<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Lülüfer Körükmez arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/lulufer-korukmez/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/lulufer-korukmez/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:35:32 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Lülüfer Körükmez arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/lulufer-korukmez/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Barış Akademisyenleri Suçlamayı Kabul Etmeyip Adaletin Peşinden Gitti’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/baris-akademisyenleri-suclamayi-kabul-etmeyip-adaletin-pesinden-gitti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Dec 2019 09:14:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Barış Akademisyenleri]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Lülüfer Körükmez]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV Akademi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45347</guid>

					<description><![CDATA[<p>TİHV Akademi’nin hazırladığı raporda barış imzacısı akademisyenlerin KHK’larla yaratılan suçlama ve damgalamayı kabullenmeyip, adaletin peşinden gittiği dile getiriliyor. Raporu hazırlayan TİHV Akademi üyesi Lülüfer Körükmez “Barış, adalet ve hak talebinin bir sonucu olarak bir araya gelen Barış İçin Akademisyenler'in bu süreçte kendilerini içinde buldukları mücadele, kendi mağduriyetlerinin giderilmesi değil, haklarının ve adaletin temin edilmesi olmuştur” dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/baris-akademisyenleri-suclamayi-kabul-etmeyip-adaletin-pesinden-gitti/">‘Barış Akademisyenleri Suçlamayı Kabul Etmeyip Adaletin Peşinden Gitti’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Barış Bildirisine imza attıkları gerekçesiyle üniversitelerden ihraç edilen İzmir’deki bir grup akademisyen tarafından Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) bünyesinde kurulan TİHV Akademi, “Akademisyen İhraçları: Hak İhlalleri, Kayıplar, Travma ve Güçlenme Süreçleri” başlıklı bir rapor yayınladı. Rapor, OHAL KHK’larıyla ihraç edilen akademisyenlerin yaşadıkları hak ihlallerini, ekonomik, akademik ve sosyal kayıplarını, bunların travmatik etkilerini ve bu etkilerle başa çıkma yollarını ele alıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu Suça Ortak Olmayacağız! başlıklı bildiriye imza attıkları gerekçesiyle ihraç edilen akademisyenlerle yapılan 244 anket ve 50 mülakat sonucunda hazırlanan raporda imzacı akademisyenlerin adil yargılanma, masumiyet karinesi, seyahat özgürlüğü hakkı, çalışma hakkı, sağlık hakkı, yaşam standardı hakkı, katılım hakkı, ayrımcılık yasağı, ifade özgürlüğü, özel hayatın gizliliği ve eğitim hakkının ihlal edildiği belirtiliyor. </span></p>
<p><b>Akademisyenlerin Yüzde 84.8’i &#8216;Hedef Gösterildim&#8217; Dedi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Görüşülen akademisyenlerin %84,8’i ihraç edilme sebepleriyle ilişkili olarak kamuya açık bir mecrada ve hedef göstermek amacıyla kişisel bilgilerinin paylaşıldığını bilgisini verdi. Akademisyenlerin hedef gösterildikleri mecraların başında 178 rakamı ile elektronik medya (haber siteleri) yer alıyor. Elektronik medyayı sosyal medya (149) ve basılı yayınlar (142) takip etti. Yine akademisyenlerin yüzde 55’3’ü (135) imza metninden dolayı sözlü veya yazılı bir şekilde tehdide maruz kaldığını belirtti. Görüşülen 244 akademisyenden 21’i ihraç sebebiyle ilişkili olduğunu düşündüğü bir nedenle saldırıya uğradığını ifade etti. </span></p>
