<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ekonomik kriz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekonomik-kriz/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekonomik-kriz/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Feb 2023 08:09:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ekonomik kriz arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekonomik-kriz/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Data Talks: Ekonomik Krizin Kıskacında İstanbul’da Geçim ve Dayanışma</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/22/data-talks-ekonomik-krizin-kiskacinda-istanbulda-gecim-ve-dayanisma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Aug 2022 08:05:30 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Podcast]]></category>
		<category><![CDATA[Data Talks]]></category>
		<category><![CDATA[Dayanışma]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[Geçim]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Planlama Ajansı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=83076</guid>

					<description><![CDATA[<p>Data Talks'un bu bölümünde İstanbul Planlama Ajansı'nın “Ekonomik Krizin Kıskacında İstanbul’da Geçim ve Dayanışma'' araştırması proje ekibinden Zehra Keleş ile konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/22/data-talks-ekonomik-krizin-kiskacinda-istanbulda-gecim-ve-dayanisma/">Data Talks: Ekonomik Krizin Kıskacında İstanbul’da Geçim ve Dayanışma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><iframe title="Spotify Embed: Bölüm 020 I Ekonomik Krizin Kıskacında İstanbul’da Geçim ve Dayanışma Araştırması" style="border-radius: 12px" width="100%" height="152" frameborder="0" allowfullscreen allow="autoplay; clipboard-write; encrypted-media; fullscreen; picture-in-picture" loading="lazy" src="https://open.spotify.com/embed/episode/1SbCO15oKH60ECqATpCn2W?si=3494802c9e714fd4&#038;nd=1&#038;utm_source=oembed"></iframe></p>
<p><a href="https://ipa.istanbul/wp-content/uploads/2022/03/Ekonomik-Krizin-Kiskacinda-Istanbulda-Gecim-Ve-Dayanisma-Arastirmasi.pdf" target="_blank" rel="noopener">Rapora buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/08/22/data-talks-ekonomik-krizin-kiskacinda-istanbulda-gecim-ve-dayanisma/">Data Talks: Ekonomik Krizin Kıskacında İstanbul’da Geçim ve Dayanışma</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barınamıyoruz Hareketi: Çözüm Kapsamlı ve Katılımcı Bir Gençlik Politikası</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/30/barinamiyoruz-hareketi-cozum-kapsamli-ve-katilimci-bir-genclik-politikasi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 30 Sep 2021 09:04:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[#Barınamıyoruz]]></category>
		<category><![CDATA[barınma]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Güney Mengen]]></category>
		<category><![CDATA[kira artışı]]></category>
		<category><![CDATA[öğrenci yurtları]]></category>
		<category><![CDATA[Özgürlükçü Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74565</guid>

					<description><![CDATA[<p>Üniversite öğrencilerinin artan kiraları ve yurt yetersizliğini protesto ettikleri park eylemlerinde bir hafta geride kaldı. Gençler 11 ilde parklarda sabahlayarak “barınamıyoruz” diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/30/barinamiyoruz-hareketi-cozum-kapsamli-ve-katilimci-bir-genclik-politikasi/">Barınamıyoruz Hareketi: Çözüm Kapsamlı ve Katılımcı Bir Gençlik Politikası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Özgürlükçü Gençlik Hareketi&#8217;nden Güney Mengen ve Gençlik Örgütleri Forumu&#8217;ndan Baran Şengül ile üniversiteli gençlerin yaşadığı barınma sorunlarını ve talepleri hakkında görüştük. Mengen, dünyanın içinden geçtiği ekonomik krizden en çok etkilenen kesimlerden birinin de üniversite öğrencileri olduğunu ifade ediyor. Baran Şengül ise barınma hakkının herkes için olduğunu hatırlatıp, çözümün kapsamlı ve katılımcı bir gençlik politikasının ortaya konması ve bunun uygulanmasında yattığını belirtiyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Önce Eğitim Şimdi de Barınma İmkanlarından Mahrum Kaldık&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-74568 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/guney-mengen-640x435.jpg" alt="Güney Mengen" width="375" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/guney-mengen-640x435.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/guney-mengen.jpg 700w" sizes="(max-width: 375px) 100vw, 375px" />Pandeminin var olan krizi daha da keskinleştirdiğinin altını çizen Mengen, önceden nitelikli eğitim hakkına erişemeyen öğrencilerin artık herhangi bir eğitim hakkından mahrum kaldığını söylüyor ve şunları ekliyor: Eğitime erişememenin yanında yurt ve burs imkanlarının yetersiz olmasından dolayı nitelikli barınma koşullarına da erişemeyen üniversiteliler bugün barınamaz hale geldi.