlk Onur Yürüyüşü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Pazar günü gerçekleştirilen Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018’de, ülkenin kalbi olarak görülen Delhi’nin sokakları rekor sayıda katılımcı ile dolup taştı. Katılımcılar Eylül ayında, eşcinsel ilişkiyi yasaklayarak yıllarca ülkenin LGBTQİA+ vatandaşları üzerinde hüküm sürmüş olan kolonyal dönemden kalma 157 yıllık Paragraf 337’nin yürürlükten kaldırılmasına göndermeler taşıyan “</span><i><span style="font-weight: 400;">Adios 377</span></i><span style="font-weight: 400;">”, “</span><i><span style="font-weight: 400;">Love Wins</span></i><span style="font-weight: 400;">” yazılı pankartlarıyla Delhi sokaklarında özgürlüklerini bir kez daha kutladılar.</span></p>
<figure id="attachment_32844" aria-describedby="caption-attachment-32844" style="width: 611px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32844" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0934.png" alt="" width="611" height="407" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0934.png 611w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0934-610x406.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0934-320x213.png 320w" sizes="auto, (max-width: 611px) 100vw, 611px" /><figcaption id="caption-attachment-32844" class="wp-caption-text">Fotoğraf: DOMINIQUE FAGET/ AFP/ Getty</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkenin kalbi olan Delhi’de düzenlenen Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018’e katılanlar “</span><i><span style="font-weight: 400;">Özgürlüğümüzü kazandık!</span></i><span style="font-weight: 400;">” sloganları ile eşcinsel ilişkinin yasallaştırılmasından dolayı duydukları sevinci, Hindistan Yüksek Mahkemesi Başkanı Dipak Misra’nın </span><i><span style="font-weight: 400;">“Rızası olan iki yetişkin &#8211; homoseksüel, heteroseksüel veya lezbiyen fark etmeksizin &#8211; arasında karşılıklı mutabakata dayalı yaşanan herhangi bir cinsel ilişkinin anayasaya aykırı olduğu söylenemez,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> sözünü bir kez daha anarak dile getirdiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018’in organizatörlerinden biri olan Deepti </span><i><span style="font-weight: 400;">“Burada ilk kez ‘suçlular’ olarak yürümüyoruz. İnsanlar özgür bir şekilde omuzlarında hiçbir yük hissetmeden yürüyorlar,” </span></i><span style="font-weight: 400;">dedi.</span></p>
<figure id="attachment_32846" aria-describedby="caption-attachment-32846" style="width: 613px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32846" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0935.png" alt="" width="613" height="403" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0935.png 613w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0935-610x401.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0935-320x210.png 320w" sizes="auto, (max-width: 613px) 100vw, 613px" /><figcaption id="caption-attachment-32846" class="wp-caption-text">Fotoğraf: DOMINIQUE FAGET/ AFP/ Getty</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Deepanshu Goswami isimli bir başka katılımcı da </span><i><span style="font-weight: 400;">“Bu yürüyüş mutlulukla alakalı bir yürüyüş, mutlulukla ve mutlulukla,”</span></i><span style="font-weight: 400;"> diyerek sevincini dile getirdi. Goswami sözlerine Hindistan’da LGBTQİA+ topluluğunun tamamiyle eşitliğe ulaşmasının önünde çok uzun bir yol olduğuna dair uyarılarıyla devam etti; </span><i><span style="font-weight: 400;">“Toplumun bu yasayı benimsemesi bir nesil alacaktır ama korku faktörü ortadan kalktı. Şimdi özgür bir vatandaş olarak hayatımı yaşıyorum.”</span></i></p>
<figure id="attachment_32847" aria-describedby="caption-attachment-32847" style="width: 374px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32847" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0936.png" alt="" width="374" height="463" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0936.png 374w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0936-320x396.png 320w" sizes="auto, (max-width: 374px) 100vw, 374px" /><figcaption id="caption-attachment-32847" class="wp-caption-text">Katılımcılar Hindistan’daki LGBTQİA+ topluluğun özgürlüğünü kutlamak için çocuklarını da yanlarına almışlardı. / Fotoğraf: @priyankapsanks / Twitter</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32848" aria-describedby="caption-attachment-32848" style="width: 547px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32848" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0937.png" alt="" width="547" height="358" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0937.png 547w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0937-320x209.png 320w" sizes="auto, (max-width: 547px) 100vw, 547px" /><figcaption id="caption-attachment-32848" class="wp-caption-text">Kuir aktivistler Gey Onur Yürüyüşü’nde mutluluklarını aktardılar. / Fotoğraf: DOMINIQUE FAGET/ AFP/ Getty</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32849" aria-describedby="caption-attachment-32849" style="width: 551px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32849" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0937_001.png" alt="" width="551" height="364" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0937_001.png 551w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0937_001-320x211.png 320w" sizes="auto, (max-width: 551px) 100vw, 551px" /><figcaption id="caption-attachment-32849" class="wp-caption-text">Eşcinsel ilişkinin yasallaştırılması kararı ile LGBTQİA+ vatandaşların insan hakları için koruma sağlayan yasayı Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018’i koruyan polisler izledi. / Fotoğraf: DOMINIQUE FAGET/ AFP/ Getty</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32850" aria-describedby="caption-attachment-32850" style="width: 550px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32850" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0938.png" alt="" width="550" height="365" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0938.png 550w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0938-320x212.png 320w" sizes="auto, (max-width: 550px) 100vw, 550px" /><figcaption id="caption-attachment-32850" class="wp-caption-text">Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018 katılımcıları çektikleri fotoğraflarla bu tarihi olayı kaydetmeye can atıyorlardı. / Fotoğraf: DOMINIQUE FAGET/ AFP/ Getty</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32851" aria-describedby="caption-attachment-32851" style="width: 410px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32851" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0938_001.png" alt="" width="410" height="439" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0938_001.png 410w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/12/2018-12-03_0938_001-320x343.png 320w" sizes="auto, (max-width: 410px) 100vw, 410px" /><figcaption id="caption-attachment-32851" class="wp-caption-text">Delhi Kuir Onur Yürüyüşü 2018 katılımcıları Hindistan’da eşcinsel ilişkinin yasallaştırılmasının ardından kavuştukları özgürlüğün keyfini çıkardılar. / Fotoğraf: @babybluejin / Twitter</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynak: <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/11/26/gay-sex-india-pride/?utm_source=MOBFB&amp;medium=309589+Pictures%3A+India%27s+first+Pride+march+since+gay+sex+was+decriminalised&amp;utm_campaign=PNMOBFB&amp;fbclid=IwAR2pH_WEY6wuGdAsc0SsFT68AA4RUa3z32VknAXVtxzISeDeD45JEC5smAE" target="_blank" rel="noopener">Pinknews</a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/03/hindistanda-escinsel-iliskinin-yasallastirilmasinin-ardindan-gerceklestirilen-ilk-onur-yuruyusu/">Hindistan&#8217;da Eşcinsel İlişkinin Yasallaştırılmasının Ardından Gerçekleştirilen İlk Onur Yürüyüşü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hong Kong&#8217;da Göçmen LGBTİ İşçiler İşçi Hakları İçin Harekete Geçti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/29/hong-kongda-gocmen-lgbti-isciler-isci-haklari-icin-harekete-gecti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Nov 2018 07:37:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Association for Advancement of Feminism]]></category>
		<category><![CDATA[Feminizmi Geliştirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[hong kong]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası af örgütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32778</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hali hazırda göçmen işçiler Hong Kong’da birçok ayrımcılıkla karşılaşmak durumunda bırakılırken, bu ayrımcılığa bir de kişilerin cinsiyetleri veya cinsel yönelimleri gerekçe gösterilerek maruz bırakıldıkları ayrımcılık ekleniyor ve durum göçmen LGBTİ’ler için çok daha zorlayıcı bir hal alıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/29/hong-kongda-gocmen-lgbti-isciler-isci-haklari-icin-harekete-gecti/">Hong Kong&#8217;da Göçmen LGBTİ İşçiler İşçi Hakları İçin Harekete Geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong merkezini dolduran göçmen LGBTİ işçilerin oluşturduğu birlik, 10. Hong Kong Onur Yürüyüşünün hemen bir gün ardından, işçi haklarını savunmak için yürüdü. Göçmen Onur Yürüyüşü birçok uluslararası şirketin merkez binasının ve uluslararası birçok bankanın bulunduğu şehir merkezinde gerçekleştirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">18 Kasım’da, bir protesto veya onur yürüyüşü olmanın da ötesinde, birçok farklı coğrafyadan LGBTİ topluluklarının organize ettiği yürüyüşte eşit haklar için çağrıda bulunuldu. Filipinler, Endonezya, Nepal gibi ülkelerden göçmen örgütlerin oluşturduğu koalisyon ile düzenlenen yürüyüşün baş organizatörlerinden biri olan Gabriela Hong Kong, her şeyin kontrol altında olduğunu garantiye almak için yerel polisle iletişim halindeydi.</span></p>
