<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Ekosistem arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekosistem/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekosistem/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 01 Aug 2023 08:32:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Ekosistem arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekosistem/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Ceylan Özünel]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 01 Aug 2023 08:32:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<category><![CDATA[KAVŞAK]]></category>
		<category><![CDATA[kent]]></category>
		<category><![CDATA[kent içi ulaşım]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84741</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’de yaya ulaşımı ve bisikletli ulaşım gibi aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi temel sorun alanlarının başında geliyor. Ceylan Özünel, bu yazısında KAVŞAK Ağı'nın kurulma sürecinde proje faaliyetlerini etkin bir şekilde tasarlayabilmek adına, WRI Türkiye iş birliğiyle YADA Vakfı tarafından gerçekleştirilen 'boşluk analizi' çalışmasında ortaya çıkan tabloya değiniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/">Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sürdürülebilir kent içi ulaşım konusunda, birçok diğer konuda olduğu gibi gelişmiş ve gelişmekte olan ülkelerde farklı yaklaşımlar ve ilerlemeler söz konusu. Örneğin, sürdürülebilir kent içi ulaşım araçları karbon ayak izinin azaltılmasına yönelik özelliklere sahip olur ama aynı zamanda tüm sosyal grupların kentsel ulaşım ihtiyaçlarını da karşılamalıdır. Bu nedenle, sürdürülebilir kent içi ulaşım konusu ele alındığında birden fazla disiplinin ve uzmanlık alanının tartışmalara dahil olması gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-84751 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg" alt="Kavşak Ağı logo" width="305" height="227" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo-640x476.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-logo.jpg 759w" sizes="(max-width: 305px) 100vw, 305px" />Bu anlamda, sürdürülebilir kent içi ulaşımın ve hareketliliğin yalıtılmış bir konu olmadığını ve genel olarak kentsel yaşamın diğer birçok yönüyle ilişkili olduğunu anlamak oldukça kritiktir. Ancak bu yaklaşım, Türkiye de dahil gelişmekte olan ülkelerin şehirlerinde nadiren görülür. Türkiye’de toplumun tüm kesimlerinin erişebilirlik ve hareketlilik ihtiyacına cevap veren, bu ihtiyacı güvenli şekilde sağlayan, insan ve ekosistem sağlığını gözeten ulaşım politikalarının ve uygulamalarının geliştirilmesi için çalışan </span><a href="https://kavsak.net/"><span style="font-weight: 400;">KAVŞAK</span></a><span style="font-weight: 400;"> Ağı da bunun için kurulan bir sivil toplum ağıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil Toplum Ağlar ve Platformlar Destekleme Programı kapsamında Avrupa Birliği tarafından desteklenen Türkiye Kent İçi Sürdürülebilir Ulaşım Ağı Projesi kapsamında kurulan KAVŞAK Ağı, sürdürülebilir ulaşım yaklaşımını benimsemek ve uygulamalarını ulusal ölçekte mümkün kılmak adına çalışan STK’lar başta olmak üzere kamu, özel sektör, akademi ve medya gibi farklı alanlarda faaliyet gösteren tüm gruplara ortak çalışma imkânı sağlıyor. Bu yazıda, KAVŞAK Ağı&#8217;nın kurulma sürecinde proje faaliyetlerini etkin bir şekilde tasarlayabilmek adına, </span><a href="https://wrisehirler.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">WRI Türkiye</span></a><span style="font-weight: 400;"> iş birliğiyle </span><a href="https://www.yada.org.tr" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">YADA Vakfı</span></a><span style="font-weight: 400;"> tarafından gerçekleştirilen “boşluk analizi” çalışmasında ortaya çıkan tabloya değinmek istiyorum. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşluk analizinin ilk aşamasında bir masabaşı araştırması yapıldı. Bu araştırma kapsamında hem literatür taraması yapıldı hem de kent içi ulaşıma dair öne çıkan başlıklar, sürdürülebilir kent içi ulaşımın bileşenleri, küresel ve ulusal ölçekte yürütülen öne çıkan çalışmalar hakkında bir tarama yapıldı. Bu ön araştırmadan çıkan sonuçlar ışığında çalışmanın ikinci ve üçüncü basamakları olan çevrim içi anket ve derinlemesine görüşmeler yapılandırıldı. Araştırmanın kapsamında </span><a href="https://kavsak.net/kavsak-hakkinda/yurutme-kurulu/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">proje ortaklarının</span></a><span style="font-weight: 400;"> da katkı sağladığı; konuyla ilgili birlikte çalışma yürütme, iş birliği yaratma ve/veya diyalog kurma imkânı olabilecek kişi, kurum ve örgütler ile ilgili bir paydaş analizi yapıldı. Bu analiz doğrultusunda ulaşım, iklim, şehir planlama, toplumsal cinsiyet eşitliği gibi çeşitli alanlarda uzman paydaşlarla derinlemesine görüşmeler gerçekleştirildi. Ek olarak, masabaşı anket ve derinlemesine görüşmelerin verileri aracılığıyla belirlenen konulara odaklanan sivil toplumdan katılımcılarla bir çevrim içi anket uygulaması yapıldı. Bu doğrultuda, araştırma çerçevesini, sürdürülebilir ulaşım denince akla gelenler, alandaki boşluklar, kent içi ulaşıma dair temel sorunlar ve mevcut durum, erişim, kent içi ulaşımda pozisyonlar, aktörler