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir haftadır Türkiye’nin çeşitli illerinde öğrencilerin parklarda sürdürdükleri eylemlerin kamuoyundan büyük destek gördüğünü belirten Mengen’e göre bu destek gayet normal: “Park eylemleri kamuoyunda büyük karşılık buldu, elbette bu tesadüf değil, barınma bugün milyonların ortak sorunu. Toplumsal bir soruna toplumsal bir cevap vermeliyiz. İnsanlara bizim derdimizin barınma değil başka şeyler olduğunu söylüyorlar. Bazılarımızın evi var evet bunu hiç saklamadık, ancak birileri villalarda, adalarda yaşarken bizler bodrum katlarında güneş görmeden yaşıyoruz ve bu adaletsizliği kabul etmiyoruz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Pandeminin de Ekonomik Krizin de Faturasını Ödemek İstemiyoruz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mengen, pandemi başında başlayan sorunların yüz yüze eğitime dönüldüğünde farklı biçimde devam ettiğini anlatıyor: “Pandemi başında üniversitelerin ve yurtların kapanması bizleri yaşadığımız şehirleri aniden terk etmek zorunda bıraktı. </span><span style="font-weight: 400;">Şimdi yüz yüze eğitim kararlarının açıklanmasıyla şehirlere döndüğümüzde adeta ekonomik krizin de pandeminin de faturası biz üniversitelilere kesiliyor. Yüz yüze eğitim kararının açıklanmasından hemen sonra ev, apart ve özel yurt kiralarına yapılan fahiş zamlar bizleri fırsatçı mülk sahiplerine, fırsatçı emlakçılara, tarikat yurtlarına, üniversitelerden ve kentlerden uzakta, güneş görmeyen, rutubetli küçük evlerde tıklım tıklım yaşamaya mahkum ediyor. </span><span style="font-weight: 400;">Bizler artık pandeminin de ekonomik krizin de faturasının bizlere kesilmesini kabul etmiyoruz.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendi gözlemleri ve çevresinden aldığı bilgilerle kira artışlarının en az iki katına ulaştığını söyleyen Mengen’e göre İzmir depremi sonrası İzmir’deki kira fiyatlarında artışlar başlamış: “Pandemiden önce 1000 TL olan evler son 3 haftada en az 2000 TL oldu. İzmir’de özel olarak deprem sonrası yaşanan bir zam durumu da var. Bu haliyle öğrenciler ya çok kötü evlerde kalmak zorunda kalıyor ya da deprem bölgesindeki hasarlı evlerde.”</span></p>
<h5><b>Talepler: Yeni Yurtlar Yapılsın, Burslar Zamlansın, Kira Artışları Denetlensin</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Barınma ihtiyaçları için park eylemlerine devam eden Güney Mengen ve öğrenci arkadaşlarının yetkililerden talepleri şunları içeriyor: “Yeni yurtlar açılmasını, burslara zam yapılmasını, ev kiralarına üst sınır getirilip denetlenmesini ve emlak komisyonlarının mülk sahipleri tarafından karşılanmasını talep ediyoruz. </span></p>
<h5><b>Eğitim-Sen: Yurt Olanağı Sosyal Devletin Temel Sorumluluğudur</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-74570 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri-640x640.jpg" alt="barınma eylemleri" width="385" height="385" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri.jpg 700w" sizes="(max-width: 385px) 100vw, 385px" />Eğitim-Sen de yayınladığı basın açıklamasında eğitimin bir ayrıcalık değil, temel insan hakkı olduğu vurgusuna ve yurt olanağı sunmanın sosyal devlet olmanın temel şartlarından biri olduğu ifadelerine yer verdi: “</span><span style="font-weight: 400;">Ekonomik olanakları yetersiz öğrencilerin eğitim alma haklarını kullanmalarını sağlamak sosyal devlet olmanın ve toplumsal adalet ve fırsat eşitliği ilkelerinin temel gereklerindendir. Bunun için talep eden tüm öğrencilere her kademede, ama özellikle orta ve yükseköğretimde yurt olanağı sunmak sosyal devletin temel sorumluluğudur. Eğitim bir ayrıcalık değil, temel bir insan hakkıdır. Öğrencilerimizin insanca yaşayabilecekleri beslenme ve barınma hakkı, anayasal bir hak, kamusal bir sorumluluktur.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Özel Yurtlar ve Ev Sahipleri Krizi Fırsata Çevirme Derdinde&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gençlik Örgütleri Forumu Proje Asistanı Baran Şengül, devam eden park eylemlerinin arka planında ekonomik krizle genel anlamda pahalılaşan hayat, ev kiralarında ve özel yurt ücretlerinde süregelen artışlar ve gençlere/öğrencilere sağlanan devlet yurtlarındaki kapasite yetersizlikleri olduğunu söylüyor. Baran Şengül; “Pandemi sürecinde kimi zaman maddi sebeplerle kimi zaman da yurtların kapatılmasıyla evlerini terk etmek zorunda kalıp çoğunlukla aile yanına dönmek zorunda kalan öğrenciler/gençlerle beraber yeni kayıt yaptıranlar da okudukları/okuyacakları şehirlere geldiler. Devletin sunduğu yurtların yetersizliği on binlerce öğrenci ve genci alternatifler aramaya iterken özel yurtlar ve emlak piyasası bir anda artan talebi bir fırsata dönüştürmüşe benziyor.” diyor.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-74651 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/baran-sengul-640x359.jpg" alt="Baran Şengül" width="282" height="158" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/baran-sengul-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/baran-sengul.jpg 700w" sizes="(max-width: 282px) 100vw, 282px" />Gençlerin halihazırda pahalılaşan hayat, pandeminin hiddetlendirdiği eşitsiz koşullardan çok ciddi anlamda etkilendiklerini ifade eden Şengül, Gençlik Örgütleri Forumu (GoFor) olarak süreçle ilgili attıkları adımları şu sözlerle anlatıyor:  “GoFor bu süreçte yaşanan hak ihlallerini haritalandırmak için <a href="https://covid.go-for.org/" target="_blank" rel="noopener">covid.go-for.org</a> adresinde Covid Problem Haritası&#8217;nı uygulamaya koymuş ve ihlalleri izleme faaliyetine girişmişti. Burada barınma hakkının ihlali altında evden çıkarıldığını, kalmadığı halde ev/yurt parası ödemek durumunda kaldığını ifade eden genç bireyler oldu. Durum okulların açılmasıyla beraber çok daha kötüye gitti. Barınma sorununa dikkat çeken gençlik hareketleri halihazırda mevcut bir durumu ve bunun Eylül-Ekim ayında üniversitelerin açılışıyla giderek kötüleşmesini son derece görünür hale getirmiş ve bu sorununa yönelik çözüm taleplerini yüksek sesle dile getirmişlerdir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Baran Şengül de park eylemlerine katılanlar arasında. Yaşadıklarını şöyle anlatıyor: &#8220;</span><span style="font-weight: 400;">Hareketin ortaya çıktığı ilk günlerden bu yana olup biteni halihazırda kişisel inisiyatifimle parklarda bulunarak izlemekteyim. Ekip arkadaşlarımla beraber bir yandan da sosyal medyayı aktif olarak takip etmekteyiz. 27 Eylül’de Türkiye genelinde çeşitli şehirlerde gençlerin toplantı ve gösteri hakkı polis müdahalesi yoluyla ihlal edilmiştir. Bu müdahalelerin İzmir Karşıyaka ayağında parkta bulunan diğer arkadaşlarımla beraber kanunsuz bir şekilde göz altına alındım.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Barınma Hakkı herkes İçindir&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">GoFor’un sosyal medya hesabından da yayınladığı bir gençlik hakları bildirisi bulunuyor. Gençlik Hakları içerisinde barınma hakkı da mavcut. Şengül, barınma hakkını önce tanımlıyor sonra da içerdiği başlıkları sıralıyor: “Barınma hakkı kişinin kendisi ve ailesinin sağlık ve refahı için yeterli standartlara sahip olması bağlamında ele alınır ve şunları içermektedir: </span></p>
