<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hakan Altınay arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/hakan-altinay/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hakan-altinay/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 15 Jun 2021 07:27:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hakan Altınay arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/hakan-altinay/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Anadolu’dan Dayanışma Manzaraları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/14/anadoludan-dayanisma-manzaralari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 14 Feb 2021 12:54:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Altınay]]></category>
		<category><![CDATA[Memleket Manzaraları: Bir Dayanışma Arkeolojisi]]></category>
		<category><![CDATA[Ulaş Bayraktar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65546</guid>

					<description><![CDATA[<p>Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu, mezunlarının katkılarıyla hazırlanan Memleket Manzaraları: Bir Dayanışma Arkeolojisi’ni genişleterek yeniden yayınladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/14/anadoludan-dayanisma-manzaralari/">Anadolu’dan Dayanışma Manzaraları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İlk olarak, 2020 yılının Mayıs ayında  yayınlanan Memleket Manzaraları: Bir Dayanışma Arkeolojisi genişletildi. Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu, salgının halen sürdüğünü hatırlatarak, “Dayanışma üzerine konuşmak, içinde yaşadığımız toplumun dayanışma pratiklerinden haberdar olmak bize hala çok önemli görünüyor. Mezunlarımızın yeni yazılarıyla genişlettiğimiz yayınımızın evlerimizde, fiziksel olarak birbirimizden uzak, ama geleceğe dair hayaller kurarken hepimize ilham olabileceğine inanıyoruz.” Diyor.</p>
<p>Coğrafyadaki farklı dayanışma pratiklerine dair anlatı, röportaj ve yazılardan oluşan yayının editörü Ulaş Bayraktar da, salgına karşı sosyal mesafenin gerekli olduğunu ancak bu mesafenin dayanışma ve yardımlaşmayı engellememesi gerektiğini vurguluyor.  Tarih ve coğrafya içinde ilham verici bir geziye çıktıklarını belirten Bayraktar, “Tüm Anadolu’yu kat ederek bu toprakların dayanışma kültürünün en özgün ve ilham verici deneyimlerini hatırlayıp öğrendik. Şölenlere ve eğlencelere katıldık, ekmek pişirdik, yemek yedik, evler yaptık, daireler satın aldık, yaşlıları ziyaret ettik, yoksullara yardım ettik, yetimlerle birlikte kamp yaptık. Ezcümle çok uzaklardaki değerleri tam içimizde hissettik, kıymetlerini en saf biçimde idrak ettik. Küçük bir ekran üzerinden koskoca bir dayanışma kıtasını keşfe çıktık, umudumuzu ve yarına olan inancımızı tazeledik. “ sözleriyle anlatıyor yayını.</p>
<p>Editörümüz Derya Kap&#8217;ın Tuğrul Paşaoğlu ile 17 Ağustos ve 12 Kasım depremlerindeki dayanışma hallerini konuştuğu röportajının da yer aldığı  Memleket Manzaraları: Bir Dayanışma Arkeolojisi’ne ulaşmak için <a href="http://avrupasiyasetokulu.org/memleket-manzaralari-bir-dayanisma-arkeolojisi-210214/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/14/anadoludan-dayanisma-manzaralari/">Anadolu’dan Dayanışma Manzaraları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Sivil Toplumun Misyonu İyilik Değil, Etki Alanı Yaratmak!”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/08/sivil-toplumun-misyonu-iyilik-degil-etki-alani-yaratmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Feb 2021 09:01:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Ahu Özyurt]]></category>
		<category><![CDATA[Emine Uçak]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Altınay]]></category>
