<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekrem İmamoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekrem-imamoglu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekrem-imamoglu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 01 Mar 2023 18:29:10 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ekrem İmamoğlu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekrem-imamoglu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Deprem için Seferberlik Çağrısı:  &#8216;Merkezi Hükümet-Yerel Yönetim-Sivil Toplum İş Birliği İnşa Etmemiz Gerekiyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/01/deprem-icin-seferberlik-cagrisi-merkezi-hukumet-yerel-yonetim-sivil-toplum-is-birligi-insa-etmemiz-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Mar 2023 18:29:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Afet]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Bilim Üst Kurulu]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83184</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, İstanbul’un depreme dirençli bir kent haline getirilmesi amacıyla Deprem Bilim Üst Kurulu’nun önerileri, tespitleri ve çözüm yolları doğrultusunda başlattığı seferberlik planını kamuoyu ile paylaştı. İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, depreme yenilmeden çıkmak için yeni bir merkezi hükümet-yerel yönetim-sivil toplum iş birliği inşa edilmesi gerektiğini belirtti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/01/deprem-icin-seferberlik-cagrisi-merkezi-hukumet-yerel-yonetim-sivil-toplum-is-birligi-insa-etmemiz-gerekiyor/">Deprem için Seferberlik Çağrısı: &lt;br&gt; &#8216;Merkezi Hükümet-Yerel Yönetim-Sivil Toplum İş Birliği İnşa Etmemiz Gerekiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Toplantı; CHP Genel Sekreter Yardımcıları Seyit Torun, Gökçe Gökçen, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, Mersin Büyükşehir Belediye Başkanı Vahap Seçer, aralarında Prof. Dr. Naci Görür, Prof. Dr. Celal Şengör ve Prof. Dr. Haluk Eyidoğan gibi ülkenin önde gelen yer bilimcilerinin bulunduğu isimlerin katılımlarıyla gerçekleştirildi.</p>
<h5><strong>&#8216;Artık Hayatımıza Eskisi Gibi Devam Edemeyiz&#8217;</strong></h5>
<p>6 Şubat 2023 Kahramanmaraş merkezli depremlerin bir millet olarak hepimizi harekete geçirdiğini belirten İmamoğlu, etkinliğin açılış konuşmasında, “Bu büyük afetin ve afette yaşadıklarımızın hepimize yüklediği çok büyük bir sorumluluk var. Artık hayatımıza eskisi gibi devam edemeyiz. Hepimizin her şeyi yeni baştan düşünmeye ihtiyacı var” ifadelerini kullandı.</p>
<h5>&#8216;İnisiyatif Alıyoruz, Düzeni Değiştiriyoruz&#8217;</h5>
<p>Depremin bu topraklar için bir realite olduğuna değinen İmamoğlu, &#8220;Bu topraklarda milyonlarca yıl önce, depremi oluşturan mekanizmalar oluştu; milyonlarca yıl boyunca da var olmaya devam edecek. Depremleri durduramayacağımıza göre, depremde yıkılmamak için, bir devlet olarak gelecekte de ayakta kalabilmek için, deprem dirençli yerleşim alanları ve deprem dirençli kentler yaratmak zorundayız. Biz, bugün itibariyle İBB olarak inisiyatif alıyoruz, düzen değiştiriyoruz. Düzen değiştirmek, cesaret işidir. Cesur olabilmek için, önce o düzenin bir parçası olmaktan kurtulmak gerekir.&#8221; diye konuştu.</p>
<h5><strong>&#8216;Gerçekçi Stratejilere İhtiyaç Var&#8217;</strong></h5>
<p>İnanmanın tek başına yeterli olmadığını ve gerçekçi stratejilere ihtiyaç duyulduğunu belirten İmamoğlu, ihtiyaç duyulanlar listesini, “Kaynağa ihtiyacımız var; çünkü sorunumuz devasa büyüklükte. İşbirliğine ihtiyacımız var; çünkü yapılması gereken çok boyutlu ve çeşitli işler var. Her kesimin harekete geçmesi ve geçirilmesi gerekiyor; çünkü devlet görevlisinden teknik personele, sağlık görevlisinden vatandaşa uzun bir zincirin kırılmadan çalışması gerekiyor. Bilime ihtiyacımız var; çünkü dün olduğu gibi, bilimin söylediklerini görmezden gelerek yolumuza devam edemeyiz. Aşamalandırılmış yol haritasına ihtiyacımız var; çünkü tüm kaynakları belirli bir zaman planına göre sürece dahil etmek zorundayız” şeklinde sıraladı.</p>
<h5><strong>&#8216;Deprem Bilim Üst Kurulu 7 Alanda Genişletilmiş Toplantılar Yaptı&#8217;</strong></h5>
<p>Göreve başladıklarından bu yana, bilim çevrelerine bir çağrı yaparak, hızla bir ‘Deprem Bilim Üst Kurulu’ oluşturduklarını söyleyen İmamoğlu, &#8220;Bugün itibariyle, 7 bilimsel kuruldan gelen değerlendirme raporları elimizde. Kurullarımıza katılan tüm akademisyenlere, uzmanlara ve kurum ve kuruluş temsilcilerine İstanbullular adına buradan teşekkür ediyorum. Ekiplerimiz ve bilim insanlarımız, bundan sonra çalışmalarına devam edecek. Her aşamada çalışmalarımızı gözden geçirip, seferberliğimizin icaplarını yerine getireceğiz. Bugün itibariyle, seferberliğimizin üçüncü aşamasındayız. İBB’de depremle ilgili, ‘Neler yaptık, neler yapıyoruz’u samimi olarak paylaşacağız. Gerçek durumumuz nedir ne boyutta bir sorunla karşı karşıyayız; bunu da paylaşacağız. Göreceğiz ki, yapılması gereken devasa işler var ve işin mali boyutuyla mevzuatıyla İBB iradesinin ötesi bir durum var.  Bu durumu dikkate alan bir çıkış yolunu da son bölümde paylaşacağım.” dedi</p>
<h5><strong>Eylem Planları</strong></h5>
<p>İmamoğlu’nun açılış konuşmasının ardından İBB bürokratları söz alarak, sorumluluk alanlarıyla ilgili çalışmaları kapsayan kısa sunumlar yaptı. Sırasıyla; İstanbul Planlama Ajansı (İPA) Başkanı Emrah Şahan (Deprem dirençli İstanbul için ortak akıl), İBB Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Buğra Gökçe (Deprem dirençli İstanbul için mevzuat &#8211; Deprem dirençli ulaşım), KİPTAŞ Genel Müdürü Ali Kurt (Deprem dirençli yapı stoku), İBB Genel Sekreter Yardımcısı Pelin Alpkökin (Deprem dirençli metro ve altyapı), İSKİ Genel Müdürü (Deprem dirençli su hatları), İGDAŞ Genel Müdürü Bülent Özmen (Deprem dirençli doğalgaz hatları),  İBB Çevre Koruma ve Kontrol Dairesi Başkanı Prof. Dr. Ayşen Erdinçler (Çevre ve atık yönetimi için seferberlik), İBB Genel Sekreter Yardımcısı Mahir Polat (Deprem dirençli tarihi miras için seferberlik) ve İBB Genel Sekreteri Can Akın Çağlar (Deprem dirençli konutlar için finansman modeli) konularında sunumlarını gerçekleştirdi.</p>
<h5><strong>Marmara Deprem Konseyi</strong></h5>
<p>&#8216;Zaman; somut çözüm, somut öneri ve somut icraat zamanıdır&#8217; diyen İmamoğlu, bu kapsamdaki çözüm önerilerini şöyle sıraladı:</p>
<p>“Gelin, İstanbul ve bütün Marmara bölgesini depreme hazırlamak üzere bir ‘Marmara Deprem Konseyi’ kuralım. Yıllardır hükümetimize yaptığım çağrıyı, bugün buradan bir kez daha tekrarlıyorum: Bakanlıklar, valilik, İBB, ilçe belediyeleri, ilgili sektörlerin meslek grupları, STK’lar ve üniversitelerle birlikte bir oluşum planlayalım. Hükümetin ve Marmara bölgesindeki tüm yerel yönetimlerin uzlaşmasıyla oluşacak bu saygın ve güçlü konseye, gerekli özerkliği ve uygun çalışma koşullarını sağlayalım. Onlar, bize ortak akılla bir yol haritası hazırlasınlar. Mühendisliğinden planlamasına, lojistiğinden sağlık stratejisine, sosyal alanda yapılması gerekenlerden yönetsel-hukuki boyutlara kadar her düzeyde yapılacak işler bilimsel yaklaşımla tanımlansın. Hangi kurumun ne düzeyde görev alacağını belirleyelim ve hızlı bir süreç işletelim. İstanbul ve Marmara deprem seferberliğini bilimsel, planlı ve kararlı adımlarla başlatalım. İBB böyle bir organizasyon içinde üzerine düşen her görevi sonuna kadar yapmaya hazırdır. Çünkü, bu en doğru ve en sağlıklı yoldur.”</p>
<h5><strong>&#8216;Maliyetine Güçlendirme Yapacağız&#8217;</strong></h5>
<p>İstanbul İmar Yönetmeliği’nin revizyon çalışmasını bu ay itibariyle İBB Meclisi’ne sunacaklarını altını çizen İmamoğlu, “Bu noktada önemli bir başlık da yapıların, iskan-yapı kullanım izni verildikten sonra, belirli periyotlarda denetlenmesi konusunun bir an önce hayata geçirilmesidir. Bunun mutlaka imar mevzuatı içerisinde yer alması gerekmektedir. Tüm ilçe belediyelerimizle gerekli yazışmaları yaptık ve onları ortak eylem planı oluşturmaya davet ettik. Şayet ruhsatlı, iskanlı bir binaya sonrasında herhangi bir müdahale edilmişse, bu bir suçtur ve bizler kamusal sorumluluğumuz ile bu suça meydan vermeyeceğiz. Güçlendirme çalışmalarımıza, Meclis’e sunduğumuz yönetmelik önerisi ile başladık. ‘İstanbul Güçleniyor’ sistemi kuruyoruz. Bu sistem ile hızlı taramaya başvuran ve güçlendirme önerisi alan binalardan başlayıp maliyetine güçlendirme yapacağız. Kısmi ve kapsamlı güçlendirmeye ilişkin ayrı bir yönetmelik hazırlıyoruz. Bu yönetmelikte riskli bina analizi ve hızlı bina taraması sonuçlarına göre, güçlendirme kapsamında olacak yapılar için yapım süreci ve finansman modelleri tarif edeceğiz. Hızlı taramayı yaygınlaştıracağız” bilgilerini paylaştı.</p>
<h5><strong>&#8216;Hızlı Tarama Sistemine Başvuran Sayısı 110 Bini Geçti&#8217;</strong></h5>
<p>Kahramanmaraş Depremi sonra hızlı tarama sistemine başvuran sayısının 110 bini geçtiğini aktaran İmamoğlu, “Bu konuda hızlı hareket edebilmek ve bu işi yaygınlaştırmak için, meslek odaları ve ilgili paydaşlarla birlikte ilerleyeceğimiz bir protokol yaptık. Bu sürecin daha da yaygınlaştırılması için, merkezi idare tarafından mevzuat çalışması yapılmasını öneriyoruz. Ruhsatsız, iskansız binalar ile ilgili acilen bir arada çalışmaya koyulmalıyız. Bütüncül konut politikaları yaklaşımı dahilinde, Mart ayında, kendi mülkiyetimizde bulunan proje ve ruhsatlandırma süreci bitmiş alanlarda, ilk etapta 5.000 birimlik sosyal kiralık konut ve ödenebilir sosyal konut yapımının temelini atıyoruz. Orta vadede, 10 bin konutun daha inşa sürecini başlatacağız. Toplanma alanları ve geçici barınma alanlarında su deposu, foseptik çukuru, güneş paneli, alet ve gereç dolabı, çöp toplama alanı, çadır yerleşim alanı gibi tüm detayları planlıyoruz. Lojistik merkezlerimizi belirledik, ihtiyaçlarımızı tespit ettik. İstanbul’un mevcutta sahip olduğu, AFAD’ın belirlediği 2.450 hektar alanı, 2,2 kat artırarak, 7.850 hektara çıkartacağız” dedi.</p>
<h5><strong>Geçici Barınma Alanları</strong></h5>
<p>Avrupa ve Anadolu yakalarında 4,5 milyon vatandaş için geçici barınma alanlarını hızla hazırlayacaklarını belirten İmamoğlu, “Toplanma alanları, geçici barınma alanları ve 1. derece tahliye koridorları imar planlarına işlenecektir. Bunlarla ilgili plan değişikliği ve plan tadilatları yapılmayacaktır. Alt yapı çalışmalarının geliştirilmesi ve hızlanması için, merkezi yönetim desteği ve finansal desteğe ihtiyaç bulunmaktadır. Bunu ısrarla talep ediyoruz. Afet anında ışıklandırma eksikliğinin önemini, geçtiğimiz depremde tekrar gördük. Elektrik ile ilgili projelendirmeye başlıyoruz. Ana arterlerde, peyder pey güneş enerjili sokak lambası projeleri gerçekleştireceğiz. İletişimin kesilmemesi, elektrik sıkıntısı yaşanmaması için kamu binalarında, gemilerde mobil baz istasyonlarının kurulması, toplanma alanlarında şarj ünitelerinin hazır edilmesi projelerimizi gerçekleştireceğiz. Erken uyarı konusunda, 50 kilometre uzunluğunda fiber optik tabanlı erken uyarı sistemimizi geliştiriyoruz. Bu hat üzerindeki 5.000 sensör ve geliştirilecek olan yapay zeka sayesinde, depreme yönelik hazırlığımızı ve müdahalemizi en üst düzeye çekeceğiz” diye konuştu.</p>
<h5><strong>&#8216;Bedelli Askerlik Yapacak İnsanlara Afet Gönüllüsü Eğitimi Verilsin&#8217;</strong></h5>