<ul>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Herkes için yeterli ve uygun fiyatlı konutlara erişim</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Evsizliğin azaltılması ve nihai olarak ortadan kaldırılması</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Tüm dezavantajlı kategorileri hedefleyen konut politikalarının oluşturulması</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Zorla tahliyelerin sınırlanması</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Vatandaş olmayanlar için sosyal konut ve konut yardımlarına eşit erişimin sağlanması</span></li>
</ul>
<p><span style="font-weight: 400;">Barınma hakkının ihlale uğradığı durumlar ise şöyle: “Gençler arasında yetişkinlere kıyasla yüksek evsizlik oranları, öğrencilerin yaşadığı kira tutarı eşitsizliği, gençlere ev kiralanmaması, zorla tahliye, yurttan çıkarılma ve benzeri durumlar barınma hakkı ihlaline girer. Kira ve özel yurt ücretlerinin adil rekabet koşulları ve barınma hakkına erişim ilkesi dahilinde denetime tabii olmaması burada kontrolsüz artışların önünü açmaktadır. Son kiracı ile yeni kiracı arasındaki farklar üfe tüfe oranlarına tabii olmaksızın belirlendiği için ücretler, toplu öğrenci geri dönüşleriyle birden bire yükselişe geçmiş durumda. Bunlarla beraber gençlerin sırtına binen mali yükler ve bu durumun getirdiği başka zorluklar ücretsiz yükseköğretim imkanları sunma iddiasına rağmen gençler ve ailelerinin üstüne yıkılmaktadır.&#8221;</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<h5><b>&#8216;Yurt Kuralları Kadın ve LGBTİ+&#8217;lara Karşı Koza Dönüştürülüyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-74571 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri-1-640x426.jpg" alt="barınma eylemleri" width="394" height="262" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/09/barinma-eylemleri-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 394px) 100vw, 394px" />Barınma hakkına erişememenin farklı grupları farklı şekillerde etkilediğini belirten Şengül, bu hakka ulaşamadığı için eğitimine devam edemeyen gençlerin olduğunu belirtiyor: “Barınma hakkına erişememe eğitim hakkına erişememeyi de beraberinde getirmektedir. Kalacak yer bulamadığı için okuduğu şehre gidemeyen ve dolayısıyla üniversiteye gidemeyecek olan gençlerin olduğunu duymaktayız. Bu gençlerin durumları akut ve acil eylem gerektirmektedir. Genç kadınların barınamama sorununun da dikkat edilmesi gereken başka boyutları var. Yurtlar giriş çıkış saatlerinin kontrollü olması ve kişinin yetişkinlik durumu gözetilmeksizin bunları ebeveynlere ileten takip sistemleriyle aileleri cezbetmektedir. Aileler ve özel yurtlar arasında çoğu yazılı olmayan anlaşmalarla yürütülen bu mekanizmalar ücret pazarlığında yurt yönetimlerinin ellerinde tuttuğu ciddi bir koza dönüşmektedir. Yurtlarla ilgili yönetmeliklerin LGBTİ+ bireyleri de kapsamadığını biliyoruz. LGBTİ bireylerin barınma sorunları da kendine has çözümler ve politikalar gerektirmektedir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şengül, gençlerin taleplerini sıralarken öğrenci olsun olmasın herkesi bu konuyu gündeme getirmeye ve öğrencilerin yanında durmaya çağırıyor: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Gençlerin taleplerini şu maddelerle anlatabiliriz:</span></p>
<ul>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Öğrencilere kira desteği sağlansın</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Kira denetimleri arttırılsın; kontrolsüz ücret artışlarının önüne geçilsin. Son kiracı ile yeni kiracı arasındaki ücret artışı tefe-tüfe’ye tabi olsun</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Gençlerin/öğrencilerin ev kiralamada ayrımcılığa maruz kalmasının önüne geçilsin.</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Ev/yurt bulamadığı için eğitim hakkından mahrum kalacak gençlere yönelik özel, acil çözümler geliştirilsin</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Bursların miktarı ve sayısı arttırılsın</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Özel yurt ücretleri denetlensin, kampüs içlerindeki özel yurtların ücretleri devlet desteği ile KYK seviyesine indirilsin veya üst sınırlar belirlensin. </span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Öğrenci evlerine maddi destek sağlansın</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimler ellerindeki konut stoğunu öğrencilere yurt olarak tahsis etsin</span></li>
<li aria-level="2"><span style="font-weight: 400;">Herkes ama herkes çalıştığı ve örgütlendikleri yerlerde bu konuyu gündem edinsin ve öğrencinin yanında olduklarını gösteren eylemlerde bulunsun.”</span></li>
</ul>
