<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>iltica arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/iltica/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/iltica/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 18 Dec 2021 09:12:31 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>iltica arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/iltica/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Uluslararası Hukuk Sığınmacıların Haklarının da Korunmasını Gerektirir&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/18/uluslararasi-hukuk-siginmacilarin-haklarinin-da-korunmasini-gerektirir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 18 Dec 2021 09:12:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Köprüsü Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Göçmenler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[göç hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[halkların köprüsü derneği]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[sığınmacı]]></category>
		<category><![CDATA[Üstün Reinart]]></category>
		<category><![CDATA[yasadışı göçmen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76982</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Son zamanlarda sık kullanılan ‘düzensiz göçmen’ yahut Avrupa basınında sık karşılaştığım ‘yasadışı göçmen’ sözü var. Bu beni çok rahatsız eden bir söz çünkü iltica hakkını tanımamak için kullanılan bir terim. Sığınmacı yahut mülteci olması gereken insanlara yasa dışı göçmen deyip onları suçlu gösterme eğilimini ifade ediyor.' 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü dolayısıyla Halkların Köprüsü Derneği Başkanı Üstün Reinart ile mülteci, sığınmacı ve göçmen kavramları, Türkiye ve dünyada göç hareketleri sonucu statü, statüsüzlük durumlarına dair konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/18/uluslararasi-hukuk-siginmacilarin-haklarinin-da-korunmasini-gerektirir/">&#8216;Uluslararası Hukuk Sığınmacıların Haklarının da Korunmasını Gerektirir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Sizi tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-76983 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ustun-reinart-640x645.jpeg" alt="Üstün Reinart" width="289" height="291" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ustun-reinart-640x645.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ustun-reinart-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ustun-reinart.jpeg 945w" sizes="(max-width: 289px) 100vw, 289px" />Üniversite yıllarım ve çalışma hayatımın büyük bir kısmı Kanada’da geçti. Kanada radyo ve televizyon kurumu Canadian Broadcasting Corporation’da muhabir, belgesel yapımcısı ve sunucu olarak çalıştım. O yıllarda Kanada’nın yerli halklarının politikalarıyla yakından ilgilendim (yanlış bir söylemle Kızılderili denen halklar). Dene halkının 50’lerde zorla topraklarından koparılıp bir kasabaya yerleştirilmesinin, o zoraki göçün sonucunda ortaya çıkan felaketin hikayesini anlatan bir sözlü tarih çalışması yaptım.  Night Spirits (Gece Ruhları) adındaki bu kitap hala Kanada üniversitelerinin Yerli Çalışmaları bölümlerinde ders kitabı olarak kullanılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> Türkiye’ye döndüm ve ODTÜ’de Modern Diller Bölümü’nde Öğretim Görevlisi olarak çalıştım. 2003’te, Bergama köylülerinin Ovacık altın işletmesine direnişlerini kendi ağızlarından anlatan Biz Toprağı Biliriz adlı kitabım yayınlandı. </span><span style="font-weight: 400;">Annemleri kaybedince Ankara’dan ayrıldım. 2017 yılından beri İzmir’de faal olan Halkların Köprüsü Derneği’nin üyesi ve gönüllüsüyüm; 2019’ un Eylül ayından beri derneğin başkanıyım.</span></p>
<p><b>Bugün 18 Aralık Dünya Göçmenler Günü, kavramsal olarak çok tartışılan, mülteci, sığınmacı ve göçmen tanımları üzerinden göç nedenine bağlı olarak farklılaşan statülerden kısaca söz edebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci, sığınmacı ve göçmen, pek iyi anlaşılmayan, bazen de kötü niyetle yanlış kullanılan kavramlar. </span><span style="font-weight: 400;">Mülteci, 1951’de Cenevre’de imzalanan uluslararası sözleşmeye göre yaşadığı yerde ırkı, politik görüşleri, dini yüzünden hayatı ve güvenliği tehlikede olanlara tanınan hakla başka bir ülkede yaşayan kişiler için kullanılır.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye o anlaşmayı bir çekinceyle imzalamış olduğu için Avrupa dışından, Ortadoğu’dan gelenlere mülteci statüsü vermiyor. </span><span style="font-weight: 400;">Sığınmacı, Türkiye’de birçok kişinin içinde bulunduğu durum; mültecilik için başvurmuş, korunmaya ihtiyacı olan ama daha resmi statüsü olmayan kişiler yahut ‘geçici koruma’ statüsü almış kişiler olabilir. Uluslararası hukuk sığınmacıların haklarının da korunmasını gerektirir.  (Ne yazık ki bu hukuk kuralı dünyanın bir çok yerinde artık ihlal ediliyor). </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçmen ise herhangi bir nedenle kendi ülkesinden başka bir ülkede yaşayan kişi olabilir. Eğitim için yahut ekonomik amaçlarla başka bir ülkede yaşamayı seçen kişi göçmendir.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye orta sınıfının gençleri akın akın Avrupa’ya, Kanada’ya gidiyorlar orada üniversiteye gidiyor, iş buluyorlar ya, onlar göçmen oluyorlar. Ben de uzun yıllar Kanada’da göçmendim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de son zamanlarda sık kullanılan ‘düzensiz göçmen’ yahut Avrupa basınında sık karşılaştığım ‘yasadışı göçmen’ sözü var. Bu beni çok rahatsız eden bir söz çünkü iltica hakkını tanımamak için kullanılan bir terim.  Sığınmacı yahut mülteci olması gereken insanlara yasa dışı göçmen deyip onları suçlu gösterme eğilimini ifade ediyor.</span></p>
<p><b>Farklı haklar tanıyan statülere bağlı olarak özellikle Avrupa Konseyi ülkeler dışından zorunlu göç nedenleriyle gelmiş kişilerin Türkiye&#8217;deki durumları hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Konseyi ülkelerinin dışından gelmiş mülteci statüsüne ihtiyacı olan insanların çoğu ya Türkiye’nin AB ile anlaşmaları kapsamında ‘geçici koruma’ statüsünde ya da hiç bir statüsü yok. Sığınma başvurusu yapmış ve beklemede olanlar var.  Bu insanların büyük çoğunluğu süregiden bir belirsizlik içinde yaşıyorlar.  Geri dönebilecekleri bir yer olmadığı halde geri gönderilme korkusu – tehdidi her zaman var.</span></p>