<ol start="10">
<li><b> Hong Kong Onur Yürüyüşü</b></li>
</ol>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’da 10. Onur Yürüyüşü 17 Kasım’da gerçekleştirildi. Yoğun yağmura rağmen Hong Kong sokaklarını dolduran katılımcılar eşitlik için yürüdüler. Organizatörlere göre katılımcı sayısı yaklaşık 12.000 civarındaydı, ancak polis yalnızca 4.300 kişinin katılımına izin verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’da şu an evlilik eşitliği tanınmıyor, bunun yanı sıra LGBTİ’leri koruma altına alan herhangi bir yasal güvence de sunulmuyor. Bu sebeple de, katılımcılar diğer vatandaşlarla tamamiyle eşit insan haklarına erişebilmek için çağrıda bulundular.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hala her vatandaşın insan haklarını güvenceye alan koruyucu bir yasa anayasada bulunmasa da, Hong Kong’daki LGBTİ’ler için şehir içerisindeki alışveriş merkezlerinde ve üniversitelerde cinsiyet ayrımı gözetmeyen bazı olanaklar erişilebilir hale getirilmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">17 Kasım’da gerçekleştirilen 10. Hong Kong Onur Yürüyüşünden bazı kareler:</span></p>
<figure id="attachment_32779" aria-describedby="caption-attachment-32779" style="width: 619px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32779" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1022.png" alt="" width="619" height="394" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1022.png 619w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1022-610x388.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1022-320x204.png 320w" sizes="auto, (max-width: 619px) 100vw, 619px" /><figcaption id="caption-attachment-32779" class="wp-caption-text">10. Hong Kong Onur Yürüyüşünden Sloganlar / Fotoğraf: @cathrynlui &#8211; Instagram</figcaption></figure>
<figure id="attachment_32781" aria-describedby="caption-attachment-32781" style="width: 614px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32781" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1023.png" alt="" width="614" height="389" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1023.png 614w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1023-610x386.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1023-320x203.png 320w" sizes="auto, (max-width: 614px) 100vw, 614px" /><figcaption id="caption-attachment-32781" class="wp-caption-text">10. Hong Kong Onur Yürüyüşünden Katılımcılar / Fotoğraf: @ameliachieu &#8211; Instagram</figcaption></figure>
<p><b>Hong Kong’un Göçmen Onuru</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’da 2016 yılında gerçekleştirilen nüfus sayımlarına göre elde edilen verilen sonucunda, geçtiğimiz on yıl içerisinde Hong Kong’daki etnik grupların nüfusunun %70 oranında arttığı belirtiliyor. Filipinlilerin 184.081’ini, Endonezyalıların 153.299’unu oluşturduğu etnik azınlıkların toplam nüfusu 584.000’ü aşıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’daki birçok göçmen işçi ev hizmetlerinde çalışmakta; ancak iş sözleşmeleri Hong Kong’da yaşayan diğer işçilerle eşit seviyede bir koruma sağlamamakta. Örneğin, işverenleri tarafından suistimal edildiklerini bildirmeleri halinde, onları sınır dışı edilmekten koruyacak bir yasal güvenceleri bulunmamakta. </span></p>
<figure id="attachment_32782" aria-describedby="caption-attachment-32782" style="width: 377px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-32782" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1025.png" alt="" width="377" height="436" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1025.png 431w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1025-320x370.png 320w" sizes="auto, (max-width: 377px) 100vw, 377px" /><figcaption id="caption-attachment-32782" class="wp-caption-text">10. Hong Kong Onur Yürüyüşünden Katılımcılar / Fotoğraf: @lezohk &#8211; Instagram</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmen LGBTİ işçilerin haklarını savunmak için 17 Kasım’da düzenlenen Hong Kong Onur Yürüyüşünden bir gün sonra 18 Kasım’da gerçekleştirdikleri Hong Kong Göçmen Onur Yürüyüşü, şehir merkezi olan Edinburgh Place’de başladı, ana programa göre yürüyüşün bitiş noktası olarak belirlenen Chater Road’da sonlandırılmadan evvel, Filipinli göçmenler için son derece önemli olan mekanlar üzerinden sürdürüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İzin günlerinde meydanda olan diğer göçmen işçileri de selamlamak için katılımcılar slogan attılar. Pazar günleri Hong Kong’un şehir merkezi, bir çeşit dönüşüme uğrayarak, hafta içinde çeşitli iş elbiseleri ile dolup taşan finansal kalbi olmaktan çıkıp göçmen işçiler için sosyalleşme olanaklarıyla dolu bir merkeze dönüşmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmen Onur Yürüyüşü şehir merkezinde gün boyunca devam etti ve yürüyüşün ardından da çeşitli performanslar sergilendi. Bu yılın teması, “Onur, Özgürlük ve Değişim” idi. Katılımcılar, devletin yasal güvence sunmadaki yetersizliklerine ve toplumda gördükleri dışlanmaya karşı sosyal adaletsizliğe bir an önce son verilmesi için çağrıda bulundular. Etkinliği birçok LGBTİ örgütü dayanışarak organize etti, LGBTİ+ gökkuşaklı pankartların altında her örgüt daha önceden belirlenmiş olan bir renkle örgütlerini temsil etti.</span></p>
<figure id="attachment_32783" aria-describedby="caption-attachment-32783" style="width: 588px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32783" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1026.png" alt="" width="588" height="377" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1026.png 588w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1026-320x205.png 320w" sizes="auto, (max-width: 588px) 100vw, 588px" /><figcaption id="caption-attachment-32783" class="wp-caption-text">Hong Kong’daki göçmen LGBTİ işçiler işçi hakları için eşitsizliği protesto ediyorlar. / Fotoğraf: Athena Lam</figcaption></figure>
<p><b>Göçmen LGBTİ İşçiler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong Uluslararası Af Örgütü ve diğer örgütler işçi haklarını savunmak için kampanyalar başlattılar. Göçmen işçilerin işçi ve insan hakları göz önünde bulundurularak, daha kapsayıcı standartlar oluşturmaları için İş ve Sosyal Güvenlik Müdürlüğüne çağrıda bulundular. Aralarında </span><span style="font-weight: 400;">Association for Advancement of Feminism (Feminizmi Geliştirme Derneği)’in de bulunduğu birçok yerel Hong Kong örgütü göçmen işçilerle birlikte yürüdü. Katılımcılara önceki gün 10. Hong Kong Onur Yürüyüşü’ne de katılan Tayvanlılardan da destek geldi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong Göçmen Onur Yürüyüşü 2018, Gabriela Hong Kong, Filipinli Lezbiyenler Örgütü, Filguys Gabriela Derneği, Share Hong Kong, The UNITY Derneği, Nepalli İşçiler Derneği, Auto8a ve Same Same Different Derneği tarafından ortaklaşa gerçekleştirildi.</span></p>
<p><b>Hong Kong’da Göçmenlere Tanınan Bağımlı Kişi Vizesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong evlilik eşitliğini tanımıyor olsa da, geçtiğimiz Temmuz ayında önemli bir adım atarak başka bir ülkede resmi olarak evlenmiş olan eşcinsel çiftlerin evliliklerini tanıyacağını duyurmuştu. Fakat bu karardan birçok göçmen işçi, evlilik eşitliğini tanımanın ötesinde eşcinselliği bile yasal olarak tanımayan Asya Pasifik bölgesinden oldukları için  yararlanamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong 19 Eylül’de başka bir ülkede resmi olarak evlenmiş olan eşcinsel çiftlerin evliliklerini tanıyacağına dair aldığı kararı uygulamaya başlamıştı. Eşcinsel çiftler 19 Eylül’den itibaren partnerleri ile aynı ülkede kalmak için bağımlı kişi vizesine başvurabiliyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükümetin Temmuz ayında vize politikalarında tarihi bir değişim gerçekleştirmesinin ardında QT ismiyle bilinen Britanyalı lezbiyen bir kadının, 2011’de eşinin Hong Kong’da bir işe başlamasıyla birlikte vize hakkı için Hong Kong Göç Departmanına karşı sürdürdüğü yedi yıllık savaşı bulunuyor. Lehine sonuçlanan davanın ardından QT yaptığı açıklamada </span><i><span style="font-weight: 400;">“Son Temyiz Mahkemesi tarafından bugün verilen karar, bu muhteşem ve canlı şehirdeki biz milyonların doğru bildiğini onayladı, o da şu ki cinsel yönelime dayalı ayrımcılık… saldırgan ve alçaltıcı &#8211; Hong Kong’un temel değerlerine saldırıyor ve hukuk kurallarını baltalıyor.” </span></i><span style="font-weight: 400;">demişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’daki avukat bürosu Vidler &amp; Co. Solicitors kararı “</span><i><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’daki LGBTİ topluluğu için bir zafer</span></i><span style="font-weight: 400;">” diyerek kutlamıştı.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" style="border: none; overflow: hidden;" src="https://www.facebook.com/plugins/post.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Fpermalink.php%3Fstory_fbid%3D10155846127901491%26id%3D112018101490&amp;width=500" width="500" height="652" frameborder="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni vize politikasına göre bağımlı kişi vizesi ülkeye giren yasal ve resmi olarak evli olan eşcinsel çiftlerin hukuki ortaklıklarını, evlilik olmadan da bazı ülkelerde uygulanmaya başlanan medeni birliktelikleri veya ülke dışında gerçekleştirilen evlilikleri de kapsıyor. Ancak mahkemenin kararı ortada olmasına rağmen, Göç Departmanı Hong Kong’daki “eş” durumunun anlamını ısrarcı bir şekilde bir kez daha açıklamıştı. Göç Departmanından bir görevli mahkemenin kararının ardından yaptığı açıklamada </span><i><span style="font-weight: 400;">“Değişikliğin eşcinsel hukuki ortaklığın, medeni birlikteliklerin, ‘evlilik eşitliğinin’, veya heteroseksüel hukuki ortaklıkların ve medeni birlikteliklerin Hong Kong’da resmi olarak tanınması ile hiçbir alakası yoktur.”</span></i><span style="font-weight: 400;"> demişti.</span></p>
