<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>OECD arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/oecd/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/oecd/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Jan 2020 14:25:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>OECD arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/oecd/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>OECD 2018 Raporu: “Türkiye’de Kamu Düzenlemelerinin Kalitesi Düştü; İyileştirme İhtiyacı Arttı” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/oecd-2018-raporu-turkiyede-kamu-duzenlemelerinin-kalitesi-dustu-iyilestirme-ihtiyaci-artti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jan 2020 14:25:24 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Argüden Yönetişim Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme 2018 Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Malyshev]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47221</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜSİAD ve Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı iş birliği ile Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) tarafından hazırlanan, Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme 2018 Raporu tanıtım toplantısı, TÜSİAD binasında yapıldı. Rapor temel olarak, Türkiye’de kamu düzenlemelerinin kalitesinde düşüş ve iyileştirme ihtiyacının arttığı tespitini yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/oecd-2018-raporu-turkiyede-kamu-duzenlemelerinin-kalitesi-dustu-iyilestirme-ihtiyaci-artti/">OECD 2018 Raporu: “Türkiye’de Kamu Düzenlemelerinin Kalitesi Düştü; İyileştirme İhtiyacı Arttı” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-47222 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/oecd-kapak-foto-1.jpg" alt="" width="318" height="212" />Kamuda karar alma süreçlerinin başarısı, üç kriter (paydaş katılımı, karar öncesi etki analizi ve uygulama sonrası değerlendirme analizi) üzerinden ölçüyor. OECD 2018 raporuna göre, bu üç kriter çerçevesinde Türkiye’nin kamuda karar alma süreç başarısı, 2018 yılında üç yıl önce 2015 yılında hazırlanan rapor dönemine göre geriledi. </span></p>
<p><b>OECD Raporunun Metodolojisi ve Buna Yönelik Eleştiriler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora temel olan veriler, ilgili ülkelerin kamu otoritelerine OECD tarafından gönderilen anketler ve soru setleri ile toplanıyor. Diğer bir deyişle, değerlendirme raporu kamu otoritelerinin OECD’nin sorularına verdikleri yanıtlar temel alınarak hazırlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">OECD tarafından kullanılan metodoloji toplantıya katılan uzman konuşmacılar tarafından çeşitli açılardan eleştirildi. Eleştirilerin temelinde, rapora dâhil edilen </span><span style="font-weight: 400;">ülkelerin kültürel ve davranışsal kodlarının göz ardı edilmesi ve kamuda bir düzenlemenin mevcudiyetinin o düzenlemenin uygulandığı varsayımından hareket edilerek ülkeler arasında bir karşılaştırma yapılması yatıyor.  </span></p>
<p><b>”Türkiye’nin Kamuda Karar Alma Süreç Başarısı Geriledi, İlerlemeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47228 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EOd7YRyWkAEihbZ-640x427.jpg" alt="" width="295" height="197" />2015 yılı ile 2018 yılı verileri karşılaştırıldığında ve üç kriter açısından değerlendirildiğine, OECD Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme 2018 Raporu’na göre Türkiye; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Birincil yasalarda üç kriterde de alt sıralara geriledi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Paydaş katılım sürecinde 2015 yılında 34 ülke arasında 16’ncı sırada olan Türkiye, 2018 yılında 38 ülke arasında 32’nci sıraya geriledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-Düzenleme öncesi etki analizinde 2015 yılında 29’uncu sıradan 2018’de 33’üncü sıraya geriledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> -Uygulama sonrası değerlendirme analizinde, 2015 yılında 33’üncüyken, 2018’de 35’inci sıraya geriledi. </span></p>
<p><b>Nick Malyshev: “Türkiye, Kamu Karar Süreçlerinde İyileşmeye Gitmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplantının ana konuşmacısı OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı ve aynı zamanda Argüden Yönetişim Akademisi Danışma Kurulu Üyesi olan Nick Malyshev idi.</span> <span style="font-weight: 400;">Düzenleme hazırlama süreçlerinde iyi yönetişim yaklaşımlarını kullanması durumunda kamuda yapılacak düzenlemelerin kaliteli olacağını söyleyen Malyshev, ancak bunu yeterli olmayacağını; uygulamaların adil ve şeffaf olması da gerektiğine dikkat çekti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Küreselleşme ve dijitalleşmenin etkisi ile düzenleme süreçlerinde uluslararası iş birliklerin önem kazanmasıyla ortaya çıkan yeni trendlerden bahseden Malyshev, ülkelerin diğer ülke uygulamaları ve uluslararası standartları dikkate alarak kamuda düzenleme yapması gerekliliğinin doğduğunu belirtti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nick Malyshev ve toplantıya katılan konuşmacılar tarafından da sıklıkla vurgulanan “davranış bilimlerinden yararlanma” (behavioural insihgts) konusu, kamuda düzenlemelere uygumu artırmada önemli bir faktör olarak ele alındı. Malyshev konuşmasını “Türkiye’nin bu yeni trendleri de kapsayacak şekilde, kamu karar süreçlerinde iyileşmeye gitmeye ihtiyacı var.” Sözleriyle özetledi. </span></p>
<p><b>Kamuda İyi Yönetişimin Sağlayacağı Katkılar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-47230 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/EOd7YRzXsAADUcH-640x427.jpg" alt="" width="309" height="206" /></span><span style="font-weight: 400;">Açılış konuşmasında Argüden Yönetişim Akademisi Yönetim Kurulu Başkanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, kamuda iyi yönetişimin sağlayacağı katkıyı vurguladı. Çakmakçı, kamuda katılımcı karar süreçlerinin işletilmesinin, karar öncesi ve uygulama sonrası gerekli etki analizlerinin yapılmasının yaşam kalitesine ve vatandaş mutluluğuna katkı yapacağını söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcı demokrasinin bir gereği olarak, kamu düzenlemelerinin hazırlanması öncesi veri temelli etki analizi yapılması ve uygulanması sonrasında değerlendirme analizi yapılması gereğini hatırlatan Argüden Yönetişim Akademisi Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Dr. Yılmaz Dr. Argüden, güçlü bir düzenleme yönetişimi yaklaşımını hayata geçirilmesinin mümkün olacağını kaydetti. Kamuda iyi yönetişim sağlayacağı katkıyı ekonomi perspektifinden değerlendiren Argüden, bunu başaran ülkelerin ve kamu kurumlarının yüksek kredi notu ve düşük finansman maliyeti ile kazançlı olacağını belirtti. </span></p>
<p><b>Dr. Erkin Erimez: &#8220;K</b><b>amuda İyi Yönetişim Vatandaşın Devlete Güvenini Artırır”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhittin Acar, bir önceki 2105 OECD raporundan bu yana yaşanan gelişmeler çerçevesinde, rapora ilişkin değerlendirme ve eleştirilerini belirttiler.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Erkin Ermez, kamuda iyi yönetişimin vatandaşın devlete güvenini artıracağını hatırlatarak, demokrasisi en gelişmiş ülkelerin kamuda karar alma sürecini- veri sonrası en iyi analiz eden ülkeler olduğuna dikkat çekti. Bu çerçevede, Türkiye’nin geçmiş hükümet sisteminden itibaren Cumhurbaşkanlığı sistemine gelinen süreçte daha az paydaş katılımı yapan ve düzenleme sonrası etki analizi konusunda gerilerde olduğunu belirtti. </span></p>
