<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ezidi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ezidi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ezidi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 10:15:38 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ezidi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ezidi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Zeynel Özen, Milletvekili Kimliğine Alevi Yazılmasını İstedi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/zeynel-ozen-milletvekili-kimligine-alevi-yazilmasini-istedi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Eylem Sonbahar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 11:13:15 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dini Kimlik - İnanç]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Atalan]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidi]]></category>
		<category><![CDATA[kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[milletvekili]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM kimliği]]></category>
		<category><![CDATA[Zeynel özen]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35006</guid>

					<description><![CDATA[<p>HDP İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, Milletvekili kimliğine ‘Alevi’ yazılmasını talep etti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/zeynel-ozen-milletvekili-kimligine-alevi-yazilmasini-istedi/">Zeynel Özen, Milletvekili Kimliğine Alevi Yazılmasını İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Zeynel Özen, TBMM Milletvekili Hizmetleri Başkanlığı’na yazdığı dilekçede milletvekili kimliğinin din hanesine “Alevi” yazılması talebinden bulundu.</p>
<p>Avrupa Birliği Uyum Komisyonu üyesi de olan Zeynel Özen, dilekçesinde “27. Dönem İstanbul Milletvekili olarak tarafıma hazırlanan Milletvekili Kimlik Belgesinin, din hanesine “Alevi yazılmasını ve tarafıma yeniden düzenlenmesini rica ederim.” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Özen, TBMM kimliğine Alevi yazılmasını talep eden ilk milletvekili. 2016 yılında HDP Mardin Milletvekili Ali Atalan’ın din hanesinde İslam yazan TBMM kimliği Ezidi yazan ile değiştirilmişti.</p>
<p><strong>Kaynak:</strong> pirha.net</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/zeynel-ozen-milletvekili-kimligine-alevi-yazilmasini-istedi/">Zeynel Özen, Milletvekili Kimliğine Alevi Yazılmasını İstedi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Güneşi doğuran kadınlara&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/08/gunesi-doguran-kadinlara/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Dec 2017 10:57:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[16 Gün Kampanyası]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadına yönelik şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Pervin Eviz]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[STL]]></category>
		<category><![CDATA[Suriyeli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20702</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Bir gün yaşlıca bir kadın gelip takı atölyesinde sandalye çekti kendine, döndü dedi ki: “Gelinim hamile, çadırdan çıkıp gelemiyor ama aklı kaldı takılarda. Ben de onun yerine geldim, öğrenip ona ben yapacağım.” O günün ardından yaşı ileri kadınlar da atölyeye dahil oldu.&#8221; Hayata Destek ile üç yıl önce çalışmaya başladığım günden bu yana yer aldığım [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/08/gunesi-doguran-kadinlara/">Güneşi doğuran kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Bir gün yaşlıca bir kadın gelip takı atölyesinde sandalye çekti kendine, döndü dedi ki: “Gelinim hamile, çadırdan çıkıp gelemiyor ama aklı kaldı takılarda. Ben de onun yerine geldim, öğrenip ona ben yapacağım.” O günün ardından yaşı ileri kadınlar da atölyeye dahil oldu.&#8221;</strong><span id="more-21495"></span></p>