<p><b>İhraç Edilenlerin Yarıya Yakını Sigortasız Çalışmaya Başlamış</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İhraç edilen akademisyenlerin %44,60’ı yeni çalışmaya başladıkları işlerde herhangi bir sosyal güvenceleri olmaksızın çalıştıklarını dile getirdi. Emeklilik hakkını kazanmış olan akademisyenlerden %42,2’si ikramiye ve tazminatlarını alamadıklarını, %17,8’i ise bu haklarını alsalar da, bu sürecin normal işleyişten farklı olarak, KHK ile ihraç edilmiş olmaları sebebiyle uzadığını belirtti.</span></p>
<p><b>Yakınları Da Hak Kaybına Uğramış</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KHK ile ihraç edilme yalnızca ihraç edilen kişileri değil, ihraç edilenlerin yakınlarının da hak kaybı ve hak ihlallerine uğramalarına neden olmuş. Görüşülen akademisyenlerden %41,4’ünün bir yakını, en az bir hak kaybı/ ihlaline maruz kaldı. Bu kayıpların başında %79,8 ile pasaporta el konması geliyor. 15 akademisyen kendisinin KHK ile ihraç edilmesi nedeniyle bir yakınının işe alınmadığı/atamasının yapılmadığını ifade ederken 5 akademisyen, bir yakınının işini kaybettiğini söyledi. </span></p>
<p><b>5 Akademisyenden 1’i Hiç Çalışmamış</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre akademisyenlerin %19,3’ü ihraç sonrası hiç çalışmamış. Akademisyenlerin %80.7’si ihraç edildikten sonraki dönemde en az bir işte çalıştıklarını ifade ederken çalışanların %8,4’ü aynı zamanda emeklilik hakkını kazanmış olan akademisyenlerden. İhraçtan sonra hemen çalışmaya başlayabilenlerin sayısı oldukça az olmakla birlikte, işsizlik ortalama olarak beş ay sürmüştür. İhraçtan sonra gelir getirici işler yapanların oranı neredeyse beşte dört oranında olsa </span><span style="font-weight: 400;">da, görüşmelerin yapıldığı 2018 Ağustos-2019 Temmuz arasında, gelir getirici bir iş yapanların oranı % 63,1’e düştü. </span></p>
<p><b>Birden Fazla İş Yapmak Zorunda Kalmışlar </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışma hakları ihlal edilen Barış Akademisyenlerinin, geçimlerini sağlamak ve </span><span style="font-weight: 400;">hayatlarını idame ettirebilmek için, birden fazla iş yapmaya zorlandığı da raporda yer alıyor.  </span><span style="font-weight: 400;">Araştırmanın yapıldığı zaman diliminde çalışmakta olan akademisyenlerin %71’inin tek iş; </span><span style="font-weight: 400;">%29’unun birden fazla iş yaptığı kaydediliyor. Çalışmakta olan akademisyenlerin sadece %40,9’u tam zamanlı istihdam edildikleri bir işte çalışmakta, %38,3’ü ise sadece parça başı işlerde çalışarak geçimlerini sağlamış. Ek olarak, tam zamanlı çalışanların %25,4’ü ek iş yapmak zorunda kaldıklarını belirtmiş. 228 akademisyen bu dönem içinde en az bir sağlık sorunu yaşadığını bildirse de %12,7’si gereksinim duyduğu halde başvuramadığını bildirmiş.</span></p>
<p><b></b><b>‘Yaşanan Hak İhlallerinin Travmatik Etkisine Bakmak İstedik’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-45348 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/lulufer_korukmez-640x427.jpg" alt="" width="378" height="252" />Raporla ilgili Sivil Sayfalar&#8217;a açıklamada bulunan TİHV Akademi üyesi ve Araştırma Koordinatörü Lülüfer Körükmez, KHK’ların etkilerini anlamak ve yaşanan hak ihlallerinin bireysel ve toplumsal olan travmatik etkisine bakmak istediklerini dile getirdi. Körükmez, “Çalışmamızla birlikte travmatik etkilenmelerle eşzamanlı baş etme ve güçlenme süreçlerini de incelemek istedik.  Çalışmamızı ihraç edilen 6081 akademisyeni temsil edecek bir örneklemle gerçekleştirmeyi planlamıştık süreç içerisinde gördük ki baskı koşullarında bu kadar akademisyene ulaşabilmek ve konuşabilmek çok mümkün değildi. Bundan dolayı araştırmamız büyük ölçüde Barış İçin Akademisyenleri kapsayacak bir çalışmaya döndü; anket sadece Barış için Akademisyenleri kapsadı.   İmza dışındaki nedenlerle ihraç edilen akademisyenlerle çok daha kısıtlı bir çalışma yapmak durumunda kaldık ve 43 mülakat gerçekleştirdik.  Aslında bunun kendisi de bir gösterge, bir veri. İnsanların uğradıkları ihlaller o kadar sert ki tam anonimliği sağlandığı bir çalışmaya katılmaktan dahi çekiniyorlardı. Nihayetinde, kısıtlılıklarıyla birlikte, yaşadığımız dönemi belgeleyecek bir çalışma gerçekleştirdiğimizi düşünüyoruz” dedi. </span></p>
