<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Meclis arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/meclis/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/meclis/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Meclis arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/meclis/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2022 Yılı Bütçesinde, Roman toplumunun neden yer almadığını, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alan Romanların yaşadığı hak ihlallerini, acilen çözüme kavuşması gereken sorunlarını ve bu sorunların çözümüne dair parti olarak çözüm önerileri ile sivil toplum kuruluşlarından nasıl faydalandıklarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “‘Romanların adı yok&#8217; desek yanlış olmaz” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir ‘horoz dövüşü&#8217; bizlere izlettiriliyor” diyor.</p>
<h5><b>&#8216;Romanların Sorunları Tüm Çıplaklığıyla Orta Yerde Duruyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Bir basın toplantısında da söz etmiştiniz. Aynı Meclis’te yer aldığınız CHP’li ve AKP’li Roman vekiller, Roman vatandaşları temsil etmeleri noktasında neler yapıyorlar? Çalışmalarını ve Meclis&#8217;teki varlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77242 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="311" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu.jpg 700w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" />Şu an TBMM’nin 27. Döneminde AKP ve CHP’den birer vekilin Romanlar adına temsiliyeti bulunuyor. Romanlar, Türkiye’de hak mahrumiyeti yaşayan en dezavantajlı gruplardan biri. Yıllardır acil çözüm bekleyen onlarca sorunu var. Normal şartlarda Mecliste bu sorunların çözüme kavuşturulması gereken mercidir. Ama ne yazık ki bırakın Romanların sorunlarına çözüm üretilmesini, Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir “horoz dövüşü” bizlere izlettiriliyor.</span></p>
<p><b>TBMM’de 2022 Yılı Bütçe Görüşmeleri gerçekleşti. Bütçede Romanlara nasıl yer verildi</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Aralık 2021 tarihinde başlayıp 17 Aralık 2021’de sona eren 2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “Romanların adı yok” desek yanlış olmaz. 582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Önce de değindiğimiz gibi her yıl olduğu gibi bu yılda AKP-CHP Roman vekillerin sözlü çatıştırılması dışında Romanların sorunlarının ciddi bir şekilde Meclis bütçe görüşmelerinde dile getirildiğini söylemek pek mümkün değildir. Vekiller kürsü konuşmalarında Roman bile demedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin ve Hacer Foggo’nun Çalışmalarından Faydalanıyoruz&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman odaklı çalışan sivil toplum örgütleriyle diyaloğunuz nasıl? Roman toplumunun sorunlarını dile getirmeniz noktasında size yol gösterici oluyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman toplumunun sorunlarına çözüm üretmek adına Türkiye’de faaliyet gösteren birçok dernek ve federasyon yapıları olduğunu biliyoruz. Bir kısmı ile elbette diyalog halindeyiz ve onlardan edindiğimiz verilerle sorunların çözümü noktasında çalışmalarımızda faydalanabiliyoruz. Bunların dışında özellikle Romanlar hakkında nitelikli çalışmaları bulunan ‘Sıfır Ayrımcılık Derneği’ ile de görüşmelerimiz olmakta ve çalışmalarından faydalanıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca bireysel olarak Romanlarla çalışan aktivistlerle de diyalog halindeyiz. Aynı zamanda Hemşehrim olan Hacer Faggo’nun çalışmalarından faydalandığımızı da belirtmek isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların Yaşadığı Hayat Hiç de Eğlenceli Değil&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanların en kritik ve acilen çözüm bekleyen sorunları neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emir Kusturica&#8217;nın yönettiği “Çingeneler zamanı” kült bir film. 90’lı yıllarda gösterime girdiğinde Dünya’da Çingenelerin/Romanların varlığının bu derece çarpıcı bir şekilde işlenmesi birçok kesimde şok etkisi yapmıştır. Romanların tanınırlığı Türkiye’de ise dizilerde veya filmlerde oynatılan daha çok eğlenceli karakterlerle karşımıza çıkıyor. Ancak ironik olan şudur ki Romanların yaşadığı hayat hiç de eğlenceli değil.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman nüfusunun ne kadar olduğu bilinmiyor. Etnisite veya inanç temelli nüfus sayımı yapılmadığı için bu alanda çalışan kuruluşların tahmini rakamlarına göre 3 milyon ile 5 milyon arasında bir nüfus olabileceği telaffuz ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Domlar, Lomlar, Çingeneler gibi adlar ile anılan Romanlar, çoğu meslekleriyle tanımlanan birçok alt-grup (müzisyenler, sepetçiler, kalaycılar, bohçacılar, hamamcılar, hamallar, arabacılar vb.) ile de adlandırılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların çoğunluğu kendini Sünni Müslüman olarak tanımlar, ancak özellikle ülkenin doğu kentlerinde ve İstanbul’un varoşlarında yaşayan göçmen ya da yerleşik pek çok Alevi Roman var. Belirli mahallelerde otururlar, sosyal ve ekonomik açıdan ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve Türkiye toplumunun genelinden ayrılmış durumdalar. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların En Temel Sorunu Barınma ve İstihdam&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77243" aria-describedby="caption-attachment-77243" style="width: 406px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class=" wp-image-77243" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="406" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari.jpg 700w" sizes="(max-width: 406px) 100vw, 406px" /><figcaption id="caption-attachment-77243" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Romanlar vur patlasın çal oynasın yaşıyorlar” yakıştırmasının hiçbir karşılığı yoktur. Roman toplumunun sorunlarıyla yüzleşmek ve yıllardır uğradıkları ayrımcılığı sonlandırmak bu ülkede demokratım diyen herkesin önceliği olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların en temel sorunlarının başında bence barınma ve istihdam sorunu yer alıyor. Bununla birlikte eğitim ve ayrımcılık gibi başat sorunları bütün can yakıcılığı ile çözüm bekleyen konular arasında yer alıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlar, Her An Evsiz Kalma Riskiyle Karşı Karşıya&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, tavanı, duvarı olmayan barakalarda, derme çatma karavanlarda hayat sürüyor, tuvaleti olmayan onlarca ev var. Kentsel dönüşümün uğradığı mahallelerde ilk mağduriyete uğrayan Romanlardır. Romanlar, her an evsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Altyapı yetersizliğinden kaynaklanan lağım patlamaları, çöplerin haftada bir toplanması, içme suyu sorunları derken Romanlar, hayal ettiği barınma koşullarına kavuşmaktan çok uzak. Üç haftada bir yer değiştirmek zorunda kalan Romanlar var, çünkü yerleşmeleri için kendilerine ayrılmış bir mekân bile yok.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların %97’si Kayıt Dışı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği temel haklar ajansının raporuna göre Romanların yüzde 80&#8217;i yoksulluk riski ile karşı karşıya. Roman mahalleleri açlıkla mücadele etmektedir. Romanların %97’si kayıt dışı. Romanların yoksulluğu istihdam edilemeyişleri ile doğrudan bağlantılı. Kâğıt ve hurda toplayıcılığı dışında iş imkânı bulamayan Romanlar, yoksulluk sınırının altında kalan çok cüzi kazançlarla ev geçindirmek zorunda kalıyor. Yetişkinlerin çoğu düzenli bir işte çalışamıyor. Türkiye’de Romanlar kayıt dışı istihdama mahkûm edilmiş, günlük kazançlı güvensiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. </span></p>
