<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Kültürhane arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kulturhane/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kulturhane/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 02 Jan 2020 11:44:58 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Kültürhane arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kulturhane/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>ÇİTTA&#8217;dan Ekolojik Filmler Festivali&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/cittadan-ekolojik-filmler-festivali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 10:34:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[ÇİTTA]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[Çiftçi]]></category>
		<category><![CDATA[Çukurova]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[ekololojikfilmlerfestivali]]></category>
		<category><![CDATA[film]]></category>
		<category><![CDATA[Gaiafuturefood]]></category>
		<category><![CDATA[HeinrichBöllStiftung]]></category>
		<category><![CDATA[Kilis]]></category>
		<category><![CDATA[korhanözkan]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[melikeselindurmazekenler]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[mersinbüyükşehirbelediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[sürdürülebiliryaşam]]></category>
		<category><![CDATA[SYFF]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[tohum]]></category>
		<category><![CDATA[toprak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39126</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çukurova İnsan, Tohum Toprak Atölyeleri (ÇİTTA) tarafından düzenlenen “ÇİTTA Ekolojik Filmler Festivali” 25 – 26 Mayıs tarihlerinde Mersin Yenişehir Atatürk Kültür Merkezi’nde gerçekleştirildi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/cittadan-ekolojik-filmler-festivali/">ÇİTTA&#8217;dan Ekolojik Filmler Festivali&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Festivalin ana destekçileri Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali (SYFF) ve Heinrich Böll Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği iken, yerel destekçiler de Mersin Büyükşehir Belediyesi, Mersin Yenişehir Belediyesi, Mersin Kent Konseyi, Kültürhane ve Gaia Future Food idi. SYFF 2018 seçkisinden 17 ekoloji odaklı belgesel Mersinli izleyicilerle buluştu.</p>
<p>SYFF’den kordinatör Barbara Yazırlıoğlu Mersin’deki gösterimlerde yer aldı. Yazırlıoğlu festival sürecine ilişkin en büyük sıkıntılarının büyük kitlelere ulaşamamak olduğunu belirterek, &#8220;Ne kadar çok duyuru yapsak da küçük bir kitleye ulaşabiliyoruz. Daha fazla insan çekemiyoruz. Sanırım isimden de kaynaklı; ekolojik olması insanları biraz düşündürüyor da olabilir. İlgi çekici bulmuyorlar sanırım. Çünkü şu anki nüfus popüler kültüre daha yakın, konunun önemini yeterince kavramamışlar. Bu filmlerin neye dair olduklarını bilmiyorlar ama öğrenmek de istemeyen bir kitle var. Biz bu kitleyi yakalamaya çalışıyoruz&#8221; dedi.  Bu yüzden çalışmalarını sürdürdüklerini belirten Yazırlıoğlu, &#8220;Ne kadar çok insana yayılırsa o kadar çok farkındalık artar, farkındalık arttıkça da insanlar tükettiği yiyecekleri, havayı, doğayı daha bilinçli tüketirler. Türkiye’nin pek çok yerinde SYFF’nin düzenlediği gösterimlerde yer aldım. Her şehrin dinamiği farklı elbette, Mersin’de ise aslında bu sene daha geniş bir kitleye ulaşabildik. Daha iyiye gidiyoruz. Kâğıt basmak yerine sosyal medyadan sesimizi duyurduk. Böylece hem daha ekolojik hem de daha etkili oldu.” dedi.</p>
<p><strong>&#8220;Doğayı Her Yerde Koruyucağız&#8221;</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-39131 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Barbara-2-640x427.jpg" alt="" width="474" height="316" />Festivalde filmlerin yanı sıra, filmlerde ele alınan konularla ilgili yerelden uzman konukların katılımıyla sohbetler de gerçekleştirildi. 25 Mayıs Cumartesi günü ODTÜ Erdemli Kampüsü Deniz Bilimleri Enstitüsü öğretim üyesi Doç. Dr. Korhan Özkan izleyiciyle bir araya geldi. Bir doğa bilimcisi olan, dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanında, Kuzey Kutbu’nda ve pek çok yerde araştırma imkânı olduğunu belirten Özkan, “Kendimi çok şanslı hissediyorum. Bu belgesellerde gördüğümüz o doğanın muhteşem anlarının pek çoğuna tanıklık etme imkanlarım oldu. Kutuplarda sudan sıçrayan balinaları görmek veya Kuzey Denizi’nde deniz papağanlarını görmek benim için çok etkileyici olmuştu. Ama doğa her yerde, Vamizi belgeselinde çok güzel bir bitiş cümlesi vardı: ‘Doğa her yerde. Her yerde koruyacak, bu savaşı her yerde vereceğiz.’ İnanın bu filmde gördüğünüz her şey elinizin uzanacağı uzaklıkta. Marmaris’te haziran ayında Boncuk Koyu’na giderseniz sabah erken saatlerde kum köpekbalıklarıyla birlikte yüzebilirsiniz, son derece zararsız hayvanlardır. Deniz kaplumbağaları şu anda Mersin’in tüm kumullarında bizim kampüste de görebilirsiniz. Her akşam binlerce deniz kaplumbağası kıyılarımıza çıkıyor. Bütün bunlar el atabileceğiniz uzaklıkta, tanık olmak mümkün.&#8221; diye konuştu.</p>
<p>Dünyada üretilen enerjinin, maddenin yüzde 50’si doğrudan ya da dolaylı olarak insan tarafından kullanıldığını hatırlatan Özkan, &#8220;Oysa biz bir türüz sadece, bizimle birlikte adlandırabildiğimiz 2,5 milyon tür daha canlı var. Bu dramatik bir durum. Ancak ben umutsuz olduğumuzu düşünmüyorum, Vamizi örneği çok güzel kanıtı. Bunun nasıl olacağı önemli. Bir yaşam stili değişikliği yapmak zorundayız. Eskiden milli parklarda tutardık canlıları, ancak milli parklarla doğayı korumak mümkün değil. Yeni bir yol bulup kentte hem insanı hem doğayı bir arada var edecek çözümler bulmamız gerekiyor. Örneğin Mezitli’de (Mersin) deniz kaplumbağalarının yeniden üremesi için kumsal ve deniz lazım, bunlar zaten var. Üremesi için tek yapmamız gereken insan etkilerini kontrol edebilmek. Akdeniz fokları yeniden Mersin Limanı’na çıkabilir, deniz kaplumbağaları yeniden kumsallarımızda olabilir, başarıp ulaşabileceğimiz şeyler bunlar. Kent olarak, ülke olarak, insanlık olarak bir karar aşamasındayız; doğanın bizimle birlikte var olmasına izin verecek miyiz yoksa hep beraber yok mu olacağız?” dedi.</p>
<p><strong>Gıda Krizine Bir Çözüm Olarak Kent Bostanları</strong></p>
