<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Önder Algedik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/onder-algedik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/onder-algedik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 17 Jun 2021 13:11:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Önder Algedik arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/onder-algedik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum (1)  Sivil Toplum Krizin Neresinde? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/turkiyede-iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-1-iklim-krizi-sivil-toplum-krizin-neresinde/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/turkiyede-iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-1-iklim-krizi-sivil-toplum-krizin-neresinde/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 17 Jun 2021 12:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Algedik]]></category>
		<category><![CDATA[Özgür Gürbüz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71617</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliği şüphesiz sadece çevre örgütlerinin değil tüm toplum kesimlerinin sorunu. Türkiye’de iklim politikalarında sivil toplumun etkisini konuştuğumuz Önder Algedik, Özgür Gürbüz ve Ümit Şahin, siyasi sistemin sivil toplumun etkili olmasına imkân vermediğini söylüyor ve iklim mücadelesinin anaakımlaştırılması gereğine işaret ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/turkiyede-iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-1-iklim-krizi-sivil-toplum-krizin-neresinde/">İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum (1) &lt;br&gt; Sivil Toplum Krizin Neresinde? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye</span><b>, </b><span style="font-weight: 400;">Paris Anlaşması’nı onaylamayan altı ülkeden biri. Azalan yağışlarla birlikte </span><a href="https://twitter.com/tarimyazari/status/1403469554462961675?s=03" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">artan kuraklık</span></a><span style="font-weight: 400;"> ve Marmara Denizi’nde müsilaj sorunu, iklim krizinin etkilerini gündeme taşıyan öncelikli başlıklar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği, Türkiye’de toplumsal düzeyde farkındalığın yüksek olduğu bir başlık. KONDA ve İklim Haber tarafından geçen yıl yapılan </span><a href="https://www.iklimhaber.org/wp-content/uploads/2020/11/konda-arastirma-rapor-2020s.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">araştırma</span></a> <span style="font-weight: 400;">Türkiye’de toplumun yarısının iklim krizini virüsten daha büyük bir tehdit olarak gördüğünü,</span><b> </b><span style="font-weight: 400;">her 10 kişiden 7’sinin iklim değişikliği nedeniyle endişeli olduğunu, toplumun %75’inin yeşil alanların korunması gerektiğini düşündüğünü gösteriyor. </span></p>
<p><a href="https://www.iklimhaber.org/turkiyede-iklim-politikasi-alani-cok-satani-yok/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Barış Doğru’ya</span></a><span style="font-weight: 400;"> göre, araştırma büyük bir siyasi kutuplaşma yaşayan Türkiye’de, iklim ve çevre konusunda geniş bir fikir birliği olduğunu gösteriyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bu ay yayınlanan Türkiye Raporu’nda </span><a href="https://twitter.com/CanSelcuki/status/1402303108420603909" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Can Selçuki</span></a><span style="font-weight: 400;"> bu tespitlere benzer şekilde, toplumda yüksek talep gören çevre konularının siyasi karşılık bulmadığına ve siyasi aktörlerin çevre konularını ana kampanya unsuru yapmadığına dikkat çekiyor.</span></p>