<h5><b>&#8216;Pandemi Döneminde 200’den Fazla Roman Müzisyen İntihar Etti&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle pandemi süreci, Romanların yaşadığı eşitsizliği tüm yönleriyle gün yüzüne çıkardı? Yaşanan ayrımcılıkları nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok alanı olumsuz etkileyen pandemi sürecinde Romanlar, herkesten daha çok dezavantajlı konuma düştüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Normal zamanlarda bile haklarına erişemeyen Romanlar, koronavirüsün dünyayı sardığı böyle olağanüstü dönemde daha derin bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmışlardır. Pandemi döneminde 200’den fazla Roman müzisyen intihar etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Romanlar zaten virüslü!” denilerek bazı mahallelerin ilaçlanmadığı şeklinde duyumlar aldık. Özellikle İstanbul’un bazı ilçelerinde göçmenlerin yanı sıra, kâğıt toplayıcı Romanların arabalarına el konuldu ve cezalar yazıldı. Sosyal yardımların en az ulaştığı yerlerde virüs ve açlıkla baş başa kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturdukları yerlerin koşulları gereğince hijyen sorunu yaşayan Romanlar şüphesiz bu süreçte virüse karşı savunmasız kaldılar. Pandemi sürecinde yapılan uzaktan eğitimin koşullarına sahip olamayan, yani evlerinde internet, telefon, bilgisayar, TV olmayan Roman çocuklarının neredeyse hiçbiri bu süreçten faydalanamadılar ve eğitim alamadılar.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Eğitim Roman Çocukları İçin Lüks&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman çocukların eğitime erişimleri noktasında nasıl sorunlar var. Sistemin ve eğitimcilerin Roman çocuklara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<figure id="attachment_77244" aria-describedby="caption-attachment-77244" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-77244" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg" alt="romanlar" width="378" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar.jpg 681w" sizes="(max-width: 378px) 100vw, 378px" /><figcaption id="caption-attachment-77244" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların barınma ve istihdam sorunu ekonomik zorluklarla birlikte çocukların eğitimini önemli derecede etkiliyor. Giyim kuşam, beslenme, kırtasiye derken ortaya çıkan eğitim masrafları, aileleri müthiş bir açmaza sürüklüyor. Eğitim Roman çocukları için lüks sayılabilecek uzak bir hayaldir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim sıkıntısı en çok çocuklarının eğitimini sekteye uğratıyor. Dolayısıyla çocukların yüzde 50’si okula erişemeden erkenden ‘işçi’ olarak hayat atılmak zorunda kalıyor. Çocukların okul sonrası ödevlerini yapacak ortam bulamaması veya okulda karşılaştıkları ayrımcı muameleler bir yana, sağlıklı çocuklara verilen </span>zihinsel engelli<span style="font-weight: 400;"> raporlarıyla çocuklar rehabilitasyon merkezlerine yönlendiriliyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Roman Çocukları Sokaktan Kurtarılmalı&#8217;</b><b></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman çocuklarının mahalle okullarında yer almasını istemeyen okul idarecileri sağlıklı Roman çocuklarına ‘Zihinsel Engelli’ raporu düzenlettiriyor ve bu çocukları mahalle okullarına almıyorlar. Aileler ise ekonomik sıkıntı içerisinde barınırken bu duruma tamam diyor ve rehabilitasyon merkezlerine çocuklarını gönderip oralarda verilen maddi desteklere razı oluyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar derin yoksullukla mücadele ediyorlar. Dağıtılan erzaklara muhtaç durumdalar. Öncelikle çocuklar için acilen kreşler açılmalıdır. Baba hurdaya, anne çiçek satmaya gittiği için çocuk sokakta risk altında kalıyor. Roman çocukları sokaktan kurtarılmalı. Derhal yeterli beslenme ihtiyaçları giderilmelidir. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Kuruluşları Değerli Çalışmalar Yapıyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Sizce Türkiye’de sivil toplum dünyası Romanların sorunlarıyla ilgili yeterli çalışmalar yapıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum örgütlerinin Romanların sorunları ile ilgili çalışmalarını takip etmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla değerlendirmemiz sübjektif olma riski taşıyor. Yine de ilişkide olduğumuz ve takip edebildiğimiz sivil toplum kuruluşları çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Ancak, Romanların sorunları tespit etmek tek başına yeterli görülemeyeceği gibi taleplerinin görünür kılınması bir adımdır ama aslolan çözüme yönelik somut adımlar yaratabilmektir. Bu sadece sivil toplumun değil, biz siyasetçilerinde öncelikli görevlerinden biri olmalı. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlardan Bir Milletvekili Seçilebilmesi 92 Yılı Buldu&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanlar, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alıyor. Bu durumun en aza indirilmesi için neler yapılmalı? Parti olarak nasıl çözüm önerileri sunuyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye siyasi tarihine bakıldığında, Romanların daha çok seçim zamanlarında hatırlandığını ve pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. Romanlardan bir milletvekili seçilebilmesi 92 yılı bulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, Türkiye’de yaşanmakta olan bölgesel eşitsizliği, daha lokal biçimde ve daha katmerli yaşayan toplulukların başında geliyor. Bu eşitsizlik hepimizin derdi olmalıdır. Romanların temel hak ve hizmetlere diğer vatandaşlarla eşit erişiminin sağlanması amacıyla, </span>ayrımcılığa<span style="font-weight: 400;"> sebebiyet veren kanunların acilen yürürlükten kaldıracak politikalar geliştirilmeli ve yasal güvenceler sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mevcut azınlıkların varlığını yansıtmak, tüm etnik, dini ve dilsel azınlıkları resmi olarak tanımak ve onlara Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerince güvence altına alınan destek ve korumayı sağlamak amacıyla resmi azınlık politikasında reform yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler alanındaki en temel haklara erişemediği gibi saydığımız tüm alanlarda şiddetli ayrımcılığa uğruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluma dâhil etme sürecinin bir parçası olarak, Romanlarla Roman olmayanların durumlarını; eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve adalete erişim gibi alanlarda karşılaştıran </span>istatistiki veri eksikliği giderilmeli.</p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Romanların Sorunlarına Odaklanmak Partimizin Politikaları Arasında&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77245" aria-describedby="caption-attachment-77245" style="width: 391px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77245" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="391" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-77245" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kabul edildi. O günden bu yana halen dünyada en çok ayrımcılığa maruz kalan halklardan biri olan Romanların sorunlarına odaklanmak partimizin de politikaları arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın birçok ülkesinde baskı altında yaşam mücadelesi veren Romanlar, Türkiye’de de ırkçı saldırılara uğruyor, kamusal alanlarda ötekileştiriliyor ve bitmeyen yoksullukla yüz yüze bırakılıyorlar. Türkiye’de Roman yurttaşların eşit yurttaşlık temelindeki hak mücadelelerinin bizlerin de mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Ayrımcılığın Olmadığı Ortak Bir Vatanı Var Etmek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman romantizmi yapmanın kimseye faydası yoktur. Birlikte yaşadığımız tüm halklar ve inanç grupları için olduğu gibi; eşit koşullarda ve eşit haklarla bir arada yaşamak için Romanlarla dayanışma içinde olduğumuzu söylüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman vatandaşların karşı karşıya kaldığı dışlanma, ötekileştirme sorunları çok ciddi boyuttadır. Çok çok önce çözülmesi gereken ve dünyada birçok ülkede aşılmış olan bu sorunun ülkemizde hala aşılmamış olması, ayrımcılığın devam ediyor olması bizi en çok rahatsız eden konulardan biridir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partimizin yaklaşımı; eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyette, ayrımcılığın olmadığı ortak bir vatanı var etmek ve farklılıkların bir arada yaşama iradesinin yaşam bulmasıdır.  </span></p>
