<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>insan hakları izleme örgütü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-izleme-orgutu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-izleme-orgutu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 14 Jan 2022 07:39:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>insan hakları izleme örgütü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/insan-haklari-izleme-orgutu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Onlarca Yıl Geriye Gitti’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/14/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-onlarca-yil-geriye-gitti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jan 2022 07:39:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[HRW]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye 2021 Olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye'de İnsan Hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77643</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün (Human Rights Watch) 'Türkiye 2021 Olayları' başlıklı yıllık raporuna göre, 'otoriter ve merkezileşmiş cumhurbaşkanlığı hükümeti', siyasi muhalifleri hedef aldı; yargı bağımsızlığını baltaladı ve demokratik kurumların içini boşalttı. Rapor, 'Türkiye’nin insan hakları karnesinin onlarca yıl geriye gittiği' tespitini yapıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/14/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-onlarca-yil-geriye-gitti/">&#8216;Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Onlarca Yıl Geriye Gitti’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün 2021 Türkiye raporu, İfade, Örgütlenme Ve Toplanma Özgürlüğü, Kadın ve LGBT Haklarındaki Gerilemeler, İnsan Hakları Savunucuları, Polis Gözetiminde İşkence, Kötü Muamele ve Zorla Kaybetme Vakaları, Kürt İhtilafı ve Muhalefete Yönelik Baskılar, Mülteciler, Sığınmacılar ve Göçmenler ile Önemli Uluslararası Aktörler başlıklarından oluşuyor.</p>
<p>Raporda öne çıkan başlıklar şunlar:</p>
<h5><strong>İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü</strong></h5>
<ul>
<li>Haber kuruluşlarının çoğu hükümetle yakın bağlantıları olan şirketlere ait olsa da, Türkiye&#8217;deki bağımsız medya esas olarak çevrim içi platformlar aracılığıyla faaliyet gösteriyor.</li>
<li>Türkiye&#8217;nin son derece kısıtlayıcı Terörle Mücadele Yasası kapsamında bir suç teşkil ettiği düşünülen yazı ve haberler nedeniyle kovuşturmalara maruz kalıyor.</li>
<li>Kasım ayında, Türkiye&#8217;nin en yüksek idare mahkemesi olan Danıştay, İçişleri Bakanlığı&#8217;nın Nisan ayında yayınladığı, vatandaşların ve gazetecilerin görev başındaki polis memurlarının video ve fotoğraflarını çekmelerini yasaklayan bir genelgenin yürütmesini, haber alma hakkını ve medya özgürlüğünü kısıtladığı gerekçesiyle durdurdu.</li>
<li>YouTube, Facebook ve Twitter gibi büyük sosyal medya platformları, Türkiye&#8217;de ofis kurmalarını gerektiren 2020 tarihli bir yasa değişikliğine uydular.</li>
<li>Valilikler, Covid-19&#8217;u seçici bir şekilde bahane olarak kullanarak, öğrenciler, işçiler, siyasi muhalefet partileri ve kadın ile lezbiyen, gey, biseksüel ve trans (LGBT) insan hakları aktivistlerinin barışçıl protestolarını yasakladılar.</li>
</ul>
<h5><strong>Kadın ve LGBT Haklarındaki Gerilemeler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilen ilk ülke oldu. Mart ayında yapılan bu hamle, uluslararası düzeyde yaygın bir şekilde eleştirildi ve kadın hakları savunucularının protestolarına sahne oldu. Söz konusu hamle, Türkiye&#8217;de toplumsal cinsiyete dayalı şiddetle mücadele etme ve kadın haklarını geliştirme çabalarında büyük bir gerilemeye işaret ediyor.</li>
<li>Hükümet yetkilileri sözleşmenin “eşcinselliği normalleştirdiği” gibi yanıltıcı bir iddia ile muhafazakar seçmenleri cezbetmeyi denediler ve sözleşmeden geri çekilmelerini bu şekilde haklı göstermeye çalıştılar.</li>
<li>Türkiye&#8217;de her yıl yüzlerce kadın öldürülüyor ve kayıtlara geçen aile içi şiddet vakalarının sayıları hala yüksek.</li>
<li>Hükümet, İstanbul&#8217;da her yıl düzenlenen LGBT Onur Yürüyüşü’nü art arda yedinci kez yasakladı. Polis protestocuları şiddet kullanarak dağıttı ve gözaltına aldı. Üst düzey hükümet yetkilileri, siyasi konuşmalarında birçok kez LGBT bireylere saldırdı ve onlara karşı ayrımcılığı teşvik etti.</li>
</ul>
<h5><strong>İnsan Hakları Savunucuları</strong></h5>
<ul>
<li>Sivil toplumun önde gelen isimlerinden Osman Kavala&#8217;nın dört yıldır süren tutukluluğu ve  davası, hükümeti eleştiren insan hakları grupları ve diğer sivil toplum örgütleri (STÖ&#8217;ler) üzerindeki muazzam baskının bir simgesiydi.  Kavala, 2013 Gezi Parkı protestoları ve Temmuz 2016&#8217;daki başarısız darbe girişimi gibiasılsız suçlamalarla yargılanıyor.</li>
<li>Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin yeterli delil olmadığı gerekçesiyle Kavala’nın derhal serbest bırakılmasını hükmeden kararını hiçe saydı.</li>
<li>Yetkililer, hak savunucuları üzerinde baskı oluşturmak ve onların toplanma özgürlüklerini ihlal etmek için terör ve hakaret suçlamalarını kullanmayı sürdürdü.</li>
<li>Ocak ayında Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanının Önlenmesine Dair Kanun yürürlüğe girdi.  Her ne kadar Türkiye, yasanın terörizmin finansmanını ve silahlanmayı önlemeye yönelik bağlayıcı Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi kararlarına uyum amacıyla çıkartılmış olduğunu iddia etse de, yasa aslen İçişleri Bakanlığı&#8217;nın STÖ&#8217;lerin meşru ve yasal faaliyetleri ile bunların üyelerinin örgütlenme özgürlüğünü hedef almasına olanak veren yetkilerini artırıyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Polis Gözetiminde İşkence, Kötü Muamele ve Zorla Kaybetme Vakaları</strong></h5>
<ul>
<li>Son beş yılda artan polis gözetiminde ve hapishanelerde işkence ve kötü muamele iddialarına yönelik açılan savcılık soruşturmalarında ilerleme kaydedildiğini gösteren emare oldukça az sayıdadır. Bu tür iddiaların çok azı güvenlik güçlerinin yargılanmasıyla sonuçlanıyor ve yaygın bir cezasızlık kültürü hüküm sürmeye devam ediyor.</li>
<li>Anayasa Mahkemesi, Mayıs 2021 tarihinde verdiği iki kararında kötü muamele yasağının ihlal edildiğine ve 2016 yılında yapılan ve o sırada savcılıkların takipsizlik kararı verdiği iki suç duyurusu hakkında yeni soruşturma açılmasına hükmetti.</li>
<li>Kaçırma ve zorla kaybetme vakalarına ilişkin haberler gelmeye devam ettiği gibi, bu vakalar gerektiği şekilde soruşturulmuyor da.</li>
<li>Türkiye makamları, Gülen hareketi destekçisi olduğu iddia edilen ve çoğu öğretmen olan kişilerin iadesini dünyanın dört bir yanındaki ülkelerden talep etmeyi sürdürdü. Türkiye&#8217;nin iade taleplerine uyan bazı ülkeler, yasal prosedürleri ve yargı denetimini devre dışı bırakarak, kaçırma, zorla kaybetme ve kişilerin yasa dışı nakli gibi suçlara ortak oldular.</li>
</ul>
