<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kaz dağları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kaz-daglari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kaz-daglari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 31 Aug 2020 09:08:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kaz dağları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kaz-daglari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Mekanda Adalet Derneği&#8217;nden &#8220;Kaz Dağları &#8211; Kirli Altın&#8221; Yayımlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/31/mekanda-adalet-derneginden-kaz-daglari-kirli-altin-yayimlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Aug 2020 09:08:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[MAD]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Mekanda Adalet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=57435</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temmuz 2019’da Kirazlı Maden Sahası’nda kesilen ağaçlarla Kaz Dağları bölgesindeki madencilik faaliyetleri yeniden kamuoyu gündemine oturdu. Mekanda Adalet Derneği, bir yıldır Türkiye çevre hareketinin gündeminde olan Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerini ve maden karşıtı mücadeleyi uzmanlarla konuşarak yayın haline getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/31/mekanda-adalet-derneginden-kaz-daglari-kirli-altin-yayimlandi/">Mekanda Adalet Derneği&#8217;nden &#8220;Kaz Dağları &#8211; Kirli Altın&#8221; Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-57437 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/harita-1-640x391.jpg" alt="" width="421" height="257" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/harita-1-640x391.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/harita-1-1024x625.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/08/harita-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 421px) 100vw, 421px" />Geçtiğimiz yıl Kirazlı’da meydana gelen orman kıyımının ardından Türkiye’nin gözü Kaz Dağları’ndaki madencilik faaliyetlerine çevrilmişti. MAD ekibinden Onur Temel, Öncül Kırlangıç ve Volkan Işıl 27 Temmuz 2019&#8217;da bölgeye gidip çekimler yaptı.</p>
<p>MAD Ekibi, eylemcilerle ve yerel çevre örgütleri ile yapılan görüşmeleri takiben ortaya çıkan yayın fikri için madencilik, sosyoloji, hukuk ve doğa koruma alanındaki uzmanların yanı sıra sahadan aktörlerle konuştu. Enerji ve maden projelerine karşı verilen mücadeleleri haritaladı.</p>
<p>Yayının tamamına ulaşmak için <a href="https://drive.google.com/file/d/1JvUhhU-YkBJjY5HiH_t4wzcCzisEJABc/view">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/08/31/mekanda-adalet-derneginden-kaz-daglari-kirli-altin-yayimlandi/">Mekanda Adalet Derneği&#8217;nden &#8220;Kaz Dağları &#8211; Kirli Altın&#8221; Yayımlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BIFED&#8217;den Kazdağları&#8217;ndaki Altın Madenine Karşı Verilen Mücadeleye Destek </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/10/bifedden-kazdaglarindaki-altin-madenine-karsi-verilen-mucadeleye-destek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Merve Damcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Oct 2019 08:00:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[altın madeni]]></category>
		<category><![CDATA[Belgesel]]></category>
		<category><![CDATA[BIFED]]></category>
		<category><![CDATA[Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali]]></category>
		<category><![CDATA[Gaia Öğrenci Ödülü]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Can Yılmaz]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[küresel felaket]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED), ekolojiyi odağına alıp yerli ve yabancı yapımlara ev sahipliği yaparak 6'ncı yaşına girdi. Bu yılki filmlerin ana temaları arasında maden ve taşocaklarına direnen yerel halkın mücadeleleri, asbest ve petrolün yarattığı sağlık sorunları, mülteciler ve iklim göçü, nehirlerin hidroelektrik santrallerine kurban ediliş öyküleri, genç iklim aktivistlerinin iklim adaleti için çözüm arayışları, iyi ve doğru tarımsal üretimin sürdürülemezliği, Samotraki adalarının turizme taban tabana zıt yaklaşımları ve bunların neticeleri yer alıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/10/bifedden-kazdaglarindaki-altin-madenine-karsi-verilen-mucadeleye-destek/">BIFED&#8217;den Kazdağları&#8217;ndaki Altın Madenine Karşı Verilen Mücadeleye Destek </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-43146 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/bifed_1-640x213.jpg" alt="" width="322" height="107" />Bozcaada Belediye Başkanı ve aynı zamanda festivalin başkanlığını da yürüten Hakan Can Yılmaz <span style="font-weight: 400;">ada halkının da katılımıyla gerçekleşen açılış töreninde yaptığı konuşmada Kaz Dağları&#8217;ndaki altın madenine karşı verilen mücadeleye destek verdi. Yılmaz, &#8220;Küresel felaketlerin yaşandığı, mevsimlerin, iklimlerin değiştiği, tabiatın onunla uyum içinde yaşamak yerine ona karşı koymaya çalışan insanoğlunu cezalandırdığı günlerdeyiz. İçinde yaşadığımız dünyanın tüm coğrafyasında artık tüketim sistemi hakim durumda. Hemen yanı başımızda, tüm yörenin oksijen, su ve birçok endemik bitki türünün kaynağı yani geleceğimiz olan Kaz Dağları altın madenlerine dönüştürülmeye çalışılıyor. Bizler ise bu coğrafya da önce ve özellikle vahşi turizmin yıkıcı etkilerini bertaraf etmek için kalıcı çözümler üretmeye çalışırken kekik tarlalarını talan edenleri, deniz hıyarı toplayanları, sıkıştırma yapanları, bilinçsiz avlanan gırgır ve trolleri kınarken bir başka coğrafyada AB ülkelerinde balıkçı gemileri bir günde 150 ton balık avlıyor. Gergedanlar, köpek balıkları, ayılar, afrodizyak üretimi ve bu takıntı için yok ediliyor.&#8221; açıklamasında bulundu. </span></p>
<blockquote><p><b>&#8220;İnsanoğlu tüm doğal kaynaklarını hunharca harcayarak kendi kıyametini maalesef kendi yaratıyor&#8221;</b></p></blockquote>
<p>Bozcaada Kaymakamı İbrahim Gültekin <span style="font-weight: 400;">ise &#8220;İnsanoğlu şatafatlı, daha lüks yaşamak için ormanlarını, nehirlerini, tüm doğal kaynaklarını hunharca harcayarak kendi kıyametini maalesef kendi yaratıyor. Bu ortamda bu kıyameti durdurmak için dünyada bir avuç insanın bunu durdurma çabası takdire şayandır. Bu bir avuç insanın küçük bir nüvesinin bugün Bozcaada’da olması da önemli bir davranıştır. Bu organizasyonun gerçekleştirildiği ortamda görev yapmaktan mutlu olduğumu ifade etmek isterim. Dünyadaki ve adamızdaki bu çabanın gerekli mercilerde dikkate alınmamasından dolayı genç bir idareci olarak kendi geleceğimden ve gelecek nesillerimiz adına da endişeli ve hüzünlü olduğumu da belirtmek isterim. Hepimizin bildiği Kızıldereli atasözündeki gibi; son nehir kuruduğunda, son ağaç kesildiğinde ve son balık tutulduğunda beyaz adam paranın yenmeyecek bir şey olduğunu anlayacak sözü dünyadaki bir kıta ve kara parçası için söylense de, bugün tüm dünya için geçerlidir. Ümit ediyorum ki paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlamadan önce son ağacı kesmez, son nehri kurutmaz ve son balığı tutmayız. Tüm bu duygular ve düşünceler içerisinde, bu çığlığın duyulmasında ve festivalde emeği geçen organizasyon ekibine ve filmleriyle katkı sunan tüm dostlarımıza teşekkür ediyorum&#8221; sözleriyle BIFED&#8217;in taşıdığı misyonun önemine dikkat çekti. </span></p>
<p><b>&#8220;Direnen, Daha İyi Bir Hayat İsteyen İnsanlar Olarak Maalesef Dünyada Hepimiz Aynı Durumdayız&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-43149 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/bifed_3-640x480.jpg" alt="" width="340" height="255" />Koordinatörlüğünü Ethem Özgüven&#8217;in yürüttüğü festivalin ilk gününde Sivil Sayfalar&#8217;a konuşan </span>BIFED&#8217;in yönetmeni Petra Holzer<span style="font-weight: 400;">, geçen 6 yıllık süreçle ilgili duygu ve düşüncelerini şu sözlerle paylaştı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;Zaten ekolojik değişimin içindeydik. Aktivizmi, sivil direnişleri de gördük. İnsan hakları olsun, çevre olsun hep yakından tanıklık ettik. Bu sefer bu ekolojik problemlerde 6 yıllık bir birikim görüyorum. Direnen, daha iyi bir hayat isteyen insanlar olarak maalesef dünyada hepimiz aynı durumdayız. Yalnız olmadığımızı da gördük. Benim kızım da BIFED ile büyüyor. Sessiz sessiz bu filmleri izliyor. Hayatını çok derin etkilediğini görüyorum. Tabii ki bu kuşağa hep umut bağlıyoruz ama aslında çok umutsuzlar ve onun için çok bağıracaklar ve hareket geçecekler. Biz ona umut dememeliyiz, onlara destek olmalıyız ve kendimiz değiştirmeliyiz.&#8221;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">200’ü aşkın misafirin katıldığı açılış törenindeki konuşmaların ardından Slovenya yapımı “Hasarsız” adlı belgeselin gösterimi yapıldı.</span></p>