		<category><![CDATA[İyiliği Düşünmek]]></category>
		<category><![CDATA[İyiliğin Sivil Hali]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Ali Çalışkan]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynep Meydanoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65205</guid>

					<description><![CDATA[<p>İyiliği Düşünmek Platformu'nun Sivil Sayfalar işbirliğiyle düzenlediği 'İyiliğin Sivil Hali' webinarında konuşan YADA Vakfı kurucularından Mehmet Ali Çalışkan, "Sivil toplumun misyonu iyilik değil etki yaratmak olmalı" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/08/sivil-toplumun-misyonu-iyilik-degil-etki-alani-yaratmak/">“Sivil Toplumun Misyonu İyilik Değil, Etki Alanı Yaratmak!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="İyiliğin Sivil Hali: “Sivil Toplumun Misyonu İyilik Değil, Etki Alanı Yaratmak!”" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/L9ajHFqgnGU?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>İyiliği Düşünmek Platformu&#8217;nun düzenlediği webinar serisinin ikincisi Sivil Sayfalar işbirliğiyle 7 Şubat 2021’de &#8216;İyiliğin Sivil Hali&#8217; başlığıyla yapıldı. Ahu Özyurt’un moderatörlüğü yaptığı etkinlikte YADA Vakfı Kurucusu Mehmet Ali Çalışkan, Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu Direktörü Hakan Altınay, Sivil Sayfalar’dan Emine Uçak ve Ashoka Ülke Direktörü Zeynep Meydanoğlu konuşmacı olarak yer aldı. Konuşmacılar farklı açılardan sivil toplumda iyiliğin nasıl konumlandırılabileceğine ilişkin görüşlerini paylaştı.</p>
<p><a href="https://iletisim.com.tr/kitap/iyiligi-dusunmek/9967" target="_blank" rel="noopener">İyiliği Düşünmek</a> adlı kitabı Zülfü Livaneli ile derleyen Ayla Göksel, programın açılışında yaptığı konuşmada, kendi sivil toplum deneyimleri ve sorgulamaları çerçevesinde, merhamet ve iyilik gibi kavramların neden sivil toplumda başarı kriterleri arasında olmadığı sorusundan hareket ettiğini söyledi. Göksel’e göre içinde bulunduğumuz koşullarda “naif bir çaba” olarak değerlendirilse de iyilik gibi temel değerleri tartışmaya açmak gerekli, zira iyi bir toplumun araçlarından biri sivil toplum.</p>
<h5>“<strong>Sivil Toplumun Misyonu İyilik Değil, Etki Alanı Yaratmak!”</strong></h5>
<p>İyiliği Düşünmek kitabında, “İyi, Kötü, Kirli &#8211; Sivil Toplum Hikâyesi” başlıklı yazısında “iyilerin yeri” olarak sivil toplumun görülmesini eleştiren Mehmet Ali Çalışkan, bu durumda sivil toplumun “kirli” olarak değerlendirilen diğer sektörlerden kaçanların &#8216;sığınma evine&#8217; dönüşeceğini dile getirdi. Bu yaklaşımın sivil topluma ahlaki üstünlük iddiası da verdiğini kaydeden Çalışkan’a göre, karar mercii olan özel sektör ve siyasi alanın kötülerin yeri olarak görülmesi, sivil toplumun bu iki alanla diyalog geliştirme ve iş birliği kanallarını zorlaştırıyor; bu da sivil toplumun etki alanını sınırlıyor.  Zira, sivil toplum bir yandan siyasi düzeyde kararları etkileme ve dönüştürmeye çalışırken, yurttaşların kanaatlerini etkilemeye çalışan bir aktör.</p>
<p>Çalışkan&#8217;a göre, sivil toplumu “iyiler dünyası” olarak konumlandırarak konforlu ama etkisiz kılmak yerine, kararları etkileyebilecek bir imkân alanı olarak, sorunları keşif-sorunları görünür kılma- müzakere etme şeklinde konumlandırmak daha doğru. Diğer bir deyişle, sivil toplum siyaset ve özel sektörde alınan kararların yol açtığı mağduriyetleri, sahaya en yakın aktör olarak keşfeden, sorunları görünür kılma, nihai olarak da karar alan aktörlerle müzakere ederek, misyonunu yerine getirebilen bir aktör.</p>