<p><b>Prof. Kalaycıoğlu: “Yurttaşlar İyi Yönetişim İlkelerini Hayata Geçirilmesini Talep Etmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu, yaptığı araştırmanın verilerine dayanarak, Türkiye’nin kamuda karar alma süreçleri başarısı sıralamasında, OECD ülkeleri arasında sondan üçüncü sıradan sondan ikinci sıraya gerilemenin gerekçelerini sıraladı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kamuda karar alma süreçlerinin başarısında ilk kriter olan paydaş katılımı konusuna değinen Kalaycıoğlu, paydaş kavramının “yapılacak bir düzenlemeden etkilenen herkes” olarak tanımlandığını vurguladı ve Kanal İstanbul örneğini vererek “ isteseniz de istemeseniz de Kanal yapılacak” yaklaşımının Türkiye’de kamu düzenlemelerinde “paydaş katılımı” olmadığına en güncel örnek teşkil ettiğini savundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kalaycıoğlu’nun konuşmasında yaptığı önemli bir tespit ise yurttaşların kamu düzenlemelerine katılım sürecine ilişkin idi: “Türkiye 2012 yılında iyi yönetişim ilkelerini imzalayarak kabul etti ve yurttaşların kamudan bu ilkeleri hayata geçirmesini talep etme hakkı var”. Prof. Kalaycıoğlu, OECD 2018 raporuna ilişkin analizini, “Türkiye’nin daha gerçekçi bir şekilde değerlendirilmesi gerektiği” sözleriyle özetledi. </span></p>
<p><b>Kamu Yönetiminde Türkiye’ye Özgü Sorunlar  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Muhittin Acar, OECD 2015 raporundan bu yana Türkiye’de kamuda karar alma süreçlerine ilişkin yaşanan gelişmeleri, kamu yönetimi bilim dalı çerçevesinde değerlendirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın zamanda anaya hukuku uzmanı Prof. Dr. Kemal Gözler tarafından kaleme alınan “Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sisteminin Uygulamadaki Değeri Bir Buçuk Yıllık Bir Bilanço” adlı makaleye atıf yapan Acar,  Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine geçilmesinden 2018 yılın Aralık sonuna dek geçen sürede, 55 cumhurbaşkanlığı KHK’sı yayınlandığını ve bunun 24 tanesinin söz konusu 55 KHK’yı değistiren-düzenleyen olduğunu kaydetti. Prof. Dr. Acar’a göre, sadece bu veri bile kamuda karar alma süreçlerinde yaşanan belirsizliği gösteriyor. Ayrıca, yapılan bazı düzenlemelerin “kişiye ve kuruma özgü” değişiklikler olarak nitelendirilmesi, bu belirsizliği artırıyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Acar, konuşmasında Türkiye kamu yönetimine özgü sorun alanlarını sıraladı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-pilot uygulama eksikliği, </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-bir düzenlemeden olumsuz olarak etkilenecek kişilerin meşru zeminde dile getirdikleri taleplerin görmezden gelinmesi,</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8211; bir düzenlemenin hayata geçirileceği tarihin sürekli ertelenmesi (süreklilik gösteren düzenlemeler), </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-süreklilik gösteren af ve bağışlamalar, </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-genel ve özel kanun konusundaki sıralamanın göz ardı edilerek genel kanundan önce özel kanun çıkarılması sorunu     </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">-senkronizasyon sorunu ( yapılan bir değişikliğin başka hangi konularda değişiklik doğuracağını hesaba katmayarak ortaya çıkan tutarlılık sorunu) </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Prof. Dr. Acar, Türkiye bürokrasisine özgü sorunlar çerçevesinde OECD raporuna ilişkin değerlendirmesini, ülkelere özgü hususların raporun hazırlanma sürecinde dikkate alınması gerektiği sözleriyle sonlandırdı.    </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/22/oecd-2018-raporu-turkiyede-kamu-duzenlemelerinin-kalitesi-dustu-iyilestirme-ihtiyaci-artti/">OECD 2018 Raporu: “Türkiye’de Kamu Düzenlemelerinin Kalitesi Düştü; İyileştirme İhtiyacı Arttı” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OECD Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme Raporu Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/oecd-kamuda-karar-alma-surecleri-degerlendirme-raporu-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 13:30:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[Nick Malyshev]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[tüsiad]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46838</guid>

					<description><![CDATA[<p>OECD'nin farklı ülkelerdeki kamu düzenlemelerinin incelediği Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme Raporu'nun küresel bulgularının tartışılacağı toplantı 16 Ocak'ta TÜSİAD Merkez binasında olacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/oecd-kamuda-karar-alma-surecleri-degerlendirme-raporu-toplantisi/">OECD Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme Raporu Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bulguların Türkiye ve diğer ülkeler karşılaştırmalı olarak değerlendirileceği toplantı sonunda Kamu Düzenleme Kalitesi yayını katılımcılarla paylaşılacaktır.</p>
<p>OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı Nick Malyshev&#8217;in katılım sağlayacağı toplantı, TÜSİAD Merkezinde gerçekleşecek.</p>
<p>Kayıt yaptırmak için <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSe_PHBmUa4JRieYZWTOHBp4UJ70_Jlvci6UVy7WMLrcIAg2LA/viewform">buraya</a> tıklayınız.</p>
<p>Program akışı aşağıdaki gibidir:</p>
<p><strong>09:00-10:00 Kayıt</strong><b><br />
<strong>10:00-10:15 Açılış Konuşmaları</strong></b><br />
Prof. Dr. Metin Çakmakçı | Argüden Yönetişim Akademisi &#8211; Yönetim Kurulu Başkanı<br />
Dr. Bahadır Kaleağası | TÜSİAD &#8211; Genel Sekreter ve Yönetim Kurulu Üyesi</p>
<p><strong>10:15-10:45 OECD Regulatory Policy Outlook 2018 Raporun İlkeleri</strong><br />
Nick Malyshev | OECD Düzenleyici Politikalar Bölüm Başkanı</p>
<p><strong>10:45-11:00  Kahve Arası</strong><b><br />
</b></p>
<p><b><strong>11:00-12:00  Oturum &#8211; &#8220;Türkiye&#8217;de Karar Alma ve Mevzuat Yapım Süreçleri,</strong><br />
<strong>                      Kurallar ve Davranışlar</strong></b><br />
<em>Moderatör</em>: Dr. Erkin Erimez | Argüden Yönetişim Akademisi Akademik Kurul Üyesi<br />
Prof. Dr. Ersin Kalaycıoğlu | Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi<br />
Prof. Dr. Muhittin Acar | Hacettepe Üniversitesi Öğretim Üyesi<br />
Doç. Dr. Fahri Bakırcı | TOBB ETÜ Öğretim Üyesi</p>
<p><strong>12:00-12:15  Kapanış</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/oecd-kamuda-karar-alma-surecleri-degerlendirme-raporu-toplantisi/">OECD Kamuda Karar Alma Süreçleri Değerlendirme Raporu Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PISA 2018 Ne Diyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/04/pisa-2018-ne-diyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Dec 2019 09:55:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[PISA]]></category>
		<category><![CDATA[PISA 2018 sonuçları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45271</guid>

					<description><![CDATA[<p>OECD tarafından düzenlenen, öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen PISA’nın (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2018 sonuçları açıklandı. Eğitim Reformu Girişimi (ERG) PISA 2018 sonuçlarına dair ilk değerlendirmesini altı soru-cevapla sundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/04/pisa-2018-ne-diyor/">PISA 2018 Ne Diyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Öğrencilerin uluslararası ölçekte fen, matematik ve okuma becerilerini ölçen değerlendirmelerden biri olan PISA’nın (Uluslararası Öğrenci Değerlendirme Programı) 2018 sonuçları açıklandı. Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü’nün (OECD) 15 yaş grubundaki öğrencilere uyguladığı değerlendirmede Türkiye’nin fen, matematik ve okuma alanlarında 2003’ten beri yükselen puanları 2015’te düşerek, 12 yıl önceki sonuçların  gerisinde kalmıştı.. PISA 2018 sonuçları ise ortalama puanların her üç alan için yeniden 2012 düzeyine yaklaştığını gösteriyor.</p>
