<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>göç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/goc/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/goc/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Feb 2024 09:40:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>göç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/goc/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Göç Araştırmaları Vakfı Araştırmacı Ekip Arkadaşları Arıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/01/goc-arastirmalari-vakfi-arastirmaci-ekip-arkadaslari-ariyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Feb 2024 09:40:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[İş İlanı]]></category>
		<category><![CDATA[Araştırma]]></category>
		<category><![CDATA[Diaspora]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göç araştırmaları vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=85956</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göç Araştırmaları Vakfı bünyesinde yer alan Göç ve Diaspora Akademisi’nde görev alacak araştırmacı ve araştırma asistanları aranıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/01/goc-arastirmalari-vakfi-arastirmaci-ekip-arkadaslari-ariyor/">Göç Araştırmaları Vakfı Araştırmacı Ekip Arkadaşları Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h5 id="edit-flexbox-01" class="webform-flexbox js-webform-flexbox js-form-wrapper form-group form-wrapper" data-drupal-selector="edit-flexbox-01"><strong>Aranan Kriterler</strong></h5>
<div id="edit-processed-text" class="form-item js-form-item form-type-processed-text js-form-type-processed-text form-item- js-form-item- form-no-label form-group">
<ul type="disc">
<li>Ankara’da ikamet etmek veya ikamet etmeye uygun olmak,</li>
<li>İlgili sosyal bilimler alanlarında yüksek lisans veya doktora yapmış ya da yapıyor olmak,</li>
<li>En az bir yabancı dile B2 düzeyinde hâkim olmak,</li>
<li>Proje ve ekip çalışmasına uygun olmak,</li>
<li>Vakfın akademik ve idari işlerinde sorumluluk üstlenmek.</li>
</ul>
</div>
<div id="edit-processed-text-01" class="form-item js-form-item form-type-processed-text js-form-type-processed-text form-item- js-form-item- form-no-label form-group">
<h5><strong>Sizi Bekleyen Fırsatlar</strong></h5>
<ul type="disc">
<li>Burs imkânı,</li>
<li>Ekip çalışmasına, bilgi üretmeye ve girişimciliğe önem veren bir ortam,</li>
<li>Çalışacağınız araştırma alanında uzmanlaşma,</li>
<li>İlgili alanlarda Türkiye’nin uygulayacağı politikalara katkı sunma,</li>
<li>Proje, etkinlik geliştirme ve uygulama aşamasında deneyim.</li>
</ul>
</div>
<p>Not: Başvuru sisteminde özgeçmişinizi doldurduktan sonra başvurunuzu tamamlayabilirsiniz.</p>
<p>Son başvuru tarihi: 1 Mart 2024</p>
<p><a href="https://gavsistem.gocvakfi.org/user/0/cv?destination=/node/1560" target="_blank" rel="noopener">Başvuru için tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/02/01/goc-arastirmalari-vakfi-arastirmaci-ekip-arkadaslari-ariyor/">Göç Araştırmaları Vakfı Araştırmacı Ekip Arkadaşları Arıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2023-2024 Göç ve Diaspora Akademisi Temel Eğitim Programı (TEP) Başvuruları Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/21/2023-2024-goc-ve-diaspora-akademisi-temel-egitim-programi-tep-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 21 Aug 2023 09:55:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göç araştırmaları vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Göç ve Diaspora Akademisi]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Eğitim Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84974</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göç Araştırmaları Vakfı ile Göç ve Diaspora Akademisi, göç ve diaspora konularının multidisipliner işlendiği giriş seminerlerinden oluşan Temel Eğitim Programı (TEP) için başvuruları almaya başladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/21/2023-2024-goc-ve-diaspora-akademisi-temel-egitim-programi-tep-basvurulari-basladi/">2023-2024 Göç ve Diaspora Akademisi Temel Eğitim Programı (TEP) Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Program güz ve bahar olmak üzere iki dönem sürmekte. İlk dönemde (güz) üç seminer, ikinci dönemde (bahar) iki seminer olmak üzere program kapsamında toplam beş seminer bulunuyor. Her bir seminer 8 hafta sürüyor.</p>
<h5><strong>Kimler Başvurabilir?</strong></h5>
<ul>
<li>Göç ve diaspora alanında akademik çalışmalar yapmak isteyen yerli ve yabancı uyruklu tüm lisans ve lisansüstü öğrencileri,</li>
<li>Lisans eğitimini tamamlamış, göç ve diaspora alanlarında kendini geliştirmek isteyen özel ve kamu kurumu çalışanları başvurabilirler.</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru ve Değerlendirme Süreci</strong></h5>
<p>Adaylar ilan edilen başvuru tarihi içerisinde <a href="https://gavsistem.gocvakfi.org/">GAV Sistem</a> üzerinden programa çevrim içi başvuru yapabilirler. Başvuru tarihi sona erdiğinde, sisteme girilen başvurular Göç ve Diaspora Akademisi Koordinatörlüğü tarafından ön değerlendirmeye tabi tutulur. Adayların eğitimi, alan bilgisi, yabancı dil bilgisi ve benzeri kriterlerini dikkate alan bir ön değerlendirmenin ardından uygun görülen adaylar mülakata çağrılır. Mülakat süreci koşullara göre yüz yüze veya çevrim içi olarak yapılabilmekle birlikte yüz yüze mülakat tercih edilmektedir. Mülakat sonuçları adaylara telefon ve/veya mail yoluyla bildirilir.</p>
<h5><strong>TEP Öğrencisinin Sorumlulukları</strong></h5>
<p>Başvuru sonucu olumlu sonuçlanan aday artık bir TEP öğrencisidir. TEP öğrencisinin;</p>
<ul>
<li>TEP seminerlerine %80 oranında devam zorunluluğu bulunmakta. Buna göre öğrencilerin 8’er haftalık seminerlerin en az 6 haftasına katılımı bekleniyor.</li>
<li>Aldığı seminere ilişkin kendisine iletilen haftalık okumaları yapma ve her bir okumaya ilişkin özet/eleştiri yazma sorumluluğu bulunuyor.</li>
<li>Her dönem sonunda aldığı seminerlerden biri ile ilgili dönem ödevi hazırlama (politika/olay analizi, kitap incelemesi, film eleştirisi, proje önerisi geliştirme) sorumluluğu bulunuyor.</li>
</ul>
<p>Güz Dönemi seminerlerini başarı ile tamamlayan öğrenciler, Bahar Dönemine geçiş yapabilecek. Her iki dönemi de başarı ile tamamlayan öğrenciler TEP Katılım Sertifikası almaya hak kazanacak.</p>
<p>Temel Eğitim Programı hibrit yürütülecek. Ankara’da ikamet eden öğrencilerin fiziki ortamda derslere katılımı zorunlu. Ankara dışında ikamet eden öğrenciler ise eş zamanlı olarak çevrim içi ortamda derslere katılım sağlayacak.</p>
<p><a href="https://gavsistem.gocvakfi.org/" target="_blank" rel="noopener"><strong>Başvuru yapmak için tıklayınız.</strong></a></p>
<p>Son başvuru: 15 Eylül</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/21/2023-2024-goc-ve-diaspora-akademisi-temel-egitim-programi-tep-basvurulari-basladi/">2023-2024 Göç ve Diaspora Akademisi Temel Eğitim Programı (TEP) Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Araştırmaları Derneği&#8217;nden Yeni Rapor: Göç ve Deprem</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/10/go%cc%88c%cc%a7-aras%cc%a7tirmalari-derneg%cc%86inden-yeni-rapor-goc-ve-deprem/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 10 Aug 2023 08:08:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[GAR]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84881</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göç Araştırmaları Derneği (GAR), deprem sonrası süreçte yaşanan büyük iç göç hareketliliğinin izini sürmek ve mültecilerin yerleştikleri yerlerde yaşadıkları sorunların sistematik bir şekilde raporlanmasına katkı sunmak amacıyla 'Göç ve Deprem' başlıklı bir rapor hazırladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/10/go%cc%88c%cc%a7-aras%cc%a7tirmalari-derneg%cc%86inden-yeni-rapor-goc-ve-deprem/">Göç Araştırmaları Derneği&#8217;nden Yeni Rapor: Göç ve Deprem</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="td_block_wrap tdb_single_content tdi_171 td-pb-border-top td_block_template_8 td-post-content tagdiv-type" data-td-block-uid="tdi_171">
<div class="tdb-block-inner td-fix-index">
<p>Deprem bölgesindeki durumu ortaya koyan ilk iki raporun ardından bu raporda, göçmen hareketliliğinin uzandığı İstanbul odağa alınarak depremin göçmenler üzerindeki etkilerine dair bütünlüklü bir resim çizmek amaçlandı. Bu hareketliliği önemli kılan ve uzun vadede kapsamlı çalışmalara konu olması gereken olgu ise, deprem bölgesindeki Suriyelilerin kısa sayılabilecek bir süre içinde ikincil bir göç deneyimi yaşamış olması. Bu deneyim bağlamında İstanbul’a gelen grupların kimler olduğu, nasıl geldiği, hangi sorunlarla karşılaştıkları ve hangi mekanizmalarla bu sorunları çözmeye çalıştıkları gibi sorulara cevap aramak bu raporun temel çerçevesini oluşturuyor.</p>
