<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>feminizm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/feminizm/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/feminizm/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 07 Apr 2025 10:15:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>feminizm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/feminizm/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kız Başına&#8217;dan Herkes için Feminizm Eğitimi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/07/kiz-basinadan-herkes-icin-feminizm-egitimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 07 Apr 2025 10:15:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kız Başına]]></category>
		<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kız başına]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğitim herkese açık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/07/kiz-basinadan-herkes-icin-feminizm-egitimi/">Kız Başına&#8217;dan Herkes için Feminizm Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>KızBaşına toplumsal cinsiyet eşitliği konusunda farkındalık yaratmayı hedefleyen<b> “Herkes İçin Feminizm”</b> adlı ücretsiz ve çevrimiçi bir eğitim hazırladı.</p>
<p>Feminizmi yalnızca bir kavram olarak değil; aynı zamanda bir düşünme, sorgulama ve dönüştürme biçimi olarak ele alan bu eğitimde, feminizmin temelleri ve tarihsel gelişiminden, toplumsal cinsiyet eşitliği ve şiddet türlerine, feminist savunuculuktan bireysel ve kolektif eylem yollarına kadar birçok konuyu ele alınıyor.</p>
<p>Eğitim herkese açık. Aşağıdaki bağlantıdan ücretsiz olarak erişilebiliyor:<br />
<a href="https://www.udemy.com/course/herkes-icin-feminizm/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.udemy.com/course/herkes-icin-feminizm/&amp;source=gmail&amp;ust=1744105745908000&amp;usg=AOvVaw1Y-KgO38Ko5v-_mnXXSw5j">https://www.udemy.com/course/<wbr />herkes-icin-feminizm/</a></p>
<p>Eğitimin sonunda yer alan QR kodu ile formu dolduran katılımcılara, KızBaşına onaylı dijital katılım sertifikası da gönderiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/04/07/kiz-basinadan-herkes-icin-feminizm-egitimi/">Kız Başına&#8217;dan Herkes için Feminizm Eğitimi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Havle Kadın Derneği, “Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm Konferansı” İçin Sunum Bildirilerinizi Bekliyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/06/havle-kadin-dernegi-orgutlu-ve-guclu-bir-feminizm-icin-uluslararasi-konca-kuris-orgutlenme-ve-aktivizm-konferansi-icin-sunum-bildirilerinizi-bekliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2024 07:19:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Havle Kadın Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Konca Kuriş]]></category>
		<category><![CDATA[Konferans]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86840</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havle Kadın Derneği, Müslüman kadın aktivizminin öncü isimlerinden Konca Kuriş’in anısına, 14-15 Aralık 2024 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm Konferansı için bildirilerinizi bekliyor! Akademisyenler, aktivistler, sanatçılar, feminist, kuir ve barış hakları örgütleri başta olmak üzere, geniş bir katılımcı kitlesine hitap eden konferansa sunum başvuruları için son tarih 20 Eylül 2024.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/06/havle-kadin-dernegi-orgutlu-ve-guclu-bir-feminizm-icin-uluslararasi-konca-kuris-orgutlenme-ve-aktivizm-konferansi-icin-sunum-bildirilerinizi-bekliyor/">Havle Kadın Derneği, “Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm Konferansı” İçin Sunum Bildirilerinizi Bekliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><em>Havle Kadın Derneği, Müslüman kadın aktivizminin öncü isimlerinden Konca Kuriş’in anısına, 14-15 Aralık 2024 tarihlerinde İstanbul’da düzenlenecek olan <strong>Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm Konferansı </strong>için bildirilerinizi bekliyor! Daha önce 2019 ve 2020 yıllarında düzenlediği yarı-akademik konferanslarla aktivizmi ve feminist bilgi üretimini destekleyen Havle Kadın Derneği, bu yıl bir kez daha geniş bir katılımcı kitlesiyle bir araya gelmeyi hedefliyor.</em></p>
<p>2018 yılından bu yana Müslüman feminizm perspektifiyle faaliyetlerini sürdüren Havle Kadın Derneği, feminist örgütlenme ve aktivizm çerçevesinde yeni bir konferans düzenliyor. Konca Kuriş’in hayatı ve mücadelesinden ilhamla Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm başlığını taşıyan konferans 14-15 Aralık 2024 tarihinde İstanbul’da gerçekleşecek.</p>
<p>Kurulduğu yıldan bu yana üçüncü uluslararası konferansını düzenleyen Havle Kadın Derneği, bu yıl düzenlediği konferansta farklı yerel ve politik zeminlerden feminist mücadeleleri bir araya getirmeyi, diyalog kurmayı ve uluslararası arenada kesişimsel yöntemi temel alarak mücadele eden örgütlenme modelinin imkanlarını ve sınırlılıklarını tartışmayı amaçlıyor. Bununla birlikte, küresel anti-feminist hareketlerin yükselişi, geleneksel İslam ve otoriter söylemlerin araçsallaştırılması ve yükselen sağcı politikaların etkilediği çeşitli hareketlerin feminist ve LGBTİ+ mücadelesinin kesişiminde ortaya açılan yeni dayanışma ve bir aradalık pratiklerini konuşmak da bu konferansın başlıca hedefleri arasında yer alıyor.</p>
<p>Akademisyenler, aktivistler, sanatçılar, feminist, kuir ve barış hakları örgütleri başta olmak üzere, geniş bir katılımcı kitlesine hitap eden konferansa sunum başvuruları için son tarih <strong>20 Eylül 2024</strong>. Konferansa sunum bildirisi göndermek isteyenler, Havle Kadın Derneği’nin sosyal medya hesaplarından konferans çağrı metnini okuyabilir ve başvuru formunu doldurarak bildiri özetlerini gönderebilirler. Sunum yapmak üzere konferansa kabul edilen konuşmacıların bildirileri, dijital konferans kitapçığında yer alacak.</p>
<p>Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm Konferansı’na dair ayrıntılı bilgi ve başvuru formuna Havle Kadın Derneği’nin resmi Instagram ve X hesaplarından ulaşabilirsiniz.</p>
<p><strong>Linkler:</strong></p>
<p><strong>Instagram:</strong> <a href="https://www.instagram.com/p/C9h4jQct0Qy/?img_index=1"><strong><u>https://www.instagram.com/p/C9h4jQct0Qy/?img_index=1</u></strong></a> <strong>X: </strong><a href="https://x.com/HavleKadin/status/1813824588280644032"><strong><u>https://x.com/HavleKadin/status/1813824588280644032</u></strong></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/09/06/havle-kadin-dernegi-orgutlu-ve-guclu-bir-feminizm-icin-uluslararasi-konca-kuris-orgutlenme-ve-aktivizm-konferansi-icin-sunum-bildirilerinizi-bekliyor/">Havle Kadın Derneği, “Örgütlü ve Güçlü Bir Feminizm İçin: Uluslararası Konca Kuriş Örgütlenme ve Aktivizm Konferansı” İçin Sunum Bildirilerinizi Bekliyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Beklentimiz Demokratik İşleyiş, Şeffaflık ve Eşit Temsiliyet&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/beklentimiz-demokratik-isleyis-seffaflik-ve-esit-temsiliyet/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 May 2023 09:26:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu (EŞİK)]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[EŞİK]]></category>
		<category><![CDATA[eşit temsil]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik İçin Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Gülnur Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[seçim]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83934</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eşitlik İçin Kadın Platformu'ndan Gülnur Aksop ile faaliyetleri ve seçim sürecine dair konuştuk. Eşit temsil üzerinden kampanya yürütmeye devam edeceklerini belirten Aksop, yeni dönemden beklentilerinin İstanbul Sözleşmesi'nin yeniden hayata geçmesi, demokratik işleyiş, şeffaflık ve eşit temsiliyet olduğunu söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/beklentimiz-demokratik-isleyis-seffaflik-ve-esit-temsiliyet/">&#8216;Beklentimiz Demokratik İşleyiş, Şeffaflık ve Eşit Temsiliyet&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kurumunuzun güncel faaliyetleri nelerdir? Özellikle son dönemde odaklandığınız çalışma alanını nasıl anlatırsınız?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="wp-image-83948 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/esitlik-icin-kadin-platformu.jpg" alt="Eşitlik İçin Kadın Platformu" width="295" height="165" />İstanbul Sözleşmesi ağırlıklı çalışıyoruz, kazanılmış haklara karşı topyekün cevap vermek için kurulduk. Her kesimden partiden katılım var, şu anki cumhur ittifakından hariç. Kadın düşmanlığı üzerinden bir araya gelinmesinin ikinci yılı oldu. </span></p>
<h5><strong>&#8216;Eşit Temsil Üzerinden Kampanya Yürütmeye Devam Edeceğiz.&#8217;</strong></h5>