<h5><b>&#8216;Kapsamlı ve Katılımcı Bir Gençlik Politikası Belirlenmeli&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak sorunların çözümü için GoFor adına Baran Şengül’ün önerileri şöyle: “Sorunun çözümü eylemciler tarafından da sıkça dile getirildiği üzere merkezi yönetime düşmektedir. GoFor’a göre bunun çözümü kapsamlı ve katılımcı bir gençlik politikasının ortaya konması ve bunun uygulanmasında yatmaktadır. Barınma hakkı, eğitim hakkı ve diğer bütün haklar birbirinden ayrı düşünülemezler. Gençlik politikası barınma ve başka gençleri ilgilendiren bütün meseleleri haklar temelinde bütüncül bir şekilde ele almayı sağlar. Parklarda gençler bu sorunu yalnızca görünür hale getirmekle kalmayıp politika çözümleri de önermektedir. Gençler yalnızca barınma konusunda değil karşılaştıkları zorlukların bir çoğu için çözümler üretecek kapasiteye sahiptir. Bugün bu sorunu görünür kılan da hak talebiyle gelen de yine onlardır. Bu konuya ve diğer haklara ilişkin çözüm önerilerinin yansıtıldığı bir gençlik politikası en büyük ihtiyacımızdır.&#8221;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/30/barinamiyoruz-hareketi-cozum-kapsamli-ve-katilimci-bir-genclik-politikasi/">Barınamıyoruz Hareketi: Çözüm Kapsamlı ve Katılımcı Bir Gençlik Politikası</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ekonomik Kriz STK’leri Nasıl Etkileyecek?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/14/ekonomik-kriz-stkleri-nasil-etkileyecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Gökhan Korkmaz]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 14 Apr 2020 06:54:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=52493</guid>

					<description><![CDATA[<p>Koronavirüs salgınının ekonomi başta olmak üzere bir çok alanda etkileri olacağı belirtiliyor. Pandemiyle birlikte ekonomik krizin derinleşmesinin sivil topluma etkilerini TÜSEV Genel Sekreteri Rana Kotan, ekonomi yazarları Mustafa  Sönmez ile Barış Soydan’la konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/14/ekonomik-kriz-stkleri-nasil-etkileyecek/">Ekonomik Kriz STK’leri Nasıl Etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Koronavirüs salgınıyla derinleşen ekonomik krizin sivil toplum kuruluşlarına yansımaları nasıl olacak?</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52495 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tusev-in-yeni-genel-sekreteri-rana-kotan-oldu_edcb5-640x393.jpg" alt="Rana Kotan" width="321" height="197" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tusev-in-yeni-genel-sekreteri-rana-kotan-oldu_edcb5-640x393.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/tusev-in-yeni-genel-sekreteri-rana-kotan-oldu_edcb5.jpg 652w" sizes="auto, (max-width: 321px) 100vw, 321px" />Rana Kotan: </b><span style="font-weight: 400;">COVID-19 salgını hayatın her alanını olduğu gibi, sivil toplum çalışmalarını da olumsuz şekilde etkilemektedir. Sosyal fayda yaratan çalışmalarını kısıtlı kaynaklarla hayata geçiren STK’lar önümüzdeki dönemde hem finansal, hem de operasyonel anlamda sıkıntı yaşayacaktır. STK’ların ana gelir kaynağı üyelik aidatları, bireysel ve kurumsal yardım ve bağışlar, hibeler ve (kendi fonları varsa) elde ettikleri faiz gelirleridir. Üyelik aidatlarını zaten hali hazırda toplamak zordur, bu dönemde üye olan kurumların da sıkıntıya girmesiyle, iyice zorlaşacağını öngörebiliriz. Bireysel ve kurumsal bağışçılardan bir kampanya çerçevesinde bağış istemek, yardım toplama kanunu kapsamında izne tabidir. Önümüzdeki kısa dönemde, internet üzerinden düzenlenecek kampanyalar da dahil olmak üzere, gerekli olan izinlerin alınabilmesini izin konjonktür itibariyle çok mümkün görmüyorum. Kendi fonu olan kurum sayısı yok denecek kadar azdır. Olanların da fonları küçük olup faiz geliri giderleri karşılamaya yetmemektedir. Hibe konusuna geldiğimizde, Türkiye’de sivil toplumun ana hibe kaynağı AB fonlarıdır. Bunun haricinde büyükelçilikler, vakıflar ve diğer bazı kurumlar da STK’lara hibe vermektedir. Bu süreçte hibelerin nasıl evrileceğini ve fon verenlerin ne gibi politika değişiklikleri yapacağını izlemek gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">STK’ların finansal sıkıntıları bir yana, operasyonları da olumsuz etkileniyor. Bazı örgütler faaliyetlerini online’a taşımakta (hem teknik nedenlerle, hem de bazı çalışmalar doğası gereği uyarlanamadığından) zorlanıyor. Dolayısıyla, birçok önemli faaliyet bu dönemde sekteye uğramakta. Kalifiye insan kaynağı kaybı da gündeme gelebilir. Tüm bu sebeplerden ötürü, önümüzdeki dönemde STK’ların ciddi bir var olma ve ayakta kalma meselesiyle mücadele edeceğini tahmin ediyorum. Sabit giderleri yüksek, kendi fonu olmayan örgütler daha fazla etkilenecek ve ister istemez küçülmeye gidecekler. Daha küçük, yerel ve kısıtlı kaynaklarla faaliyet gösteren (grassroots dediğimiz) kurumlar daha dayanıklı olabilirler. Onların da yerel yönetimlerden aldıkları destekler azalabilir. Kısacası, sivil toplum kendini duruma adapte edip yeni bir yaklaşım geliştirmek zorunda kalacak gibi görünmektedir. Bununla birlikte önümüzdeki dönemde daha fazla dayanışma, işbirliği ve ortaklaşılan işler göreceğimizi tahmin ediyorum.</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52496 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Mustafa-Sönmez-640x354.jpg" alt="Mustafa Sönmez" width="362" height="200" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Mustafa-Sönmez-640x354.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Mustafa-Sönmez.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 362px) 100vw, 362px" />Mustafa Sönmez: </b><span style="font-weight: 400;">STK’lar  çoğunlukla  bazı destek ve bağışlarla faaliyetlerini yerine getiriyorlar. Bu bağış ve desteği sağlayan kurum ve kuruluşlar nasıl bir etkilenme geçirecekler ona bakmak lazım. Bunun hem STK özelinde ayrı incelenmesi lazım. Bazı STK’lar çeşitli vakıfların desteğiyle ayakta duruyorlar. Vakıf kaynakları belli ölçüde bu kriz aşılıncaya kadar belki belli bir süre desteği sürdürebilir ama şirketler vb kaynaklar krizi gerekçe göstererek kaynakları kısabilirler. Böyle bir şey var maalesef.</span></p>