<p>Mehmet Ali Çalışkan özetle, sivil toplumun misyonunun iyilik arayışı değil alınan kararlar üzerinde etki yaratma olduğunu savundu. Bu yaklaşımla, sivil toplumu iyiler-kötüler-kirliler dünyası içinde konumlandırmak yerine, sivil toplumun beceresini politika önerileri geliştirmede görmek daha doğru bir yaklaşım olacak.</p>
<h5><strong>“İyilik Vardır, Yaygındır ve Önemlidir!”  </strong></h5>
<p>İyiliği Düşünmek kitabında “Medeni &#8211; Müşterek – Muhabbet” başlıklı yazısı ile yer alan Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu Direktörü Hakan Altınay konuşmasında “iyilik vardır, yaygındır ve önemlidir” ana fikrinden hareketle, insanların ancak dayanışma ile hayatta kalabildiğini vurguladı. Bu gerçeği hatırlamak zorunda kalmanın bile şaşırtıcı olduğunu söyleyen Altınay, iyilik gibi temel insani değerlerden bahsetmenin naif bir çaba olarak görülmesinin ve dünyada erdemli tercihler yapmak isteyenlerin çoğunlukta olmalarına karşın kendilerini yalnız hissettiren bir sistem olduğuna dikkat çekti. Bu tespitlerden hareketle, Altınay İyiliği Düşünmek adlı çalışmanın iyiliği tekrar bağlamına yerleştirme çabası olarak değerli bulduğunu ve benzer çalışmalarla zenginleşmesini umduğunu kaydetti.</p>
<p>İyiliği yanında kötülüğün de olduğunu ve her ikisinin, her alanda olduğu gibi sivil toplumda da yer aldığını kaydeden Altınay, “sivil toplumun” çok geniş bir kategori olarak değerlendirilmesi gerektiğine dikkat çekti ve kurumsal yapılarla birlikte pek çok çeşitli aktörün de bu alanın içinde değerlendirilebileceğini söyledi.</p>
<p>Sivil toplum da dahil olmak üzere, her aktörün her an başka bir sürü insanın iyiliğine ve desteğine ihtiyaç duyduğunu ve aslında herkesin tüm yaşamı boyunca bu iyiliklerle ilerlediğini hatırlatan Altınay, bu nedenle birbirine borçlu olmayı dert etmeden, toplumsal düzeyde aktörler arasında “iyilik” odaklı alışverişin sürekli devam ettiğini kabul etmek gerektiğini kaydetti. Altınay şöyle konuştu: “Bizim birbirimizin iyi niyetine ve erdemine ihtiyacımız var. İyiliği önemsiyorsak, ona toplumsal ve sistemik boyutta bakmalıyız; analiz düzeyimiz bireyler olmamalı. Bu yaklaşımla toplumda sürekli ve karşılıklı bir etkileşim var; bu hem iyiliği yapan hem iyiliğe muhatap olan taraf için kazanç ve buna günün sonunda “bilanço, hesabı kapatma” şeklinde yaklaşılmamalı. Aksine, herkese “açık hesapla” çalışmalı çünkü hesaplar nesilden nesile aktarılan ve bir nesilde kapanmayan bir nitelik taşıyor.&#8221;</p>
<p>Altınay’ın konuşmasında çeşitli araştırmaların bulgularından hareketle, yaygın olmasına karşın iyiliğe dair çok az hikâye olduğunu ve bu hikayelerin çoğaltılmasını gerektiğini vurguladı. Dayanışmanın nasıl güçlendirileceğini düşünmek gerektiğini de söyleyen Altınay, her şeye rağmen Türkiye’nin hala muhabbete inanan bir toplum olduğunun altını çizdi.</p>
<h5><strong>“İyilik Kendinden Farklı Olanı Eşit Görmeyi de İçermeli”</strong></h5>
<p>Sivil Sayfalar Yayın Yönetmeni Emine Uçak ise konuşmasında sivil toplumu sadece kurumsal yapılar olarak görmek yerine Fuat Keyman’ın “dayanışma içinde bir vatandaşlık” modeli tanımının daha geniş ve kapsayıcı bulduğunu, informel alanda da çok fazla çalışma yapıldığına dikkat çekti. Uçak’a göre sivil toplumun hareket noktası “bir şeyi değiştirme”.</p>
<p>“Sivil toplum iyilerin yeri midir?” sorusuna Uçak’ın yanıtı, sivil alanın Türkiye’de diğer sektörlerden farklı olmadığı ve toplumdaki &#8216;arızaların&#8217; sivil alanda da olduğu idi. Uçak’a göre hem siyasi baskının arttığı hem kendi içinde sıkıntılı olduğu bu dönemde, sivil toplumda bu konuları konuşmak, eleştirel bir yaklaşımla daha iyi birlikte olma çabasına katkı sunabilir.</p>
