<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/friedrich-ebert-stiftung-dernegi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/friedrich-ebert-stiftung-dernegi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 04 Mar 2024 11:28:01 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/friedrich-ebert-stiftung-dernegi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>FES Türkiye Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı’na Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/04/fes-turkiye-genclerle-yeni-yollar-yeni-surecler-programina-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 04 Mar 2024 11:28:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[FES]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86155</guid>

					<description><![CDATA[<p>Friedrich-Ebert-Stiftung (FES) Türkiye Temsilciliği, gençlerin hem kendi kişisel kapasitelerini geliştirmelerini hem de politik konular üzerinde kafa yorup, birlikte aktif tartışmalar yürütmelerini hedefledikleri 'Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler (GYYYS) Programı’na davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/04/fes-turkiye-genclerle-yeni-yollar-yeni-surecler-programina-davet-ediyor/">FES Türkiye Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı’na Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Eğitimlerde aktif ve katılımcı bir yöntem izlenerek, gruplar halinde kolektif çalışmalar da yapılmakta. Program çerçevesinde katılımcıların mini projeler kurgulamaları ve kolektif çalışmayı bu projeler üzerinden yürütmeleri bekleniyor. Mini projelerle, eğitimlerde edinilen bilginin uygulamaya geçirilmesi için katılımcılara olanak yaratılması düşünüldü. Yanı sıra, eğitimlere uluslararası uzmanların ve eğitimcilerin zaman zaman katılımıyla, Türkiye dışındaki deneyimlerin aktarılması da sağlanacak.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Nisan 2024 – Nisan 2025 </strong>tarihleri arasında, hafta sonlarında yapılmak üzere, 1 yıllık olarak kurgulanmış programı tamamlayan katılımcılara, program sonunda <strong>Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği </strong>tarafından katılım belgesi verilecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>8 Modülden Oluşan Programın Eğitim Konuları Şu Şekilde:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Politik Eğitimler:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Sosyal Demokrasi Prensipleri</p>
<p style="font-weight: 400;">İnsan Hakları ve Vatandaşlık</p>
<p style="font-weight: 400;">Toplumsal Cinsiyet</p>
<p style="font-weight: 400;">Sendikalar ve İşçi Hareketleri</p>
<p style="font-weight: 400;">İfade Özgürlüğü ve Medya</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Metodolojik Eğitimler:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Takım Oluşturma</p>
<p style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Örgütlerinde Yönetim</p>
<p style="font-weight: 400;">Proje Yönetimi</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Başvuru koşulları</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; 20 &#8211; 30 yaşları arasındaysanız,</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Politik konularla, Türkiye’deki toplumsal olaylarla ilgileniyorsanız,</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Bir sivil toplum kuruluşuyla, üniversitendeki bir öğrenci grubuyla, sendikalarla, bir siyasi partiyle</p>
<p style="font-weight: 400;">ya da bir inisiyatifle az/çok ilişkiniz varsa,</p>
<p style="font-weight: 400;">&#8211; Böyle bir programa zaman ayırabileceğini ve hazır olduğunuzu düşünüyorsanız,</p>
<p style="font-weight: 400;">Program için <strong>29.03.2024</strong><strong> </strong>günü saat 18.00’a kadar <strong><a href="mailto:gyyys@fes.de">gyyys@fes.de</a> </strong>adresine başvurabilirsin.</p>
<p><a href="https://turkey.fes.de/e/genclerle-yeni-yollar-yeni-suerecler-programi-nisan-2024-nisan-2025-1" target="_blank" rel="noopener">Başvuru formu için tıklayınız.</a></p>
<p style="font-weight: 400;">Programa katılım ücretsizdir. İstanbul dışından geleceklerin yol ve konaklama giderleri karşılanacaktır.</p>
<p style="font-weight: 400;">Ön elemeden geçenlerle yüz yüze ya da online görüşme yapılacak, görüşme yeri ve zamanı e-posta yoluyla Nisan ayı içerisinde kendilerine iletilecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/04/fes-turkiye-genclerle-yeni-yollar-yeni-surecler-programina-davet-ediyor/">FES Türkiye Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı’na Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/26/genclerle-yeni-yollar-yeni-surecler-programi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Aug 2022 09:54:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81642</guid>

					<description><![CDATA[<p>Friedrich-Ebert-Stiftung (FES)'in 2014 yılından bu yana gerçekleştirdiği, Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler GYYYS Programı’nın beşincisi Ekim ayında başlıyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/26/genclerle-yeni-yollar-yeni-surecler-programi-basliyor/">Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler (GYYYS) Programı’yla gençlerin hem kendi kişisel kapasitelerini geliştirmeleri hem de politik konular üzerinde kafa yorup birlikte aktif tartışmalar yürütmeleri hedefleniyor.</p>
<p>20-30 yaş arası 20 gencin seçileceği <a class="download" href="https://turkey.fes.de/fileadmin/user_upload/pdf-files/2022/gyyys/gyyys-2022-program-cagrisi.pdf" target="_blank" rel="noopener">programın detayları</a> ile <a class="download" href="https://turkey.fes.de/fileadmin/user_upload/pdf-files/2022/gyyys/gyyys-2022-basvuru-formu.docx" target="_blank" rel="noopener">başvuru formu</a>na buradan ulaşabilirsiniz. Programa katılım için son başvuru tarihi <strong>23 Eylül 2022</strong>&#8216;dir.</p>
<p><strong>8 modülden oluşan programın eğitim konuları şunlardır:</strong></p>
<h5><strong>Politik Eğitimler:</strong></h5>
<ul>
<li>Sosyal Demokrasi Prensipleri</li>
<li>İnsan Hakları ve Vatandaşlık</li>
<li>Toplumsal Cinsiyet</li>
<li>Sendikalar ve İşçi Hareketleri</li>
<li>İfade Özgürlüğü ve Medya</li>
</ul>
<h5><strong>Metodolojik Eğitimler:</strong></h5>
<ul>
<li>Takım Oluşturma</li>
<li>Sivil Toplum Örgütlerinde Yönetim</li>
<li>Proje Yönetimi</li>
</ul>
<p>Eğitimlerde aktif ve katılımcı bir yöntem izlenerek, gruplar halinde kolektif çalışılmalar da yapılacaktır. Program çerçevesinde katılımcıların mini projeler kurgulamaları ve kolektif çalışmayı bu projeler üzerinden yürütmeleri beklenmektedir.</p>
<p>Mini projelerle, eğitimlerde edinilen bilginin uygulamaya geçirilmesi için katılımcılara olanak yaratılması düşünülmüştür. Eğitimlere uluslararası uzman ve eğitimcilerin zaman zaman katılımıyla Türkiye dışındaki deneyimlerin aktarılması da sağlanacaktır.</p>
<p><strong>Ekim 2022 – Ekim 2023 </strong>tarihleri arasında hafta sonlarında yapılmak üzere 1 yıllık olarak kurgulanmış programı tamamlayan katılımcılara <strong>Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </strong>tarafından katılım belgesi verilecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/26/genclerle-yeni-yollar-yeni-surecler-programi-basliyor/">Gençlerle Yeni Yollar Yeni Süreçler Programı Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Medya ve Göç Derneği’nin İlk Çalışması Proje Sessiz Yayında!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/medya-ve-goc-derneginin-ilk-calismasi-proje-sessiz-yayinda/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 26 Jun 2021 07:29:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Medya ve Göç Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[göçmen]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[nefret suçu]]></category>
		<category><![CDATA[Proje Sessiz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72026</guid>

					<description><![CDATA[<p>Medya ve Göç Derneği’nin yürüttüğü Proje Sessiz’in ilk serisi yayınlandı. Türkiye’de mülteci ve göçmenlerin karşılaştıkları nefret söylemi ve ayrımcılıkları kendi cümleleriyle betimledikleri anlatılardan oluşan Proje Sessiz, dijital bir hafıza merkezi oluşturmayı hedefliyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/medya-ve-goc-derneginin-ilk-calismasi-proje-sessiz-yayinda/">Medya ve Göç Derneği’nin İlk Çalışması Proje Sessiz Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Friedrich Ebert Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği desteği ile yürütülen Proje Sessiz’in yayınlanan ilk serisinde “İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor?”  “Onlara Göre Biz Hiçbir Şeyiz.” ve “İnsan Bile Değil!” başlıkları ile mülteci ve göçmenler karşı karşıya kaldıkları nefretin günlük hayatlarındaki etkilerinden bahsediyor.</p>
<p>Proje, mülteci ve göçmenlerin &#8220;Türkiye’de hangi ayrımcı/ötekileştirici durumlarla karşı karşıya kaldınız?&#8221; sorusuna cevap olarak aktardıkları deneyimleri video ve podcast formatında hikayeleştirerek nefret söylemine dikkat çekmeyi amaçlıyor.</p>
<p>Proje Sessiz’in yayınlanan ilk serisi ayrımcılık hikayelerinde dile getirilen üç temayı baz alıyor:</p>
<h5><strong>1-İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor?</strong></h5>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72028 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insanlar-bizi-nasil-goruyor.jpg" alt="" width="238" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insanlar-bizi-nasil-goruyor.jpg 414w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insanlar-bizi-nasil-goruyor-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 238px) 100vw, 238px" />Kadın olmaktan daha zoru kadın mülteci veya göçmen olmak…Mülteci ve göçmen kadınlar yalnızca ayrımcılığın ve nefret söyleminin değil aynı zamanda toplumsal cinsiyete dayalı şiddetin de hedefi oluyorlar.</p>
<p>Türkiye’ye henüz yeni göç etmiş olan Wafaa çalıştığı tekstil atölyesindeki ilk gününde iş yeri sahibi tarafından uğradığı tacizi anlatıyor. Wafaa’nın anlatısında yer alan ’’İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor ?’’  sorusu mülteci ve göçmenlere yönelik algıyı sorgulamanın önemini hatırlatıyor.</p>
