<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Global Witness arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/global-witness/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/global-witness/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Aug 2018 13:34:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Global Witness arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/global-witness/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Çevreciler İçin En Ölümcül Yıl</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/cevreciler-icin-en-olumcul-yil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Aug 2018 13:34:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aktivist]]></category>
		<category><![CDATA[çevreci ölümleri]]></category>
		<category><![CDATA[Global Witness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29323</guid>

					<description><![CDATA[<p>2017’de 207 aktivist topraklarını korumaya çalışırken öldürüldü.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/cevreciler-icin-en-olumcul-yil/">Çevreciler İçin En Ölümcül Yıl</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<blockquote><p>Global Witness (Küresel Tanık) grubu, aktivistlerin devlet destekli cinayetlere kurban gittiğine dair kanıtlar olduğunu bildiriyor</p>
<p>Öldürülen 207 kişiden 57’si Brezilya’da, 48’i Filipinler’de</p>
<p>Korkunç ölümlerin arkasında tüketici mallarına ve palm yağına yönelik talep var</p>
<p>Grup, yatırımcılara üretimde daha fazla şeffaflık talep etme çağrısı yapıyor.</p></blockquote>
<p>Global Witness kampanya grubunun verilerine göre geçtiğimiz yıl en az 207 çevre aktivisti öldürüldü. STK’nin raporunda, devlet destekli cinayetlerin zirve yaptığı ve 53 ölümden polisin veya ordunun sorumlu olduğu vurgulanıyor. Çevre savunucuları çoğu zaman topraklarını kahve ve palm yağı üretimi de dahil kapitalist pazara açma amaçlı girişimlere karşı mücadele ederken öldürüldüler. Küresel hak örgütünün raporuna göre büyük tarım şirketlerinin kâr amaçlı projeleri çoğu zaman ölümlere neden oluyor. 2017 çevreciler için en ölümcül yıl oldu.</p>
<p>Tüketici mallarına yönelik talep artışı, mahsul yetiştirmek için ‘çok geniş arazilere’ ihtiyacı ortaya çıkarıyor. ‘İnsanlar hakları için direndiğinde ve çevrenin korunmasını talep ettiğinde, en zalim yöntemlerle susturuluyorlar’ diyor Global Witness kampanyacısı Ben Leather. Grup, geçtiğimiz yıl yaşanan ölümlerin dörtte birinden resmi makamların – asker veya polis – sorumlu olduğunu ortaya çıkardı. Fakat Leather, faillerin çeteler olduğu cinayetlerde bile devletin parmağı olabileceğini ekliyor.</p>
<p>2017’de 57 kişinin öldürüldüğü Brezilya toprak aktivistleri için en ölümcül ülke oldu. Onu 48 cinayetle Filipinler izliyor. Bu cinayetler arasında El Nido, Palawan’da 14 Eylül’de yapılan bir ağaç kesme karşıtı eylem sırasında vurularak öldürülen çevreci Ruben Arzaga da var. Cinayet, ada nüfusundan turistlere kadar çok yaygın bir tepkiye neden oldu. Global Witness, büyük şirketlere ve devlet destekli projelere karşı çıkan topluluklara yönelik korkunç suçlar işlendiğini belgelemiş.</p>
<p>Saldırılar cinayetin yanı sıra ölüm tehditlerini, göz korkutmayı, tutuklamayı, siber saldırıları, cinsel saldırıları ve davaları da içeriyor. ‘Devletlerin insan hakları savunucularını korumak gibi bir yasal ve etik sorumluluğu var ama genellikle onlara sözel olarak ve istatistiklerimizin de gösterdiği gibi, bu cinayetlerden bazılarını işleyen silahlı güçleri ile saldırıyor,’ diyor Leather. Raporları bu şiddet ile marketlerimizin raflarından aldığımız ürünler arasında bağ olduğunu gösteriyor.</p>
<p>Büyük çaplı tarımsal üretim, madencilik, ağaç kesimi ve yasa dışı avlanma, kozmetik için palm yağı, biftek için soya ve mobilya için kereste gibi gündelik ürünlerin hammaddesini sağlıyor. Global Witness Brezilya Başkanı Michel Temer’i özellikle eleştirerek yönetimini seçim yılı sırasında büyük tarım şirketleri üzerindeki denetimleri azaltmaya çalışmakla suçluyor.</p>
<p>‘Michel Temer ve Brezilya yasama organı, toprak haklarını ve yerli halkları korumak için getirilmiş yasaları ve kurumları zayıflatıyorlar,’ deniyor raporda. ‘Bir yandan da büyük şirketler için hassas ekosistemleri sömürebilmeyi kolaylaştıran düzenlemeler çıkarıyorlar. Bunların insanlar ve çevre açısından çok tahrip edici etkileri var.’</p>
<p>2017, Global Witness ölümleri raporlamaya başladığından bu yana çevreciler için ölümcül yıl olmasının yanı sıra, toprak aktivistleri açısından en fazla katliamın da yaşandığı yıl oldu. Grup aynı anda dörtten fazla aktivistin öldürüldüğü yedi vaka belgeledi. Filipinler’de bir kahve plantasyonunu protesto eden sekiz köylünün askerlerce öldürüldüğü katliam bunlardan biri. Şiddetin uzak ara en sık kurbanı olanlar, devlet ve toplum tarafından zaten dışlanmış olan yerli halklar.</p>
<p>‘Elbette hayatım tehlikede,’ diyor aktivist Mario do Socorro Costa da Silva. Kendisi Brezilya’daki yerli toplulukları ile birlikte hidro alüminyum fabrikalarına karşı kampanya yürütüyor. ‘Bu zulüm karşısında susmadığım için günde 24 saat ölüm tehdidi alıyorum.’</p>
<p>Leather, daha fazla hesap verebilirlik ve risk altındaki topluluklar için daha fazla koruma çağrısı yaparken, tarım yatırımcılarının ve hatta tüketicilerin satın aldıkları ürünlerde daha fazla şeffaflık talep ederek şiddetin azalmasına yardımcı olabileceğini söylüyor. ‘Raflarımıza gelen ürünleri üretenlere sorular sormalıyız,’ diyor. ‘Palm yağı sektörünün kesinlikle kendisini temize çekmesi gerekiyor ve bu sektöre yatırım yapan herkes paralarının toprak gaspına, insan hakları ihlallerine ve nihayetinde de bununla mücadele edenlere yönelik cinayetlere gitmediğinden emin olmalı.’</p>
