<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Geleceğin Türkiyesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/gelecegin-turkiyesi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gelecegin-turkiyesi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Aug 2019 09:12:25 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Geleceğin Türkiyesi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/gelecegin-turkiyesi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Türkiye Ekonomisinde Temel Sorun Eşitsizlik’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/30/turkiye-ekonomisinde-temel-sorun-esitsizlik/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ersin Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 30 Apr 2019 15:02:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İlke Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Türkiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[İKAM]]></category>
		<category><![CDATA[İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İslam İktisadı Araştırmaları Merkezi]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Sunar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=38088</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekonomi politikalarının çok konuşulduğu bir dönemde, İslam iktisadı alternatifini gündeme getiren ve bu alanda fikir ve teoriler üretilmesini teşvik etmeyi amaçlayan İLKE’nin ve alt kuruluşu İKAM’ın Yürütme Kurulu Başkanı Lütfi Sunar, adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonomi inşası gerektiğini söyleyerek, “Bunu yaparken de bölüşüm ve sosyal adaleti vurgularken üretkenliği ve verimliliği kaybetmemek gerekiyor. Türkiye ekonomisinde kısa vadeli tedbirlerle uzun vadeli çözümler getirilmeye çalışılıyor. Bizim sorunlarımız daha derinlikli, daha uzun vadeli” açıklamasında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/30/turkiye-ekonomisinde-temel-sorun-esitsizlik/">‘Türkiye Ekonomisinde Temel Sorun Eşitsizlik’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İLKE, (İlim Kültür Eğitim Derneği) &#8220;Geleceğin Türkiye’si&#8221; projesi kapsamında eğitim, yükseköğretim, dış politika, iktisat, kültür, yönetim, sivil toplum ve sosyal politika alanlarında, Türkiye için gelecek vizyonu oluşturmak amacıyla 3 yıldır raporlar yayımlıyor. Bu rapor serisinin 3’üncü çalışması &#8220;Geleceğin Türkiye’sinde Ekonomi&#8221; raporunu geçtiğimiz günlerde kamuoyuna sunan İLKE Derneği ve İKAM’ın (İslam İktisadı Araştırmaları Merkezi) Yürütme Kurulu Başkanı Lütfi Sunar ile İslam iktisadını, mevcut ekonomik düzen hakkındaki düşüncelerini ve önerilerini konuştuk. </span></p>
<p><b>İKAM ne zaman ve ne amaçla kuruldu?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İKAM 2016 yılının Aralık ayında kuruldu. İKAM, İLKE Derneği çatısı altındaki kuruluşlardan biri. İLKE çatısı altında yer alan İGİAD, İLEM ve YEKDER gibi kuruluşlara ek olarak İslam iktisadı alanına odaklanan İKAM ve sivil toplum kuruluşlarına destek veren Kurumsal Yönetim Akademisi (KYA) yer alıyor. İKAM, İslam iktisadı hakkında araştırmalar ve yayınlar yapan, eğitimler düzenleyen ve çeşitli kamuoyu geliştirme faaliyetleri yürüten bir araştırma merkezi. İKAM, 7 yıldır yürüttüğümüz İslam İktisadı Atölyesi’nin neticesinde meydana çıktı. Bu atölye, her yıl bir konu çerçevesinde, dünya çapında alanında önemli isimlerini bir araya getiren, tartışmaları yayınlayan bir oluşum. İlkini 2013 yılında gerçekleştirdik. Bu yıl ise 7’incisini düzenledik.</span></p>