<p>PISA 2018 uygulaması, 37’si OECD üyesi olmak üzere 79 ülke ve ekonomideki 600 binden fazla öğrencinin katılımıyla gerçekleştirildi. Türkiye, değerlendirmeye 186 okul ve 6.890 öğrenci ile katıldı. PISA 2018 uygulamasına Türkiye’den katılan 15 yaş grubundaki öğrencilerin yüzde 43,7’si Anadolu lisesi, yüzde 31,1’i mesleki ve teknik Anadolu lisesi, yüzde 13,7’si Anadolu imam hatip lisesi, yüzde 11,2’si fen, sosyal bilimler ve çok programlı Anadolu liseleri ve Anadolu güzel sanatlar lisesi, yüzde 0,3’ü ise ortaokul öğrencileri. ERG, PISA 2018 sonuçlarına dair ilk değerlendirmesini  sunuyor.</p>
<p><b>PISA 2018 sonuçlarında Türkiye’nin fen, matematik ve okuma puanları nasıl değişti? </b></p>
<p>Sonuçlara göre 2012’de 448, 2015’te 420 olan ortalama matematik puanı 2018’de 454 oldu. 2012’de 475, 2015’te 428 olan ortalama okuma puanı 2018’de 466 oldu. Fen alanında ortalama puan ise 2012’de 463, 2015’te 425’ti, 2018’de 468 oldu. 2015 ve 2018 arasında ortalama başarı 13 ülke ve ekonomide yükseldi, Türkiye de bunlardan biri. PISA 2018 sonuçlarını PISA 2015’le karşılaştırdığımızda ortalama puanların arttığı görülüyor. Ancak bu artışı yorumlarken,  Türkiye’nin PISA 2018 sonuçlarının hala tüm alanlarda OECD ortalamasının altında kaldığını da belirtmekte yarar var. OECD ortalaması ile Türkiye arasındaki fark 2015’e göre azalmış olsa da Türkiye’nin ortalama puanları her alanda OECD ortalamasının oldukça altında kalmaya devam ediyor. Bu fark matematikte 35, okumada ve fen alanında 21 puan.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45272 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/ERG-PISA-GRAFI%CC%87K-01-1024x512-640x320.jpg" alt="" width="356" height="178" /></p>
<p><b>Türkiye’nin ortalama puanları yeterlilik düzeyleri bakımından incelendiğinde neler görülüyor?</b></p>
<p>PISA kapsamında değerlendirmeler yapılırken öğrenciler yeterlilik düzeyine göre 1’den 6’ya kadar gruplara ayrılıyorlar. Türkiye’ye ilişkin, dikkat çeken bir bulgu da en üst düzeyde (düzey 5 ve 6) yeterlilik gösteren çocukların oranının düşük oluşudur. Türkiye’de 15 yaşındaki öğrencilerin ortalama başarısı her alanda 2. düzeye denk geliyor. Türkiye’de, en az bir konuda en üst düzeyde performansa sahip olan (5 veya 6. seviye) öğrencilerin oranı yüzde 6,6. Bu oran, PISA 2015’te yüzde 1,6 idi. Bu noktada bir düzelmeden söz etmek mümkün. OECD ortalamasına göre, en az bir konuda en üst yeterlilik düzeylerinde performansa sahip olan (5 veya 6. seviye) öğrencilerin oranı ise yüzde 15,7. Türkiye’de alt yeterlilik düzeyinde yer alan öğrencilerin de oranı oldukça yüksek. Örneğin, en alt düzeyde yeterlilik gösteren (düzey 1 ve altı) çocukların oranı matematikte yüzde 36,7, fende yüzde 25,2, okumada yüzde 26,1. Okuma alanında en alt düzeyde yeterlilik gösteren çocuklar bir metinde çok açık olan bilgileri saptamak, kendilerine tanıdık gelen konulardaki yazıların ana fikrini fark etmek gibi basit şeyleri yapabilirler ama daha derin yorumlarda bulunmakta zorlanırlar. Okuma alanında üst düzeyde (düzey 5 ve 6) yeterlilik gösteren çocukların oranı 2012 yılında yüzde 4,3 idi. Bu oran 2015’te yüzde 0,6’ya gerilemişti, 2018’de ise yüzde 3,3 oldu. Dolayısıyla okuma alanında en başarılı öğrencilerin oranı 2012 düzeyinin gerisinde kalıyor. Okuma alanında üst düzeyde performans göstermek, bir veya birden fazla metindeki bilgileri birbirleriyle ilişkilendirerek yorumlamak, sunulan hipotezleri eleştirel biçimde değerlendirebilmek gibi becerileri içeriyor. Türkiye’de 15 yaşında olan ve eğitimine devam eden çocukların çok düşük bir oranının bu yeterliliklere sahip olduğu söylenebilir.</p>
<p><b>Sosyoekonomik düzey ile başarı arasındaki ilişkiye göre bakacak olursak, sonuçlar ne söylüyor? </b></p>
<p>Türkiye’de sosyoekonomik düzey ile başarı arasında anlamlı bir ilişki olduğu görülüyor. Sosyoekonomik olarak en üst yüzde 25’lik dilimde yer alan öğrencilerin ortalama okuma puanı 513 iken en alt yüzde 25’lik dilimdekilerin 437. Aradaki fark (76 puan) en az iki okul yılına denk geliyor. Bu veri nitelikli eğitime erişimde yaşanan eşitsizliğin bir yansıması olarak yorumlanabilir.</p>
<p>Türkiye’de yüksek düzeyde yeterlilik gösteren (5 ve 6. düzeyler) öğrenciler içinde sosyoekonomik olarak avantajlı durumda olanların temsil oranı yüksek; hatta Türkiye, bu ilişkinin en güçlü olduğu ülke. Yüksek başarı gösteren öğrenci grubunun sosyoekonomik olarak daha az ayrışmış olduğu ülkelerde ise ortalama puanlarındaha yüksek olduğu görülüyor.</p>
<p><b>PISA 2018 sonuçları bölgeler ve okullar arası başarı farkları hakkında neler söylüyor? </b></p>
<p>PISA 2018’in Türkiye’ye ilişkin sonuçları değerlendirilirken dikkat edilmesi önemli olan bir nokta da, söz konusu puanların ülke ortalamasını ortaya koyduğu. Oysa bölgelere göre incelendiğinde önemli farklılıklar bulunuyor. Örneğin, eğitimine Batı Anadolu Bölgesi’nde devam eden öğrenciler 500,6 ortalama puan ile en yüksek okuma becerisi performansını elde etti. Okuma becerileri alanında en düşük performansı gösteren öğrenciler Ortadoğu Anadolu (409,4), Güneydoğu Anadolu (423,6) ve Kuzeydoğu Anadolu (430,8) bölgelerinde eğitimlerine devam ediyorlar. Bölgeler ayrımında en yüksek ile en düşük ortalama puanlar  arasındaki fark 91,2 puan. Bu fark, yaklaşık üç okul yılına denk geliyor. Okul türlerine göre bakacak olursak her üç alanda da fen lisesi öğrencileri en başarılı öğrenci grubu. Anadolu lisesi öğrencileri ise, Anadolu imam hatip lisesi öğrencileri ve mesleki ve teknik Anadolu lisesi öğrencilerinden daha yüksek başarı gösterdi. Türkiye’de özellikle ortaöğretimde öğrencilerin başarıya göre ayrışma düzeyinin yüksek oluşu PISA sonuçlarına da yansıyor. Bir başka deyişle, yüksek ve düşük puanlı öğrencilerin farklı okul türlerinde gruplaşmış olduğu görülüyor.</p>
<p><b>PISA 2018 bilgi ve beceriyi ölçmenin yanında öğrencilere uygulanan anketlerle çocukların iyi olma haline dair de değerlendirmelere kaynaklık ediyor. PISA 2018 sonuçları Türkiye’deki çocukların iyi olma hali hakkında ne söylüyor?</b></p>
<p>PISA 2018’de öğrenci, yaşam memnuniyeti ölçeğinde 7-10 arasında puan verirse “memnun” kabul ediliyor. Buna göre OECD ortalamasında PISA 2018’e katılan öğrencilerin yüzde 67’si yaşamından memnun, Türkiye’de ise bu oran yüzde 44. OECD ortalamasında yaşamından memnun olan kızların oranı oğlanlarınkinden 11 yüzde puan düşük. Türkiye’de ise yaşamından memnun olan kızların oranı oğlanlarınkinden 4 yüzde puan düşük.</p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/">PISA 2018 Sonuçları Açıklandı: 2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/04/pisa-2018-ne-diyor/">PISA 2018 Ne Diyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>PISA 2018 Sonuçları Açıklandı 2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Dec 2019 12:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[MEB]]></category>
		<category><![CDATA[Milli Eğitim Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[PISA 2018 sonuçları]]></category>
		<category><![CDATA[PISA testi]]></category>