<figure id="attachment_32784" aria-describedby="caption-attachment-32784" style="width: 583px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32784" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1027.png" alt="" width="583" height="376" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1027.png 583w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1027-320x206.png 320w" sizes="auto, (max-width: 583px) 100vw, 583px" /><figcaption id="caption-attachment-32784" class="wp-caption-text">Wan Chai’deki Hong Kong Göç Departmanı / Fotoğraf: Wikipedia</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong Gey ve Lezbiyen Avukatlar Ağı (HKGALA) kurucu ortağı ve eş başkanı Marc Rubinstein, hükümetin QT’nin mücadelesi ile kıyaslandığında görece kısa bir sürede kararı uygulamaya başladığının altını çizerek, Hong Kong’da kalıcı ikamet etme izni ve çalışma vizeleri bulunan eşlerin veya partnerlerin bu karardan yararlanabileceğine dair mahkemenin verdiği kararın ardından Göç Departmanından yapılan açıklamanın güncel yasanın gereksiz bir tekrarı olduğunu söylemişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">18 Kasım’da gerçekleştirilen yürüyüşte göçmen LGBTİ işçilerin çok büyük bir kısmının doğdukları coğrafyadan dolayı bu karardan da yararlanamıyor olmalarına dikkat çekildi ve karardaki eksik kalan adaletsizlerin bir an önce eşit düzeye getirilmesi için çağrıda bulunuldu. Hong Kong’daki Son Temyiz Mahkemesinin vermiş olduğu karar, sınırları ısrarla belirtilen bir karar olsa da, eşitliğe giden yolda Hong Kong’un da ilerlemeye başladığının kesin işareti olma niteliğini taşıyor.</span></p>
<figure id="attachment_32785" aria-describedby="caption-attachment-32785" style="width: 615px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-32785" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1028.png" alt="" width="615" height="393" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1028.png 615w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1028-610x390.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/2018-11-29_1028-320x204.png 320w" sizes="auto, (max-width: 615px) 100vw, 615px" /><figcaption id="caption-attachment-32785" class="wp-caption-text">10. Hong Kong Onur Yürüyüşünden Katılımcılar / Fotoğraf: @ameliachieu &#8211; Instagram</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaynaklar: </span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.gaystarnews.com/article/hong-kong-pride-rain-law/" target="_blank" rel="noopener">1-</a>  </span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.gaystarnews.com/article/lgbti-migrant-workers-step-out-for-their-rights-in-hong-kong/" target="_blank" rel="noopener">2</a>&#8211; </span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.gaystarnews.com/article/hong-kong-recognizes-same-sex-partnerships-in-spousal-visa-applications/" target="_blank" rel="noopener">3</a>&#8211; </span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.gaystarnews.com/article/breaking-hong-kong-court-finally-rules-in-favor-of-same-sex-couples/#gs.Oh6tt0A" target="_blank" rel="noopener">4</a>&#8211; </span><a href="https://www.facebook.com/permalink.php?story_fbid=10155846127901491&amp;id=112018101490" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">5</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/29/hong-kongda-gocmen-lgbti-isciler-isci-haklari-icin-harekete-gecti/">Hong Kong&#8217;da Göçmen LGBTİ İşçiler İşçi Hakları İçin Harekete Geçti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eda Yetim]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Jun 2018 08:37:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[Pride]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28295</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her gün dünyanın bambaşka yerlerinde birbirinden oldukça farklı sorunlarla yüzleşmek zorunda bırakılan göçmenler ve mülteciler, gökkuşağının renklerine sarıldılar ve umut meşaleleriyle her karanlığın içerisinde birlikteliğin gücünü göstererek her birimize inanılmaz dersler verdiler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/">Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İki ayaklı olarak plandığım yazıların <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/19/pride-dunyada-neler-oluyor/" target="_blank" rel="noopener">birinci ayağında</a> Pride’ın Haziran ayı içerisinde dünyanın “kutlanılabilen” şehirlerinde birçok engellemeye rağmen yılmadan nasıl kutlandığını ve birçok insana nasıl umut kaynağı olduğunu tarihi geçmişinden kısa bilgiler de vererek aktarmaya çalışmıştım. Yazının ikinci ayağında ise dünyanın tüm ülkelerinin ortak görünür sorunu olarak karşımıza çıkan göçmen ve mülteci sorununa da değinerek gökkuşağının renklerinin nasıl bu sorunlar içerisinde bile parlayabildiğini ve en fazla umutsuzluğa düştüğümüz anlarda birlikteliğin ve görünürlüğün gücünü nasıl yanımızda hissedebileceğimizi anlatma çabasında olacağım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşcinsellik hala yaşadığımız dünya üzerinde 72 ülkede yasadışı olarak kabul ediliyor, 8 ülkede ise eşcinsellik idam ile cezalandırılıyor. Bu seneki Londra Pride’ın ülkemizde erişimi bulunmayan kısa filminde verdikleri mesajlar aslında bu konuya dair daha ayrıntılı bir farkındalık yaratmak amaçlanmış. “Somewhere over the rainbow / Gökkuşağının üzerinde bir yer” olarak isimlendirdikleri kısa filmin tamamına, aralarında bu yılın başında evlenen transgender çift Jake Graf ve Hannah Winterbourne’nin de olduğu LGBTQ+ bireyler can vermiş. Kısa film ülke sınırlarımız içerisinde erişilir olmasa da yayınlanan tanıtım videolarından kimisinin içeriklerine ulaşılabiliyor; içerikler kısaca şöyle aktarılmış: “Her 5 LGBT+ bireyden 1’i ailesinden kimliğini gizliyor.” / “Londra’da LGBT+ bireylerin neredeyse yarısı nefret suçuna maruz bırakılıyor.” / “Her 3 LGBT+’den biri oldukları kişi yüzünden sözel olarak aşağılanıyor.”</span></p>
<p>https://www.youtube.com/watch?v=Zs1GtAJWPo4</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Verilen alındığı aynı araştırmaya göre LGBT+ bireylerin %84’ü heteroseksüellerle kıyasladıklarında kendilerini açıkça ifade etmekte zorlandıklarını iletmiş. %44’ü ise başkaları tarafından tehdit edildiğini veya kendisini sürekli olarak tehdit altında hissettiğini, %46’sı ise sözlü istismara uğradığını belirtmiş.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ki bu aslında hepimizin yakın bir tarihten de bildiği ve hala faillerinin herhangi bir yargılanmaya tabi tutulmadığı bir olay olan, Çeçenistan’daki eşcinsel kamplarında gerçekleşen katliamı yeniden ve yeniden hatırlatıyor. Çeçenistan’da yaşanan bu olay, Rusya’daki Novaya Gazetesi’nin verdiği bilgilere göre 2017’nin Nisan ayında başlayan tutuklamalarla 26 kişinin öldürüldüğü ve en az 100 kişinin tutuklu olarak çeşitli işkencelere maruz bırakıldığı kamplarda yaşanan büyük bir katliama dönüşmüş; ancak kamptan kurtulmayı başaran Maxim Lagunov’un bulunduğu şikayetlere rağmen ne Rusya Federasyonu tarafından ne de ona bağlı cumhuriyetlerden biri olan tüm bu olayların ana yeri Çeçenistan hükümeti tarafından ciddiye alınmamıştı. Oysa ki Çeçenistan hükümeti vatandaşlarını “ailelerinin onurlarını temizlemek” için çocuklarını kendilerinin de öldürmeleri gerektiği konusunda cesaretlendirmiş ve gey karşıtı bir kampanya başlatmıştı. Böyle bir emir verdiğini asla kabul etmeyen hükümet aynı zamanda kendi ülke sınırları içerisinde geylerin olduğunu da reddetmekte. Çeçenistan’dan kurtulmayı başaranlar ise hala ailelerinden kaçmak zorundalar ve kendilerini hiçbir şekilde güvende hissetmiyorlar. Olayların patlamasından sonra Çeçenistan’dan kaçan geylere kucak açan aralarında Litvanya, Fransa, Almanya ve Kanada gibi ülkelerin de olduğu kimi ülkelerde Çeçen göçmenler hala ailelerinden gelen telefonları açmakta güçlük çektiklerinin ve her an herhangi bir yerde alıkonularak kamplara gönderilecekleri tehdidini üzerlerinde hissettiklerine dikkat çekiyorlar. Yine Novaya Gazetesi’nden gazeteci Elena Milashina’ya göre kamplarda yaşananlar üzerine hiçbir dava açılmadı ve hiçbir tutuklama yapılmadı, ancak eğer ki otoriteler konuya dair bir şeyler yapmak isteselerdi tüm yaşananların incelenmesi ve bu doğrultuda bir soruşturma başlatılması oldukça kolaydı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Böylesine bir atmosferden kaçıp sığınılan ülkelerde de aslında mültecilerin ve göçmenlerin sorunları çözülmüş olmuyor, özellikle LGBTQ+ mülteci ve göçmenlerin yaşadığı sorunları biraz da olsa bu yazının odağına almak istiyorum ve her şeye rağmen nasıl kendi küllerinden kendilerini yaratmayı başarabildiklerini… Bu yüzden de sığınılan başlıca ülkelerin ikisinden örnekler vererek yaşanılan sorunlarla başlamak istiyorum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her sene yaklaşık 2000 LGBTQ+ birey doğduğu topraklarda cinsel veya toplumsal cinsiyet kimliğinden dolayı yaşamını sürdüremediği, çeşitli