<h5><strong>Kürt İhtilafı ve Muhalefete Yönelik Baskılar</strong></h5>
<ul>
<li>Recep Tayyip Erdoğan’ın iktidar koalisyonu, 2018 genel seçimlerinde oyların yüzde 11,7&#8217;sini kazanan muhalefetteki Halkların Demokratik Partisi&#8217;nin (HDP) meşru siyasi faaliyetlerini kriminalize etmek için sürdürdüğü kampanyayı 2021’de daha da yoğunlaştırdı. Hükümet, HDP ile PKK arasında bir ayrım yapmayı reddediyor. HDP binalarına fiziksel saldırılar yapıldı. Bunlardan en dikkat çekeni Haziran ayında İzmir’deki HDP il binasına silahlı bir kişi tarafından yapılan saldırıydı. Parti üyesi Deniz Poyraz bu saldırıda vurularak öldürüldü.</li>
<li>Başta belediye başkanları olmak üzere HDP’li çok sayıda eski siyasetçi, şiddet içermeyen meşru siyasi faaliyetleri, konuşmaları ve sosyal medya paylaşımları nedeniyle terör suçlarından hükümlü veya tutuklu olarak hapiste bulunuyor.</li>
<li>Haziran ayında Anayasa Mahkemesi, Yargıtay Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;nın HDP&#8217;yi süresiz olarak kapatmak ve 451 siyasetçiyi ve parti yetkilisini 5 yıl süreyle siyasi faaliyetlerden men etmek talebiyle sunduğu iddianameyi kabul etti.</li>
</ul>
<h5><strong>Mülteciler, Sığınmacılar ve Göçmenler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye, geçici koruma statüsü verilen Suriye&#8217;den yaklaşık 3,7 milyon ve Türkiye yasalarına göre tam olarak mülteci olarak kabul edilemeyen Afganistan, Irak ve diğer Avrupa dışı ülkelerden gelen 400.000&#8217;den fazla sığınmacı ile dünyanın en fazla sayıda mültecisine ev sahipliği yapmaya devam ediyor.</li>
<li>Daha fazla sığınmacı ve göçmenin girişine karşı sınırlarını güvence altına alma politikasını sürdüren Türkiye, 2021&#8217;de İran ile doğu sınırı boyunca bir duvar inşa etmeyi sürdürdü ve sınırı geçmeye çalışırken yakalanan Afganistanlı ve diğer ülkelerden gelen sığınmacıları, sorgusuz sualsiz geri itti.</li>
</ul>
<h5><strong>Önemli Uluslararası Aktörler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği (AB) ile, göç gibi bazı sorun alanlarında karşılıklı çıkarlar sayesinde yumuşayan, sorunlu bir siyasi ilişkisi var. Türkiye&#8217;nin AB&#8217;ye üyelik süreci hali hazırda durma noktasında. AB, mülteci ve göçmenlerin AB’ye girişine yönelik kısıtlamalar karşılığında Türkiye&#8217;ye mali destek sağlıyor.  Avrupa Konseyi Haziran ayında Türkiye&#8217;de hukukun üstünlüğü ve temel hakların durumu konusundaki endişelerini yineledi, ancak Türkiye ile ilişkilerinde insan haklarına öncelik vermedi.</li>
<li>Avrupa Konseyi İnsan Hakları Komiseri, Birleşmiş Milletler (BM) Kadına Karşı Ayrımcılığın Önlenmesi Komitesi, BM insan hakları özel raportörleri ve BM İnsan Hakları Ofisi, Türkiye&#8217;yi İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çekilmesi nedeniyle eleştirdi.</li>
<li>Türkiye Ekim ayında, Aralık 2015&#8217;te Paris&#8217;te kabul edilen iklim değişikliğine ilişkin uluslararası Paris Anlaşması&#8217;nı onayladı ve aynı zamanda 2053 yılına kadar net sıfır emisyon hedefine ulaşmayı taahhüt etti. Dünyanın en çok sera gazı salan 20 ülkesinden biri olan Türkiye, tüm dünyada insan haklarını giderek artan bir şekilde etkileyen iklim krizine katkı yapıyor.</li>
</ul>
<blockquote><p>Tutuklanma ve vurulma riskine rağmen farklı ülkelerde sokaklara çıkanlar demokrasinin hala güçlü bir cazibesi olduğunu gösteriyor.</p></blockquote>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nün 2022 Dünya Raporu&#8217;nda 100&#8217;den fazla ülkede insan haklarının mevcut durumu ele alınıyor. Örgütün Direktör Kenneth Roth tarafından kaleme alınan metinde otokrasinin yükselişte olduğuna dair yaygın kanının aksine,  farklı ülkelerde pek çok kişinin tutuklanma ya da vurulma riskine rağmen sokaklara çıkmasının &#8220;demokrasinin güçlü cazibeye sahip olduğunu&#8221; gösterdiği tespiti yapılıyor.</p>
<p>Raporun Türkçe özetine <a href="https://www.hrw.org/tr/world-report/2022/country-chapters/380772">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>HRW&#8217;nin insan haklarını küresel düzeyde ele alan 2022 yılı Dünya Raporu&#8217;nun İngilizcesine ise <a href="https://www.hrw.org/world-report/2022" target="_blank" rel="noopener">bu bağlantıdan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/14/turkiyenin-insan-haklari-karnesi-onlarca-yil-geriye-gitti/">&#8216;Türkiye’nin İnsan Hakları Karnesi Onlarca Yıl Geriye Gitti’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü: “İnsan Haklarına Aykırı Uygulamalar Pandemide de Sürdü”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/14/insan-haklarina-aykiri-uygulamalar-pandemide-de-surdu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Jan 2021 10:03:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)]]></category>
		<category><![CDATA[HRW Türkiye 2020 Raporu]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63966</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rigts Watch) 2020 yılı Türkiye raporu yayınlandı. Türkiye’de pandemi sürecinde de insan haklarına aykırı uygulamaların sürdüğü belirtilen raporda; uluslararası insan hakları hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerle çelişen yasaların meclisten alelacele geçirildiği ve başkanlık sisteminde iktidarın kamu kurum ve kuruluşlarını, denge ve kontrol mekanizmalarını ortadan kaldıracak ve destekçilerine fayda sağlayacak şekilde yeniden biçimlendirdiği savunuluyor. Raporda öne çıkan bir diğer husus yargı süreçlerine yürütme tarafından yapılan müdahalelerin yerleşiklik kazandığı şeklinde.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/14/insan-haklarina-aykiri-uygulamalar-pandemide-de-surdu/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: “İnsan Haklarına Aykırı Uygulamalar Pandemide de Sürdü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün “Türkiye2020 Yılı Olayları” başlıklı raporu 6 bölümden oluşuyor:</p>
<ul>
<li>İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü</li>
<li>İnsan Hakları Savunucuları, Avukatlar</li>
<li>Kötü Muamele, Zorla Kaybedilme Vakaları</li>
<li>Muhalefete Yönelik Baskılar</li>
<li>Mülteci ve Göçmenler</li>
<li>Önemli Uluslararası Aktörler</li>
</ul>
<h5><strong>İfade, Örgütlenme ve Toplanma Özgürlüğü </strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye’de çevrimiçi eleştirel yayın yapan haber ve yorum siteleri varlıklarını sürdürmelerine karşın, 87 gazeteci ve medya çalışanı, gazetecilik faaliyetleri nedeniyle, terörle mücadele yasası kapsamına giren suçlardan tutuklu veya hükümlü olarak cezaevinde bulunuyor.</li>
<li>Türkiye&#8217;de faaliyet gösteren sosyal medya şirketlerini daha sıkı kontrol etmeye yönelik planlar, temmuz ayında yasalaştı.</li>
<li>Türkiye Wikipedia&#8217;ya 2017’de getirdiği erişim engelini ocak ayında kaldırmış olsa da eleştirel haber sitelerinin de bulunduğu binlerce web sitesi engellendi ve çevrimiçi içeriği yayından kaldırıldı.</li>
<li>Sosyal medya paylaşımları nedeniyle, Cumhurbaşkanına hakaret ve terör propagandası yapmak suçlarından gözaltına alınma ve yargılanma riskiyle karşı karşıya kaldı.</li>
