<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>kadınlar günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadinlar-gunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadinlar-gunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 08 Mar 2022 07:28:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>kadınlar günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/kadinlar-gunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 07:28:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Gece Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[feminist mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Feyza Akınerdem]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79339</guid>

					<description><![CDATA[<p>Temsil politikaları alanında çalışan araştırmacı/aktivist Feyza Akınerdem, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşleri pankartları etrafında kopan tartışmalar üzerine görüşlerini Sivil Sayfalar ile paylaştı. Afişi tasarlayan feministlerin 'kadın'ı dışlayıcı bir düşüncede olmasının mümkün olmadığını ifade eden Feyza Akınerdem 'Yürüyüşün adı Feminist Gece Yürüyüşü iken, kadınları kapsamadığını nasıl düşünebiliriz?' diye soruyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/">&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Feyza Akınerdem, kamusal alanın sınırlarının kimliklerle çizilemeyeceğine, eylemlerin &#8216;karşılaşma alanları&#8217; olduğuna vurgu yapıyor. Akınerdem, 8 Mart yürüyüşlerinde eskiden başı örtülü kadınlarla fotoğraf çektirmek isteyenlerin olduğunu artık bu gibi taleplere rastlanmadığını belirtiyor ve “Ben bu karşılaşmalardan çok şey öğrendim. O yüzden kapsayıcılıktan çok karşılaşma kavramının üzerinde durmayı tercih ederim” diyor. </span></p>
<p><b>Temsil politikaları üzerine çalışmaları olan bir sosyolog ve feminist olarak 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü afişlerin kapsayıcılığı, kullanılan ve kullanılmayan kelimelerle ilgili görüşleriniz nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-79358 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-640x376.jpeg" alt="Feyza Akınerdem" width="340" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-640x376.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem-1024x602.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/feyza-akinerdem.jpeg 1170w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" />Temsil politikaları çalışan bir araştırmacı olarak, aynı zamanda 15 seneden fazla bir süredir Türkiye’de farklı arka planlardan gelen kadınların ortak mücadele vermesi için politika yapan bir feminist olarak, kapsayıcılık kavramının kapsayıcılığı ile ilgili şüphelerim var. Zira kadınların patriyarkanın normalliğini sorgulama ve değiştirme arzusunun, ortak, sabit ve belirlenmiş biçimleri olamayacağı görüşündeyim. Kapsayıcılık politikası ise bu arzunun çeşitliliğine işaret etmekten çıkıp, bir kimlikler ve varoluş biçimleri listesi haline geldiğinden beri bu kavramla başım biraz dertte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afişlere gelirsek, bir kavramın, sözcüğün, imgenin kullanılmaması ile kullanılamaması arasında bir fark var. 