ve engeller oluşturuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-84752 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg" alt="Kavşak Ağı" width="391" height="293" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2023/07/kavsak-agi.jpg 700w" sizes="(max-width: 391px) 100vw, 391px" />Yapılan masabaşı araştırma kapsamında sürdürülebilir ulaşımla ilgili üretilen literatüre bakıldığında sürdürülebilir ulaşımla ilişkili olarak konuşulan konuların; kısıtlı karbon emisyonu, erişilebilirlik, yaya güvenliği, toplu taşıma, hareketlilik, aktif ulaşım (özelde bisikletli ulaşım) olduğu görülüyor. Akademisyenler, özel sektör, yerel yönetimler, enformel gruplar, sivil toplum kuruluşları, aktivistler ve birçok farklı paydaş bu konuda bilgi üretiyor, tartışıyor ve konuyu gündeme getirmeye çalışıyor. Çalışmalardan yola çıkarak sürdürülebilir ulaşımın bileşenlerini; çevre, sağlık, erişim ve güvenlik başlıkları altında toplamak mümkün. Bu ana başlıklar altında ise en çok, hava, su, toprak, ses kirliliği, karbon emisyonları, iklim krizi, fiziksel hareket, kırılgan gruplar, ücretler, yaya, bisiklet ve aktif ulaşım, hareketlilik, kaldırım gibi konuların konuşulduğu söylenebilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmekte olan ülke şehirlerinin çoğunda erişilebilir ve uygun fiyatlı toplu taşıma hizmeti konusunda sıkıntılar yaşanıyor ve motorsuz ulaşım için güvenli altyapı bulunmuyor. Bu ülkelerde geleneksel ulaşım planlamaları hareketliliği artıyor ve bu planlamalar büyük ölçüde özel motorlu taşıtlar için altyapının genişletilmesi yönünde oluyor. Bununla birlikte, sürdürülebilir ulaşımı cazip hale getirebilen faktörler de var. Örneğin, yolların durumunun iyileşmesi, arazi planlamasının yapılması, toplu taşıma ücretlerinin azaltılması, yaya ve bisiklet yollarının güvenliğinin artırılması, araç paylaşım uygulamaları, yürümeye teşvik eden dijital uygulamalar gibi pratiklerin yaygınlaşması gelişmekte olan ülkeler için cazip görülebiliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de duruma baktığımızda ise meselenin yalnızca alanla doğrudan ilişkilenen kişi ve kurumlar tarafından sahiplenildiği görülüyor. Konu; ulaşım, enerji, çevre alanlarında çalışmalar yapan akademisyenler, STK’lar, konunun öznesi olarak kabul edilebilecek aktivist ve gruplar ve yerel yönetimlerin merkezi gündeminde. Ancak gündem genel anlamda bisikletli ulaşıma sıkıştırılarak konuşuluyor. Konu en geniş anlamda kamunun gündemine makro seçim vaatlerinde geliyor, burada da toplu taşıma ve sürdürülebilir ulaşım, erişilebilirlik açısından değerlendiriliyor ve “herkesin” hareket edebilmesi üzerinden politik bir söylem öne çıkıyor. Bu fotoğraftan hareketle, sürdürülebilir ulaşımın kapsamlı bir şekilde tüm boyutlarıyla Türkiye’de tartışıldığını söylemek tam olarak mümkün değil. Sağlık, kadın, çocuk, engelli, göç gibi tematik alanlarda çalışan sivil toplum yapılarının da konuya dahiliyeti önem taşıyor. Uzmanlar, sürdürülebilir bir kent içi ulaşım söz konusu olduğunda entegrasyon, erişilebilirlik, düşük karbon</span> <span style="font-weight: 400;">emisyonu gibi bileşenlerin altını çiziyor. Ancak bu sürdürülebilir ulaşım modeline yaklaşmak için bazı engeller söz konusu. Araştırma katılımcıları, kent içi ulaşım alanındaki en önemli sorunların; aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi, mevcut altyapının motorlu taşıt odaklı olması ve ulaşım planlarının yetersizliği olduğunu söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de yaya ulaşımı ve bisikletli ulaşım gibi aktif ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi de temel sorun alanlarının başında geliyor. Yapılan derinlemesine görüşmelerde de Türkiye’de kent içi ulaşım alanındaki temel sorunlara yönelik katılımcılara görüşleri sorulduğunda, özellikle bisiklet ve yaya yollarının güvenliğinin ve devamlılığının sağlanmadığının altı çiziliyor. Diğer ulaşım yöntemlerinin desteklenmemesi de düşünülecek olursa mevcut altyapının motorlu taşıt odaklı olmasının en öncelikli sorunlardan biri olduğu söylenebilir. Bununla birlikte, hareketliliği sağlayabilmek adına ekolojik ve sosyal boyutların göz ardı edilmesinin şahsi araç sahipliğinde artışa neden olduğu, trafiği rahatlatmak yerine açılan yeni yollarla daha da sıkışıklığın arttığı bir tabloyla karşı karşıyayız.</span> <span style="font-weight: 400;">Tam bu noktada, toplu taşımaya yönelmenin önemine işaret ediliyor ancak bu konuda Türkiye’de karar vericilerin, politika yapıcılarının, sivil toplumun ve akademinin birlikte hareket ettiği etkin bir mücadeleye ihtiyaç var. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplu taşımanın, kapsayıcılık, güvenlik, hijyen, yolcu kapasitesi, entegrasyon, erişim, akıllı ulaşım sistemleri ve konfor gibi bileşenler etrafında tartışılması gerekiyor. Öte yandan, Türkiye’de kent içi hareketliliğin önündeki en büyük engellerden öne çıkanlar; özellikle kırılgan gruplar için uygun bir ulaşım alt yapısı ve toplu taşıma hizmeti olmaması. Kaldı ki sürdürülebilir kent içi ulaşım sistemlerinin gelişebilmesi için toplu taşıma sistemleriyle mikro hareketliliği sağlayan e-skuter gibi taşıtların birbirine entegre olabilecek şekilde planlanmasına ve böylece sürdürülebilir hareketliliğinin erişilebilir hale getirilmesine ihtiyaç var. Bu noktada da Türkiye’de mikro hareketliliği sağlayan bu tür araçların erişilebilir olmamasının, sürdürülebilir kent içi ulaşımın yeterli seviyeye taşınamamasında önemli bir bariyer olduğu rahatlıkla söylenebilir. Öyle ki, alternatif ulaşım sistemleri arttıkça toplu taşımaya yönelik talebin de artacağı öngörülse de kentsel planlama esnasında toplu ulaşımı merkeze koyan sistemlerin sürdürülebilir yapılarda olmaması da hala önemli bir boşluk alanı. Bunun gibi, sürdürülebilir kent içi ulaşım alanındaki tüm bu boşlukların doldurulabilmesi için farklı disiplinlerden birçok paydaşın bir araya gelerek çalışması ve alandaki gelişmeleri takip etmesi çok önemli. Bu anlamda, KAVŞAK Ağı gibi çok paydaşlı yapıların varlığı oldukça değerli.     </span></p>