<p>Toplumdaki kutuplaşmanın sivil alanda da olduğunu belirten Uçak, her sivil aktörün kendine yakın olan kurumlarla hareket etmeyi tercih ettiğini, diğerlerini ise kendisinin karşısında konumlandırdığını kaydetti. Bu nedenle, iyiliğin sivil alanda eşitliği de içermesi gerektiğini, iyiliğin sahibi olarak kendini konumlandırmanın, iyilik yapılan kesimi “eşit” görmeme sonucunu doğurduğunu vurgulayan Uçak, aynı olmak değil eşit olarak konumlandırma konusunda Türkiye’de genel bir sorun olduğunu vurguladı. Bu yaklaşımla, iyilik yaparken kendinden farklı olanın bir “sorun” olarak görülmediğini ancak kendi ile aynı olmayanı “eşit” bir yerde konumlandırılmadığını, yardım yapılmasına itiraz edilmeyen mültecilerle eşit düzeyde ilişki geliştirilmesine, vatandaşlık hakkına karşı olunması örneği üzerinden açıkladı.</p>
<p>Emine Uçak’ın konuşmasında dikkat çektiği bir diğer husus, Türkiye’de sivil toplumda olmanın bir bedel ödemeyi gerektirdiği idi.  Bu bedeli ödemek istemeyen bazı aktörlerin sivil topluma girmeden, sorunlarını paylaşmadan, “kenarından iyiliğin sahibi olma” tercihinde bulunduğunu söyleyen Uçak’a göre “sivil toplum kriminalize edilen bir alan” oldu. Bu da beraberinde siyasi iktidarın bakış açısıyla “makbul sivil toplum” ve “makbul olmayan sivil toplum” yaklaşımını getirdi. Emine Uçak’ın sivil toplumda iyilik ile ilgili bir diğer önemli nokta, sıklıkla göz ardı edilen, sivil toplum çalışanlarını iyi olma hali idi. Sivil toplumda çalışmanın zor olduğu bir dönemde, sivil toplum kurumlarının kendi çalışanlarının iyi olma halini göz ardı etmemesi gerekiyor.</p>
<h5><strong>“Farklılıkların Diyalog İçinde Olduğu Tek Yer Sivil Toplum”</strong></h5>
<p>Ashoka Türkiye Direktörü Zeynep Medyanoğlu, sivil toplum deneyimleri ekseninde yaptığı konuşmada, çalışan-işveren-yönetişim boyutu ile değerlendirildiğinde tüm sektörlerin Türkiye’de benzer sıkıntıları çektiğini, bu nedenle sivil toplumun idealize edilmemesi gerektiğini kaydetti. Bu tespitine rağmen Meydanoğlu’na göre &#8216;farklılıkların diyalog içinde olduğu tek yer olan sivil toplum olduğundan, iyiliği sivil toplumda bu yönüyle&#8217; arayabiliriz. &#8220;Kurumlar yerine sivil alanın kendisi, sorunları görünür kılma ya da karar alıcılar üzerinde etki etmenin ötesinde, sivil toplumun varlığı tek başına değerli” diyen Meydanoğlu, bu yerin korunması gerektiğini vurguladı.</p>
<p>Sivil toplumun “başkalarının iyiliği için çalışanların yeri” olmasının “iyiliğin imtiyazı” durumu yarattığını söyleyen Meydanoğlu, sivil toplumda bu imtiyazlı konumun dile yansımasına “hedef kitle”, “faydalanıcı” gibi kavramlara sinen üsttenci dili hatırlatarak dikkat çekti. Söz konusu “iyiliğin imtiyazı” konumunun, sivil toplum ile toplum arasında bir kopukluk yaratılabildiğini belirten Meydanoğlu, bunu bazı STK’ların toplumda bir soruna ya da ihtiyaca karşılık gelmeyen çalışmaların yapılmasında, sosyal etki yaratmayan çeşitli faaliyetlerde gördüğümüzü kaydetti.</p>
<p>Sivil toplum olarak “kendi bildiklerimizi sorgulamaya açık mıyız? eleştiriye açık mıyız?” gibi soruları kendimize sormamız ve düşünmek gerektiğini söyleyen Meydanoğlu, Türkiye’de büyük STK’larda yöneticilerin özel sektörden ve dışarından atanması eğilimi ile yerel ve küçük STK’larda ise yöneticilerin yaş ortalamasının yüksekliğini ve genç jenerasyona yer verilmeyişi örneklerini paylaştı.</p>
<p>İyiliğin Sivil Hali webinarının tamamını izlemek için <a href="https://www.youtube.com/watch?v=L9ajHFqgnGU&amp;feature=youtu.be" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/08/sivil-toplumun-misyonu-iyilik-degil-etki-alani-yaratmak/">“Sivil Toplumun Misyonu İyilik Değil, Etki Alanı Yaratmak!”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu 5 Yaşında</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/bogazici-avrupa-siyaset-okulu-5-yasinda/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/bogazici-avrupa-siyaset-okulu-5-yasinda/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Oct 2019 08:10:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[BASO]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu]]></category>
