<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gülfer Akkaya arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/gulfer-akkaya/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gulfer-akkaya/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 13 Jul 2020 20:53:11 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Gülfer Akkaya arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gulfer-akkaya/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>“Eşitlik Mücadelesi Alevi Kadınlarla Sınırlı Kalmayacak Tüm Kadınları Etkileyecektir”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/16/esitlik-mucadelesi-alevi-kadinlarla-sinirli-kalmayacak-tum-kadinlari-etkileyecektir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 16 Mar 2020 08:15:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ahi Evren]]></category>
		<category><![CDATA[alevi kadınlar]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bacı]]></category>
		<category><![CDATA[Gülfer Akkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Hace Bektaş]]></category>
		<category><![CDATA[Kadıncık Ana]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48690</guid>

					<description><![CDATA[<p>Feminist araştırmacı yazar Gülfer Akkaya ile Alevi kadınların hem inanç dünyasında hem de gündelik hayatta eşitsiz duruma düşmesindeki pratikleri, ‘kadının silikleştirilmesi’ olarak ifade ettiği süreçlerin gelişimini, Alevi toplumundaki toplumsal cinsiyet eşitliği açısından dönüşümünü son kitabına da ismini veren “Kadıncık Ana” vesilesiyle konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/16/esitlik-mucadelesi-alevi-kadinlarla-sinirli-kalmayacak-tum-kadinlari-etkileyecektir/">“Eşitlik Mücadelesi Alevi Kadınlarla Sınırlı Kalmayacak Tüm Kadınları Etkileyecektir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Öncelikle “Kadıncık Ana” kitabını yazmaya nasıl karar verdiğinizi sorarak başlamak istiyoruz. </strong></p>
<p>Alevi kadınlarla ilgili ilk çalışmam olan  “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar” adlı kitabı; çeşitli süreklerden gelen, Türkiye’nin farklı illerinde ve Avrupa’da yaşayan Alevi kadınlarla görüşerek hazırlamıştım. O zaman daha her şeyin çok başındaydım. Görüştüğüm kadınların bir kısmı ziyaretlerden, bugün hala Aleviler için kutsal mekân, nehir vb. yerlerden bahsederken oraların adlarını söylüyorlardı ve söyledikleri adlar hep erkek adlarıydı. Sonra “Ama oranın adı eskiden şöyleymiş, sonradan değiştirmişler.” cümlesini ekliyorlardı ve kadın adı söylüyorlardı. Zamanla Aleviliğin erkekleştirilmesi diye adlandıracağım durum ilk olarak böyle dikkatimi çekmişti.</p>
<p><strong>Kaynaklarda bu durumu destekleyen kayıtlara rastlamak mümkün mü? Aleviler arasında nasıl karşılanıyor bu düzeltmeler?</strong></p>
<p>Nuri Dersimi gibi Alevilik konusunda yetkin kişilerin daha evvel okuduğum kitaplarına dönüp baktığımda orada da bu bilgi destekleniyordu. Dersimi, “Munzur kadın adıdır ve Munzur Nehri’nin adı da bir kadın adından gelir.” der. Bugün hemen herkes Munzur Baba der o nehre. Oysa Munzur Ana’dır nehrin adı. Elbette bu kadar yerleşmiş bir yanlış bilgiyi doğrusu ile değiştirmek istediğinizde, bundan bahsettiğinizde çok yüksek itirazlar arasında sesiniz iyice bastırılıyor. Ancak doğrusu bu ve Munzur’un Ana olması Baba olmasından akla daha yatkın. Çünkü Alevilik kadıncıl bir inanç, deyişlerden öğrendiğimize göre Alevilikte Hakk’ın kendisi de kadın. Cemlerin Ana Fatma adıyla kurulup çerağların kadınlarca yakılmasından da biliyoruz bunu. Fakat ziyaretlerin adlarının değiştirilmesi gibi Alevi ocaklarının Dede ile eşit statüye sahip şekilde var olan Ana’ların varlığı da yok sayılıyor Alevi toplumunca.</p>
<p><strong>Bu anlamda Aleviliğin erkekleşmesine hizmet eden faktörler nelerdi?</strong></p>
<p>Ana’ların toplumda yok edilmesi cevabı benim açımdan ilk cevaptır. Alevilik ocak sistemi üzerine kuruludur ve her ocakta Ana ve Dede olur. Oysa şimdi aynı ocak sistemi ile var olan Alevilerde Ana’lar neredeyse yok. Birkaç Ana var, sayısız Dede var.</p>
<p>Bu erkekleştirme kadın ozanların-âşıkların unutturulmasına ve nihayet cemevlerinde cinsiyetçi iş bölümlerine dek uzanınca kadınlar Alevilikte görünmez hale getirildi. Alevilik erkekleştirildi. Cemlerde kadın zakirlere (ozanlar-âşıklar) regl olduğu için görev vermeyen Dede’lere, kadınlara başörtüsü dağıttıran cemevlerine dek vardı durum. Oysa Alevilikte kadın bedeniyle ilgili bu uygulamaları destekleyen tek bir kanıt yok, aksine kadınların bedenlerine müdahale suç sayılıyor. Ne yazık ki bu müdahaleleri şevkle uygulayan çok sayıda Dede mevcut. Bu yapılanlar sadece erkekleştirme değil, Aleviliği asimile etme ve Aleviliği Alevilikten çıkartıp başka bir şeye dönüştürmedir.</p>
<p><strong>Kadıncık Ana kitabını yazmaya karar verdikten sonra nasıl bir çalışma yürüttünüz? </strong></p>
<p>Bir yere giderken mutlaka uğrayacağınız duraklar vardır ya Kadıncık Ana benim için böyle biriydi, yani bazı şeyler sanırım kaçınılmaz. Bu araştırma da böyle bir çalışmanın ürünü. “Sır İçinde Sır Olanlar: Alevi Kadınlar” kitabı üzerine attığım her adımda, baktığım her yerde karşıma Kadıncık Ana çıkıyordu. Ben de iş yaptıkça, araştırdıkça, Alevi kadınlarla konuştukça, Alevi kurumlarına gittikçe içimde farkında olmadan bir şeyler biriktiriyormuşum. Alevi kurumlarında asılı görsellere her baktığımda, gittiğim panellerin çoğunda “Buralarda neden sırf erkeklerin görselleri var, kadınlar neden yok? Hace Bektaş-ı Veli var da neden Kadıncık Ana yok? İkisi yoldaş, nasıl onları birbirinden ayırabiliyorsunuz?“ diye soruyordum. Kadınlar çok etkileniyordu, gelip Kadıncık Ana kim diye soruyorlardı. Kadıncık Ana’nın Alevi toplumu tarafından bilinmemesi, bilenlerin de genellikle adından fazlasını bilmemesi beni çok şaşırtmıştı. Nasıl yani diye soruyordum kendi kendime. Çünkü ben Kadıncık Ana’yı bilmeyen sadece benim sanıyordum. (Gülüyor)</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-50521 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/IMG-5142-640x480.jpg" alt="" width="347" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/IMG-5142-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/IMG-5142-1280x960.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/IMG-5142-1024x768.jpg 1024w" sizes="(max-width: 347px) 100vw, 347px" />Kadıncık Ana bu sayede ilgi alanınıza girmiş oldu.</strong></p>
<p>Evet, bu ilginç durum sonraki çalışmalarımda Kadıncık Ana’ya da özel olarak bakmam gerektiği fikrinin doğmasına sebep oldu. Mesela “Yol Kadındır” kitabımda Hace Bektaş ve Kadıncık Ana bölümü böyle doğdu. O bölümü yazarken sanırım yine farkında olmadan Kadıncık Ana’yı yazma fikrini oluşturmuşum. Çünkü ondan sonra Kadıncık Ana hiç dilimden düşmedi. Yaz tatilimde o kadar çok Kadıncık Ana muhabbeti etmişiz ki Kadıncık Ana’yı yazma kararıyla döndüm o tatilden. Üstelik neden bu kadar geciktim telaşını yüklenerek.</p>
<p><strong>Bu çalışmada karşılaştığınız sorunlar nelerdi?</strong></p>
<p>Araştırmaya başladığımda artık araştırdığım konularda kaderim haline gelen sorun olan kaynak yokluğu ile karşılaştım ilk başta. Kadıncık Ana ile ilgili doğru düzgün tek bir kaynak bile yoktu. Sadece Serçeşme tarafından çıkartılan bir broşür vardı. Ben de Hace Bektaş üzerine yazılan kitaplara baktım. O konu da çok evlere şenlik durumda. Döneme ve dönemin önde gelen –tabii ki erkek- kişilerinin yazdıklarına, onlar hakkında yazılanlara baktım. En çok 1200’lü ve ardından gelen yıllarda yazılmış temel kaynaklar üzerinde çalıştım. Bu kaynakların da temel sorunu dönemin iktidarlarının istediği şekilde yazılmış olmaları yani gerçeği çarpıtarak yazılmış olmalarıydı. Bugün olduğu gibi Selçuklu ve Osmanlı dönemlerinde de tarih resmi tarih yazıcılarınca yazılmış, esas kaynaklar yok edilmiş.</p>
<p>Üzerinde çalıştığım kaynakların çoğu tahmin edeceğiniz gibi Türk İslam perspektifinden ve eril bir dille yazılmış kitaplardı. Hace Bektaş ve Kadıncık Ana hakkında İslam’ı Aleviliğe taşıyanlar minvalinde absürt resmi tarih yazımlarına rastladım. Hace Bektaş, Baba İlyas ve Baba İshak gibi farklı bir inancın en önde gelen kişilerini dönemin devleti yanlısı gösteren, ömrünü kendi inancını kurmak ve yaymaya adamış bu kişileri İslamcıların müridi gibi aktaran çok fazla kaynağı Türk, İslam ve cinsiyetçi bakıştan arındırarak okumaya, doğrulara öyle ulaşmaya çalıştım.</p>