<h5><b><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-iklim-degisikligi-konusunda-endise.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="aligncenter wp-image-71620 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-iklim-degisikligi-konusunda-endise-640x311.jpg" alt="İklim Krizi Sivil Toplum Krizin Neresinde (1)" width="640" height="311" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-iklim-degisikligi-konusunda-endise-640x311.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-iklim-degisikligi-konusunda-endise.jpg 663w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></b></h5>
<h5><b>Sistem, </b><b>Sivil Toplumun Etkili Olmasına İzin Vermiyor </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte bu tabloda, Türkiye’de iklim değişikliğiyle mücadelede sivil toplumun etkisini ele alacağımız ilk yazıda,</span><span style="font-weight: 400;"> Gazete Duvar yazarı Önder Algedik, Ekosfer Derneği’nden Özgür Gürbüz ve İstanbul Politikalar Merkezi’nden Ümit Şahin’e </span><span style="font-weight: 400;">iklim krizine dair toplumdaki yüksek farkındalık düzeyinin sivil alana nasıl yansıdığını sorduk. </span><b> </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ümit Şahin, Türkiye’de çevre örgütlerinin, özellikle de uluslararası bağlantıları olan STK’ların, farkındalığının gayet iyi olduğunu ancak diğer STK’ların iklim krizinin diğer konularla ilgisinin yeterince farkında olmadıklarını düşünüyor. Şahin, sivil toplumun genel olarak iklim konusunu çevrecilerin işi olarak gördüğünü; Anadolu&#8217;daki yerel çevre hareketlerinin de yerel sorunlarla uğraştıkları için, istisnalar hariç, iklim krizini nadiren gündemlerine aldıklarını belirtiyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum, iklim konusunu çevrecilerin işi olarak görüyor.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizinin eskisine oranla çok daha fazla STK’nın ilgi alanında olduğunu söyleyen Özgür Gürbüz, “Farkındalık dönemini geçtik, seragazı azaltımı ve uyum dönemindeyiz,” diyor. Şahin gibi, Gürbüz de Türkiye’de iklim krizinin ağırlıklı olarak çevre STK’ları tarafından çalışıldığını düşünüyor. Önder Algedik ise, pek çok araştırmanın gösterdiği gibi, toplumun iklim krizinin önemini bildiğini düşünüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üç uzman da toplumdaki yüksek olan farkındalığın sivil alanda da aksiyona dönüşemediği kanaatine sahip. Farkındalığın karar süreçlerine yansıması gerektiğini düşünen uzmanlardan Gürbüz, iklim krizini yavaşlatmak veya durdurmak için, STK’ların sorumluları açıkça işaret etmesi ve eyleme geçme bilinci ile hareket etmesini hayati buluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/turkiye-raporu-iklim.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-71621 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/turkiye-raporu-iklim-640x383.jpg" alt="İklim Krizi Sivil Toplum Krizin Neresinde " width="640" height="383" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/turkiye-raporu-iklim-640x383.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/turkiye-raporu-iklim.jpg 680w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farkındalığı aksiyona dökmenin ve somut meseleleri konuşmanın zamanının geldiği tespitini paylaşan Algedik, buna ek olarak her aşırı hava olayını iklim değişikliğine bağlamak yerine, iklimi değiştiren politikaların felaketlere neden olduğunun görülmesinin gerektiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de genel olarak siyasilerin iklim konusuna gerekli ilgiliyi göstermediği ve hükümetin sivil toplumu karar süreçlerine dahil etmediği tespitlerine Kanal İstanbul projesi örnek gösterilir. </span><b>Hatırlanacağı gibi, hem sivil toplum hem kamuoyundan yükselen itirazlara rağmen Cumhurbaşkanı Erdoğan “</b><a href="https://tr.euronews.com/2021/04/07/erdogan-emekli-generallerin-merkezinde-chp-nin-kendisi-vard-r" target="_blank" rel="noopener"><b>İsteseniz de istemeseniz de Kanal İstanbul&#8217;u yapacağız</b></a><b>” demişti. Nitekim, Kanal İstanbul için ilk kazmanın 26 Haziran 2021’de vurulacağı </b><a href="https://www.yenisafak.com/ekonomi/kanal-istanbula-ilk-kazma-26-haziranda-vurulacak-3637419" target="_blank" rel="noopener"><b>açıklandı.