<p>İnsanlar Bizi Nasıl Görüyor videosunu <strong><a href="https://youtu.be/iBNYuCRnLeg" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> izleyebilirsiniz.</p>
<p>‘’Ya başıma birşey gelirse diye internetsiz asla dışarı çıkmam. Mülteci kadınların ‘’maddi ihtiyaçları’’ var diye kolay sanıyorlar&#8230;’’ diye anlatıyor Nur, mülteci kadınların günlük hayatlarında yaşadığı tedirginliği.</p>
<p>Nur’un hikayesini <strong><a href="https://open.spotify.com/episode/73yJSwyTyxUhpkSLl8PrnF?si=dwDl6LUXQYKHI6KUJs5uMw&amp;dl_branch=1" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> dinleyebilirsiniz.</p>
<h5><strong>2- Onlara Göre Biz Hiçbir Şeyiz…</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72029 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/onlara-gore-biz-hicbirseyiz.jpg" alt="" width="269" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/onlara-gore-biz-hicbirseyiz.jpg 415w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/onlara-gore-biz-hicbirseyiz-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 269px) 100vw, 269px" />Nefret, aynı sokakta yaşanan, her gün aynı yolda yürünen insana bile kendini öteki hissettirebilecek kadar güçlü bir olgu…</p>
<p>Anadilini konuştuğunda mülteci olduğunun anlaşılacağını düşündüğü için konuşmaktan kaçınan, sokakta ayrımcılıkla karşılaşmamak için yolunu değiştirerek yürüyen Rahaf ‘’Onlara göre biz hiçbir şeyiz’’ diye tarif ediyor mülteci ve göçmenlerin hissettiklerini.</p>
<p>Rahaf’ın hikayesini <strong><a href="https://youtu.be/GDPAtriM53A" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> izleyebilirsiniz.</p>
<p>İsmail mülteci ve göçmenlere en sık yöneltilen ‘’İşimizi elimizden alıyorsunuz! ‘’, ‘’Neden savaşmıyorsunuz!’’ Türkiye’deki hayatı üzerindeki etkilerini anlatıyor.</p>
<p>İsmail’in hikayesini <strong><a href="https://open.spotify.com/episode/1wLoBg9KLFfqhO3W1OSypW?si=fb61aee605b647f2" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> dinleyebilirsiniz.</p>
<h5><strong>3- İnsan Bile Değil!</strong></h5>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-72030 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/insan-bile-degil.jpg" alt="" width="250" height="247" />Yıllarca emek verilerek kurulan ev, aile, kariyer, arkadaşlıklar&#8230; kısacası hayatta insanca var olabilmek için gerekli herşey.  Mülteci ve göçmen olmanın en zor yanı ise tüm bunları geride bırakıp göç edilen yerdeki önyargı ve kalıplarla baş etmek.</p>
<p>Tanınmayan veya yanlış tanınana dair olan nefretin günlük hayattaki karşılığını ‘’Araplar insan bile değil.’’ ile yaşıyor Ahmad.</p>
<p>Ahmad’ın hikayesini <strong><a href="https://www.youtube.com/watch?v=I-b7WegIhLw" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> izleyebilirsiniz.</p>
<p>Ahmad’ın Türkiye’de geçirdiği üç senenin ardından kurduğu yaşamı geride bırakıp Libya’ya dönüş hikayesi mülteci ve göçmenlerin insan bile olmadıklarını var sayacak boyuta ulaşan ayrımcılığı gözler önüne seriyor.</p>
<p>Ahmad’ın Libya’ya dönüş hikayesini ise <strong><a href="https://open.spotify.com/episode/7CBg3M9wuAmUl54pfoT6Z6?si=78575bbe7c8e44cf" target="_blank" rel="noopener">buradan</a></strong> dinleyebilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/26/medya-ve-goc-derneginin-ilk-calismasi-proje-sessiz-yayinda/">Medya ve Göç Derneği’nin İlk Çalışması Proje Sessiz Yayında!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siyasetçiler de Sivil Alandaki Daralmadan Rahatsız</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/siyasetciler-de-sivil-alandaki-daralmadan-rahatsiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 16 Apr 2021 07:50:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sivil sayfalar]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil toplum ve siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68647</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın Türkiye’de siyaset ve sivil toplum arasındaki dinamikleri analiz etmek amacıyla hazırladığı “Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış” isimli raporda; iktidardan muhalefete, tüm kesimden katılımcıların sivil toplumdaki daralmadan ve siyasetteki içe kapanmadan rahatsızlık duymaları ve Türkiye’nin yaşadığı diğer siyasi krizlerle karşılaştırıldığında, hali hazırda yaşananın daha ağır bir süreç olarak algılamaları öne çıkan bulgulardan...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/siyasetciler-de-sivil-alandaki-daralmadan-rahatsiz/">Siyasetçiler de Sivil Alandaki Daralmadan Rahatsız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Friedrich-Ebert Stiftung Derneği (FES) desteği ile yapılan “Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış” adlı araştırma, siyasette yaşanan krizin sivil topluma yansımalarını ortaya koymak, krizi aşmanın yollarını birlikte aramak, sivil topluma etkisizleşme ve daralma olarak yansıyan mevcut durumu değiştirmek için neler yapabileceğini keşfetmek amacıyla yapıldı. Bu kapsamda, sivil toplum profesyonelleri ve siyasi aktörlerle derinlemesine mülakatlar gerçekleştirildi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-68698 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/icindekiler-640x480.jpg" alt="içindekiler" width="339" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/icindekiler-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/icindekiler-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/icindekiler.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" /></p>
<p>Katılımcılara, sivil toplumun algısı, sivil toplumun kamu ve uluslararası kaynaklara erişimi, sivil toplum-siyaset ilişkisinin sağlıklı yürüyebilmesinin önündeki engeller ve öneriler, pandemi döneminde sivil toplumun durumundan oluşan beş ana bölümde 21 soru yöneltildi. Ayrıca, sivil toplum ve siyasi alandan katılımcılarla iki zoom toplantısı gerçekleştirerek bu sorular etrafında tartışıldı. Her biri ilginç ve çarpıcı tespitler içeren tüm mülakatların toplu bir analizi “Sivil Toplum ve Siyaset İlişkilerine Bakış” yayınında bir araya getirildi.</p>
<h5><strong>“Siyasetin Sivil Topluma En Kapalı Dönem</strong><strong>i”</strong></h5>
<p>Araştırmanın en dikkat çeken bulgusu, iktidar ve muhalefete yakın tüm katılımcıların, sivil toplumdaki daralmadan ve siyasetteki içe kapanmadan rahatsızlık duymaları ve Türkiye’de yaşanan son siyasi krizin öncekilerden daha ağır bir süreç olarak algılandığında ortaklaşması. Katılımcılar, iktidarın sivil topluma kulaklarının en kapalı döneminin yaşandığını vurgularken, siyaset-sivil toplum ilişkileri açısından verimsiz bir dönem olduğunu düşünüyor.</p>
<p>Araştırmaya göre, siyasetin sivil toplumla ortaklaştığı başarı kriterlerinde 4 başlık öne çıkıyor:</p>
<ul>
<li>Kutuplaşmayı aşıcı/birleştirici söylem</li>
<li>Farklı kesimlere açıklık/kapsayıcılık</li>
<li>Mecliste gündem oluşturabilme</li>
<li>Kararları etkileyebilme</li>
</ul>
<blockquote><p>Katılımcılar, Türkiye’de kadın ve ekoloji alanlarında yürütülen sivil toplum çalışmalarının, en etkili çalışmalar olduğunda birleşiyor.</p></blockquote>
<p><strong>Araştırmada öne çıkan bulgular 6 başlıkta toplanıyor:</strong></p>
<ol>
<li>Sivil toplumun çok katmanlı etkisizleştirilmesi,</li>
<li>Sivil toplum-siyaset iş birliğinin açmazları,</li>
<li>Sivil toplum algısı, faaliyetler ve iyi örnekler,</li>
<li>15 Temmuz OHAL perspektifinden sivil toplum,</li>
<li>Pandemi döneminin sivil topluma etkileri,</li>
<li>Sivil toplum-siyaset iş birliğinin güçlenmesine yönelik öneriler</li>
</ol>
<h5><strong>1- Sivil Toplumun Çok Katmanlı Etkisizleştirilmesi </strong></h5>
<p>Katılımcılara göre, sivil toplumu etkisizleştiren ve zayıflatan unsurlar içsel ve dışsal olarak iki başlık altında toplandı. İçsel unsurların başında belli bir konu etrafında örgütlenmede yetersizlik, birlikte mücadele kültüründe zayıflık ve toplumun farklı kesimlerinden destekçi bulmakta yaşanan zorluklar geliyor. Sivil toplumu etkisizleştiren dış unsurların başında ise artan baskılar ve korku iklimi geliyor. Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ve yükselen milliyetçilik de sivil toplumun etkisizleşmesinde önemli rol oynuyor.</p>
<h5><strong><em>2- </em>Sivil Toplum-Siyaset İlişkisinin Açmazları </strong></h5>
<p>Araştırmada, siyaset ve sivil toplum arasında önemli düzeyde kopukluk olduğu vurgusu dikkat çekiyor.  Sivil toplum ve siyaset arasındaki ilişki, katılımcılar tarafından büyük oranda eşitsizlik üzerine kurulu bir güç dengesi olarak tanımlanıyor. Dahası, iki aktör arasında diyalog yollarını arayan ve çaba sarf eden tarafın çoğunlukla sivil toplum örgütleri olduğu gözlemi öne çıkıyor. Bu da siyasi aktörler ile sivil toplum örgütleri arasında hiyerarşik ve eşitsiz bir ilişki biçimi getiriyor.</p>
<blockquote><p>Siyasi aktörler ile sivil toplum örgütleri arasında hiyerarşik ve eşitsiz bir ilişki biçimi var.</p></blockquote>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-68680 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/04/sivil-toplum-ve-siyaset-iliskilerine-bakis-1.jpg" alt="Siyasetçiler de Sivil Alandaki Daralmadan Rahatsız" width="372" height="532" />Sivil toplum ve siyasetin iş birliği içinde olamaması ve karşılıklı beklentilerinin farklılıklar göstermesinin altındaki en önemli sebep, yasal çerçevenin geliştirilmesine yönelik kapsamlı bir hükûmet stratejisi ya da mekanizması bulunmaması olarak görülüyor. Araştırmaya göre, siyasetin sivil toplumun sahasında inisiyatif aldığında, o konunun kamuoyunda kabul görmesi kolaylaşıyor ve daha kitlesel düzeyde ve hızlı sonuçlar alınmasını sağlıyor. Dolayısıyla siyasal alan, sivil toplumun alanını belirliyor.</p>
<h5><strong>3- Siyaset ve STK’lar Arasında Ayrışan Sivil Toplum Algısı, Faaliyetler Ve İyi Örnekler</strong></h5>
<p>Siyasal aktörler sivil toplum örgütlerine “gönüllülük” ve “hayırseverlik” gibi misyonlar yüklerken, sivil toplum örgütleri ise kendilerine uzman, bilgi ve politika üreten, sosyal meselelerde devletin eksik kaldığı alanlarda hizmet ve model üreten roller biçiyorlar. Dikkat çeken önemli bir başka nokta, sivil toplum dünyasının kendisinin de siyasi aktörlerin de sivil toplumun karar alma mekanizmalarını etkilemeye yönelik bir işlevi ve gücü olduğunu düşünmüyor.</p>