<li>Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Halk TV, Tele 1 ve Fox TV gibi hükümeti eleştiren yayınlara da yer veren medya mecralarına keyfi para ve geçici yayın durdurma cezaları verdi.</li>
<li>Kadın hakları aktivistlerinin, sağlık çalışanlarının ve muhalefet partilerinin barışçıl protesto gösterilerini yasaklamak için Covid-19 bahane olarak kullanıldı.</li>
</ul>
<h5><strong>İnsan Hakları Savunucuları, Avukatlar</strong></h5>
<ul>
<li>İnsan hakları savunucusu Osman Kavala 2017 Kasım’ından bu yana hapiste bulunuyor ve Türkiye, AİHM’nin Kavala&#8217;nın tutukluluğunun siyasi nedenlerle sürdürüldüğü gerekçesiyle verdiği<a href="https://www.hrw.org/news/2020/06/02/turkey-free-rights-defender-following-european-court-ruling" target="_blank" rel="noopener"> tahliye kararını görmezden gelerek uygulamıyor</a>.</li>
<li>Hükümetin LGBTİ+’ların faaliyetlerini kısıtlayıcı yaklaşımı ve kamu görevlilerinin homofobik konuşmaları sürüyor.</li>
<li>Hükümet, baroların kurumsal gücünü azaltmak amacıyla temmuz ayında yeni bir yasa çıkardı.</li>
</ul>
<h5><strong>Kötü Muamele, Zorla Kaybedilme Vakaları</strong></h5>
<ul>
<li>Gözetimde işkence ve kötü muamele iddialarındaki artış Türkiye&#8217;yi bu alanlarda önceden kaydetmiş olduğu ilerlemeden geriye düşürdü. Devlet memurlarına yönelik yaygın bir cezasızlık kültürü hüküm sürüyor.</li>
<li>Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’nin (CPT) 2017 ve 2019 yıllarında yazdığı iki raporda polis gözetimi altında kötü muamelede bulunulduğu ve hapishanelerde kötü muamelenin ve aşırı kalabalık koşulların hüküm sürdüğü kaydediliyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Muhalefete yönelik Baskılar</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi&#8217;nin HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş&#8217;ın derhal tahliye edilmesi yönünde 2020 yılında verdiği kararı uygulamayı reddediyor.</li>
<li>HDP’li 48 belediye başkanı 2019 Ağustos’undan bu yana görevden alındı, il valileri kayyum olarak atandı.</li>
<li>CHP’li Enis Berberoğlu&#8217;nun milletvekilliği devlet sırlarını açıkladığı gerekçesiyle TBMM tarafından düşürüldü. İstanbul CHP İl Başkanı Canan Kaftancıoğlu&#8217;nun, geçmişte attığı tweetler nedeniyle aldığı 10 yıl hapis cezası onandı. Dava temyiz aşamasında.</li>
</ul>
<h5><strong>Mülteci ve Göçmenler</strong></h5>
<ul>
<li>Türkiye, 3,6 milyon Suriyeli, 400 bin civarında Afganistan, Irak ve başka ülkelerden gelen göçmenle dünyada hala en çok sayıda mülteciye ev sahipliği yapan ülke. 2020 yılının şubat ayında, Türkiye&#8217;nin AB’ye geçmek isteyen mültecilere durdurulmayacaklarını açıklamasının ardından sınırı geçen çoğu müllteci Yunanistan tarafından şiddetle geri itildi.</li>
<li>Türkiye pandemide, sınırlarını yeniden kapattı ancak göçmenlerin Avrupa’ya geçme çabası ve Yunanistan&#8217;ın onları geri itmesi yıl boyunca sürdü.</li>
<li>Türkiye&#8217;nin Suriye sınırı ise yeni gelen mültecilere 2016 yılından beri kapalı.</li>
</ul>
<p>Raporun tümüne <a href="https://www.hrw.org/tr/world-report/2021/country-chapters/377421" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/01/14/insan-haklarina-aykiri-uygulamalar-pandemide-de-surdu/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: “İnsan Haklarına Aykırı Uygulamalar Pandemide de Sürdü”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2017 12:32:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Bilgen]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Barosu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Sinclair]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Çocuk Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[HRW]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[TİHV]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye İnsan Hakları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Veli Saçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20755</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da beş hak örgütü, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir günlük bir sempozyum düzenledi. Çocuk, kadın, cezaevi, işkence, ifade özgürlüğü gibi kategorilerin ele alındığı sempozyumda Türkiye’nin son iki yıllık insan hakları karnesi masaya yatırıldı. 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası vesilesiyle Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir/">“Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır’da beş hak örgütü, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir günlük bir sempozyum düzenledi. Çocuk, kadın, cezaevi, işkence, ifade özgürlüğü gibi kategorilerin ele alındığı sempozyumda Türkiye’nin son iki yıllık insan hakları karnesi masaya yatırıldı.</strong></p>
<p>10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası vesilesiyle Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği bir ortak etkinlik takvimi açıkladı. Bu takvim çerçevesinde 10 Aralık Pazar günü, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Konferans Salonu’nda gün boyu süren insan hakları sempozyumu düzenlendi.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-20758 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/2017-12-12-PHOTO-00000824.jpg" alt="" width="419" height="314" />Dört oturumdan oluşan sempozyumun ilk oturumunda son iki yılın genel değerlendirmesini Rewşen Bataray Saman ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)  Türkiye Raportörü Emma Sinclair Webb yaptı. İnsan hakları çalışmalarının geçen iki yılda çok büyük zorluklarla karşılaştığını sahadan örneklerle aktaran konuşmacılar; haksız gözaltı, işkence ve kötü muamele, hak savunucularının kriminalize edilmesi gibi durumların hukuka aykırılığını vurgulayarak yeni dönemde belirgin olan uygulamaları “keyfilik” olarak değerlendirdiler.</p>
<h4>Seher Akçınar:  Ümit verici olan, sivil darbeye maruz kalmış hak savunucularının mücadeleyi terk etmemiş olmalarıdır.</h4>
<p>Yaklaşık bir yıl önce KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Esin Koman’ın geçten iki yılda hak ihlallerinin çocukları nasıl etkilediğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren sunumunun ardından İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Muhterem Süren, çıplak aramaya karşı çıkan mahpusların, işkenceye uğradığını belirtti. TİHV Diyarbakır Temsilcisi Barış Yavuz, işkencenin ciddi oranda artış gösterdiğini dile getirerek, 2002 yılında “işkenceye sıfır tolerans” vaadiyle iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), bugün işkenceyi doğal gören yaklaşımını eleştirdi. 2003 yılında bir soruşturmadan bahseden Yavuz, “O dönem valilik, emniyet, genelkurmay soruşturma izni vermemişti, Recep Tayyip Erdoğan, soruşturma için önümüzü açmıştı. Bugün ne oldu da böyle bir duruma geldi!” dedi.</p>
<p>Sempozyumun son oturumunda Seher Akçınar, Veli Saçılık ve Ayhan Bilgen; ifade ve örgütlenme özgürlüğünün durumunu ele aldılar.</p>