		<category><![CDATA[Hakan Altınay]]></category>
		<category><![CDATA[Hazal Acar]]></category>
		<category><![CDATA[Kerem Mert İspir]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43017</guid>

					<description><![CDATA[<p>Farklı siyasi görüşlere sahip, Türkiye’nin pek çok kentinden 400’den fazla mezunu olan Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu (BASO) 5 yaşında. BASO, Türkiye’de en özgün, en çok çeşitliliği barındıran ve en çok muhabbet vaat eden siyaset okulu olma iddiasını taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/bogazici-avrupa-siyaset-okulu-5-yasinda/">Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu 5 Yaşında</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">BASO Direktörü Hakan Altınay, çalışanlar Kerem Mert İspir ve Hazal Acar ile BASO’nun varoluş amacını, neyi hedeflediklerini, neden iddialı olduklarını, Türkiye’de siyasi iklimin etkisini ve dahasını konuştuk.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekibin vurguladığı gibi “Türkiye’de farklı olana merak ve muhabbete olan susamışlık” BASO’ya haklı bir iddia katmış ve çeşitlilik içinde muhabbet vaat etmesi sebebiyle onu biricik kılmış&#8230; BASO deneyimi bize “Türkiye’de kutuplaşma belki de yüzeydedir” ümidini aşılayabilir. </span><b> </b></p>
<p><b>BASO fikri neden ve nasıl doğdu?  </b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Biz, Avrupa Konseyi’nin Siyaset Çalışmaları Okulları ağının üyesiyiz. O ağın en eski okulu Rusya’daki okul ve ben orada ders veriyordum. Bir noktada Türkiye’de de bir siyaset okulu olması fikri ortaya çıktı. Boğaziçi Üniversitesi ile 2014 yılında ilk denemeyi çok el yordamıyla yaptık. Düşündüğümüzden daha iyi geçtiğinden, devam etmeye karar verdik. </span></p>
<p><b>2014 yılından bu yana BASO eğitim programında neler değişti? </b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Şimdi yaptığımız program ile ilk program karşılaştırırsak belki yüzde 50 örtüşmüyor. İlk halinden evrildi ve evrilmeye devam edecek. İçtenlikle her seferinde neyi daha farklı &#8211; iyi yapabiliriz diye düşünüyor ve araştırıyoruz. </span></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Eğitim program içeriğine çok kafa yoruyoruz. Hem bizim hem akademik danışma kurulumuzun ve akademik danışmanımızın sürekli düşündüğü bir şey.</span></p>
<p><b>Uyumlu Çeşitlilik </b></p>
<p><b>Katılımcıları nasıl seçiyorsunuz?  Seçim kriterleriniz neler? Başvurup kabul alamayanlar için ne söylersiniz?  </b></p>
<p><b>Hazal</b><span style="font-weight: 400;">: Çok fazla kriterimiz var aslında iyi bir grup oluşturmak için. Bir gruba giremeyip başka bir gruba girenler oluyor. 5 kere başvurup 6.da kabul alanlar olabiliyor. Her grubun kendi içinde bir dinamiği var. En başta kadın-erkek dengesine bakıyoruz. Coğrafi çeşitlilik oluşturmaya çalışıyoruz. Siyasi partilerde ve sivil toplum kuruluşlarında da bir denge oluşturmaya çalışıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle, kabul almayanlar yılmasınlar, başvurmaya devam etsinler.</span></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: İstanbul ve Ankara’daki arkadaşlar daha kolay akademisyenlere ulaşabiliyorlar. Türkiye’nin diğer kentlerinde, akademik ortama erişim çok daha kısıtlı. Bizim daha eşitleyici bir tarafımız da var, gözettiğimiz kriterlerden biri de bu. Anadolu kentlerinden başvuranlar, aslında daha avantajlı hale geliyorlar. </span></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Katılımcı adayları, başvuru formunu doldurup, CV gönderiyorlar. Bir sonraki aşamada telefon ve online mülakat yapılıyor. Aslında 2 şeye dikkat ediyoruz: Katılımcılar birbirlerinden- diğer arkadaşlarından ne alabilirler? Ve katılımcılar diğer arkadaşlara ne katabilirler? O yüzden “Neden 25 yaş altını almıyorsunuz?” eleştirisinin cevabı tecrübe şartı; bu birbirlerine bir şeyler katabilmenin sağlanmasına adına konan bir kriter bizim için.  </span></p>