<p><em>Kapak Görseli: RODA</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 18 Jan 2021 07:28:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvanlara Adalet Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sokak hayvanları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=64113</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bütün siyasi parti görüşlerin hayvan hakları konusunda ilk kez ortak bir noktaya geldiği, bütün hayvan hakları savunucuları tek ses olabildiği halde bu yasa neden hala çıkartılmıyor? Siyaset, medya eliyle hayvanları “sevimli bir kart” gibi toplumun önüne sürüyor her sıkıştığında. Zulmün en ağırına ve her türlüsüne maruz kalan hayvanlar ise bu kart karşısında hep kaybediyor. Bir türlü toplum nezdinde ve adalet önünde hak ettiği “yaşamsal değeri” bulamıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/">Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları korumayı amaç edinen her çaba, uzun soluklu, çok katmanlı ve epey yorucudur. Bizler de Türkiye’de uzun soluklu, çok zahmetli böyle bir mücadele sonunda hayvanlar için “iyi olabilecek” gerçek bir kanun çıkartılabilmesine bir kez  daha çok yaklaştık. Yıllardır her defasında  son anda yapılan değişiklikler, sebepsiz ertelemeler yüzünden bu noktayı bir türlü aşamıyoruz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşamıyoruz, çünkü daha önceleri de benzer deneyimlerden geçerek geldiğimiz bu noktalarda siyasi, ekonomik, sosyal, politik, hatta adli engeller adeta üzerimize yağdırıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyaset, medya eliyle hayvanları “sevimli bir kart” gibi toplumun önüne sürüyor her sıkıştığında. Zulmün en ağırına ve her türlüsüne maruz kalan hayvanlar ise bu kart karşısında hep kaybediyor. Bir türlü toplum nezdinde ve adalet önünde hak ettiği “yaşamsal değeri” bulamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin biz yaşam hakkı savunucuları olarak her görüşten, toplumun her katmanından insanlar bir araya geldik ve yıllardır hem sosyal alanda, hem yasa yapım sürecinde Ankara’da TBMM&#8217;de soluksuz bir çalışma sürecine girdik. Her türlü farklılığımızın üzerinde yükselip tek şey istedik; “Hayvanları Korumak”. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bıkmadan usanmadan yollara düşüp kan ter içinde “hayvanların yaşama hakları” işkenceden, dayaktan, sömürüden kurtarılmaları için diller döktük, tonlarca sayfa belge sunduk. Yorulduk, yıprandık vazgeçmedik. Devlet  sisteminde süreklilik esastır ama, bizim görüştüğümüz insanları ikinci kez görebilme şansımız pek olamıyor. Kurumların başı, görevlendirilen kişiler sürekli değiştiğinden hep en baştan başlıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vazgeçmiyoruz, hiç geçmedik, yine de geçmeyiz. Ama artık gerçekten medeni, adaletli, iyi bir hayvan hakları kanunu da çıkartılmak zorunda. Toplumun bu talebi daha ne kadar göz ardı edilebilir?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sokak hayvanları ile ilgili olumlu bir aşama kaydederken, katil avcılar Mecliste kulise başlıyor mesela utanmadan. Yunus parklarındaki zulme dikkat çekmeyi başarıyorken, horoz dövüşçüleri kulise geliyor aynı Meclise. Ne kadar trajikomik değil mi? Keşke vekiller, yetkililer bu kişileri hiç dinlemese. Bu, eşitlik ve adalet değil çünkü. Başka konulara benzemiyor. Yaşam hakkından yana olanlarla karşı olanlar arasında ne olabilir ki “uzlaşalım”? Böyle bir uzlaşma yok ki. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni bir yıla girdiğimiz şu günlerde de kaygılarımız, umutlarımız, beklentilerimiz yine birbiriyle yarışıyor. İhlaller, işkenceler de hiç hız kesmeden sürüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ve merak ediyoruz; bütün siyasi parti görüşleri hayvan hakları konusunda ilk kez ortak bir noktaya geldiği, bütün hayvan hakları savunucuları tek ses olabildiği  halde bu yasa neden hala çıkartılmıyor? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan haklarını savunmak siyasetler üstü bir konu olmakla beraber, siyasetin tam orta yerinde öylece bekletilmektedir. Herhangi bir gündem, hayvanları derhal ikinci üçüncü sıraya atabilmektedir. İşte biz bunu kabul etmiyoruz artık. Yaşama hakkı birincil önemdedir ve  aksi mümkün değildir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yılın ilk ayının sonuna doğru çıkacağı söylenen Hayvan Hakları Kanunu için herkesin üzerine düşen sorumluluğu yerine getirmesi, verilen sözlerin tutulması ve siyasetler üstü dediğimiz bu konuda siyasilerin etik çerçeveden çıkmadan harekete geçmesi gereklidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aksi halde bizlerin, çağdaş, adaletli, insanca yaşama haklarımızın da sınırına dayanan “hayvan hakkı ihlalleri”  toplumsal açıdan başka zeminlere de etki etmeye başlayacaktır, hatta başladı bile.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çünkü sebepsizce “cezalandırılmayan” bir sürü tehlikeli katil, seri hayvan öldürücüler, irili ufaklı hayvana kötülükle yaşayıp gidenler var. Yıllardır sürüncemede bırakılan şu minicik yasamız “dev bir soruna dönüştürülüyor” belki de kasıtlı olarak. Uykusuz, manen çökmüş, moralsiz, ekonomik olarak artık yorulmuş pek çok insan da insanca yaşama haklarının örselendiğini yüksek sesle söylemeye başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa istenilen şey net; hayvanlara her türlü işkence, öldürme, tecavüz vb. kötülükleri engellemek devletin görevidir; bu aşağılık suçların failleri hürriyeti bağlayıcı ceza ile karşılanmalı ve sicillerinde bu suçlar hemen görünmelidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte tam da bunu bekleyen milyonlarca insan; bizler yani artık sınırlardayız. Mazeret üretilmesini değil, adaletli çözüm için adım atılmasını bekliyoruz. Sabırsızca.</span></p>
<p><b>Av. Hülya Yalçın </b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/18/hayvan-haklari-arenasinda-insan-haklarimiz/">Hayvan Hakları Arenasında İnsan Haklarımız </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sözümüz Meclis’ten İçeri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/sozumuz-meclisten-iceri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ebru Ağduk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Oct 2019 07:37:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara]]></category>