<p>Türkiye&#8217;de insan hakları mücadelesinin hep zor zamanlar geçirdiğini ama mücadeleye de devam ettiğini vurgulayan Seher Akçınar, “İfade ve örgütlenme özgürlüğünün üzerinde bugün de yoğun baskılar var ama burada esasen beni korkutan iki şey üzerinde durmak istiyorum: Biri; Hatun Tuğluk’un cenazesine karşı yapılan linç girişimi ötekisi de MAZLUMDER’in (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği)  Kürdistan şubelerinin, içeriden iktidar destekli bir güç tarafından kapatılarak sivil toplum içerisine bir darbe zihniyetinin yerleştirilmiş olmasıdır. Bu ikinci örnekte ümit verici olan, sivil darbeye maruz kalmış hak savunucularının mücadeleyi terk etmemiş olmalarıdır” şeklinde konuştu.</p>
<h4> Sözün gücünden korkuluyor</h4>
<p>Diyarbakır gibi bir yerde insan haklarını veya baskıları anlatmanın pek ilgi çekici olmadığını, çünkü herkesin bu ihlalleri yerinde gözlemleyip deneyimlediğini vurgulayan Ayhan Bilgen, “İfade özgürlüğüne bu kadar saldırmalarının nedeni sözün gücünden korkmalarıdır. Yine örgütlenme özgürlüğünün bu kadar karşısında konumlanmalarının sebebi örgütlü mücadele karşısında tutunamayacaklarını bilmeleridir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İnsan hakları mücadelesinin sadece Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin her yerinde zor olduğunu vurgulayan Veli Saçılık, konuşmasına şöyle devam etti: “Bizler de bu zorluğun her tarafında beraberce bir şeyler yapmaya, direnmeye çalışıyoruz. Bu devlet her gün gittiğim yerde bana ısrarla saldırıyor, gözaltına alıyor ve hakkımda dava açıyor. Hakkımızda o kadar çok dava açıldı ki, en son bize bu davaları açan savcı bile bu durumdan bıkıp isyan etmeye başladı. Bu devlet daha evvel yine cezaevlerine düzenlediği bir operasyon sırasında kolumu kaybetmeme sebep olmuştu. Kolumu köpeklere yem etmişti. Sonrasında kolumun kopmasına neden olan dozerin yıktığı duvarın parasını benden istemişti. AİHM&#8217;e gittik ve bu haksızlığı bir şekilde o dönem geri çevirdik. Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir. Bakın size trajikomik bir şey söyleyeceğim, her gün eylem yaptığımız sokağın başında biz, ortasında insan hakları anıtı, sonunda ise Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu var. Ve biz her gün bu sokakta, yalnızca işimizi istediğimiz için insan hakları çiğnenerek darp ediliyoruz. Nuriye ve Semih de bu sokakta başlattıkları eylemden dolayı tutuklanıyor.”</p>
<p>Sempozyumun yeterli ilgiyi görmemiş olmasına da içerlediğini aktaran Saçılık, “Biliyorum ki Diyarbakır’da işinden, ekmeğinden edilen binlerce kişi var ama bu arkadaşlar sokakta ya da başka bir alanda bir şekilde görünmezler. Arkadaşlara sormak istiyorum yahu işinizden ihraç edildik ama bizi mücadeleden mi ihraç ettiler?” diyerek sitem etti.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-20757" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/2017-12-12-PHOTO-00000826.jpg" alt="" width="496" height="640" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir/">“Benim kolumun yokluğu Türkiye&#8217;de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Benim kolumun yokluğu Türkiye’de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Dec 2017 12:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Ayhan Bilgen]]></category>
		<category><![CDATA[Emma Sinclair]]></category>
		<category><![CDATA[gözaltı]]></category>
		<category><![CDATA[Gündem Çocuk Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği]]></category>
		<category><![CDATA[HRW]]></category>
		<category><![CDATA[Human Rights Watch/HRW]]></category>
		<category><![CDATA[ifade özgürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[İHD]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[işkence]]></category>
		<category><![CDATA[Veli Saçılık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=22614</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır’da beş hak örgütü, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir günlük bir sempozyum düzenledi. Çocuk, kadın, cezaevi, işkence, ifade özgürlüğü gibi kategorilerin ele alındığı sempozyumda Türkiye’nin son iki yıllık insan hakları karnesi masaya yatırıldı. 10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası vesilesiyle Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir-2/">“Benim kolumun yokluğu Türkiye’de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Diyarbakır’da beş hak örgütü, İnsan Hakları Haftası münasebetiyle bir günlük bir sempozyum düzenledi. Çocuk, kadın, cezaevi, işkence, ifade özgürlüğü gibi kategorilerin ele alındığı sempozyumda Türkiye’nin son iki yıllık insan hakları karnesi masaya yatırıldı.</strong><span id="more-22614"></span></p>
<p>10-17 Aralık İnsan Hakları Haftası vesilesiyle Diyarbakır Barosu, Diyarbakır Tabip Odası, Hak İnisiyatifi Diyarbakır Temsilciliği, İnsan Hakları Derneği (İHD) Diyarbakır Şubesi, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Diyarbakır Temsilciliği bir ortak etkinlik takvimi açıkladı. Bu takvim çerçevesinde 10 Aralık Pazar günü, Diyarbakır Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği (DESOB) Konferans Salonu’nda gün boyu süren insan hakları sempozyumu düzenlendi.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-22616 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000824-1024x768-640x480.jpg" alt="" width="351" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000824-1024x768-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000824-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000824-1024x768-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000824-1024x768-320x240.jpg 320w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" /></p>
<p>Dört oturumdan oluşan sempozyumun ilk oturumunda son iki yılın genel değerlendirmesini Rewşen Bataray Saman ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW)  Türkiye</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Raportörü Emma Sinclair Webb yaptı. İnsan hakları çalışmalarının geçen iki yılda çok büyük zorluklarla karşılaştığını sahada</p>
<p>n örneklerle aktaran konuşmacılar; haksız gözaltı, işkence ve kötü muamele, hak savunucularının kriminalize edilmesi gibi durumların hukuka aykırılığını vurgulayarak yeni dönemde belirgin olan uygulamaları “keyfilik” olarak değerlendirdiler.</p>
<h4></h4>
<p><strong>SEHER AKÇINAR:  ÜMİT VERİCİ OLAN, SİVİL DARBEYE MARUZ KALMIŞ HAK SAVUNUCULARININ MÜCADELEYİ TERK ETMEMİŞ OLMALARIDIR.</strong></p>
<p>Yaklaşık bir yıl önce KHK ile kapatılan Gündem Çocuk Derneği’nden Esin Koman’ın geçten iki yılda hak ihlallerinin çocukları nasıl etkilediğini çarpıcı bir şekilde gözler önüne seren sunumunun ardından İHD Diyarbakır Şubesi Cezaevi Komisyonu üyesi Muhterem Süren, çıplak aramaya karşı çıkan mahpusların, işkenceye uğradığını belirtti. TİHV Diyarbakır Temsilcisi Barış Yavuz, işkencenin ciddi oranda artış gösterdiğini dile getirerek, 2002 yılında “işkenceye sıfır tolerans” vaadiyle iktidar olan Adalet ve Kalkınma Partisi’nin (AK Parti), bugün işkenceyi doğal gören yaklaşımını eleştirdi. 2003 yılında bir soruşturmadan bahseden Yavuz, “O dönem valilik, emniyet, genelkurmay soruşturma izni vermemişti, Recep Tayyip Erdoğan, soruşturma için önümüzü açmıştı. Bugün ne oldu da böyle bir duruma geldi!” dedi.</p>