<p>İstanbul’un her mahallesinde etkili arama-kurtarma ekipleri oluşturmak üzere bir proje başlattıklarını kaydeden İmamoğlu, “İstanbul İtfaiyesi’nde, ilçe belediyelerinin koordinasyonunda eğitimler verip, gerekli ekipmanı eğitimli kişilere sağlayacağız. Meslek örgütleriyle yapacağımız protokol ile 5 bin tane meslek insanını yetiştirip, ilgili ekipmanlarıyla tüm mahallelerde hazır edeceğiz. Bu yapacaklarımız, İstanbul’un depreme hazırlığında çok önemli bir aşamayı daha geride bırakmamızı sağlayacak ama maalesef ‘çürük binalar’ üreten bu düzeni değiştirmeye yetmeyecektir. Bunun için, TBMM’nin ve merkezi yönetimin atması gereken hayati adımlar vardır. Birçok kurumun bu konuda hazırlıklı olması ve sadece İstanbul&#8217;a dahil değil, yakın bölgedeki birçok şehirde yine bu anlamda gönüllülerin tanzimi ve yetiştirilmesi konusunda hızlı ve etkin bir çalışmanın ortaya konulması şarttır. Örneğin; yoğun bir şekilde son dönemde bedelli askerlik hakkının açıklandığı ve oluşturulduğu bir ortamda, 1 aylık askerlik yapan insanlara sadece afet gönüllüsü eğitimi verilse bile, önemli bir adım olduğunu buradan duyurmak istiyorum. Sadece askerlik görevini yapan Mehmetçiklerimiz değil, bu süreçte 1 aylık dönemde dahi afet gönüllüsü eğitimini alan yüz binlerce insanımızın yüzde 30’un, 40’ını bu sürece katabilirsek ülke çapında ne büyük kazanım olduğunu hepinize hatırlatmak istiyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<h5><strong>&#8216;Her İmar Affı Teklifini Geleceğimiz için Bir İhanet Gibi Görmeliyiz&#8217;</strong></h5>
<p>“Bu süreçte, İstanbul’a özel kanun çıkarılması bir zorunluluktur” diyen İmamoğlu, “Ama tüm ülke için de imar aflarını artık geri dönmemek üzere, hayatımızdan sonsuza kadar çıkarmalıyız. Bu ülkede bundan böyle her imar affı teklifini, geleceğimiz için bir ihanet gibi görmeliyiz. Dahası, imar aflarının yasaklanmasına ilişkin anayasal düzenleme yapmalıyız” şeklinde konuştu. “Yapı denetimi ve müteahhitlik sistemini baştan aşağı yenilemeliyiz” diyen İmamoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Denetim faaliyetleri, içerisinde güçlü yerel yönetimlerin, meslek odalarının yer aldığı bir yapıyla, kamusal bir hizmet olarak sunulmalıdır. Tüm yapıların deprem güvenlik sertifikasının belediyelerce çıkarılarak, gerek yapı üzerinde ve gerekse dijital ortamda açık veri olarak, toplumun her bir ferdinin görebilmesine izin verecek bir düzenleme yapmalıyız. Öncelikle ruhsatsız binalardan başlayarak, binaların 6 ay içerisinde güçlendirilmesi veya yıkılıp yeniden yapılması için ruhsat alması zorunlu hale getirilmelidir. 1 yıl içerisinde de güçlendirme veya yeniden yapılmasına yönelik inşaat başlatılmalıdır. İmar planlarında, ‘toplanma alanı ve kent içi park alanı, sağlık alanı, eğitim alanı, itfaiye alanı’ olarak belirtildiği halde, üzerinde bina bulunan yerlere yönelik, ‘Acil Kamulaştırma Programı’ hayata geçirilmelidir. Artık İstanbul’un her bir metrekaresinde üretilecek konutun, İstanbul’un depreme hazırlıklı olabilmesi adına bir amacı olması gerekmektedir. Sosyal konut üretiminden, ödenebilir konuta, boş konutların kullandırılmasından kira politikalarına kadar bütüncül bir yaklaşım dahilinde hareket edilmezse, İstanbul hiçbir şekilde depreme dayanıklı hale gelemez. Bütün bu konularda somut çalışma ve önerilerimiz vardır.  Bugün, ülkemizde imar düzenlemeleriyle ilgili cari 25 yasa, 11 yönetmelik bulunuyor. Ve uygulamada 19 farklı kurum yetkilidir. Bu karışıklığı önlemekle bile süreçler hızlanabilir.”</p>
<h5><strong>&#8216;Yeni Bir Merkezi Hükümet-Yerel Yönetim-Sivil Toplum İş Birliği İnşa Etmemiz Gerekiyor&#8217;</strong></h5>
<p>İstanbul depreminden yıkılmadan, depreme yenilmeden çıkmak için yeni bir merkezi hükümet-yerel yönetim-sivil toplum iş birliği inşa etmemiz gerekiyor. Bunun için yeni bir siyaset, dinç ve taze bir sistem kurmamız gerekiyor. Bu artık, yaşamsal bir zorunluluktur” diyen İmamoğlu, birlikte çözülmesi gereken konuları şöyle sıraladı:</p>
<p>“Marmara Deprem Konseyi’nin kurulması. İBB deprem bütçesinin revizyonuna destek. İstanbul’un depreme dirençli hale getirilmesi için mevzuat çalışmalarının yapılması. Yapı güçlendirme konusuna ilişkin yasal düzenleme için, merkezi yönetimle iş birliği ve finans desteği. Hızlı tarama yönteminin, mevzuata konarak yaygınlaştırılması. Boş konutların kullandırılması programına ilişkin yasal, yönetsel düzenlemeler. Deprem sonrası toplanma ve geçici barınma alanlarının tam donanımlı bir şekilde fiziki altyapılarının geliştirilmesi için merkezi idare ile eşgüdüm. İstanbul’un iletişim, elektrik, enerji gibi tüm altyapı sistemlerini depreme dirençli hale getirmek için, ilgili aktörlerle birlikte çalışma. İstanbul özelinde yasa çalışması.”</p>
<h5><strong>&#8216;Kayıtsız Şartsız Bir İş Birliği Çağrısıdır&#8217;</strong></h5>
<p>İlgili tüm kişi, kurum ve kuruluşa yönelik yaptığı seferberlik çağrısını yineleyen İmamoğlu, şunları söyledi:</p>
<p>“Kayıtsız şartsız bir iş birliği çağrısıdır. Milli Savunma Bakanlığı’ndan İçişleri Bakanlığı’na, Şehircilik Bakanlığından Ulaştırma Bakanlığı’na kadar tüm bakanlıklarımıza bir çağrıdır. Özellikle Marmara’daki tüm yerel yönetimlere, 39 ilçe belediyemize mülki ve askeri idarelere, meslek odalarımıza, iş dünyası örgütlerine ve her ölçekten ilgili tüm kurumlarımıza, şirketlerimize çağrıdır. Doğrusu depreme hazırlık ve İstanbul’un deprem dirençli bir şehir olması yolunda işbaşına geldiğimizden beri defalarca seferberlik çağrısı yaptık. Bu seferberlik davetimize icap etmeyenleri, tekrar tekrar davet ediyoruz. Kahramanmaraş depremi, istisnasız hepimiz için bir milat olmalıdır. Artık daha fazla bu konudaki sorumlulukları ihmal edemeyiz. Edersek, bu kez fatura çok daha yüksek olur. Artık eski siyaset tarzını terk etmeliyiz. Binaları yerinde dönüştürmek ve insanlarımıza yerlerinde güvenli konutlar kazandırmak, güçlendirmek yerine, adeta ev taşır gibi, milyonlarca konutu yeni alanlara taşıyacağım lafları bu şehri batırır. Vatandaşla konuşmadan, bilimin sesine ve ortak akla kulak vermeden iş yapılamaz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/03/01/deprem-icin-seferberlik-cagrisi-merkezi-hukumet-yerel-yonetim-sivil-toplum-is-birligi-insa-etmemiz-gerekiyor/">Deprem için Seferberlik Çağrısı: &lt;br&gt; &#8216;Merkezi Hükümet-Yerel Yönetim-Sivil Toplum İş Birliği İnşa Etmemiz Gerekiyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne Bağlı Kalacağımızı Tüm Türkiye&#8217;ye Duyuruyorum&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/istanbul-sozlesmesine-bagli-kalacagimizi-tum-turkiyeye-duyuruyorum/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 May 2021 14:56:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=70536</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği tarafından düzenlenen çevrimiçi etkinlikte, İBB olarak İstanbul Sözleşmesi'ne bağlı kalacaklarını ve İstanbul Sözleşmesi'nin hükümlerinin takipçisi olacaklarını söyledi. İmamoğlu, bu süreçte bütün kurum ve sivil toplum kuruluşlarıyla birlikte ne yapabilecekleri konusunda da çalışmaya hazır olduklarını dile getirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/istanbul-sozlesmesine-bagli-kalacagimizi-tum-turkiyeye-duyuruyorum/">&#8220;İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne Bağlı Kalacağımızı Tüm Türkiye&#8217;ye Duyuruyorum&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği&#8217;nin çevrimiçi olarak düzenlediği ve moderatörlüğünü SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Gülseren Onanç&#8217;ın yaptığı etkinliğe katıldı.</p>
<p>Etkinlikte İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin iptaline dair açıklamalar yapan<strong> İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu</strong> şunları söyledi: &#8220;İstanbul Sözleşmesi, devletleri bağlayan uluslararası bir sözleşme. Her ne kadar yerel yönetimler taraf olabilir yorumu olsa da, ülkemizde yerel yönetimlerin yetki alanına bakmamız lazım. Biz yerel yönetimde İstanbul Sözleşmesi&#8217;ni desteklediğimizi ve iptalini kınadığımızı ve bu konuda gelen makul teklifleri desteklemeye hazır olduğumuzu dile getirdik. Bu sözleşme tüm Türkiye&#8217;yi ilgilendiriyor. Kadının varlığını, mücadelesini koruyan bir sözleşmenin bertaraf edilmesi utanç ve kaygı vericidir. Ancak yerel yönetimler olarak bu sözleşmeyi uygulayacağımızı söylemenin bir anlamı yok çünkü; yetki alanlarımız çok kısıtlı. ABD yerel yönetimlerinin neredeyse yüzde 10&#8217;u kadar bir yetkiye sahibiz. Ama sahada yetki alanımıza düşen uygulamalara devam ediyoruz.”</p>
<h5><strong>“Kanal İstanbul Projesinin İptali için Kadın Gücünün Yanımızda Olması Kazanımdır”</strong></h5>
<p>Kanal İstanbul projesinin tarihin görebileceği en ağır ihanet modeli olduğunu dile getiren İmamoğlu; “Kanal İstanbul&#8217;un telafisi mümkün değildir. Bu süreci halkın duyarlılığıyla birlikte engelleyeceğimizi düşünüyorum. Doğaya, yeşile, insan yaşamına bu kadar duyarsız bir yönetimi son yıllar itibarıyla dünya çok az görmüştür. Bugünün ekonomisinden 1 TL&#8217;nin bile oraya harcanmasının haram olduğunu söyleyeceğiz. Özellikle kadın gücünün yanımızda olması ulusal uluslararası platformda da bizim için büyük kazanım olacaktır” dedi.</p>
<h5><strong>“Toplumsal Cinsiyet Eşitliği Adına Hep Birlikte Mücadele Etmeliyiz”</strong></h5>
<p>Toplumun en fazla sıkıntı yaşayan, şiddet ve zulüm gören kitlesinin kadınlar olduğunu ve kadınların her yerde eşitsizliğe karşı mücadele verdiğini belirten İmamoğlu, “Dönüşüm için, toplumsal cinsiyet eşitliği adına hep birlikte mücadele etmeliyiz. Ülkemiz cumhuriyetle birlikte 20&#8217;nci yüzyılda iyi bir başlangıç yaptı ama sonrasında eksik tutulan, atılamayan adımlar, toplumun yeterince eğitim alamaması gibi nedenler birtakım sıkıntıları geliştirdi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi olarak sıkı bir eylem planımız olduğunu belirtmek isterim. Umut ediyorum ki yakın zaman içinde bu şehir, cinsiyet eşitliği eylem planıyla çok değerli bir seviyeye ulaşacaktır” şeklinde konuştu.</p>
<h5><strong>“Kadın İstihdamına Yönelik Çalışmalar Yapıyoruz”</strong></h5>
<p>Kadın istihdamı konusunun çok önemli olduğunu ancak bu konuda ülkenin geri kaldığını da sözlerine ekleyen İmamoğlu; “Kadın yönetici sayısını üç katına çıkardık. Arzu ettiğimiz seviyeye ulaşabilmiş değiliz ama kadın çalışan oranımızı da yükseltiyoruz. Bölgesel istihdam ofislerimizi açtık, kadın istihdamına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Pandemi ve öncesinde oluşan ekonomik krizin katlanarak artması, derin bir yoksulluğa sebep oldu. Bu durum, hem imkanlar hem psikolojik olarak kadınları etkiliyor” dedi.</p>
<p>Derin yoksulluk ve özellikle barınma alanlarıyla tahammül edilemeyecek yerlerde yaşayan insanların olduğunu belirten İmamoğlu; Tuzla&#8217;da geçici barınmaya yönelik bir proje başlattıklarını, yaklaşık 3 bin kişilik alanda bu kişilere eğitimlerin verildiğini, psikolojik ve sosyolojik tedavilerin sağlandığı söyledi.</p>
<h5><strong>“İstanbul Dayanışmasının Oluşturulması Yaşamsal Önem Taşıyor”</strong></h5>