<p><b>Seçim sürecine yaklaşırken faaliyetlerinizde bir değişiklik oldu mu? Kurumunuzun faaliyetleri nasıl etkilendi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her partiden kadın var, onların da çeşitli adaylıkları var. H</span><span style="font-weight: 400;">erkes kendi partisine ya da yakın gördüğü kadınları destekleyecek. K</span><span style="font-weight: 400;">adınların eşit temsili konusu üzerinden çalışmaya başladık</span><span style="font-weight: 400;">. S</span><span style="font-weight: 400;">iyasi partiler ve seçim yasasının aksaklıklarını gösteren açıklamaları da ekleyerek eşit temsilin önemini vurgulayan bir basın açıklaması yapmaya başladık</span><span style="font-weight: 400;">. &#8216;N</span><span style="font-weight: 400;">asıl aday istiyoruz, nasıl aday istemiyoruz&#8217; gündemde. </span><span style="font-weight: 400;">EŞİK&#8217;in yaptığı meclis izlemesi var, </span><span style="font-weight: 400;">Sözleşme sürecinden her kentten tüm vekilleri izlediler. B</span><span style="font-weight: 400;">unun üzerinden tam teşekküllü 10 tane &#8216;<a href="https://esikplatform.net/meclis-izleme/" target="_blank" rel="noopener">Mecliste Gözümüz Üzerinde</a>&#8216; başlıklı rapor çıkardık. Bunun yanında </span><span style="font-weight: 400;">eşit temsil üzerinden kampanya yürütmeye devam edeceğiz. K</span><span style="font-weight: 400;">endiliğinden aday olan tüm kadınları hangi partiden olursa olsun seçilebilir yerlerden olmalarını destekleyeceğiz. </span></p>
<p><b>Seçim sürecine özgü tasarladığınız bir faaliyet var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yalnız bu değil 5 </span><span style="font-weight: 400;">acil talebi sürekli ve düzenli yinelemeye devam ediyoruz. Kadına Karşı Her Türlü Ayrımcılığın Yok Edilmesi Sözleşmesi (CEDAW) 37 no&#8217;lu tavsiye kararı, iklim krizi ve afet durumunda, </span><span style="font-weight: 400;">kadına değen her konuyu gündeme getireceğiz. </span></p>
<p><b>Seçim sürecine özgü, sivil toplumda ve/veya kendi çalışma alanınızda nasıl adımlar atılıyor, neler gözlemliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi alanımızda tüm kadın hareketlerinde eşit temsil gündeme gelecek. Ekoloji ve feminizm odağında CEDAW 37&#8217;yi vurguluyoruz. K</span><span style="font-weight: 400;">adına dair seçim taleplerini gündeme getirecekler. G</span><span style="font-weight: 400;">enel olarak sivil toplumda medya nedeniyle herkesi hemen göremiyoruz, herkes kendi yerinden işçi sendikası gibi bir hareketlenme gözlemliyorum. Seçim sırasında söz söylenmiyorsa ne zaman? </span></p>
<p><b>Bu süreçte neler eksik kalıyor</b><b>, neler gözlemliyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Odak meselesi eksik, her şeyi istiyoruz ama her şeyi isteyince kayboluyor. B</span><span style="font-weight: 400;">ir konuya odaklanıp herkesin bir yerden söz söylemesi çok önemli. </span><span style="font-weight: 400;">EŞİK kendi konusunda odaklı ki en önemli başarısı bu. </span></p>
<p><b>Seçim sürecinden beklentiniz nedir</b><b>? Bu süreçte siyasetten nasıl adımlar atmasını beklersiniz? Özellikle kendi çalışma alanınızda nasıl bir gelişme olsun isterdiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Süreçle ilgili beklentimiz, CHP’nin kendi içinde </span><span style="font-weight: 400;">demokratlaşması, şeffaflaşması lazım, eşit temsili tüzüklerine geçirmesi lazım.</span><span style="font-weight: 400;"> L</span><span style="font-weight: 400;">gbti+ların </span><span style="font-weight: 400;">seçim listelerini çok özenli hazırlamaları lazım. B</span><span style="font-weight: 400;">u seçimde çok ittifak olduğu için, adaylık taleplerine cevap vermek tüm partileri çok sıkıştıran bir şey. Kadınların gözden kaçmasını gerektirmez</span><span style="font-weight: 400;">.</span></p>
<p><b>Seçim sürecinden bireysel olarak beklentiniz nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Seçim güvenliğinden endişeliyim. G</span><span style="font-weight: 400;">eçen seçimde sandık kurulundaydım, ilçe seçim kuruluna gitmeden ortalık kazandık diye doldurulmuştu. G</span><span style="font-weight: 400;">üvenlikli bir seçim olması beklentim var. K</span><span style="font-weight: 400;">ontrollerin sağlanması lazım, kapılarına asılan belgeleri korumak lazım.</span></p>
<h5><strong>&#8216;Özgür Basını, Gelir Adaletinin Yükselmesini Bekliyoruz.&#8217;</strong></h5>
<p><b>Seçim </b><b>sonrası süreçle ilgili kurumsal beklentiniz/öngörünüz nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin yeniden hayata geçmesi için her şeyi yapmaya, bunun mücadelesini sürdürmeye devam edeceğim. S</span><span style="font-weight: 400;">özleşme TCE’nin kurulması demek, adım adım eğitim, sağlık, istihdam gibi tüm konularda sözleşmenin içerdiği alanlara ağırlık vereceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">EŞİK adına biz sesimizi duyuracağımız daha özgür bir hayat bekliyoruz; sansürsüz</span><span style="font-weight: 400;">, sihirli değnekle cinskırım var, ekokırım var, yoksulluk var, baskı var, şiddet var, her şey var. B</span><span style="font-weight: 400;">unların yok olmasını öngörüyor ve bekliyoruz. Aynı şekilde, </span><span style="font-weight: 400;">özgür basını, gelir adaletinin yükselmesini bekliyoruz. D</span><span style="font-weight: 400;">emokrasi anlamında biraz daha iyi olacağını öngörüyoruz. B</span><span style="font-weight: 400;">ir paylaşımdan insanların hapse girmeyeceğini öngörüyoruz. </span></p>
<p><b>Seçim </b><b>sonrası süreçle ilgili kurumsal olarak atmayı</b><b> düşündüğünüz bir adım var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Siyasi </span><span style="font-weight: 400;">partiler açısından bakınca iktidardaki partilere demokratik işleyiş öneriyoruz. E</span><span style="font-weight: 400;">rkek egemenliğin reddine bunu programlarıyla zenginleştirmelerini bekleriz.</span><span style="font-weight: 400;"> P</span><span style="font-weight: 400;">artilerin kadın örgütlerini süs olarak değil kadınların sözlerini dikkate almalarını, eşit temsil, rotasyon bekliyoruz.</span></p>
<p><b>Seçim sonrası süreçte kendi çalışma alanınızla ilgili en ivedikle değiştirilmesi/dönüştürülmesi gereken hususun</b><b> ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yeni yönetimden ne talebiniz var?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin yeniden yürürlüğe girmesi, 6284&#8217;ün ciddiye alınması, TCK madde 103 ve nafaka hakkı düzenlemeleri, yerel yönetimlerin bu konuya bütçe ayırması</span><span style="font-weight: 400;">, </span><span style="font-weight: 400;">kadına yönelik şiddete karşı anında müdahale, emniyetin, yargının, herkesin bu konuda eğitimden geçirilmesi taleplerimiz arasında.</span></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-84087 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/05/FES-LOGO_20mm.jpg" alt="FES logo" width="147" height="84" /><em>&#8216;Bu içerik <a href="https://turkey.fes.de/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://turkey.fes.de/&amp;source=gmail&amp;ust=1684839228399000&amp;usg=AOvVaw1sCsJbBGxW_mzdEq6NETNm">Friedrich-Ebert-<wbr />Stiftung Derneği Türkiye Temsilciliği </a>desteği ile hazırlanmıştır ve derneğin görüş veya tutumunu yansıtmaz. Sayfadaki içerikten sadece Sivil Sayfalar sorumludur.&#8217;</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/05/09/beklentimiz-demokratik-isleyis-seffaflik-ve-esit-temsiliyet/">&#8216;Beklentimiz Demokratik İşleyiş, Şeffaflık ve Eşit Temsiliyet&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın+’ların 8 Mart’ı: ‘Farklı Kadınlık Deneyimleri ve Kadın Kimliğimizle Mücadelenin İçindeyiz’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 08 Mar 2022 13:30:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Evrim Demirtaş]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Kİmliği]]></category>
		<category><![CDATA[TERF]]></category>
		<category><![CDATA[Trans Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Trasnfeminizm]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79364</guid>

					<description><![CDATA[<p>‘8 Mart, tüm kadın ve kadın+’ların kendilerine biçilen kadere karşı verdikleri topyekûn mücadeleyi simgeliyor. Biz, kadın+’lar olarak mücadelenin içindeyiz.’ 8 Mart'ta kadınlar arasında sıfat, ırk, dil ve din farklılığının bir önemi olmadığını söyleyen ‘kadın +’ avukat Evrim Demirtaş, her kadın gibi kadın+ların da farklı kadınlık deneyimleri ve 'kadın' kimlikleri ile Kadınlar Günü’nde yerini aldığını vurguluyor.   </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz/">Kadın+’ların 8 Mart’ı: ‘Farklı Kadınlık Deneyimleri ve Kadın Kimliğimizle Mücadelenin İçindeyiz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>8 Mart Kadınlar Günü&#8217;nde farklı bir kadınlık deneyimine sahip, sivil toplum deneyimi olan bir hukukçu kadını dinledik. Kırmızı Şemsiye Derneği’nin eski koordinatörü olan ve serbest avukat olarak kariyerine devam eden Evrim Demirtaş ile 8 Mart’ta kendini “kadın” hisseden ve “kadın” olarak tanımlayan kadın+’ları ve kadın hareketi içindeki yerlerini, transfeminzmi, TERF&#8217;leri, İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni ve dahasını konuştuk.</p>
<p><strong>Kendinizi nasıl tanımlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Bir kadın olarak tanımlıyorum ama ikili cinsiyet sisteminde yaşadığımız için öncelikle bir kadın olarak tanımlıyorum. İkili cinsiyet sistemini hem değiştirebilmek için hem günlük hayatta bizim de devletten ve insanlardan birtakım beklentilerimiz var. Dolayısıyla bu cinsiyet kimliğim: ben bir “trans kadınım”, uyum sürecindeyim. Uyum sürecim bittikten sonra ise “kadınım”.  Bu şekilde tanımlıyorum aslında. Türk Medeni Kanunu’nun madde 40 çerçevesinde bakarsak, “trans uyum süreci içerisinde bir kadınım”.</p>