<p><b>İslam İktisadı çalışmaları alanında bir boşluk mu gördünüz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-38090 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/DSC_4998_1280x853-1.jpg" alt="" width="369" height="238" />Evet, bir boşluk oluşmuştu. Daha önce alan nispeten hareketliyken 90’lardan itibaren bir düşüş ve 2000’lerde de ciddi bir ilgi kaybı söz konusu olmuştu. 2009’da biz bu alanda faaliyetlere başladığımızda hemen hemen unutulmuş bir konuydu. Alanla ilgili yayınları ancak sahaflarda, diplerden bulup çıkarıyordunuz. Biz biraz da Türkiye için gerekli olduğunu, önemli olduğunu düşündüğümüz için bu alanda faaliyetlere başladık. Sonrasında Türkiye’de ortaya çıkan ilgi ve canlanmada yürütülen atölye çalışmalarının ciddi bir katkısı oldu. Atölye bu anlamda dünyayla teması sağlamak, alandaki yeni çalışmaları takip etmek açısından bir ilginin oluşmasına, Türkiye’de bu konuyla ilgili önemli isimlerin bir araya gelmesine, yavaş yavaş bir zemin oluşmasına vesile oldu. 2016 yılının sonunda, bu atölye çalışmalarından ortaya çıkan bilgi ve birikimi somut bir çıktıya, uzun vadeli alanı besleyecek bir zemine dönüştürmek için İKAM’ı kurduk. Kurulalı 2 yıl olmasına rağmen, hem ülke çapında, hem de küresel çapta çok ciddi mesafeler kaydeden, bu anlamda alanın gelişimine ileri düzeyde katkı yapan bir merkez oldu. Atölyenin uluslararası bir faaliyeti olarak yılda bir kez yapılmasını arzu ediyoruz. İlerleyen zamanlarda İslam İktisadı Atölyesi’nin odağını derinleştirme çabasındayız. Atölye çıktıları her yıl Türkçe ve İngilizce olarak yayımlanıyor. Biz burada finansı ele almıyoruz. Zira finansla ilgili çok sayıda çalışma var. Biz iktisat odaklı, sistem odaklı bir yaklaşımla devam ediyoruz. </span></p>
<p><b>‘İslam İktisadı Sadece Müslümanlar İçin Gerekli Bir Sistem Değil’</b></p>
<p><b>İslam İktisadı nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Burada çok çeşitli bakışlar var. Bizim bakışımıza göre, İslam iktisadı iktisadi yaşamı sosyal adalet eksenli bir şekilde kurma arayışıdır. Kurucu babalarına, ortaya çıkış gayesine baktığımızda, postkolonyal (sömürgecilik sonrası) dönemde bağımsızlığını yeni kazanmış ülkelerin kalkınma macerasının parçası olarak ortaya çıktı. Bu da küresel düzeyde iktisadi eşitsizliğe, adaletsizliğe bir karşı çıkış olduğunu gösteriyor. Çünkü küresel düzeyde, iktisadi olarak eski sömürge düzeninin bir yansıması olan, daha müreffeh olanların, sanayileşmiş olanların diğerlerini yoksullaştırdıkları bir düzen söz konusu.  Sömürge sonrası dünyalarda, bir iktisadi kalkınma macerası gerçekleştirilirken biraz da buna tepki olarak ortaya çıkmış arayış mevcut. İslam iktisadı, kalkınma öncelikli bir iktisat. Çünkü bu ülkeler yakılmış, yıkılmış, bağımsızlığını yeni kazanmış. Fakat zamanla, kalkınma ihtiyacı zayıfladıkça, biraz daha sosyal adalet, eşitlik, hem doğal dengeyi, hem de insani dengeyi gösteren bir iktisadi sistem olarak karşımıza çıkıyor. Biraz da bugünkü küresel iktisat düzeninin oluşturduğu çok temel sorunlara karşı bir alternatif arayışı olarak görüyoruz. Elbette ki küresel kapitalist sistem çok güçlü ve dönüştürücü. İslam iktisadını dönüştürüyor zamanla. Özellikle İslami finans tarafında, bir eklemlenme arayışı var. Finans sahası ana akım iktisadın oluşturduğu sorunlara bir yama bulma çabasına yenik düşebiliyor. Ama aslında İslam iktisadı biraz da farklı bir sistem vurgusuna sahip. Bu anlamda ben İslam iktisadını, sadece Müslümanlar için geçerli ve gerekli olan bir sistem olarak görmüyorum. Küresel düzeyde, mevcut küresel eşitsizlikten, iktisadi sömürüden rahatsız olan herkesin başvurabileceği alternatif bir iktisadi bakış söz konusu. </span></p>
<p><b>‘Küresel Kapitalizm Eşitsizlik Doğuruyor’</b></p>
<p><b>Mevcut ekonomik düzene eleştirileriniz neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-38091 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Foto-KYA.jpeg" alt="" width="362" height="383" />Her şeyden önce çok ciddi düzeyde küresel eşitsizlikler var. Bu eşitsizlikler, aslında yapısal eşitsizlikler. İnsanların az çalışmaları, tembellikleri, beceriksizliklerinden ya da bu ülkenin kaynaklarının yetersizliğinden kaynaklanan eşitsizlikler değil; bizatihi sistem tarafından üretilmiş olan yapısal bir mahiyet azrediyorlar. Küresel kapitalizm eşitsizlik doğuruyor. Refahı belirli bölgelere, Kuzey ülkelerine yığıyor. Küresel Kuzey ile Küresel Güney arasında çok büyük bir eşitsizlik var. Aynı zamanda sadece bölgesel eşitsizlik