<p>Kadına yönelik şiddetle sistemli bir şekilde mücadele etmesi için devlete görev yükleyen İstanbul Sözleşmesi&#8217;nin iptal edilmesi ve İstanbul halkının karşı çıkmasına rağmen Kanal İstanbul projesinin inadına yapılmak istenmesinin Türkiye&#8217;de otoriter iktidarın hangi düzeye ulaştığını gösterdiğini dile getiren <strong>SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği Kurucu Başkanı Gülseren Onanç, </strong>sözlerine şöyle devam etti: “İçinde bulunduğumuz süreçte hukukun üstünlüğünü, kuvvetler ayrılığını, yerel yönetimin güçlenmesini ve katılımcı demokrasiyi savunan sivil toplum örgütleri ve aktif bireylerle birlikte ‘İstanbul Dayanışmasının&#8217; oluşturulması yaşamsal önem taşıyor. Bu çerçevede sözleşmesini, şehrini, yaylalarını, yaşamını, özgürlüklerini savunmak üzere mücadele eden kadınlar, Türkiye&#8217;de yeniden demokrasinin inşasında önemli aktör olacaklar. Kaygıyla izlediğimiz otoriter iktidara karşı Türkiye&#8217;de demokrasinin yeniden inşasına İstanbul&#8217;dan hep birlikte başlayalım.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/05/26/istanbul-sozlesmesine-bagli-kalacagimizi-tum-turkiyeye-duyuruyorum/">&#8220;İstanbul Sözleşmesi&#8217;ne Bağlı Kalacağımızı Tüm Türkiye&#8217;ye Duyuruyorum&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi (1)  “İYKM Eşgüdüm ve Koordinasyon Sağlıyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/20/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-1-iykm-esgudum-ve-koordinasyon-sagliyor/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/20/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-1-iykm-esgudum-ve-koordinasyon-sagliyor/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 20 Apr 2020 08:47:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[Özlem Göçer]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52798</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi adlı bu dosyada, 4 büyükşehir belediyesi (İstanbul, Ankara, İzmir, Gaziantep) özelinde merkezi idare ile yerel yönetimler arasında süregelen bağış tartışmalarına ilişkin tartışmalar da dâhil olmak üzere, yerel yönetimlerin sivil aktörleri de dâhil ederek yürüttükleri Koronavirüs ile mücadele politikalarını ele alıyoruz. Yereliz Derneği’nden Elif Avcı’nın değerlendirmelerine de yer vereceğimiz dosyamızın ilk bölümüne İstanbul'da yürütülen çalışmaları İBB, Yardımlaşma ve Koordinasyon Birimi Koordinatörü Özlem Göçer ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/20/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-1-iykm-esgudum-ve-koordinasyon-sagliyor/">Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi (1) &lt;br&gt; “İYKM Eşgüdüm ve Koordinasyon Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Koronavirüsle mücadelede, merkezi yönetimin yanında yerel yönetimler de önemli sorumluluklar üstleniyor. Yerel yönetimler sınırlı kaynaklarına rağmen hızlı aksiyon alarak başarılı uygulamalara imza atmalarını olanaklı kılıyor. Tabii bu uygulamalarda, yerel yönetimlere yapılan bağışlar ile sivil inisiyatiflerin katkısı yadsınamaz.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de COVID-19 salgınına karşı pek çok belediye, yerel ihtiyaç ve kaynakları ölçüsünde ve merkezi idarenin belirlediği sınırlar içinde, kimi zaman farklılaşan kimi zaman benzeşen politikaları hayata geçiriyor. Bazı kentler, yenilikçi bazı uygulamalarla gündemde biraz daha öne çıkabiliyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim belediyelerin talepleri doğrultusunda salgınla mücadelede belediyelere ve yurttaşlara kolaylık sağlamak amacıyla yeni bir </span><a href="https://www.resmigazete.gov.tr/eskiler/2020/04/20200417-2.htm"><span style="font-weight: 400;">düzenleme</span></a><span style="font-weight: 400;"> yapıldı. Bununla birlikte, Koronavirüsle mücadele aynı zamanda yerel yönetimler ile merkezi idare arasında bağış konusunda çekişmeye de sahne oluyor. Bilindiği gibi, Cumhurbaşkanlığı tarafından </span><span style="font-weight: 400;">“Biz Bize Yeteriz Türkiyem” yardım kampanyası başlatıldı. Ardından,</span><span style="font-weight: 400;"> İçişleri Bakanlığı </span><a href="https://www.aa.com.tr/tr/turkiye/icisleri-bakanligindan-yardim-toplama-aciklamasi/1787072"><span style="font-weight: 400;">genelge</span></a><span style="font-weight: 400;"> yayınlayarak belediylerin başlattığı yardım kampanyalarını vali onayı alınmadığı gerekçesiyle durdurdu. </span></p>
<p><b>İBB: “Birlikte Başaracağız” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-52831 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/İBB-FOTO-640x295.jpg" alt="İBB" width="362" height="167" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/İBB-FOTO-640x295.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/İBB-FOTO-1280x591.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/İBB-FOTO-1024x473.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/İBB-FOTO.jpg 1560w" sizes="(max-width: 362px) 100vw, 362px" />İlk olarak İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin Koronavirüs ile mücadele hayata geçirdiği uygulamalara yer veriyoruz. Korona ile mücadele İBB’nin faaliyetlerini ve bilgilendirmelerini bir araya toplayan yeni bir web sitesini (</span><a href="https://koronavirus.ibb.istanbul/"><span style="font-weight: 400;">koronavirüs.ibb.istanbul</span></a><span style="font-weight: 400;">) hayata geçirdi. Bu sayfada, İBB’nin aldığı güncel kararlar, sosyal yardım bağlantıları ile hem İBB’nin yerel yönetim çalışmaları ve gönüllü çalışmalar bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Birlikte Başaracağız” adlı bir kampanya başlatan İBB’nin yardım kampanyası ise İçişleri Bakanlığı’nın yayınladığı genelgeyle durduruldu. İBB, durdurulan yardım kampanyası ve bloke edilen hesap kararına karşı </span><a href="https://www.ibb.istanbul/News/Detail/36631"><span style="font-weight: 400;">iptal davası</span></a><span style="font-weight: 400;"> açtı. Ayrıca, İçişleri Bakanlığı İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş hakkında düzenledikleri bağış kampanyaları nedeniyle soruşturma başlattı.  İBB, topladığı bağışın </span><a href="https://www.ibb.istanbul/News/Detail/36704"><span style="font-weight: 400;">yasal</span></a><span style="font-weight: 400;"> olduğu konusunda ısrarcı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemiyle mücadele amacıyla İBB bünyesinde </span><a href="https://www.ibb.istanbul/News/Detail/36614"><span style="font-weight: 400;">İstanbul Yardımlaşma ve Koordinasyon Merkezi </span></a><span style="font-weight: 400;"> (İYKM) adıyla yeni bir birim kuruldu. İYKM’nin yanı sıra, İBB bünyesinde “süreci en doğru şekilde yönetebilmek amacıyla”  Bilim Kurulu oluşturuldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “İYKM; sağlık çalışanları, tek başına yaşayanlar, dar gelirliler, işini kaybedenler, öğrenciler, hastalar, hasta yakınları, bu dönemde fazladan mesai yapmak durumunda kalanlar gibi pek çok kesim için, günlük hayatı kolaylaştırıcı önlemler alacak. Kriz ilerledikçe, uygulamalar geliştirecek. Destekler yapacak, gönüllü çalışmalarını koordine edecek” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İBB’nin pandemiyle mücadele üssü olarak belirlediği İYKM Koordinatörü Özlem Göçer ile İstanbul’da Korona ile mücadele yaklaşımlarını konuştuk. Göçer,</span> <span style="font-weight: 400;">Bilim Kurulu’nun geniş STK katılımı ve uzmanların katılımına yer verdiğini, kurulun önerileri doğrultusunda İBB’nin açıklamalarını bilime dayalı ve şeffaf olarak şekillendirdiğini söylüyor. İYKM Koordinatörü,  İstanbullulara, “Bir süre daha sabredelim, evde kalalım. Birlikte Başaracağız” mesajı veriyor. </span></p>
<p><b>İBB’nin Koronayla Mücadele Üssü&#8230;</b></p>
<p><b>İBB, Yardımlaşma ve Koordinasyon Birimini neden kurma ihtiyacı duydu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-52802 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-gocer-640x391.jpg" alt="Özlem Göçer" width="408" height="249" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-gocer-640x391.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/ozlem-gocer.jpg 706w" sizes="(max-width: 408px) 100vw, 408px" />Dünyada ve ülkemizde ciddi tehdit oluşturan COVID-19 salgını nedeniyle Yenikapı Avrasya Gösteri Merkezinde, bu amaca yönelik bir koordinasyon merkezi oluşturulma ihtiyacı doğdu ve İstanbul Yardımlaşma ve Koordinasyon Merkezi (İYKM) kuruldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İYKM’nin kurulmasının en önemli nedenleri arasında İstanbul’un 16 milyonluk dev bir metropol olarak, pek çok ülkeden daha fazla bir nüfusa sahip olması, ekonominin can damarı olan pek kurumun faaliyetlerini İstanbul’dan yürütmesi, insan sirkülasyonunun çok fazla olması, İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin çok büyük bir organizasyon oluşu ve Koronavirüsle mücadelenin çok boyutlu olması olarak sıralanabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kapsamda İYKM, COVID-19 ile ilgili İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde yapılacak bütün toplantılara merkez olacak ve en üst düzeyde İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı’nın yapacağı bütün açıklamalar bu merkezden olacak; bu açıklamalar bilime ve kanıta dayalı şeffaf açıklamalar olacak.  </span></p>
<p><b>Yardımlaşma ve Koordinasyon Merkezi’nin görevleri nedir? Bu birim, Korona ile mücadelede hangi sorumlulukları üstleniyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İYKM’de 20 kişiden oluşan Bilim Kurulu’nda İstanbul’da bu konuyla ilgili geniş STK katılımı ve yine konuyla ilgili değerli uzmanların katılımı hedeflenmiştir. Daha önceden toplantılarını Sağlık Daire Başkanlığında yapan Bilim Kurulu 25 Mart tarihi itibariyle toplantılarını bu merkezde yapmaya başlamıştır. Bilim Kurulu’nda oluşan gündemin tartışılmasından sonra çıkan sonuçlar raporlanarak ilgili üst kurullara ve Sayın Başkan Ekrem İmamoğlu’na sunulmaktadır. Bilim Kurulu, İstanbul Enfeksiyon Hastalıkları Uzmanları Derneği ve alanlarında söz sahibi olan değerli akademisyenlerden oluşan bir kuruldur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu anlamda İYKM, hem ulusal hem de küresel ölçekte gelişmeleri yakından takip etmekte, Bilim Kurulu’nda yer alan akademisyenler önderliğinde hızlıca kanıta dayalı bilimsel veriler ışığında aksiyonlarını almakta ve tedbirlerini geliştirmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin birimleriyle alakalı yapılan faaliyetler ve vaka raporları düzenli olarak İYKM’ye ulaştırılmakta, yapılan ve yapılması gereken faaliyetler koordine edilmektedir. Zaten İBB’nin Koronavirüs çalışmaları kapsamında ana görevleri üstlenen birimlerinden birer temsilci de Yardımlaşma merkezinde oluşturulan Yürütme Kurulu’nda görev almakta; bu sayede karşılaşılan anlık gelişmelerle ilgili hızlı aksiyon alınmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca İBB tüm dünyanın ana gündeminde olan COVID-19 salgınıyla mücadele noktasında, gerek izolasyonda yaşamlarını sürdüren ve özellikle kimsesiz olan yaşlılarımız gerekse salgın sürecinde bir şekilde işlerini kaybederek sosyo-ekonomik yoksunluk içerisine giren yurttaşlarımız için bir yardım kampanyası da planlamaktadır. Söz konusu yardımların lojistik süreçlerinin yönetilmesi çalışmaları da yine burada Koordinasyon ve Yardımlaşma Merkezi’nden yürütülecektir.</span></p>
<p><b>“İYKM, İBB Birimleri Arasında Eşgüdüm ve Koordinasyon Sağlıyor”</b></p>
<p><b>İBB’nin COVID-19 mücadelesinde Merkez olarak nasıl bir politika izlediğinizi anlatır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yardımlaşma ve Koordinasyon Merkezi’nde öncelikle çok büyük bir organizasyona sahip olan ve sundukları hizmetlerle milyonlarca yurttaşımıza hizmet üreten İBB birimlerinin yaptığı çalışmalar, Koronavirüsle beraber yürütülen mücadele yöntemleri, çalışanların sağlığı ve güvenliği gibi konularda eşgüdüm sağlanması amacıyla İBB birimleri arasında koordinasyonu sağlamaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Valiliği ve bağlı birimlerince sürdürülen faaliyetlerle ilgili bilgi paylaşımında bulunmaktadır. Bununla birlikte Valilik ve diğer ilçe belediyeleriyle ortak çalışmaların yürütülmesi ve mükerrer hizmetten kaçınarak kamu kaynaklarının etkin ve verimli bir şekilde kullanılmasına yönelik eşgüdümlü çalışmalar yürütülmektedir. Koronavirüsle mücadele noktasında yeni ortaya çıkan ihtiyaçlar değerlendirilmekte ve çözüm yolları kamunun ilgili birimleri ile birlikte hayata geçirilmektedir.</span></p>
<p><b>İlerleyen günlerde, vakaların artması durumunda, neler yapmayı planlıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vakaların artma potansiyeline karşı, İstanbul’da en çok ihtiyaç duyulabilecek alanlardan biri olarak sağlık hizmeti üreten yeni yerlerin hazırlığı noktasında Sağlık Bakanlığına önerilerimiz oldu. Bu bağlamda Maltepe Etkinlik Alanı, Yenikapı Etkinlik Alanı ve Gürpınar Su Ürünleri Hali olarak üç nokta Bakanlığın uygun görmesi ve talep etmesi durumunda sahra hastaneleri kurulması için hazır bulunmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca mücadelenin uzaması ve zorunlu olarak uygulanan kısıtlamalardan dolayı yurttaşlarımızın sosyo-ekonomik durumlarının kötüleşmesi öngörüsü çerçevesinde bir yardım kampanyası başlattık. Söz konusu yardım kampanyasının organizasyonu ve koordinasyonu da yine Koordinasyon ve Yardımlaşma Merkezi eliyle yürütülecektir.</span></p>