<blockquote><p>Türkiye’de kadınların neler yaşadığını bilen bir insan, her şeye rağmen “ben kadınım” diyorsa, bunun tartışılacak bir tarafı yok.</p></blockquote>
<p><strong>Kendinizi “kadın” olarak tanımladıktan sonra, başkası size “kadın değilsiniz” diyebilir mi? </strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-79367 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz-1-640x730.jpeg" alt="" width="267" height="305" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz-1-640x730.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz-1.jpeg 989w" sizes="(max-width: 267px) 100vw, 267px" />Kesinlikle diyemez, ben bunun böyle olduğunu düşünüyorum. Biz ergenlik çağındaki insanlar değiliz, aklımız başımızda ve ne istediğimizi biliyoruz. Bir de şöyle düşünmek lazım: Türkiye’de ne yazık ki kadınların neler yaşadığını bilen bir insan, her şeye rağmen “ben kadınım” diyorsa “kadın hissediyorum” diyorsa, bugün bunun çok da tartışılacak bir tarafı yok bence. Çünkü kadın olmak Türkiye&#8217;de başlı başına birçok problemin devamında getiriyor.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet açısından kadın olmanın bir sürü dezavantajı var. Tüm bunlara rağmen bir insan açık kimliğiyle “ben kadınım” diyorsa, bunun üzerine söylem üretmeye ne gerek var? Süslü terimlere bence gerek yok.</p>
<blockquote><p><strong> </strong>Feminizm içinde translar hem var hem yok<em>.</em></p></blockquote>
<p><strong> </strong><strong>Feminist misiniz Evrim? </strong></p>
<p>Transfeministim. Aslında ben hep kendimi feminist olarak tanımladım ama şunu fark ettim, feminizm içinde translar hem var hem yok; yani translar hem var ama aynı zamanda dışlanıyorlar. Translar biyolojik cinsiyetlerinden kaynaklı olarak birçok problemlerle karşılaşıyorlar. En basiti tuvalet. Cinsiyetlere yüklenmiş olan birtakım ölçüler var bizim inanmadığımız. Dolayısıyla ben transfeminizmin çok kapsayıcı olduğunu düşünüyorum. Kadınları, trans kadınları, çok daha fazla kapsadığına inanıyorum ve feminizmi dönüştüreceğine inanıyorum.</p>
<p>Çünkü biz şunu diyoruz: biz iki cinsiyete de karşıyız. İkili cinsiyete karşıyken, zaten “kadınların kadın olmasından kaynaklı yaşadığı problemleri de durdurun” diyoruz. Feministler toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin onlara dayatmış olduğu problemler üzerinden teori kuruyorlar. Evet bunlara ben de katılıyorum ama 2022 yılındayız, hala kimin çayı demlediğini, kimin ev işi yaptığının ne önemi var? O da bir emek biçimi aslında. Tweetlerde ya da çok önemli kurumların paylaşımlarına bakıyorum, diyor ki ev işi bölünmeli. E biz bunu aştık zaten. Artık şu noktadayız; bu bölünsün diye ne yapabileceğiz? O kadın o ev işini yapmak istemiyorsa, zorla yapıyorsa, o olmasın diye biz neler üretebileceğiz?</p>
<blockquote><p>Transfeminizmin diğer kadınları da özgürleştireceğine inanıyorum.</p></blockquote>
<p>Bana da kurtuluş transfeminizm gibi geliyor açıkçası. Çok muhafazakâr translar da liberal, Marksist, Müslüman translar da var. Trans kadınlar, kadınlıklarını anneden ya da aileden öğrenmiyor. Kendi kadınlık deneyimlerini kendileri ortaya döküyorlar. Kendileri üretiyorlar. Ben transfeminizmin, diğer kadınları da özgürleştireceğine inanıyorum. Özgürlükten kastım, &#8220;ne istiyorsa, neyi diliyorsa yapsın&#8221; değil. Ev işini yapmak istiyorsa, o onun özgürlüğü, dilerse yapsın.</p>
<h5><strong>&#8216;8 Mart, Tüm Kadın ve Kadın+’Ların Onlara Biçilen Kadere Karşı Verdikleri Topyekun Bir Mücadele&#8217;</strong></h5>
<p><strong>8 Mart sizin için ne ifade ediyor?</strong></p>
<p>8 Mart, tüm kadın ve kadın+’ların onlara biçilen kadere karşı verilen topyekun bir mücadele. Bir mücadeleyi simgeliyor benim için. Burada tabii ki erkeklere şu an için yer yok. Belki yüz yıl sonra tamam deriz ama yüz yıl sonra, zaten biz kadınlar bunu halletmiş olmalıyız bence. Benim için topyekûn bir mücadele. Çünkü kadın dediğimiz olgu da aslında toplumda ezilen gruplardan bir tanesi.</p>
<p>Mesele sadece biyolojik olarak yaşadıkları şeyler değil. Daha bir sürü şey var, erken yaşta evlilikler, pedlerin bu kadar pahalı olması, zorunlu seks işçiliği, insanın ticareti var. Erkekler savaş çıkarıyor, mağdur grupların başında yine kadınlar var.</p>
<p>Kadınlar dezavantajlı bir grupsa, tüm dezavantajlı kadın gruplarla bununla topyekün mücadele etmek gerekiyor. Çünkü 8 Mart&#8217;ta ırkımız yok, dilimiz yok, dinimiz yok. 8 Mart&#8217;ta nereden geldiğimiz, nerede olduğumuz, ne iş yaptığımız, zengin olduğumuz, olmadığımız? Bunların hiçbir önemi yok. Biz 8 Mart&#8217;ta kadın+’lar olarak oradayız. Yani sıfatların bir önemi yok. Orada önemli olan şey kadın olmamız.</p>
<blockquote><p>Seks işleri çok kırılgan bir grup, insanların tahmin edemeyeceği kadar kırılgan. Medyada hem onlara hem translara küfürler ediliyor. Zannediyoruz ki çok cesur kadınlar. Translar da öyle sanılıyor ama öyle değil.</p></blockquote>
<p>8 Mart aslında kapsayıcı ancak muhafazakarlaşan bir büyük bir kadın kitlesi de var. Bu nedenle, seks işçileri kendilerini onların yanında hissetmiyor ve o kitle “beyazlar”.  Aynı şey LGBTİ+ hareketi içinde de var, orada da “bembeyazlar” var. Mesela seks işçilerinin ne yaşadığını ne hissettiğini bilmiyor. Kayıtsız seks işçisinin yaşadığı eril şiddeti, fiziksel şiddetin hiçbirini bilmiyor. Mesela biz bunu konuştuğumuz anda diyor ki “zaten seks işçiliği bir insana ticareti” ama yüzyıllardır seks işçiliği var olan bir şey. Yine seks işçileri olacak. Onlar da kadın ve toplumun bir parçası: kadın+ onlar. Böyle herkesi kapsayıcı bir çağrı yapıp, o yaptığın çağrıya, “seks işçilerini dahil etmezsen, “cinsel sömürüdür” dediğin an zaten onu o alandan uzaklaştırırsın. Oysa seks işleri çok kırılgan bir grup, insanların tahmin edemeyeceği kadar kırılgan. Medyada hem onlara hem translara küfürler ediliyor. Zannediyoruz ki, çok cesur kadınlar. Translar da öyle sanılıyor ama öyle değil. Onlar, en basit temel ihtiyacını karşılarken bile anksiyete yaşayan bir grup.<br />
<strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79369 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz-3-1.jpg" alt="" width="330" height="199" /></strong></p>
<p><strong>8 Mart trans kadınlar için ne ifade ediyor? </strong></p>
<p>Trans kadınlar da kadın+’lar arasında. Kendini “kadın” olarak tanımlıyorsa 8 Mart&#8217;ın o da bir öznesi çünkü uyum süreci içerisinde, hormonlar kullanıyor istiyorsa ve ekonomik gücü varsa uyum sürecini tamamlayacak. Uyum süreci tamamladıktan sonra ameliyat olacak. Dolayısıyla bir kadınlık deneyimi yaşıyor ve alanı güçlendiriyor. Aslında alışılmışın dışında çünkü anneler ya kız çocuklarına “şunu şöyle yap, bunu böyle yap” der; transların kadınlık deneyimi süreçleri bunu bile özgürleştiriyor kadın hareketinde kadın hareketinde. Çünkü bir perspektif sunuyor.</p>
<p><strong>&#8216;TERF&#8217; dediğimiz kişiler kim? Nasıl tanımlıyorsunuz? </strong></p>
<p>Ben hiçbirini tanımıyorum. Hiç vaktimi harcamam onlarla. Benim için terf’ler, nefret söylemi üreten ve hedef gösteren bir grup. Onlarla ilgili daha fazla konuşup, feminizmin kapsayıcılığını bence etkilememeliyiz. Alan açmamalıyız onlara.</p>
<p>Translara karşı insanların ön yargılı olduğunu biz biliyoruz ama “terf” dediğimiz kitle o kadar tehlikeli bir kitle ki; Twitter&#8217;da bazen paylaşımlarını görüyorum. Diyorum ki kendi kendime “bunlar ya trans kadınları tanımıyor ya da bir nefret körüklemeye çalışıyorlar.”</p>
<p>Translar için uyum süreci gerçekten zor. Hem sosyolojik olarak hem psikolojik olarak hem de ekonomik gerçekten zor bir süreç. Binlerce lira harcanan bir süreç. Dolayısıyla terf’ler, nefret söylemi yayarken, feminizme zarar verme amaçları var mı bilmiyorum ama gün sonunda feminizme zarar veriyorlar. Çünkü, doğrudan transları hedef gösteriyorlar ama kadın hareketine zarar verdiklerini düşünüyorum.</p>
<h5><strong>Feminist Hareketin Hem İçinde Hem Dışında Olmak!</strong></h5>
<p><strong>Kadın+’lar, feminist hareket ve kadın örgütleri içinde ne kadar yer bulabiliyor? </strong><strong>Dayanışma ne seviyede? Geçmişe göre bir değişim var mı? </strong></p>
<p>Tabii ki olumlu anlamda değişim var. En azından masaya oturtup kadın hareketiyle ilgili karar veren gruplarda yer alabiliyoruz ama şu çok sıkıntılı bir şey; bizi ya pamuklara sarıyorlar ya da ortaya atıyorlar ama biz bütün olmak istiyoruz. Dayanışmanın aslında tam içinde olmak nedir biliyor musun? Bütünleşmektir onunla. Aynı şekilde topyekun hareket etmektir.</p>
<p>Aslında onların da aşması gereken ön yargıları var. Çünkü onlar için “trans” olmak, destek olunması gereken, yardım edilmesi gereken bir grup. Tamam evet öyle. Gerçekten öyle ama böyle yaklaşınca, o tırtıl kozayı açamıyor ve uçamıyor ve hayatı boyunca o desteğe muhtaç bir şekilde yaşıyor.</p>
<p>Bir avukat olarak bir dernekte çalıştım, profesyonel de çalıştım, yöneticilik de yaptım orada. Feminist hareketin de tam içerisindeydim, kadın hareketinin, derneklerin, sivil toplumun. Tabii hem içerisindeyim hem dışındaydım. Bir grup var gerçekten çok destekliyor. Pamuklara sarıyor, bırakmıyor seni. Başka bir grup var, o da seni içine almıyor. Bunun ortası yok.</p>
<blockquote><p>Benim çok farklı gruplardan kadın arkadaşlarım var. Ben gerçekten hiç kadınlığımın tartışıldığını hatırlamıyorum onlarla. Bir kere bile benim “kadın” olmam tartışılmadı.</p></blockquote>
