<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 27 Nov 2019 13:15:26 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=7.0.2</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Çocuk Cezaevlerinin Kapatılması Dışında Bir Alternatif Mümkün Değil”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/27/cocuk-cezaevlerinin-kapatilmasi-disinda-bir-alternatif-mumkun-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 27 Nov 2018 08:20:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CİSST/TCPS]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[hapsetmenin alternatifleri]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32714</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gerçekleştirilen ‘Hapsetmenin Alternatifleri’ konferansı, belgesel gösterimi ardından Sosyolog Ayşe Berna Uçarol moderatörlüğünde Ankara Barosu’ndan avukat Hasan Erdoğan ve sosyal hizmet uzmanı Yaşar Çavdar’ın katılımıyla devam etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/27/cocuk-cezaevlerinin-kapatilmasi-disinda-bir-alternatif-mumkun-degil/">“Çocuk Cezaevlerinin Kapatılması Dışında Bir Alternatif Mümkün Değil”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği / Türkiye Hapishane Çalışmaları Merkezi  (CİSST /TCPS) tarafından düzenlenen konferansın ikinci gününde ‘Türkiye’den Bir Deneyim Aktarımı: Çocuk Hapishaneleri Kapatılsın Girişimi’ başlıklı oturum belgesel gösterimi ile başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belgeseli izlerken çalışma yaptığı çocukları hatırladığını belirterek sözlerine başlayan Yaşar Çavdar, “Sizin bu belgeselde görüp etkilendiğiniz ve etkilerinin bir süre devam edeceği durum çocukların sadece bir kısmını hem kendilerine hem de bize aktarabildikleridir. Aslında çok daha fazla ağır travmalarla karşı karşıya kalıyorlar. Çocuk cezaevleri çocuğa özgü ciddi travmaların yaşandığı bir yer. Cezaevi koşullarına günümüzde baktığımızda  fiziki olarak iyileşmeler olabilir ama çocukların maruz kaldığı cinsel istismardan tutun kötü muameleye kadar hiçbir şeyin değişmediğini görüyoruz. 2011 yılında Adana Pozantı cezaevinde çocuklara yönelik cinsel istismar, işkence ve kötü muamele iddiaları ile ilk kez çocukların cezaevlerinde yaşadıkları gündem olmaya başladı. Daha sonra 2012 yılında Sincan’da 2013 yılında da İzmir Şakran ve Antalya cezaevlerinde çocuklara yönelik cinsel istismar ve kötü muamele kamuoyuna yansıdı.” diye belirtti.</span></p>
<p><b>“Cezaevleri Bağımsız Denetime Açılmalı”</b></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-32716" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/InShot_20181127_015635820-640x447.jpg" alt="" width="640" height="447" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/InShot_20181127_015635820-640x447.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/InShot_20181127_015635820-1024x716.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/InShot_20181127_015635820.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/InShot_20181127_015635820-610x427.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/11/InShot_20181127_015635820-320x224.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çavdar, girişim olarak çalışmalarına 7 sivil toplum örgütü ile başladıklarını daha sonra sayının 33 sivil toplum örgütüne ulaştığını aktardı.  Önemli olanın çocuk tutukluluğuna son verilmesi olduğunu ifade ederek cezaevlerinin bağımsız denetime açılması gerekliliğini vurguladı. Girişim olarak benimsedikleri ilkelere değinen Çavdar, “Türkiye’nin taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi, uluslararası sözleşmeler ve Çocuk Koruma Kanunu uyarınca 18 yaşına kadar her bireyin çocuk kabul edilmesinin yasal bir zorunluluk olduğunun ve özgürlüğünün kısıtlanmasını  son çare olduğunu, hiçbir ayrım gözetmeden her çocuğun yaşama, gelişme ,yaşama katılımının sağlanması, tüm düzenlemelerin çocuğun yüksek yararı açısından gözetilmesi gerektiğini ilke olarak benimsedik. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalet sistemine her ne sebeple olursa olsun giren çocuğun toplumdan izole edilerek cezalandırılmasının değil eğitici ve onarıcı bir yaklaşım sergilenerek toplum içinde toplumla bütünleşmesinin sağlanmasının yasal bir zorunluluk olduğunu, kapalı kurum yapısının çocuk adalet sistemin felsefe ve yaklaşımına aykırılık taşıdığını belirttik. Çocuk cezaevlerinin kapatılması dışında bir alternatif düşünmemiz mümkün değil. Çocukların kapatılmasının iyi olduğu ile ilgili hiçbir araştırma kaynağının olmadığını biliyoruz. Zararlarını zaten çocuklar kendi tanıklıkları ile ifade ediyorlar.” dedi.</span></p>
<p><b>“Çocukluk Kavramı ve Suç Tartışılmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuk tutukluluğuna son verilmesinin gerekliliği inancıyla yola çıktıklarını ifade eden Hasan Erdoğan, “Belgeseldeki genç arkadaşlar cezaevinden  çıkalı 5,6 yıl geçmiş ve anlatabiliyorlar. Siz onlar cezaevindeyken bizim onlarla temasımızı düşünün. Ben her seferinde zorlandım. Çünkü cezaevlerinde insan onuruna aykırı şeyler yapılıyor. Aslında bana göre Türkiye’de tartışılması gereken mesele şu; çocukluk kavramı ve suç. Kime biz çocuk diyoruz, suç nedir, çocuk ve suçu nasıl yan yana getirebiliyoruz. Avrupa’dan bir takım örnekler vermek istiyorum. Mesela Almanya’da gençlik cezaevleri var, gençlik adalet mahkemeleri var. Sadece adalet bakanlığından oluşmuyor. Sağlık bakanlığı, gençlik bakanlığı, aile ve sosyal politikalar bakanlığı  ve uzmanlardan oluşan bir heyet var.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan, “Bizim çocuk koruma kanunumuzda var olan suça sürüklenen çocuk kavramının altı boştur. Çünkü sistemimizde suça sürüklenen çocuk dedikten sonra bu çocuğu yargılarken o çocuğun  niye suça sürüklendiği, hangi amaçla suça sürüklendiği ve tekrarı olmasın diye neler yapılabileceğine dair bir çalışma yok.” dedi. Çocuk cezaevi sayısının arttığına değinen Erdoğan, “Girişimi başlattığımız zaman 3 tane çocuk cezaevi 2  tane de eğitim evi vardı. Şimdi ise 7 tane çocuk cezaevi, 5 tane eğitim evi var. Bakın Türkiye’de son 9 yıl içerisinde 17 tane çocuk cezaevinde tutukluyken öldü. Bu çocukların 9’u intihardan dolayı,7’si akran şiddetinden dolayı yaşamını yitirdi. Malatya’da katıldığım bir sempozyumda bir savcı, &#8216;Babası çöpten ekmek toplayan çocuğun fırından 2 ekmek çalması suç olamaz. Böyle bir vaka geldi ve ben hakkında dava açmadım.&#8217; demişti. Çocuğun yaptığı ceza kanuna göre suçtu ama yaşama göre suç değildir.Bizim bunu anlamamız gerekiyor” diye belirtti.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/27/cocuk-cezaevlerinin-kapatilmasi-disinda-bir-alternatif-mumkun-degil/">“Çocuk Cezaevlerinin Kapatılması Dışında Bir Alternatif Mümkün Değil”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mekanlar Değişse de Toplumsal Cinsiyete Dayalı Sorunlar Sabit</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/26/mekanlar-degisse-de-toplumsal-cinsiyete-dayali-sorunlar-sabit/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Aybala Arslantürk]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Oct 2018 09:02:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet ve Mekân İlişkisine Yakından Bakmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31892</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal Cinsiyet ve Mekân İlişkisine Yakından Bakmak konferansı 22 Ekim’de Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde gerçekleştirildi. Moderatörlüklerini; Besime Şen, Ceren Lordoğlu, Didem Kılıçkıran ve Selda Tuncer’in paylaştıkları konferansta mekân ile toplumsal cinsiyet arasındaki bağlantıyı feminist bakış açısıyla inceleyen akademisyenler araştırmalarını sundular. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/26/mekanlar-degisse-de-toplumsal-cinsiyete-dayali-sorunlar-sabit/">Mekanlar Değişse de Toplumsal Cinsiyete Dayalı Sorunlar Sabit</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akademisyenlerin sundukları araştırma konularından bazıları: Tarlabaşı’nda Yaşayan ve Çalışan Kadınların Soylulaştırma Deneyimleri, Maden Kentlerinde Toplumsal Cinsiyet İlişkileri, Queer Mekân Olarak Maçka Demokrasi Parkı ve Türkiye’nin Kadınlara Özel ‘Helal’ Tatil Mekânları.</p>
<p>Tüm araştırmalar aslında farklı yerlerde benzer sorunların yaşadığını, sadece olayların biçim değiştirdiğini gösteriyor. Madende yer altında çalışan* kadın bulunduğu mekanın erkek yoğunluğunda  küçümseniyor, tacize uğruyor; sosyal yardım talep eden kadın da yardım bağlanması karşılığında cinsel ilişki/istismara maruz kalıyor, taciz ediliyor. Aynı şekilde Tarlabaşı dönüşümünde yabancı kökenli kadınların kente uyumu, dil bariyerini aşma telaşı nasıl bir savaşımsa ve temelinde ötekileştirme gözlemleniyorsa; Mersin’de yaşayan Hristiyan bireylerin ‘burası bizim kentimiz’ diretmelerinde de aynı ötekileştirme gözlemleniyor.</p>
<p>Konferansta paylaşılan araştırmalardan bir kaçını özetleyerek sunuyoruz.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-31894" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3019-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3019-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3019-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3019.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3019-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3019-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>KENTİN ORTASINDA NE İDÜĞÜ BELİRSİZ BİR PARK</strong></p>
<p>Sabancı Üniversite’sinden araştırma görevlisi Ezgi Yılmaz yüksek lisans tezi kapsamında ne idüğü belirsizliğin kamusal mekanda yansımasını ‘Queer Mekan Olarak Maçka Parkı’ sunumunda aktardı. Yılmaz, lisans eğitiminde mimarlıktan ziyade cinsiyete ve cinselliğe dair dertler edindiğini ve mimarlıkla bunların kesişimini aramaya başladığını belirtti. Metod olarak ‘iyimserliği’ kullanarak İstanbul’un kamusal alanlarında queer mekan aradığını ve kişisel gözlem ve deneyimleri ile Maçka Demokrasi Parkı’nı tercih ettiğini belirtti. Mekan Taksim, Nişantaşı, Beşiktaş, Şişli ilçeleri arasında İstanbul’un en merkezi yerinde; kent merkezindeki en büyük yeşil alanlardan biri olarak konumlanıyor. Mimari tasarımda cinsiyet, cinsellik ve beden neye karşılık geliyor konusunu; mimarlık sosyal bilimleri geriden takip eden mimarlık ve şehir planlama iktidar perspektifinden bakan bir alan ve mimarlar tasarım yaparlarken standart bedenler üzerinden tasarımlarını yaparlar olarak yorumluyor. Bir sandalye 183 cm’lik altın oranlı erkek bedeni üzerinden tasarlanırken; mutfak gibi kadının görev alanı olan iç mekanların tasarımının kadın bedenine uygun tasarlandığını gerçeği, hala 1930’lardan kalan bilgilerin mimarlıkta aktif olarak kullanılmaya devam edildiğini gösteriyor. Hal böyleyken nasıl bir mekana queer denebilir? Maçka Parkı için; ‘Parkın İstanbul’un diğer kamusal alanlarıyla kıyaslandığında, normatif olmayan birçok eyleme sahiplik yapması; kamusal-özel ikiliğini yıkması; cinselliğin mekânı oluşu ve lgbti+ bireyler tarafından sıklıkla kullanılması, Maçka Demokrasi Parkı’nı queer yapan temel argümanlar olduğu iddia edilebilir. Parkın aynı zaman dilimi içinde yemek, içmek, uyumak, güneşlenmek, oyun oynamak, çeşitli sporları yapmak, akrobatik hareketler yapmak, okumak-yazmak, sevişmek, köpek gezdirmek, eylem yapmak, toplantı düzenlemek gibi birbirinden farklı eylemleri barındırması, işlevselci normatif mantıkla bakıldığında burası queer‟in kelime anlamında olduğu gibi “ne idüğü belirsiz” bir mekân olarak görülebilir.’ tezini savunuyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-31895" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3034-640x480.jpg" alt="" width="640" height="480" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3034-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3034-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3034.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3034-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/10/IMG_3034-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong>MADEN İŞÇİSİ VARDİYALI, KARISI 24 SAAT ÇALIŞIR</strong></p>
<p>Zonguldak Bülent Ecevit Üniversitesi Sosyoloji Bölümü’nden Figen Uzar Özdemir ve Atilla Barutçu, “Yerin Altında – Yerin Üstünde: Maden Kentlerinde Toplumsal Cinsiyet İlişkileri” başlıklı sunumlarında maden kenti olan Zonguldak’ta toplumsal cinsiyet ve mekan ilişkisini merkez alan projelerinin ön çalışmasını; maden işçiliğinin homososyal yapısının ve maden kentlerinin yer altı/yer üstü ayrışmasının kentteki toplumsal cinsiyet dinamiklerine nasıl etki ettiğine odak alarak sundular. Çerçeveledikleri üç ana başlık; 1. Her ne kadar madencilik erkek mesleği olarak düşünülüp sadece erkekleri kabul eden bir alan olsa da, kadınlar yeniden üretim süreçlerinde oynadıkları annelik ve ev kadınlığı rolleri üzerinden bu mesleğin görünmez emekçileri konumundadırlar. 2. Maden işçiliğinin ağır çalışma koşulları, işçilerin boş vakit azlığı, evde geçirilen zamanın kısıtlılığı, yaşanan kazalar/hastalıklar, erken emeklilik gibi faktörler maden kentlerinde o kente özel yerel bir erkeklik formu yaratmaktadır. 3. Yer altı ve yer üstü mekânsal ayrışmasının cinsiyet dinamiklerine etkisi, hem erkeklere hem de kadınlara belli sınırlar yarattığı gibi belli özgürleşme alanları da sağlamaktadır.</p>
<p><strong>DENİZ BENİM İÇİN ÖZGÜRLÜK</strong></p>
<p>Edinburg Üniversitesi Disiplinlerötesi Belgesel Film bölümünde doktora çalışmalarına devam eden Zeynep Merve Uygun, “Türkiye’nin Kadınlara Özel ‘Helal’ Tatil Mekânları” başlıklı sunumu gerçekleştirdi. Uygun, Türkiye’deki helal tatil pratikleri ve mekanlarının beden ve mekan iletişimi üzerinden nasıl etkileşim halinde Osmanlıdan bugüne geldiğini incelemiş. Bir kısmı tarih, coğrafya ve antropoloji; diğer kısmı belgesel çekimi; 3 ayrı plajda 20 derinlemesine mülakat ve 6 belgesel çekimi ile iki ayaklı bir çalışma yürütmüş. Osmanlı’dan günümüze yani haremlik-selamlık deniz hamamlarından; karışık plajlara. İncelemesine denize karışık plajda girmeyi tercih etmeyen Müslüman insanlar ne yapıyorlar sorusu ile devam etmiş. Uygun, bu grupta bulunan kadınlarla yaptığı görüşmelerde, ‘deniz sizin için ne ifade ediyor’ sorusuna ‘deniz benim için tutku, özgürlük, sonsuzluk’ demek’ yanıtını aldığını paylaştı. Aynı görüşmelerde kadınlar denize haşema ile değil (sadece bir görüşmeci sevdiğini ve tercih ettiğini belirtmiş) tenleri ile deniz buluşacak şekilde; denizi hissederek yüzdüklerinde keyif aldıklarını belirtmişler. Elbette su herkesin hayatında olduğu gibi bu kadınların hayatında da önemli. Türkiye’nin ilk kadınlar plajının açıldığı yer Esenköy adlı balıkçı köyünü, bir helal tatil köyü olarak planlanmasa da buna dönüşen ve bu turizmin yaşandığı bir yer olarak tanımlıyor. 300 nüfusluk bir köy olan Esenköy’ün yaz nüfusu 80 bin olan bir tatil beldesine dönüşümünü bedenin nasıl bir mekanı dönüştürdüğüne dair çarpıcı bir örnek olarak gösteriyor.</p>
<p><strong>KURUMLAR TOPLUMSAL CİNSİYET ÖRÜNTÜLERİNİ YENİDEN ÜRETİR</strong></p>