<p><b>Sivil toplum kuruluşları ile temas ve işbirliğiniz var mı? Onlara çağrınız ne olur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yukarıda değindiğim üzere, özellikle Bilim Kurulumuzda sağlık sektöründe önemli faaliyetleri olan STK’larla işbirliği ve fikir alışverişi içerisindeyiz. Onun dışında, yardım ve bağış kampanyamız sürecinde de STK ve gönüllülerimizle el ele mücadelemizi sürdürüyoruz. Onların katkılarını önemsiyoruz. “Bu virüs, bizim aldığımız tedbirlerden ya da birlik ve beraberliğimizden daha güçlü değildir. Birlikte Başaracağız”.</span></p>
<p><b>Sivil inisiyatifler ve diğer gönüllü oluşumlar ile işbirlikleriniz var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yapıyoruz elbette; bu mücadelede herkesin katkısını önemsiyor ve bekliyoruz. Özellikle yardım kampanyamızda gönüllülerimiz aktif rol alacaklar.</span></p>
<p><b>Yurttaşlar size nasıl ulaşabilir? Hem size yardım etmek, hem sizden yardım almak anlamında neler yapabilirler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yurttaşların ilgili bilgilere ulaşabileceği iletişim kanalları ve katkı sağlamak adına </span><a href="https://birliktebasaracagiz.ibb.gov.tr/"><span style="font-weight: 400;">web sitemizden</span></a><span style="font-weight: 400;"> , 444 00 93 No’lu telefondan veya 0552 153 00 34 WhatsApp hattımızdan bilgi alabilirler. </span></p>
<p><b>“Mücadelede, Sabırlı Olalım, Evde Kalalım”</b></p>
<p><b>İstanbullulara bir mesajınız var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak milletçe ve tüm insanlık olarak gözle göremediğimiz ve sınırlarını kestiremediğimiz bir mücadele içerisindeyiz. Bu mücadelede hepimize görevler düşüyor.  </span><span style="font-weight: 400;">Öncelikle yetkililerin yaptığı uyarılara kulak verelim. Bu kapsamda “Evde Kal” çağrısını yinelemek istiyorum. Bu çok önemli; bizim mücadelemizin başarısı, sizin evde kalmanızla doğru orantılı olacak. Evde kalalım, bir süre daha sabırlı olalım ve salgının yayılmasını hep beraber durduralım. </span><span style="font-weight: 400;">Ayrıca içinde bulunduğumuz bu zor günlerde yaklaşmakta olan Ramazan ayının da ruhuna uygun olarak, varlıklı olan zorluk çekene, zengin fakire, genç yaşlıya yardımcı olacak ve beraber bu süreci atlatacağız. ”Birlikte Başaracağız”</span></p>
<p>Dosyanın tüm yazıları için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi/">buraya tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/20/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-1-iykm-esgudum-ve-koordinasyon-sagliyor/">Yerel Yönetimlerin Pandemiyle Mücadelesi (1) &lt;br&gt; “İYKM Eşgüdüm ve Koordinasyon Sağlıyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/20/yerel-yonetimlerin-pandemiyle-mucadelesi-1-iykm-esgudum-ve-koordinasyon-sagliyor/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kanal İstanbul Tüm Yönleriyle İBB Çalıştayında Değerlendirildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kanal-istanbul-tum-yonleriyle-ibb-calistayinda-degerlendirildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 13 Jan 2020 07:33:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Video]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kanal İstanbul Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46771</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi, Kanal İstanbul Projesi’ni tüm yönleriyle tartışmak ve olası etkilerini bilimsel olarak değerlendirmek amacıyla 10 Ocak 2019 tarihinde İstanbul Kongre Merkezi’nde bir çalıştay düzenledi. 8 oturumda 40 akademisyen, gazeteci ve uzmanın konuşmacı olarak yer aldığı Kanal İstanbul Çalıştayı'na, çeşitli sivil toplum kuruluşları ve sivil inisiyatiflerden temsilciler de katıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kanal-istanbul-tum-yonleriyle-ibb-calistayinda-degerlendirildi/">Kanal İstanbul Tüm Yönleriyle İBB Çalıştayında Değerlendirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Kanal İstanbul Çalıştayı" width="500" height="281" src="https://www.youtube.com/embed/GVsdWZIl084?feature=oembed" frameborder="0" allow="accelerometer; autoplay; clipboard-write; encrypted-media; gyroscope; picture-in-picture; web-share" referrerpolicy="strict-origin-when-cross-origin" allowfullscreen></iframe></p>
<p>Kanal İstanbul Projesi’ne ilişkin hazırlanan bin 595 sayfalık çevresel etki değerlendirme (ÇED) Raporu’na itiraz sürecinin bitmesinin ardından toplanan Kanal İstanbul Çalıştayı, itiraza temel olan pek çok gerekçenin, alanında uzman kişiler tarafından bilimsel verilerle dile getirilmesine olanak sundu. Çalıştay, bu yönüyle, projeye itiraz sebeplerini ekonomik, hukuki, sosyal, çevresel boyutlarıyla ele alan uzman katılımcılar ile projeye karşı çıkan yurttaşları bir araya getiren bir platform oldu. Nitekim organizasyonu düzenleyen İBB, çalıştayın ardından hazırlayacağı sonuç bildirgesini kamuoyu ile paylaşacağını açıkladı ve <a href="https://kanal.istanbul/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kanal İstanbul</a> adlı web sitesinde, Fikrini Söyle bölümünden yurttaşların görüşlerini iletebilmelerine olanak sundu.</p>
<p>Çalıştaya katılan uzmanlar, Kanal İstanbul’a çok çeşitli gerekçelerle yaratacağı riskleri sıralayarak bilimsel verilerle karşı çıktı. Çalıştaya katılan sivil toplum kesimleri ise ocak sonuna dek askıda olan Çevre Düzeni Planı’na yurttaşların demokratik katılım haklarını kullanarak itiraz edebileceklerini hatırlattı.</p>
<p><strong>&#8220;Fikrimiz Siyasi Değil, Hayatidir.</strong>”</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-46772 size-full" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/%C3%A7al%C4%B1%C5%9Ftay-imamo%C4%9Flu-kapak.jpg" alt="" width="275" height="183" />Açılışta konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, Çalıştay’ın Kanal İstanbul’un etkilerini projenin yarattığı risklerin bazılarının çok düşük, bazılarının çok yüksek olduğunu ve bilim insanlarının sözlerine kulak vereceklerini belirtti.  İmamoğlu konuşmasında “Bu projeye mecbur muyuz? Bize anlatılanlar doğru mu? Bu şehrin bunca sorunu varken bunun sırası mı şimdi? Bu projeye ihtiyacımız var mı? “ sorularını sıralayarak, İBB’nin  Kanal İstanbul projesine yaklaşımını şu cümlelerle özetledi: “İstanbul’un coğrafyasını değiştirecek, doğal hayatın ve şehir hayatının tüm boyutlarını ciddi şekilde etkileyecek bir projeden bahsediyoruz.  Bu projeyi gündeme getirenlerin buna neden mecbur olduğumuzu anlatmak ve toplumu ikna etme zorunluluğu vardır. Kanal İstanbul, mecbur olmadıkça hiç kimsenin asla evet demeyeceği çok büyük ve çok riskli bir ameliyattır.”İmamoğlu konuşmasında “Kanal İstanbul ile ilgili fikrimiz asla ve asla siyasi değil, hayatidir. Çünkü bu proje, bu şehrin tüm tarihi boyunca karşılaşabileceği en büyük risklerden biridir.” diyerek, projeye itiraz gerekçelerini siyasi saiklerle şekillenmediğini vurguladı.</p>
<p>Çalıştaya katılan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu ve İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun ardından yaptıkları konuşmalarda Kanal İstanbul projesine karşı çıkma gerekçelerini sıraladılar.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul’a Karşı Çıkmanın Gerekçeleri</strong></p>
<p>Çalıştayda 6 ilçeyi etkileyecek olan Kanal İstanbul Projesi&#8217;nin, çok geniş bir güzergahı ve önemli tarım, orman arazilerini kapsaması sebebiyle, çevresel, ekonomik ve sosyal boyutları değerlendirildi. Çalıştayda projenin ekonomi politiği; mekansal planlama, şehircilik ve ulaşım; çevresel boyut, su ve ekoloji; toplumsal boyut ve katılım; hukuki çerçeve ve güvenlik; afet riski ve depremsellik; mekansal planlama, şehircilik ve kültürel miras ile çevresel boyut: tarım, iklim ve ekoloji başlıklarından oluşan 8 oturumda ele alındı.</p>
<p>Bu oturumlara katılan uzmanların sunumlarından öne çıkan bazı noktalar şunlardı:</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-46773 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/IMG_1082-320x240.jpg" alt="" width="320" height="240" />Kanal İstanbul Projesi’nin hayata geçmesi durumunda, boğazın akış dengesinin bozulacağı, sera gazı salınımının artacağı, kuş yaşam alanlarının ve biyoçeşitliliğin azalacağı,  nitrat ve fostat miktarlarının artacağı, içme suyu havzaları ve orman alanların olumsuz etkileneceği; özetle projenin ekolojik tahribata yol açacağı, dolayısıyla insan sağlığını etkileyecek riskler barındırdığı ifade edildi. Toplumsal boyut ve katılım başlıklı oturumda, ÇED raporunun hazırlanması sürecinde sosyal etki raporu eksikliğinin, kentsel dönüşüm projelerinde katılımsızlığın yol açtığı sorunlara benzer şekilde, Kanal İstanbul Projesi&#8217;nde toplumsal boyutun göz ardı edilmesine neden olduğu söylendi. Ayrıca, inşaat sürecinin kent yoksulluğunu artıracağından bahsedildi. Mekânsal planlama, şehircilik ve kültürel miras başlıklı oturumda, konuşmacılar bütüncül etkilerin bilerek göz ardı edildiğini, tatlı su kaynaklarının, hava kalitesinin bozulacağını, İstanbul’un kuzeyindeki orman alanlarının geriye dönülmeyecek zararlar göreceğinden bahsedildi. Çevresel boyut tarım ve ekoloji oturumunda tarım alanlarının imara açılması ile kırsal alanın yok olacağı söylendi.</p>
<p>Kanal İstanbul’un ekonomi politiği başlıklı oturumunda gazeteci Çiğdem Toker, “Gazetecilik gücünü soru sormaktan ziyade, sorulan soruya cevap bekleme hakkından alıyor. Bu proje bizim için neden önemli? Çünkü Kanal İstanbul halkın parasıyla rıza üretilen bir proje… Bu sebeple, Kanal İstanbul’un neden bizim zararımıza olduğunu daha iyi anlatmamız gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul’un Montrö Sözleşmesi ile İlgisi&#8230;</strong></p>
<p>Kamuoyunda çokça tartışılan Kanal İstanbul’un hukuki boyutu, hukuki çerçeve ve güvenlik başlıklı oturumda ele alındı. Emekli Büyükelçi Rıza Türmen ve Doç Dr. Ceren Zeynep Pirim, Kanal İstanbul nedeniyle Montrö Sözleşmesi’nin sonlanması riski yarattığına dikkat çektiler. Rıza Türmen, Kanal İstanbul’un hayata geçmesiyle oluşacak durum değişikliği sebebiyle, tarafların sözleşmeyi sonlandırmak isteyebileceğini ve bunun doğuracağı risklere dikkat çekti. Türmen ayrıca, hiçbir gemiye Kanal İstanbul’dan geçme zorunluluğu getirilemeyeceğini, gemilerin daha uzun süre bekleyip daha yüksek ücret ödeyerek Kanalı kullanmayacaklarını, bu nedenle projenin gerekçesi olarak sunulan “gemilerden gelir elde edilmesinin” mümkün olmayacağını savundu.</p>
<p>Doç Dr. Cenem Zeynep Pirim, Kanal İstanbul projesinin önünde uluslararası hukuk açısından bir engel olmadığını ancak Kanal İstanbul’un insan eliyle inşa edilecek bir suyolu olması sebebiyle, Montrö Sözleşmesi’nin sona ermesini tetikleyebileceğini savundu. Pirim, Montrö Sözleşmesi’nin sonlanarak yeni bir geçiş rejimi belirlenmesi durumunda, Türkiye’nin Montrö’deki kadar etkili bir boğaz rejimi kurma olasılığını zayıf olduğunu, zira Montrö’nün içerdiği özel hükümlerle Türkiye’nin stratejik güvenliğini koruduğunu ifade etti. Rıza Türmen, Montrö Sözleşmesi’nde Boğazlar ile kast edilenin İstanbul Boğazı, Çanakkale Boğazı ve Marmara Denizi olduğunu hatırlatarak,  Montrö’de yer alan Türkiye lehine hükümlerin Kanal İstanbul için geçerli olmayacağının altını çizdi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-46779 size-boldthemes_small" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/video-deprem-risk-foto-320x427.jpg" alt="" width="320" height="427" /> </strong><strong>“En Çılgın Proje, İstanbul’u Depreme Hazırlamak”</strong></p>
