<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>gezi parkı eylemleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/gezi-parki-eylemleri/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gezi-parki-eylemleri/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 09 Jun 2021 13:39:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>gezi parkı eylemleri arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gezi-parki-eylemleri/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 Jun 2021 10:30:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[pınar uyan semerci]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<category><![CDATA[TurkuazLab]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70936</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Ortak çalışmayı engelleyen bir durum olan siyasal kutuplaşma, bireysel düzeyde de etkili olabiliyor.” Prof. Dr. Pınar Uyan Semerci ile sık karşılaşmaya başlanılan kavramlardan 'toplumsal kutuplaşmayı' ve hayata geçirdikleri TurkuazLab projesini konuştuk. Proje, Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmak amacı taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/">Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>2013 yılında yaşanan Gezi Parkı eylemlerinden itibaren sık karşılaşmaya başladığımız nosyonlardan biri olan toplumsal kutuplaşma nedir?</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71149 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci-640x426.jpg" alt="Pınar Uyan Semerci" width="318" height="212" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/pinar-uyan-semerci.jpg 700w" sizes="(max-width: 318px) 100vw, 318px" />Uzun zamandır gerek akademide gerek siyasette ve medyada tartışılan kutuplaşma kavramını açıklamadan önce kutuplaşmayla ilgili de bir kutuplaşmanın olduğunu söyleyebiliriz. Belirtilmesi gerekir ki kutuplaşma sadece Türkiye’ye özgü bir durum değil, Amerika Birleşik Devletleri başta olmak üzere özellikle siyasal elitler, siyasal partiler arasındaki kutuplaşma ele alınıyor. Ortak çalışmayı engelleyen bir durum olan bu siyasal kutuplaşma, bireysel düzeyde de etkili olabiliyor.</p>
<p>Bizim çalışmamızda da özellikle üzerinde durduğumuz bu bireysel kutuplaşma ise duygusal kutuplaşma olarak tanımlanıyor. Siyasi parti taraftarlığı kimliklere dönüşerek, farklı siyasal parti taraftarlarının bir arada olmak istememesi veya ‘kendilerine’ hak olarak gördüklerini kendilerine uzak gördükleri parti taraftarlarına hak olarak görmemeleriyle sonuçlanabiliyor. Ayrıca kendi grubumuza olumlu sıfatları atfederken, uzak gördüğümüz parti taraftarlarına negatif sıfatlar söylenebiliyor. Bu da toplumsal olarak farklılıklarla beraber yaşamayı zorlaştırıp, diyaloğu, ortak akılla sorunlara çözüm üretmeyi engelliyor. Örneğin, çok farklı grupların bir araya gelmesi açısından kapsayıcı bir ortaklık deneyimi olan Gezi, aynı zamanda toplumun kutuplaştığı bir konu olarak da karşımıza çıkabiliyor.</p>
<p><strong>2013 yılından itibaren Türkiye’de kutuplaşmanın bu kadar yaygınlaşmasının temel sebepleri nelerdir?</strong></p>
<p>Türkiye’de kutuplaşmanın yaygınlaşmasına dair tek bir tarih vermek çok kolay değil. <span style="font-weight: 400;">Aslında daha önce yazdığımız Fanus’ta Diyaloglar kitabında da ele aldığımız gibi Türkiye’de </span><span style="font-weight: 400;">çevre-merkez, Türk-Kürt, sağ-sol, laik-dindar ayrışmaları gibi kadim bölünmeler var</span><span style="font-weight: 400;">. </span> Geçmiş dönemlere ait temsili veri yok ve bu bağlamda da kutuplaşma şu oranda arttı gibi kıyaslamalar yapmak mümkün değil. Ayrıca başta sosyal medya olmak üzere içinde olduğumuz dönemin koşulları başka dönemlerle karşılaştırılmayacak bir ortam yaratıyor.</p>