<p>Kapak Fotoğrafı: <a href="https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/araclar-sokak-bisiklet-sokak-gorunumu-13633166/">Valeriia Miller</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/01/turkiyede-surdurulebilir-kent-ici-ulasim-alanindaki-bosluklar/">Türkiye’de Sürdürülebilir Kent İçi Ulaşım Alanındaki Boşluklar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Doğa ve İklim Söyleşileri: &#8220;Kuş Cenneti&#8217;nden Biyosfere: Doğayla Geçen Yıllar &#8220;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/15/doga-ve-iklim-soylesileri-kus-cennetinden-biyosfere-dogayla-gecen-yillar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 15 Nov 2018 12:29:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[doğa ve iklim söyleşileri]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32428</guid>

					<description><![CDATA[<p>İklim değişikliğiyle mücadele ve doğanın korunması birbirinden ayrılması mümkün olmayan çalışma alanlarıdır. Atmosferdeki sera gazı birikiminin azaltılması için, fotosentez yoluyla karbonu tutan bitkilerin ve ormanların korunması, yaban hayatla birlikte ekosistemlerin işlevini sürdürebilmesi hayati önem taşır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/15/doga-ve-iklim-soylesileri-kus-cennetinden-biyosfere-dogayla-gecen-yillar/">Doğa ve İklim Söyleşileri: &#8220;Kuş Cenneti&#8217;nden Biyosfere: Doğayla Geçen Yıllar &#8220;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div class="_63eu _63ev">
<div class="_63ew" data-testid="event-permalink-details">Öte yandan bilim insanları, insan tarafından yapılan doğa tahribatının ve iklim değişikliğinin altıncı büyük yokoluşa neden olduğu uyarısını yapmaktadır. Yeryüzünün geleceği, biyosferin bir bütün olarak korunmasına bağlıdır.</p>
<p>İstanbul Politikalar Merkezi&#8217;nde, doğa koruma ve iklim değişikliği ile mücadele alanlarını bir araya getirmek amacıyla yeni başlattığımız Doğa ve İklim Söyleşileri dizisinin ilk konuşmacısı, Türkiye&#8217;nin en kıdemli doğa korumacılarından biri olan Tansu Gürpınar. Orman Bakanlığı&#8217;ndan Doğal Hayatı Koruma Derneği&#8217;ne kadar görev yaptığı her yerde bu alandaki çalışmaların öncülüğünü yapan isimler arasında yer alan Gürpınar, bu söyleşide deneyimlerinden yola çıkarak, biyosferin korunmasının iklim değişikliğiyle mücadeledeki rolünü anlatacak. Doğa ve İklim Söyleşileri, farklı konuşmacılarla, iki ayda bir devam edecek.</p>
<p>Konuşmacı: Tansu Gürpınar &#8211; Doğa Korumacı<br />
Moderatör: Ümit Şahin &#8211; İstanbul Politikalar Merkezi<br />
Tarih: 20 Kasım 2018, Salı<br />
Saat: 18:00-20:00<br />
Yer: İPM Karaköy &#8211; Giriş Katı<br />
Etkinlik Türkçe gerçekleşecektir. Katılım için lütfen tıklayınız: <a href="https://l.facebook.com/l.php?u=https%3A%2F%2Fgoo.gl%2Fforms%2FhZzT6sxOjtiVnjQj1%3Ffbclid%3DIwAR3Mvl81dBDsXB-VWLthiYz5ojIroVbsHS0sQ4Qa2jHB3d1QASGsNHmjLLI&amp;h=AT0fWhFhX6Ag1BkYOPxsOEEDm4p7q3lVb_RFkuEdGPAYn9dD8EF1bLltynk5pFmqWLpCrTiONGd8HTfeQknNR81p4zT0pbqmP8tL5SH9HGiNAsjHD9wq4bv6vBQxc7tvfw" target="_blank" rel="nofollow noopener" data-lynx-mode="hover">https://goo.gl/forms/hZzT6sxOjtiVnjQj1</a></div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/15/doga-ve-iklim-soylesileri-kus-cennetinden-biyosfere-dogayla-gecen-yillar/">Doğa ve İklim Söyleşileri: &#8220;Kuş Cenneti&#8217;nden Biyosfere: Doğayla Geçen Yıllar &#8220;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünyaya ne kadar &#8216;plastik iz bıraktığını&#8217; hesaplamak için tıkla!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/08/dunyaya-ne-kadar-plastik-iz-biraktigini-hesaplamak-icin-tikla/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Nov 2017 08:40:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Coca-Cola]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[Greenpeace]]></category>
		<category><![CDATA[Plastiğe Boğma]]></category>
		<category><![CDATA[plastik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19950</guid>

					<description><![CDATA[<p>Greenpeace, ekosisteme bıraktığımız plastik izi hesaplamak için bir çözüm geliştirdi. İşte günlük rutinimizdeki alışkanlıklarımıza göre yedi yanıt üzerinden plastik atık bilançomuz&#8230; Plastiğin ekosisteme verdiği zararının bilincinde olan ya da olmayan herkesin günlük rutinde fark etmeden yaşadığı &#8220;Yılda kaç plastik tüketiyorsunuz? sorunun yanıtını düşündürmek için Greenpeace tarafından &#8216;eğlenceli&#8217; bir çözüm geliştirildi. Çevre örgütünün &#8220;Plastiğe Boğma&#8221; kampanyası [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/08/dunyaya-ne-kadar-plastik-iz-biraktigini-hesaplamak-icin-tikla/">Dünyaya ne kadar &#8216;plastik iz bıraktığını&#8217; hesaplamak için tıkla!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Greenpeace, ekosisteme bıraktığımız plastik izi hesaplamak için bir çözüm geliştirdi. İşte günlük rutinimizdeki alışkanlıklarımıza göre yedi yanıt üzerinden plastik atık bilançomuz&#8230;</p>