<p>Hayata Destek ile üç yıl önce çalışmaya başladığım günden bu yana yer aldığım faaliyetlerin odağında kadınlar yer alıyor.<strong>*</strong> Diyarbakır Fidanlık Kampı’nda 13-16, 17-25 ve 25 yaş üstü olmak üzere üç farklı yaş grubundan kadınlara yönelik psikososyal destek çalışmaları yürüterek başladım. Ezidi kadınlar ağır bir savaş travmasıyla buraya gelmişti. Şiddetin en sert haline tanıklık etmişlerdi, kimi bu şiddete birebir maruz kalmıştı, kimi acı şekilde kayıp vermenin derin bir yasını yaşıyordu. Öte yandan gündelik hayat devam ediyordu ve kamp koşullarında bu rutini sürdürmeye çalışıyorlardı. Etkinliklerimize kayıt almak için kamp alanına yaptığımız ilk ziyaretlerde özellikle 25 yaş üstü kadınların mesafeli duruşuyla karşılaştık. Bu mesafeyi aşmak zorlu bir süreç oldu. Fakat başardık. Giderek artan sayıda kadının katılımıyla etkinliklerimizi sürdürdük. En büyük uğraşımız kadınların yaşadıkları travmayı aşmalarına destek olabilmek, tuttukları yası hafifletebilmekti. Atölyelerimizi oluştururken içerikleri kadınlarla beraber belirledik. Kültürel değerlere ve kadınların geleneksel ilgi alanlarına öncelik verdik. Bu ilk dönemde hem bir sosyolog hem de bir kadın olarak algılarımı açık tutmaya özen gösterdim. Etkinliklerimizde kadınların kendilerini gerçekleştirmelerine fırsat sağlamayı hedefledik. El işi, dikiş nakış kursları, resim atölyeleri ve özellikle de takı atölyesi eğlenerek beceri geliştirdiğimiz atölyelerden bazılarıydı. Takı atölyesinde kadınlar adeta üzerilerine düşen karanlık gölgeyi renkli boncuklarla süsledikleri el emeği üretimleriyle dağıtıyordu. Bu atölyede sevgiliye bileklik mi işlenmedi, kızına gökkuşağı kemer mi ya da komşu kadına kolye mi… Boyna, bileğe, saça takıldı takılar; hediye gitti bir başkasına. Sonra bu takılar kampın kadınlarının arasında kurulan diyaloğun bir aracı haline geldi. Çadırından kafasını uzatmayan kadınlar aramıza katıldılar.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-3216 aligncenter" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-1024x576.jpg" sizes="(max-width: 724px) 100vw, 724px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-1024x576.jpg 1024w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-300x169.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1-768x432.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-1.jpg 1600w" alt="pervin-1" width="724" height="407" /></p>
<p>Unutamadığım bir an var ki atölyeye takılan kadınların yaş ortalamasının yükselmesinde de çok etkili olmuştur. Bir gün yaşlıca bir kadın gelip takı atölyesinde sandalye çekti kendine, döndü dedi ki; “Gelinim hamile, çadırdan çıkıp gelemiyor ama aklı kaldı takılarda. Ben de onun yerine geldim, öğrenip ona ben yapacağım.” O günün ardından yaşı ileri kadınlar da atölyeye dahil oldu. Yaş ortalaması yükseldikçe anlatılan hikayeler de arttı. Yaşamaktan keyif almaktan utanır olan Ezidi kadınların dili, bu atölyede açıldı. Birbirlerine yaşamlarını anlattılar; sevdiklerini, hayallerini, kayıplarını anlattılar. Yaşadıkları şiddet, birbirleriyle paylaştıkça aşıldı. Atölyenin kapısı kapandığında artık mülteci kampında değildik, olmak istediğimiz yerdeydik. O yer bazen memleketleri Şengal oluyordu, bazen de kaçanların bir kısmının sığındıkları Almanya.</p>
<p>Fidanlık kampındaki çalışmalarımız sona erdikten sonra bu defa bireysel koruma faaliyetlerimiz kapsamında kadınlarla çalışmaya başladım. Bireylere birebir destek sağlarken çok sayıda kadının maruz kaldığı şiddet olaylarını dinledim. Yine çalışma odağımı kadınlar olarak belirledim. Bugün kadınlara destek sağlamak, ihtiyaçlarına cevap vermeye çalışmak benim için sadece mesleki bir yükümlülük değil, kadın olmanın getirdiği bir sorumluluk.</p>
<p>Kadına yönelik şiddet gözdeki morluk, koldaki alçıdan ibaret değil; kadının dilindeki sessizlik, ruhundaki huzursuzluk, vücudundaki kirli eller. Beni en çok sarsan çocuk yaşta evlendirmeler. Daha 15 yaşında bir adama eş olan, 16’sında çocuk doğuranlar… O kadınların ruhlarına, bedenlerine daha büyük bir şiddet uygulanamaz. En çok içimi burkan ise şiddetin türlü yüzüyle karşılaşan bir annenin kendi kızının tehlikede olduğunu hissettiği anda onu korumak için güçle ayağa kalkabildiğini görmek oldu.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3218 aligncenter" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-1024x576.jpg" sizes="(max-width: 718px) 100vw, 718px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-1024x576.jpg 1024w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-300x169.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2-768x432.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/pervin-2.jpg 1600w" alt="pervin-2" width="718" height="404" /></p>