<p><b>‘Hak İhlallerinin Bir Kısmı Ağır İnsan Hakkı İhlalleri’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporda yaşanan hak ihlallerinin bir kısmının ağır insan hakkı ihlalleri olarak değerlendirdiklerini dile getiren Körükmez şunları söyledi: “KHK’ların kendisi karşımıza hem suçlama hem de bir cezalandırma metni olarak karşımıza çıkıyor. Acele ve keyfi biçimde gerçekleşen KHK ile ihraç, hukukun üstünlüğü ilkesinin ihlali ve süresi belli olmayan ve doğrudan cezalandırma pratiği. Aynı zamanda gizli olması gereken kişisel bilgilerinizin kamuya açık biçimde yayınlanması,çalışma, sağlık ve eğitim haklarının ihlalini beraberinde getiriyor. Bir ihlalin, başka ihlalleri doğurmasıyla çoklu hak ihlalleri ortaya çıkıyor.  Biz, ihlaller neticesinde oluşan dört kaybı ele aldık; ekonomik kayıplar, sosyal kayıplar, akademik kayıplar ve sağlık kayıpları. Bu kayıpların travmatik etkilerine ve başa çıkma ve ayakta kalma yöntemlerine baktık. Bu Barış İçin Akademisyenler için bir arada durma ile gerçekleşti”. </span></p>
<p><b>‘Kabullenip Geri Çekilmediler, Adaletin Peşinden Gittiler’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barış İçin Akademisyenler metne imza atmadan önce büyük oranda birbirini tanımayan, sadece mesleki ortamdan birbirini tanıyan ve herhangi bir bağdaşlık içermeyen bir grup olduğunu ifade eden Körükmez, “Ne zaman KHK’lardan ihraç edilmeye başladılar o andan itibaren bir bağdaşlık gerçekleşmeye başladı. Suçlama ve damgalamanın kendisi bunu kabullenme ve geri çekilme biçiminde değil büyük oranda suç olanı görme, adaletsizliği görme ve adaletin peşinden gitme biçiminde gerçekleşti diyebiliriz. Dolayısıyla bu işte bildiğimiz dayanışma akademileri yoluyla hem bunun gerisinde insani yakin ilişkilerin yoğunlaşması ve adalet takibi vardı. Dolayısıyla Bütün bunlar bir tür birlikteliği ve güçlenmenin ipuçlarını sağladı diyebiliriz. Özellikle dayanışma akademileri etrafında örgütlenme ve akademisyen olma ve akademik işler yapmaya devam etme ısrarı da bu güçlenmenin önemli ayaklarından bir tanesi oluşturdu diyebiliriz” dedi. </span></p>
<p><b>‘Akademisyen Kimliklerinin Sürdürmenin Yollarını Aradılar’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de ayrımcılığa uğradığını düşünen akademisyenlerin oranının yüzde 93, kendisini Türkiye&#8217;de güvende hissetmeyenlerin oranının ise 97 civarında olduğunu belirten Körükmez, “Görüldüğü gibi, zorluklarla birlikte mücadele etme iradesini kırmaya yönelik sert müdahalelerin de olduğu bir zamanda ihraç edilen Barış Akademisyenleri bir arada durma iradesi göstererek ve birlikte hareket ederek baskı ve tehditlerin neden olduğu kırılmayı tamir etme ve geleceklerini yeniden kurma mücadelesi vermektedirler. Bu mücadele, mesleki becerilerinin yok olmaması için yeni yollar arama çabasını da kapsamaktadır. Araştırma bulguları, akademisyen kimliklerini kolektif olarak sürdürmenin yollarını arayan ve yaratan bir süreci inşa etmeye başladıklarını ortaya koymaktadır. İhraç edilen Barış Akademisyenlerine özgü süreç, bunun dayanışma, örgütlülük inadı gerektirdiğini göstermektedir. Barış, adalet ve hak talebinin bir sonucu olarak bir araya gelen Barış İçin Akademisyenlerin bu süreçte kendilerini içinde buldukları mücadele, kendi mağduriyetlerinin giderilmesi değil, haklarının ve adaletin temin edilmesi olmuştur. Bu talep, ihraç edilen Barış Akademisyenlerini özneleştirmekte ve güçlendirmektedir.” diye konuştu. </span></p>