</b></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu güncel örnekten hareketle, sivil toplumun iklim alanında yürüttüğü faaliyetleri ve bunların iklim politikaları üzerindeki etkisini değerlendiren üç uzman, bu alanda STK’ların etkisinin düşük olmasının nedenlerini sıralıyor.  </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">STK’ların iklimle ilgili faaliyetleri, savunuculuk ve farkındalık gibi alanlara sıkıştı.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların iklimle ilgili faaliyetlerinin savunuculuk ve farkındalık gibi alanlara sıkıştığını söyleyen Özgür Gürbüz’e göre, </span><b>sivil toplum iklim politikaların şekillenmesinde sınırlı bir etkiye sahip.  </b><span style="font-weight: 400;">Ümit Şahin, bu sınırlı etkiyi yaratan çevre STK&#8217;ları ile iklim hareketinin de belirli konulara odaklandığını kaydediyor:</span> <span style="font-weight: 400;">İklim alanında çalışan STK’lar, uluslararası anlaşmalara katılma ve iklim politikalarında aktif olma gibi konularda girişken. Çevreci STK’lar ise iklim krizinin uyum konularında faaliyetlerini yoğunlaştırıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önder Algedik genel olarak Türkiye’de iklim konusunda STK’ların etkili olmadıklarını düşünüyor.  Buna karşın Algedik, toplumun bu alanda etkili olduğuna inanıyor. Algedik’e göre </span><b>sivil toplumun etkisizliğinin bir nedeni, hükümetin STK’ları muhatap almaması.</b><span style="font-weight: 400;"> Bir diğer nedeni de STK’ların sorunlardan çok fon bulmaya öncelik vermesi. Algedik, İstanbul’da yakında açılacak olan </span><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/avrupanin-en-buyuk-cop-yakma-tesisi-istanbulda-aciliyor-makale-1522444" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">çöp yakma fabrikasına</span></a><span style="font-weight: 400;"> STK’ların ilgisiz kalmasını, bu tespitlerine dayanak olarak gösteriyor. Toplumun iklim krizine ilgi ve etkisinin STK’lardan büyük olmasına ise Algedik Sinop </span><a href="https://bianet.org/biamag/toplum/162960-gerze-de-termik-santrali-nasil-yaptirmadik" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Gerze’de termik santralin yapımının engellenmesi</span></a><span style="font-weight: 400;">ni</span><span style="font-weight: 400;"> örnek olarak gösteriyor. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum, iklim krizinin sadece çevre örgütlerinin sorunu olmadığını anlatmakta zorlanıyor.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Algedik’ten farklı olarak Özgür Gürbüz, STK’ların iklim konusunda başarılı ve başarısız olduğu konular ayırımı yapıyor. İklim alanında bazı savunuculuk çalışmalarının etkili sonuçlar verdiğini belirten Gürbüz, iletişim alanında da medyanın eskisine göre daha iyi durumda olduğunu kaydediyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-siyasi-parti-destekcileri-iklim-degisikli-insan-faaliyeti-sonucu.jpg" target="_blank" rel="noopener"><img decoding="async" class="aligncenter wp-image-71622 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-siyasi-parti-destekcileri-iklim-degisikli-insan-faaliyeti-sonucu-640x358.jpg" alt="İklim Krizi Sivil Toplum Krizin Neresinde " width="640" height="358" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-siyasi-parti-destekcileri-iklim-degisikli-insan-faaliyeti-sonucu-640x358.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/konda-siyasi-parti-destekcileri-iklim-degisikli-insan-faaliyeti-sonucu.jpg 643w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></a></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Algedik gibi Gürbüz de sivil toplumun iklim politikalarını etkilemede yetersiz kalmasında siyasilerin kritik öneminden söz ediyor. Gürbüz’e göre, bu durum, </span><b>hem hükümetin karar sürecine katılıma imkân vermeyen tutumundan hem de sivil toplumun daha az mücadele vermesinden kaynaklanıyor.