		<category><![CDATA[Yeliz Düşkün]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45208</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü (OECD) tarafından 15 yaş grubundaki öğrencilerin bilgi ve becerilerini üç yılda bir değerlendiren PISA testinin 2018 yılı sonuçları açıklandı. Türkiye, 2015 sonuçlarına göre artış gösterse de; matematik, fen ve okuma bölümlerinde 37 OECD ülkesi arasında 31. sırada yer aldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/">PISA 2018 Sonuçları Açıklandı &lt;br&gt;2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>PISA 2018 testine, Türkiye&#8217;den 15 yaşındaki öğrencilerin yüzde 73&#8217;ünü temsil eden 186 farklı okuldan 6 bin 890 öğrenci girdi. Alınan sonuçlar ise, matematik 454, okuma 466, fen 468 oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45216 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/YelizDuskun-640x639.jpg" alt="" width="259" height="259" />Eğitim Reformu Girişimi Politika Analisti Yeliz Düşkün, 2015’deki puanlara göre 2018 puanların artış gösterdiğini ancak yüksek bir başarıdan söz edilemeyeceğini belirtiyor. PISA kapsamında öğrencilerin &#8220;okuma, matematik ve fen&#8221; alanlarında verdikleri yanıtlara göre 1&#8217;den 6&#8217;ya kadar gruplara ayrıldığını ve en üst düzeyin &#8220;5 ve 6. seviye&#8221; olarak tarif edildiğini belirten Düşkün, Türkiye’nin ikinci düzeyde olduğunu söyledi. Düşkün, bu sonuçların, çocukların matematikte basit rakamsal işlemleri yapabildiğini, aşina oldukları kavramları içeren metinlerde ana fikri fark edebildiğini ancak eleştirel düşünmekte ve karmaşık metinleri anlamakta zorlandığını gösterdiğini dile getirdi.</p>
<p>Rapordaki önemli bir göstergenin Türkiye’nin bölgeler arasındaki eğitim seviyesi farklılığı olduğunu belirten Düşkün, “Eğitimine Batı Anadolu Bölgesi’nde devam eden öğrenciler 500,6 ortalama puanı ile en yüksek okuma becerisi performansını elde etmiştir. Okuma becerileri alanında en düşük performansı gösteren öğrenciler Ortadoğu Anadolu (409,4), Güneydoğu Anadolu (423,6) ve Kuzeydoğu Anadolu (430,8) bölgelerinde eğitimlerine devam etmektedir. En yüksek ile en düşük başarı arasındaki fark 91,2 puandır. Bu fark, yaklaşık üç okul yılına denk geliyor.” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45218 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/pisa-2018-results-sonuclari-640x1382.jpg" alt="" width="234" height="506" />PISA  sonuçlarının, eğitimdeki başarıyı arttırmak için eğitim harcamalarının artırılması, kaynağın etkin ve verimli kullanılmasının önemli olduğunu ortaya koyduğunu belirten Düşkün, diğer bir önlemin de okul öncesi eğitim olduğunu belirtti. PISA’da az bir yıllık okul öncesi eğitimin, okul hayatına güçlü başlama şansı getirdiğinin vurgulandığını belirten Düşkün, “Gelecekteki başarı için okul öncesinin zorunlu ve ücretsiz hale getirilmesi önemli. Diğer bir konu da öğretmenlerin desteklenmesi. Eğitim başarısında öğretmenlerin rolü yadsınamaz. Öğretmen yetiştirmekten, mesleki olarak desteklenmesine, yaşam kalitesinin iyileştirilmesine her aşamada iyileştirmeler gerekiyor.“ diye konuştu.</p>
<p>Bu arada, Milli Eğitim Bakanlığı da hazırladığı raporla PISA 2018 sonuçlarını değerlendirdi. Raporda, Türkiye, PISA 2018’de PISA 2015’e göre matematik ve fen alanlarında ortalama puanını en çok artıran ülke olduğu belirtilerek, “Okuma becerileri alanında ise iki uygulama arasında puanını en çok artıran ikinci ülkedir. Bu sonuçlar, Türkiye’nin her üç bilişsel alandaki performansında da önemli bir iyileşme olduğunu göstermektedir.” Deniliyor.</p>
<p>MEB’in raporunun tamamı için <a href="http://www.meb.gov.tr/meb_iys_dosyalar/2019_12/03105347_PISA_2018_Turkiye_On_Raporu.pdf">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/03/pisa-2018-sonuclari-aciklandi-2015e-gore-artis-olsa-da-37-oecd-ulkesi-arasinda-31-siradayiz/">PISA 2018 Sonuçları Açıklandı &lt;br&gt;2015’e Göre Artış Olsa da 37 OECD Ülkesi Arasında 31. Sıradayız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz Ülkeleri Tembel mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/25/akdeniz-ulkeleri-tembel-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 25 Feb 2018 17:11:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akdeniz]]></category>
		<category><![CDATA[düşük istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[İLO]]></category>
		<category><![CDATA[ispanya]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[istihdam]]></category>
		<category><![CDATA[İtalya]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Avrupa Ülkeleri]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Özellikle 2008 küresel ekonomik krizi sonrası Yunanistan için söylenen, zaman zaman diğer Akdeniz ülkelerine ve Türkiye’ye de genişletilen ve kamuoyunda da oldukça fazla karşılık bulduğunu düşündüğüm bir düşünce var: “Yunanistan (veya Türkiye veya diğer Akdeniz ülkeleri) ekonomisi kötü, çünkü insanlar tembel”. Veya: “AB içinde Almanya, Hollanda, Danimarka gibi Kuzey Avrupa ülkeleri çalışıyor. Yunanistan gibi ülkelerdekiler yan gelip yatıyor. Sonra da krizin faturasını yine Almanlar, Hollandalılar ödüyor.” Zaman zaman bu tespite kanıt olarak da Akdeniz ülkelerindeki yüksek işsizlik oranları gösteriliyor. Bu yazıda bu fikrin ampirik bir kanıtının olmadığını hatta tam tersine işsizliğin yüksek olduğu Türkiye’de ve diğer Akdeniz ülkelerinde çalışanların çok daha fazla fedakârlık yaptıklarını göstermeye çalışacağım.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/25/akdeniz-ulkeleri-tembel-mi/">Akdeniz Ülkeleri Tembel mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>ILO verilerinden haftalık ortalama çalışma saatlerine baktığımızda OECD ülkeleri arasında Türkiye’nin listenin en tepesinde olduğunu görüyoruz (Bkz. Grafik 1). Haftalık 47 saatlik çalışma süresiyle Türkiye dünya çapında da en çok çalışan birkaç ülke arasında. Yunanistan da ortalama 41 saat ile en üst sıralarda. Portekiz, İspanya, İtalya gibi diğer Akdeniz ülkeleri de ortalamanın üzerinde çalışıyorlar. Listenin diğer ucuna baktığımızda ise Hollanda, Almanya, Norveç, Danimarka gibi ülkelerde ortalama haftalık çalışma saatinin 35 saatin bile altında olduğunu görüyoruz. Bu etkinin bir kısmının Kuzey Avrupa ülkelerinde yarı zamanlı çalışmanın yaygın olmasından kaynaklandığı söylenebilir. Onu da başka bir veri ile kontrol edebiliriz. Aynı grafikte haftalık 48 saatten fazla çalışanların yüzdesine baktığımızda Türkiye bu istatistikte de açık ara en önde. ILO verisine göre 2015 yılında Türkiye’de çalışanların % 36’sı 48 saatten fazla çalışmış. Özellikle Kuzey Avrupa ülkelerinde bu oran % 10’un altında.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_24737" aria-describedby="caption-attachment-24737" style="width: 462px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24737 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-640x356.png" alt="" width="462" height="257" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-640x356.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-610x340.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1-320x178.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim1.png 943w" sizes="auto, (max-width: 462px) 100vw, 462px" /><figcaption id="caption-attachment-24737" class="wp-caption-text">Grafik 1. http://www.ilo.org/ilostat/faces/ilostat-home adresindeki verilerden oluşturulmuştur.</figcaption></figure>