<p>Sempozyumun son oturumunda Seher Akçınar, Veli Saçılık ve Ayhan Bilgen; ifade ve örgütlenme özgürlüğünün durumunu ele aldılar.</p>
<p>Türkiye’de insan hakları mücadelesinin hep zor zamanlar geçirdiğini ama mücadeleye de devam ettiğini vurgulayan Seher Akçınar, “İfade ve örgütlenme özgürlüğünün üzerinde bugün de yoğun baskılar var ama burada esasen beni korkutan iki şey üzerinde durmak istiyorum: Biri; Hatun Tuğluk’un cenazesine karşı yapılan linç girişimi ötekisi de MAZLUMDER’in (İnsan Hakları ve Mazlumlar İçin Dayanışma Derneği)  Kürdistan şubelerinin, içeriden iktidar destekli bir güç tarafından kapatılarak sivil toplum içerisine bir darbe zihniyetinin yerleştirilmiş olmasıdır. Bu ikinci örnekte ümit verici olan, sivil darbeye maruz kalmış hak savunucularının mücadeleyi terk etmemiş olmalarıdır” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>SÖZÜN GÜCÜNDEN KORKULUYOR</strong></p>
<p>Diyarbakır gibi bir yerde insan haklarını veya baskıları anlatmanın pek ilgi çekici olmadığını, çünkü herkesin bu ihlalleri yerinde gözlemleyip deneyimlediğini vurgulayan Ayhan Bilgen, “İfade özgürlüğüne bu kadar saldırmalarının nedeni sözün gücünden korkmalarıdır. Yine örgütlenme özgürlüğünün bu kadar karşısında konumlanmalarının sebebi örgütlü mücadele karşısında tutunamayacaklarını bilmeleridir” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İnsan hakları mücadelesinin sadece Diyarbakır’da değil, Türkiye’nin her yerinde zor olduğunu vurgulayan Veli Saçılık, konuşmasına şöyle devam etti: “Bizler de bu zorluğun her tarafında beraberce bir şeyler yapmaya, direnmeye çalışıyoruz. Bu devlet her gün gittiğim yerde bana ısrarla saldırıyor, gözaltına alıyor ve hakkımda dava açıyor. Hakkımızda o kadar çok dava açıldı ki, en son bize bu davaları açan savcı bile bu durumdan bıkıp isyan etmeye başladı. Bu devlet daha evvel yine cezaevlerine düzenlediği bir operasyon sırasında kolumu kaybetmeme sebep olmuştu. Kolumu köpeklere yem etmişti. Sonrasında kolumun kopmasına neden olan dozerin yıktığı duvarın parasını benden istemişti. AİHM’e gittik ve bu haksızlığı bir şekilde o dönem geri çevirdik. Benim kolumun yokluğu Türkiye’de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir. Bakın size trajikomik bir şey söyleyeceğim, her gün eylem yaptığımız sokağın başında biz, ortasında insan hakları anıtı, sonunda ise Türkiye İnsan Hakları ve Eşitlik Kurumu var. Ve biz her gün bu sokakta, yalnızca işimizi istediğimiz için insan hakları çiğnenerek darp ediliyoruz. Nuriye ve Semih de bu sokakta başlattıkları eylemden dolayı tutuklanıyor.”</p>
<p>Sempozyumun yeterli ilgiyi görmemiş olmasına da içerlediğini aktaran Saçılık, “Biliyorum ki Diyarbakır’da işinden, ekmeğinden edilen binlerce kişi var ama bu arkadaşlar sokakta ya da başka bir alanda bir şekilde görünmezler. Arkadaşlara sormak istiyorum yahu işinizden ihraç edildik ama bizi mücadeleden mi ihraç ettiler?” diyerek sitem etti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-22617 aligncenter" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000826.jpg" alt="" width="496" height="640" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000826.jpg 496w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/2017-12-12-PHOTO-00000826-320x413.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 496px) 100vw, 496px" /></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/12/benim-kolumun-yoklugu-turkiyede-insan-haklarinin-yoklugunun-da-en-net-gostergesidir-2/">“Benim kolumun yokluğu Türkiye’de insan haklarının yokluğunun da en net göstergesidir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü: Suriye&#8217;ye Söz Verilen Milyonlarca Dolarlık Bağış Yerine Ulaşmadı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/14/insan-haklari-izleme-orgutu-suriyeye-soz-verilen-milyonlarca-dolarlik-bagis-yerine-ulasmadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Sep 2017 11:43:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İHİÖ]]></category>
		<category><![CDATA[İnsani Yardım]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Birliği]]></category>
		<category><![CDATA[Bağış]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[insani yardım]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci çocuklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18387</guid>

					<description><![CDATA[<p>New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Suriye&#8217;deki milyonlarca mülteci çocuğun eğitimi için farklı devletlerce söz verilen toplam 1,2 milyar doların bir bölümünün kayıp olduğunu açıkladı. Yerine ulaşmadığı tespit edilen fonlar arasında ABD ve Avrupa Birliği (AB) gibi büyük bağışçıların yaptığı yardımlar da yer alıyor. Dünya devletleri, Londra&#8217;da Şubat 2016&#8217;da düzenlenen bağış konferansında, yaklaşık [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/14/insan-haklari-izleme-orgutu-suriyeye-soz-verilen-milyonlarca-dolarlik-bagis-yerine-ulasmadi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: Suriye&#8217;ye Söz Verilen Milyonlarca Dolarlık Bağış Yerine Ulaşmadı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="story-body__introduction">New York merkezli İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW), Suriye&#8217;deki milyonlarca mülteci çocuğun eğitimi için farklı devletlerce söz verilen toplam 1,2 milyar doların bir bölümünün kayıp olduğunu açıkladı.</p>
<p>Yerine ulaşmadığı tespit edilen fonlar arasında ABD ve Avrupa Birliği (AB) gibi büyük bağışçıların yaptığı yardımlar da yer alıyor.</p>
<p>Dünya devletleri, Londra&#8217;da Şubat 2016&#8217;da düzenlenen bağış konferansında, yaklaşık 500 bin çocuk mültecinin eğitimi için yardım toplanmıştı. Vaat edilen miktar, insan hakları örgütleri ve Birleşmiş Milletler (BM) kuruluşlarının hesapladığı 1,4 milyar dolarlık ihtiyacın çok üzerine çıkmıştı.<span id="more-19030"></span></p>
<p>Ancak HRW yaptığı araştırmada, &#8220;Çeşitli bağışçılar tarafından verilen miktarlar ile 2016 yılında hedefine ulaştığı açıklanan miktarlar arasında çok ciddi farklar&#8221; tespit ettiğini bildirdi.</p>
<p>HRW&#8217;nin raporuna göre, Lübnan&#8217;a mülteci çocukların eğitim için öğretmen işe alımı, kitap satın alınması ve okul inşası için söz verilen 350 milyon doların dörtte birinden fazlasının halen gönderilmediği belirtiliyor.</p>
<p>Ürdün&#8217;e ulaşmayan miktar da söz verilen 250 milyon dolarlık yardımın yaklaşık beşte birine denk geliyor.</p>
<p>HRW ayrıca, AB&#8217;ye de Ürdün, Lübnan ve Türkiye&#8217;deki Suriyeli çocuk mültecilerin eğitimi için söz verdiği 776 milyon dolarlık bağışın bir bölümü hakkında şeffaf davranmadığı eleştirisi yöneltti.</p>