<blockquote><p>Hem siyasi hem sivil aktörler, sivil toplumun karar alma mekanizmalarını etkilemeye yönelik bir işlevi ve gücü olduğunu düşünmüyor.</p></blockquote>
<p>Başta siyasi aktörler olmak üzere katılımcılar, sivil toplumun iyi işler üretmelerinin aynı zamanda etkili de olabildikleri anlamına gelmediğini, Türkiye’de sivil toplumun ürettiklerinin siyaset dünyası veya hükümet tarafından kullanılmadığını dile getiriliyor. Sonuç olarak, Türkiye’deki sivil toplum bu açıdan da etkili bulunmuyor.</p>
<p>Sivil toplumun iyi örneklerinde ilk akla gelenler Türkiye’deki kadın hareketinin kazanımları ve mücadelesi oluyor. Lobi faaliyetleri sonrasında elde edilen kazanımlar da sivil toplumun başarılı çalışmaları arasında gösteriliyor.</p>
<h5><strong>4- 15 Temmuz OHAL Perspektifinden Sivil Toplum</strong></h5>
<p>Araştırma kapsamında mülakatlarda, 15 Temmuz’un Türkiye&#8217;deki kutuplaşmayı derinleştirdiğine ilişkin önemli tespitler yer alıyor: sivil toplum 2016’dan bu yana önemli ölçüde daralma yaşarken, iktidarın alanı çok genişliyor. Ortaya çıkan tabloda, sivil toplum ve bireyler bir taraf seçmeye zorunlu kalıyor, bu da derinleşen kutuplaşmanın doğrudan bir sonucu oluyor.</p>
<blockquote><p>Türkiye sivil toplum, 15 Temmuz sonrası OHAL uygulamaları sırasında çok geriye gitti.</p></blockquote>
<p>15 Temmuz sonrasında sivil toplumun üzerindeki artan baskı, hem siyasi aktörler hem sivil toplum profesyonelleri tarafından çokça vurgulanırken, genel olarak Türkiye sivil toplumunun, 15 Temmuz sonrası OHAL uygulamaları sırasında çok geriye gittiği kaydediliyor. OHAL uygulamalarında KHK’larla başlayan dernek kapatmaları, Büyükada tutuklamaları ve Gezi Davası’nda Osman Kavala’nın tutuklanması gibi gelişmeler ile sivil toplumun her kesiminin sesinin kısılmasına neden olmaya devam ediyor.</p>
<h5><strong>5- Pandemi Sürecinde Sivil Toplum </strong></h5>
<p>Araştırmada, pandemi sürecinin sivil toplumdaki daralmayı derinleştirdiği, iktidarın sivil toplum üzerinde uyguladığı baskıyı meşrulaştırmak için pandemiyi kullandığı tespiti öne çıkıyor.  Sivil toplumun pandemi döneminde daha çok kendi var olma krizine odaklanarak fayda sağladığı kesimlerin değişen ihtiyaçlarıyla yeteri kadar ilgilenemediği belirtiliyor.</p>
<blockquote><p>Sivil toplum işlevini ve varoluş sebebini yeniden gözden geçirmesi gerekiyor.</p></blockquote>
<p>Sivil toplumun yapısal ve yönetsel olarak kendini gözden geçirmeye, gelecek yıllarda sivil alanın nereye doğru gittiğini dikkate alarak o alana yönelik hizmet üretme süreçlerini bir daha masaya yatırmaya ihtiyacı olduğu vurgulanırken, krizlere daha dayanıklı bir toplumun inşasında sivil topluma önemli roller düştüğü hatırlatılıyor.</p>
<h5><strong>6- Siyaset-Sivil Toplum İş Birliğinin Güçlenmesine Yönelik Öneriler </strong></h5>
<p>Katılımcılar, demokratik bir rejimde siyasi mekanizmaların sivil topluma kulak vermesi ve aldığı kararlara aktif şekilde sivil toplumu dahil edebilmesi ile siyasi faaliyetlerin şeffaf olarak izlenebilir olması gerekliliğini hatırlatıyor.</p>
<blockquote><p>Hem siyaset hem sivil toplum tarafından siyaseti ve sivil toplum kuruluşlarını da içine alan şekilde bir zihniyet dönüşümü ihtiyacı; zihniyet dönüşümünün olabilmesi için de yeni bir ilişki biçimi üretilmesinin gerekli olduğu vurgusu&#8230;</p></blockquote>
<p>Bu gereklilik çerçevesinde siyaset ve sivil toplum arasında iş birliğinin güçlenmesi ve sivil toplumun geniş kesimlere ulaşabilmenin yollarının araması amacıyla sıralanan öneriler şunlar:</p>
<ul>
<li>Sivil toplumun en temel beklentisi hukuki, siyasi ve mali açıdan elverişli bir sivil toplum iklimi;</li>
<li>Kamu ve sivil toplum ilişkilerinde, adil ve şeffaf süreçler işletilmesi, bu süreçlerin yapılandırılmasına yönelik adımlar atılması;</li>
<li>Siyaseti etkileyebilmesi için sivil toplumun bağımsız olmasının gerekliliği, bunun ekonomik ve ifade özgürlüğü olarak iki farklı açıdan ele alınması ihtiyacı;</li>
<li>Sivil toplum örgütlerinin, toplum üzerindeki etkisinin artmasıyla siyaset üzerinde de daha etkili olacağının dikkate alınması;</li>
<li>Türkiye’deki demokrasi eksikliğinin bir yansıması olarak sivil toplum örgütlerinin de kendi içlerinde demokratikleşmelerinin gerekliliği;</li>
<li>siyasi aktörlerin, sivil toplumla daha fazla etkileşime geçmeleri, sivil toplumun deneyimlerinden daha fazla yararlanmaları sorumluğunu üstlenmeleri;</li>
<li>Hem siyaset hem sivil toplum tarafından siyaseti ve sivil toplum kuruluşlarını da içine alan şekilde bir zihniyet dönüşümü ihtiyacı;  zihniyet dönüşümünün olabilmesi için de yeni bir ilişki biçimi üretilmesinin gerekli olduğu vurgusu&#8230;&#8221;</li>
</ul>
<p>Analizin tamamına ulaşmak için<a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/sivil-toplum-ve-medya-calismalari-dernegi-sivil-toplum-ve-siyaset-iliskilerine-bakis/" target="_blank" rel="noopener"> tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/16/siyasetciler-de-sivil-alandaki-daralmadan-rahatsiz/">Siyasetçiler de Sivil Alandaki Daralmadan Rahatsız</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide STK Deneyimleri ve Belirsizliğe Karşı Geliştirilen Çözümler (2)</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/11/pandemide-stk-deneyimleri-ve-belirsizlige-karsi-gelistirilen-cozumler-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 11 Nov 2020 13:50:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[COVID-19]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pandemide STK Deneyimleri]]></category>
		<category><![CDATA[Pandeminin Temel Haklara Etkisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60777</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği desteği ile düzenlediği “Pandeminin Temel Hakları Etkisi" başlıklı online çalıştayların ikincisi 9 Kasım 2020’de zoom üzerinden yapıldı. Çalıştaya katılan ve çeşitli hak alanlarında faaliyet yürüten STK temsilcileri, COVID-19 salgının sağlık, eğitim ve diğer haklara erişimde pek çok soruna neden olduğunu dile getirirken, bu sorunlarla başa çıkma ve mevcut eşitsizliklerin derinleşmesi ile mücadelede geliştirdikleri stratejileri paylaştılar. Bu süreçte, yeni ve yaratıcı yöntemler geliştiren STK’lar, hem sorun alanlarının tespiti hem çözüm bulma kabiliyeti açısından kriz dönemlerinde sivil toplumun kısıtları yanında gücünü ve esnekliğini de gösteriyorlar.   </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/11/pandemide-stk-deneyimleri-ve-belirsizlige-karsi-gelistirilen-cozumler-2/">Pandemide STK Deneyimleri ve Belirsizliğe Karşı Geliştirilen Çözümler (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar’ın, Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği desteği ile düzenlediği Pandeminin Temel Haklara Etkisi çevrimiçi çalıştayına, 15’e yakın STK temsilcisi katıldı. Toplantıya katılan STK temsilcileri, pandeminin çalıştıkları hak alanları üzerinde yarattığı etkiler, karşılaştıkları zorluklar ve bunlarla mücadelede geliştirdikleri yollar ile çözüm önerilerini paylaştılar. Katılımcılar, toplumsal cinsiyet eşitliği, sağlık, göç, eğitim, istihdam, gençlik, yaşlılık gibi konularda pandeminin eşitsizlikleri derinleştiren etkilerini paylaşırken, sorunlarla mücadele yöntemlerinde geliştirdikleri yeni yöntemleri dile getirdiler.</p>
<p>Pandemi süreci çok çeşitli hak alanlarında olumsuz etki yaratmasının yanı sıra eşitsizlikleri derinleştiriyor. Alanda aktif çalışma yürüten STK temsilcileri, pandeminin temel hak alanlarında yarattığı etkileri anlatırken, özellikle kırılgan grupların süreçten çok daha fazla etkilendiğini vurguladılar. Çalıştayın ilk oturumda pandemi sürecinin temel haklara etkisine ilişkin katılımcı her STK kendi çalıştığı hak alanında deneyimlerini paylaştı.</p>
<h5><strong>Sivil Toplumda Değişen Öncelikler&#8230;</strong></h5>
<p>Cinsiyet Eşitliği İzleme Derneği’nden (CEİD) Yeliz Dede Özdemir, pandeminin etkilerini toplumsal cinsiyet eşitliği çerçevesinde, 93 STK’ya ulaşarak yaptıkları araştırmadan ve hazırladıkları <a href="https://ceidizler.ceid.org.tr/19-Soruda-Covid-19-Sureci-Arastirma-Raporu-Yayimlandi-d77">raporda ulaştıkları bulgular</a> üzerinden özetledi. Söz konusu çalışmaların aynı zamanda sivil toplumun pandemiden nasıl etkilendiğini ortaya koyduğunu söyleyen Özdemir, pandeminin gelmesiyle sivil alandan faydalanan kesimlerin ihtiyaçlarının farklılaştığını gözlemlediklerini söyleyerek ulaştıkları en önemli bulguları; örgütlerin çalışma biçimlerine değişimle evden çalışma düzenine geçilmesi ve kurumlar arası işbirliğinin azalması olarak sıraladı. Özdemir ayrıca, tüm STK’ların gelir kaynaklarının azaldığını; pek çok STK’nın dijital araçlara erişemediğini, online çalışmalara geçişte sorunlar yaşadığını; faaliyet alanlarının değiştiğini ve sivil toplumun daha çok sosyal yardıma odaklanma zorunda kaldığını vurguladı. Özdemir ayrıca, pandemide şiddetin artması nedeniyle bazı STK’ların bu alanda çalışmasalar bile toplumsal cinsiyet eşitliği alanında kırılgan gruplara eğilmek durumunda kaldığını; çocuk istismarı ve ihmalinin de çok gündeme geldiğini, eşitsizliklerin derinleşmesinden kadınlar, mülteciler, LGBTİ+ların daha çok etkilendiklerini;  sosyal yardımlara erişimdeki sıkıntıların yanı sıra STK’ların azalan gelir kaynakları ve yeni faaliyet alanları nedeniyle varlık mücadelesi verdiklerini belirtti. Tüm sorunların sonuç olarak sivil alanda dayanışma ağlarını güçlendirmeyi gerekli kıldığın kaydeden Özdemir, sıraladığı tüm sorunların her STK’nın karşılaştığı ortak ve genel sorunlar olduğunu hatırlattı.</p>
<p><a href="https://hasuder.org.tr/halk-sagligi-uzmanlari-derneginin-covid-19-sureci-ile-ilgili-gorusleri-7/">Halk Sağlığı Uzmanları Derneği’nden</a> (HASÜDER) katılan halk sağlığı uzmanı İstanbul Tıp Fakültesi Öğ. Üyesi Selma Karabey, Lancet COVID-19 Komisyonu&#8217;nda, pandemide insani yardım, sosyal koruma ve savunmasız gruplar odağında politikaların üretilmesine katkı sunulduğunu, kendisinin de Türkiye’den komisyonda yer alan kişilerden biri olarak, çalıştayda dile getirilen sorunların aktarılmasına aracı olacağını belirterek sözlerine başladı. Pandemi sürecinden sağlık hakkından faydalanmada pek çok kesimin sorun yaşadığını söyleyen Karabey, pandemi sürecinde en önemli aksaklığın koruyucu sağlık hizmetlerinde yaşandığını belirtti. Karabey, Türkiye’nin birçok ülkeye kıyasla koruyucu sağlık alanında altyapısı ve iyi bir koruyucu sağlık sistemi olmasına rağmen, bütün birinci basamakta sağlık sisteminde çok ciddi olarak aksamalar olduğuna dikkat çekti. Tüm bu aksaklıkların etkilerini ilerleyen süreçlerde istatistiklerde görebileceğimize işaret eden Selma Karabey, bunların yanı sıra kronik hastalıkların tedavi sürecinde ve cerrahi ameliyatlarda, pandemi hastalarına ayrılan hastane üniteleri nedeniyle, aksamalar olduğunu da kaydetti.</p>