<p><b>Yerel, Bağımsız, Eşitlikçi Ve Ekolojik Bir Festival</b></p>
<p>60 ülkeden festivale gönderilen 450 filmden<span style="font-weight: 400;"> 14&#8217;ü Uluslararası Yarışma için finalist seçildi, 10&#8217;u Gaia Öğrenci Ödülü&#8217;ne aday gösterildi, 29&#8217;u Panorama bölümünde gösterilecek ve 7 belgesel özel gösterime girecek. Fethi Kayaalp adına verilen büyük ödül için yarışacak 17 filmden ikisi ise Türkiye&#8217;den. Ayşegül Selenga Taşkent&#8217;in &#8220;Ovacık&#8221; adlı filmi, 31 Mart seçimlerinin ardından Tunceli Belediye Başkanı olarak seçilen Mehmet Maçoğlu&#8217;nun, Ovacık Belediye Başkanı olduğu 2014-2019 yılları arasındaki dönemde, halkla birlikte ilaçsız tarım yaptıkları süreci bir dayanışma öyküsü olarak izleyiciye sunuyor. Racia Adar&#8217;ın &#8220;Ab-ı Hayat &#8211; Istranca&#8221; filmi ise Istranca Ormanları&#8217;nda saldırı altında olan taş ocaklarına; ekosistemi, ağaçları, suları ve hayvanları koruyan insanların öyküsü aracılığıyla bakıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43150 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/bifed_4_odul-heykelcigi-640x480.jpg" alt="" width="255" height="191" />Festivalin Uluslararası Yarışma Jürisi arasında Türkiye&#8217;den Ceylan Özgün Özçelik, Prof. Dr. Naci Güçhan; Yunanistan&#8217;dan Dimitris Koutsiabasakos, Karadağ&#8217;dan Maja Bogojevic, Almanya&#8217;dan Julia Lazarus; Gaia Öğrenci Ödülü Jürisi arasında ise Türkiye&#8217;den Lalahen Öcal ve Melis Birder, Almanya&#8217;dan Marvin Entholt yer alıyor. </span></p>
<p><b>Çocuklar Ve Gençler De BIFED Heyecanını Yaşıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalışanların yüzde 75&#8217;inin kadınlardan oluştuğu BIFED, her yıl olduğu gibi bu yıl da çocuklara ve gençlere özel atölye programı hazırladı. Atölyeler kapsamında </span>Talin Büyükkürkciyan ve Can Kuman<span style="font-weight: 400;">, Greta Thunberg&#8217;den ilham alarak &#8220;iklim krizi&#8221;ne dikkat çekmek amacıyla doğaçlama müzik ve dans gösterisi gerçekleştiriyor. </span>Ellis Bartholomeus ve İpek Şensılay<span style="font-weight: 400;">&#8216;ın hazırlayacağı “Hero mu Zero mu?” etkinliğinde ise çevre farkındalığı konusunda başlangıç seviyesinde olan karakter “Zero”dan çevre kahramanı “Hero”ya dönüşmek, çocuklar için hem çok eğlenceli bir oyun, hem de neler yapabileceklerini keşfedecekleri çok eğlenceli bir macera olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklara yönelik gösterimleri yapılacak olan &#8220;Felip ve Kara Şehir&#8221;, &#8220;Thomas ve Korduni&#8221; &#8211; Arılar Filleri Kurtarıyor adlı filmlerin yanı sıra &#8220;Anke Atamer Çocuk Programı&#8221; ile çocuklar eğlenerek ve oynayarak keşfetmeyi, yaratıcılıklarını geliştirmeyi öğrenecek. Program kapsamında </span>Sinek Sekiz Yayınevi’nden İrem Çağıl, &#8220;Yediklerimiz Nasıl Yetişiyor?&#8221; başlıklı atölyede çocuk kitabı &#8220;Bostancı Burçik&#8221;den bölümler okuyacak. Oyuncu ve tiyatro eğitmenleri Tamer Karataş ve Caner Karataş <span style="font-weight: 400;">ise &#8220;Geri Dönüşüm ve Ritm&#8221;, &#8220;En İyi Oyun Arkadaşım Doğa&#8221; ve &#8220;Geleneksel Oyuncak Atölyesi&#8221; ile doğal köy ortamındaki malzemelerle çocukların kendi oyuncalarını yapabilme becerilerini ortaya çıkaracak. </span></p>
<p><b>&#8220;Bu Dünyayı Siz Kirlettiniz, Biz Değil&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-43148 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/Ekran-Alıntısı-10.jpg" alt="" width="255" height="338" />BIFED izleyicilerinin her yıl merakla bekledikleri festival çantalarından çocuklar için de tasarlandı. &#8220;Geri Dönüşüm Yap Dünyayı Kurtarmaya Yardım Et!&#8221; yazılı sırt çantasının tasarımı, iklim krizini durdurma çağrısı yapan 9 yaşındaki </span>iklim aktivisti Talya Özgüven<span style="font-weight: 400;">’e ait. Sivil Sayfalar&#8217;ın sorularını yanıtlayan Özgüven, &#8220;Şu anda geri dönüşüm doğru yapılmıyor, yine çöp oluyor. O yüzden ben de böyle bir resim çizdim. Geri dönüşümü doğru yaparsak dünyayı kurtarabiliriz. Bu dünyayı siz kirlettiniz, biz değil. Hiç çöp üretmeden yaşayamıyoruz çünkü her şey çöp olmuş. Eskiden, Taş Devri&#8217;nde hiç plastik yoktu. Kemik de sonradan fosilleşiyordu. Önemli olan çok az çöp üretmek, ürettiğimiz çöpleri de bir şekilde geri dönüştürmemiz gerek. Yaşıtlarım az çöp üretsin.&#8221; dedi. </span></p>
<p><b>2019 Ödül Heykelciğinde Plastik Tüketimine Vurgu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BIFED&#8217;in yarışma kategorilerinde dereceye giren filmlere verilen ödüller, her yıl farklı bir sanatçı tarafından tasarlanıyor. Bu yıl ödül heykelciklerinde deniz odunu denilen, kesilerek ya da doğal bir şekilde gövdesinden koparak denize ulaşan ve zamanla aşınan, farklı türlerden ağaç dalları kullanıldı. Dalların içinde kullanılan plastik malzeme dikkat çekiyor. Ödülü tasarlayan </span>Gizem Dila Kars<span style="font-weight: 400;">, &#8220;Ağacın gövdesini yarıp içinden geçen plastik materyal, geri dönüşümsüz malzemelerin doğaya verdikleri zararı ve doğanın nefesinin kesilmesine nasıl sebep olduklarını bize çarpıcı bir şekilde gösterirken, aynı zamanda doğanın yaşamaya devam edebilmek için ne kadar kararlı olduğunu da vurguluyor.&#8221; sözleriyle çalışmasını açıklıyor. </span></p>
<p><b>BIFED&#8217;den Katılımcılara Ekolojik Çağrı: Yol Arkadaşım Olur Musun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BIFED bu yıl “Yol arkadaşım olur musun” çağrısı ile kendi aracıyla festivale gelenlerin araç arayanlarla haberleşerek yol arkadaşı olmasını teşvik ediyor. Festival yönetimi, katılımcılarından, kendi matara ve kahve kupalarını getirerek kağıt bardak ve plastik şişe kullanımını en az indirilmesine katkı sunmasını da istiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salhane ve Halk Eğitim Merkezi&#8217;nde gösterimlerin yapıldığı BIFED, her sene olduğu gibi bu yıl da festivale katılan filmlerden ve izleyicilerden katılım ücreti almıyor. Festival programına, katılımcılara indirim sunan festival dostu mekanlara, festival filmleri ve etkinliklerle ilgili detaylı bilgilere <a href="http://www.bifed.org’dan" target="_blank" rel="noopener">web sitesinden</a> </span><span style="font-weight: 400;">ve sosyal medya hesaplarından ulaşabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kurulduğu 2014 yılında International Green Film Network’e kabul edilen ve bu kuruluşun Türkiye’deki tek üyesi olan BIFED, Türkiye ve diğer ülkelerden gelen başvuruları değerlendirerek seçilen filmlerin gösterimlerini 6 yıldır aralıksız olarak Bozcaada&#8217;da sanatseverlerle buluşturuyor. BIFED 2019 ödülleri 12 Ekim Cumartesi günü sahiplerini bulacak. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/10/bifedden-kazdaglarindaki-altin-madenine-karsi-verilen-mucadeleye-destek/">BIFED&#8217;den Kazdağları&#8217;ndaki Altın Madenine Karşı Verilen Mücadeleye Destek </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kapitalizm Kaderimiz Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/kapitalizm-kaderimiz-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ebru Ağduk]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Sep 2019 10:06:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Amerikan İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı]]></category>
		<category><![CDATA[Greta Thunberg]]></category>
		<category><![CDATA[Harvard Business School]]></category>