<p>Yaptığımız çalışmalarda Türkiye’deki siyasal iklimi anlamak açısından kutuplaşmanın oldukça önemli bir kavram olduğunu ve birçok başlıkta oldukça derin kutuplaşmaların olduğunu tespit ettik. Bunun nedenlerini sıralamaya, anlamaya çalıştığımızda ise yapısal faktörleri mutlaka belirtmemiz gerekiyor. Daha açık şekilde söylemek gerekirse, siyasal sistemler – başkanlık sistemi, seçim sistemleri, medya sistemleri, küreselleşme, demografik değişim – bu açıdan önemli bir role sahip. Bunlarla birlikte, siyasetçilerin rolü ve söylemleri de mutlaka eklenmeli. “Biz ve onlar” vurgusunu yineleyen popülist söylemin kapsayıcı bir dil kurmaktan ziyade grupları birbirinden uzaklaştıran, daha çok kutuplaştıran bir etkisi var. <span style="font-weight: 400;">Parti taraftarlığının kimliğe dönüşmesi, sosyal medya başta olmak üzere medyanın partizan bir dille gerçekliği yeniden inşa etmesi ve ülkede oluşmuş olan bu  kutuplaşmış ortam ile neredeyse her konunun bu çerçeveden değerlendirilmesine yol açmakta.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p><strong>Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratmak amacıyla proje ekibinde yer aldığınız TurkuazLab projesi fikri nasıl ortaya çıktı? Proje kapsamında ne gibi faaliyetler yürütülecek?</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-71150 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-640x640.jpg" alt="Turkuazlab" width="242" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/TurkuazLab.jpg 768w" sizes="(max-width: 242px) 100vw, 242px" />TurkuazLab’ın açılımı, Türkiye’de Kutuplaşmayı Azaltmaya Yönelik Stratejiler ve Araçlar Projesi. Amacımız Türkiye toplumunda kutuplaşma ve bunun verdiği zararlar hakkında farkındalık yaratarak, Türkiye’de insan hakları, sosyal uyum ve ötekine saygının hâkim olduğu yeni bir ekosisteme katkı sağlamak için sivil toplum, akademi, medya ve siyasi partileri kutuplaşmayı azaltacak stratejiler ve araçlar ile donatmak.</p>
<p>Kutuplaşma konusunda Türkiye’den ve dünyadan uzmanlarla birlikte uzman görüş anketi gerçekleştirdik. Dört aşamadan oluşan ankette, uluslararası uzmanlardan kutuplaşmanın temel nedenleri ve çözüm önerileri çerçevesinde görüş bildirmeleri ve görüşlerini bir önem sıralamasına koymaları talep edildi. Son aşamada ise, katılımcılar kutuplaşmanın azaltılmasına yönelik çözüm önerilerinin uygulanabilirliklerini derecelendirdi. Türkiye’deki kutuplaşmanın daha net bir resmini oluşturmak amacıyla Türkiye’nin yetişkin nüfusunu temsil eden 4.000 kişiyle anket gerçekleştirdik. Anketin <u>sonuçlarına</u> <a href="https://www.turkuazlab.org/ilgili-projelerimiz/turkiyede-kutuplasmanin-boyutlari-2020/" target="_blank" rel="noopener">internet sitesinden ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>Önümüzdeki dönemde il çalıştayları gerçekleştireceğiz. İl çalıştaylarının amacı sivil toplum örgütleri üyeleri, akademisyenler, gazeteciler, siyasi partilerin il teşkilatları ve diğer yerel aktörlerin katılımıyla kutuplaşma konusunda farkındalık yaratmak; yereldeki aktörlerle beraber Türkiye’de kutuplaşmayı azaltacak strateji ve araçları tartışmak ve buna dair adım atmak. Ayrıca ilkini gençlerle yapacağımız çevrimiçi  buluşma serileri de gerçekleştireceğiz.</p>
<p>Farkındalığın oluşturulması ve kutuplaşma sorununu çözümleriyle birlikte gündemde tutmak için uzman kişilerle podcast ve webcast’ler düzenliyoruz. Bu serilerde kutuplaşmayla ilişkili popülizm, demokrasi, geleneksel ve sosyal medya tartışılarak çözümün neler olabileceğine dair fikirler de paylaşılıyor.</p>
<p><strong>Sivil toplum kuruluşları TurkuazLab  projesi kapsamında nasıl bir rol oynayabilir ve  toplumsal kutuplaşma ile mücadele kapsamında neler yapmalı?</strong></p>