</b><span style="font-weight: 400;"> Bu iki faktöre ek olarak Gürbüz, sivil toplumun iklim krizinin sadece çevre örgütlerinin sorunu olmadığını anlatmakta zorlandığına da dikkat çekiyor.      </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söz konusu tespitlere benzer şekilde Ümit Şahin, </span><b>Türkiye’de çevre örgütlerinin kapasitelerinin yüksek olmasına rağmen karar süreçlerine sivil toplumu dahil etmeyen sistem nedeniyle iklim politikaları üzerinde de etkili olamadıklarını </b><span style="font-weight: 400;">kaydediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ümit Şahin, iklim gibi hayati sorunlarla uğraşan ve radikal politikalar önermek zorunda olan STK’ların daha çok muhalefet etmek ve direnmek zorunda olduklarını not ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özgür Gürbüz, mevcut koşulların iklim alanında çalışmayan sivil aktörlerin dahil olacağı çözümleri hayata geçirmek için STK’lar arasında işbirliği ihtiyacına işaret ediyor. Gürbüz, bu ihtiyacı bazı örneklerle açıklıyor: iklim adaleti konusunda göçmenler, kadınlar, yoksullar gibi toplumun farklı kesimleriyle birlikte çalışan STK’ların deneyimlerine ve işbirliğine ihtiyaç duyulurken; örneğin kömür madeninde çalışan işçilere yenilenebilir enerji sektöründe iş yaratmak için sendikaların sürece dahil edilmesi gerekiyor.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/turkiyede-iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-1-iklim-krizi-sivil-toplum-krizin-neresinde/">İklim Kriziyle Mücadelede Sivil Toplum (1) &lt;br&gt; Sivil Toplum Krizin Neresinde? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/17/turkiyede-iklim-kriziyle-mucadelede-sivil-toplum-1-iklim-krizi-sivil-toplum-krizin-neresinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bacaları Bugünden Yıkmaya Başlamazsak&#8230;&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/bacalari-bugunden-yikmaya-baslamazsak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2019 19:11:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Algedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerji ve iklim uzmanı, aktivist Önder Algedik "İklim değişikliği ile birlikte olağanüstü iklim olayları olağan hale gelecek" diyerek uyarıyor; "Aslında geç bile kaldık, bacaları şimdiden yıkmaya başlamamız lazım." </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/bacalari-bugunden-yikmaya-baslamazsak/">&#8216;Bacaları Bugünden Yıkmaya Başlamazsak&#8230;&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Enerji ve iklim konuları uzmanı, aktivist Önder Algedik ile &#8220;iklim krizi&#8221; üzerine konuştuk.</span></p>
<p><b>GazeteDuvar’da geçen hafta &#8220;İklimin beka sorunu&#8221; başlıklı <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/03/22/iklimin-beka-sorunu" target="_blank" rel="noopener">yazınızda</a> </b><b>belirttiğiniz üzere 2018 dünyada ölçülmüş en sıcak dördüncü yıl olurken bizde de 2010 yılından sonra en sıcak ikinci yıl olarak yaşanmış. Aynı zamanda 2015 yılından sonra en fazla iklim olayı da 2018’de yaşanmış. Bir de ekonomik krize rağmen oldukça fazla fosil yakıt ithal ettiğimiz yıl olmuş 2018… Bu olaylar birbiriyle ne şekilde ilişkili? Ne anlamamız gerek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37004 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/OAlgedik.jpg" alt="" width="300" height="225" />Türkiye 1990 yılında atmosfere 210,7 milyon ton sera gazı salarken bu miktar 496 milyon tona çıktı. Buradaki artışın 226 milyon tonu enerji kaynaklı. Yani yakılan kömür, petrol ve gazdaki artış 90’daki ülkenin atmosfere verdiği seragazı toplamından fazla. Bu üç yakıt iklimi değişikliğinin en büyük sorumlusu ve Türkiye’de böylesi özel bir yeri var. Kaldı ki  Türkiye petrol ve gaza sahip değil. Bunların ithalatı için para ödedik. 2000 yılından sonra Türkiye’de ithal kömür santrali patlaması yaşayınca kömürü de ithal patlaması yaşandı. 2002-2018 arasındaki 16 yılda Türkiye bu üç fosil yakıt ithalatına 606 milyar dolar ödeyerek iklimi değişikliğini finanse etmiş oldu. Burada anlaşılması gereken Türkiye’nin iklimi değiştirme politikası yüzünden fosil yakıt tüccarlarına para kaptırdığımız ve bu parayı halkın ödediği.</span></p>