<h5><strong>&#8220;Pandemide Ailelerin Yarısından Çoğu Tamamen veya Kısmen Gelirlerini Kaybetti&#8221; </strong></h5>
<p>Pandeminin kadınlar üzerine yarattığı etki konusunda sahada kapsamlı çalışmalar yürüten <a href="https://kamer.org.tr/">Kamer Vakfı’ndan</a> Rojda Zaman, vakıf olarak 21 ilde aktif olarak faaliyetlerini sürdürdüklerini ve pandemi döneminde yürüttükleri <a href="https://www.kamer.org.tr/icerik_detay.php?id=41">araştırmanın bulgularını</a> paylaştı. Telefonla 20 ilde 17 bin kadına ulaşmak amacıyla başladıkları araştırmada 15 bine yakın kadına ulaşabildiklerini, çalışmanın yürütüldüğü 2 ay boyunca, 1230 kadının şiddet başvurusu yaptığını, bu kadınlardan 321’inin yaşadığı şiddetten kurtulmak için destek almaya başladığını kaydeden Zaman, Kamer Vakfı’nın pandemi sürecindeki desteklerinden toplam 78 bin kadının çeşitli şekillerde faydalandığını kaydetti. UN Women katkısı ile psikolojik destek sağladıkları kadınların yanı sıra, diğer ulaştıkları kadınlara salgın konusunda bilgi, gıda desteği, doğum sağlığı, gebelik kartı, hasta bakım hizmeti, sosyal hizmet verdiklerini belirten Zaman, Haziran’da tekrar ofise dönen Kamer Vakfı olarak Haziran&#8217;dan bu yana, 10 binden fazla kadına evlerinde ulaştıklarına dikkat çekti. Kendilerine pandemi öncesi yapılan şiddet başvurularının pandemi sonrasında sayısının yükseldiğine işaret eden Zaman, özetle COVID-19 salgınında ev içi şiddetin ve psiko-sosyal destek ihtiyacının arttığının altını çizdi.</p>
<p>Pandeminin eğitim hakkı üzerindeki etkilerini özetleyen <a href="https://www.orav.org.tr/i/assets/pdf/degerlendirme-raporlari/PandemDonemindeGundelikPratikler_Algi_Egitim_%C4%B0htiyaclar%C4%B1_Ara%C5%9Ft%C4%B1rmaRaporu_.pdf">ÖRAV’dan</a> Özlem Paker, pandemide hem öğretmenlerin hem velilerin ihtiyaçlarının değiştiğine dikkat çekerek, söz konusu ihtiyaçları ortaya koyacak çalışmalar yürüttüklerini, çok çarpıcı bulgulara ulaştıklarını söyledi. Özlem Paker, ÖRAV olarak pandemiden önce yüz yüze yapılan eğitimlerin, 2 yıl önce yenilenen e-kampüs sistemlerini, dijital eğitime uyumlu olarak dijital ortamdan öğretmenleri bilgilendirecek hale çevirdiklerini söyledi. Eğitimlerde zorlanan öğretmenler olması nedeniyle, webinar tarzı eğitimler verdiklerini ve süreci 56 İl Milli Eğitim yöneticisinin talepleri ile şekillendirdiklerini anlatan Paker, pandemide öğrencilerin dijital ortamda bile olsa duygusal bağı kurma ihtiyacı duyduğunu, bunu sağlamak için farklı şekilde psikolojik destek vermek üzerine hazırladıkları çalışmalardan söz etti.</p>
<p>Pandeminin çocuklar ve eğitim hakkı üzerinde yarattığı etkiyi dile getiren <a href="http://rengarenkumutlar.org/hakkimizda/">Rengarenk Umutlar Derneği’nden</a> Civan Aytaş, 2017’de kurulan yeni bir dernek olmalarına rağmen mahalle odaklı, çocuk odaklı ve kadınlarla ilgili faaliyetler yürüttüklerini belirterek, pandemi koşullarında tüm engellere rağmen çalışmalarını aktif bir şekilde ve yeni yöntemler geliştirerek sürdürdüklerini kaydetti. Aytaş, Diyarbakır’da internete erişimin hayat kurtarıcı olduğunu ama kendi çalıştıkları Sur içesindeki mahallerde internet altyapısı olmadığı için, yeni ve hızlı bir yöntem geliştirerek, telekonferans ile çocuklarla çoklu görüşme yaparak atölye yürüttüklerini, onlara masal izlettiklerini paylaştı. Akıllı telefonu olan çocuklara ise video gönderdiklerini söyleyen Aytaş, kısıtlama gevşetilince EBA sisteminin çökmesi, bölgedeki teknik yetersizlik ve ailelerin mevsimlik tarım işçisi olması nedeniyle çocuk işçiliğinin artmasının, çocukları eğitim hakkından yoksun bıraktığından söz etti. Temasta oldukları 100 çocuktan 78’inin şu an eğitim almadığını ve bir işte çalıştığını söyleyen Aytaş, bu çocuklara, derneklerin 1 Aralık 2020’ye dek getirilen faaliyet kısıtlaması nedeniyle, haftanın 2 günü kitap dağıtarak ve çalıştıkları 4 mahallede 5 dakika ile sınırlı kısa görüşmeler yaparak temasların koparmadan faaliyetlerini sürdürdüklerini aktardı.</p>
<h5>Pandeminin Göç Alanına Etkisi</h5>
<p>Göç ve Sivil Toplum projesinden Eda Zaloğlu, sivil toplum sektörü ve Göç ve Sivil Toplum Projesi kapsamında, pandemi sürecinin çalışmalarını nasıl etkilediğini aktardı. Eda Zaloğlu, pandemide göç alanında kamu-STK işbirlikleri ile STK-STK işbirliklerinin odağının değiştiğine dikkat çekti. Pandemi öncesi göç alanında entegrasyon sürecinde görece başarı yakalamışken, 29 Şubat Edirne sınır kapısına yığılma ve pandemi sonrası göç alanında kamu-STK işbirliklerindeki eğilimin hak temelli çalışma yaklaşımından acil insani yardıma kaydığını söyleyen Zaloğlu, mülteci ve göç alanında çalışan STK’ların entegrasyon ve hak temelli çalışmalardan acil ihtiyaçların karşılanmasına odaklanmasıyla, hak temelli çalışmalar görece azaldığını vurguladı. Ulusal düzeyde Göç İdaresi Başkanlığı, MEB ve Sağlık Bakanlığı gibi kurumlarla büyük STK’lar arasında işbirlikleri ve koordinasyonun sürdüğünü; yerelde ise Vefa Grupları, Valilikler ile STK işbirliklerinin ilerlediğini söyleyen Zaloğlu, göç alanında Hayata Destek Derneği, SGDD-ASAM gibi büyük STK’ların dijital çalışma ortamında hazırlıklı olmaları ile  duruma hızlı uyum sağladığını; ancak küçük STK’ların bütçelerinin olmayışı; gönüllüğün azalması ve kapasitelerini hak temelli çalışma yerine insani yardım konusuna uyumlayamamaları nedeniyle daha az faaliyet göstermeye ya da aktif çalışma yürütmemeye başladıklarına dikkat çekti. Eda Zaloğlu’na göre, Pandemi koşullarında kamu-STK ve STK-STK işbirliklerinin yapılabiliyor olması bile, diğer tüm sorunlara karşın “olumlu bir gelişme” olarak nitelendirilebilir.</p>
<p>Salgının mülteciler üzerindeki etkisine değinen bir diğer katılımcı olan <a href="https://www.igamder.org/">İGAM’dan</a> (İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi) Doğukan Örtlek, uzaktan çalışarak çalışmalarını sürdürürken farklı bir sistem ile telefon yoluyla faydalanıcıları ile iletişim kurduklarını söyledi. Pandemide mültecilere farkındalık eğitimlerini sürdürebilmek için İGAM TV’nin faal olarak kullandıklarını; hukuk, psiko-sosyal destek, HES kodunu nasıl alınacağı, aile içi iletişim, hastane randevuları alımı, uzaktan eğitimin nasıl olacağı gibi pek çok konuda pandemiye ilişkin duyurular ile videolar çekmeye ve SMS ile bilgi vermeye başladıklarını anlattı. Mültecilerin pandemide işsiz kalmaları nedeniyle çok fazla sorun yaşadıklarını, bu soruna destek olmak için çeşitli yardım kitleri dağıttıklarını söyleyen Örtlek, İGAM olarak diğer STK’ler ve belediyeler ile işbirlği yaptıklarını söyledi.</p>
<h5><strong>Pandemide Kendi Hallerine Bırakılan Kesimler: Yaşlılar, Tarım İşçileri, Romanlar</strong></h5>
<p>Hatay Roman, Abdal ve Domlar Birliği Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği ve <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/24/roda-projesi-roman-kadinlarin-sivil-toplumda-oncu-rolu/">RODA (Roman Dayanışma Ağı)</a> üyesi Veysel Toplar ise pandemide Roman grupların artan ve derinleşen sorunlarına Hatay ve Adana bölgesindeki deneyimleri çerçevesinde dikkat çekti. Toplar, Romanların çocuklarını okula göndermekte zorlanmaya başladıklarını, pandemi öncesinde bir ölçüde eğitime katılımı sağladıkları Roman çocukların salgınla birlikte eğitimden uzaklaştığını vurguladı. İşsiz kalan Roman ailelerin para kazanmak için tarım alanlarına göç ettiğini, çocukların da okul olmayan tarım alanlarına gitmeleriyle eğitimden mahrum kaldıklarını kaydetti. Topal’ın dikkat çektiği önemli husus, kız çocuklarının erken evliliğinin önüne geçmek için yürüttükleri çalışmaların pandemide sekteye uğraması idi. Giderek fakirleşen aile ortamından uzaklaşmak isteyen kız çocuklarının, ailelerinin karşı gelmesine rağmen, erken evliliklerinin sayısında artış olduğuna ve bu tür evliliklerin önüne geçilemediğini vurguladı. Tarsus, Mersin ve Hatay illerinde Romanların ağırlıklı davul ve zurna çalarak elde ettikleri gelirin pandemide yasaklanması, temizliğe giden Roman kadınların işsiz kalmasını örnek göstererek Roman gruplar için her şeyin pandemide çok daha zorlaştığını vurguladı.</p>
<p>Roman mahallerinin ötekileştirilmesi sorunun pandemi sürecinde de sürdüğünü belirten Toplar, Roman mahallerinin ağırlıklı olduğu bölgelerde virüsün yayıldığını, bölgelerde temizlik çalışmalarının yapılmadığını kaydetti. Tüm bu sorunlarla başa çıkma ve pandemide ağırlaşan sorunla çözüm getirebilmek amacıyla, Hatay Roman, Abdal ve Domlar Birliği Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği’nde meslek edindirme kursları ve atölyeler açtıklarını söyleyen Toplar, ayrıca Kırıkhan’da madde bağımlısı gençler için lavanta çiçeği yetiştiriciliği eğitimi vermek için İŞKUR ortaklığı ile yeni proje başlattıklarını aktardı.</p>
<h5><strong>“65 +lar Pandemide Fark Edildi”</strong></h5>
<p>COVID-19 salgınında kısıtlar nedeniyle ayrımcılığa maruz kalan yaşlıların sorunlarını dile getiren <a href="https://yaslihaklaridernegi.org/">65 + Yaşlı Hakları Derneği’nden</a> Özlem Yalçınkaya, salgın nedeniyle kamuoyunda artan görünürlükleri sayesinde yaşlıların varlığının toplumda bu dönemde fark edildiğine dikkat çekti. Yasaklardan ilk etkilenen kesimlerin yaşlılar olmasının ve “bağımlı algılanmalarını, bağımlılaştırılması ve gözden çıkarılmışlık hissi ile yaşlıların göz ardı edilmesi söz konusu” diyen Yalçınkaya, zaten yaşlıların kendilerinin de hakları olduğundan haberdar olmayan bir kitle olduğundan, pandemide haklarının olduğunun farkına varan yaşlıların ve buna dikkat çeken kesimlerin sayesinde etmek, yaşlılar özelinde hak temelli ve insan hakları ekseninde bir hareketin ivme kazandığını vurguladı. Yaşlılar için, evin kadın ve çocuklar için olduğu gibi güvenli bir alan olmayabileceğinin görüldüğüne işaret eden Yalçınkaya, birçok yaşlının pandemide evlerini terk ederek yakınlarına gitmek zorunda kaldığını ve ekonomik açıdan istismar edildiğini söyledi. 65 + Derneği olarak tüm bu sorunlara kamuoyunda farkındalık oluşturmak için TRT radyosu dahil olmak üzere tüm kanallara ulaşmaya çalıştıklarını belirten Özlem Yalçınkaya, pandeminin getirdiği kısıtlar yanında, yaşlıların pandemi öncesinde hayata enformel olarak sunduğu katkıyı ortaya koyarak diğer kuşaklarla etkileşimin kurulmasında ilişkin bir farkındalığın oluşmasına vesile olduğunu söyledi.</p>
