<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Entegrasyon arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/entegrasyon/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/entegrasyon/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 24 Sep 2019 09:41:13 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Entegrasyon arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/entegrasyon/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Uyum, Entegrasyon, Karşılıklı Kabul Ya Da &#8216;Sizi Geri Yollarız!&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/uyum-entegrasyon-karsilikli-kabul-ya-da-sizi-geri-yollariz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Apr 2019 07:08:36 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Ülkü Doğanay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37288</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Mülteci" mi, "sığınmacı" mı, "misafir" mi, "kaçak" mı? Kalacaklar mı gidecekler mi? Suriyeli mültecilerin durumu, statüsü nedir ve ne olacak? Prof. Dr. Ülkü Doğanay'a sorduk...</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/uyum-entegrasyon-karsilikli-kabul-ya-da-sizi-geri-yollariz/">Uyum, Entegrasyon, Karşılıklı Kabul Ya Da &#8216;Sizi Geri Yollarız!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>“Mülteci” diyen var, “sığınmacı” diyen var, “kaçak” diyen var, “misafir” diyen var. Hocam ülkemize sığınmış Suriyelilerin statüsü nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-37290 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ÜlküDoğanay2-640x853.jpg" alt="" width="368" height="490" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ÜlküDoğanay2-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/ÜlküDoğanay2.jpg 768w" sizes="(max-width: 368px) 100vw, 368px" />Bu adlandırma karmaşası bile bize çok net bir şey söylüyor&#8230; Ülkesindeki savaş nedeniyle, can güvenliği nedeniyle yaşadığı ülkeyi terk etmiş insanlar &#8220;mülteci&#8221;dir. Yani aslında statülerinin ne olduğu belli. Bu anlamda öyle bir muğlaklık yok. Bu insanlar sınır komşusu olması nedeniyle, başka ülkelere gidenler de oldu ama daha çok Türkiye’ye sığındılar. Uluslararası hukuk onların mülteci konumunu kabul ediyor. Ve bu da mülteci olmaktan ileri gelen hakları olduğu, olması gerektiği anlamına geliyor. Biliyorsunuz Türkiye BM’nin mültecilerle ilgili sözleşmesini 1951 yılında imzalamıştır ve 1961 yılında da onaylamıştır. Ancak imzalarken “Yalnızca Batı ülkelerinden gelenleri mülteci kabul ederiz” şeklinde de bir şerh düşmüş. Bu, o dönemin şartları içerisinde anlaşılabilir bir şey. Bir zaman gelecek ve böyle bir mülteci akını olacak; bunun öngörülememiş olması ile de ilgili elbette. Dolayısıyla bugün “Bu insanları mülteci kabul etmiyoruz, ilgili anlaşmada şerhimiz de var” denilebiliyor. İlk geldiklerinde “misafir” denilmişti. İlk gelenler olumlu da karşılandı, en azından yerelde. Ama misafirlikte şöyle bir problem var; “misafirlik hakkı” diye bir şey yok, ne verirlerse onu alırsınız. Ve misafirlik de “sürekli kalmayacaksınız demek. Zaten ilk başta beklenti de buydu. Ama 7 yılı aşkın bir süre geçti ve artık yeni bir şey olmayacağı da çok belli. Dönebilecekleri bir ülkeleri hala yok. Olsa bile Türkiye’de uzun bir süre geçirdiler. </span></p>
<p><b>Bunun bir anlamı, sonucu olsa gerek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii. Yapılan araştırmaların gösterdiği bir şey var; bu kadar uzun bir süre kalıyorlarsa, bu artık dönmek istemiyorlar demektir. Sorulduğunda yüzde 80 oranında geri dönmek istemediklerini söylüyorlar. Ve unutmayalım ki, dönmek isteseler bile bunun için şartların uygun olması, döndüğünde can güvenliği riski olmaması, bir evinin, insanca yaşam koşullarının olması gerekiyor. Bu konuyla ilgili konuşurken Türkiye’nin izlediği dış politikanın da Suriye’de ortaya çıkan durumla ilgili sorumluluğu olduğunu da hatırda tutmak gerek. Zaman içerisinde gelenler geri dönemediği gibi sayının da artmasıyla beraber bu insanların statüsü ile ortaya çıkan muğlaklık nedeniyle “sığınmacı” statüsü verildi, “Geçici Koruma