<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Fatma Bostan Ünsal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/fatma-bostan-unsal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/fatma-bostan-unsal/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 09 Apr 2021 09:14:22 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Fatma Bostan Ünsal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/fatma-bostan-unsal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Hak Savunuculuğunda Dönüşen Tutumlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/09/hak-savunuculugunda-donusen-tutumlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 09 Apr 2021 09:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HAK İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnisiyatifi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[hak savunuculuğu]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Meydan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=68326</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil Meydan'da Hak İnisiyatifi Derneği'nden Fatma Bostan Ünsal ile, hak savunucularına yönelik değişen tutumlar konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/09/hak-savunuculugunda-donusen-tutumlar/">Hak Savunuculuğunda Dönüşen Tutumlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ömer Faruk Gergerlioğlu başta olmak üzere hak savunucularına yönelik tutumları değerlendiren Ünsal, kamusal uygulamaların kişilere göre farklılık göstermesinin kabul edilemeyeceğini söyledi. Ortak ve çoğulcu bir kamusal alanın inşa edilmesi için sivil toplum ve siyaset başta olmak üzere tüm kurumların birlikte çalışma yapmasının önemine işaret eden Ünsal, siyasete yönelik toplumsal güvenin önemli olduğunu kaydetti.</p>
<p><iframe title="Sivil Meydan 17: Hak Mücadelesine Dönüşen Tutumlar" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/uSo-43jw3qY?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/04/09/hak-savunuculugunda-donusen-tutumlar/">Hak Savunuculuğunda Dönüşen Tutumlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İnsanca Yaşamanın Garantisi: Sosyal Haklar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/insanca-yasamanin-garantisi-sosyal-haklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 Dec 2019 11:52:17 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Haklar Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Melda Onur]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=45525</guid>

					<description><![CDATA[<p>10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü’nde insanca yaşamın temel koşullarından olan sosyal hakları, Sosyal Haklar Derneği Başkanı Melda Onur ve Hak İnisiyatifi kurucusu insan hakları aktivisti Fatma Bostan Ünsal ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/insanca-yasamanin-garantisi-sosyal-haklar/">İnsanca Yaşamanın Garantisi: Sosyal Haklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Evrensel Beyannamesi&#8217;ni kabul etmesinin 71. Yıldönümünde insan hakları alanında ne denli yol aldığımız, hem Türkiye, hem de dünya bazında karnemizin nasıl olduğuna yönelik sorulara cevap vermek pek kolay değil. Sosyal hakların ne olduğu, demokratik haklarla kesişimi, kapsadığı alanı ve önemi, ihlal edilmesi durumunda toplumda nelerin yaşanacağı gibi konular üzerine Melda Onur ve Fatma Bostan Ünsal ile görüştük. </span></p>
<p><b>“Sosyal Haklar Bireyin İnsanca, Onurlu ve Güvenli Yaşamasını Sağlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-45526 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/Melda-Onur.jpg" alt="" width="326" height="217" />Sosyal Haklar Derneği Başkanı, gazeteci ve siyasetçi Melda Onur, sosyal hak kavramını açıklayarak başlıyor sözlerine: “Sosyal haklar, toplum hayatında bireyin insanca, onurlu ve güvenli bir yaşam sürmesini sağlayan haklardır. Tarihçesine bakarsak; Birleşmiş Milletler Genel Kurulu&#8217;nda 16 Aralık 1966 tarihinde kabul edilen ve 3 Ocak 1976 tarihinde yürürlüğe giren Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Haklar Uluslararası Sözleşmesi ile tanımlanmış ve güvence altına alınmıştır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal hakların kişilere sağladığı avantajları ise şu sözlerle ifade ediyor Onur; sosyal haklar, kişinin doğduğu andan itibaren toplum içerisinde insanca, onurlu, güvenli bir yaşamı sürdürmesi için gerekli temel ürün ve hizmetleri güvence altına alır. Bu hizmetlerden eşit ve adil biçimde yararlanmasını sağlar. Bu haklar hiçbir surette herhangi bir stratejik, ekonomik ya da kamusal adı altındaki gerekçelerle vazgeçilebilecek veya ertelenebilecek haklar değildir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Melda Onur, sosyal haklar karşısında devletin rolünü koruyucu ve anayasal güvence verici olarak tanımlıyor:</span> <span style="font-weight: 400;">“Devlet kişinin sosyal haklarını korur, bunun için Anayasal güvence sağlar. Sosyal hak konusu olan tüm ürün ve hizmetlerinin, eşit ve adil bölüşümünü, kişilere en uygun ve güvenli koşullarda ulaştırılmasını sağlar. Bu ürün ve hizmetlerin piyasalaşarak belirli ellerde toplanmalarına engel olacak yasal düzenlemeleri hayata geçirir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Haklar, ekonomik ve siyasi ortam ne olursa olsun temin edilmesi elzem olan haklardır.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu haklardan faydalanan bireylerin din, dil, cinsiyet, etnik köken, yaş, cinsel yönelim, cinsiyet kimliği, engellilik hali, hastalık ve benzeri sebeplerden ötürü ayrımcı bir muameleye maruz kalmaması gerekir. Öte yandan çocuklar, hamileler, engelliler, yaşlılar ve toplum içerisinde her türlü pozitif ayrımcılık sağlanması gereken grupların sosyal haklara erişimi için özel koşullar oluşturulmalıdır. Devlet bu koşulları da sağlamak ve güvence altına almakla sorumludur.”</span></p>
<p><b>“Demokratik Haklar Mutlaka Sosyal Haklarla Desteklenmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-45529 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/sosyal-hak.jpg" alt="" width="380" height="214" />Melda Onur, demokratik haklarla sosyal haklar arasındaki kesişme ve ayrımları anlatırken sosyal haklarla desteklenmeyen demokratik hakların doğru işleyemeyeceğini söylüyor: “Demokratik haklar sosyal haklarla desteklendiği sürece yaşam hakkı ihlalleri yaşamayız ya da daha az yaşarız. Sosyal haklar bir çeşit önleyici tıp gibidir. Sağlığınıza iyi bakarsanız hastalanmazsınız. Sosyal hakları doğru uygular, denetler ve ihlal etmezseniz yaşam hakkı ihlali olmaz. Aladağ&#8217;da çocukların eğitim hakları ihlal edilmeseydi, köylerinde bir devlet okulu güvencesi altında okusalardı, cemaat yurdunda hayatlarını kaybetmezlerdi. Benzer nedenlerle ulaşım hakkı ihlali sonucu Çorlu ve benzeri diğer acı olaylar yaşanmıştır.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hukuki düzenlemelerle desteklenmeyen ya da hukukun işleyiş bağlamında atıl kaldığı, bu nedenle de ihlale uğrayan sosyal haklar mevcut. Melda Onur’a, sosyal hak ihlallerinde sorunların nasıl aşılabileceğini sorduğumuzda Onur,  “Sosyal hak ihlallerinde sorunlar sosyal hak disiplin başlıklarının düzenli denetlenmesi ile olur. Bu konuda vatandaşa ve demokratik toplum kuruluşlarına çok iş düşüyor. Denetleyen vatandaş olmak gerek. Sosyal hak ihlali gördüğümüz ortamlarda ilgili demokratik toplum kuruluşu ile irtibata geçmek, kamuoyu oluşturmak etkili olabilir ancak tabii tüm bunların devlet tarafından düzenlenerek bu ihmallerin ve bu ihmallere bağlı ihlallerin önlenmesi gerekiyor” sözleriyle düşüncelerini ifade ediyor. </span></p>
<p><b>“Rant İşin İçine Girince Sosyal Hak Kalmıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal Haklar Derneği Başkanı, gazeteci ve siyasetçi kimliğiyle sosyal haklar üzerine çokça gözlem yapabilme imkanına sahip olan Onur, sorunların en çok işin içine rant konusunun girdiği alanlarda yoğunlaştığını söylüyor: “Sosyal haklara dair sorunlar Özelleştirme, neoliberalizm, vahşi kapitalizm gibi alanlarda daha çok toplanıyor, etkisi güçleniyor. Tüm bunlar ve bunları besleyen ekonomik ortam, sosyal hakların en büyük düşmanı. Daha çok üretim için güvenli iş hakkı ihlal edilen madenciler Soma&#8217;da ve daha birçok yerde Sosyal Cinayetlere kurban gidiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Onur, toplumun sosyal haklarının bir hukuk alanı olarak toplumda yeni yeni yer bulsa da giderek yaygınlaştığını ancak hukuki düzenlemelerin çok da yeterli olmadığını vurguluyor: “Artık herkes eğitim hakkı, sağlık hakkı, çevre hakkı gibi disiplinlerden söz ediyor ama kimi zaman hukuk yetersiz kalıyor. Yani sosyal hakların dava konusu olabilmesi için düzenlemelerin çeşitlenmesi gerekiyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Melda Onur,  10 Aralık Dünya İnsan Hakları Günü için ise Sosyal Haklar Derneği olarak daima birlikte çalışmanın gücüne inandıkları vurgusu yapıyor: “Biz daima insanların sosyal haklarıyla var olduğunu savunuyor ve ikisini birbirinden ayırmıyoruz. Çünkü birini ihmal ettiğinizde diğeri zaten ihlal ediliyor. Hakları öncelemeden birlikte çalışılması gerektiğine inanıyorum.”</span></p>