		<category><![CDATA[kapitalizm]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Martin Wolf]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42549</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geleceğin dünyası bugüne kadar alışık olmadığımız koşullar altında şekillenirken; tam da bu koşullar siyaset, iş dünyası, akademi, sivil toplum ve medyanın tartışmaların asli paydaşları olmasını ve karmaşık sorunlara, ortak çözümler üretilmesini gerekli kılıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/kapitalizm-kaderimiz-mi/">Kapitalizm Kaderimiz Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>“Şu hayatta ne kadar güzel insan tanıdıysam hepsi de kapitalizmden nefret ediyorlardı. Benim böyle şeylere pek aklım ermez gardaş… Ama bu kapitalizmin çok şerefsiz bir şey olduğu besbelli.” Dilber Ay </em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dilber Ay’a ne soruldu da kapitalizmi tarif etti bilmiyorum ama geçtiğimiz Nisan ayında vefat ettiğinde sosyal medyada en sık dönen cümleleri bunlardı sanırım. “Kadere Mahkumlar”ın şarkıcısı, mücadele ederek kendine bir yaşam kurmuş olan Dilber Ay’ın yalın ve içten kapitalizm tarifi, var olan ekonomik, sosyal ve politik koşullar karşısında kuşatılmış hisseden birçok insanın hislerine tercüman oldu. Liberal ve neo liberal politikalar aracılığıyla gündelik yaşamlarımızı biçimlendiren kapitalizm ve sonuçlarının yol açtığı kuşatılmışlık hissi, farklı sınıflar tarafından farklı şekillerde hissediliyor, değişik kelimelerle anlatılıyor. Ama his ortak, sorunlar da ortak. Bu sorunların birçoğunun kaynağının düzenli olarak kriz üreten, var olan haliyle “refah” vaadini yerine getiremeyen kapitalist sistem olduğuna dair tartışmalar yoğun bir şekilde devam ediyor. Bu yazı ekonomik ya da sınıfsal bir analiz yapmak amacını taşımıyor; daha çok kapitalizm ve nereye evrileceği tartışılırken, yeni bir düzen için farklı paydaşların bir araya gelerek neleri üretebileceğini ve sivil toplumun da bu tartışmalarda nasıl yer alabileceğini sorgulama derdinde. Küresel ölçekte hararet kazanan bir konu olmasına rağmen, bu tartışma henüz Türkiye’deki örgütlerin çok da fazla gündeminde değil. Ancak iklim değişikliği, gelir adaletsizliği, artan yoksulluk, politika yapıcıların çözüm yerine otoriterleşen yaklaşımları ve durulacağa pek benzemeyen göç hareketleri sivil toplumun gündemindeyse, kapitalizme ne olması gerektiği de meselelerinden biri olmalı.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geleceğin dünyası bugüne kadar alışık olmadığımız koşullar altında şekillenirken; tam da bu koşullar siyaset, iş dünyası, akademi, sivil toplum ve medyanın tartışmaların asli paydaşları olmasını ve karmaşık sorunlara, ortak çözümler üretilmesini gerekli kılıyor. Süregiden çalışmalara ve fikir paylaşımlarına şöyle bir baktığınızda, şu anda herkesin biraz kendi evinden konuştuğunu, ancak satır aralarında bir diğerini dışarıda bırakamayacağını da fark ettiğini görüyorsunuz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Misal iş dünyası uzunca bir süredir kapitalizmin SOS verdiğinin ve sistemin var olan haliyle gelecekte belki de en çok kendilerine zarar vereceğinin farkında. Değişimi savunurken de bugüne kadar şirketlerden duymaya pek de alışık olmadığımız, sivil toplumun lügatında var olan kelimeleri ve söylemi kullanıyorlar. Dünyanın en büyük şirketlerinin lokomotifi olduğu </span><a href="https://www.inc-cap.com/about/"><span style="font-weight: 400;">Kapsayıcı Kapitalizm Koalisyonu (Coalition for Inclusive Capitalism)</span></a><span style="font-weight: 400;"> kapsayıcı bir kapitalizm tartışması için farklı paydaşları bir araya getirerek geleceği tanımlamayı amaçlıyor. Kâr amacı gütmeyen bir girişim olan Koalisyon, iş dünyasının yatırım kararları alırken çevresel, sosyal ve yönetişim ile ilgili bir bakış açısının olması gerektiğini söylüyor. Koalisyonun hedeflerini anlattığı üç dakikalık videosunda kullanılan kelimelerin birçoğu sivil toplum örgütlerinden duymaya alışık olduğumuz türden. Tabii ki hem bu kelime seçimi hem de farklı paydaşların – kâr amacı gütmeyen kuruluşların ve siyasetin – Koalisyon’da bir araya getirilmesi, geleceği tanımlama iddiası olan bir girişimin bunu tek başına yapamayacağını fark etmesinden kaynaklanmış olsa gerek.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Martin Wolf, geçtiğimiz günlerde Financial Times’da yayınlanan </span><a href="https://www.ft.com/content/5a8ab27e-d470-11e9-8367-807ebd53ab77"><span style="font-weight: 400;">“Hileli Kapitalizm Neden Liberal Demokrasiye Zarar Veriyor?”</span></a><span style="font-weight: 400;"> başlıklı yazısında üretmeyen rantiye kapitalizmin nelere yol açtığını anlatmadan önce, dünyanın en büyük 181 şirketinin üst düzey yöneticilerinin bir araya geldiği Amerikan İş Dünyası Yuvarlak Masa Toplantısı’ndaki bir konuşmayı alıntılamış. Alıntının meali şu; biz bugüne kadar sadece hissedarlarımızı gözettik, artık tüm paydaşlarımızı gözetmemiz gereken günler geldi çattı. Elbette bunların hiçbiri rastlantısal ya da gelişigüzel edilen laflar değil. Dünyanın ileri gelen şirketleri farkındalar ki, özellikle 2008 yılında yaşanan finansal kriz sonrasında büyük şirketlere ve krizin asıl faturasını kitlelere ödeten siyasetçilere duyulan kızgınlık, şirketlerin görece küçük bütçelerle yürüttükleri kurumsal sosyal sorumluluk projeleri ile dinecek gibi değil. Var olan sistem de artık sürdürülebilir değil. Hissedarların yerini paydaşlar alırken, yeni yaklaşımlarla birlikte, yeni yönetişim ve örgütsel modeller de tartışılıyor. Kurumsal sosyal sorumluluğun yerini daha bütüncül bir söylem ve yaklaşım alırken artık değer yaratan, amaç güden şirketlerden bahsediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu tartışmalarda akademi de boş durmuyor tabii. Harvard Business School gibi anlı şanlı okullar ve kerli ferli akademisyenlerin yanı sıra eskiden pek rağbet görmeyen kapitalizmin geleceğinin tartışıldığı derslere iltifat etmeye başlayan öğrenciler de yazıp çizmeye fikir üretmeye başladılar. Özellikle son 10 yıldır alternatif örgütsel modeller tartışılarak, sosyal etki, sosyal girişimcilik, kollektif mülkiyet hakkı ve demokratik katılım ilkeleri üzerinden şekillenen kooperatifçilik hareketi üzerine öneriler geliştiriliyor. Kısacası gitgide ivme kazanan ve daha fazla fikrin, önerinin geliştirileceği bir akademik alandan bahsediyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelelim sivil topluma&#8230; Son aylarda en görünür hale gelen sivil girişimlerin birçoğu çevre hakkı ve özellikle de iklim değişikliği ile ilgili. Kaz Dağları’ndaki su ve vicdan nöbetinden tutun, 16 yaşındaki Greta Thunberg’in iklim değişikliğine dikkat çekmek için okula gitmeyi bırakıp İsveç parlamentosu önünde tuttuğu nöbete kadar, çok sayıda insanın bir şey yapmak şart oldu demesine yol açan girişimler çevreye verdiğimiz tahribatla ilişkili. Peki o zaman soru şu: Eğer harekete geçmezsek 10 yıl içinde geri dönülmez bir yola gireceğimiz öngörülen iklim değişikliğinde, var olan üretim sistemleri ve örgütsel yapılanmanın, tüketim alışkanlıklarımızın, ulusal ve yerel düzeyde politikaların kısacası var olan kurulu düzenin payı ne? Bu soru yeni bir soru değil ama bütüncül bir yaklaşımla ortak bir masa kurma ihtiyacı artık ertelenmeyecek seviyede. Sivil toplum örgütleri, hak savunusu yaparken diğer paydaşlarla birlikte ortak çözümler üretmek için masadaki yerini almalı. Bunun için de küresel düzeyde devam eden güncel tartışmaları takip ederek, insanlara yeni bir yaşam kurgusunu ve düzenini tarif etmede öncü olmalı. Sivil toplumun bu tartışmaların dışında kalması durumunda, üretilecek alternatiflerin ne denli çoğulcu ve kapsayıcı olacağı şüpheli. Sivil toplumun kapsayıcılığı ve çoğulculuğu teşvik eder bir nitelikte masada olması için de kendi içindeki güç ve hiyerarşi tanımlamalarını gözden geçirmesi, önereceği yeni düzen ve yaşama uygun bir örgütlenme, yaklaşım ve söylem benimsemesi elzem. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/24/kapitalizm-kaderimiz-mi/">Kapitalizm Kaderimiz Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hepimiz Biraz Da Ormanız Artık!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/23/hepimiz-biraz-da-ormaniz-artik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Aug 2019 07:17:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Aldo Leopold]]></category>
		<category><![CDATA[Foucault]]></category>
		<category><![CDATA[Henry David Thoreau]]></category>