değil, ülkelerde sınıflar arasında da eşitsizlik var. Çok müreffeh ülkelerde bile bu böyle. Yoksulluk ve zenginliğin birbirini besleyecek şekilde iç içe olduğunu görüyoruz. Küresel kapitalizm kendi içsel sorunlarını da üretiyor aslında. Kapitalizmin sürekli krize girme nedenlerinden biri eksik tüketim. İnsanların kazançları düştükçe tüketemiyorlar. Fazla üretim krize yol açıyor. Sermaye miktarları, sermaye dolaşımı ile mal miktarları ve mal dolaşımı arasında çok ciddi bir orantısızlık söz konusu. Dünyadaki günlük sermaye dolaşımı, mal dolaşımının 3 katı. Bu anlamda bir şişkinlik var. Sermayenin belirli ellerde toplandığı ve dolayısıyla üretimi ve tüketimi besleyemediği bir dünyadan bahsediyoruz. Tüm bunlar reel bir iktisadi fayda ve üretim etrafında iktisadi yaşamın örgütlenmemesinden kaynaklanıyor. İnsanların ihtiyaçlarını ve faydalarını eksene alan bir iktisadi sistem ihtiyacı aciliyet kesbediyor. </span></p>
<p><b>‘Sistem, Örgütlenmeyi Engelleyecek Şekilde Kurgulanmış’</b></p>
<p><b>Küresel adaletsizliğe maruz kalanların sayısı daha çokken neden bahsettiğiniz şekilde bir örgütlenme hayata geçirilmiyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dünyanın her tarafında böyle. Sistem, insanların örgütlenmesini engelleyecek, sorunlu hale getirecek bir biçimde yapılanmış. Bugünün sanayi sonrası sistemlerinde üretim kolayca ülkeler arasında kaydırılabiliyor; farklı tedarik zincirleri kolayca oluşturulabiliyor. Bu açıdan bakıldığında hızlı bir şekilde sermayenin dolaşımının daha kolay ve serbest olduğu, işçi dolaşımının ise bizzat ulus devlet nedeniyle engellendiğini ve o kadar kolay ve serbest olmadığını görüyoruz. Sermayenin hareketli, işçinin sabit olduğu bir sistemde, doğal olarak işçilerin örgütlenmesi ve hak talepleri de zorlaşıyor. Burada 90’larda beklendiğinin aksine ulus devletler, tam da küresel sermayenin işbirlikçileri olarak yerel emeğin denetlenmesini, kontrolünü sağlamak üzere aktif bir rol üstlendiler. 90’larda küreselleşmenin ulus devletleri eriteceği düşünülüyordu. Fakat sonra ortaya çıktı ki; ulus devletler küreselleşme için bir engel değil, hatta belirli açılardan bir kontrol aracı. Bunda bazen haklılar da. İş imkânlarının oluşturulması, sermayenin çekilmesi, bazı alanların işler hale getirilmesi gibi bir durum söz konusu olabilir. Ama o haklılığın çok da uzun vadeli bir geçerliliğe sahip olmadığını görüyoruz. Çünkü ne ulus devletler, ne de buralardaki halklar kazançlı çıkmadı. Belki bu devletler içinde küresel sermayeye aracılık eden çok küçük gruplar karlı çıkmış olabilir. Bu gruplar siyaseti etkilemede başarılılar. Dolayısıyla mücadele etmek, örgütlenmek o kadar kolay değil. </span></p>
<p><b>Kanaat Ekonomisi nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kanaat ekonomisi tabiri bireyler ve haneler için çok makul. Bir birey olarak ihtiyaçlarınızı sınırlandırır ve çılgın bir tüketim gerçekleştirmezseniz daha kazançlı çıkar, daha müreffeh bir hayat yaşarsınız. Ama ben bu tabirin sistem için kullanılmasını uygun bulmuyorum. Zira toplumlar söz konusu olduğunda burada bireyler gibi, tekil isteklerini, arzularını yönlendiren bir iradeden bahsetmiyoruz. Burada ortak ihtiyaç, ortak faydalardan söz ediyoruz. Yapılacak şey, insanlara ihtiyaçlarını kısıtlamalarını söylemek değil, insanların ihtiyaçlarını giderebilecek uygun yolları, verimli bir ekonomiyi oluşturmaktır. Aynı zaman da bu verimlilik ve üretkenliğin doğru bölüşülmesini sağlamak önemli. Kanaat ekonomisi birey için önemli bir kavram, ama toplumda üretkenlik, verimlilik ve adil bölüşüm kavramları daha fazla öne çıkıyor. </span></p>
<p><b>‘Din Zannedildiği Gibi Bir Avantaj Sağlamıyor’</b></p>