<p><b>“Sosyal Haklar, Devletin Aktif Rol Alması Gereken Bir Alandır”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-45527 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/fatma-bostan-%C3%BCnsal-640x360.jpg" alt="" width="336" height="189" />Hak İnisiyatifi kurucusu ve insan hakları aktivisti Fatma Bostan Ünsal, sosyal haklarla birlikte birincil ve ikincil hakların tanımlarını yapıp aradaki farkları açıklıyor: “Sosyal haklar, insan hakları sınıflamasında kullanılan bir kavramdır. İkinci kuşak haklar veya pozitif haklar da denen bu haklar kategorisinde, devletin bu hakların temini için pozitif olarak müdahale etmesini gerektiren haklar kastedilir. Liberal devlet geleneğinde tarihsel olarak önce ilk kuşak haklar veya negatif haklar denilen devletin müdahale etmemesi gereken, mesela özel hayatın gizliliği, ifade hürriyeti, din ve vicdan hürriyeti gibi haklar söz konusu iken sosyal haklar dediğimiz barınma, eğitim ve çalışma alanında devletin aktif rol alması söz konusudur. 1982 Anayasası 49. Madde mesela çalışma hakkı ile ilgili olarak ‘Devlet, çalışanların hayat seviyesini yükseltmek, çalışma hayatını geliştirmek için çalışanları ve işsizleri korumak, çalışmayı desteklemek, işsizliği önlemeye elverişli ekonomik bir ortam yaratmak ve benzeri koşullar için gerekli önlemleri alır’ ifadesinden de anlayacağımız gibi birinci kuşak haklardan farklı olarak devletin o alana müdahale etmemesi yeterli olmaz, çeşitli şekillerde tedbir alması gerekir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostan, sadece birinci insan haklarının tanınmasının sürdürülebilir bir toplumsal yaşamı sağlamadığı için bu sosyal hakların gündeme geldiğini, sosyal hukuk devleti tanımı ile de ifade edilen bazı yükümlülüklerin doğduğunu söylüyor:  “İnsan hakları ile ilgili literatür daha ziyade liberal devlet çerçevesinde ortaya çıkmış özel tanımlar, isimlendirmeler olsalar da haklar ya da devletin yükümlülükleri çok farklı insan toplulukları için söz konusudur. Sermayedarın işçi karşısındaki avantajlı konumu nedeniyle devlet araya girerek asgari ücret, azami çalışma süreleri tayin ederek, çalışamadığı sürede vatandaşını destekleyerek sosyal hakları temin etmeye yönelmiştir. Keza eğitim hakkı da daha ziyade yirminci yüzyılın devleti için söz konusu olan bir haktır. Daha öncesinde eğitim ailelerin uhdesinde, bireysel olarak veya bazı inanç gruplarının temin ettikleri bir etkinlikti.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Modern devletin ortaya çıkışı ve devletin eğitim, çalışma ve barınma konularında aktif rol üstlenmesi ile bu tür hakların gündemimize girdiğini ifade ediyor: Devletin bu alanlara karışmamasının çok büyük eşitsizlikler ve sonrasında büyük toplumsal alt üst oluşları beraberinde getiriyordu. Bunun açık bir şekilde tecrübe edilmiş olması da rasyonel ve öğrenen bir varlık olan insanları bu alana devletin müdahale etmesi yönünde ikna etmiş ve böylelikle sosyal haklar ortaya çıkmıştır.” </span></p>
<p><b>“Sosyal Hak İhlalleri Toplumsal huzuru ve Yaşam Kalitesini Düşürür”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatma Bostan Ünsal’a göre piyasanın veya toplumsal statükonun yeniden ve yeniden ürettiği eşitsizlikler, bir şekilde hafifletilmediğinde hem toplumsal huzuru temin etmek zorlaşır, hem de topluma katkıda bulunacak insan miktarı azalır. Bostan sosyal hakların olmamasının dezavantajlarını anlatmaya devam ediyor: “Aynı şekilde eğitimin sadece toplumun çok küçük bir kısmı için mümkün olduğu bir ortamda çok az sayıda insan bilimsel üretime katılabilir, 19. yüzyılın sonunda 20. yüzyıl boyunca eğitimin hemen herkes için ücretsiz temin edildiği dönemde ise bilimsel üretime katkıda bulunacakların sayısı neredeyse yüz kat artmıştır. Bu itibarla, sosyal hakların hukuk teminatı altına alınmadığında asgari ihtiyaçları karşılanmayan insanlar büyük zorluklar içine düşecek, zorluklar hafifletilemediği için toplumsal düzen bozulacak ve çok sayıda insanın katkıda bulunacağı ortam da olmayacağı için toplumsal refah da ciddi oranda düşürecektir. Bu durum tüm toplumun huzuru ve refahı için bir tehdit oluşturmaktadır. Finlandiya gibi ülkelerin eğitim politikaları ile ilgili radikal dönüşümleri toplumun refahına çok büyük pozitif etki sağladığını göstermiştir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-45530 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/12/insan-haklar%C4%B1-g%C3%BCn%C3%BC.jpg" alt="" width="386" height="257" />Bostan, sosyal haklara yönelik tüm düzenlemelerin devletin elinde olmasının bazı sıkıntılar doğurabileceğine de değiniyor: “Daha önce örgütlenmiş çeşitli inanç grupları ve sivil inisiyatiflerin yaptığı pek çok iş, bugün büyük ölçüde devletin üstündedir. Bu işler devletin üstünde olduğunda bazı sorunlar da ortaya çıkmaktadır. Küçük grupların büyük bir adanmışlıkla ve çok büyük maliyet gerektirmeden yaptıkları bu işler devlet eline geçtiğinde maliyetleri arttırmakta, işin kalitesi değişmekte, politikaları ve faydalanıcıları iktidardaki partiye göre ciddi oranda değişebilmektedir. Yakın zamanda kamuoyuna yansıyan, engelli olmadığı halde engelli aylığı alan 60 bin insanın olduğu tespitinde olduğu gibi bazı istismarlara açık hale gelmektedir. İşte faydalanıcıların büyük oranda değişmesinin toplumda yarattığı hoşnutsuzluk birinci kuşak hakların kullanımını da bir süre sonra sıkıntıya sokmaktadır. Kuzey İrlanda’da çatışmaya varan toplumsal sorunların kökeninde de bu vardır. Protestanlara tanınan sosyal haklar aynı oranda Katoliklere tanınmadığında, polis teşkilatı Protestanlardan oluştuğunda, konut hakkı yine Protestanlar için geçerli olduğunda genel rahatsızlık yaratmış, bu taleplerin dile getirilmesine izin verilmemiş, yani ifade özgürlüğü, ki birinci kuşak haktır, engellenmiş, yasaklanmış, direnilince şiddete başvurulmuş ve çatışma ortaya çıkmıştır. Keza devlet okullarının eğitim kalitesi çok düşebilmekte, çok büyük kaynak israfına yol açabilmektedir. Ama bugün modern devletin geldiği seviye, bu hakların devlet eliyle sağlanması noktasında geriye dönüşün mümkün olmadığını gösterdiği için bu aksamaların nasıl giderileceğine yönelik tartışmalar yerinde olacaktır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunları aktaran Bostan, sosyal haklarda söz konusu olabilecek ihlalleri aşmakla ilgili görüşlerini şöyle ifade ediyor: “Sosyal haklar herkes için eşit tanınmadığı zaman bu büyük bir haksızlık duygusuna yol açıyor. Haksızlığın giderilmemesi sorunları ağırlaştıracaktır. Bu döngünün kırılması önemli. Bu yüzden yönetimin şeffaf, hesap verilebilir bir yönetim olması ve asla birinci kuşak haklardan taviz verilmemesi, sosyal haklarla ilgili bir ihlalin çözülme yoluna girilmesinin garantisi olacaktır.”</span></p>