		<category><![CDATA[Karl Polanyi]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Sisifos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41648</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Belki de bir toprak etiğinin gelişmesinin önündeki en büyük engel gerek eğitim gerekse ekonomik sistemimizin etik değerlerden değil de vicdanlı bir farkındalıktan uzak oluşudur".*</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/23/hepimiz-biraz-da-ormaniz-artik/">Hepimiz Biraz Da Ormanız Artık!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İnsanı diğer türler karşısında azınlık olarak değerlendiren Aldo Leopold, toprakla, doğayla etik değerler çerçevesinde kurduğu ilişkinin onu doğayı değiştirip dönüştüren sömürgeci pozisyonundan çıkarıp yalnızca bir doğa yurttaşı yaptığını savunur. Leopold&#8217;a göre bu ilişkinin sağlıklı bir şekilde işlemesi ancak sevgi, saygı ve hayranlık temelli olması halinde mümkündür. Toprak Etiği&#8217;ni 1949&#8217;da keleme alan Leopold bugün Kaz Dağları&#8217;nda altın madeni işletmek için  kurban edilen ağaçları, İzmir&#8217;de, Marmaris&#8217;te ve daha birçok yerde çıkan yangınlarda alevlere terk edilen ormanların halini görse insan türünün neredeyse bir asrın sonunda hala sınıfı geçemediğini, sevmenin öğrenilebilen bir şey olmasına rağmen başarısız olunduğunu anlayıp kuşkusuz çok üzülürdü. Tabii biz de üzüldük, kahrolduk, kahroldukça sevgimizi daha çok fark ettik&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı onurlandıran karikatürist Oğuz Demir&#8217;in Kaz Dağları Kardeşliği adındaki rüya gibi çizimine gözlerimin takıldığı 3-4 saniyede ben de orman oldum&#8230; Tüm canlar hemhal olmuş bir ağaca sığınmıştık&#8230; Çizimin içinde yerimi aldığımda fonda piyano sesi duyuluyor, binlerce kişi omuz omuza vermiş bulunuyor, bir arada olmanın gücüyle umutlu bir hava esiyordu. Sonra birden alevler sardı etrafımızı, farklı türlere ait olan sesler birbirine karışıyor, çığlık çığlığa bir kaçış yaşanıyordu. Bastığımız toprak erirken piyano gitmiş, yerinde alevlerin dansıyla bir trajedi sahneleniyordu&#8230; Sıcaktı, çok sıcak&#8230; Ateş çemberinin ortası cehennemin kendisiydi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katı olan her şey buharlaştığı gibi yangınlarla da kül oluyor&#8230; Ateş olmayan yerden duman çıkmadığı da malum, bu ateşin nedenleri arasında  piknikçinin mangalı, sigara izmariti, bir cam kırığının iklim krizinin coşturduğu aşırı sıcak hava, rant fırsatçılığı ve daha birçok olasılık sayılabilir. Ancak, yangın risklerinin arttığı bir dönemde yangınların tespit edilmesine ilişkin yeterli önlemlerin alınmasını, erken yangın tespit sistemi kurulması gibi alınabilecek önlemleri tartışmamız gerekirken bu yangınların neden söndürülmediğini ve yayılmaya bırakıldığını konuşmak zorundayız. Zira yetkili tarafların yaptığı açıklamalar yangınların  söndürülmesi için azami gayretin sarfedilmediğini hatta, yangın söndürme konusunda ehil ve donanımlı Türk Silahlı Kuvvetleri&#8217;ne bağlı Türk Hava Kurumu&#8217;nun bilinçli bir şekilde devre dışı bırakıldığını gösteriyor. Diğer taraftan Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;ndan kendi bakanlığının bütçe ve maliyet hesabı içine düştüğüne işaret eden açıklamalar duyuyoruz&#8230;</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha açık ifade etmek gerekirse; yangınların çıkma nedeni ne olursa olsun bu yangınların ölçeğinin büyütüldüğünü, ormanlarımızın ve içindeki canların bilinçli bir şekilde yanmaya terk edildiğini görüyoruz. Leopold&#8217;un bahsettiği sevgiden eser yok&#8230; Genellikle cinayet filmlerinde katili bulmak için &#8220;Peki bu cinayet kimin işine yaradı?&#8221; sorusunu sorarız, sanırım bu sorunun cevabını bir yıl sonra alacağız. Her ne kadar Orman Bakanlığı&#8217;nın ve İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin ormanların yanmasının her hangi bir maddi karşılığı olmayacağına dair verdiği sözler, resmi açıklamalar olsa da İzmir Karabağlar&#8217;da kül olan 1000 stadyum büyüklüğündeki alanın imara açılmasına izin verilecek mi önümüzdeki süreçte göreceğiz. Zira  kapitalist sistem içerisinde metalaştırılan şeylerin miktarını arttırmanın tek yolu para işlevi görmeyen metaların miktarını azaltmak olduğu üzere, meta değerlerin yasa ve kanunların dışına taşarak sürekli genişlediğini gösteren örnek yok değil. Nitekim 2007 yılında Muğla&#8217;nın Milas ilçesinde Güvercinlik koyunda çıkan yangının Halep çamı ve kızıl çam ormanını kül etmesiyle 150 stadyum büyüklüğünde bir arazi ormansızlaşmış, dönemin Orman Müdürü ise arazinin imara açılmayacağını ağaçlandırılacağına dair sözler vermişti. Yangından bir yıl sonra ise yanan arazi üstünde beş yıldızlı bir otelin inşaatına başlanması için verilen onayı 2015 yılında müşterilerini ağırlamakta olan bu otele bin yatak kapasiteli ikinci tesisi kurması için izin verilmesi izledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41650 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/bodrum-guvercinlik-otel.jpg" alt="" width="326" height="284" />Benzer şekilde Trabzon Sürmene&#8217;nin Çamburnu Mevkii&#8217;nde 20 hektarlık alan yandıktan sonra imar açılmayacak denmiş olmasına rağmen bugün villalar yükselmiş bulunuyor. Özetle bir kez daha anlaşılıyor ki neoliberal ekonomi politikasının olanaklarıyla semiren kapitalist sistemin her koşulda ve şekilde yeni ihtiyaçları doyurma çabası içinde olduğunu akılda tutarak verilen sözlerin takibini yapma sorumluluğu sivil toplumdadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllar yılı sırtına yüklenen kayayı yokuşun başına yeniden ve yeniden taşıyan<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/" target="_blank" rel="noopener"> Sisifos</a>, en son bir Piyanoyu çıkardı yokuşun başına, yok oluş çığlığı  okyanus ötesinde yankılandı, sesine karşı coğrafyalardan ses buldu. Kalkınma eleştirmeni, insanın hırs ve ihtiraslarının varacağı noktayı görerek doğal yaşama dair düşünen, Henry David Thoreau 1845&#8217;lerde kaleme aldığı Ormanda Yaşam (Walden) &#8216;de &#8220;</span><i><span style="font-weight: 400;">Ayağımı bastığım toprak ölü, atıl bir kütle değil. O bir beden bir ruhu var, organik; o ruhun etkisi, o ruhun parçacıkları içime akıyor</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8221; sözleriyle anlatır doğanın parçası olduğunu. Ormanın ve ormanı evi bilenlerin acısını yüreğimizde hissedebildiysek, ondan bir parça  da aklımızda, fikrimizin kıyısında bizimle yaşar. Tabii, bu her ezilen için geçerli.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emeğin, toprağın, paranın her şeyin metalaştırılmasına istinaden 1944&#8217;te Büyük Dönüşüm&#8217;ün yazarı Karl Polanyi, toplum gerçekliğinin yakınmadan kabul edilişinin insana ortadan kaldırılabilecek tüm adaletsizlikler ve özgürlük kısıtlamalarına karşı yılmadan mücadele etme gücü ve cesareti verdiğinden bahseder. <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/09/sisifosun-imkanlari/" target="_blank" rel="noopener">Sisifos</a>&#8216;un durumunu hatırlatan türden bu yaklaşım cesaretin  herkes için daha geniş özgürlükler yaratma amacına sadık kalması halinde büyüdüğüne ve bu süreçte gücün veya planlamanın özgürlükleri yok etmek üzere kendisine karşı çalışmasından da korkması gerekmediğine işaret eder.</span><span style="font-weight: 400;"> Fakat  iktidarların dayatmış olduğu sınırların aşılabilmesi için önce Foucault&#8217;un Özne ve İktidar&#8217;da  önerdiği gibi bu dayatılan sınırların evrensel ve zorunlu olduğunu düşünmekten kendimizi kurtarmamız gerekir. Başka türlü bir yaşamın mümkün olduğu tahayyülüyle ortaya çıkan toplumsal hareketler içinde birbirimizden yana atacağımız adımlar özgürlüklerimizin güvencesi olacaktır. Gerek doğanın ve doğal varlıkların gerekse  insanın hak ihlalleri olsun, ormanda yaşarken evinden olan tüm canlar, khk&#8217;larla bin bir emekle edindikleri işleri kaybettirilmiş olanlar; emekçiler; ekonomik döngünün ve siyaseten sistemin dışına atılmaya çalışanlar için topyekün kurtuluş biraz da o sınırların karşılıklı atılacak adımlarla aşılmasında saklıdır. Hepimiz Ermeniyiz, Hepimiz Hrantız, hepimiz KHK&#8217;lıyız; hepimiz HDP&#8217;liyiz; hepimiz kadınız; hepimiz LGBTİ&#8217;yiz; hepimiz Özgecan&#8217;ız ve hepimiz biraz da ormanız artık! </span></p>