Altında” oldukları söylendi. Fakat adı üzerinde, “geçici” koruma 1 yıldan daha uzun bir süreyi kapsamaz. Bu süre içerisinde insanların üçüncü bir ülkeye gidene kadar koruma altında olmaları demek. Oysa yaşanan durum bu değil. Irak, Afganistan gibi ülkelerden gelenler de var ama sadece Suriye’den gelenlerin sayısı 4 milyon. Bazen katıldığım konferanslarda da söylüyorum, bu insanlara ister “mülteci” deyin isterseniz “kürteci” deyin, onların statüsü mültecidir. Bunu başka türlü isimlendirmek, “Dağda yürürken kart-kurt sesleri çıkardıkları için onlara Kürt denilmiş, onlar dağlı Türk kardeşlerimizdir” demek gibi bir şey.</span></p>
<p><b>Sorun, mülteci statüsünü tanımanın gerektirdiği sorumluluklar galiba.</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Evet. Temel problem ve kritik nokta bu; onlar mülteci ve bunun gerektirdiği haklardan yararlanmaları gerekir. Ama bazen resmi konuşmalarda da “mülteci” deniyor, tabii “sığınmacı” diyen de var, “Suriyeli” diyen de var. Adını dosdoğru koyamıyoruz, çünkü adını koyduğumuzda haklarını da tanımamız gerekir.</span></p>
<p><b>Bir de “entegrasyon” problemi var. Bu kavramdan ne anlamak gerekiyor mülteciler söz konusu olduğunda?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu, çok boyutlu bir mesele. Hükümet de bunun yeni yeni farkına varmaya başladı. Avrupa Birliği (AB) de sivil topluma sağladığı desteklerde entegrasyonu öne çıkarıyor artık. Çünkü belli ki bu insanlar kalıcı, çocuk yaşta gelip de burada büyüyenler var, burada doğan çocuklar var, burada evlenenler var. Özellikle çocukların eğitim ihtiyaçları var. O kadar çeşitli ki içinde bulundukları şartlar, ister istemez “uyum” kelimesi öne çıkıyor. Ama bu kelimeyi kullanırken de çok ihtiyatlı olmak lazım.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Artık geldiğimiz noktada her iki tarafın da birbirini kabul etmesi ve birlikte yaşamaya uygun bir zemin oluşturmanın kanallarının açılması lazım. Bu “Hepiniz Türkçe konuşacaksınız, sokaklarda Arapça tabela görmek istemiyoruz, devlet de onlara Arapça hizmet vermesin” demekle olmuyor.</span></p></blockquote>
<p><b>Evet; nasıl bir entegrasyon veya uyum olmalı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bakın, entegrasyon adına “Yalnız bana uyacaksınız” derseniz bunun adına “entegrasyon” değil “asimilasyon” denir, ki bu da Türkiye’nin çok da yabancısı olmadığı bir kavram. Göçmen ya da mültecileri barındıran başka ülkelerde de bu sorun var, sadece bizde değil yani. Mesela Almanya’da, Hollanda’da. Entegrasyonun yukarıdan dayatılması olacak bir şey değil, olmuyor da zaten. Bir takım bariyerler var. “Bize benzesin” deniyor ama ardından da öne çıkan “Ama bizim haklarımıza da sahip olmasın” oluyor. Yani “Entegre olsunlar, ama vatandaş olmasınlar, bizim işimizi, aşımızı elimizden almasınlar” şeklinde bir durum. Milliyetçilik, hep bir “karşı taraf”ın varlığına ihtiyaç duyar, onun üzerinden kendini ifade eder. Bu, kendi içinde çelişkileri olan bir durum; yani hem “bize benzesinler” demek hem de hep “öteki” kalsınlar demek. Olması gereken, karşılıklı kabuldür. Yani bizim de onu kabul etmemiz gerek. Tabii burada yaşamak için Türkçe öğrenmek durumundalar, yoksa günlük yaşamlarını idame ettiremezler her şeyden önce. Çocuklardan, gençlerden ziyade orta yaş ve yaşlılar bunu yaşıyorlar. Sadece kendilerinin yaşadığı mahalleler, tümüyle içe kapalı, gettolaşmış, kendi dilinden başka dil konuşulmayan alanlar ortaya çıkıyor ve biz bunu Almanya’da yaşayan Türklerin durumundan biliyoruz. Orada sanki zaman durdurulmuş, o dilin zaman dilimi içinde hapsedilmiş gibi görünüyor. Bunu kırmak için öncelikle Türkçe öğrenmelerine yardımcı olmak önemli. İlk gelenler öğrenmek istemiyorlardı, geri döneceklerine inanıyorlardı çünkü. Çocuklarını okula göndermeye de ihtiyaç duymadılar. Ama artık geldiğimiz noktada her iki tarafın da birbirini kabul etmesi ve birlikte yaşamaya uygun bir zemin oluşturmanın kanallarının açılması lazım. Bu “Hepiniz Türkçe konuşacaksınız, sokaklarda Arapça tabela görmek istemiyoruz, devlet de onlara Arapça hizmet vermesin” demekle olmuyor. Basın üzerinde yaptığımız araştırmada da bunu gördük. Maalesef politikacılar da bunu çok güzel kışkırtıyorlar seçim malzemesi olarak, popülist bir dilin malzemesi olarak. Bu şekilde uyum ve birlikte yaşamanın kanallarını açmak mümkün değil. Bu açıdan da kritik bir noktadayız aslında. Riskler var.</span></p>