<p>Sivil toplum kuruluşları farklı alanlarda toplumun ihtiyaçlarının seslendirilmesi için çok önemli bir role sahip. Çeşitli grupların farklı ihtiyaç ve taleplerini gözeterek, ortak çözümler geliştirilmesine katkıda bulunabileceğini düşünüyoruz. <span style="font-weight: 400;">Farklılıkların birbirleriyle temas edebilecekleri alanlar yaratmak ve işbirliği yapabilmelerine olanak sağlayacak güven ortamının sağlanması çok önemli.</span><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>Sosyalizasyon sürecinde önyargılarımız, kalıp yargılarımız, dışlayıcı tutum ve davranışlarımız oluşabiliyor. Bütün bunların diğerleri için ne gibi olumsuz koşullar yarattığının farkına varılması gerekmekte. Bunun için kendimizle yüzleşmeli ve diğerleriyle bir araya gelmeli, temas etmeliyiz. Dolayısıyla sivil toplum kuruluşları yürüttükleri aktivitelerde daha kapsayıcı bir şekilde ortak amaçlarla bir arada olmayı gerçekleştirebilir. İl çalıştaylarımızda yereldeki aktörlerle konuşmayı ve birlikte çözüm üretmeyi istiyoruz. Yine farklı temalar çerçevesinde, sivil toplumdan aktörlerle düzenleyeceğimiz buluşmalarda da mümkün olduğunca buna yönelik metotlar geliştirmeye çalışacağız.</p>
<p><strong>Toplumsal kutuplaşma ile mücadelede medya nasıl bir yol haritası izlemeli?</strong></p>
<p>Bahsettiğimiz önyargıların oluşmasında ve ötekileştirme süreçlerinde başta sosyal medya olmak üzere medyanın etkisi büyük. Bu nedenle de objektif, ayrımcı olmayan bir dilin kullanılması ve yaygınlaştırılması gerekiyor. Okuyucuların veya dinleyicilerin birbirinden farklı değerlerine ve yaşam tarzlarına saygı, tarafsız habercilik çok değerli.</p>
<p>İnsanlar birçok konuda bilgi edinmek için medyadan yararlanıyor. Bu yüzden bilginin doğruluğu, kullanılan dil çok önemli.  Yanlış bilgi ve provokatif bir dilin kullanılması belirli grupları düşmanlaştırabiliyor veya günah keçisi ilan edebiliyor. Özellikle sosyal medyada kendi yankı odalarımıza hapsolabiliyoruz. Geliştirdiğimiz <a href="http://turkuazlabsaha.org/game/faunus">fanus oyunu</a> da bu konuda farkındalığı arttırmayı amaçlıyor. Medyada bu yönde bir farkındalığın olmasının ve ciddi bir çaba gösterilmesinin toplumsal kutuplaşma ile mücadelede önemli bir katkı sunacağı kanısındayız.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/09/toplumsal-kutuplasma-turkuazlab-farkindalik-calismalarina-basladi/">Toplumsal Kutuplaşma: TurkuazLab Farkındalık Çalışmalarına Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gezi Davası Sil Baştan: Kavala Tutukluluğunu “Bayrak Yarışına” Benzetti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/22/gezi-davasi-sil-bastan-kavala-tutuklulugunu-bayrak-yarisina-benzetti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yasin Kobulan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 22 May 2021 09:58:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi Parkı davası]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Osman kavala]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70320</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gezi Parkı Davası'nda dokuz kişi hakkında verilen beraat kararlarının bozulması üzerine yeniden açılan davanın ilk duruşması İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkeme, oy çokluğuyla Osman Kavala’nın tutukluluk halinin devamına karar verdi. Kavala, hakkında AİHM kararı olmasına rağmen tahliye edilmemesini Arthur Miller’ın McCarthy döneminde kaleme aldığı “Cadı Kazanı” adlı oyununa benzetti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/22/gezi-davasi-sil-bastan-kavala-tutuklulugunu-bayrak-yarisina-benzetti/">Gezi Davası Sil Baştan: Kavala Tutukluluğunu “Bayrak Yarışına” Benzetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kavala, dava kapsamında </span><span style="font-weight: 400;">1298 gündür tutuklu olmasını “</span><span style="font-weight: 400;">Suçlamalar değişiyor, bayrak yarışlarında bayrağın elden ele geçmesi gibi farklı yargıçlar ve mahkemeler yere düşürmeden tutukluluğumu birbirlerine geçiriyorlar” sözleri ile ifade etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından içerisinde Osman Kavala’nın da bulunduğu dokuz kişinin hakkında beraatine ve 7 kişinin dosyasının ayrılmasına karar vermesi İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi tarafından bozuldu. Kararını İstinaf mahkemesi tarafından bozulması üzerine dava yeniden görülmeye başlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala, tutuklu bulunduğu Silivri Kapalı Cezaevi’nden Sesli ve Görüntülü Bilişim Sistemi (SEGBİS) ile duruşmaya katıldı. Sanıklar Mücella Yapıcı, Tayfun Kahraman ve Can Atalay ile çok sayıda avukat hazır bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi önlemleri kapsamında belli sayıda gazeteci ve izleyicinin alındığı duruşmaya, İstinaf Mahkemesi’nin bozma ilamı okunarak başlandı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Duruşmada ilk olarak Mimarlar Odası İstanbul Büyükkent Şubesi Çevresel Etki Değerlendirme Danışma Kurulu Sekreteri Mücella Yapıcı, daha önce yargılandığı iki davadan beraat ettiğini hatırlatarak, </span><span style="font-weight: 400;">bu davadan da beraat talep etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ardından savunma yapan Avukat Can Atalay&#8217;a, mahkeme başkanının duruşma başındaki “Ben bu karara uymak zorundayım&#8221; sözlerini hatırlatarak, “Bozma kararına uymak zorunda olabilirsiniz ama bozma sonrası serbestlik ve uyma sonrası serbestlik ilkeleri gereğince beraat kararı vermeniz gerekir” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtay 16. Ceza Dairesi’nin Taksim Gezi Parkı eylemleri sırasında hükümeti yıkmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla Beşiktaş Çarşı Grubu’na üye 35 kişi hakkında açılan ve beraatle sonuçlanan davada verilen kararı 6 yıl sonra bozmasını hatırlatan Atalay, </span><span style="font-weight: 400;">“Yargıtay gökyüzünün altındaki her şeyi dosyadaymış gibi toplamaya çalışıyor” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gezi Dayanışması’ndan Tayfun Kahraman savunmasında, dosyada hiçbir şekilde hukuki olarak değerlendirilebilecek bir iddianın bulunmadığını söyledi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ardından söz alan Osman Kavala, istinaf mahkemesinin bozma kararının altında yatan gerekçenin farklı davaların birleştirilmesinin önünü açmak olduğunu ifade etti. Kavala, “Hiçbir delile dayandırılmadan benim ve diğer sanıkların hükümeti devirmek için gizli bir yapılanma içinde olduğumuz iddia ediliyor. Eğer Çarşı ile birleştirilirse siyasi amaçlarla yapılan bu suçlama örneğinin çarpıcı öğesi ortaya çıkacaktır. Beraat kararının bozulması davaları birleştirmek amacındadır. Davaların birleştirilmesi, sekiz yıl önce algı için hazırlanmış ama mahkemelerin verdiği beraat kararıyla inandırıcılığını kaybetmiş bir senaryoyu canlandırma teşebbüsü olacaktır” diye konuştu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala, “Suçlamalar değişiyor, bayrak yarışlarında bayrağın elden ele geçmesi gibi farklı yargıçlar ve mahkemeler yere düşürmeden tutukluluğumu birbirlerine geçiriyorlar” dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala, Arthur Miller’ın McCarthy döneminde kaleme aldığı “Cadı Kazanı” adlı oyununa atıfta bulunarak, “AİHM kararının etrafından dolanmak için icat edilmiş olduğu aleni hale gelmiş olan casusluk suçlamasıyla ilgili hiçbir bulgu olmadığını iddianameyi hazırlayan savcı da biliyor, hatta itiraf ediyor” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kavala’nın savunması ardından mahkeme heyeti, duruşmaya karar için ara verdi. Yaklaşık iki saatlik aranın ardından ara kararını açıklayan mahkeme heyeti Osman Kavala&#8217;nın tutukluluğuna devam kararı verdi. Karar, oy çokluğuyla alındı. Mahkeme Başkanı Sercan Karagöz, tutukluluk kararına şehr düşerek, Kavala’nın tahliyesi yönünde görüş bildirdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mahkeme heyeti, Yargıtay 16. Ceza Dairesi tarafından altı yıl sonra bozulan Beşiktaş Çarşı Grubu’na üye </span><span style="font-weight: 400;">35 kişi hakkında açılan ve beraat kararıyla sonuçlanan dava dosyasını da inceleyecek. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Davanın bir sonraki duruşması 6 Ağustos 2021 tarihinde görülecek. </span></p>