ölüm tehditleri, aşağılamalar ve suistimaller, taciz ve tecavüzlere maruz kaldığı, hatta ülke sınırları içerisinde eşcinsellik yasadışı kabul edildiği için ömür boyu hapis veya idam cezaları ile yüzyüze bırakıldığı için ülkesini terk ederek Birleşik Krallık’a göçmek istiyor. Zaten kendi ülkelerinde karşılaştıkları bunca sorunun yanı sıra bir de güvenli alan olarak gördükleri ülkelerin göçmen ve mülteci kamplarında çeşitli sıkıntılarla karşılaşmak zorunda bırakılıyorlar. Bir zamanlar üzerinde güneşin batmadığı ülke olarak anılan Birleşik Krallık’ın kamplarındaki sığınmacılar yoksulluk, yalnızlık, ayrımcılık, homofobi ve transfobi gibi birçok sorunla yüzyüze kalıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın yalnızca belirli bölgelerinden alıp verdiğim örneklerin çok daha ötesi var ve ne yazık ki bir yazının içeriğine sıkıştırılamayacak kadar fazla sayıdalar. Ancak yine de göçmenlerin ve mültecilerin kendi deneyimlerinden yola çıkarak paylaştığı onlara başvuru sürecinden sonra sağlanan konaklama yerlerinde yüzleşmek zorunda kaldıkları kimi güçlü adledilen ülkelerin onları tabi tuttuğu bürokratik süreçlerden kaynaklı sorunları buraya aktarıp farkındalık yaratmanın çok önemli olduğunu düşünüyorum. Öncelikle artık herkesin bildiği gibi Birleşik Krallık gibi bir ülke de sığınmacılarına çalışma izni vermiyor ve bu birçok sığınmacıyı ekonomik bağımsızlıkları bulunmadığı için çeşitli istismarlara, yoksulluklara ve evsizlik sorununa karşı savunmasız bırakıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın zamanlarda Jamaikalı bir geyin kendisini evsiz olarak sokakta buluşunun ve çalışma izninin olmamasının yanı sıra evsizler için sağlanan yardıma da uygun olmadığının söylenmesinin ardından söyledikleri bu konunun ciddiyetini bir kez daha gözler önüne seriyor: “Param yoktu, gidecek bir yerim yoktu, güvenecek kimsem de yoktu. Bu durum çok fazla stres altında hissetmeme sebep oldu ve akıl sağlığıma fazlasıyla zarar verdi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazanılan ve kazanmak için savaşı verilen hakların sadece belli topraklarda doğmuş insanlara tanınması ve ölüm tehlikesi ile yüzyüze kalmış olan insanlardan bürokratik bir takım sebeplerle alınması ne kadar anlaşılabilir? Bayatlamış politik oyunlar yine görünmez kılınan bedenler üzerinden oynanırken, ne kadar sessiz kalacağız/kalabileceğiz? Hükümetler sessiz kalmayı tercih ediyorsa, kazandığımız her hakkı herkesle paylaşmak için biz niçin mücadele etmiyoruz?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Londra’da bu konuya sessiz kalamamış ve kalmayı reddetmiş LGBTQ+ göçmenlerin ve mültecilerin yoksulluk yaşamaması için mücadele eden Micro Rainbow International (MRI) isimli bir örgüt var ve örgüt yalnızca yoksulluk sorunuyla değil, LGBTQ+ göçmenler ve mülteciler arasında artışta olan yalnızlaşmaya ve evsizliğe karşı da mücadele veriyor. Birleşik Krallık’taki evsiz LGBTQ+ göçmen ve mültecilere ilk kez güvenli yerlerde konaklama imkanı sağlayan kuruluş, iş bulma, eğitim ve sosyalleşme imkanı da sağlamakta.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28298" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124.png" alt="" width="583" height="364" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124.png 583w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1124-320x200.png 320w" sizes="auto, (max-width: 583px) 100vw, 583px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birleşik Krallık’ın yanı sıra sığınmacıların en çok tercih ettiği diğer bir ülke ise Amerika Birleşik Devletleri. Başkan Donald Trump’ın son zamanlarda mültecilere uyguladığı “sıfır tolerans politikası”nın yarattığı etkilerden kısaca söz etmek gerekirse, sınırda yasal olmayan yollardan ülkeye sığınmak isteyen göçmen ve mülteci ailelerin çocuklarından ayrılması şartını savunan bu politika doğrultusunda 5 Mayıs &#8211; 9 Haziran tarihleri arasında ABD göçmen ofisinin raporuna göre 2342 çocuk ailesinden “belirsiz” bir süreliğine alınmış durumda. Mayıs başında yaptığı konuşmalardan birinde Başkan Trump göçmen ve mültecilerden bahsederken açıkça “Bunlar hayvan” dediği göz önünde bulundurulursa, politikasında çocukların ailelerinden alınarak kafes benzeri yerlerde konaklatılmaya başlandığını öğrendiğimizde bu kararı veren zihniyeti hayal etmek çok da zor olmaz diye düşünüyorum. Ailelerinden alınan çocuklara birkaç dakika içerisinde ailelerini yeniden görecekleri söylenirken, aslında aylar boyunca bir daha hiç onların yüzlerini göremeyecekleri gerçeği saklanıyordu. Trump henüz geçtiğimiz günler içerisinde kararını geriye çevirdiğini beyan eden üst düzey bir emir vermiş olsa da, bu emir daha önce ailelerinden ayrılmış olan çocukları ailelerine geri döndürmeye maalesef ki yetmiyor. “Birbirlerinden ayrılan ailelerin görüntüsü hoşuna gitmediği için” böyle bir karar aldığını açıklayan Trump, kararını geri çekse de mültecilere “sıfır tolerans politikası”nın uygulanmaya devam edeceğini de belirtmiş. Katman katman artan mülteci ve göçmenlerin hem kendi ülkelerinde, hem de “sığındıkları” ülkelerde karşılaştıkları tüm bu problemler, daha geçen hafta ABD’nin en ünlü simgelerinden biri olan Empire State Building’in tam tepesinin gökkuşağı renklerine büründürülmesi ile LGBTQ+’nın insan hakları mücadelesine destek verdiği o fotoğrafı aklıma getiriyor. Kimler için, hangi çıkarlar güdülerek destek sunuluyordu? Destek anlayışının yalnızca bir showdan ibaret olmadığına inanmak keşke bu kadar kolay olabilseydi. Özellikle kadın ve LGBTQ+ haklarının show dünyasınca tüketilen ve bundan rant sağlanmaya çalışıldığı bir dünya içerisinde yaşarken insan haklarının can çekiştiği bu iki görüntüyü karşılaştırmadan zihnim rahat etmedi, bir de siz üzerinde düşünün:</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28299" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1125.png" alt="" width="245" height="318" /><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28300" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1125_001.png" alt="" width="316" height="205" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">20 Haziran’ın göçmenler ve mülteciler için farkındalık yaratmak adına Dünya Göçmen Günü ilan edilmesi ile Haziran ayının aynı zamanda Pride ayı olarak dünyaca kutlanması ile bu kesişimsellik içerisinde LGBTQ+ göçmen ve mültecilerin diğer göçmenlerden farklı olarak kamplarda uğradıkları ayrımcılık aslında tam da yine kesişimsellik kavramı ile anlaşılabilir. Kendi toplumlarında karşılaştıkları ayrımcılık aslında kısaca kamp içerisine haliyle taşınıyor, fakat bir de üzerine “sığınılan” ülkenin engelleri ve aşağılayıcı süreçleri döngünün içerisine dahil oluyor. Genel olarak insan haklarının unutulduğu böyle bir politika gölgede bırakılarak, sadece kendi vatandaşları söz konusu olduğunda geçerli olan insan hakları için mücadeleye destek vermenin ikiyüzlü tarafı da burada zaten. Söylemi devam ettirerek insan haklarının belirli bir toplumun çıkarına indirgendiği bir düzlemde özgürleşmeden benim görüşümce söz edilemez. Trump’ın koltuğu devraldığından beri LGBTQ+’lara karşı anti-gey tutumu da göz ardı edilemez, fakat değinmek istediğim nokta eğer özgürleşme adına bir mücadele varsa dünya üzerindeki tüm varlıkların hakları göz önünde bulundurularak ilerleme kaydedilmesi gerekir, aksi halde eksik ve aslında hiçbir şeyi değiştirmeyen bir noktada saymaya devam edilir. Trump’ın hükümeti eleştirilirken gözden kaçırılmaması gereken nokta da bu aslında. Çünkü bana göre LGBTQ+ hakları insan haklarından ayrılamaz, farklı başlıklar altında farklı deneyimlerden kaynaklı ezilmişlikler konuşulabilir ve konuşulmalı; fakat bu ikisi bambaşka şeylermiş gibi davranılamaz. Kesişimsellik kavramının önemini vurgulamak istememin sebebi de aslında bu. LGBTQ+ göçmen ve mültecilerin diğer göçmen ve mültecilerden farklı olarak neler yaşadıklarının altının çizilmesi ve tüm bu sorunların doğdukları toprakların vatandaşları olarak hayatlarını sürdürme konusunda sorun yaşamayan LGBTQ+’ların mücadelesine eklenmesi, ancak yine bu noktada farklı ezilmişliklerin getirdiği deneyimlerin göz ardı edilmemesi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim bunu destekleyen örneklerden bir tanesi de, hapse girmek için gey olmanın yeterli olduğu Etiyopya’da kamusal alanda kimliğini açık olarak ifade edebilen ilk geylerden biri olan Robel Hailu. “Ait olduğum ülkede gey olmak bir suç, bu yüzden de kendi ülkemden buraya kaçtım,” diyen Hailu, kendi ülkesinde daha önce ayrımcılık ve ölüm tehditleri ile karşılaşmış. Ülkesine geri dönme ihtimali bulunmayan, dönmek isterse de çok ciddi cezalarla karşılaşmak zorunda olan Hailu, tüm bu sebeplerden dolayı ABD’ye sığınmak için başvuruda bulunmuş. Fakat bilindiği üzere Trump hükümetinin “sıfır tolerans politikası” tehlikeli bir atmosfer yaratıyor. Hailu sözlerini “Etiyopya’ya dönmeye korkuyorum,” diye sürdürürken LGBTQ+’ları gerçekten kabul eden bir ülkede yaşamak istediğini dile getiriyor. Hükümet tarafından özellikle gizli tutulduğu için Etiyopyalı LGBTQ+’ların toplum içinde neler yaşadıklarını asla bilemeyeceğimizi aktaran Hailu, dışarda kendilerine yardım etmemiz ve onları dinlememiz için bize ihtiyacı olan kardeşlerimiz olduğunu söylüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sözünü ettiğim tüm bu sorunlar ve birçok kaynak aracılığıyla haklarında kısıtlı bilgiye ulaşabildiğim, zaten ne kadar ulaşsam da asla yeterli olamayacak olan göçmen ve mültecilerin derinden hissettiği her sorun farklılıkları da göz önünde bulundurularak mücadelemiz içerisinde bir yere sahip olmalı. Nitekim dünyadaki belirli ülkelerde belirli vatandaşların edinebilmiş olduğu temel insan hakları her dünya vatandaşına erişinceye kadar mücadelenin son bulmayacağı dünyanın her yerinde söylenmeli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yazının en başında bahsettiğim mülteci kampı ise kendi gücünü kendi içerisinde yeşertmeyi başarmış, uluslararası arkadaşlarının da yardımlarıyla, dünyanın en büyük üçüncü mülteci kampı olan ve 185.000’den fazla insana sığınak sağlayan Kenya’daki Kakuma Mülteci Kampı’nda geçtiğimiz haftalarda kampın LGBTQ+ topluluğu olan Refugee Flag Kakuma bir Onur Yürüyüşü gerçekleştirdi. 600 kişi katılım gösterdi ve dünyada Pride’ı kutlayan ilk mülteci kampı oldu.</span></p>