<p><strong>Bu sorunları aşmak zor olmadı mı? Hangi motivasyonla çalışmalarınızı devam ettirdiniz?</strong></p>
<p>Çok zor oldu. Çünkü mesela Mevlana o dönemde yaşayan ve dönemi etkileyen güçlü kişilerden biri. Mevlana, Baba İlyas’tan Ahi Evren’e, Fatma Bacı’dan Hace Bektaş’a dek kendi kişisel çıkarları için tehlikeli bulduğu kimselere karşı devletle yan yana durarak mücadele etmiş biri. 6 ciltlik Mesnevi adlı meşhur kitabında bu kişilerle ilgili çok sayıda anlatısı yer alıyor ve anlatılar son derece ağır hakaret hatta küfürlerle dolu. Ayrıca bugüne dek neredeyse bütün yazarlar tarafından dili, üslubu övülen Mesnevi’nin tüm ciltleri çok ağır cinsiyetçi, homofobik ve başka dinlere yönelik nefret dolu ifadelerle yüklü. Bu tarzı Prof. Dr. Mikail Bayram dışında eleştiren ki o da bir kısmını eleştiriyor ve kitabın bu yanları hakkında konuşan pek kimse yok.</p>
<p><strong>Mesnevi ve Mevlana’ya dair ne gibi sonuçlara ulaştınız araştırmalarınız sırasında?</strong></p>
<p>Bu çalışmayı yaparken yer yer kendimi mazoşist gibi hissettim. O kadar zor ki böyle kitapları üst üste okumak. Özellikle Mesnevi’yi okurken kendimi toparlamak için sık sık ara verip uzaklaşıyordum. Çok ağır cinsiyetçi, homofobik, nefret dolu örnekler ve dil kullanmış. Dayanılır gibi değildi.</p>
<p>Bilgiler hep İslam’ın ve Türkçülüğün prizmasından kırılarak geçirildiği için kişiler de bundan payını alıyor. Mevlana için hoşgörülü deniyor ve hemen herkes onu böyle biliyor ama gerçek bunun tam tersi. Mikail Bayram’ın kitaplarında belirttiği şekliyle Mevlana, Ahiler gibi dönemin en güçlü siyasal çevrelerinden birinin Selçuklu Devleti tarafından saldırıya uğrayıp katledildikleri dönemde sarayla çok yakın ilişkiler içinde.  Bu katliamlar sonrasında Ahilerin mallarını, topraklarını, mülklerini istiyor ve bu talepleri içeren çok sayıda mektubu bulunmakta.</p>
<p>Kendisi gibi düşünmeyenlere, kadınlara, eşcinsellere karşı çok saldırgan, onları hedefe koyan bir dile ve tarza sahip. Kadınların yerinin ev içi olduğunu söyleyebiliyor. “Kadınların söylediklerini dinleyin ama söylediklerinin tersini yapın” diyebiliyor. O dönemde savaşçı olan kadınların yerinin kılıç salladıkları savaş meydanları olmadığını, evlerinin içinde erkeklere itaat etmelerinin gerekliliğini defalarca yazmış Mesnevi’de.</p>
<p><strong>Bu anlamda Kadıncık Ana’nın Alevilik tarihindeki önemini nasıl görüyorsunuz?</strong></p>
<p>Kadıncık Ana ve o dönemin kadınlarının kendilerini var etmek için nasıl bir cinsiyetçilikle mücadele ettiklerini anlamak, dönemin kadınlar açısından siyasi, sosyal ve ekonomik çerçevede nasıl ilerlediğini kavramak için bu temel kaynakları okumak yolumu çok açtı ama bir feminist araştırmacı olarak da çok zorlandığımı, öfkelendiğimi itiraf etmeliyim.</p>
<p>Kadıncık Ana’yı bu kadar önemli hale getiren tavır, o dönem belki de İslam’dan bile güçlü olan Babailik inancının devamlılığında oynadığı roldür. Babailik süreği tıpkı Hace Bektaş gibi Kadıncık Ana tarafından da içselleştirilmiş ve bu inancın devamlılığının sağlanmasında en büyük rolü üstlenen kişi Kadıncık Ana olmuş. Hace Bektaş artık tartışmasız olarak kabul edilir ki Baba İlyas’ın mürididir. Babai isyanında kardeşi Menteş ile beraber yer almıştır. Menteş Sivas’taki savaşta ölür. Amasya’da Baba İlyas’ın öldürülmesi ile Babai isyanının kaderi ve istikameti değişir. Baba İshak, Baba İlyas’ı kurtarmak için Konya’ya yürümekten yani başkentteki sarayın üzerine yürümekten vazgeçer. Amasya’ya gitmeyi hedefler. Bu isyanın sonunda Babailer yenilir ama Selçuklu da kazanamaz. Selçuklu kendisini yok etmek isteyenleri yok edemez. Hace Bektaş bu isyan sırasında Anadolu’da bu inancı sürdürmek için el alır Baba İlyas’tan. Anadolu’da örgütlü olan Anadolulu bacılardan destek alan Hace Bektaş, onlarla beraber var olarak bu inancın devamını sağlar.</p>
<p><strong>O dönemde kadınların sosyal hayata katılımları ne durumda? Kadıncık Ana nasıl bir konumda yer almış?</strong></p>
<p>Aşıkpaşaoğlu bu dönemde Anadolu’da dört önemli sosyal kesim/zümre olduğundan bahseder kitabında. Bunlardan biri de Anadolu bacılarıdır yani Anadolulu kadınlar. Kitapta dört zümreyi sayar ve der ki Aşıkpaşaoğlu, “Hace Bektaş bunlar arasında Anadolulu Bacıları seçti, ona Hatun Ana derlerdi. Bu kişi Kadıncık Ana’dır.” Aşıkpaşaoğlu’nun yazdıklarından öğreniyoruz ki o dönem Anadolu’da kadınlar genel olarak örgütlüler ve bir güç halindeler. Zaten aynı dönem Niğde’de Tapduklular arasında Tapduklu kadınların da kadın olarak ayrıca kendilerini var ettiklerini yine dönemin kaynaklarından öğreniyoruz.</p>
<p>Tüm bunlar bize o dönem kadınların kadın olarak ayrıca bir sınıf ya da zümre halinde örgütlü olduğunu, toplumda güçlü bir kesim olarak var olduklarını, Kadıncık Ana’nın da böyle bir sınıf ya da zümrenin parçası olduğunu ve Hace Bektaş ile karşılaşmalarının da tesadüfen değil bizzat tüm bu nedenlerden dolayı olduğunu gösteriyor. Sonuç olarak kadınlar o dönemlerde de örgütlülermiş.</p>
<p>Kadıncık Ana, Hace Bektaş Vilayetnamesi’nde yazıldığı gibi yemek yapan, erkeklere hizmet eden, kadınlık görevleri ile anlatılacak biri değil. Güçlü, örgütlü bir kadın yapısının olduğu dönemde Hace Bektaş ile eşit var olmuş, bu eşitlik anlayışını Babailer’den de alarak Yol’una taşımış, Yol’u eşitlikçi kurup eşitçe sürdüren, bu Yol’u Hace Bektaş öldükten sonra yalnız yürüten, silsilenin oluşmasını sağlayan ve Abdal Musa’ya el veren bir büyük Ana’dır, Veli’dir. Bugünkü Alevi Ana’ların örnek alması gereken kadındır.</p>
<p><strong>Peki tarihsel süreçte Kadıncık Ana’nın görünmez kılınışı nasıl gerçekleşti?</strong></p>
<p>İlk olarak Kadıncık Ana ve Hace Bektaş’ın dönemin tüm baskı ve saldırılarına rağmen vazgeçmedikleri aksine özellikle sahip çıkıp ilmek ilmek ördükleri eşitlik ilkesinden vazgeçen Alevi toplumunun Aleviliği erkekleştirmesi ile.</p>
<p>İkinci olarak resmi tarihin Türk, İslam ve cinsiyetçi yazımı ile. Çünkü Aleviler kendi tarihlerini ne yazık ki yıllarca resmi tarihten okuyup öğrendiler, yetmezmiş gibi kendi içlerinden yeni resmi tarihçiler çıkardılar.</p>
<p>Üçüncü olarak da kadın ya da erkek Alevi cinsiyetçi araştırmacı ve tarihçiler sebebiyle. Bu cinsiyetçi tarihçiler Kadıncık Ana gibi daha nice kadınları, kadın örgütlemelerini yok sayarak, onları görünmez hale getirerek tarih sahnesinde yok ettiler. Dönüp dolaşıp yine kadıncıl eşitlikçi Aleviliğin erkekleştirilmesine varıyoruz. Alevilikte bugün Ana’ların yok edilmiş olması Kadıncık Ana gibi Ana’ların görünmez hale getirilmesi, yok sayılması ile başlamış olabilir. Bunlar arasında ilişki olmadığı iddia edilebilir mi?</p>
<blockquote><p>Kadıncık Ana ve Fatma Bacı gibi kadınların mücadelelerini görünmez hale getirdiğinizde tarih boyunca kadınların sürdürdüğü eşitlik mücadelesini yok etmiş oluyorsunuz. Bu topraklarda binlerce yıldan bu yana süren kadınların eşitlik mücadelesinin sürekliliğini de görünmez hale getiriyorsunuz. Kadın mücadelelerini yok ederek tarihi de sadece erkeklerin tepiştiği alan olarak göstermiş oluyorsunuz.</p></blockquote>
<p><strong>Kadıncık Ana’nın hem tarihi anlamda hem de inanç boyutunda bilinmesi Alevilerdeki kadın temsili açısından ne ifade ediyor? </strong></p>
<p>Kadıncık Ana ve Hace Bektaş’ın kurduğu şey sadece Yol değil. Kadın erkek eşitlikçi bir yol. Bu kitapta anlattığım her şey Alevilikte eşitliğin pratikte nasıl kurulduğunu anlatıyor. Hace Bektaş’a “Kadıncık benim eşim değil, eşitim” dedirten, eşitliği bir erkek olarak Hace Bektaş’ın içselleştirmesine neden olan, kadınlarla beraber Yol’u kurduğu bir dönemdir bu.  Ayrıca Ana’lar ocak sisteminde var diyoruz ya, buyurun işte Kadıncık Ana. Kendisi bir ocak ve onun ocağında pişmeye devam etmiş bir Veli, Hace Bektaş. Her ikisi birbirlerini karşılıklı pişirmiş, sürekli olarak oluşturmuş iki damla, devasa umman ve iki Veli.</p>