<p>Çalıştayın Afet Riski ve Depremsellik oturumunda Kanal İstanbul’un muhtemel afet riski ve depremsellik konusu tartışılırken, deprem konusu öne çıktı. Oturumda ağırlıklı olarak kamuoyunda tartışılan “Kanal İstanbul depremi tetikler mi?” sorusuna yanıt arandı. Depremi etkileyecek en sorunlu bölgelerden Kanal İstanbul güzergahının geçmesi sebebiyle olası depremde sıvılaşmanın artmasının heyelanı tetikleme riskinden ; projenin ön çalışmasında bilim insanlarını dahil eden katılımcı bir süreç izlenmediğinden bahsedildi. Oturum konuşmacılarından İTÜ emekli öğretim üyesi Prof. Dr. Naci Görür, “En çılgın proje İstanbul’u gelen depreme hazırlamaktır. En doğru proje budur. Bu kadar riskli, bu kadar pahalıya mal olacak bir projeyi, deprem beklerken, ekonomik kriz zamanında neden yapalım?” diyerek, Kanal İstanbul’a ayrılacak bütçenin depreme hazırlıkları için kullanılması gerektiğini vurguladı. Görür, olası bir depremde 250 bin- 500 bin arasında tahmin edilen insani kayıplar sebebiyle, Boğaz güvenliği yerine önceliğin can güvenliğine verilmesi gerektiğine işaret etti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul Projesi’ne Çevreciler Neden Karşı?  </strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-46776 size-boldthemes_small_rectangle" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/Fi06-320x240.jpeg" alt="" width="320" height="240" />Doğal Hayatı Koruma Vakfı ( WWF) Doğa Koruma Direktörü Sedat Kalem,  çalıştayın çevresel boyut, su ve ekoloji başlıklı oturumunda, Kanal İstanbul’un İstanbul’da sulak alanlar, ormanlar ve tarım alanlarının doğal yapısını bozacağını ve aynı zamanda karasal ve deniz yaşamını etkileyeceğini söyledi.  Kalem, hesaplamalarına göre, proje için İstanbul’da Yıldız Korusu büyüklüğünde 10 ormanın yok olacağını ; Terkos, Küçükçekmece gibi su alanları ile Sazlıdere ve doğal çayırların kaybolacağını belirtti.  WWF, bir süre önce Kanal İstanbul’un yaratacağı risklere dikkat çekmek amacıyla, Ya Kanal Ya İstanbul: Ekolojik, Sosyal Ve Ekonomik Değerlendirme adlı bir rapor yayınlamıştı.</p>
<p>Kanal İstanbul projesini 2011 yılından beri takip eden gazeteci Serkan Ocak konuyla ilgili değerlendirmesinde, “Kanal İstanbul 9 sene sonra proje ete kemiğe bürünmeye başladı. ÇED Raporu hazırlandı. Bir sonraki aşamada artık inşaat ve ihaleler aşamasına geçecek. Kanal İstanbul projesini onlarca kez haber yaptım. Çok sayıda, bu iş, en iyi bilen uzmanla konuştum. Kişisel ve gazeteci olarak izlenimim: bu proje yapıldığında faydasından çok zararı olacak… Proje yapılırsa Kuzey ormanları çok büyük zarar görecek…Başka çılgın projeler gibi bu proje de yapılabilir tabii ama geri dönüşü mümkün olamayan zararlar verecek.  Bilim insanları bunu söylüyor. Biz de onlara kulak vermeliyiz.”dedi</p>
<p><strong>&#8220;Bölgenin İmara Açılma Riski Var&#8221;</strong></p>
<p>Kanal İstanbul’a çevre örgütlerinin neden karşı çıktığını çalıştaya dinleyici olarak katılan Kuzey Ormanları Savunması’ndan Ayşe Yıkıcı’ya sorduk. Yıkıcı, “ Kuzey Ormanları’nda yaşayan tüm canlıların hakları için, yaşam alanlarını savunmak için Kanal İstanbul projesine karşıyız. Kuzey Ormanları’nda daha fazla orman alanın, sulak alanların, aslında büyük bir ekosistemin yok olmasını istemediğimiz için karşıyız. Bu projeyle, bölge yapılaşmaya açılmak isteniyor. Aslında en büyük tehdit bu&#8230; Kanal İstanbul projesinin yapılabileceğini düşünmüyorum ama o bölgenin imara açılacağından eminim. Zaten şuan askıda olan bir plan var” diyerek proje gerçeklemese bile yapılaşmanın yaratacağı etkiye dikkat çekti.</p>
<p><strong> </strong><strong>Kanal İstanbul Çevre Düzeni Planı’na İtiraz Süreci </strong></p>
<p>Kanal İstanbul’un Çevre Etki Değerlendirme (ÇED) raporuna itiraz sürecinin bitmesinin ardından, Çevre Düzeni Planı’na (ÇDP) itiraz sürecinin başladı. Çalıştay sırasında Kanal İstanbul Projesi’ne itiraz sürecine ilişkin hatırlatma yapıldı. TMMOB İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şube Başkanı Nusret Suna,  1/100 Çevre Düzeni Planı’nın (ÇDP) askıya çıkarıldığını, askı süresinin 30 gün olduğunu hatırlattı.</p>
<p>Ocak sonuna kadar askıda olacak olan ÇDP’ye vatandaşlar bireysel olarak itiraz edebilir; Çevre Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlükleri’ne itiraz dilekçelerini verebilirler.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/13/kanal-istanbul-tum-yonleriyle-ibb-calistayinda-degerlendirildi/">Kanal İstanbul Tüm Yönleriyle İBB Çalıştayında Değerlendirildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB Önündeki Yaşam Nöbeti Yağmur Altında Sürüyor: &#8220;Zulme Son Verilsin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ibb-onundeki-yasam-nobeti-yagmur-altinda-suruyor-zulme-son-verilsin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özgür Bülbül]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Jan 2020 13:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[HAKİM]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Vegan İnisiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa Altınsay]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Biltekin]]></category>
		<category><![CDATA[hakim]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları izleme komitesi]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Özgürlüğü Aktivistleri]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Ruam hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Yaşam Nöbeti]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46656</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayvan Hakları aktivistlerinin, Büyükada'da 81 atın öldürülmesinin ardından İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) önünde 19 Aralık'ta başlattığı Yaşam Nöbeti, yağmur altında ve zor koşullarda sürüyor. Eylemin sürdüğü parkta bir ağaç fırtınanın etkisiyle devrilirken, çadırların üzerine devrilme ihtimali olan birkaç ağacın etrafına da güvenlik tarafından şerit çekildi. Eylemle ilgili görüştüğümüz HAKİM Koordinatörü Fatma Biltekin ve İstanbul Vegan İnisiyatifi’nden Doğa Altınsay tüm kurumların harekete geçmesini ve zulme bir an önce son verilmesi gerektiğini belirtiyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ibb-onundeki-yasam-nobeti-yagmur-altinda-suruyor-zulme-son-verilsin/">İBB Önündeki Yaşam Nöbeti Yağmur Altında Sürüyor: &lt;br&gt;&#8220;Zulme Son Verilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hayvan Hakları İzleme Komitesi (HAKİM) Koordinatörü Fatma Biltekin, Adalar’da 19 Aralık’ta 81, 21 Aralık’ta ise 24 atın ruam sebebi ile öldürüldüğünü ve bunun üzerine hayvan hakları aktivistlerinin İBB’nin Saraçhane binası karşısındaki parkta, faytonların kaldırılması talebi ile yaşam nöbetine başladığını hatırlattı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46658 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/fatma1-640x1140.jpeg" alt="" width="257" height="458" />Faytonların kaldırılması talebinin yeni olmadığını yıllardır atların yaşadığı zulmün bitmesini istediklerini belirten Biltekin, &#8220;Bunun için eylemler yapıyoruz, hem yerel hem de meclis düzeyinde bu taleplerimizi yineliyoruz ancak değişen hiçbir şey yok, atlar ölmeye devam ediyor. Atlar, Adalar’da 45 dereceye varan yokuşlarda ölümüne çalıştırılıyor, kötü koşullarda yaşamak zorunda kalıyorlar. Yazın sıcakta hiç durmadan çalıştırılan bir at, kışın faytoncunun işine yaramadığı ve masraflı olduğu için uçurumdan atılabiliyor. Bu düzen yıllardır sürüp gidiyor, her sene adaya kaçak sokulan atlar ve koşullar sebebi ile ruam yüzünden de pek çok at ölüyor. Adalar’da yazın at sayısının bin 800’e ulaştığı söyleniyor. Net bir sayıya ulaşamıyoruz çünkü adaya giren kaçak atlar ve ölen at sayısını bilmiyoruz, resmi makamlar bilinmiyor maalesef” diye konuşuyor. </span></p>
<p><b>“Hayvanların Nereye Gideceği ile İlgili Hiçbir Çalışma Yapılmadı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun Adalar’da simgesel olarak 35 faytonun kalacağını belirtmesi üzerine  insanlarda faytonların kalkacağı algısı oluştu” diyen HAKİM Koordinatörü Biltekin, şöyle konuşuyor: “35 faytonun ve en az 140 atın insan menfaati için kullanılmaya devam etmesinin her sene ölen atlar için yenilerinin adaya getirilmesi demek. Biz tek bir at kalsa bile bunu kabul etmeyeceğimizi, bu köleliğin tamamen ortadan kaldırılması gerektiğini söylüyoruz. Nostalji, simge denilerek, hissedebilen bireyler olan atların yaşadıklarının görmezden gelinmesi kabul edilemez. Hayvan hakları aktivistleri faytonların kaldırılması için bu hava koşullarında, 20 gündür yaşam nöbetinde ancak hiçbir kurumdan henüz resmi bir açıklama gelmedi. Yaşam Nöbeti olarak Büyükada&#8217;daki 640 atın tutulduğu İSPARK parkındaki ahırlarda yaptığımız gözlemler hayvanların durumlarının içler acısı olduğunu gösterdi. Valiliğin apar topar aldığı karantina kararından sonra bütün atlar ahırlara alındılar. Karantina ahırlarının hazır olmaması ve zaten en başında ruam hastalığına sebep olan kötü koşulların devamı endişe vericiydi.”</span></p>
<p><b>“Yetkili Tüm Kurumlar Harekete Geçmeli ve Zulme Son Verilmeli”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46659 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/sara%C3%A7hane-eylem-3-640x427.jpg" alt="" width="315" height="210" />Ahırlarda yaptıkları gözlemler sırasında, atların seyisler tarafından düzenli gezdirilmediğine de dikkat çeken Biltekin, adada şu an bin 380 at olduğunu öğrendiklerini paylaştı. Biltekin şunları ifade etti: “Yaşam Nöbeti olarak yetkili kurumlar ile yaptığımız görüşmelerde faytonlar kaldırıldığında faytondan kurtulan atların, ömürlerinin sonuna kadar sömürülmeyecekleri yerlerde, koruma altında yaşamaları gerektiği vurgusunu yaptık. Bunun üzerine bize bu atların bir daha insan menfaati için kullanılmayacağı söylendi ancak henüz hayvanların nereye gideceği ile ilgili hiçbir çalışma yapılmadığını fark ettik. Bu süreç yine bir Türkiye klasiği olarak yetkili kurumlar tarafından kötü yönetildi. Bu bakış açısı ile bu sorunun çözülemeyeceği aşikar. Adada fayton kaldığı sürece ruam da atların yaşadığı hak ihlalleri de bitmeyecek. Yetkili bütün kurumların bir an önce harekete geçmesi ve bu zulme son vermesi gerekiyor. Faytonlar kaldırıldıktan sonra atlara ne olacağı ile ilgili süreç de hayvan hakları aktivistleri ile birlikte, şeffaf olarak yürütülmeli.”</span></p>
<p><b>Vegan İnisiyatifi Aktivisti: &#8220;Sembolik Kölelik Yoktur&#8221;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-46660 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2020/01/sara%C3%A7hane-eylem-2-640x427.jpg" alt="" width="360" height="240" />İstanbul Vegan İnisiyatifi’nden Doğa Altınsay ise, seçimlerden önce Ekrem İmamoğlu’nun söz verdiğini lakin seçimlerden sonra bunun gerçekleşmemesiyle sonucun eylem noktasına vardığını söyledi. İmamoğlu’yla yapılan toplantıda faytonların tamamen kaldırılmasını beklediklerini ancak yüzde 5 sembolik olarak kalınacağının belirtildiğini kaydetti. Altınsay sözlerini şöyle sürdürdü: &#8220;Sembolik kölelik yoktur. Hangi at neye göre seçilecek, neden atlar bu devirde bir keyif ve ulaşım aracı olarak kullanılıp özgürlükten mahrum kalacaklar. Biz yaşam nöbetine başlayacağımızı belirttik. İmamoğlu, soğukta durmak istiyorsanız o sizin tercihiniz dedi. İyi niyetli bir söylem olmadı. Onları köle, araç ve mal statüsünden çıkartmamız gerekiyor. İmamoğlu da sonradan vicdanen istemediğini belirtti. İBB ve valilik görüştüler. İki tarafla da irtibatta kalacağız.”</span></p>
<p><b>“Siyaset Üstü Durum”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanlara yapılan zulme son verilmesini gerektiğini aktaran aktivist Altınsay sözlerini şöyle tamamladı: “Bu siyaset üstü bir durum. Hayvanların da hakları var ve bunu bizim korumamız lazım. Acilen şu anki atların durumunun geliştirilmesi, adadan gidince nereye götürüleceği süreçleri önemli. Sembolik kalmasıyla ilgili eylemimiz devam ediyor. Biz hayvanların araç olarak kullanılmasını doğru bulmuyoruz. Çadırlarımız ve bizler hava şartları nedeniyle kötü durumdayız. Tüm STK’ların da desteğini bekliyoruz. Duyarsızlık içimize sinmiyor.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/01/08/ibb-onundeki-yasam-nobeti-yagmur-altinda-suruyor-zulme-son-verilsin/">İBB Önündeki Yaşam Nöbeti Yağmur Altında Sürüyor: &lt;br&gt;&#8220;Zulme Son Verilsin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Toplu Taşıma Araçlarında Çocukların Oturma Hakkı İhlal Edilmesin&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/toplu-tasima-araclarinda-cocuklarin-oturma-hakki-ihlal-edilmesin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Nov 2019 13:34:18 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[blogcuanne]]></category>