<p>Bununla birlikte, HRW raporunda, Londra konferansından bu yana Ürdün, Lübnan ve Türkiye&#8217;deki Suriyeli çocuk mültecilerin okula gitme oranında artış görüldüğünü belirtti.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://www.bbc.com/turkce/haberler-turkiye-41264841" target="_blank" rel="noopener noreferrer">BBC</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/14/insan-haklari-izleme-orgutu-suriyeye-soz-verilen-milyonlarca-dolarlik-bagis-yerine-ulasmadi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: Suriye&#8217;ye Söz Verilen Milyonlarca Dolarlık Bağış Yerine Ulaşmadı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü: Erdoğan, AGİT bulgularını reddetmek yerine kaygılara yanıt vermeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/insan-haklari-izleme-orgutu-erdogan-agit-bulgularini-reddetmek-yerine-kaygilara-yanit-vermeli/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/insan-haklari-izleme-orgutu-erdogan-agit-bulgularini-reddetmek-yerine-kaygilara-yanit-vermeli/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 18 Apr 2017 09:10:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[human rights watch]]></category>
		<category><![CDATA[idam cezasi]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL koşulları]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[sansür]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13480</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW), referandumun ardından alınan OHAL’i uzatma kararının cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından geri çevrilmesi ve seçimlerden aylar önce başlayan ‘politik baskı’ ortamının sona erdirilmesi çağrısında bulundu. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘referandum zaferinin’ ardından idam konusunda yaptığı son açıklamalara da değinen örgüt, idamı geri getirmenin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda verdiği temel [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/insan-haklari-izleme-orgutu-erdogan-agit-bulgularini-reddetmek-yerine-kaygilara-yanit-vermeli/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: Erdoğan, AGİT bulgularını reddetmek yerine kaygılara yanıt vermeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW), referandumun ardından alınan OHAL’i uzatma kararının cumhurbaşkanı ve hükümet tarafından geri çevrilmesi ve seçimlerden aylar önce başlayan ‘politik baskı’ ortamının sona erdirilmesi çağrısında bulundu.</p>
<p>Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın ‘referandum zaferinin’ ardından idam konusunda yaptığı son açıklamalara da değinen örgüt, idamı geri getirmenin Türkiye’nin AB üyeliği konusunda verdiği temel taahhütlerin ihlali anlamına geleceğini belirtti.</p>
<h4><strong>‘Cumhurbaşkanı ve hükümet medyayı kontrol, kamusal alanı domine etti’</strong></h4>
<p>Referandumdan ‘evet’ sonucu çıkmasının başkanlık makamına geniş merkezi yetkiler verdiğine dikkat çeken HRW, seçim çalışmalarının OHAL koşulları altında ve 15 Temmuz darbe girişiminden sonra yaşanan baskı ortamında gerçekleştiği hatırlattı. HRW açıklamasında, “Cumhurbaşkanı ve hükümet medyayı kontrol, kamusal alanı domine etti; muhalif gazeteciler ve HDP liderleri hapsedildi” ifadelerine yer verildi.</p>
<div id="hicidiv"></div>
<p>“Çok az bir farkla zafer ilan edilen pazar günkü referandumun ardından hükümet ve cumhurbaşkanı sadece kendi politik destekçilerinin değil, Türkiye’deki herkesin çıkarlarını korumalı” diyen HRW’nin Avrupa ve Merkez Asya Direktörü Hugh Williamson, Türkiye yönetiminin OHAL’i ve medya ile Kürt politikacılara yönelik saldırgan tutumu sonlandırması gerektiğini söyledi.</p>
<h4><strong>‘Erdoğan, AGİT bulgularını reddetmek yerine kaygılara yanıt vermeli’</strong></h4>
<p>AGİT temsilcilerinin seçimlerin ‘eşit şartlarda gerçekleştirilmediği ve uluslararası standartların altında kaldığı’ yönündeki açıklamalarını da hatırlatan HRW, YSK’nın mühürsüz zarfların kabul edilmesi kararının ardından CHP’nin sonuçlara itiraz edeceğini de aktardı. AGİT’in referandum ortamına dair ‘ciddi kaygıları’ dile getirdiğini ifade eden Williamson, Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümete şu çağrılarda bulundu:</p>
<p>“Cumhurbaşkanı Erdoğan ve hükümet, AGİT bulgularını reddetmek yerine bu kaygılara cevap vermeli, -özellikle de insan hakları ihlallerine yönelik kısımlara ve gelecekte gerçekleşecek bir seçimin demokratik standartlara uygun olacağını garantilemeli.”</p>
<h4><strong>‘İdamın geri getirilmesi, Türkiye’nin insan hakları normlarından uzaklaşması yönünde başka bir korkunç adım olacak’</strong></h4>
<p>Seçim sonuçlarının resmi olmayan sonuçlarının belli olmasının ardından konuşan Cumhurbaşkanı’nın idam konusundaki açıklamalarına da dikkat çeken Williamson, “İdam cezasının geri getirilmesi için atılacak herhangi bir adım, Türkiye’nin insan hakları normlarından uzaklaşması yönünde başka bir korkunç adım olacak” diye konuştu.</p>
<p><a href="http://t24.com.tr/haber/insan-haklari-izleme-orgutu-erdogan-agit-bulgularini-reddetmek-yerine-kaygilara-yanit-vermeli,399708" target="_blank">Kaynak</a></p>
<p>Ana görsel: REUTERS/ Fabrizio Bensch</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/insan-haklari-izleme-orgutu-erdogan-agit-bulgularini-reddetmek-yerine-kaygilara-yanit-vermeli/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: Erdoğan, AGİT bulgularını reddetmek yerine kaygılara yanıt vermeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/18/insan-haklari-izleme-orgutu-erdogan-agit-bulgularini-reddetmek-yerine-kaygilara-yanit-vermeli/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Apr 2017 08:17:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kalkınma Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa]]></category>
		<category><![CDATA[anayasa değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Halk Oylaması]]></category>
		<category><![CDATA[Anayasa Değişikliği Teklifi]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Denge ve Denetleme Mekanizmaları]]></category>
		<category><![CDATA[Hakimler ve Savcılar Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[HSYK]]></category>
		<category><![CDATA[hukukun üstünlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[Human Rights Watch/HRW]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[kuvvetler ayrılığı]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[parlamenter sistem]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[Venedik Komisyonu]]></category>
		<category><![CDATA[yargı bağımsızlığı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13028</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi. İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi. Bianet&#8217;te yer alan habere [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İnsan Hakları İzleme Örgütü  16 Nisan’da oylanacak Anayasa değişikliğini, insan hakları, hukukun üstünlüğü, yargı bağımsızlığı, kuvvetler ayrılığı, denge ve denetleme mekanizmaları, uluslararası hukuk ve Meclis’in yetkileri açısından değerlendirdi.</strong></p>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW) bugün yayımladığı beş soru ve cevapla, 16 Nisan referandumunda oylanacak Anayasa değişikliğinin ne anlama geldiğini değerlendirdi.</p>