<p>Şiddete maruz kalan kadınlarda suskunluk, kabullenmişlik, tepkisizlik, korku yaygın şekilde gözleniyor. Oysa bu tavır şiddetin önünün alınmasını imkansız hale getiriyor.  Birçok kadın sahip olduğu haklardan haberdar değil. Düzenlediğimiz farkındalık artırma oturumlarında haklarından haberdar olmaları kadınlara kendilerini daha güçlü hissettiriyor, şiddete karşı mücadele etme konusunda onları cesaretlendiriyor. Ancak şiddet çok boyutlu. Olamaz dediğimiz şeyler oluyor. Mesela eşi tarafından sandalyeye bağlanıp vücuduna elektrik verilen bir kadının evi terk etmesi üzerine henüz 2.5 yaşında olan çocuğuna hasret kalışını gördüm. Üstelik ikinci çocuğuna hamileydi. Eşinden gördüğü bu şiddet üzerine bir de ailesi tarafından baskı altına alınarak yeniden şiddete maruz kalmıştı. Psikolojik destek, meslek edindirme kursları, kadının yalnız olmadığını hissetmesi, kendi ayakları üzerinde durabileceğine inancı maruz kaldığı şiddetle ve bu şiddetin yarattığı hasarla başa çıkmasında etkili oldu. Ancak şiddeti uygulayanlara hiçbir şey olmadı. Şiddete maruz kalan kadınlar kadar şiddeti uygulayanlara yönelik de caydırıcı önlem, bilinçlendirici müdahalelere ihtiyaç var.</p>
<p>Kadınlar yan yanayken, yalnız yürümediklerini hissederken çok daha kolay kendilerini güçlendiriyorlar. Ezidi Kampı’ndaki deneyimlerim de bugün saha çalışmalarında karşılaştıklarım da bana bu mesajı veriyor. Ancak şiddetle mücadele kadar şiddetin ortaya çıkmasını engellemek de önem taşıyor. Ezidilerin deyimiyle “güneşi doğuran kadınlardır”, aydınlığımıza şiddetin gölgesinin düşmediği yarınlar için emek vermeye devam edeceğiz.</p>
<p><strong> </strong></p>
<figure id="attachment_3222" aria-describedby="caption-attachment-3222" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-3222 size-medium" src="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-300x300.jpg" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-300x300.jpg 300w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-150x150.jpg 150w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-768x768.jpg 768w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-189x189.jpg 189w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878-85x85.jpg 85w, http://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2017/12/IMG_9878.jpg 1000w" alt="img_9878" width="300" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-3222" class="wp-caption-text">Pervin Eviz &#8211; Hayata Destek Derneği Diyarbakır Saha Çalışanı</figcaption></figure>
<p><strong>*</strong>Hayata Destek, <strong>25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Uluslararası Mücadele Günü</strong> vesilesiyle düzenlenen #16GünKampanyası’na, faaliyet yürüttüğü sahalarda “kadının güçlendirilmesi” hedefiyle çalışmalar yapan kadın çalışanlarının seslerini yükselterek destek veriyor. Beş şehir ve çevresinde, mülteciler başta olmak üzere ihtiyaç sahibi kadınların hayatına destek olmak için emek sarf eden arkadaşlarımız, tanıklıklarını kendi kelimeleriyle dile getiriyor. Beşinci blog yazısı Hayata Destek Derneği  Diyarbakır Saha Çalışanı Pervin Eviz imzasıyla&#8230;&#8217;Blog’da yer alan diğer yazılar için <a href="http://www.hayatadestek.org/blog/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/08/gunesi-doguran-kadinlara/">Güneşi doğuran kadınlara&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“ODTÜ’de de mi taciz var?”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/27/odtude-de-mi-taciz-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gülşah Aksoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Apr 2017 14:40:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Koç Üniversitesi]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ Kadın Dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[ODTÜ’de Tacize Son]]></category>
		<category><![CDATA[Özgecan Aslan]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök]]></category>