<p><b>Artan fosil yakıt ithalatını “Türkiye gelişiyor, büyüyor, dolayısıyla enerji ihtiyacı da artıyor; ne var bunda?” şeklinde yorumlayanlar da var. Ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aldığınız yeni buzdolabı eskisinden daha çok elektrik tüketiyorsa almazsınız. Türkiye’yi bir buzdolabı gibi düşünürseniz kimse o buzdolabını almaz. Kaldı ki büyüme ile enerji ihtiyacı arasında bir ilişki yok. Türkiye’de sanayide bile enerji tüketimi ortalamanın altında arttı. Çünkü fazla artarsa rekabet edemez. Artışı belirleyen ise ticaret sektörü oldu. Onun için arttı diyemeyiz, katlandı lafı hakkını verir. Ticaret sektöründe bu kadar katlanan şey de alışveriş merkezleri. Yani enerji ihtiyacı söylemi AVM’nin ihtiyacı aslında.</span></p>
<p><b>“İklim krizi” ile “ekonomik kriz” arasında nasıl bir ilişki veya irtibat var? Sorunun ulusal ve küresel boyutlarına da değinir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye fosil yakıtlara para ödemeseydi 16 yılda harcanan 606 milyar TL cebimizde kalacaktı. Bu rakam aynı dönemdeki cari açığa çok yakın. Şimdi bu cari açığın dengelenmemesi ile ilişkili bir ekonomik süreç yaşıyoruz. Ama o yakılan kömür, petrol ve gaz da iklimi değiştirdi. 2018 yılı Türkiye’de en fazla aşırı iklim olayı yaşanan ikinci yıl oldu. Sadece Ocak 2019’daki su baskınları aşırı iklim olaylarına örnek verecek olursak, o ay aynı zamanda yaş sebze ve meyve fiyatlarındaki olağan üstü artışın olduğu ay idi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği hızlandı. Küresel düzeyde bakılınca bu resim aynen geçerli. Önümüzdeki on yılda bacaların yarısını kapatmalıyız. Geçen günlerde İran, Endonezya ve Mozambik’teki son iklim felaketleri bu işin aciliyetini ortaya koyuyor.</span></p>
<p><b>Yerel seçimlerden sonra fosil yakıt ithalatının artacağını öngörüyorsunuz. Neden? Ve bunun olası sonuçları ne(ler) olur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kriz nedeniyle ithalatın azalacağı beklentisi ile Gazete Duvar’daki yazıyı yazarken, aslında detaya baktığınızda azalmadığını ve hatta hiç etkilenmediğini rakamlar gösteriyor. Bunun arkasında çok basit bir mantık var ve sayılar veriler bunu ortaya koyuyor. 606 milyar doları ithalata öderken bir o kadarını akaryakıt vergisi olarak ödedik. Üstüne belki de bir o kadarını MTV, köprü ve yol parası olarak ödeyeceğiz. Belli ki iktidar fosil yakıtlardan vergilerle krizi finanse etmeye devam etmek istiyor. Bunun olası sonucu tabii ki daha fazla kömür, gaz petrol yaktıracak politikalar olacak. Ya da karşı çıkıp bisikleti, toplu taşımayı ve verimlilik politikalarını halk olarak dayatacağız.</span></p>
<p><b>İklim değişikliği krizinin önüne geçmek mümkün mü? Eğer önüne geçemezsek, neler olabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizini durdurmak için aslında çok geç kaldık. Yerkürenin sıcaklığı sanayileşme öncesine göre bir derece santigrat arttı bile. Yarım derecenin azı yolda. Yani 1,5 C’lik kritik eşiğe hızla geliyoruz. İklim değişikliği ile beraber olağanüstü iklim olaylarının olağan hale geleceğini bilimsel çalışmalar ortaya koyuyordu. Türkiye’de 90’larda yılda ortalama 67 iklim olayı yaşanıyorken 2018’de 840 iklim olayı yaşandı. Bu ivme bile resmi ortaya koyuyor, neler olabileceğini söylüyor. Yapılması gereken 5 kalemin, kömür, petrol ve gaz ile asfalt ve betonun hızla kullanımdan çıkartılması. Bacaların bugünden itibaren tek tek yıkılmaya başlanması. Çünkü başka çözümü yok. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/bacalari-bugunden-yikmaya-baslamazsak/">&#8216;Bacaları Bugünden Yıkmaya Başlamazsak&#8230;&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