		<category><![CDATA[Boris Johnson]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43037</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplum örgütleri olarak uzun süre Meclis’in işleyişinde yapılması gerekli olan reformlara “kendi alanımız olmadığı” gerekçesiyle arkamızı döndük. Halbuki Meclis’in temsil, yasama ve yürütme işlevini yerine getirmesi bizlerin hak savunuculuğu ile doğrudan ilişkili.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/sozumuz-meclisten-iceri/">Sözümüz Meclis’ten İçeri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’da yaşayanlar için devlet kurumları, bakanlıklar, Meclis günlük yaşam akışlarının bir parçasıdır. Önlerinden yürür geçeriz, o dairelerde çalışan bir akrabamız, komşumuz ya da arkadaşımız, bir bağımız muhakkak vardır. Ankara’dan olmayanlar içinse durum biraz daha farklıdır, beton binalardır, ağır bürokratik işlemlerdir kamu kurumları, sabah gelinir akşam koştura koştura dönülür Ankara’dan. Ünlü şairin ünlü dizesini duymaktan yılmışızdır biraz da.  Her şeye rağmen biz Angaralılar için bile bir sınırı vardır bu tanışlığın, günün sonunda biz de inanmayız devlet yurttaş ilişkisinde bir ortaklık olabileceğine, sözümüzün dinleneceğine. Hele Meclis bir çoğumuz için haylice uzaktır, çünkü orası siyasetçilerin evidir, biz de siyaseti “kirli” buluruz, sevmeyiz. Ama ne zaman ki sivil toplum çalışmalarının bir parçası oluruz, işte o zaman işin rengi değişir, çünkü değişim gibi bir derdin varsa Meclis ve Bakanlıkların kapısını aşındırman gerekir. Çünkü savunuculuk yapan örgütlerin çalışmalarının bir ayağını kendi tabanları ve kamuoyu oluştururken, diğer bir ayağını politika değişimi için karar alma süreçlerinde aktif yer alabilmenin yollarını bulabilmek oluşturur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Söz konusu olan politikalara etki etmek olunca, işinin ehli olan sivil toplum örgütleri, çeşitli çıkar grupları doğal olarak çalışmalarının ve kaynaklarının çoğunu Bakanlıklara yönlendirirlerdi. Çünkü bir zamanlar Türkiye’nin hükümet sistemi olan parlamenter sistemde politikaların vücut bulduğu mevzuat Bakanlıklarda hazırlanır, oylanmak üzere Meclis’e gönderilirdi. Yani suyun kaynağı Bakanlıklardı. Zaten parlamenter sistemlere hâkim olan katı parti disiplini nedeniyle Bakanlıklarda hazırlanan yasa taslaklarının çok da değişmediğini biliyoruz. Ama hala Meclis’e gitmek, Meclis’te sivil toplum örgütleri ve yurttaşlar için tanımlı ve düzenli katılım süreçlerinin olması gerekli ve önemli. Peki neden?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Meclis’in tüm sistem içindeki önemi ve işlevi sık sık göz ardı edilir, aslında bu eğilim bence tam da yasama organının tüm sistem içindeki öneminden kaynaklıdır. Hangi hükümet sistemi olursa olsun, yasama organlarına verilen üç önemli işlev olan temsil, yasama ve yürütmenin denetlenmesi, sistemdeki herhangi başka bir kuruma ya da organa tanımlı değildir. Dolayısıyla ne zaman ki sistem ara ya da demokratik olmayan yollarla zorlanmak</span> <span style="font-weight: 400;">istense Meclis’in bu işlevlerine halel getirilir. Bakınız geçtiğimiz aylarda İngiltere Başbakanı Boris Johnson’ın Brexit tartışmalarında İngiliz Avam Kamarasını saf dışı bırakmak için yaptıklarına. Her şeyi kol mesafesi uzaklıkta tartışmaya alışık olan bir yasama organı ve yeryüzündeki en eski yasama organlarından birine sahip İngilizler için ülkenin kaderini etkileyecek bir süreçte parlamentonun saf dışı bırakılmak istenmesi, sistemdeki aktörlerin rollerini ve bu aktörlerin kritik anlarda nasıl daha etkin olacaklarına dair bir tartışmayı da başlattı. Demem o ki, temsil, yasama ve denetim işlevlerini layıkıyla yerine getirmeyen bir yasama organının olmadığı bir demokrasi gerçek bir demokrasi değildir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Meclis ne yazık ki bu üç işlevi de layıkıyla yerine getiremiyor ve bu da yeni bir durum değil. Temsil, %10’luk seçim barajından başlayıp, adil ve eşit olmayan seçim kampanyaları ve siyasi partilerdeki anti demokratik işleyişler nedeniyle Meclis’e tam olarak yansımıyor. Yasama işlevinin özünde, her bir yasa taslağının Meclis komisyonlarında enine boyuna tartışılması, üzerinde</span> <span style="font-weight: 400;">değişikliklerin yapılarak Genel Kurul’a gönderilmesi ve orada nihai şeklinin verilmesi yatar. Ancak çoğu zaman komisyonlarda istişare ve müzakere tam anlamıyla yürütülmüyor. Genel Kurul görüşmeleri de vatandaşların tartışılan konu hakkında partilerin duruşunu anlamasına elverecek nitelikte değil. Meclis’in var olan denetim araçları halen eski parlamenter sistem için kurgulanan araçlar; kaldı ki o sistemde bile yürütme üzerinde etkin denetim araçları olmadıkları iktidar ve muhalefet tarafından kabul edilen bir gerçekti. Tüm bunların yokluğu aslında, uygulamada demokrasinin ne denli ağır aksak ilerlediğini de gösteriyor. Meclis’e ve işlevlerine sahip çıkmadığımızda talep ettiğimiz hakların uygulamada karşılığını görmemiz zor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum örgütleri olarak uzun süre Meclis’in işleyişinde yapılması gerekli olan reformlara “kendi alanımız olmadığı” gerekçesiyle arkamızı döndük. Halbuki Meclis’in yukarıda sayılan 3 temel işlevini yerine getirmesi bizlerin hak savunuculuğu ile doğrudan ilişkili. Yasa taslaklarını layıkıyla müzakere etmeyen bir Meclis’e mevzuat değişikliği için etki etmemiz ne kadar mümkün? Ya da temsil açısından baktığımızda, oy veren tabanı ile değil de parti üst yönetimi ile ilişkisini daha çok önemseyen ve korumak zorunda hisseden bir vekil ordusu üreten bir seçim sistemi, seçmenle seçilen arasındaki mesafeyi açarken, milletvekillerinin kendisine oy verenleri ve sivil toplumu, onların ihtiyaç ve önceliklerini dert edinmesini engellemiyor mu? Yürütme üzerinde etkin bir denetim yapmayan Meclis, yürütmenin tasarruflarından kaynaklanan olası hak ihlallerinin artmasına da neden olmuyor mu? Kısacası Meclis’in görevini tam anlamıyla yapmaya başlaması, değişim isteyen tüm sivil toplum örgütleri için kritik öneme sahip. Yani Meclis içtüzüğünü değiştiriyorsa, “sivil toplum örgütleri olarak ben pek de bu konuyu bilmem” demeden önce bir kez daha düşünmeliyiz. Uzmanlığımız anayasa hukukçuları kadar derin olmasa da deneyimlerimizden kaynaklanan önerileri gündeme koymak iyi bir başlangıç noktası olabilir. Günün sonunda, şu gök kubbe altında Meclis içtüzüğü, seçim kanunu ve siyasi partiler kanununda değiştirilmesi gerekenler üzerine her şey söylendi, yazıldı, çizildi. Ancak özellikle de hükümet sistemi değişikliğinden sonra Meclis çalışmalarının da geldiği nokta göz önüne alındığında, uygulamaya etki edecek mevzuat değişikliklerinin yapılmasını sağlamak için bir araya gelmek kaçınılmaz bir hal aldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir diğer önemli çaba ise, sivil toplum örgütleri ve yurttaşların, Meclis düzeyinde karar alma süreçlerini sağlayacak düzenli, sistematik ve şeffaf bir sürecin kurgulanması olacaktır. Sivil toplum örgütleri yıllardır bu türden katılım süreçleri ve mekanizmalarının olmasının aktif savunuculuğunu yapıyorlar. Ancak Meclis’te halen daha tanımlı bir katılım süreci yok, içtüzüğün de elverdiği şekilde, özellikle komisyon seviyesindeki katılımın en belirleyici aktörü komisyon başkanı. Başkanın onaylamadığı bir görüş alma sürecinin başlatılması mümkün değil, keza başkanın onaylamadığı bir örgütün komisyon toplantısına çağrılması da. Bu toplantılarda neler konuşulduğunu, tüm toplantı tutanaklarını okuma sabrı olan mutlu bir azınlık biliyor. Görüşmelerin yasalara nasıl etki ettiğini ise görüş verenler de dahil olmak üzere neredeyse</span> <span style="font-weight: 400;">hiç kimse bilmiyor. Yani katılımın asli unsurlarından biri olan geri bildirim ilkesi neredeyse hiçbir şekilde uygulanmıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yeni bir yasama yılına başlarken, Meclis’in sadece parti grup konuşmalarından ibaret olmadığını hatırlamak lazım. Grup konuşmaları siyasi partilerin kendi alanlarını tahkimlemek için araçlar olarak kalmaya devam edecekse, Meclis de vatandaşlar için katılım, uzlaşma, müzakere ve çağın ruhuna uygun çözümler üreten</span> <span style="font-weight: 400;">bir zemin olma niteliğini kazanmalı. </span></p>