<p>Plastiğin ekosisteme verdiği zararının bilincinde olan ya da olmayan herkesin günlük rutinde fark etmeden yaşadığı &#8220;Yılda kaç plastik tüketiyorsunuz? sorunun yanıtını düşündürmek için Greenpeace tarafından &#8216;eğlenceli&#8217; bir çözüm geliştirildi.<br />
Çevre örgütünün &#8220;Plastiğe Boğma&#8221; kampanyası kapsamında hazırladığı plastik ayak izi hesaplayıcısı, farkında olmadan dünyaya ne kadar plastik iz bıraktığımızı hesaplıyor.</p>
<p>Aşağıda yer alan linki tıklayarak yedi yanıt üzerinden yıllık plastik tüketiminizi hesaplayabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://www.greenpeace.org/turkey/tr/plastik-ayak-izi-hesaplayici/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">greenpeace/plastik-ayak-izi-hesaplayici/</a></p>
<p><strong>Denizlerde 150 milyon tonun üzerinde plastik var</strong></p>
<p>Greenpeace&#8217;in derlediği verilere göre dünyada son 50 yılda plastik kullanımı 20 kat arttı. Önümüzdeki yıllarda da bunun iki katına çıkacağı tahmin ediliyor. Bu plastiklerin büyük bölümünü de tek kullanımlık plastik ambalajlar oluşturuyor.</p>
<p>Yüzlerce yıl doğada kalan plastik atıklar, özellikle deniz yaşamını ciddi boyutta tehdit ediyor. Her sene 12 milyon ton tek kullanımlık paketleme ürünlerinden oluşan plastik denizlere atılıyor. Bugün denizlerimizde 150 milyon tonun üzerinde plastik var.</p>
<p>Büyük plastik parçaları balinalar, kaplumbağalar ve deniz kuşları gibi türlerin boğulmasına neden oluyor; küçük plastik parçaları ise deniz hayvanları tarafından yiyecek sanılıp yeniyor ve bu hayvanların zehirlenmesine ve boğulmasına yol açıyor.</p>
<p>Deniz kuşlarının yüzde 90&#8217;ının, deniz kamplumbağalarının üçte birinin midesinde plastik var. Birleşmiş Milletler Çevre Programı, yüzbinlerce deniz canlısının her yıl plastik kirliliği nedeniyle öldüğünü söylüyor. Büyük plastik parçaları mikro plastiklere bölünerek deniz canlılarının besin zincirine karışıyor. Hatta deniz mahsülleri aracılığıyla tabaklarımıza kadar giriyor.</p>
<p><strong>Greenpeace&#8217;den Coca-Cola&#8217;ya çağrı</strong></p>
<p>Greenpeace yetkilileri plastiğin denizlerimize karışmasını önlemek için bir an önce harekete geçilmesi gerektiğini söylüyor. Dünyanın en büyük meşrubat üreticisi Coca-Cola&#8217;dan bu değişime öncülük etmesini talep eden çevre örgütü, &#8220;Coca-Cola yılda 110 milyardan fazla tek kullanımlık plastik şişe üretiyor. Bu şişelerin milyarlarcası, sahillere, çöplüklere ve denizlere karışıyor&#8221; diyor.</p>
<p>Kaynak: <a href="http://m.bianet.org/bianet/ekoloji/191322-senin-plastik-ayak-izin-ne-kadar" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/08/dunyaya-ne-kadar-plastik-iz-biraktigini-hesaplamak-icin-tikla/">Dünyaya ne kadar &#8216;plastik iz bıraktığını&#8217; hesaplamak için tıkla!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kuzey Ormanları çalıştaya çağırıyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/kuzey-ormanlari-calistaya-cagiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 02 Jun 2017 08:29:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Doğa]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Çalıştayı]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Ormanları Savunması]]></category>
		<category><![CDATA[Trakya]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15374</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kuzey Ormanları Savunması, bölgenin ekosistemi üzerine yapılacak, bilimsel, hukuksal ve ekolojik çalışmalara çerçeve sunmak, Kuzey Ormanları’nın varlığını tehdit eden meseleleri tartışmak ve çözüm yolları üretmek adına çalıştay düzenliyor. 10 Haziran Cumartesi günü, İstanbul, Sarıyer’de bulunan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek çalıştay, Kuzey Ormanlarını savunan kişi, kuruluş ve hareketlerin yerel mücadele birikimlerini paylaşmayı, dayanışmanın ve birlikte [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/kuzey-ormanlari-calistaya-cagiriyor/">Kuzey Ormanları çalıştaya çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kuzey Ormanları Savunması, bölgenin ekosistemi üzerine yapılacak, bilimsel, hukuksal ve ekolojik çalışmalara çerçeve sunmak, Kuzey Ormanları’nın varlığını tehdit eden meseleleri tartışmak ve çözüm yolları üretmek adına çalıştay düzenliyor. 10 Haziran Cumartesi günü, İstanbul, Sarıyer’de bulunan Yaşar Kemal Kültür Merkezi’nde gerçekleşecek çalıştay, Kuzey Ormanlarını savunan kişi, kuruluş ve hareketlerin yerel mücadele birikimlerini paylaşmayı, dayanışmanın ve birlikte savunmanın imkânlarını tartışmayı ve yeni bir kurucu adım atabilmeyi hedefliyor.</p>
<p>Kuzey Ormanları düzenledikleri çalıştaya; Kuzey Ormanları, Trakya, Marmara savunucularını, bilim insanlarını, çevre örgütlerini, köy muhtarları ve azalarını, bisiklet ve yürüyüş topluluklarını, belediye başkanları ile meclis üyeleri, üreticileri ve kooperatiflerinin katılımını bekliyor.</p>
<p>Program</p>