<p><b>Haklara ve hizmetlere erişimin mümkün olabilmesi ve insan onuruna yakışır bir yaşam sürülebilmesi için statünün önemine dair neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Haklara ve hizmetlere erişim ancak girişler düzenlenir, şeffaf süreçler belirlenir, insanlara net bir statü verilirse mümkün olabilir.  Hakları koruyan, insan onurunu koruyan yeni bir uluslararası mutabakat gerekiyor. Şeffaf başvuru mercileri olmalı.  Bu olmayınca haklara ve hizmetlere erişim de güvensizliklerle belirsizliklerle, hatta imkansızlıklarla dolu oluyor.  İçinde yaşadıkları topluma uyum programları olmalı ki mülteciler ayrımcılıkla, nefretle karşılaşmasın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrımcılık, nefret demişken eklemek istediğim önemli bir konu şu; ne yazık ki mülteciler artık dünyanın birçok yerinde yaşamın her alanında; barınmada, eğitimde, çalışmada, sağlık hizmetlerine erişimde ayrımcılıkla, hatta nefretle karşılaşıyorlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suçlu muamelesi görüyor, tutuklu kalıyor, sınırlardan geri itilirken ölüme itildikleri oluyor. </span><span style="font-weight: 400;">Çalışma izni verilmeyince yeraltı ekonomisi yaygınlaşıyor, mülteciler günümüzün köleleri olarak ucuz işgücü oluşturuyorlar.  Toplumda ekonomik kaygılar artarken bu bile onlara karşı nefreti körüklüyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sınırlara duvarlar örüldükçe insan kaçakçılığı daha çok gelişiyor, yollarda ölümler artıyor.  Şu anda Polonya Belarusya sınırında binlerce Ortadoğu’lu mülteci aç, susuz, soğukta bekleşiyor.  15’ten çok ölüm olduğunu öğreniyoruz.  Korkunç.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/18/uluslararasi-hukuk-siginmacilarin-haklarinin-da-korunmasini-gerektirir/">&#8216;Uluslararası Hukuk Sığınmacıların Haklarının da Korunmasını Gerektirir&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İlticaya Erişim Temel Bir İnsan Hakkıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/ilticaya-erisim-temel-bir-insan-hakkidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 09:31:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[İrem Geçmez]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71702</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Mülteciler, ülkelerinden zulüm ve ölüm korkusu nedeniyle ayrılmış ve güvenli bir yere sığınmış insanlardır, misafir ya da sığıntı değillerdir." 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü sebebiyle, iltica, iltica süreçleri, Türkiye’de yaşayan mültecilerin karşılaştıkları yaygın sorunları konuştuğumuz Mültecilerle Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat İrem Geçmez, ilticaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu, devletler tarafından bahşedilen bir lütuf olmadığını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/ilticaya-erisim-temel-bir-insan-hakkidir/">&#8220;İlticaya Erişim Temel Bir İnsan Hakkıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Mültecilerle Dayanışma Derneği olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-71703 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/irem-gecmez-640x1077.jpg" alt="İrem Geçmez" width="253" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/irem-gecmez-640x1077.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/irem-gecmez.jpg 780w" sizes="(max-width: 253px) 100vw, 253px" />Mültecilerle dayanışma derneği 2008 yılında ülkemize sığınmış sığınmacı, göçmen veya mülteci durumundaki insanların haklarını korumak ve savunmak için kurulmuş ve kurulduğu zamandan itibaren hak temelli çalışmalar gerçekleştirmiş olup bu yönde çalışmaya ve projeler geliştirmeye devam etmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kapsamda hukuki danışmanlık hizmetleri belli meslek gruplarına yönelik eğitim çalışmaları, menşe ülke bilgisi çalışmaları, eğitim-sağlık gibi konularla ilgili mültecilere yönelik odak grup çalışmalar ile mültecilerin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının pratiğe geçebilmesi için hak savunuculuğu yapmakta. </span></p>
<p><b>Mültecilerin karşılaştıkları yaygın sorunlar nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin ilticaya erişip statü kazanana kadar geçen süreçlerinin tamamı yani ülkelerinden ayrılmaları, güvenli bir ülkenin sınırlarına ulaşmaları, o sınırlardan geçebilmeleri, sınırdan geçtikten sonra iltica sistemine erişebilmeleri yani kayıt yaptırabilmeleri, iş bulabilmeleri, çalıştıkları işlerde hak ettikleri ücretleri kazanabilmeleri, ev bulabilmeleri, vatandaşlara sağlanan sağlık, eğitim gibi temel hizmetlerden faydalanabilmeleri maalesef hep sorunlarla dolu.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">2011 yılından beri Suriye’de hala güvenli bir ortam oluşmadı ve hala Suriye vatandaşları ülkemizde geçici koruma kapsamında yani bir statü elde edebilmiş değiller. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllardır bir belirsizlik içerisinde yaşıyorlar. Adı üstünde geçici olması gereken bir çözüm bu şekilde bir soruna dönüşmüş durumda. Diğer ülkelerin vatandaşları da benzer bir belirsizlik içinde. Mültecilerin bir kısmı sınır dışı edilme korkusuyla uluslararası koruma başvurusu yapmak için dahi göç idaresine gidemiyor. Gidenlerin bir kısmı kayıtların kapalı olması sebebiyle kayıt yaptıramıyor. Kayıt yaptırabilenler ise bu aşamada “başvurucu” oluyorlar ve bir statü elde edip etmeyecekleri, bunun ne zaman sonuçlanacağı belli değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası koruma başvurucularının karşılaştığı önemli sorunlardan biri de sağlık sigortasının başvuru tarihinden itibaren bir yılla sınırlandırılmış olması. Bu sebeple bir geliri olmayan, ödeme imkanı olmayan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimi zorlaşıyor. Bir de uluslararası koruma başvurucuları, iltica başvuruları ile ilgili mülakatlara çağrıldıktan sonra bu başvurularına ilişkin ret kararı verilirse kimlikleri iptal edilip Göç-Net sisteminde kayıtları siliniyor. YUKK ve ilgili mevzuatta bu durumda son karar verildikten sonra kimliğinin iptal edileceği öngörülmesine rağmen uygulamada ilk kararla birlikte hatta bazen karar bile verilmeden kimlikler iptal ediliyor. Bu durumda müvekkil ve ailesi ne sağlık hizmetlerinden ne de başka hizmetlerden yararlanabiliyor. Çocuklar okula gidemiyor. Aile daha önce sosyal yardımlardan faydalanıyorsa bu yardımlar kesiliyor. Yeni bir çocukları doğduğu zaman bu çocuklar kaydedilmiyor, yeni doğan aşılarını olamıyor. Bu durum özellikle son zamanlarda yaygın bir şekilde uygulanmaya başlandı ve öncelikle çocuklar ve yaşlılar olmak üzere çok sayıda mültecinin mağdur olmasına sebep oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel olarak ülkemizde mülteci olsun ya da olmasın yabancı uyruklu kişilerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri de YUKK’ta sınır dışı etme kararı alınacaklara ilişkin düzenlemelerin çok geniş yorumlanabilecek nitelikte olması ve bu sebeple bir Türk vatandaşı hakkında adli veya idari bir işlem yapılmasına gerek duyulmayacak eylemler sebebiyle sınır dışı kararı alınabilmesi. Örneğin kanunda kamu düzeni ve kamu güvenliğini tehdit eden kişiler hakkında sınır dışı kararı alınabileceği öngörülmüş ve bu ifade çok belirsiz olduğundan pek çok eylem kamu düzeninin ihlali kapsamına sokulabilir nitelikte. Yine bununla bağlantılı diğer bir sorun da hakkında sınır dışı kararı alınan kişilerin, kanunda idari gözetime alternatif pek çok tedbir düzenlenmiş olmasına rağmen doğrudan idari gözetim altına alınmaları yani özgürlüklerinden alıkonulmaları. 