<p><b>Barış Soydan: </b><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin koronavirüse bağlı ağır bir kriz yaşayacağı açık. İçinde bulunduğumuz bahar aylarında ekonomi sert biçimde küçülecek. Bazı sektörler diğerlerinden daha sert etkilenecek. Bunlar “sosyal izolasyon”dan daha fazla etkilenecek olanlar. Turizm, perakendenin bazı kolları, ulaştırma ve havacılık, eğlence, yeme-içme bunların başında geliyor. Öte yandan salgının ekonomiye etkisi, devletin alacağı önlemlerle de yakından ilgili. Örneğin Fransa Cumhurbaşkanı Macron bu dönemde hiçbir şirketin batmasına izin verilmeyeceğini söyledi, Amerika’da 2 trilyon dolarlık dev bir paket hazırlandı. Türkiye’de devlet henüz salgına karşı kendini ekonomiye bu ölçüde siper etmiş değil. Bugüne kadar ekonomiyi ayakta tutmak için hazırlanan paketlerde şirketlere ve çalışanlara yönelik desteklerin öne çıktığını, sivil toplum kuruluşlarının unutulduğunu, ikinci planda kaldığını gördük.</span></p>
<p><b>Destek ve fonların kesintiye uğrama ihtimali var mı?</b></p>
<p><b>Rana Kotan: </b><span style="font-weight: 400;">AB fonlarında bir azalma olacağını öngörmüyorum. IPA III hazırlığı var. Aynı zamanda mevcut fonlarda bazı esneklikler planlandıklarını duyuyorum. Kişisel bağışlarda bir azalma olması kuvvetli muhtemel. TÜSEV olarak hayata geçirdiğimiz </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/tusev-turkiyede-bireysel-bagiscilik-ve-hayirseverlik-2019-raporu/"><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Bireysel Bağışçılık ve Hayırseverlik 2019 Raporu</span></a><span style="font-weight: 400;">’nda da vurgulandığı gibi, bireysel bağışçılık ekonomik konjonktürden etkilenmektedir. Önümüzdeki dönemde ekonomik sıkıntıların artmasıyla birlikte bireysel bağışların düşeceğini öngörebiliriz. </span></p>
<p><b>Mustafa Sönmez: </b><span style="font-weight: 400;">Sanmıyorum. Avrupa şimdi bir dizi açık bütçeyi göze alarak şirketleri, bankaları ayakta tutmak üzere hane halkını, tüketicileri ayakta tutmak üzere bir program uyguluyor. Bu kadar genişlemeci bir programda ben bu konularda kesinti yapacaklarını ihtimal vermiyorum. </span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-52497 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Barış-Soydan-640x360.jpg" alt="Barış Soydan" width="283" height="159" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Barış-Soydan-640x360.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Barış-Soydan-1024x576.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/Barış-Soydan.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 283px) 100vw, 283px" />Barış Soydan: </b><span style="font-weight: 400;">Devletin öne çıktığı, kamu harcamalarının rekor bir bir hızla arttığı, daha da artacağı bir dönemdeyiz. Dönem tasarruf değil daha çok harcama dönemi. Bugüne kadar kamu harcamaları ve borçlanma konusunda son derece muhafazakar davranan Almanya bile elini taşın altına koydu, kamu kaynaklarının musluklarını gevşetti. Bu dönemde AB’nin küçük STK’lar üzerinden tasarruf hesabı yapacağını düşünmüyorum… Fakat Koronavirüs salgını, sosyal izolasyon dolayısıyla AB bürokrasisinin işlemesini yavaşlatabilir. Bu da fonlarla ilgili süreçlerde gecikmelere neden olabilir.</span></p>
<p><b>STK&#8217;ların ayakta kalması veya geleceği için hangi mali ve  ekonomik tedbirlerin alınması gerekiyor?</b></p>
<p><b>Rana Kotan:</b><span style="font-weight: 400;"> Kriz süresince farklı sektörlere sağlanan ekonomik kolaylıkların ve desteklerin Türkiye’de faaliyet gösteren sivil toplum kuruluşlarına da sağlanması, Türkiye’de sivil toplumun bir sektör olarak varlığını sürdürebilmesi açısından hayati önem taşımaktadır. Örneğin vergi beyannameleri ve SGK prim ödemelerinin ertelenmesi konusu STK’lar için çok mühimdir. TÜSEV olarak bu konunun önemini vurguladığımız bir </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/26/tusev-turkiyede-sivil-toplum-kuruluslarinin-durumunu-degerlendirdi/"><span style="font-weight: 400;">metin</span></a><span style="font-weight: 400;"> yayınladık. Aynı zamanda sivil toplumun çıkarılan ve çıkarılması düşünülen teşvik ve desteklere dahil edilmesi için kamu idaresinde çeşitli mercilerle görüşüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yayınladığımız metinde fon verenlerin bu dönemdeki önemli rolüne de işaret ettik. Fon verenlerin, faydalanıcılar kadar hibe alan STK’ların sürdürülebilirliğini gözetmesi gerektiğini vurguladık. Bu dönemde hibe kriterleri ve kurallarında daha esnek ve yapıcı olunması gerekiyor. Mümkünse proje hibelerinin (core funding dediğimiz) kurumsal hibelere dönüştürülmesi, STK’ların bu dönemi daha az yara alarak atlatmaları açısından faydalı ve etkili olacaktır. </span></p>
<p><b>Mustafa Sönmez: </b><span style="font-weight: 400;">STK’lar devletten bağımsız olması gereken kurumlardır. Mümkün olduğu kadar devlet dışı kaynaklarla ayakta durması gereken kurumlar. Bu koronavirüsünün yaratmış olduğu atmosferde bu dönemin ruhuna uygun çalışmalar, projeler üretmeleri, bu dönemin ihtiyaçlarına uygun program izlemeleri halinde bence yurttaşlardan, kişi ve kuruluşlardan kaynak temin edebilirler.</span></p>