<p><b>“En Önemli Sosyal Hak İhlalleri Eğitimde Yaşanıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">En büyük sosyal hak ihlallerinin eğitim alanında yaşandığına dikkat çeken Bostan, “Türkiye geçmişte toplumun el alt gelir kesiminden gelip iyi bir eğitim ile ekonomik ve siyasi olarak en üst makamlara gelebilmeyi temsil eden “Çoban Sülü’den Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’e” şeklindeki toplumsal mobilizasyonu eğitim yoluyla sağlayabilmiş bir ülke oldu. Bugünlerde devlet okullarının bir kısmı halen bu başarıyı temsil etse de çok sayıda okul temel becerileri öğrencilere kazandırmaktan uzak. Nitekim PISA anketlerinde Türkiye ortalaması çok düşük, OECD ülkelerinin en sonunda yer alıyor. Genel neo-liberal politikaların etkisi altında kalan Türkiye’de devlet eğitimi eski başarısını gösterememekte, potansiyeli yüksek gençleri bilimsel katkı yapmaya teşvik eder görünmemektedir. Ayrıca eğitimin daha önceki toplumsal mobilizasyonu sağlamaktan uzak oluşu, eğitimli nüfusun yüksek işsizlik oranı, eğitime yönelik özellikle dar gelirli kesimde bir uzaklaşma meydana getirmiş, bir milyondan fazla öğrencinin okulu terk etmesine yol açmıştır. Ayrıca işe alımlarda politik yakınlığın çok yüksek oranda belirleyici olması çok nitelikli nüfusun yurt dışına gitmesini de teşvik ettiği için eğitim alanı ciddi problemli bir alan haline gelmiştir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostan’ın sosyal hak ihlalleriyle ilgili öne çıkardığı bir diğer alan ise çalışma hakkı ile ilgili sorunlar: “İşsizlik ödeneği, asgari ücret tespiti, toplu pazarlık yapma usulleri ve grev yasakları, taşeron kadrolaşma ile ilgili sorunlar, artık çok sayıda insanın neredeyse açlık sınırında yaşaması sonucunu getirdi. İş güvencesinden yoksun büyük kitleler için, ‘survival point’teki (ancak hayatını devam ettirebilen denilen nokta) milyonlar için, kendilerini gerçekleştirebilecekleri ortamdan uzak yaşamalarını getirmiştir. Bu itibarla sadece bu durumun etkisi ile değil elbette ama 1970’lerin toplumsal hareketliliğinden daha geride bir çalışan hareketliliğini getirmiştir. Son dönemlerdeki Olağanüstü Hal uygulamaları da bu alandaki hakların uygulanmasını ciddi oranda kısıtlamıştır.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bostan’ın son olarak değindi konu ise barınma hakkı ile ilgili sorunlar… Bostan’a göre Türkiye barınma konusunda hemen hemen en kötü örnek olan ABD ile bu konuda çeşitli çareler üreten Kuzey Avrupa ülkeleri arasında yer alıyor: “Durumu ABD kadar korkutucu olmasa da belirli birikimi olmayan vatandaşlarının konut edinmesini sağlayacak yeterli konut üretiminde bulunamamaktadır. TOKİ’nin son dönemlerde bu konudaki üretimi genel ihtiyacı giderecek bir kapasiteden olmaktan uzaktır.”</span></p>
<p><b>“İfade Özgürlüğünün Olmaması Hak İhlallerinin Çözümünü Zorlaştırıyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bu sosyal hak ihlallerinin görünür ve çözülebilir olmasını engelleyen etkenleri de şöyle sıralıyor Bostan: “Birinci kuşak haklardan olan toplanma ve ifade özgürlüğü ile basın özgürlüğünün ciddi alanda kısıtlılığı, sosyal hak alanlarındaki problemleri görmeyi, konuşmayı ve ortak çözüm aramayı da engellemektedir. İnsan Hakları örgütleri ve savunucularının daha ziyade birinci kuşak haklarla ilgili olması da sosyal hak alanındaki sorunları görmeyi zorlaştırıyor. Yıllardır insan hakları alanında çalışan biri olarak mesela ilk defa sosyal haklarla ilgili görüşüme başvurulmasını da bu alakasızlığı gösteren bir örnek olarak belirtmek isterim.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatma Bostan, insan hakları örgütleri ve savunucularının genelde birinci kuşak haklarla meşgul olduğunu, medyanınsa tek yanlı davrandığını ifade ediyor:  “Medyanın tek yanlı ve hükümet destekli sermaye grubunda olması nedeniyle genelde insan hakları, özelde sosyal haklar ile ilgisi zayıf, (hatta çevre hakkı ile ilgili olarak CNN Türk’teki yakın dönemde yapılan yayıncılık, hükümetin termik santralin filtresiz çalıştırılma süresinin uzatılmasını desteklemek üzere, filtresiz çalıştırmanın ekonomik getirisi ile ilgili yayının gösterdiği gibi) medyanın bağımsız bir sosyal haklar perspektifi geliştirmesini imkansız kılıyor. Şu anda iktidarda bulunan sağ parti genelde toplu pazarlık, grev gibi konulara mesafeli olmakta, olağanüstü hal döneminde bu hakları daha da kısıtlamakta pek sorun görmüyor. İktidarının ilk yıllarında dezavantajlı kesimlere yapılan sosyal transferler yaygın olsa da, sosyal hak konseptinden ziyade hayır faaliyetine benzer kodlamalar revaçtaydı. Hak temelli kurumlar dışındaki sivil toplum kuruluşları ise genelde hayır faaliyeti çerçevesinde faaliyet gösterdiği için sosyal hak konusunda devlette ve medyada farkındalık oluşturacak bir çalışma içinde olmaktan uzaktır.</span></p>
<p><b>“Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Şartı’na Uymak Çok Önemlidir”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fatma Bostan, 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde hala insan hakları alanındaki sorunlarımızı çözmek için mücadele verdiğimizi söylüyor: “Bir arada yaşamanın asgari şartı, doğuştan getirdiğimiz, insan olmamızla ilgili devredemediğimiz hakların tanındığı bir toplum içinde olmaktır. Toplum adına en çok yetki kullanan siyasi iktidar olduğu için, biz insan hakları savunucuları bu hakların teminat altına alınmasını iktidardan bekler, ihlal olduğunda yüzümüzü onlara dönerek ihlalin sonlandırılmasını, ihlal yapanların cezalandırılmasını talep ederiz. Bütün insanlığı tek bir metin altında birleştiren Birleşmiş Milletler’in İnsan Hakları Şartı önemlidir. Çok çeşitli hukuk sistemlerinden faydalandığı açık olan bu evrensel şart insanlık için bir kazanımdır,  referanstır, pek çok kriteri Türkiye dahil pek çok ülkede hala tam uygulanamamaktadır. En evrensel haklardan biri olan seçme ve seçilme hakkını ele alalım; Türkiye’de çok sayıda şehirde vatandaşın seçme ve seçilme hakkı, Olağanüstü Hal döneminde çıkartılan bir kararnameye dayanarak ihlal edilmekte, yerel başkanlar, yerel meclisler hükümsüz kılınmaktadır. Yani 1948 yılında kabul edilse de 2019 yılında halen BM İnsan Hakları Şartını gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu Şartın kabul edildiği 10 Aralık Günü hala bizim için bu alandaki eksiklerimizi göreceğimiz ve problemlerimizi çözmek için işbirliği yapacağımız bir zemin olmaya devam etmektedir.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/10/insanca-yasamanin-garantisi-sosyal-haklar/">İnsanca Yaşamanın Garantisi: Sosyal Haklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gezi Davası Değerlendirmeleri&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/gezi-davasi-degerlendirmeleri/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/gezi-davasi-degerlendirmeleri/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jun 2019 11:00:26 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Gezi davası]]></category>
		<category><![CDATA[Mehveş Evin]]></category>
		<category><![CDATA[Mesut Yeğen]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Aktaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=40008</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün Silivri’de başlayan Gezi Davası’yla ilgili değerlendirmelerini aldığımız Fatma Bostan Ünsal, Mesut Yeğen, Mehveş Evin ve Ümit Aktaş  davanın siyasiliği ve iddianamenin hiç kabul edilmemesi gerektiği konusunda ortaklaşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/gezi-davasi-degerlendirmeleri/">Gezi Davası Değerlendirmeleri&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Fatma Bostan Ünsal: &#8220;Dava Düşecektir&#8221;</strong></p>
<p>İktidar kendi hayatı için elzem görmesi nedeniyle her hangi bir demokratik toplumda son derece normal olan iktidarın uygulamalarını eleştirmeyi varlığına kast etme olarak görüp bunları kriminalleştirme yoluna girerek önlemeye çalışıyor. Belki iktidardaki pek çok siyasi parti başlangıçta ve hafif ölçüde bu yöntemlere başvurur ama toplumdan gelen yüksek protesto nedeniyle hemen durmak zorunda kalır. Türkiye’de hiç de azımsanmayacak bir kitle çeşitli sebeplerle siyasi iktidarın devamını kendi hayatı ile özdeşleştirdiği için gittikçe artan hukuksuzluklara bile güçlü bir itiraz geliştirmediği için artık patates soğan depoları, marketler bile birdenbire terörist ve hain olma ithamı ile karşılaşabilmiştir.</p>
<blockquote><p>Bu dava hukuk zorlanarak ve bir türlü hakkında suç isnadında bulunamadıkları ama on dokuz aydır tutuklu olarak yargıladıkları Osman Kavala için suç bulma girişimidir.</p></blockquote>
<p>Bu dava daha önceki Büyükada davası gibi başlangıçta ajanlık gibi büyük çok ağır suçlamalar yöneltilen son derece sıradan toplantıların dava konusu olmasına benzer, hukuku çok zorlayarak, hatta içeriğinde suç olmayan ve hukuksuz şekilde elde edilen telefon dinlemelerine dayanan, daha önce yargılanıp beraat almış hadiseleri içeren bir dava. Osman Kavala gibi herkesin sivil toplumu destekleyen bir iş insanı olarak tanıdığı birisi on dokuz aydır ve 598 gündür tutuklu olarak yargılanırken uzun süre hakkında iddianame hazırlanamaması ve bir suç bulunamaması üzerine bir de Gezi olayları ile irtibatlandırmayı denemek istiyor görünüyorlar. Darbe teşebbüsü sonrasında Gezi olayları ile ilgili oluşturulan “Şeytanlaştırma” ile uyumlu olacağı düşünüldü ama daha önce beraatla sonuçlandığı, hukuksuz şekilde elde edilen ve içeriği de suç olmayan telefon dinlemelere dayandığı gerçeği görmezden gelindi. Diğer köpürtülen, ağır cezalar öngörülürken birdenbire beraat kararlarının verildiği davalar gibi olacaktır. Kamuoyunda bu davaların takibi ciddi şekilde yapılmadığı ve vatandaşların dava sürecinde haksız yere ciddi şekilde iftira ve karalamalara uğramalarına rağmen büyük itirazların ortaya çıkmaması, hemen unutulması, bu tür temelsiz davaların tekrar tekrar açılmasını özendiriyor kanımca.</p>