24.12.2019 tarihinde yayımlanan Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile YUKK’ta yer alan idari gözetim uygulamasına ilişkin de değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklikle birlikte idari gözetime alternatif birden fazla tedbir getirildi. Bu değişikliğin amacı, idari gözetimin en son uygulanacak tedbir olmasını sağlamak olup, belirli bir adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, kamu yararına hizmetlerde görev alma ve elektronik izleme gibi tedbirler yer almakta. Ancak bu yeni tedbirlere ilişkin yönetmelik düzenlenmediği için uygulanabilir durumda değil. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin en sık karşılaştığı sorunun ise önyargı ve bunun neticesinde ayrımcılık ve nefret söylemleri olduğu söylenebilir. Yıllardır gittikçe artan şekilde mültecilere yönelik ayrımcı söylemler geliştirilmekte. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyada mülteciler hakkında çıkan haberler ve yazılar, mültecilerin siyasi bir araç olarak kullanılması, her türlü sorunun bir şekilde mültecilere bağlanması, mültecilerin sosyal uyum sağlaması istenip sıradan, günlük faaliyetleri gerçekleştirenlerin dahi hedef gösterilmesi bu ayrımcılığı körüklemekte. </span></p>
<p><b>Pandemi dönemi mültecileri nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizdeki hassas gruplardan biri olan mülteciler çoğu işletmenin faaliyetlerinin durdurulduğu, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı bu pandemi döneminden en çok etkilenenler arasında. Kurumların faaliyetlerinin zaman zaman durdurulması, çalışma saatlerinin değiştirilmesi, kısaltılması gibi değişiklikler Göç İdarelerinde de görüldü ve pandemi öncesinde de kayıt konusunda zorluk yaşayan mülteciler için kayıtlanma neredeyse imkansız hale geldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri de pandemi öncesinde de günlük ya da haftalık işlerde çalışan mültecilerin neredeyse tamamının işsiz kalması ve daha da yoksullaşmaları oldu. Çoğu işletmenin faaliyetlerini durdurması çalışmaya devam işletmelerde de çalışma izni olmadan çalıştırılıyor olmaları sebebiyle sokağa çıkma yasağı dönemlerinde izin belgesi alamıyor olmaları ya da kendi işini yapanların da sokağa çıkma yasağı kapsamında olmaları sebebiyle temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiler. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar sivil toplum bu konuda destek olmaya çalışsa da pek çok aile bu desteklere erişemedi. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine bu süreçte mültecilerin çoğu kayıtsız olmaları ya da sağlık sigortalarının bulunmaması sebebiyle sağlık hizmetlerine erişim sağlayamadı. Özellikle dünya çapında bir salgının olduğu bu süreçte mülteciler hastalansa bile sınır dışı edilme korkusuyla hastanelere gidemedi. Bir şekilde gitmek durumunda kalanlar da yüksek ücretlerle karşı karşıya kaldılar. </span></p>
<p><b>Pandemi döneminde mültecilerin yaşadıkları sorunların görünmezliği hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteciler ve yaşadıkları sorunlar aslında zaten görünmezdi. Pandemi sürecinde bu durum daha da arttı. Şu anda mültecilerin sadece ülke sınırları içerisinde bulunmasına izin verilmesi dahi bir lütuf olarak görülüyor. Mültecilerin sadece gün sonunda ölmemiş ya da ölüm riskiyle karşılaşmamış olmalarına şükretmeleri bekleniyor. Onların temel ihtiyaçları göz ardı ediliyor. </span></p>
<p><b>Mülteci çocukların eğitime erişimlerine pandeminin etkisi nasıl oldu mu, olduysa bu etkilerin neler olduğundan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinde sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve 20 yaş altı genç ve çocukların evde kaldığı süreçte mülteci çocukların çoğu maalesef dışarıdan daha korunaklı bir yerde kalma imkanına sahip olamadılar. Normal dönemde okula giden çocuklar online eğitim ya da TV üzerinden eğitim programlarına katılım sağlayamadılar ve önemli bir kayıpları oldu. Bu da gelecek dönemde çocukların sınıfa uyum sağlamalarını daha da zorlaştırıcı bir neden olabilir. Evlerinde internet ve hatta elektrik bağlantısı dahi olmayan aileler var. Ailesinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olanlar ise yasağa ve bütün risklere rağmen dışarıya çıktı.</span></p>
<p><b>İltica ve &#8216;misafirlik&#8217; statüsü hakkında neler söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlticaya erişim temel bir insan hakkıdır, devletler tarafından bahşedilen bir lütuf değildir. Mülteciler, ülkelerinden zulüm ve ölüm korkusu nedeniyle ayrılmış ve güvenli bir yere sığınmış insanlardır, misafir ya da sığıntı değillerdir. Onurlarıyla yaşamalarını sağlamak, hukuki bir statü vermek, ayrımcılığa uğramadan, nefret söyleminin, nefret saldırılarının hedefi olmadan, yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm bırakılmadan yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak, yaşam, güvenlik, eğitim, sağlık, aile birliğinin korunması, adalete erişim, barınma gibi temel hak ve özgürlüklerine erişmelerini temin etmek devletlerin yükümlülüğüdür. Bu nedenle özellikle gelişmiş ülkelerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekmektedir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/ilticaya-erisim-temel-bir-insan-hakkidir/">&#8220;İlticaya Erişim Temel Bir İnsan Hakkıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2020 07:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Özsüer]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan’da sivil toplum, son 20 yılda kayda değer bir ilerleme göstermesine rağmen Avrupa’daki STK’lar göz önünde bulundurulduğunda hâlâ zayıf durumda. Bu durumun sebepleri arasında, kilise-devlet ilişkileri, eğitim, sivil kültür ve ekonomi gibi konular bulunuyor. Bunun yanında Yunanistan’ın son 5 yıldır yüz yüze geldiği göç de siyaset ve sivil toplum ilişkilerini belirleyen bir diğer olgu. Meseleyi, Yunan siyasi tarihi alanında uzman isim İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Özsüer ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/">Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhabalar Esra Hocam, arzu ederseniz röportajımıza gündelik hayatta siyaset ile başlayalım. Yunanistan’da iktidar el değiştirdi. Çipras’dan [SYRİZA] Miçotakis’e [Yeni Demokrasi] Yunanistan siyasetinde eğilim hangi yönde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-60507 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-640x722.jpg" alt="Esra Özsüer" width="226" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-640x722.