<p><b>25-35 yaş kriteriniz çok mu katı? </b></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: İstisnai durumlarda kuralları esnetiyoruz, tabii 35 yaşın biraz üstüne çıkabiliyoruz. Bazen 25 yaş altına biraz inebiliyoruz ama katılımcıları bilgilendiriyoruz Bunun bir dengesi var. Bu dengeyi sağlamak istiyoruz. 40 yaşında ve 18 yaş insanı kişileri yan yana koymak bize çok sağla fayda sağlayamayabilir gibi geliyor.  </span></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: </span><span style="font-weight: 400;">Günün sonunda kazanımların büyük kısmı aslında birbirlerinden edindikleri esin oluyor. Grubun uyumlu olması gerekiyor</span><span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Kimin kiminle uyumlu olacağını tartıyoruz.  Seçerken dengeli bir grup oluşturmaya çalışıyoruz. Olabildiğince </span>uyumlu bir çeşitlilik<span style="font-weight: 400;"> sağlamaya sağlıyoruz.  </span></p>
<p><b>Etki analizi yapıyor musunuz?</b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Etki analizi yapmıyoruz, biz anekdotal ilerliyoruz. Program içinde ve sonrasında yaptığımız,  mezun buluşmaları öncesi ya da sonrasında yaptığımız anketler bize yeterli geliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sadece ölçebildiğimiz şeyleri değil, anekdotları da son derece önemsiyoruz. Etki iddiamız çok büyük değil. </span></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Sonuçta yaptığımız şey insanların bir araya gelmesi ve birbirlerinden bir şeyler öğrenmesi. BASO olarak iddialıyız ama sonuçta biz ilişkiler kurmak ve insanları bir araya getirmeye çalışıyoruz. </span></p>
<p><b>BASO’nun Hedefi: Karşılaşmalar Ve Muhabbetler </b></p>
<p><b>BASO ne yapmayı hedefliyor?  </b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Kişisel cevabım şu: biz buna karşılaşmalar ve muhabbetler diyoruz. Daha çok karşılaşmaya ihtiyacımız var. Herkes kendi köşesinde yaşıyor. Bir araya geldiğimizde de daha iyi muhabbetlere ihtiyacımız var. Bu işi bu yüzden yapıyorum. Bunu, bütün insanlığın ihtiyacı olarak görüyorum. İnsanlar fazla kutuplaştı. Böyle yaşadıklarından güven üretemiyor ve bu nedenle de karşılıklı bağımlılık ağlarını bir yük olarak taşıyorlar, bir zenginleşme derinleşme imkânı olarak değil. Bu, sadece bizim çabamızla çözülmez ama bunlar yapılmazsa daha kötü olur. Herkesin birbirine biraz daha adım atıp birbirini can kulağıyla dinlemesine ihtiyaç olan bir dünyadayız. Biz de çok küçük olsa katkı sunmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><b>Hazal</b><span style="font-weight: 400;">: Biz niye yapıyoruz bu işi? Çünkü biz Türkiye’nin ve dünyanın daha iyi bir yer olması için bir şeyler yapıyoruz. Katılımcılar farklı kurumlardan</span> <span style="font-weight: 400;">ama hepsi aslında kendilerince iyi bir şey yapıyorlar. Bu insanların bir araya gelmesi lazım, konuşması lazım diye düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Daha iyi bir dünya ve Türkiye için çalışmak amacımız. Çok fazla birbirimize benzer kişilerle konuşuyoruz. Hakan’ın dediği “Birlikte düşünürsek eğer daha iyi sonuca ulaşabiliriz.” Herkes kendi fikrini çılgınca savunuyor.Kendi açımdan insanların daha fazla hikâye öğrenmesine biz aracı oluyoruz. Ne kadar çok farklı hikâye bilebilirsek, Türkiye’nin ve dünyanın daha iyi bir yer olacağını düşünüyorum.  </span></p>