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü afişleri, klipleri ve bireysel duyurularında çok farklı çerçeveler kullanılıyor, böylece birçok kavram dolaşıma giriyor. Böyle bakınca gece yürüyüşü afişlerinde “kadın” kelimesini kullanamama ya da kullanmaktan imtina etme gibi bir durum bence yok, afişi tasarlayan feministlerden böyle bir dışlayıcılık beklemiyorum. Yürüyüşün adı Feminist Gece Yürüyüşü iken, kadınları kapsamadığını nasıl düşünebiliriz? Diğer yandan herhangi bir mecrada, bir duyuruda, bir bildiride, “kadın” kelimesinin kapsayıcılık niyetiyle başka kavramlarla değiştirilmesinin kapsayıcı değil, aksine dışlayıcı olduğunu düşünüyorum ancak son dönemlerde kadın bedenini doğurganlığına indirgeyen “regl olan bireyler” ya da “rahimliler” gibi sözcüklerle yapılan reklam kampanyaları oldu. Bunların regl ve diğer üreme sağlığı konularının bütüncüllüğünü görmezden gelen, kadın mücadelesi tarihinden habersiz PR ajanslarının küresel kreatif sektör trendlerini yakalama çabasının bir uzantısı olduğunu düşünüyorum. Bunu tartışmalıyız ancak afişlerde böyle bir dışlayıcı ya da indirgemeci dil görmedim. </span></p>
<p><b>Türkiye’deki feminist mücadelenin aldığı yolu ve şu anki yerini, gücünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Tüm kadınları kapsayan bir sonsuz alan yaratılabildi mi sizce veya yaratılması mümkün mü? Son zamanlarda sosyal medyada sıkça denk geldiğimiz kime kadın denir, Terf, CİS, heteroseksist ötekileştirmeleri, non binary kimlikler ve temsilleri vb. derken aynı mücadele içerisinde olanların dahi birbirlerini ötekileştirdiği bir kamplaşmadan söz etmek mümkün mü? Tartışmalar, zıtlaşmalar kimlik siyasetinin kaçınılmaz problemi midir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben son dönemde Türkiye’de sosyal medyada süregelen kavgaları popülist siyasetin, genişleyen ve gücü artan bir feminizmi kolonize etmesi tehdidi görüyorum. Türkiye’de kadınlar feminizmin gündeme getirdiği birçok eşitsizliği, haksızlığı, nefessiz hareketsiz kalma halini giderek daha çok sorunsallaştırıyorlar. Kadınlar bence artık patriyarkayı, adını koymasalar da iyi tanıyorlar. Feminist bir kimliğe şüpheyle yaklaşanlar bile, feminizmin çağrısına kulak veriyorlar, bu sese karşılık veriyorlar. Pandemi öncesi Gece Yürüyüşlerinin kalabalıklığı, katılımcıların çeşitliliği göz kamaştırıcı idi. Bu sene de öyle olmasını umuyorum ancak bu genişleme, aynı zamanda popülist siyasetin araçlarının sosyal medya üzerinden hızlıca benimsenmesiyle, kutuplaştırıcı tartışmalara zemin oldu. Feminizmin gündelik hayat, beden, ev, iş yeri, aile ve yakın ilişkiler üzerine ürettiği politik söylemler, talepler, mücadele alanları adeta mıknatısın zıt kutuplarına toplanan toplu iğneler gibi birbirinden ayrışıyor. Örneğin toplumsal cinsiyet eleştirisi ile toplumsal cinsiyet rolleri eleştirisi birbirine karşı olmak zorunda mıdır? Bence değil ancak ben kadın hareketinin bu kutuplaşmayı aşacak gücü, yaratıcılığı ve iradesi olduğunu da düşünüyorum. Beraber yürüdüğümüz kadınlara güveniyorum.  </span></p>
<p><b>8 Mart yürüyüşlerinde müslüman kadınların, emekçi kadınların, göçmen kadınların ve daha sayabileceğimiz birçoklarının cinsiyet temsili dışında da kendilerine yer bulabildiğini, temsil edilebildiklerini, seslerini duyurabildiklerini düşünüyor musunuz? 8 Mart günü ve genel olarak kadın hareketi bu bağlamda ne kadar kapsayıcı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben 8 Mart dayanışma eylemlerinin de gece yürüyüşünün de tel örgülerle çevrili olmayan, geçirgen alanlar olduğunu düşünüyorum. Kamusal alanın sınırlarını kimliklerle çizemezsiniz. Eylemler karşılaşma alanlarıdır. Reçel-Blog’ta “bir fotoğraf çekinebilir miyiz?” diye bir yazı yayınlamıştık. Kadın hareketinin eylemlerinde başörtülü kadın görünce beraber fotoğraf çektirmek isteyenler olurdu eskiden. Şimdi kalmamış olsa gerek. Ben bu karşılaşmalardan çok şey öğrendim. O yüzden kapsayıcılıktan çok karşılaşma kavramının üzerinde durmayı tercih ederim. </span></p>