<p>26 Mayıs Pazar günü de Mersin Üniversitesi’nden Melike Selin Durmaz Ekenler ve Çitta Gıda Topluluğu üyeleri yereldeki deneyimleri üzerinden bilgi paylaşımında bulundu. Ekenler, kentlerde yereldeki sorunları çözmeye yönelik çok çeşitli bahçe ve bostan uygulamalarının önemine değinerek insanların buralarda hem bir araya geldiklerini hem de küçük de olsa temiz gıda üretildiğini belirtti: “Bahçe ve kent bostanları, kentte betonlaşan, kamusal alanın giderek daraldığı yerde bir araya gelerek topluluk inşasının gerçekleştiği alanlardan biri. Kadın kooperatifleri, gıda kooperatifleri de birer bostan örneği aslında. Çünkü yaparak bir araya geliyorlar. Yedikule Bostanları’nda bu filmlerde ve yereldeki bahçe bostan örneklerinde ‘gıda egemenliği’ ve bunun krizi üzerine neler yapılabileceğini görüyoruz. Bazı eylemlerin kentten başlaması gerekiyor zaten. Çünkü esas tüketim alanları kentler. Yine topraktan, insan ilişkilerimizden bağın da giderek uzaklaşıldığı yerler de kentler. Burkina Faso Bereketi filminin sonunda da dediği gibi çocuklar çok önemli. Ben yerelde okullarda da çok çalıştım. Orada çoğu çocuk ve yetişkinler de aslında kimi meyve ve sebzelerin nerede yetiştiğini bilmiyor. Ve gıdanın yolculuğunu farkında değiliz, neye ne kadar sabretmemiz gerektiğini farkında değiliz. Kent bahçeleri bu nedenle önemli; yaparak gösteriyor.”</p>
<p>ÇİTTA Ekolojik Filmler Festivali’nde yer alan filmlerin konuları şu şekilde:</p>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-39133 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/zz2-160x160.jpg" alt="" width="274" height="274" />Festivalde Barcelona’da bir tahliye protestosu sonrası şehrin belediye başkanlığı için kolları sıvayan ve bunu başararak kentin ilk kadın belediye başkanı seçilen Ada Colau’nun hikayesi <strong>Aday Ada</strong>, 30 farklı ülkede mikro krediler ile yenilenebilir enerjileri herkesle buluşturan Angaza Platformu’nun öyküsü Angaza, para için değilde gezegenin faydası için emeklerini ortaya koyanlara ışık tutan <strong>Gerçek Değer</strong>, Hindistan’ın yoksul mahallelerinde kendilerini dünyaya bağlayan internet laboratuvarlarının kapatılması riskine karşı harekete geçen genç kadınları perdeye yansıtan <strong>Açık Pencere</strong>, Mozambik’e bağlı Quirimbas Adatakımı’nın en büyük adası Vamizi’ndeki eşsiz doğa güzelliklerin karşı karşıya kaldığı tehlikeleri gözlemleyebileceğimiz <strong>Vamizi: Mercan Beşiği</strong>, büyükbabasına bahçesinde yardım ederken kendi köklerini yeniden keşfeden genç bir erkeğin hikayesini aktaran <strong>Büyükbabamın Bahçesi</strong>, koşulsuz vatandaşlık geliri konusunda çalışmalar yürütenlere tanık olacağımız <strong>Bedava Öğle Yemeği Cemiyeti</strong>, sütün sağlıklı doğal ve zengin besleyici değerler içerdiği algısı ne derece doğru sorusunun peşine düşen <strong>Süt Sistemi</strong>, Filistinli ve İsrailli çevrecileri bir araya getiren EcoPeace kurucularından Gidon Bromberg’i anlatan <strong>Ecopeace Orta Doğu</strong>, Kosta Rika’da yoğun turizmin tehdit ettiği <strong>%2,5 Osa Yarımadası</strong>, giysileriniz nasıl üretiliyorun arka planını ortaya çıkaran <strong>Adil Ticaret: İlk Adım</strong>, Afrika’nın kuzeyinde sapa bir köyde insanların terk etmek yerine kalıp arazilerini onararak dönüştürmeye karar verdiğinde nelerin mümkün olduğunu gösteren <strong>Etiyopya Yükseliyor</strong>, Yedikule Bostanları’nın yaşayan en eski bostancısı Recep Eraslan’ın hikayesini aktaran <strong>Yedikule Bostanları</strong>, Batı Afrika’da bulunan küçük bir ülke olan Burkina Faso’daki tarımsal direnişin ve gıda egemenliği mücadelesini anlatan <strong>Burkina Faso Bereketi</strong>, sıfır müşteri ve 17.000 çalışan ile bir başarı hikayesini ortaya çıkaran New York Park Slope Gıda Kooperatifinin 40 yılı aşkın başarısının sırrına şahit olacağımız <strong>Gıda Koop</strong>, kornea ve organ naklinin hayati önemini gözler önüne seren <strong>Kornea İkilisi</strong>ve bir avuç sıra dışı genç doktor ve aktivistten oluşan bir ekibin “herkes için sağlık hakkı” için verdikleri küresel mücadeleyi gözler önüne seren <strong>Yörüngeyi Değiştirenler </strong>filmleri yer aldı.</p>
<p><img decoding="async" class="alignright wp-image-39129 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/Alper-emre-2-640x480.jpg" alt="" width="508" height="381" />ÇİTTA’dan Alper Tolga Akkuş ve Emre Murat Varlık’la temelde üretici ve tüketiciyi bir araya getirmeyi hedefledikleri bu kolektif topluluk ve festivalle ilgili konuştuk:</p>
<p><strong>Temel olarak üreticiyle tüketiciyi bir araya getiriyorsunuz, bu ihtiyaç neyden kaynaklanıyor? </strong></p>
<p><strong>A.T.A: </strong>Bu ihtiyaç çağımızda gıdanın sağlıksız olmasından kaynaklanıyor. Hazır gıda çok sıkıntılı, ambalajlı ürünler de öyle. Endüstriyel üretimde ilaç kullanımı çok fazla.</p>
<p><strong>E.M.V: </strong>İnsanları bir araya getiren en büyük ihtiyaç, temiz gıdaya ulaşım ihtiyacı elbette. Çukurova Bölgesi her ne kadar çok büyük tarımın yapıldığı bir yer olsa da kullanılan ilaç miktarı o kadar yüksek miktarlara ulaştı ki taban altı sularımızda bile kirlilikler görülmeye başlandı. Öncelikle insanlar bu amaçlarla, temiz gıdaya nasıl ulaşabiliriz düşüncesiyle hareket ediyor. Bunu yapmanın tek yolu da ya kendiniz üreteceksiniz ya da bulamıyorsanız üreticiyi bulacaksınız, onu da bulamıyorsanız organik pazarların yolunu tutacaksınız.</p>
<p><strong>Öyleyse ilk hedefiniz üretmek.</strong></p>
<p><strong>E.M.V: </strong>Evet, ilk hedefimiz üretmek. En küçük kapasitede bile olsa, balkonumuzda küçük bir şeylerde de olsa üretmek. Kendi ihtiyacımızın ya da çevremizdekilerin ihtiyacının bir kısmını da olsa karşılayabilecek kapasiteye ulaşmak. Kendimiz üretmediğimiz sürece doğru yapıldığından emin olma şansımız çok yok.</p>
<p><strong>ÇİTTA’da süreç nasıl ilerliyor?</strong></p>
<ol>
<li><strong> M. V: </strong>Biz üreticiyi buluyoruz, onunla bir anlaşma yapıyoruz. “Biz sana tohumu da vereceğiz, toprağın da güzel, organik ilaç nasıl yapılır, onu da gösteririz, bizim istediğimiz gibi yap. Kimyasal gübre ve ilaç kullanma, ürünün kalitesine razıyız, normalde toptancıya/hale/markete çok düşük fiyatlara satmak yerine biz daha iyi fiyatla alalım” diyoruz. Aracıları ortadan kaldırıyoruz. Onlara 50 kuruş, 1 TL gibi fiyatlara satarken örneğin organik pazarda fiyatı 6 TL olan ürün aracıyı da ortadan kaldırdığımız için 5 TL gibi bir fiyata alıyoruz. Hem satıcının alım garantisi oluyor hem de tüketici temiz olduğunu bildiğimiz gıdaya erişim sağlayabiliyor.</li>
</ol>
<p><strong>A.T.A:</strong>Üretici eskisinden satabildiği fiyattan çok daha iyisine satabiliyor, daha karlı. Çünkü öncesinde o parayı aracı kazanıyordu. Sizin pazarda 6 TL’ye aldığınız domatesi aracılar tarladan 40-50 kuruşa alıyorlar. Bunun içine hal komisyonu vs de giriyor. Her bir aracı yüzde yirmi ekleye ekleye size gelene kadar 6 lirayı buluyor. Ben direk üreticiden alıyorum, 5 liraya alıyorum, kazanacaksa üreticim kazansın. Ayrıca sağlıklı gıdaya da ulaşmış oluyoruz.</p>
<p><strong>E.M.V: </strong>Arada ziyaretlere giderek üreticinin takibini de yapıyoruz. Şu anda piyasada herhangi bir ürüne 8-10 kere ilaç atılıyor. Bazı ürünlere ise daha çabuk olgunlaşsın diye hasattan önce 3-4 kere ilaç atılıyor. Sevkiyat zincirinde korumak ve raf ömrünü uzatmak için de tekrardan ilaçlar kullanılıyor.</p>