<p><iframe loading="lazy" title="LGBT Pride festival in Kenya&#039;s Kakuma refugee camp" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/9ksHHy3UsFo?start=10&#038;feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kampta genellikle Uganda’da cinsel veya toplumsal cinsiyet kimliklerinden dolayı ömür boyu hapse mahkum edilen insanlar Kenya’daki bu kampa gelerek kendi toplumlarında gördükleri şiddet ve eziyetten kaçıyorlar. Kenya’da da aslında eşcinsel olmak yaşadışı kabul edilmekte; fakat kampta hayatını sürdürmekte olan birçok mülteci eşcinselliğin yasal olduğu bir üçüncü dünya ülkesinde yerleşme imkanı bulmayı umut ediyorlar. Ugandalı transgender mülteci Rluage Eibusone kampta olma deneyimini “Gerçekten çok mutluyum. Ailemleymişim gibi hissediyorum ve bunun için çok mutluyum,” sözleri ile ifade ediyor. Gerçekleştirilen yürüyüş boyunca atılan sloganlardan bir tanesi de “Homofobiyi bırakın!” idi.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28302" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126.png" alt="" width="612" height="375" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126.png 612w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126-610x374.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1126-320x196.png 320w" sizes="auto, (max-width: 612px) 100vw, 612px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat az önce sözünü ettiğim kesişimsellik burada da karşımıza çıkıyor, kendi ülkeleri içerisinde gördükleri ayrımcılığın kamp ortamına da haliyle sızması durumu ve buna karşı alınması gereken önlemlerin gerektiği zamanlarda alınmamış olmasından kaynaklı olarak gerçekleşen ayrımcılık Kakuma Kampı’nda da gerçekleşti. Düzenlenen Onur Yürüyüşü her ne kadar büyük bir başarı olarak görülse de, etkinliği düzenleyen Mbazina Moses’ın aktardığı üzere yürüyüşten hemen sonra iki LGBTQ+ birey oldukça şiddetli bir saldırıya uğradı. Bunun yanı sıra, kamptaki diğer mültecilerin yürüyüşe katılan LGBTQ+’lara yazdığı açık mektupta oldukça sert uyarılarda bulunuldu.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28303" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127.png" alt="" width="390" height="490" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127.png 390w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1127-320x402.png 320w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mektupta yazılanların çevirisi ise şu şekilde: “Bu, Kakuma’da yaşayan tüm erkek ve kadınlara bir uyarıdır. Şu ana kadar yapmakta olduğunuz şey artık sona erdi. Bir süredir sessizliğimizi koruyorduk. Çocuklarımızı ve dinimizi lekelediğiniz için kampı terk etmek zorundasınız. Eğer kampı terk etmezseniz, her birinizi teker teker öldüreceğiz ve bu konuda ciddiyiz. YETER ARTIK!”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Refugee Flag Kakuma’nın yöneticisi Moses daha birkaç gün önce görünürlüklerini kutlayan mültecilerin şimdi korkuyla yaşadıklarını belirtti. Mektubun onlar için ardında herhangi bir gün her an karşılarına çıkabilecek şiddetin antipatik yüzünü, korkuyu ve çaresizliği barındıran bir kapının açılma tehdidiyle yüzleşmek anlamına geldiğini sözlerine ekleyen Moses, Facebook üzerinden en son paylaştığı gönderide polisin durumu kontrol altına aldığını ve güvende olduklarını söyledi. Fakat hala yürüyüşü gerçekleştirmek için kullandıkları paranın bir kısmını toparlayamadığını (12.000 Kenya Şilini &#8211; 120 Amerikan Doları) ve borçlu olduğunu belirterek yardım beklediğini de sözlerine ekledi.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her türlü koşulda ve her yerde sürdürülen bir mücadelenin canlı kanıtı olarak Kakuma Kampı’ndaki Refugee Flag Kakuma’nın gerçekleştirdiği bu yürüyüş her birimiz için umutsuzluğu bir kenara bırakarak birlikteliğin gücü ile asla yılmamamız gerektiği konusunda sıkı bir ders veriyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-28304" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128.png" alt="" width="616" height="440" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128.png 616w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128-610x436.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/06/2018-06-29_1128-320x229.png 320w" sizes="auto, (max-width: 616px) 100vw, 616px" /></p>
<p>Kaynaklar:<a href="https://www.gaystarnews.com/article/this-emotional-pride-in-london-video-is-coming-to-uk-national-tv/#gs.UblojK8" target="_blank" rel="noopener"> 1</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/lgbti-refugees-face-violence-discrimination-and-we-need-to-help-them/#gs.UblojK8" target="_blank" rel="noopener">2</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/death-threats-for-lgbti-refugees-who-threw-pride-parade-at-kenyan-camp/#gs.BwQfzqk" target="_blank" rel="noopener">3</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/gay-refugees-chechnya-still-scared-lives/#gs.BwQfzqk" target="_blank" rel="noopener">4</a> <a href="https://www.gaystarnews.com/article/threat-trump-poses-lgbti-people-seeking-asylum/#gs.lmGzBV0" target="_blank" rel="noopener">5</a> <a href="https://www.facebook.com/RefugeeFlagKakuma/" target="_blank" rel="noopener">6</a> <a href="https://www.pinknews.co.uk/2018/06/18/pride-event-takes-place-inside-refugee-camp/" target="_blank" rel="noopener">7</a> <a href="https://www.bbc.com/news/world-us-canada-44552852" target="_blank" rel="noopener">8</a> <a href="https://www.advocate.com/world/2018/4/06/one-year-later-chechnyas-gay-purge-remains-uninvestigated" target="_blank" rel="noopener">9</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/29/pride-dunyada-neler-oluyor-2/">Pride: Dünyada Neler Oluyor? &#8211; 2</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil toplum, nefret söyleminden azade mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/18/sivil-toplum-nefret-soyleminden-azade-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Dec 2017 14:38:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hrant Dink Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Anadolu Gençlik Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[antisemit]]></category>
		<category><![CDATA[Antisemit Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[CNN Türk]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Funda Tekin]]></category>
		<category><![CDATA[Gamze Tosun]]></category>
		<category><![CDATA[İdil Engindeniz]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[medyada nefret söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yahudi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20870</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Türkiye&#8217;deki STK yapılanması yukarıdaki çatışmayı aşağıya taşımaya dönük bir araç haline geliyor.&#8221; Hrant Dink Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren ‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ proje ekibiyle röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. İlk bölümde  medyada nefret söylemi başlığı altında, projeyi, nefret söyleminin medyada üretimini, aktörlerini, objelerini  ve gündelik hayattaki tezahürlerini konuşmuştuk. İkinci bölümde ise &#8220;Çuvaldızı sivil topluma batıralım&#8221; dedik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/18/sivil-toplum-nefret-soyleminden-azade-mi/">Sivil toplum, nefret söyleminden azade mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Türkiye&#8217;deki STK yapılanması yukarıdaki çatışmayı aşağıya taşımaya dönük bir araç haline geliyor.&#8221;</strong><span id="more-21522"></span></p>
<p>Hrant Dink Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren ‘<a href="https://hrantdink.org/tr/asulis/faaliyetler/projeler/medyada-nefret-soylemi" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi</a>’ proje ekibiyle röportajımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz.<a href="https://www.sivilsayfalar.org/medyadaki-suretimiz-nefret-soylemi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> İlk bölümde</a>  medyada nefret söylemi başlığı altında, projeyi, nefret söyleminin medyada üretimini, aktörlerini, objelerini  ve gündelik hayattaki tezahürlerini konuşmuştuk. İkinci bölümde ise &#8220;Çuvaldızı sivil topluma batıralım&#8221; dedik zira  &#8220;röportajın gerçekleştirildiği hafta kamu otoriteleri Ankara ve İstanbul’da LGBTİ eylemliliklerini yasaklarken,  kimi sivil toplum örgütü de medya/ sosyal medya aracılığıyla eylemliliklerin yasaklanması için nefret söylemi de içeren kampanyalar düzenlemişti. Röportajın bu son bölümünde proje danışmanı İdil Engindeniz, proje koordinatörü Gamze Tosun ve araştırma koordinatörü Funda Tekin ile, sivil toplumdaki nefret dilini, mücadele yöntemlerini, OHAL&#8217;deki dönüşümünü ve &#8216;yeni bir dil nasıl kurulur&#8217;u konuştuk.</p>
<h4>&#8220;Türkiye’de sivil toplum zaten son derece kutuplaşmış durumda. Sadece derneklerin isimlerinden bile anlaşılıyor. Türk Hanımlar Derneği ile Mor Çatı’nın neyi savunduğunu anlıyorsunuz zaten. O yüzden hiçbirimiz bu durumdan azade değiliz zaten.&#8221;</h4>