<p>10.00 – Açılış konuşması<br />
10.30 – Kuzey Ormanları ve florası – Prof. Dr. Ünal Akkemik<br />
11.00 – Kuzey Ormanları’yla ilişkili ekosistemler – Prof. Dr. Doğanay Tolunay<br />
11.30 – Kuzey Ormanları’nın faunası – Doç.Dr. Zeynel Arslan Gündoğdu<br />
12.00 – Kuzey Ormanları’na saldırı ve tehditler – KOS</p>
<p>13.00 – Öğle yemeği</p>
<p>14.00 – Kuzey Ormanları Savunması üzerine – KOS<br />
15.00 – Forum<br />
17.00 – Kuzey Ormanları Savunması Meclisinin oluşturulması ve sonuç bildirgesinin okunmas</p>
<p><strong>Kuzey Ormanları Savunması hakkında</strong></p>
<p>Kuzey Ormanları Savunması, İstanbul’un kuzeyi olmak üzere Istrancalar’dan Sapanca’ya kadar olan bölgede yer alan son orman alanları ile birlikte su havzaları, tarım alanları, çok sayıda endemik bitki ve hayvan türlerinden oluşan farklı ekosistemlerin bir arada bulunduğu bütüncül bir ekolojik alanın varlığını sürdürebilmesini savunan, bu amaç doğrultusunda; ölçeği ve gerekçesi ne olursa olsun doğaya, akla, bilime dayanmayan her türlü kentsel-kırsal projenin durdurulması için örgütlenen, mücadele eden, özgür ve gönüllü bireylerin oluşturduğu, her türlü ekonomik, siyasi ve ideolojik örgütten bağımsız bir hareket.</p>
<p>Çalıştayın programına <a href="http://www.kuzeyormanlari.org/2017/05/30/kuzey-ormanlari-kurultayi-10-haziran-cumartesi-gunu-yasar-kemal-kultur-merkezinde-yapilacak/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">buradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p><a href="http://kaosgl.org/sayfa.php?id=23901" target="_blank" rel="noopener noreferrer">Kaynak</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/06/02/kuzey-ormanlari-calistaya-cagiriyor/">Kuzey Ormanları çalıştaya çağırıyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nehirler Kardeşlerimizdir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/nehirler-kardeslerimizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2017 09:05:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adrian Rurawhe]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Finlayson]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[Ekvador]]></category>
		<category><![CDATA[Ganga]]></category>
		<category><![CDATA[Ganj nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Geronimo]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Sediyani]]></category>
		<category><![CDATA[kabile hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Maoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Whanganui Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yamuna Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[yerli hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12814</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göllerde ve nehirlerde parıldayan su, sadece su değil, o bizim atalarımızın kanı. Suların hışırtısı benim atalarımın sesidir. Nehirler bizim kardeşimizdir ve susuzluğumuzu giderir. Nehirler kanolarımızı taşır, çocuklarımızı doyurur.  Nehirler bizim kardeşimizdir – ve sizin de –, o andan itibaren nehirlere tüm iyiliğinizi vermelisiniz, aynı her kardeşinize verdiğiniz iyilik gibi”.  Kızılderili reisi Seattle   *Bizler ülkede [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/nehirler-kardeslerimizdir/">Nehirler Kardeşlerimizdir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Göllerde ve nehirlerde parıldayan su, sadece su değil, o bizim atalarımızın kanı. Suların hışırtısı benim atalarımın sesidir. Nehirler bizim kardeşimizdir ve susuzluğumuzu giderir. Nehirler kanolarımızı taşır, çocuklarımızı doyurur.  Nehirler bizim kardeşimizdir – ve sizin de –, o andan itibaren nehirlere tüm iyiliğinizi vermelisiniz, aynı her kardeşinize verdiğiniz iyilik gibi”.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Kızılderili reisi Seattle</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>*</strong>Bizler ülkede ve dünyada cereyan eden ve ekseriyetle siyasî olan kendi kısır gündemimizle yatıp kalkarken, aynı gezegende çok daha farklı olaylar da yaşanıyor.</p>
<p>Sonuçta bu devâsâ büyüklükteki gezegen, bizim küçük dünyamızdan ibaret değil. Tatlı su balıkları gibi dünyayı kendi ortamımızdan ve kısır gündemimizden ibaret sanabiliriz ama öyle değil.</p>
<p>Gariptir ki, bir hafta sonra unutacağımız olaylar, günübirlik kavgalar, siyasi çekişmeler gazetelerin manşetlerini süslerken, televizyon ekranlarında veya sohbetlerimizde saatlerce konuşulup tartışılırken, insanlık tarihinde bir ilk olan ve yeni bir çığır açan, yeni bir medeniyet anlayışı getiren, yeni bir perspektif kazandıran hadiseler ve gelişmeler, ancak küçücük bir haber olur iç sayfalarda veya hiç olmaz.</p>
<p>Garabet işte tam da burada. Gazetelerin manşetten verdiği, televizyon ekranlarında saatlerce tartışılan pek çok konu, olay ya da politikacıların açıklamaları, sadece bir hafta sonra hepimizin unutacağı şeyler (o siyasetçilerin kendisi bile unutuyor, bir hafta önce ne söylediklerini). Etkisi bir hafta bile sürmeyen bu küçük ve anlamsız olaylara bu derece büyük önem atfedip manşetlerimizi, ekranlarımızı tamamen bunlara ayırıyoruz. Öte yandan gündemimize dahi almadığımız, duyduğumuzda ise dikkat kesilmeyip küçük ve önemsiz bir haber diye sunduğumuz olaylar, aslında tarihe geçen olaylar ve aradan 300 yıl, hatta 1000 yıl dahi geçse insanların anacağı, konuşacağı olaylar.</p>