<p>Bu amaçla, 6 Şubat 2023 depremini takip eden Nisan ve Mayıs ayları boyunca İstanbul’da 11 STK ve sivil inisiyatifle yarı yapılandırılmış görüşmeler gerçekleştirildi. Görüşmelerin, köklü kurumlardan yeni kurulmuş derneklere ve kişisel inisiyatiflere uzanan geniş bir yelpazede olmasına özen gösterildi.</p>
<p>Yapılan görüşmeler ve GAR’ın önceki iki raporunda ortaya çıkan bulgular ışığında, deprem sonrası yaşanan sürecin her aşamasına (yakın illere göçten İstanbul’a olan hareketliliğe kadar) sirayet eden temel sorunlar tespit edildi.  Temel sorunların koordinasyonsuzluk, belirsizlik ve ayrımcılık etrafında şekillendiği ve İstanbul’un özgül şartlarının bu sorunlara yeni katmanlar eklediği belirtildi.</p>
<div class="attachmentsContainer">
<div id="attachmentsList_com_content_article_322" class="attachmentsList"><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/go%cc%88c%cc%a7-aras%cc%a7tirmalari-derneg%cc%86i-goc-ve-deprem/" target="_blank" rel="noopener">Rapora ulaşmak için tıklayınız.</a></div>
<div></div>
<div>Önceki <a href="https://bit.ly/3qVR30I">iki rapora buradan ulaşabilirsiniz.</a></div>
</div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/10/go%cc%88c%cc%a7-aras%cc%a7tirmalari-derneg%cc%86inden-yeni-rapor-goc-ve-deprem/">Göç Araştırmaları Derneği&#8217;nden Yeni Rapor: Göç ve Deprem</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç ve Diaspora Temel Eğitim Programı Başvuruları Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/24/goc-ve-diaspora-temel-egitim-programi-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 May 2022 13:48:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Diaspora]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göç araştırmaları vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Temel Eğitim Programı]]></category>
		<category><![CDATA[TEP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80994</guid>

					<description><![CDATA[<p>Akademi bünyesinde her yıl farklı düzeylerde katılımcılara yönelik kademelendirilmiş eğitim modülleri düzenlemekte olan Göç Araştırmaları Vakfı, akademinin alt modüllerinden biri olan Temel Eğitim Programı (TEP) için başvuruları açtı. Göç ve Diaspora konulu seminer, tarihi arka plan ve sosyolojik boyut merkezli olarak giriş seminerlerinden oluşuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/24/goc-ve-diaspora-temel-egitim-programi-basvurulari-basladi/">Göç ve Diaspora Temel Eğitim Programı Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="content-style-one">
<div class="event-title">TEP, Güz ve Bahar dönemleri olmak üzere iki dönem sürmektedir. Her dönem iki seminer olmak üzere toplamda 4 seminer bulunmakla birlikte her bir seminer 8 hafta sürmektedir.</div>
</div>
<div class="content-style-two">
<h5><strong>Kimler Başvurabilir?</strong></h5>
<ul>
<li>Göç ve diaspora alanında akademik çalışmalar yapmak isteyen hazırlık, 1, 2 ve 3. sınıftaki yerli ve yabancı tüm lisans öğrencileri başvurabilecektir.</li>
<li>Lisans eğitimini tamamlamış, göç ve diaspora alanlarına giriş yapmak isteyen özel ve kamu kurumu çalışanları ile lisansüstü öğrenciler başvurabilecektir.</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru ve Değerlendirme Süreci</strong></h5>
<p>Adaylar ilan edilen başvuru tarihi içerisinde GAV Sistem üzerinden programa başvuru yapabilirler. Başvuru tarihleri tamamlandığında, sisteme girilen başvurular Göç ve Diaspora Akademisi Koordinatörlüğü tarafından <strong>ön değerlendirme</strong>ye tabi tutulur. Ön değerlendirmede <strong>alana ilgi düzeyi</strong> ve <strong>asgari düzeyde yabancı dil bilgisi</strong> gibi şartları sağlayan adaylar <strong>mülakat</strong>a davet edilir. Mülakat süreci koşullara göre yüz yüze veya online olarak yapılabilmekle birlikte yüz yüze mülakat tercih edilmektedir. Mülakat sonucu adaya daha sonra telefon ve/veya mail yoluyla bildirilir.</p>
<h5><strong>TEP Öğrencisinin Sorumlulukları</strong></h5>
<p>Başvuru sonucu olumlu olan aday artık bir TEP öğrencisidir. TEP öğrencisinin sorumlulukları ise şu şekildedir:</p>
<ul>
<li>TEP seminerlerinde <u>devam zorunluluğu</u> bulunmaktadır. Buna göre öğrencilerin 8’er haftalık seminerlerin en az 6 haftasına katılımı beklenmektedir.</li>
<li>TEP öğrencisi aldıkları seminere ilişkin kendilerine iletilen <u>haftalık okumaları</u> yapmakla ve her bir okumaya ilişkin özet/eleştiri yazmakla sorumludur.</li>
<li>Seminerlere düzenli olarak katılan TEP öğrencisi her dönem sonunda aldığı seminerlerden biri ile ilgili <u>dönem ödevi</u> hazırlamakla sorumludur.</li>
</ul>
<p>Bu kapsamda <strong>Güz Döneminde</strong> başarılı bulunan katılımcı, <strong>Bahar Dönemine</strong> geçiş yapabilecektir. Her iki dönemi de başarı ile tamamlayan katılımcılar <strong>katılım belgesi</strong> almaya hak kazanacaktır.</p>
<p><strong>Temel Eğitim Programı sadece İstanbul’da ve Ankara’da eş zamanlı olarak yürütülecektir. Eğitim programımız çevrimiçi değil yüzyüze olacaktır.</strong></p>
<p><a href="https://gavsistem.gocvakfi.org/user/register">Başvuru yapmak için tıklayınız.</a></p>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/24/goc-ve-diaspora-temel-egitim-programi-basvurulari-basladi/">Göç ve Diaspora Temel Eğitim Programı Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 03 Jul 2021 09:37:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[Göç İdaresi Genel Müdürlüğü]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Barın]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeliler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[uyum politikası]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72262</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ankara Yıldırım Beyazıt Üniversitesi’nde Öğretim Üyesi olan Hilal Barın, Türkiye’deki Suriyelilerin uyum sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü inceledi. Sivil toplumun Suriyelilerin uyumuna ilişkin sistemli bir akademik çalışmada bulunmadığı kaygısı ile gerçekleştirilen araştırmaya göre; Türkiye’de STK’lar Suriyelilerin uyumunu kolaylaştıracak birincil aktörler arasında yer alıyor. Suriyelilerin uyumu için insani yardım, hukuki destek, danışmanlık, istihdam, sağlık, eğitim, mesleki eğitim, kültür-sanat, araştırma ve konferans gibi çalışma alanlarına yoğunlaşan STK’lar fiili olarak başlayan uyum sürecinin giderek hızlanmasını sağlıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/">&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye uluslararası göç akışında kritik bir konumda. Güneyden kuzeye, doğudan batıya ve az gelişmiş ülkelerden gelişmiş ülkelere yönelen göç hareketinde hedef ülkesi Avrupa olan birçok göçmenin yolu Türkiye’den geçiyor. Bu noktada Türkiye’nin hem kaynak, hem geçiş ülkesi hem de bazı göçmenler için hedef ülke olduğunu söylemek mümkün. Nitekim Türkiye’deki akademik göç yazını da göçün getirdiği cereyanların kısa ve orta vadede tartışmaya devam edileceğini vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün sunduğu resmi rakamlara göre halihazırda 3.6 Milyon Suriye uyruklu kişi bulunuyor. Diğer uyruklardan ise 320 bin kişinin Türkiye’de yaşamını sürdürdüğü ifade ediliyor. Gayrı resmi rakamlar ise Türkiye topraklarında 5 milyonun üstüne yabancının olduğunu ifade ediyor. Her ne kadar koronavirüs döneminde uluslararası göç akışı radikal bir şekilde düşüş gösterse de “göç” dünyanın her zaman olduğu gibi kimilerince kabullenilmesi zor bir gerçeği olmaya devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öyle ki Birleşmiş Milletler dünyada uluslararası göçmen sayısının 2000 yılından beri %50 arttığını ifade ediyor. Dünya üzerinde en az 244 milyon göçmen yer değiştiriyor. Göçmenlerin aslında büyük bir kısmını kadınlar ve çocuklar oluşturuyor. Durum böyleyken göç akışından neredeyse etkilenmeyen ülke kalmadığını söylemek mümkün.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle yoğun göç akışına sahip ülkeler göçmenleri “misafir” olarak kabul etmenin ötesinde artık “uyum” çalışmalarını da tartışmaya başlıyor. Örneğin, göçmenler için hedef ülke konumunda olan Almanya uyum çalışmalarında önde gelen ülkelerden biri konumunda.</span></p>
<h5><b>Suriyelilerin Kısa Vadede Dönebilmesi Mümkün Değil</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye ilk Suriyeli girişinin üzerinden tam 10 yıl geçti. Süreç içinde 680 binden fazla Suriyeli çocuk Türk eğitim sistemine dahil edildi. 1 milyondan fazla Suriyeli aktif olarak çalışmaya devam ediyor. Örneğin TEPAV raporunda Suriyelilerin Türkiye’de 20 Binden fazla şirket kurarak Türk ekonomisine katkı sağladığı ifade ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir yandan Türkiye’nin gönüllü geri dönüşü ve üçüncü ülkelere yerleştirmeyi teşvik etmesi gerektiği vurgulanırken bir yandan asıl ihtiyacın kapsamlı uyum çalışmaları olacağının altı da çiziliyor. Çünkü biliniyor ki Türkiye’deki Suriyelilerin gönüllü bir şekilde geri dönme ihtimalleri neredeyse yok. Örneğin </span><i><span style="font-weight: 400;">Save The Children</span></i><span style="font-weight: 400;">&#8216;ın araştırmasına göre, Suriyeli çocukların çoğu geleceklerini kendi ülkelerinde göremiyor ve Suriye&#8217;ye dönmek istese de bu talep halihazırdaki savaş koşulları nedeniyle imkansız görünüyor.</span></p>