<p>Mesela, “ben de çalışabilirim seninle ya da ben de senin gibi düşünebiliyorum. Bu konuda mağdur değilim bak destek olabilirim” diyorsun. Seni bir şekilde özneleştiriyor orada, mağdurlaştırıyor aslında. Bu hem güzel bir şey, hem kötü bir şey. Abartmamak gerekiyor. Yani sürekli biri bana para verirse, ben nasıl öğreneceğim işimi? Ben nasıl avukatlık yapacağım? Ben gideceğim o karakola. Ben staj yaparken, bir ay çalıştığım kurum beni çok koruma refleksiyle kolladı. Ben dedim ki “bak bunu böyle yapma. Bu şekilde işi asla öğrenemeyeceğim. Söz sahibi olamayacağım.” Bir de transların sadece trans olmakla ilgili söylem üretebilme kabiliyeti var gibi geliyor ya da ben öyle hissediyor olabilirim ama benim gözlemlerim hep bu yönde oldu.</p>
<blockquote><p>Aslında trans kadınlar tahmin ettiklerinden çok daha güçlü. Dolayısıyla aslında onlara çok fazla şey öğretecekler. Öğretebilirler, dönüştürebilirler çünkü biz her şeyi kendimiz öğreniyoruz .</p></blockquote>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79372 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz-5.jpg" alt="" width="355" height="200" />Kadın +’lar homojen bir kitle mi? Mülteci kadın+lar gibi gruplar göz ardı ediliyor mu? </strong><strong>Hak ihlalleri ve toplumsal farkındalık açısından farklı gruplar ne durumda? </strong></p>
<p>Kadın+lar içinde gri ve siyah kısımlarını da görebilmek gerekiyor. En basiti ana diline ulaşamayan kadın+lar var. Mülteciler ya da Türkçe bilmeyen diğer kadın+lar. Buradan da bir ayrımcılık yaşanıyor. Mülteci kadınlar gerçekten insan ticareti mağduru olabiliyorlar. Onlara hitap edip onların da ihtiyaçlarını görebilecek bir feminist bir çalışma yok ya da yetersiz.</p>
<p>Seks işçisi ile insan ticareti mağdurlarının ayırt edilmesi gerekiyor. Beyanları esas almak lazım. İnsan ticaretinde mağduru tespit etmek çok zor ama ona göre zaten terapi odaları kuracaksın. Onu yaşadığı alana uzaklaştıracaksın. Belki üç ay, dört ay, beş ay sonra zaten sana o insan ticaret mağduru olduğunu anlatacak ya da sen anlayacaksın.</p>
<p>Trans uyum süreci başlı başına problemli. Mesela biz “kadınların kullandığı pedlerin ücreti şu kadar oluyor bir ömür boyunca” diyoruz ama trans bir kadının da uyum süreci çok daha fazla maliyetli.</p>
<p>“Kadın+sın” dediğimiz zaman o grupta olan transların da çok temel ihtiyaçları var. Her kesimi kapsayarak düşünmek lazım. Evet, farklı farklı kadınlarız, farklı farklı özelliklerimiz var. Buna uygun olarak o deneyimi yaşayan insanları dinleyeceksin, o insanlardan beyan alacaksın. Temel ihtiyaçlarını liste edeceksin. Ona göre çözümler üreteceksin ve politika geliştireceksin. Aslında çok da zor bir şey değil.</p>
<p>Biz, Afgan kadınlarının, Suriyeli kadınların sorunları nelerdir? Biliyor muyuz?  Ben biliyorum; zorunlu seks işçiliği yapıyorlar. Birçok Afgan kadın özellikle bunu yapıyor ama biz de o kadınlar da bunu söyleyemiyor ya da dillendirmiyor. Çünkü Yabancılar Uluslararası Koruma Kanunu’na göre, seks işçiliği yaptığı tespit edilirse sınır dışı edilecek. Bunlar için de çözüm üretmek ve dayanışmayı güçlendirmek gerekiyor.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-79370 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz-4.jpg" alt="" width="328" height="219" />Pandemi süreci, kadın+’ları nasıl etkiledi?  Hem sahadan bir avukat hem bir sivil toplum çalışanı ve bir gönüllü olarak baktığında, kadın+lar nasıl etkilendi? Son 2 senede ne oldu? </strong></p>
<p>Ekonomik şiddet arttı. Kadın+lar Ekonomik olarak şiddete maruz kaldılar ve ekonomik açıdan çok zor günler geçirdiler. Ev içi şiddet arttı. Çünkü çıkamadı, sığınamadı, anlatamadı ya da çaresiz kaldı. Trans kadın öğrenciler ailenin yanına dönmek zorunda kaldı. Daha önce ekonomik açıdan herkesi çok olumsuz etkileyen bir süreç geçirdik. Sağlık hakkına ulaşamadık, erişemedik.</p>
<p>Mesela seks işleri para kazanamadı pandemide, bulaş riski yüzünden. Sosyal devletin sunmuş olduğu bir takım desteklere erişemediler. Bu konuda da ayrımcılık yaşandığını biliyoruz, duyuyoruz. Aileler destek aldı ama yalnız yaşayan bekar bir kadın ya da bekar bir kadın + destek alamadı. Trans kadınların uyum süreçleri durdu çünkü hastaneler ve pandemi koşullarında bu tedavilere devam edilemedi.</p>
<h5><strong>&#8216;İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden Çıkılınca ‘Artık Bizim Haklarımız Yok Mu?’ Dedik!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Hukukçu bakış açısıyla, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çıkmak kadın haklarını nasıl etkiledi? Sahadaki gözlemleriniz ne yönde? </strong></p>
<p>İstanbul Sözleşmesi zaten uygulanmıyordu. Biz yazdığımız dilekçelerde, İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden maddeleri referans veriyorduk ama bir tane olayda bile, ben bu henüz yeni başlayan avukatlık deneyimimde, uygulandığını görmedim ama gören de meslektaşımı duymadım. İstanbul Sözleşmesi&#8217;nden çıkılması bize şunu gösterdi; Türkiye&#8217;de haklarımız pamuk ipliğine bağlı. Demek ki bir gecede bu ülkede her şey olabilir. İstanbul Sözleşmesi uygulanıyor olmuş olsaydı, birçok kadın sığınma evi, kadınlara maddi destek, yaşanılan o nefret suçları, nefret, cinayetlerine karşı böyle etkili soruşturma olurdu. Evet zaten uygulanamıyordu ama bir anda çıkılıyor olması ben de açıkçası şunu uyandırdı; Türkiye bir anda AİHM’nin bağlayıcılığından ve Birleşmiş Milletler&#8217;den çıkabilir gibi geldi.</p>
<p>Sahadaki pratikler açısından, Sözleşme’den çıkınca tabii ki daha kötü oldu. İnsanlarda bir korku oluştu çünkü nefret söylemleri çok fazla artmıştı, ayrıca “LGBTİ+ olmak kadına, aileye zarar veriyor” sözleri yoğunlaştı. Bunlar bize şunu düşündürdü; artık bizim haklarımız yok mu? Bir anda insanlarda güvensizlik oluşturdu. İstanbul Sözleşmesi’ne her yerde atıf yaptığınız, uygulansın diye yıllarca mücadele verdiniz ve bir gecede geri çıkılıyor. Dolayısıyla güvensizlik oluştu.</p>
<p><strong>Türkiye&#8217;de de muhafazakâr bir dalga var mı? Geçmiş yıllara kıyaslayınca, kadın hakları açısından biz ne durumdayız? </strong></p>
<p>Ben kendimi bildim bileli Türkiye hep böyleydi. Ben başka bir durum görmedim. Yine de çok olumsuz, karamsar olmamak lazım. Evet kötüye giden çok sert sert bir muhafazakâr dalga var ama onlar ne dediğini dahi bilmiyor bence. Farkında değiller. Yani kendi belalarının altını imzalıyorlar, haberleri yok. Farkında değiller.</p>
<p>Hukuktan yana, insan haklarından yana olmakla kime zarar gelebilir ki? Demokrasi kime zarar verebilir? Tabii çoğunlukçu demokrasiden bahsediyorum. Bunlar kimseye zarar vermez. Kimse kimseye zarar vermediği sürece, her isteyen istediğini yapabilir.</p>
<p>Evet bir muhafazakarlaşma var; çok keskin bir grup var ama tam tersi artık hangi azınlıkta ya da hangi grupta olduğunu fark etmeksizin dayanışan da güçlü bir grup var. Keşke bunların hiçbiri olmasa. Kişilere, isimlere, siyasi partilere, yalan takılmaya hiç gerek yok. İdeoloji kovalamaya bence hiç gerek yok. Önemli olan şey bir insanın mutlu olması zaten. Mutlu olabildiği gibi konuşabilmesi. “Neden ben seni rahatsız ediyorum? Benim varlığım seni niye rahatsız ediyor? Bana bunu anlat” diye sorduğumda cevap verebiliyor olması gerekir. Diyecek ki mesela “çocukları kötü etkiliyorsun”. Kaç tane çocuk Bülent Ersoy izledi, gördü, kaç tanesi trans olmuştur? Demokrasiden yana, insan haklarından yana tarafım; hala konuşmaya ve iletişime daha yatkın olduğunu görüyorum.</p>
<h5><strong>&#8216;Hepimizin Farklı Kadınlık Deneyimleri Var, 8 Mart’ta Her Kadın Deneyimine Yer Var</strong><strong>!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Ümitli misiniz? </strong></p>
<p>Ben gerçekten ümitliyim. Bizim Anadolu&#8217;da bizim çok güzel hikayelerimiz var. Yani Kürtlerin, Çerkeslerin LGBT+ların o kadar güzel kulaklıktan kulağa yayılan hikayeleri var ki. Farklı sözleri var ya ama hepsi aynı şeyi söylüyor. Sadece iletişim kuramıyorlar, birbirleriyle konuşamıyorlar.</p>
<p><strong>8 Mart Kadınlar Günü mesajınız var mı?</strong></p>
<p>Ben daha lise yıllarımdan beri çalışıyorum. Kadın+lara, translara karşı nefret ve ayrımcılıktan ben etkilenmiyorum. Hiç önemsemem ama üzülen ve kırılan çok arkadaşımız var. Kadınlar zaten çok dezavantajlı. Birçok şeyin mağduru, daha fazla kadın hareketini bölmeye gerek yok. Hepimizin farklı kadınlık deneyimleri var. 8 Mart’ta her kadın deneyimine yer var. Herkese yer var. Hep birlikte dönüştüreceğiz. Bizim, kadın+lar olarak, istediğimiz şey aslında yaşam hakkımız. Bu kadar.</p>
<p>Erkekler, 8 Mart&#8217;ta alanlara gelmeyi şu an düşünmesinler. Belki on yıl sonra, yirmi yıl sonra, elli yıl sonra. Onlar bu alanı dönüştüreceklerse eğer, önce “erkeklik” çalışsın toplumsal cinsiyet eşitsizliği açısından. Kendi alanlarına dönüştürsünler. Onlar bu alana geldiklerinde aslında kadın hareketine bir destekte bulunmuyorlar. Online bu harekete destekte bulunmak ve dönüştürmek için “eleştirel erkeklik” dediğimiz alanda okuma yapsınlar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/08/kadinlarin-8-marti-farkli-kadinlik-deneyimleri-ve-kadin-kimligimizle-mucadelenin-icindeyiz/">Kadın+’ların 8 Mart’ı: ‘Farklı Kadınlık Deneyimleri ve Kadın Kimliğimizle Mücadelenin İçindeyiz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 02 Dec 2021 08:07:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[25 kasım]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Pazarlık]]></category>