<p><b>‘Yüzleşme Gerektiren Yeni Bir Toplumsal Ortaklaşmaya İhtiyacımız Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Körükmez, Dünyada ve Türkiye’de hükümet ve devletlerin politikalarına ve bunların sonuçlarına müdahil olmak için akademisyenlerin entelektüel ve yurttaş sorumluluğuyla rol aldığı pek çok örneği bulunduğuna değinerek, &#8221;Bu çalışmanın, insan hakları savunuculuğunun temel yönelimleri olan hakikat, adalet, onarım ilkeleri bakımından bir anlam ve işlev taşımasını da umut ediyoruz. Yine pek çok örnekte, söz konusu müdahillikler ağır biçimde cezalandırılmıştır. Bu cezalandırma, Barış için Akademisyenler vakasında, travma ve travmanın onarımında ortaklaşan ve bunu kamusal düzleme taşıyarak dayanışmayı bir politik müdahale olarak ören kolektivitenin oluşmasıyla sonuçlanmıştır. Bu çalışmanın da oraya koyduğu gibi, ihraçlarla ortaya çıkan tahribat, ihlal, kayıp ve travmaların onarılması, hukuksal bir tazmin yoluyla gerçekleştirilemeyecek kadar ağır ve büyük. O nedenle, adalete erişim için hakikatin ilanına ve kabulüne, yüzleşme ve hesaplaşma gerektiren yeni bir toplumsal ortaklaşmaya ihtiyacımız var” dedi.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/06/baris-akademisyenleri-suclamayi-kabul-etmeyip-adaletin-pesinden-gitti/">‘Barış Akademisyenleri Suçlamayı Kabul Etmeyip Adaletin Peşinden Gitti’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İzmir Dayanışma Akademisi yoluna devam ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/izmir-dayanisma-akademisi-yoluna-devam-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 10 Jan 2018 11:28:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[İzmir Dayanışma Akademisi (İDA)]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Lülüfer Körükmez]]></category>
		<category><![CDATA[Nilgün Toker]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=23095</guid>

					<description><![CDATA[<p>İzmir Dayanışma Akademisi’nin birinci yılını değerlendiren Yrd. Dr. Lülüfer Körükmez, “Türkiye’de üniversitelerin, üniversite olma niteliğini kaybettiğini söylüyoruz. Elbette bu, biz ihraç edildik diye değil. İhraçlar, zaten oldukça kusurlu ve vasat olan üniversiteleri daha da kötü hale getirdi çünkü eleştirel, muhalif söz söyleyen ve/veya eyleyen herkese bir sopa gösterildi. Asıl darbeyi alan, üniversitelerin asli niteliği olması [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/izmir-dayanisma-akademisi-yoluna-devam-ediyor/">İzmir Dayanışma Akademisi yoluna devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İzmir Dayanışma Akademisi’nin birinci yılını değerlendiren Yrd. Dr. Lülüfer Körükmez, “Türkiye’de üniversitelerin, üniversite olma niteliğini kaybettiğini söylüyoruz. Elbette bu, biz ihraç edildik diye değil. İhraçlar, zaten oldukça kusurlu ve vasat olan üniversiteleri daha da kötü hale getirdi çünkü eleştirel, muhalif söz söyleyen ve/veya eyleyen herkese bir sopa gösterildi. Asıl darbeyi alan, üniversitelerin asli niteliği olması gereken eleştirellik ve özgür bilgi üretmedir” dedi.</strong></p>
<p>İzmir Dayanışma Akademisi’nin kurucularından  Yrd.Dr. Nilüfer Körükmez ve Prof. Dr. Nilgün Toker ile birinci yıllarını ve ihraçların ardından akademiyi ve sorunlarını konuştuk.</p>
<p><strong>İzmir Dayanışma Akademisi birinci yılı geride bıraktı. Nasıl değerlendiriyorsunuz bir yıllık çalışmayı, kuruluş amacından da başlarsak…</strong></p>