<p>Kaynak: <a href="https://dunyadanceviri.wordpress.com/2018/07/30/cevreciler-icin-en-olumcul-yil-jordan-barnes/" target="_blank" rel="noopener">Dünyadan Çeviriler</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/01/cevreciler-icin-en-olumcul-yil/">Çevreciler İçin En Ölümcül Yıl</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İnsan hakları ve çevre mücadelesi veren sivil toplum kuruluşları arasında vizyon birlikteliği yok!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/27/insan-haklari-ve-cevre-mucadelesi-veren-sivil-toplum-kuruluslari-arasinda-vizyon-birlikteligi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 27 Dec 2017 11:46:03 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Af Örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[ALAKIR VADİSİ]]></category>
		<category><![CDATA[BÜYÜKNOHUTÇU]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre Mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[Global Witness]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[REŞİT ELÇİN]]></category>
		<category><![CDATA[Taner kılınç]]></category>
		<category><![CDATA[uluslararası af örgütü]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlar Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=22004</guid>

					<description><![CDATA[<p>Reşit Elçin: Türkiye’de insan hakları ile çevre örgütleri arasındaki iş birliği eksik. 15 Temmuz darbe girişimi sonrası sivil toplumun içinde bulunduğu ahval tüm çıplaklığıyla ortada. Kapatılan dernek ve vakıflar 2 binin üzerinde. Tutuklanan ve davaları devam eden insan hakları savunucuları, artan şiddet, KHK&#8217;larla işlerine son verilen aktivistler, OHAL&#8217;i fırsat bilen kimi müteşebbisler, OHAL sonrası sine-i millete [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/27/insan-haklari-ve-cevre-mucadelesi-veren-sivil-toplum-kuruluslari-arasinda-vizyon-birlikteligi-yok/">&#8220;İnsan hakları ve çevre mücadelesi veren sivil toplum kuruluşları arasında vizyon birlikteliği yok!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Reşit Elçin: Türkiye’de insan hakları ile çevre örgütleri arasındaki iş birliği eksik.</strong></p>
<p>15 Temmuz darbe girişimi sonrası sivil toplumun içinde bulunduğu ahval tüm çıplaklığıyla ortada. Kapatılan dernek ve vakıflar 2 binin üzerinde. Tutuklanan ve davaları devam eden insan hakları savunucuları, artan şiddet, KHK&#8217;larla işlerine son verilen aktivistler, OHAL&#8217;i fırsat bilen kimi müteşebbisler, OHAL sonrası sine-i millete dahi dönemeyen, kendi içine kapanan kurumlarıyla birlikte sivil toplum&#8230;<span id="more-22004"></span>OHAL&#8217;in sivil topluma yansımalarını konuşmak için Sivil Sayfalar adına pek çok sivil toplum kuruluşuna röportaj talebinde bulundum; Kimi kurumlar zaten kapatılmışken, bazıları da sorularıma kapılarını kapatırken, açık kalanların çoğu da &#8220;OHAL&#8217;le ne alakası var&#8221; diyerek kapı dışı bıraktı. Keza, ülkenin büyük sivil toplum kurumlarıyla OHAL sonrası sivil toplumun durumunu da konuşmayı talep ettim, bu defaysa &#8220;kapı duvar&#8221;.<strong>  </strong></p>
<p>Geçen 9 Mayıs&#8217;ta öldürülen Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu ve aldıkları tehditlerle basına yansıyan Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu&#8217;nun  tekrar tehdit alması vesilesiyle çevre mücadelesi ve insan haklarını gündeme taşıyalım istedim. Konu kapsamında uzun yıllar çevre mücadelesi alanında faaliyet gösteren ve şu anda <span style="font-weight: 400;">Greenpeace&#8217;de İklim ve Enerji Kampanya Sorumlusu olarak çalışan Reşit Elçin ile kişisel olarak sohbet ettik. Belirtmek gerekir ki, bu hususta çevre konularında faaliyet gösteren STK&#8217;ların büyük çoğu, röportaj talebimize ya olumsuz yanıt ya da hiç yanıt vermedi. Elçin&#8217;le ile insan hakları ve çevre mücadelesinin  nasıl ortaklaştırılabileceği, sivil toplumun müştereklerini ve çevre mücadelesini konuştuk. Soruları kendi adına yanıtlayan Elçin, sivil toplumun, vizyonu ve  varlığını idame ettirmek arasında kaldığını ve ikinciden yana kullandığını dile getiriyor&#8230;</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>Global Witness’ın son raporuna göre, 2016, en fazla doğa hakkı savunucusunun öldürüldüğü yıl oldu. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri olarak da suçluların ceza almaması gösterildi. Keza, Türkiye&#8217;de de,  Antalya&#8217;nın Finike İlçesi&#8217;nde taş ocaklarına karşı verdikleri mücadeleyle tanınan Ali Ulvi ve Aysin Büyüknohutçu çifti  9 Mayıs&#8217;ta öldürüldü; Alakır Vadisi’nde yaşayan ve bölgedeki HES&#8217;lere karşı mücadele veren Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çiftinin tehdit aldığı kamuoyuna yansıdı ve yansıyor. Türkiye’deki doğa hakkı savunucularına yönelik tehdit ve şiddeti nasıl yorumluyorsun? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence bu, toplumsal yapının şu an nasıl şekillendiğiyle alakalı. Şöyle söyleyeyim, son birkaç yıldır siyasi atmosfer toplumu nasıl dönüştürüyorsa, bunun çevre mücadelesi veren insanlarda yansımasını görüyoruz. Bunun türevlerini diğer alanlarda, insan hakları alanında da bulabilirsiniz. </span></p>