<p><strong>Peki siz ne kadar miktarda ilaç kullandırtıyorsunuz?</strong></p>
<p><strong>E.M.V:</strong>Hayır. Yok. Biz mümkün olduğu kadar hiç kullandırtmıyoruz. Aslında her dakika üreticimizin başında olmadığımız için bilemeyiz ama mesela bizim üreticilerimizden Ali abi (Ali Çelik) bu konularda çok bilgili ve duyarlı. Tahtacı Türkmen köyü’nde (Adana Karaisalı) tepenin üzerinde bir yerde yaşıyorlar, burası 30 yıldır hiç tarımın yapılmadığı bir yer. Zaten orman toprağı, tertemiz, 30 yıldır hiç tarım yapılmadığından ilaç da yok toprakta. Barajın olduğu, şehrin içme suyunun geçtiği bir yer burası. Yapılaşma da yasak, ilaç kullanımı da yasak bölgede. Çukurova’da böyle bir üretici bulmak çok büyük bir şans. Çünkü o kadar çok ilaç attık ki ovada temiz bir yer olduğunu iddia etmek çok zor. Nispeten yukarılar ovaya göre daha temiz. Trafik yoğun olmadığı için şehre göre egzoz gazı da çok daha az. Diğer yandan gıda topluluğuna katılıp sonradan üretici olan arkadaşlarımız da oldu. Her gün daha da çoğalıyoruz. Artık pek çok yerde şehir bostanları kuruluyor. Bunlar da temiz gıdaya ulaşmak için iyi örnekler.</p>
<blockquote><p>“Yemek yemenin birazcık düşünülerek yapılması gerekiyor, artık mevsimsel döngülere bile bakmadan her an her şeye ulaşabildiğimiz, bolluk bereket ülkesinde yaşadığımız bir şımarıklık söz konusu”</p></blockquote>
<p><strong>Üretilen ürünlerin dağıtımı nasıl sağlanıyor?</strong></p>
<p><strong>A.T.A: </strong>Bir WhatsApp grubumuz var. Orada üreticilerimiz mesela Ali Bey ya da Ebru Hanım her hafta liste gönderiyor; her üründen ellerinde ne kadar olduğunu paylaşıyorlar. Her hafta o işin takibini yapan bir gönüllümüz oluyor. Herkes hangi üründen ne kadar almak istediğini yazıyor. Gönüllümüz Mersin’de tüketiciyle buluşturuyor.</p>
<p><strong>E.M.V:</strong>Burada başka bir market olarak görmekten ziyade emek vermenin önemi var. Hayatımızda en önemli aktivite olan yemek yemenin birazcık düşünülerek yapılması gerekiyor. Bugün herkesin kahvaltısında 3 çeşit peynir var, çünkü ulaşımı çok kolay. Artık mevsimsel döngülere bile bakmadan her an her şeye ulaşabildiğimiz ve bolluk bereket ülkesinde yaşadığımız için bir şımarıklık söz konusu. Birazcık daha gıdayla ilgili düşünmeye itmek adına da sorumluluk almak adına da insanların bu zamanını harcayıp çok yoğun tempolarından 2-3 saat zaman ayırıp dağıtımıyla ilgilenmesi veya konuyla ilgili belgesellerin izlenmesi, ekolojik atölye çalışmalarına katılmaları önemli. Kültürhane’de tavukçuluk üzerine bir eğitim düzenledik, 80-90 kişi sığamadık, 5-6 saat süren uzun bir eğitimdi. İnsanlar da kendilerini çaresiz hissediyorlar. Alternatifi yok zannediyorlar. Tarımla uğraşan insanlarda da aynı düşünce var; insanlar başka türlü bir tarımın mümkün olduğunu bilmiyorlar bile. Gübresiz-ilaçsız nasıl olacak diyorlar, çok da güzel olabiliyor. Beslenme çok kompleks bir şey. Doğada ne yiyeceğini bilmeyen tek canlı biziz. Bu konularda doktorlarımız da eğitim hayatı boyunca sadece 6 saat gibi kısa bir eğitim alıyorlar tek ders alıyorlar yani, ziraatçilerimiz tamamen kimyasal ve mekanik bir sistem üzerine eğitiliyorlar. Oysa binlerce yıldan beri süre gelen Çin tıbbından, Hint tıbbından, bizde de İbn-i Sina’dan biliyoruz ki ne yersen osun, yediğin ilacındır aynı zamanda. Şimdiki sistem içerisinde ise ölü bir toprakta ölü bir tarım yapılıyor, bunun sonucu da ağır oluyor, kronik pek çokhastalığın sebebi de bu.</p>
<p><strong>Festivaldeki bu film gösterimleri ile ilgili ne söylemek istersiniz?</strong></p>
<p><strong>M. V:</strong>İnsanların bu filmlerde anlatılan iyi örnekleri bilmesi adına önemli olduğunu düşünüyorum. Çünkü kendi yoğun zamanlarında araştırabilecekleri, peşine düşüp öğrenebilecekleri şeyler değil. İnsanların davranış değiştirmeleri yani üretim ve tüketim sürecine daha iyi katılabilmeleri için güzel örneklere ihtiyaçları var. Festivalin amacı da bu. Sadece tarıma indirgemek de yanlış, her türlü üretimin bir bedeli var. Biz bu bedeli burada ödemiyor bile olabiliriz, giydiğimiz bir t-shirt bile eğer 35 bin km yol yapıyor ve Hindistan’da bir nehri yok ediyorsa bunda bizim de sorumluluğumuz var. Başka türlü bir üretim, başka türlü bir tarım, başka türlü bir şehir, başka türlü bir yaşam mümkün.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/cittadan-ekolojik-filmler-festivali/">ÇİTTA&#8217;dan Ekolojik Filmler Festivali&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşil Düşünce Derneği’nden 14. Yeşil Diyalog: Alternatifler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/30/yesil-dusunce-derneginden-14-yesil-diyalog-alternatifler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Nov 2017 07:51:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[Sokak Bizim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[WWF]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Diyalog]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşil Düşünce Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20496</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşil Düşünce Derneği, 1970’lerden bu yana toplumu dönüştüren ve ilham veren yaşam pratiklerini ören yeşil hareketin izinde bugünün alternatiflerini konuşmak üzere herkesi 14. Yeşil Diyalog Toplantısı’na davet ediyor. Bu toplantıda yaşam alanlarının daraltıldığı ve tektipleştirildiği, özgürlüklerin kısıtlandığı, düşmanlıkların ve kavgaların büyüdüğü günümüz dünyasında kendine yeterli ve barışçıl bir yaşamı kurgulayanların ilham verici deneyimler dinlenecek. Enerji, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/30/yesil-dusunce-derneginden-14-yesil-diyalog-alternatifler/">Yeşil Düşünce Derneği’nden 14. Yeşil Diyalog: Alternatifler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://yesildusunce.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Yeşil Düşünce Derneği</a>, 1970’lerden bu yana toplumu dönüştüren ve ilham veren yaşam pratiklerini ören yeşil hareketin izinde bugünün alternatiflerini konuşmak üzere herkesi 14. Yeşil Diyalog Toplantısı’na davet ediyor.</p>
<p>Bu toplantıda yaşam alanlarının daraltıldığı ve tektipleştirildiği, özgürlüklerin kısıtlandığı, düşmanlıkların ve kavgaların büyüdüğü günümüz dünyasında kendine yeterli ve barışçıl bir yaşamı kurgulayanların ilham verici deneyimler dinlenecek. Enerji, eğitim ve ulaşım ana başlıkları altında hayatın içinde başka bir politikanın ve pratiğin nasıl mümkün olduğu tartışılacak.</p>
<p><strong>14. Yeşil Diyalog: Alternatifler</strong><br />
<strong>Tarih:</strong> 09 Aralık 2017 Cumartesi 10.00 – 13.00<br />
<strong>Mekan:</strong> Cezayir Toplantı Salonu<br />