<h5><b>Dava Hakkında </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İstinaf mahkemesi, Gezi Parkı davasında İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararını bozarak, davanın yeniden görülmesine karar verdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Beraat kararının ardından yaptığı grup toplantısında Cumhurbaşkanı ve AK Parti Genel Başkanı Recep Tayyip Erdoğan Gezi davasının hakimlerini hedef aldı. Erdoğan Osman Kavala’yı kastederek &#8220;Gezi&#8217;yi karıştıran malum kişi içerideydi, bir manevrayla beraat ettirmeye çalıştılar&#8221; dedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erdoğan’ın açıklamasının hemen ardından Hakimler ve Savcılar Kurulu İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi heyetinde görevli üç hakim hakkında inceleme başlattı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Savcılık da mahkemenin beraat kararına itiraz etti. Cumhuriyet Savcısı Edip Şahiner yaptığı itirazda beraat kararının bozulmasını istedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Ceza Dairesi de (İstinaf) 22 Ocak 2021 tarihinde İstanbul 30. Ağır Ceza Mahkemesi’nin verdiği beraat kararını bozdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargılanan kişilerin iddianamedeki suçlamalarına yer veren mahkeme, kişilerin sosyal medya paylaşımları, basın açıklamaları ve eylemlerde atılan sloganlar gibi delillerin hükmün gerekçesinde değerlendirilmemesini bozma nedeni olarak gösterdi.</span></p>
<h5><b>Beşiktaş Çarşı Davası</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yargıtay 16. Ceza Dairesi, Taksim Gezi Parkı eylemleri sırasında hükümeti yıkmaya teşebbüs ettikleri iddiasıyla Beşiktaş Çarşı Grubu’na üye 35 kişi hakkında açılan ve beraat kararıyla  sonuçlanan davada verilen kararı 6 yıl sonra bozdu. Nisan 2021’de verilen kararda, Daire, sanıkların eylemlere katılıp katılmadıklarına yönelik Adli Tıp, TRT ya da TÜBİTAK’tan rapor alınmamasını, Cumhurbaşkanlığı’nın davadan haberdar edilmemesini kararına gerekçe gösterdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi, 29 Aralık 2015’te sonuçlanan davada, 35 sanık için “hükümeti devirmeye teşebbüs’, ‘terör örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘suç örgütü kurmak ve yönetmek’, ‘polise direnmek’ ve ‘Gösteri ve Yürüyüş Kanunu’na muhalefet’ suçlarından ‘yeterli, kesin ve şüpheden uzak delil’ olmaması gerekçesiyle beraat kararı vermişti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Karara göre, dosya 13. Ağır Ceza Mahkemesi’ne yeniden gidecek. Mahkeme, karara uyarsa, dosyayı, birleştirme konusunda karar vermesi için Gezi ana davasına bakan 30. Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderecek. Bu yönde karar çıkarsa iki dava birleşecek.</span></p>
<h5><b>Kimler Yargılanıyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dava kapsamında beraat eden Osman Kavala, Mücella Yapıcı, Can Atalay, Tayfun Kahraman, Ali Hakan Altınay, Yiğit Aksakoğlu, Yiğit Ali Ekmekçi, Çiğdem Mater Utku ve Mine Özerden ile dosyaları ayrılan fakat daha sonra tekrar birleştirilen yurtdışındaki Can Dündar, Mehmet Ali Alabora, Ayşe Pınar Alabora, Gökçe Tüylüoğlu, Handan Meltem Arıkan, Hanzade Hikmet Germiyanoğlu ve İnanç Ekmekçi yargılanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Osman Kavala dava kapsamında beraat etmesine rağmen 1298 gündür Silivri Cezaevinde tutuklu. Yiğit Aksakoğlu da bu süreçte 220 gün cezaevinde tutuldu.</span></p>