<p>Fotoğraf: Sait Fehmi Ağduk</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/sozumuz-meclisten-iceri/">Sözümüz Meclis’ten İçeri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>24 Haziran Seçimleri Sonrası Meclise Giren Genç Milletvekilleri</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/24-haziran-secimleri-sonrasi-meclise-giren-genc-milletvekilleri/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Görkem Pancaroğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 04 Jul 2018 09:12:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[24 haziran]]></category>
		<category><![CDATA[gen millettvekilleri]]></category>
		<category><![CDATA[kadın milletvekilleri]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=28410</guid>

					<description><![CDATA[<p>24 Haziran’da gerçekleşen erken seçim ile birlikte meclise giren milletvekili sayısı 550’den 600’e çıktı. Aynı zamanda seçilme yaşının 25’ten 18’e düşürülmesinden sonra yapılan ilk seçim olma özelliğini de taşıyan 24 Haziran seçimlerinde mecliste yer alan genç milletvekillerinin oranının artması beklenirken, tam tersi bir sonuç yaşandı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/24-haziran-secimleri-sonrasi-meclise-giren-genc-milletvekilleri/">24 Haziran Seçimleri Sonrası Meclise Giren Genç Milletvekilleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>1 Kasım 2015 tarihinde gerçekleşmiş seçimler sonucunda mecliste 25-29 yaş aralığında 9 milletvekili bulunurken. 24 Haziran seçimleri sonrası bu sayı 18-29 yaş aralığında 8 milletvekiline düştü. 1 Kasım 2015 seçimleri sonucu oluşan meclis aritmetiğinde %1,6 olan genç milletvekili oranı da seçilme yaşının düşürülmesi ve milletvekili sayısının arttırılmasına rağmen %1,3’e düştü.</p>
<p>24 Haziran seçimleri sonucu HDP’nin genç milletvekili sayısı 6’dan 1’e düşerken, AKP’nin genç milletvekili sayısı 2’den 5’e, CHP’nin genç milletvekili sayısı ise 1’den 2’ye yükseldi. Partilerin seçim listelerinde bulunan en genç adaylardan ise hiçbiri meclise giremedi. Partilerin 18-29 yaş aralığında meclise giren milletvekilleri ise şöyle;</p>
<p><strong>AKP</strong></p>
<ul>
<li><strong>Zeynep Yıldız: </strong>Ankara 2. Bölge 6. Sıradan milletvekili seçilen Zeynep Yıldız 1992 Ankara doğumludur. İlk ve orta öğrenimini TED Ankara Koleji’nde tamamlayan Yıldız lisans eğitimini ise Bilkent Hukuk Fakültesi’nde yarı burslu olarak tamamladı. AKP Ankara İl Gençli Kolları Siyasi ve Hukuki İşler Yardımcılığı, AKP Genel Merkez Gençlik Kolları Genel Başkan Yardımcılığı ve Halkla İlişkiler Başkanlığı görevlerinde bulunan Yıldız İngilizce ve Fransızca bilmektedir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Müslüm Yüksesl: </strong>Gaziantep 7. Sıradan milletvekili seçilen Müslüm Yüksel 1994 Şanlıurfa doğumludur. Başkent Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Yüksel, Başkent Üniversitesi’nde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Rümeysa Kadak: </strong>İstanbul 3. Bölge 10. Sıradan milletvekili seçilen Rümeysa Kadak 1996 İstanbul doğumludur. Marmara Üniversitesi’nde İngilizce Öğretmenliği bölümünde eğitimine devam Kadak Münazara ve Hitabet Derneği’nde yönetim kurulu üyesi olarak görevine devam etmenin yanında, AKP Sivil Toplum ve Halkla İlişkiler Başkanlığı’nda Başkan Yardımcısı olarak görev almaktadır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Selman Özboyacı: </strong>Konya 9. Sıradan milletvekili seçilen Selman Özboyacı 1989 Konya doğumludur. İstanbul Teknik Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünden mezun olan Özboyacı, Selçuk Üniversitesi İnşaat Mühendisliği bölümünde yüksek lisans eğitimine devam etmektedir. 2015 yılında AKP Gençlik Kolları 4. Olağan Büyük Kongresi ile Genel Merkez Gençlik Kolları MKYK üyeliğine seçilen Özboyacı evli ve bir çocuk babasıdır.</li>
</ul>
<ul>
<li><strong>Ahmet Büyükgümüş: </strong>Yalova 1. Sıradan milletvekili seçilen Ahmet Büyükgümüş 1990 Yalova doğumludur. Galatasaray Üniversitesi Siyaset Bilimi bölümünden mezun olan Büyükgümüş, yüksek lisansını da İstanbul Üniversitesi Sosyoloji bölümünde tamamlamıştır. 2016-2018 yılları arasında İngiltere’de SOAS University of London’da akademik araştırmalarına devam eden Büyükgümüş Soğuk Savaş Sonrası NATO başlıklı teziyle SOAS Uluslarası Siyaset programından ikinci yüksek lisans derecesini alarak Türkiye’ye dönmüştür. 2015 yılından beri evlidir.</li>
</ul>
<p><strong>HDP</strong></p>
<ul>
<li><strong>Dersim Dağ: </strong>Diyarbakır 8. Sıradan milletvekili seçilen Dersim Dağ 1996 yılında Diyarbakır doğumludur. Dağ, Mardin Artuklu Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde eğitimine devam etmektedir.</li>
</ul>
<p><strong>CHP</strong></p>
<ul>
<li><strong>Abdulkadir Karaduman: </strong>Konya 2. Sıradan milletvekili seçilen Abdulkadir Karaduman 1992 Malatya doğumludur. Aslen Saadet Partili olan ve hala Saadet Partisi Gençlik Kolları’nda Teşkilat Başkanı olan Karaduman seçimler için yapılan Millet İttifakı sonucu CHP’nin listesinden milletvekili seçilmiştir. İnönü Üniversitesi Siyaset Bilimi ve Kamu Yönetimi bölümünden mezun olan Karaduman aynı zamanda Anadolu Gençlik Derneği Genel Merkez Üniversite Komisyon Teşkilat Başkanıdır.</li>
</ul>
<p><strong>Aysu Bankoğlu: </strong>Bartın 1. Sıradan milletvekili seçilen Aysu Bankoğlu 1989 Bartın doğumludur. Koç Üniversitesi Hukuk Fakültesi’nden mezun olan Bankoğlu 6 yıldır Bartın ve İstanbul’da avukatlık yapmaktadır.</p>
<div class="infogram-embed" data-id="016faa27-0697-451c-93ed-2a5c9de02aa3" data-type="interactive" data-title="Infographic Modern"></div>
<p><script>!function(e,t,n,s){var i="InfogramEmbeds",o=e.getElementsByTagName(t)[0],d=/^http:/.test(e.location)?"http:":"https:";if(/^\/{2}/.test(s)&&(s=d+s),window[i]&&window[i].initialized)window[i].process&&window[i].process();else if(!e.getElementById(n)){var a=e.createElement(t);a.async=1,a.id=n,a.src=s,o.parentNode.insertBefore(a,o)}}(document,"script","infogram-async","https://e.infogram.com/js/dist/embed-loader-min.js");</script></p>
<div style="padding: 8px 0; font-family: Arial!important; font-size: 13px!important; line-height: 15px!important; text-align: center; border-top: 1px solid #dadada; margin: 0 30px;"><a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com/016faa27-0697-451c-93ed-2a5c9de02aa3" target="_blank" rel="noopener">Infographic Modern</a><br />
<a style="color: #989898!important; text-decoration: none!important;" href="https://infogram.com" target="_blank" rel="nofollow noopener">Infogram</a></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/07/04/24-haziran-secimleri-sonrasi-meclise-giren-genc-milletvekilleri/">24 Haziran Seçimleri Sonrası Meclise Giren Genç Milletvekilleri</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Hakkarililer Üzgün, Kırgın ve Kızgın&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/hakkarililer-uzgun-kirgin-ve-kizgin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 13 Jun 2017 09:56:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Cemal Erip]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari]]></category>
		<category><![CDATA[Hakkari İl Kalsın Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[TESK]]></category>
		<category><![CDATA[TOBB]]></category>