		<category><![CDATA[Şengal]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[Taciz Önleme Birimi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13946</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Neydi gerçek ODTÜ? Örneğin ataerki pas geçebilmiş miydi burayı? Cevabı bizden duyun istedik- Hayır. Ve evet- ODTÜ’de de taciz var.&#8221; ODTÜ Kadın Dayanışması nedir, kimlerden oluşur, neler yapmıştır, neyi hedeflemektedir? Bu soruların cevabı bu kısacık sorudan çıkar aslında.  Sonuçta dünya sıralamalarına çokça kere üst sıralardan girmiş, Türkiye’de sayılı olarak addedilen üniversitelerden biriydi ODTÜ. Altmış senelik [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/27/odtude-de-mi-taciz-var/">“ODTÜ’de de mi taciz var?”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Neydi gerçek ODTÜ? Örneğin ataerki pas geçebilmiş miydi burayı? Cevabı bizden duyun istedik- Hayır. Ve evet- ODTÜ’de de taciz var.&#8221;</strong></p>
<p>ODTÜ Kadın Dayanışması nedir, kimlerden oluşur, neler yapmıştır, neyi hedeflemektedir? Bu soruların cevabı bu kısacık sorudan çıkar aslında.  Sonuçta dünya sıralamalarına çokça kere üst sıralardan girmiş, Türkiye’de sayılı olarak addedilen üniversitelerden biriydi ODTÜ. Altmış senelik tarihiyle köklü bir okuldu, öyle ki ODTÜ Rektörü Prof. Dr. Mustafa Verşan Kök, Hürriyet Ankara’ya verdiği bir röportajda şöyle bahsediyordu okulumuzdan- ‘ Ülkenin konjonktüründen dolayı farklı yansımaları oluyor. AB projelerinde Türkiye’nin en büyük projelerini getiren bir üniversiteyiz’ ve ekliyordu ‘ODTÜ’yü farklı tanıtmak istiyoruz!’. Peki, ne kadar farklı anlatabilirdik ODTÜ’yü? Neydi gerçek ODTÜ? Örneğin ataerki pas geçebilmiş miydi burayı? Cevabı bizden duyun istedik- Hayır. Ve evet- ODTÜ’de de taciz var.</p>
<p>İşte ODTÜ Kadın Dayanışması bu iki cevabın birleşmesiyle meydana geldi. Otuz beş bine yakın nüfusu olan bir kampüs üniversitesinde tacize karşı, tecavüze karşı, şiddete karşı, homofobiye ve kadın düşmanlığına karşı, cinsiyet eşitsizliğine dayalı uygulamalara karşı sesimizi çıkarabileceğimiz, muhatap alınabileceğimiz bir yer yoktu. Sözcü Gazetesi’nin Mart 2017 tarihli haberine göre ODTÜ dört farklı sıralamada (WEBO-456, US News- 231, QS-475, RUR-341) ilk 500’e girebiliyordu; fakat üniversitesinin yüzde 50’sini yani kadınları görmezden geliyordu. Elbette üniversitedeki kadınlar taciz, tecavüz olaylarında bir araya geliyor, dayanışıyor ve kadın mücadelesini kampüs içine de taşıyorlardı fakat üniversite yönetiminde bizleri muhatap alacak bir birim yoktu. 2014 senesinde 100.Yıl Mahallesi’nde yaşayan iki kadının kaçırıldığı iddiası bir araya gelmenin elzemliğini bir kez daha göz önüne getiren ve dayanışmanın kurulma sürecini fitilleyen bir olay oldu bu süreçte. 2014 senesinde bir gece 100.Yıl mahallesinde<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> yaşayan üniversite öğrencilerinin dayanışma amaçlı kurmuş olduğu, kuruluşundan sonra gerek kampüste gerek Ankara’nın çeşitli yerlerinde yaşayan ODTÜ öğrencilerinin de katıldığı şu an 18.000’den fazla üyesi bulunan ‘100. Yıl Evleri’ Facebook grubunda bir ileti yazıldı. İletide iki kadının bir araca zorla bindirildiği ve bu sırada kadınların yardım istediği yazıyordu. Olayla ilgili okulda gidilebilecek hiçbir yer yoktu ve polis herhangi bir şikâyet olmadan bir şey yapılamayacağını söylüyordu. Bu süreçte çokça kadın bir araya geldi ve neler yapılabileceğini tartışmaya başladı. Olaydan birkaç gün sonra kadın arkadaşlar durumlarının iyi olduğuna dair haber aldık fakat ihtimaller herkesi öfkelendirmiş, yapılan tartışmalar kadınların bir araya gelme sürecini hızlandırmıştı. İşte bu olayın ardından hızlı etkili haberleşme için &#8216;100.Yıl&#8217; ve &#8216;ODTÜ’de Tacize Son&#8217; grubu kuruldu.</p>
<p>100.Yıl ve ODTÜ’de Tacize Son Grubu kuruluşunu şu bildiri ile duyurdu: ‘<em>Biz kadınlar her gün tacize uğruyoruz, kimilerimiz paylaşabiliyoruz kimilerimizse sessiz kalıyoruz. Sesimizi çıkardığımızda da şiddete maruz kalıyoruz, çözümden uzak sorulan sorulara cevap veriyoruz ve olayı her anlatışımızda bu şiddeti tekrar tekrar yaşıyoruz. Korkutuluyoruz, sindirilmeye çalışılıyoruz, biz sustukça şiddet katlanarak artıyor. Bildiğimiz tek şey var şiddetin haklı bir tarafı yoktur! Bunu büyük harflerle haykırıyoruz! Sevgiliden, abiden, babadan, tanıdığımız tanımadığımız birinden gördüğümüz şiddeti, tacizi ifşa ediyoruz, korkmuyoruz çünkü biliyoruz ki artık yalnız değiliz, şiddetin meşrulaştırıldığı eril söylemlere savaş açıyoruz. Bütün kadınları hep birlikte</em> <em>mücadele etmeye çağırıyoruz</em>!&#8217;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-13948" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/odtü.jpg" alt="" width="677" height="960" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü.jpg 677w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü-640x908.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü-610x865.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/odtü-320x454.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 677px) 100vw, 677px" /></p>