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-1024x1155.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1.jpg 1200w" sizes="(max-width: 226px) 100vw, 226px" />Evet, bilindiği üzere 8 Temmuz 2019 tarihinde Yunan siyasetinde bir devir teslim töreni gerçekleşti. 2015-2019 yılları arasında hükümetin başında bulunan Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) Partisi, 7 Temmuz genel seçimlerinde iktidar koltuğunu merkez sağ kanadı temsil eden Yeni Demokrasi (Nea Dimokratia) Partisine bıraktı. Yunan siyasetindeki bu geçiş, sadece “siyasi el değiştirme” olarak düşünülmemelidir. Zira her iki siyasi kanat, kendi parti programlarında da ortaya koyduğu üzere, taban tabana zıt ideolojilere sahip olduğu için ülkedeki hakim söylemi baştan sona değişti. Örneğin SYRİZA, Sosyal Demokratlar, Reformcular, Radikal Solcular, Sol Yurtseverler, Feministler, Anti-Kapitalistler, Merkezciler ve Ekologların yanı sıra Marksist-Leninistler, Maoistler, Devrimci Marksistler, Avrokomünistler, Lüksemburgistler ve AB karşıtları gibi pek çok farklı alt oluşumun bir araya geldiği geniş bir gruptu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60508 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/cipras.jpg" alt="Çipras" width="271" height="449" />İşte bu çok seslilik ve farklı renk yelpazesi partinin siyasi yorumlarını da doğrudan çeşitlendiren ve hatta belirli kalıplar içine sıkıştırmayan bir nitelik kazandırmıştı. Ayrıca partinin seküler duruşuna rağmen, Yunan Kilisesi&#8217;nin sözde imtiyazlarına karşı çıkan Hristiyan üyeler de parti içinde aktif bir pozisyondadır. Bu da Yunanistan gibi katı dinsel formdaki yapının SYRİZA’nın iktidarı boyunca, belli ölçülerde, elastik bir hal almasına yaramıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca bu anlayış “Ortodoks Helenler” dışında farklı dinsel, etnik ya da cinsel kimliklerin varlığını kabul eden ve hatta bu farklılıklar üzerine konuşabilen politik bir gücü karşımıza çıkarmıştı. Dolayısıyla SYRİZA partisini oluşturan alt fraksiyonlar ve politikacılar bilhassa insan hakları, dinsel özgürlük, mülteci ve azınlıklar gibi uluslararası konularda mevcut hükümete kıyasla çok daha liberal bir görüş ve tutuma sahip oldu. Dört senelik ülke yönetimlerinde de [2016-2019} özellikle sivil toplum kuruluşlarıyla dirsek teması sağlayarak siyasi rotalarını belirlemişlerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa 2019 Yunanistan genel seçimlerinde yüzde 39.85 oy oranıyla birinci sırada yer alan Yeni Demokrasi Partisi, sosyal liberalizm  merkezli bir ideoloji ekseninde hareket eden, ulus-devlet içinde kurulan ortak kader duygusuna bağlı daha milliyetçi, muhafazakar ve konservatif bir çizgide durmaktadır. Ortodoks Yunan kimliği üzerinden yapılan vatandaşlık vurgusunun “öteki” karşısında yüceltildiği ve biricikleştirildiği bu yeni siyasal dönemde tıpkı Samaras ve Karamanlis gibi Miçotakis hükümeti de parti tabanındaki ulusalcı gruba gerek iç politikada gerekse dış politikada etnosentrik mesajlar vermekten çekinmiyor. Zihniyet olarak bir önceki hükümete kıyasla yeni hükümetin daha otoriter, cuntacı ve dindar bir görüntüde olduğu söylenebilir.</span></p>
<p><b>Sizce Miçotakis döneminde Yunan STK’ları ile siyasi iktidar arasındaki ilişkiyi nasıl okuyabiliriz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde Yunanların büyük çoğunluğunun politikacıların adaleti etkilediği yönünde bir fikre sahip olması onları hükümete karşı daha temkinli olmaya itiyor. Örneğin günümüzde Yunanların birçoğu hükümet karşıtı eylemlere bulaşmaktan çekinmekte. Hele ki Yunanistan’da artan polis şiddeti neredeyse alışılagelmiş, gündelik bir olay gibi algılanıyor. Bu polis şiddeti karşısında birçok Yunan, Yunan devletinin artık bir polis devleti haline dönüştüğünü bile düşünüyor. Bunun da en önemli kanıtı Vatandaşı Koruma Bakanı Michalis Chrisochoidis’in polis ile birlikte dahil olduğu bir dizi insan hakları ihlalleridir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları ile Miçotakis hükümeti arasındaki ilişkilerde bir uyum ve dengeden bahsetmek şu dönemde neredeyse imkânsız.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’da mevcut hükümet bilhassa STK’lara karşı katı ve olumsuz bir politika sürdürüyor.</span></p></blockquote>
<p>Mevcut hükümetin bilhassa STK’lara karşı [özellikle çevresel, sosyal ve insani yardım çalışmaları sunan kuruluşlara yönelik] katı ve olumsuz bir politika sürdürdüğünü söyleyebiliriz. STK’ların işleyişlerine ilişkin getirilen yeni düzenlemeler Miçotakis hükümetinin STK’lar ile ilişkilerindeki keskin ve olumsuz tavrını net bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60509 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/micotakis.jpg" alt="Miçotakis" width="265" height="293" />Son dönemde ekseriyetle göçmenlerin, mültecilerin, sığınmacıların haklarını savunmak için çalışan STK’ların etkinlik alanları iyice daraltıldı ve özgür hareket edebilme kabiliyetleri kısıtlandı. Yunanistan’daki ekonomik krizle zaten yeterince sorun yaşayan STK’ların işleyişleri Miçotakis hükümetinin finansal bağlamda uyguladığı kısıtlamalar ve kesintilerle ki bunların bazıları adil olmayan yasalar yoluyla meşrulaştırıldı, oldukça zor duruma sokuldu. Öte yandan STK’lar insan hakları ihlalleri, zayıf sosyal tabakalara karşı skandallar, hatta uluslararası hukuka aykırı olan yasalar gibi önemli konularda bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarından dolayı mevcut hükümet tarafından suçlayıcı ifadelerle sert bir dille eleştiriliyor. Yine hükümetin çalışmalarını eleştiren kuruluşlar da hükümetin yaylım ateşine maruz kalmakta. </span></p>