<h5><b><img fetchpriority="high" decoding="async" class="size-full wp-image-72291 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/sivil-toplumun-rolu.jpg" alt="" width="251" height="387" />“Artık Resmi Olarak Uyum Çalışmalarının Konuşulması Gerekiyor.”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dr. Öğretim Üyesi Hilal Barın yaklaşık dört yıl süren doktora çalışmasında kamu kurumları ve saha görüşmeleri neticesinde Suriyelilerin büyük bir kısmının Türkiye’de kalıcı olduğu sonucuna ulaştığını ifade ediyor. Doktora çalışmasını “Türkiye’deki Suriyelilerin Enterasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü” başlığı ile kitaplaştıran Hilal Barın ile Türkiye’de göç çalışan STK’ları konuştuk.</span></p>
<p><b>Yaptığınız saha çalışmasına göre STK’larla ilgili öne çıkan en önemli bulgu neydi acaba?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle son yıllarda göçün yoğunlaşması ile STK’lar sundukları hizmetler bağlamında göçmenler için devlet dışı aktörler olarak vazgeçilmez unsurlar haline geldi. Bu kuruluşlar göçmenleri koruma ile ilgili raporların hazırlanması, kamuoyunun ve medyanın haberdar edilmesi; göçmenlere barınma sağlanması, hukuki ve toplumsal danışma ve eğitim programları sunulması; sağlık, kalkınma, danışma, yerleştirilme ve uluslararası yardımlara ulaşma gibi konularda yardım etmeye devam ediyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de de bu gibi süreçleri kolaylaştırmak için özellikle Suriye krizi sonrasında STK’lar tarafından Suriyelilere yönelik sahada gerçekleştirilen yardımlar, programlar, faaliyetler, kampanyalar ve projeler Suriyelilerin toplumsal entegrasyonuna çok büyük rol oynadı. Bu faaliyetlerin yanı sıra devlet ve devletin yardım kurumlarının çalışmalarını ve Türkiye halkını mobilize ederek tüm dünyada krize neden olan Suriyelilerin “de facto entegrasyon” sürecine aracılık ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çerçevede, Türkiye&#8217;de STK’lar birincil tamamlayıcı aktörler olarak faaliyetleri ile Suriyelilerin entegrasyonunu kolaylaştırmaktadırlar. Nitekim, sahada yaygın olarak STK’lar tarafından gerçekleştirilen bütünleştirici eylemlerin, Suriyeliler ile Türkiye toplumunu bir araya getirme girişimi etrafında odaklandığını müşahede ettim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’lar, şehirlere yerleşen Suriyeliler için insani yardım, nakit yardımı, psiko-toplumsal destek, istihdam, hukuki danışmanlık, toplumsal hizmetler, sağlık hizmetleri, eğitim ve mesleki eğitim, kültür ve sanat etkinlikleri, farkındalık yaratma kampanyaları, konferanslar, çalıştaylar, hizmetlere erişim hakkında bilgi paylaşımı  noktasında birçok faaliyetler gösterdi. Saha düzeyinde aktif faaliyet gösteren bazı STK’ların, faaliyetlerindeki gönüllülük motivasyonu ile birlikte acil durum anında gece gündüz bu ortamı yaratmak için çalıştıkları söylenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin varlığına dair farklı motivasyon, yöntem ve perspektiflere sahip olmalarına rağmen, farklı ideolojilerden tüm STK’lar (dini [İslamcı ya da Hıristiyan], işçi sendikaları, dayanışma grupları, ‘hak temelli’ STK’lar, ‘ihtiyaç temelli’ hizmet sağlayan STK’lar) olağanüstü koşullar altında aynı sorunun üzerine eğildi. STK’lar tarafından oluşturulan platformlar, ortaklıklar ve koordine edilmiş ekipler -sahada zaman zaman aksaklıklar olmasına rağmen- görece başarılı bir şekilde Suriyelilerin uyumu için çalıştılar. </span></p>
<p><b>STK’ların uyum sürecine etkisi ne derecede?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte STK’ların Suriyelilere destek olmak için iyi ilişkiler kurma çabaları ve entegrasyon faaliyetlerinin devam ettirilmesi için koordineye dayalı bir yardım ve destek sistemi belirli ölçülerde gerçekleşti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu çalışmada, Suriyeliler özelinde çalışan STK&#8217;ların politikalarını insani yardım, hukuki destek, danışmanlık, istihdam, sağlık, eğitim, mesleki eğitim, kültür-sanat, araştırma ve konferans/atölye gibi çalışma alanlarına yoğunlaştıkları tespit edildi. Bunun yanı sıra göç konusuyla ilgilenen STK’ların toplumsal entegrasyon konusunda birçok çalışması bulunuyor. </span></p>
<p><b>Toplum, uyum sürecinde nerede acaba?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de göç yönetiminde STK’ların da mobilize ettiği toplumun bizatihi kendisidir. Farklı kültürlerin karşılaşmasıyla insanların bir arada hayatlarını sürdürme isteği ile aslında entegrasyon gerçekleşiyor. Toplumsal krizler, patlamalar yaşanmadan hayırseverlik duygularıyla gerçekleşen ve hayırseverliği aşan, toplumsal entegrasyonu sağlayan STK yapılanmaları tabandan bir örgütlenmeyi mümkün kılmış yeni bir toplumsal olgudur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal entegrasyonun gerçekleşmesi için STK’lar süreçte aktif olarak yer almış devlet ve yerel halkla uyumlu çalışmalar yürütmüştür. Bununla birlikte toplumsal kabulün yüksek olması ve devam etmesi söz konusu olsa da durumun hep bu seviyede ilerleyeceğini düşünmek yanıltıcı olur. Doğru politika ve stratejilerin belirlenmesi ve bu yönde hareket edilmesi gerekmektedir. Bu amaçla, entegrasyonun gerçekleşebilmesi için çift taraflı bir uyum söz konusu olmalı ve yerel halka güvenlik kaygıları yaşamamaları için yaşam standartlarında herhangi bir düşüş yaşanmayacağı noktasında da garantiler verilmelidir.</span></p>
<p><img decoding="async" class="size-full wp-image-72293 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/uyum-politikasi.jpg" alt="uyum politikası" width="598" height="339" /></p>
<p><b>Uyum politikası artık zaruri mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de Mart 2011’den bu yana yaşanan iç savaşın bir ürünü olan Türkiye’deki Suriyelilerin kalıcılık ihtimalinin her geçen gün daha da artması geleceğe yönelik uyum politikalarının da ele alınmasını zorunlu kıldı. Uyum sorununa kısa vadeli politikalarla çözüm bulunamayacağını savunan bu çalışmalarda Suriyelilerin entegrasyonuna yönelik kurumsal düzenlemelerin yapılması gerekiyor. Çünkü, sorun artık Suriyelilerin salt temel ihtiyaçlarını karşılanmasıyla çözülebilecek bir sorun olmaktan çıktı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’deki Suriyeliler siyasal, sosyal ve ekonomik yönleriyle bir uyum ve güvenlik sorunu haline geldi. Yaşanan sorunlar sadece Suriyelilerle mâl edilmez ve çözüm için Türkiye halkının da katıldığı iki taraflı uyum sürecinin başlatılması gerekiyor. Bu konuda yapılacak idari-yasal düzenlemelerin yanı sıra Suriyelilerin Türkiye’nin sosyal, ekonomik, kültürel, demografik ve güvenlik yapılarına nasıl entegre edileceği hususunda uyum çalışmaları yapılması elzem. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Entegrasyon konusu, Türkiye genelinde sürekli olarak yükselen bir halk ve politika tartışması haline geldi. Suriyeliler özelinde başarılı bir uyum sürecinin nasıl olacağı ve uyumun neleri içereceği ve toplumsal hayata nasıl uyum sağlanacağına ilişkin bir uyum politikası herkesin eşit bir şekilde katılacakları bir süreç olarak algılanmalıdır. </span></p>
<p><b>Türkiye için uyum sürecinde model bir ülke var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumu oluşturan gruplar arasında ahengin sağlanması ancak kamu uyum politikaları ve grupların uyum stratejilerinin sosyal politika bağlamında ele alınması çerçevesinde birbirleriyle dengede tutularak sağlanabilecektir. Uyum stratejisinin; Avustralya, Kanada ve ABD gibi göçmen toplumlarda en fazla tercih edilen ve başarılı uyumu, Bulgaristan, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya gibi bazı ülkelerde, devletin ekonomik ihtiyaçları entegrasyon çabalarının üstüne çıkmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendine yeterlilik ve ekonomik bağımsızlık, dil bilgisi ile (bazen daha göç etmeden kaynak ülkede test edilmektedir) birlikte en üst seviye entegrasyon önceliklerindendir. Letonya, Romanya ve Hollanda gibi bazı ülkelerde entegrasyon stratejilerinde toplumun ekonomik, sosyal ve kültürel yaşamına aktif katılıma özel önem verilmektedir. Finlandiya, Estonya, İrlanda, Lüksemburg, Polonya, Portekiz, İspanya gibi ülkelerde ise ev sahibi toplum ile göçmenler arasında pozitif ilişkilere odaklanılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin Belçika’da devletin entegrasyon ile ilgili en önem verdiği konu, 2012 yılı Temmuz ayındaki kanun değişikliğinden itibaren entegrasyonun son basamağı olarak görülen Belçika vatandaşlığının elde edilmesidir. Finlandiya’da mevcut entegrasyon politikası ise farklı halk grupları arasında olumlu davranışlar ve işleyen ilişkileri esas almaktadır. Bu konu vatandaşların, siyasi karar alıcıların ve diğer kamusal aktörlerin bir sorumluluğu olarak görülmektedir. Polonya’da ise ülkeye girişlerin geçici olduğu vurgulanmakta ve dil bilgisi ile iş yaşamına giriş entegrasyonun temel önkoşulları arasında tanımlanmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu örneklerin biri yahut hepsi bize uyar denemez, her ülkenin kendi gerçeklikleri doğrultusunda tarihsel ve toplumsal dinamikler göz önüne alınarak kendine özgü bir model oluşturması gerekmektedir.</span></p>