<p>Kuruluşunun ardından grup sadece taciz konuşulmadı, okuldaki birçok kadının konuştuğu, paylaştığı, birlikte ürettiği, birlikte çözüm aradığı bir dayanışma platformu halini almaya başladı. Yaşadığımız taciz olaylarını kadınların bir arada olduğu bu kapalı grupta anlatabiliyor, yalnız olmadığımızı bir kez daha görebiliyor aynı zamanda beraber yardımlaşıp dayanışmayı büyütebiliyorduk. Aynı zamanda grup dünyada ve ülkede olup bitenlere karşı sesimizi duyurmak için neler yapabileceğimi tartıştığımız ve çeşitli eylemler örgütlediğimiz bir platform halini almıştı. Bu eylemlerden en büyüğü 2015 senesinde Özgecan Aslan cinayetinin ardından tecavüze karşı, kadın cinayetlerine karşı örgütlediğimiz kadın yürüyüşüydü. Okulda yapılan eylemlerin yanı sıra kampüs içinde büyük bir kadın yürüyüşü yapıldı. Yüzlerce kadın o gün sokakta, kampüste kadın cinayetlerine karşı, tacize, tecavüze, şiddete karşı susmayacağımızı haykırdık, ‘Yasta Değil İsyandayız! Özgecan İçin Ayaktayız!&#8217; şiarıyla sokağa çıktık.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-13949 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/odtü2.jpg" alt="" width="351" height="233" /></p>
<p>Bu sokağa çıktığımız ilk gün ya da son gün değildi. Öncesinde de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ve 25 Kasım Uluslararası Kadına Karşı Şiddete Hayır Günü’nde ODTÜ’lü Kadınlar olarak sokağa çıkmış, kadın mücadelesini kampüsten sokağa, sokaktan kampüse taşımıştık. Fakat dayanışmamız artık çok daha güçlü ve sayımız artık çok daha fazlaydı. Biz kadınları görmezden gelen rektörlüğün karşısında kadınlar kendi birimini çoktan oluşturmuştu bile. Sayımız ve dayanışmamız büyüdükçe özellikle taciz olayları karşısında daha sistematik şekilde mücadele etmemizin gerektiğini düşündük ve yöntem tartışmalarına başladık. Bu tartışmalar sırasında hukuki süreçlerle ve haklarımızla ilgili daha çok bilgi edindik. 100.Yıl ve ODTÜ’de Tacize Son grubunu daha güvenli bir hale getirmek için tartışmalarda bulunduk ve bütün çeşitliliğiyle okul öğrencisi olan kadınların katılımına açık bir forum aldık. Forumun sonucunda ODTÜ Kadın Dayanışması kapalı grubu kuruldu, gruba dört maddelik kurallar eklendi. Bu kurallardan üçünü aşağıda sıralıyoruz:</p>
<ul>
<li>Grupta konuşulan her şey yine grup içerisinde kalır, dışarıyla paylaşmıyoruz</li>
<li>Kimsenin diline, dinine, inancına, etnik kimliğine, cinsiyetine ve yönelimine karşı hakaret ve nefret söyleminde bulunmuyoruz.</li>
<li>Kişilerin açık kimliğini belli edecek bilgileri karar almadan paylaşmıyoruz.</li>
</ul>
<p>ODTÜ Kadın Dayanışması yine 100.Yıl ve ODTÜ’de Tacize Son grubu gibi hareket ediyor fakat bunu daha sistemli ve yöntem olarak daha güçlü bir şekilde yapıyordu. 2016 senesinin 8 Mart’ında daha önce hep beraber yazıladığımız Barış Duvarı’mız önünde bir barış zinciri oluşturduk ve o senenin 8 Mart’ını barış talebimizle örgütledik. Öncesinde ODTÜ Rektörlüğü tarafından üç kez silinen Barış Duvarı’mıza bir kez daha sahip çıktık, kampüsten kadınların barış sesini yükselttik. Yine aynı sene 8 Mart’a ODTÜ Kadın Dayanışması olarak çıktık. Nisan 2016’da senelerdir okulda çeşitli siyasetlerden, gruplardan, topluluklardan kadınların da mücadelesini verdiği, talep ettiği rektörlük bünyesinde ‘Taciz Önleme Birimi’nin kurulması için eylemlerimize başladık. Bu süreçte taleplerimizden biri ‘Herkesin Bildiği Tacizci’nin okuldan atılması idi. Kampüs içinde hakkında on ikiden fazla dilekçenin verilmiş olduğu bir tacizci vardı ve rektörlük bununla ilgili hiçbir şey yapmıyordu. Bu yüzden 27 Nisan 2016 tarihinde rektörlük önünde oturma eylemlerimize başladık. İki talebimiz vardı:</p>
<p><strong>1</strong>-Herkesin Bildiği Tacizci Okuldan Atılsın!</p>
<p><strong>2</strong>&#8211; Taciz Önleme Birimi Kurulsun!</p>