<em>Etkinlik ücretsizdir.</em><br />
Kayıt olmak için <a href="http://bit.ly/diyalog-14-kayit" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p><strong>PROGRAM:</strong></p>
<p>10.00 | Açılış Konuşmaları<br />
<strong>Evelyne Huytebroeck</strong> (Brüksel Bölgesi eski Çevre Bakanı, Avrupa Yeşiller Partisi Komite Üyesi) – <em>Sunum İngilizce olacak ve çeviri olmayacaktır.</em><br />
<strong>Ümit Şahin</strong> (İstanbul Politikalar Merkezi Kıdemli Uzmanı ve İklim Çalışmaları Koordinatörü)</p>
<p>10.30-12.00 | <strong>Ana panel: Sürdürülebilir bir yaşam için alternatif politikalar</strong><br />
Ulaşım Politikaları | <strong>Arzu Erturan</strong> (Sokak Bizim Derneği/ TMMOB Şehir Plancıları Odası)<br />
Enerji Politikaları | <strong>Mustafa Özgür Berke</strong> (WWF İklim Değişikliği ve Enerji Programı Koordinatörü)<br />
Eğitim Politikaları | <strong>Ayşe Gül Yılgör</strong> (Kültürhane)</p>
<p>12.00-13.00 |<strong> Forum: Eğitim, Ulaşım ve Enerji Politika ve Uygulamalarında Alternatifi Nasıl Oluştururuz?</strong></p>
<p>Detaylı bilgi için <a href="http://yesildusunce.org/14-yesil-diyalog-alternatifler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<div id="jp-relatedposts" class="jp-relatedposts">
<p class="jp-relatedposts-headline">Kaynak:<a href="http://siviltoplum.la/yesil-dusunce-derneginden-14-yesil-diyalog-alternatifler/" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> siviltoplum.la</a></p>
<div class="jp-relatedposts-items jp-relatedposts-items-minimal jp-relatedposts-grid "></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/30/yesil-dusunce-derneginden-14-yesil-diyalog-alternatifler/">Yeşil Düşünce Derneği’nden 14. Yeşil Diyalog: Alternatifler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kültürhane Yüzlerce Kişinin Katılımıyla Açıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/24/kulturhane-yuzlerce-kisinin-katilimiyla-acildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 24 Sep 2017 19:58:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Gül Yılgör]]></category>
		<category><![CDATA[Galip Deniz Altınay]]></category>
		<category><![CDATA[İstemihan Talay]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Nalan Turgutlu Bilgin]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ulaş Bayraktar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18672</guid>

					<description><![CDATA[<p>KHK ile Mersin Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör, Doç. Dr. Ulaş Bayraktar ve Galip Deniz Altınay ile feminist aktivist Nalan Turgutlu Bilgin’in kurduğu Kültürhane’nin açılışı, yüzlerce kişinin katılımıyla yapıldı. Mersin’in alternatif akademisi olmaya aday olan Kültürhane yüzlerce kişinin katıldığı bir kokteylle resmi açılışını yaptı. Doç. Dr. Ulaş Bayraktar, Galip Deniz Altınay ile [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/24/kulturhane-yuzlerce-kisinin-katilimiyla-acildi/">Kültürhane Yüzlerce Kişinin Katılımıyla Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>KHK ile Mersin Üniversitesi’nden ihraç edilen Prof. Dr. Ayşe Gül Yılgör, Doç. Dr. Ulaş Bayraktar ve Galip Deniz Altınay ile feminist aktivist Nalan Turgutlu Bilgin’in kurduğu Kültürhane’nin açılışı, yüzlerce kişinin katılımıyla yapıldı.</strong><span id="more-19075"></span></p>
<figure id="attachment_18673" aria-describedby="caption-attachment-18673" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18673 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/ayşegülyılgör-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-18673" class="wp-caption-text">Prof. Dr Ayşegül Yılgör</figcaption></figure>
<p>Mersin’in alternatif akademisi olmaya aday olan Kültürhane yüzlerce kişinin katıldığı bir kokteylle resmi açılışını yaptı. Doç. Dr. Ulaş Bayraktar, Galip Deniz Altınay ile feminist aktivist Nalan Turgutlu Bilgin birlikte açtığı Kültürhane’nin kurucularından olan Prof. Dr Ayşegül Yılgör açılışta yaptığı konuşmada, “Geniş bir sosyal bilimler literatürümüz var. Onları odalarımızda, kütüphanelerimizde hapsetmek istemedik. İstedik ki öğrencilerimiz ya da sosyal bilimlerle ilgilenen kişiler bu kitaplardan yararlansınlar. Yeniz tezler, makaleler çıksın , yeni toplumsal araştırmalar çıksın. Daha güzel bir hayata, daha güzel bir dünyaya katkıda bulunsun buradaki kitaplar. Diğer kısmında ise tekrardan birlikte üretmek, kültürel, sanatsal faaliyetleri birlikte örebilmek amacıyla çeşitli gösteriler, paneller, söyleşiler, açık oturumlar imza günleri yapmak istiyoruz” dedi.  Açılışa gösterilen ilgiden duydukları memnuniyeti dile getiren Yılgör, “İşimiz belki bundan sonra başlıyor.  Şu ana kadar  daha kolaydı ama sizleri gördükten sonra anlıyoruz ki, bu kütüphaneyi her gün yeni bir faaliyetle, güzel bir etkinlikle birlikte örmek konusunda bir sorumluluğumuz var” ifadelerini kullandı.</p>
<figure id="attachment_18674" aria-describedby="caption-attachment-18674" style="width: 300px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18674 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/nilgün-toker-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-18674" class="wp-caption-text">Prof. Dr. Nilgün Toker</figcaption></figure>
<p>Açılışa katılan KHK ile işten çıkarılan öğretim üyelerinden olan Prof. Dr. Nilgün Toker ise Kültürhane ile ilgili şunları dile getirdi: “Biz aslında akademisyeniz ve kendimizi bir tür kamusal entelektüel olarak da tarif ediyoruz. Bizim gibi insanların yaşamını sürdürebilmelerinin yolu kitaplarla insanlarla ve gençlerle bir arada olmanın yöntemlerini aramak. Kültürhane bu yöntemlerden birisi. Yani hem kitaplar, hem okuryazarlar, hem insanlar. Kamu ile bir arada olmanın en güzel ortamlardan biri. Burasını önemli bir proje olarak gördüm, gerçekten arkadaşları tebrik ediyorum. Bir kültür merkezi açıp, hem bir arada sohbet etmek, çalışmak, kitapları herkesin hizmetine sunmak, paylaşmak, dayanışmak hepsini. Birleştirebilecekleri bir mekân burası. Olağanüstü bir şey olmuş. Çok heyecanlanmıştım, şimdi daha çok heyecanlıyım”</p>
<figure id="attachment_18993" aria-describedby="caption-attachment-18993" style="width: 224px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18993" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187-640x827.jpg" alt="" width="224" height="289" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187-640x827.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187-1024x1323.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187-1280x1654.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187-610x788.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187-320x413.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/09/istemihan-talay-e1506282880187.jpg 1705w" sizes="auto, (max-width: 224px) 100vw, 224px" /><figcaption id="caption-attachment-18993" class="wp-caption-text">Eski Kültür Bakanı İstemihan Talay</figcaption></figure>