<p>Bu dava hukuk zorlanarak ve bir türlü hakkında suç isnadında bulunamadıkları ama on dokuz aydır tutuklu olarak yargıladıkları Osman Kavala için suç bulma girişimidir. Daha önce yargılamaya konu olduğu ve beraatla sonuçlandığı için aynı suçtan iki kez yargılanamama kuralı gereği ve hukuka aykırı olarak delileri elde ettikleri için dava düşecektir diye düşünüyorum.</p>
<p><strong>Mesut Yeğen: &#8220;Davanın Akibeti Hukukla Değil Siyasetle Belirlenecek&#8221;</strong></p>
<p>Gezi Davası iddianamesi 2015’te çözüm sürecinin çökmesiyle açılan siyasi sürecin son uğraklarından biri. Ak Parti ve Erdoğan’ın da dahil olmuş olduğu müesses nizam çözüm sürecinin çökmesini ve 2016’daki darbe girişimini yeni bir rejim kurmanın payandası yaptı ve 2017’deki referandumla bir rejim değişikliğine gitti. BU iki senelik sürenin sonunda Türkiye demokrasiden ve Batı aleminden iyice kopmuş bir yer haline geldi. Gezi iddianamesi de bu genel sürecin bir parçası. 2015’ten beridir, söz konusu rejim değişikliğini engellemek, geciktirmek ya da boşa çıkarmak kabiliyetine sahip aktörlerin belli başlıları ve bilhassa da rejimin diş geçirebildikleri belli bir sıra ve mantık içerisinde yeni rejimin hışmına maruz kaldı. HDP siyasetçilerinin ve Kürt hareketinin sivil alandaki temsilcilerinin kriminalleştirilmesiyle başlayan bu süreç, bir süre sonra medya mensuplarını ve akademisyenleri hedef aldı, şimdi de sivil toplumu hedef almış durumda. Aslında, siyasi partileri, medyayı ve üniversiteleri etkisizleştiren yeni rejimin sivil toplum kuruluşlarını ihmal etmesi beklenemezdi. Nitekim, mevcut rejim geriletilmezse ya da reforme edilmezse siyasi ve sivil alandaki bütün aktörlerin rejimle uyumlu hale getirilmesi işi devam edecek gibi görünüyor.</p>
<blockquote><p>Seçim sonuçları ve uluslararası ilişkilerde yaşananlar 2018’de kurulan rejimin hem iç hem de dış siyasette tıkanmış olduğunu, bu biçimde devam edemeyeceğini gösteriyor. Arada mevcuttan daha sert bir siyasi dönem yaşar mıyız bilmiyorum ama bir zaman sonra rejimin muhakkak reforme edileceğini düşünüyorum.</p></blockquote>
<p><b>Davayla İlgili Suskunluk&#8230;</b></p>
<p>Durumdan memnuniyetsizlik bildiren tek tek kişiler ve örgütler yok değil; ancak hükümete yakın medya ve sivil toplumun büyük gövdesi uzun zamandır siyasi rekabeti dost-düşman ilişkisi olarak algılıyor ve hükümetin siyasi muhaliflerini muhalif ya da muarız olarak görmek yerine düşman olarak gören bir bakışın oluşmasına katkıda bulunuyor. Hükümete yakın medya ve sivil toplum yeni rejimin çalışmadığını apaçık görmekle birlikte rejimin devamını kendileri açısından bir beka meselesi olarak gördükleri için, muhalif medya ve STK’lar üzerindeki baskı ve yıldırma faaliyetlerine karşı çıkmak bir yana bu faaliyetlere öncülük ediyorlar.</p>
<p><strong>Davanın Akıbeti&#8230;</strong></p>
<p>Gezi Davası da dahil olmak üzere rejime muhalefet edenler hakkında açılan davaların akıbetinin hukukla değil, siyasetle belirleneceğini düşünüyorum. Seçim sonuçları ve uluslararası ilişkilerde yaşananlar 2018’de kurulan rejimin hem iç hem de dış siyasette tıkanmış olduğunu, bu biçimde devam edemeyeceğini gösteriyor. Arada mevcuttan daha sert bir siyasi dönem yaşar mıyız bilmiyorum ama bir zaman sonra rejimin muhakkak reforme edileceğini düşünüyorum. Gezi davası da dahil olmak üzere benzer davaların akıbeti de bu reformun ne zaman ve nasıl yapılacağına bağlı olarak şekillenecektir.</p>
<p><strong>Mehveş Evin: &#8220;Hukukçular Davayı Madde Madde Çürütüyor&#8221;</strong></p>
<p>Bu davaların ve cezalandırmaların tümü, sivil toplum örgütleri ve akademik faaliyetlerin kriminalleştirmenin ötesinde anlam ve mesajlar içeriyor: Kavala nezdinde iş dünyasını, iktidar partisi haricinde Batılı kurumlarla ortak çalışmayı içeren tüm faaliyetleri hedefe koyan; hukuku, anayasayı hiçe sayan zincirleme baskı ve korkutma yöntemleri olarak kullanılıyor. Özellikle Gezi iddianamesinin kabulüyle mesele sadece belirli grupları sindirmek, muhalif görüşleri susturmak ve veya paralize etmenin ötesine geçti. Gezi davası, her yurttaşın temel haklarını tehdit ediyor ve düşünce, haberleşme, toplanma özgürlüğünü yok sayıyor, her barışçıl ve şiddetten uzak eylemi hükümete darbe muamelesi çekiyor.</p>
<blockquote><p>Davada ağırlaştırılmış müebbet gibi akıl almaz şekilde cezalandırılmak istenen isimlere bakınca, bu kişilerin sadece kurban olarak seçildiğini anlamak çok kolay.</p></blockquote>
<p><strong>Suçlamaların Akılalmazlığı&#8230;</strong></p>
<p>Tamamen siyasi ve intikam niteliğinde. Bunu anlamak için hukuk bilmeye dahi gerek yok. Zaten hukukçular, davada isbat edilen suçlamaları madde madde çürütüyor. Davada ağırlaştırılmış müebbet gibi akıl almaz şekilde cezalandırılmak istenen isimlere bakınca, bu kişilerin sadece kurban olarak seçildiğini anlamak çok kolay. Mesele Gezi’ye katılmak, takip etmek veya desteklemekse, milyonlarca insan da suçlu! Öte yandan Türkiyedeki neredeyse her kurumun yaptığı gibi batılı kurumlarla, kişilerle temasta olmak kriminalize ediliyor. Bu kafaya göre AB fonlarıyla örneğin hakimler eğitim alırsa sorun yok, ama başkası fon alıp misal, çocuklarla çalışırsa suç!&#8230; Büyükada ve gazeteci davaları, tutuklamalarıyla birlikte Gezi davası, Türkiye&#8217; batıya karşı kullanacağı koz niteliğinde. Evet utanç verici, ama ötesinde, Türkiye&#8217;ye ve ülkeye büyük faydaları dokunan isimlere inanılmaz zarar veriyor, verecek.  Gezi ile hükümetin, kamunun büyük zarar gördüğü söylemiyle birlikte, yeni bir düşman yaratılmaya çalışıldığını düşünüyorum.</p>
<p><strong>Ümit Aktaş: &#8220;Bu Davalarla Hukuksuzluk Yaygınlaştırılıyor&#8221;</strong></p>
<p>Bu ve benzeri konularda açılan davalar hukuk dışıdır. Dahası hukukun siyasallaştırılması ve hukuksuzluğun yaygınlaştırılmasıdır. Adalet kavramının yozlaştırılarak, salt politik faaliyetlerin bir parçası haline getirilmesidir. Bu konuda yandaş basın tarafından ortaya konulan “deliller”, olağan STK faaliyetlerini imkânsızlaştıran ve suç unsuruna dönüştüren bir mantığa dayanmaktadır. Kendisini hükümet uygulamalarını savunmaya adamış bu yandaş basın, kötü niyetle ve intikam hırsıyla hareket etmektedir. Ama buna yön veren doğrudan iktidar stratejileridir. Şimdiye değin benzerini gördüğümüz davalar gibi, bu dava da boş çıkacaktır. Ancak bu süreç içerisinde maalesef cezalandırma işlemi gerçekleştirilmiş olacaktır ki bu tür hukuksuzluklar, giderek hukuk rejiminin yerini almakta; kötü niyetli ve asılsız haberlerle oluşturulan psikoloji, infaz gerekçesine dönüştürülmekte; adalet kurumu işlevsizleştirilerek, talimatlara dayandırılan uzun süreli tutuklamalar, bir cezalandırma yöntemi haline getirilmekte. Türkiye gibi bir ülkenin uzun süre bu biçimde yönetilemeyeceği ise oldukça açık.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/gezi-davasi-degerlendirmeleri/">Gezi Davası Değerlendirmeleri&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/24/gezi-davasi-degerlendirmeleri/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi: Ataerkillik İslam&#8217;ın getirdiği bir düzen değildir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/01/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-ataerkillik-islamin-getirdigi-bir-duzen-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 01 Dec 2017 10:24:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kadın Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[İslam]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Atalar]]></category>
		<category><![CDATA[Rümeysa Çamdereli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20555</guid>