<p><b>Türkiye’de çevre mücadelesine yönelik tehditler yeni mi?</b></p>
<figure id="attachment_21031" aria-describedby="caption-attachment-21031" style="width: 316px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-21031" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/gunes-tarlasi-kime-hizmet-edeceks0-1.jpg" alt="" width="316" height="158" /><figcaption id="caption-attachment-21031" class="wp-caption-text">Reşit Elçin.</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Çatışmaların olduğu yerler oluyordu; çevreciler kimi zaman kamu otoriteleriyle kimi zaman da şirketlerin görevlileriyle çatışıyordu. Bu konuda 2014 yılında Soma Manisa’yı hatırlayabiliriz. Orada termik santrale direnen köylülerle, şirket görevlileri arasında kavgalara varan çatışmalar çıkmış, &#8216;olaylar&#8217; yaşanmıştı. Dolayısıyla pek de yeni bir durumdan söz edemeyiz. Toplumumuzun gergin bir yapısı olduğu için, bunun da yansımalarını gözlemleyebiliyoruz.</span></p>
<p><b>Ama galiba ilk defa  insan canına kastedildi&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir çiftin öldürülmüş olması ve savunucu olmaları olayı daha çok gündemin üst sıralarına taşıdı.</span></p>
<h4>&#8220;<span style="font-weight: 400;"> OHAL’le beraber gelen o korku atmosferi, diğer hareketler gibi çevre hareketini de kısıtladı ve baskıladı. Bu da hareketin bittiği anlamına gelmiyor tabii ki, farklı farklı dinamikler ve enstrümanlarla bu hareket devam ediyor. Mesela son 1-2 yıldır hukuki mücadelenin daha da yoğunlaştığını söyleyebiliriz.&#8221;</span></h4>
<p><b>Baskı ve tehditler çevre mücadelesine nasıl yansıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence oldukça yansıyor. Devletin Kürt meselesine, azınlıklara yönelik politikaları olsun, OHAL’den kaynaklı politikalar olsun, bunun etkisini görüyoruz. OHAL’le beraber gelen o korku atmosferi, diğer hareketler gibi çevre hareketini de kısıtladı ve baskıladı. Bu da hareketin bittiği anlamına gelmiyor tabii ki, farklı farklı dinamikler ve enstrümanlarla bu hareket devam ediyor. Mesela son 1-2 yıldır hukuki mücadelenin daha da yoğunlaştığını söyleyebiliriz.</span></p>
<p><b>Hukuki mücadele kısmını biraz daha açabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevresel sorunlara yol açan aksiyonları engellemek için çevre hareketlerinin ve örgütlerinin hukuki yollara başvurmasında daha bir yoğunlaşma olduğunu söyleyebiliriz. Baskının yarattığı bir durum olarak söylemiyorum ama böyle bir sonuç var. </span></p>
<p><b>Yani çevre mücadelesi ‘sokaklardan’ çıkıp hukuki mücadele vermeye mi yöneliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tam anlamıyla olmasa da böyle bir eğilim var, evet.</span></p>
<p><b>Farklı bir şekilde sorarsak bu cinayet ve tehditlerin OHAL döneminde yaşanması tesadüf mü?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence değil. Doğrudan OHAL nedeniyle oldu diyemeyiz ama OHAL’i var eden ve OHAL’i devam ettiren siyasal atmosferden kaynaklandığını söyleyebiliriz. </span></p>
<p><b>Çevre dünyası söz konusu saldırılara yeterince tepki vermedi sanki…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tepki veren oluşumlar da oldu, kayıtsız kalanlar da. Açıkçası bunun bir adli vakaymış gibi medyada yansıtılmış olmasının etkisi vardır muhakkak ama esas olarak o korku atmosferinden dolayı da bir çekince olduğunu söyleyebiliriz.</span></p>
<p><b>OHAL’in eylemliliklere izin vermeyen “hukuki” yaptırımları dışında, özellikle çevre mücadelesi yürütenlerin eylemlere katılmaları nedeniyle işten atılma korkusu yaşadıkları ve bu yüzden mücadele ivmesinin  de düştüğü yaygın kanaat…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Herhangi bir toplumsal mücadeleye karşı olmaya dair bir düzenleme söz konusu&#8230; KHK’larla işten çıkarma gibi. Dolasıyla “bu mücadeleye katılırsam, ben de barış isteyen akademisyenler ya da diğer memurlar gibi, işten atılabilirim” diye korkuyor olabilir insanlar.</span></p>
<p><b>Çevre mücadelesi veren kimi sivil toplum kurumlarının kayıtsızlık içerisinde olmalarını nasıl yorumluyorsun? Mücadelenin sadece yerelle sınırlı olması bunda bir etken mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuçta Antalya’da taş ocaklarına karşı mücadele çok yerel bir meseleydi ama onların yürüttükleri mücadele nedeniyle öldürülmüş olmaları bütün çevre camiasının bir kaybı olmalıydı, bunu sadece yerellikle açıklayamayız ama bunu korku atmosferine bağlayabiliriz.</span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;">&#8220;Türkiye’de insan hakları ile çevre örgütleri arasındaki iş birliği eksik&#8221;</span></h4>
<p><b>“Bütün çevre camiasının bir kaybı olmalıydı” dedin, olmadı mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Olmadı tabii ki de. Hani böyle büyük bir baskı, soruşturmanın derinleştirilmesi, bu konunun ülkenin ulusal gündemine taşınması, orada yer edinmesi gibi çok da etkili olmadığını düşünüyorum.</span></p>
<p><b>Büyüknohutçu çiftinin öldürülmesi insan hakları için çalışan sivil toplum kurumlarının da gündemine pek girmedi… İnsan hakları ve çevre mücadelesi ortaklaşamaz mıydı?</b></p>