<p><em>Görsel: Çatlak Zemin</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/feminist-gece-yuruyusunun-kadinlari-kapsamadigini-nasil-dusunebiliriz/">&#8216;Feminist Gece Yürüyüşü’nün Kadınları Kapsamadığını Nasıl Düşünebiliriz?&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlar, Görünmezlik ve 8 Mart</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/17/kadinlar-gorunmezlik-ve-8-mart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahu Parlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 17 Mar 2019 18:35:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36431</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart 2018’de, Türkiye’de görünmez olan kadınlar, NY Times’ın manşetine çıkacak kadar görünür hale geldi. Eril (tabii ki!) iktidarın şaşkınlığını, tedirginliğini, hatta paniğini bir düşünsenize! Elbette 8 Mart 2019’da akıllarına gelen ilk şeyi yaptılar: Görünmez olanı görünür olduğu anda “kapattılar.” İstiklal Caddesi’nin girişinde iki uca yerleştirdikleri barikatlarla, kadınlar hazır görünür haldeyken sıkıştırdılar. Görünürlüğümüzün içinde boğulalım, birbirimizi ezelim, o izdihamın içinde küçülelim küçülelim öyle küçülelim ki ‘görünmezlik süper gücümüz’ boşa çıksın istediler.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/17/kadinlar-gorunmezlik-ve-8-mart/">Kadınlar, Görünmezlik ve 8 Mart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Dünya yerinden oynar, kadınlar özgür olsa!” 8 Mart 2018’de İstiklal Caddesi’ndeki yürüyüşte en çok bu lafı avaz avaz bağırarak söylemek hoşuma gitmişti. Ah, o kadar çoktuk ki! Ve o kadar da güzel! Şarkılar, türküler, sloganlar… Omuz omuz yürüyen kadınlar, zıplayan kadınlar, dans eden kadınlar… Rengarenk, başka başka ama yan yana. O anda tek dertleri yürümek olan kadınlardık. Bu duygu ortaklığında vardık, çoktuk, güzeldik.</p>
<p>Kendimi bildim bileli feminist olarak tarif ettim. Üniversite kampüsüne adım attığım ilk günden beridir de feminist aktivizmin içinde oldum. Ta ki 6 sene önce oğlum dünyaya gelene dek. 2013 yılı Mayıs ayında doğdu oğlum. O tarihlerden beridir de hiçbir aktiviteye vb gitmedim. Çocuk yaptım diye değil, ümidimi yitirdiğim için. Ne kadar bağırsak bağıralım sesimiz çıkmıyordu. Ne kadar söylersek söyleyelim anlatamıyorduk. Görünmezdik. Görünmez olmayı seçmiştik. Görünmezliğin sağladığı özgürlüğe sığınmıştık. Günlük hayat pratiğinde yol alabilmenin, ilerleyebilmenin yegane yolu buydu. Ülke yönetiminde söz hakkı olan kadınların sayısını, lider şirketlerin yönetim kadrosundaki kadın oranını, kadın – erkek arasındaki maaş farklarını düşündükçe… Zaten görünmezdik.</p>
<p>Doğru, görünmezlik bazen yok sayılmak, bazen yok sanılmaktı, böyle bir tehlikesi vardı. Ama aynı zamanda kalkandı. Alan yaratıyordu.  Bir çeşit ‘sorum-suzluk’ daha doğrusu ‘sorumluluklardan arınmışlık’ hissi getiriyordu beraberinde. Ah elbette bu bir illüzyondu ama zaten görünmez olan için illüzyonun gerçekten farkı nedir ki?</p>
<p>Feministler tarafından sık eleştirilen Jung’a göre ego, insan olmak (adam olmak!), bir ağırlığa, bir görev ile ütopyaya sahip olmak, <a href="https://eksisozluk.com/?q=g%c3%b6lge">gölge</a>si yani <a href="https://eksisozluk.com/?q=bilin%c3%a7d%c4%b1%c5%9f%c4%b1">bilinçdışı</a> denen tanıması veya evcilleştirmesi gereken bir karanlık yanı olmak, fiziksel yaşamın kısıtlarına tabi olmak demek&#8230; Gölgesiz olan ise insan gibi ağır, yüklü değil, hafif, belki dumansı ve yarı saydamdır. Ezcümle, görünmez olan gölgesizdir.  Jung bu diskur analizini kadınlık ile ilgili olarak şöyle ifade eder: &#8220;Yine de bu bağımsız varlığın görünmezliğinin aynı anda neden ölümsüzlük içerdiği açık değildir.&#8221;</p>