<h5><strong>Uzaktan Eğitime Uzak Kalan Çocuklar</strong></h5>
<p>Çalıştaya mevsimlik tarım işçileri ile çocuklarının maruz kaldıkları sıkıntıları dile getirmek üzere iki konuk katıldı; Genç Hayat Vakfı’ndan Ozan Çetin çalışmalarına belli bölgelerde tarım işçileri ve çocukların salgın koşullarında destek vermeyi sürdürdüklerini belirtirken; <a href="http://www.ka.org.tr/">Kalkınma Atölyesi’</a>nden Özgür Çetinkaya, daha çok mevsimlik tarım işçiliği ile ilgili çalıştıklarını, pandemide çalışmalarının hız kazandığını kaydetti.</p>
<p>Çetinkaya, okulu terk etmenin mevsimlik tarım işçileri açısından pandemi koşullarında daha da kolay hale geldiğini, sahada çalıştıkları Adana, Mersin ve Hatay özelinde tarım işçiliğinin, 12 ay boyunca sürmesi nedeniyle, bir meslek haline geldiğini; bu nedenle ebeveynleri tarım işçisi olan çocukların mecburen çalışmak zorunda kalacaklarını, hizmet sektöründe sanayide çalışmak zorunda kalacak çocukların da hayatta kalmaları zorlaşacağını kaydetti.</p>
<p>Mart ve haziran aylarında sahaya gidemediklerini ancak araştırmalarını telefonla yürüttüklerini anlatan Çetinkaya, Ordu, Urfa ve Mersin gibi mevsimlik tarım işçilerinin çadır alanlarını ziyaret ederek 219 hane ile görüşen ve 30’a yakın kurumsal görüşme ile mevsimlik tarım işçileri ve çocuklar açısından pandemin etkilerini ortaya koyduklarını söyledi. Çetinkaya Veysel Toplar’ın tespitlerine benzer şekilde, gelirde düşüş ve çocuk emeğinde artış gördüklerini kaydetti. Gelirleri düşen tarım işçilerinin “kendi hallerine bırakıldığını” söyleyen Çetinkaya, buna paralel olarak sağlık hakkından mahrumiyet ve özel sağlık kurumlarında hizmet alma durumu ile borçlanmaları ve sağlık giderlerinin artmasını da ekledi. Pandemide tarım işçileri arasında sağlık ve sosyal yardımlara ulaşmada kırılganlık artmasının yanı sıra, çocuk emeğinde artışla beraber, eğitimde de gerileme görüldüğünü vurgulayan Çetinkaya, “uzaktan eğitim, bu çocuklara uzak kalmış bir eğitim” dedi.</p>
<p><a href="https://genchayat.org/">Genç Hayat Vakfı’ndan</a> Ozan Çetin ise 2014 yılından bu yana sahada gezici tarım işçiliği konusunda konusunda çalışan bir kurum olarak tespitlerini şu şekilde sıraladı; pandemide birçok kişinin hasada çıkamadığını, merkezi yönetimin zaaflarını nedeniyle bu kesimlerin daha da zor koşullarda varlıklarını sürdürmeye çalıştıklarını kaydetti. Eskişehir’de Şubat ayından bu yana 1.200 kişi ile  yürüttükleri çalışmalarda, geçici koruma statüsündeki mevsimlik tarım işçilerini de gözlemleyerek hizmetlere erişim noktasında sorunları ilgili birimlere yönlendirdiklerini, Haziran ayından bugüne dek eğitim ve destek paketleri ve kamu hizmetlerine yönlendirme desteğini sürdürdüklerini söyleyen Çetin, son günlerde ise sahada vakaların çok ciddi yükselmesi ile insanların çalışmaktan çekinir hale gelmesinin de ekonomik zorlukların artıracağına dikkat çekti.</p>
<p>Salgın koşullarında çocukların eğitimden uzak kaldıklarını söyleyen Çetin, mevsimlik tarım işçileri açısından uzaktan eğitimin okulların açılması anlamına gelmediğini, çocukların para kazanmaya başlamasının eğitimden uzaklaşması ile doğru orantılı olduğunu hatırlattı ve “çocuğun artık para kazanan bir birey haline dönüşünce çocukluktan çıkmış olduğunu” ve çocuk işçiliğinin daha da artacağına dikkat çekti. Çetin tüm bu sorunlara çözüm getirmek amacıyla, pandemide açamadıkları Düzce, Sakarya ve Ordu’da çocuklar için yaz okulları yerine, sosyal hizmet uzmanları ile fındık tarımı yapılan bu bölgelere giderek, en fazla 5 çocuğu dahil eden gruplar halinde, onları eğitime katmak ve sosyal becerilerini geliştirmek için 30 gün devam eden bir program hazırladıklarını anlattı. 12-15 yaş aralığındaki çocuklar için burs sistemini devreye sokan Genç Hayat Vakfı, çocuğunu tarlada çalıştırmak yerine 8 ay burs veren yeni bir bu program başlattıklarını söyledi</p>
<p><a href="https://diyarbakircevka.com/">Diyarbakır Çevre ve Kalkınma Derneği’nden</a> toplantıya katılan Derya Çok, pandemide gençliğin yaşadığı sıkıntılara temas etti. Dernek olarak yürüttükleri gençlik projelerinin sınırların kapatılması ve uluslararası hareketliliğin durması nedeniyle sona erdiğini; bu nedenle gelir kaynaklarından da mahrum kaldıklarını; sürdürülebilirliği sağladıkları üye aidatlarını alamadıklarından, çalışmalarının durduğunu belirtti. Başka bir ülkeye gitmek ve orada deneyim elde etmek üzerinden faaliyetlerini yürüttüklerinden, online ortamda çalışma yapmayı tercih etmediklerini anlatan Çok, sonuç olarak dernek ofisini kapatarak, çalışmalarını araştırma faaliyetlerine yoğunlaştırdıklarını belirtti.</p>
<p>Çalıştaya katılan ve gençlik alanında çalışan bir diğer konuk olan <a href="https://www.pigenclikdernegi.org/tr/">Pi Gençlik Derneği’nden</a> Melisa Demirkıran, Yerel Gençlik Dernekleri Ağı Projesi ile gençlik derneklerine kapasite geliştirme destekleri veren bir STK olmakla birlikte, birçok gönüllüsü üniversite öğrencisi olduğundan ve pandemide memleketlerine döndüklerinden pandemi sürecinde çok faal çalışma yürütemediklerini, salgının çalışmalarını bu yönüyle olumsuz etkilediğini kaydetti. Söz konusu kısıtlar nedeniyle çalışmalarını çevrimiçi ortama taşıyan Pi Gençlik Derneği, konuşma kulübü, bilgilendirme seminerleri, atölye v.b. etkinlikleri online ortama taşıdı. Demirkıran, pandemi öncesi çalışmalarının İzmir ile sınırlı kalmasına rağmen, çevrimiçi ortama taşıdıkları etkinliklere Türkiye’nin farklı illerindeki gençlerin ulaşabilmesini, kendileri açısından olumlu bir gelişme olarak nitelendirdi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/11/pandemide-stk-deneyimleri-ve-belirsizlige-karsi-gelistirilen-cozumler-2/">Pandemide STK Deneyimleri ve Belirsizliğe Karşı Geliştirilen Çözümler (2)</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide STK Deneyimleri ve Sorunlarla Mücadelede Geliştirilen Çözümler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/23/pandemide-stk-deneyimleri-ve-sorunlarla-mucadelede-gelistirilen-cozumler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 23 Oct 2020 09:08:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum ve Medya Çalışmaları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Pandeminin Sivil Topluma Etkileri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=59932</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Sayfalar'ın Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği desteğiyle düzenlediği “Pandeminin Sivil Topluma Etkileri” başlıklı online çalıştay,  19 Ekim 2020 tarihinde yapıldı. Toplantıya katılan STK temsilcileri, pandemiden etkilenme düzeyleri, karşılaştıkları zorluklar ve bunlarla mücadelede geliştirdikleri yollar ile çözüm önerilerini paylaştılar. Katılımcılar, pandemide “belirli olan tek şeyin belirsizlik” olmasına karşın, yaratıcı ve yeni çözüm yolları bularak sorunlarla mücadele edilebileceği konusunda mutabık kaldı.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/23/pandemide-stk-deneyimleri-ve-sorunlarla-mucadelede-gelistirilen-cozumler/">Pandemide STK Deneyimleri ve Sorunlarla Mücadelede Geliştirilen Çözümler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sivil toplum geliştirme alanında çalışmalar yapan STK&#8217;lar ile fon veren kuruluş temsilcilerinin katıldığı çalıştayda, pandemi sürecinin sivil toplum alanına ve çalışanlarına etkisi ile STK’ların pandemi koşullarında sorunlara getirdikleri çözümler ve pandemi sonrasına ilişkin öneriler ele alındı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59956 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emine-ucak-640x341.jpg" alt="Emine Uçak" width="319" height="170" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emine-ucak-640x341.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emine-ucak-1024x545.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emine-ucak.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 319px) 100vw, 319px" />Sivil Sayfalar&#8217;dan Emine Uçak&#8217;ın moderatörlüğünde yapılan toplantıda ilk söz olan STGM’den Birlikte Program Koordinatörü Tuğçe Bahadır, fırsatlara erişim konusunda diğer STK’lara kıyasla daha şanslı bir ekip olmalarına rağmen, pandemide “en minimum hasarla nasıl atlatırız?” anlayışı ile hareket ettiklerini söyledi. Birlikte&#8217;nin kapasite geliştirme programı olması sayesinde programın kendilerine revizyona gitme konusunda esneklik sağladığını; faydalanıcılarının çoğunun destekleri teknoloji giderlerine kaydırdıklarını belirtti.  Hedef kitleye ulaşma konusunda STGM’nin Birlikte programı kapsamında bulduğu yeni yöntemin online radyo istasyonu yayınlamak olduğunu söyleyen Bahadır, haftada 2 gün radyo yayını yaptıklarını ve yayının hem müzik hem dayanışma için kurguladıklarını söyledi.</p>