		<category><![CDATA[Yüksekova]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15761</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hakkari İl Kalsın Komisyonu Sözcüsü Cemal Erip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hakkari’nin il statüsünden çıkarılmasını tekrar gündeme getirmesini kentte hayal kırıklığı ile karşılandığını belirterek, “Geçen sene olduğu gibi yaşamı olumsuz etkileyen bir hava var. Herkes bu konuyu konuşuyor. Kimse bir iş yapmak istemiyor. En basit yatırımlar bile durduruldu. Konunun gündeme gelmesi bile esnafımızın işlerini olumsuz etkiledi. Hakkarililer [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/hakkarililer-uzgun-kirgin-ve-kizgin/">&#8220;Hakkarililer Üzgün, Kırgın ve Kızgın&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Hakkari İl Kalsın Komisyonu Sözcüsü Cemal Erip, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Hakkari’nin il statüsünden çıkarılmasını tekrar gündeme getirmesini kentte hayal kırıklığı ile karşılandığını belirterek, “Geçen sene olduğu gibi yaşamı olumsuz etkileyen bir hava var. Herkes bu konuyu konuşuyor. Kimse bir iş yapmak istemiyor. En basit yatırımlar bile durduruldu. Konunun gündeme gelmesi bile esnafımızın işlerini olumsuz etkiledi. Hakkarililer üzgün kırgın ve kızgın bir ruh hali içindedirler” diyor.</strong></p>
<p><strong> </strong>Geçtiğimiz hafta kentin kanaat önderleri, iş insanları, Hakkari Barosu, STK temsilcileri, esnaf ve vatandaşların katılımıyla bir yürüyüş düzenleyen Hakkari İl Kalsın Komisyonu Sözcüsü Cemal Erip’le Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın,  “Hakkari, Yüksekova’ya Şırnak’ta Cizre’ye dönüştürülecek” açıklamasıyla tekrar gündeme gelen meseleyi ve ildeki yansımalarını konuştuk.</p>
<p><span id="more-15761"></span></p>
<p><strong>Hakkari&#8217;nin il statüsünün kaldırılması geçen yıl da gündeme gelmişti ama sonra vazgeçildi şimdi tekrar gündeme gelmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<figure id="attachment_15764" aria-describedby="caption-attachment-15764" style="width: 131px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-15764" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/Cemal-erip.jpg" alt="" width="131" height="176" /><figcaption id="caption-attachment-15764" class="wp-caption-text">Hakkari İl Kalsın Komisyonu Sözcüsü Cemal Erip</figcaption></figure>
<p>Geçen sene Hakkarililerin mücadelesi ve sağduyu sahibi kişi ve kurumların desteğiyle yürütülen kampanya sonucu, meclisteki dört partinin ortak önergesi ile tasarı meclis genel kuruldan geri çekilmişti. Biz yasanın bu şekilde bir daha gündeme geleceğini beklemiyorduk. Ama yanılmışız. Sayın Cumhurbaşkanı’nın konuyu en azından bizim anladığımız şekilde kapatmadığı ortaya çıktı. Konunun tekrar gündeme gelmesi yine üzüntü ve hayal kırıklığı yarattı. 16 Nisan Referandumu&#8217;ndan sonra Hakkarililer bu konunun gündeme geleceğini kesinlikle beklemiyordu. Çünkü referandum sonuçlarına göre Ak Parti oylarını 7 Haziran 2014 seçimlerine göre yaklaşık yüzde 200 artırmıştı. Sayın Cumhurbaşkanı ve hükümet yetkilileri defalarca bu artıştan dolayı memnuniyetlerini dile getirmişti. Hakkari’deki Ak Partili yetkililer, referandum öncesi il meselesinin gündeme gelmemesi için oy istemiş ve seçim sonrasında da memnuniyetlerini dile getirmişti. Ama ne yazık ki, il meselesinin tekrar gündeme gelmesinden sonra sesleri pek çıkmaz oldu. Hakkari’nin il statüsünden düşürülmesi meselesinin tekrar gündeme gelmesi; eğer bir gündem değiştirme hamlesi değilse haksız, onur kırıcı  yanlış ve savunulamaz bir karardır.</p>
<p><strong>Hakkari halkı ve sivil toplumu bu konuda ne düşünüyor?</strong></p>
<p><strong> </strong>Hakkarililer konunun tekrar gündeme gelmesinden dolayı tabi ki üzüntülüler ve hayal kırıklığı yaşamaktadırlar. Geçen sene olduğu gibi yaşamı olumsuz etkileyen bir hava var. Herkes bu konuyu konuşuyor. Kimse bir iş yapmak istemiyor. En basit yatırımlar bile durduruldu. Konunun gündeme gelmesi bile esnafımızın işlerini olumsuz etkiledi. Hakkarililer üzgün kırgın ve kızgın bir ruh hali içindedirler.</p>
<p><strong>Sivil toplum bu konuda bir araya gelmişti daha önce şu an platform neler yapıyor?</strong></p>
<p>Geçen sene olduğu gibi bu senede kanaat önderleri STK temsilcileri, muhtarlar toplumun tüm kesimleri yine bir araya geldi. Hakkari İl Kalsın Komisyonu adına bazı arkadaşlarımız hükümet, Ak Parti yetkilileri ve muhalefet partisinin genel başkan ve yetkilileri ile bir takım görüşmeler yaptı. Özellikle muhalefet partileri bu konuda geçen sene olduğu gibi Hakkarililere destek vereceklerini beyan ettiler. Bu sevindirici bir durum. Ayrıca komisyonumuz geniş bir halk toplantısı ve yürüyüş düzenledi. Toplum geçen sene olduğu gibi bu sene de konuya duyarlı ve yapılması gereken ne varsa yapacağını belirtmektedir. Konu meclise gelirse halkın ve esnafımızın tepkisi daha da artacak ve değişik eylemlerle desteklenen bir kampanya yürütülecektir.</p>
<p><strong>Yürüyüşteki pankartlarda kentin kültür mirasına atıfta bulunan pankartlar vardı ama sanki katılım diğer yürüyüşlere göre düşüktü bunu neye bağlıyorsunuz?</strong></p>
<p>Aslında geçen seneki ilk yürüyüşümüzde de  katılım daha da azdı. Ben; ilk olması, Ramazan ayında olmamız ve OHAL şartları nedeniyle katılımın olması gerektiğinden az olduğunu düşünüyorum. Ama konu meclise gelirse tüm Hakkarililer kanunun geçmemesi için büyük bir mücadele vereceklerdir. Çünkü bu mesele hem onur kırıcı hem de büyük çapta olumsuz sonuçlar yaratacak bir mesele. Hakkarililer bu meseleyi bir ölüm kalım meselesi olarak görüyorlar. Eğer Hakkari il statüsünü kaybederse, kent büyük oranda göç verecek ve hayalet bir kente dönüşecektir.</p>
<p><strong>Platformun bundan sonraki çalışmaları neler olacak?</strong></p>
<p>Konunun canlı kalması ve tüm Türkiye toplumunda tartışılması için görüşmelerimiz ve eylemlerimiz devam edecek. Hükümet yetkilileri, muhalefet partileri  TOBB, TESK gibi etkili meslek kuruluşları ile görüşmeler yapmaktayız. Sayın Cumhurbaşkanı ile görüşmek istiyoruz. Ama geçen seneden beri randevu alamadık. Ulusal basının geçen sene olduğu gibi bize yer vermesini, bizi sahiplenmesini istiyoruz. Kampanyamızın basında yer alması ve konunun Türkiye gündeminde yer almasını çok önemsiyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/13/hakkarililer-uzgun-kirgin-ve-kizgin/">&#8220;Hakkarililer Üzgün, Kırgın ve Kızgın&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Apr 2017 15:06:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[7 Haziran Seçimleri]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Evet]]></category>
		<category><![CDATA[Evet Cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[hayır]]></category>
		<category><![CDATA[hayır cephesi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[MHP]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter demokrasi]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Kuruluşu]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Türklük]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13403</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Referandumdan çıkacak her tür sonuçta yeni bir dönem başlayacak. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.” Türkiye yarın referandumunu yapıyor. Referanduma konu olan anayasa değişikliği paketinin meclise sunulmasından bu yana önerilen değişiklik tasarısının tek adam rejimine yol açıp açmayacağını konuşuyoruz. Bir de MHP&#8217;nin ‘evet’ kararına [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/">Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Referandumdan çıkacak her tür sonuçta yeni bir dönem başlayacak. Sivil toplum kuruluşlarının karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor.”</strong></p>
