<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Marmaris arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/marmaris/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/marmaris/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 10 Aug 2021 14:26:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Marmaris arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/marmaris/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>HAYTAP, Manavgat ve Marmaris&#8217;te İlk Sahra Hastanesini Kurdu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/haytap-manavgat-ve-marmariste-ilk-sahra-hastanesini-kurdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 13:13:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP)]]></category>
		<category><![CDATA[Haytap]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Sahra Hastanesi]]></category>
		<category><![CDATA[Manavgat]]></category>
		<category><![CDATA[Marmaris]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangını]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73209</guid>

					<description><![CDATA[<p>HAYTAP (Hayvan Hakları Federasyonu), orman yangınlarında zarar gören hayvanlar için Antalya’nın Manavgat ilçesi, Muğla’nın Marmaris ilçesinde ilk sahra yaşam hastanesini kurdu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/haytap-manavgat-ve-marmariste-ilk-sahra-hastanesini-kurdu/">HAYTAP, Manavgat ve Marmaris&#8217;te İlk Sahra Hastanesini Kurdu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>HAYTAP&#8217;ın kurduğu tam teçhizatlı ilk hayvan sahra hastanesi konumunda olan hastanelerde, yangında mağdur olan tüm hayvanlara ücretsiz tedavi uygulanmaya başlandı.</p>
<p>Hastanede iki veteriner hekim  HAYTAP gönüllüleri ile birlikte tam zamanlı hizmet vererek, yangında mağdur olan tüm hayvanlara ücretsiz tedavi uygulamaya başladı.</p>
<p>Kurulan sahra hastanelerinde; muayene masaları, yoğun bakım kabinleri, oksijen konsantratörü, oksijen tüpü, cerrahi setler, operasyon lambası, sedye, acil müdahale ekipmanları, pansuman, sütür ve tedavi ilaç ve malzemeleri bulunuyor. HAYTAP’a yapılacak yardımlarla daha fazla sahra hastanelerinin kurulması amaçlanıyor.</p>
<p><strong>Yaralı hayvanlara yardım ulaştırılmasına katkı sunmak isterseniz HAYTAP&#8217;tan</strong><strong> Zuhal Arslan&#8217;a (0532 495 78 28) ulaşabilirsiniz. </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/haytap-manavgat-ve-marmariste-ilk-sahra-hastanesini-kurdu/">HAYTAP, Manavgat ve Marmaris&#8217;te İlk Sahra Hastanesini Kurdu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Biz Yaktık, Ya Ne Olacağıdı? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/biz-yaktik-ya-ne-olacagidi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Damla Özlüer]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 03 Aug 2021 09:45:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Marmaris]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangını]]></category>
		<category><![CDATA[yangın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=73180</guid>

					<description><![CDATA[<p>Biz yaktık tabii. Sen, ben, hepimiz. Bu yangının bu kıvılcımını çakmadık belki ama aldığımız her fazladan giysiyle, doymak bilmeden tükettiklerimizle, yurttaşlığı bir oturup tanımlamayıp üstlenmediğimiz sorumluluklarımızla. Şirketlerin talanına verdiğimiz izinle, sormadığımız hesaplar, çıkmadığımız sokaklarla. Çok sevdiğim Kıbrıs deyişiyle: Ya ne olacağıdı? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/biz-yaktik-ya-ne-olacagidi/">Biz Yaktık, Ya Ne Olacağıdı? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dünya ile birlikte memleket de alevler içinde. Ben bu koca yangının küçük bir köşesinde, Marmaris, Armutalan&#8217;dayım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi başladığında, 40 yıl önce buraya taşınan annemle babamın yanına geldim oğlanı alıp. Ofis kapanmış, evden çalışmaya geçmiştik. Evde üç yaşında bebe ile çalışmak mümkün değildi, hayat eve sığıyordu da o hayatı taşımaya bizim üç kişilik çekirdek ailemiz yetmiyordu. Bölündük hayatta kalmak için. Son bir buçuk yıldır çok acil İstanbul&#8217;da olmamı gerektiren bir durum olmadıkça çocuğumla çocukluğumun içindeyim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Memleketin bu köşesindeki afet başladığında, ofis niyetine kullandığım ablamın evinde çalışıyordum. Evin balkonu Armutalan tepelerine bakıyor. Çıkan dumanı görüp, hatta fotoğrafını çekip yangın var diye bizimkilere gönderdim. Sonra oturup çalışmaya devam ettim, ne olacağını kestiremeden. Oysa ki o ilk duman bulutu koca bir yarım adayı kasıp kavuracak bir yangının başıymış, bilemedim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangın dakikalar (hakikaten dakikalar) içinde yayıldı. Rüzgarla İçmeler tarafına savrulurken, herkes birbirini arayıp ne yapacağını, durumu, nerede olduklarını sormaya başlamıştı bile. Sonrası tufan. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün altıncı gün. Altı gündür ilk kez bu sabah bizim tepede alevlerle uyanmadık. Altı gündür, tahliye çantalarımız hazır nöbet tutuyoruz. Ara ara yardım koordinasyon merkezine gidip ihtiyaçları bırakıyor, yukarı birileri gidecekse motorsikletle veya arabayla adam taşıyor, sonra eve dönüp zamanın geçmesini, yangının sönmesini veya alevlerin tepeyi aşmasını bekliyoruz. Bizim tepeyi aşarsa evden çıkacağız. Annemle babamın yirmi beş yıldır oturduğu, köpeğimiz Negro&#8217;nun ilk adımlarını atıp son nefesini verdiği, oğlumun dört aylıktan beş yaşına kadar yazlarını geçirdiği evi alevlere bırakacağız. Zaman geçmiyor. Yangın sönmüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman o kadar geçmiyor ki, eve kapanmış beş yaş enerjisini boşaltmak için envai çeşit oyun uyduruyoruz. Amiral battıdan başlayıp korsan ülkelerine yola çıkıyor evdeki boş kutulardan market kurup ürünleri beş paradan birbirimize satıyoruz. Arada ihtiyaçlar duyuruldukça yine koordinasyona inip geliyoruz. Yangının başlangıcı, merkez, bizim ev, küle dönen canımın içi İçmeler&#8230; Hepsi toplam 10 dakikalık mesafedeler zaten. Turunç, Dereözü, Bayır yirmi dakika ötede yanıp kül oluyor. Zaman alevler tarafından yutulurken bizim yapabileceklerimiz küçücük dakikalarla kısıtlı. Sonrası beklemek. Çocukluğum yanar, çocuğumun yetişkinliği küle dönerken tepedeki dumanlara gözümüzü dikip beklemek. Zaman geçmiyor. Yangın sönmüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman o kadar geçmiyor ki, oğlanı oyalama timinin yapacakları bitiyor. Evin içinde sürekli yangın konuşuluyor, telefonlar susmuyor. Bizimki yine de korkmuyor çünkü yangın başlarken ilk dişi sallanmış, heyecanla düşmesini bekliyor. Onun gündemi yeni çıkacak dişi. Heyecandan yerinde duramıyor. Ben dişe şükrediyorum dikkatini dağıttığı için. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetmiş beş yaşındaki annemi evde tutamıyoruz neredeyse, araba lazımmış deyip insan taşımaya çıkacak. Hayır yaşından değil, KOAH hastalığından ürküyoruz, duman kaplı tepelere çıkmaması için yalvar yakar ikna ediyoruz. Ben motoru alıyorum, merkeze inip biraz malzeme biraz insan taşıyorum. Sonra beklerken geçmeyen zaman bir saniyede bitiyor kendimi yine evde çocuğu oyalamaya çalışırken buluyorum. En sonunda hareket iyi eder diye nereden buluyorsam bir yoga dersi videosu buluyorum. Dumanlar tepeyi aşıyor, Marmaris yanıyor, oğlanla ben yoga yapıyoruz. Tıpkı bir şey filmi gibi düşünüyorum. Düşünüyorum bulamıyorum. Ne Passolini, ne Jim Jarmusch ne Kusturica. Hayatın kendi tuhaflığı, hayata dair tüm anlatıları geçiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yangın sönmüyor, Turgut&#8217;a, Şelale&#8217;ye ilerliyor. Dehşetengiz bir anda donuyoruz. Öylesine büyük bir yıkım, öylesine büyük bir mücadele, dayanışma, korku, nefret ve öfke iklimi&#8230; Hepsi bir anda boşalıyor üzerimize. Karşısında donakaldığımız bir an, hiç çözülmeyecek gibi akmayan bir zaman.