<p>Bunlar günübirlik tartışmaların ve siyasî çekişmelerin sonucu olarak yaşanmış olaylar değil çünkü.Bunlar insanlık tarihinde bir ilk olan ve yeni bir çığır açan, insanoğlunun/kızının yaşam örgüsüne yeni bir medeniyet anlayışı getiren, hayata ve yaratılış gayesine bakışımıza yeni bir perspektif kazandıran hadiseler ve gelişmeler.</p>
<p>Böyle bir gelişme, iki hafta kadar önce Yeni Zelanda’da yaşandı. Etkisi kısa sürede dünyaya yayıldı ve benzer bir gelişme, aradan bir hafta geçtikten sonra, bu kez Hindistan’da yaşandı.</p>
<p>* * *</p>
<p>Nehirler, dünyada ve tarihte ilk kez “yaşayan canlı varlık” olarak tanındılar. Yeni Zelanda Parlamentosu, 15 Mart 2017 günü aldığı bir kararla Kuzey Adası &#8216;ndaki(İngilizce: North Island; Maori: Te İka – a – Māui) Whanganui Nehri’ni “canlı varlık” olarak tanıdı ve nehre hukuki statü verdi.</p>
<p>Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui Nehri’nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.</p>
<p>Maoriler kararı sevinç gözyaşlarıyla karşıladı.</p>
<p>Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Christopher Francis Finlayson yaptığı açıklamada, Maoriler’in 160 yıldan uzun süredir nehre bu statüyü kazandırmak için mücadele ettiğini belirtti. Konuyla ilgili oldukça çarpıcı bir açıklama yapan Finlayson, “Biliyorum ki insanların hissettiği ilk şey doğal bir kaynağa hukukî şahsiyet kazandırmanın oldukça garip olacağıdır, ancak bu, şirketlerden ya da anonim topluluklardan daha garip değildir” ifadesini kullandı.</p>
<p>Yeni Zelanda bununla da kalmıyor. Hükûmet tarafından nehir için 80 milyon Dolar tazminat ödenecek ve ayrıca nehrin temizlenmesi için 30 milyon Dolar fon verilecek.</p>
<p>Yeni Zelanda, İngilizce resmî adı “North Island” (Kuzey Adası) ve İngilizce resmî adı “South Island” (Güney Adası) olan iki büyük adadan oluşuyor. Yeni Zelanda’nın tamamı için Maorice “Aotearoa” (Uzun Beyaz Bulut Ülkesi) ismini kullanan Maoriler, kuzeydeki adayı “Te İka – a – Māui” (Maui Balığı), güneydeki adayı da “Te Waipounamu” (Pounamu Suyu) olarak isimlendiriyorlar ve bu isimler adaların beyaz adamın o topraklara gelmeden önceki eski gerçek isimleridir. Yeni Zelanda hükümeti, bundan üç buçuk sene önce, 2013 yılının ekim ayında aldığı kararla, ülkeyi meydana getiren bu iki dev adanın o çok eski Maorice isimleri olan “Te İka – a – Māui” ve “Te Waipounamu” isimlerini, adaların resmî isimleri olarak kabul etmiştir. Bu ise elbette ki aynı şekilde takdir edilecek başka bir uygulamadır.</p>
<figure id="attachment_12816" aria-describedby="caption-attachment-12816" style="width: 930px" class="wp-caption alignnone"><img decoding="async" class="wp-image-12816 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/whanganui-1.jpg" alt=" Whanganui Nehri- Yeni Zelanda" width="930" height="580" /><figcaption id="caption-attachment-12816" class="wp-caption-text">Whanganui Nehri-Yeni Zelanda</figcaption></figure>
<p>Yeni Zelanda’da iki hafta önce yaşanan gelişme, dünya tarihinde bir ilk. İnsanlık tarihinde bir ilk.  Medeniyet tarihinde yeni bir anlayış, yeni bir perspektif. İlk kez akarsular, “yaşayan canlı varlık” olarak tanımlanıyor. İlk kez nehirler, ırmaklar, tıpkı insanlar gibi “hak” sahibi oluyorlar. Kendilerini koruyan bir hukuka kavuşuyorlar.</p>
<p>Yeni Zelanda’daki bu ilginç ve bir o kadar da olumlu gelişmenin etkisi kısa sürede dünyaya yayıldı. Başka ülkelere de ilham kaynağı oldu ve benzer bir gelişme, aradan bir hafta geçtikten sonra, 23 Mart 2017 günü bu kez Hindistan’da yaşandı.</p>
<p>15 Mart günü Yeni Zelanda Parlamentosu’nun aldığı kararla dünyada ve tarihte ilk kez bir nehrin “yaşayan canlı varlık” olarak tanınması, Kuzey Adası’ndaki Whanganui Nehri’nin “canlı varlık” olarak tanınıp nehre hukukî statü verilmesinin ardından, 23 Mart günü de Hindistan’daki Kuzey Bölgesi Eyalet Parlamentosu benzer bir karar aldı.</p>
<p>Hindistan’ın kuzeyindeki Kuzey Bölgesi (Hindu: Uttar Axand) Eyalet Mahkemesi’nin aldığı kararla Ganj (Hint. Ganga) Nehri ve onun yan kolu Yamuna Nehri’ne “insan haklarına sahip, insan olmayan varlık” statüsü verildi. Bu kararla Ganj ve Yamuna nehri, Hindistan’da “insan haklarına sahip, insan olmayan ilk varlık” oldular.</p>
<p>Mahkeme, üç ay içinde Ganj ve kollarının yasal haklarını koruyacak bir komisyon oluşturulmasını emretti. Çevre koruma örgütleri ve doğa severler tarafından sevinçle karşılanan karar uyarınca, kirletme ya da başka bir yolla bu iki nehre zarar verenler, mahkemelerde “insana zarar vermiş gibi” kabul edilecek ve cezalandırılacak.</p>
<p>Hindu tanrıçası Ganga’nın adını taşıyan 2 bin 525 km uzunluğundaki Ganj Nehri’ne günde 1, 5 milyar litre işlenmemiş kanalizasyon atığı ve 500 milyon litre sanayi atığı karıştığı belirtiliyor. Ganj’ın bazı bölümlerinde aşırı kirlilik nedeniyle canlı organizma barınmıyor. Başkent Yeni Delhi’de (Hindu: Nai Dilli) 19 milyon kişi, Yamuna Nehri’nden arıtılan suyu içiyor.</p>
<p>Hindistan’da bu kararı alan yargıçlar, Yeni Zelanda’da Maori yerlileri tarafından kutsal kabul edilen Whanganui Nehri için geçen hafta alınan kararı emsal gösterdiler. Yeni Zelanda’da yaşanan gelişme, Hindistan’a emsal olmuştu.</p>
<p>Dileğimiz, dünyadaki bütün ülkelere emsal olması.</p>