		<category><![CDATA[Ataerkil Utanç Bildirgesi]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[patriyarka]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet sarmalı]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76494</guid>

					<description><![CDATA[<p>Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kendilerine kalsın.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne vurulan balta nedeniyle olsa gerek bu sene </span><i><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü </span></i><span style="font-weight: 400;">bana bir başka anlam ifade etti. Protestoları sanatsal yapıda ama düşündürücü içerikte olanlar da vardı. Haklarımız budandıkça şiddetin sinsi halleri ve açık halleri kılıçla sokağa çıkıp ‘canım birini öldürmek istedi. Savunmasız olduğu için  kadını seçtim’ denilen bir ülke burası. Bu tür bir düşünce dahi korkunç değil mi? Nereden alıyorlar bu cesareti? Şiddet normlara, ahlaki değerlere vb bir dizi başka değerlere dayanıyor ancak en çok da toplumsal cinsiyete dayalı bu ülkede. </span></p>
<h5><b>Neden 25 Kasım?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">25 Kasım Dominik Cumhuriyeti&#8217;nde Mirabal Kardeşler&#8217;in vahşice katledilişlerinin yıl dönümü olarak sembolleşmiş durumda. Onların öldürülmesi Dominik Cumhuriyet’inde büyük bir tepki uyandırdı. Direniş hareketi güçlendi ve bir yılın sonunda diktatörlük düşürüldü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamda aslında Mirabal Kardeşler bir başka saygıyı da hak ediyor. Yalnızca hüzünlü tarafıyla değil, aynı zamanda diktatörlüğün devrilmesinde önemli katkıları olduğu için. Onlar demokrasi ve özgürlük savaşçısı olarak da anılmalı. </span></p>
<h5><b>Kadına Karşı Şiddet Gününün Düşündürdükleri</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu günü anma etkinliklerinde içinde bulunduğum </span><i><span style="font-weight: 400;">Datça Kadın Platformu,</span></i><span style="font-weight: 400;"> yerel bir Demokrasi Evi’nde kadınlara uygulanan şiddetin hikayelerini (hatta birkaç erkeğin onları korurken uğradıkları vahşetin de) ön plana çıkardı.  Emek veren kadınların çabasına sağlık! Gün içindeki etkinlikler sırasında Cumhuriyet Meydanı’ndaki bir ağaç da bu günün adına Belediye tarafından anıt ağacı ilan edildi. Ne acıdır ki o şiddet buralara da bulaşmış durumda. Cumalı köyünden bir kadına defalarca erkek şiddetine uğrayarak 24 yaşında öldürülen Tuğba&#8217;ya adandı bu anıt ağaç. Annesi gün boyunca onun fotoğrafını boynunda taşıyarak ‘Ölmedim. Öldürüldüm’ mesajını ne kadar acı içinde yükleniyordu anlatamam. Birçoğumuz bakmaya dahi dayanmakta zorlanırken Banu’nun uğradığı şiddet hikayesini dinlerken ürperdim.   </span></p>
<h5><b>Peki Erkekler Cephesinde Ne/ler Oluyor?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye genelinde olan etkinlikleri uzaktan da olsa izlemeye çalıştım. Duyduğum hikayeler sonucu bir hafta elim kaleme varamadı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal cinsiyet araştırmalarında Orta Doğu coğrafyası patriyarkanın en güçlü olduğu yerlerden biri olarak biliniyor. Öyle ki antropolojist feminist Deniz Kandiyoti &#8216;Ataerkil Pazarlık&#8217; olarak tanımladığı durumda kadınlar da  bazen patriyarkanın bir yapı taşı olabiliyor. Dolayısıyla benim çok takıldığım ve iddia ettiğim Ataerki patriyarka yerine kullanılmamalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa patriyarka erkeklerin yaşamına da doğrudan olumsuz etki etmiyor mu? Militarizmden iş ve ekonomi konusunda, eşit paylaşıma kadar erkekleri de doğrudan ilgilendiriyor. Ancak patriyarkanın çökmesi için neden onlar da çaba sarf etmezler? Neden bu topraklarda her mahallede, her okulda, her hastanede, her hapishanede her pazarda ya da agorada bir eleştirel erkeklik grubu olmaz? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gözüm çok aradı bu sene acaba farklı söylemi olan erkekler çıkacak mı diye.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">&#8216;Ataerkil Utanç Bildirgesi&#8217; söylemi duydum. ‘Erkeklere çağrımdır: Bir kez biz dayak yiyelim. Utanıyorum bu durumdan diyen tek tük erkekler oldu. Umarım saman alevi gibi yanıp sönmeyenleri olur diyeyim. Bazılarıyla girdiğim diyalogda kalıcı çalışmanız var mı sorusuna ‘Geçmişte denedik. Grup çalışması süreklilik kazanmıyor. Kendime odaklanmaktan yanayım’ diyenler vardı. Oysa biz erkek şiddeti sonucu şiddet gören erkeklerin de yanında oluyoruz. Onları da görünür kılıyoruz. Kadına karşı şiddetin büyük bir sarmalın parçası olduğunun farkındayız.  Dilde, beyinde, bedende, sokakta, evde, iş yerinde, okulda, hastanede, hapishanede, mutfakta, yatakta, tabakta, tarlada vb. </span></p>
<h5><b>Toplumsal Şiddetten Kadına Karşı Şiddete </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Şunu anımsayalım ki insan sosyal bir varlık ve her şey toplumsal olarak şekillenir. Dolayısıyla bir konu hakkında objektif olma söz konusu olabilir. Ancak duruş olarak tarafsızlık mümkün değil. Çünkü toplumsal normlarla beslenen erk-ekliğin yapısöküme uğratılması bütünün parçalarını görmekle olabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendini toplumun değişmesine adayan erkeklerin bazıları da ‘bu şiddet konusu çok karmaşık. İçinde narkotik durum da var’  deyip sorun çözmeye değil karmaşıklığı daha da karmaşık göstermekten yana. Bir kısım keskin devrimciler adeta.. &#8216;Gerekirse ölün, devrim olunca haklarınızı vereceğiz. Biz daha derin konulara kafa yoruyoruz’ konumundalar. Dünyanın batı ve Doğusunda Hindistan&#8217;dan Amerika&#8217;ya kadar solculukta erkeklik korunmuştur. Buna erkek Sol da deniyor. Solun cinsel politikaya dair ikiyüzlülüğünü hala sürdürmekte. Bu konuda yapılmış bir dizi çalışma bulabilirsiniz.  Örneğin, Robin Morgan 1970&#8217;de Elveda Her şeye (Goodbye to All That) broşürü yayınladı. Solcu erkeklerimiz de yüzlerinde ve  vücutlarında yama gibi duran o ayrıcalıklarının elden gitmemesi için sıkı sıkı tutunmuş durumdalar. Kendileriyle samimi olarak yüzleşmedikçe teorik ve felsefi sözleri kedilerine kalsın. Dünyanın özgürlüğüne katkıları olduğunu sanmıyorum.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tek tük erkek de eleştirel erkekliği bir politik temele oturtup ilerlemekten yana görünmüyor. Tekrar olacak ama oysa biz feministler kalıcı aşama ve çaba gösterenleri takdir ediyoruz ortamlarımızda yer veriyoruz.  Kısacası samimi olmayan erkeleri ne kadar utandırabilirsek o kadar iyi. Zaten yüzü kızaranlar utanır. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/02/kadina-yonelik-siddet-ve-siddet-sarmalinin-butunlugu/">Kadına Yönelik Şiddet Ve Şiddet Sarmalının Bütünlüğü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Wen Do&#8221; Antrenmanlarına Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/wen-do-antrenmanlarina-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 May 2021 09:51:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[fiziksel şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Online Wen Do Antrenmanları]]></category>
		<category><![CDATA[Wen Do]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70378</guid>

					<description><![CDATA[<p>Feministler tarafından geliştirilen Wen Do antrenmanlarını çevrimiçi düzenliyor. Antrenmanlar; 29 Mayıs, 5 ve 12 Haziran 2021 tarihlerinde yapılacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/wen-do-antrenmanlarina-davet-ediyor/">&#8220;Wen Do&#8221; Antrenmanlarına Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Fiziksel ve cinsel şiddetin önüne geçmek için feministler tarafından geliştirilen Wen Do’nun öncelikli amacı; şiddeti fiziksel şiddet boyutuna gelmeden durdurmak. Antrenmanlar 29 Mayıs, 5 ve 12 Haziran tarihlerinde saat 13:00’te toplam 5 Saat ve en fazla 10 kişi ile gerçekleşecek.</p>
<h5><strong>Katılım Koşulları</strong></h5>
<ul>
<li>18 yaşını doldurmuş kadınlar başvuruda bulunabiliyor.</li>
<li>Antrenmanlar sırasında rahatsız edilmeyeceğinizi ve diğer katılımcıların rahatsız olmamasını sağlamanız gerekiyor. Bu nedenle antrenmanlarda güvende hissetmemiz için kendinize kimsenin girip çıkmayacağı bir alan yaratabilmeniz katılım için bir koşul.</li>
<li>Katılımcıların üç oturuma da katılmaları gerekiyor.</li>
<li>Kontenjan 10 kişilik olduğu için başvuru tarihlerini dikkate almanız gerekiyor.</li>
<li>Yedek liste de yapılarak katılımcılar belirlenecek.</li>
<li>Antrenör: Yıldız Koca</li>
</ul>
<h5><strong>Başvuru</strong></h5>
<p>Başvuru formunda <strong><a href="https://forms.gle/qMXyJfkUYAqpCJnG8">buradan</a></strong> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/24/wen-do-antrenmanlarina-davet-ediyor/">&#8220;Wen Do&#8221; Antrenmanlarına Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın Devrimine Giden Dikenli Yol </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/24/kadin-devrimine-giden-dikenli-yol/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Dec 2020 07:12:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hareketi]]></category>