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunlar olurken, zihnimin sinir bozucu, kıyıcı bir köşesi bu donmuş anın bir daha akmayacağını fısıldıyor. Çok bozuluyorum. O bilgiyi, o kıymığı çıkarıp atmak, sabotaj cevabıyla yetinebilmek istiyorum. Kimilerimizin büyük bir hevesle sarıldığı o kundaklama cevabının nasıl rahatlatıcı olduğunu biliyorum. Çünkü öyleyse eğer, suçlayacak birileri var. Daha da önemlisi, öyleyse eğer, söndürüldüğü zaman bu afet iklimi bitecek, normale döneceğiz. Öyleyse eğer, bir daha tekrarlanmayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama o sinir bozucu bilgiyi söküp atamıyorum: İklim krizi ile birlikte afetlerin yeni normalimiz olacağı, bu korkunun, bu dehşetin türlü veçhesi ile yeniden ve yeniden karşımıza çıkacağı, donan bu anın çözülmeyeceği bilgisi. Öngörü değil, bilgi. Dün sel, bugün yangın, öbür gün dolu. &#8220;Kim yaktıysa ciğeri yansın,&#8221; diyen feryatları okuyorum. &#8220;E yanıyor ya&#8221; yazmak geliyor içimden. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz yaktık tabii. Sen, ben, hepimiz. Bu yangının bu kıvılcımını çakmadık belki ama aldığımız her fazladan giysiyle, doymak bilmeden tükettiklerimizle, yurttaşlığı bir oturup tanımlamayıp üstlenmediğimiz sorumluluklarımızla. Şirketlerin talanına verdiğimiz izinle, sormadığımız hesaplar, çıkmadığımız sokaklarla. Çok sevdiğim Kıbrıs deyişiyle: Ya ne olacağıdı? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hak mücadelesinin ortak olduğunu anlamak istemediğimiz, yurttaşlığın haklar ve sorumluluklar olduğunu fark edip sorumluluklarımızı almadığımız için. Yangın söndürmeye giden iki genci linç etmeye kalkacak kadar gözümüz döndüğü için. Ankara&#8217;da gecenin bir vaktinde hayatlarını kurtarmak için evlerinden kaçmak zorunda kalan translarla bir orman köyünde alevlerden kaçmak zorunda kalanların ortaklığını anlatamadığımız için. O gelmeyen uçakların hesabını sormakla göçmenlerin haklarının hesabını tutmanın  aynı sathı müdafaa etmek olduğuna inanmadığımız için. Biz körükledik alevleri. Tüm bunları bir &#8220;romantiklik&#8221; sandığımız, sevgili Ayşe Çavdar&#8217;ın yazdığı gibi &#8220;matematik ve hukuk temelli bir siyaset üretmek&#8221; olduğu gerçeğini görmezden geldiğimiz için. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok sevgili ve eski bir arkadaşımın &#8220;Kahrolsun içindeki insan sevgisi Damla,&#8221; lafına vermek isteyip de veremediğim cevabı bırakayım buraya: &#8220;Yahu insan sevgisi değil, hayatta kalma dürtüsü!&#8221;. Tek başına hayatta kalamayan türümüzün birbiri ile, doğa ile, gezegeni ile itişmeden yaşamanın bir yolunu bulamazsa silinip gideceğini bilerek&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bekliyoruz. Zaman geçmiyor, yangın büyüyor. Biz, birbirimizi yiyoruz. Alevler gezegeni yutuyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/03/biz-yaktik-ya-ne-olacagidi/">Biz Yaktık, Ya Ne Olacağıdı? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akdeniz fokunun son sığınakları da tehlike altında</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/07/13/akdeniz-fokunun-son-siginaklari-da-tehlike-altinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Jul 2016 09:41:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alanya]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya]]></category>
		<category><![CDATA[Aydın]]></category>
		<category><![CDATA[Marmaris]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=8747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) Akdeniz Foku Araştırma Grubu (AFAG) Koordinatörü Cem Orkun Kıraç, Akdeniz fokunun neslinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi ve nedenlerini, çözüm yollarını anlattı. SAD AFAG, 1987 yılından bu yana faaliyet gösteren bir ihtisas derneği. Araştırma yaptığı konulardan biri de Akdeniz fokunun yaşam alanlarının belirlenmesi. Tüm kıyıları tek tek belirlemiş durumda. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/07/13/akdeniz-fokunun-son-siginaklari-da-tehlike-altinda/">Akdeniz fokunun son sığınakları da tehlike altında</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sualtı Araştırmaları Derneği (SAD) Akdeniz Foku Araştırma Grubu (AFAG) Koordinatörü Cem Orkun Kıraç, Akdeniz fokunun neslinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olduğunu söyledi ve nedenlerini, çözüm yollarını anlattı.</h3>