<p>Konunun ücretle ilgili kısmını herkesin zaten tahmin edebildiğini düşünüyorum. Grafik 2’de görüldüğü üzere başta Türkiye ve Yunanistan olmak üzere uzun çalışma saatlerinin bulunduğu ülkelerde ortalama aylık ücretler de en düşük düzeylerde. Haftalık çalışma saati ortalamasının düşük olduğu ülkelerde ise ücretler en yüksek. Yani, en çok çalışanlar en az kazanıyor.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_24738" aria-describedby="caption-attachment-24738" style="width: 513px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24738 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-640x267.png" alt="" width="513" height="214" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-640x267.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-610x254.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2-320x133.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim2.png 947w" sizes="auto, (max-width: 513px) 100vw, 513px" /><figcaption id="caption-attachment-24738" class="wp-caption-text">Grafik 2. http://www.ilo.org/ilostat/faces/ilostat-home adresindeki verilerden oluşturulmuştur (2014-2016 yılları).</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Son olarak bir de istihdam istatistiklerine dikkat çekmek istiyorum. Yine ILO hesaplamalarına göre OECD ülkeleri arasında çalışan nüfusun toplam nüfusa oranının en düşük olduğu (aynı zamanda işsizliğin de en yüksek olduğu) ülkeler sırasıyla Yunanistan, İtalya, Türkiye ve İspanya. Bu oranın en yüksek olduğu ülkeler ise yine büyük çoğunlukla Kuzey Avrupa ülkeleri (Bkz. Grafik 3).</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_24739" aria-describedby="caption-attachment-24739" style="width: 489px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-24739 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-640x310.png" alt="" width="489" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-640x310.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-610x296.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3-320x155.png 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Resim3.png 933w" sizes="auto, (max-width: 489px) 100vw, 489px" /><figcaption id="caption-attachment-24739" class="wp-caption-text">Grafik 3. http://www.ilo.org/ilostat/faces/ilostat-home adresindeki verilerden oluşturulmuştur.</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Tüm bu veriler şöyle özetlenebilir: Başta Türkiye olmak üzere tembellikle suçlanan Akdeniz ülkelerinin işçileri Kuzey Avrupa ülkelerindeki işçilere nispetle çok daha uzun çalışıyorlar ve ay sonunda çok daha düşük maaşlar alıyorlar. İşgücüne katılımın bu çok çalışıp az kazanan ülkelerde en yüksek düzeylerde olduğunu düşünürsek, aslında Türkiye gibi Akdeniz ülkelerinde tembellik diye bir sorun olmadığı, esas olarak emeğin değerinin çok düşük olduğu, Kuzey Avrupa’da çalışan belki iki işçinin yaptığı bir işi Akdeniz’de bir kişinin çok daha ucuza yaptığı tespitinde bulunabiliriz. Hatta Akdeniz ülkelerindeki yüksek işsizlik ve düşük istihdama katılımın da sebeplerinden birinin bu olduğu söylenebilir. Keza, bu sayılara bakarak mesela Türkiye’deki ortalama çalışma saatlerinin Kuzey Avrupa ülkelerindeki seviyelere düşürüldüğünde çok daha fazla kişinin istihdama katılabileceği ve düşen işsizlik rakamları ile birlikte ücretlerin bile artabileceği söylenebilir. Öyle görünüyor ki mesele tembellik değil, emeğin değersizleşmesi meselesi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/25/akdeniz-ulkeleri-tembel-mi/">Akdeniz Ülkeleri Tembel mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eğitimde son sıraları bırakmayan Türkiye&#8217;nin istatistiklerinde ümit veren veriler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/22/egitimde-son-siralari-birakmayan-turkiyenin-istatistiklerinde-umit-veren-veriler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Caner Özdemir]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Aug 2017 09:28:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim-Öğretim]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[okullaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17792</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;&#8230;gelişmiş ülkeler olarak tanımlayabileceğimiz OECD ülkelerinin epeyce gerisindeyiz. Bu ülkelerin gelişmişlik düzeyini yakalayabilmek için Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat penceresi olarak duran genç nüfus yapısının doğru kullanılabilmesi için de en önemli araçlardan birisi hem niceliğiyle hem de niteliğiyle eğitim&#8221; Bir önceki yazıda[1] Türkiye’nin OECD verilerindeki durumunu özetlemeye çalışmış ve biraz da karamsar bir tablo çizmiştim. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/22/egitimde-son-siralari-birakmayan-turkiyenin-istatistiklerinde-umit-veren-veriler/">Eğitimde son sıraları bırakmayan Türkiye&#8217;nin istatistiklerinde ümit veren veriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;&#8230;gelişmiş ülkeler olarak tanımlayabileceğimiz OECD ülkelerinin epeyce gerisindeyiz. Bu ülkelerin gelişmişlik düzeyini yakalayabilmek için Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat penceresi olarak duran genç nüfus yapısının doğru kullanılabilmesi için de en önemli araçlardan birisi hem niceliğiyle hem de niteliğiyle eğitim&#8221;</strong></p>
<p>Bir önceki yazıda<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> Türkiye’nin OECD verilerindeki durumunu özetlemeye çalışmış ve biraz da karamsar bir tablo çizmiştim. Türkiye’nin özellikle nüfus yapısı itibariyle barındırdığı potansiyelleri kullanabilmek konusunda epey zayıf olduğunu göstermiştim. Ancak, bütün göstergeler tamamıyla olumsuz da değil. Bu yazıda, Türkiye’nin ilerleme kaydettiği alanlardan birinde bazı istatistikleri paylaşacağım. Söze böyle başladıktan sonra pek çok kişinin ilerleme kaydedilen alanın eğitim olmasını hayretle karşılayacağını tahmin ediyorum. Keza, önceki yazıda bahsettiğim “Türkiye yine sonuncu oldu” başlıklı haberlerin çoğunun eğitim alanında olduğunun farkındayım. Fakat dediğim gibi eğitim, her şeye rağmen Türkiye’nin &#8211; en azından niceliksel anlamda &#8211; ilerleme kaydettiği bir alan.</p>
<p>Grafik 1, 1994-95 eğitim-öğretim yılından 2015-16 öğretim yılına kadar farklı öğretim düzeylerindeki net okullaşma oranlarını gösteriyor. Net okullaşma oranı bir eğitim düzeyindeki öğrenci nüfusunun o eğitim düzeyine ait yaş grubundaki nüfusa oranı olarak hesaplanıyor. Örnek vermek gerekirse, ilkokul çağı 6-10 yaşları arası ise ilkokul düzeyinde net okullaşma oranı bize 6-10 yaş arasındaki nüfusun yüzde kaçının ilkokula devam ettiğini gösteriyor.</p>
<p>Aşağıdaki grafik kapsadığı yıllardaki sistem değişiklikleri göz önüne alınarak ilköğretim (ilkokul+ortaokul), lise ve üniversite düzeyleri için hesaplanmış. Grafikte ilk göze çarpan sonuç her üç düzey için de görülebilen kuvvetli yükseliş.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17793" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/gr1.png" alt="" width="641" height="288" /></p>
<p>Grafik 1. İlköğretim, Ortaöğretim ve Yükseköğretimde net okullaşma oranları<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a></p>
<p>22 yıl bu kadar ciddi artışlar için aslında çok uzun bir süre değil. Bu yıllar arasındaki üç büyük eğitim politikası uygulamasının, hayata geçirilmelerindeki politik motivasyonlar ne olursa olsun, bu gelişmelere olanak sağladığı gerçeğini teslim etmek zorundayız.</p>
<p>Bu uygulamaların birincisi 1997 yılında hayata geçirilen 8 yıllık kesintisiz eğitim reformu. Grafikten de görülebileceği gibi 1997 yılından itibaren ilköğretim düzeyinde okullaşmada bir sıçrayış var. Grafiğin başladığı 1994 yılında ilköğretim çağındaki nüfusun yarısından fazlası eğitim hayatının dışında kalırken bugün bu yaş grubundaki nüfusun tamamına yakınının eğitimde oluşu hafife alınmaması gereken bir gelişme.</p>
<p>Grafikteki başka çarpıcı bir sonuç da azalan cinsiyet farkları. 1994 yılında başta ilköğretim olmak üzere üç eğitim düzeyi için de okullaşma oranlarında kadınların erkeklerin epey gerisinde kaldıkları görülüyor. Günümüze geldiğimizde ise bu farkların kapandığını hatta kadınların az da olsa öne geçmeye başladığını görebiliyoruz.</p>
<p>Okullaşma oranlarının artışında etkili bir başka değişiklik de 2012 yılında hayata geçirilen 4+4+4 eğitim sistemi ve zorunlu eğitimin 12 yıla çıkarılmış olması. 97 reformundan sonra zaten hızla artışa geçen lise düzeyindeki okullaşma oranlarının 2012’den sonra daha da hızlı artarak % 80’ler seviyesini geçmeye başladığını görebiliyoruz.</p>