<p><b>İslam Dünyasındaki ekonomi yönetimlerini nasıl buluyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok genel bir soru bu. İslam Dünyası ekonomik bakımdan çok çeşitlilik arz ediyor. Henüz sanayileşenler olduğu gibi, küresel ekonomiye eklemlenen ülkeler de var; Bangladeş gibi, Etiyopya gibi henüz tarım toplumları olduğuiçin. Türkiye gibi görece daha entegre olmuş, hizmet ekonomisine geçiş yapmış ülkeler var. Bir taraftan da Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri güneyin doğal kaynak ekonomileri var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak genel olarak Müslüman ülkelerin küresel üretimde, katma değer zincirinde çok yukarıda olmadığını söyleyebiliriz. Bu çok önemli bir sorun. Tasarım, satış sonrası hizmetler, bilişim, Ar-Ge gibi alanlarda çok etkin değiller. İkincisi, sanayiden post endüstriye geçiş sorunlarını çok ciddi biçimde yaşıyor bu ülkeler. Özellikle emeğin de stabilize olması, sermayenin hareketliliğinin oluşturduğu sorunları aşırı düzeyde yaşıyorlar. Üçüncüsü de bütün bu ülkelerde hepsinde çok ciddi bir toplumsal eşitsizlik söz konusu. Kaynakların dağılımı, çıktıların dağılımı, fırsat eşitliği hususunda çok ciddi sorun var. Bu anlamda İslam dünyasında dini değerler düşünüldüğü gibi bir avantaj sağlamıyor. Hatta bazı hususlarda Latin Amerika ülkelerine benzer şekilde kötü durumlar çıkıyor. Halkı Müslüman olan ülkelerde yönetimlerin odaklanması gereken konular; verimliliği, katma değeri öncelemeleri, buna yönelik bir ekonomi yönetimini gerçekleştirmeleri, buna mukabil de çıktıların ve kaynakların adil bölüşümünü sağlamaları.</span></p>
<p><b>‘Uluslararası Sermaye, Vergi Reformuna Engel’</b></p>
<p><b>Türkiye Ekonomisinin geleceğini nasıl görüyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz ‘Geleceğin Türkiye’sinde Ekonomi Raporu’nu yayımladık. O raporda şöyle bir vurgu vardı; adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonomi inşası gerekiyor. Bunu yaparken de bölüşüm ve sosyal adaleti vurgulamak ve üretkenliği ve verimliliği kaybetmemek gerektiği belirtiliyor. Türkiye ekonomisinde birtakım stratejik sektörlere yönelik dönüşümün ve katma değeri yüksek ürünlerin üretilmesine yönelik bir ekonomik yapılanmanın gerçekleştirilmesi gerektiğini görüyoruz. Savunma, enerji, tarım ve bilişim stratejik sektörler olarak ön plana çıkıyor. Dünyadaki gelişmeleri yakalayacak şekilde yatırımların ve Ar-Ge faaliyetlerinin yürütülmesi gerekiyor. Türkiye ekonomisinde kısa vadeli tedbirlerle uzun vadeli çözümler getirilmeye çalışılıyor. Bizim sorunlarımız daha derinlikli, daha uzun vadeli sorunlar. Elbette ki kısa vadedeki sorunlara hızlıca çözüm bulmak gerekiyor. Ama aynı zamanda da uzun vadeli sorunlara odaklanmak, daha yapısal çözümleri yürütmek gerekiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yapısal dönüşüm de çok kullanılan bir laf. IMF jargonu. IMF’nin talep ettiği yapısal reformlar, 3 yıllık bir iyileştirmeyi getiriyor, 3 yıl sonra da ekonomiyi bozuyor. Ben bunu kast etmiyorum. Krediyle büyüyen, uluslararası müdahaleye daha fazla açık hale gelmiş bir ekonomidense üretimi, en aşağıdaki dezavantajlı grupların refah artışını eksene alan, belki kısa vadede hızlı çözümler getirmese de uzun vadede daha sağlam bir ekonomik zemini oluşturan dönüşümlere odaklanılması gerektiğini düşünüyorum. Yapısal dönüşüm derken vergi reformu önemli bir husus. Fakat Türkiye’de vergi reformu yapılmasının önündeki en önemli engellerden biri uluslararası sermayedir. Uluslararası sermayeye olan ihtiyaç her zaman vergi reformunu engeller. Çünkü büyük sermayeyi vergilendiremiyorsunuz. Vergilendirdiğinizde kaçma riski var. Ama onu vergilendirmediğiniz sürece de sürekli tekrarlayan krizlerle, yükün ekonomik olarak orta sınıfın sırtına bindiği bir malî sistem ortaya çıkıyor. Bu da tüketim sorununu doğuruyor. Tüketim sorunu ortaya çıkınca, üretim sorunu ortaya çıkıyor ve ekonomide 8-10 yılda bir tekrarlanan krizler oluşuyor. Hâlbuki belki bunu bir kere tercih ederek bu geçişi sağlayıp sonrasında daha sağlam bir ekonomik zemine erişilebilir, böyle bir vergi reformu bunu sağlayabilir. </span></p>