<p>Görünmez olanın gölgesi de yoktur: Görünmezlik, görünmez olana bir özgürlük /sorumluluktan arınmışlık hissi verdiği kadar; ötekine, yani görünür olana da sorumsuzluk getirir. Görünenin, görünmeyene karşı nasıl bir sorumluluğu olabilir ki? Diğer yandan, görünür olan için görünmez olan daima bir tekinsizlik yaratır. Hele ilk karşılaşmada! Yani görünmez olanın böyle bir ‘süper gücü’ olduğunu idrak etme anında!</p>
<p>8 Mart 2018’de, Türkiye’de görünmez olan kadınlar, NY Times’ın manşetine çıkacak kadar görünür hale geldi. Eril (tabii ki!) iktidarın şaşkınlığını, tedirginliğini, hatta paniğini bir düşünsenize! Elbette 8 Mart 2019’da akıllarına gelen ilk şeyi yaptılar: Görünmez olanı görünür olduğu anda “kapattılar.” İstiklal Caddesi’nin girişinde iki uca yerleştirdikleri barikatlarla, kadınlar hazır görünür haldeyken sıkıştırdılar. Görünürlüğümüzün içinde boğulalım, birbirimizi ezelim, o izdihamın içinde küçülelim küçülelim öyle küçülelim ki ‘görünmezlik süper gücümüz’ boşa çıksın istediler.</p>
<p>Halbuki görünmezlikte değildir asıl süper-güç, görünürlüğümüzden vazgeçebilmemizdedir…! Bir şeyin görünmez olabilmesinin ön koşulu görünürlüktür. Ancak, gerçekten görünür olan kendi iradesi ile bu görünürlükten vazgeçtiğinde, görünmezlik söz konusu olabilir. Fantastik filmlerde görünmezlik süper-gücü olanların tekinsizlik hissi vermesi de bundandır.</p>
<p>John Berger “kadın görünür, erkek davranır” der. Kadın varlığını görüntüsü üzerinden yayar. Görüntüsü ile böylesine özdeş olan bir varlığın bundan vazgeçebilmesi, evet bir süper-güçtür. Bu ıslak sabun gibi ele avuca sığmayan bir düşüncedir. Dolayısıyla kapatılamazdır. Kadın, görünmezliğin yarattığı konfora kapılmadığı, farkındalık içinde olduğu müddetçe de normatif eril düzen ile başa çıkmasının belki tek yoludur.</p>
<p>Ah yoksa… ‘Kadının fendi’ olsa olsa budur. Öyle olmalı: Dünya yerinden oynar, kadınlar görünür olsa!</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/17/kadinlar-gorunmezlik-ve-8-mart/">Kadınlar, Görünmezlik ve 8 Mart</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart: Mücadele ve Dayanışmayı Birlikte Büyütmek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/8-mart-mucadele-ve-dayanismayi-birlikte-buyutmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Karatabanoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Mar 2019 11:36:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlar günü]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36127</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nde sivil toplum alanında kadın mücadelesi veren kurumlar, kendi çalışma alanlarında mücadeleyi bir adım daha öteye taşıma gayretindeyken, kadınlar arasındaki dayanışmayı da kuvvetlendirmeyi amaçlıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/8-mart-mucadele-ve-dayanismayi-birlikte-buyutmek/">8 Mart: Mücadele ve Dayanışmayı Birlikte Büyütmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumda kadınların yaşam, eğitim, beden bütünlüğü, sağlık, çalışma, yönetim ve kamusal alandaki hakları başta olmak üzere farklı alanlarda mücadele eden pek çok dernek mevcut. 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü’nünde kadın kuruluşlarına ajandalarındaki planlarını sorduk.</span></p>