<p><b>Yunan toplumu özellikle Koronavirüs salgını sonrasında STK’lara nasıl yaklaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Covid-19 pandemisiyle kamu harcamalarındaki israf, şaibeli harcamalar, yardımlarla ilgili belirsizlikler STK’ların kamuoyu gözünde tüm güvenirliliğini yerle bir eden bir sonuç yarattı. Örneğin politik skandallara karışan bazı STK&#8217;ların şeffaf olmayan fonlar nedeniyle kamuoyunda oluşturduğu güvensizlik ortamı Yunanistan’da STK’lar ile ilgili “madalyonun öteki yüzü” sayılabilecek önemli bir meseledir. Yunanistan’da önemli ve doğru işler yapma gayreti içinde olan STK’lar, hükümetin katı tutumu ve kamuoyundaki güvensizlik ortamı ile birlikte, maddi manevi yeterli desteği sağlayamadıklarından her tür hususî çabalarında hedefledikleri noktaya ulaşamadılar. Ezcümle, Avrupa’daki STK’lar göz önünde bulundurulduğunda Yunanistan’ın aynı konuda “bir fırın ekmek yemesi” gerektiğini söylemek sanırım çok da hatalı bir çıkarım olmayacaktır.    </span></p>
<p><b>Bilindiği üzere Yunanistan uzun süredir bire göç sınavı veriyor. Göç, Yunanistan için yeni bir olgu mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60510 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc-640x400.jpg" alt="Göç" width="381" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc-640x400.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc.jpg 865w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" />Aslına bakarsanız Yunanistan’ı etkileyen göç krizi 1989 yılında Doğu Avrupa’daki sosyalist rejimin çöküşü ile başladı. Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya gibi çoğunlukla kuzey sınır ülkelerinden Yunanistan’a akan ekonomik göç dalgası daha sonra Afrika ve Asya’dan gelen göçmenlerle devam etti. Bu dönemde göçün temel nedeni ya Yunanistan’da iyi bir iş imkânı bulup yerleşmek ya da diğer AB ülkelerine geçiş sağlayıp bir süre maddi kazanımlar elde ettikten sonra ülkelerine geri dönmekti. 2000-2010 yılları arasında Yunanistan’a sadece eski sosyalist ülkelerden değil aynı zamanda Yakın Doğu ülkelerinden de yüzbinlerce göçmen akın etti. Ancak Yunanistan’da asıl göç dalgası Arap baharı ile eş zamanlı başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB üyesi olmayan komşu ülkelerden gelenler için Yunanistan Avrupa’nın yasadışı göç kapısı olarak görülüyordu. Zira pek çok mültecinin asıl hedefi Yunanistan’da kalıcı bir ikamet sağlamak değildi. Mültecilerin talebi, Avrupa’nın ana kapısı olarak görülen Yunanistan’dan insan hakları, ekonomik güç ve diğer sosyal kazanımlar konusunda çok daha gelişmiş bir profil çizen Merkez Avrupa ülkelerine yerleşmekti. Öyle ki Türkiye gibi AB üyesi olmayan komşu ülkelerle yapılan anlaşmalar bile yasadışı göçün önüne geçememişti. Örneğin FRONTEX’e göre 2010 yılında Avrupa’ya yasadışı yollarla giren on göçmenden dokuzu Yunanistan üzerinden giriş yapmıştı.</span></p>
<p><b>Peki sizce 2015’ten günümüze Yunanistan’ı derinden etkileyen göç krizi Yunan STK’ları nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, Yunanistan’da bilin</span>e<span style="font-weight: 400;">n en büyük göç dalgası 2015 yılının ortalarından itibaren başlamıştı ve sonrasında da kademe kademe devam etti. Örneğin Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT) verilerine göre 2005-2015 yılları arasında Yunanistan’a yapılan göçler 70.000 civarındaydı. Göçler daha çok Türkiye’nin Ege adalarına yakın bölgelerinden deniz yoluyla sağlanıyordu. Dolayısıyla bu dönemde Ege Denizi, Alan bebek gibi birçok düzensiz göçmenin hayatını kaybettiği trajik bir sınır görevi görüyordu. </span></p>
<p>2<span style="font-weight: 400;">009 yılından itibaren ekonomik krizle cebelleşen Yunanistan her ne kadar ülkeye kaçak yollarla girmeye çalışan düzensiz göçmenleri istihdam edecek güce sahip değilse de göçmenler STK’ların da desteği ile Moria gibi büyük mülteci kamplarına ya da anakaradaki farklı kamplara taşındı. Hatta Ege Adalarına geçen pek çok göçmene Yunan halkı battaniye, çocuk bezi, temel gıda maddeleri gibi yardımlarda bulunduğu gibi bazı Yunan vatandaşları evlerini bile bir süreliğine göçmenlere açtı. Bu manada göçmenler ilk başlarda Yunanlar için korunmaya muhtaç insanlar olarak duygusal bir ilgiyle karşılanıyordu. Örneğin Midilli Adası&#8217;ndaki yaşlı ninelerin bir mülteci bebeği kucaklarına alıp biberonla beslemesi sanırım hafızalardan silinmeyecek insani karelerden biri olarak kalacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan göç krizi konusunda belirli bir politika izlemek amacıyla 2016 yılında Göç Bakanlığı’nı kurdu fakat bu kurum 2019 yılında lağvedildi. Ocak 2020’de aynı kurum Göç ve İltica Bakanlığı adıyla yeniden faaliyetlerine başladı. Ancak Yunanistan Merkez Bankası’nın açıklamasına göre göç krizi ülkede üç temel alanda etkisini gösterdi: Ekonomi (mali değişkenler, piyasa vb), Sosyal Güvenlik ve Siyaset. Bu göç krizinin mali açıdan üstesinden gelmek amacıyla AB, mülteci geçişine ya da mültecilere ev sahipliği yapan ülkelere 2015-1016 yılları arasında 9,2 milyar Avro yardım fonu sağladı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’daki göç ve mülteci krizi tam manasıyla hiçbir hükümetin üstesinden gelemediği bir bunalım olarak devletin pek çok kademesinde hala mevcudiyetini sürdürüyor.</span></p></blockquote>
<p>Buna rağmen bugün gelinen noktada Yunanistan’daki göç ve mülteci krizi tam manasıyla hiçbir hükümetin üstesinden gelemediği bir bunalım olarak devletin pek çok kademesinde hala mevcudiyetini sürdürüyor. Özellikle muhafazakâr ve sağ görüşe sahip yeni hükümetin göç olgusuna yaklaşımı hem ürkütücü hem de uluslararası insan hakları sözleşmelerini de hiçe sayar nitelikte.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle savaştan zarar gören ülkelerden gelen göçmenleri</span>n<span style="font-weight: 400;"> hakları ihlal edilerek maalesef sistematik biçimde dışlanmaktalar. Göçmenler ülkedeki tüm sorunların kaynağıymış gibi gösterilip ötekileştiriliyorlar. Bilhassa ana akım medyada yabancı/istenmeyen organ olarak gösterilen mültecilerin hukuksal manada güçlü dayanakları da bulunmamakta. Çoğu kötü koşullar altında Yunan mülteci kamplarında yaşam mücadelesi veriyor ve temel ihtiyaçları</span>nı<span style="font-weight: 400;"> dahi karşılayamıyor. </span></p>