		<category><![CDATA[Me too hareketi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62992</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadın devrimine giden oldukça zorlu yolda, feminist hareketin birikimi sonucu patriyarkayı yapı söküme uğratmak hem heyecanlı hem de acı verici...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/24/kadin-devrimine-giden-dikenli-yol/">Kadın Devrimine Giden Dikenli Yol </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">2006 yılında ABD’li avukat Tarana Burke tarafından </span><i><span style="font-weight: 400;">Me Too</span></i><span style="font-weight: 400;"> hashtagiyle (</span><b>#MeToo</b><span style="font-weight: 400;">) sosyal medyada başlatılan cinsel taciz ifşası</span> <span style="font-weight: 400;">hareketinin Türkiye’de güçlü yansıması 2020 sonunda oldu. Kadın devrimine giden oldukça zorlu yolda, feminist hareketin birikimi sonucu patriyarkayı yapısöküme uğratmak hem heyecanlı hem de acı verici&#8230; Küresel ölçekteki </span><span style="font-weight: 400;">MeToo</span><span style="font-weight: 400;"> hareketi cinsel tacizden yola çıkarak patriyarkaya karşı neredeyse her alanı kapsayarak ilerleyecek gibi görünüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Taciz evde, işyerinde kısacası özel ve kamusal alanda vücudumuzu ve ruhumuzu zedeleyecek nitelikte olan her türlü kötü davranış olarak tanımlanabilir ya da bu kapsam genişletilebilir. </span><span style="font-weight: 400;">Genellikle iki kişi arasında yaşandığı için kanıt ve tanık bulmak zor olan taciz konusunda, ifşada bulunan kadınlar haklı olarak &#8216;kanıtlarımız derimizin altında ve beynimizde&#8217; diyor. Kadınlar bu acıyla yıllarca, hatta bazıları bir ömür boyu yaşamaya çalışıyor. Toplumumuzda ‘erkeğin elinin kiri, kadının alnının yarası&#8217; diye söylemlere geçen; taciz ve tecavüz elbette çocuklar ve lgbti+ bireylere de yansıyor. Eril değerlere sahip toplumun bu köklü travma öykülerinin kuşaktan kuşağa taşındığını da görüyoruz. Türkiye’de her dört kadından biri cinsel tecavüzle karşılaştığına göre, kendimiz yaşamasak dahi yakın birkaç arkadaşımızın yaşadıkları ve her gün yaşamı bir başka türlü yorumlamasıyla iç içeyiz.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İnsan hakikati arayan etik bir canlı olduğuna göre; bu durumun yazın ve sanat  dünyasından gelmesi oldukça anlamlıdır. Çünkü binlerce yıldır insanlar kaya üstü resimleriyle ve sonra yazıyla gelecek kuşaklara yaşadıkları hakikati aktarma peşinde olmuşlar.</span></p>
<h5><b>Beş Bin Yıldan Bu Yana Süren Patriyarka</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Antroplojik verilere göre; kadının tahakküm altına alınmasının ilk ortaya çıkışının hiyerarşi olduğu belirtilir. Erkek gücünü kadınlar üzerinde kullanmaya siyasetten yazın, iş ve sanat dünyasındaki statüsüne kadar sıkı sıkıya sarılıyor. Kadını kontrol altında ve küçük görmekle egemenliğini pekiştirmeye çalışıyor. Bu durum kadının kendi içinde döngüler halinde devam eden bazen kendini sorgulama bazen karşısındaki kişiye öfke duyma olarak bir fasit dairede sürüp gidiyor. Elbette toplumdaki kültürel normlarla yukarıda sözünü ettiğimiz deyişle erkeğin kiri elini yıkayınca akıp gidiyor. Fakat kadının alnının yarası hep görünüyor. Ne olursa olsun erkek bu döngüleri sürdürürken mutlu görünüyor çünkü avlarına yeni avlar eklemekte ve hatta takdir de görmekte…  Daha yeni hedefler peşinde koşuyor. Matematikte altın oran denilen (golden ratio) şeklinde tanımlanan döngülerinden çıkmak istemesi ise böylesi zorlamalar olmadan işine gelmiyor. </span><span style="font-weight: 400;">Özellikle entelektüel camiadaki erkekler o döngüleri kendi lehlerine işleterek, örtülü narsist dünyalarında konuyu ele alırken nalıncı keserini hep kendilerinden yana yontmaya çalışma çabasında görünüyor. Çünkü egemenlikleri sarsılırsa ucu hepsine dokunacak.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ABD’li tarih araştırmacısı Gerda Lerner, patriyarkanın oluşumu ve tarihini ele aldığı Patriyarkanın Yaratılışı (Creation of Pathriarchy) kitabında 5000 yıllık bir geçmişi ele alır. Kültürle, gelenek ve normlarla kuşaktan kuşağa taşlaşarak aktarılan patriyarkanın tarihi diye altını çizer. </span><span style="font-weight: 400;">Erkek egemenliği hakkında yıllar önceki bir yazımda ‘ayrıcalıklı sınıf hiçbir zaman ayrıcalıklarını bırakmak istemez ve hep oraya kayma eğilimindedir’ demiştim. Dolayısıyla biz feminist kadınlar kendine profeminist diyen erkeklere dahi temkinli yaklaşırız. Çünkü o döngüleri kolaylıkla görebiliriz. Siz de deneyin. Bu yansımaları görmek zor değil. </span><span style="font-weight: 400;">Erkeklerin o sürüp giden mutlu ‘yaratıcı ortamlarına’ bilincinizle nüfuz etmeye çalıştığınızda arı kovanına çomak sokmak olarak algılanacaktır. Bu süreçte bazen hemcinsleriniz tarafından da dışlanabilirsiniz. Dolayısıyla feminist hareket her ne kadar ‘kız kardeşlik’ dayanışmasını ortaya atıp ondan kazanımlar edindi ise günümüzün feminizmi bir kişiyi yalnızca biyolojisinden dolayı değişmez bir kategoriye koymuyor. </span></p>
<h5><b>Kadının Beyanı </b><span style="font-weight: 400;"> </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yazıya hazırlanırken özellikle kadının beyanı konusunu yeniden anlamaya çalıştım. Bu kapsamda <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/ifsa-ve-taciz-makale-1507300?fbclid=IwAR0IUxZSkxc4PopMCfP8PkY2fxgbkMehygohR8fP3tQR4wZhjxAFf_xfl-k" target="_blank" rel="noopener">Avukat  Tuba Torun’un Duvar Gazetesi&#8217;nde çıkan yazısı</a> aydınlatıcıydı. Taciz ‘istemiyorum/ DUR’ dedikten sonra başlar diyor Torun. Kadınları koruma kurumlarının daha oturmuş olduğu ülkelerde sicillerine işlendiğinden de söz ediliyor. Bu doğrudur. Ancak yaşadığım üç farklı batı ülkesinde de kadınların durumunun ne kadar kırılgan olduğunu biliyorum. Kısacası özellikle çocuğun cinsel istismarı, cinsel taciz, tecavüz gibi durumlarda mesele burjuva hukukuna havale edilerek adalet</span> <span style="font-weight: 400;">sağlanamayabiliyor.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer kafa açıcı bir duyum ise Artı TV’de ‘Beyhan Demir ile Mor Gündem &#8211; Edebiyat dünyasında erkek egemenliği’  programı oldu. Sosyalist feminist açıdan <a href="https://www.youtube.com/watch?v=qp1iut8eUzI&amp;fbclid=IwAR1PQ6L1uoKyUsB5QmHPrzR2JovHEdsy1UBGN55Q9EYchO-UgCDlvSWI038" target="_blank" rel="noopener">Gazeteci Arzu Demir ve sosyalist feminist Hülya Osmanağaoğlu’nun </a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.youtube.com/watch?v=qp1iut8eUzI&amp;fbclid=IwAR1PQ6L1uoKyUsB5QmHPrzR2JovHEdsy1UBGN55Q9EYchO-UgCDlvSWI038">değerlendirmesi</a> oldukça önemli.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşitlik, özgürlük yolunda mücadele ettiğini söyleyen erkeklerden çoğu erilliğiyle ciddi şekilde uğraşmıyor. Yüzeysel söylemleri de bu konuyla biraz ilgilenen kadına karikatürize geliyor. Nalıncı keserini hep kendi tarafına yonttuklarını görmek zor değil. &#8216;Efendim tüm yazın ve edebiyat dünyasında taciz varmış&#8217;… Eserleriyle yazarları aynı kefeye koymamak lazımmış vb. Hatta nefes daraltan türden&#8230; Bu iki yüzlülüğün daniskası değil de nedir? Bu tür yorum yapanlar kendine devrimci deyip de gerçek bir yapısöküm peşinde olmayanlar kadını kendi kıskacına almaktan  memnun görünüyorlar. Yeni bir yazın etiği peşinde ısrarcı olanlar ise yine kadınlar. Rodin’den Freud’a kadar bir dizi tanınmış erkek sanat ve düşünceleri için kadını nasıl nesneleştirdikleri yine feminist kadınların çalışmalarıyla ortaya konuyor.</span></p>
<h5><b>Kadın Devrimine Giden Dikenli, Taşlı Yol</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;de halen kadının en temel haklarından konuşur durumdayız. Kadınlar patriyarka karşısında var olma (survivor) mücadelesi veriyor. Elbette çocuklar ve lgbti+lar da&#8230; Sanata, edebiyata, bilim ve siyasete katkıları ise her an görmezden gelinebilir. Bu kapsamda 25 Kasım için Yeni Yaşam gazetesinin hazırladığı<a href="http://yeniyasamgazetesi2.com/kadineki/detay/evet-biz-kadinlar-da-insaniz/?fbclid=IwAR1aRhx4EENKgmFiCE6iSXcE54slBpP1kKPp35wQ2bqgaFYiQnSrdUYNIF8" target="_blank" rel="noopener">  </a></span><a href="http://yeniyasamgazetesi2.com/kadineki/detay/evet-biz-kadinlar-da-insaniz/?fbclid=IwAR1aRhx4EENKgmFiCE6iSXcE54slBpP1kKPp35wQ2bqgaFYiQnSrdUYNIF8"><i><span style="font-weight: 400;">Kadın Eki</span></i></a><span style="font-weight: 400;"> gerçekten kapsamlı. Hatta bir arşiv olarak saklanacak nitelikte. Sosyalist hareket içinde dahi eşitsizlerin eşitliği içinde var olduk, yıllarca kadın hakları konusunda, “Bacı sizin hakkınız devrimden sonra verilecek. Şimdi konu etmeyin” dendi. Nasıl olur da eşit ve özgür bir dünyaya kafa yoran erkekler bizim haklarımızı devrimden sonraya erteleyebiliyordu? Oysa yeni değerler eski sistemin içinde yeşerir. Çoğu sosyalist feminist 1990’larda buna açıkça bayrak açtı. Çünkü taleplerimiz bugünden yarına ertelenemeyecek kadar elzemdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm dünya kadınları “özel alan politiktir” şiarıyla ortaya çıktığı yolculuğunda dalga dalga kadın devrimine doğru ilerliyor. 1960’ların ikinci yarısında başlayan ve bu dalgalardan en önemlisi olan ikinci dalganın eşit yurttaşlık hakkı idi&#8230; Bu yolda yanımızda olduğunu söyleyen sessizce seyreden erkekler olduğu gibi yazdıklarıyla duruşlarıyla ucundan tutmaya çalışanlar da olmuyor değil. Evrensel gazetesinde çıkan <a href="https://www.evrensel.net/yazi/87736/ifsa" target="_blank" rel="noopener">Yücel Sayman’ın özellikle kadın ve doğa hakkında yapıcı eleştiriye açık olan yazısı</a> bunlardan biri.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Brecht, &#8220;Karanlıkta sanat olur mu olur&#8221; demiş. Peki nasıl olur sorusuna ise &#8220;Karanlığın sanatını yaparız” demiş. Ben tablonun karanlık olduğunu artık düşünmüyorum. Çünkü dünyada patriyarkaya karşı ışık çatlaktan içeri sızmış durumda. Ama acıların sanatını daha çok yapacağız gibi görünüyor. Üstelik ifşa yalnızca fiziki, ruhi tacizle sınırlı kalmayacak. Zamanında biz şu ya da bu nedenle susturanların iki yüzlülüğünü de ortaya çıkaracağız. Uykularınız kaçsın! Manipulasyonlarınız da buna engel olamayacak. Çünkü sosyalistler arasındaki eril kadın destekçisi çıkışlarınızın çoğu karikatürize durumda. Ayşe Düzkan’ın dediği gibi, eğer sosyalist hareket kadınlar ve lgbti+ların yaratıcılığından öğrenmek istiyorsa sürekliliği olan ciddi bir erkeklik eleştirisi ve yapısöküm çalışmaları yapmak durumunda. Arzu Demir’in söylediği gibi de burjuva hukuku ötesinde çözüm aramak durumundayız. Onlara güvenebilmemiz için bu yolda davranış ve edimlerini değiştirdiklerini ve tutarlı olduklarını görmek istiyoruz. Hep fırsatları kollayan ikiyüzlülüklerinden bıktık! Bu yolda hepimize burjuva hukuku dışında Afrikalıların apartheid döneminde yararlandıkları topluluk ruhuyla onarıcı adalet (restorative justice) yöntemi yardımcı olabilir. Çünkü bu yöntem yerli (indigenous) topluluklarda da en yapıcı sonuç alınan durum olarak görünüyor. Bu konuyu sonraki bir yazımda ele almayı düşünüyorum.</span></p>