<p>Kadıncık Ana olmasa biz bugün Hace Bektaş’ı bilmiyor olabilirdik. Kadıncık Ana olmasa bugün Alevi süreklerinden biri olamayacaktı. O süreği kuran, sürdüren ve bugünlere gelmesine imkan sağlayan Kadıncık Ana. Abdal Musa’yı var eden kişidir Kadıncık Ana. Aleviler her yıl Hace Bektaş Dergâhına gidip orada Kadıncık Ana adını bile geçirmeden Hace Bektaş festivalleri yapıyor ya, o dergahı da kuran kişi Kadıncık Ana. Zaten oradaki ilk dergâh Kadıncık Ana evi. Aleviler Kadıncık Ana’yı görmezden geldikleri gibi onun ve Hace Bektaş’ın birlikte yaşadıkları evi de görmezden geldiler son bir iki yıla dek. 17+ Alevi Kadınlar grubu olarak Kadıncık Evi’ni de Alevilerin gündemine biz getirdik. Umarım bu yıl artık bu festivalin adı da değiştirilip Kadıncık Ana ve Hace Bektaş-ı Veli Festivali adını alır.</p>
<p>Ayrıca Hacı değil, Hace Bektaş. İslamcı kavramlaştırmalar Alevilerin adlarına dek girmiş durumda. Kadıncık Ana demek kadıncıl eşitlikçi Alevilik demek. Alevi kadınlar bu eşitlikçi pratikleri bilmeden bugün Alevilikteki eşitsizliklerle yeterince güçlü mücadele edemezler. Kadıncık Ana Alevi kadınların Ana’sı olarak Yol arkadaşı, Yol gösterenidir. Kadıncık Ana Yol’dur.</p>
<blockquote><p>Alevi kadınların mücadelesi, kadıncıl eşitlikçi Aleviliğin güçlendiği yerde bütün kadınları ve kadın mücadelesini güçlendirmiş olacak. Çünkü bu sadece kimlik mücadelesi ile sınırlı bir mücadele değil. Dünyanın yarısı kadın. Kadınların kurtuluşu da dünyanın yarısının vereceği mücadele ile olacak. Kadınların mücadelesi sınıflar, uluslar, ırklar, dinler, inançlar üstü bir mücadele. Bu nedenle Alevi kadınların vereceği eşitlik mücadelesi sadece Alevi kadınlarla sınırlı kalmayacak, tüm kadınları etkileyecektir.</p></blockquote>
<p><strong>Kadıncık Ana başta olmak üzere kadın figürlerin silikleştirilmesi resmi tarih anlayışı açısından değerlendirilince nasıl bir yere tekabül ediyor?</strong></p>
<p>Resmi tarih dediğimiz şey Aleviliğin statüko lehine tariflenerek asimile edilmesidir. Resmi tarih asimilasyon politikalarını üç ayak üzerine kuruyor. Türkçülük, İslam ve kadın erkek eşitsizliği.</p>
<p>Kadıncık Ana’nın yaşadığı dönemde cinsiyet eşitliği ilkesi, dönemin devlet ve İslam inancı için ciddi bir tehlike arz ediyor. Bu nedenle bu eşitliğin kurulması için çalışan, kadınlarla örgütlü olarak var olan Ahi Fatma Bacı da Kadıncık Ana da muktedirler için tehlike anlamına geliyor. O sırada İslam inancı içinde de kadın erkek eşitliğini savunan kesimler mevcut. Mesela Fatma Bacı’nın babası olan Kirmani ve onun kurduğu Evhadiyye hareketi böyle. Kirmani’nin yetiştirdiği Ahi Evren ve Fatma Bacı da aynı eşitlikçi çizgiyi sürdürüyor. Ama aynı zamanda onlara, Hace Bektaş ve Kadıncık Ana’ya karşı olan Selçuklu sarayı ve Mevlana gibiler de var.</p>
<p>Kadıncık Ana ve Fatma Bacı gibi kadınların mücadelelerini görünmez hale getirdiğinizde tarih boyunca kadınların sürdürdüğü eşitlik mücadelesini yok etmiş oluyorsunuz. Bu topraklarda binlerce yıldan bu yana süren kadınların eşitlik mücadelesinin sürekliliğini de görünmez hale getiriyorsunuz. Kadın mücadelelerini yok ederek tarihi de sadece erkeklerin tepiştiği alan olarak göstermiş oluyorsunuz. Burada söz konusu olan sadece kişilerin görünmez hale getirilmesi değil, eşitlik mücadelesinin kendisinin ve sürekliliğinin de yok edilmesi.</p>
<p><strong>“Aleviler artık kadın erkek eşitliği konularını daha derin ve yoğun şekilde kurumlarının gündemine getirmeyi hedeflemeliler.” diyorsunuz. Bu pratiği günümüz Aleviliği açısından uygulanabilir görüyor musunuz?</strong></p>
<p>Günümüz Aleviliği diye bir şey yok ki, Alevilik var. Hâlâ Analar var, hâlâ cemler Ana’ların adıyla açılıyor, hâlâ eşitlik ilkesi teorik olarak da olsa kabul ediliyor, hâlâ Analar cem yürütüyor, hâlâ aynı deyişler söyleniyor, kadınlar hâlâ zakir, 12 hizmet hâlâ mevcut. İster çalınabilsin ister çalınamasın bağlama hâlâ tüm Alevi evlerinin baş köşesinde yerini koruyor. Alevilerin evlerinde bağlama olur, çünkü bağlamasız Alevilik düşünülemez. Bu nedenledir eline bağlama almamış tek bir Alevi nerdeyse yoktur.</p>
<p>Sorun Alevilikte değil, Alevilerde. Kadıncık Ana ve Hace Bektaş’ın eşitlikçi duruşunu, aralarında Baba İlyas ve binlerce kadın müridinin de olduğunu bildiğimiz 72 bin müridin eşitlikçi duruşunu terk eden bugünkü Alevilerle eşitlikçi Alevilik yaşatılabilir mi diye sorarsanız cevabım tabii ki hayır. Bu haliyle gitmediği için zaten Alevi toplumu kadın erkek eşitliğini konuşmak, gündemlerine almak ve değişmek zorundadır.</p>
<p>Alevilik inancında en önemli ilkelerden biri rızalık almaktır. Bir can diğerinden rızalık almadan bir şey yapamaz. Ana ve Dede’ler canlardan rızalık almadan cem kurup yürütemez. Cinsiyet eşitlikçi ve komünal bir topumu temsil eden Alevi anlatısı Rıza Şehri adlı anlatıdır. Rızalık bu kadar önemliyken elbette rızalık ilkesi kadınlar için de esastır. Alevi kadınlar cinsiyetçi Dede’lere, Ana’lara, cinsiyetçi yönetimlere ve elbette erkeklere rızalık vermezse sadece cemler değil bugüne dek erkeklerin keyfince yürüttüğü o cinsiyetçi kurultaylar, toplantılar vb. de yapılamaz. Bu yüzden Alevilik mis gibi kadıncıl eşitlikçi bir inançtır diyoruz. Değişmesi gerekenler Aleviler.</p>
<p><strong>Çalışmalarınız Alevi kadınlarda ve kendisini değiştirmesi gerektiğini vurguladığınız Alevi toplumunda nasıl bir karşılık buluyor?</strong></p>
<p>Alevi kadınlar son birkaç yıldır susmaktan konuşmaya geçtiler. Sırada itaat etmemek var, o günler de pek yakın gibi görünüyor. Birbirimizle güzel ilişkilerimiz var, konuşuyor tartışıyoruz. Kadınlar, kadınlar lehine olan işleri çok sahipleniyorlar. Eşitsizliğe karşı her geçen gün daha da yüksek sesle itiraz ediyor Alevi kadınlar. Ben umutluyum Alevi kadınlardan. Bu mücadeleyi açıktan destekleyen erkek arkadaşlar da az değil. Bunlar önemli şeyler. Elbette canı sıkılanlar da var. Erkekliklerinin sağladığı konfordan, kurdukları düzenin ellerinden kaymasından rahatsız olanlar pek çok ama son noktada kadınların mücadelesi herkesi alt üst ediyor. Etmeye de devam edecek.</p>
<p>Alevi kadınların mücadelesi, kadıncıl eşitlikçi Aleviliğin güçlendiği yerde bütün kadınları ve kadın mücadelesini güçlendirmiş olacak. Çünkü bu sadece kimlik mücadelesi ile sınırlı bir mücadele değil. Dünyanın yarısı kadın. Kadınların kurtuluşu da dünyanın yarısının vereceği mücadele ile olacak. Kadınların mücadelesi sınıflar, uluslar, ırklar, dinler, inançlar üstü bir mücadele. Bu nedenle Alevi kadınların vereceği eşitlik mücadelesi sadece Alevi kadınlarla sınırlı kalmayacak, tüm kadınları etkileyecektir. Bu nefis bir şey.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/16/esitlik-mucadelesi-alevi-kadinlarla-sinirli-kalmayacak-tum-kadinlari-etkileyecektir/">“Eşitlik Mücadelesi Alevi Kadınlarla Sınırlı Kalmayacak Tüm Kadınları Etkileyecektir”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilerde Kadınlar Eşittir Söylemine İtirazlar &#8211; II</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/28/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar-ii/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 28 Mar 2018 10:14:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Ataş]]></category>
		<category><![CDATA[Gülfer Akkaya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25557</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aleviler arasında kadın sorunu üzerine yaygın söylemler genellikle Alevilerde kadının yeri ayrıdır, bizde kadınlar eşittir, rahattır vb. olumlu yargılar üzerine kuruludur. Son yıllarda Alevi kadınlar arasında buna itiraz eden seslerde artış var. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/28/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar-ii/">Alevilerde Kadınlar Eşittir Söylemine İtirazlar &#8211; II</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>“Alevilerde kadınlar eşittir” söylemini sorgulayan Alevi kadınlarla yaptığımız söyleşi dizisine Ceren Ataş ile devam ediyoruz.</p>
<p>Hatırlatmak gerekirse, itiraz var dediğimiz yargılar: Alevilerde kadının yeri ayrıdır, bizde kadınlar eşittir, rahattır vb. söylemler. Alevilerin çoğu için kadın sorunu, Alevilerle ilgilisi olmayan bir konu. Oysa, siyasette ya da sivil toplumda etkin pozisyonlarda ya da Alevi kanaat önderleri arasında kadınlara pek rastlamıyor oluşumuz Alevi kadınların eşitlik konusunda nasıl bir yerde durduğu konusunda soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Alevi kadınlarla ve Alevi kadınlara yönelik çalışma yapanlarla gerçekleştirdiğimiz söyleşi dizisinin ilkinde <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar/">Gülfer Akkaya ile konuşmuştuk</a>. İkincisini yine bu konularda çalışan, eyleyen, yazan, araştırma yapan genç bir Alevi kadın ile, Ceren Ataş ile konuştuk.</p>