<p><em>*<span style="font-weight: 400;">Aldo L., A sand County Almanac,  (Perhaps the most serious obstacle impeding the evolution of a land ethic is the fact that our educational and economic system is headed away from, rather than toward, an intense consciousness of land.Çeviri P.Demircan) s: 223</span></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/23/hepimiz-biraz-da-ormaniz-artik/">Hepimiz Biraz Da Ormanız Artık!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil Toplum vs. Neoliberalizm: Doğaya Dahil Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/sivil-toplum-vs-neoliberalizm-dogaya-dahil-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Polat Alpman]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Aug 2019 08:40:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[neoliberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41400</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kanadalı olduğu sıklıkla vurgulana bir şirketin Kaz Dağlarından altın çıkarmasına izin verilmesiyle ilgili verilen tepkiler, Türkiye’deki sivil toplum hareketinin sahip olduğu enerjiyi göstermesi bakımından önemlidir. Türkiye’de sivil toplum hareketinin hâlen var olabilmesinde bu enerjinin, toplumu savunma azminin, ısrarının ve inadının payı azımsanamaz. Bu, elbette politik tavır alışı da içeriyor, ancak bu örgütlenmelerin uğraşını bununla sınırlamak haksızlık olur. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/sivil-toplum-vs-neoliberalizm-dogaya-dahil-olmak/">Sivil Toplum vs. Neoliberalizm: Doğaya Dahil Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de bir süredir sivil toplum hareketlerinin azımsanmayacak kısmı düşmanlaştırılıp parmakla gösterilmekte ve kişileri, toplumu, kamuyu/kamusal olanı değil, devleti ve iktidar bloğunu korumayı esas alan yargı süreçleriyle karşı karşıya bırakılmaktadır. Halen devam etmekte olan trajik örneklerden biri Büyükada davasıdır, en tuhaf olanı ise Gezi Davası. Yargılama konusu haline gelen iddianamelerin içerikleri değil de bu yargılamaların sembolik anlamından söz etmek gerekir. Yargılanmakta olan şey örgütlenme hakkının ortadan kaldırılmak istenmesiyle sınırlı değil. Türkiye’deki sivil toplum hareketlerinin kamusal sorumluluklarını yerine getirme, kamuya ilişkin konularla ilgili itiraz etme, bunu dile getirme, kamunun dikkatini ilgili meseleye çekme ve böylece karar vericilerin geri adım atmaya zorlamasının polisiye tedbirlerle ve müdahalelerle engellenmesidir. Bu nedenle Türkiye’deki sivil toplum hareketlerinin devlet ve iktidar bloğu tarafından etrafının sarılmasından ve hareketinin kısıtlanmasından söz etmek gerekir. Şimdiki gündemlerden biri olan ve Kaz Dağları’ndaki kırıma itiraz edenlere yönelik oluşmakta olan üstenci muktedir dil de bu istikamette ilerliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum hareketlerinin iktidar bloğu ile aralarındaki ayrışmayı dile getirmelerini sağlayan meselelerden biri uzun süredir çevreyle ilgili. Bu itirazların nedenleri oluşturan meseleler dün Gezi idi, bugün Kaz Dağları. Bu nedenle sivil toplum denildiğinde iktidar bloğunun zihninde oluşan imajla, hükümetin çevre politikalarına karşı olanların zihninde oluşan imaj arasında kapatılması pek mümkün olmayan farklar var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki neo-liberal yıkıcılığın çevrecilikten anladığı şey sökülen-dikilen ağaç sayısı arasındaki sayı farkı. Bu çocuksu ve indirgemeci aklın dört işlem marifetiyle yaptığı işlemler, sivil toplum örgütlerinin itirazlarını dikkate almadığı söylenebilir. Onları ikna etmeyi hedeflemekten çok çevreyle ilgili özel bir duyarlılık geliştirmeyen seçmenleri hedefliyor. Bu nedenle iktidar bloğunun çevre politikalarına karşı olanları bu parmak hesabına davet ederek kendi politikalarını savunmaya çalışması, gerçekçi ya da samimi bir izah değil. Kaldı ki mesele, bu toplama-çıkarma işleminin ötesine geçeli çok oldu. Bu eleştiriyi geliştirmek gerekebilir, ancak iktidar bloğunun çevre politikalarının birbiriyle ilişkili ideolojik, ekonomik ve politik olarak üç düzeyde gerçekleşiyor olması, eleştirinin inşa edileceği zemini göstermesi bakımından tartışmaya değer.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidar bloğu açısından doğa, çevre, ekoloji kelimeleri somut karşılıkları olan, soyutlanabilir kavramlar değil. Karar alıcılar bu kelimeleri herhangi bir cümle içerisinde kullanıldıklarında bile spesifik bir bağlama ihtiyaç duymuyor. Bu nedenle doğa, pastoral resimlerdeki parmakla gösterilebilecek nesnelerin genel adı olarak kullanıyor. Sivil toplum örgütlerinin çevreyle ilgili politikalara itirazlarını anlamamak için gösterilen çabanın nedenlerinden biri bu. Bir diğeri ise doğa tahribatının ağaç dikerek giderilebileceği, doğanın kendi kendini hızla onarabileceği, doğanın insan türüne hizmet etmesi için var olduğu ve insan eliyle yok olmayacağı inancı var. Burası eldeki bulguların ve bilimsel bilgilerin işe yaramadığı yer. Bunun siyasal alandaki meşhur örneklerinden biri Trump. Hatırlanacak olursa, 2016 yılındaki seçim kampanyası sırasında küresel ısınma için “bir aldatmaca” demişti. Bu ideolojik konumlanma, doğaya yönelik bakış açısını belirlediği ve ona yönelik yıkımı meşrulaştırdığı için neredeyse bir dogma haline dönüşerek varlığını sürdürüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak doğa yönelik neo-liberal yıkıcılığın belirleyici motivasyonu sermayenin bu yüzyıldaki çevrimiyle ilgili. Sermayeye devredilmemesi gereken her şeyin metalaştığı küresel kapitalizm koşulları altında bir parkı ya da bir dağı ondan kurtarmak gerçekten meşakkatli bir iş. Sivil toplum örgütlerinin varlığı ve mücadelesi şimdi yaşanmakta olan kırımın ve daha kötüsünün önüne geçebilecek güç ve yetkide olmasa bile bunun imkanını göstermeleri bakımından önemlidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak daha kötüsünü yaşama ihtimalinden dolayı şimdiki hallerine şükredenler daha kötüsüyle karşılaşmaktan kurtulamayacakları için başını kuma gömmek işe yaramaz. Görmezden gelerek görülmeyeceğini sanmak kadar abes olan tutumların sermayenin şiddetinden kurtulması mümkün değil. Bugün kentlerin, sokakların, işliklerin, hanelerin, kurumların içini ve işlevini işgal eden sermaye, buna doğayı işgal ederek başladı ve sürdürüyor, bunun adına girişimcilik deniyor ve pek önemseniyor. Bu neo-liberal saldırıdan ve onun neden olduğu tahribattan korunmanın zor olduğu, adacıklar ya da nefes boşlukları yaratmakla bu saldırıdan kurtulmanın mümkün olmadığını söylemeye gerek yok. Bu tür çabalar küçümsenemez. Ancak bu adacıkların ya da nefes boşluklarının da her an bir saldırının nesnesine dönüşmeyeceği garanti edilemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bugün neo-liberal ekonominin eğitim, sağlık, güvenlik gibi kamusal hizmetleri ele geçirmesiyle havayı, suyu, ışığı, nefesi ele geçirmesi arasında bir fark yok. Bunların hepsi kârlılık esasına ve prensibine göre yapılan yatırımlar olarak hesaplanıyor. Kişilerin kamusallık gördüğü yerde girişimciler satılacak yeni mallar görüyor. Sivil toplumun doğaya bakıp geleceği gördüğü yerde girişimciler satılacak başka yeni mallar görüyor. Girişimcilerden toplumu ve doğayı korumakla yükümlü olması beklenen hükümet ve bürokrasi ise kendini girişimcilerin halkla ilişkiler departmanı olarak konumlandırdığında bütün yük yine sıradan kişilerin örgütlenmesine ve mücadele etmesine kalıyor. Bunun yıpratıcı ve sürdürülmesi zor bir iş olduğunu kabul etmek gerekir. Ancak bu yüzyılın ilk çeyreği Türkiye toplumuna sermaye karşısında kendisini koruyacak kurumların ve mekanizmaların çok yetersiz ve az olduğunu ya da hiç olmadığını öğretti. Bu nedenle sıradan kişilerin gidip müdahale etmesinin çok zor olduğu yerlere, örneğin Kaz Dağları’na, gidip orada bu kırımı durdurmak için uğraşan kişilere bu toplum çok şey borçlu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Buna ek olarak bahsedilmesi gereken bir diğer husus ise şirketin Kanadalı olduğunun sıklıkla vurgulanması. Bunu anlamak zor değil, bu vurguyla toplumda yaygın ve etkili olan milliyetçi ideolojinin uyarılmasını hedefliyor. Sanki Türkiyeli şirketlerin doğayı tahrip etmesi görece kabul edilebilirmiş gibi Kanadalı olduğu dile getirilen şirket, vatan hainliği imasıyla dile getiriliyor. Oysa küresel kapitalizm için şirketlerin menşei ülkelerinin bir önemi olmadığını biliyoruz. Yine de Türkiye’deki hegemonik iktidarın söylemlerinin tezatlığını göstermek için başvurulan bu milliyetçi söylem, tersinden sivil toplum hareketlerinin mücadelesine zarar veriyor. Mesele şirketlerin menşei değil, sermayenin ve devletlerin doğaya yönelik menfaatperest ve dar grup çıkarlarını esas alan ekonomi-politik uygulamaları.