<p>Eski Kültür Bakanı İstemihan Talay da, Kültürhane’nin açılışına katılmaktan hem üzüntü hem de mutluluk duyduğunu belirterek, “Üzüntümün nedeni, burayı açan arkadaşlarımızın daha kısa bir süre önce üniversitede çok önemli akademik çalışmalar yaparken OHAL uygulamaları sonucunda işlerinden ve üniversiteden uzaklaştırılmış olmaları. Hem eğitime, hem ülkenin entelektüel birikimine katkıları engellendi hem de açlığa mahkûm edildiler. Bundan üzüntü duyuyorum. Bu insanlar kolay yetişmiyor. Bu insanlarımızı yetiştiriyoruz ve ülkenin hizmetine sunuyoruz ama bir OHAL yasasının acımasız kuralları içerisinde, hiçbir gerekçe göstermeden onları sokağa terk ediyoruz. Bu büyük bir kayıp, büyük bir acı. Ülkemiz adına entelektüel ve aydınlık, çağdaş, Atatürk cumhuriyeti adına çok büyük bir kayıp, çok büyük bir ayıp. Ama burada olmaktan şu açıdan da mutlu oluyorum. Mersin halkı bu insanlarımızı bir dayanışma duygusu içerisinde açılan Kültürhane ismindeki sanat vurgusu vesilesiyle bir araya geldiler. Bu dayanışmayı ortaya koydular ve Mersin halkının Atatürkçü, sosyal demokrat ve adaletten yana insanlarının bir dayanışması olarak bu açılışta birlikte yer alarak. Bu yapılan haksızlığa karşı çok güzel bir dayanışma örneği gösterdiler. Umarım bu kara günler kısa zamanda geçecektir. 1980 darbesinden sonrada bu tip uygulamalar olmuştu. Sonra üniversiteden atılan değerli öğretim üyeleri tekrar üniversiteye dönmüşler ama maalesef hem onların hayatı, hem de üniversite entelektüel birikimimiz açısından bir kayıp dönem yaşamıştır. İnanıyorum ki bu haksızlıklar bir gün elbette telafi edilecek, giderilecek. Ama kaybettiğimiz değerler, zaman ülkemiz bir kayıp olarak tarihe geçecektir” diye konuştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/24/kulturhane-yuzlerce-kisinin-katilimiyla-acildi/">Kültürhane Yüzlerce Kişinin Katılımıyla Açıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/01/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Sep 2017 10:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ihraç]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[üniversite]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Üniversitesi yönetimince Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için sözleşmeleri yenilenmeyen, 29 Nisan’da da yayınlanan KHK ile birlikte ihraç edilen üç akademisyen ve Barış İçin Feministler bildirisine imza atan bir feminist aktivist tarafından Kültürhane isminde açılan mekân, kamu ihraçları sonrası öykülerden birisi. Kamusal alan yaratma ve bilimsel üretimi devam ettirme amacının ön plana çıktığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/01/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane-2/">Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Mersin Üniversitesi yönetimince Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için sözleşmeleri yenilenmeyen, 29 Nisan’da da yayınlanan KHK ile birlikte ihraç edilen üç akademisyen ve Barış İçin Feministler bildirisine imza atan bir feminist aktivist tarafından Kültürhane isminde açılan mekân, kamu ihraçları sonrası öykülerden birisi. Kamusal alan yaratma ve bilimsel üretimi devam ettirme amacının ön plana çıktığı Kültürhane’yi kurucularından dinledik.</h3>
<p><strong>Bir araya gelerek Kültürhane’yi açma fikri nasıl gelişti?</strong></p>
<figure id="attachment_18041" aria-describedby="caption-attachment-18041" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18041 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-18041" class="wp-caption-text">Kültürhane&#8217;nin kurucuları Nalan Turgutlu Bilgen Ayşegül Yılgör Deniz Altınay Ulaş Bayraktar</figcaption></figure>
<p><strong>Ayşegül Yılgör:</strong> Mersin Üniversitesi’nde imza sürecinden sonra aşamalı aşamalı arkadaşlarımızın sözleşmesi yenilenmediği için onları kaybetmeye başlamıştık. Yani bizim rektör için öncelikli olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent ve uzman arkadaşlarımızın sözleşmelerini yenilemiyordu. Dolayısıyla biz kanun hükmünde kararnameden önce kayıpları yaşamaya başlamıştık. Bu arkadaşlarımız akademiyi terk etmek zorunda kaldılar. Bir kısmı çeşitli burslarla yurt dışına gitti. Ama sonuçta bizim elimizde çok zengin bir sosyal bilimler kütüphanesi kaldı. Hepimiz farklı farklı alanlardayız. İşte siyaset bilimciler, iktisatçılar, iletişimciler, sosyologlar, güzel sanatlar gibi…  Çok zengin bir sosyal bilimler literatürüyle baş başa bulduk kendimizi. Bu kitaplarımızı nasıl değerlendiririz, bunları hala okuma yazma faaliyetini sürdürebilecek bir noktaya nasıl dönüştürürüz diye aslında KHK’dan önce düşünmeye başlamıştık. Geçen nisan ayında bildiğiniz gibi KHK 22 Barış Akademisyeni’ni işinden etti, uzaklaştırılmasına sebep oldu. Bazılarımız zaten işten atılmıştı ama bir kez daha atıldı. O zamanda bizim için kitapları nasıl değerlendiririz sorusu bir başka soruyla bütünleşti. Bizim madem üniversitede üretim yapmamızın olanakları ortadan kaldırılıyor, üretimimizi nasıl devam ettirebiliriz yani mekânsal olarak kaybettiğimiz üniversiteyi acaba, bir başka yere dönüştürebilir miyiz diye düşünmeye başladık.  Kültürhane fikri kitaplarımızı da değerlendirebileceğimiz, bunu bütün kamucuların faydasına sunabileceğimiz bir yere dönüştürmekti. İkincisi de karşılıklı etkileşimle bilimsel üretim yapabileceğimiz, sanatsal üretim yapabileceğimiz bir mekanı buluşturma ihtiyacından kaynaklandı diyebiliriz.</p>
<p><strong>Buraya gelen insanları ne bekliyor, nasıl faydalanabilecekler?</strong></p>
<p><strong>Galip Deniz Altınay: </strong>Her şeyden önce buranın bir kamusal alan olması bizim açımızdan önemli. Dolayısıyla bizlerde bu kentte yaşayan insanlarız. Bu kentte yıllardan beri eksikliğini çektiğimiz farklı farklı şeyler de var. Kültürel ve sanatsal anlamda bir takım etkinlikler anlamında eksikliğini çektiğimiz şeyler de var. Dolayısıyla aslında bunlara da bir elimizden geldiğince bir karşılık sunmak, bir şekilde imkân yaratmak. Kamusal alan dediğimiz şeyde buraya kentin içinden farklı kesimlerin gelmesi, bu etkinlikleri bir şekilde paylaşması. O etkinliklere belirli açılardan kendileri ilerleyen zamanlarda önermeleri. Onları bir şekilde beraber kullanmaları üzerinden bu mekan bir anlam kazanacak. Dolayısıyla buradan ne şekilde yararlanılacak sorusunun cevabı, her şeyden öce ortaya koyduğumuz bir kütüphanemiz var. Elimizde olan kitaplar, önemli ağırlık olarak sosyal bilimler alanı olmak üzere ciddi bir sayıya ulaşmış durumda.  İlerleyen süreçte daha da zenginleştirmek de istiyoruz. Dolayısıyla bu alanlardan gelip bir şekilde kaynağa ulaşmak isteyen insanların çok rahatlıkla yaralanabilecekleri, üniversite öğrencileri olabilir, başka alanlarda, kentten farklı alanlarda çalışan insanlar olabilir gelip rahatlıkla oturup çalışabilecekleri, belli alanlarda yoğunlaşa bilecekleri bir alan olarak kullanılabilecek. Yüksek lisans, doktora yapan öğrenciler açısından bu anlamda önemli bir alan, bir biraya gelme, bir arada belki bir ortak çalışmalarını konuşup tartışabilecekleri bir yer.  Hem bizler elimizden geldiğince bu anlamda onlarla beraber olup, paylaşımlarımızı sürdürmeye çalışacağız. Hem de onlar kendi aralarında böyle temasları artırarak birbirlerini zenginleştirip, birikimlerini artırabilirler. Diğer kısmına baktığımız zaman uzun zamandan beri kentte eksikliğini çektiğimiz pek çok farklı etkinliği kurgulamak istiyoruz. Dolayısıyla buraya gelen arkadaşlarımızda aynı zamanda bu etkinliklerinde bir parçası olarak bu mekânla iletişime geçmiş olacaklar. Dolayısıyla bunlar olduğu zamanda burası kamusal alan haline gelmiş olacak.</p>