<table>
<tbody>
<tr>
<td><b>Gelecekte Neler yapılabilir?</b></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Uyum için STK çalışanlarının eylem planı hazırlaması gerekiyor.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Göç İdaresi Genel Müdürlüğü, AFAD ve diğer ilgili kuruluşları da uyum çalışmaları yapan STK’ları  eylem planına  dahil edebilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilere karşı yerel halkın tepkisini ölçecek araştırmalar yapılarak, olası risklere karşı halkı bilgilendirmeye yönelik projeler başlatılabilir.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">STK’larla belediyeler arasındaki iletişimin güçlendirilmesi ve paydaşlıklar kurulması Suriyelilerin entegrasyonunun yönetiminde kolaylaştırıcı rol oynayacaktır.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerle ilgili çalışma yapan STK sayısı oldukça yüksek olmasına rağmen, bu kuruluşlar arasında genel bir koordinasyon bulunmuyor. STK’lar daha sık bir araya gelmeli.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Suriyelilerin hukuki mevzuat dâhilinde sahip olduğu haklar konusunda STK’lar aracılığı ile bilinçlendirilmesi gerekiyor.</span></li>
</ul>
</td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p><b>Kaynaklar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.tepav.org.tr/tr/calismalarimiz/s/399" target="_blank" rel="noopener">“TEPAV Suriye Sermayeli Şirketler Bülteni” Türkiye Ekonomi Politikaları Vakfı</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Türkiye’deki Suriyelilerin gönüllü bir şekilde geri dönme ihtimalleri yok’, Hürriyet, 02.05.2021. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.dw.com/tr/ara%C5%9Ft%C4%B1rma-suriyeli-%C3%A7ocuklar-geri-d%C3%B6nmek-istemiyor/a-56812073" target="_blank" rel="noopener">“Araştırma: Suriyeli çocuklar geri dönmek istemiyor”, Deutsche Welle, 09.03.2021.</a> </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Barın, Hilal (2021). Türkiye&#8217;deki Suriyelilerin Entegrasyonunda Sivil Toplum Kuruluşlarının Rolü, Kadim Yayınları: 1-368.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan, M.ve Ünver, C. (2015) Türk İş Dünyasının Türkiye’deki Suriyeliler Konusundaki Görüş, Düşünce ve Önerileri, TİSK, Ankara, s. 8.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/03/turkiyede-suriyelilerle-uyumu-artik-konusmamiz-gerekiyor/">&#8216;Türkiye’de Suriyelilerle Uyumu Artık Konuşmamız Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Yeni Hükümet Sisteminde Göç’te de Kurumsallaşmalıyız”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/yeni-hukumet-sisteminde-gocte-de-kurumsallasmaliz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Jun 2021 13:59:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Hükümet SistemiCumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göç politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Mülteci Hakları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70832</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye artık “göç-yoğun” bir ülke… Kimi ülkeler için kaynak, kimi göçmenler için konak ya da hedef bir coğrafya konumunda. Bu durum Türkiye’de siyasi karar alıcıların Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nde yeni bir kurumsallaşma yoluna gitmesini de gerekli kılıyor. Göç yönetiminde kurumsallaşmayı inceleyen Uluslararası Mülteci Hakları Derneği hazırladığı raporda Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan bağlı bir “Göç Politikaları Kurulu”nun oluşturulması önerisinde bulunuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/yeni-hukumet-sisteminde-gocte-de-kurumsallasmaliz/">“Yeni Hükümet Sisteminde Göç’te de Kurumsallaşmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2010’lu yıllarla birlikte giderek hız kazanan göç akışı ulus-devletleri göçmenlere karşı yaklaşımda yeni sınavlara tabi tutuyor. Göç yolunda bazı ülkeler kaynak, bazıları transit, bazıları ise hedef konumdayken; Türkiye söz konusu akışta her üç deneyimi aynı anda tecrübe eden kritik bir noktada bulunuyor. Bu durum Türkiye’nin kurumsal inşasında geçmişe oranla artık daha sıcak bir gündeme sahip olan göç başlığının yeniden ele alınmasını zaruri kılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Türkiye’de bir Göç Bakanlığı’na ihtiyaç var mı?” sorunsalı ile yola çıkan Uluslararası Mülteci Hakları Derneği, Aslı Salihoğlu’nun küresel çapta 198 ülkeyi tarayarak kaleme aldığı “</span><b>Göç Yönetiminde Türkiye</b><span style="font-weight: 400;">” başlıklı raporu yayımladı. Raporda ortaya çıkan başlıca sonuçlardan bir tanesi Türkiye’de göçe ilişkin yeni bir bakanlığa ihtiyaç olmadığı. Fakat raporun bir diğer çıkarımı ise mevcut ve gelecekteki göç dalgalarının daha etkin bir şekilde yürütülebilmesi için </span><b>Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan bağlı bir “Göç Politikaları Kurulu” oluşturulması önerisi.</b></p>
<h5><b>Göçmene Her Bakanlık Farklı Yaklaşıyor!</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç yönetimine ilişkin her kurumsal düzen farklı bir yaklaşımı da beraberinde getiriyor. Belirli bir ülkedeki göçten sorumlu kurum veya kuruluşların, ulusal hükümet düzenindeki yerleri, söz konusu ülkedeki baskın göç yönetimi anlayışını yansıtabiliyor. Öyle ki eğer “lider” göç kurumu İçişleri Bakanlığı’na bağlı ise, göçmene ilişkin güvenlikçi bir anlayışın hâkim olduğu gözlemlenirken Adalet Bakanlığı’na bağlı ise hak temelli uygulamalar öne çıkıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göçün devletler tarafından bakanlıklar düzeyinde nasıl ele alındığı incelendiğinde çok az ülkenin (taranan ülkelerin %10’u) bir göç bakanlığına sahip olduğu gözlemleniyor. Göç Bakanlığı’na sahip olan ülkeler çoğunlukla tek bir baskın göç dalgasını (örn. işgücü göçü, insani göç) yönetiyor. Ayrıca bazı ülkeler (%15) Göç Bakanlığı’nı bir başka bakanlıkla birleştirebiliyor. Ülkelerin büyük çoğunluğu ise (%55) göç hareketlerini İçişleri Bakanlığı bünyesindeki koordinasyon ile denetliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Göç yönetimde Dışişleri Bakanlığı’nın aktif rol alması işbirliği merkezli ve uluslararası bir yaklaşımı içerirken; eğer göç yönetimde lider kurum İçişleri Bakanlığı ise sınır kontrolü ve insan kaçakçılığıyla mücadele dahil olmak üzere göçün ulusal güvenlikle ilgili yönlerine odaklanılıyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Sistem Nasıl?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun yazarı Aslı Salihoğlu göç yönetimindeki küresel standartlarla karşılaştırıldığında, Türkiye’nin halihazırdaki kurumsal düzenini “olgun” olarak değerlendiriyor. Salihoğlu’na göre bu düzenin yasal temelleri, Türkiye’ye Suriye savaşı sonrasında gelen kitlesel insani göç dalgalarını daha etkin yönetebilmek adına 2013 yılı ve sonrasında atıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşzamanlı olarak hem göç alan ülke, hem göç veren ülke, hem de transit geçiş coğrafyası konumundaki Türkiye, göç yönetimindeki sorumlulukları çeşitli bakanlık-altı göç departmanlarına dağıttı. İçişleri Bakanlığı merkezli şekillenen bu kurumsallaşma ulusal güvenlik meselelerinin ağır bastığı, ekonomik kalkınma gibi alt başlıkların görece göz ardı edildiği bir kamusal göç politikasını yansıtıyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Yeni Hükümet Sistemine Geçildi Fakat…</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye 2018 yılında Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ne geçiş yaptı. Birçok bakanlık söz konusu yapılanmada yeniden şekillendi. Fakat 2013 yılında genel olarak Göç İdaresi Genel Müdürlüğü (GİGM) çerçevesinde şekillenen göçün kurumsal denetiminin artık yeniden gözden geçirilmesine ihtiyaç var.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hükümet sisteminin değişmesi, göç bağlamında yeni bir kurumsallaşma modelini aramaya sevkediyor.</span></p></blockquote>