<figure id="attachment_36132" aria-describedby="caption-attachment-36132" style="width: 434px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-36132" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-7-640x351.png" alt="" width="434" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-7-640x351.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-7.png 663w" sizes="(max-width: 434px) 100vw, 434px" /><figcaption id="caption-attachment-36132" class="wp-caption-text">Gülsüm Kav</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadınların yaşam hakkını savunma ve artan kadın cinayetlerine son verme amacı taşıyan Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Genel Temsilcisi Gülsüm Kav, kadınların Türkiye’de ve dünyada mücadele dolu bir yıl geçirdiklerini belirterek söze başlıyor. Kadın cinayetleri, şüpheli kadın ölümleri ve faili meçhul oranlarında artış olduğunu vurgulayan Kav, İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun kadın cinayetleri hakkında “Failler açısından bakıldığında halihazırda faili meçhul kadın cinayeti yoktur” açıklamasını platform çalışmalarının bir sonucu olarak görüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şimdi en azından neyi nasıl tanımlayacağımızı, nasıl adlandıracağımızı tartışıyoruz bu bir gelişme” diyen Kav, şöyle devam ediyor: &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Kopya çekerken tespit ettiği öğrencisi tarafından vahşice öldürülen Akademisyen Ceren Damar’ın Ankara’daki anmasındayım. Buradaki mesele sadece kopya çekme meselesi değil. Kadın bir akademisyen olduğu için kolayca öldürüldü. Tabi ki Ceren Damar cinayeti bir kadın cinayetidir. Pek çok kadın cinayeti başka sorunlarla iç içe geçmiş durumda” </span></p>
<p><b>Şiddetle Mücadelede Altın Kılavuz: İstanbul Sözleşmesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6284 Sayılı Ailenin Korunması ve Kadına Karşı Şiddetin Önlenmesine Dair Kanun’a dair çıkarılan genelgelerin ve şiddetle mücadelede altın kılavuz görevi gören İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin uygulanması için Adalet Bakanlığı’na çağrıda bulunan Kav, “Aynı zamanda nafaka tartışmalarıyla da vücut bulan kadınların kazanılmış haklarına yönelik bir saldırı var. Bunların hepsi bir bütün olarak kadınların kazanılmış haklarını geri alma çabasıdır. Bütün bunlarla mücadele edeceğiz” diyor. </span><span style="font-weight: 400;">Yerel seçimlerin kadınların gündeminde önemli bir yerde olduğunu dile getiren Kav, “Bu seçimde öldürülmediğimiz şehirleri istiyoruz talebini başa alarak; geçinebildiğimiz, çalışabildiğimiz, yönetebildiğimiz şehirler istiyoruz” diye devam ediyor. </span><span style="font-weight: 400;">Kav, kadın mücadelesinin gençleştiğini orta okul ve lise öğrencilerinin haklarını aradığını anımsatıyor ve ekliyor: “Kadınlar olarak asla pes etmeyeceğiz.”</span></p>
<p><strong>&#8220;Müslüman Kadınların Özgün Hikayelerini Duyurmak İstiyoruz&#8221;</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Havle Kadın Derneği, gelişmekte olan Müslüman kadın hareketini referans alarak kurulmuş bir dernek. Farklı platformlarda hali hazırda aktif faaliyetler yürüten kadınlar olarak ihtiyaç duydukları kurumsal kimlik sonucunda dernek çatısı altında bir araya geldiler.</span></p>