<p><b>Raporu ekonomi yönetimiyle paylaştınız mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim sonrası yoğun bir gündemin olduğu bir dönemdeyiz. Ama daha önce yayınladığımız raporlardan gördüğümüz kadarıyla bu raporlara ciddi bir ilgi ve talep oluyor. Politika yapıcılar tarafından bizim önerilerimiz tartışılıyor. Elbette onların farklı bakışları da olabilir. Ancak biz meselelerin anlaşılmasına ve tartışılmasına bir tarafından katkı yapmayı arzu ediyoruz. Daha önceki raporumuza ileri düzeyde dönüşler aldık ve meselelerin anlaşılmasına ciddi katkıları oldu. Bu raporun önemli katkılar yapacağını düşünüyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/30/turkiye-ekonomisinde-temel-sorun-esitsizlik/">‘Türkiye Ekonomisinde Temel Sorun Eşitsizlik’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Geleceğin Türkiyesi İçin Adil, Müreffeh ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/gelecegin-turkiyesi-icin-adil-mureffeh-ve-surdurulebilir-bir-ekonomi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 14:02:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Türkiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[ilke derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Nihat Erdoğmuş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37556</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği’nin "Geleceğin Türkiyesi" Projesi kapsamındaki üçüncü çalışma olan "Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi" raporu kamuoyuna sunuldu. İLKE Derneği Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş törende yaptığı konuşmada, “Raporun ortaya koyduğu ‘erdemli bir toplum için adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonomi’ vizyonu çerçevesinde ekonominin farklı alanları veriye dayalı olarak analiz edilmekte ve yeni bir ekonomik çerçeve oluşturmak adına yapıcı öneriler geliştirilmektedir." Dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/gelecegin-turkiyesi-icin-adil-mureffeh-ve-surdurulebilir-bir-ekonomi/">“Geleceğin Türkiyesi İçin Adil, Müreffeh ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Grand Cevahir Otel’de düzenlenen toplantının açılış konuşmasını yapan İLKE Derneği Yürütme Kurulu Başkanı Doç. Dr. Lütfi Sunar, ekonomi alanındaki politikaların uzun vadeli olmadığını, kısa vadeli ve günü kurtarma niteliğinde tedbirler alındığına üzülerek şahit olduklarını söyledi. Sunar, İLKE Derneği olarak geleceğe bakan, gelecek vizyonu çizen uzun vadeli işler yapma gayreti içerisinde olmaya gayret ettiklerini belirterek, Geleceğin Türkiyesi projesinin de böyle bir çabanın ürünü olduğunu kaydetti.</p>
<p>İLKE Derneği Mütevelli Heyeti Başkanı Prof. Dr. Nihat Erdoğmuş da konuşmasında; sivil toplumun karar alma mekanizmaları üzerindeki rolüne değindi. Dernek olarak faaliyetlerini karar alıcılar ile toplum arasında bir köprü vazifesi icra edecek şekilde biçimlendirmeye çalıştıklarını belirten Erdoğmuş, uygulamaya yönelik çözüm önerileri içeren politika notları ve araştırma raporları hazırladıklarını vurguladı. Prof. Erdoğmuş, Geleceğin Türkiyesi raporlarının da bu çerçevede hazırlandığını ve daha önceki raporlara gösterilen ilginin geleceğin Türkiyesi’ni inşa etme noktasında kendilerini ümitlendiğini de belirterek, “Geleceğin Türkiyesinde Ekonomi  başlıklı üçüncü raporumuzu paylaşmanın mutluluğu içerisindeyiz. Raporun ortaya koyduğu ‘erdemli bir toplum için adil, müreffeh ve sürdürülebilir bir ekonomi’  vizyonu çerçevesinde ekonominin farklı alanları veriye dayalı olarak analiz edilmekte ve yeni bir ekonomik çerçeve oluşturmak adına yapıcı öneriler geliştirilmektedir.&#8221; Diye konuştu.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignleft wp-image-37558" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/D4Q1mSyXkAAcsZv-640x898.jpg" alt="" width="321" height="450" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/D4Q1mSyXkAAcsZv-640x898.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/D4Q1mSyXkAAcsZv.jpg 855w" sizes="(max-width: 321px) 100vw, 321px" />&#8220;Ekonomik Büyüme Ve Sürdürülebilirlik Birbirine Alternatif Değil&#8221;</strong></p>