<p><b>Ne gibi riskler? “Din kardeşi” olmamız bahsettiğiniz birlikte yaşamanın önemli referanslarından biri değil mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskler var çünkü artık az olmayan bir nüfustan söz ediyoruz. Ve daha da artacaklar. Bu kadar ayrımcılığa maruz kalan, dışlanan, gettolaşmış bir nüfus oluşturursanız, bu size eninde sonunda başka türlü dönecektir. Hepimiz din kardeşiyiz, tamam, ama ortaklaşılabilecek tek kanal olarak bunu öne sürmek de yetmez ve hem de tehlikeli. Çünkü bu radikalizme giden kapıları açan bir şey. Tek ortak noktamızın “din kardeşliği” olması çok ciddi bir problem. Bütün bir kültürü, dili, oradan beraberlerinde getirdikleri her şeyi yok saymak, dahası aşağılamak ve bu şekilde bir ortak yaşam zemini oluşturmak mümkün değil. Olmadı geri göndeririz hepsini demek de mümkün değil.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/08/uyum-entegrasyon-karsilikli-kabul-ya-da-sizi-geri-yollariz/">Uyum, Entegrasyon, Karşılıklı Kabul Ya Da &#8216;Sizi Geri Yollarız!&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sosyokrasi kampı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/29/sosyokrasi-kampi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 28 May 2017 22:33:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Hayal Köyü]]></category>
		<category><![CDATA[Lyla Arora]]></category>
		<category><![CDATA[Shammi Nanda]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15121</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyokrasi* ilk olarak Hollada’da, çocukların ihtiyaçlarını gözeten bir alternatif okulda; daha sonra da çalışanların düşünce ve fikirlerini yönetim süreçlerine taşımayı isteyen bir mühendislik şirketinde uygulanmıştır. O zamandan bu yana sosyokrasi dünyanın dört bir yanında birçok şirket, STK, okul, alternatif topluluk tarafından başarıyla uygulanmaktadır. Shammi Nanda ile Sosyokrasi Eğitimi Sosyokrasi çalışması 20-23 Haziran tarihlerinde Shammi Nanda [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/29/sosyokrasi-kampi/">Sosyokrasi kampı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sosyokrasi<strong>*</strong> ilk olarak Hollada’da, çocukların ihtiyaçlarını gözeten bir alternatif okulda; daha sonra da çalışanların düşünce ve fikirlerini yönetim süreçlerine taşımayı isteyen bir mühendislik şirketinde uygulanmıştır. O zamandan bu yana sosyokrasi dünyanın dört bir yanında birçok şirket, STK, okul, alternatif topluluk tarafından başarıyla uygulanmaktadır.</p>
<p><strong>Shammi Nanda ile Sosyokrasi Eğitimi</strong></p>
<p>Sosyokrasi çalışması 20-23 Haziran tarihlerinde Shammi Nanda ve Lyla Arora tarafıdan Bodrum Dağbelen&#8217;deki Hayal Köyü&#8217;nde gerçekleştirilecektir. Eğitim dili İngilizce&#8217;dir ve seminer boyunca Türkçe ardıl çeviri yapılacaktır.</p>
<p><strong>Shammi Nanda Kimdir?</strong></p>
<figure id="attachment_15122" aria-describedby="caption-attachment-15122" style="width: 142px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-15122" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/26e617f9-c263-40b0-ad6f-81a638958395.jpg" alt="" width="142" height="153" /><figcaption id="caption-attachment-15122" class="wp-caption-text">Shammi Nanda</figcaption></figure>
<p>Shammi son 6 yıldır başta Hindistan olmak üzere dünyanın birçok yerinde Şiddetsiz İletişim konusunda çalışmaktadır. Topluluklar arasındaki hakiki ve barışçıl işbirliği arayışı Sosyokrasi ile tanışmasını ve zaman içinde şiddetsiz iletişim ile birlikte sosyokrasi eğitmenliği yapmasını sağlamıştır. Shammi’nin bu çalışmalarını  <a href="http://www.courageouscommunication.wordpress.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer">bloğunda</a> görebilirsiniz:</p>