<p>Türkiye yarın referandumunu yapıyor. Referanduma konu olan anayasa değişikliği paketinin meclise sunulmasından bu yana önerilen değişiklik tasarısının tek adam rejimine yol açıp açmayacağını konuşuyoruz. Bir de MHP&#8217;nin ‘evet’ kararına neden olan motivasyonunu. Tartışmada odak konular devletin, AK Parti&#8217;nin ve MHP&#8217;nin ve hatta CHP&#8217;nin kurumsal gerekçelerinden ziyade, liderlerin kişisel motivasyonları, açık-gizli niyetleri, kariyer hesapları oldu. Söz konusu tartışmalar, ne bu zamanda bu değişikliğin yapılmasının arka planını ne de Ak Parti-MHP gibi son on yılda düşmanlık derecesinde birbirinden uzaklaşmış iki siyasal aktörün ortak bir yaklaşım üretebilmesinin sebeplerini açıklamaya yeter gözüküyor.</p>
<p>Tartışmada ihmal ettiğimiz önemli bir nokta bu değişiklik referandumdan geçsin ya da geçmesin Türkiye&#8217;nin karar alma mekanizmasının bir süredir değişmekte olduğu gerçeği. Aslında ne rejim değişikliği gibi büyük bir çerçeveyi ne de hükümet sistemi gibi teknik bir detayı konuşuyoruz. Konumuz Türkiye&#8217;nin karar alma mekanizmasının nasıl bir değişim geçirdiğiyle ilgili. Cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden bu yana yeni bir karar alma mekanizması işliyor. Bu sadece halkın cumhurbaşkanını seçmesine yol açan hukuksal bir değişiklikle değil, karar almak için toplumsal desteği ve siyasi kapasitesi olan bir elitler grubunun hükümet etrafından çekilip ‘saray’ etrafında toplanmasıyla da ilgili oldu. Bu gelişme ‘sarayı’ siyasi ve ekonomik kararların merkezi haline getirirken hükümeti de teknik ve bürokratik bir heyete dönüştürdü. Şimdi karşı karşıya olduğumuz durum ise bir süredir yaşadığımız bu tecrübeye hukuksal bir zemin kazandırma çabası. Referandumdan ‘evet’ çıkarsa, meclisteki çoğulluğu dikkate almak zorunda olmayan, her zamankinden daha arınmış ve homojenleşmiş bir karar mekanizması hukuksal zemine kavuşmuş olacak. ‘Hayır’ çıktığında ise ‘saray’ efradının karar mekanizmasını daha da merkezileştirme konusunda işi zorlaşacak. Ancak ana fikirden vazgeçmelerini beklemek naiflik olur. ‘Hayır’ cephesinin içinden ortak bir proje çıkması ihtimalinin zayıflığı da ‘evet’ cephesinin yeni hamleler üretme ortamını kolaylaştırıyor.</p>
<h4>“MHP’nin, karar alma süreçlerinde HDP’nin de etkili olduğu bir meclis yerine, homojen devlet aklının hâkim olduğu tek bir gücü yani ‘sarayı’ yeğlemiş olması kuvvetle muhtemel. Bu durum MHP tarafından sadece siyasi iktidarın kararlarını etkilemede değil aynı zamanda onunla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmada da fırsat olarak değerlendirilmiş gibi duruyor.”</h4>
<p>Türkiye muhalefeti ve sivil toplumunun hatırı sayılır bir kısmı bir süredir karar mekanizmasındaki bu değişimi ya görmüyor ya da görmezden geliyor. Bu da karar alma sürecini etkilemekten uzak, kendi arasında dertleşen, içine kapalı bir muhalefet ve sivil toplum performansı ortaya koyuyor. Anlaşılan o ki, karar alma sürecinin değişen dinamiğini ise, bir tek MHP gördü. Ya da etkili bir devletli güç MHP&#8217;ye bunu gösterdi ve yeni dönemin ruhunu etkileyebileceğine onu ikna etti. Bunu MHP&#8217;nin görebilmesinin esaslı nedeni ise tehdit olarak hissettiği bir başka gelişme olabilir. Görece serbest bir ortamda geçen ve çözüm sürecinin henüz iyimser havasının dağılmadığı zamanlardaki 7 Haziran seçimlerinde HDP&#8217;nin elde ettiği başarı, demokratik ortamlarda yapılan seçimlerde Kürtlerin meclise MHP&#8217;den daha kalabalık ve etkin gelebileceğini gösterdi. 1 Kasım seçimleri ise ortam baskı altına alındığında ve HDP&#8217;nin önü kesildiğinde bile barajı geçip meclise gelebildiklerini ortaya koydu. Görünen o ki, HDP her şartta baraj sorununu geride bırakmış durumda. Bu olgu temel siyasi kararların alıcısı ve uygulayıcısı olan hükümetin mecliste kurulduğu, bakanların milletvekillerinden oluştuğu bir sistemi etkileme konusunda HDP&#8217;yi MHP&#8217;den daha etkili kılıyor. MHP için bu durum sadece siyasi etkisinin azalmasını ifade etmiyor, aynı zamanda devletin karar alma mekanizmasının Türklükle malul karakterini de tehdit ediyor. Sonuçta karar alma mekanizmasını merkezi kılan onun teknik çerçevesi değil homojenliği. Bilginin, kaynağın ve yetkinin homojen bir grupta toplanması. Bu nedenle MHP’nin, karar alma süreçlerinde HDP’nin de etkili olduğu bir meclis yerine, homojen devlet aklının hâkim olduğu tek bir gücü yani ‘sarayı’ yeğlemiş olması kuvvetle muhtemel. Bu durum MHP tarafından sadece siyasi iktidarın kararlarını etkilemede değil aynı zamanda onunla kalıcı ve sürdürülebilir bir yapı oluşturmada da fırsat olarak değerlendirilmiş gibi duruyor. Anlaşılan o ki, Ak Parti ile MHP arasında kurulan ittifak referandumun ötesine geçen bir değer taşıyor.</p>
<h4>“Toplumsal ve çevresel meselelerin çeşitliliğini, mağduriyetlerin ve mağdurların etnik, sınıfsal, kültürel çoğulluğunu gündeme taşıyan sivil toplum faaliyetleri için karar mekanizmalarının farklı seslere ve hassas bir geçirgenliğe ihtiyacı var.”</h4>
<p>Malum Sivil Sayfalar’da sivil toplumla ilgili yazılara yer veriliyor. Bu yazı buraya kadar öyle durmasa da sivil toplumla ilgili. Geçirdiğimiz değişim pek çok sivil toplum kuruluşunun (STK), Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) kapatılması, faaliyetlerinin durdurulması ya da İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği (Mazlumder) örneğindeki gibi STK’ların bizzat kendi yönetimlerinin hem tematik hem de kimlik açısından yapılarını homojenleştirmeleriyle sonuçlandı. Sivil toplumun geri kalan hacimli kısmında ise sessiz bir görüntü hâkim. Bir kısmı karar mekanizmasındaki değişime uyum sağlayamadığı, hala bakanlıkların bürokratlarını etkilemeyi esas aldığı için etkisizleşirken, bir kısmı da yeni karar halkalarını meşru bulmadığı için kararları etkileme fikrinden neredeyse tamamen uzaklaşmış durumda. Görünen o ki karar mekanizması ile birlikte onu etkileme potansiyeli taşıyan yapılarda da bir arınma, homojenleşme ya da etkisizleşme yaşanıyor. Toplumsal ve çevresel meselelerin çeşitliliğini, mağduriyetlerin ve mağdurların etnik, sınıfsal, kültürel çoğulluğunu gündeme taşıyan bir sivil toplum faaliyeti için karar mekanizmalarının farklı seslere hassas bir geçirgenliğe ihtiyacı var. Aslında konumuz misyonlarını toplumsal meseleleri keşfetmek ve yaklaşımları ile kararları etkilemeye çalışmak olarak gören STK’ların bundan sonra nasıl bir hayatları olacağı.  Referandumdan çıkacak her tür sonuçta da yeni bir dönem başlayacak. STK’ların karar alma süreçlerini etkilemede bu yeni dönemde nasıl bir yol izleyeceklerini düşünmeleri, tartışmaları gerekiyor. Konuya giriş mahiyetindeki bu yazının ardından bundan sonraki birkaç yazıda karar alma mekanizmasının giderek merkezileşmesinin ve siyasetin yeni ittifaklarının sivil toplum kuruluşları için ne anlama geldiğini STK temsilcilerini de katarak tartışacağız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/">Referandumdan sonra sivil toplum kimin kararlarını etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/15/referandumdan-sonra-sivil-toplum-kimin-kararlarini-etkileyecek/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 08:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Halk Oylaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Human Rights Watch/HRW]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvetler ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13028</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. Bianet&#8217;te yer alan habere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi.</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi.</p>