<h5><b>Suçlamalar</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hazırlanan 657 sayfalık ilk iddianamede Gezi Parkı eylemleri “bir darbe kalkışması” olarak tanımlanıyor. Sanıklar temelde “protestoları örgütlemek ve finanse etmekle” suçlanıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanıklara, bunun yanında “Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs”, “Mala zarar verme”, “İbadethanelere ve mezarlıklara zarar verme”, “Ateşli Silahlar ve Bıçaklar ile Aletler Hakkında Kanun&#8217;a muhalefet”, “Nitelikli yağma”, “Nitelikli yaralama” ve “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu&#8217;na muhalefet” suçlamaları yöneltiliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstinaf mahkemesi ayrıca bozduğu beraat kararında sanıklar hakkında 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefet ettikleri iddiasıyla suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İddianamede 16 sanığın ayrı ayrı 606 yıldan 2 bin 970 yıla kadar ceza almaları isteniyor. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/22/gezi-davasi-sil-bastan-kavala-tutuklulugunu-bayrak-yarisina-benzetti/">Gezi Davası Sil Baştan: Kavala Tutukluluğunu “Bayrak Yarışına” Benzetti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Boğazına&#8221; Kadar Neoliberalizm</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/01/bogazina-kadar-neoliberalizm/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Nov 2019 11:42:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Arap Baharı]]></category>
		<category><![CDATA[gezi parkı eylemleri]]></category>
		<category><![CDATA[Michel Foucault]]></category>
		<category><![CDATA[neoliberalizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sarı Yelekliler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43839</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neoliberal politikanın uygulanış biçimleri açık griden siyaha doğru grinin tonları gibi betimlenirse renk koyulaştıkça yaptırımların, bunun akabinde otoriterleşmenin artacağı öngörülebilir zira ağır neoliberal uygulama ve yaptırımların demokrasilerde işletilmesi mümkün değildir. Otoriterleşme eğilimi artarken siyasetin dışına itilen toplum tepki göstermedikçe ezilmeye mahkumdur.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/01/bogazina-kadar-neoliberalizm/">&#8220;Boğazına&#8221; Kadar Neoliberalizm</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dünya genelinde son kırk yıla damgasını vuran toplumsal manada huzursuzluk ve mutsuzluk kaynağı olduğu tescilli neoliberal politikalar en son Şili&#8217;de tansiyonu yükseltti. Ortaya çıkış sırasıyla sondan geriye doğru, bu sene  Hong Kong&#8217;daki protestolar; geçen sene bu zamanlarda başlayan Fransa&#8217;da Sarı Yeleklilerin direnişi; 2013 yılında Türkiye&#8217;deki Gezi Parkı eylemleri ve 2010 yılının Aralık ayında yaşanan Arap Baharı ortaya koydukları irade bakımından benzerlik gösteren kitlesel eylemler. Şili&#8217;deki protestoların da eklenmesiyle huzursuzlukların dışa vurum sıklığındaki artış dikkat çekerken hangi ülkede olursa olsun kültürel ve toplumsal alt yapı farklılıklarına rağmen fakirliğin dayatıldığı hayattan kurtulma ve sağlıklı yaşama talebinde ortaklaşıldığı anlaşılıyor. Nitekim Şili&#8217;de gördüklerimiz arasında adrese teslim mesajlar da yok değil: &#8220;Neoliberalizm başladığı yerde bitirildi&#8221; yazan pankartlar dünyanın geri kalanı için de nefes açıcı etki yapıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bilimsel olarak bazı canlı türleri için aksi mümkünse de genel manada hiç bir insan türü oksijensiz ortamda yaşayamaz&#8230; &#8217;80 sonrası uygulamaya konan ekonomi programlarının hiç bir bünyeye uymadığı, ülkelerin kendi kültürel ve toplumsal dinamiklerine göre bir reaksiyona yol açtığı ortada. Zira mal ve hizmetlerin kullanım değerinden ziyade değişim değerini önceleyerek her şeyi