<figure id="attachment_12817" aria-describedby="caption-attachment-12817" style="width: 880px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12817 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/ganj-nehri-1.jpg" alt="Ganj Nehri-Hindistan" width="880" height="660" /><figcaption id="caption-attachment-12817" class="wp-caption-text">Ganj Nehri-Hindistan</figcaption></figure>
<p>* * *</p>
<p>Yeni Zelanda’da yaşanan ve Hindistan’la devam eden bu uygulama, elbette ki son derece güzel bir gelişme. Her iki ülkeyi / devleti de kutluyoruz. Bu olayın dünyadaki tüm ülkelere / devletlere örnek olmasını, yeryüzü coğrafyasının her bir toprağında akan nehirlerin aynı hak ve hukuka sahip olmalarını diliyoruz.</p>
<p>Bizler “insan” denen canlı türü olarak ne yazık ki kendimiz dışındaki hiçbir canlı türüne ve doğal varlığa saygı göstermiyor, onların da tıpkı bizler gibi özgürce yaşama haklarının olduğuna, olabileceğine kanaat getiremiyoruz. Bunun sebebi, dünyadaki ve hatta evrendeki her şeyin bizim için, bize hizmet etmesi için yaratıldığına inanmamız, dolayısıyla onlar üzerinde her türlü tasarruf hakkımız olduğunu düşünmemizdir. İstediğimiz hayvanı, bitkiyi, göl ve akarsuları istediğimiz şekilde öldürebiliyor, kirletebiliyor, zehirleyebiliyor ve yok edebiliyoruz.</p>
<p>Oysa yerin, suyun, göğün ve tüm kâinatın yaratıcısı olan Allah Tebareke ve Teâlâ, yalnızca insanı değil, hayvanları, bitkileri ve akarsuları da en güzel biçimde yaratmıştır. Onlara da bir hayat, bir can bahşetmiştir. Canı ve hayatı olan varlığın da hukuku olmalıdır, özgürce yaşama hakkı olmalıdır.</p>
<p>“İnsan” denen canlı türü bunu bir türlü öğrenmek istemiyor. Özellikle de içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda hâlâ  mezhep savaşlarıyla uğraşan, her türlü yobazlığın ve bağnazlığın kol gezdiği, halen dahi kadınların insan, bitkilerin canlı olduğunu öğrenememiş İslam toplumları için bu hakikati kavratmak çok güç ama, hakikat bu.</p>
<p>Nehirler de, tıpkı insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi canlıdırlar.</p>
<p>Nehirlerin yaşamı, tıpkı insanların ve hayvanların yaşamı gibidir. İnsanlar ve hayvanlar nasıl ki küçük bir bebek olarak doğarlar, sonra büyürler, yaşamları boyunca yüzlerce badire atlatır ve onlarca önemli olaya, savaşlara ve dramlara tanıklık ederler, sonra yaşlanır ve günün birinde son nefeslerini verirler, hayata vedâ ederler, nehirler de aynı şekilde, tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi küçük bir bebek olarak doğarlar, heybetli dağların yüksek yerinde bir kaynaktan küçük bir su akıntısı olarak, küçük bir dere veya çeşme olarak doğarlar, sonra aktıkça büyürler ve genişlerler, gittikçe büyürler, akıntıları boyunca yüzlerce badire atlatır ve onlarca önemli olaya, savaşlara ve dramlara tanıklık ederler, sonra yaşlanır ve sularını bir denize bırakarak akıntısına son verirler, hayata vedâ ederler.</p>
<p>Bir coğrafyada yaşam, nehirler aktıkça vardır. Nehirlerin akmadığı bir coğrafyada yaşam da olmaz.</p>
<p>Nehirlerimiz, sadece akan sular değildir bizler için. Nehirler, “beyaz beyaz” konuşmasına, “yeşil yeşil” akışına, “mavi mavi” bakışına aşık olduğumuz sevgililerimizdir bizim.</p>
<p>Şarkılarımızda, şiirlerimizde ilhâmımızı nehirlerden alırız; kimseye anlatamadığımız dertlerimizi nehirlerle paylaşırız. Sevgidir nehirler, şiirdir, öyküdür, halkımızın yaşam öyküsüdür. Bizim doludizgin yaşamımızın tâ kendisidir.</p>
<p>Kızılderili reisi Seattle’ın (1786 – 1866) dediği gibi: “Göllerde ve nehirlerde parıldayan su, sadece su değil, o bizim atalarımızın kanı. Suların hışırtısı benim atalarımın sesidir. Nehirler bizim kardeşimizdir ve susuzluğumuzu giderir. Nehirler kanolarımızı taşır, çocuklarımızı doyurur. Nehirler bizim kardeşimizdir – ve sizin de -, o andan itibaren nehirlere tüm iyiliğinizi vermelisiniz, aynı her kardeşinize verdiğiniz iyilik gibi”.</p>
<p>Bizler “insan” denen canlı türü olarak, doğanın efendileri değil, doğanın bir parçasıyız. Her şeyin bizim hizmetimize sunulduğu kibrinden vazgeçip, bizzat hizmetçi olduğumuz bilincine varmalı ve doğaya, coğrafyamıza hizmet etmek için çabalamalıyız.</p>
<p>Kızılderili reisi Tatanka Yotanka (1831 – 90), nam-ı diğer Oturan Boğa’nın dediği gibi: “Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır ve biz de onun bir parçasıyız. Hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, kuşlar, çiçekler, göller, nehirler, şelaleler, bunların hepsi senin kardeşlerin ve kız kardeşlerindir.”</p>
<p>Genelde her şeyi yakıp yıktıktan sonra sarf ettiğiniz bir söz olan “vatana hizmet”, işte asıl bu şekilde olur. “Vatana hizmet”, faşistlik yapmak demek değildir, ırkçılık yapmak değildir, katil olmak, çocuk ve kadın öldürmek, fikirlerini açıkladılar ve eleştiri yaptılar diye insanları hapishaneye tıkmak değildir. “Vatana hizmet etmek” demek, o vatanın doğasını, coğrafyasını sevmek, bitki örtüsünü, ormanlarını, göllerini ve akarsularını korumaya çalışmaktır.</p>
<p>Kızılderili reisi Geronimo’nun (1829 – 1909) dediği gibi: “Son ceylan vurulduğunda, son balık öldüğünde, son ağaç kesildiğinde ve son ırmak kuruduğunda, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır.”</p>
<p>Yeni Zelanda ve Hindistan’da çıkartılan yasalar Türkiye’ye de örnek olmalı. Ülkemizde de aynı yasaların çıkması, nehirlerimizin de aynı haklara kavuşması için devlete baskı yapmalıyız.</p>