<p>Oturma eylemlerimiz ve ODTÜ Kadın Dayanışması öncesinde de bu okulda yaşamış yüzlerce kadının verdiğini mücadele sonucunda 24 Mayıs 2016&#8217;da, ODTÜ Rektörlüğü, Toplumsal Cinsiyet Eşitliğini Destekleme ve <a href="http://genduy.odtu.edu.tr/2016/ODTU_ToplumsalCinsiyetEsitligi_Komisyon_Yonergesi.pdf">Cinsel Tacizi Önleme Birimi Yönergesini</a> yayınladı. 26 Mayıs 2016 günü de ODTÜ’de yurtlar bölgesinde başlayan ‘Şiddete, Tacize, Tecavüze, Cinayetlere, Kadın Düşmanı Yasalara Karşı Ses Çıkarıyoruz! Unutma, Sen Susunca Eksiliyoruz’ şiarıyla bir gece yürüyüşü gerçekleştirdik. Ağustos ayında Şengal bölgesindeki katliama karşı Ezidi Kadınlar için ‘Şiddet Dil Olduğunda Sessizlik Direniştir’ sloganıyla sessizlik eylemlerimizi gerçekleştirdik. 2016 Ekim’ine geldiğimizde de rektörlüğün bir kez daha sildiği ‘Barış Duvarı’mızı tekrar inşa ettik.</p>
<h4>&#8220;Biliyoruz ki üniversite içinde ve üniversiteler arasında kadın dayanışması güçlendikçe, seslerimize sesler eklendikçe hep birlikte özgürleştireceğiz kampüslerimizi&#8221;</h4>
<p>2017 senesinde de gündemimiz, aslında çok uzun senedir gündemimizde olan, okuldaki cinsiyet eşitsizliğe dayalı uygulamaları yok etmeye yönelik. ODTÜ bir kampüs üniversitesi olduğundan sınırları içinde çokça kadın ve erkek yurdu barındırıyor. Fakat bu yurtlardaki cinsiyete dayalı ayrımcılığa göz yumuyor. Erkek yurtlarında giriş ve çıkış saatleriyle ilgili dayatmalar bulunmazken, kadınlar geç girdiklerinde savunma yazmaya, açıklama yapmaya maruz bırakılıyor. Senelerdir bir ODTÜ geleneği (!) olarak lanse edilen ‘elektrikler kesildiği zaman erkek yurtlarından çıkan öğrencilerin kadın yurtları önünde istedikleri cinsiyetçi sloganları atma, homofobik küfürleri etme eylemi’ hakkı kadınların muhalefetine rağmen engellenmezken, kadınların özgür ve eşit yaşama hakkı gasp ediliyor. Bunun yanı sıra, senelerdir var olma mücadelesi veren kadınların ve aynı zamanda yirmi seneden fazladır yine bir var olma mücadelesi veren LGBTİ Dayanışması’nın ODTÜ Rektörlüğü Kültür İşleri bünyesinde resmi bir topluluk olma talebi geri çevriliyor. Kadınların ve LGBTİ&#8217;lerin seslerini kısmaya çalışıyorlar. Toplantı yapan kadınlara ‘izinsiz sınıf kullanmak’ gibi ifadelerle soruşturmalar açılıyor, LGBTİ standı ‘izinsiz’ denilerek iç hizmetler görevlileri tarafından engelleniyor, kadın eylemlerine destek veren öğrenci toplulukları kapatılmakla tehdit ediliyor. Bu sene ODTÜ gündemine ‘8 Mart Yasakları’ olarak girmiş uygulamalar, kadınların seslerinin yükselmesine yönelik korkuyu bir kez daha gözler önüne seriyor. Okulda faaliyet yürüten ODTÜ Kadın Dayanışması ve ODTÜ Kadın Çalışmaları Atölyesi’nin de içinde bulunduğu, birçok resmi öğrenci topluluklarından kadınların bir araya gelerek oluşturduğu ODTÜ 8 Mart İnisiyatifi Kültür İşleri’nin ‘polis tehdidine’ rağmen etkinliklerini yapmış olması bu korkunun ne kadar yerinde olduğunu da gösteriyor aslında.</p>
<p>Türkiye’nin birçok yerindeki üniversitelerde öğrenim gören kız kardeşlerimizin bizlerle benzer sorunları yaşadıklarını biliyoruz. Fakat bildiğimiz, deneyimlediğimiz bir diğer olgu da kadın dayanışmasının gücü oldu bu üç sene içinde. Bu süreçte diğer üniversitelerdeki kadınlarla iletişimimiz hiç eksilmedi. Geçtiğimiz dönem Boğaziçi Üniversitesi Kadın Araştırmaları Kulübü (BÜKAK) ile üniversitelerdeki kadın mücadeleleri konusunda ortak etkinlik yaptık, Koç Üniversitesi’nden kadın arkadaşların 25 Kasım sürecinde aldıkları cezalara yönelik bulunduğu dayanışma çağrısına ses vermeye çalıştık. Biliyoruz ki üniversite içinde ve üniversiteler arasında kadın dayanışması güçlendikçe, seslerimize sesler eklendikçe hep birlikte özgürleştireceğiz kampüslerimizi.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> Ankara’yı bilmeyenler için 100.Yıl ODTÜ’nün A4 çıkışı tarafında bulunan ve kampüse yakınlığı sebebiyle üniversite öğrencilerinin çoğunluk olarak yaşadığı bir mahalledir.</p>