<p><strong>Yılgör</strong>: Biz  sohbeti kahve eşliğinde yapmayı seviyoruz ya, kafe bölümümüzde bir kahvenin sohbetini paylaşacağız, bir çayın eşlik ettiği o tartışmaları yapacağız. Burası bir tür sosyalleşme mekânı olarak düşünebiliriz. Bir tür birbirimizi dinlediğimizde içimizin açılacağı bir mekân diyebiliriz, yüzümüzü güldürecek bir mekân, içimizi ferahlatacak bir mekân yani yine yan yana duracağımız bir yer olacak.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-18042 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-6-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Nalan Turgutlu Bilgen:</strong> Benim için mesela sokakta aktivizm yapan, feminizm aktivizmi yapan birisi olarak yıllardır özel sektörde çalışıp dahil olamadığım işte Ayşegül’ün mesela feminist iktisat derslerine buradan da dahil olabileceğim. Bizim üstteki teyzelerin ablaların da gelip rahatlıkla bu paylaşımları aktif bir şekilde yapabileceğimiz bir mecra bu. Aynı zamanda kentteki işçisi olsun, ekolojisti olsun her türlü kesimlerden insanların başka dünyaların mümkün olup olmadığını deneyebileceğimiz bir mecra gibi geliyor bana. Kendimize ayna tutacağımız, illa ki düşe kalka öğreneceğimiz bir yolculuğa çıktık gibi görünüyor. Bir anlamda ya hep beraber ya hiç birimizin karşılığı.</p>
<p><strong> </strong><strong>Henüz yeni fakat bu mekânın açıldığını duyan, gelen insanların tepkileri nasıl?</strong></p>
<p><strong>Bilgen:</strong>  Son iki gündür bayağı yoğun bir ilgi var. İlgi çok yüksek, duyurusu yapıldığından beri biz ufak ufak başlayalım derken birden bire ilgi doğdu. Dünden beri Ulaş’ın telefonları susmuyor. Herkesin böyle bir umuda ihtiyacı varmış gibi. Bu da tabi ayrı bir sorumluluk da getiriyor tabi. Çünkü burası başka bir misyon edinmiş oluyor bir noktada. Bizler de bunu yaşaması yeşermesi için gerçekten fazlasıyla gönüllü olarak buradayız. Bir takım gazetelerden haber yapmak için arayanlar var ama önceliğimizi biraz yerele verelim dedik. Şunu görüyoruz: Umut da bulaşıcı bir şey.</p>
<p><strong>Akademide ilk önce çalışma arkadaşlarıydınız, barış imzacısı olmanız ve ardından da ihraç edilmeniz bu ortak yanlarınızı farklı şekillerde çoğalttı, şimdi de bir mekan üzerinden bir ortaklığınız olmuş oldu.</strong></p>
<p><strong>Yılgör:</strong> Bilimsel çalışmada kolektif yapılan bir şey. Ya da biz en azından işin bu yanı akademide bulunduğumuz zamanda da önemsemiştik. Burada da başka bir mecrada, aynı mantıkla devam edeceğiz. Hatta belki de bize yeni bir üretim olanağı oluştuğu için bizim içinde ilginç bir deneyim olacak.</p>
<p><strong>Ulaş Bayraktar:</strong> Daha önce akademide meslektaş olduğum arkadaşlarla iş ortağı olmak yeni bir tecrübe gerçekten. Fakat bu birlikteliğin arkasında sadece imzacı ya da ihraç edilmiş olmak yatmıyor. Neticede biz bu işe birlikte girebileceğimizi düşündüğümüz kişiler olarak bir aradayız. Bu birlikteliğin zevkini ve zorluklarını keşfediyoruz. Şimdiye kadar bizi hayal kırıklığına uğratacak birliktelik zorlukları yaşamadık, bundan sonra da yaşamamayı umuyoruz.  Bunu becerebilirsek Kültürhane belki kendi başına bir kolektif emek ürünü olarak örnek olacaktır.</p>
<p><strong>Bilgen: </strong> Benim dışarıdan gözlemlediğim özgürleştirici de bir yanı da var. Size verilen alanın sizde yarattığı bir olanakta var. Tabi ki farklı yerlerde emekliyoruz daha sonuçta. Ama şu da kesin herkes bu süreçte heyecanlı, ilk kez gördüğümüz, tabii heyecanlı olduğu kısmı kadar acaba denilen, kaygıda vardır ama. O yüzden oraya bağlı olmamak dışarıya çıkmış olmak biraz daha özgürleştirici diyebiliriz.</p>
<p><strong>Kolektif olarak üretilen ürünler de Kültürhane’de var olacak sanırım. Hopa Kooperatif çayı ve Ovacık Belediyesi&#8217;nin ürettiği nohut, fasulye gibi&#8230;</strong></p>
<p><strong>Bayraktar: </strong>Kooperatif ürünlerine dair olarak, ben son zamanlarda müşterekler üzerine epey düşünüyorum, yazıyorum. Haliyle Kültürhane’nin de bu ilginin izlerini taşıması kaçınılmazdı. Yerel ve kolektif ürünleri azami kullanmaya ve sunmaya çalışıyoruz. Bu yüzden ulaşabileceğimiz, edinebileceğimiz böylesi tüm çabalara Kültürhane&#8217;de yer vermeyi ve daha nicelerin ortaya çıkması için elimizden gelenleri yapmaya kararlıyız. Bu amaçla böylesi çabaları tanıtan, tartışan çalışmalar yapmayı ve benzeri faaliyetleri yapmak için gereken bilgi ve becerileri edinmeyi kolaylaştıran faaliyetler yapma arzusundayız. Gazozdan, çaydan yana şikâyetimiz yok. Kaçak çay kooperatifi kurulmadığı sürece kaçak çay vermeyeceğiz. Kooperatif kursunlar canımızı yesinler.</p>
<p><strong>Altınay: </strong>Üniversite içerisinde de aslında belirli açılardan konuştuğumuz meselelerdi bunlar. İşte bir bostan başladığında da, bunun daha farklı yerlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde de örneği vardı. Bunun bir şekilde üretimin kooperatif üzerinden gerçekleştirme çabalarının bir şekilde parçası olmaya çalışan arkadaşlarımız vardı. Dolayısıyla o anlamda devam ettirdiğimiz bir şey. Bu bir hayal ettiğimiz mekâna dönüşüyor. Bu mekânın istediğimiz, merak ettiğimiz, bizde bir parçası olabilsek dediğimiz şeylerin bu anlamda somuta dönüşmesi. Buna olumlu bakılacağı ve teşvik edeceğini düşünüyorum. <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-18044 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?</strong></p>
<p><strong>Bilgen: </strong>Mekânsal açıdan ziyaretçileri bekleyen burada cevaplar yok, burada soruları birlikte soracağız, birlikte cevap arayacağız. Buranın yaşayan bir yer olması adına çok önemli.  Bunun içinde fazlasıyla enerjimiz ve umudumuz var. Belki bunu daha da birlikte büyütebiliriz diye düşünüyorum. Burası özellikle Kültürhane’yle birlikte fikirhane de olduğunu belirtmek lazım. Söyleşiler, sinema atölyeleri, feminist iktisat dersleri kendi içeriğini oluşturacak bir mecra yaratmaya çalışıyoruz. Benim bir derdim var, meramım var, bunu nasıl yapabiliriz diyen herkese sağlayacağı katkı beklentimiz o yönde.</p>