<p>Cumhurbaşkanlığı sistemine geçiş sırasında ulusal yönetiminin birçok bileşeninin daha da merkezileştiğini vurgulayan Salihoğlu, Cumhurbaşkanlığı Politika Kurulu’na göç alanında tanınan birkaç danışmanlık vasfı dışında, Türkiye’deki göç yönetimine ilişkin kurumsal düzenin büyük ölçüde değişmediğinin altını çiziyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durum, İçişleri Bakanlığı bünyesindeki Göç Kurulu’nun ve Göç İdaresi Genel Müdürlüğü’nün kurumsal nüfuzunu ve yürütme yetkilerini göreceli olarak azalttı. Bu bağlamda hem mevcut kamusal düzende güvenlikçi politikaların vurgulanması hem de göç alanındaki başlıca devlet kurumlarının cumhurbaşkanlığı sisteminde ana karar mercilerinden uzak kalmaları, orta-uzun vadede ülkemizdeki göç politikalarının bütüncül ve etkin yönetimini güçleştiriyor.</span></p>
<h5><b>Cumhurbaşkanlığı’na Doğrudan Bağlı Bir “Göç Politikaları Kurulu”</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun yazarı Salihoğlu’na göre Türkiye’de karma göç dalgalarının gelecekte daha da artacağını göz önünde bulundurmak gerekiyor. Söz konusu dinamikler ekonomik kalkınmayı, insan haklarını ve göç politikalarının ulusal güvenlikle olan ilişkisini eşit derecede vurgulayan, merkezi yönetim süreçlerine olabildiğince dahil bir kurumsal mimarinin gerekliliğini de mecbur kılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Salihoğlu’nun vurguladığı üzere bu etkin yönetim, yapısal olarak Göç Kurulu’nun feshedilmesi ve yerine Cumhurbaşkanlığı’na doğrudan bağlı bir “Göç Politikaları Kurulu”nun oluşturulması ile elde edilebilir. Bu kurul, devlet paydaşlarını (İçişleri, GİGM, AÇSHB, UİGM, Dışişleri, KTB, vb.) ve ulusal güvenlik, ekonomi, hukuk, dışişleri, sosyal hizmetler, eğitim ve sağlık dahil olmak üzere birçok alandan uzmanı bir araya getirerek göç alanında bütüncül politika yönetimini ana karar mercii olan Cumhurbaşkanlığı’na taşıyabilir. Göç Politikaları Kurulu’nun oluşturulması, bütüncül bir ulusal göç stratejisinin tasarımını kolaylaştıracak, ekonomi ve hukuk alanlarında uzman ve yetkili paydaşların Türkiye’nin göç yönetimindeki göreceli önemini artıracak bir siyasi manevra olacaktır.</span></p>
<p>Raporun tamamına ulaşmak için <a href="https://umhd.org.tr//upload/Dokuman/opt-goYcY-yoYnetiYmiYnde-tuYrkiYye-178J9YYA6UTU7EYWX2J9.pdf" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/01/yeni-hukumet-sisteminde-gocte-de-kurumsallasmaliz/">“Yeni Hükümet Sisteminde Göç’te de Kurumsallaşmalıyız”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı Başvuruları Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/goc-politikalari-ve-yonetimi-ihtisas-programi-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 May 2021 08:57:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Araştırmaları Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[göç araştırmaları vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70244</guid>

					<description><![CDATA[<p>Göç Araştırmaları Vakfı'nın düzenlediği Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı başvuruları açıldı.  Son başvuru tarihi 31 Temmuz 2021. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/goc-politikalari-ve-yonetimi-ihtisas-programi-basvurulari-basladi/">Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl ilk defa düzenlenecek olan Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı&#8217;nda; göç meselesi tarihsel, teorik ve pratik yönleriyle ele alınarak, göçün politika boyutuna vurgu yapılarak katılımcıların göç politikaları ve yönetimi konusunda uzmanlaşması hedefleniyor. Ayrıca, katılımcıların akademik anlamda daha derinlikli bilgi birikimine sahip olması, bu bilgi birikimi ile teorik ve pratik anlamda katkı sağlamaları programın temel amaçları arasında.</p>
<h5><strong>Hedef Kitle </strong></h5>
<p>• Göç Araştırmaları Vakfı Temel Eğitim Programından mezun olanlar.<br />
• Göç alanına ilgi duyan lisan mezunları ve lisansüstü öğrenciler.<br />
• Göç ile ilgili alanlarda kamu, sivil, özel ve uluslararası alanda çalışma yapanlar katılabilir.</p>
<h5><strong>Başvuru Şartları </strong></h5>
<ul>
<li>Katılımcılar dönem içerisinde aldıkları her bir seminer için en az %80 oranında katılım sağlamak zorunda. Her hafta için, seminerlerin verilen okumalarını yapmaları  ve en az 1 sayfalık değerlendirme yazmaları gerekiyor.</li>
<li>Katılımcılar her dönem sonunda belirlenecek bir konu hakkında iki seminer için de akademik bir makale yazacaklar.</li>
<li>Programın sonunda ise bir bitirme ödevi/tezi hazırlayacaklar.</li>
<li>Seminerlerin dili Türkçedir. Diğer taraftan katılımcıların, en az B2 seviyesinde İngilizceye hâkim olmaları gerekiyor.</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru </strong></h5>
<ul>
<li>Adaylar, <a href="https://gavsistem.gocvakfi.org/">gavsistem.gocvakfi.org</a> adresinden yeni üyelik oluşturmalarının ardından özgeçmiş formunu doldurur.</li>
<li>Özgeçmiş oluşturulduktan sonra anasayfada, “Başvurular” başlığının altında yer alan “Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı 2021-2023” butonuna basılarak istenilen bilgiler eklenir.</li>
<li>Tüm adımlar gerçekleştirildiğinde başvuru işlemi tamalanmış olur.</li>
<li>Yapılan tüm başvurular Göç ve Diaspora Akademisi Koordinatörlüğü tarafından değerlendirilerek başvuru sahiplerine dönüş yapılır.</li>
</ul>
<p>Program hakkında detaylı bilgiye <a href="https://gocvakfi.org/tr/etkinlik/goc-politikalari-ve-yonetimi-ihtisas-programi/" target="_blank" rel="noopener"><strong>buradan</strong></a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/21/goc-politikalari-ve-yonetimi-ihtisas-programi-basvurulari-basladi/">Göç Politikaları ve Yönetimi İhtisas Programı Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mültecilerin Yeni Sınavı: Aşı Pasaportu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/31/multecilerin-yeni-sinavi-asi-pasaportu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 31 Mar 2021 09:19:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[aşı pasaportu]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[küresel göç]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=67870</guid>

					<description><![CDATA[<p>Küresel göç akışı güneyden kuzeye, doğudan batıya, çevre ülkeden merkez ülkeye, sömürülenden sömürene, yoksun coğrafyadan zengine bir seyir izlerken; bu seyir şimdi yeni bir sınav ile karşı karşıya: Aşı Pasaportu! Her ne kadar kulağa hoş gelen bir söz öbeği olsa da aşı pasaportu meselesinin adil olmadığına ilişkin tartışmalar var.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/31/multecilerin-yeni-sinavi-asi-pasaportu/">Mültecilerin Yeni Sınavı: Aşı Pasaportu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dünyada çapında yaklaşık 1 milyar uluslararası göçmen bulunuyor. Bu sayının 80 milyonu zorla yerinden edilen göçmenlerden oluşuyor. Göç gündemi ısındıkça devletler sınırlarındaki kalelere yeni taşlar ekliyor. Aralık 2019’da küresel koronavirüs krizinin patlak vermesi ile özellikle düzensiz göçmenler için sınırlar arası geçişler oldukça zorlaştı. Bunun ötesinde dezavantajlı gruplar arasında yer alan mültecilerin aşılama sürecine ilişkin bir planlama ortaya konulamıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteciler koronavirüs salgınında çok sayıdaki risk faktörünü bir arada yaşamanın ağır yükünü taşıyorlar. Öyle ki; ülkesini terk etmek zorunda kalan birçok insan zor ve kalabalık yaşam koşulları, evden çalışabilme imkanlarının bulunmadığı kayıt dışı istihdam, yeterli su ve hijyene erişimlerin kısıtlı olması gibi çeşitli sınavlarla karşı karşıya geliyorlar. Mülteciler ayrıca bazı ülkelerde ırkçı yaklaşımlar, güvensiz yasal statü, kısıtlayıcı politikalar, sağlık sistemleri hakkında sınırlı bilgi, dilsel ve kültürel engeller ve yetkililere güvensizlik dahil olmak üzere, kamu ve sağlık hizmetlerinin önünde çok sayıda engelle </span><a href="https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/33640075/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">karşılaşıyorlar</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<h5><b>Koronavirüs Dönemi’nde Engellerden biri de Aşı Pasaportu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Küresel göç akışı güneyden kuzeye, doğudan batıya, çevre ülkeden merkez ülkeye, sömürülenden sömürene, yoksun coğrafyadan zengine bir seyir izlerken; bu seyir şimdi yeni bir sınav ile karşı karşıya: Aşı Pasaportu! Her ne kadar kulağa hoş gelen bir söz öbeği olsa da aşı pasaportu meselesinin halihazırda adil olmadığına ilişkin tartışmalar var.</span></p>
<h5><b>Aşı Pasaportu Nedir?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Pasaport aslında yabancı ülkelere gidecek olanlara yetkili makamlarca verilen ve yabancı ülke yetkililerinin kimlik incelemesinde geçerli olan </span><span style="font-weight: 400;">belgedir</span><span style="font-weight: 400;">. Aşı pasaportu ise koronavirüs aşısı olduktan sonra sahip olabileceğiniz; restoran, sinema, konser gibi kalabalık alanlara, uçaklara erişime ve ülkeler arası geçişte size kolaylık sağlayan hüviyet niteliğindedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aşı pasaportu  Covid-19 salgınına karşı tüm dünyada önlemler alındığı dönemde uluslararası insan hareketliliğinin “daha güvenli” bir şekilde sağlanabilmesi için bir geçiş kartı niteliğinde. Aşı pasaportu uygulaması her ne kadar koronavirüsün devletler arası yayılımında engelleyici bir faktör gibi gözükse de örneğin Dünya Sağlık Örgütü söz konusu uygulama ile ilgili çekincelerinin bulunduğunu belirtiyor. </span></p>