		<category><![CDATA[Digital Topuklar]]></category>
		<category><![CDATA[Efsun Sertoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Elif Doğan]]></category>
		<category><![CDATA[İETT]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44743</guid>

					<description><![CDATA[<p>Elif Doğan ve Efsun Sertoğlu, toplu taşım araçlarında çocukların oturma hakkının ihlal edilmemesi için İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu'na hitaben bir kampanya başlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/toplu-tasima-araclarinda-cocuklarin-oturma-hakki-ihlal-edilmesin/">&#8220;Toplu Taşıma Araçlarında Çocukların Oturma Hakkı İhlal Edilmesin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span class="css-901oao css-16my406 r-1qd0xha r-ad9z0x r-bcqeeo r-qvutc0"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-44748 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/Blogcu-Anne-3-1280x851-640x426.jpg" alt="" width="231" height="154" />Digital Topuklar projesinden ve blogcuanne olarak tanınan Elif Doğan ve Efsun Sertoğlu&#8217;nun change.org&#8217;da  başlattığı <a href="https://www.change.org/p/toplu-ta%C5%9F%C4%B1ma-ara%C3%A7lar%C4%B1nda-%C3%A7ocuklar%C4%B1n-oturma-hakk%C4%B1-ihlal-edilmesin-ekrem-imamoglu?recruiter=false&amp;utm_source=share_petition&amp;utm_medium=twitter&amp;utm_campaign=psf_combo_share_initial&amp;utm_term=share_petition&amp;recruited_by_id=588a4960-0b6d-11ea-8194-e19be400fa5d&amp;share_bandit_exp=initial-19068795-tr-TR&amp;share_bandit_var=v0">kampanyada</a>, çocukların toplu taşımada hak ihlalleriyle karşılaştığı belirtiliyor. </span></p>
<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu&#8217;nun &#8216;İstanbul’un bir çocuk kenti, çocuk dostu bir kent olmasını istiyoruz&#8217; beyanından hareketle; çocuk merkezli belediyecilik anlayışıyla adımlar atılması, çocukların toplu taşıma araçlarında oturma hakkına kavuşmaları konusunda düzenlemeler yapılması, otobüs, metrobüs, trenler dahil ilgili İETT araçlarında bu hakkı yetişkinlere hatırlatan video, görseller ve içeriklerle konuya dikkat çekilmesinin istendiği kampanyada, &#8220;Ülkemizde “çocuk” algısının ve çocuğa karşı bakışın temelden değişmesi gerekiyor ve bu değişimde hepimize sorumluluk düşüyor. Çocukların yetişkinlerle en sık karşı karşıya geldikleri kamusal alanlardan biri olan toplu taşıma araçları, böylesine bir değişimi başlatmak için çok doğru yerler. Çocukları hiyerarşik olarak yetişkinlerin gerisinde konumlandırarak, yetişkinler tarafından ezilmelerine sebep olan bu bakış açısını ve mevcut düzenlemeleri değiştirmek üzere sizi harekete geçmeye davet ediyoruz.&#8221; deniliyor.</p>
<p>Kampanyanın tamamını okumak ve katılmak için <a href="https://www.change.org/p/toplu-ta%C5%9F%C4%B1ma-ara%C3%A7lar%C4%B1nda-%C3%A7ocuklar%C4%B1n-oturma-hakk%C4%B1-ihlal-edilmesin-ekrem-imamoglu?use_react=false" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/20/toplu-tasima-araclarinda-cocuklarin-oturma-hakki-ihlal-edilmesin/">&#8220;Toplu Taşıma Araçlarında Çocukların Oturma Hakkı İhlal Edilmesin&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul’un Artık Kent Konseyi Var Uzaktaki Kalabalıklar Değil Karar Veren Katılımcılar Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/25/istanbulun-artik-kent-konseyi-var-uzaktaki-kalabaliklar-degil-karar-veren-katilimcilar-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Özlem Temena]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Oct 2019 08:44:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Aslı Aydıntaşbaş]]></category>
		<category><![CDATA[Büyükşehir Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[Çiçekçiler Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Demet Evgar]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Tabip Odası]]></category>
		<category><![CDATA[Mert Fırat]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Tülin Hadi]]></category>
		<category><![CDATA[Ümit Şahin]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=43648</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun girişimiyle  İstanbul’un ilk Büyükşehir Kent Konseyi kuruldu. İstanbul Kent Konseyi Başkanlığı’na ise mimar Tülin Hadi seçildi. Bünyesinde bir çok dernek ve STK olan Kent Konseyi’nin çalışmaları merakla bekleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/25/istanbulun-artik-kent-konseyi-var-uzaktaki-kalabaliklar-degil-karar-veren-katilimcilar-olmak/">İstanbul’un Artık Kent Konseyi Var &lt;br&gt;Uzaktaki Kalabalıklar Değil Karar Veren Katılımcılar Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir hem İstanbul Büyükşehir Belediyesi Meclisi hem de yerel yönetimler ve STK’ların kurulmasını istediği İstanbul Büyükşehir Kent Konseyi geçtiğimiz hafta sonu Olağan Kurul Toplantısını gerçekleştirerek kuruluşunu ilan etti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43655 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/tulin1.jpg" alt="" width="247" height="268" />İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim vaatleri arasında yer alan İstanbul Büyükşehir Kent Konseyi’nde, Yönetim Kurul Başkanıyla birlikte 42 asil üye 42 de yedek üye yer alıyor. Başkanı Mimar Tünde Tülin İlhan (Tülin Hadi) olarak belirlenen İstanbul Kent Konseyi’nde, Çiçekçiler Derneği, TMMOB, İstanbul Tabip Odası tarafından yetkilendirilen üyeler de yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sabancı Üniversitesi’nde İklim Uyum Politikası çalışanı Dr. Ümit Şahin, gazeteci Aslı Aydıntaşbaş, oyuncu Mert Fırat ve Demet Evgar, TFF İstanbul İl Temsilcisi Ali Tanrıyaşükür ve Boğaziçi Üniversitesi Sosyoloji Bölümü&#8217;nden Öğretim Üyesi Feyza Akınerdem gibi isimler de konseyin çalışmalarına katkıda bulunacak.</span></p>
<p><b>‘STK’lar Katkı Sunmak İçin Heyecanlılar’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uzun süredir beklenen Kent Konseyi’nin ilanının ardından İstanbullar merakla çalışmaları beklemeye başladılar. ‘İstanbul’u katılımcı bir anlayışla yönetmek’ şiarıyla kurulan Kent Konseyi’nin üyesi Feyza Akınerdem, “Konseyin ilk defa kurulması İstanbul Büyükşehir belediyesinin daha katılımcı bir yönetimi benimseyeceğine dair bir iyi niyet göstergesi olarak oldukça önemli. Benim gözlemlediğim kadarıyla çok sayıda yerel STK bu konseyin bir parçası ve bu konseyin çalışmalarına katkı sunmak konusunda da oldukça heyecanlılar. Mahalle düzeyinde örgütler, kadın dernek ve vakıfları, çocuk, yaşlı, engelli, kent yaşamı gibi bir çok konuda hak temelli çalışan sivil toplum örgütleri ile bunu paylaşmak oldukça heyecan verici.” yorumunda bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-43653 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/feyza.jpg" alt="" width="298" height="298" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/feyza.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/10/feyza-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 298px) 100vw, 298px" />Feyza Akınerdem’e ‘katılımcı bir kent yönetimi’ soruyoruz. ‘Uzaktaki kalabalıklar olmak yerine katılımcı olma fikrinin’ hayata geçmesinin kıymetli olduğunun altını çizen Akınerdem, “Ben katılımcı anlayıştan, yöneticilerin kullanıcısı olmadıkları halde kendi önceliklerine göre tasarladıkları kent hizmetlerinin yerini, o hizmetin gerçekten alıcılarının tasarımına katkı sundukları hizmetlerin sunulmasını anlıyorum. Uzaktaki kalabalıklar olmak yerine karar veren katılımcılar olma fikri kent sakinleri için çok kıymetli. Ancak bu sözde kalmamalı, gerçekten icraata geçmeli diye düşünüyorum.” diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konsey üyelerinin, İstanbul’un farklı bileşenleriyle nasıl bir çalışma yürüteceği de yakından takip edilecek konular arasında. Birçok STK’nın Kent Konseyi içerisinde yer aldığının alını çizen Akınerdem sözlerini şöyle sonlandırıyor; “Nasıl çalışacağı ise bileşenlerinin benim gözlemlediğim kadarıyla çok sayıda yerel STK bu konseyin bir parçası ve bu konseyin çalışmalarına katkı sunmak konusunda da oldukça heyecanlılar. Mahalle düzeyinde örgütler, kadın dernek ve vakıfları, çocuk, yaşlı, engelli, kent yaşamı gibi bir çok konuda hak temelli çalışan sivil toplum örgütleri ile bunu paylaşmak oldukça heyecan verici.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/10/25/istanbulun-artik-kent-konseyi-var-uzaktaki-kalabaliklar-degil-karar-veren-katilimcilar-olmak/">İstanbul’un Artık Kent Konseyi Var &lt;br&gt;Uzaktaki Kalabalıklar Değil Karar Veren Katılımcılar Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Adalar Ulaşım Çalıştayı”nda, Faytonlardaki Zulüm ve Ölümler Yok Sayıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/adalar-ulasim-calistayinda-faytonlardaki-zulum-ve-olumler-yok-sayildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Sep 2019 08:20:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Ulaşım Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Erdem Gül]]></category>
		<category><![CDATA[fayton]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Ruam hastalığı]]></category>
		<category><![CDATA[TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41897</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta, İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) ve Adalar Belediyesi, Büyükada’da “Adalar Ulaşım Çalıştayı” düzenledi. Çalıştaydaki “Hayvan hakları ve çevre” başlıklı çalışma grubunda, hayvan hakları savunucuları ve faytoncular ile faytoncu yandaşları sık sık karşı karşıya geldi. Çalıştayın ardından, hayvan hakları, doğa ve yaşam savunucusu örgütler ortak bir bildiri yayınlayarak çalıştayın kendileri için “hükümsüz” olduğunu açıkladı. Hayvan hakları örgütleri, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nu verdiği sözünü tutarak atlı faytonları tamamen kaldırmaya çağırdı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/adalar-ulasim-calistayinda-faytonlardaki-zulum-ve-olumler-yok-sayildi/">“Adalar Ulaşım Çalıştayı”nda, Faytonlardaki Zulüm ve Ölümler Yok Sayıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Adalar’ın faytonlarda çalıştırılan atlara yönelik zulüm ve trafik kaosu sorunsalı uzun yıllardır çözülemiyor. Faytonlarda kullanılan atlar, çalıştırılırken sistematik olarak yaralanıp hayatını kaybederken son yıllarda Adalar’da gün geçtikçe sayıları artan akülü arabalar ve kontrolsüzce kiralanan bisikletler nedeniyle atlarla birlikte insanlar da kazalarda yaşamını yitirmeye başladı; yayalar ise sokakta yürüyemeyecek duruma geldi. Adalar’ın trafik kaosunu çözüme kavuşturmak için tüm tarafların çözüm önerilerini derlemek ve değerlendirmek için, İstanbul Büyükşehir Belediyesi ve Adalar Belediyesi işbirliği ile “Adalar Ulaşım Çalıştayı” düzenlendi. Çalıştayda, çalışma grupları altı temel başlık altında oluşturulmuştu: Ada içi toplu ulaşım; yaya ulaşımı, bisiklet ve akülü araç kullanımı; hayvan hakları ve çevre; Adalar lojistik sistemleri; adalar arası ve anakaraya ulaşım; turizm ve rekreasyon… </span></p>
<p><b>Erdem Gül: Fayton Meselemizi De Tartışmalıyız</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayın açılışında, Adalar Belediye Başkanı Erdem Gül şöyle konuştu: &#8220;Benim gönlüm önceliğin yayada olması en azından büyük bölümünde yürüme yürüyüş ve yaya kültürünün geliştirilmesinden yana. Ada içi ulaşım meselesi çok yoğun hararetli kimi zaman karşı karşıya gelecek şekilde tartışmak zorundayız. Fayton meselemizi de tartışmak zorundayız, fiili durum haline gelmiş akülü araçlar meselesini de tartışmak zorundayız ve bisiklet konusunu da tartışmak zorundayız. Ada&#8217;da ulaşım konusunda bugün başlayalım; şeklini, formatını beraber tespit edelim ama çok da meseleyi uzatmadan artık, bundan sonraki sezonlara biraz daha rahatlamış ve yayanın öne geçtiği bir ulaşım sistemini Adalar&#8217;da oluşturalım&#8221;</span></p>