<p><b>Barış Soydan: </b><span style="font-weight: 400;">Krizden en ağır etkilenen havacılık gibi sektörlerin ve apansız işsiz kalanların yardımına öncelikli olarak koşulması doğal ama süreç ilerledikçe sivil toplum kuruluşlarının aldıkları hasarı gidermeyi amaçlayan önlemlerin de gündeme gelmesi gerekir. STK’lar bunun için kamuoyu oluşturmalı, yerel ve uluslararası otoritelere sesini duyurmalı&#8230;</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/14/ekonomik-kriz-stkleri-nasil-etkileyecek/">Ekonomik Kriz STK’leri Nasıl Etkileyecek?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İşsizlik Oranları Bize Neyi Anlatıyor, Neyi Anlatmıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/22/issizlik-oranlari-bize-neyi-anlatiyor-neyi-anlatmiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Apr 2019 07:45:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik oranı]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37733</guid>

					<description><![CDATA[<p>Her ayın 16 veya 17’sinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) üç ay öncesine dair işgücü istatistiklerini yayınlıyor. Özellikle artan veya azalan işsizlik oranlarından bahsedilen haberlerde rasgeldiğimiz bu sayılar çoğunlukla bir iki gün içinde gündemden düşüyor. Bu ay ilan edilen Ocak 2019 işgücü verileri normalden biraz daha uzun süre gündemi işgal etti. Zira, % 14,7’lik işsizlik oranı işgücü istatistiklerinin düzenli toplanmaya başladığı 1988 yılından beri Türkiye’nin gördüğü en yüksek oranlara erişmiş durumda. En son 2008 küresel ekonomik krizini takiben Şubat 2009 ve Mart 2009’da %14,8 ve %14,7’lik işsizlik oranlarını görmüştük.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/22/issizlik-oranlari-bize-neyi-anlatiyor-neyi-anlatmiyor/">İşsizlik Oranları Bize Neyi Anlatıyor, Neyi Anlatmıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu noktada bir parantez açmakta fayda var. Ekonomik krizlerle birlikte hemen herkes ekonomi uzmanına dönüşmüş olsa da işsizlik oranının toplam nüfus içerisinde işsiz olanları işaret etmediğini hatırlatmalıyım. Ya da geçtiğimiz ay sosyal medyada sıkça paylaşılan Güldür Güldür skecinin sonunda söylendiği gibi işsizliğin %10 olmasının nüfusun %90’ının çalıştığı anlamına gelmediğini söyleyelim. Öncelikle, işsizlik verileri çalışma çağındaki nüfus için hesaplanıyor. Yasal çalışma yaşı olan 15 yaş ve üzerindeki nüfusun tamamını temsil edecek bir örnekleme her ay gidilerek uygulanan TÜİK Hanehalkı İşgücü Anketi ile örneklemdeki hanelerde yaşayan bireylere çalışma durumları soruluyor. Bir kişinin işsiz sayılması için öncelikle çalışmıyor olması gerekli. Ancak, her çalışmayan kişiyi de işsiz saymıyoruz. Örneğin ev kadını veya öğrenci olduğu için çalışmayan ve iş de aramayan kişiler işsiz olarak değil işgücüne dahil olmayan nüfus olarak tanımlanıyor. Dahası, uzun süredir işsiz olup iş bulma ümidini kaybettiği için iş aramaktan vazgeçmiş (son dört hafta içerisinde iş aramamış) bir kişi de işgücünün dışında sayılıyor. İşsizlik oranı ise bu tanıma uygun işsiz sayısının işgücüne (çalışanlar + işsizler) bölünmesiyle elde ediliyor. Eğer çalışma çağındaki nüfusun yüzde kaçının çalıştığını merak ediyorsanız bakmanız gereken gösterge istihdam oranı. Bu oran, çalışma çağındaki nüfusun yüzde kaçının çalıştığını bize gösteriyor. Maalesef, son dönemde bu oran da düşme eğiliminde. TÜİK’in açıkladığı Ocak 2019 verilerinde istihdam oranı %44,5. Yani 15 yaş ve üzerindeki nüfusun yarısından fazlası çalışmıyor. Bu %44,5’ün içerisinde de yaklaşık %4’lük -çoğunlukla tarım sektöründe çalışan- ücretsiz aile işçileri de var.</p>
<p>Son TÜİK verilerindeki çarpıcı bir başka veri de genç işsizliği oranı. İşgücü istatistiklerinde genç işgücü çağı olarak tanımlanan 15-24 yaş grubuna ait işsizlik oranları bireylerin işgücüne ilk kez katıldıkları dönem olması açısından önemsenen bir gösterge. Ocak 2019 verilerinde genç işsizlik oranı %26,7. Bu oran da yine 2008 krizi sonrası dönemdeki yüksek genç işsizlik oranlarına yakınsıyor. Genç işsizliği soruna dair can yakıcı verilerden biri de ne eğitimde ne de istihdamda olan gençlerin oranı. Uluslararası literatürde NEET (Not in education, employment and training) olarak anılan bu göstergeye daha önce başka bir <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/05/oecd-verilerinde-turkiye-son-siralara-mahkumiyet/" target="_blank" rel="noopener">Sivil Sayfalar yazısında da </a> değinmiştim. Sanayi devrimi sonrası toplumlarda ekonomik ve sosyal kalkınma için önemi sıkça tekrarlanan genç nüfusun önündeki engeller küresel ekonomik krizlerle birlikte gittikçe yükselirken, genç nüfus içinde eğitimden kopmuş, istihdam piyasasından da dışlanmış ciddi bir nüfus var.  OECD gibi uluslararası kuruluşların hazırladıkları raporlarda özellikle küresel ekonomik krizin ardından pek çok ülkede NEET oranının arttığı ve bu grubun sosyal dışlanma riski yüksek olduğu için hedefe yönelik sosyal politikalara ihtiyaç duyulduğu vurgulanıyor<a href="applewebdata://4716036D-A2A8-4347-BC49-BD7F31AEDBAB#_ftn2" name="_ftnref2">[1]</a>. 2014 yılından beri TÜİK’in işgücü istatistikleri arasında bu göstergelere de yer veriliyor. 15-19, 20-24 ve 25-29 olmak üzere üç ayrı yaş grubu için yayınlanan bu istatistiklere göre Ocak 2019’da ne eğitimde ne istihdamda olan gençlerin oranı 15-19 yaş grubu için %17,3. Bu yaş grubundaki gençlerin büyük bölümü 2012 yılından beri zorunlu eğitim kapsamında olduğu için NEET oranı üst yaş kategorilerine göre biraz daha düşük. Ancak, bu oran 20-24 yaş grubunda %34,4’e, 25-29 yaş grubunda ise %36,4’e çıkıyor (Bkz. Grafik 1).</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_37734" aria-describedby="caption-attachment-37734" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-37734" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/grafik1-640x275.png" alt="" width="640" height="275" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/grafik1-640x275.