<figure id="attachment_21033" aria-describedby="caption-attachment-21033" style="width: 425px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-21033" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/fft2mm7141814.jpg" alt="" width="425" height="157" /><figcaption id="caption-attachment-21033" class="wp-caption-text">Alakır Nehri&#8217;ndeki HES&#8217;lere karşı mücadele eden Tuğba Günal ve Birhan Erkutlu çiftinin yaşadığı alana giden su kaynağını engelleyen HES şirketi, daha sonra çiftin arazisinin giriş kapısı önüne dört kamera yerleştirmişti.</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaman zaman bu iki mücadele ortaklaşıyor. Çevresel yıkıma yol açan bazı uygulamalar gerçekten insan haklarını da ihlal edebiliyor. Bir yerde su ya da hava kirliliği yaratan endüstriyel bir tesisin denetlenmemesi aslında temel yaşam haklarının ihlal edildiği anlamına geliyor. Dolayısıyla, Türkiye’de insan hakları ile çevre örgütleri arasındaki iş birliğinin eksikliğinden söz edebiliriz. </span></p>
<p><b>Peki, bu ortaklaşma nasıl sağlanır, sivil topluma düşen rol nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zor bir soru, çok derin bir mesele. Disiplinler arası diyebileceğimiz, kolektif bilgi üretmek ya da müşterek bir mücadele alanı olarak görme kısmı ancak hayati bir noktaya vardığında ortaya çıkabiliyor. Burada vizyonel bir iş birliğinden söz edemiyoruz. Yani şöyle bir şey oluyor: Bir mesele hem insan hakları STK’sını hem de çevre STK’sını o gün, o anda etkiliyor ve aciliyet söz konusu ise o zaman kendiliğinden bir iş birliği, ortak bir hareket gelişebiliyor fakat bir vizyon birlikteliğinden söz edemiyoruz.</span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;bisiklet alanında çalışan yani bisikletin bir ulaşım aracı olarak gündelik hayatta yer almasını isteyen sivil toplum kuruluşlarının bir ağı yok ya da mülteci hakları üzerine çalışan sivil toplum kuruluşlarının bir ağı yok. Geçici iş birlikleri ya da proje ortaklıkları oluyor ama böylesi bir ağ yok.&#8221;</span></h4>
<p><b>O halde STK’lar neden müştereklerde buluşamıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ağ eksikliğinden kaynaklanıyor olabilir. Sivil toplum alanları arasında, farklı alanlarda bulunan sivil toplum kuruluşlarını birbirine bağlayacak ağların eksikliğinden söz edebiliriz. Kendi içinde aynı uzmanlık alanında çalışan farklı sivil toplum kuruluşları olsun, farklı alanlarda çalışan farklı sivil toplum kuruluşları olsun bunları bir araya getirecek bir arada tutan ağların eksikliğinden söz edebiliriz. </span></p>
<p><b>Nasıl yaratılacak bu ağlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun elzem bir ihtiyaç olduğu anlaşıldığı zaman bence kendiliğinden gelişecek. Çünkü birilerinin bu eksikliği görüp, bu eksikliği çözmeye yönelik proje geliştirmesiyle çok da oluşacak gibi durmuyor.</span></p>
<p><b>Sivil Sayfalar var ama…(Gülüyoruz)</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eminim, Sivil Sayfalar bu ağın gelişmesini hızlandırıyordur, hani ben öyle düşünüyorum Sivil Sayfalar’ı. Birbirinden haberi olmayan farklı alanda çalışan, iyi çalışmalar yürüten birçok sivil toplum kuruluşu var. Sivil Sayfalar vasıtasıyla da bu kuruluşlar birbirinden haberdar oluyor. Ama bu haberdarlığın üzerine, bunları bir araya getirecek ağların eksikliğinden söz ediyoruz. Çok basitçe, bisiklet alanında çalışan yani bisikletin bir ulaşım aracı olarak gündelik hayatta yer almasını isteyen sivil toplum kuruluşlarının bir ağı yok ya da mülteci hakları üzerinden çalışan sivil toplum kuruluşlarının bir ağı yok. Geçici iş birlikleri ya da proje ortaklıkları oluyor ama böylesi bir ağ yok.</span></p>
<p><b>İş birliklerinden çok sanki güç birliği yapılıyor…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence ikisi de oluyor ama esasında güç birlikteliğini görünce daha açık oluyorlar.</span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;">&#8220;&#8230;büyük sivil toplum kuruluşları için kendilerini var ettirmek ile vizyonunu devam ettirmek arasında bir seçim yaparsa, kendilerini var ettirmek/devam ettirmek, vizyonundan önce gelir.&#8221;</span></h4>
<p><b>Açıkça sormak gerekirse, Türkiye’deki sivil toplum kuruluşları gerçekten birbirlerinden bihaber mi yoksa her STK kendi mahallesinde mi güçlü olmak istiyor? Zira ülkedeki STK’lar genel politikaların yerele iz düşümü gibi isimlerinden dahi temsiliyetleri anlaşılıyor</b><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu durum yani sivil toplum kuruluşlarının birbiriyle entegrasyonu, gerçekten sosyo-ekonomik paradigmadan, onun yarattığı yapıdan, kurduğu hiyerarşiden, toplumsal düzenden çok da farklı değil. </span></p>
<p><b>Sivil toplum </b><b>enstürmantalize </b><b> mi ediliyor o halde?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplum kendini böyle geliştirdi diyelim.</span></p>
<p><b>Nasıl yani? Biraz açabilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kabaca şöyle söyleyebiliriz; örneğin, bir bölgenin kalkınma planını hazırlarken, ilgili bakanlık olan kalkınma bakanlığı, o bölgedeki sivil toplum kurumlarıyla çok yüzeysel bir temasta bulunarak o politikaları daha çok, söz konusu kalkınmayı gerçekleştirecek sektörlerin ihtiyaçları üzerinden planlıyor. Gerçekten toplumun refahı, çevresel sürdürülebilirlik için değil sektörlerin kısa ya da uzun vadeli faydalarını gözeterek belirliyor, dolayısıyla bu şema sivil toplumda da var. Sivil toplumda kendi politikalarını geliştirirken bu şemayı izliyor. Şöyle denilebilir; büyük sivil toplum kuruluşları için kendilerini var ettirmek ile vizyonunu devam ettirmek arasında bir seçim yaparsa, kendilerini var ettirmek/devam ettirmek, vizyonundan önce gelir. </span></p>