meta olarak gören kapitalist sistem anlayışının ekolojik toplumsal, siyasi etki ve sonuçlarını görmezden gelerek pazarı genişletme girişimleri de farklı yollar izleyebiliyor. Nitekim Michel Foucault 1979 yılındaki derslerinin toplandığı Biyopolitika&#8217;nın Doğuşu&#8217;nda neoliberalizmin farklı biçim ve aşamalarına işaret eder. Buna göre neoliberal politikaların devletler eliyle mi ya da bir enstitünün önderliğinde mi işletildiğinden tutun da yurttaşlar üzerinde yönetimsellik ve/veya hegemonya ilişkisinin kurulma şekillerine, baskı ortamının düzeyine kadar çeşitlilikten bahsedilebilir. Yine neoliberal politikaların küresel kapitalizmin genişlemesi için deterministik bir rol oynama potansiyeli ya da liberal ekonomi koşullarıyla özdeşlik kurularak işletilmesi de söz konusu olabilir. Neoliberal politikanın uygulanış biçimleri açık griden siyaha doğru grinin tonları gibi betimlenirse renk koyulaştıkça yaptırımların, bunun akabinde otoriterleşmenin artacağı öngörülebilir zira ağır neoliberal uygulama ve yaptırımların demokrasilerde işletilmesi mümkün değildir. Otoriterleşme eğilimi artarken siyasetin dışına itilen toplum tepki göstermedikçe ezilmeye mahkumdur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2018 yılında  Türkiye&#8217;de parlamenter demokrasinin yerini Cumhurbaşkanlığı sisteminin alması ve güçler ayrılığı ilkesinin güçler birliğine dönüşmesiyle arzu edilen her tür değişimin tek elden düzenlenmesine uygun zemin hazırlandı. Esasen bugünkü siyasi iktidarın özellikle son beş yıldır dile getirdiği &#8220;toplum mühendisliği&#8221; veya ülkeyi şirket gibi yönetmek ideali de bu hazırlıkların habercisiydi. Ancak buradaki temel sorun mecliste ana muhalefet konumunda olan bir siyasi partinin muhalefet etme görevini yerine getirmeyip popülist politika izlemeyi tercih etmesi diğer bir deyişle iktidar karşısında teslimiyetçi bir tavır sergilemesidir. Lakin şimdilerde ana muhalefet partisi ikinci defa yapılmaya zorlanan yerel seçimle elde ettiği Belediye Başkanlığı koltuğuna henüz oturabilmişken bir de yetki alanının daraltılmasıyla karşı karşıya. Zira yeni bir düzenlemeyle Cumhurbaşkanlığı eliyle kurulan  Boğaziçi Başkanlığı ile Boğaziçi Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma ve Düzenleme Kurulları boğazlardaki yapılaşma, imar düzenlemeleri, yıkım, kentsel dönüşüm ve denetim gibi her konuda yetki kullanıp uygulatacak. 200&#8217;e yakın personeli ile faaliyet göstermesi beklenen bu kurumların yöneticileri de doğal olarak Cumhurbaşkanı tarafından atanacak. Kurullardaki bakanların, idare heyetindeki İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı&#8217;nın ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne ait Boğaziçi İmar Müdürlüğü’nün yetkileri sıfırlanırken ana muhalefet partisi &#8220;kayyım &#8220;gerçeği ile tanışmış olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef  bazı kişi ve grupların hataları yalnızca kendilerini etkilemez. Artık İstanbul  Boğazı&#8217;ndaki son yeşil alanlara da veda edebiliriz. Oysa yalnızca ilkeli davranmak hayat kurtarırdı&#8230; Eğer meclisteki ana muhalefet partisi konumundaki bu siyasi parti Mardin, Diyarbakır, Mardin, Hakkari,Yüksekova, Van, Nusaybin, Cizre, Kulp, Kayapınar, Bismil, Kocaköy, Karayazı, Erciş&#8217;te seçilmiş belediye başkanlarının görevlerinden alınıp yerlerine kayyım atanmasına en azından halkın iradesinin gaspına izin vermemek adına karşı çıkabilseydi bugün kendi görev alanı da bu kadar daraltılamazdı. Anlaşılan o ki İstanbul &#8220;Boğazı&#8221;na kadar neoliberalizme batmış olacak ve biz ana muhalefet partisinin  teslimiyetçi tavrının resmini artık vapurdan da göreceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/01/bogazina-kadar-neoliberalizm/">&#8220;Boğazına&#8221; Kadar Neoliberalizm</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