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan egemen siyasal aklın doğa tasavvuru, diğer yandan neo-liberal ekonominin doğa tutkusu güçlü ve etkili bir politikada bütünleşiyor. Dünyanın gözbebeği olarak kıymet verilmesi gereken Amazon Ormanları’na metal aletler ve araçlar, kimyasal ilaçlar ve patlayıcılarla giren sermayenin bu kırımı yapabilmesini sağlayan politik iradeyi görmek gerekir. Türkiye’de iktidar bloğunu işaret ederek, bunlar ağacı, kuşu, yeşili sevmiyorlar gibi klişelerden çok, bu politik iradeyi anlamak ve onun dinamiklerini açıklamak gerekir. Bugünkü politik iradenin denetim ve kontrol altında tuttuğu akademi, medya, hukuk, bürokrasi ve sermaye gibi alanların, bu irade karşısında iktidar aygıtı olarak konumlanması ve özerk alanlar haline gelememesi, politik iradeyi tek başına ve her şeyin fevkinde gösteriyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin medyanın, Kaz Dağları örneğinde de görüldüğü üzere, ortaya çıkan itirazları yalan haberler ya da malumatlar ile çarpıtılması bu duruma bir örnek olarak gösterilebilir. Bu çarpıtmaların bir işe yaramayacağının bilinmesine rağmen bunu sürdürme gayretlerinin nedeni, bir sonraki adımda ortaya çıkacak baskıyı meşrulaştırmak olsa gerek. Ancak gerekçesi ne olursa olsun, politik iradenin sermayenin çıkarları etrafında örgütlenmesi ve kamunun çıkarlarını göz ardı etmesi sivil toplum hareketlerinin politik mücadele alanına çekilmesini zorlayan koşulları üretmektedir. Sağ-popülist ideolojinin söylem mühimmatı ile üstünü kapatmaya ve sivil toplum hareketlerini kriminalleştirmeye çalıştığı bu koşullar altında söylenecek her söz, dile getirilecek her itiraz ve her eylem kaçınılmaz olarak politiktir. Bu nedenle egemen politik iradenin karşısında tabanda örgütlenen ve aktüel siyaset-üstü bir motivasyonla hareket eden sivil itaatsizliğin korumaya çalıştığı şey sadece doğa kırımı değil, aynı zamanda hegemonik söylem tarafından baskı altına alınan siyasal alana yurttaş olarak müdahale etme haklarının korunmasıdır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/08/sivil-toplum-vs-neoliberalizm-dogaya-dahil-olmak/">Sivil Toplum vs. Neoliberalizm: Doğaya Dahil Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>On Binlerce Kişi Kaz Dağları&#8217;nda Su ve Vicdan Nöbeti&#8217;nde&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/binlerce-kisi-kaz-daglarinda-su-ve-vicdan-nobetinde/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/binlerce-kisi-kaz-daglarinda-su-ve-vicdan-nobetinde/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 06 Aug 2019 05:03:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Atikhisar]]></category>
		<category><![CDATA[Balaban]]></category>
		<category><![CDATA[Büyük Su ve Vicdan Buluşması]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Kirazlı]]></category>
		<category><![CDATA[Kırklareli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41325</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kazdağları’nda Kanadalı Alamos Gold Madencilik tarafından Çanakkale’nin içme suyu barajı Atikhisar’ın yakınında açılmak istenen siyanürlü altın madenine karşı on binlerce kişi Büyük Su ve Vicdan Nöbeti'nde buluştu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/binlerce-kisi-kaz-daglarinda-su-ve-vicdan-nobetinde/">On Binlerce Kişi Kaz Dağları&#8217;nda Su ve Vicdan Nöbeti&#8217;nde&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-901oao css-16my406 r-1qd0xha r-vw2c0b r-ad9z0x r-bcqeeo r-qvutc0">Maden için ağaç kesimlerinin başladığı Kirazlı</span><span class="css-901oao css-16my406 r-1qd0xha r-ad9z0x r-bcqeeo r-qvutc0">&#8211;</span><span class="css-901oao css-16my406 r-1qd0xha r-vw2c0b r-ad9z0x r-bcqeeo r-qvutc0">Balaban Köyü civarında yapılan buluşmaya; </span>İzmir, Antalya, Bursa, Yalova, Aydın, Ankara, İstanbul, Tekirdağ, Kırklareli, Balıkesir, Yalova, Kocaeli, Çanakkale, Düzce ve Edirne barolarının başkan ve yönetim kurulu üyeleri, milletvekilleri, belediye başkanları, sanatçılar, STK’ temsilcilerinin yanı sıra çevre gönüllüsü on bine yakın kişi katıldı. Çevredeki köylerde oturan vatandaşların da destek verdiği eylem, Sadık Gürbüz ve Ataol Behramoğlu&#8217;nun konuşmalarıyla başladı.</p>
<figure id="attachment_41326" aria-describedby="caption-attachment-41326" style="width: 357px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-41326" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/EBOob-kXsAApklZ.jpg" alt="" width="357" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/EBOob-kXsAApklZ.jpg 552w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/EBOob-kXsAApklZ-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" /><figcaption id="caption-attachment-41326" class="wp-caption-text">İllüstrasyon Eda Erdoğmuş</figcaption></figure>
<p>Konuşmaların ardından grup, maden yapılması planlanan alana doğru yürüyüşe geçti. Tel örgülerle kapatılan alana giren protestocular &#8216;ağaçların katledilmesine karşı anayasal haklarımıza karşı çıkıyoruz&#8217; açıklamasıyla şantiyenin çalışmasını durdurdular. Eylemde sembolik olarak bölgeye fidan dikimi de yapıldı. Yürüyüşte &#8216;Geleceğin İçin Doğaya Sahip Çık, Kaz Dağları&#8217;na Dokunma&#8217;, &#8216;Altıncı Filo Kirazlı&#8217;dan Defol&#8217; &#8216;Çanakkale Suyuna Sahip Çıkıyor&#8217;, &#8216;Siyanürlü Su İçmek İster misiniz?&#8217; &#8216;Atikhisar, Atıkhisar Olmasın&#8217; gibi pankartlar açıldı. Eylemcilerin bir kısmının çevrede kamp kurduğu ve nöbeti gece de sürdürdüğü Büyük Su Ve Vicdan Buluşması&#8217;nın madenin yapımı duruncaya kadar devam edeceği bildirildi.</p>
<p>Dünyaca ünlü piyanist Fazıl Say&#8217;ın da 18 Ağustos’ta alanda konser vereceği belirtiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/binlerce-kisi-kaz-daglarinda-su-ve-vicdan-nobetinde/">On Binlerce Kişi Kaz Dağları&#8217;nda Su ve Vicdan Nöbeti&#8217;nde&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/06/binlerce-kisi-kaz-daglarinda-su-ve-vicdan-nobetinde/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>2</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Savunucuları, Kazdağları İçin İstanbul’da Buluştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/01/yasam-savunuculari-kazdaglari-icin-istanbulda-bulustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Aug 2019 09:43:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Alamos Gold]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41144</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünyanın oksijen bolluğu yönünden ilk üç yerinden biri olduğu tespit edilen Kazdağları, dört bir koldan saldırı altında. Kazdağları’nda yaşayan hayvanlar, bitkiler, ormanlar, sular ve yaşam alanlarını korumaya kararlı olan Çanakkaleliler, Kazdağları’ndaki yaşamı bitirecek olan ölüm projesi ile yıllardır mücadele ediyor. Çanakkale'nin, Kanada’daki altın madeni fuarında pazarlandığını ve 30 ayrı altın madeni ruhsatı verildiğini aktaran, Artı Gerçek’ten gazeteci Pelin Cengiz, ölüm projelerinin detaylarını verdiği yazısında “Eğer bu projelerin bir bölümü ya da tamamı hayata geçerse Çanakkale ve çevresi tam bir çöle dönüşecek” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/01/yasam-savunuculari-kazdaglari-icin-istanbulda-bulustu/">Yaşam Savunucuları, Kazdağları İçin İstanbul’da Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kazdağları’nın başında bir kötülük odağı dolaşıyor: Kanadalı şirket Alamos Gold&#8230; Şirketin hem maden tetkik çalışmaları hem de madenden çıkartılacak cevher siyanür ile işleneceğinden bölgede yaşayan hayvanlar da insanlar da bitkiler de büyük bir tehlike ile karşı karşıya. Çanakkale’nin Kirazlı Köyü’nde su nöbetine başlayan yurttaşlar ve STÖ’ler, bu ölüm projesine direnmeye devam ediyor. Su nöbetine bir destek de İstanbul’dan geldi. Farklı mücadele alanlarından birçok STÖ, parti ve oluşum, doğanın Kazdağları’ndan yükselen çığlığına ses kattı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilinen tarihi MÖ 2000 yıllarında başlayan ve Homeros’un İlyada&#8217;sında İda Dağı&#8217;dan (Kazdağı) “Bol pınarlı vahşi hayvanların anası” diye söz ettiği Kazdağları; eşsiz florası, faunası ve binyıllar öncesinden günümüze ulaşmış efsaneleri, anlatıları ve mitolojik önemiyle hiç şüphesiz ki dünyanın doğal ve kültürel mirasıdır. Bölgede radikal ve çok yönlü bir koruma politikası izlenmesi gerekirken, devlet ve hükûmet, Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’nı proje sahası olmasına karar verdi. </span></p>