<p>Okullaşma oranlarını artıran bir başka politika da şüphesiz 1992 ve 2008 yıllarında tavan yapan üniversite sayısının artırılması adımları. 1994 yılında üniversite düzeyinde net okullaşma oranı % 10’un altıda iken bugün % 40’ın üzerine çıkmış durumda.</p>
<p>Tüm bu ilerlemeler Türkiye’yi alt sıralara mahkumiyetten bir nebze kurtarsa da, hala kat edilecek çok mesafe var. Grafik 2’de çeşitli ülkelerin 2000 ve 2015 yıllarında ortaöğretimdeki net okullaşma oranları verilmiş. Grafiğin geneline bakıldığında bütün dünyada okullaşma oranlarının artığı görülebiliyor. Türkiye, bu dönemde % 64’ten % 86’ya yükselerek eğim çizgisinin üstünde kalmış. Yani, tablodaki diğer ülkelere göre okullaşmasını daha çok artırmış. Ancak, pek çok ülkenin tablonun sağ üst köşesinde toplandığını, yani 2000 yılı itibariyle ortaöğretime erişimde doyum noktasına çoktan ulaştıklarını görebiliyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17794" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/GR2.png" alt="" width="732" height="483" /></p>
<p>Grafik 2: Çeşitli ülkelerin orta öğretim düzeyinde okullaşma oranları (2000-2015)<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a></p>
<p>Bu artışların nüfusun genel eğitim durumunu ne kadar etkilediğini ise Grafik 3’te izleyebiliriz. 25 yaş üstü nüfusun içinde en az lise diplomasına sahip olan kişilerin oranına baktığımızda yaklaşık % 37 ile Türkiye’nin en alttaki ülkelerden biri olduğu görülebiliyor. Yükseköğretim düzeyinde de benzer bir durum söz konusu. TÜİK’in 2012 tarihli Yetişkin Eğitimi Araştırması verilerine göre 25 yaş ve üzeri nüfus içerisinde en az yüksekokul mezunu olanların oranı hala % 10’un altında. Tabii ki, yukarıda gösterdiğim okullaşma oranlarının artışıyla bu oranların da uzun vadede yükselmesini bekliyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17795" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/GR3.png" alt="" width="729" height="270" /></p>
<p>Grafik 3: Çeşitli ülkelerde 25 yaş üstü nüfus içerisinde en az lise mezunu olanların oranı (2015)<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a></p>
<p>Yine önceki yazıda bahsettiğim demografik fırsat penceresinin iyi değerlendirilmesi için nüfusun ortalama eğitim düzeyinin artması olmazsa olmazlardan biri. Ancak, tabii ki tek başına yeterli değil. Nicel anlamdaki bu atılımın yanında nitel bir sıçramaya da ihtiyaç olduğu açık. Demografik fırsat penceresi deneyimini atlatan ülkeler üzerinde yapılan araştırmalar yenilikçi ekonomiye geçen ve teknolojik üretim yapabilen ülkelerin bu fırsattan yararlanabildiğini gösteriyor<a href="#_ftn5" name="_ftnref5">[5]</a>. Bunun da yolu nitelikli bir eğitimden geçiyor.</p>
<p>Eğitimde nitelik konusunda Türkiye’yi dünya ile karşılaştırabileceğimiz çeşitli araştırmalar var. Bunların en popüleri 15 yaşındaki öğrencilere Fen, Matematik ve Okuma alanlarında uygulanan PISA testi. PISA dışında 4. ve 8. sınıf öğrencilerine uygulanan Fen ve Matematik becerilerini ölçen TIMMS ve 9. Sınıf öğrencilerinin okuma becerilerini ölçen PIRLS araştırmaları da bu anlamda önemli veri kaynakları. Pek çoğunuzun medyadan aşina olacağını tahmin ettiğim bu araştırmalarda da Türkiye’nin durumu çok iç açıcı değil.</p>
<p>Öğrencilerin müfredat bilgilerini ölçmekten ziyade Fen, Matematik ve Okuma alanlarında kazandıkları becerileri gerçek hayat deneyimlerine uygulayabilme yeteneklerini ölçmeyi hedefleyen PISA araştırmasında; her üç alanda da OECD ülkelerindeki tüm öğrencilerin ortalaması 500, standart sapması 100 olacak şekilde 200-800 arasında değişen puanlar hesaplanıyor. Grafik 4’ten görülebileceği gibi Türkiye araştırmaya ilk kez katıldığı 2003 yılından beri OECD ortalamasının epey altında. 2012 yılına kadar ufak da olsa ilerlemeler görürken, 2015 yılında üç alanda da ortalama puanlarımızın 2003’teki değerlerin bile altına gerilediğini gördük.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17796" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/GR4.png" alt="" width="727" height="426" /></p>
<p>Grafik 4: Türkiye’nin PISA performansı (2003-2015)<a href="#_ftn6" name="_ftnref6">[6]</a></p>
<p>TIMSS ve PIRLS araştırmaları ise biraz daha müfredat odaklı. Bu araştırmalarda da benzer bir puanlama yöntemi kullanılıyor ve Türkiye yine ortalamanın altında. Ancak, bu araştırmalarda Türkiye’nin katılımcı ülkeler ortalamasına yavaş yavaş yaklaştığını söylemek mümkün.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17797" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/GR5.png" alt="" width="578" height="347" /></p>
<p>Grafik 5: Türkiye’nin TIMSS ve PIRLS performansı (1999-2015)<a href="#_ftn7" name="_ftnref7">[7]</a></p>
<p>Önceki yazıda bahsettiğim gibi pek çok başlıkta gelişmiş ülkeler olarak tanımlayabileceğimiz OECD ülkelerinin epeyce gerisindeyiz. Bu ülkelerin gelişmişlik düzeyini yakalayabilmek için Türkiye’nin önünde önemli bir fırsat penceresi olarak duran genç nüfus yapısının doğru kullanılabilmesi için de en önemli araçlardan birisi hem niceliğiyle hem de niteliğiyle eğitim. Eğitim düzeyinin niceliksel olarak artırılması yolunda yukarıda gösterdiğim hızla artan okullaşma oranlarının bu anlamda umut verici olduğunu söyleyebiliriz. Öte yandan, eğitimin niteliği konusunda da benzer atılımlara acil olarak ihtiyaç duyduğumuz da kesin.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> <a href="https://www.sivilsayfalar.org/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://www.sivilsayfalar.org/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/</a></p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> Özdemir C (2017). “Educational expansion and occupational segregation in Turkey”. International Sociological Association, RC28 on Social Stratification and Mobility Summer Meeting, 7-10 Ağustos 2017, New York, ABD.</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Veriler Dünya Bankası’nın data.worldbank.org adresli internet sitesinden alınmıştır. Erişim tarihi, 16.08.2017<a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Veriler Dünya Bankası’nın data.worldbank.org adresli internet sitesinden alınmıştır. Son erişim tarihi, 16.08.2017</p>
<p><a href="#_ftnref5" name="_ftn5">[5]</a> Gill, I., &amp; Kharas, H. (2007). An East Asian renaissance: ideas for economic growth. World Bank, Washington, DC.</p>
<p>Kharas, H., &amp; Kohli, H. (2011). What is the middle income trap, why do countries fall into it, and how can it be avoided? <em>Global Journal of Emerging Market Economies</em>, 3, 281–289.</p>
<p><a href="#_ftnref6" name="_ftn6">[6]</a> Veriler <a href="http://www.oecd.org/pisa/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">http://www.oecd.org/pisa/</a> adresinden alınmıştır. Son erişim tarihi: 17.08.2017</p>
<p><a href="#_ftnref7" name="_ftn7">[7]</a> Veriler <a href="https://timssandpirls.bc.edu" target="_blank" rel="noopener noreferrer">https://timssandpirls.bc.edu</a> adresinden alınmıştır. Son erişim tarihi: 17.08.2017</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/22/egitimde-son-siralari-birakmayan-turkiyenin-istatistiklerinde-umit-veren-veriler/">Eğitimde son sıraları bırakmayan Türkiye&#8217;nin istatistiklerinde ümit veren veriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OECD 2017 Göç Raporu yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/04/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 09:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Göç Görünümü 2017]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16439</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos yaptığı açıklamada, göçün durdurulabilecek ya da durdurulması gereken bir şey olmadığını, ancak bu sürecin daha iyi yönetilebileceğine dikkat çekti&#8221; Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) “Uluslararası Göç Görünümü 2017” raporunu yayınladı. Rapora göre; OECD ülkelerine 2015 yılında 4 milyon 700 bin, 2016 yılında ise 5 milyon kişi, kalıcı göçmen olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/04/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/">OECD 2017 Göç Raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos yaptığı açıklamada, göçün durdurulabilecek ya da durdurulması gereken bir şey olmadığını, ancak bu sürecin daha iyi yönetilebileceğine dikkat çekti&#8221;</strong></p>