<p><b>“Kalkacak Diyemeyiz Ama Bu Sorun Çözülecek”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaydan sonra, </span><a href="https://www.sozcu.com.tr/2019/gundem/baskan-gulden-adalardaki-atli-faytonlarla-ilgili-dikkat-ceken-aciklama-5306308/"><span style="font-weight: 400;">Sözcü gazetesinden Fatma Vurgun’a konuşan</span></a><span style="font-weight: 400;"> Erdem Gül, faytonların tamamen kaldırılmayacağını duyurdu: “Kalkacak diyemeyiz ama bu sorun çözülecek. Fayton şu an yasal bir taşıma aracı. Bu konuyu faytoncuların, halkın, STK’ların ve belediyenin de içinde olduğu bir şekilde en uygun şekilde çözüm bulacağız. Bu konu hayvanlara eziyet açısından da tartışılıyor. Bizim asla böyle bir şeye izin vermemiz mümkün değildir. Hayvanlara eziyet edilmediği, ezilmeyeceği bir dünyada yaşamak istiyoruz. Bu konuda erteleyici değiliz. İnsana eziyet edilmediği gibi hayvana da eziyet edilemez”</span></p>
<p><b>İmamoğlu, Atlı Faytonları Kaldıracağına Dair Söz Vermişti</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ise seçilmeden önce faytonların kaldırılacağı yönünde basına beyanlar vermiş; faytonların tamamen kaldırılmasını da içeren, Hayvan Hakları Yasama İzleme Delegasyonu’nun “Söz Veriyorum” taahhütnamesini imzalamıştı. Hayvan haklarına duyarlı yurttaşlar, İmamoğlu’nun verdiği sözü tutarak atlı faytonları tamamen kaldırmasını ve faytonlarda çalıştırılan atların yaşam haklarının güvence altına alınarak güvenli, şiddetsiz ve özgür olacakları alanlarda yaşatılmalarını bekliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya tam olarak katılım sağlanamadığı yönünde çalıştay organizasyonuna eleştiriler getiren Adalılar ise ikiye bölünmüş durumda. Bir kısım Adalı, faytonların Adalar’ın simgesi olduğu, turizme katkıda bulunduğu ve nostaljik bir “ulaşım aracı” olduğu gerekçeleriyle faytonları savunurken bir kısım Adalı ise hayvan hakları aktivistleri ile aynı görüşte. Hayvan hakları aktivistleri de faytonları savunan Adalılar’a tepkili. Aktivistler, zulmün, köleliğin, tahakkümün “insanî”sinin olamayacağını düşünüyor.</span></p>
<p><b>“2019&#8217;un İlk 8 Ayında Sadece Büyükada&#8217;da 150&#8217;yi Aşkın At Fayton Turizmi Sonucunda Öldü”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştaya davet edilmeyen ve katılmayan Adalar Savunması, çalıştaydan bir gün önce faytonlardaki at ölümlerini şöyle duyurdu: “2019&#8217;un ilk 8 ayında sadece Büyükada&#8217;da 150&#8217;yi aşkın at fayton turizmi sonucunda öldürüldü! Adalar&#8217;daki yaşamın bütününe dair bir yaklaşım içermeyen ve sonuçları önceden tasarlanmış tüm çalıştay ve toplantılarda olduğu gibi yarın düzenlenecek olan da bu gerçeği değiştirmeyecek!”</span></p>
<blockquote class="twitter-tweet">
<p dir="ltr" lang="tr">2019&#8217;un ilk 8 ayında sadece Büyükada&#8217;da 150&#8217;yi aşkın at fayton turizmi sonucunda öldürüldü! Adalar&#8217;daki yaşamın bütününe dair bir yaklaşım içermeyen ve sonuçları önceden tasarlanmış tüm çalıştay ve toplantılarda olduğu gibi yarın düzenlenecek olan da bu gerçeği değiştirmeyecek! <a href="https://t.co/yuPBKZ0PAq">pic.twitter.com/yuPBKZ0PAq</a></p>
<p>— Adalar Savunması (@adalarsavunmasi) <a href="https://twitter.com/adalarsavunmasi/status/1166424186841178112?ref_src=twsrc%5Etfw">August 27, 2019</a></p></blockquote>
<p><script async src="https://platform.twitter.com/widgets.js" charset="utf-8"></script></p>
<p><b>Fayton Adalar’ın Sembolü Olsa Bile Atlara Yapılan Bu Eziyeti Mazur Gösterir Mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Heybeliada’da yaşayan Abdullah Onay, </span><a href="http://dokuzadabirdeniz.com/?p=3882"><span style="font-weight: 400;">Adalar Gerçek gazetesine verdiği beyanatta</span></a><span style="font-weight: 400;"> önemli bir soru soruyor: “Fayton, Adalar tarihi ile birlikte var olmuş bir olgu değil. 19. yüzyıl sonlarında Adalar’a gelmiş, Kınalıada’da fayton olmadığını da unutmayalım. Fayton, niye Ada’nın sembolü olsun. Mesela daha Adalar’a uygun martı niye olmasın? Hem velev ki sembol; atlara bu yapılan bu eziyeti mazur gösterir mi?”</span></p>
<p><b>At Ölümlerini Faytoncular Bile Kabul Ederken&#8230;</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41899 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/1.jpg" alt="" width="366" height="276" />Ada sakinlerinden Abdullah Onay şöyle devam ediyor: “Tartışma öyle bir manipüle edildi ki, faytona karşı çıkanların Adalar’ı ranta açacak lobilere çalıştığından tutun da saçma sapan bir yığın yalan yaydılar. At ölümlerini faytoncular bile kabul ederken, sorunları inkar etmezken, bunlar, hayallerinde yarattıkları yeldeğirmenlere savaş açtılar. ‘Adalar’da motorlu taşıt istemiyoruz’ sloganları da bu gerçeğin inkarına dayanan boş laflardan biriydi. Adalar’da motorlu taşıt da var haddinden fazla, sayıları yüzlerce olan elektrik ile çalıştığı için ‘motor’unu göremedikleri akülü araç da. Çözüme dair tek önerileri, 50-60 yıl öncesine dönmekten başka bir şey değil”</span></p>
<p><b>“Bu Kadar Can Kaybının Yaşandığı Bir Yerde Nostaljiden Bahsetmek Utanç Verici”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda, faytonculuk nedeniyle hayatını kaybeden atların sayısına dair bir istatistik paylaşılmasa da Adalar’da her sene yüzlerce atın yaşamını yitirdiği biliniyor. Bu konuda farklı veriler paylaşılıyor. Büyükada&#8217;da çıkan ve 9 atın öldüğü yangına ilişkin, kaçak elektrik hattını döşeyen ahır sahibinin &#8220;taksirle yangına neden olma&#8221; suçundan 1 yıla kadar hapis cezası istemiyle yargılandığı duruşmadan sonra konuşan Faytona Binme Atlar Ölüyor İnisiyatifi Sözcüsü Elif Ertürk, özellikle son iki sene at ölümlerinin daha da arttığının bilgisini veriyor: “Yılda 400 tane at ölüyordu, bu sayı 2019 yılında ikiye katlanmış durumda. Yılda 800 at yaşamını kaybediyor. Burada halen yüz yıllık nostaljimiz gibi şeylerden bahsediliyor. Bu kadar can kaybının yaşandığı bir yerde nostaljiden bahsetmek utanç verici bir şeydir, vicdansızlıktır&#8221;. </span></p>
<figure id="attachment_41900" aria-describedby="caption-attachment-41900" style="width: 384px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41900" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2.jpg" alt="" width="384" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2.jpg 516w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/2-350x231.jpg 350w" sizes="auto, (max-width: 384px) 100vw, 384px" /><figcaption id="caption-attachment-41900" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Aya Nikola At Ahırlarında Durum</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Heybeliada’da yaşayan Abdullah Onay ise editörü olduğu Birikim dergisinde Temmuz 2018’de kaleme aldığı </span><a href="http://dokuzadabirdeniz.com/?p=4173"><span style="font-weight: 400;">yazıda</span></a><span style="font-weight: 400;"> at ölümlerini şöyle aktarıyor: “Faytonu savunan bir grup Büyükada’da yılda 200 at öldüğünü açıkladı yıllar önce, yani üç günde bir, iki at ölüyor. Belediye ise bu sayının 400 olduğunu söylüyor. Yine bir belediye yetkilisinden çalışamaz hale gelen atların mezbahaya gittiğini, yerini bile bildiklerini bizzat duydum”.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan, faytonlara ilişkin olarak, çalıştayda verilen veriler ışığında, Adalar’daki ahır kapasitesinin faytonlarda çalıştırılan atlara barınak imkânı dahi sağlayamadığı söylenebilir. Çalıştayda ekrana “mevcut durum” başlığıyla ekrana yansıtılan sunumda; Büyükada’da 226, Heybeliada’da 30, Burgazada’da ise 21 fayton bulunduğu belirtildi. Yine aynı sunumda; Büyükada’da 140 fayton ve 560 at kapasiteli, Heybeliada’da 30 fayton 120 at kapasiteli, Burgazada’da ise 21 fayton ve 84 at kapasiteli barınak bulunduğu açıklandı. Toplam 277 fayton bulunduğu, ancak Adalar’da, atlar için uygun olmayan barınakların da 191 fayton ve 764 at kapasitesinde olduğu belirtildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">TBMM Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu da Adalar’a, faytonlar hakkında bir çalışma ziyareti düzenlemişti. Araştırma komisyonu üyelerine resmî makamlarca verilen veriler ile çalıştaydaki veriler de birbirini tutmuyor. 2019 yılında yapılan, zoonoz (hayvandan insana geçebilen) Ruam hastalığına karşı yapılan taramada, Adalar’daki at popülasyonu 945 olarak kaydedilmiş. </span></p>
<figure id="attachment_41901" aria-describedby="caption-attachment-41901" style="width: 355px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-41901" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/3-1.jpg" alt="" width="355" height="202" /><figcaption id="caption-attachment-41901" class="wp-caption-text">2019 Yılı İlkbahar Ruam Taramasına Göre Adalar’da Bulunan At Sayıları</figcaption></figure>
<p><b>Ruam Hastalığı Nedeniyle En Az 621 At Öldü!</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalar’da atlardan kaynaklı olarak, toplum sağlığına ciddi bir tehdit oluşturan faktör ise Ruam hastalığı… Çalıştayda konuşan, dahiliye uzmanı bir veteriner hekimi profesör, Ruam hastalığının alınan tüm tedbirlere rağmen, Adalar’da engellenemediğini, Adalar’a sürekli olarak kontrolsüz ve kaçak olarak sokulan atların toplum sağlığını ciddi şekilde tehdit ettiğini aktardı. Profesör veteriner hekim, hem bu açıdan hem de Ruam hastalığı taşıyan atlara yönelik katliam açısından, atlı faytonların kaldırılması gerektiğini ifade etti. Resmî kayıtlara göre, son 7 senede, Ruam nedeniyle öldürülen at sayısı, en az 621.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayda söz alan dahiliye uzmanı veteriner hekimi olan profesörün, belirttiği başka bir husus ise özellikle Büyükada’daki eğimin, faytonlarda çalıştırılan atlar için kesinlikle uygun olmadığı idi. Profesör, faytonculuk yapılan yerlerdeki eğimin en fazla 7 derece olması gerektiğini aktardı. Ancak özellikle Büyükada’daki eğim, bu oranın çok üstünde. Bu bilimsel veriyi aktaran veteriner hekim, Büyükada’nın topografik yapısı nedeniyle de atlı faytonların kaldırılması gerektiğini vurguladı.</span></p>
<p><b>Atlara Yönelik Zulüm Ve Ölümler, Denetim İle Engellenebilir Mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanları Koruma Kanunu, 2004 yılından beri yürürlükte; hayvan refahını ilgilendiren Veteriner Hizmetleri, Bitki Sağlığı, Gıda ve Yem Kanunu ise 2010’dan beri yürürlükte. Faytonlarla ilgili yönetmelik ise 2005 yılında yerelde kabul edilmiş. Tüm bu mevzuatın varlığı ile ne denetim sağlanabilmiş ne de atlara yönelik zulüm ve ölümler engellenebilmiş. Hayvan hakları savunucuları, atlara yönelik zulmün ve ölümlerin, denetimler ile engellenemeyeceği görüşünde. Haksız da sayılmazlar çünkü 2017 ve 2018 yıllarında, Adalar’da atlara yönelik zulüm nedeniyle sadece 28 şahsa para cezası uygulanmış.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/06/adalar-ulasim-calistayinda-faytonlardaki-zulum-ve-olumler-yok-sayildi/">“Adalar Ulaşım Çalıştayı”nda, Faytonlardaki Zulüm ve Ölümler Yok Sayıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İBB’nin Protokol İptali…  STK-Yerel Yönetim İşbirliği Nasıl Olmalı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/ibbnin-protokol-iptali-stk-yerel-yonetim-isbirligi-nasil-olmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Sep 2019 06:44:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Geliştirme]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Ekrem İmamoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Erol Erdoğan]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)]]></category>