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/grafik1.png 945w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-37734" class="wp-caption-text">Grafik 1</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ekonomik ve sosyal kalkınmanın motoru olacağını varsaydığımız bu yaş gruplarında gençlerin üçte birinin atıl durumda olması gerçekten endişe verici. Dahası Türkiye’deki pek çok toplumsal meselede olduğu gibi bu konunun da çarpıcı bir toplumsal cinsiyet boyutu da var. Hem işsizlik hem de NEET oranlarında kadınların durumu erkeklerden daha kötü. 15 yaş ve üstü kadınlar için işgücüne katılma oranı %33,6 (erkeklerde %71,1), işsizlik oranı %16 (erkeklerde %13,8). Yani kadınlar hem işgücüne daha az dahil oluyorlar hem de iş bulma şansları da erkeklerden daha düşük. Genç işsizlik konusunda da resim benzer. Erkekler için %39,9 olan 15-24 yaş arası istihdam oranı genç kadınlarda %22,3. Ne eğitim ne istihdamda olanların oranında durum daha da vahim. Genç kadınlar için NEET oranı 15-19 yaş grubunda %21,1, 20-24 yaş grubunda %44,9, 25-29 yaş grubunda ise %54.</p>
<p>Peki, dünya ile karşılaştırdığımızda neredeyiz? Çoğunluğu gelişmiş ülkelerden oluşan OECD üyeleri bu anlamda iyi bir nirengi noktası olabilir. OECD’nin en güncel verileri 2017 yılına ait. Bu yılın verilerinde Türkiye için 15-64 yaş arası nüfusta işsizlik oranı %11,2. Bu oran OECD ortalaması olan %6,5’in hayli üzerinde ve OECD ülkeleri arasında en yükseklerden biri ama İtalya, İspanya ve Yunanistan gibi Güney Avrupa ülkelerinden düşük. Ancak, Türkiye için daha vahim tablo işgücüne katılım oranlarında ortaya çıkıyor. 2017 yılında 15-64 yaş arası nüfusun işgücüne katılım oranı OECD ülkelerinde ortalama %72,1 iken Türkiye’de %58. Bu istatistikte açık ara sonuncu sıradayız. Türkiye’ye en yakın ülke %63,4 ile Meksika. Kadınların işgücüne katılımında fark daha da büyüyor. OECD 2017 ortalaması %64 iken, Türkiye’de oran %37,6. Sondan ikinci sıradaki Meksika’da ise %46,7 (Bkz. Grafik 2).</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_37735" aria-describedby="caption-attachment-37735" style="width: 640px" class="wp-caption aligncenter"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-37735 size-medium" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/04/grafik2-640x254.png" alt="" width="640" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/grafik2-640x254.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/grafik2.png 945w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /><figcaption id="caption-attachment-37735" class="wp-caption-text">Grafik 2</figcaption></figure>
<p>&nbsp;</p>
<p>En başa dönersek, evet işsizlik oranları son aylarda ciddi oranda yükselmiş durumda. Fakat, işsizlik oranları işgücüne dair resmin sınırlı bir kısmını bize gösteriyor. Resmin geri kalanı ise Türkiye için maalesef daha fazla iç karartıcı. İş aradığı halde bulmayanların ötesinde işgücü piyasasının dışında kalmış ciddi bir nüfus var. Özellikle gençler ve kadınlar arasında hem işsizlik hem de işgücüne katılım daha da vahim düzeylerde. Ekonomik krizin etkilerinin belirginleşmesiyle birlikte en azından bir süre daha kötüye gidecek gibi gözüküyor.</p>
<p><a href="applewebdata://4716036D-A2A8-4347-BC49-BD7F31AEDBAB#_ftnref2" name="_ftn2">[1]</a>Carcillo, S., Fernandez, R., Königs, S., Minea, A. (2014). NEET Youth in the aftermath of the crisis: challenges and policies. OECD Social, Empolyment, and Migration Working Papers, No.164. <a href="https://doi.org/10.1787/1815199X">https://doi.org/10.1787/1815199X</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/22/issizlik-oranlari-bize-neyi-anlatiyor-neyi-anlatmiyor/">İşsizlik Oranları Bize Neyi Anlatıyor, Neyi Anlatmıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bacaları Bugünden Yıkmaya Başlamazsak&#8230;&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/bacalari-bugunden-yikmaya-baslamazsak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Cafer Solgun]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 29 Mar 2019 19:11:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Algedik]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37002</guid>

					<description><![CDATA[<p>Enerji ve iklim uzmanı, aktivist Önder Algedik "İklim değişikliği ile birlikte olağanüstü iklim olayları olağan hale gelecek" diyerek uyarıyor; "Aslında geç bile kaldık, bacaları şimdiden yıkmaya başlamamız lazım." </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/bacalari-bugunden-yikmaya-baslamazsak/">&#8216;Bacaları Bugünden Yıkmaya Başlamazsak&#8230;&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Enerji ve iklim konuları uzmanı, aktivist Önder Algedik ile &#8220;iklim krizi&#8221; üzerine konuştuk.</span></p>
<p><b>GazeteDuvar’da geçen hafta &#8220;İklimin beka sorunu&#8221; başlıklı <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2019/03/22/iklimin-beka-sorunu" target="_blank" rel="noopener">yazınızda</a> </b><b>belirttiğiniz üzere 2018 dünyada ölçülmüş en sıcak dördüncü yıl olurken bizde de 2010 yılından sonra en sıcak ikinci yıl olarak yaşanmış. Aynı zamanda 2015 yılından sonra en fazla iklim olayı da 2018’de yaşanmış. Bir de ekonomik krize rağmen oldukça fazla fosil yakıt ithal ettiğimiz yıl olmuş 2018… Bu olaylar birbiriyle ne şekilde ilişkili? Ne anlamamız gerek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-37004 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/OAlgedik.jpg" alt="" width="300" height="225" />Türkiye 1990 yılında atmosfere 210,7 milyon ton sera gazı salarken bu miktar 496 milyon tona çıktı. Buradaki artışın 226 milyon tonu enerji kaynaklı. Yani yakılan kömür, petrol ve gazdaki artış 90’daki ülkenin atmosfere verdiği seragazı toplamından fazla. Bu üç yakıt iklimi değişikliğinin en büyük sorumlusu ve Türkiye’de böylesi özel bir yeri var. Kaldı ki  Türkiye petrol ve gaza sahip değil. Bunların ithalatı için para ödedik. 2000 yılından sonra Türkiye’de ithal kömür santrali patlaması yaşayınca kömürü de ithal patlaması yaşandı. 2002-2018 arasındaki 16 yılda Türkiye bu üç fosil yakıt ithalatına 606 milyar dolar ödeyerek iklimi değişikliğini finanse etmiş oldu. Burada anlaşılması gereken Türkiye’nin iklimi değiştirme politikası yüzünden fosil yakıt tüccarlarına para kaptırdığımız ve bu parayı halkın ödediği.</span></p>