<p>Törende, raporu hazırlayan  İstanbul Medeniyet Üniversitesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Murat Taşdemir de bir sunum yaptı.  Raporun temel motivasyonunu “Geleceğin Türkiyesi’nde nasıl bir ekonomide yaşamak istiyoruz?” sorusunun oluşturduğunu belirten Taşdemir, &#8220;bir ekonomi vizyonu ortaya koymak, bu vizyon doğrultusunda odaklanılması gereken hususlara dikkat çekerek temel bir çerçeve sunmak&#8221; amacıyla bu raporu hazırladıklarını belirtti. Çalışmanın farkının sosyal adalet, ekonomik büyüme ve sürdürülebilirliği birbirlerinin alternatifleri olarak değil, birbirlerini tamamlayan olgular olarak görmesi olduğunu belirten Taşdemir, iyi bir ekonomi için uzun vadeli hedeflere odaklanılmasının önemine vurgu yaptı.</p>
<p>Raporun tamamına <a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/ilke-dernegi-gelecegin-turkiyesinde-ekonomi/" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/gelecegin-turkiyesi-icin-adil-mureffeh-ve-surdurulebilir-bir-ekonomi/">“Geleceğin Türkiyesi İçin Adil, Müreffeh ve Sürdürülebilir Bir Ekonomi”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İlim Kültür Eğitim Derneği “Geleceğin Türkiyesi’nde Eğitim” Raporunu Sundu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/04/ilim-kultur-egitim-dernegi-gelecegin-turkiyesinde-egitim-raporunu-sundu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Kalpaklıoğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 04 Oct 2018 09:05:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İLKDER]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Türkiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Türkiyesi’nde Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[İLİM Kültür Eğitim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[İlke-Der]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31146</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLİM Kültür Eğitim Derneği ( İlke-Der)’in “Geleceğin Türkiye’si projesinin tanıtım töreni ve projenin ilk raporunun sunumu “Geleceğin Türkiyesinde Eğitim” İstanbul’da bir otelde  yapıldı. İlk olarak selamlama konuşmasını yapan İLKE Mütevelli Heyeti Başkanvekili Şükrü Alkan, “toplumu ilgilendiren önemli meselelerde Sivil Toplum Örgütlerinin önemine değindi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/04/ilim-kultur-egitim-dernegi-gelecegin-turkiyesinde-egitim-raporunu-sundu/">İlim Kültür Eğitim Derneği “Geleceğin Türkiyesi’nde Eğitim” Raporunu Sundu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Geleceğin Türkiyesi’nde Eğitim raporunun bu alanda yapılan ilk rapor olduğunu söyleyen Alkan geleceğe dair Türkiye’nin inşasında gençlerin önünü açabilecek politika yapıcılara rehberlik yapabilecek bir çalışma olmasının arzusunda olduklarını söyledi. Daha sonrasında projenin tanıtımı için söz alan proje koordinatörü Doç Dr. Lütfi Sunar “Bugün burada çok önemli bir meseleyi  eğitim meselesini yeni bir bakış açısıyla ele almak için bir araya gelmiş bulunmaktayız. Türkiye son 200 yıldır çağı yakalayamamıştır bunun en önemli sebebi şimdinin peşinden koşmak, yaşanan farklılıkların temelini fark edememektir. Çoğu kez hazırlıksızlığımız ve bilgisizliğimiz yeteri kadar problemlere çözüm getirememize sebep olmuştur” dedi. Sunar, 8 farklı alana dair hazırlanacak olan “Geleceğin Türkiyesi” raporlarında İLKE derneği olarak raporların hazırlanmasında 7 ilkeyi esas aldıklarını söyledi: Adalet, kuşatıcılık, tutarlılık, yapıcılık, katılım ve istişare, teorik bütünlük ve uygulanabilirlik. Konuşmasının sonunda eğitimin niceliksel ilerlemesinin yanında nitelik açısından da geliştirilmesi gerektiğini söylerken eğitim sisteminde adalet ve eşitliğin önemli ilkeler olduğuna vurgu yaptı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonrasında raporun yazarı Yusuf Alpaydın raporu sunmak için söz aldı. Alpaydın raporu üç bölüm halinde hazırladıklarını söyledi. bu bölümler bölüm A: Eğitim Sistemimizin Genel Görünümü ve 2000’li yılların Bir Muhasebesi. Bölüm B: Geleceğin Eğitimi için Parametreler: Türkiye’de ve Dünyada Eğitimi Etkileyen Ekonomik, Teknolojik, Politik