<p>Bahadır’ın ardından söz alan Hafıza Merkezi’nden Burcu Bingöllü, İnsan Hakları Savunucuları Ağı’nda yürüttükleri faaliyetlerde pandemide kapatılmışlığın getirdiği &#8220;sorunlara müdahale edemiyoruz” hissiyatının hâkim olduğunu, bunu aşmak ve birbirlerinin çalışmalarını takip etmek için Ağ olarak çok daha sık toplandıklarını ve dayanışmayı artırmaya çalıştıklarını kaydetti. Sivil toplumun siyasete etki etmesi ve katılmasına ilişkin olarak , pandemide Türkiye’nin gündeminde ceza infaz değişikliğine ilişkin düzenlemenin öne çıktığını söyleyen Bingöllü, İnsan Hakları Savunucuları Ağ’ındaki STK temsilcileri olarak hem bu alanda hem de sosyal medya düzenlemelerine ilişkin konularda kendilerini siyasi aktörler karşısında “muhatap” haline getirmeye çaba gösterdiklerini vurguladı. Hafıza Merkezi’nin evden çalışma düzeninde ekip olarak birbirlerine destek olmak amacıyla çeşitli listeler hazırlayarak birbirleri ile paylaştırklarını;  iyi olma halin korumak için kendilerini bütünüyle kapatmadan, dayanışmayı ve paylaşmayı sürdürmeye  gayret ettiklerini anlatan Bingöllü, pandemi sürecinde güzel ve nitelikli çalışmaların yapılmakta olduğunu ve süreçten sivil toplumun daha güçlü şekilde çıkacağına ilişkin umudunu dile getirdi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59957 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/liana-varon-640x342.jpg" alt="Liana Varon" width="365" height="195" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/liana-varon-640x342.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/liana-varon-1024x548.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/liana-varon.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 365px) 100vw, 365px" />Sivil Toplum İçin Destek Vakfı&#8217;ndan Liana Varon, pandemi sürecinde kendilerine gelen başvurularda STK’ların hayatta kalma mücadelesi vermekte olduğunu gözlemlediklerini belirterek, bu nedenle hibe stratejilerini değiştirdiklerini ve daha esnek programlar uygulamaya çalıştıklarını kaydetti.</p>
<p>Beraberce Derneği’nden söz alan Soner Şimşek, pandemide Beraberce’nin yararlandığı fon ve insan kaynağı sayesinde koşullara çabuk adapte olduklarını belirtti. Pandemide beklediklerinin çok ötesinde çok fazla örgütle dayanışma fırsatı yakaladıklarını söyleyen Şimşek, yürüttükleri faaliyetlerden en fazla tercih edilenin uzaktan eğitim olduğunu anlattı.</p>
<p>Uzaktan eğitimin ayrı bir disiplin olduğunu hatırlatan Soner Şimşek, online yapılan etkinliklere, yüz yüze yapılan etkinliklerde olduğu gibi sosyal boyutu katma çabasına dair çabaların sürdüğüne dikkat çekti. “Belirsizlik ve esneklik artık kalıcı mı diye düşünmenin zamanı. Elimizin altında imkanlar var, yüzyüze işleyen süreçleri uzaktan-online yapılan faaliyetlerin tam karşısına koymayarak tartışmamız gerekiyor” diyen Şimşek, iki yöntemin dinamiklerinin farklı olduğunu, bu nedenle  bu yöntemlerden farklı beklentiler içinde olmanın daha iyi olabileceğini kaydetti. Son olarak belirsizlik ve esnekliğin sivil topluma ciddi bir hareket kazandırdığını söyleyen Şimşek, sivil toplumda pandemi koşullarına uyumun bir ölçüde sağlanmakta olduğunu sözlerine ekledi.</p>
<p>AB TACSO 3 Türkiye Ülke Koordinatörü  Özge Konuralp de konuşmasında, dijital araçların kullanımı gibi eğitim programları tasarladıklarını ancak evden çalışma olanağına herkesin bu tür programlara erişme imkanına sahip olmadığını hatırlattı. TACSO’nun bölgesel bir program olması sayesinde, bölgesel düzeyde STK&#8217;ların ihtiyaç analizlerini ülkeler bazında hazırladıkları raporlarda yer verdiklerini söyleyen Konuralp, finansal ve yasal zeminin sivil toplum için elverişli olması konularında, bölgesel düzeyde benzer problemler olduğuna işaret etti. “Bu konuları konuşmak, çözülmesi için bir alan açmaya ve dayanışma ağları yaratmaya da katkı sağlıyor” diyen Konuralp, her STK’nın sorunlarla başa çıkmada nasıl bir yöntem geliştirildiğini paylaşmasının da önemli olduğunu ve bütün örgütlerde bu kültürün yerleşmesinin” çok önemli olduğunu düşündüğünü kaydetti.</p>
<h5><strong>Fırsat Eşitsizliğini Ortadan Kaldırmak İçin Dayanışmanın Önemi&#8230;</strong></h5>
<p>Denge Denetleme Ağı’ndan (DDA) Hayriye Ataş ise konuşmasında sivil toplum kuruluşları arasında da fırsat eşitsizliği olduğunu kaydetti. Ataş, DDA bünyesinde pandemiden önce 310 STK bulunurken sayının 280’e düştüğüne ve her geçen gün sayının azaldığını vurguladı. Ataş’ın konuşmasında dikkat çektiği önemli nokta, pandemide görünürlüklerini artırmalarına karşın, etki konusunda istedikleri verimi alamamaları idi. “Pandemi öncesinde gerçekten insanlarla organik bağlar kurmayı başarıyorduk” diyen Ataş, pandemiyle birlikte sivil alanın siyaset üzerindeki etkisinin de azaldığına işaret etti. DDA’nın karar vericilere ulaşma misyonu olduğunu hatırlatan Ataş, OHAL’den itibaren sivil alanın daraldığını; daha önce siyasileri ziyaret edip iletişim kurabildiklerini, pandemi ile bu olanaktan da mahrum kaldıklarını söyleyerek, “pandeminin getirdiği belirsizlik devam ediyor. Genel olarak DDA ve yereldeki üye örgütlerimiz adına bu süreç iyi olmadı”. dedi.</p>
<p>TÜSEV’den Onur Sazak, sivil toplumun ihtiyaçlarını tespit etmek için yaptıkları iki anket çalışmasından söz etti ve bu anketleri birbirleriyle karşılaştırmalı ele alarak tespitlerini paylaştı. Anketlerde STK’ların öncelikli ihtiyaç sıralamasında kanun değişikliği talebinin 3. sırada yer alabildiğini vurgulayan Sazak, STK’lar’ın fon ve kurumsal destek ihtiyacının ilk sırasında olmasının “Kendileri için savunuculuk yaparak bir araya gelmeyi neden daha az tercih ediyorlar?” sorusu ile yorumlayarak konunun önemine işaret etti.</p>
<p>TESEV’den Gizem Fidan, pandemide en büyük avantajlarının halihazırda dijital politikalar üzerinde çalışmak olduğunu, bunun koordinasyon sağlamayı biraz daha kolaylaştırdığını söylerken, pandemi sırasında erişimin artmasıyla, hedef kitle dışında da online etkinliklerine katılım aldıklarını söyledi. Pandeminin kendileri için bir ölçüde olumlu etkileri olduğunu belirten Fidan, olumsuz etkisini ise diğer katılımcılara benzer şekilde, iş yükünün artması olarak ifade etti.</p>
<h5><strong>Kurumsal Kapasite Desteği Önemli Bir İhtiyaç</strong></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59958 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emre-gur-640x340.jpg" alt="Emre Gür" width="375" height="199" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emre-gur-640x340.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emre-gur-1024x544.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/emre-gur.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 375px) 100vw, 375px" />Toplantıya katılan hibe veren kurum temsilcilerinden olan Sivil Düşün AB Programı’ndan Emre Gür, Bizi Bağlayan Şeyler Özel desteğine yapılan başvuru ve profillerin kendilerine fikir verdiğini söyledi. Bu kapsamda sivil alanda idari giderlerin hala ciddi bir ihtiyaç olduğunu ve pandemi ile bu ihtiyacın ciddi seviyede arttığını vurguladı. Pandemi nedeniyle, Eylül ayında açılan yeni Sivil Düşün desteklerinin buna göre şekillendirdiklerini anlatan Emre Gür, “Pandemi konusu yeni gerçeğimiz oldu. Gelecek yıl da var olma mücadelesi temel konulardan biri olmaya devam edecek” dedi.</p>
<p>Toplantıya Diyarbakır&#8217;dan katılan Rawest Araştırma’dan Reha Ruhavioğlu, yereldeki kurumların teknik ve insan kapasite açısından zayıf olduklarına dikkat çekti. Ruhavioğlu’nun diğer işaret ettiği konu, pandemide online verimliliğin düştüğü idi. Özellikle bölgede pandemi öncesi yapılan yüz yüze toplantıların sosyalleşme ihtiyacını giderdiğini kaydeden Ruhavioğlu, pandemide online toplantıların sohbet ortamı yaratamadığına işaret etii.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59959 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/reha-ruhavioglu-640x341.jpg" alt="reha ruhavioğlu" width="379" height="202" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/reha-ruhavioglu-640x341.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/reha-ruhavioglu-1024x545.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/reha-ruhavioglu.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 379px) 100vw, 379px" />STK&#8217;larla yürüttükleri pandemi süreci araştırmasında, “motivasyonumuzu kaybettik” diyen kurumların olduğunu kaydeden Ruhavioğlu, sivil toplumun hayatta kalma ihtiyacını ve kapanmamak için ne yapması gerektiği konusunda sıkıntı yaşadığını söyledi. “Sivil toplum online alana kapanmış oldu” diyen Ruhavioğlu, son alınan kararla tekrar sivil toplum için genel kurulların ve etkinliklerin ertelendiğini hatırlatarak, siyasi erkin pandemiyi bahane ederek sivil alanı daralttığına ilişkin bir algı ortaya çıktığını vurguladı. Ruhavioğlu, sürecin getirdiği belirsizlik nedeniyle, projelerin ve diğer sivil faaliyetlerin yürütülmesinin çok güçleştiğinden pandemi koşullarını “belirsizliğin esnekliği de esnettiği bir süreç” olarak tarif etti.</p>
<h5><strong>Pandemi Sonrası Önlemler ve Çözüm Önerileri</strong></h5>
<p>İlk bölümde pandemi sürecinde karşılaştıkları zorluklardan söz eden katılımcılar, toplantının ikinci bölümünde sorunlarla baş etmede geliştirdikleri stratejileri ve çözüm önerilerini paylaşarak, pandemi sonrası döneme dair öngörülerini de dile getirdiler.</p>
<p>Diyarbakır’da kurumların ve hizmet alanların teknik kapasite ihtiyacının pandeminin başından beri geçen 7 aylık sürede kalıcı şekilde çözülmediğini belirten Ruhavioğlu, Beraberce Derneği gibi bu konuda teknik destek sağlayan kurumlardan destek eğitimi alınsa bile bunu kuruma anlatılmasının uzun sürdüğünü kaydetti. Ruhavioğlu, Rengarenk Umutlar Derneği gibi hizmet verdikleri hedef gruplara pandemide ulaşmaya çalışan SKT’ların, hedef grupların oturduğu bölgeye internet sağlamak gibi bir çözüm bulduklarını örnek olarak gösterdi.</p>
<p>Sivil Toplum Geliştirme Merkezi’nden Liana Varon, pandemi koşullarında “biraz günü kurtarmak ve gelecekte ne olacak sorusu arasında” gidip geldiklerine dikkat çekerek, faaliyetleri erteleyerek de olsa sürdürme çabası içinde iken, STK’ların bir yandan da yeni beceri ve dönüşümlere duyulan ihtiyacı hesaba katmasının gereğine dikkat çekti. “Daha fazla zihin açmaya, gelecekte ne olacak bunu konuşmaya her zamankinden çok ihtiyaç olduğunu düşünüyorum ancak buna zaman bulmak zor.” diyen Varon, kurumsal olarak yeni bir şey öğrenen ve yeni bir yol keşfeden kurumlar için bir alan oluşturmaya başladıklarını ve konu bazlı buluşmaları artırmaya çalıştıklarını kaydetti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-59960 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/tugce-bahadir-640x343.jpg" alt="tuğçe bahadır" width="392" height="210" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/tugce-bahadir-640x343.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/tugce-bahadir-1024x550.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/10/tugce-bahadir.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 392px) 100vw, 392px" />Söz alarak çözüm önerilerini dile getiren STGM’den Tuğçe Bahadır, Birlikte desteği faydalanıcılarından olan Rengarenk Umutlar Derneği gibi, bünyesinde “bileşenlerini içeren, onları çok iyi tanıyan ve sahaya erişimi çok iyi bilen örgütlerin” daha fazla desteklenmesi gerektiğini vurgulayarak, özellikle alanda aktif çalışmayı sürdüren kurumlardan ilham verici fikir ve örnekler çıktığını kaydetti. Çocuklara tele-konferans, whatsapp üzerinden ulaşan ve faaliyetlerini yaratıcı yöntemlerle sürdüren ya da Tekirdağ’da pandemiye rağmen kapı kapı dolaşıp Romanlara ulaşmayı başaran örnekler gibi farklı çözüm yollarını örnek gösterdi. “Gerçekten zorluklarla baş etmede hem bizim hem örgütlerin birbirinden öğreneceği çok şey var” diyen Bahadır, sivil alanda daha sıkı ilişkide olma ve dayanışmadan başka bir seçenek olmadığını kaydetti.</p>