<p><strong>Altınay: </strong>Bu bir hayal ama bu hayal paylaşıldıkça daha anlam kazanacak bir şey. O yüzden bizimki sadece bir ilk adımı atmak gibi bir şey. Dolayısıyla ne kadar fazla arkadaşımızı yanımızda görürsek, ne kadar fazla arkadaşımızı ortak adımlar atmaya başlarsak daha keyifli, daha güzel bir yer olacaktır. Hayal gerçeğe dönüşecektir diye umuyorum.</p>
<p><strong>Yılgör:</strong> Bende hayale inat ve umut diyorum. Burası bizim için bir yerde inat, bir yerde umut. Umarız herkese de umut olur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/01/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane-2/">Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/31/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[İsa Uğur Erdogan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Aug 2017 10:07:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Kültürhane]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18039</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin Üniversitesi yönetimince Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için sözleşmeleri yenilenmeyen, 29 Nisan’da ki yayınlanan KHK ile birlikte ihraç edilen üç akademisyen ve Barış İçin Feministler bildirisine imza atan bir feminist aktivist tarafından Kültürhane isminde açılan mekân, kamu ihraçları sonrası öykülerden birisi. Kamusal alan yaratma ve bilimsel üretimi devam ettirme amacının ön plana çıktığı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/31/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane/">Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Mersin Üniversitesi yönetimince Barış İçin Akademisyenler Bildirisine imza attığı için sözleşmeleri yenilenmeyen, 29 Nisan’da ki yayınlanan KHK ile birlikte ihraç edilen üç akademisyen ve Barış İçin Feministler bildirisine imza atan bir feminist aktivist tarafından Kültürhane isminde açılan mekân, kamu ihraçları sonrası öykülerden birisi. Kamusal alan yaratma ve bilimsel üretimi devam ettirme amacının ön plana çıktığı Kültürhane’yi kurucularından dinledik.</h3>
<p><strong>Bir araya gelerek Kültürhane’yi açma fikri nasıl gelişti?</strong></p>
<figure id="attachment_18041" aria-describedby="caption-attachment-18041" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-18041 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-3-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /><figcaption id="caption-attachment-18041" class="wp-caption-text">Kültürhane&#8217;nin kurucuları Nalan Turgutlu Bilgen Ayşegül Yılgör Deniz Altınay Ulaş Bayraktar</figcaption></figure>
<p><strong>Ayşegül Yılgör:</strong> Mersin Üniversitesi’nde imza sürecinden sonra aşamalı aşamalı arkadaşlarımızın sözleşmesi yenilenmediği için onları kaybetmeye başlamıştık. Yani bizim rektör için öncelikli olan araştırma görevlisi, yardımcı doçent ve uzman arkadaşlarımızın sözleşmelerini yenilemiyordu. Dolayısıyla biz Kanun Hükmünde Kararnameden önce kayıpları yaşamaya başlamıştık.  Bu arkadaşlarımız akademiyi terk etmek zorunda kaldılar. Bir kısmı çeşitli burslarla yurt dışına gitti. Ama sonuçta bizim elimizde çok zengin bir sosyal bilimler kütüphanesi kaldı. Hepimiz farklı farklı alanlardayız. İşte siyaset bilimciler, iktisatçılar, iletişimciler, sosyologlar, güzel sanatlar gibi…  Çok zengin bir sosyal bilimler literatürüyle baş başa bulduk kendimizi. Bu kitaplarımızı nasıl değerlendiririz, bunları hala okuma yazma faaliyetini sürdürebilecek bir noktaya nasıl dönüştürürüz diye aslında KHK’dan önce düşünmeye başlamıştık.  Geçtiğimiz nisan ayında bildiğiniz gibi KHK 22 Barış Akademisyeni’ni işinden etti, uzaklaştırılmasına sebep oldu. Bazılarımız zaten işten atılmıştı ama bir kez daha atıldı. O zamanda bizim için kitapları nasıl değerlendiririz sorusu bir başka soruyla bütünleşti.  Bizim madem üniversitede üretim yapmamızın olanakları ortadan kaldırılıyor, üretimimizi nasıl devam ettirebiliriz. Yani mekânsal olarak kaybettiğimiz üniversiteyi acaba, bir başka yere dönüştürebilir miyiz diye düşünmeye başladık.  Kültürhane fikri kitaplarımızı da değerlendirebileceğimiz bir, bunu bütün kamucuların faydasına sunabileceğimiz bir yere dönüştürmekti. İkincisi de karşılıklı etkileşimle bilimsel üretim yapabileceğimiz, sanatsal üretim yapabileceğimiz bir mekanı buluşturma ihtiyacından kaynaklandı diyebiliriz.</p>
<p><strong>Buraya gelen insanları ne bekliyor, nasıl faydalanabilecekler?</strong></p>
<p><strong>Galip Deniz Altınay: </strong>Her şeyden önce buranın bir kamusal alan olması bizim açımızdan önemli. Dolayısıyla bizlerde bu kentte yaşayan insanlarız. Bu kentte yıllardan beri eksikliğini çektiğimiz farklı farklı şeyler de var. Etkinlikler, kültürel ve sanatsal anlamda bir takım etkinlikler anlamında eksikliğini çektiğimiz şeyler de var. Dolayısıyla aslında bunlara da bir elimizden geldiğince bir karşılık sunmak, bir şekilde imkân yaratmak. Kamusal alan dediğimiz şeyde buraya kentin içinden farklı kesimlerin gelmesi, bu etkinlikleri bir şekilde paylaşması. O etkinliklere belirli açılardan kendiler ilerleyen zamanlarda önermeleri. Onları bir şekilde beraber kullanmaları üzerinden bu mekan bir anlam kazanacak. Dolayısıyla buradan ne şekilde yararlanılacak sorusunun cevabı, her şeyden öce ortaya koyduğumuz bir kütüphanemiz var. Elimizde olan kitaplar, önemli ağırlık olarak sosyal bilimler alanı olmak üzere ciddi bir sayıya ulaşmış durumda.  İlerleyen süreçte daha da zenginleştirmek de istiyoruz.  Dolayısıyla bu alanlardan gelip bir şekilde kaynağa ulaşmak isteyen insanların gelip çok rahatlıkla yaralanabilecekleri, üniversite öğrencileri olabilir, başka alanlarda, kentten farklı alanlarda çalışan insanlar olabilir. Gelip rahatlıkla oturup çalışabilecekleri, belli alanlarda yoğunlaşa bilecekleri bir alan olarak kullanılabilecek. Yüksek lisans, doktora yapan öğrenciler açısından bu anlamda önemli bir alan, bir biraya gelme, bir arada belki bir ortak çalışmalarını konuşup tartışabilecekleri bir yer.  Hem bizler elimizden geldiğince bu anlamda onlarla beraber olup, paylaşımlarımızı sürdürmeye çalışacağız. Hem de onlar kendi aralarında böyle temasları artırarak birbirlerini zenginleştirip, birikimlerini artırabilirler. Diğer kısmına baktığımız zaman uzun zamandan beri kentte eksikliğini çektiğimiz pek çok farklı etkinliği kurgulamak istiyoruz. Dolayısıyla buraya gelen arkadaşlarımızda aynı zamanda bu etkinliklerinde bir parçası olarak bu mekânla iletişime geçmiş olacaklar. Dolayısıyla bunlar olduğu zamanda burası kamusal alan haline gelmiş olacak.</p>