					<description><![CDATA[<p>Toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında düşünen herkesi bir araya getirerek dayanışma zeminini güçlendirmeyi hedefleyen Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217;nde İslam&#8217;ın eşitliğe yönelik yorumları konuşuldu. Moderatörlüğünü Deniz Bayramoğlu&#8217;nun yaptığı “İslamın eşitlikçi yorumları ve toplumsal cinsiyet” oturumuna Fatma Bostan Ünsal, Cihangir İslam, Ömer Atalar ve Rümeysa Çamdereli konuşmacı olarak katıldı.* Teorik bir eşitlikten bahsetmenin yeterli olmadığını vurgulayan Siyasetçi ve [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/01/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-ataerkillik-islamin-getirdigi-bir-duzen-degildir/">Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi: Ataerkillik İslam&#8217;ın getirdiği bir düzen değildir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Toplumsal cinsiyet eşitliği hakkında düşünen herkesi bir araya getirerek dayanışma zeminini güçlendirmeyi hedefleyen Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217;nde İslam&#8217;ın eşitliğe yönelik yorumları konuşuldu.</strong></p>
<p>Moderatörlüğünü Deniz Bayramoğlu&#8217;nun yaptığı “İslamın eşitlikçi yorumları ve toplumsal cinsiyet” oturumuna Fatma Bostan Ünsal, Cihangir İslam, Ömer Atalar ve Rümeysa Çamdereli konuşmacı olarak katıldı.<strong>*</strong></p>
<p>Teorik bir eşitlikten bahsetmenin yeterli olmadığını vurgulayan <strong>Siyasetçi ve İnsan Hakları Aktivisti Fatma Bostan Ünsal</strong>, “Teorik bir eşitlikten bahsetmek yeterli değildir. Kur&#8217;an psikolojik ve hukuki olarak kadınları cesaretlendirir. Şu anki haliyle İslam kendi çıktığı halinden çok uzaklaşmış durumda. Kadının çalışmasını ailenin yapısını bozan bir unsur gibi göstermeye çalışıyorlar, halbuki Kuran&#8217;da ‘Hür kadınlarla evlenin&#8217; diye emredilir. İslam&#8217;da hakikat kurucu olarak kadının kendisini görüyoruz” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>“Kadın mücadelesi ideolojiler üstü olmayı bu zamana kadar çok güzel başarmıştır”</strong><br />
Müslüman bir müzisyen kadın olarak çok fazla tepki çektiğini belirten <strong>Rümeysa Çamdereli </strong>“Müziğe başladığımda başıma gelenlerinin hepsini başörtülü olmama bağlıyordum, feminizm okumaları yapmaya başladığımda bu tepkilerin kadın olduğum için geldiğini anladım. Kadın mücadelesi ideolojiler üstü olmayı bu zamana kadar çok güzel başarmıştır. Bu nedenle farklılıklar ve bir arada durma konusunu en iyisi kadınlar başaracaklardır” dedi.</p>
<p>Konuşmasında saha çalışmalarından anekdotlar paylaşan <strong>İnsan Hakları Savunucusu Ömer Atalar</strong>, ”Üç norm kaynağından bahsederiz; en dar haliyle hukuk, sonra din ve en geniş olanı ahlak. Biz şu anda ahlak konusunda bile ortaklaşma sorunu yaşıyoruz. Halbuki bir insanı dost kılan şey siyasi düşüncesi ya da sınıfı değildir. Yeterince iyi Müslüman, yeterince iyi Ateist, yeterince iyi Türk, iyi Çerkes bir araya gelirse adaletsizlik ve eşitsizliğe karşı başarı şansımız artar” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>Biz, eşitliği kurabilme yetisine sahibiz</strong><br />
“Ataerkillik İslam&#8217;ın getirdiği bir şey değildir, tüm dünyadaki mülklerin yüzde 96&#8217;sı erkeklere aittir. Sadece Müslüman toplumlarda değil en çağdaş bildiğimiz batı toplumlarında da böyledir.” diye konuşan <strong>Akademisyen ve Siyasetçi Cihangir İslam</strong>, “Hayata baktığımızda doğadan bir anlam çıkartacak olursak, doğada sadece olgular vardır. Aslanın ceylanı yemesini günah, ayıp, ahlaksız diye niteleyemeyiz. Doğada iyi diye bir kavram yok, ama biz insanlarda var. Biz eşitliği kurabilme yetisine sahibiz. İnsan etik ve estetik anlayışla bunu geliştirebilir” dedi.</p>
<p><strong>*</strong>Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi Basın Bülteni</p>
<p><strong>Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi Hakkında</strong><br />
Kadınların eşitlik ve adalet sorununun derinlemesine tartışılacağı Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi 30 Kasım-1 Aralık tarihleri arasında WOW İstanbul&#8217;da gerçekleştirilecek. Zirveye her kesimden kadın sivil toplum örgütleri, bağımsız aktivistler, politikacılar, akademisyenler ve medya temsilcileri konuşmacı olarak katılacak. Tüm katılımcıların aktif katkıları ile ortak akıl yakalanarak geleceğe dönük etkin örgütlenme yolları aranacak. Zirve oturumları sırasında oluşan politik taleplerin etkin bir şekilde karar alıcı ve uygulayıcılarla toplumun her kesimine ulaşması için bir iletişim süreci yürütülecek. <a href="http://lnk.marjinal.com.tr/wf/click?upn=YtQdv9Fq-2B4KdOqLEftvE02b1cBKLgpylqZL8tWSNy8IAJqNMj5FpeeaZ3C6VwtaO_yvBYfsilmQIXGZ5wsaRTiHPlLmFWGBK0Bl4b-2BPaebzhRIZa-2BqlvfwFwNiTPCEOo3nskFjl7BWHb77ekaMuKWEDxoMJ2ekVICVK6Zjadpuu-2F1PSMRblCcQhORj2LffPbBx6NVrHh1eR0KlwydG0fr1Hc5yYfC9RkeoVVo32vvdX-2FAZE5SdmqAObPGLFCSg6-2F6Q4uvy6-2F-2FmmzqQRpK4gq8OsaKBIs86r0DQhoVSd1h4LlUr6w5V1iL5rMoQ-2BXAzJTh-2Fmfx8rU7GvOuR63IBKZ4dxCWruT5JtSJX8UHp2UZSbJ5h7YKbyiUi7As8P8puAEGxzL8s-2BxM3SnUgvlu8inPnesxeqH8hvnO6Ln4ljAnmNRrU7K86brSc8hi93P-2FofA1g9F93KbHOqr-2FCQbP-2B9zElyZmVJU8JUrlQHAE-2FlXqZYY-3D" target="_blank" rel="noopener noreferrer">www.kadinzirvesi.org</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/01/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-ataerkillik-islamin-getirdigi-bir-duzen-degildir/">Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi: Ataerkillik İslam&#8217;ın getirdiği bir düzen değildir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; toplanıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/07/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-toplaniyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Nov 2017 07:28:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet ve Kadın Zirvesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ayşe Arman]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitlik]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Fatmagül Berktay]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Nevşin Mengü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19915</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; 30 Kasım&#8217;da&#8230; Zirveye çok sayıda kadın hareketi temsilcisi katılacak. Kadınların eşitlik ve adalet mücadelesine odaklı sivil toplum kuruluşları, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılacak “Eşitlik Adalet ve Kadın Zirvesi”nde bir araya geliyor. Zirvenin katılımcıları arasında, gazeteciler, siyasetçiler, kadın mücadelesi yürütenler, akademisyenler yer alıyor. Zirve düzenleyicileri “Neden Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi” sorusuna [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/07/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-toplaniyor/">&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; toplanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; 30 Kasım&#8217;da&#8230; Zirveye çok sayıda kadın hareketi temsilcisi katılacak.</strong></p>
<p>Kadınların eşitlik ve adalet mücadelesine odaklı sivil toplum kuruluşları, 30 Kasım-1 Aralık tarihlerinde yapılacak “Eşitlik Adalet ve Kadın Zirvesi”nde bir araya geliyor. Zirvenin katılımcıları arasında, gazeteciler, siyasetçiler, kadın mücadelesi yürütenler, akademisyenler yer alıyor.</p>
<p>Zirve düzenleyicileri “Neden Eşitlik, Adalet, Kadın Zirvesi” sorusuna “Çünkü, kadınların eşitlik ve adalet mücadelesi bütün toplumun eşitlik ve adalet mücadelesidir.” cevabını veriyor.</p>
<p><strong>‘ÖZGÜR KAMUSAL ALANIN YOKLUĞUNDA DEMOKRASİDEN SÖZ EDİLEMEZ’</strong></p>
<p>Etkinliğin duyuru metninde artan eşitsizlikten en çok kadınlar zarar gördüğü ve adaletin çiğnenmesinden en çok kadınların etkilendiği söyleniyor. Militarizm ve otoriterlikten beslenen bu şiddet hayatın her alanına yayıldığı vurgulanıyor. Çağrı metninde özgür kamusal alanın yok olduğu, eşitlik ve adaleti savunan kadın sivil toplum örgütlerinin etkilerini kaybettiği; şiddetin, militarizmin, otoriterliğin kol gezdiği bir ortamda demokrasiden bahsedilemeyeceği ifade ediliyor.</p>
<p>Zirvenin organizasyon komitesinde Bertil Emrah Oder, Çiğdem Aydın, Emel Armutçu, Fatma Köse, Fatmagül Berktay, Gülseren Onanç (Küratör), Hülya Gülbahar, Meral Tamer, Müjgan Suver, Nuray Özbay, Sensiz Olmaz Takımı, Sevgi Uçan Çubukçu, Tijen Mergen, Yasemin Bektaş ve Zeynep Alemdar gibi isimler yer alıyor.</p>
<p><strong>PROGRAM:</strong><br />
<strong>30 Kasım 2017 Perşembe</strong><br />
Açılış<br />
10:00-10:30<br />
Eşitlik Olmadan Adalet Olmaz<br />
10:30-12.00<br />
Nevşin Mengü (moderatör)-Bertil Emrah Oder-Fatmagül Berktay-Necmiye Alpay<br />
Eşitlik ve Adalet Arayışında Liderlik<br />
12:00-13:30<br />
Ayşe Arman (moderatör)-Kemal Kılıçdaroğlu<br />
İslamın Eşitlikçi Yorumları ve Toplumsal Cinsiyet Eşitliği<br />