<p>Görsel illüstrasyon: Annalisa Grassano</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/24/kadin-devrimine-giden-dikenli-yol/">Kadın Devrimine Giden Dikenli Yol </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat Sanat İçin, Feminizm Feminizm İçin?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/sanat-sanat-icin-feminizm-feminizm-icin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahu Parlar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 23 Sep 2019 08:20:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[feminist]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Kabataş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42499</guid>

					<description><![CDATA[<p>Neyin sanat olduğu ve neyin sanat olmadığını kim belirler? Kimin feminist olabileceği kimin olamayacağını ne belirler?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/sanat-sanat-icin-feminizm-feminizm-icin/">Sanat Sanat İçin, Feminizm Feminizm İçin?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kabataş’ta bir binanın duvarında 440 çift topuklu ayakkabı var. Başınızı kaldırıp baktığınızda o 880 topuğun sesini duyar gibi oluyorsunuz ilk önce. Sonra ya içlerinden biri düşerse diye düşünürken buluyorsunuz kendinizi. Hepsi de siyah renk. Bir orduya aitmiş gibi kusursuz bir nizam içinde yerleştirilmiş. Yan köşe sanat alanının ev sahipliği yaptığı yeni iş bu. Kadın cinayetlerine dikkat çekmek için İstanbul’da kamusal alanın göbeği sayılabilecek bir yerde hafif tehditkar bir edayla yüksek bir binanın cephesine asmış ayakkabıları sanatçı. İşin sahibi ise grafik tasarım sanatçısı bir erkek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz çok alışık değiliz ama dünyada feminist sanat akımını benimseyen pek çok erkek sanatçı bulunuyor. Gerçi biz feminist sanat akımını benimseyen kadın sanatçıya da çok alışık değiliz, (Hatta maalesef sanatçıya alışık değiliz! Neyse ki Eylül ayındayız, İstanbul sanat kokuyor buram buram da beni yalancı çıkarıyor) saymaya kalksak iki elin parmaklarını geçmez herhalde. Zaten Türkiye’deki feministleri saymaya kalksak… Muhtemelen sayabiliriz vallahi! (Resmi beyanların ötesinde gizli gizli feminist olanları da dahil ederek hem de!)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendimi bildim bileli (ki ergenlikte bildim diyelim, otuz seneden fazla süre demek, fena sayılmaz herhalde) feministim. Ve yine onca zamandır sanata ilgi duydum, okudum, araştırdım, sergilere gittim, müzeleri gezdim. İkisinin önemli bir ortak noktası olduğuna inandım hep: Muğlaklık! </span><span style="font-weight: 400;">Neyin sanat olduğu ve neyin sanat olmadığını kim belirler? Kimin feminist olabileceği kimin olamayacağını ne belirler?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pisuarı tuvaletten söküp bağlamından koparıp sergi alanında duvara koyarsam sanat olabilir, olağanüstü bir manzarayı aynen tuvale aktarırsam bu sanat değildir. Buna kim neye göre karar verebilir? Ya da neye göre feministlik mertebesine erişilmiş olunur? Penisim varsa feminist olamam, kestirsem bile kadın olamam, öyle ya saçım uzunsa aklım da kısadır zaten!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Madem feministim, toplumsal cinsiyet normlarını kabul etmiyorum, nasıl bunu sadece kadınlık ile ilgili olarak düşünürüm? Zaten kadınlık normlarıyla ilgili değil mi mücadelemiz? Erkeklik de normlardan payına düşene maruz kalmıyor mu? Kimlik ve bedenden bağımsız bir haktır eşitlik demiyor muyduk? Öyle ya feminizm ne için?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat ise epey karmaşık. Varoluşu gereği normu parçalıyor, sorgulatıyor, ters-yüz ediyor olmalı. Bunu sadece normun verili tanımı üzerinden yapmasını ummak da epey safiyane. </span><span style="font-weight: 400;">Bu iki çok bilinmeyenli denklem bir araya gelince, hele bizimki gibi suyun ısısına fazlası ile alışılmış coğrafyalarda, bir normu sadece o normun kurbanı sorgulamalıdır gibi bir söylem sık seslendirilebiliyor. Bu normu farklı şekilde tekrar kurmak değilse, nedir? Peki ya ama Miyazaki, Wolfgang Klaus Maria Friedrich, John Legend’i n’apıcaz o zaman? </span><span style="font-weight: 400;">Gerçi evet benim bu konularda aklım epey karışık. Vajinamın beni kadın yaptığını düşünmüyorum zira.</span></p>
<p><b>MS Yani #metoo Sonrası Sanat</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yanköşe’deki işi ve ardından 5harfliler’de yazılan eleştiri yazısını görünce liseden yakın kadın arkadaşlarımla oluşturduğumuz ‘Cadı martılar’ isimli whatsapp grubuna yolladım. Epey konuştuk üzerine. İlk anda yazıyı çok haklı bulanlarımız oldu. “Male gaze” her yerdeydi. Hele sanatta!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hatta geçenlerde MET&#8217;in Direktörü Thomas Campbell’in instagram’da yaptığı bir paylaşımı konuştuk: “Bernini’nin 1600’lü yıllarda yaptığı Proserpina’ya Tecavüz (Rape of Proserpina) isimli eseri evet hala sıradışı ama #metoo momenti sonrası, bu farkındalık ile bir erkek izleyici olarak bu esere bakarken eskisi kadar rahat hissedemiyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonra sanat sanattır dedik. Diğer her şey ise diğer her şeydir. Ya da öyle midir diye sorguladık? Üzerine politik bir mesaj yüklendiği zaman, sanat sadece bu tek boyut ile tartışmaya açılmış olmuyor mu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Feminist iş üreten kadın yok mu memleketimizde de bir erkek bu işe soyunmuş diye soranlar oldu aramızdan. Sorular çoğaldıkça çoğaldı: Bir erkeğin yapmış olmasına takılmak seksist bir tutum değil mi? Yoksa sadece erkeklerin konuştuğu kadın konulu panellerden farklı düşünülmemeli mi bu da? Biz kadınlar yeterince sahiplenmiyoruz da meydan (bu vakada duvar) yine erkeklere mi kalıyor? Bu işi bir erkek değil kadın yapmış olsaydı eleştirir miydik, nasıl ele alırdık? Bu işi sanat olarak mı değerlendireceğiz yoksa feminist bir ifade olarak mı? İkisi bir arada olamaz mı? Feminist bir ifade ancak kadına mı ait olmalı? Kadınlık söz konusu olduğunda erkekler susmalı mı?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belki de&#8230; Çünkü daha dilde başlıyor her şey. Ama… Kadınlar da aynı normun içinden konuştuğunda, bu sadece eril dili tekrar üretmek olmuyor mu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat sanat içindir. (Bunu da sabaha kadar tartışabiliriz! Ama hiç değilse “bazen öyle olduğunu” da kabul edebiliriz.)</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysa… Feminizm feminizm için değildir. Asla!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/23/sanat-sanat-icin-feminizm-feminizm-icin/">Sanat Sanat İçin, Feminizm Feminizm İçin?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de İlk Müslüman Feminist Kadın Derneği: Havle</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/turkiyede-ilk-musluman-feminist-kadin-dernegi-havle/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Apr 2019 14:25:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Havle Kadın Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[feminizm]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=36238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Havle Kadın Derneği 2018’in Ekim ayında Müslüman- Feminist bir grubun bir araya gelmesiyle kuruldu. İsimlerinin Mücadele Süresi'nden geldiğini ifade eden Havle’nin kadınlarıyla dernekleşme süreçlerini, Müslümanlık ve feminizm kavramlarının ilişkilendirilmesini ve derneğin gelecek planlarını konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/turkiyede-ilk-musluman-feminist-kadin-dernegi-havle/">Türkiye’de İlk Müslüman Feminist Kadın Derneği: Havle</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Kuruluş hikayenizden bahsedebilir misiniz? Havle ismi nereden geliyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı Müslüman kadın örgütleri içerisinde bulunan feminist kadınların bir araya gelip müslüman feminist çerçevede bilgi ve politika üretebilecekleri bir çatı ihtiyacından doğdu Havle Kadın Derneği. İslam’ın kadınlara yönelik ayrımcı yorumlarıyla mücadele etmek, kadınları güçlendiren yorum ve yaklaşımların sesini yükseltmek temel motivasyonumuz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneğimizin ismi Mücadele Suresi’nin ilk dört ayetinin inmesine vesile olan Havle Binti Salebe’den geliyor. Kısaca, Havle Binti Salebe, kocası tarafından uğratıldığı haksızlığa itiraz eden Müslüman bir kadındı. Havle’nin duası ve yakarışları üzerine Allah, İslam öncesi Arap toplumunda yaygın bir adet olan ve kadınların medeni halini arafta bırakarak büyük bir mağduriyet yaratan zıhar adetini haram kıldı. Ayrıca Hidayet Şefkatli Tuksal’ın vaktiyle bir konuşmasında “Bir zaman gelecek, genç kadınlar “Havle’nin Kızları” diye dernek kuracak, ben de üye olacağım” demiş. Biz de hem buradan ilhamla hem de geçmişteki müslüman kadın hareketiyle olan bağı görünür kılmak adına böyle bir isimde karar kıldık.</span></p>