<p><strong><em>Önce 17+ Alevi Kadınlar ile başlayalım, kısaca bahseder misin bize? Sen nasıl dahil oldun?</em></strong></p>
<p>17+ Alevi Kadınlar’la basın açıklamasıyla haberdar oldum. Alevi toplumunda var olan kadın erkek eşitsizliğine karşı duran, Alevilik inancının dişil bir inanç olduğunu, özünün böyle olduğunu savunan bir oluşum. 2015 yılında duyuruldu bu oluşum. Esasında çok güzel işler yapabiliriz, paneller, çalışmalar; ancak mevcut “feminist” algısı nedeniyle bize yönelik Alevilerde bir önyargı var. 17+ Alevi Kadınlar’ın ortaya attığı fikirler üzerinden söylem geliştiriyorlar, projeler üretiyorlar; ama 17+ Alevi Kadınlar ile temasa geçmiyorlar. Fikirlerin benimsenmesi güzel bir şey elbette, bu sevindirici; lâkin görmezden gelmeye çalışmak ve veya üzerimize basmaya çabalamak hoş değil.</p>
<p><strong><em>Kaç kişi mesela?</em></strong></p>
<p>Üye olarak 23 kişi; İstanbul’da aktif dört kişi var. Türkiye’nin diğer şehirlerinde Alevi kurumlarında çalışan pek çok kadın arkadaşımız var. Son zamanlarda özellikle Avrupa’dan çok arkadaşımız aramıza katıldı. Sanırım en çok desteği yurtdışından görüyoruz. Her etkinlikten sonra aramıza katılan arkadaşlarımız olur.</p>
<p><strong><em>Nasıl kuruldu?</em></strong></p>
<p>Gülfer Akkaya’nın fikri bu, bir çağrı yapıyor ve arkasından kadınlar bir araya geliyorlar. İlk Ankara’da toplanmışlar sonra bunu çoğaltmışlar. Ben kurulum aşamasında dahil olmadım, duymamıştım. 8 Mart’ta yaptıkları duyuru ile dahil oldum.</p>
<p><strong><em>Niye dahil oldun?</em></strong></p>
<p>C: Alevi kurumlarında aktif rolü olan birisiydim, aynı zamanda akademik kariyer de yapıyordum. Alevilik inancına dair okumalar yaptığım bir dönemdi. Zaten feministtim; ancak nedense <strong>Aleviliğin hali hazırda var olan “biz zaten eşitiz” düşüncesi elinizi kolunuzu bağlayabiliyor</strong>. Farkındalığım oluşmamış. Gülfer Akkaya’nın kitabını okudum ve onunla tanıştım. Gittiğim kurumlara daha farklı bakmaya başladım; yönetimlerdeki erkek çoğunluğu, kadınların emekçi olması ancak kesinlikle geri plana atılmaları, Pir Anaların silinmişliği… Herkesin Can olarak nitelendirildiği eşitliğin olduğu bir ibadethaneye girdiğimi düşünürken kadınların her gün yok edildiği erkekleşen bir toplumun varlığını gördüm.</p>
<blockquote><p>Aleviler yalnızca ibadet esnasında Can oluyorlar, eşit oluyorlar; yönetimde karar alma süreçlerinde kadın ve erkek var.</p></blockquote>
<p><strong><em>Kendini feminist olarak tanımlıyor ve Alevi kimliğini de sahipleniyorsun?</em></strong></p>
<p>Evet feminist olarak tanımlıyor ve Alevi inancını benimsiyorum; ama bu Alevilik teorisi ile çelişen bir durum değil. Alevilikte kadın erkek eşittir, inanç önderi hem Ana’dır hem Dede’dir. Cinsiyet ayrımı veya toplumsal roller yoktur Alevilikte. Ne kadar kadın varsa o kadar erkek vardır, bu ikisi birbirinden ayrı düşünülemez.</p>
<blockquote><p>Feministler de eşitlik diyor Aleviler de, tezat nerede? O yüzden zaten bunca erkekleşmeye rağmen Aleviler “kadını” silemiyor. Lafta da olsa hâlâ “Eşitiz” diyorlar. Aksini iddia edemezler çünkü.</p></blockquote>
<p>Anadolu’da pek çok kadın evliya sonradan erkekmiş gibi aktarılmış, kadın ozanların adları silinmiş… Esasında kültürümüzde de çok büyük bir kadın zenginliği var. Bu konuda aslında feminist bir mücadele vermemiz gerekiyor. Çünkü bu inanç bizim inancımız, erkekler gelmiş bunun üstüne konmuş. Bunun pek çok sebebi vardır da, genel olarak Türkiye’nin de muhafazakarlaşmasıyla paralel giden bir süreç bu diye düşünüyorum. Bir gün bir Alevi kurumunda şunu gördüm, belediyeden bir belediye başkanı gelmiş, kurumdakiler de onunla çay içiyorlar. Normalde oturdukları yer her zaman kadın erkek karışık oturdukları, sohbet ettikleri bir yer. Belediye başkanı gelince bütün kadınları mutfağa göndermişler, erkek erkeğe oturuyorlar. Bu aslını inkâr, ikiyüzlülük değildir de nedir? Dediğim gibi feminizmin Alevilikle çelişen hiçbir yönü yok, Alevilerle çelişen yanı var.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-25558" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220062053-640x432.jpg" alt="" width="640" height="432" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220062053-640x432.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220062053-610x412.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220062053-320x216.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220062053.jpg 960w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong><em>Peki bu feminist olarak kendini tanımlaman tepki alıyor mu Alevi camiasında?</em></strong></p>
<p>Tabii ki alıyor; özellikle feminizmi erkek düşmanlığı olarak algıladıkları için. Direkt tepki bu oluyor, sanki ben onlara düşmanım. İkincisi de Alevilik üzerinden geliyorlar, <strong>“Biz Canız sen neden ayrımcılık yapıyorsun”</strong> diye. Can olduğumuz şimdi mi aklınıza geldi? Can olduğumuz için zaten feministim diyorum. Argümansız, öylesine saldıranlar da çok oluyor.</p>
<p><strong><em>Kaygılarının ne olduğunu düşünüyorsun bu saldırıların?</em></strong></p>
<p>Koltuk derdi. Aleviliğin bugünlere kadar gelmesinde kadınların emeği çok. <strong>Bakın Alevi kurumlarından kadınlar bir saat ellerini çekseler tüm işler aksar.</strong> Kadınlara muhtaçlar ve onların oradaki gücünden korkuyorlar. Birincisi iktidar olma derdi. İkincisi de Alevilerin genel olarak toplumdan kabul görmek istemesi ve buna bağlı olarak riyakar davranmaları. Alevi olmayan toplumlara, özellikle Sunnilere, “Biz de sizdeniz, biz zaten aynıyız” deme ihtiyaçları var. Kendilerini tanıtmak yerine, kendilerini “tanımlandırıyorlar”. E bu noktada devşirilmenin ilk yolu kadından geçiyor, kadını silersek Alevilik özgünlüğünü kaybeder.</p>
<p><strong><em>Peki sence nasıl? Önce inançsal boyutları konuşalım, önce Alevilikte kadın nasıl diye konuşalım, sonra Alevilerde kadın nasıl diye konuşalım.</em></strong></p>
<p>Alevilikte kadın ilk yaratılan, nur. Fatma Ana sırrı… Alevilik inancı kadıncıl ögelerle donanmış durumda. Asla cinsiyetçi değil. Alevilik “kadın annedir” demez, kadını kısıtlamaz. Ali Şeriati’de okumuştum, Fatma Ana için Hüseyin’in annesi, Muhammed’in kızı, Ali’nin eşi diyorlar; hayır, Fatma Fatma’dır! Kadın kadındır bundan ötesi yok. İnancın kalıntıları da böyle, Anadolu’da pek çok kadın ziyaretinin bir erkek olarak anıldığını düşünüyoruz, Gülfer Akkaya bunu araştırıyor hattâ Yol Kadındır kitabında değindi. Gelelim Alevilerde kadına; annelik üzerinden kadınlara bir kutsallık verildiğini zannediyorlar; ancak yaptıkları şey kadını kısıtlamak. Kadının kadınlığını elinden almak.</p>
<blockquote><p>Yöneticiler erkekler olsun, kararları erkekler versin, kadınlar da toplantılara çay taşısın. İstedikleri ve uyguladıkları bu. Alevilerin temsil edildiği noktalara bakın; televizyonlarda hep erkekler var. Görünen Alevilerin hep erkek olması tercih ediliyor.</p></blockquote>
<p>Mesela en basiti şu anda Alevilik pratiğini karşılaştırıyoruz ya, cem erkanı esnasında postta yalnız Dede oturuyor; ama Ana’sız Dede, Dede’siz Ana olmaz ki. Cemde Ana ve Dede beraber oturmalı o posta. Aleviliğe tamamen aykırı bir hadise şu an her yeri sarmış durumda.</p>
<p><strong><em>Kadın ama karısı olarak? </em></strong></p>