<p><strong>Sohbetimizin ikinci kısmı için biraz sivil topluma ele almak istiyorum</strong> <strong>zira</strong> <strong> Türkiye&#8217;deki sivil toplumda da nefret söylemi örneklerini görebiliyoruz . Son olarak Ankara&#8217;da LGBTİ etkinliklerinin engellenmesi için İnsani Yardım Vakfı (İHH ) bir basın açıklaması yaptı keza Türk Talebi Birliği de keza sosyal medyadan kampanya yürüttü. </strong> <strong>Siz ne düşünüyorsunuz sivil toplumdaki bu ayrımcı söylem ve nefret söylemi hakkında?</strong></p>
<figure id="attachment_20791" aria-describedby="caption-attachment-20791" style="width: 248px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20791" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/2017-11-26-PHOTO-00000002.jpg" alt="" width="248" height="331" /><figcaption id="caption-attachment-20791" class="wp-caption-text">‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ projesi danışmanı İdil Engindeniz.</figcaption></figure>
<p><strong>İdil:</strong> Müsaadenizle şöyle bir örnek vereyim. Bianet için toplumsal cinsiyet odaklı ayrımcılık raporunu hazırlarken televizyona da baktık. Yanılmıyorsam Anadolu Gençlik Derneği, LGBTİ Onur Yürüyüşü engellemek için basın açıklaması yapmıştı. Sonra tehdidinden vazgeçtiğine dair bir basın açıklaması daha yaptı fakat içeriği “Devam ederseniz biz yapacağımızı biliriz!” gibiydi ve tehdit devam ediyordu. CNN Türk o açıklamanın yapıldığı gün en azından beş defa aynı yayını yaptı, işte haber bültenlerini sürekli yapıyor ya, ben beş tanesine de baktım. 2 dakika 42 saniyelik bir haberde 1 dakika 58 saniye olan bu açıklamayı kesintisiz vermeye ayırdı. Bir televizyon haberinde bu acayip ciddi bir süre. Ve şöyle bir şuursuzluğu gösteriyor. Hadi ilk seferinde montajlayacak vaktiniz yoktu. Haberin iki, üç, dört ve beşinci yayınlanışında neredeydiniz? Sivil toplum dediğimiz şey dünyanın her zaman en masum ve şahane şeyi haline gelmiyor. Türkiye’de sivil toplum zaten son derece kutuplaşmış durumda. Sadece derneklerin isimlerinden bile anlaşılıyor. Türk Hanımlar Derneği ile Mor Çatı’nın neyi savunduğunu anlıyorsunuz zaten. O yüzden hiçbirimiz bu durumdan azade değiliz zaten.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Doğrudan bu konuyu inceliyoruz diyemem ama yazılı basına baktığımız için o haberin, bir basın açıklamasının nasıl verildiğine bakıyoruz. Haber orada onaylanarak mı verilmiş yoksa eleştirel bir aktarım mı var ona bakıyoruz. Geçen günlerde de paylaştık hatta. Bahsettiğine benzer açıklamaların aktarıldığı bir haberin görseliyle küçük bir analizini paylaştık. Çünkü o gazete haberi geliştirmek yerine onu olumlayarak/onaylayarak tekrar dolaşıma sokmuş.</p>
<p><strong>Biraz daha bahsedelim mi sivil toplumdaki nefret söylemi hakkında? Öyle bir başlık açtık, devam edelim.</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Sivil toplumun temel mevzularından bir tanesi de farklı farklı halkların gruplarını korumak. Farklı farklı sorunlu alanlarda çözüm üretmek ve bunu belki daha geniş katılımla sağlamaya çalışmak. O temsili demokraside belki yukarıya kadar gidemeyeceğimiz şeylerde daha küçük ve alttan bir ağ örmek. Dolayısıyla aslında ortak mevzularımız ve ortak savunacağımız şeyler var hepimizi. Daha kimliksel bir STK yapısı üzerinden anlatayım. Hepimiz öteki olmaktan dolayı maruz kaldığımız şeylerin mücadelesini veriyoruz ama bir ötekileştirilen grup da farklı bir grubu ötekileştirebiliyor. Hangi gruba ait olduğu beni çok ilgilendirmiyor da nereden çıktığını bilmiyorum ama o sloganı seviyorum:  ‘Kurtuluş yok tek başına ya hep beraber ya hiçbirimiz’. Buna kimse böyle bakmıyor. ‘Eşcinsellerin kurtuluşu heteroseksüelleri de özgürleştirecektir’. Kürt’ün kurtuluşu Türk’ü de özgürleştirecektir. Türkiye&#8217;deki STK yapılanması yukarıdaki çatışmayı aşağıya taşımaya dönük bir araç haline geliyor. Hepsi değil tabi.</p>
<p><strong>Özel bir hastanesi müdiresi Irak&#8217;taki deprem sonrası “Bırakın gebersinler” şeklinde bir ifade kullanmış, sosyal medyada ifşa olması sonucu işine son verilmişti. Cezai yaptırımları bir çözüm olarak görmediğinizi belirttiniz. Bir de mesela <a href="https://www.sivilsayfalar.org/konusmak-bir-isyan-baslangici-degil-aslinda-suskunluk-geleneginin-bir-yikimi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Avlaremoz </a> gibi bazı oluşumlar antisemit söylem sahibini, kimi kadın örgütleri de kadınlara yönelik tacizde bulundukları iddiasıyla söylem sahiplerini  yine sosyal medyadan iifşa ediyor. İşten atmak ya da ifşa etmek nefret söylemini azaltıyor mu bu noktada?</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Çok umutlu cevaplarım yok benim bu konuda ama hani her küçük adımın bir işe yaradığını düşünüyorum. Teşhir mevzusu çok ikircikli bir mevzu çünkü her yere çekilebilir bütün mevzular. Nefret söylemi olmayan bir şey de nefret söylemi olarak teşhir edilebilir. Burada onu yapan kurumların itibarı önemli bir şey. O itibar kaybı evet bir yandan umut verici bir şey olabilir ama yeterli midir?</p>
<figure id="attachment_20788" aria-describedby="caption-attachment-20788" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-20788" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/GamzeTosun.jpg" alt="" width="203" height="135" /><figcaption id="caption-attachment-20788" class="wp-caption-text">‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ projesi koordinatörü Gamze Tosun.</figcaption></figure>
<p><strong>Gamze:</strong> İfşa da kritik bir şey oluyor. Bu proje takibini yapıyor, analizini yapıyor. Neden böyle olduğunu açıklıyor. Onu bir bağlama oturtuyor. Mesela ‘x’ kişisi şunu dedi buyurun linç edelim değil, başka bir nefret suçuna teşvik edici değil ama onu başka bir bağlamda analiz edip tehlikesini ortaya çıkartmak. Başka bir iş yükünü kabul ediyorsunuz teşhir ederken.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Söz ağızdan çıkınca, medyada nefret söyleminin hayatta yansıması nasıl oluyor?</strong></p>
<p><strong>İdil</strong>: Çok ciddi oluyor. En hafifinden bir kere nefret söylemi sadece medyada karşılaştığımız bir şey değil. Günlük hayatımızın da çok içinde olan bir şey. Onun medyaya yansıması söz konusu oluyor. Bir kere var olduğunuz ortamda gerçek varlığınız tehdit altında. Yani kendinizi sürekli tehdit altında hissediyorsunuz. Bunun derecesi az olur çok olur. Bazı yerde gerçekten hayati tehlike vardır. Bazısında sadece toplumdan dışlanma işi kaybetme, içe kapanma. En hafifinden kimse görmeyecek belki ama siz başka biri olarak yaşayacaksınız. Onun dışında, hani bir kere çekinme, kendini ifade etmeye çekinme, kimliğini açığa vurmasan da konuştuğun aksanın bunu ortaya çıkarma tehlikesi. Dolayısıyla kendini geride tutma. Haliyle bazı şeylerde yükselememe gibi haller. Taciz ve öldürülmeyi artık en uçta kenarda tutuyorum.</p>
<h4>&#8220;Kullanılan kutuplaştırıcı dil gerginliği iyice tetikliyor.&#8221;</h4>
<p><strong>Nefret söyleminin ardından kişilere/kurumlara yönelik doğrudan saldırılar…</strong></p>
<p><strong>Funda:</strong> Onun takibini yapmak çok zor aslında. Doğrudan nefret suçunun takibini yapamıyoruz. Çok doğrudan bir ilişki kuramayız, söylemler bazen havada kalıyor.</p>
<p><strong>Yerel gazeteler bu bağlamda ibret vericidir herhalde…</strong></p>
<figure id="attachment_20787" aria-describedby="caption-attachment-20787" style="width: 203px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20787 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/FundaTekin.png" alt="" width="203" height="135" /><figcaption id="caption-attachment-20787" class="wp-caption-text">Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ projesi, araştırma koordinatörü Funda Tekin.</figcaption></figure>
<p><strong>Funda:</strong> İşte yerel basında daha tehlikeli bir durum var. Gördüğümüz artış aslında bizi en çok tedirgin eden artış. İdil Hoca&#8217;nın da dediği gibi yerelde özellikle adres vererek yapılan haberler lince kadar varabilecek bir duruma işaret ediyor bir yandan. Orada daha endişe verici bir durum var sanki. Suriyeli mültecilerle, günlük hayatta karşılaşma ihtimali de çok daha fazla. Ve bunun sonuçları çok daha tehlikeli olabilir. Kullanılan kutuplaştırıcı dil gerginliği iyice tetikliyor.</p>
<p><strong>Genelde medyada nefret söyleminin azaldığını söyleyebilir miyiz?</strong></p>
<p><strong>Funda</strong>: Belki ana akım medya için bunu söyleyebiliriz. Ana akımda artık daha üstü kapalı şekilde kullanılıyor, nefret söylemine kıyasla daha ince bir şekilde kurgulanmış, ayrımcı ve ötekileştiren mesajlar oluyor. Eskisi kadar nefret söylemine denk gelmiyoruz ana akımda. Ama daha ideolojik olarak nitelendireceğimiz gazetelerde o azalıştan bahsedemeyiz.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Benim en son bıraktığım dönemde iki rapor öncesi 120 civarındaysa, birden böyle 250 ye çıkıvermişti.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Bir ara öyleydi. 300-500 diye gitti. Şimdi 1800-1900’lerdeyiz dört ayda. Bu da yalnızca tespit edebildiğimiz.</p>
<p><strong>Peki, ana akım medyada bir azalış ?</strong></p>
<p><strong>Funda:</strong> Ana akımda var.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Nefret söylemi artıyor ama.</p>
<p><strong>Neden peki?</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Yereldeki artıştan ve ideolojik artıştan dolayı.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Yerelde, özellikle mültecilerle ilgili haberlerin artık çok fazla çıkmasından dolayı ve daha ideolojik diye nitelendirebileceğimiz gazetelerde, toplumsal kutuplaşma nedeniyle bir artış var sanırım.</p>