<p>Bianet&#8217;te yer alan habere göre HRW, değişikliğin, ülkenin yönetişim yapısını parlamenter bir sistemden cumhurbaşkanlığı makamının yetkilerinin büyük ölçüde artığı bir başkanlık sistemine dönüştüreceğini ifade etti.</p>
<p>Anayasa değişikliğiyle ilgili beş soru ve cevap şöyle:</p>
<h4>Denge ve denetleme mekanizması</h4>
<p><strong>*İnsan hakları açısından bir sistem diğerinden daha mı iyi? </strong></p>
<p>Başkanlık sisteminin mi, parlamenter sistemin mi, ya da ikisinin bir karışımının mı tercih edilmesi gerektiği, insan haklarıyla ilgili bir mesele olmaktan çok, bir ülkenin yurttaşları tarafından verilmesi gereken siyasi bir karar.</p>
<p>İnsan haklarının ve hukukun üstünlüğünün korunması için önemli olan şey, sistemde siyasi makam sahiplerinin yetkilerini kötüye kullanmalarını engelleyebilecek bir denge ve denetleme mekanizmasının bulunup bulunmadığıdır. Tüm yönetişim sistemlerinin özünde de bu vardır.</p>
<p>Demokrasi belirli aralıklarla yapılan seçimlerde oy kullanma fırsatına sahip olmaktan ibaret bir şey değildir. Seçmenlerin yetkili makamlara seçtikleri kişilerden demokratik yollarla hesap sorabilmelerine olanak tanıyan anlamlı araçlara sahip olabilmeleri için, bir denge ve denetleme mekanizmasının varlığı olmazsa olmaz önemdedir.</p>
<p>Denge ve denetleme mekanizmasının merkezinde kuvvetler ayrılığı ilkesi vardır.</p>
<p>Kuvvetler ayrılığı, yasama organının (kanun koyucu parlamento veya meclis), yürütmenin (siyasi liderler) ve yargının (bağımsız mahkemelerin) kurumsal olarak birbirlerinden ayrı bir şekilde işlemesi demek. Bu sayede yasama organı ve mahkemeler, farklı şekillerde, yürütmenin sahip olduğu yetkileri etkin bir şekilde denetleyen kontrol aygıtları olarak işleyebilir ve yürütmenin anayasal sınırlar içinde kalarak, insan haklarına ve hukukun üstünlüğüne uygun davranmasını sağlayabilirler.</p>
<h4>Meclis’i fesih yetkisi</h4>
<p><strong>*Seçmenlerin oylaması istenen değişiklikler neler?</strong></p>
<p>Hükümetin “Türk tipi” olarak nitelendirdiği icracı cumhurbaşkanlık sistemini oluşturmak için önerilen değişiklikler, 1946’da çok partili sisteme geçilmesinden bu yana Türkiye’nin siyasi kurumlarında yapılacak en kayda değer değişiklik olacak.</p>
<p>İki değişiklik hemen yürürlüğe girecek. Cumhurbaşkanı, yargının idaresinden sorumlu olan ve hakim ve savcıların atamalarını denetleyen Hakimler ve Savcılar Yüksek Kurulu (HSYK-yeni adıyla Hakimler ve Savcılar Kurulu-HSK) üzerinde daha fazla yetkiye sahip olacak ve cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle bağının bulunması yasağı kalkacak. Türkiye’de halen zaten siyasi etkilere açık olan mahkemelerin bağımsızlıkları bu değişikliklerle daha da azalacak.</p>
<p>Yani, örneğin Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;ın meclis çoğunluğuna sahip Adalet ve Kalkınma Partisi’nde öncü bir rol oynaması resmi olarak mümkün olabileceği için söz konusu değişikliklerle Erdoğan’ın HSK üzerindeki etkisi hem meclisin, hem de Cumhurbaşkanlığı makamının yetkileri üzerinden daha da artabilecek.</p>
<p>Diğer değişiklikler Kasım 2019’da yapılması planlanan başkanlık ve milletvekili seçimlerinden sonra, başbakanlık makamı kaldırıldığında yürürlüğe girecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı tek başına cumhurbaşkanı yardımcılarını, bakanları ve üst düzey kamu yöneticilerini atama veya görevden alma yetkisine sahip olacak.</p>
<p>Cumhurbaşkanı kararnameler çıkarabilecek ve cumhurbaşkanlığı bütçesini meclis onayı şartı olmaksızın güvence altına alabilecek. Cumhurbaşkanı milletvekili ve başkanlık seçimlerinin yenilenmesini isteyerek meclisi feshedebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanı beş yıllık iki dönem görev yapabilecek; ikinci dönem sona ermeden meclis seçimlerinin yenilenmesine karar verilmesi halinde üçüncü kez aday olabilecek.</p>
<h4>Meclis’in gensoru verme yetkisi</h4>
<p><strong>*Meclisin rolü ne olacak?</strong></p>
<p>Anayasa değişiklikleri kabul edildiği takdirde Kasım 2019’daki seçimlerden ve yeni başkanlık sisteminin tam olarak yürürlüğe girmesinden sonra meclis, cumhurbaşkanı, cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlardan müteşekkil olacak yürütme erki üzerindeki denetim yetkisini kaybedecek.</p>
<p>Her ne kadar meclisteki sandalye sayısı 550’den 600’e çıkacak olsa da, Meclis halen elinde bulundurduğu, hükümet ve bakanlar hakkında gensoru önergesi verme yetkisini kaybedecek. Meclis, bunun yerine, yalnızca cumhurbaşkanı yardımcıları ve bakanlara yazılı soru önergesi verebilecek.</p>
<p>Cumhurbaşkanına ise yazılı soru önergesi de verilemeyecek.</p>
<p>Meclisin kanun koyma yetkileri devam edecek ve teorik olarak, cumhurbaşkanının kararname çıkarma yetkisi Meclis’in yasama yetkisiyle çelişemeyecek. Ancak cumhurbaşkanının bir siyasi partiyle resmi bağı olması yasağının kalkmasıyla, cumhurbaşkanının meclis üzerindeki nüfuzu, cumhurbaşkanının partisi meclis çoğunluğuna sahip olduğunda artmış olacak</p>
<h4>Yargı bağımsızlığı</h4>
<p><strong>*Uluslararası hukuk uzmanları Türkiye’de önerilen anayasa değişikliklerini nasıl değerlendiriyor?</strong></p>
<p>Avrupa Konseyi’nin anayasa hukuku ile ilgili danışma organı Venedik Komisyonu değişikliklerin olası sonuçları hakkında kaygılı.</p>
<p>Komisyon 13 Mart’ta yayımladığı anayasa değişiklikleri hakkında görüş başlıklı mütalaada, bu değişikliklerin “yürütme yetkisinin ölçüsüz bir biçimde cumhurbaşkanlık makamında yoğunlaşmasına ve meclisin yürütme yetkisinin zayıflamasına yol açacağını” ve “Türkiye’ye, rejimin otoriterleşmesini önleyecek denge ve denetleme mekanizmalarından yoksun bir başkanlık rejimi getireceğini” söylüyor.</p>
<p>Venedik Komisyonu ayrıca cumhurbaşkanının hem cumhurbaşkanı hem de meclis politikalarında baskın bir güç olarak üstlendiği ikili rol sayesinde yargıdaki atamalarda büyük bir kontrol elde edeceğinden ve “dolayısıyla yargı bağımsızlığını ciddi anlamda tehlikeye atacağından” duyduğu kaygıyı da dile getiriyor.</p>
<h4>KHK’larla olağanüstü yetkiler</h4>
<p><strong>*Cumhurbaşkanının yetkileri hakkında referandum yapılması kararının zamanlaması hakkında ne diyorsunuz?</strong></p>
<p>Türkiye’de Temmuz 2016’da yaşanan darbe girişiminden sonra olağanüstü hal ilan edildi ve bu da Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın bakanlar kuruluna başkanlık etmesine ve ülkeyi meclis ve yargı denetiminin zayıfladığı koşullarda, Kanun Hükmünde Kararnamelerle (KHK) yönetmesine olanak sağladı.</p>
<p>Referandumda oya sunulan anayasa değişiklikleri, pratikte cumhurbaşkanının mevcut durumda üstlendiği olağanüstü yetkilerin kalıcı olmasını sağlayacak.</p>