<p>Hayır, karısı olarak oturmuyor o posta. Pir Ana ve Pir Dede bir soydan geliyor, ocak soyundan. Kadının erkek üzerinden gelen bir kutsiyeti yok. Kutsal olan soy; kadınıyla erkeğiyle. Kadının kendisi de o soydan geldiğinden, genelde bu ocaklar, ocak aileleri yine o ocak aileleri ile evlenirlerdi. Bu gelenek artık eskisi kadar uygulanmıyor tabii. Demek istediğim Ana’nın, Dede’nin karısı olması ile alakalı bir durum değil onun posta oturması. Bir Ana tek de oturur posta; ama Alevilik kadın ile erkeği birlikte ister. Günümüzde Cemevlerinde Dede posta oturur, Ana herhangi bir yerdedir veya cemevinde bir yerde sohbet edilen bir figürdür. Hak ettiği saygıyı görmüyor Analar. Kravatları yok ya belki ondandır.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-25559" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522219981219-640x536.jpg" alt="" width="640" height="536" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522219981219-640x536.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522219981219-610x511.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522219981219-320x268.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522219981219.jpg 960w" sizes="(max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong><em>Başka pratikle ilgili ne tür gözlemleriniz var mesela bu söylediğiniz daha çok cem evleri ve dergahlara yönelik gözlemler. Ev içinde nasıl? Bizim kızlarımız rahattır, kadınlarımız el üstündedir gibi söylemlerde de bir eşitlik vurgusu var gerçekten öyle mi?</em></strong></p>
<blockquote><p>Alevi kurumlarında veya toplumunda Alevi kadınlar ile Sunni kadınları karşılaştırma var. Bunu doğru bulmadığımı baştan söyleyeyim de… Özgürlük başka bir toplumun özgürlüğü üzerinden tanımlanamaz.</p></blockquote>
<p>Öyle olsa dahi, Sunni kadınların son senelerde iş hayatına katılımındaki artışı görmezden mi gelelim? Bu sevindirici bir şey elbette; lâkin dediğim gibi özgürlük böyle bir başkasını kötüleyerek gösterilmez.<strong> </strong></p>
<blockquote><p>Evin içinde ne durumdayız? Sofrayı kim kuruyor, yemeği kim yapıyor? Kadın da erkek de çalışıyorsa, eve gelindiğinde ev işçiliği yalnız kadına mı kalıyor?</p></blockquote>
<p>Toplumsal roller genelde Türkiye’de nasılsa Alevi haneleri içerisinde de aynı o şekilde. Eşitlik dediğimiz bir söylem sadece. Gördüğüm kadarıyla eğitim seviyesi de pek iyi değil çalışma seviyesi de. Genç yaşta evlilikler var. Öyle zannedildiği gibi bir sosyal eşitlik söz konusu değil.</p>
<p><strong><em>Çalışma hayatına katılım da bir mesele? Alevilik araştırmalarına başlamadan önce daha farklı düşünüyordum, Alevilerde farklıdır diye, öyle olmadığını ben de gördüm. Niye öyle sence? Niye çalışma hayatına katılamıyor Alevi kadınlar?</em></strong></p>
<p>Evdeki erkeğin paraya ihtiyacı varsa kadını mecbur çalıştırmaya! Kadınların iş hayatında girişken olmaması da baskılanmışlıkla alakalı. Bu erkek egemen zihniyetle yetişen, kendisine benimsettirilen rollerle kısıtlanmış kadınlardan girişkenlik beklemek zor. Annelik kutsanıyor, kadınlar da onun kutsallığına dayanıyorlar. Çalışsa dahi evlenip çocuk dünyaya getirdiğinde iş hayatını bırakan kadınlar var.</p>
<p><strong><em>Eğitimde peki durum ne?</em></strong></p>
<p>Eğitimde acaba yöresel bir şey var mıdır diye çok düşündüm çünkü mesela Dersim’deki durum çok farklıydı. İyi bir eğitim düzeyi var, çalışma düzeyi iyi durumda; ama diğer Alevi çevrelerine girdiğim zaman gördüklerim aynı şekilde değildi. Eğitimde oranında düşüklük var. Üniversite tercih edilmemiş mesela. Evet üniversite mezunu da olan var ama zannedildiği kadar çok değil, Alevi çocukları okumuştur, hep okurlar algısını doğru bulmuyorum, karşılığı yok.</p>
<p><strong><em>Peki bildiğin en başarılı Alevi kadınlar kimler mesela aklına kimler geliyor başarılı Alevi kadınlar deyince?</em></strong></p>
<p>Ayfer Karakaya, yurtdışında bir araştırmacı. Seval Eroğlu, hem akademik çalışmaları var hem müzik alanında çalışmaları var. Aktivizm konusunda Sevim Yalıncakoğlu var, pek çok kurumda çalıştı, bir ara Alevi Bektaşi Federasyonu’nda başkan yardımcısıydı. Aynur Doğan var, dünyada tanınıyor artık. En son olarak da çalışma arkadaşım Gülfer Akkaya, Alevilikte kadın konusunda kalıcı eserler bıraktı, daha da bırakacak çok değerli bir araştırmacı. Buraya aslında pek çok kadın yazılmalıdır ancak affola sorulunca aklıma ilk gelenleri söyledim, hepsi çok kıymetli onların.</p>
<p><strong><em>İş dünyasında var mı?</em></strong></p>
<p>Aklıma gelmedi;  ama zaten şöyle bir şey var, Alevi kimliği ile beraber bir yerde yükselmeniz çok mümkün değil.</p>
<p><strong><em>Siyasette var mı?</em></strong></p>
<p>Alevi olup siyasette aktif olan var da direkt Alevilik üzerinden kimi söylesek tam oturmaz sanki… Sabahat Akkiraz var, Gültan Kışanak var, Sebahat Tuncel var…</p>
<p><strong><em>Bir yandan da Diyarbakır gibi bir yerde belediye başkanı bir Alevi olmuş oldu yani hiç o konuşuluyor mu mesela Aleviler arasında?</em></strong></p>
<p>Bu konuşuldu elbette, hattâ tırnak içerisinde söylüyorum, muhafazakar bir şehirde Alevi bir kadın başkan seçildi dendi. Ancak ben öyle düşünmüyorum, Gültan Kışanak Alevilik adına çalışmaları olan bir politikacı değildi, onun siyaseti Kürt siyasetiydi ve bence kazanımı buradan oldu. Bu elbette ki iyi bir şey yanlış anlaşılmasın; ancak Alevilere dair değil bana kalırsa.</p>
<p><strong><em>Peki feminist Alevi olarak neyi değiştirmeyi hedefliyorsunuz?</em></strong></p>
<p>17+ Alevi Kadınlar Alevileri değiştirmeyi değil, Alevileri özüne döndürmeyi hedefliyoruz. Çalışmalar başlatmak, kadınların birliğini sağlamak, kurumlarda güçlenmek istiyoruz. Alevi kadınlar var olduklarını göstersinler, emekleri değer görsün. Analar posta yeniden otursun! Kadınlar mutfaktan çıksınlar artık. Alevice yaşansın.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-25561" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220000188-640x640.jpg" alt="" width="640" height="640" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220000188-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220000188-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220000188-610x610.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220000188-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/FB_IMG_1522220000188.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><strong><em>Bunları yaparken ne tür tepkilerle karşılaşıyorsun?</em></strong></p>
<p>Çok klasik, “Biz zaten canız buna ne gerek var.”</p>
<p><strong><em>Kim diyor bunu?</em></strong></p>
<p>Mesela gittiğim derneklerde ne çalıştığımı sorduklarında Alevi kadınlar diyorum, buna ne gerek var, ayrımcılık yapıyorsunuz diyorlar. İnternette gördüm, Alevilerin kurulları, toplantıları oluyor, fotoğraf paylaşıyorlar oradan. Ben hiç üşenmem altına hemen yazarım “Hiç kadın yok mu aranızda” diye. Bunu üşenmem her defasında yaparım ve bana hep mesaj gelir, “Sen erkek düşmanısın, biz canız, sen ayırıyorsun” tarzında. Hepsine aynı şeyi söylüyorum, Aleviler ibadet ederken Candır, eşittir, cinsiyetsizdir; ama dışarıda, toplantı esnasında can değiliz diyorum. Feminist kimliğini söylediğiniz zaman gençlerde bile bazen oluyor, “senin erkek arkadaşın oluyor mu” diye soruyorlar. Feminizmi nasıl algılıyorlarsa, bunu gençlerin söylemesi ilginç geliyor.</p>
<p><strong><em>Niye böyle bir soru soruyorlar sence?</em></strong></p>
<p>Büyük ihtimalle erkek düşmanı olduğumu düşünüyorlar. Kadın olmanın toplumda zorunlulukları vardır…</p>
<p><strong><em>Sosyal medyada Alevi gençleri nasıl buluyorsun takip ediyor musun? Orada daha erkekler mi kadınlar mı var?</em></strong></p>
<p>Bunu ölçmek lazım bilmiyorum. Sosyal medyada şimdi düşününce daha çok Alevi fenomenlerin çoğu erkek.</p>
<p><strong><em>Kim var mesela?</em></strong></p>
<p>RedAlevi vardı, Aleviyim vardı, birkaç tane hesap var, Kürt ve Türk milliyetçisi Aleviler de var takip etmediğimden adları aklıma gelmedi; ama onların dili çok erkek olduğundan kullanıcının erkek olduğunu anlayabiliyorsun. Kadın olup fenomen olan biri var “eskilibas”. Gülfer Akkaya tanınıyor zaten. Genelde bakınca Alevilerle ilgili bir hashtag açıldığında tıkladığınızda önünüze düşenler erkekler, dilden anlıyoruz.</p>
<p><strong><em>Anonim olmayan kendi kimliğiyle Alevi olduğunu belli eden kadınlar var mı?</em></strong></p>
<p>Ben varım galiba yani böyle söylemek değişik ama. Başka aklıma gelmiyor. Ünlü olmayıp fenomen olan ben olurum.</p>
<p><strong><em>Hep olumsuz taraflarını konuştuk ya Alevilerde kadının daha iyi olduğu yanlar var mı? Alevi kadınların durumunun toplumun geneline göre iyi olduğu yanlar var mı?</em></strong></p>
<p>Diğer toplumlarla kıyaslamayı doğru bulmuyorum esasında. Şunu söyleyebilirim, Alevilik inancı kadın erkek eşitliğini benimseten bir inanç olduğu için Alevi kadınların desteği sağlam yerden. Kalkıp bunu kimse inkâr edemez. Erkekler içten içe kadınların haklı olduklarını biliyorlar. Bu kadar erkekleşmeye rağmen kaybetmiyoruz. Cemevlerinde erkekler istedikleri kadar yönetimde var olsunlar işler kadının emeği ile oluyor, kadınlara muhtaçlar ve Alevi erkekler bunun da en iyi bilenler.</p>