ve Sosyokültürel Bağlam. C: Türkiye’de Eğitimin Geleceği: Eğitimin Temel Konularında Vizyonlar. Raporun 1. Bölümünde AK Parti hükümetinin eğitimde neler yaptığına odaklanılıyor. Apaydın  AK Parti döneminde demokratikleşme ve niceliksel gelişme, okullaşmanın ciddi oranda artması, İmam Hatip Okullarının önünün açılması, ideolojik engellerin kaldırıldığını, okullaşma oranının %80’in üzerine çıktığını buna karşın 2012’de 4+4+4 eğitim sistemine geçilmesiyle ortaokullarda sınıf kalabalığının arttığından bahsederken eğitimde niceliksel olarak bir gelişme olmasına karşın nitelik açısından düştüğünü bunun da Uluslararası Pisa sınavındaki Türkiye’li öğrencilerin derecelerinin azalmasından anladığımızı söyledi. Raporun ikinci bölümünde Eğitim sistemini etkileyen toplumsal faktörlerden bahsedildi. Apaydın bu bölümde üretimdeki bazı değişimlerin ekonominin yapısını etkilediğini bunun da eğitimi ve diğer toplumsal sistemleri etkilediğini söyledi. Ayrıca Apaydın bilgi ve teknolojideki gelişmelerin sanal ticaretin önemini artırdığını aynı şekilde AR-GE ve inovasyonların öneminin artırdığını söylüyor. Yusuf Alpaydın 80’lerden beri devam eden ekonomideki ve teknolojideki değişimi şöyle anlatıyor: “80’lerde başlayan esnek üretim halen devam ediyor. Yeni meslekler ortaya çıkıyor ve bazı meslekler ölüyor. Bakırcılık ve kunduracılık ortaya çıkıyor, farklı çalışma biçimleri ortaya çıkıyor. Ayrıca işsizlik ve gelir dağılımındaki bozukluk gelişmiş ülkeler ile kıyaslandığında Türkiye gerilerde.” Raporda Sosyo-kültürel bağlam başlığı içerisinde aile yapısında zayıflama boşanma oranında artış olduğuna dikkat çekiliyor. Ayrıca değer araştırmalarında sekülerleşme artarken aynı zamanda muhafakarlaşma da artıyor ve özellikle gençler söz konusu olduğunda.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun Türkiye’de Eğitimin Geleceği: Eğitimin Temel Konularında Vizyonlar başlıklı üçüncü bölümüne Apaydın, eğitimde Türkiye’nin  Avrupa’da 18.yüzyıldan sonra ortaya çıkan eğitim reformuna benzer bir süreci tecrübe ettiğini tespitini yapıyor ve bunu klasik eğitimden pragmatizme geçiş olarak tanımlıyor. Eğitim manevi bir gelişmenin aracıyken meslek edinmenin aracı haline geliyor. Apaydın, eğitimin Post-Endüstriyel dönemde postmodernizm ve pragmatizm yaklaşımları çerçevesinde kurgulandığını ve Türkiye’deki eğitimin başarısızlığının en önemli sebebinin Türkiye toplumunun değerlerine uymayan eğitim sistemi olduğunu, Amerikan pedagojisinin Türkiye’de yoğun bir şekilde uygulanmaya çalışıldığını ve kendi ilim ve eğitim anlayışımız üzerine yoğunlaşmamız gerekir diyor. Eğitimde rehber öğretmenlerin önemine dikkat çekilen sunumda Apaydın şunları söylüyor: . “Geleceğin eğitimi bireylerin farklılıklarına hitap etmek zorunda. Bunu başarmak için Rehberlik hizmetlerinin kilit rolü. İlgi ve kabiliyetlerine hitap etmek. Yöneltme sistemimiz çalışmıyor öğrencilerimizi ilgi ve kabiliyetlerine göre yöneltemiyoruz. Bunun için daha entegre edilebileceği formüller üzerine çalışmamız gerekiyor. “ Sınav sisteminin 6 kez değiştirildiğine dikkat çekilirken sorunun yanlış yerlerde arandığı ve çözümün Milli Eğitim’in halkla iletişimini güçlendirmekte aranması gerektiğini söylüyor ve bölgeler ve okullar arasındaki eşitsizliğin azaltılması ve standartların birbirine yaklaştırılması gerektiği bir çözüm önerisi olarak sunuluyor.  Eğitimde özel okullar meselesine değinirken Apaydın çok sayıda özel okulun açıldığını ve bunların teşvik edilmesiyle devlet okullarındaki kalabalık sınıf sorununun çözülebileceğini söylüyor ancak yukarıda söylediği okullar ve bölgeler arası eşitsizliğin azaltılması gerekliliği önerisiyle çelişebilecek bir çözüm önerisi getiriyor. Özel okullarının sayısının artması ve daha fazla teşvik edilir olması vurgulanırken eğitimin piyasalaşması ve bunun yol açabileceği eşitsizlikleri göz ardı ediyor. Ayrıca Apaydın, Türkiye’de eğitimin en başarısız olduğu alanlardan birinin engelli ve özel ihtiyacı olan öğrenciler olduğu ve okulların