<p>Shammi ‘Ahimsagran’ isimli bir merkez kurmuş, burada sürdürülebilir ve uyumlu bir dünya vizyonuyla topluluklarla ve örgütlerle Lyla Arora çalışmaya devam etmektedir. Ahimsagran’da sosyokrasi, şiddetsiz iletişim, onarıcı adalet ve benzeri seminerler düzenlenmektedir. Ahimsagran hakkında detaylı bilgiye<a href="http://www.ahimsagram.in" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> şuradan </a>ulaşabilirsiniz.</p>
<p>Eğitimde konaklamalar 3 ve 4 kişilik ahşap ve kerpiç odalarda gerçekleştirilecektir. Kamp alanı ve etkinliğe dair bilgi ve görseller için<a href="http://fb.me/hayalkoyubodrum" target="_blank" rel="noopener noreferrer"> tıklayınız.</a> Kampa katılım ücreti 4 günlük seminer, konaklama ve yemek dahil kişi başı 1000 TL&#8217;dir. Dileyenler kamp dışında konaklayarak seminere kendi imkanlarıyla gidip gelmeyi tercih edebilirler. Katılım ücreti bu durumda da değişmeyecektir.Kontenjan 24 kişiliktir. Ön kayıt ücreti 500 TL olup 1 Haziran&#8217;dan sonra yapılan iptallerde ön kayıt ücreti geri ödenmez. Kayıt ve bilgi için<em><strong> hayalkoyu@gmail.com</strong></em></p>
<p><strong>*</strong>Sosyokrasi Nedir?</p>
<p>Dünyanın her yerinde topluluklar, sivil toplum örgütleri, şirketler ve siyasal partiler şunların arayışındalar:</p>
<p>* Kolektif karar alma süreçleri, ortak üretim ve ortak sorumluluk alma</p>
<p>* İş birliği içeren karar almanın efektif ve barışçıl yolları</p>
<p>* Topluluklar ve örgütlerin farklı bileşenleri arasında entegrasyon ve iletişim</p>
<p>* Ekip üyeleri arasında tam şeffaflığı sağlayacak güven ilişkisi ve bağlantı kurma</p>
<p>Sosyokrasi tüm bu hedeflere ulaşmayı kolaylaştıran bir sistem tasarımıdır. Sosyokrasinin dinamik yönetim prensipleri herkesin karar alma süreçlerine katılmasını sağlar; herkesin fikri eşit derecede değerlidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/29/sosyokrasi-kampi/">Sosyokrasi kampı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ahmet Ekici]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 28 Apr 2017 07:41:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adanalıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkesler]]></category>
		<category><![CDATA[Entegrasyon]]></category>
		<category><![CDATA[Islahiye]]></category>
		<category><![CDATA[Mersin]]></category>
		<category><![CDATA[Mezitli]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Suriye]]></category>
		<category><![CDATA[tarım işçiliği]]></category>
		<category><![CDATA[Volkan Gültekin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13990</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, Mersin’in Adanalıoğlu mahallesinde yaşanan gerginliğin ardından Suriyeli mültecilerin bölgeden gönderilmesinin çözüm olmadığını belirterek, Torbalı örneğinde olduğu gibi soruna çözüm olarak gösterilen ‘tahliyenin’ bir çözümsüzlük olduğunu vurguluyor. “Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerin yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/">“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, Mersin’in Adanalıoğlu mahallesinde yaşanan gerginliğin ardından Suriyeli mültecilerin bölgeden gönderilmesinin çözüm olmadığını belirterek, Torbalı örneğinde olduğu gibi soruna çözüm olarak gösterilen ‘tahliyenin’ bir çözümsüzlük olduğunu vurguluyor.</strong></p>
<h4><strong>“Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerin yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. Sorun orada da bitmiyor, benzer nefreti uygulayan şahıslar, topluluklar orada da bulunuyor. Konya’ya da götürseniz, Kayseri’ye de taşısanız, sorunun kendisine bir çözüm getirmedikçe ne yazık ki kapsamlı bir şey oluşmuyor&#8221;</strong></h4>
<p><strong> </strong>MAYA Derneği, geçen haftalarda Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mültecilerle mahalle sakinleri arasında yaşanan olaylarla ilgili hazırladığı raporda mültecilerin sorunlarına yönelik kalıcı çözümünün önemine vurgu yapıyor. Sivil Sayfalar’ın sorularını yanıtlayan derneğin yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin, mültecilerin yaşadıkları koşullar ve bölge halkının endişeleri hakkında uzun süredir gündem oluşturmaya çalıştıklarını ancak yetkililerin gerekli ilgiyi göstermediğini belirtiyor. Mülteci meselesinin ancak gerginlik yaşandığı zamanlarda gündeme geldiğini belirten Gültekin, Torbalı ve Adanalıoğlu olaylarında yaşandığı gibi Suriyelilerin bölgeden uzaklaştırılmasının çözüm değil aslında çözümsüzlük olduğunu ifade ediyor.</p>