14:30-16:00<br />
Deniz Bayramoğlu (moderatör)-Fatma Bostan Ünsal-Cihangir İslam-Hüseyin Sarıgül<br />
Kadına Yönelik Şiddet Nedenleri ve Sonuçları<br />
14:30-16:00<br />
Semiha Öztürk (moderatör)-Hülya Gülbahar-Gülsüm Kav-Sevgi Çubukçu<br />
Evrensel Haklarımızdan Hukukta Ne kadar Geriye Gittik?<br />
16:30-18:00<br />
Özlem Gürses (moderatör)-Nazan Moroğlu-Canan Güllü-Şehnaz Kıymaz Bahçeci<br />
Sosyal Devlet Eşitlik ve Adalet<br />
16:30-18:00<br />
Ahu Özyurt (moderatör)-Ayşe Buğra-Selin Sayek Böke-İpek İlkkaracan<br />
————-<br />
<strong>1 Aralık 2017 Cuma</strong><br />
10:30-12:00<br />
Eşitlik ve Adalet için Yerel Yönetim<br />
Şirin Payzın (moderatör)-Özlem Çerçioğlu-Handan Toprak-Yılmaz Büyükerşen-Bülent Kerimoğlu<br />
Eşitlik ve Adalet için Kadın Politikacılar<br />
10:30 -12:00<br />
Nevşin Mengü (moderatör)-Meral Danış Beştaş-Candan Yüceer-Gönül Saray-Önay Alpago<br />
Eşitlik ve Adalet için Örgütlenme Çalıştayı<br />
14:30-17:30<br />
Eşitlik ve Adalet için örgütlerin ortak gelecek arayış<br />
Konser<br />
18:00<br />
Ayrıntılı bilgi ve kayıt için: <a href="https://www.kadinzirvesi.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">kadinzirvesi</a></p>
<p>Kaynak<a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/turkiye/2017/11/07/esitlik-adalet-ve-kadin-zirvesi-toplaniyor/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">:gazeteduvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/07/esitlik-adalet-kadin-zirvesi-toplaniyor/">&#8216;Eşitlik, Adalet ve Kadın Zirvesi&#8217; toplanıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 19:33:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[15 Temmuz]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zemini Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Anti-demokratik Uygulamalar]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararnameler]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Merve Diltemiz Mol]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış]]></category>
		<category><![CDATA[Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış paneli]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[temel hak ve özgürlükler]]></category>
		<category><![CDATA[toplumsal kutuplaşma]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12707</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Adalet Zemini Platformu 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL rejimini, anti-demokratik uygulamaları ve toplumsal kutuplaşmayı tartışmak üzere hak, adalet ve barıştan yana olan tüm yurttaşları düzenleyeceği panele çağırıyor.  1 Nisan&#8216;da düzenlenecek ve  Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol ve Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun konuşmacı olarak katılacağı panel çağrısı şöyle: Olağanüstü dönemler [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/">&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p>Adalet Zemini Platformu 15 Temmuz darbe teşebbüsü sonrası ilan edilen OHAL rejimini, anti-demokratik uygulamaları ve toplumsal kutuplaşmayı tartışmak üzere hak, adalet ve barıştan yana olan tüm yurttaşları düzenleyeceği panele çağırıyor.<strong>  1 Nisan</strong>&#8216;da düzenlenecek ve  <strong>Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol ve Ömer Faruk Gergerlioğlu&#8217;nun </strong>konuşmacı olarak katılacağı panel çağrısı şöyle<strong>:</strong></p>
<p><strong>Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış </strong></p>
<p>15 Temmuz akşamı Türkiye’de darbe girişimi, halkın sokağa çıkması ve direnmesiyle engellendi. Bundan böyle bu tür girişimlere kimsenin tahammülünün olmadığı kitleler tarafından ortaya kondu.</p>
<p><strong>Ancak 15 Temmuz sonrası içine girilen olağanüstü dönem ve Olağanüstü Hal (OHAL) uygulamaları hukuk devleti sınırlarını zorlayan bir şekle büründü.</strong></p>
<p><strong>Bugün OHAL rejiminde insanlar, </strong>herhangi bir yargı süreci olmaksızın, savunmasını bile yapamadan Kanun Hükmünde Kararnameler (KHK) aracılığıyla görevlerinden uzaklaştırılıyorlar. OHAL düzenlemeleri, kişilerin <strong>temel hak ve özgürlüklerinin özünü zedeleyecek</strong> tasarruflara dönüşmüş durumda.</p>
<p>Türkiye’de şimdiye kadar toplumsal barışın iki önemli fay hattı vardı: Kürt meselesi, dindar-seküler tartışması. Şimdi bu konulara bir yenisi daha eklendi: Yerli-milli olanlar ve  olmayanlar.</p>
<p>OHAL koşulları toplumsal barışımızı zayıflatıyor, fay hatlarımızı kırılganlaştırıyor, kutuplaşmayı artırıyor. Toplumsal kırılganlıklarımız ise otoriter, anti demokratik, OHAL benzeri yönetimlerin yaşamımızda daha kolay yer almasına yol açıyor.</p>
<p>Bütün bu konuları konuşacağımız &#8216;<strong>Olağanüstü dönemler ve toplumsal barış&#8217; </strong>paneline önceliği hak, adalet ve barış olan herkesi davet ediyoruz.</p>
<p>Konuşmacılar  :<strong> Cihangir İslam, Fatma Bostan Ünsal, Merve Diltemiz Mol, Ömer Faruk Gergerlioğlu</strong></p>
<p>Tarih               : 1 Nisan Cumartesi, saat 14.00-16.00,</p>
<p>Yer                  : Taksim Hill otel, İstanbul</p>
<p><em><strong>Adalet Zemini</strong></em></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/olaganustu-donemler-toplumsal-baris-paneli/">&#8216;Olağanüstü Dönemler ve Toplumsal Barış&#8217; paneli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Hak ve Adalet Platformu kuruldu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/19/islami-kesimin-onde-gelen-isimleri-hak-adalet-platformu-catisi-altinda-bulusti/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/19/islami-kesimin-onde-gelen-isimleri-hak-adalet-platformu-catisi-altinda-bulusti/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 19 Mar 2017 20:29:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[16 Nisan Referandumu]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat Darbesi]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Dindar Kamuoyu]]></category>
		<category><![CDATA[Diyadin Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[Edip Yüksel]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem Baran]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve Adalet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İbrahim Yenigün]]></category>
		<category><![CDATA[Herkes için Adalet]]></category>
		<category><![CDATA[Hüda Kaya]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Sediyani]]></category>
		<category><![CDATA[İslam Özkan]]></category>
		<category><![CDATA[Kadrican Mendi]]></category>
		<category><![CDATA[Mavi Marmara]]></category>
		<category><![CDATA[Medine Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Bekâroğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Mehmet Efe]]></category>
		<category><![CDATA[Muharrem Şaşkın]]></category>
		<category><![CDATA[Nurcihan Saatçioğlu Rençber]]></category>
		<category><![CDATA[Nurten Ertuğrul]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Atalar]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Recep İhsan Eliaçık]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Süheyla İnal]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye politikaları]]></category>
		<category><![CDATA[Yasin Altıntaş]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12527</guid>

					<description><![CDATA[<p>İslami kesimin önde gelen yazar ve siyasetçileri, Hak ve Adalet Platformu adı altında bir araya geldi. Platform, 16 Nisan&#8217;daki referandumda özellikle AK Parti tabanında kararsız mütedeyyin kesimlerin &#8216;hayır&#8217; yönünde tercih yapmaları için çalışmalar yapacak. Dîndar kamuoyunun yakından tanıdığı, hak mücadelesinin ve İslamî entelektüel camianın tanınan isimlerinden Adem Geverî, Ahmet Kaya, Berrin Sönmez, Cihangir İslam, Diyadin Fırat, Edip Yüksel, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/19/islami-kesimin-onde-gelen-isimleri-hak-adalet-platformu-catisi-altinda-bulusti/">Hak ve Adalet Platformu kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İslami kesimin önde gelen yazar ve siyasetçileri, Hak ve Adalet Platformu adı altında bir araya geldi. Platform, 16 Nisan&#8217;daki referandumda özellikle AK Parti tabanında kararsız mütedeyyin kesimlerin &#8216;hayır&#8217; yönünde tercih yapmaları için çalışmalar yapacak</strong>.</p>