<p><b>Kaldığımız yerden devam edersek, kamuoyuna yansıyan haberlerde yine sanki çevre aktivistleri ve yerel halk arasında bir uzlaşmazlık söz konusu. Halk bulundukları yerlerde çevreci hareketleri istemiyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel halkın çevreci hareketlerle bütünleştiği yerlerde var bütünleşmediği yerlerde. Konuya göre değişebiliyor. Çoğu yerde çevreci hareketler aslında sırf doğa/çevre koruma üzerine olmayabiliyor.</span></p>
<h4><span style="font-weight: 400;">&#8220;Gezi sonrası, bazıları korular ve ormanlar için mücadele ediliyordu, bir çevre hareketi gibi, çünkü argümanlar hep yeşil üzerinden ağaç üzerinden ve doğa üzerinden kuruluyordu. Ama çevre hareketleri değillerdi, o kitlenin kendi konforlu yaşam alanını korumasıydı.&#8221;</span></h4>
<p><b>Ne gibi mesela?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşam alanını, yaşam hakkını koruma mesela, kendini insan haklarını koruma üzerinden de şekillenebiliyor. Sonuçta yerel STK’lar çevresel argümanlar üzerinden kampanyalarını yapabiliyorlar. Ve bu onların çevreci hareketler olduğu anlamına gelmiyor. Bu konuda yine bir endüstri tesisini örnek verebiliriz: Mesela her hangi bir </span><span style="font-weight: 400;">yere kurulması planlanıyor, </span><span style="font-weight: 400;"> burada halkla bütünleşik bir çevre hareketinden de söz edebiliriz ama genel eğilim ‘burada yapılmasın’ ama ‘başka bir yerde yapılabilir şeklinde.</span></p>
<p><b>Daha da somutlaştırabilir misin?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Halkla bütünleşmiyorsun diyorsun ya. Genele dair soruyorsan zaten çevreci hareketlerin çoğu aslında salt çevre hareketi değil. Şöyle düşünebiliriz; Gezi sonrası, bazıları korular ve ormanlar için mücadele ediliyordu, bir çevre hareketi gibi, çünkü argümanlar hep yeşil üzerinden ağaç üzerinden ve doğa üzerinden kuruluyordu. Ama çevre hareketleri değillerdi, o kitlenin kendi konforlu yaşam alanını korumasıydı.</span></p>
<p><b>“Konforlu”yu olumsuz anlamda mı kullanıyorsun?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vaka anlamında kullanıyorum. </span></p>
<p><b>Dolayısıyla çevre mücadelesinden çok, politikleşmiş bir sivil toplumu mu işaret ediyorsun?</b></p>
<figure id="attachment_21034" aria-describedby="caption-attachment-21034" style="width: 198px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-21034" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/12/85008.jpg" alt="" width="198" height="132" /><figcaption id="caption-attachment-21034" class="wp-caption-text">Gülen Cemaatine yönelik soruşturma kapsamında 6 Haziran&#8217;da 23 avukata yapılan operasyonda gözaltına alınan Uluslararası Af Örgütü Türkiye Şubesi Yöneticisi Avukat Taner Kılıç, halen tutuklu.</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Termik santral karşıtı hareketler üzerinden gidebiliriz. Mesela Samsun’da kömürlü termik santral projesi vardı. Karşı çıkan grup hem AK Parti hem CHP hem de MHP tabanından olan insanlardı ve AK Partili belediye başkanı da bu hareketin içindeydi. Böylede bir mücadeleden söz edebiliriz. Salt CHP üzerinden politikleşen başka yerlerdeki hareketlerden de söz edebiliriz, MHP ile özdeşlemiş hareketlerle de söz edebiliriz ama topyekûn salt politikleşmeden bahsedemeyiz. Yerelde yaşayan bir insanın çevresel argümanlar kullanarak mücadele etmesi, o mücadelenin çevreci mücadele olduğu anlamına gelmiyor. Bir yerde termik santral istemiyorsanız, “çevreci bir bakış açısıyla” karşı çıkıyorsanız, onun sizin köyünüzde ya da başka bir köyde kuruluyor olması umurunuzda olmamalı. Karşı çıkıyorsanız bütün termik santrallere karşı çıkarsanız. Ama “Burada yapılmasın da başka yerde yapılıyorsa yapılsın, benim meselem değil” demek, işte o zaman çevreci bir hareket olmadığını gösteriyor bu tür hareketlerin. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">O</span><b> halde, çevre mücadelesinin yerelle kurduğu ilişki nasıl gelişir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişme gösterdiği yerler üzerinden gidersek çok pragmatist bir nokta, hani benim arazimin yanındaki arazi kamulaştırılıp, orada kirli bir endüstri kurulursa benim arazimin değeri düşecek, dolayısıyla “Bu buraya kurulmasın” diyenler oluyor ya da “Benim arazim kamulaştırılacak, ucuz bir bedelle satın alınacak, dolayısıyla buraya yapılmasın ama başka bir yere yapılabilir” diyenlerde. Pragmatist açıdan bakarsak…</span></p>
<p><b>Böyle giderse ülkedeki çevre hareketin gelişmesi için tüm toprakların endüstriye açılması lazım…</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok faktör var, Türkiye’nin geç kapitalistleşmesiyle de 90’lardan sonra yaşanan sivil toplum enflasyonuyla da ilgisi olabilir. Sivil toplumun beslendiği geleneklerden de kaynaklanıyor olabilir vs. Başlı başına tartışma konusu.</span></p>
<p><b>OHAL çevre dünyasına, çevre alanında faaliyet gösteren STK’lara nasıl yansıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özellikle politik atmosfere etki eden diğer sivil toplum camiasıyla eşit düzeyde etkilenmedi. Yani insan hakları alanında çalışan sivil toplum kuruluşları OHAL’den çok daha kötü etkilendi ama çevre camiasının o kadar etkilendiğini söyleyemeyiz. Hala çevre hareketleri, çevreci sivil toplum kuruluşları hem bürokraside hem de toplumsal yaşamda aktif olarak yer alabiliyor, kampanyalarını yürütebiliyorlar. </span></p>