<p><strong><em>Çok teşekkür ederim.</em></strong></p>
<p>Ben teşekkür ederim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/28/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar-ii/">Alevilerde Kadınlar Eşittir Söylemine İtirazlar &#8211; II</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Alevilerde Kadınlar Eşittir Söylemine İtirazlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ulaş Tol]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 08 Mar 2018 11:03:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevilik]]></category>
		<category><![CDATA[Gülfer Akkaya]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal cinsiyet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Aleviler arasında kadın sorunu üzerine yaygın söylemler genellikle Alevilerde kadının yeri ayrıdır, bizde kadınlar eşittir, rahattır vb. olumlu yargılar üzerine kuruludur. Son yıllarda Alevi kadınlar arasında buna itiraz eden seslerde artış var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar/">Alevilerde Kadınlar Eşittir Söylemine İtirazlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Mağdur ve/veya ayrımcılığa uğrayan bir topluluğun belli ölçülerde dokunulmazlıkları olur. Zaten birçok sorunla cebelleşen bir topluluğu eleştirmek, “sırası mı şimdi” şeklinde bir tepki alır genelde. Hele ki eleştirinin geldiği yer, kendilerini en iyi hissettikleri yer olursa. Aleviler için kadın sorunu tam böyle bir başlık. Alevilerin çoğu için kadın sorunu, Alevilere dışsal bir konu. Kaynağı açısından da sonuçları açısından da öyle. Zira yaygın olarak, Aleviler arasında kadın-erkek eşitliğinin diğer toplumsal kesimlere göre daha fazla gözetildiği düşünülür.</p>
<p>Bu hakim düşüncenin kendini temellendirdiği bazı kültürel referanslar var elbette. Örneğin “can” kavramı bunlardan ilki. Aleviler arasında yaygın olarak birbirine hitaplarda da kullanılan “can” kavramının cinsiyetsiz olması. Cem sırasında kadın ve erkeklerin birarada oluşu sıklıkla eşitlikçilik için öne sürülen dayanakların diğer yaygın bir tanesi. Alevilerin kız çocuklarını okutuyor olması (erkeklerden ayırmıyor olması), kadınların örtünmüyor olmaları, misafirliklerde, kamusal alanda, etkinliklerde kadınların erkeklerle birarada oluşları, Alevi kadınlarında erkekler kadar aktif olabildikleri gibi olgular da Aleviler arasında kadın-erkek eşitliğinin toplumun genelinin çok ötesinde olduğuna dair savların temel taşlarını oluşturuyor.</p>
<p>Öte yandan, siyasette ya da sivil toplumda etkin pozisyonlarda ya da Alevi kanaat önderleri arasında kadınlara pek rastlamıyor oluşumuz Alevi kadınların eşitlik konusunda nasıl bir yerde durduğu konusunda soru işaretlerini de beraberinde getiriyor. Alevi kadınlarla ve Alevi kadınlara yönelik çalışma yapanlarla bu konuyu konuştuk. Bu söyleşi dizisinin ilki bu konuda en fazla kafa yoran, söz söyleyen, yazı ve kitap yazan bir isim ile, Gülfer Akkaya ile.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>Alevilerde kadınların daha rahat, daha eşit olduğu ve toplumun geri kalan kesimine göre daha az baskı altında olduğu kanısı nereden geliyor, bunun Alevilikteki karşılığı ne? Ve öncelikle de, size de öyle geliyor mu? </em></strong></p>
<p>Bana öyle gelmiyor, çok farklı gelmiyor. Bazı parametrelerde evet ama esas ana parametrelerde çok da farklı gelmiyor. İki nedeni olduğunu düşünüyorum bu algının. İlki Türkiye’de resmi bir din var ve bu dinde çok net, tartışmasız kadın erkek eşit değildir. Birincisi Aleviliğin bu egemen din üzerinden karşılaştırılıyor olması. Keza, Hristiyanlık inancı Musevilik inancı gibi tek tanrılı inançların hepsine böyle bakınca orada kadınlar epeyce dışlanmış kabul edilmemiş cinsler olarak bulunuyorlar. İkincisi Alevilik inancına teolojik olarak baktığımızda, evet orada kadın erkek eşit. Çünkü Alevilikte yaradılış yok. Yaradılışın olduğu tek tanrılı erkek inançlarında yaratıcı var ettikleri arasında en son insana sıra gelince ilk erkeği var etmiş. İnsan olarak insanı var etmemiş, erkek olarak insanı var etmiş. Alevilikte ise “bir” vardır. Gördüğümüz her şey, güneş sistemi, dünya ne varsa bu “bir”den doğmuştur, bunlar “bir”in parçalarıdır. Alevilikteki insanın her şeyden üstün olması hikayesi de buradan gelir: “bir” insanı kendi suretinde yaratmıştır ve o yüzden insanlar eksik “bir”dir. Ve insan olarak insanı yaratıyor kadın erkek yaratmıyor, ikisini yaratıyor ve insanın buradaki görevi eksik bir olduğu için kendini tamamlamasıdır. Bu eksik olan kendisini tamamlayarak sonra “bir”e döner, devriyeyle olur bu. O yüzden beden ya da herhangi bir mekân, gezegen şu bu, bunların hepsi geçici konakladığımız mekanlardır esas olan ruhtur, candır. Ruh ve canın temelde cinsiyeti yoktur. Aleviliğin kadın erkek eşittir fikri buradan kaynaklanır. Ama şimdi topluyorum, <strong>Alevilik inancında kadın erkek eşitliği yüzde yüz var, hiç şüphe yok, teolojik olarak teorik olarak var, ama Alevi toplumunda bu yok</strong> çünkü bu Alevi toplumu mevcut dünyada kim? Sistemlerin içinde yaşayan bir toplum, patriarka ve erkek egemen sistem var, Aleviler de bunun içinde. Fakat burada da kritik bir şey var, Alevi toplumu patriarkayla en geç karşılaşmış, buna kısmen direnmiş toplumlardan biridir. Ancak çok uzun sürelerden bu yana teoride eşit ama pratikte erkek egemenliğine yenilmiştir.</p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong><em>Peki, inanç kurumları itibariyle nasıl bakıyorsunuz, tarihsel olarak bakarsanız? Alevilikte de bildiğimiz tüm din insanları erkek değil mi?</em></strong></p>
<p>Alevilik çok uzun zamandır birileri tarafından tanımlanıp bir yerlere konulmaya çalışılıyor. Cinsiyet meselesinde araştırmacılar, tarih yazıcıları, bilim insanları genelde erkek olduğu için ya da onlar daha güçlü oldukları için, Alevilerin de bugün önde gelen her şeyi erkek. Çünkü Aleviliği erkekler gasp etti. Alevi anlatılarını vb. erkekleştirdiler. Evet Düzgün Baba, ama bu Düzgün Baba’nın 3 tane kız kardeşi var bundan yeterince bahsedilmiyor. Alevi ziyaretleri, kutsal karakterlerin neredeyse hepsi erkekleştirilmeye yüz tutmuş.</p>
<blockquote><p>Mesela Dersim’deki meşhur Munzur Nehri kadınmış ama çoktandır ona Munzur Baba deniyor, erkekleştirilmiş. Oysa Munzur nehri anlatılarda bir kadın. Munzur nehri bir memeden akan sütle oluşuyor mitolojisinde.</p></blockquote>
<p>Düzgün Baba diyoruz da belki de Düzgün Anadır. Bir sürü kutsal yerin ismini değiştirmiş erkekleştirmişler, anlatısını değiştirip erkekleştirmişler.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Pratikte de daha yakın zamana gelirsek, dedeler mesela erkek, kadın din insanı yok?</em></strong></p>
<p>Dedeler nasıl var oldu ben size söyleyeyim. Bence kaybettiğimiz en önemli değerlerden biri bu. <strong>Alevilik inancında eş başkanlık sistemi var. Pir ana ve dedeler “eş başkan.”</strong> <strong>Alevilikte Pir analar ve dedeler beraber cem yönetir, ikisi olmadan cem kurulmaz</strong>. Üç post var, bir tane ortadaki post boş bir tarafta pir ananın postu, diğer tarafta da pir dedenin postu. Bunlardan biri olmadan cem kurulamaz. Çünkü o canların eşitliğini kim temsil edecek? Çünkü orası bir makam ve her ikisi de cinsleri temsil ediyorlar ve o temsil üstüne birlikte canlaşıyorlar. Bugün, neredeyse hiçbir cemde analar yok. Türkiye’de üç tane falan ana var öyle cemler kuruyorlar, cem yönetiyorlar. Ama bu anaların çoğalması lazım. Alevi önde gelen erkekler Alevilik asimile ediliyor diyor ya, önce dönüp kendilerine bakmaları lazım. İlk kim Aleviliği asimile etti acaba? Nerede pir analar? Devlet mi geldi pir anaları kaldırdı oradan? Hayır Alevi erkekler kaldırdı ve Alevilikteki kadın erkeğin eşit oluşu onların işine gelmediği için kaldırıldı. Hani az önce dediniz ya hep erkekleri görüyoruz, görürsünüz çok normal, kadınların makamlarını yok ettiler. Görürsünüz Alevilikte kadın olan her şeyi ele geçirip erkekleştirdiler, isimlerini değiştirdiler ziyaretlerin, kutsal kadınları unutturdular, böylece göremezsiniz kadınları, erkekleri görürsünüz. Erkek egemen tırpan geçiyor Aleviliğin üzerinden ve Alevilik erkekleştiriliyor. Alevi derneklerinin yönetiminde en az yüzde elli kadın olmalı, Hacı Bektaş Alevi Kültürü Vakfı’nın 5000 üyesi var yönetime ancak 3 kadın seçilebildi. Türkiye içinde ya da dışında Alevi medyası erkeklerin tekelinde. Dergilerin yayın sorumluları, editörlerinin ya tamamı ya da çok ağırlıklı kısmı erkek. Bunların değişmesi için pozitif ayrımcı politikalar izlenmeli. İlk olarak siyasal kurumlarda ya da STK’larda yönetimlerin en az yüzde ellisinin kadınlaştırılması. İkincisi analar anımsanmalı, pir anasız cem olamaz, eğer cem Alevilerin inançsal, toplumsal ve hukuksal bütün sorunlarının konuşulduğu en azından bugün inançsal ritüellerin yapıldığı yerse, Cem Alevilerin en temel unsuru ise kadınlar orada kendisinin temsilini görmek ister. Kadınlar neden parlamentoda kendisini görmek istiyor en yüksek siyasal merci değil mi? Cem de Alevilik inancının en yüksek mevkisi, kadınları orada temsil eden kim? Pir ana. Pir analar olmadan cem olmaz.</p>