<p>Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) “Uluslararası Göç Görünümü 2017” raporunu yayınladı. Rapora göre; OECD ülkelerine 2015 yılında 4 milyon 700 bin, 2016 yılında ise 5 milyon kişi, kalıcı göçmen olarak giriş yaptı. OECD raporunda; yasal ve yasal olmayan göçün hızlandığı ve ülkelerin bu sorunla baş etmek için uyum çabalarını artırması gerektiği vurgulandı.</p>
<p>2016 yılında yaklaşık 1,6 milyon kişi iltica başvurusunda bulundu. Bu başvuruların 1,5 milyonu kabul edildi. Böylece Avrupa’daki yurt dışı doğumlu yabancı kökenli nüfusun sayısı 124 milyona yükseldi. 2016’da en fazla iltica başvurusu 722 bin kişi ile Almanya’ya yapılırken, bu ülkeyi 261 bin kişi ile ABD ve 122 bin kişi ile İtalya takip etti. Türkiye’ye yapılan iltica başvuruları ise 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 42 azalarak 78 bin kişi oldu. Raporda, Türkiye’deki göçmenlerin önemli bir kısmının savaş sonrası geri dönmeyi düşünmediği de belirtildi.</p>
<p>Rapor, göçmenlerin ülkelere yönelik yarattığı risklerin yanında önemli faydalar sağladığını hatırlatarak, ülkeleri bu faydalara odaklanmaya çağırdı. OECD ülkelerinde yaşayan göçmenlerden üçte ikisi iş sahibi olarak iş piyasasının giderek iyileşmesine katkıda bulunuyor. Yurt dışında doğmuş olan işçilerin işsizlik oranı bütün OECD ülkeleri arasında 2016’da yüzde 8,3’ü bulurken, sadece Avrupa ülkelerinde ise yüzde 12,4’ü buldu. Bu rakamlar yerli halktan 1,8 ve 4,3 puan daha yüksek.</p>
<p>Aile birleşiminden kaynaklanan göç, 2016’da kalıcı göçün yüzde 40’ını oluşturdu. Birçok OECD ülkesinde göçmenlerle yerliler arasında yapılan evlilik, toplam evlilik sayısının yüzde 10’undan daha fazla. Aile göçüyle gelen göçmenlerin iş piyasasına uyumu ise diğer göçmenlere göre daha yavaş gerçekleşiyor.</p>
<p>AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos yaptığı açıklamada, göçün durdurulabilecek ya da durdurulması gereken bir şey olmadığını, ancak bu sürecin daha iyi yönetilebileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Raporun detayları için<a href="http://www.keepeek.com/Digital-Asset-Management/oecd/social-issues-migration-health/international-migration-outlook-2017/summary/english_f3a4fe3e-en#page2" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayın.</a></p>
<p>Kaynak: <a href="http://gocvakfi.org/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Göç Araştırmaları Vakfı</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/04/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/">OECD 2017 Göç Raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye&#8217;de 480 bin &#8216;modern köle&#8217; var</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/30/turkiyede-480-bin-modern-kole-var-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 30 Jun 2017 15:08:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik işbirliği ve kalkınma örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Kölelik Endeksi]]></category>
		<category><![CDATA[modern kölelik]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16320</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Küresel Kölelik Endeksi&#8217;nde Türkiye, 480 bini aşkın kişiyle en çok modern kölenin bulunduğu 14&#8217;üncü ülke olarak kayda geçti&#8221; Dünyada 46 milyon kişi modern köle statüsüne sahip. Küresel Kölelik Endeksi’nde Türkiye, 480 bin kişi ile en çok modern kölenin bulunduğu 14’üncü ülke olarak kayda geçti. Sözcü muhabiri Engin Esen&#8217;in haberine göre, Dünya genelinde 46 milyon kişinin [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/30/turkiyede-480-bin-modern-kole-var-2/">Türkiye&#8217;de 480 bin &#8216;modern köle&#8217; var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Küresel Kölelik Endeksi&#8217;nde Türkiye, 480 bini aşkın kişiyle en çok modern kölenin bulunduğu 14&#8217;üncü ülke olarak kayda geçti&#8221;</strong></p>
<p>Dünyada 46 milyon kişi modern köle statüsüne sahip. Küresel Kölelik Endeksi’nde Türkiye, 480 bin kişi ile en çok modern kölenin bulunduğu 14’üncü ülke olarak kayda geçti.</p>
<p>Sözcü muhabiri Engin Esen&#8217;in haberine göre, Dünya genelinde 46 milyon kişinin modern kölelik koşullarında yaşadığı belirtilirken, Türkiye&#8217;deki modern kölelerin sayısının da yarım milyona yakın olduğu kaydedildi. Türkiye, nüfusa oranla modern köleliğin en yoğun olduğu 20&#8217;nci ülke olarak gösterildi.</p>
<p>Ekonomik İşbirliği ve Kalkınma Örgütü&#8217;nün (OECD) iş dünyası temsilcileri, sendikacılar ve akademisyenlerin katılımıyla düzenlediği Sorumlu İş İdaresi Küresel Forumu&#8217;ndaki tartışma konularından biri “modern kölelik” oldu. OECD Personel Şefi ve G20 Özel Temsilcisi Gabriela Ramos, bugün “insan kaçırma”, “zorunlu çalıştırma” ve “çocuk işçilik” gibi biçimlerde kendini gösteren modern köleliğin, 15.-19. yüzyıllar arasında Afrika&#8217;dan götürülüp Amerika kıtasında satılan kölelerin 4 katı kadar insanın hayatını kararttığını dile getirdi.</p>
<p><strong>Modern köleler sizi eğlendiren ve bilgilendiren aletleri üretiyor olabilir</strong></p>
<p>Çocukların madenlerde çalıştırılmasına sıkça rastlanan Hindistan&#8217;da insan hakları savunucularıyla işbirliği halinde 84 bin çocuğun kurtarılarak eğitime yönlendirildiğine dikkat çeken Ramos, “Modern köleler giydiğiniz kıyafetleri dikiyor, yediğiniz sebzeleri yetiştiriyor, sizi eğlendiren ve bilgilendiren aletleri üretiyor olabilir. Yaklaşık 2 milyonu bizzat devletler veya isyancı gruplar tarafından çalıştırılıyor” dedi.</p>
<p>Ramos, bugünkü karmaşık ve devasa tedarik zincirleri koşullarında modern kölelikle mücadelenin kolay olmadığını belirterek, hem ülkeler hem de sektörler arasında işbirliği ve koordinasyonun şart olduğunu vurguladı. OECD yöneticisi, iş dünyasına ve tüketicilere, etik kurallara uyularak üretilen malı tercih etmeleri çağrısı yaptı.</p>
<p><strong>Çocuklar kurban</strong></p>
<p>Ramos&#8217;un gönderme yaptığı Küresel Kölelik Endeksi&#8217;nde Türkiye, 480 bini aşkın kişiyle en çok modern kölenin bulunduğu 14&#8217;üncü ülke olarak kayda geçti. Endekse göre, Türkiye&#8217;deki her 1 milyon kişiden 626&#8217;sı modern köle durumunda. Avrupa&#8217;da kadın ve çocukların alıkonularak seks işçiliğine zorlanmasının sıkça görüldüğü belirtilen raporda, “Türkiye&#8217;de ise modern köleliğin diğer biçimlerinden çocukların zorla evlendirilmesine rastlanmaktadır” denildi. Raporda, Türkiye&#8217;nin birçoğu köleliğe zorlanma riski altındaki Suriyeli, Pakistanlı, Afganistanlı ve Somalili göçmenlerin kaçırılma rotası üzerinde olduğuna da dikkat çekildi.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://t24.com.tr/haber/turkiyede-480-bin-modern-kole-var,411833" target="_blank" rel="noopener noreferrer">T24</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/30/turkiyede-480-bin-modern-kole-var-2/">Türkiye&#8217;de 480 bin &#8216;modern köle&#8217; var</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Meslek seçiminde cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/15/meslek-seciminde-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-kampanya/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/15/meslek-seciminde-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-kampanya/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 May 2017 11:08:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[HAFEV]]></category>