<p><b>Tam bu noktada, Af Örgütü Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç, Büyükada’da insan hakları savunucuları ve son olarak Osman Kavala tutuklandı. Bu noktada çevre mücadelesi, insan hakları mücadelesiyle ortaklaşamaz mıydı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bence soru eksik çünkü genel olarak bir alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının varlıklarından ötürü bir saldırı var. Dolayısıyla bu sadece insan hakları alanında çalışan ya da çevre alanında çalışan sivil toplum kuruluşlarının değil bütün sivil toplum kuruluşlarının zeminine dinamit koyan bir hareket. Dolasıyla salt çevre hareketleri karşı çıkmadı değil.</span></p>
<p><b> O halde genel olarak soralım: Sivil toplum neden sessiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum kuruluşlarının buna bütünleşik bir tepki gösteriyor olması, bütün sivil toplum kuruluşlarının buna karşı harekete geçmesi çok daha iyi olurdu. Ama neden olmadı diyorsan? Başta saydığımız bütün gerekçeler bunun için geçerli hem OHAL hem politik atmosfer hem toplumsal yapıyı oluşturan dinamikler, gelenek vb. birçok açıklaması var.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/27/insan-haklari-ve-cevre-mucadelesi-veren-sivil-toplum-kuruluslari-arasinda-vizyon-birlikteligi-yok/">&#8220;İnsan hakları ve çevre mücadelesi veren sivil toplum kuruluşları arasında vizyon birlikteliği yok!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2016 çevreciler için en ölümcül yıl oldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/17/2016-cevreciler-icin-en-olumcul-yil-oldu-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 17 Oct 2017 07:14:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon Ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Leather]]></category>
		<category><![CDATA[Brezilya]]></category>
		<category><![CDATA[Çevreci]]></category>
		<category><![CDATA[Çevreci Cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[Global Witness]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Tanık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Global Witness adlı örgütün son raporuna göre, 2016 yılı en fazla çevrecinin öldürüldüğü yıl oldu. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri olarak suçluların ceza almaması gösterildi. Gezegenimizi korumak için günlük hayatta yaptığımız çöpleri ayırmak, et yemekten kaçınmak ya da uzak mesafe yolculuklara çıkmamak gibi eylemler çoğu kişi için baş ağrıtıcı olabilir ancak yine de bunlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/17/2016-cevreciler-icin-en-olumcul-yil-oldu-2/">2016 çevreciler için en ölümcül yıl oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Global Witness adlı örgütün son raporuna göre, 2016 yılı en fazla çevrecinin öldürüldüğü yıl oldu. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri olarak suçluların ceza almaması gösterildi.</strong></p>
<p>Gezegenimizi korumak için günlük hayatta yaptığımız çöpleri ayırmak, et yemekten kaçınmak ya da uzak mesafe yolculuklara çıkmamak gibi eylemler çoğu kişi için baş ağrıtıcı olabilir ancak yine de bunlar hayatımızı riske attığımız anlamına gelmez.</p>
<p>Oysa dünyada çevreyi korumak için çaba gösteren pek çok insan dava, şantaj, ölüm tehdidi, kaçırma, cinsel taciz ve hatta ölümle karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p>Global Witness (Küresel Tanık) adlı örgüt tarafından hazırlanan son rapora göre, 2016 yılı çevre savunucuları için en ölümcül yıl oldu. 2016 yılında 200 aktivist öldürüldü. 2015 yılında öldürülen çevreci sayısı 185 olarak kaydedilmişti. 2015 yılında toplam 16 ülkede çevrecilere yönelik cinayetler yaşanmıştı, geçen yıl bu sayı 24 ülkeye ulaştı.</p>
<p>Latin Amerika, çevreciler için geçen yıl en tehlikeli bölge oldu, ölümlerin yüzde 60&#8217;ı Latin Amerika&#8217;da gerçekleşti. Brezilya, Amazon ormanları ve Cerrado gibi bölgeleri korumaya çalışan 49 çevreci cinayetiyle ilk sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Büyük projeler</strong></p>
<p>Raporun yazarlarından Ben Leather, &#8220;İnsanlar her zaman işletmelerin ya da yerel hükümetlerin sorumluluk almasını istiyor ancak yatırımcılar dikkat çekmek ya da eleştirilerden hep kaçıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Leather, &#8220;Öldürülenlerin çoğu uluslararası yatırımcıların mali desteği olmadan var olamayacak büyük projelere karşı çıkıyorlar&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Jaybee Garganera, 2016 yılında 28 çevrecinin öldürüldüğü Filipinler&#8217;de çevreye zarar veren madencilik çalışmalarına karşı mücadele ediyor.</p>
<p>Garganera, &#8220;Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi kalkınma bankaları, ulusal bankalara sermaye sağlıyor, onlar da kömür madeni ya da elektrik santraline yatırım yapıyor. Ve muhalefet bastırılıyor, yerel halka şiddet uygulanıyor&#8221; dedi.</p>
<div class="picBox full rechts "><a class="overlayLink init" href="http://www.dw.com/tr/2016-%C3%A7evreciler-i%C3%A7in-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-y%C4%B1l-oldu/a-39682705#" rel="nofollow"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.dw.com/image/39645590_401.png" alt="Infografik getötete Umweltaktivisten weltweit EMBARGOED ENG" width="700" height="394" border="0" /></a></div>
<p><strong>Ellerimiz ne kadar temiz?</strong></p>