<p><strong>Yılgör</strong>: Biz  sohbeti kahve eşliğinde yapmayı seviyoruz ya, kafe bölümümüzde bir kahvenin sohbetini paylaşacağız, bir çayın eşlik ettiği o tartışmaları yapacağız. Burası bir tür sosyalleşme mekânı olarak düşünebiliriz. Bir tür birbirimizi dinlediğimizde içimizin açılacağı bir mekân diyebiliriz, yüzümüzü güldürecek bir mekan, içimizi ferahlatacak bir mekan yani yine yan yana duracağımız bir yer olacak.<img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-18042 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-6-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Nalan Turgutlu Bilgen:</strong> Benim için mesela sokakta aktivizm yapan, feminizm aktivizmi yapan birisi olarak yıllardır özel sektörde çalışıp dahil olamadığım işte Ayşegül’ün mesela feminist iktisat derslerine buradan da dahil olabileceğim. Bizim üstteki teyzelerin ablaların da gelip rahatlıkla bu paylaşımları aktif bir şekilde yapabileceğimiz bir mecra bu. Aynı zamanda kentteki işçisi olsun, ekolojisti olsun her türlü kesimlerden insanların başka dünyaların mümkün olup olmadığını deneyebileceğimiz bir mecra gibi geliyor bana. Kendimize ayna tutacağımız, illa ki düşe kalka öğreneceğimiz bir yolculuğa çıktık gibi görünüyor. Bir anlamda ya hep beraber ya hiç birimizin karşılığı.</p>
<p><strong> </strong><strong>Henüz yeni fakat bu mekânın açıldığını duyan, gelen insanların tepkileri nasıl?</strong></p>
<p><strong>Bilgen:</strong>  Son iki gündür bayağı yoğun bir ilgi var. İlgi çok yüksek, duyurusu yapıldığından beri biz ufak ufak başlayalım derken birden bire ilgi doğdu. Dünden beri Ulaş’ın telefonlarısusmuyor. Herkesin böyle bir umuda ihtiyacı varmış gibi. Bu da tabi ayrı bir sorumluluk da getiriyor tabi. Çünkü burası başka bir misyon edinmiş oluyor bir noktada. Bizler de bunu yaşaması yeşermesi için gerçekten fazlasıyla gönüllü olarak buradayız. Bir takım gazetelerden haber yapmak için arayanlar var ama önceliğimizi biraz yerele verelim dedik. Şunu görüyoruz umut da bulaşıcı bir şey.</p>
<p><strong>Akademide ilk önce çalışma arkadaşlarıydınız, barış imzacısı olmanız ve ardından da ihraç edilmeniz bu ortak yanlarınızı farklı şekillerde çoğalttı, şimdi de bir mekan üzerinden bir ortaklığınız olmuş oldu.</strong></p>
<p><strong>Yılgör:</strong> Bilimsel çalışmada kolektif yapılan bir şey. Ya da biz en azından işin bu yanı akademide bulunduğumuz zamanda da önemsemiştik. Burada da başka bir mecrada, aynı mantıkla devam edeceğiz. Hatta belki de bize yeni bir üretim olanağı oluştuğu için bizim içinde ilginç bir deneyim olacak.</p>
<p><strong>Ulaş Bayraktar:</strong> Daha önce akademide meslektaş olduğum arkadaşlarla iş ortağı olmak yeni bir tecrübe gerçekten. Fakat bu birlikteliğin arkasında sadece imzacı ya da ihraç edilmiş olmak yatmıyor. Neticede biz bu işe birlikte girebileceğimizi düşündüğümüz kişiler olarak bir aradayız. Bu birlikteliğin zevkini ve zorluklarını keşfediyoruz. Şimdiye kadar bizi hayal kırıklığına uğratacak birliktelik zorlukları yaşamadık, bundan sonra da yaşamamayı umuyoruz.  Bunu becerebilirsek Kültürhane belki kendi başına bir kolektif emek ürünü olarak örnek olacaktır.</p>
<p><strong>Bilgen: </strong> Benim dışarıdan gözlemlediğim özgürleştirici de bir yanı da var. Size verilen alanın sizde yarattığı bir olanakta var. Tabi ki farklı yerlerde emekliyoruz daha sonuçta. Ama şu da kesin herkes bu süreçte heyecanlı, ilk kez gördüğümüz, tabi heyecanlı olduğu kısmı kadar acaba denilen, kaygıda vardır ama. O yüzden oraya bağlı olmamak dışarıya çıkmış olmak biraz daha özgürleştirici diyebiliriz.</p>
<p><strong>Kolektif olarak üretilen ürünler de Kültürhane’de var olacak sanırım. Hopa Kooperatif çayı ve Ovacık Belediyesinin ürettiği nohut, fasulye gibi.</strong></p>
<p><strong>Bayraktar: </strong>Kooperatif ürünlerine dair olarak, ben son zamanlarda müşterekler üzerine epey düşünüyorum, yazıyorum. Haliyle Kültürhane’nin de bu ilginin izlerini taşıması kaçınılmazdı. Yerel ve kolektif ürünleri azami kullanmaya ve sunmaya çalışıyoruz. Bu yüzden ulaşabileceğimiz, edinebileceğimiz böylesi tüm çabalara Kültürhane&#8217;de yer vermeyi ve daha nicelerin ortaya çıkması için elimizden gelenleri yapmaya kararlıyız. Bu amaçla böylesi çabaları tanıtan, tartışan çalışmalar yapmayı ve benzeri faaliyetleri yapmak için gereken bilgi ve becerileri edinmeyi kolaylaştıran faaliyetler yapma arzusundayız. Gazozdan, çaydan yana şikâyetimiz yok. Kaçak çay kooperatifi kurulmadığı sürece kaçak çay vermeyeceğiz. Kooperatif kursunlar canımızı yesinler.</p>
<p><strong>Altınay: </strong>Üniversite içerisinde de aslında belirli açılardan konuştuğumuz meselelerdi bunlar. İşte bir bostan başladığında da, bunun daha farklı yerlerde Boğaziçi Üniversitesi’nde de örneği vardı. Bunun bir şekilde üretimin kooperatif üzerinden gerçekleştirme çabalarının bir şekilde parçası olmaya çalışan arkadaşlarımız vardı. Dolayısıyla o anlamda devam ettirdiğimiz bir şey. Bu bir hayal ettiğimiz mekâna dönüşüyor. Bu mekânın istediğimiz, merak ettiğimiz, bizde bir parçası olabilsek dediğimiz şeylerin bu anlamda somuta dönüşmesi. Buna olumlu bakılacağı ve teşvik edeceğini düşünüyorum. <img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-18044 size-medium" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/kültürhane-2-300x225.jpg" alt="" width="300" height="225" /></p>
<p><strong>Son olarak söylemek istedikleriniz var mı?</strong></p>
<p><strong>Bilgen: </strong>Mekânsal açıdan ziyaretçileri bekleyen burada cevaplar yok, burada soruları birlikte soracağız, birlikte cevap arayacağız. Buranın yaşayan bir yer olması adına çok önemli.  Bunun içinde fazlasıyla enerjimiz ve umudumuz var. Belki bunu daha da birlikte büyütebiliriz diye düşünüyorum. Burası özellikle Kültürhane’yle birlikte fikir hane de olduğunu belirtmek lazım. Söyleşiler, sinema atölyeleri, feminist iktisat dersleri kendi içeriğini oluşturacak bir mecra yaratmaya çalışıyoruz. Benim bir derdim var, meramım var, bunu nasıl yapabiliriz diyen herkese sağlayacağı katkı beklentimiz o yönde.</p>
<p><strong>Altınay: </strong>Bu bir hayal ama bu hayal paylaşıldıkça daha anlam kazanacak bir şey. O yüzden bizimki sadece bir ilk adımı atmak gibi bir şey. Dolayısıyla ne kadar fazla arkadaşımızı yanımızda görürsek, ne kadar fazla arkadaşımızı ortak adımlar atmaya başlarsak daha keyifli, daha güzel bir yer olacaktır. Hayal gerçeğe dönüşecektir diye umuyorum.</p>
<p><strong>Yılgör:</strong> Bende hayale inat ve umut diyorum. Burası bizim için bir yerde inat, bir yerde umut. Umarız herkese de umut olur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/31/mersinde-alternatif-akademi-kulturhane/">Mersin’de Alternatif Akademi: Kültürhane</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