<p><b>Yunanistan’da sivil toplum göç olgusuna nasıl yaklaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özelikle Covid-19 salgını bahanesiyle göçmenlerin hak ve özgürlükleri konusunda daha çok kısıtlama getirildi. Zaten STK’ların da devam eden kısıtlama ve yasakları olduğundan göçmenler konusunda kalıcı ve çözüme dayalı adımlar maalesef atılamamıştır. Öte yandan Yunanistan’da Göç ve İltica konusunda STK’larla ilgili hazırlanan yönetmeliğin Sivil Toplumu tehdit eder nitelikte olduğu gözlemleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60511 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica-640x480.jpg" alt="illtica" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" />Mayıs 2020 tarihinde imzalanan yeni kanun ile göçmenlik ve iltica yasasının çeşitli hükümleri değiştirildi. Örneğin Yunanistan’da bu alanda çalışan tüm kuruluşlara kaydolma zorunluluğu getirildi (madde 58). Kayıt yaptırmayanlar Yunanistan sınırlarında uluslararası koruma, göç ve sosyal entegrasyon faaliyetlerinin uygulanmasına; hukuki ve psikososyal desteğe, tıbbi hizmetlerden yararlanılması gibi imtiyazlara sahip olamayacaklar. Böylece Yunan hükümeti tarafından sivil toplum kuruluşlarının işleyişine ilişkin hazırlanan bu yeni düzenlemeler göçmenlerin haklarını korumak/savunmak hedefiyle çalışan STK’ların özgürlük alanlarını daraltan bir dizi katı kuraldan oluşmakta. Öyle ki Uluslararası Af Örgütü mevzuata giren bu yeni kuralların hem mültecilerin ve göçmenlerin haklarını ciddi şekilde kısıtladığını hem de Yunanistan’daki örgütlenme özgürlüğünün tehdit altına girdiğini ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Af Örgütü, STK’ların ve göçmenlerle çalışanların özgürlüklerini gereksiz şekilde sınırlandırıldığını düşünüyor. Yeni kurallar, açık bir şekilde, STK&#8217;lara finansal sorunlar da dahil olmak üzere tescil ve işletme konusunda ağır ve istilacı şartlar dayatılıyor. Yine bazı kurallar STK&#8217;ların özerkliğine haksız yere müdahale etme riski taşımakta, kuruluşların ve üyelerinin mahremiyet hakkını ihlal etmekte ve kayıt işleminden sorumlu yetkililere çok fazla takdir yetkisi vermekte. Mevcut hükümetin bu hamlesi, özellikle daha küçük veya yeni kurulan STK&#8217;lar söz konusu olduğunda, sığınmacılara ve göçmenlere yardım eden kuruluşların çalışmalarını felce uğratan bir sonuç da ortaya koyuyor. Bu durum hem sivil toplum kuruluşlarının hem de savunucularının susturulmasına ve işlerinin askıya alınmasına neden oluyor.</span></p>
<p><b>Yunanistan&#8217;da, göçmenlerle ilgili yeni önlemler içeren yasa tasarısı parlamentoda onaylandı. Yasa, Ege Denizi&#8217;nde düzensiz göçmen geçişlerinin engellenmesine yönelik kontrollerin sıklaştırılması konusunda önlemler içeriyor. Söz konusu yasa ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunan Parlamentosunda oylanan göçmenlik yasasında, Yunanistan’ı Avrupa ve uluslararası meşruiyetin dışında tutan çok sayıda sorunlu hüküm yer alıyor. Mesela bu hükümlerin 55. maddesinde &#8220;İnsani krizle başa çıkma harcamaları&#8221; başlığıyla açılmış gizli bir fon bulunmakta. Getirilen yeni hükümler, Göçmenlik ve İltica Bakanı Notis Mitarakis’e bu fonları istediği zaman ve herhangi bir hesap verme yükümlülüğü olmaksızın elden çıkarabilme yetkisi veriyor. Üstelik harcamaların göçmenler yararına yapıldığı bile şüpheli durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan mülteci ve göçmenler için hazırlanan ekonomik yardımlar AB’den aktarılan fonlar üzerinden ilerliyor. Yani kısaca bu fonlar Avrupa’nın finansal desteğiyle gerçekleşiyor. Dolayısıyla Avrupa Birliği/Avrupa, parasının nerede, nasıl ve kimler için kullanıldığının izini sürmekte ve yakinen takip etmekte. Hizmetlerinin ne olduğunu görebilmesi için de bir hesap talep etmekte. Mitarakis’in bu fonlar üzerindeki şaibeli yetkisi hem Yunanistan’da hem de AB’de kuşkuyla karşılanan bir durum. Çünkü muhalif kanadın iddiasına göre mevcut hükümet, bu parayı ortaklarına gizlice dağıtmak istemekte. Öte yandan muhalefete göre mevcut hükümet, göç akışını azalttığı için övündüğü halde hala gizli fon açmaya neden ihtiyaç duyuyor? Tüm bu sorular Yeni Demokrasi Partisinin STK’lar ve göçmenler ile ilgili tutum ve tavrını net bir biçimde gözler önüne sermektedir.   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/">Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mültecilere dair uluslararası istişare süreci kapsamında anket çalışması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/23/multecilere-dair-uluslararasi-istisare-sureci-kapsaminda-anket-calismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 23 Jan 2018 15:15:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Anket]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[IGAM]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[Oxfam]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Mülteci Konseyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20878</guid>

					<description><![CDATA[<p>Oxfam, Türkiye Mülteci Konseyi ve IGAM  (İltica ve Göç Araştırma Merkezi) uluslararası bir istişare süreci kapsamında, mültecilere ilişkin bir anket çalışması yürütüyor. Söz konusu kurumlar, herkesi bu anketi doldurmaya davet ederken,  &#8220;mülteci ve ev sahibi toplumların bakış açılarının mülteci sorunlarına ilişkin uluslararası politika yapma süreçlerinin merkezine yerleştirilmesi&#8221; dair anket çalışmasının çağrısı şöyle: Mültecilerin, mültecilere ev sahipliği yapan toplulukların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/23/multecilere-dair-uluslararasi-istisare-sureci-kapsaminda-anket-calismasi/">Mültecilere dair uluslararası istişare süreci kapsamında anket çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Oxfam, Türkiye Mülteci Konseyi ve IGAM  (İltica ve Göç Araştırma Merkezi) uluslararası bir istişare süreci kapsamında, mültecilere ilişkin bir anket çalışması yürütüyor. Söz konusu kurumlar, herkesi bu anketi doldurmaya davet ederken,  &#8220;mülteci ve ev sahibi toplumların bakış açılarının mülteci sorunlarına ilişkin uluslararası politika yapma süreçlerinin merkezine yerleştirilmesi&#8221; dair anket çalışmasının çağrısı şöyle:</p>
<p style="font-weight: 400;">Mültecilerin, mültecilere ev sahipliği yapan toplulukların ve ülkelerin bakış açıları, mülteciler ile ilgili politika yapma süreçleri kapsamında gerçekleşen birçok uluslararası tartışmada belirgin bir şekilde yer almamaktadır. <strong>Bu kritik öneme sahip boşluğun farkında olan Türkiye Mülteci Konseyi, IGAM (İltica ve Göç Araştırma Merkezi) ve Oxfam, gerek Türkiye&#8217;deki gerekse Türkiye dışından diğer sivil toplum örgütleriyle işbirliği içerisinde mültecilerle ilgili konularda uluslararası bir politika istişare ve geliştirme süreci başlatmaktadır.</strong> Bu sürecin amacı, mültecilerin, ev sahibi topluluklar ve ülkelerin bakış açılarındaki ortak noktaları belirlemek; bunların uluslararası politika geliştirme süreçlerinde güçlendirilebileceği bir platform sağlamak; ve uluslararası sınırları aşan zorunlu göçten en çok etkilenenlerin görüşleri ve bakış açılarının mültecilere yönelik uluslararası politikalarının geliştirilmesini sağladığından emin olmaktır.</p>