<blockquote><p>Alevilikte can olma meselesi kırklar meclisinde de vardır. Kırklar meclisinde kadın ve erkek beraber var. O zaman Alevi dedelere ve Alevi toplumuna sormak istiyorum siz kırklar meclisini de mi beğenmiyorsunuz, siz onlardan da mı ilerisiniz? O zaman açıklar mısınız o 17 tane kadın kırklar meclisinde ne yapıyordu, neden vardı? Oranın bir meclis olması, orada herkesin kadın erkek can olarak o mecliste eşit ve adilce yan yana olması ve hepsinin bir olup sırlanması&#8230; O yüzden Ayşe, Fatma, Hatice, Nuriye, Ahmet, Mehmet hiç önemli değil. Onların hiçbiri önemli değil. Orada o kadınlar kimdi, niye 17’ydi kişiydi diye sayıyı sorgulamanın da bir yerde o kadar önemi yok. Bu başka bir şeye işaret ediyor.</p></blockquote>
<p><strong><em>Değindiniz bir şey vardı. Patriarkayla tanıştı sonra değişti diye, ondan önce nasıl bir yaşam vardı Alevilerde?</em></strong></p>
<p>Alevilik kadıncıl inançların izinde yol almış, beslendiği kaynakların önemli bir kısmı kadın erkek eşitliğini, özel mülkiyeti reddeden inanç ve toplumlardan kaynaklanarak bugünlere dek gelmiş. Erkekleşmenin belli bir tarihi yok ama bu bir süreç. Bugün de hala devam etmekte. Çünkü tüm yok edilmelere rağmen bugün de hala Aleviliğin kadıncıl çokça unsuru yok edilememiş. Ama can çekişmekte. Bugün 70, 75 yaşlarında olanlar anlatıyor Aleviliğin artık başka bir şey olmaya başladığını, çünkü onların zamanında tanık oldukları Alevilik bile bugünkünden çok daha farklı. Onlar bile Cem’deki analara tanıklık etmişler. Cemlerde 12 hizmet var, 12 hizmetin de her iki cinse dağıtılması önemlidir. Ve o 12 hizmet arasında hiyerarşi yok. 12 hizmette kadınlar olmazsa olmaz. Semah mesela en temel unsurlardan biri, kadınsız semah düşünülemez. Cemlere zaten kadın erkek birlikte karışık girip oturulur. Bazı Aleviler cemlerde dem alırlar, bunu bazı toplumlar çarpıtıyor da bu kırklar meclisindeki üzüm tanesinin paylaşılmasını temsil eder. Cemlerde tüm hizmetler birlikte yapılır, semah dönülür, deyişler söylenir.</p>
<p><strong><em>Peki günümüzde?</em></strong></p>
<p>Eğer Alevi kadınlar Alevilikte sahip oldukları hakları bilip kullanırlarsa, erkekleştirilmiş bugünkü Alevilikte bile kadınların eli oldukça güçlü. Hiç kimse, hiçbir Alevi önde geleni bize kadın erkek eşit değil diyemez. Bu çok önemli bir güç, bu bizim elimizde kadınların bütün kadınların sırf Alevilerin değil, bu kadınlar için çok büyük bir güç, oradan geri adım atamıyor Aleviler de. Geri adım atamıyorsan o zaman o zemini kadınlar doldurabilir demek. Ama Alevi kadınlar o kadar sindirilmiş özgüveni yok edilmiş, o kadar toplumsal alanda mutfağa kilitlenmiş özel alanda evin içine gömülmüş, kendilerine ait bilgiden o kadar kopartılıp soyutlanmış ki kendisini güçsüz ve erkeklere bağımlı hissediyor. Alevi erkekler bizde dayak yok der, aslında var ama Alevi erkekler bunu kabul etmez, demez ki kadın dövüyorum. <strong>Biz diyoruz ki Alevi erkekler kadınları dövüyor. Uyduruyorsunuz diyor erkeler bizde dayak yok. Eğer Alevi erkekler kadınları dövmüyorsa o halde Hıristiyan, Yahudi, İslamcı erkekler mi gelip Alevi kadınları dövüyor.</strong> Çünkü kadınlar dayak yediklerini söylüyorlar. Birileri kadınları dövüyor. Alevi erkekler yalanlarla suçlarını örtmek yerine suçlarıyla yüzleşmek durumundalar. Bunda da cemlere, analara, dedelere görev düşüyor. Dayakçı, cinsel saldırı suçları işleyen erkekler cemlerde dara kaldırılıp hak ettikleri cezaları almalılar. Toplum da bu dayakçı, cinsel saldırı suçları işleyen erkekleri dışlamalı. Misafir olarak evlerine kabul etmemeli. Erkekler kahvehanelerde bu adamlarla okey dahi oynamamalı. Cemevlerine, Alevi kurumlarına bunlar alınmamalı. Çünkü Alevilik hukuku kadın dövmeye, aşağılamaya, cinsiyetçi suçlara izin vermiyor.</p>
<p><strong><em>İnançsal olarak veya algıda eşitlik var olsa da pratikte eğitim düzeylerine baksanız büyük bir açık var, kurumlardaki temsilde var, yöneticilikte, siyasete katılımda, çalışma yaşamına katılımda var. Siz de bunları gözlemliyor musunuz?</em></strong></p>
<p>Evet, ama bu anlattıklarınızdan iki tanesine katılmıyorum. Eğitimle çalışma yaşamı. Bugün ellisinde altmışında olanlar köyde yaşadıkları içi, köydeki okul neyse ondan yararlandılar, çok azları yatılı okula gidebildi. Tabi ki daha çok erkekler gitti. O yaş grubuna bakınca evet erkekler daha çok. Ancak genel olarak Alevi toplumunda kız çocukları özellikle okutmayayım diyen aile sayısı çok daha az. Eğitim konusu Alevilerde iki yönlü, olumlu, eğitimi seviyorlar. Öyle ki bazı ailelerin kız çocuklarının eğitimine daha da önem verdiklerini biliyoruz, bunlar kazanım olduğu için söylemekte sakınca yok. Ama hala şu var, daha çok erkekler okuyor. Alevilerde de tabi ki iki çocuktan biri okula gidecekse erkek gönderilir, tartışmasız çok az ailede aksi olur. Ben Alevi ailelerinde eğitimden öncelikli sorun olarak mirası görüyorum. Kız çocuklar eğitime mirasa ulaştıklarından daha rahat ulaşıyorlar bence.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-25016 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o-640x360.jpg" alt="" width="640" height="360" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o-1280x720.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o-320x180.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/03/28876950_10155755340841144_140227469_o.jpg 2048w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Bir de dedim ya çalışmaya yönelik itirazım var, Alevilerde dışarıda çalışmaya pek öyle yok demezler. Yok diyenlerin sayısı azdır. Aksine çalışsın, parası olsun kocaya muhtaç olmasın perspektifi yaygın, ayrıca yoksul da bir toplum olduğundan herkesten gelecek gelire o ailenin bütçesinin ihtiyacı var, para lazım yani aileye. Fakirsen çalışacaksın. Yoksul ailelerin kadınları çalışırlar, hatta kimi geceler sabahlamak zorunda kalırlar iş nedeniyle ve aile buna bir şey demez. Çünkü para getireceksin. İki gece sabahlayınca namusa bir şey olmaz tamam der aile, ki iş yerinde tacizin mobingin sınırı yok, ama sen akşam 12’ye kadar dışarda eğlenemezsin, orada namus akla gelir işte. Bu tür riyakarlık aile kurumunun karakteri, Alevi ailelerde de durum aynı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Peki eşitsizliği gözlemlediğimiz başka somut göstergeler nelerdir?</em></strong></p>
<p>Bir tanesi şu, Alevi kurumlarına cem evlerine falan baktığımızda <strong>Alevi kadınlar susturulmuş, konuşturulmuyorlar. Mutfaklara tıkılmışlar. Yönetimler, kıymetli işler, temsiller erkeklerin elinde</strong>. Kadınların tıpkı evde olduğu gibi bu kurumlarda da özgüvenleri yok edilmiş. Sonra da Alevi kurumlarındaki erkekler bizde kadın yok diyor. İkincisi ürkekleştirilmişler o cesaretleri yok, o cesaretleri o sosyal yerlerde kullanamıyorlar. Üçüncüsü erkek şiddeti, çok sayıda Alevi erkek kadınlara şiddet uyguluyor. Şiddet biliyorsunuz kadınları denetlemek için uygulanır<strong>. Kadınları dövüyorlar aşağılıyorlar, o kadınların kazandığı paralara el koyuyorlar. Psikolojik olarak kadınlar üstünde iktidar kuruyorlar, çirkinsin kilolusun şusun busun diye diğer erkekler ne yapıyorsa Alevi bir erkek aynı baskıları kadınlara uyguluyor. </strong>Dayak, Alevi erkeklerin en kabul etmediği şeydir ama bu Alevilerde çok var. Alevi kurumlarının en büyük eksikliği nedir biliyor musunuz? Alevi kurumları, Alevi toplumuna dair güncel sosyal bilgiyi araştırmıyorlar çünkü orada günahkâr çıkacak, suçlu çıkacak o yüzden araştırmıyorlar. Değişmeleri gerekecek, hesap vermeleri gerekecek… Bu nedenle şiddetin üzerini örtüyor, bizde kadın erkek eşit diyerek kadınları da baskılamış oluyorlar.</p>