<figure id="attachment_36133" aria-describedby="caption-attachment-36133" style="width: 362px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-36133" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-8.png" alt="" width="362" height="246" /><figcaption id="caption-attachment-36133" class="wp-caption-text">Rümeysa Çamdereli</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Kendisini Müslüman kadın olarak ifade etmeyi tercih eden ve bunu bir kimlik olarak tanımlayan kadınların özgün dertlerini gündeme getirmek istiyoruz” diyen Havle Kadın Derneği Başkanı Rümeysa Çamdereli, şöyle devam ediyor: </span><span style="font-weight: 400;"> “Müslüman kadınların özgün hikayelerini duyurmak istiyoruz. Farklı platformlarda hali hazırda aktif faaliyetler yürüten kadınlar olarak bir kurumsal kimlik ihtiyacı sonucu Havle Kadın Derneği’ni kurduk.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğin amacını Müslüman kadınların feminist harekete katılımını artırmak ve hareketi güçlendirmek olarak tanımlayan Çamdereli, “En özgün kamusal alan problemlerinden biri cami konusu. Camilerde kadınlara çok sınırlı alanlar ayrılıyor. Var olan feminist kuruluşların doğrudan gündemine girmemiş olsa da bizim gündemimizde” diyor. A</span><span style="font-weight: 400;">lternatif ya da bir ayrım olarak değil, feminist hareketin bir parçası olmak için yola çıktıklarını ifade eden Çamdereli, 8 Mart akşamı saat 19.30’da İstiklal Caddesi’nde gerçekleşecek olan “Feminist Gece Yürüyüşü”ne katılacaklarını söylüyor. </span><span style="font-weight: 400;">Çamdereli 8 Mart mesajı olarak, “Farklılıkların görünür kılındığı ve bu farklılıkların dayanışmayı ve kız kardeşliği kuvvetlendirdiği günleri bir arada yaşamayı umut ediyorum” diyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_36134" aria-describedby="caption-attachment-36134" style="width: 375px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36134" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-9-640x411.png" alt="" width="375" height="241" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-9-640x411.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/Ekran-Alıntısı-9.png 714w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" /><figcaption id="caption-attachment-36134" class="wp-caption-text">Sanem Oktar</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8220;<strong>Sivil Toplum Olarak Çok Çalışmalıyız&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye Kadın Girişimciler Derneği Başkanı Sanem Oktar, 8 Mart’ta “Siyaset ve iş dünyasından, medyadan birçok kişi ve kuruluş kadınlardan, kadın- erkek eşitliğinden yana açıklamalar yapacaklar, mesajlar verecekler. Peki, bundan bir yıl sonra, yani 8 Mart 2020 tarihine geldiğimizde cinsiyet eşitsizliği ve kadınların karşılaştıkları sorunlar konusunda bir şey değişmiş olacak mı? Türkiye’de bu alanda değişim küçük adımlarla oluyor; başta sivil toplum kuruluşları olarak daha çok çalışmamız; daha çok birlikte çalışmamız lazım” diyerek kadınların toplumdaki yerinin sadece tek bir güne indirgenmemesi gerektiğinin altını çiziyor.  </span><span style="font-weight: 400;">Oktar, kadınların öncelikli sorunlarından birinin yönetimdeki yer bulamama olduğunu vurgulayarak, “Kadınların siyasete daha fazla katılımı Türkiye’de uzun yıllardır üzerinde konuşulan bir konu. Ama 80 milyonluk ülkemizde, siyasi partilerimizin gösterdikleri toplam 5 bin 393 adayın içinden bir belediye yönetmeye uygun sadece 385 kadın aday çıktı. Bu tablo 21. yüzyılın ilk çeyreğinde, 5 yıl sonra Cumhuriyet’in 100’üncü kuruluş yıl dönümünü kutlayacak ülkemize hiç yakışmıyor” diyerek kadın aday azlığına tepki gösteriyor. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/08/8-mart-mucadele-ve-dayanismayi-birlikte-buyutmek/">8 Mart: Mücadele ve Dayanışmayı Birlikte Büyütmek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