<p>Bu süreç, dünyanın dört bir yanındaki mülteciler tarafından kurulan ve diğer sivil toplum kuruluşları arasında çevrimiçi ve yüzyüze istişare yapılmasını ve tematik çalışma grupları tarafından yönlendirilecek bir politika geliştirme sürecini içerecektir. Bütün bunlar, katılımcıları ortak politika pozisyonları ve tavsiyelerini konuşmak, tartışmak ve geliştirmek için bir araya getirmek amacıyla 2018 başlarında Türkiye&#8217;de düzenlenecek olan uluslararası bir mülteci kongresine hazırlık niteliği taşımaktadır (daha detaylı bilgi için lütfen <a href="https://drive.google.com/drive/u/1/folders/1k33Lq9RTF5BSvQfnipppv4oatOsWwwfX" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://drive.google.com/drive/u/1/folders/1k33Lq9RTF5BSvQfnipppv4oatOsWwwfX&amp;source=gmail&amp;ust=1516731578980000&amp;usg=AFQjCNFxGJRumNPIOX8JD8bd4An5QBj69A">kavram notuna</a><a href="https://drive.google.com/open?id=1q1zy4HhFONQ3Eic4XJaWzGcutqRZ2Hcw" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://drive.google.com/open?id%3D1q1zy4HhFONQ3Eic4XJaWzGcutqRZ2Hcw&amp;source=gmail&amp;ust=1516731578980000&amp;usg=AFQjCNGBsx-4adg-kv81ZaiyoLEMgNrZ0w"> </a>bakınız.)</p>
<p>Sizi bu sürece dahil olmaya davet ediyoruz. Sürece bugün, mülteciler ve mülteciler ile ilgili politika yapma konusunda temel önceliklerin ne olduğunu düşündüğünüze dair <a href="https://tr.surveymonkey.com/r/ZNN6DN9" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://tr.surveymonkey.com/r/ZNN6DN9&amp;source=gmail&amp;ust=1516731578980000&amp;usg=AFQjCNGZn3E20oS80gP218OilstbBGaxqw">kısa bir anket</a> tamamlayarak dahil olabilirsiniz. Bu anket, mülteciler tarafından kurulan kuruluşların ve daha geniş bir şekilde sivil toplumun bu konudaki görüşlerini tespit etmek üzere tasarlanmıştır. Bu, dünyanın değişik yerlerindeki mültecilerin, mültecilere ev sahipliği yapan toplumların ve ülkelerin farklılaşan ve benzeşen bakış açılarını belirlemeye ve daha ileri tartışma ve politika geliştirme konusunda bir temel oluşturmaya yardımcı olacaktır.</p>
<p>Bu girişim hakkında daha fazla bilgi edinmek isterseniz bizimle <a href="mailto:refugee.congress.2018@gmail.com">refugee.congress.2018@gmail.com</a> adresinden iletişime geçebilirsiniz.</p>
<p>Not: Anketin <a href="https://www.surveymonkey.com/r/88HJ6N9" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://www.surveymonkey.com/r/88HJ6N9&amp;source=gmail&amp;ust=1516731578980000&amp;usg=AFQjCNGWV8Ym5iCusnZx9WT2PbBGerZxYQ">Arapça</a> ve <a href="https://fr.surveymonkey.com/r/8KS8RH6" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?hl=tr&amp;q=https://fr.surveymonkey.com/r/8KS8RH6&amp;source=gmail&amp;ust=1516731578980000&amp;usg=AFQjCNE_m6kGCMjXUmciJlywONK6CqliDg">Fransızca</a> versiyonlarına bu linkler üzerinden erişilebilmektedir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/01/23/multecilere-dair-uluslararasi-istisare-sureci-kapsaminda-anket-calismasi/">Mültecilere dair uluslararası istişare süreci kapsamında anket çalışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>OECD 2017 Göç Raporu yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/04/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jul 2017 09:01:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[OECD]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Göç Görünümü 2017]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16439</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos yaptığı açıklamada, göçün durdurulabilecek ya da durdurulması gereken bir şey olmadığını, ancak bu sürecin daha iyi yönetilebileceğine dikkat çekti&#8221; Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) “Uluslararası Göç Görünümü 2017” raporunu yayınladı. Rapora göre; OECD ülkelerine 2015 yılında 4 milyon 700 bin, 2016 yılında ise 5 milyon kişi, kalıcı göçmen olarak [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/04/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/">OECD 2017 Göç Raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos yaptığı açıklamada, göçün durdurulabilecek ya da durdurulması gereken bir şey olmadığını, ancak bu sürecin daha iyi yönetilebileceğine dikkat çekti&#8221;</strong></p>
<p>Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü (OECD) “Uluslararası Göç Görünümü 2017” raporunu yayınladı. Rapora göre; OECD ülkelerine 2015 yılında 4 milyon 700 bin, 2016 yılında ise 5 milyon kişi, kalıcı göçmen olarak giriş yaptı. OECD raporunda; yasal ve yasal olmayan göçün hızlandığı ve ülkelerin bu sorunla baş etmek için uyum çabalarını artırması gerektiği vurgulandı.</p>
<p>2016 yılında yaklaşık 1,6 milyon kişi iltica başvurusunda bulundu. Bu başvuruların 1,5 milyonu kabul edildi. Böylece Avrupa’daki yurt dışı doğumlu yabancı kökenli nüfusun sayısı 124 milyona yükseldi. 2016’da en fazla iltica başvurusu 722 bin kişi ile Almanya’ya yapılırken, bu ülkeyi 261 bin kişi ile ABD ve 122 bin kişi ile İtalya takip etti. Türkiye’ye yapılan iltica başvuruları ise 2016’da bir önceki yıla göre yüzde 42 azalarak 78 bin kişi oldu. Raporda, Türkiye’deki göçmenlerin önemli bir kısmının savaş sonrası geri dönmeyi düşünmediği de belirtildi.</p>
<p>Rapor, göçmenlerin ülkelere yönelik yarattığı risklerin yanında önemli faydalar sağladığını hatırlatarak, ülkeleri bu faydalara odaklanmaya çağırdı. OECD ülkelerinde yaşayan göçmenlerden üçte ikisi iş sahibi olarak iş piyasasının giderek iyileşmesine katkıda bulunuyor. Yurt dışında doğmuş olan işçilerin işsizlik oranı bütün OECD ülkeleri arasında 2016’da yüzde 8,3’ü bulurken, sadece Avrupa ülkelerinde ise yüzde 12,4’ü buldu. Bu rakamlar yerli halktan 1,8 ve 4,3 puan daha yüksek.</p>
<p>Aile birleşiminden kaynaklanan göç, 2016’da kalıcı göçün yüzde 40’ını oluşturdu. Birçok OECD ülkesinde göçmenlerle yerliler arasında yapılan evlilik, toplam evlilik sayısının yüzde 10’undan daha fazla. Aile göçüyle gelen göçmenlerin iş piyasasına uyumu ise diğer göçmenlere göre daha yavaş gerçekleşiyor.</p>
<p>AB Göç Komiseri Dimitris Avramopoulos yaptığı açıklamada, göçün durdurulabilecek ya da durdurulması gereken bir şey olmadığını, ancak bu sürecin daha iyi yönetilebileceğine dikkat çekti.</p>
<p>Raporun detayları için<a href="http://www.keepeek.com/Digital-Asset-Management/oecd/social-issues-migration-health/international-migration-outlook-2017/summary/english_f3a4fe3e-en#page2" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayın.</a></p>