<p><b>Her yıl 2 eğitim programı düzenliyorsunuz. İçeriği nasıl belirliyor ve güncelliyorsunuz? </b></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Avrupa Konseyi projesi olmamızdan dolayı demokrasi, insan hakları ve hukukun üstünlüğü, 3 temel prensip bizim için yol gösterici. Asıl 8 günlük yaz ve kış okullarında eğitimlerde, oturmuş bir şablonumuzda 4 tema var: teori ve temel prensipler; politika- siyasa (policy-making) olan konular; daha yeteneklere dayalı; iletişim, seçmen eğilimleri, hikaye anlatılıcığı gibi beceri üzerine dersler ve tecrübeli devlet adamlarını ve siyasetçilerin sunumları. </span></p>
<p><b>Muhabbete Olan İhtiyacımız Mevsimlerden Azade </b></p>
<p><b>5 yılda katılımcı profiliniz değişti mi? Siyasi iklim, katılımcı profilini etkiledi mi?</b></p>
<p><b>Hazal</b><span style="font-weight: 400;">: “Acaba diyalog kurmayı engelleyecek bir siyasi ortam var mı şu anda?”diye düşünüyoruz her seferinde ama öyle olmuyor. İnsanlar, sanırım siyasi ortamı aşabiliyorlar, kendi kimliklerinden bağımsızlaşıp bir diyalog sürecine geçebiliyorlar. Katılımcı profilinde çok belirgin bir değişim olmadı.  </span></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: İster istemez siyasi iklim hepimizi etkiliyor ama katılımcı profilini etkilemedi. Türkiye’nin son 5 yılında pek çok şey oldu. 2016 yılında Temmuz’da darbe girişimi oldu, biz Ağustosta yine okul yaptık. Burada kritik olan şey: insanların bu siyasi iklime rağmen, konuşmak istemesi… Bizi bu işe devam ettiren şey, bu siyasete ve sivil topluma inanmış gençlerin kendinden farklı olanı tanımak istemesi, merak duyması ve konuşmaya duyulan ihtiyaç…  Alandaki platformlar daraldıkça, gelenler “biz böyle bir deneyim yaşamadık” diyorlar</span><b>. </b>BASO eğitimine katılanların “biz bunu yaşamadık demesi” bizi kıymetli kılıyor. Değişmeyen tek şey, muhabbet isteği ve  merak. Bunun farkındayız ve bizi buna devam ettiren şey bu.</p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Çeşitliliği sağlayacak kadar başvuru geliyor. Çözüm süreci ya da OHAL olsa da olmasa da her seferinde biz “bu sefer zor olacak” desek de BASO’yu sürdürebiliyoruz. Ve okuldan memnuniyet her seferinde artıyor. </span>Muhabbete olan ihtiyaç mevsimlerden bağımsız bir şekilde, güçlü şekilde var, anlaşılan. Türkiye’de kutuplaşma belki de yüzeydedir.  Belki de insanlar birbirlerini merak ediyordur<span style="font-weight: 400;">. Belki de bu iyi bir şeydir. Bu talep olduğu sürece BASO devam edecek. </span></p>
<p><b>BASO’yu kalıcı bir yapıya çevirmek gibi bir amacınız var mı?</b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Var ve bu eşiği atladığımızı düşünüyorum. Bu iş, kurucu kurumlarımız kalıcı kılmak için istekli oldukları sürece devam edecek. Çok pahalı işler değil aslında, az kaynakla da yapılıyor. Hocalarımız davet ettiğimizde, geliyorlar. Sanırım tüm paydaşlarımız koyduğunun değdiğine düşünüyor. Bu nedenle, bugün itibarıyla sürdürülebilir sorunumuz yok diye düşünüyorum. </span></p>
<p><b>Daha görünür olmak gibi bir kaygınız var mı?   </b></p>