<p><i>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi kapsamında hazırlanmış ve yayına alınmıştır. </i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/27/odtude-de-mi-taciz-var/">“ODTÜ’de de mi taciz var?”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>4-7 bin kadın ve çocuk halen DAİŞ’in elinde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/07/4-7-bin-kadin-ve-cocuk-halen-daisin-elinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 07 Oct 2015 12:43:02 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Ezidi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=2366</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, DAİŞ tarafından zorla alıkonulan kadın ve kız çocuklarıyla ilgili çalışmalarını Türkiye’deki kadın örgütleri ve aktivistlerle paylaşmak ve ortak bir yol haritası çizebilmek için 4 Ekim’de Diyarbakır’da bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Kürt kadın hareketi bileşenleri ve Türkiyeli kadın araştırmacılar ve kadın örgütü temsilcilerinin katıldığı atölyenin sonuç bildirgesinde, şu an ezici [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/07/4-7-bin-kadin-ve-cocuk-halen-daisin-elinde/">4-7 bin kadın ve çocuk halen DAİŞ’in elinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, DAİŞ tarafından zorla alıkonulan kadın ve kız çocuklarıyla ilgili çalışmalarını Türkiye’deki kadın örgütleri ve aktivistlerle paylaşmak ve ortak bir yol haritası çizebilmek için 4 Ekim’de Diyarbakır’da bir atölye çalışması gerçekleştirdi. Kürt kadın hareketi bileşenleri ve Türkiyeli kadın araştırmacılar ve kadın örgütü temsilcilerinin katıldığı atölyenin sonuç bildirgesinde, şu an ezici çoğunluğu Ezidi olan 4-7 bin arasında kadın ve çocuğun DAİŞ tarafından zorla alıkonulduğu belirtildi ve sorunun çözümüne ilişkin hedefler açıklandı.</h3>
<h4>BİLDİRGEDEN DEHŞET VERİCİ GERÇEKLER</h4>
<ul>
<li>Şu an 4-7 bin kadın ve çocuk DAİŞ’in elinde “savaş ganimeti”</li>
<li>“Köle ve cariye pazarları”nda defalarca kez satılıyorlar</li>
<li>Alıkonuldukları ve satıldıkları coğrafya; Irak, Suriye, Katar, Suudi Arabistan, Birleşik Arap Emirlikleri</li>
<li>Türkiye geçiş güzergahı</li>
<li>Bugüne kadar 1.500’ü kaçabilmiş</li>
<li>Kaçabilenleri kamplarda yetersiz beslenme, barınma, bedensel ve olmayan ruhsal sağlık, güvenlik ve toplumsal destek imkânları ve ayrıca kendi cemaatleri tarafından dışlanma ve horlanma bekliyor.</li>
</ul>
<h4>AĞUSTOS 2014’TEN BU YANA ÇALIŞIYOR</h4>
<p>Zorla Alıkonulan Kadınlar İçin Mücadele Platformu, 3 Ağustos 2014 tarihinde Şengal’de Êzidi Kürtlere yönelik DAİŞ katliamının ardından, Kurdistan ve Ortadoğu’da DAİŞ işgali ve cinsiyetçi suretlerine karşı yerel, bölgesel ve uluslararası düzeyde farkındalık yaratmak, kadın örgütlülüğünü geliştirmek ve harekete geçmek amacıyla oluşturulmuştu. Geçtiğimiz bir yılda</p>
<p>gerek Federal Kürdistan Bölgesi ve Rojava’da gerek Türkiye’deki kamplarda DAİŞ işgaliyle yurtlarından edilmiş olan Êzidi, Süryani, Türkmen, Şii Şabak ve Arap topluluklarını ziyaret eden platform üyeleri, özellikle işgal mağduru kadın ve çocukların durumları hakkında gözlemlerde bulundu. Hukuksal, tıbbi ve dayanışma ve eylem hatları geliştirme odaklı çalışmalar yaptı. Son bir haftada Şengal ve Zaho’da bulunan Êzidi kamplarıyla yerel kadın örgütlerini ziyaret ederek talep ve ihtiyaçlar ve ortak mücadele yöntemleri hakkında görüş alışverişinde bulundu.</p>
<p>Tüm bunların Kürt kadın hareketi bileşenleri ve Türkiyeli kadın araştırmacılar ve kadın örgütü temsilcileriyle paylaşılarak tartışıldığı atölye çalışmasının sonuç bildirgesinde, şu noktalara dikkat çekildi:</p>
<h4>DAİŞ CİNSİYETÇİLİĞİ PARANTEZ DEĞİL, ANA UNSUR</h4>
<ul>
<li>DAİŞ’in cinsiyetçi işgal pratikleri, örgütün Kürdistan ve Ortadoğu’da yarattığı yıkımın parantez içinde tartışılacak bir ayrıntısı olmanın çok ötesindedir. Nitekim sistematik cinsel işkence, tecavüz, köleleştirme, cariyeleştirme uygulamaları, örgütün, kadın bedenini topyekun bir erkek egemen savaş ve mülkiyet alanı olarak kodlayan siyasal-toplumsal projesinin kurucu unsurları olarak karşımıza çıkmaktadır.</li>
<li>DAİŞ işgali Sünni Müslüman olmayan tüm topluluklara karşı örtüşen cinsiyetçi savaş pratikleriyle yürütülmektedir. Bununla birlikte, sistematik tecavüz ve diğer cinsiyetçi şiddet biçimleri örgütün Êzidi halkına yönelttiği soykırım siyasetinin kurucu bir parçası olarak karşımıza çıkmaktadır.</li>
<li>DAİŞ İşgali neticesinde sadece Şengal’de 400 bin Ezidi yurtlarından edilmiştir. Ezici çoğunluğu Ezidi olan 4-7 bin arasında kadın ve çocuk halen DAİŞ tarafından zorla alıkonulmaktadır.</li>
<li>DAİŞ’in “savaş ganimeti” olarak kaçırıp köle ve cariye pazarlarında mükerrer defa sattığı yetişkin kadınlar ve kız çocukları, bugün Irak, Suriye, Katar, Suudi Arabistan, BAE sınırlarını içine alan geniş bir coğrafyada alıkonulmaktadır.</li>