<p><strong> Bunu nasıl açıklarız? Genelde popüler medyada azalmasına rağmen ideolojik yayınlarda ve yerelde artması&#8230;</strong></p>
<p><strong>Funda</strong>: Kavramın biraz yaygınlaşması, tartışılmaya başlanmasıyla ilgili olabilir. Bu proje ilk başladığında nefret söylemi kavramı yeni yeni Türkiye’de tartışılmaya başlanmıştı ve biraz daha etik olarak bakılmaya başlandı sanırım.</p>
<p><strong>Kavramın yaygınlaşması dışında bütün mücadeleyi göz önüne alırsak..</strong></p>
<p><strong>Funda:</strong> Bunun bir nedeni itibarsızlaşma nedeni olması.</p>
<p><strong>İdil</strong>: Yaftalanmak istenmiyor.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Evet, orada yer almak istemiyor.</p>
<h4> &#8220;Ana akım medyada Yahudilere yönelik nefret söylemi neredeyse sıfıra indi ama bu Suriyeli ile ilgili nefret söylemini görmeyeceğiz anlamına gelmiyor. Çünkü birikimle ilerleyen bir süreç yok garip bir şekilde.&#8221;</h4>
<p><strong>90’larda nefret söylemini dile getirmekten gurur duyan insanlar vardı. Keza yakın zamanda da Roboski’de Kürtleri katırlarla eş tutan bir zihniyet vardı…Bir değişim mi söz konusu?</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Çok değişmiş değil. Hala var. Daha üstü örtülü.</p>
<p><strong>Estetize edilmiş diye bilir miyiz?</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Öyle evet. Öyle bir hal var.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Bu azılışı ana akım medyada gördük ama Suriyeli mültecilerle ilgili haberlerde ana akımın da çok farklı olduğunu söyleyemeyiz mesela. Bunu her kesimde görüyoruz aslında, biraz onun nefret söylemi olduğunu bilmemekten kaynaklı bir durum. Muhafazakâr gazetelerde de, laik gazetelerde de, ana akımda da… Bütün mecralarda bunu görebiliyoruz.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Ana akım medyada Yahudilere yönelik nefret söylemi neredeyse sıfıra indi ama bu Suriyeli ile ilgili nefret söylemini görmeyeceğiz anlamına gelmiyor. Çünkü birikimle ilerleyen bir süreç yok garip bir şekilde. Diyelim ki LGBTİ. LGBTİ’yi öğrendiler ama LGBTİ’yi hala bir örgüt zannediyorlar. Öyle birikimle ilerlemiyor, bir yer düzeliyor bir yer bozuluyor. Çünkü bir politikaları yok. Ben aynı gazetede yan yana iki sayfada bu ‘dili’ gördüm. Çünkü bir sayfayı dünya haberleri servisi diğerini de ekonomi servisi hazırlamış. Bir taraf ‘bilim insanı’ diyor ısrarla, öbür taraf ise ‘bilim adamı’ diyor. En basit şey. Dolayısıyla tutarlı bir politikaları yok. Önemsenmek de önemli bir şey. Önemsemiyorlar.</p>
<h4> &#8220;OHAL değil de mesela çözüm süreci olduğunda Kürtlerle ilgili olan nefret söylemi daha da düşmüştü. Üst taraftaki politika söylem alt tarafı etkiliyor o anlamda. OHAL’den sonra olsa olsa bir kesim İslami gruba yönelik nefret söylemi olmuştur.&#8221;</h4>
<p><strong>OHAL sırasında nefret söylemi arttı mı?</strong></p>
<p><strong>Funda:</strong> Çok fazla değil. Öyle inanılmaz bir artış yok.</p>
<p><strong>İdil</strong>: Bence o sürece göre değişiyor. OHAL değil de mesela çözüm süreci olduğunda Kürtlerle ilgili olan nefret söylemi daha da düşmüştü. Üst taraftaki politika söylem alt tarafı etkiliyor o anlamda. OHAL’den sonra olsa olsa bir kesim İslami gruba yönelik nefret söylemi olmuştur. Onları da almıyoruz.</p>
<p><strong>Keşke o kesim hakkında da bir başlık açılabilseydi, 15 Temmuz darbe girişimi sonrası, &#8220;FETÖCÜ&#8221;lere,  “eşlerine, kız çocuklarına&#8221; yönelik ve ayrıca antisemit karakterli pek çok ‘haber’, ‘söylem’ dolaşıma girdi…</strong></p>
<p><strong>İdil</strong>: Raporun, projenin belirli bir sınırı olmak zorunda ama. Ayrı bir çalışma belki.</p>
<p><strong>Funda:</strong> İşte, öyle bir yansıması oluyor. Aslında Yahudi kimliğine veya başka kimlikleri hedef alan söylemler de üretiliyor. 15 Temmuz’dan sonra da, ‘FETÖ’nün arkasında Yahudiler, Hıristiyanlar var’ veya işte ‘Fetullah Gülen aslında Yahudi, Ermeni’ gibi ifadeler çok fazla karşımıza çıktı.</p>
<p><strong>İdil</strong>: En klasik örneğimiz de mesela PKK söz konusunda olduğunda işte ‘aslında onlar Kürt değil onlar Ermeniler, sünnetsizler’ değil mi?</p>
<h4>&#8220;Diyalogu kolaylaştıran bir dille, çatışmayı anlamaya, nedenleri ortaya çıkarmaya, çözüme ve uzlaşmaya odaklı gazetecilik yapmak mümkün. Farklılıkları gözardı etmeden ortak bir zemine dikkat çekmek, olaydan çok sürece odaklanmak işe yarayabilir.&#8221;</h4>
<p><strong>“Söylemin kendisiyle mücadele ediyoruz” dediniz. Yeni bir dil nasıl oluşur o halde, nefret barındırmayan bir dil…</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Çok da kolay oluşur valla. Bir kere mesela çok teknik konuşacak olursak gazetecilikte sıfatlardan uzak dururlarsa oluşur. Kendi yorumundan biraz uzak durursa oluşur. Aklıma gelen ilk iki teknik mevzu bu. Onun dışında tabii, bilgi ve temas mevzusu da önemli ama mesela önereceğim çözüm her yazı işlerinde bir eşcinsel, bir Kürt, bir Yahudi olmalı gibi bir şey değil. Ama bir temas meselesi önemli, yıllardır hep verdiğim örnek mesela, Hürriyet’te yayımlanan “travesti olarak çalışan” ifadesi, böyle bir şey yok yani.</p>
<p><strong>Kadro mu açılmış travestilere?  </strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Hani tamam onu yazan bilmiyor, editörün de mi kontrolünden geçmiyor yani, o gazetedeki işleyiş de çok garip demek ki bu durumda.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Sıfat kullanımlarından uzak durmak gerekiyor ve iki taraf da varsa, o iki tarafın da sözüne yer vermek, dengeyi kurmak önemli, verilere yer vermek gerekiyor haberlerde, sesi daha az duyulan insanlara haber kaynağı olarak ulaşmak yine başka bir yöntem. Diyalogu kolaylaştıran bir dille, çatışmayı anlamaya, nedenleri ortaya çıkarmaya, çözüme ve uzlaşmaya odaklı gazetecilik yapmak mümkün. Farklılıkları gözardı etmeden ortak bir zemine dikkat çekmek, olaydan çok sürece odaklanmak işe yarayabilir. Biraz genel-geçer habercilik kurallarını da sorgulamak ve sansasyonel habercilikten uzak durmak gerekiyor.</p>
<h4>&#8220;Sosyal medya ayrımcılığın da çok görünür olduğu bir platform olsa da alternatif söylemlerin yaygınlaştırılması için önemli bir araç.&#8221;</h4>
<p><strong>‘Çözüm Süreci’nde nefret söyleminin azaldığını söylüyorsunuz. Kendi adıma söyleyeyim, orada bile medya bence sorunluydu. Çünkü ‘Çözüm Süreci’nde güvercin olup savaşta &#8216;şahin&#8217; olmak bana kalırsa medyanın görevi değil. </strong></p>
<p><strong>Funda:</strong> Ama medya tek başına sorumlu değil, yalnızca medyaya ait bir dil de değil, toplumsal bir şeyden bahsediyoruz ve bu bizim aramızda da öyle olabilir, internette de öyle olabilir. Medya bunun bir yansıması sadece Bu söylemin kökleri toplumsal hayattan besleniyor. Söylem dediğimiz şey hem ideolojilerden besleniyor, ideolojilere göre şekilleniyor; hem de ideolojilerimizi belirliyor ya da değiştiriyor; egemen söylem de medyaya tabii ki yansıyor.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Kesinlikle ama bunun şöyle bir tarafı var işte, medyayı niye değiştirmeye çalışıyoruz çünkü hitap ettiği kitleyi az da olsa değiştirme potansiyeli var.</p>
<p><strong>Medyayı hatalarını, nefret söylemini göstererek mi değiştirmeye çalışıyorsunuz bir anlamda? </strong></p>
<figure id="attachment_20785" aria-describedby="caption-attachment-20785" style="width: 275px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-20785" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/12/2017-11-26-PHOTO-00000008.jpg" alt="" width="275" height="206" /><figcaption id="caption-attachment-20785" class="wp-caption-text">‘Medyada Nefret Söyleminin İzlenmesi’ proje ekibi.</figcaption></figure>
<p><strong>Funda:</strong> Yani bu tek mücadele alanı değil zaten, çok özel bir noktaya odaklanan bir proje, bunun farklı farklı ayakları var. Zaten medyadaki tek sorunlu durum nefret söyleminin kullanılıyor olması da değil, bu şekilde her şeye yetişemiyorsunuz, başka alanlarda da başkaları mücadele ediyor. Ama biz aynı zamanda bu tartışmayı mümkün olduğunca yaygınlaştırmaya veya mücadele alanını genişletmeye çalışıyoruz: Sosyal medyayı aktif bir şekilde kullanmaya çalışıyoruz; paneller, haber tartışma atölyeleri düzenleyerek, gönüllülük programlarıyla ve üniversitelerle yaptığımız iş birlikleriyle daha geniş kitlere ulaşmaya çalışıyoruz. Proje kapsamında hazırlanan, üniversiteler için geliştirilmiş ve medya ve ayrımcılık odaklı ders programını yaygınlaştırmak amacıyla üniversiteleri ziyaret ediyoruz. Sosyal medyanın gücünün de farkına varmak önemli mücadele için. Sosyal medya ayrımcılığın da çok görünür olduğu bir platform olsa da alternatif söylemlerin yaygınlaştırılması için önemli bir araç.</p>
<h4>&#8220;Mesela “Suriyeli iki kişi saldırmış” gibi bir haber. Haberini veriyor, gidiyor mahalleliyle konuşuyor ama ne haberde bahsedilen Suriyelilerle konuşmuş ne de onun oradaki ailesiyle konuşmuş, böyle bir kaygı yok çünkü. Tarafı her zaman belli.&#8221;</h4>
<p><strong>Onun dışında ne gibi metotlar izlenilebilir medyada nefret söyleminin son bulması için?</strong></p>
<p><strong>Gamze:</strong> Bir kere farkındalık olması lazım, böyle bir farkındalık yok.</p>
<p><strong>Farkındalık..</strong></p>