<p>Kalkınma bankalarının yüksek çevre ve sosyal standart vaadinde bulunduğunu söyleyen Garganera, &#8220;Ancak doğrudan finanse etmedikleri projeleri denetleme zorunluluğuna sahip değiller&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Mali kuruluşlar, bölgede meydana gelen ve haberlerinin olmadığı olaylardan sorumlu tutulamayacaklarını savunuyor. Ancak Global Witness&#8217;e göre, bilgisizlik bir bahane olamaz.</p>
<p>Lether, &#8220;Bilmediklerini söylemeleri affedilir değil. Bilmelerini garanti etmeleri gerek&#8221; dedi.</p>
<p>Pek çok sanayi ülkesinin hükümeti kalkınma bankalarına yatırım yaptığından, aktivistler seçmenlerinin de bilgilendirilme sorumluluğuna sahip olduğunu savunuyor.</p>
<p>Leather, &#8220;İngiltere, Almanya ve ABD hükümetleri, Dünya Bankası hissedarlarından. Bu da bu ülke vatandaşlarının hükümetlerine &#8216;paralarımızın bu saldırılarla ilişkisi olmadığını garanti etmek için ne yapıyorsunuz&#8217; sorusunu sorabilecekleri anlamına geliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Geçen yıl Honduras&#8217;ta Goldman Çevre Ödülü sahibi Berta Caceres&#8217;in öldürülmesinin ardından Hollanda Kalkınma Bankası ve Finlandiya Kalkınma Bankası, Agua Zarca hidrolik barajını finanse etmeyi bıraktı. Baraj, yerli Lenca halkına ait arazileri tehdit ediyordu.</p>
<p>Yıllardır Lenca aktivistlerine yönelik saldırı ve tehditlere karşı çıkanlar, bankalar faaliyete geçmeden önce Caceres&#8217;in ölmek zorunda kalmasından dolayı öfkeliydi.</p>
<div class="picBox full rechts "><a class="overlayLink init" href="http://www.dw.com/tr/2016-%C3%A7evreciler-i%C3%A7in-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-y%C4%B1l-oldu/a-39682705#" rel="nofollow"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.dw.com/image/39598287_401.jpg" alt="Honduras Umweltschützer (Giles Clarke/Getty Images Reportage )" width="700" height="394" border="0" /></a></div>
<p><strong>Suç</strong><strong>lular ceza almıyor</strong></p>
<p>Leather, &#8220;Şimdi diğer kuruluşlar da ders aldıklarını ve çevre savunucularının korunmasını geliştirecek politikalar yerleştirdiklerini göstermek zorunda&#8221; dedi.</p>
<p>Rapora göre, yapılacak ilk şey projelere başlamadan önce yerel topluluklara danışmak.</p>
<p>Çevre savunucularına yönelik suçlardaki artışın nedenlerinden biri de genelde suçluların ceza almaması olarak gösteriliyor.</p>
<figure id="attachment_16739" aria-describedby="caption-attachment-16739" style="width: 590px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16739 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/591d5b3a2269a21e046b5ec1.jpg" alt="" width="590" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/591d5b3a2269a21e046b5ec1.jpg 590w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/591d5b3a2269a21e046b5ec1-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 590px) 100vw, 590px" /><figcaption id="caption-attachment-16739" class="wp-caption-text">Antalya’da mermer ocaklarına karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınan yaşam savunucuları Aysin Büyüknohutçu ve Ali Ulvi Büyüknohutçu, Finike’de dağ evinde öldürülmüş olarak bulunmuştu.</figcaption></figure>
<p><strong>Kaynak:<a href="http://www.dw.com/tr/2016-%C3%A7evreciler-i%C3%A7in-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-y%C4%B1l-oldu/a-39682705" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Deutsche Welle Türkçe</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/17/2016-cevreciler-icin-en-olumcul-yil-oldu-2/">2016 çevreciler için en ölümcül yıl oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2016 çevreciler için en ölümcül yıl oldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/15/2016-cevreciler-icin-en-olumcul-yil-oldu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 15 Jul 2017 09:30:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Amazon Ormanları]]></category>
		<category><![CDATA[Ben Leather]]></category>
		<category><![CDATA[Brezilya]]></category>
		<category><![CDATA[Çevreci]]></category>
		<category><![CDATA[Çevreci Cinayeti]]></category>
		<category><![CDATA[Global Witness]]></category>
		<category><![CDATA[Küresel Tanık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=16737</guid>

					<description><![CDATA[<p>Global Witness adlı örgütün son raporuna göre, 2016 yılı en fazla çevrecinin öldürüldüğü yıl oldu. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri olarak suçluların ceza almaması gösterildi. Gezegenimizi korumak için günlük hayatta yaptığımız çöpleri ayırmak, et yemekten kaçınmak ya da uzak mesafe yolculuklara çıkmamak gibi eylemler çoğu kişi için baş ağrıtıcı olabilir ancak yine de bunlar [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/15/2016-cevreciler-icin-en-olumcul-yil-oldu/">2016 çevreciler için en ölümcül yıl oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Global Witness adlı örgütün son raporuna göre, 2016 yılı en fazla çevrecinin öldürüldüğü yıl oldu. Bu artışın en önemli nedenlerinden biri olarak suçluların ceza almaması gösterildi.</strong></p>
<p>Gezegenimizi korumak için günlük hayatta yaptığımız çöpleri ayırmak, et yemekten kaçınmak ya da uzak mesafe yolculuklara çıkmamak gibi eylemler çoğu kişi için baş ağrıtıcı olabilir ancak yine de bunlar hayatımızı riske attığımız anlamına gelmez.</p>
<p>Oysa dünyada çevreyi korumak için çaba gösteren pek çok insan dava, şantaj, ölüm tehdidi, kaçırma, cinsel taciz ve hatta ölümle karşı karşıya kalabiliyor.</p>