<h5><b>Dünya Sağlık Örgütü’nden Ulusal Hükümetlere: “One Minute”</b></h5>
<p><img decoding="async" class="alignleft wp-image-67879" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dunya-saglik-hizmetleri-1-640x426.jpg" alt="dünya sağlık örgütü" width="305" height="203" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dunya-saglik-hizmetleri-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dunya-saglik-hizmetleri-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Sağlık Örgütü aşı pasaportları ile ilgili bir “pozisyon bildirisi” yayımlamış durumda. Bildiriye göre “aşılamanın bulaşıyı azaltmadaki etkinliği de göz önünde bulundurulduğunda halihazırda ulusal otoriteler ve seyahat acentaları uluslararası insan hareketliliğine karşı bir kanıt belgesi sunmakla yükümlü olmamalı! İkinci olarak aşıların sınırlı tedariği de göz önünde bulundurulduğunda, seyahat edenlerin ‘tercihli ve öncelikli olarak aşılanması’, yüksek risk altında olduğu düşünülen dezavantajlı nüfuslar için yeni riskleri ve adaletsizlikleri de beraberinde getirebilir. Bunun yanında şu aşamada [Şubat 2021 kastediliyor] aşılanmış kişiler için bile seyahat riskini azaltma önlemlerinin uygulanmaya devam edilmesi gerekiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örgüt aşılamaya ilişkin temel endişelerini bilimsel, etik, yasal ve teknolojik olmak üzere dört boyutta tartışıyor. </span></p>
<p><b>Bilimsel olarak:</b><span style="font-weight: 400;"> Koronavirüs aşılarının etkinliği ile ilgili bazı belirsizlikler devam ediyor. Örneğin SARS-CoV-2 varyantları dahil olmak üzere aşıların:</span></p>
<ul>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bulaşmayı sınırlamadaki etkinliği</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Takviye dozlarının zamanlaması</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Asemptomatik enfeksiyona karşı koruma sağlayıp sağlamadığı</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Öncelenmesi gereken yaş ve nüfus grupları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Münhasır kontrendikasyonları</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Seyahatten ne kadar önce sunulacağı</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">antikorları olan kişilere yapılıp yapılmayacağı meseleleri tartışılmaya devam ettiğinin göz önünde bulundurulması gerekiyor. </span></li>
</ul>
<p><b>Etik olarak: </b><span style="font-weight: 400;">Halihazırda çok az kişinin aşıya erişim imkanı bulunuyor. Mart 2021 itibariyle nüfuslarını aşılamaya başlayan ülkelerin neredeyse tümü orta-üst ve üst gelir seviyesindeyken; özellikle orta, orta-alt ve düşük gelir seviyesine sahip ülkeler aşıdan mahrum durumda. DSÖ bu yönüyle COVID-19 aşılarının adaletsiz dağılımının zaten var olan eşitsizlikleri derinleştirebileceği ve yeni eşitsizlik biçimlerini ortaya çıkarabileceği endişesinin de altını çiziyor. DSÖ’ye göre “Mevcut bağlamda, seyahatin bir koşulu olarak aşılama gerekliliğinin getirilmesi, zaten sınırlı olan aşı tedarikine eşit küresel erişimin engellenmesi gibi yeni bir problem potansiyeline sahip.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun yanında aşıya erişim imkanı olan insanların uluslararası hareketlilikte muafiyete sahip olup, aşı olamayanların seyahat özgürlüğünün kısıtlanması insan haklarına da aykırı olacaktır. Bu bağlamda Dünya Sağlık Örgütü bildirisinde açıkça aşılamanın bireyler, toplumlar ve küresel sağlık için faydalarını en üst düzeye çıkarma olasılığı düşük olduğunu vurguluyor. </span></p>
<p><b>Yasal Olarak:</b><span style="font-weight: 400;"> Uluslararası Sağlık Tüzüğü’ne [2005] taraf olan devletlerin giden veya gelen uluslararası yolcular için aşı kanıtı şartı getirilmesine ilişkin hükümlerine uymaları bekleniyor. UST Acil Durum Komitesi’nin 14 Ocak 2021’de gerçekleştirdiği toplantı bildirgesi ülkelerin uluslararası seyahat edenler için aşı kanıtı istemesi için erken olduğunu </span><a href="https://www.who.int/news/item/15-01-2021-statement-on-the-sixth-meeting-of-the-international-health-regulations-(2005)-emergency-committee-regarding-the-coronavirus-disease-(covid-19)-pandemic" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">vurguluyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. Halihazırda sadece “Sarı Humma” için ülkeler bir aşı kartı talep edebiliyor. Aşının adaletsiz ve usulsüz yayılma ihtimali tüzüğün 31, 36, 40 ve 43. maddeleri ile 6 ve 7 numaralı ekine aykırı görülüyor.</span></p>
<p><b>Teknolojik Olarak: </b><span style="font-weight: 400;">Bir bireyin aşı durumunu doğrulayabilme yeteneğinin gelişmesi, güvenli veri erişimini veya alışverişini desteklemek için uluslararası işbirliği ve teknolojik alt yapının bulunması gerekiyor. Aşılama ile ilgili dijital çalışmalar DSÖ bünyesinde de devam ediyor. Örgüt, hem ulusal hem de uluslararası düzeyde olası kullanıma açılabilecek bir dijital aşı sertifikası için yönetişim çerçevesi ve şartnameler oluşturmak için ortaklarla birlikte çalışmaya devam ettiğini vurguluyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-67876 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/dunya-asilamada-nerede.jpg" alt="dünya aşılamada nerede" width="594" height="397" /></p>
<h5><b>Hangi Ülkeler Aşı Pasaportu Uygulayacak?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mart ayında Avrupa Komisyonu Covid-19’a rağmen aşı olmuş kişilerin Avrupa Birliği içinde serbest dolaşımının mümkün olabileceğini duyurdu. Avrupa Parlamentosu ise bir yandan aşılanmış AB vatandaşlarının kıta içinde özgürce seyahat edebilmesini sağlayabilmek için “Dijital Yeşil Sertifika” isimli bir belge üzerinde </span><a href="https://tr.euronews.com/gezi/2021/03/19/ab-icinde-yesil-pasaport-sahipleri-icin-en-iyi-seyahat-rotalar" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">çalışıyor</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şubat ayında da Yunanistan, İtalya, İspanya ve Portekiz; Avrupa Birliği çapında aşı pasaportlarının savunucuları arasında yer alırken İzlanda’da bu yılın başında aşı pasaportlarını dağıtmaya başlamıştı. Macaristan ise iki doz aşı olanlara sokağa çıkma yasaklarına karşı muafiyet </span><a href="https://tr.euronews.com/gezi/2021/02/25/covid-19-as-pasaportu-nedir-ulkeler-uygulama-hakk-nda-ne-dusunuyor" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">getiriyor</span></a><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Durum böyleyken The Economist dergisi aşı pasaportuna sahip olanlarına uluslararası seyahatlerde olmayanlara göre büyük bir fark “yaratacaklarını” ifade </span><a href="https://www.economist.com/science-and-technology/2021/03/13/are-vaccine-passports-a-good-idea" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">ediyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<h5><b>Mültecilerin Dezavantajlı Grupta Olduğu Unutulmamalı!</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Daha geçen ay, Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği, mültecileri aşılama programlarına dahil etmenin “salgını sona erdirmenin anahtarı” olduğunu vurgulamıştı. Neyse ki, Ürdün ve Lübnan gibi bazı kilit mülteci ev sahibi devletler, ulusal COVID aşısı uygulamalarına mültecileri dahil ettiğini ifade etti fakat konuya ilişkin net bir eylem henüz bulunmuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim dünyanın en fakir eyaletlerinde yaşayan 10 kişiden tahminen 9&#8217;unun bu yıl aşı olamayacağı tahmin </span><a href="https://www.sbs.com.au/news/why-a-vaccine-passport-could-further-disadvantage-refugees-and-asylum-seekers" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">ediliyor</span></a><span style="font-weight: 400;">. Mülteciler için aile birleşimi ve zorunlu göç gibi durumlarda &#8220;Aşı Pasaportu&#8221; talep etmek, sığınma ve güvenliğe erişimlerinde ek bir engel oluşturacak. Bu yönüyle aşı pasaportlarının tüm insanlar için etkili olabilmesi için koronavirüs koşullarının göz önünde bulundurulduğu göçmen reformuna ihtiyaç var. Bu yönüyle bu yazı “aşı pasaportuna çıkmamakla birlikte” söz konusu pasaportun cevaplardan çok yeni soruları beraberinde getireceğini vurguluyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/31/multecilerin-yeni-sinavi-asi-pasaportu/">Mültecilerin Yeni Sınavı: Aşı Pasaportu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Selim Vatandaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2020 07:49:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Esra Özsüer]]></category>