<p><b>Bakanlık “13.400 ağaç” Dedi Ama 195.000 Ağaç Kesildi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Köyü, Balaban mevkiinde Kanadalı şirket Alamos Gold’un taşeronu olan Doğu Biga Madencilik’e, yurttaşların vergilerinden sağlanan 865 milyon lira teşvikle verilen izinler nedeniyle Çanakkale halkı ve bölgedeki çevre örgütleri, “ÇED (Çevresel Etki Değerlendirmesi) Olumlu Raporu”nun iptali için 2013 yılında dava açtı ve Danıştay, 2014 yılında “ÇED Olumlu” kararlarını iptal etti. Bu kararın üzerine Danıştay, yeniden görüşülmesi için dosyayı yerel mahkemeye gönderdi; yerel mahkemenin aleyhte karar vermesi üzerine, Danıştay’a itirazda bulunuldu. Hukukî süreç devam ederken, Tarım ve Orman Bakanlığı, Kazdağları&#8217;nda kesilen ağaç sayısının 13.400 olduğunu belirtti ancak bölgedeki STÖ’ler, teknik olarak yapılan tespitlerle kesilen ağaç sayısının 195.000 olduğunu duyurdu. Ekoloji örgütleri, bakanlığı halka yanlış bilgi verdiğini ifade ediyor.</span></p>
<figure id="attachment_41146" aria-describedby="caption-attachment-41146" style="width: 429px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41146" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/1-e1564645394283.jpg" alt="" width="429" height="240" /><figcaption id="caption-attachment-41146" class="wp-caption-text">Kazdağları’ndaki çölleşmenin güncel durumu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kazdağları’nda girişilmek istenen bu ölüm projeleri daha tamamlanmadan çok ciddi bir ekolojik yıkıma sebep olmuş durumda… Doğa Derneği, Kazdağları’nın tehlike altındaki otuz bir bitki türü ve tehlike altındaki yedi yarasa türünün yaşam alanı olduğunu aktarıyor. Kazdağları bölgesinde yaşayan hayvan türlerine baktığımızda ayı, karaca, yaban kedisi, su samuru, sincap, yarasa, kirpi, tavşan, porsuk, sansar, tilki, yaban domuzu, kartal, doğan, atmaca, şahin, keklik, tahtalı, çulluk ve balık cinslerinden alabalık ile sazan türleri bulunuyor. Doğa tahrip edilirken bu hayvanlar zorunlu göçe tâbi tutulacak, göç edemeyecek durumda olanlar ise ölüm projeleri sürerken yaşamını yitirecek. Milyonlarca hayvanın yaşamının yanında, bölgede yaşayan yüzbinlerce insan da bu ölüm projelerinden olumsuz etkilenecek. </span></p>
<p>Çanakkale<span style="font-weight: 400;">’nin Kirazlı Köyü Balaban mevkiinde, Kanadalı </span>Alamos Gold<span style="font-weight: 400;"> şirketinin,  yerli taşeronu olan </span>Doğu Biga Madencilik <span style="font-weight: 400;">eliyle açmak istediği altın madeni projesinin durdurulması için Çanakkaleliler ve çevre illerden gelen binlerce kişi, geçtiğimiz günlerde bir protesto eylemi gerçekleştirdi. İskele meydanında akşam saatlerinde toplanan siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcileri ile yurttaşlar, </span>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı<span style="font-weight: 400;">’na seslenerek projenin derhal durdurulmasını ve iptal edilmesini istedi. Bu eylemin ardından, proje sahası Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’nın üstünde yer aldığı için, yurttaşlar Kirazlı Köyü’nde “su nöbeti” tutmaya başladı.</span></p>
<figure id="attachment_41147" aria-describedby="caption-attachment-41147" style="width: 436px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41147" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/2.jpg" alt="" width="436" height="320" /><figcaption id="caption-attachment-41147" class="wp-caption-text">Harita, bölgede bulunan farklı işletme aşamalarındaki metalik madencilik projelerini gösteriyor. <br />Kaynak: Kazdağları Kardeşliği</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kirazlı Köyü’nde başlatılan “su nöbeti”ne destek vermek ve Kazdağları’ndaki ekolojik tahribatı bir kez daha teşhir etmek için, İstanbul’daki yaşam savunucuları, dün Beşiktaş’ta bir araya geldi. 35 sivil toplum kuruluşu, siyasî parti ve oluşumun desteklediği eylemde okunan basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kazdağları bu bölgede yaşayan yaklaşık bir buçuk milyon insanın, bitkilerin, yaban hayatın, meraların, tarım alanlarının, en önemlisi de su kaynaklarının yaşam sigortasıdır. Ancak, doğal etkenlerin yanı sıra, bacalarından zehir çıkan termik santraller, RES’ler, HES’ler ve madencilik faaliyetleri, efsaneler diyarı güzelim dağlarımızın taşıdığı değerleri, barındırdığı hayvan popülasyonunu olumsuz yönde etkilemektedir. Özellikle madencilik adı altında sürdürülen altın işletmeciliği faaliyetleri, bulunduğu yörelerdeki yaşamsal tüm süreçleri yok etmenin eşiğine getirmiştir. Bunun en son ama en tehlikeli örneği Kirazlı’da yaşanmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje sahası Çanakkale’nin tek içme ve sulama suyunu sağlayan Atikhisar Barajı’nın hemen üzerindedir. Bu da bize içme suyumuzun kirleneceğini göstermektedir. Kaldı ki çıkarılan cevher, aynı bölgede kurulacak siyanür havuzlarında işleneceği için kirlenmeden öte içme suyumuz zehir saçacaktır. Bu durum ve Çanakkale ve civarında yaşayan başta insanlar olmak üzere tüm canlılar için büyük tehlike arz etmektedir.</span></p>
<p><b>“Kazdağları&#8217;na yapılan bu saldırı, ekolojik yıkım nedeniyle doğa ve hayvan haklarına da insan haklarına da aykırıdır; Anayasa&#8217;nın ihlâlidir.”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41148 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/08/h.jpg" alt="" width="333" height="251" />Önümüzdeki 15 yıl sonunda iklim değişikliği nedeniyle küresel ısınma tüm şiddetini artıracak, sıcaklık ve kuraklık sonucu birçok canlı türünün yaşamı tehlikeye girecektir. Yakın gelecekte böylesine büyük bir felaketi göğüslemek için Çanakkale’nin Atikhisar Barajı’ndaki tatlı suya mutlak ihtiyacı vardır. Çocuklarımızın geleceği için baraj havzasında üretime geçecek altın madenine izin veremeyiz. Çünkü bu faaliyet Çanakkale’de yaşayan tüm canlıların su hakkını gasp edecektir. Birçok türden hayvanın yuvası olan Kazdağları&#8217;na yapılan bu saldırı, ekolojik yıkım nedeniyle doğa ve hayvan haklarına da insan haklarına da aykırıdır; Anayasa&#8217;nın ihlâlidir.”</span></p>
<p>İstanbul’da düzenlenen dayanışma eylemine, Antalya Ekoloji Meclisi, Antalya Yaşam Savunucuları, Arhavi Doğa Koruma Platformu, Artvin Çevre Platformu/İstanbul, Anatolia Vosvos Derneği, Bartın Platformu, Bahçeşehir Gölet Gönüllüleri, Bakırköy Kent Savunması, Beykoz Kent Dayanışması, Derelerin Kardeşliği Akdeniz Platformu, Diren Büyükçekmece, Doğanın Çocukları, EMEP İstanbul İl Örgütü, Fatsa Ünye Doğa Koruma Platformu, HDK Ekoloji Meclisi, HDP Ekoloji Komisyonu, Hasankeyf Koordinasyonu, Haliç Dayanışması, Halkevleri, Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM), Hayvan Hakları ve Etiği Derneği, İstanbul Kent Savunması, Karadeniz İsyandadır Platformu, Kazdağı Doğal ve Kültürel Varlıkları Koruma Derneği, Kuzey Ormanları Savunması, Loç Vadisi Koruma Platformu, Munzur Çevre Derneği, ÖDP Ekoloji Meclisi Çalışma Grubu, Politeknik, Roma Bostanı, Sarıyer Kent Dayanışması, Toplumcu Mühendisler ve Mimarlar Meclisi, Toplumsal Özgürlük Partisi, Türkiye İşçi Partisi ve Validebağ Gönüllüleri katıldı ve destek verdi.</p>
<p>*Pelin Cengiz&#8217;in yazısı: <a href="https://www.artigercek.com/yazarlar/pelincengiz/kanada-da-canakkale-yi-altin-madeni-fuarinda-pazarladilar-30-ayri-altin-madeni-ruhsati-verdiler" target="_blank" rel="noopener">Kanada&#8217;da Çanakkale&#8217;yi altın madeni fuarında pazarladılar, 30 ayrı altın madeni ruhsatı verdiler</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/08/01/yasam-savunuculari-kazdaglari-icin-istanbulda-bulustu/">Yaşam Savunucuları, Kazdağları İçin İstanbul’da Buluştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Su Nöbetindeki Çanakkaleliler: Kaz Dağları İçin Çok Geç Olmadan Harekete Geçin</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/su-nobetindeki-canakkaleliler-kaz-daglari-icin-cok-gec-olmadan-harekete-gecin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Jul 2019 10:01:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[Alamos Gold]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale]]></category>
		<category><![CDATA[Çanakkale Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Doğu Biga Madencilik A.Ş]]></category>