<p>Bütün doğa severler, çevre örgütleri, aydınlar; Türkiye’deki nehirler için de aynı yasaların çıkartılması için devlete/hükümete baskı yapmalı, bu konuda kamuoyu duyarlılığı oluşturmak için ellerinden geleni yapmalıdırlar. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın yaşam kaynağı, nehirlerdir. Nehirler, coğrafyamızın damarlarında akan kandır.</p>
<p>Dicle’nin, Fırat’ın, Murat’ın, Zap’ın, Çoruh’un, Kızılırmak’ın, Yeşilırmak’ın, Manavgat’ın, Seyhan’ın, Ceyhan’ın, Menderes’in, Sakarya’nın, Meriç’in de aynı haklara sahip olması için mücadele vermeliyiz. Nazlı nazlı akan bu nehirlerimizin anayasada “yaşayan canlı varlık” olarak tanımlanması için devlete baskı yapmalıyız.</p>
<p>Tıpkı gönlümüzdeki sevgiliye benzettiğimiz, işveli işveli akışına, akan her damla suyuna âşık olduğumuz, haklarında şiirler yazıp şarkılar bestelediğimiz bu nehirlerimizin yasalar önünde “insan haklarına sahip, insan olmayan varlık” olarak kabul edilmeleri için çaba sarf etmeli, gayret göstermeliyiz.</p>
<p>Nehirler bizim kardeşlerimizdir. Kardeşlerimize sahip çıkalım. Kardeşlerimize saygılı olalım. Kardeşlerimizi koruyalım.</p>
<p>sediyani@gmail.com</p>
<p>*Söz konusu makale <a href="http://www.sediyani.com/?p=15537" target="_blank">İbrahim Sediyani&#8217;</a>ye aittir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/nehirler-kardeslerimizdir/">Nehirler Kardeşlerimizdir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Zelanda&#8217;daki bir nehir &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanındı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2017 08:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adrian Rurawhe]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Finlayson]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[Ekvador]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Maoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Whanganui Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[yerli hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Zelanda Parlamentosu Kuzey Adası&#8217;ndaki Whanganui Nehri&#8217;ni &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanıdı ve nehre hukuki statü verdi. Yeni Zelanda&#8217;nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui&#8217;nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek. Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Chris Finlayson yaptığı açıklamada, Maorilerin 1870’li tıllardan bu yana, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi/">Yeni Zelanda&#8217;daki bir nehir &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Zelanda Parlamentosu Kuzey Adası&#8217;ndaki Whanganui Nehri&#8217;ni &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanıdı ve nehre hukuki statü verdi.</p>
<p>Yeni Zelanda&#8217;nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui&#8217;nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.</p>
<p>Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Chris Finlayson yaptığı açıklamada, Maorilerin 1870’li tıllardan bu yana, uzun süredir nehre bu statüyü kazandırmak için mücadele ettiğini belirtti.</p>
<p>Finlayson, &#8220;Biliyorum ki insanların hissettiği ilk şey doğal bir kaynağa hukuki şahsiyet kazandırmanın oldukça garip olacağıdır ancak bu, şirketlerden ya da anonim topluluklardan daha garip değildir&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Parlamentoda Maori kabilesini temsil eden milletvekili Adrian Rurawhe, Whanganui&#8217;nin, etrafında yaşayanlar için önemini vurguladı. Rurawhe, nehrin &#8220;iyiliğinin&#8221; insanların iyiliğiyle doğrudan alakalı olduğunu bu nedenle nehrin kimliğinin tanınmasının oldukça önemli olduğunu savundu.</p>
<p>Ayrıca, nehir için 80 milyon dolar tazminat ve nehrin temizlenmesi için 30 milyon dolar fon verilecek.</p>
<p>Parlamentonun kararı kabile tarafından gözyaşları ve müzikle karşılandı.</p>
<p><strong>Boğulma vakaları ya da su taşkınları olduğunda cezalandırılacak mı ?</strong></p>
<p>Prensip olarak böyle bir şey söz konusu olamaz zira ‘öznelere’ kendi kapasitelerinin üzerinde ödev ve sorumluluk yüklenemiyor. Başka bir deyişle Whanganui Nehri, boğulma vakalarını ya da sel gibi doğal afetleri kendi başına önleyemediği için cezai yaptırıma uğrayamıyor. Söz konusu nehir ‘yaşayan varlık’ olarak tanınsa da, hukuksal olarak ergin olmayan veya vesayet altındaki kişilerinWhanganui NehriWhanganui Nehri haklarına sahip. Bu nedenle Whanganui nehrinin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Dünya’da bir ilk mi ?</strong></p>
<p>Whanganui Nehri&#8217;ni &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanınması dünyada bir ilki temsil etse, buna benzer başka örnekler de var. Güney Amerika’da yer alan Ekvador  2008’de, ülkedeki toprakların, nehirlerin ve dağların yasal hakları olduğunu tanımıştı.  Arjantin yargısı da aynı şekilde 2014’de bir orangutanı ‘insan dışı kişi’ olarak tanıyarak özgür bir yaşama hakkına sahip olduğuna hükmetmişti.</p>
<p><strong>*Söz konusu haber BBC ve <a href="http://www.geo.fr/photos/reportages-geo/nouvelle-zelande-un-fleuve-avec-des-droits-ca-change-quoi-whanganui-river-171869" target="_blank">Geo.fr</a>’den derlenmiştir.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi/">Yeni Zelanda&#8217;daki bir nehir &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