		<category><![CDATA[Hasan Faydasıçok Eğitim Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[kız çocukları]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[mühendislik]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Sedefteki İnciler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14694</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Hz. Mevlana “Her sedefte inci olmaz” demiştir. İşte biz de sedefteki incilerin sayısını çoğaltmak istiyoruz. Mühendis kızlarımız bizim incilerimiz olsun ülkemize faydalı, katma değeri yüksek işler yapsınlar istiyoruz. Projemizin özünde eğitimde cinsiyet ayrımcılığına dair tabuları yıkmak ve  mühendislik  okumaları konusunda yüreklendirmek yatıyor.&#8221; Mevlana’nın ‘Her sedefte inci olmaz’ sözünden ilhamla Konya’da, cinsiyet ayrımcılığına karşı toplumu bilinçlendirmek [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/15/meslek-seciminde-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-kampanya/">Meslek seçiminde cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Hz. Mevlana “Her sedefte inci olmaz” demiştir. İşte biz de sedefteki incilerin sayısını çoğaltmak istiyoruz. Mühendis kızlarımız bizim incilerimiz olsun ülkemize faydalı, katma değeri yüksek işler yapsınlar istiyoruz. Projemizin özünde eğitimde cinsiyet ayrımcılığına dair tabuları yıkmak ve  mühendislik  okumaları konusunda yüreklendirmek yatıyor.&#8221;</strong></p>
<p>Mevlana’nın ‘Her sedefte inci olmaz’ sözünden ilhamla Konya’da, cinsiyet ayrımcılığına karşı toplumu bilinçlendirmek ve genç kızları özellikle mühendislik alanında yüreklendirmek amacıyla “Sedefteki İnciler” projesini başlatan HAFEV’den Selcen Faydasıçok’la kampanyayı konuştuk…</p>
<figure id="attachment_14697" aria-describedby="caption-attachment-14697" style="width: 187px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14697" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/selcenfaydasicok-1.jpg" alt="" width="187" height="281" /><figcaption id="caption-attachment-14697" class="wp-caption-text">Selcen Faydasıçok</figcaption></figure>
<p><strong>Öncelikle vakfınız ve çalışmaları hakkında bilgi verebilir misiniz?</strong></p>
<p>Vakfımızı 2016 yılında kurduk. Biz demir çelik sektöründe 50’nci yılını kutlayacak bir firmayız. Bu zamana kadar yaptığımız hayır işlerini, verdiğimiz bursları kurumsallaştırmak ve kurucumuz babamız Hasan Faydasıçok’un adını nesiller boyu yaşatabilmek için Hasan Faydasıçok Eğitim Vakfı’nı (HAFEV) kurduk. Eğitim vakfı olsun istedik çünkü eğitim ülkemiz için en önemli konulardan biri ve inanıyoruz ki parlak geleceğe, güçlü nesillere ancak eğitimli gençler sayesinde ulaşabiliriz. Vakfımızın sadece burs veren ve okul yapan bir vakıf olarak kalmasını istemedik. Geliştireceğimiz projelerle hem aktif olarak  çalışmak hem de mümkün olduğu kadar fazla sayıda çocuğumuza gencimize ulaşmak  istedik. Bunun için aylar süren eğitimler aldık, anketler araştırmalar yaptık ve sonuçta kızların eğitimine destek olacak bir projeyle yola çıkmak fikri oluştu. Ama sanayici bir aile olduğumuz için sanayiye de dokunmak istedik. Sanayide kadın istihdamının eksik olduğunu biliyoruz. Dert edindiğimiz konuların başında kadın istihdamı da geliyordu. Ve en sonunda bunların hepsini birleştiren projemiz ‘Sedefteki İnciler’ ortaya çıktı.</p>
<p><strong>Niye “Sedeften İnciler?</strong></p>
<p>“Sedefteki İnciler” ismi Hz. Mevlana’nın bir sözüyle ortaya çıktı. Hz. Mevlana “Her sedefte inci olmaz” demiştir. İşte biz de sedefteki incilerin sayısını çoğaltmak istiyoruz. Mühendis kızlarımız bizim incilerimiz olsun ülkemize faydalı, katma değeri yüksek işler yapsınlar istiyoruz. Projemizin özünde eğitimde cinsiyet ayrımcılığına dair tabuları yıkmak ve  mühendislik  okumaları konusunda yüreklendirmek yatıyor. Projemiz iki aşamalı. Birincisi; liselere giderek kızlara mühendislik mesleğini tanıtma onları neden mühendislik okumaları konusunda bilgilendirme toplantıları yapmak. İkinci aşaması ise üniversitede belirlediğimiz mühendislik bölümlerinde okumayı seçen kızlarımıza maddi ve manevi olarak destek olmaktır.</p>
<p>Burs vermek, gönüllü mentörlerimiz ve eğitim seminer gibi çalışmalarla kişisel gelişimlerini desteklemek, staj imkânı vermek, mezun olduklarında  eğer isterlerse hem kendi şirketlerimizde hem de paydaşlarımızın şirketlerinde iş bulmalarına yardımcı olmak istiyoruz.</p>
<p><strong>Projeyi ne zaman başlattınız hedeflerinizden bahseder misiniz? Projede kız çocuklarını neden sadece mühendislik mesleği konusunda bilgilendiriyor ve sadece bu alanda burs imkanı sağlıyorsunuz?</strong></p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14698 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/IMG_2362.jpg" alt="" width="340" height="255" /> </strong>Projeye Konya’dan başladık. Konya’nın gönlümüzde çok özel bir yeri var. Bu sebeple ilk durağımız Konya olsun istedik. 2-3 Mayıs tarihine dört okul gezdik. 700 kıza ulaştık. Öğrencileri sıkmadan hem öğrenip hem de keyif alarak dinleyecekleri bir program hazırladık. Kendi şirketlerimizde çalışan dört genç mühendis arkadaşımız kızlara kendi hikâyelerini, neden mühendisliğin ülkemiz için önemli olduğunu, mühendislerin neler yaptıklarını anlattılar. Ayrıca tanınmış kadın yöneticilerle proje için video kayıtlar yapıp kızlarımıza izlettik. Hem mühendis hem de kadın patronlardan iki tanesi Sevda Kayhan Yılmaz ve Çiğdem Doğan gelip konuşma yaparak “neden mühendislik?” konusunu anlattılar. Mühendis olmalarını istememizin nedeni dünya dijital dönüşüm içinde ve dördüncü sanayi devrimi konuşulurken, bizim bu sistemin dışında kalmamamız gerekiyor. Artık katma değeri yüksek ürünler üretmemiz gerekiyor. Tüm dünyada İngilizcesi STEM olan fen, teknoloji, mühendislik ve matematik alanında çocukların ve özellikle kızların eğitim almaları tavsiye ediliyor. Biz de kızlarımızın ne kadar başarılı olduklarını biliyoruz ve mühendislik alanında çok başarılı olacaklarına inanıyoruz.</p>
<p><strong>Konya özelinde bu proje ile nasıl çalışmalar yaptınız? Olumlu-olumsuz geri dönüşleri nasıl oldu?</strong></p>
<p>Konya da çok güzel iki gün yaşadık. Kızların ilgisi, enerjisi, coşkusu bizi çok sevindirdi. Okul yönetimlerinin memnuniyeti, ‘iyi ki geldiniz’ demeleri kızların ‘şimdiye kadar neredeydiniz’ sözlerini duyunca, doğru bir proje yapıyoruz, dedim. Hatta bir okuldaki müdür yardımcısı ‘Okul tarihinde yapılan en iyi sunumu izledim’dedi. Tabi bu sözler bizi oldukça mutlu etti.</p>
<p><strong>Türkiye’de kadınların eğitim çalışma hayatına katılımı ve şartları konusunda neler söylersiniz?</strong></p>
<p>Dediğim gibi dert edindiğimiz konuların başında kadın istihdamı gelmektedir. 2015 yılında yapılan bir araştırmaya göre ülkemizde kadının iş gücüne katılımı yüzde 30. Bu oran Ekonomik Kalkınma ve İş birliği Örgütü (OECD) ülkelerinde ortalama yüzde 63, İzlanda’da ise yüzde 83. Aynı araştırmaya göre bu oranı 2025 yılına kadar OECD ortalamasına çıkarabilirsek  Gayri Safi Millî Hasıla yüzde 20 artış gösterecek. Yani daha zengin daha kalkınmış daha gelişmiş bir ülkeye sahip olacağız. Hem neden nüfusumuzun yarısını oluşturan kadınlarımızı istihdama katmayalım? Bu projeyle hedefimiz mezun olup iş bulma sıkıntısı yaşayan mühendis kızlarımızın iş bulmalarına da yardım etmek istiyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/15/meslek-seciminde-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-kampanya/">Meslek seçiminde cinsiyet ayrımcılığına karşı kampanya</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/15/meslek-seciminde-cinsiyet-ayrimciligina-karsi-kampanya/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