		<category><![CDATA[kaz dağları]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Bilir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41110</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çanakkale’nin tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı havzasındaki siyanürlü altın madenini aramalarına karşı Su Nöbeti tutan sivil toplum kuruluşları Kaz Dağları için çok geç olunmadan harekete geçme çağrısı yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/su-nobetindeki-canakkaleliler-kaz-daglari-icin-cok-gec-olmadan-harekete-gecin/">Su Nöbetindeki Çanakkaleliler: Kaz Dağları İçin Çok Geç Olmadan Harekete Geçin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kaz Dağları’ndaki Atikhisar Havzası’nda Kanadalı altın şirketi Alamos Gold’un yerli şirketi Doğu Biga Madencilik A.Ş tarafından başlatılan altın arama çalışmaları hız kazanırken</span><span style="font-weight: 400;">ağacını, havasını, suyunu savunan Çanakkaleliler de yerel yönetim ve sivil toplum kuruluşlarının öncülüğünde su ve yaşam hakkı için nöbet başlattı. “Kaz Dağları Hepimizin” sloganıyla gerçekleştirilen ‘su hakkı nöbeti’ kısa sürede ilgi görürken, nöbetin, altın madeninin sürdürdüğü ağaç katliamı sonlandırılana kadar sürecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41112 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/07/kent_konseyleri_Kaz-Daglari-640x640.jpg" alt="" width="365" height="365" />Kazdağları ve Çanakkale’nin alternatifsiz, tek içme ve kullanma suyu kaynağı olan Atikhisar Barajı’nın su toplama havzası üzerinde, tamamı ormanlık geniş arazide yürütülen altın madeni projesi ile başta ağaçlar ve diğer bitkiler katledilirken, buna bağlı olarak bölgede varlığı bilinen çok sayıda kuş türü de kayboluyor.  Bölge, ağaçların kesilmesi ile heyelana açık hale gelirken, arama aşamasında bu bölgedeki toprakta bulunan ağır metaller ile işletme aşamasında kullanılacak siyanür ve bir çok kimyasal yer altı su damarları aracılığıyla Atikhisar Barajı ile buluşacak ve Çanakkalelilerin mutfaklarındaki musluklarından zehirli sular akacak.</span></p>
<p><b>TEMA: ÇED Raporuna Aykırı Davranılıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TEMA Vakfı yaptığı açıklama ile altın madeni için bölgede kesilen ağaç sayısını uydu görüntüleri üzerinden 195.000 olarak tespit ettiklerini ifade ederken, Çevresel Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna aykırı davranan işletmenin durdurulmasını talep etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Altın madeni, olumlu kararı alan çevresel etki değerlendirmesi (ÇED) raporunda belirtildiği gibi 45.650 ağaç kesileceği yönünde bir planla Mart 2019’da Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı’ndan işletme iznini aldı. Ancak uydu görüntüleri üzerinde yaptığımız incelemeler sonucunda kesilen ağaç sayısının ÇED raporuna aykırı olarak 195.000 adet olduğunu tespit ettik. Bunun üzerine ağaç sayısı ile ilgili kaygılarımızı açıklığa kavuşturmak için 25 gün önce Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Çanakkale Valiliği gibi taraflara resmi yazı yazdık ve change.org’da bölgenin doğasına ve tüm canlılarına sahip çıkmak için imza kampanyası başlattık. #altındaölümvar etiketiyle sürdürdüğümüz kampanyamıza bugüne kadar yaklaşık 100.000 kişi imza vermiş olmasına rağmen yetkili mercilerden hala herhangi bir yanıt alamadık” dedi.</span></p>
<p><b>Enerji Bakanlığı Çevre Katliamını Savundu</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı ise yaptığı açıklama ile altın arayan firmanın 195 bin değil, 13 bin 400 ağaç kestiğini iddia eden bakanlık, firmanın mevzuat gereği 2 farklı noktada 14 bin fidan diktiğini söyledi Açıklamada “Mevzuatta yapılan son değişiklikle madencilik faaliyeti için kesilen ağaç sayısı kadar farklı noktalara ağaç dikilmesi ve madencilik faaliyetinin sona ermesiyle aynı bölgenin yeniden ağaçlandırılarak eski haline getirilmesi şartı getirildi. Söz konusu maden faaliyetlerinde bulunan firma, mevzuat gereği 2 farklı noktada hatıra ormanı oluşturarak, 14 bin fidan dikimi gerçekleştirdi. İddialarda yer alan alanda kesilen ağaç sayısı ortaya atıldığı gibi 195 bin değil, 13 bin 400’dür. Ayrıca, tüm maden faaliyetleri Bakanlığımız ve ilgili kurumlar tarafından periyodik olarak denetleniyor. Bu kapsamda Maden ve Petrol İşleri Genel Müdürlüğü faaliyetleri yerinde incelemek üzere bir ekibi sahaya göndermiştir” denildi.</span></p>
<p><b>‘Mevzuat Çevre Katliamlarına İzin Veriyor’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çanakkale Kent Konseyi Çevre Meclisi Başkanı Pınar Bilir, altın madenine karşı verdikleri mücadele sırasında çevre meclisi altında örgütlenme kararı aldıklarını belirterek, dernekler, odalar ve siyasi partilerin katılımı ile meclisi kurma kararı aldıklarını dile getirdi. Nöbete ilginin yoğun olduğunu ifade eden Bilir eş zamanlı olarak kent merkezinde de yaşanan çevre katliamı ile çalışmalara başlayacaklarının bilgisini verdi.  Bilir “Kaz Dağları, dünya üzerinde altın aranacak en son nokta. Adına Bin Pınarlı İda denilen ve mitolojisi kitaplarda yer alan bir bölge. Dünyanın başka bir yerinde bu alanlarda bir ağaç bile kestirilmezken bizim mevzuatımız bu tür çevre katliamlarına izin veriyor. Bu bölgede bir kamu yararı yok” dedi.</span></p>
<p><b>‘Bakanlık Neden Şirketi Savunuyor?’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlığın açıklaması ile gerçeklerin tutmadığını belirten Bilir “Bakanlık gelip yerinde inceleme yapmalı. Ağaç katliamı artarak devam ediyor. Şirket saha için ‘özel mülkümüz’ diyor ama açıklamayı yapan bakanlık. Bizim muhatabımız kim? Muhatap bakanlık ise biz neden sahada şirket ile karşı kalıyoruz, şirket ise bakanlık neden şirket adına açıklama yapıyor. Bakanlığın şirket adına açıklama yapıyor olması ahlakiliğini sorgulatıyor. Bakanlık ‘siyanürle altın aranmayacak’ diyor biz de aksini söylemedik. Siyanür altının ayrıştırmasında kullanılacak ve bu ÇED raporunda da var. 26 bin ton siyanür kullanılacak. Bakanlığın bu açıklaması bile anlamsız. Çanakkale birinci derece deprem kuşağı olan bir bölge, atık havuzları da fay hatlarının geçtiği bölgede. Atık havuzlarına serilecek olan membran depremlerle zarar görecek ve atıklar toprağımıza, suya karışacak. Yine yer altında yer alan kimyasallar patlamalarla ortaya çıkacak ve yağmurlara ve suya karışacak” diye konuştu.</span></p>
<p><b>‘Engellemezsek İse Ağaç Kesimleri Milyonları Bulacak’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İda Dayanışma Derneği Başkanı Ekrem Akgül, Çanakkale’nin başına gelen en büyük çevre felaketlerinden biriyle karşı karşıya olduklarını ifade etti. Akgül de çevre ile ilgili kanun ve yönetmeliklerin doğa ve toplum çıkarlarını yok sayan bir noktada olduğunu belirtti. Çanakkale’nin doğası, tarımı ve tarihi açısından önemli bir bölgeye maden izni vermenin anlaşılır olmadığını ifade eden Akgül şunları söyledi “120 bin ton ile başlayan faaliyet 26 milyon tona çıkarılmış durumda. Hedefledikleri alan çok daha büyük. Engellemezsek ağaç kesimleri milyonları bulacak. Makineleri durduramıyoruz, gücümüz ona yetmiyor ama inançlı bir şekilde buradaki çevre felaketini gelen insanlara anlatıyoruz. Otobüs otobüs insan geliyor. İnsanlar sahadaki faaliyeti görünce etkileniyor. Buradaki çalışmayı ancak halk durdurabilir”.</span></p>
<p><b>‘Hala Geri Dönüş İmkanı Var’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakanlık, maden alanının Kaz Dağları ile ilişkisinin olmadığını yönelik açıklamalarına da değinen Akgül  “Coğrafyada sınırlar yoktur. Eko sistem olarak maden alanı Kaz Dağlarının bölgesinde kalıyor. Kaz Dağının çeperinden çalışmalara başlandı. Ormanı, doğayı koruma gereken bir kamu kurumunun şirketin lehine çalışması asıl abes olandır. Doğaya biraz saygıları varsa bu çalışma durdurulmalı. Biz sesimizi karar vericilere duyuramıyoruz, kulaklarını tıkamışlar. Birileri buradaki çevre felaketini anlatsın onlara. Bu coğrafyaya dokunmayın kaybettiklerimiz geri gelmez. Şu anda geri dönüş imkanı var ama toprağa kirleticiler, kimyasallar değdi mi artık geri dönüş olmayacak. Bu mücadele sadece Çanakkale ile kalmamalı, tüm Türkiye’ye yayılmalı. Dünyanın küresel ısınmayı gündemine taşıdığı bir anda siz nasıl böylesi devasa bir yeşil örtüğü nasıl kaldırırsınız. Kaldırdığınız yeşil örtünün altında hangi canlılar yatıyor. Bu canlıları nerelere göç ettireceksiniz?” dedi.</span></p>
<p><b>Kent Konseylerinden Nöbete Destek</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kent merkezinden 24 saat devam eden nöbete katılmak ve kamp alanına ulaşmak isteyen vatandaşlar için STK’ların talepleri üzerine Çanakkale Belediyesi, sabah saat 09:00, 13:00 ve 17:00’da Cumhuriyet Meydanından servis araçları kaldırıyor.  Türkiye Kent Konseyleri Platformu üyeleri, Cuma günü ülkenin bir çok noktasından Kaz Dağları’na gelerek nöbete destek verecek.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/07/31/su-nobetindeki-canakkaleliler-kaz-daglari-icin-cok-gec-olmadan-harekete-gecin/">Su Nöbetindeki Çanakkaleliler: Kaz Dağları İçin Çok Geç Olmadan Harekete Geçin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