<p>Dîndar kamuoyunun yakından tanıdığı, hak mücadelesinin ve İslamî entelektüel camianın tanınan isimlerinden <strong>Adem Geverî, Ahmet Kaya, Berrin Sönmez, Cihangir İslam, Diyadin Fırat, Edip Yüksel, Ekrem Baran, Fatma Bostan Ünsal, Halil İbrahim Yenigün, Hüda Kaya, İbrahim Sediyani, İslam Özkan, Kadrican Mendi, Mehmet Bekâroğlu, Mehmet Efe, Muharrem Şaşkın, Nurcihan Saatçioğlu Rençber, Nurten Ertuğrul, Ömer Atalar, Ömer Faruk Gergerlioğlu, Recep İhsan Eliaçık, Süheyla İnal</strong> ve <strong>Yasin Altıntaş</strong> olmak üzere yirmiden fazla ilahiyatçı, siyasetçi, gazeteci ve yazar, “Hak ve Adalet Platformu” adı altında bir araya geldi.</p>
<p>Kuruluşunu geçen cumartesi İstanbul’un Fatih semtinde düzenlediği bir etkinlikle ilan eden platform, referandum gününe kadar, özellikle AK Parti tabanında olan kararsız mütedeyyin kesimlerin &#8216;hayır&#8217; yönünde tercih yapmaları için çalışmalar yapacak.</p>
<p>Mütedeyyin kesimlerin İstanbul’da nüfûs olarak yoğun olduğu Fatih, Üsküdar, Bağcılar, Sultanbeyli, Beykoz, Halkalı gibi bölgelerde, aynı zamanda Ankara’da da çalışmalar yapacak olan platform, salon buluşmalarına ağırlık vermekle birlikte sosyal medyayı etkin kullanarak, sokakta stand açıp bildiri dağıtarak da geniş kitlelere ulaşmayı hedefliyor.</p>
<p>Salonda yer alan pankartlarda, “Hak ve Adalet İçin HAYIR”, “Vicdan İçin HAYIR”, “Mazlumların Sesi Olmak İçin HAYIR”, “Tekçi Yönetim Değil; İstişare, Hak ve Adalet” gibi sloganlar yazılıydı.</p>
<p>Üçü de Kanun Hükmünde Kararname (KHK) mağduru olan Ömer Faruk Gergerlioğlu, Fatma Bostan Ünsal ve Cihangir İslam’ın konuşmacı olduğu etkinlikte bu değişikliğe neden ‘hayır’ denmesi gerektiğinden bahsedildi. Platform olarak bu çıkışın tepkili ama sesini çıkaramayan dîndar kesimlere cesaret vermesini hedeflediklerini belirten konuşmaların ardından salonda yer alan dîn alimleri ve sivil toplum kuruluşu temsilcileri de söz alarak platforma destek verdiklerini belirttiler. Etkinliğe katılanlar arasında, İstanbul Dîn Alimleri Derneği, Demokratik İslam Kongresi Kadın Meclisi, Eğitim İlke – Sen, Antikapitalist Müslümanlar, Tekirdağ Adalet Zemini gibi kurumlar vardı.</p>
<p>Hak ve Adalet Platformu tarafından okunan bildiri ise şöyle:</p>
<h4>Tekçi Yönetim Değil; İstişare, Hak ve  Adalet!</h4>
<p>Türkiye’nin yeni bir anayasaya ihtiyacı var. Adaletin tesis edilmesi, toplumun farklı kesimlerine uygulanan ayrımcılıkların ortadan kaldırılması, farklı kültürler ve inançlar arasında eşitliğin sağlanması için yeni bir anayasaya ihtiyacımız var. Ancak önümüze konulan anayasa paketi, herkes için adaleti gerçekleştirmekten uzak. Bu değişiklikle güçlünün egemen olacağı bir anlayış tesis edilecek. Bu yüzden böylesi bir anlayışa en başta karşı çıkması gerekenler, hakkı ve adaleti ayakta tutmaya çalışanlar olmalıdır.</p>
<p>Bu toplumda kimliğimizden dolayı haksızlığa uğramış olsak da, sahip olacağımızı düşündüğümüz gücün hatırı için bir başkasının uğrayacağı adaletsizliğe göz yummak ilkelerimize ters düşen gayri ahlaki bir hevestir. Güçlünün haklılığı değil, haklının güçlülüğünden yana olmalıyız!</p>
<p>İlkelerimiz, kim olursa olsun sorgulanamaz, denetlenemez, frenlenemez tek adam iktidarının adalet değil zulüm getireceğini hatırlatır bize. Sınırsız ve denetimsiz bir güce izin vermek, hem o kişiye hem de topluma yapılmış büyük bir kötülüktür. Pusulamız; kaygılarımız, yandaşlarımız, karşıtlarımız değil, değerlerimiz olmalıdır.</p>
<p>Güç hayaline kapılmak, çoğunlukla tersine dönen ve altında kalınan bir akıbeti doğurur. Ne zalim ne de mazlum durumuna düşmemek için eksenimiz, gücün tek sahibi olmak değil, hak, adalet ve istişare ile yönetimin ortak paylaşımı olmalıdır.</p>
<p>16 Nisan’da referanduma sunulan 18 maddelik anayasa değişiklik paketi, toplumdaki kronik sorunları çözmek bir yana daha da ağırlaştıracak bir yapıdadır. Yürütmeyi, yasama ve yargı karşısında çok kuvvetli yapmaktadır. Oysa adil bir yönetim, güçlerin kontrolüne ve anında denetlenmesine bağlıdır.</p>
<p>Gücü ele geçirenin keyfileşeceği böylesi bir anlayışa, zamanında &#8220;Herkes için Adalet&#8221; diyen bizlerin razı olması mümkün değildir ve en başta bu sebeple bu değişikliğe karşı çıkmalıyız!</p>
<p>Kuvvetler ayrılığının sağlayacağı adalet için sarf edilecek her çaba, kuvvetin tek elde toplanması nedeniyle oluşacak haksızlıklardan çok daha güçlü ve değerlidir. Toplumun gerçek istikrarı, geçici, yanlı güç hayallerinden değil, adil bir demokratik katılımdan geçer.</p>
<p>Yakın tarihimizde gücün tek elde toplanmasının yol açtığı toplumsal afetleri gördük:</p>
<p>Suriye politikasının çökmesi,</p>
<p>Mavi Marmara katliamı,</p>
<p>Halkın yoksullaşması,</p>
<p>Yolsuzluk ve hırsızlıklara sessiz kalınması gibi olaylar karşısında hesap sorulamamıştır.</p>
<p>Bizler aynı filmi tekrar seyretmek istemiyoruz. Güçlü olanın kimliğine göre tavır değiştirenlerden olamayız. Gücü esas alan, ahlaki bir sonucu hayal etmesin; ortaya çıkacak sonuç güçler savaşıdır. Böylesi bir sonuç bu topraklardaki hastalıkları artıracaktır.</p>
<p>Yeni bir anayasa, farklı tüm toplum kesimlerinin omuzları üstünde yükselen, zor ve uzun da olsa toplumsal bir uzlaşma ve sözleşmeyi hedeflemelidir!</p>
<p>Dinî referansların tek adamlığı onaylaması mümkün değilken; en başta da Medine Sözleşmesi gibi çokluk, paylaşım ve yönetimde istişare geleneği ortadayken tek adam söylemleri temelsizdir.</p>
<p>Biz müslümanların kendi aramızda işleri birbirimizle danışarak yapmamız gerektiği ve özel olarak Kur’an’da bununla ilgili ‘’Şura Suresi’’nin olduğu malumdur. Bu da toplu denetim, istişare ve danışma ile yönetimde eşit ve adil ortaklığı esas almaktadır.</p>
<p>Biz müslümanlar, Allah’ın tek olduğuna inandığımız gibi yönetimlerin de ortaklık olduğuna inanmadıkça hakça bir yaşama kavuşamayız!</p>
<p>28 Şubat Darbesi’nde baskıya uğrayanlar olarak, o dönemde yaşadığımız zulmün, bugün benzerlerimiz tarafından daha şiddetli bir şekilde tüm topluma uygulanması, getirilmek istenen sistemle yapılabilecekler açısından ibret vericidir kanımızca.</p>
<p>Bu nedenle, 28 Şubat zulmünün hedef aldığı kesimlerden olan bizler bugünün zalimi olmaya karşı çıkıyoruz!</p>
<p>15 Temmuz darbe girişimine de karşı çıktık ve bundan sonrasında beyaz bir sayfa açılmasını istedik. Ama önümüze getirilen teklif daha çok demokrasi sunmadığı gibi, sorunları daha çok artıracak içeriktedir.</p>
<p>Darbeleri önlemek, güçler ayrılığına uymakla, bir gücün diğerlerini boyunduruk altına almamasıyla sağlanır.</p>
<p>Bütün müslümanlara, dindar kamuoyuna, halkımıza sesleniyoruz!</p>
<p>Kimsenin mağdur ve mazlum olmaması için;</p>
<p>Tekçi yönetim değil, istişare ve yönetimde ortaklık için;</p>
<p>Hak, Adalet ve Vicdan için &#8220;HAYIR&#8221;  diyoruz.</p>
<p>Gelin, bu itirazı birlikte yükseltelim; hak ve adalet arayışımıza bir &#8220;HAYIR&#8221;  ile sahip çıkalım!</p>
<p><strong>İMZACILAR:</strong></p>
<p>ADEM GEVERİ</p>
<p>AHMET KAYA</p>
<p>BERRİN SÖNMEZ</p>
<p>CİHANGİR İSLAM</p>
<p>DİYADİN FIRAT</p>
<p>EDİP YÜKSEL</p>
<p>EKREM BARAN</p>
<p>FATMA BOSTAN ÜNSAL</p>
<p>HALİL İBRAHİM YENİGÜN</p>
<p>HÜDA KAYA</p>
<p>İBRAHİM SEDİYANİ</p>
<p>İSLAM ÖZKAN</p>
<p>KADRİCAN MENDİ</p>
<p>MEHMET BEKAROĞLU</p>
<p>MEHMET EFE</p>
<p>MUHARREM ŞAŞKIN</p>
<p>NURCİHAN SAATÇİOĞLU RENÇBER</p>
<p>NURTEN ERTUĞRUL</p>
<p>ÖMER ATALAR</p>
<p>ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU</p>
<p>R.İHSAN ELİAÇIK</p>
<p>SÜHEYLA İNAL</p>
<p>YASİN ALTINTAŞ</p>
<p>HAK ve ADALET PLATFORMU</p>
<p>hakveadaletplatformu@gmail.com</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/19/islami-kesimin-onde-gelen-isimleri-hak-adalet-platformu-catisi-altinda-bulusti/">Hak ve Adalet Platformu kuruldu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/19/islami-kesimin-onde-gelen-isimleri-hak-adalet-platformu-catisi-altinda-bulusti/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/16/referanduma-giderken-turkiyenin-ahvali-adalet-arayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 16 Mar 2017 10:52:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[16 Nisan Referandumu]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat]]></category>
		<category><![CDATA[28 Şubat Mağdurları]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Başkanlık]]></category>