<p>Global Witness (Küresel Tanık) adlı örgüt tarafından hazırlanan son rapora göre, 2016 yılı çevre savunucuları için en ölümcül yıl oldu. 2016 yılında 200 aktivist öldürüldü. 2015 yılında öldürülen çevreci sayısı 185 olarak kaydedilmişti. 2015 yılında toplam 16 ülkede çevrecilere yönelik cinayetler yaşanmıştı, geçen yıl bu sayı 24 ülkeye ulaştı.</p>
<p>Latin Amerika, çevreciler için geçen yıl en tehlikeli bölge oldu, ölümlerin yüzde 60&#8217;ı Latin Amerika&#8217;da gerçekleşti. Brezilya, Amazon ormanları ve Cerrado gibi bölgeleri korumaya çalışan 49 çevreci cinayetiyle ilk sırada yer aldı.</p>
<p><strong>Büyük projeler</strong></p>
<p>Raporun yazarlarından Ben Leather, &#8220;İnsanlar her zaman işletmelerin ya da yerel hükümetlerin sorumluluk almasını istiyor ancak yatırımcılar dikkat çekmek ya da eleştirilerden hep kaçıyor&#8221; dedi.</p>
<p>Leather, &#8220;Öldürülenlerin çoğu uluslararası yatırımcıların mali desteği olmadan var olamayacak büyük projelere karşı çıkıyorlar&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Jaybee Garganera, 2016 yılında 28 çevrecinin öldürüldüğü Filipinler&#8217;de çevreye zarar veren madencilik çalışmalarına karşı mücadele ediyor.</p>
<p>Garganera, &#8220;Dünya Bankası ve Asya Kalkınma Bankası gibi kalkınma bankaları, ulusal bankalara sermaye sağlıyor, onlar da kömür madeni ya da elektrik santraline yatırım yapıyor. Ve muhalefet bastırılıyor, yerel halka şiddet uygulanıyor&#8221; dedi.</p>
<div class="picBox full rechts "><a class="overlayLink init" href="http://www.dw.com/tr/2016-%C3%A7evreciler-i%C3%A7in-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-y%C4%B1l-oldu/a-39682705#" rel="nofollow"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.dw.com/image/39645590_401.png" alt="Infografik getötete Umweltaktivisten weltweit EMBARGOED ENG" width="700" height="394" border="0" /></a></div>
<p><strong>Ellerimiz ne kadar temiz?</strong></p>
<p>Kalkınma bankalarının yüksek çevre ve sosyal standart vaadinde bulunduğunu söyleyen Garganera, &#8220;Ancak doğrudan finanse etmedikleri projeleri denetleme zorunluluğuna sahip değiller&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Mali kuruluşlar, bölgede meydana gelen ve haberlerinin olmadığı olaylardan sorumlu tutulamayacaklarını savunuyor. Ancak Global Witness&#8217;e göre, bilgisizlik bir bahane olamaz.</p>
<p>Lether, &#8220;Bilmediklerini söylemeleri affedilir değil. Bilmelerini garanti etmeleri gerek&#8221; dedi.</p>
<p>Pek çok sanayi ülkesinin hükümeti kalkınma bankalarına yatırım yaptığından, aktivistler seçmenlerinin de bilgilendirilme sorumluluğuna sahip olduğunu savunuyor.</p>
<p>Leather, &#8220;İngiltere, Almanya ve ABD hükümetleri, Dünya Bankası hissedarlarından. Bu da bu ülke vatandaşlarının hükümetlerine &#8216;paralarımızın bu saldırılarla ilişkisi olmadığını garanti etmek için ne yapıyorsunuz&#8217; sorusunu sorabilecekleri anlamına geliyor&#8221; şeklinde konuştu.</p>
<p>Geçen yıl Honduras&#8217;ta Goldman Çevre Ödülü sahibi Berta Caceres&#8217;in öldürülmesinin ardından Hollanda Kalkınma Bankası ve Finlandiya Kalkınma Bankası, Agua Zarca hidrolik barajını finanse etmeyi bıraktı. Baraj, yerli Lenca halkına ait arazileri tehdit ediyordu.</p>
<p>Yıllardır Lenca aktivistlerine yönelik saldırı ve tehditlere karşı çıkanlar, bankalar faaliyete geçmeden önce Caceres&#8217;in ölmek zorunda kalmasından dolayı öfkeliydi.</p>
<div class="picBox full rechts "><a class="overlayLink init" href="http://www.dw.com/tr/2016-%C3%A7evreciler-i%C3%A7in-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-y%C4%B1l-oldu/a-39682705#" rel="nofollow"><img loading="lazy" decoding="async" src="http://www.dw.com/image/39598287_401.jpg" alt="Honduras Umweltschützer (Giles Clarke/Getty Images Reportage )" width="700" height="394" border="0" /></a></div>
<p><strong>Suç</strong><strong>lular ceza almıyor</strong></p>
<p>Leather, &#8220;Şimdi diğer kuruluşlar da ders aldıklarını ve çevre savunucularının korunmasını geliştirecek politikalar yerleştirdiklerini göstermek zorunda&#8221; dedi.</p>
<p>Rapora göre, yapılacak ilk şey projelere başlamadan önce yerel topluluklara danışmak.</p>
<p>Çevre savunucularına yönelik suçlardaki artışın nedenlerinden biri de genelde suçluların ceza almaması olarak gösteriliyor.</p>
<figure id="attachment_16739" aria-describedby="caption-attachment-16739" style="width: 590px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-16739 size-full" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/07/591d5b3a2269a21e046b5ec1.jpg" alt="" width="590" height="332" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/591d5b3a2269a21e046b5ec1.jpg 590w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/07/591d5b3a2269a21e046b5ec1-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 590px) 100vw, 590px" /><figcaption id="caption-attachment-16739" class="wp-caption-text">Antalya’da mermer ocaklarına karşı yürüttükleri mücadeleyle tanınan yaşam savunucuları Aysin Büyüknohutçu ve Ali Ulvi Büyüknohutçu, Finike’de dağ evinde öldürülmüş olarak bulunmuştu.</figcaption></figure>
<p><strong>Kaynak:<a href="http://www.dw.com/tr/2016-%C3%A7evreciler-i%C3%A7in-en-%C3%B6l%C3%BCmc%C3%BCl-y%C4%B1l-oldu/a-39682705" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> Deutsche Welle Türkçe</a></strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/15/2016-cevreciler-icin-en-olumcul-yil-oldu/">2016 çevreciler için en ölümcül yıl oldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