<p>Kaynak: <a href="http://gocvakfi.org/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Göç Araştırmaları Vakfı</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/04/oecd-2017-goc-raporu-yayinlandi/">OECD 2017 Göç Raporu yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mültecilik Hukukunda Hedef Kalıcı Çözümdür”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/20/multecilik-hukukunda-hedef-kalici-cozumdur/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Jun 2017 08:44:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Mülteci-Der]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci hakları]]></category>
		<category><![CDATA[MÜLTECİ-DER]]></category>
		<category><![CDATA[mültecilik hukuku]]></category>
		<category><![CDATA[Pırıl Erçoban]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16003</guid>

					<description><![CDATA[<p>20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle çalışmaları hakkında Sivil Sayfalar’a değerlendirmelerde bulunan Mülteci-Der’in İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, “İltica hukukunda, mültecilik hukukunda hedef kalıcı çözümdür. Yani ülkelerini terk etmiş, terk etmek zorunda kalan insanlara, kalıcı çözüm sunmak gerekir” dedi. İzmir’de, Suriyelilerin yoğun olarak geldiği günlerde insani yardım ve sağlık çalışmaları yürüten gönüllülerin kurduğu Mülteci-Der artık sadece [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/20/multecilik-hukukunda-hedef-kalici-cozumdur/">&#8220;Mültecilik Hukukunda Hedef Kalıcı Çözümdür”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle çalışmaları hakkında Sivil Sayfalar’a değerlendirmelerde bulunan Mülteci-Der’in İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, “İltica hukukunda, mültecilik hukukunda hedef kalıcı çözümdür. Yani ülkelerini terk etmiş, terk etmek zorunda kalan insanlara, kalıcı çözüm sunmak gerekir” dedi.</strong></p>
<p><span id="more-16003"></span></p>
<figure id="attachment_16007" aria-describedby="caption-attachment-16007" style="width: 209px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16007" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/06/20170616_151248.png" alt="" width="209" height="173" /><figcaption id="caption-attachment-16007" class="wp-caption-text">Mülteci-Der İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban</figcaption></figure>
<p>İzmir’de, Suriyelilerin yoğun olarak geldiği günlerde insani yardım ve sağlık çalışmaları yürüten gönüllülerin kurduğu Mülteci-Der artık sadece hukuksal danışmanlık alanında hizmet veriyor. Derneğin İdari Koordinatörü Pırıl Erçoban, yoğunlukla Avrupa’ya geçmeye çalışırken kaza geçiren ya da yakınlarını kaybedenlerin başvurularına cevap vermeye çalıştıklarını belirtiyor. Erçoban, sadece ilticaya erişim, geri gönderme yasağı ve red dosyalarına değil, eğitim hakkına erişim, sağlık hakkına erişim gibi Türkiye’de mevcut mevzuat kapsamında ve uluslararası standartlar kapsamında da hak olarak belirlenen alanlara erişim konusunda da destek vermeye çalıştıklarını ifade ediyor. Mülteci-Der’in ana çalışma alanlarından birinin de mülteciler konusunda savunuculuk ve farkındalık faaliyetleri olduğunu belirten Erçoban, “Türkiye’deki mevzuat ve uygulamaların uluslararası standartlara, insan onuruna  yaraşır bir seviyeye gelmesi için, mücadele veriyoruz. İltica ve göç hukukçular için yeni bir alan. Bu anlamda hem baroların hem de avukatların bilgi ve deneyimlerinin artması için çalışmalar yapıyoruz. Barolara ve başka meslek gruplarıyla kapasite geliştirme eğitimleri diyebileceğimiz eğitimler yapıyoruz. Sığınmacılarla bire bir temasta olan meslek gruplarına halka yönelik bu tip farkındalık çalışmalarımız var&#8221; diye anlatıyor.</p>
<p>Mültecilerin gelişlerinin üzerinden yedi yıl geçtiğini ve bu süre içinde belirsizliğin ortadan kaldırılmış olması gerektiğini vurgulayan Erçoban, Türkiye’nin Avrupa ülkelerine göre milyonlarca mülteciye kucak açmasının önemine işaret ediyor. Bu konuda yapılan mevzuat ve düzenlemelerin önemli olduğunu belirten Erçoban yapılan düzenlemelerin mültecilerin sorunlarına tamamen çözüm getirmediğini de sözlerine ekliyor. Özellikle geri gönderme merkezlerinde son bir yılda artan hak ihlalleriyle karşılaştıklarını belirten Erçoban, “Ailelere erişim, telefona erişim, avukata erişim, sivil toplum kuruluşlarına ve Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği’ne erişim kısıtlılığından tutun,  kötü muameleye kadar birçok ciddi hak ihlalleri ile karşılaşıyoruz. Statü almış bir mültecinin bile, sınır dışı ‘kamu güvenliği’ ve ‘kamu düzen’i gerekçesiyle, sınır dışı edilebilmesi gibi bir ibare eklendi yasaya” diyor.</p>
<p><strong>“Mülteciler Arasında Ayrımcılık Yapılmasın”</strong></p>
<p>Mültecilik hukukunda hedefin kalıcı çözüm olduğunu belirten Erçoban, uluslararası hukuk alanında üç tane kalıcı çözümden bahsedildiğine işaret ediyor. Maddeleri önem sırasına göre ele alan Erçoban&#8217;ın değerlendirmeleri şöyle:</p>
<p>&#8220;Birincisi gönüllü olarak &#8216;güvenli&#8217; ülkelerine geri dönüş, yani kaçtıkları  ülkede güvenliklerini tehdit eden riskler sona erdiyse ve ülkede şartlar değiştiyse, gönüllü olarak eğer istiyorlarsa dönmeleri en tercih edilen durum. İkincisi başka bir ülkeye yerleştirme. Üçüncüsü ise yerel entegrasyon dediğimiz aşamalı olarak vatandaşlığı da içerecek şekilde yerel entegrasyonun sağlanması. Suriye’deki savaşın biteceğine dair bir işaret yok, bitse insanların güvenli ve gönüllü geri dönüşlerinin sağlanacağı bir ortam kim bilir ne zaman gerçekleşecek? Bu anlamda biz vatandaşlıkla ilgili gelişmeleri olumlu buluyoruz. Tabi bu aşamalı olmalı. Çünkü birden bire ben milyonlarca kişiyi vatandaş yapıyorum deyince yerel halkta bir reaksiyon oluşma ihtimali de var. Kalıcı çözüm, bizim de desteklediğimiz bir durum. Bizim burada eleştirdiğimiz başka bir nokta mülteciler arasında ayrım yapılması. Türkiye’de üç yüz binden fazla Suriyeli olmayan, Afganistan, Irak, İran ve Afrika ülkelerinden gelen sığınmacılar var. Geçici koruma altında değiller ve onlar için vatandaşlıktan söz edilmiyor. Diğer bir ayrım ise, yetkili ağızlardan basına yansıyan eğitim seviyesi yüksek nitelikli iş gücü sayılan meslek sahibi ya da Türkiye’de yatırım yapma imkanı olan kişilere vatandaşlık verilmesi. Eğitimli değilse, nitelikli değilse bu insanlara ne olacak? ‘Siz niteliksizsiniz, eğitimsizsiniz, bize herhangi bir katkınız olmayacak’ demek insan haklarının herkes için olduğunu göz ardı etmek demektir.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/20/multecilik-hukukunda-hedef-kalici-cozumdur/">&#8220;Mültecilik Hukukunda Hedef Kalıcı Çözümdür”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