		<category><![CDATA[Kemal Öztürk]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<category><![CDATA[Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[YADA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=41846</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önceki yönetim döneminde  bazı STK’larla yapılan protokolleri iptal etmesi, sivil toplum-yerel yönetim işbirliğinin boyutlarını yeniden gündeme getirdi.  YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer, sivil toplumun yerel yönetimlerle kurduğu ilişkileri 'nasıl daha adil, şeffaf ve farklılıkların katılımına açık hale getiririz' sorusunun yanıtını aramadan, bu soruyu tartışmaya açmadan, STK'ları hedef göstererek ‘iptal’ iletişimi yapılmasının, sivil toplumu itibarsızlaştırma riski taşıdığını ve sivil toplum açısından negatif etkileri olabileceği uyarısında bulunuyor. İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Sivil Toplum Kuruluşları ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel de Türkiye’nin siyasi ve ideolojik gündemi her zaman değişebileceğini ama kurumların ideolojik ve rövanşişt tavırlar takınmadan bütün toplumsal kesimlere ve dezavantajlı gruplara hizmet eden STK’lar ile işbirliklerini sürdürmesinin önemini vurguluyor. Muhafazakar STK’ların misyon ve vizyon sorunu yaşadığını belirten Gazeteci Yazar Kemal Öztürk iptal kararını ‘dejavu’ olarak değerlendirirken, yönetimlerin kendine yakın sivil toplum örgütlerine yer verip, onları güçlendirdiğini diğerlerini ise dışladığını hatırlatıyor. Sosyolog Yazar Erol Erdoğan da kararın İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasının ruhuna uymadığını vurgulayarak, iptal kararlarının hukuka, şeffaflığa dayanması gerektiğinin altını çiziyor</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/ibbnin-protokol-iptali-stk-yerel-yonetim-isbirligi-nasil-olmali/">İBB’nin Protokol İptali…  STK-Yerel Yönetim İşbirliği Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Geçtiğimiz hafta İBB tarafından yapılan açıklamada, İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun talimatıyla dernek ve vakıfların İBB ile olan çalışmaları üzerine inceleme başlatıldığı ve ilk incelemelerin ardından aralarında Ensar Vakfı, TÜRGEV, Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı, TÜGVA, Daru’l Fünun İlahiyat Vakfı, Hoca Ahmet Yesevi Vakfı bulunan vakıflarla arasındaki protokolü fesh etme kararı alındığı ve protokollerin iptal edildiği belirtildi. Açıklama, sivil toplum camiasında sessizlikle karşılanırken sosyal medyada büyük ilgi gördü. Protokolü iptal edilen kurumlar, kararı ‘siyasi’ olarak değerlendirirken; kamuoyu da politik görüşlere göre kararı farklı karşıladı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-41847" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/09/ko123456.jpg" alt="" width="360" height="192" />Gazeteci Yazar Kemal Öztürk, konuyu sivil toplum-yerel yönetimler ilişkisinin nasıl olması gerektiği üzerinden tartışmaya açarken; muhafazakar STK’ların vizyon ve misyon sorunu yaşadığını da dile getirdi. Yaşananları dejavu olarak değerlendiren Öztürk,<strong> “</strong>Yani bundan önce başka belediyeler el değiştirdiğinde aşağı yukarı aynı şeyler oluyor. Herkes kendi  desteklediği sivil toplum örgütüne yer veriyor, hizmet veriyor ve onları güçlendiriyor. Sonra belediye el değiştirdiğinde aynı şeyler yaşanıyor bu Türkiye’nin her tarafında, her siyasi partide başımıza geliyor. O zaman sorunu daha genel bir şekilde tartışmak ve çözmek lazım.“ diyor. STK-kamu ilişkilerinde problemler olduğunu belirten Öztürk. “Sivil toplum örgütüyle, belediyeler birlikte ortak projeler üretebilir. Ancak sivil toplum örgütünün bana göre belediyeden bir yer almaması, ücretsiz hizmet almaması gerekiyor. Bu sivil toplum örgütünün ruhuna aykırı bir kere. İngilizce’deki deyimiyle ‘non goverment organization’ yani devlet dışı organizasyon.. Anlamı budur. Yani devletten hiç faydalanmadan artı değer üretebilmek.. Peki siz sivil toplum örgütü olarak yerinizi belediyeden alırsanız, suyunuzu belediyeden bedava alırsanız, yemeği ücretsiz olarak alırsanız, personelizi orada çalıştırırsanız nasıl devlet dışı bir katma değer üreteceksiniz.?” sorularını yöneltiyor.</p>
<p>Belediyenin protokolleri iptaliyle İstanbul’daki çoğu sivil toplum kuruluşunun sıkıntı yaşayacağını vurgulayan Öztürk, “Uzun yıllar sivil toplum örgütlerinde çalıştım. Kiminde üye oldum, kiminde başkanlık yaptım. Dolayısıyla muhafazakar camianın sivil toplum geleneğini biliyorum, gözlemliyorum ve tecrübesini de yaşadım. Çok ciddi bir biçimde söylüyorum. Muhafazakar STK’ların misyon, vizyon, hedef sorunu var. İnsan kaynakları, finansal kaynaklar sorunu var. Bunları belediyelerle, bakanlıklarla ilişkiler kurarak çözmeye çalışıyorlar. Yanlış. Osmanlı imparatorluğundan beri bizim vakıf geleneğimiz, sivil toplum geleneğimiz böyle değildi. Devletin dışında, devletten beslenmeden hatta yardım ederek, toplumun içinden toplum için katma değer üreterek gelen, bir sivil toplum geleneğimiz vardır ama bugün öyle değil. Devlete bağımlılık sivil toplum tabanını sıvılaştır ve güçsüz bir hale getirir.” değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>İLKE Vakfı’nın geçtiğimiz yıllarda yaptığı  <a href="https://ilke.org.tr/turkiyede-islami-stklarin-kurumsal-yapi-ve-faaliyetlerinin-degisimi">Türkiye’de İslami STK’ların Kurumsal Yapı Faaliyetleri’nin Değişimi</a> raporunu hatırlatan Öztürk, “İLKE Vakfı’nın sivil toplum örgütlerinin, kamuyla ilişkileri, vizyon misyon sorunlarıyla ilgili çalışmaları önemli. Bu çalışmaların yaygınlaşmasını ve  sivil toplum kuruluşlarının kendi sorunlarını bir an evvel çözmesini ümit ediyorum” dedi.</p>
<h4><strong>İLKE Vakfı’nın hazırladığı raporla ilgili, İslami STK’ların süreçlerine dair gözlem ve değerlendirmelerini konuştuğumuz <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/19/islami-stklarin-donusumu-2/">dosyamız için tıklayınız.</a></strong></h4>
<p><strong>‘Sivil Toplumu İtibarsızlaştırma İşlevi Görebilir’</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignright wp-image-37998" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Ekran-Alıntısı-15.jpg" alt="" width="360" height="232" /></p>
<p>YADA Vakfı’ndan Pınar Gürer de sivil toplumun, kamu, yerel yönetim ya da özel sektörle işbirliği yapabileceğini, bu desteklerin alınmasının meşru olduğunu belirterek, “Burada meşru olmayan bunu alış biçimi ve şeffaf olmayan süreç. Haklara, kaynaklara hangi konuda çalışırsa çalışsın bütün sivil toplum kuruluşlarının eşit katılımı, erişimi o kaynağı talep etme hakkı var mı? Yoksa bu bir takım arka ilişkilerle, siyasi bağlantılarla mı yürüyor? Protokol iptallerinden önce atılması gereken hamle, bu sürecin yeniden tasarlanması olmalıydı. Sivil toplum yerel yönetim ilişkisi nasıl şeffaflaştırılır, STK’ların eşit derece katılımı nasıl sağlanır ve herkesin hak ve işbirliği talep etmesi nasıl sağlanır gibi konularda yapılacakların ortaya konması gerekiyor” dedi.</p>
<p>Olayın yandaşlık ve politik duruşlar üzerinden değerlendirilmesinin sivil toplumun itibarını zedeleyici, sivil toplum kuruluşlarıyla, çalışanlarına zarar verebilecek negatif boyutları olabileceği uyarısında bulunan Gürer, “Günün birinde başka bir sivil toplum kuruluşu belediyelerden kaynak aldığında bu kez onun için de ‘dünya ve siyasi görüşüne yakınlık’ değerlendirmesi yapılacak. Bir başka deyimle o sivil toplum kuruluşu için fişleme yapılacak. Dolayısıyla sürecin yeniden tasarlanmasına ait hiçbir tartışmanın açılmamasını, sadece politik dünya görüşü düzeyine çekilmesini tedirgin edici buluyorum. Önceki süreçler şeffaf değildi, yerel yönetimlerin sivil topluma kaynak açma biçimleri eşit değil ve biz bu alanı daha eşit, daha adil bir şekilde yürüteceğiz ve yeniden tasarlayacağız diyecek bir hamle gerekiyor” dedi.</p>
<p><strong>‘Seçim Kampanyasına Uyumlu Değil’</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-38859 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/05/Erol-ARGETUS-640x477.jpg" alt="" width="360" height="268" /></p>
<p>Sosyolog Yazar Erol Erdoğan da, protokol iptalinin Ekrem İmamoğlu’nun seçim kampanyasına uymayan bir tasarruf olarak değerlendirerek, “Şimdi şu soru gündeme gelmeli: İBB herkesi nasıl kucaklayacak, her seçmene nasıl ulaşacak, STK’ları toptancı yaklaşımlarla dışlayarak herkese ulaşmak ne oranda mümkün olacak?” diye konuştu.</p>
<p>STK protokollerinin iptal edilmesi sürecinin STK-yerel yönetim ilişkisine uygun yürütülmediğini belirten Erdoğan, “ İptal kararının  tek yönlü yapılması, iptalin kamuoyu ile paylaşımında kullanılan dil, iptal sürecinin denetim kararı veya yargı kararlarına dayanmaması, sürecin tamamen politik üslupla yürütülmesi, 1970&#8217;lerden sonra dünya genelinde, Türkiye&#8217;de ise 2000&#8217;li yılların ardından yoğunlaşan ve tarihimizde de geleneği olan devlet-hayırsever işbirliği kültürüne uygun gözükmüyor. Oysa yerel yönetimler paydaşlıkların, koalisyonların, işbirliklerin korunması, çeşitlenmesi ve çoğaltılması için çalışmalıdır. İptal olacaksa bile bunun denetime, hukuka, şeffaflığa dayanması gerekirdi. “ dedi.</p>
<p>STK-yerel yönetim işbirliğinin önemine ve devam etmesinin gerekliliğine işaret eden Erdoğan da Pınar Gürer gibi ‘şeffaflık’ vurgusu yapıyor.  Belediyelerin STK’lara desteğinin adalet prensibiyle olması gerektiğini de belirten Erdoğan, “Belediyeler, ideolojik olarak kendilerine uzak bile olsa, desteği yerinde kullanmak ve denetime açık olmak şartıyla, mevzuat ve bütçe elverdiği ölçüde, şehrindeki tüm STK’lara destek vermeli, onlarla işbirliğine gitmeli, ortak işler yapmalıdır. STK’larla işbirliğinin sona erdirilmesi veya desteğin azaltılması, protokole aykırı davranışın teftiş veya yargı tarafından tespitiyle yapılmalıdır, keyfi davranışlara müsaade edilmemeli, kategorik dışlama ve rövanşist tutumlardan uzak durulmalıdır.  STK’lar, prensip olarak, belediye veya hükümet desteklerini, yıllık bütçeleri içinde sınırlandırmalı, bağışçıları ve öz kaynaklarını artırmaya çalışmalıdır. Devlet kuruluşları, fonlar veya belediyelerden destek almasa bile varlık amacına uygun faaliyetleri yapabilecek güçte olmalıdır.” uyarılarında bulunuyor.</p>
<p><strong>‘Kurumlar İdeolojik Davranmamalı’</strong></p>
<p>İstanbul Üniversitesi Sosyoloji Anabilim Dalı Sivil Toplum Kuruluşları ve Sosyal Sorumluluk Yönetimi Tezsiz Yüksek Lisans Programı Koordinatörü Prof. Dr. Yusuf Adıgüzel ise, STK’lar’ın ‘devlet/hükümet dışı’ örgütlenmeler olarak değerlendirilse de kamu kurumlarıyla ortak projeler yapabileceğini belirterek, “Devlet imkanlarının yetersiz kaldığı durumlarda, STK’lar devreye girerek kamusal hizmetlere destek olabilirler. İstanbul’daki 50’den fazla üniversitede 1 milyondan fazla öğrenci var. KYK yurtlarının bu kadar büyük bir kapasitesi yok. Bu yüzden devreye ticari amaçlı özel yurtlar ve vakıf yurtları giriyor. Ayrıca her yurdun konumu ve sunduğu hizmetler aynı değil.  İstanbul’da eğitim öğretim alanındaki vakıf ve derneklerin, kamusal hizmet veren bir kurum olan İBB ile işbirliği yapmaları da son derece doğaldır. Sonuçta STK’lar bir kişi veya kurumun menfaatlerine hasredilemeyen, tüm topluma hizmet etmeyi amaçlayan kurumlardır. İdeolojik olarak eleştirenler tabi ki olabilir ancak bu vakıf ve dernekler sonuçta binlerce öğrencinin barınma (yurt) ve yemek gibi en temel ihtiyaçlarını karşılıyorlar.” Dedi.  Türkiye’nin siyasi ve ideolojik gündemi değiştiğini her zaman değişebilir. Ama İBB (veya başka kamusal hizmet veren kurum ve kuruluşlar), ideolojik bir saplantıya düşmeden, rövanşist bir tavır takınmadan, bütün toplumsal kesimlere ve dezavantajlı gruplara hizmet eden STK’lar ile işbirliğini sürdürmeli. “ dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/05/ibbnin-protokol-iptali-stk-yerel-yonetim-isbirligi-nasil-olmali/">İBB’nin Protokol İptali…  STK-Yerel Yönetim İşbirliği Nasıl Olmalı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