<p><b>Neler yapıyorsunuz, çalışmalarınızdan bahsedebilir misiniz? Nasıl bir boşluğu dolduruyorsunuz ?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Havle Kadın Derneği çok yeni bir dernek. 2018 yılının Ekim ayının ortasında kuruldu. Hem kuruluş sürecindeki hem de kuruluş sürecinin sonrasındaki bürokratik süreçler, kurumsallaşmaya yönelik ihtiyaç duyduğumuz adımlar bir süre aktif bir şekilde çalışmalara başlamamızı zorlaştırdı. Şimdi bu süreci atlattık ve önümüzdeki döneme dair stratejilerimizi olgunlaştırmaya çalışıyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel amacımız feminist harekete Müslüman kadınların dahiliyetini artırmak. Bu dahiliyetin farklılıkların görünür kılınmasıyla mümkün olabileceğini düşünüyoruz. Bu iki boyutta gerçekleşecektir: Birincisi, Müslüman kadınların başlarını örtme/ örtmeme tercihlerine yönelik ayrımcı ifade ve yaklaşımlar ve kadınların camilerde yaşadığı sıkıntılar gibi özgün problemlerinin ele alınması. İkincisi ise Türkiye’deki tüm kadınların mustarip olduğu erken yaşta ve zorla evlilikler gibi problemlerin beslendiği İslami olduğu iddia edilen zeminlerin sarsılmasına yönelik çalışmalar. Tüm bu çalışmaların bizim feminist hareket içerisindeki özgün konumumuzu ifade ettiğini düşünüyoruz. Aynı zamanda da feminist harekete bu yolla katkı sağlayacağımızı, var olan derin ve köklü feminist tecrübeyle de yollarımızı kesiştirmek, dayanışma ile hep birlikte büyümek istiyoruz.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-36240" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/IMG-20190308-WA0028-640x363.jpg" alt="" width="393" height="223" />Sizinle aynı alanda çalışan başka dernekler var mı? Birbirinizden haberdar mısınız? Birlikte çalışabiliyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadın derneklerinin / feminist derneklerin çok büyük bir kısmıyla ortak çalışma yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bizim alanımız konusunda bir daraltmaya gitme perspektifimiz olmadığı için süreçte de birçok kuruluşla yolumuzun kesişeceğini biliyoruz. Bu yüzden de ilerleyen günlerde olabildiğince fazla kurumla doğrudan ziyaretler üzerinden de tanışmak istiyoruz. İş birliği bizim için olmazsa olmaz bir şey, o yüzden bu yönde de çabalarımızı sürdüreceğiz.</span></p>
<p><b>Havle nasıl ayakta kalıyor, sürdürülebilirliği nasıl sağlıyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Derneği kurmadan önceki tüm faaliyetlerimizi gönüllülük esasıyla yürütüyorduk. Bu faaliyetlerin de önemli ve dönüştürücü sonuçlarını deneyimleme şansımız oldu. Ancak devamlılığın sağlanması için maddi bir zemin ihtiyacımız oldu. Hem mekan anlamında hem de iş gücü anlamında bizim çalışmalarımızı garanti altına alacak, sürerliğini sağlayacak kişilere ve bir mekana ihtiyacımız vardı. Derneği kurmadan önce bu zemini sağladık, bu sene aldığımız ilk proje desteğiyle de bu konudaki ilk adımımızı atmış olduk. Devamlılığımızı da bu şekilde sağlamaya devam etmeyi planlıyoruz.</span></p>
<p><b>Havle Kadın Derneği&#8217;ni kurulduğundan beri müspet ya da menfi nasıl tepkiler aldı? Yaklaşımlar nasıl?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Havle Kadın Derneği’ni daha kamusal olarak duyurmuş sayılmayız. Şimdilik genelde etrafımızda halihazırda çalışmalar yürüttüğümüz kadınlarla paylaştık ve dönüşlerini aldık. Genel anlamda oldukça destekleyici ve heyecanlı tepkiler aldık. Böyle de devam etmesini umut ediyoruz.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Toplumun ve dinin eril olduğu anlayışıyla din- kültür-gelenek birbirine karıştı. Toplumun &#8220;müslüman &#8221; kadınlara biçtiği rollerle nasıl mücadele ediyorsunuz? Kendinizi kadın meselesinde nerede görüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdiye kadar birçok farklı oluşumda çalışmalar yapmış kadınlar var derneğin kurucuları arasında. Havle’nin bu anlamda hiç yoktan bir mücadele kurduğunu söylemek doğru olmaz. Tüm bu kurum ve oluşumlarda kendi varlığımızı anlatmayı, sesimizi yükseltmeyi ve taleplerimizi dile getirmeyi amaçlamıştık. Havle’de de aynını yapmaya devam edeceğiz. Umuyoruz ki hem tüm bu taleplerin çeşitliliğini yansıtmakta hem de taleplerimizi doğru kanallarla ve doğru kurum ve kişilere ulaştırma konusunda daha da sistematik işler yaparız.</span></p>
<p><b>Müslümanlık ve feminizm kavramları bir araya geldiğinde iki cenah da reaksiyon veriyor. Havle bunun neresinde bu kesişimsellikle ilgili ne düşünüyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Havle Kadın Derneği’nin faaliyetleri tam da kesişimsellik tartışmalarının işaret ettiği noktada. Uğradığımız ayrımcılıklar ve yaşadığımız zorlukları düşündüğümüzde Müslüman ve kadın olmamızın farklı ve birbiriyle iç içe geçen rolleri var. Bu iki kimliğimizi de bir arada sahipleniyor olmamızın tepkiyle karşılanmasını da özellikle feministlerin bu şekilde tepki vermesini de anlayışla karşılıyoruz, en azından elimizden geleni yapıyoruz. Yüzyıllardır din adına kadınların uğradığı ayrımcılıkları biliyoruz ve görmezden gelmiyoruz. Ancak bizim inançlı insanlar olarak sahip olduğumuz inanç ve arka plan dolayısıyla harekete yapabileceğimiz katkıyı ve en temelde varoluşumuzu da onların görmezden gelmemesini istiyoruz ilk aşamada. Türkiye’de uzun yıllardır varlık gösteren ana akım feminist örgütlenmelerle ve hem de kadın hareketinin içerisindeki diğer unsurlarla “Ayrışma değil bir aradalık nasıl mümkün olabilir?” ve “Bu birliktelik değişimi nasıl getirebilir?” gibi sorulara cevap aramak istiyoruz. Toplumdaki köklü değişimin ancak farklı sınıf, din ve ırktan kadınların feminizmde “özne” olarak var olabilmesi ile gerçekleşeceğine inanıyoruz. Sonraki süreçlerde birlikte mücadelenin yollarını yine birlikte keşfedeceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Müslümanların tepkilerini yönetmek de hem daha zor hem daha kolay olacak düşüncesindeyiz. Daha zor olacak, çünkü inanca yönelik tartışmalarla ilgili büyük ve sert tepkiler veren, tüm bu tartışmalara son derece kapalı çok büyük bir kalabalıkla karşı karşıya olduğumuzu biliyoruz ve bu kalabalık Türkiye’de de Dünya’da da her geçen gün büyüyor. Ama bunun karşısında kadınların tecrübelerini, mağduriyetlerini bilen, bunları görünür kılmaya çalışan, kendi hayatlarını ve etraflarındakilerin hayatlarını iyileştirmeye çalışan onlarca kadınla da halihazırda tanıştık, daha birçoğunun da oralarda bir yerlerde olduğunu biliyoruz. O yüzden bu noktada da işimiz hem kolay hem zor.</span></p>
<p><b>Havle’nin gelecek planları nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlk önceliğimiz Müslüman feminist var oluşumuzun görünürlüğüne hizmet edecek çalışmalar yapmak olacak. Hem meseleye yaklaşımımızı anlatacak hem de var olan kalabalıklığımızı görünür kılacak çalışmalar yapmak niyetimiz. Üsküdar’daki dernek ofisimizin bizim için küçük de olsa bir merkez olma misyonu edineceğini düşünüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunun haricinde netleşen bir proje desteğimiz söz konusu. Geçtiğimiz sene Reçel Blog’un gerçekleştirdiği, bu sene de Havle Kadın Derneği ve Reçel Blog olarak ortak bir şekilde gerçekleştireceğimiz, İstanbul, Ankara, Diyarbakır, Bursa ve Konya’da yazarlık atölyelerimiz olacak, bu senenin konusu ise ‘cinsellik ve beden’. Daha da bizi heyecanlandıran bir etkinlik olarak: gelecek sene Kasım ayı başında yapmayı planladığımız, uluslararası katılımcıların da olacağı, iki günlük bir konferans etkinliği gerçekleştireceğiz. Türkiye’deki tüm feminist oluşumların temsilcilerine çağrı yapacağımız konferansımızda ilk gün Türkiye’deki Müslüman feministlerin yürüttüğü çalışmaların görünürlüğü, farklı tüm feminist hareketlerin bir arada mücadelesinin zeminlerini konuşmak istiyoruz. İkinci gün ise Dünya’da bizim de takip ettiğimiz, bizi söylemleri ve çalışmalarıyla heyecanlandıran Amerika’dan, Malezya’dan, Almanya’dan Mısır’dan kadınları bir araya getirip Türkiye’yi ve Dünya’daki pozisyonunu konuşmak istiyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bunlar daha ilk planlarımız, başka proje başvuruları ve çalışmaları da yapıyoruz. İlerleyen günlerde bu projelerle ilgili paylaşımlarımız da olacak. Özellikle erken evliliklerle mücadele konusunda projeler gerçekleştirmeyi çok istiyoruz.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/02/turkiyede-ilk-musluman-feminist-kadin-dernegi-havle/">Türkiye’de İlk Müslüman Feminist Kadın Derneği: Havle</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