<p>Alevilerde psikolojik şiddet çok ağır. “Bitanem sen çok güzelsin orduya bile girsen sağlam çıkarsın her yere gidersin her şeyi yaparsın benim sana güvenim sonsuz ama yani bu dışarıdaki erkekler, bu Sünniler, bunlar, şunlar yok mu, onlar sana bir şey yapacak e ben de senin babanım, kocanım, ağabeyinim sana bir şey olsun istemem o yüzden ben sana sahip çıkmalıyım, korumalıyım” diyor. Bunu o kadar sevgi dolu söylüyor ki bunu reddedemiyorsun. Bundan daha ağır şiddet yok. Çünkü sevgi ile sarmalanmış, ilgi ile sunulmuş bir şiddet bu. Hakimiyet. O kadın izin almadan, söylemeden bir yere çıkmaz çünkü onu seven bir babası var, döven babaya karşı açıktan savaşabilir cephe kurarsınız, kavga edersiniz ama sevenle etmezsiniz, seven sizi yumuşatır. Bu şefkat kılığında örülen şiddettir. Çok fazla erkek diyor ki tamam iyi söylüyorsunuz da biz de ne yapalım koruma güdüsüyle bunu yapıyoruz, yoksa ben kızıma güveniyorum. İyiliği için bunu yapıyorum. Bunu yaparak en büyük kötülüğü sen ona yapıyorsun. Bu çocuklar büyüyecek, kendi hayatları olacak, yarın bir gün üniversite kazanacak ve başka şehre gidecek nasıl kendini koruyacak? Erkeklerle temasa geçmemişse karşı cinsin ne olduğunu bilmiyorsa bir kadın olarak erkeklere karşı nasıl kendisini koruyup gerektiğinde direnişe geçecek?</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Dikkatimizi çeken şu var, pek çok farklı kadın kuruluşu var, ama Alevi kadınların bir kadın örgütlülüğü yok?</em></strong></p>
<p>Bazı cem evlerinde, Alevi kurumlarında kadın birimlerinin kurulmasına dahi itirazlar oluyor, bizde zaten kadın erkek eşit, ne gerek var diye. Ama bunlar çok az. Genel olarak Alevi kurumlarında, cemevlerinde ayrıca kadın birimleri mevcut. Ancak buraların daha verimli çalışabilmesi için bilgiye ve ideolojik donanıma ihtiyaçları var. Alevi kadınlarla ilgili araştırmalar yapılsa Alevi kadınlar kendileriyle ilgili bilgiye hem Alevilikte hem de bu günümüz dünyasında kendine ait bilgiye ulaşsa buralarda çok acayip gelişmeler olacak. Ve gerçekten sadece Alevi kadınlar için değil Türkiye’deki kadınların geneli için de çok iyi bir şey olacak yani. Alevi kurumlarında kadın birimleri var, ama Alevi kurumlarından bağımsız, güçlü bir kadın derneği yok. Asıl önemli kurumlardaki Alevi kadın birimleriyle de ilişki içinde olan ama tamamen bağımsız Alevi kadın örgütlenmesinin olması. Bu örgütlenme olmazsa Alevi kadın hareketi kurulamaz. 17+ Alevi Kadınlar grubu var, çok yeni ve küçük. Burası içinde benim de olduğum küçük bir kadın çevresi. Ama ihtiyaç duyulan şey, anlam açısından boyumuzdan büyük bir anlam ve gerçekliğe tekabül ediyor bu grup. Alevilerde böyle bağımsız kadın örgütlenmelerin olması şart. Çünkü onlar Alevi erkeklerin etki alanı dışında olduklarından bağımsız çalışacaklar, her şey bağımsız olacak. Elleri daha rahat olacak. Önleri kesilemeyecek. Ben birkaç yıl içinde kadın erkek konusunda Alevi kadınlarının hatırlı bir yol alacağını düşünüyorum. Çünkü artık bu konu kurumlar tarafından da kafaya takılmaya başlandı. Ancak şunu da belirtmeliyim. Aleviler kadın erkek eşitliğini savunur. Feministler de kadın erkek eşitliğini savunur. Ama nedense Alevi toplu içinde feminizme karşı soğuk ve olumsuz bakanlar çok. Bu önemli bir sorun.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><em>Neden bu kadar çok karşılar?</em></strong></p>
<p>Zaten eşitiz ya ne gerek var niye bizi bölüyorsunuz diyorlar. Feminizmi bölücü olarak görüyorlar. Oysa asıl korktukları bu değil. Feminist politikanın konusu olan erkek şiddeti, evlilik sürecinde edinilmiş malların eşit bölüşümü, miras ve elbette kadınların özgüven sahibi olması gibi konular Alevi kadınlar tarafından sahiplenilecek diye Alevi erkekleri korku sarmış durumda.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Bugünkü Alevi inanç pratiklerine, cem evlerine kadınlar daha ilgililer ama yönetimlerinde nasıllar?</em></strong></p>
<p>Alevi kurumlarına gidin, derneklere cem evlerine en çok kadınları görürsünüz. Ama yönetiminde kadınlar çok azlar, kimi yönetimlerde yoklar. Oraları erkekler ele geçirmiş. Kadınları almıyorlar. <strong>Bilet sat, temizlik yap, çayı sat, hizmet gör, kurbanlar gelecek onları pişir, cem için ortalığı toparla temizle, bildiğiniz ev içi işbölümü kadınlarda. Kadınlar açısından cemevinin cem kısmını çıkarmışlar, ev kısmı kalmış.</strong> Erkeklerin tutumu böyle. Bir de kadınların tutumu var.  Alevi toplumu bahsedildiği gibi ilerici modern, demokrat bir toplum değil. Cinsiyetçi ve muhafazakar bir toplum. Erkeklerin olduğu yerlere kadınlar isteseler de giremiyorlar. Talip olmaya çekiniyorlar, utanıyorlar. Ayrıca yönetimlerde çalışma koşulları erkeklere göre şekillendiğinden kadınların bu koşullara uyumu çok zor oluyor. Ayrıca evdeki koca da kadınların yönetimlere girmesini istemiyor, engel oluyor. Ev işi, çocuk, kendisine kim hizmet edecek? Nasıl olur karısı başka erkeklerle beraber uzun saatler mesai harcar? Kadınlar buralarda yeterince iradeli, kararlı duramıyorlar. Mesela toplantılar oluyor, başka şehirlerde oluyor. Bizim o başka illere gitmemiz gerekiyor, gece otelde kalmamız gerekiyor, o zaman olmuyor, sıkıntı yaşıyoruz, kocamız izin vermiyor. Ya da en temel mesele şu para, siyaset çok pahalı bir şey. Siyasete girdiğiniz zaman düğünlere gidip takı takmak zorundasınız, tanımadığınızın da düğünü olsa. Halkla her zaman iç içe olmalısınız. Zamanım yok diyemezsiniz. Şehir şehir gezmek oraya buraya yetişmek zorundasınız bunların hepsi de para demek peki en fakir cins kim? Kadınlar. Alevi kurumlarının başkanı açıklama yapmıştı, <strong>niye kadınlar daha az diye televizyonda sormuştu, sunucu kadın da paraları yok demişti.</strong> Oysa kadınlar çok önde biliyor musunuz? Alevilikte kadınlar görünür, ne yaparsan yap üzerini örtemiyorsun. Erkekler kadınların bu görünürlüğünü de kullanıyor. Ellerinden gelse o görünürlüğü yok edecekler, yok edemiyorlar ama bu kez onu da kendileri için kullanıyorlar. Bizde kadınlar var, kadınlar korosu var, semah var, diyor erkekler. Ama iktidar, güç, para, olanaklar, kararlar erkelerde. Her yere sen çöreklenmişsin ve kalkmıyorsun oradan. Eş başkanlık mesela kadınların işini çok kolaylaştıracak bir şey ama hala birçok yerde buna da direnenler mevcut. İstedikleri kadar dirensinler bu yola girildi bir kez. Aleviliğin erkekleşmesine neden olan üç şey; devletler, başka inançlar ve Alevi erkekler.</p>
<p><em> </em></p>
<p><strong><em>Ne yapmalı?</em></strong></p>
<p>Alevi kadınların daha atak olması gerek. Hem dışarıda bağımsız Alevi kadınların örgütlenmesi olmalı hem de kurumlardaki kadınların daha güçlü bir şekilde örgütlenmesi lazım. Kurumların program ve tüzükleri kadın birimlerinin çalışmasını kolaylaştıracak şekilde dönüştürülmeli. Hem kurumlarda hem de kurumlar dışındaki Alevi kadınların buluştuğu ortak toplantılar örgütlenip ortak hedefler, kararlar alınmalı. Kurumlarda yönetimlere gelen kadın sayıları arttırılmalı ama kadın bilincine sahip kadınlar buralara gelmeli. Kadınlara karşı erkeklerle ortak çalışan kadınlar değil. Başta yönetimlerdeki erkekler olmak üzere üye erkeler dahil olmak üzere eşitlik eğitimleri verilmeli. Kadına yönelik şiddet konusunda sıfır hoş görü uygulanmalı. Anaların sayısı arttırılmalı. Kadın birimleri ve analar birlikte çalışmalı. Dedelerin sarsılmaz gücü analarla paylaşılmalı. Kadıncıl Alevilik inancı Alevi toplumu tarafından öğrenilmeli ve içselleştirilmeli. Böyle olduğunda ancak Alevilikteki erkeklik fay hattı kırılır ve yol alınır.</p>
<p><strong><em>Çok teşekkürler.</em></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/08/alevilerde-kadinlar-esittir-soylemine-itirazlar/">Alevilerde Kadınlar Eşittir Söylemine İtirazlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