<p>Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Endüstri İlişkileri Anabilim Dalı’ndan Dr. Denizcan Kutlu, “Sosyal Yardım Rejiminde Kadınların Toplumsal Cinsiyet ve Mekân Deneyimleri: Hane, Mahalle, Muhtarlık ve Kurumlardan Saha Gözlemleri” sunuşunu gerçekleştirdi. Kadın ve hane yoksulluğunda; kadını hane için sosyal yardıma başvurmaya iten nedenlerin incelendiğinde erkek faktörüyle (boşanma, terk etme ölüm, cezaevi evle ilgilenmeme) karşı karşıya kalındığını belirtiyor. Gözlemlerinde gerçekleştirmiş olduğu birebir görüşmelerde aldığı yanıtlar da ilgi çekici. Yardımlardan yararlananlar, yardımın her aşamasında psikolojik baskıya maruz bırakıldıkları gibi; hane ziyaretlerinde eşyalarını saklıyor, bir başka komşusunun aldığı yardımı ‘hak etmediğini’ düşünerek şikayet ediyor, kimi muhtarlıklarda belge karşılığı istismar ediliyor. Sosyal yardımlar kadını hanede tutmanın bir aracı olarak işlev görüyor diyen Kutlu, kadının iş gücü piyasasına çıkışını engelleyen bir etmen olarak da tanımlanabileceğini belirtti.</p>
<p>*Türkiye’de kadınlar madenlerde yer altında çalışmamakta fakat çalışmalarına yasal engel bulunmayan başka ülkeler mevcuttur. Araştırmacı yurtdışı araştırma ve gözlemini aktarmıştır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/26/mekanlar-degisse-de-toplumsal-cinsiyete-dayali-sorunlar-sabit/">Mekanlar Değişse de Toplumsal Cinsiyete Dayalı Sorunlar Sabit</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Tahliyesi Ertelendi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/25/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-tahliyesi-ertelendi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 25 Jun 2018 11:06:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28101</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın 26 Haziran’da boşaltılmasına ilişkin karar ertelendi. TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’ndan konuya ilişkin açıklama yapıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/25/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-tahliyesi-ertelendi/">Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Tahliyesi Ertelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Beşiktaş’taki Dolmabahçe Sarayı Baltacılar Dairesi’nde bulunan Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın tahliye edilmesi kararı ertelendi. Bugün Meclis Başkanlığı bir açıklama yaparak tahliye tarihinin ertelendiğini duyurdu.</p>
<p>TBMM Basın, Yayın ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’ndan konuya ilişkin yapılan açıklama şöyle:</p>
<p>“Mimar Sinan Üniversitesi’ne geçici olarak tahsis edilen Dolmabahçe Sarayı Baltacılar Dairesi’nin bir yıldan fazladır devam eden tahliye süreci neticesinde Beşiktaş Kaymakamlığı anılan binayı 26 Haziran Salı günü tahliye edeceğini bildirmişti.</p>
<p>Üniversitenin; sınav dönemini tamamlamamış olması ve taşınılacak yerin tespit edilmesi amacıyla 22.06.2018 tarih ve 554 sayılı yazısı ile yapmış olduğu tahliyenin makul bir süre erteleme talebi, Başkanlığımız tarafından uygun görülmüş olup, tahliye işlemi Beşiktaş Kaymakamlığı tarafından bir süreliğine ertelenmiştir.</p>
<p>Daha önce de ifade ettiğimiz üzere konservatuvarın kapatılması yahut öğrencilerin mağdur edilmesi söz konusu değildir.</p>
<p>Kamuoyuna saygıyla duyurulur.”</p>
<p>Kaynak:<a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/06/25/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-tahliyesi-ertelendi/" target="_blank" rel="noopener"> Yeşilgazete</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/06/25/mimar-sinan-guzel-sanatlar-universitesinin-tahliyesi-ertelendi/">Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi’nin Tahliyesi Ertelendi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