<div id="attachment_21245" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-21245 size-medium     lazyloaded" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604-300x204.jpg" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604-300x204.jpg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604-610x415.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604.jpg 720w" alt="" width="300" height="204" data-lazy-src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604-300x204.jpg" data-lazy-srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604-300x204.jpg 300w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604-610x415.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172604.jpg 720w" data-lazy-sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" /></p>
<p class="wp-caption-text">Nilgün Toker</p>
</div>
<p><strong>Nilgün Toker:</strong> Dayanışma akademileri, kürsüsüz kalan akademisyenlere bir kürsü sunmak ve üniversitelerde giderek daralan akademik etkinliklere alternatif bir alan açma amacındaydı. İlk ihraçlar başladığında önce Kocaeli’de kuruldu. Ardından barış akademisyenlerinin var olduğu tüm kentlere yayıldı.</p>
<p><strong>Lülüfer Körükmez</strong>: İzmir’de ihraçlar başlamadan önce oluşturduğumuz  İzmir Dayanışma Akademis (İDA) bize kürsü oldu. Şimdiye kadar İDA Buluşmaları adı altında ayda bir konferanslar düzenledik. Katılım sürekli olarak arttı. Bu elbette mutluluk verici ama onun da ötesinde hem ihraç edilen akademisyenlere desteği gösteriyor hem de üniversitelerin giderek nefes alınamaz olan atmosferine küçük de olsa bir alternatif oluşturuyor.</p>
<p><strong>Neden dayanışma akademisi? Dayanışma akademileri ile amaçlanan nedir?</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Nilgün Toker</strong>: Dayanışma çünkü, üniversite dışına atılan akademisyenlerin, birlikte yeni bir deneyimi paylaşarak, hem bir arada durmaya hem de birlikte üretmeye devam edebilmelerini sağlamak amacındayız. Akademi çünkü, akademik etkinliğimiz üniversitelerin duvarlarıyla sınırlı değil, dışarıda, başka yerlerde de akademik etkinliği sürdürebiliriz. İşte dayanışma akademileriyle, birlikte farklı bir akademik etkinliği yaratma, deneyimleme şansı yakaladık ve bunu geliştirmek, kalıcılaştırmakta ısrarlıyız. Dayanışma akademileri, kürsüsüz kalan akademisyenlerin kendi alanlarında, çalışmalarını aktarmak için kürsü sunuyor ve akademinin bulunduğu hemen her ilde bu etkinlikler düzenli olarak gerçekleştiriliyor. Bunun yanı sıra kamuyla, öğrencilerle karşılaşmak, birlikte bilgi üretmek için farlı etkinlikler, dersler, sokak dersleri, atölye çalışmaları düzenleniyor. Giderek bu çalışmaların daha da yapılandırılacağı kanısındayım.</p>
<div id="attachment_21247" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-21247 size-medium     lazyloaded" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978-287x300.jpg" sizes="(max-width: 287px) 100vw, 287px" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978-287x300.jpg 287w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978-610x637.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978.jpg 671w" alt="" width="287" height="300" data-lazy-src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978-287x300.jpg" data-lazy-srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978-287x300.jpg 287w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978-610x637.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/20180103_172542-e1515144610978.jpg 671w" data-lazy-sizes="(max-width: 287px) 100vw, 287px" /></p>
<p class="wp-caption-text">Lülüfer Körükmez</p>
</div>