		<category><![CDATA[göç]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[Yunanistan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60505</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yunanistan’da sivil toplum, son 20 yılda kayda değer bir ilerleme göstermesine rağmen Avrupa’daki STK’lar göz önünde bulundurulduğunda hâlâ zayıf durumda. Bu durumun sebepleri arasında, kilise-devlet ilişkileri, eğitim, sivil kültür ve ekonomi gibi konular bulunuyor. Bunun yanında Yunanistan’ın son 5 yıldır yüz yüze geldiği göç de siyaset ve sivil toplum ilişkilerini belirleyen bir diğer olgu. Meseleyi, Yunan siyasi tarihi alanında uzman isim İstanbul Üniversitesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Esra Özsüer ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/">Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Merhabalar Esra Hocam, arzu ederseniz röportajımıza gündelik hayatta siyaset ile başlayalım. Yunanistan’da iktidar el değiştirdi. Çipras’dan [SYRİZA] Miçotakis’e [Yeni Demokrasi] Yunanistan siyasetinde eğilim hangi yönde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60507 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-640x722.jpg" alt="Esra Özsüer" width="226" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-640x722.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1-1024x1155.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/esra-ozsuer-1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 226px) 100vw, 226px" />Evet, bilindiği üzere 8 Temmuz 2019 tarihinde Yunan siyasetinde bir devir teslim töreni gerçekleşti. 2015-2019 yılları arasında hükümetin başında bulunan Radikal Sol Koalisyon (SYRIZA) Partisi, 7 Temmuz genel seçimlerinde iktidar koltuğunu merkez sağ kanadı temsil eden Yeni Demokrasi (Nea Dimokratia) Partisine bıraktı. Yunan siyasetindeki bu geçiş, sadece “siyasi el değiştirme” olarak düşünülmemelidir. Zira her iki siyasi kanat, kendi parti programlarında da ortaya koyduğu üzere, taban tabana zıt ideolojilere sahip olduğu için ülkedeki hakim söylemi baştan sona değişti. Örneğin SYRİZA, Sosyal Demokratlar, Reformcular, Radikal Solcular, Sol Yurtseverler, Feministler, Anti-Kapitalistler, Merkezciler ve Ekologların yanı sıra Marksist-Leninistler, Maoistler, Devrimci Marksistler, Avrokomünistler, Lüksemburgistler ve AB karşıtları gibi pek çok farklı alt oluşumun bir araya geldiği geniş bir gruptu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60508 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/cipras.jpg" alt="Çipras" width="271" height="449" />İşte bu çok seslilik ve farklı renk yelpazesi partinin siyasi yorumlarını da doğrudan çeşitlendiren ve hatta belirli kalıplar içine sıkıştırmayan bir nitelik kazandırmıştı. Ayrıca partinin seküler duruşuna rağmen, Yunan Kilisesi&#8217;nin sözde imtiyazlarına karşı çıkan Hristiyan üyeler de parti içinde aktif bir pozisyondadır. Bu da Yunanistan gibi katı dinsel formdaki yapının SYRİZA’nın iktidarı boyunca, belli ölçülerde, elastik bir hal almasına yaramıştır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısaca bu anlayış “Ortodoks Helenler” dışında farklı dinsel, etnik ya da cinsel kimliklerin varlığını kabul eden ve hatta bu farklılıklar üzerine konuşabilen politik bir gücü karşımıza çıkarmıştı. Dolayısıyla SYRİZA partisini oluşturan alt fraksiyonlar ve politikacılar bilhassa insan hakları, dinsel özgürlük, mülteci ve azınlıklar gibi uluslararası konularda mevcut hükümete kıyasla çok daha liberal bir görüş ve tutuma sahip oldu. Dört senelik ülke yönetimlerinde de [2016-2019} özellikle sivil toplum kuruluşlarıyla dirsek teması sağlayarak siyasi rotalarını belirlemişlerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa 2019 Yunanistan genel seçimlerinde yüzde 39.85 oy oranıyla birinci sırada yer alan Yeni Demokrasi Partisi, sosyal liberalizm  merkezli bir ideoloji ekseninde hareket eden, ulus-devlet içinde kurulan ortak kader duygusuna bağlı daha milliyetçi, muhafazakar ve konservatif bir çizgide durmaktadır. Ortodoks Yunan kimliği üzerinden yapılan vatandaşlık vurgusunun “öteki” karşısında yüceltildiği ve biricikleştirildiği bu yeni siyasal dönemde tıpkı Samaras ve Karamanlis gibi Miçotakis hükümeti de parti tabanındaki ulusalcı gruba gerek iç politikada gerekse dış politikada etnosentrik mesajlar vermekten çekinmiyor. Zihniyet olarak bir önceki hükümete kıyasla yeni hükümetin daha otoriter, cuntacı ve dindar bir görüntüde olduğu söylenebilir.</span></p>
<p><b>Sizce Miçotakis döneminde Yunan STK’ları ile siyasi iktidar arasındaki ilişkiyi nasıl okuyabiliriz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son dönemde Yunanların büyük çoğunluğunun politikacıların adaleti etkilediği yönünde bir fikre sahip olması onları hükümete karşı daha temkinli olmaya itiyor. Örneğin günümüzde Yunanların birçoğu hükümet karşıtı eylemlere bulaşmaktan çekinmekte. Hele ki Yunanistan’da artan polis şiddeti neredeyse alışılagelmiş, gündelik bir olay gibi algılanıyor. Bu polis şiddeti karşısında birçok Yunan, Yunan devletinin artık bir polis devleti haline dönüştüğünü bile düşünüyor. Bunun da en önemli kanıtı Vatandaşı Koruma Bakanı Michalis Chrisochoidis’in polis ile birlikte dahil olduğu bir dizi insan hakları ihlalleridir. Bu bağlamda sivil toplum kuruluşları ile Miçotakis hükümeti arasındaki ilişkilerde bir uyum ve dengeden bahsetmek şu dönemde neredeyse imkânsız.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’da mevcut hükümet bilhassa STK’lara karşı katı ve olumsuz bir politika sürdürüyor.</span></p></blockquote>
<p>Mevcut hükümetin bilhassa STK’lara karşı [özellikle çevresel, sosyal ve insani yardım çalışmaları sunan kuruluşlara yönelik] katı ve olumsuz bir politika sürdürdüğünü söyleyebiliriz. STK’ların işleyişlerine ilişkin getirilen yeni düzenlemeler Miçotakis hükümetinin STK’lar ile ilişkilerindeki keskin ve olumsuz tavrını net bir şekilde gözler önüne seriyor.</p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60509 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/micotakis.jpg" alt="Miçotakis" width="265" height="293" />Son dönemde ekseriyetle göçmenlerin, mültecilerin, sığınmacıların haklarını savunmak için çalışan STK’ların etkinlik alanları iyice daraltıldı ve özgür hareket edebilme kabiliyetleri kısıtlandı. Yunanistan’daki ekonomik krizle zaten yeterince sorun yaşayan STK’ların işleyişleri Miçotakis hükümetinin finansal bağlamda uyguladığı kısıtlamalar ve kesintilerle ki bunların bazıları adil olmayan yasalar yoluyla meşrulaştırıldı, oldukça zor duruma sokuldu. Öte yandan STK’lar insan hakları ihlalleri, zayıf sosyal tabakalara karşı skandallar, hatta uluslararası hukuka aykırı olan yasalar gibi önemli konularda bilgilendirme ve farkındalık yaratma çabalarından dolayı mevcut hükümet tarafından suçlayıcı ifadelerle sert bir dille eleştiriliyor. Yine hükümetin çalışmalarını eleştiren kuruluşlar da hükümetin yaylım ateşine maruz kalmakta. </span></p>
<p><b>Yunan toplumu özellikle Koronavirüs salgını sonrasında STK’lara nasıl yaklaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle Covid-19 pandemisiyle kamu harcamalarındaki israf, şaibeli harcamalar, yardımlarla ilgili belirsizlikler STK’ların kamuoyu gözünde tüm güvenirliliğini yerle bir eden bir sonuç yarattı. Örneğin politik skandallara karışan bazı STK&#8217;ların şeffaf olmayan fonlar nedeniyle kamuoyunda oluşturduğu güvensizlik ortamı Yunanistan’da STK’lar ile ilgili “madalyonun öteki yüzü” sayılabilecek önemli bir meseledir. Yunanistan’da önemli ve doğru işler yapma gayreti içinde olan STK’lar, hükümetin katı tutumu ve kamuoyundaki güvensizlik ortamı ile birlikte, maddi manevi yeterli desteği sağlayamadıklarından her tür hususî çabalarında hedefledikleri noktaya ulaşamadılar. Ezcümle, Avrupa’daki STK’lar göz önünde bulundurulduğunda Yunanistan’ın aynı konuda “bir fırın ekmek yemesi” gerektiğini söylemek sanırım çok da hatalı bir çıkarım olmayacaktır.    </span></p>
<p><b>Bilindiği üzere Yunanistan uzun süredir bire göç sınavı veriyor. Göç, Yunanistan için yeni bir olgu mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60510 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc-640x400.jpg" alt="Göç" width="381" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc-640x400.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/goc.jpg 865w" sizes="auto, (max-width: 381px) 100vw, 381px" />Aslına bakarsanız Yunanistan’ı etkileyen göç krizi 1989 yılında Doğu Avrupa’daki sosyalist rejimin çöküşü ile başladı. Arnavutluk, Bulgaristan ve Romanya gibi çoğunlukla kuzey sınır ülkelerinden Yunanistan’a akan ekonomik göç dalgası daha sonra Afrika ve Asya’dan gelen göçmenlerle devam etti. Bu dönemde göçün temel nedeni ya Yunanistan’da iyi bir iş imkânı bulup yerleşmek ya da diğer AB ülkelerine geçiş sağlayıp bir süre maddi kazanımlar elde ettikten sonra ülkelerine geri dönmekti. 2000-2010 yılları arasında Yunanistan’a sadece eski sosyalist ülkelerden değil aynı zamanda Yakın Doğu ülkelerinden de yüzbinlerce göçmen akın etti. Ancak Yunanistan’da asıl göç dalgası Arap baharı ile eş zamanlı başladı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB üyesi olmayan komşu ülkelerden gelenler için Yunanistan Avrupa’nın yasadışı göç kapısı olarak görülüyordu. Zira pek çok mültecinin asıl hedefi Yunanistan’da kalıcı bir ikamet sağlamak değildi. Mültecilerin talebi, Avrupa’nın ana kapısı olarak görülen Yunanistan’dan insan hakları, ekonomik güç ve diğer sosyal kazanımlar konusunda çok daha gelişmiş bir profil çizen Merkez Avrupa ülkelerine yerleşmekti. Öyle ki Türkiye gibi AB üyesi olmayan komşu ülkelerle yapılan anlaşmalar bile yasadışı göçün önüne geçememişti. Örneğin FRONTEX’e göre 2010 yılında Avrupa’ya yasadışı yollarla giren on göçmenden dokuzu Yunanistan üzerinden giriş yapmıştı.</span></p>