<p><strong>Gamze:</strong> Medyanın bunu bir sorumluk olarak görmesi lazım haberi verirken. Mesela “Suriyeli iki kişi saldırmış” gibi bir haber. Haberini veriyor, gidiyor mahalleliyle konuşuyor ama ne haberde bahsedilen Suriyelilerle konuşmuş ne de onun oradaki ailesiyle konuşmuş, böyle bir kaygı yok çünkü. Tarafı her zaman belli.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Orada da şöyle bir şeye dikkat etmek zorunda; birilerinin hayatını tehlikeye atıyor mu? O insanın değil ama öbür Suriyelinin hayatını tehlikeye atıyor… Hani Suriyelilerin Türkiye’de yaşamasını da istemiyor olabilir ve bunu savunuyor olabilir. Ama şimdi bunu “çok kötü bir şekilde alındılar, çok kötü koşullarda yaşıyorlar, bizim de hayat kalitemiz bozuluyor” diye gerekçelendirmek var, daha çözümsel yani bunu da sorunlu bulurum ama bir de işte “bunların hepsi zaten hırsız, uğursuz, katil, işte hani atmazsak anamıza bacımıza bilmem vs. yapacaklar”, bu başka, daha tehlikeli bir şey.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Sorunların kaynağını bir kimliğe indirgemek orada sorun oluyor. Hani devletin politikasını eleştirebilirsin, tabi onu eleştirirken de nasıl eleştirdiğin önemli ama onu bir topluma mal edemezsin çünkü bir bütünden bahsedemiyoruz, Türklerden de bahsederken Ermenilerden de bahsederken genellemelerden mümkün olduğunca kaçınmak gerekiyor. Gazeteciliğin temelinde hızlı olmak yatıyor belki ama o haberi yazarken, yayınlarken bir kere daha durup düşünmek gerek, bu haber kimlere ulaşacak ve kimlere zarar verebilir diye.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Evet mesela yollardan biri bu.</p>
<p><strong>Peki bu konuda sivil topluma nasıl bir rol düşüyor?</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> İşte böyle bir rol, yani LGBTİ dernekler kendi açılarından bakıyor buna çünkü mesela herkes duyarlı olduğu kısımdan, başka bir taraftan ele alabilir. Herkes de her şeyi aynı şekilde göremeyebiliyor.</p>
<p><strong>Gamze:</strong> Evet o yüzden bir araya gelmeye, iletişimi güçlendiren atölyeler yapmaya, hak temelli habercilik yapanlarla iletişim içinde olmaya çalışıyoruz. Sürekli, sistematik bir çaba olmak zorunda.</p>
<p><strong>İletişim içinde  olarak&#8230;</strong></p>
<p><strong>Funda</strong>: İlişkiye geçerek bunu çözmeye çalışıyoruz daha çok, öğrencilerle, akademisyenlerle, gazetecilerle.</p>
<p><strong>İdil:</strong> Medyayla ilişkiye geçmek de çok önemli bunun da çeşitli yolları var. Çünkü bu bir politika olmadığı için kişisel ilişkilerle bir şeyler değiştirilmeye çalışılıyor.</p>
<h4>&#8220;Bazı konular hakkında bazı kurumlarla bir araya gelmek çok güç ama olmayacak diye bir kaide de yok. Mesela LGBTİ’lerle ilgili bir toplantıda bir araya gelemiyorsan, Suriyeli mültecilerle ilgili bir toplantıda gelebilirsin. Ortak dertler, ortak bir zemin bulmaya çalışmak gerekiyor.&#8221;</h4>
<p><strong>Bu sivil toplumda nasıl olabilir?</strong></p>
<p><strong>İdil</strong>: İşte sivil toplum bunu görüyor bunu yapıyor.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Yani oradaki boşluğu kapatıyor aslında sivil toplum. Bir yandan alternatif olduğunu da gösterebilmek gerekiyor, bu yüzden olumsuz örneklerin yanında olumluları da göstermek, yaygınlaştırmak önemli. Bazen insanlar gerçekten nasıl olabileceğini bilmiyor çünkü, o kadar alışmışız ki bazı kalıplara.</p>
<p><strong>İdil.</strong> Kendi haberini yapıyor, yayınlıyor.</p>
<p><strong>Funda:</strong> Mesela bunun eğitimi, üniversitelerde ya da liselerde vesaire verilmesi gerekirken, biz de insan haklarına saygılı bir dilin gelişmesi için paneller veya işte haber tartışma atölyeleri düzenliyoruz, üniversitelere gidiyoruz, konferanslarda veya derslerde derdimizi anlatıyoruz. Orada bir boşluğu doldurmaya çalışıyoruz elimizden geldiğince.</p>
<p><strong>İHH ile KAOSGL  ya da Pembe Hayat nasıl bir araya getirebilir ?</strong></p>
<p><strong>İdil:</strong> Geliyorlar. Yani özellikle reddetmiyorlarsa mesela daha doğrusu bu da bir süreç olarak gelişiyor. Başta diyelim ki reddediyorlar. “Onların olduğu toplantıya biz gelmeyiz” gibisinden. Ama siz sürekli o alanda varsanız o zaman bir noktadan sonra reddedebileceği bir şey olmuyor. Mecburen birlikte çalışmak zorunda kalıyor. Şahane mi geçiyor? Geçmiyor. Ya da her çalışmayı yapıyorlar mı? Yapmıyorlar. Ama hakikaten 90’lardan bugüne o etkileşim daha da arttı. Bazıları var ki zaten kemikleşmiş. Orada dediğim gibi rasyonalite olmadığı için onun gerekçesini de anlamanız mümkün değil. O asla olmayacak. Ona asla ulaşamayacaksınız, değemeyeceksiniz.  O zaman niye enerjimi buna harcayayım!</p>
<p><strong>Funda:</strong> Bazı konular hakkında bazı kurumlarla bir araya gelmek çok güç ama olmayacak diye bir kaide de yok. Mesela LGBTİ’lerle ilgili bir toplantıda bir araya gelemiyorsan, Suriyeli mültecilerle ilgili bir toplantıda gelebilirsin. Ortak dertler, ortak bir zemin bulmaya çalışmak gerekiyor. Bir noktadan sonra, küçük küçük adımlarla o zemini genişletmek de mümkün.</p>
<p>*<a href="https://seninmedyan.org/2017/06/11/mersinde-onur-yuruyusune-saldiri/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ana görsel:</a> Mersin 7 Renk LGBTİ+ Derneği tarafından bu yıl (2017) üçüncüsü düzenlenen Onur Yürüyüşü’ne başka bir sivil toplum örgütüne mensup kişiler saldırdı. O esnada çekilen bir kare.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/18/sivil-toplum-nefret-soyleminden-azade-mi/">Sivil toplum, nefret söyleminden azade mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi: &#8220;Umarız ‘Onur Yürüyüşü&#8217; Yasağından Vazgeçilir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/24/istanbul-lgbti-onur-haftasi-komitesi-umariz-onur-yuruyusu-yasagindan-vazgecilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 24 Jun 2017 14:22:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Onur Haftası]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul valiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Onur Yürüyüşü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16182</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası bu yıl 19-25 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor. Haftanın sonunda ise 25 Haziran’da İstiklal Caddesi’nde saat 17.00’deki &#8216;onur yürüyüşü&#8217; yapılması planlanıyordu. Fakat İstanbul Valiliği bugün yaptığı bir yazılı açıklamayla bu yürüyüşe izin vermeyeceklerini söyledi. Anayasa hatırlatması Yazılı açıklama yapan komite, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, en temel insan haklarından ifade özgürlüğünün bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/24/istanbul-lgbti-onur-haftasi-komitesi-umariz-onur-yuruyusu-yasagindan-vazgecilir/">İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi: &#8220;Umarız ‘Onur Yürüyüşü&#8217; Yasağından Vazgeçilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası bu yıl 19-25 Haziran tarihleri arasında düzenleniyor. Haftanın sonunda ise 25 Haziran’da İstiklal Caddesi’nde saat 17.00’deki &#8216;onur yürüyüşü&#8217; yapılması planlanıyordu. Fakat İstanbul Valiliği bugün yaptığı bir yazılı açıklamayla bu yürüyüşe izin vermeyeceklerini söyledi.</strong></p>
<p><span id="more-16182"></span></p>
<p>Anayasa hatırlatması</p>
<p>Yazılı açıklama yapan komite, toplantı ve gösteri yürüyüşü düzenleme hakkının, en temel insan haklarından ifade özgürlüğünün bir parçası olduğunu ifade etti.</p>
<p>Bu hakkın da gerek anayasal gerek uluslararası sözleşmelerce koruma altına alındığını belirten komite, yasağın AİHM içtihatları, uluslararası sözleşmeler, iç hukuktaki kanunlar ve anayasaya aykırı olduğunu savundu.</p>
<p>Valiliğe yalanlama</p>
<p>Komite, “Usulüne uygun başvuru yapmadılar” <a href="http://www.istanbul.gov.tr/tr/guncel/haberler/basin-duyurusu-24-06-2017" target="_blank" rel="noopener noreferrer">diyen</a> valiliğe de şu yanıtı verdi: “İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası ekibi olarak 5 Haziran 2017 tarihinde yazılı başvuru yaparak İstanbul Valiliği’yle görüşme talebinde bulunmuş olduk. Ayrıca verdiğimiz dilekçeyle onur haftası ve yürüyüş tarihleri ve yürüyüşün planlanan konumu da valiliğe bildirilmiştir.”</p>
<p>‘Tehdit meşrulaştırıldı’</p>
<p>Yine valiliğin açıklamasındaki “Toplumun farklı kesimlerinden çok ciddi tepki gösterildiği (…)” ifadesiyle LGBTİ’lerin toplumun bir parçası olduğu gerçeğinin gözardı edildiğini aktaran komite, nefret suçu işleyen grupların ve kişilerin tehditlerinin ‘hassasiyet’ adı altında meşrulaştırıldığını öne sürdü.</p>
<p>&#8220;Umarız vazgeçerler&#8221;</p>
<p>Komite şunları söyledi:<strong> “</strong>‘Turistlerin güvenliği ve kamu düzeni’ ifadeleriyse yıllardır on binlerce kişiyle kutlanan, yurt dışından katılımcıların da olduğu barışçıl yürüyüşü görmezden gelerek barışçıl yürüyüşümüz hakkında farklı bir algı yaratmaya çalışmaktadır. Umuyoruz ki valilik barışçıl toplanma hakkının yeterli güvenlik önlemleri dahil devlete getirdiği yükümlülüklerin farkına vararak bu kararından vazgeçer ve 25 Haziran Pazar günü 15’inci İstanbul LGBTİ+ Onur Yürüyüşü için bir kez daha saldırı kararı vermek yerine, toplumu birleştirici, sağduyulu ve insan haklarına saygılı bir tutum alarak, barışçıl ve güven içinde açıklama yapmamız için alan sağlar. Altını bir kez daha çizmek istiyoruz ki bizler şehrin bir yerinde değil her yerindeyiz, bir gün değil her gün sesimiz çıksın istiyoruz. Bir kez daha diyoruz ki ‘Alışın, Burdayız, Gitmiyoruz!’<strong>“</strong></p>
<p>Ana görsel: Reuters (Polis geçen sene onur yürüyüşüne müdahale etmişti)</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.diken.com.tr/komite-kararli-umariz-onur-yuruyusu-yasagindan-vazgecilir/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Diken</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/24/istanbul-lgbti-onur-haftasi-komitesi-umariz-onur-yuruyusu-yasagindan-vazgecilir/">İstanbul LGBTİ+ Onur Haftası Komitesi: &#8220;Umarız ‘Onur Yürüyüşü&#8217; Yasağından Vazgeçilir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