<p>SAD AFAG, 1987 yılından bu yana faaliyet gösteren bir ihtisas derneği. Araştırma yaptığı konulardan biri de Akdeniz fokunun yaşam alanlarının belirlenmesi. Tüm kıyıları tek tek belirlemiş durumda. AFAG Koordinatörü Cem Orkun Kıraç, &#8220;Son verilerimize göre Türkiye&#8217;de 104- 105 civarında Akdeniz foku var. Bunlardan 10- 15&#8217;i Antalya kıyılarında yaşıyor ve ürüyor. 2015 üreme sezonunda Alanya ve falezlerde yavru foklar tespit ettik, fotoğraflarını çektik&#8221; diyor.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-8751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/07/akdenizfok1-1.jpg" alt="akdenizfok1" width="600" height="502" /></p>
<h4>&#8216;SADECE TÜR DEĞİL, KIYI HABİTATI DA KORUNMALI&#8217;</h4>
<p>Dünyada Akdeniz fokunun yaşadığı 4 ülkeden birinin Türkiye olduğunu ve bunun büyük sorumluluk getirdiğini vurgulayan Kıraç, sözlerine şöyle devam ediyor:</p>
<p>&#8220;Karar vericiler sadece türün korunması gerektiğini sanıyor. Oysa yaşam alanları olan kıyı habitatlarının korunması gerektiği yeterince bilinmiyor. Bu canlının varlığını sürdürmesi için bakir kıyılar ve koyların olduğu gibi korunması gerekiyor.&#8221;</p>
<p>Bu amaçla bir proje başlattıklarını, Ege ve Akdeniz kıyılarında bakir kalan son kayalık kıyılarda aşırı imarlaşma ve betonlaşma varsa bunu tespit ettiklerini kaydeden Kıraç, &#8220;Vukuatlı kıyı alanlarını Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;na bildirip gerekirse savcılığa da suç duyurusunda bulunuyoruz&#8221; diye anlatıyor.</p>
<h4>birinci düşmanı koylarda mantar gibi ilerleyen yapılaşma</h4>
<p>Akdeniz fokunun neslinin yok olma tehlikesiyle karşı karşıya kalmasının birçok nedeni olduğunu belirten Kıraç, bu nedenlerin hiçbirinin doğal olmadığını, hepsinin insan faaliyetleri sonucu olduğunu belirtiyor. Akdeniz fokunun birinci düşmanı koylarda mantar gibi ilerleyen yapılaşma ve bakir kıyıların imara açılması. Kıraç, bir diğer nedenin yasadışı balıkçılık sonucunda denizlerimizde balık, ahtapot ve ıstakoz gibi canlıların ciddi şekilde azalması olduğunu söylüyor. Ve son yıllarda artan mağara dalışlarını da önemli bir neden olarak ekliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-large wp-image-8752" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/07/akdenizfok.jpg" alt="akdenizfok" width="593" height="313" /></p>
<p>Bodrum, Kaş, Kuşadası, Foça, Fethiye, Alanya ve Kemer bölgelerinde dalarak veya yüzerek fok mağaralarına girildiğini ve bunun büyük sorun olduğunu söyleyen Kıraç, &#8220;Antalya falezler ve Alanya&#8217;daki mağara dalışları ve teknelerin mağaralara girmesi büyük sorun. Alanya&#8217;da su altı girişli kıyı mağaralarına sualtı dalışları yapılıyor. Alanya mağara dalışlarının en çok yapıldığı noktalardan biri. Alanya&#8217;da en az 7- 8 tane Akdeniz foku mağarası var&#8221; diyor. Oysa fokların yaşadığı, yavruladığı, dinlendiği ve beslendikleri alanlar kıyı mağaraları. Dalışlar nedeniyle artık buraları kullanamaz hale gelmişler. Kıraç şöyle anlatıyor:</p>
<h4>Turistik dalışlar fokları yerlerinden ediyor</h4>
<p>&#8220;Önce tekneler ve yüzerek girilebilen su üstü girişli mağaralar ve daha sonra dalış firmaları tarafından mağara dalışı veya fok gösterme adı altında turist daldırılan sualtı girişli mağaralar gitgide foklar tarafından terk edilmektedir. Kanunen yasak olmasına karşın bilerek veya bilmeyerek pek çok dalış firması özellikle Bodrum, Marmaris, Fethiye, Kaş ve Alanya civarında fok mağaralarına turistik dalışlar yaptırmakta ve bu konuda hiçbir uyarı almamaktadır. Ancak Tarım ve Köyişleri Bakanlığı tarafından düzenlenen Su Ürünleri Tebliği&#8217;nce 1991&#8217;den bu yana fokların yaşadığı mağaralarda ışık kullanmak, her türlü vasıta ile dalış yapmak ve amatör su ürünleri avcılığı yapmak yasak. Gerçek bir deniz sever ve doğa korumacı olarak, zaten etik davranış kuralları çerçevesinde Akdeniz foklarını yaşadıkları bu son sığınaklarda rahatsız etmememiz gerekiyor.&#8221;</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6>Kaynak: DHA</h6>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/07/13/akdeniz-fokunun-son-siginaklari-da-tehlike-altinda/">Akdeniz fokunun son sığınakları da tehlike altında</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