<p><strong>LülüferKörükmez:</strong>  Barış çağrısının üzerinden neredeyse iki yıl geçti. Barış imzacıları iki yıldır, işten çıkarma, vatandaşlık haklarının kısıtlanması, sürgün, çeşitli biçimlerde baskı ve tehdit vb. sindirme ve cezalandırma yöntemleriyle karşılaştı. Süreç henüz bitmedi, bir yandan mahkeme süreci henüz yeni başlıyorken bir yandan da tehditler devam ediyor. Elbette diğer bütün hak kaybına uğramış kişiler gibi biz de hak arayışına devam edeceğiz. Türkiye’de üniversitelerin, üniversite olma niteliğini kaybettiğini söylüyoruz. Elbette bu, biz ihraç edildik diye değil. İhraçlar, zaten oldukça kusurlu ve vasat olan üniversiteleri daha da kötü hale getirdi çünkü eleştirel, muhalif, söz söyleyen ve/veya eyleyen herkese bir sopa gösterildi. Asıl darbeyi alan, üniversitelerin asli niteliği olması gereken eleştirellik ve özgür bilgi üretmedir. İhraçlara rağmen, üniversite bileşenlerinden gür bir ses çıkmaması ise cezalandırma yönteminin işe yaramadığını gösteriyor elbette. Ancak, ses çıkarmaktan, eleştirmekten kaçınanlar da görüyor ki, sessizlik derde derman değil.</p>
<p><strong>Dayanışma akademileri alternatif bir düşünce ortamı sunabilecek mi?</strong></p>
<p><strong>Nilgün Toker</strong>: Üniversiteler üniversite olmaktan çıkarıldıkça, dışarıda özgür bilgi dolaşımı ve paylaşımı daha kıymetli hale gelecek. Ama bu özgür bilgi üretimi ve paylaşımı için ‘Barış Akademisyenleri’nin toplumsal destek ve dayanışmaya ihtiyacı var. Eğer var olacaksak hep beraber var olacağız, bu unutulmamalı. Bu nedenle demokratik bir bir arada yaşama talebinde olan herkesi, bu dayanışma ağına davet ediyoruz.</p>
<p><strong>Lülüfer Körükmez</strong>: Aslında biz de hala bunun yollarını arıyoruz. İhraç / açığa alma öncesinde hemen hepimiz, üniversite dışı sivil topluma, kamuya yönelik de çalışmalar yürütüyor ancak nihayetinde üniversite bünyesinde, sıkı yapılandırılmış ve oldukça kusurlu bir yapıda çalışıyorduk. Şimdi bir şekilde bundan özgürleştik ancak alternatif akademiyi nasıl oluşturabileceğimizi arayarak bulacağız. Bunun hazır bir reçetesi yok. Elbette ders içerikleri, ders yapma yöntemleri, bilgi üretme yöntemleri ve hatta mekanları üzerine tartışmamız gerekiyor. Sıkça hiyerarşik olmayan, özgür, bilginin ezber yoluyla aktarılmadığı bir eğitim modelinden bahsediyoruz ancak bunu nasıl mümkün kılacağımız üzerine henüz küçük denemelerimiz var. Ayrıca bu sürecin sadece “hocalar” tarafından üretileceğini düşünmüyorum. Zaten bu da sakat olur. Öğrenciler sık sık dayanışma akademilerinde yeterince alan sahibi olmadıklarından ve üniversitedeki anlatan-dinleyen, alan-veren hiyerarşisinin devam ettiğinden şikayet ediyorlar. Haklılar da! Ancak, henüz kendilerinden bir öneri gelmedi. Kim olursa olsun birilerinin sizin için iyi bir model, pratik vb. üretmesini talep etmek veya ummak pek gerçekçi bir beklenti değil. İDA takipçisi öğrenci arkadaşlara tavsiyem daha farklı bir model istiyorlarsa daha katılımcı olsunlar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/10/izmir-dayanisma-akademisi-yoluna-devam-ediyor/">İzmir Dayanışma Akademisi yoluna devam ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dayanışma Akademileri’nde akademik yıl başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/02/dayanisma-akademilerinde-akademik-yil-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 02 Oct 2017 17:42:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Akademi]]></category>
		<category><![CDATA[Bandista]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Bildirisi]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma Akademileri]]></category>
		<category><![CDATA[Fulya Atacan]]></category>
		<category><![CDATA[İsmail Beşikçi]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Lülüfer Körükmez]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18891</guid>