<p>Bianet&#8217;te yer alan habere göre HRW, değişikliğin, ülkenin yönetişim yapısını parlamenter bir sistemden cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin büyük ölçüde artığı bir başkanlık sistemine dönüştüreceğini ifade etti.</p>
<p>Anayasa değişikliğiyle ilgili beş soru ve cevap şöyle:</p>
<h4>Denge ve denetleme mekanizması</h4>
<p><strong>*İnsan hakları açısından bir sistem diğerinden daha mı iyi? </strong></p>
<p>Başkanlık sisteminin mi, parlamenter sistemin mi, ya da ikisinin bir karışımının mı tercih edilmesi gerektiği, insan haklarıyla ilgili bir mesele olmaktan çok, bir ülkenin yurttaşları tarafından verilmesi gereken siyasi bir karar.</p>
<p>İnsan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması için önemli olan şey, sistemde siyasi makam sahiplerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını engelleyebilecek bir denge ve denetleme mekanizmasının bulunup bulunmadığıdır. Tüm yönetişim sistemlerinin özünde de bu vardır.</p>
<p>Demokrasi belirli aralıklarla yapılan seçimlerde oy kullanma fırsatına sahip olmaktan ibaret bir şey değildir. Seçmenlerin yetkili makamlara seçtikleri kişilerden demokratik yollarla hesap sorabilmelerine olanak tanıyan anlamlı araçlara sahip olabilmeleri için, bir denge ve denetleme mekanizmasının varlığı olmazsa olmaz önemdedir.</p>
<p>Denge ve denetleme mekanizmasının merkezinde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır.</p>
<p>Kuvvetler ayrılığı, yasama organının (kanun koyucu parlamento veya meclis), yürütmenin (siyasi liderler) ve yargının (bağımsız mahkemelerin) kurumsal olarak birbirlerinden ayrı bir şekilde işlemesi demek. Bu sayede yasama organı ve mahkemeler, farklı şekillerde, yürütmenin sahip olduğu yetkileri etkin bir şekilde denetleyen kontrol aygıtları olarak işleyebilir ve yürütmenin anayasal sınırlar içinde kalarak, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmasını sağlayabilirler.</p>
<h4>Meclis’i fesih yetkisi</h4>
<p><strong>*Seçmenlerin oylaması istenen değişiklikler neler?</strong></p>
<p>Hükümetin “Türk tipi” olarak nitelendirdiği icracı cumhurbaşkanlık sistemini oluşturmak için önerilen değişiklikler, 1946’da çok partili sisteme geçilmesinden bu yana Türkiye’nin siyasi kurumlarında yapılacak en kayda değer değişiklik olacak.</p>
<p>İki değişiklik hemen yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanı, yargının idaresinden sorumlu olan ve hakim ve savcıların atamalarını denetleyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK-yeni adıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu-HSK) üzerinde daha fazla yetkiye sahip olacak ve cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle bağının bulunması yasağı kalkacak. Türkiye’de halen zaten siyasi etkilere açık olan mahkemelerin bağımsızlıkları bu değişikliklerle daha da azalacak.</p>
<p>Yani, örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın meclis çoğunluğuna sahip Adalet ve Kalkınma Partisi’nde öncü bir rol oynaması resmi olarak mümkün olabileceği için söz konusu değişikliklerle Erdoğan’ın HSK üzerindeki etkisi hem meclisin, hem de Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri üzerinden daha da artabilecek.</p>
<p>Diğer değişiklikler Kasım 2019’da yapılması planlanan başkanlık ve milletvekili seçimlerinden sonra, başbakanlık makamı kaldırıldığında yürürlüğe girecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı tek başına cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini atama veya görevden alma yetkisine sahip olacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı kararnameler çıkarabilecek ve cumhurbaşkanlığı bütçesini meclis onayı şartı olmaksızın güvence altına alabilecek. Cumhurbaşkanı milletvekili ve başkanlık seçimlerinin yenilenmesini isteyerek meclisi feshedebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı beş yıllık iki dönem görev yapabilecek; ikinci dönem sona ermeden meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesi halinde üçüncü kez aday olabilecek.</p>
<h4>Meclis’in gensoru verme yetkisi</h4>
<p><strong>*Meclisin rolü ne olacak?</strong></p>
<p>Anayasa değişiklikleri kabul edildiği takdirde Kasım 2019’daki seçimlerden ve yeni başkanlık sisteminin tam olarak yürürlüğe girmesinden sonra meclis, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlardan müteşekkil olacak yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini kaybedecek.</p>
<p>Her ne kadar meclisteki sandalye sayısı 550’den 600’e çıkacak olsa da, Meclis halen elinde bulundurduğu, hükümet ve bakanlar hakkında gensoru önergesi verme yetkisini kaybedecek. Meclis, bunun yerine, yalnızca cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru önergesi verebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanına ise yazılı soru önergesi de verilemeyecek.</p>
<p>Meclisin kanun koyma yetkileri devam edecek ve teorik olarak, cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi Meclis’in yasama yetkisiyle çelişemeyecek. Ancak cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle resmi bağı olması yasağının kalkmasıyla, cumhurbaşkanının meclis üzerindeki nüfuzu, cumhurbaşkanının partisi meclis çoğunluğuna sahip olduğunda artmış olacak</p>
<h4>Yargı bağımsızlığı</h4>
<p><strong>*Uluslararası hukuk uzmanları Türkiye’de önerilen anayasa değişikliklerini nasıl değerlendiriyor?</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin anayasa hukuku ile ilgili danışma organı Venedik Komisyonu değişikliklerin olası sonuçları hakkında kaygılı.</p>
<p>Komisyon 13 Mart’ta yayımladığı anayasa değişiklikleri hakkında görüş başlıklı mütalaada, bu değişikliklerin “yürütme yetkisinin ölçüsüz bir biçimde cumhurbaşkanlık makamında yoğunlaşmasına ve meclisin yürütme yetkisinin zayıflamasına yol açacağını” ve “Türkiye’ye, rejimin otoriterleşmesini önleyecek denge ve denetleme mekanizmalarından yoksun bir başkanlık rejimi getireceğini” söylüyor.</p>
<p>Venedik Komisyonu ayrıca cumhurbaşkanının hem cumhurbaşkanı hem de meclis politikalarında baskın bir güç olarak üstlendiği ikili rol sayesinde yargıdaki atamalarda büyük bir kontrol elde edeceğinden ve “dolayısıyla yargı bağımsızlığını ciddi anlamda tehlikeye atacağından” duyduğu kaygıyı da dile getiriyor.</p>
<h4>KHK’larla olağanüstü yetkiler</h4>
<p><strong>*Cumhurbaşkanının yetkileri hakkında referandum yapılması kararının zamanlaması hakkında ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesine ve ülkeyi meclis ve yargı denetiminin zayıfladığı koşullarda, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetmesine olanak sağladı.</p>
<p>Referandumda oya sunulan anayasa değişiklikleri, pratikte cumhurbaşkanının mevcut durumda üstlendiği olağanüstü yetkilerin kalıcı olmasını sağlayacak.</p>
<p>Hükümetin ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülük ettiği “evet” kampanyası Türkiye’nin kamusal alanına, yazılı basınına ve TV kanallarına hakim olduğu için referandum öncesinde herkes için eşit bir mücadele alanı bulunduğunu söylemek mümkün değil.</p>
<p>Bu koşullarda bir anayasa referandumu yapılmasıyla ilgili kaygılarını dile getiren Venedik Komisyonu şu yorumda bulundu:</p>
<p>“An itibariyle Türkiye’de gazetecilik yapmaya elverişsiz ve giderek verimsizleşen kamuoyu tartışmalarının tek taraflı yürütüldüğü bir ortamın bulunması, önerilen değişikliklerin arzu edilirliğine ilişkin anlamlı ve kapsayıcı bir demokratik referandum kampanyası yürütmenin mümkün olup olmadığını sorgulanır kılıyor”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