<figure id="attachment_13992" aria-describedby="caption-attachment-13992" style="width: 300px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-13992 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/volkan.jpg" alt="Mersin Arapları Dayanışma Derneği (MAYA) yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin" width="300" height="169" /><figcaption id="caption-attachment-13992" class="wp-caption-text">MAYA Derneği yönetim kurulu üyesi Volkan Gültekin. Görsel Pir Haber Ajansı&#8217;ndan alınmıştır.</figcaption></figure>
<p>Suriyelilerin tahliyesinin sorunu başka bir bölgeye havale etmek anlamına geldiğine işaret eden Gültekin, “Burada yaşamlarını tarımsal işçilikle yeni yeni oturtmaya başlamışlardı. Buraya alışmışlardı, ekmeklerini kazanabiliyorlardı. Bir gecede buradan gönderilmeleri, Suriye’den zorunlu göçle geldiklerinde yaşadıkları o itilip, kakılmayı tekrar yaşattı onlara. Kalıcı bir çözüm projesi olmadığı için sorun hep aynı kalıyor. Yani buradaki sorunu alıyorsunuz Islahiye&#8217;ye götürüyorsunuz. Sorun orada da bitmiyor, benzer nefreti uygulayan şahıslar ve topluluklar orada da bulunuyor. Konya’ya da götürseniz, Kayseri’ye de taşısanız, sorunun kendisine bir çözüm getirmedikçe ne yazık ki kapsamlı bir şey oluşmuyor. Ve ne yazık ki bizimle temas halinde olan Suriyeli çocuklarımız da Islahiye’ye gönderildi. Bir adım sonrasında Türkiye&#8217;deki bir okula kayıt yapıp, entegrasyon süreçlerini tamamlayabileceklerdi. Ama ne yazık ki bunları gerçekleştiremeden yaşadığımız bu olay çerçevesinde, çözüm adı altında çözümsüzlükle başka bir yere nakledildiler” diyor.</p>
<figure id="attachment_13996" aria-describedby="caption-attachment-13996" style="width: 960px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-13996 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1.jpg" alt=" Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mülteciler." width="960" height="540" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1.jpg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-610x343.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/04/maya1-320x180.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 960px) 100vw, 960px" /><figcaption id="caption-attachment-13996" class="wp-caption-text">Mersin’in Akdeniz ilçesine bağlı Adanalıoğlu Mahallesi’nde çadırlarda kalan Suriyeli mülteciler.</figcaption></figure>
<p>MAYA Derneği olarak Suriyeli çocuklara yönelik eğitim projeleri gerçekleştirdiklerini belirten Volkan Gültekin, Suriyelilerin büyük kısmının burada kalıcı olacağından hareketle çalışmalar yürüttüklerini dile getiriyor. Mülteci meselesinin çözümünde istihdam, eğitim, sağlık gibi ana konuların yanı sıra kültürel kaynaşmanın da önemli olduğunu vurgulayan Gültekin, “Türkiye’de yaşayan halklar bu insanlarla temasa geçip birbirini anlamadığı sürece bu nefret hiçbir zaman bitmeyecek. Kürtler, Romanlar, Çerkesler, Aleviler ve diğer etnik-dini gruplara yönelik tepkilerin kaynağında da temas halinde olamayışımız var. Biz sadece Adanalıoğlu’nda zor şartlarda yaşayan Suriyelilere yönelik çalışmalar yapmıyoruz. Mezitli’deki orta-üst sınıf Suriyelilerle de kültürel kaynaşmayı ve teması artıracak planları yapıyoruz&#8221; ifadelerini kullanıyor. “Kapı Komşum” adında bir proje başlatmaya çalıştıklarından da bahseden Gültekin,  &#8220;Birbirimizden faydalanabileceğimiz, etkilenebileceğimiz belli insanlar ve gruplar mevcut. Temas artırıcı ve kültürel kaynaşmayı sağlayacak çalışmalar ile ön yargıyı azaltmayı ve halkların birbirine temasını sağlamaya çalışıyoruz” diyerek taraflar arasındaki iletişimin  rolünün altını çiziyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/28/multecilerin-sorunlari-tahliyeyle-cozulmez/">“Mültecilerin sorunları tahliyeyle çözülmez”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