					<description><![CDATA[<p>KHK’larla ihraç edilen akademisyenlerin kurduğu Dayanışma Akademileri’nde güz dönemi ekim ayının ilk haftasında başlıyor. Barış, özgürlük ve insanca yaşam talepleri nedeniyle Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç edilen, görevinden uzaklaştırılan akademisyenlerin dayanışma amacıyla başlattıkları Dayanışma Akademileri’nde güz dönemi dersleri başlıyor. Ankara, İzmir, Antalya ve Kocaeli Dayanışma Akademilerinin ise açılış programı belli oldu.  Dayanışma Akademileri, Ankara, Antalya, Dersim [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/02/dayanisma-akademilerinde-akademik-yil-basliyor/">Dayanışma Akademileri’nde akademik yıl başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>KHK’larla ihraç edilen akademisyenlerin kurduğu Dayanışma Akademileri’nde güz dönemi ekim ayının ilk haftasında başlıyor.</em></p>
<p>Barış, özgürlük ve insanca yaşam talepleri nedeniyle Kanun Hükmünde Kararnamelerle ihraç edilen, görevinden uzaklaştırılan akademisyenlerin dayanışma amacıyla başlattıkları Dayanışma Akademileri’nde güz dönemi dersleri başlıyor. Ankara, İzmir, Antalya ve Kocaeli Dayanışma Akademilerinin ise açılış programı belli oldu.  Dayanışma Akademileri, Ankara, Antalya, Dersim Eskişehir, İstanbul, İzmir, Kocaeli ve Mersin’de devam ediyor.</p>
<p><strong>Ankara Dayanışma Akademisi’nden yeni döneme İsmail Beşikçi ve Bandista ile merhaba!</strong></p>
<p><a href="https://www.facebook.com/AnkaraDayanismaAkademisi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Ankara Dayanışma Akademisi </a>7 Ekim Cumartesi günü İsmail Beşikçi’nin vereceği açılış ders ile güz dönemine merhaba diyecek. İTÜ Evi’nde, saat 17.00’de gerçekleşecek olan dönemin ilk dersinde “Bilim Yöntemi, Kürdler, Ermeniler, Aleviler” başlığı tartışılacak. İlk dersin ardından Bandista Konseri etkinliği gerçekleşecek.</p>
<h3><strong>KODA “Bilim ve Mücadele” Forumu düzenliyor</strong></h3>
<p>Kocaeli Üniversitesi’nden ihraç edilen akademisyenlerin kurduğu <a href="https://www.kocaelidayanisma.org/tr/anasayfa/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kocaeli Dayanışma Akademisi</a> (KODA) ise açılışını 4 Ekim’de Kocaeli Yüksek Öğrenim Derneği’nde gerçekleştirecek. KODA’nın açılış dersi “Ortadoğu’da Düşünce Özgürlüğü ve Akademi” dersi ile Fulya Atacan verecek. İlk dersin ardından, “Bilim ve Mücadele” başlıklı bir forum düzenleniyor. Dersler 13.00’de başlıyor.</p>
<h3><strong>İzmir Dayanışma Akademisi, duygular siyasetini ve toplumsal cinsiyeti tartışacak</strong></h3>
<p><a href="https://www.facebook.com/izmirakademi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">İzmir Dayanışma Akademisi</a> yeni dönemin ilk dersini 6 Ekim Cuma günü 18.30’da Tepekule Kongre ve sergi merkezinde verecek. Yard. Doç. Dr. Barış Ünlü, “Duygular, Düşünceler ve Barış İçin Akademisyenler” dersini, Yard. Doç. Dr. Lülüfer Körükmez ise “Akademide Toplumsal Cinsiyetin İcrası” dersini anlatacak. Derslerin moderatörlüğünü Prof. Dr. Ayşen Uysal üstleniyor.</p>
<h3><strong>Antalya Dayanışma Akademisi derslere “Evrim” ile başlıyor</strong></h3>
<p><a href="https://www.facebook.com/AntalyaDayanismaAkademisi/?hc_ref=ARRjpjXQc00nxLemTwhHNR5C-KdmwRK-6lFgUxYX8d2n67MvurFJPAeougctaLG0gfM&amp;fref=nf" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Antalya Dayanışma Akademisi</a> güz dönemi açılış dersi Biyolog Dr. Nermin Biter Evrim Kuramı’nı anlatacak. 7 Ekim Cumartesi, saat 13.00’da Nobel 1 Cafe’de gerçekleşecek olan dersin ismi  “Aynılık ve Başkalık Örüntüsü”.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.kaosgl.org/sayfa.php?id=24698" target="_blank" rel="noopener noreferrer">KAOS GL</a></p>
<div></div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/02/dayanisma-akademilerinde-akademik-yil-basliyor/">Dayanışma Akademileri’nde akademik yıl başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