		<category><![CDATA[Cihangir İslam]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhurbaşkanlığı Sistemi]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Hak ve Adalet Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Kanun Hükmünde Kararname]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Recep Tayyip Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12469</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hak ve Adalet Platformu, 16 Nisan&#8217;da yapılacak referandum öncesi kamuya açık etkinlik ve toplantılar düzenliyor. Hak ve Adalet Platformu&#8217;nun bu cumartesi düzenleyeceği toplantı çağrısı şöyle: “Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı” Adım adım 16 Nisan Referandumu&#8217;na doğru giderken topluma egemen olan çatışmacı ruh hali, birlikte yaşama irademizi aşındırmaya devam ediyor. Bu ruh hali, adalet [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/16/referanduma-giderken-turkiyenin-ahvali-adalet-arayisi/">“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Hak ve Adalet Platformu, 16 Nisan&#8217;da yapılacak referandum öncesi kamuya açık etkinlik ve toplantılar düzenliyor. Hak ve Adalet Platformu&#8217;nun bu cumartesi düzenleyeceği toplantı çağrısı şöyle:</p>
<p>“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</p>
<p>Adım adım 16 Nisan Referandumu&#8217;na doğru giderken topluma egemen olan çatışmacı ruh hali, birlikte yaşama irademizi aşındırmaya devam ediyor. Bu ruh hali, adalet arayışımızı ve ahlaki bir toplumda var olma istencimizi etkilese de, buna teslim olmamak bizim elimizde. Bu ruh halini, birlikte tartışarak, yan yana gelerek ve bu zeminleri güçlendirerek aşabileceğimize olan inancımız tam! Bu inançla hepinizi etkinliğimize bekliyoruz&#8230;<br />
<span class="text_exposed_show"><br />
Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen öğretim üyesi ve hekimler arasında bulunan, Fatma Bostan Ünsal, Ömer Faruk Gergerlioğlu ve Cihangir İslam ile birlikte referandumu ve toplumun ahvalini değerlendireceğimiz sohbetimize hepiniz davetlisiniz!</span></p>
<p><strong>Hak ve Adalet Platformu</strong></p>
<p><span class="text_exposed_show">Konuşmacılar:<br />
<strong>FATMA BOSTAN ÜNSAL</strong><br />
<strong>ÖMER FARUK GERGERLİOĞLU</strong><br />
<strong>CİHANGİR İSLAM</strong></span></p>
<p><span class="text_exposed_show"><strong>Tarih</strong>: 18 Mart 2017 Cumartesi<br />
<strong>Saat:</strong> 18.30<br />
<strong>Yer</strong>: Renk Düğün Salonu, Hasan Halife Mah. Halıcılar Cad. No: 7/9, Fatih &#8211; İstanbul<br />
<strong>İletişim:</strong> 0545 942 42 39</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/16/referanduma-giderken-turkiyenin-ahvali-adalet-arayisi/">“Referanduma Giderken Türkiye’nin Ahvali ve Adalet Arayışı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalet Zemini: Adalet ve barış istemek suç değildir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/adalet-zemini-adalet-ve-baris-istemek-suc-degildir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Jan 2017 07:12:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adalet Zemini]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Cuma Çiçek]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Bostan Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Halil İbrahim Yenigün]]></category>
		<category><![CDATA[İDE]]></category>
		<category><![CDATA[işten uzaklaştırma]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[Ömer Faruk Gergerlioğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Selim Temo]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10847</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kutuplaşma, kavga, karmaşa ve şiddetin hâkim olduğu bir ortamda, farklı kesimlerden, farklı kültürel arka planlara sahip insanların barışı ve giderek daha da görünmez hale gelen sağduyuyu/hakkaniyeti aramak üzere bir araya geldiği bir platform olan Adalet Zemini, darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile gerçekleştirilen işten uzaklaştırılmalara yönelik basın açıklamasında bulundu. Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/adalet-zemini-adalet-ve-baris-istemek-suc-degildir/">Adalet Zemini: Adalet ve barış istemek suç değildir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Kutuplaşma, kavga, karmaşa ve şiddetin hâkim olduğu bir ortamda, farklı kesimlerden, farklı kültürel arka planlara sahip insanların barışı ve giderek daha da görünmez hale gelen sağduyuyu/hakkaniyeti aramak üzere bir araya geldiği bir platform olan Adalet Zemini, darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL ile gerçekleştirilen işten uzaklaştırılmalara yönelik basın açıklamasında bulundu.</h3>
<p style="padding-left: 30px;">Darbe girişimi sonrası ilan edilen OHAL mevzuatı içerisinde çıkarılan kararnamelerle, darbecilere yönelik yürütülen haklı mücadelenin yanında, farklı kesimlerden birçok kurum ve kişi de haksız biçimde cezalandırılmaktadır. “Yeni” siyasal konsept olarak belirlenen “milliyetçi” perspektife dayanan bir strateji doğrultusunda iktidarın dizaynını amaçlayan ve çoğu yerde ihbarcılıklara dayanılarak veya fırsat ele geçmişken muhalifleri de “temizleme” gayretkeşliğiyle, darbecilerle veya “terör örgütler”iyle hiçbir ilgisi bulunmayan birçok kişi işinden atılmakta veya itibarsızlaştırılmaya yönelik linç kampanyalarına maruz bırakılmaktadır. Fatma Bostan Ünsal gibi Ak Parti’nin kurucularından, Ömer Faruk Gergerlioğlu gibi Mazlumder eski başkanlarından, Halil İbrahim Yenigün gibi İDE’nin kurucularından, Cuma Çiçek gibi Barış Vakfı kurucularından, Selim Temo gibi bir edebiyat insanı olan isimler ve bunlara eklenebilecek daha pek çok kişi de, son dönemde haksız bir biçimde işlerinden ihraç edilmişlerdir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Bu kişilerin işten uzaklaştırılmalarında, somut ve hukuki dayanaklardan ziyade, haklarında yürütülen dedikodular, kampanyalar, ihbarlar veya “algı operasyonlarından” hareket edilmektedir. Sonuçta hukukilikten ziyade siyasi olan bu kararların geriye döndürülmelerinde de, yine hukuki karinelere, soruşturmalara, dayanaklara ve savunma haklarına değil, yasallıktan uzak şekilde araya tanıdık koymalara, muteber kişilere başvurulara, iktidar çevrelerinde aklanma çabalarına itibar edilmektedir.<br />
Açıktır ki somut suça dayanmayan bir ceza olamaz. Ve yine savunma hakkı elinden alınmış olan bir kişinin cezalandırılması ne demokratik değerlere uygundur, ne de İslamî teamüllerle bağdaşır. Öte yandan günümüzde bir kişinin lisans haklarının iptaline kadar varan bir şekilde çalışma hakkının elinden alınması, onun en ağır biçimde cezalandırılmasından, çevresiyle birlikte açlığa mahkûm edilmesinden başka bir anlam ifade etmez. Bu çok açık bir zulümdür ve hiçbir inanç ya da anlayış açısından kabul edilebilir değildir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Tıpkı geçmişte Fethullahçılığa verilen aşırı primle birçok mağdurun yaratılması ve sonuçta travmatik bir biçimde bu yanlışlıklardan rücu etmek zorunda kalınması gibi, günümüzdeki süreç de farklı bir biçimde de olsa aynı minvalde sürmektedir ve er geç bu yanlışlıktan, ifrata karşı tefritten de dönülecek ama toplumsal vicdanda açılan yaraların telafisi mümkün olamayacaktır.<br />
O nedenle, henüz bu yaralar çok derinleşmeden, hukuk dışı isnatlara dayanılarak oluşturulan haksız ve hukuksuz mağduriyetlere yol açmakla sonuçlanan uygulamalardan bir an önce vazgeçilmeli ve mağdurlara hakları iade edilmelidir. Bu konuda atılacak ilk adım, OHAL uygulamasının sona erdirilmesi ve “terör örgütleri”ne yönelik hukuki mücadelenin bir an önce aslî mercii olan yargıya bırakılmasıdır. Ama bunun için yargının da siyasal baskılarla hareket eden, kendi temel işlevlerinin icrası için iktidar çevrelerinin (veya geçmişte olduğu gibi başka çevrelerin) işaretlerine dikkat kesilen bir bağımlılıktan kurtarılması, yani kelimenin tam anlamıyla bağımsızlaştırılması gerekmektedir. Bu ise hiç de ağır olmayan bir maliyeti; yani sadece hakkaniyete, adalete, liyakate ve objektif bir kamu siyasetine riayeti gerektirmektedir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Tüm bunların yapılabilmesinin ne kadar güç olduğunu bilmekteyiz elbette. Ama kendi halkına olduğu kadar çevresine de ışık tutacak bir ülkenin “yeniden” kurulabilmesinin yolu adalet ve barışın yeniden inşasından geçmektedir.</p>
<p style="padding-left: 30px;">Adalet Zemini<br />
9 Ocak 2017</p>
<p style="padding-left: 30px;">
<p>Adalet Zemini hakkında detaylı bilgi için <a href="http://adaletzemini.org/" target="_blank">adaletzemini.org</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/09/adalet-zemini-adalet-ve-baris-istemek-suc-degildir/">Adalet Zemini: Adalet ve barış istemek suç değildir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