<p>Hükümetin ve bizzat Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın öncülük ettiği “evet” kampanyası Türkiye’nin kamusal alanına, yazılı basınına ve TV kanallarına hakim olduğu için referandum öncesinde herkes için eşit bir mücadele alanı bulunduğunu söylemek mümkün değil.</p>
<p>Bu koşullarda bir anayasa referandumu yapılmasıyla ilgili kaygılarını dile getiren Venedik Komisyonu şu yorumda bulundu:</p>
<p>“An itibariyle Türkiye’de gazetecilik yapmaya elverişsiz ve giderek verimsizleşen kamuoyu tartışmalarının tek taraflı yürütüldüğü bir ortamın bulunması, önerilen değişikliklerin arzu edilirliğine ilişkin anlamlı ve kapsayıcı bir demokratik referandum kampanyası yürütmenin mümkün olup olmadığını sorgulanır kılıyor”.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/04/insan-haklari-izleme-orgutunden-hrw-bes-soruda-anayasa-degisikligi/">İnsan Hakları İzleme Örgütü&#8217;nden (HRW) beş soruda Anayasa değişikliği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsan Hakları İzleme Örgütü: KHK&#8217;lar temel insan hakları güvenceleriyle çelişiyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/13/insan-haklari-izleme-orgutu-khklar-temel-insan-haklari-guvenceleriyle-celisiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 13 Jan 2017 11:36:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[human rights watch]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları izleme örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10926</guid>

					<description><![CDATA[<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW), bugün yayınlanan 2017 Dünya Raporu&#8217;nu yayınladı. Bu sene 27. defa yayınlanan 687 sayfalık dünya raporunda, 90&#8217;dan fazla ülkenin insan hakları alanındaki uygulamalarını gözden geçiriyor. Türkiye ise bu 90 ülkeden biri olarak raporda yerini alıyor. İnsan Hakları İzleme Örgütü bu sene yayınladığı raporda 15 Temmuz&#8217;dan bu yana Türkiye&#8217;de yaşanan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/13/insan-haklari-izleme-orgutu-khklar-temel-insan-haklari-guvenceleriyle-celisiyor/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: KHK&#8217;lar temel insan hakları güvenceleriyle çelişiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İnsan Hakları İzleme Örgütü (Human Rights Watch/HRW), bugün yayınlanan 2017 Dünya Raporu&#8217;nu yayınladı. Bu sene 27. defa yayınlanan 687 sayfalık dünya raporunda, 90&#8217;dan fazla ülkenin insan hakları alanındaki uygulamalarını gözden geçiriyor. Türkiye ise bu 90 ülkeden biri olarak raporda yerini alıyor.</h3>
<p>İnsan Hakları İzleme Örgütü bu sene yayınladığı raporda 15 Temmuz&#8217;dan bu yana Türkiye&#8217;de yaşanan süreç içerisindeki ihlallere yer verdi.</p>
<p>Darbe girişiminin &#8220;15 Temmuz 2016 günü bazı askeri unsurlar Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan&#8217;a ve Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) hükümetine karşı bir darbe girişiminde bulundu. Darbe girişimi sonucunda 241 vatandaş ve hükümete bağlı güvenlik görevlisi öldü. Darbe girişimi sırasında Türkiye&#8217;nin meclisi savaş jetleri tarafından bombalandı.&#8221; şeklinde özetlendiği rapor, darbe girişimi sonrası başlatılan tasfiye sürecinde Kürt yanlısı siyasi grupların da hedef alındığını vurguluyor.</p>
<p>HRW’nin raporunun Türkiye bölümünde, siyasetçi ve gazetecilerin hapsedilmesi, yargıdaki durum, kapatılan basın kuruluşları ve hukuki süreçlerle ilgili şu değerlendirmeler yer alıyor:</p>
<p>&#8220;Çıkartılan KHK&#8217;ların çoğunluğu temel insan hakları güvenceleriyle ve Türkiye&#8217;nin uluslararası ve iç hukuk altındaki yükümlülükleri ile çelişen önlemler içeriyor.</p>
<p>&#8220;Olağanüstü hal koşullarında gözaltında kötü muamelenin önlenmesine yönelik güvencelerin zayıflatılmasıyla birlikte gözaltında tutulan kişilerin kötü muamele gördüklerine ilişkin bildirimler de arttı.</p>
<p>&#8220;En az 2200 yargıç ve savcı, söylendiğine göre Gülen destekçilerine ait bir listede adları geçtiği için hapse atıldı ve haklarında soruşturma başlatıldı. 3400 yargıç ve savcının kamu görevinden kalıcı olarak çıkarılması ve mal varlıklarının dondurulmasıyla birlikte, Türkiye&#8217;de yargıç ve savcıların beşte birinden fazlası ihraç edildi. Güneydoğuda çoğunluğu sol eğilimli Eğitim-Sen Sendikasının üyesi olan 11.000 öğretmen de açığa alındı.</p>
<p>&#8220;Türkiye bireysel hesapların sansürlenmesi için Twitter&#8217;dan en çok talepte bulunan ülke oldu.</p>
<p>&#8220;Yetkililer sık sık açık hava toplantılarına keyfi yasaklar getiriyor ve barışçı gösterileri şiddet kullanarak dağıtıyor. İstanbul Valiliği, geçen yıldan sonra ikinci defa, 2016 Haziranında, Istanbul LGBTİ onur yürüyüşünü, güvenlik riski ve kamu düzeni gibi gerekçeler göstererek yasakladı.</p>
<p>&#8220;Güvenlik operasyonları sırasında geniş kapsamlı sokağa çıkma yasakları, Cizre&#8217;de ve diğer kent ve mahallelerde aylarca sürdü ve gazetecilerin ve insan hakları araştırmacılarının erişimini engelledi. Yetkililer Kürt nüfusun çoğunlukta olduğu Diyarbakır, Şırnak, Nusaybin ve Yüksekova gibi kentlerde geniş alanları yıkarak yerle bir etti.</p>
<p>&#8220;Gayriresmi geçiş noktalarından Türkiye&#8217;ye geçmek isteyen Suriyeli mülteciler sorgusuz sualsiz Suriye&#8217;ye geri itiliyorlar. Bu noktalardan geçmeye çalışan bazı sığınmacılar ve kaçakçılar Türkiye&#8217;li sınır muhafızları tarafından vurularak öldürüldüler ya da darp edildiler.</p>
<p>&#8220;Türkiye Hükümeti&#8217;nin Kadına Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesini (İstanbul Sözleşmesini)  imzalamış olmasına karşın, aile içi şiddet sonucu ölümler ve sözde &#8216;namus cinayetleri&#8217; de dahil olmak üzere, kadına karşı şiddet ciddi bir kaygı kaynağı olmaya devam ediyor.</p>
<p>&#8220;Avrupa Komisyonu&#8217;nun ilerleme raporu yıl boyunca yaşanan olumsuz gelişmeleri betimledi ancak Türkiye&#8217;de yaşanan insan hakları krizinin ciddiyetini ve boyutlarını yakalamakta yetersiz kaldı.</p>
<p>HRW İcra Direktörü Kenneth Roth, rapor için yazdığı giriş makalesinde, “yeni bir popülist otoriterler neslinin, insan haklarını, çoğunluğun iradesine engel olarak görmeye başladığını ve bu nedenle insan haklarının korunması kavramını tersyüz etmeye çalıştığını” ifade etti.</p>
<p>“Küresel ekonomi tarafından geride bırakıldığını düşünenler ve şiddet suçlarının mağduru olmaktan giderek daha çok korkanlar için insan haklarına saygılı demokrasinin üzerine inşa edildiği değerlerin bir kez daha teyit edilmesi açısından sivil toplum grupları, medya ve kamuoyu çok önemli roller üstlenecek.”</p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak <a href="https://www.hrw.org/tr/world-report/2017/country-chapters/298690">için</a></p>
<h6><strong>Kaynak: Human Rights Watch</strong></h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/13/insan-haklari-izleme-orgutu-khklar-temel-insan-haklari-guvenceleriyle-celisiyor/">İnsan Hakları İzleme Örgütü: KHK&#8217;lar temel insan hakları güvenceleriyle çelişiyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