bu anlamda çok yetersiz olmuştur diyor. Sunumda İmam Hatip liselerinin ise topluma iyi anlatılamadığı imam hatiplerin çok fazla olduğu genel kanaatinin aksine 2016-2017 eğitim sezonunda İmam Hatip Liselerinin toplam liselere oranın %13 olduğuna işaret ediliyor. Bununla birlikte sunumda İmam Hatip liselerindeki eğitim seviyesinin ve Arapça bilen insan sayısının artışının sağlanması gerektiği söyleniyor. Sunumun sonunda Yusuf Alpaydın Öğretmen Yetiştirme ve İstihdamı” başlığını açıklıyor ve Performans Yönetimi sisteminin olmamasının kabul edilemez olduğunu çalışan ve çalışmayan öğretmeni ayırt edilmesi gerektiğini söylüyor. Apaydın , Eğitim Fakültesi ve okulların işbirliği yapmasının önemini vurgularken Eğitim Fakültesi hocalarının okullarda da bulunması gerektiğini söylüyor. Son olarak yerinden yönetim sisteminin önemi vurgulayan Yusuf Apaydın “bunun için güvenlik gerekçesi söyleniyor fakat şunu söylemeliyiz ki güvenlik bakımından birtakım kazanımlar elde ederken buna karşılık birçok şey kaybettik eğitimde. Halkın ve Toplumun Eğitim Sistemine daha fazla katılması için yeni bir sistem geliştirilmesi gerektiğini söylüyor. Apaydın “Geleceğin Türkiye’sinde Eğitim” sunumunu 2030 yılında nasıl bir eğitim sistemi hayal ettiklerini 8 başlıkla açıklıyor. 1- İnsan odaklı eğitim anlayışı 2- Tarihsel ve Düşünsel Derinliği olan Eğitim Programları. 3- Kalite Güvencesi sağlayan eğitim kurumları okullar. 4-Liyakat Sahibi Okul liderleri. 5- Sürekli öğrenen ehil bir eğitimci kadrosu. 6- Yerinden ve okul merkezli yönetim anlayışı. 7- Adil bir performans değerlendirme ve teşvik sistemi. 8- Güçlü kurumsal iletişime sahip eğitim kurumları. Yusuf Alpaydın bu başlıkları sıraladıktan sonra “inanırsak bunların hepsini başarabileceğimize olan inancım tamdır” diyerek konuşmasını sonlandırdı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organizasyonun sonunda söz alan Milli Eğitim Bakanı Yardımcısı Mustafa Safran “Raporda bizim zihnimizde yer olmayan bir şey var mı pek bulamadım. Sıkıntı uygulamada. . Alanlarda atılacak olan adımların ne olacağı konusunda genel bir problemimiz yok. Bizim pratikte sorunumuz var. Bizim eğitim kurumlarımızda uygulama alanında sıkıntımız var” dedi. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/04/ilim-kultur-egitim-dernegi-gelecegin-turkiyesinde-egitim-raporunu-sundu/">İlim Kültür Eğitim Derneği “Geleceğin Türkiyesi’nde Eğitim” Raporunu Sundu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Geleceği Türkiyesinde Eğitim Rapor Sunumu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/gelecegi-turkiyesinde-egitim-rapor-sunumu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 25 Sep 2018 11:09:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Geleceğin Türkiyesi]]></category>
		<category><![CDATA[İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[rapor]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=30870</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE İlim Kültür Eğitim Derneği kurulduğu günden bu yana yaptığı araştırma, yayın ve raporlama çalışmalarına bir yenisini ekliyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/gelecegi-turkiyesinde-egitim-rapor-sunumu/">Geleceği Türkiyesinde Eğitim Rapor Sunumu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geleceğin Türkiyesi adıyla gerçekleştirilecek projede eğitimden yükseköğretime, sivil toplumdan dış politikaya, siyasetten yönetime kadar birçok alanda alanında uzman kişilere gelecek vizyonu çizen ve çözüm öneren raporlar hazırlatılıyor. Proje, 1 Ekim 2018’de Milli Eğitim Bakanı Prof. Dr. Ziya Selçuk’un da katıldığı bir törenle Grand Cevahir Otel&#8217;de kamuoyuna tanıtılacak.</p>
<p>Toplantıda ayrıca projenin ilk raporu olan &#8220;Geleceğin Türkiyesinde Eğitim de kamuoyuna açıklanacak ve müzakere edilecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/09/25/gelecegi-turkiyesinde-egitim-rapor-sunumu/">Geleceği Türkiyesinde Eğitim Rapor Sunumu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