<p>YADA Vakfı’ndan Ceylan Özünel Türkiye’de var olan tüm mağduriyetlerin pandemi ile derinleştiğini kaydederek, bunu fırsata çevirip sorunların çözümünde karar vericilere birlikte ulaşmanın çok önemli olduğunu vurguladı. Bu çerçevede, çözüm önerilerini iki başlık altında toplayan Özünel, öncelikle farklı alanlarda çalışan STK’ların, ortak konuları keşfederek bir araya gelmesi, bağ kurması ve bir arada çalışması için pandeminin fırsat olarak görülmesi gerektiğini söyledi. Özünel’in bir diğer çözüm önerisi ise pandemide artan yerel yönetim ve sivil toplumun bir aradalığını artırmak için sürdürülebilir modeller üreterek, bunun kalıcı hale getirilmesi idi. Bunun için öneri setleri, yazılar ve makaleler yazılması gerektiği idi.</p>
<p>AB TACSO 3 Projesinden Özge Konuralp ise STK’ların kurumsal desteğe daha çok ihtiyaç duyacaklarını ve iş yapma biçimlerinde değişim ve dönüşüme gitmeleri gerekeceğini kaydetti. Konuralp ayrıca sivil alanda “tüm ülkeler için bir sıkışmışlık” olduğunu belirtmekle birlikte, kamunun STK’ları paydaş olarak görmesi gerektiğine çünkü STK’ların sorunların yansıtılması ve çözüm bulunması sürecinde çok önemli bir yeri doldurduklarına dikkat çekti.</p>
<p>TÜSEV’den Onur Sazak, ekonomik daralma ve Türkiye’ye hibe veren kuruluşların durumunun belirsizliği nedeniyle, STK’ların yerel düzeyde çözümleri önceliklendirmesi gerektini söyledi. Sazak, kendi kaynaklarını yaratabilme yollarını aramaları gereken STK’lar bu şekilde kendi sorunların çözümünde aktif rol üstlenmiş olacaklar. Türkiye’de sivil toplumun faaliyetlerini kısıtlayan mevuzatın değişmesi için “karar alıcılara tek ses olarak ulaşmanın” çok daha yüksek bir etki yaratacağını söyleyen Sazak’a göre, “ne yapabiliriz?” sorusunu tartışmak faydalı olacak.</p>
<p>Çözüm önerilerine dair görüşlerini paylaşan bir diğer isim Beraberce Derneği’nden Soner Şimşek, “pandeminin sınıfsal etkilerinin ortadan kaldırılması için çalışma yürütülmeli” diyerek internete erişim konusunda sıkıntı yaşayan STK’lara dernek olarak destekleyebileceklerini söyledi. Şimşek ayrıca yeni kuşağın yüz yüze kanallarda daha fazla diyaloga ve etkileşime açık olduğunu gözlemlediklerine dikkat çekerek, gençlerin online ortamda daha uzun süre kalabilmelerini pandemide fırsata çevirebileceklerini kaydetti.</p>
<p>AB Başkanlığı’ndan Selman Çetin, pandemi koşullarını dikkate alarak STK‘ların bu süreçte ortaya çıkan ihtiyaçlarına karşılık gelecek şekilde, Sivil Toplum Sektörü çalışma kurulu toplantılarında yeni proje teklifleri üzerinde çalıştıklarını anlattı.</p>
<p>Son olarak söz alan DDA’dan Hayriye Ataş, pandemide STK’lar arasında işbirliğini artırma çabalarının yanında, fon veren kurumların da bir araya gelerek STK’ların ihtiyaçlarını belirlemeleri ve kendi alanlarında konuşmalarının önemli olduğunu vurguladı. Bazı fonların, bazı STK’ların başvurusu için kısıtlı kaldığına işaret eden Ataş, fon veren kurumların acil durumlarda ortak yol planları belirlemesinin önemine dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/10/23/pandemide-stk-deneyimleri-ve-sorunlarla-mucadelede-gelistirilen-cozumler/">Pandemide STK Deneyimleri ve Sorunlarla Mücadelede Geliştirilen Çözümler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Yönetimler Kooperatifçilik Panelinde Kadın Kooperatifleri Tartışması</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/yerel-yonetimler-kooperatifcilik-panelinde-kadin-kooperatifleri-tartismasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Zümre Deniz Denli]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 14 Jun 2019 10:30:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Yurttaşlık Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kooperatifçilik]]></category>
		<category><![CDATA[tesev]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39644</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mersin’de yapılan “katılımcı kent yönetişimi için yerel yönetim ve kooperatif iş birliği” panelinde Kalkınma Atölyesi Genel Sekreteri ve kurucularından Ertan Karabıyık kadın kooperatiflerin çoğunlukla toplumsal cinsiyet rollerini pekiştirir nitelikte olmasını eleştirirken; Kadın Emeği Değerlendirme Vakfı’ndan (KEDV) Bahar Yalçın ise evdeki kadının ekonomik hayata katılması noktasında bu tür kooperatiflerin önemine vurgu yaptı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/yerel-yonetimler-kooperatifcilik-panelinde-kadin-kooperatifleri-tartismasi/">Yerel Yönetimler Kooperatifçilik Panelinde Kadın Kooperatifleri Tartışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">Yurttaşlık Derneği’nin, Türkiye Ekonomik ve Sosyal Etüdler Vakfı (TESEV) ve Friedrich Ebert Stiftung Derneği’yle ortaklaşa düzenlediği  “Katılımcı kent yönetişimi için yerel yönetim ve kooperatif iş birliği” paneli Mersin’de Atatürk Kültür Merkezi’nde yapıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39648 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kapak-2-2-640x480.jpg" alt="" width="383" height="287" />Türkiye’de kooperatiflerin sorunlarına değinen Kalkınma Atölyesi Genel Sekreteri Ertan Karabıyık “Kooperatif kuranlar kendileri bir araya gelmedikleri, fikirlerini kendileri oluşturmadıkları sürece bu oluşumların uzun süre yaşamaları mümkün değildir. Bu nedenle Türkiye’de 80 bin kooperatif, 80 milyon ortak var ama hikayesi yazılacak kooperatif bulmakta zorlanıyoruz. “ dedi. Yerel yönetim-kooperatif ilişkisini çok önemsediklerini belirten Karabıyık, “ Belediyeler hizmetlerini kooperatiflerden almaya dönük çalışmalar yapmalı ve bunu piyasa fiyatının altında, sürekli ve hesap verebilir hizmet almalı. Bu hizmetler yaşlı bakım hizmetlerinden sosyo-psikoloji, imar hizmetlerine kadar kooperatiflerden yararlanmalı. İllerinde kooperatif kurulmasına ve özellikle gençlerin kooperatif kurmasına yönelik iklimi değiştirmeye çalışmalı. Kayırmacı yaklaşım olmamalı. Bu hem belediyeye, hem topluma hem de kooperatife zarar verir. Kooperatifleri denetleyen kooperatiflerle çalışmalılar, elde ettikleri karların nasıl kullanıldığına dair onlarla çalışma yapmalıdır. Ama temel ilke; birincisi kooperatifleri kurma sürecine girmeyecek, ikincisi kooperatiflere kayırmacı davranmayacak. Bu kooperatiflerin kendi ayakları üzerinde durabilmeleri için sadece ve sadece teknik destek vermeli. Finans desteğinden bahsetmiyoruz! Arsa vermek, bina vermek, personel tahsis etmek doğru değil. Bunları yapamayan kooperatiflerin de batmasına izin vermelerini istiyoruz. Çünkü kooperatifler böyle batarsa anlamlı olur. İnsanların, özellikle gençlerin ufacık sermayelerine güvenerek iş yapmalarını sağlayacak ortam yaratabilmeliler.” şeklinde konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Kadın Kooperatifleri Tartışması</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmasında Türkiye’deki kadın kooperatifleri de eleştiren Karabıyık, “Pek çok kooperatif bu yeni rüzgarda keşke kooperatif yerine şirket ya da dernek kursalardı. Kuranların ya da kurduranların işlerini azaltırdı. Kooperatif hukuku ile dayanışma hukukunu biraz konuşmak ve neden yapamıyoruz, başaramıyoruz konuşmak gerek? Tarihsel, sınıfsal ve kültürel boyutlarını konuşmalıyız. Kadın kooperatifleri de yemek yapma, el işi gibi konulara yönelik. Bu kadınlar yemek yapmaktan, el işi yapmaktan, çocuk bakmaktan başka bir şey bilmiyor mu? Neden kadın mimarlar, doktorlar, mühendisler kooperatif kurmazlar?” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kadın Emeği Değerlendirme Vakfı’ndan (KEDV) Bahar Yalçın da toplumsal rollerin kadınlar önünde en büyük engel olduğuna değinerek, ““Burada eğer bir beceriksizlik varsa, bu kadının da erkeğin de problemidir. Himaye olayı ile ilgili belediyeler tarafından bir tür abicilik-ablacılık yapmak, ürünü karşılıksız olarak almak, kalitesine bakmadan almak, hadi kurun bir kooperatif bakalım’ demek çok sakıncalı. Ama diğer yandan kadınların bir araya gelmesinde kamunun görev alması önemli bir şey. Bu ikisi arasındaki farkı ortaya koymamız gerekiyor. İnsanların bir araya gelmesi, örgütlenmesi o kadar kolay bir şey değil. Kamunun bu ortamları yaratabilmesi, kadınların bir araya geleceği ortamı oluşturması, elindeki üretimi satış yapacağı alanları oluşturmak önemli. Kadınlar niye ev içi üretim yapıyor, neden bakım yapıyor? Ben bir mimarım. Mimar olarak çalışırsam çalışırım. Ama evindeki kadın zaten ekonomik hayata katılamadığı için kooperatif kurmak istiyor. Ürünler de bu nedenle buna yönelik böyle çıkıyor. Kendi mesleği ile ilgili ilerlemiş kadınlar ya şirket kuruyor ya da başka kooperatiflere dahil oluyor. Bunun örnekleri de var. Daha yaratıcı kooperatifler çıkıyor. Ama kadın kooperatifi dediğimiz zaman evet mesele biraz bakımla alakalı. Çünkü o zaten çocuğu veya evdeki yaşlı bakımı yüzünden evinden çıkıp da iş hayatına katılamamış. Buna bir çözüm arıyoruz zaten. O evdeki çıkışı bir şekilde ev içi üretimi çıkışı. “ dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kadın kooperatiflerinin sadece ekonomik boyutuyla değil aynı zamanda kadınlar için sosyalleşme alanı olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirten Yalçın, “Kadın kooperatiflerine belediyeler açısından bakıldığında bu olanağın yaratılması gerekiyor. Ama hadi şu kooperatifi kurun düşüncesinin yanlış olduğu da unutulmamalı. Türkiye’de yaklaşık iki yüz tane kadın kooperatifi var bunun bir kısmı belediyelerden olduğu doğru. Bunlardan faydalanmış binlerce kadın var. Sonuçlara bakıldığında kadınların hayatlarındaki