<p><b>Hazal</b><span style="font-weight: 400;">:  Başvuru sürecinde sosyal medyada daha çok görünür olmaya başladık. Görünürlük önemli tabii ama buna büyük bütçeler ayırmayı düşünmüyoruz.  </span></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Ünlü olmak gibi bir derdimiz yok. Yeterince geniş ve derin bir başvuran havuzu yakaladığımız sürece, bu bize yeterli geliyor. Bize benzemeyen insanlara ulaşmayı,  çeşitliliği angarya olarak görmüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> </span><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Çok görünür olmak için değil de daha çok çeşitlilik için çabalıyoruz. Başvurularda daha odaklı çalışıyoruz. Günün sonunda 1000 başvuru alıp 70 kişiyi kabul edince, yaklaşık 930 kişiyi reddetmiş oluyoruz. Bunlardan belki 500 kişi bize öfkeli oluyor. Buna üzülüyoruz. Bu nedenle, herkes bilsin bizi diye değil olabildiğince çeşitliliği sağlayalım istiyoruz. Mütevazıyiz ama iddialıyız; iddiamız başka bir yerde…</span></p>
<p><b>Nerede iddialısınız? Sizi diğer siyaset okullarından ayrıştıran nedir?</b></p>
<p><b>Kerem: </b><span style="font-weight: 400;">Bizi diğer siyaset okullarından ayrıştıran şey çeşitlilik: </span>Herkesin sesini duyurmada , çeşitlilikte iddialıyız<span style="font-weight: 400;">. </span><span style="font-weight: 400;">Genelde her dönem programa katılan kişiler, 17 farklı şehirden oluyor. Şu an neredeyse Türkiye’nin her yerinden mezunumuz var. Tarafsız olmak gibi değil ama olabildiğince herkese, medeni şekilde ses vermek için çaba gösteriyoruz.</span></p>
<p><b>Daha İyi Anlaşamamanın Yollarını Bulmak </b></p>
<p><b>Peki hep muhabbetten bahsettik. BASO’nun ilk programından bu yana 5 yıl içinde muhabbete halel getiren bir sorun çıkmadı mı?  </b></p>
<p><b>Kerem</b><span style="font-weight: 400;">: Sorun çıkabiliyor tabii anlaşamadığımız çok şey var. Burada bizim yaptığımız şey: anlaşamayacaksak da daha iyi anlaşamamanın yollarını bulmak. Anlaşamadıkları durumlar olsa da, günün sonunda asgari değerlerde buluştukları bir şeyler ortaya çıkıyor. Yaptığımız şeyi güzel kılan şey bu. </span></p>
<p><b>Mezunlarınızdan başarılı ya da ilham verici bulduğunuz kimler var?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an genç belediye başkanı unvanı sahibi Ordu Gülyalı Belediye Başkanı olan Ulaş Tepe mesela. Bu dönem eğitime katılan, geçen dönemin en genç belediye başkanı olan Mustafa Altıntaş var.   </span></p>
<p><b>Geleceğe dair öngörünüz ve projeleriniz neler?  </b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Yılda 2 eğitim yapmaya devam etmeye ve cazip olduğunu düşündüğünüz konularda mezunlarla toplanmaya devam edeceğiz.Hayatın ve birbirlerinin meraka değer olduğunu, birbirimize hatırlatmaya devam edeceğiz.  İnşallah gelecek yıl da burada olacağız. </span></p>
<p><b>Hakan Hocam, sizin yargı süreciniz devam ediyor. BASO’nun destekçilerinden Osman Kavala’nın da yargı süreci devam ediyor.  Bu konuda bir yorum yapmak ister misiniz?  </b></p>
<p><b>Hakan</b><span style="font-weight: 400;">: Mart ayında ortaya çıkmış bir iddianamemiz var, Haziran’da yargılama başladı.  </span><span style="font-weight: 400;">Bir çok açıdan bana sakat gelen bir iddianame ama dava görülüyor. Dava ,Gezi süreciyle ilgili. </span><span style="font-weight: 400;">Olaydan 6 yıl sonra açılması kendi başına bir sorun.  Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) içtihadına göre, uzun süre durağan durmuş ve sonra bu kadar yıl sonra açılan soruşturmaların, tanımı gereği siyasi olduğu düşünülüyor. Ama hukukun üstünlüğü, insan hakları, demokrasi BASO’nun vazgeçilmez kriterleri. Bunun bir parçası olarak, kimse de yargılanmadan azade değil. Mahkeme çağırdı ve gidiyoruz. Umarım vicdanlara ve hukuk tekniğine uygun şekilde yargı kararı çıkar ve herkes hızla temize çıkar.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/bogazici-avrupa-siyaset-okulu-5-yasinda/">Boğaziçi Avrupa Siyaset Okulu 5 Yaşında</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/08/bogazici-avrupa-siyaset-okulu-5-yasinda/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>3</slash:comments>
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