<p><b>Peki sizce 2015’ten günümüze Yunanistan’ı derinden etkileyen göç krizi Yunan STK’ları nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet, Yunanistan’da bilin</span>e<span style="font-weight: 400;">n en büyük göç dalgası 2015 yılının ortalarından itibaren başlamıştı ve sonrasında da kademe kademe devam etti. Örneğin Avrupa İstatistik Ofisi (EUROSTAT) verilerine göre 2005-2015 yılları arasında Yunanistan’a yapılan göçler 70.000 civarındaydı. Göçler daha çok Türkiye’nin Ege adalarına yakın bölgelerinden deniz yoluyla sağlanıyordu. Dolayısıyla bu dönemde Ege Denizi, Alan bebek gibi birçok düzensiz göçmenin hayatını kaybettiği trajik bir sınır görevi görüyordu. </span></p>
<p>2<span style="font-weight: 400;">009 yılından itibaren ekonomik krizle cebelleşen Yunanistan her ne kadar ülkeye kaçak yollarla girmeye çalışan düzensiz göçmenleri istihdam edecek güce sahip değilse de göçmenler STK’ların da desteği ile Moria gibi büyük mülteci kamplarına ya da anakaradaki farklı kamplara taşındı. Hatta Ege Adalarına geçen pek çok göçmene Yunan halkı battaniye, çocuk bezi, temel gıda maddeleri gibi yardımlarda bulunduğu gibi bazı Yunan vatandaşları evlerini bile bir süreliğine göçmenlere açtı. Bu manada göçmenler ilk başlarda Yunanlar için korunmaya muhtaç insanlar olarak duygusal bir ilgiyle karşılanıyordu. Örneğin Midilli Adası&#8217;ndaki yaşlı ninelerin bir mülteci bebeği kucaklarına alıp biberonla beslemesi sanırım hafızalardan silinmeyecek insani karelerden biri olarak kalacaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan göç krizi konusunda belirli bir politika izlemek amacıyla 2016 yılında Göç Bakanlığı’nı kurdu fakat bu kurum 2019 yılında lağvedildi. Ocak 2020’de aynı kurum Göç ve İltica Bakanlığı adıyla yeniden faaliyetlerine başladı. Ancak Yunanistan Merkez Bankası’nın açıklamasına göre göç krizi ülkede üç temel alanda etkisini gösterdi: Ekonomi (mali değişkenler, piyasa vb), Sosyal Güvenlik ve Siyaset. Bu göç krizinin mali açıdan üstesinden gelmek amacıyla AB, mülteci geçişine ya da mültecilere ev sahipliği yapan ülkelere 2015-1016 yılları arasında 9,2 milyar Avro yardım fonu sağladı. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yunanistan’daki göç ve mülteci krizi tam manasıyla hiçbir hükümetin üstesinden gelemediği bir bunalım olarak devletin pek çok kademesinde hala mevcudiyetini sürdürüyor.</span></p></blockquote>
<p>Buna rağmen bugün gelinen noktada Yunanistan’daki göç ve mülteci krizi tam manasıyla hiçbir hükümetin üstesinden gelemediği bir bunalım olarak devletin pek çok kademesinde hala mevcudiyetini sürdürüyor. Özellikle muhafazakâr ve sağ görüşe sahip yeni hükümetin göç olgusuna yaklaşımı hem ürkütücü hem de uluslararası insan hakları sözleşmelerini de hiçe sayar nitelikte.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle savaştan zarar gören ülkelerden gelen göçmenleri</span>n<span style="font-weight: 400;"> hakları ihlal edilerek maalesef sistematik biçimde dışlanmaktalar. Göçmenler ülkedeki tüm sorunların kaynağıymış gibi gösterilip ötekileştiriliyorlar. Bilhassa ana akım medyada yabancı/istenmeyen organ olarak gösterilen mültecilerin hukuksal manada güçlü dayanakları da bulunmamakta. Çoğu kötü koşullar altında Yunan mülteci kamplarında yaşam mücadelesi veriyor ve temel ihtiyaçları</span>nı<span style="font-weight: 400;"> dahi karşılayamıyor. </span></p>
<p><b>Yunanistan’da sivil toplum göç olgusuna nasıl yaklaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özelikle Covid-19 salgını bahanesiyle göçmenlerin hak ve özgürlükleri konusunda daha çok kısıtlama getirildi. Zaten STK’ların da devam eden kısıtlama ve yasakları olduğundan göçmenler konusunda kalıcı ve çözüme dayalı adımlar maalesef atılamamıştır. Öte yandan Yunanistan’da Göç ve İltica konusunda STK’larla ilgili hazırlanan yönetmeliğin Sivil Toplumu tehdit eder nitelikte olduğu gözlemleniyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-60511 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica-640x480.jpg" alt="illtica" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/iltica.jpg 800w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" />Mayıs 2020 tarihinde imzalanan yeni kanun ile göçmenlik ve iltica yasasının çeşitli hükümleri değiştirildi. Örneğin Yunanistan’da bu alanda çalışan tüm kuruluşlara kaydolma zorunluluğu getirildi (madde 58). Kayıt yaptırmayanlar Yunanistan sınırlarında uluslararası koruma, göç ve sosyal entegrasyon faaliyetlerinin uygulanmasına; hukuki ve psikososyal desteğe, tıbbi hizmetlerden yararlanılması gibi imtiyazlara sahip olamayacaklar. Böylece Yunan hükümeti tarafından sivil toplum kuruluşlarının işleyişine ilişkin hazırlanan bu yeni düzenlemeler göçmenlerin haklarını korumak/savunmak hedefiyle çalışan STK’ların özgürlük alanlarını daraltan bir dizi katı kuraldan oluşmakta. Öyle ki Uluslararası Af Örgütü mevzuata giren bu yeni kuralların hem mültecilerin ve göçmenlerin haklarını ciddi şekilde kısıtladığını hem de Yunanistan’daki örgütlenme özgürlüğünün tehdit altına girdiğini ifade etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası Af Örgütü, STK’ların ve göçmenlerle çalışanların özgürlüklerini gereksiz şekilde sınırlandırıldığını düşünüyor. Yeni kurallar, açık bir şekilde, STK&#8217;lara finansal sorunlar da dahil olmak üzere tescil ve işletme konusunda ağır ve istilacı şartlar dayatılıyor. Yine bazı kurallar STK&#8217;ların özerkliğine haksız yere müdahale etme riski taşımakta, kuruluşların ve üyelerinin mahremiyet hakkını ihlal etmekte ve kayıt işleminden sorumlu yetkililere çok fazla takdir yetkisi vermekte. Mevcut hükümetin bu hamlesi, özellikle daha küçük veya yeni kurulan STK&#8217;lar söz konusu olduğunda, sığınmacılara ve göçmenlere yardım eden kuruluşların çalışmalarını felce uğratan bir sonuç da ortaya koyuyor. Bu durum hem sivil toplum kuruluşlarının hem de savunucularının susturulmasına ve işlerinin askıya alınmasına neden oluyor.</span></p>
<p><b>Yunanistan&#8217;da, göçmenlerle ilgili yeni önlemler içeren yasa tasarısı parlamentoda onaylandı. Yasa, Ege Denizi&#8217;nde düzensiz göçmen geçişlerinin engellenmesine yönelik kontrollerin sıklaştırılması konusunda önlemler içeriyor. Söz konusu yasa ile ilgili düşünceleriniz nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yunan Parlamentosunda oylanan göçmenlik yasasında, Yunanistan’ı Avrupa ve uluslararası meşruiyetin dışında tutan çok sayıda sorunlu hüküm yer alıyor. Mesela bu hükümlerin 55. maddesinde &#8220;İnsani krizle başa çıkma harcamaları&#8221; başlığıyla açılmış gizli bir fon bulunmakta. Getirilen yeni hükümler, Göçmenlik ve İltica Bakanı Notis Mitarakis’e bu fonları istediği zaman ve herhangi bir hesap verme yükümlülüğü olmaksızın elden çıkarabilme yetkisi veriyor. Üstelik harcamaların göçmenler yararına yapıldığı bile şüpheli durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan mülteci ve göçmenler için hazırlanan ekonomik yardımlar AB’den aktarılan fonlar üzerinden ilerliyor. Yani kısaca bu fonlar Avrupa’nın finansal desteğiyle gerçekleşiyor. Dolayısıyla Avrupa Birliği/Avrupa, parasının nerede, nasıl ve kimler için kullanıldığının izini sürmekte ve yakinen takip etmekte. Hizmetlerinin ne olduğunu görebilmesi için de bir hesap talep etmekte. Mitarakis’in bu fonlar üzerindeki şaibeli yetkisi hem Yunanistan’da hem de AB’de kuşkuyla karşılanan bir durum. Çünkü muhalif kanadın iddiasına göre mevcut hükümet, bu parayı ortaklarına gizlice dağıtmak istemekte. Öte yandan muhalefete göre mevcut hükümet, göç akışını azalttığı için övündüğü halde hala gizli fon açmaya neden ihtiyaç duyuyor? Tüm bu sorular Yeni Demokrasi Partisinin STK’lar ve göçmenler ile ilgili tutum ve tavrını net bir biçimde gözler önüne sermektedir.   </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/komsuda-sivil-toplum-yunanistanda-siyaset-stklar-ve-goc/">Komşuda Sivil Toplum: Yunanistan’da Siyaset, STK’lar ve Göç</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