<li>Bugüne kadar 1.500 Êzidi kadın ve çocuğun DAİŞ elinden kaçabildiği tahmin edilmektedir.</li>
<li>Kaçabilenler, ailelerinden hayatta kalanların bulunduğu kamplara sığınmaktadırlar. Bu kampların tüm sakinleri hâlihazırda son derece yetersiz beslenme, barınma, bedensel ve ruhsal sağlık, güvenlik ve toplumsal destek imkânlarına sahiptir. DAİŞ’in elinden kurtulmayı başararak buralara ulasan kadın ve çocuklar, hem bu sorunlarla daha akut bir düzeyde boğuşmakta, hem de tüm bunlara ek olarak kendi cemaatleri tarafından dışlanma ve horlanma pratikleriyle karşılaşmaktadırlar.</li>
</ul>
<h4>DİPLOMATİK VE HUKUKİ MÜCADELE KARARI</h4>
<p>Platform, bu tespitlerden  yola çıkarak çalışmalarına söyle bir eylem hattında devam etmeyi kararlaştırdı:</p>
<ul>
<li>DAIŞ tarafından zorla alıkonulan kadın ve çocukların kurtarılması için uluslararası topluluklar, insan hakları ve kadın örgütleri nezdinde diplomatik çalışmalara hız verilecek; ortak eylem gündemleri ve takvimleri geliştirilecektir.</li>
<li>Êzidî’lere yönelik DAİŞ katliamının, BM Sözleşmeleri çerçevesinde &#8216;jenosit&#8217; olarak kabulü için diplomatik ve hukuksal mücadele yürütülecektir.</li>
<li>Bu jenosidin gerçekleşmesinde rolü olan tüm örgüt, devlet ve faillerin Uluslararası Ceza Mahkemesi’nde yargılanabilmeleri için belge ve kanıt toplayacak, BM Güvenlik Konseyi nezdinde girişimlerde bulunacağız.</li>
<li>DAİŞ’in kadınları ve çocukları köle olarak sattığı iddia edilen Katar, Suudi Arabistan, Irak, BAE gibi ülkelerle Türkiye gibi geçiş güzergahı olarak kullanılan ülkelerde faaliyet gösteren kadın kurumlarıyla iletişim ve ortak mücadele geliştirmek ve bu devletleri teşhir etmek için farklı eylemsellikler (imza kampanyaları, oturma eylemleri, yürüyüşler, tanıtıcı videolar, mektup kampanyaları) önceliklerimizdendir.</li>
<li>DAİŞ tarafından zorla alıkonulan kadın ve çocukların durumları hakkında farkındalığı artırmak ve çok aktörlü eylem hatları geliştirmek üzere uluslararası basın ve medyanın etkin kullanımı son derece önemlidir.</li>
<li>Bu amaçla uluslararası alanda tanınırlığı olan akademisyen, hukukçu, sanatçı, gazeteciler, yazar kadınları harekete geçirmek için kampanyalar örgütlenmeyi hedefliyoruz.</li>
<li>Platformumuz, yürütmekte olduğu ve planladığı tüm çalışmaları Kurdistan ve Avrupa’da faaliyet gösteren Êzidî kadın örgütleriyle ortaklaştırmayı ilkesel bir tutum olarak benimsemektedir.</li>
<li>Aynı şekilde, DAİŞ’ten kurtulmayı başararak ailelerine geri dönebilen Êzidî kadınların kendi toplumlarınca kabulü ve yeniden entegrasyonunun kolaylaştırılması için yereldeki cemaat yetkilileri, kanaat önderleri ve kadın örgütleriyle dayanışma ve işbirliği içinde hareket etmeyi esas alıyoruz.</li>
<li>Bunların yanısıra, DAİŞ şiddetine maruz kalan tüm kadınlar için Diyarbakır’da Rehabilitasyon ve Güçlendirme Merkezi kurma çalışmalarımıza hız vereceğiz.</li>
<li>Son olarak, <a name="_GoBack" data-cke-saved-name="_GoBack"></a>Platformumuzun önümüzdeki 25 Kasım Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Haftası’nın, DAİŞ tarafından alıkonulan kadınlar için mücadeleye adanması için yerel ve uluslararası kadın örgütlerine çağrı yapacağını duyurmak isteriz.</li>
</ul>
<h4>ULUSLARARASI AF ÖRGÜTÜ: ‘CEHENNEMDEN KAÇIŞ’</h4>
<p>IŞİD tarafından kaçırılan yüzlerce Ezidi kadının yaşadığı akıl almaz şiddet,  Uluslararası Af Örgütü’nün raporuyla da belgelendi. Rapor, esir düşen çok sayıda Ezidi kadının yaşadıklarından dolayı intihar ettiği belirtildi. &#8220;Cehennemden Kaçış&#8221; adlı raporda, IŞİD&#8217;in kaçırdığı Ezidi kadınları, seks kölesi olarak kullandığı, işkence ve kötü muameleye maruz bıraktığı belirtilirken örgütün elinden kurtulan genç kadınlarla yapılan dehşet verici röportajlara ve açıklamalara yer verildi. Rapora göre, IŞİD&#8217;in &#8216;Tutsakları ve Köleleri Almakla İlgili Sorular ve Yanıtlar&#8217; adlı broşüründe “ergenliğe erişmemiş bir kadın köleyle eğer cinsel ilişkiye hazırsa ilişkiye girilebileceği” yazıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/10/07/4-7-bin-kadin-ve-cocuk-halen-daisin-elinde/">4-7 bin kadın ve çocuk halen DAİŞ’in elinde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