öz güvenlerini kazanmalarına başka bir iş yapmalarına veya ilk defa para kazanmaya başlamalarında önemli bir etkisi var bu kooperatiflerin. Kadının parasını kazanmakla beraber çocuğuyla veya eşiyle ilişkisi de değişebiliyor. Belediyeler konusunda kooperatifçilik alanında baktığımızda hemen bunun yasal dayanağı yok deniyor. Aslında baktığımızda belediye mevzuatında kooperatifle işbirliği yapabilir diye bir şey yazmıyor ama engelleyen bir düzenleme de yok. Bakanlıklar için de aynı durum söz konusu. Burada yasal yolların pratiklerle beraber açıldığını görüyoruz. Önemli olan birlikte ne yapacağız, yerelin kalkınma planıyla bu kooperatifleri nasıl bir araya getireceğiz. Belediyenin Buradaki pozisyonu hayata bakışında dönüştürücü olmalı.” Diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong> “Kooperatifçilik Sihirli Bir Araç Değildir”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39649 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kapak-1-640x480.jpg" alt="" width="395" height="296" />İkinci oturumda belediye başkanlarının sunumlarının oturum başkanlığını, barış bildirisini imzaladığı için KHK ile ihraç edilen ve Kültürhane’nin kurucularından olan Ulaş Bayraktar yaptı. Kooperatifin bir sihirli bir araç olmadığını, sadece kooperatif kurmakla bir yere varılamayacağını  vurgulayan Bayraktar, “Onun gerektirdiği güveni birlikteliği dayanışmayı tesis ettikten sonra ancak anlam kazanabilir. Ovacık Belediyesi’nin popüler olan tecrübesi, Seferhisar’ın bilinen tecrübeleri kooperatifi sihirli bir formül gibi algılamamıza sebep oluyor. Bu tehlikeli bir tuzak. Onun için kooperatifin gerektirdiği birlikteliği, gönüllülüğü, dayanışmayı ve güveni tesis etmeden bundan bir şey beklemek, daha tam kaldıramadığımız yapı kooperatifleri enkazına yeni bir enkaz ekleme riskini barındırıyor. Bu nedenle yeni bir kooperatif kurmadan önce mesaimizi birbirimizi tanımaya ayırmamız gerektiği aşikar. Bu oturum görünüş olarak belediye başkanlarından oluşan bir oturum gibi gözüküyor. Oysa öyle değil, iki konuğumuzda kooperatifçilik konusunda bilgili ve deneyimli isimler. Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan’ın görevi sırasında yaptıklarını da biliyoruz. Ancak kendisi kooperatifçi bir aileden gelmenin yanı sıra kooperatifçilik konusunda akademik çalışma da yapmış. Kooperatifçiliğin hem ziraat kökenini hem de örgütlenme olarak biliyor. Abdullah Özyiğit Tüm Eczacı Kooperatifleri Birliği’ni iflastan kurtarıp kara da geçirmiş birisidir. Aynı zamanda Avrupa’daki kooperatifçilik birliğinin yönetimini de aldı. Hem ulusal hem de uluslararası düzeyde kooperatifçilik konusunda deneyimi bir isim.” dedi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Kooperatifçiliğin tarihsel sürecini anlatan Mezitli Belediye Başkanı Neşet Tarhan şu an ülkede gerçek kooperatifçiliğin yapılmadığını savundu. Devletin geçmişte olduğu gibi bu alanda yatırım yapması gerektiğini belirten Tarhan, “Devletin anayasada yazan ‘Devlet kooperatifçiliği teşvik için her önlemi alır’ ifadesinin laftan çıkması gerekiyor. 80 öncesinde Ecevit nasıl umut, heyecan yarattıysa bizim de bir şekilde, köylüden üreticiden başlayarak umut yaratmamız gerekiyor. Anayasanın sosyal devlet ilkesi hayata geçmedikçe kooperatifçilikte de başarılı olmak zor, bunun da altını çizmek istiyorum. Biz gönüllü yarattık. İnsanlar gönüllü çalışmalara katılsın dedik. Gönüllülerimizin yüzde 95’i kadın. Pozitif ayrımcılık konusu çok tartışılıyor. Burada da salona baktım en az yüzde 85’i kadın.  Kayırmacılık da olacaktır! İdareler, belediyeler tarımsal kooperatiflere, kadın kooperatiflere pozitif yönden ayrımcılık ve kayırmacılık yapacaktır. Ben tüccardan 10 liraya fidan alıyorsam, 15 lirayı verir kadından alırım. Bu kayırmacılıktır. Paranın gideceği yeri ben çok iyi biliyorum. Kooperatifçiliğin gönüllü olması gerekir, zorlamayla kooperatif olmaz. Biz 9 tane kadın üretici pazarı yaptık 650 kadınımızla. Buradan hiçbir para almıyoruz. Kadınlar daha mutlu oldu, daha refah içinde, ehliyet alıp araba kullandılar, ev sahibi oldular. Kadın üretici pazarıyla Çin’de 270 kadar ülkeden 3 yüz kadar belediye katıldı. Sonunda 15 tane finalist kaldı. Türkiye’den, ilçe belediyesinden bir tek biz kaldık finale. Bu 15 finalist arasından birincilik ödülünü aldık.” Diye konuştu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>“Türkiye’de Kooperatif Hikayesi Var”</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Tarımda çiftçinin ürettiğiyle markette satılan ürünün arasındaki fiyat farkına da dikkat çeken Tarhan bu konuda öncelikle üreticinin ses çıkarması gerektiğini şöyle vurguladı: “Geçen yıl şeftali üreticide 70 kuruştu, -daha sonra 50 kuruşa düştü- Mezitli Pazar yerlerinde 2-2,5 TL markette 5,99 TL’den satıldı. Tüm Türkiye’de böyleydi. Hadi hiç kimse ses çıkarmadı da köylüde de ses yok! Birçok yolu yöntemi var, kahvede toplantı yaptık. Bir yol sundum, ben önünüze geçeceğim, Mezitli’ye kadar beraber yürüyelim arkamdan gelir misiniz, sesimizi tüm Türkiye’ye duyuralım dedim, bir kişi gelmedi! Siz kendi hakkınıza sahip çıkmazsanız başkası sahip çıkmaz. Yasal direnme hakkınızı kullanmanız gerekir.”</p>
<p style="font-weight: 400;">Kooperatifçilik alanında tecrübesi olan Mersin Yenişehir’in yeni Belediye Başkanı Abdullah Özyiğit de,  Ertan Karabıyık’ın “Türkiye’de kooperatif hikayesi yok” sözlerine 80’lerde faili meçhul cinayetlere kurban giden ecza kooperatifi şehitlerini hatırlatarak başladı ve şunları söyledi: “Türkiye’de hikayesi yazılacak, şehitleri olan kooperatifler var. Eczacılık kooperatifleri 80 öncesinde kurulmuştur.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39646 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/neşe-gülersoy.jpg" alt="" width="167" height="259" />Neşe Gülersoy (1979’da) Muğla’da, Naci Doğan (1980’de) Bursa’da Bursa Ecza Kooperatifinin başkandayken eczanelerinde öldürüldüler. Bunları öldürenler kim? Ben tanıyorum ki alanına müdahale ettikleri tekelci ilaç dağıtıcılarıdır. Türkiye’de suikastların çok olduğu bir dönemdi 80 öncesi. Bu insanlar eczanelerinde taranarak öldürülen kooperatif şehitleridir. Bir siyasi irade, bir ön açıcılık olmadan bu işlerin olma şansı yok. Çünkü yaşamımızı siyaset belirliyor.</p>
<p style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-39647 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/naci-dogan.jpg" alt="" width="150" height="242" />Bugün ülkeyi yönetenler eğer kooperatifçiliği öncelemiş olsalardı, kooperatifleşmeyle bir büyüme olurdu. Türkiye’de 32 tane olan eczacılık kooperatifleri şu anda 5 tane. Bir elin parmakları kadar kaldı. Ama tekellere karşı mücadele ediyorlar. Bu mücadele ettikleri yapıları söylesem hemen bilirsiniz; Hedef Ecza kooperatifi. Bu kooperatifin patronu şu anda belli basın-yayın grubunun sahibi Ethem Sancak idi. Oradan Alliance grubuna geçti. Yani eczacı kooperatiflerinin serüveni aslında birçok şeyi anlatıyor.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/14/yerel-yonetimler-kooperatifcilik-panelinde-kadin-kooperatifleri-tartismasi/">Yerel Yönetimler Kooperatifçilik Panelinde Kadın Kooperatifleri Tartışması</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sendika Okulu Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/26/sendika-okulu-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 26 Mar 2019 11:26:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Emek Çalışmaları Topluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[sendika okulu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emek Çalışmaları Topluluğu, sendikal çalışmalar hakkında daha çok bilgi paylaşımı sağlama ve sendika kurumunu daha yakından tanıtma amaçlı düzenlediği Sendika Okulu programının bu yıl ikincisini düzenliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/26/sendika-okulu-basliyor/">Sendika Okulu Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;">5 haftaya yayılacak program 7 Nisan’dan 26 Mayıs’a kadar devam edecek.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Başvuru için: </strong>Başvuru formuna <a href="https://goo.gl/forms/zBDCyDTxGuYAtbIp1" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://goo.gl/forms/zBDCyDTxGuYAtbIp1&amp;source=gmail&amp;ust=1553672632320000&amp;usg=AFQjCNF5AM6VCMtHY2SRycXbRbRcR0Hi6g">buradan</a> ulaşabilirsiniz.<strong>  </strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Son Başvuru Tarihi:</strong> 1 Nisan 2019</p>
<p style="font-weight: 400;">Program Friedrich-Ebert-Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği tarafından desteklenmektedir.</p>
<table style="font-weight: 400;" width="649">
<tbody>
<tr>
<td width="186">1.Hafta:<strong>  7 Nisan Pazar</strong></td>
<td width="463">14:00-16:00  Emek Hareketinin Serencamı: Dinamikler, Engeller, Fırsatlar</p>
<p><strong>Alpkan Birelma</strong></p>
<p>16:00-18:00 Sendikal Örgütlenme ve İSİG</p>
<p><strong>Murat Küçükşahin ve Nuran Gülenç</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="186">2.Hafta<strong>:  21 Nisan Pazar</strong></td>
<td width="463">14:00-16:00 Dünyadan İyi Sendikacılık Örnekleri <strong> </strong></p>
<p><strong>Kıvanç Eliaçık &#8211; Eyüp Özer</strong></p>
<p>16:00-18:00 Sendikalarda Toplumsal Cinsiyet Çalışmaları</p>
<p><strong>Necla Akgökçe</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="186">3.Hafta:<strong>  4 Mayıs Cmt</strong></td>
<td width="463">14:00 &#8211; 16:00  Toplu Sözleşmeler</p>
<p><strong>İrfan Kaygısız &#8211; Damla Demir Avınca</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="186">4.Hafta:<strong>  19 Mayıs Pazar</strong></td>
<td width="463">14:00-16:00 Sendikalar için Temel İş Hukuku</p>
<p><strong>Murat Özveri</strong></p>
<p>16:00-18:00 Emek Hareketinin Uluslararası Mekanizmaları</p>
<p><strong>Özge Berber A</strong><strong>g</strong><strong>taş</strong></td>
</tr>
<tr>
<td width="186">5.Hafta:<strong>  26 Mayıs Pazar</strong></td>
<td width="463">Sendikayı Yönetmek</p>
<p><strong>Arzu Çerkezoğlu</strong></p>
<p><strong>Kenan Öztürk</strong></td>
</tr>
</tbody>
</table>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/26/sendika-okulu-basliyor/">Sendika Okulu Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