<p><b>Artan fosil yakıt ithalatını “Türkiye gelişiyor, büyüyor, dolayısıyla enerji ihtiyacı da artıyor; ne var bunda?” şeklinde yorumlayanlar da var. Ne dersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aldığınız yeni buzdolabı eskisinden daha çok elektrik tüketiyorsa almazsınız. Türkiye’yi bir buzdolabı gibi düşünürseniz kimse o buzdolabını almaz. Kaldı ki büyüme ile enerji ihtiyacı arasında bir ilişki yok. Türkiye’de sanayide bile enerji tüketimi ortalamanın altında arttı. Çünkü fazla artarsa rekabet edemez. Artışı belirleyen ise ticaret sektörü oldu. Onun için arttı diyemeyiz, katlandı lafı hakkını verir. Ticaret sektöründe bu kadar katlanan şey de alışveriş merkezleri. Yani enerji ihtiyacı söylemi AVM’nin ihtiyacı aslında.</span></p>
<p><b>“İklim krizi” ile “ekonomik kriz” arasında nasıl bir ilişki veya irtibat var? Sorunun ulusal ve küresel boyutlarına da değinir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye fosil yakıtlara para ödemeseydi 16 yılda harcanan 606 milyar TL cebimizde kalacaktı. Bu rakam aynı dönemdeki cari açığa çok yakın. Şimdi bu cari açığın dengelenmemesi ile ilişkili bir ekonomik süreç yaşıyoruz. Ama o yakılan kömür, petrol ve gaz da iklimi değiştirdi. 2018 yılı Türkiye’de en fazla aşırı iklim olayı yaşanan ikinci yıl oldu. Sadece Ocak 2019’daki su baskınları aşırı iklim olaylarına örnek verecek olursak, o ay aynı zamanda yaş sebze ve meyve fiyatlarındaki olağan üstü artışın olduğu ay idi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği hızlandı. Küresel düzeyde bakılınca bu resim aynen geçerli. Önümüzdeki on yılda bacaların yarısını kapatmalıyız. Geçen günlerde İran, Endonezya ve Mozambik’teki son iklim felaketleri bu işin aciliyetini ortaya koyuyor.</span></p>
<p><b>Yerel seçimlerden sonra fosil yakıt ithalatının artacağını öngörüyorsunuz. Neden? Ve bunun olası sonuçları ne(ler) olur?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kriz nedeniyle ithalatın azalacağı beklentisi ile Gazete Duvar’daki yazıyı yazarken, aslında detaya baktığınızda azalmadığını ve hatta hiç etkilenmediğini rakamlar gösteriyor. Bunun arkasında çok basit bir mantık var ve sayılar veriler bunu ortaya koyuyor. 606 milyar doları ithalata öderken bir o kadarını akaryakıt vergisi olarak ödedik. Üstüne belki de bir o kadarını MTV, köprü ve yol parası olarak ödeyeceğiz. Belli ki iktidar fosil yakıtlardan vergilerle krizi finanse etmeye devam etmek istiyor. Bunun olası sonucu tabii ki daha fazla kömür, gaz petrol yaktıracak politikalar olacak. Ya da karşı çıkıp bisikleti, toplu taşımayı ve verimlilik politikalarını halk olarak dayatacağız.</span></p>
<p><b>İklim değişikliği krizinin önüne geçmek mümkün mü? Eğer önüne geçemezsek, neler olabilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim krizini durdurmak için aslında çok geç kaldık. Yerkürenin sıcaklığı sanayileşme öncesine göre bir derece santigrat arttı bile. Yarım derecenin azı yolda. Yani 1,5 C’lik kritik eşiğe hızla geliyoruz. İklim değişikliği ile beraber olağanüstü iklim olaylarının olağan hale geleceğini bilimsel çalışmalar ortaya koyuyordu. Türkiye’de 90’larda yılda ortalama 67 iklim olayı yaşanıyorken 2018’de 840 iklim olayı yaşandı. Bu ivme bile resmi ortaya koyuyor, neler olabileceğini söylüyor. Yapılması gereken 5 kalemin, kömür, petrol ve gaz ile asfalt ve betonun hızla kullanımdan çıkartılması. Bacaların bugünden itibaren tek tek yıkılmaya başlanması. Çünkü başka çözümü yok. </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/29/bacalari-bugunden-yikmaya-baslamazsak/">&#8216;Bacaları Bugünden Yıkmaya Başlamazsak&#8230;&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Türkiye Ekonomisinin Z Raporu ve Gelecek Arayışı”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/15/turkiye-ekonomisinin-z-raporu-ve-gelecek-arayisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 15 Oct 2018 11:09:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[enflasyon]]></category>
		<category><![CDATA[TÜSES]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31433</guid>

					<description><![CDATA[<p>TÜSES (Türkiye Sosyal Ekonomik Siyasal Araştırmalar Vakfı)  19 Ekim Cuma, 13.30-17.30 Saatleri arasında Elite World / İstanbul / Taksim’de “Türkiye Ekonomisinin Z Raporu ve Gelecek Arayışı” temalı bir toplantı düzenleyecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/15/turkiye-ekonomisinin-z-raporu-ve-gelecek-arayisi/">“Türkiye Ekonomisinin Z Raporu ve Gelecek Arayışı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="m_-5936290220210765062m_4964814695767702602m_-897135322635996631gmail-m-5150241635226256609gmail-m-1337697160616109345m-6387001577415352800gmail-m7843208029975980824gmail-m8211846775270643886gmail-xxmsonormal"> Türkiye, ekonomik krizler sarmalından nasıl kurtulacak?</p>
<p class="m_-5936290220210765062m_4964814695767702602m_-897135322635996631gmail-m-5150241635226256609gmail-m-1337697160616109345m-6387001577415352800gmail-m7843208029975980824gmail-m8211846775270643886gmail-xxmsonormal">&#8211; Büyüme, faiz, enflasyon, döviz kuru, dış borçlar nasıl yönetilmeli?</p>
<p class="m_-5936290220210765062m_4964814695767702602m_-897135322635996631gmail-m-5150241635226256609gmail-m-1337697160616109345m-6387001577415352800gmail-m7843208029975980824gmail-m8211846775270643886gmail-xxmsonormal">&#8211; Türkiye dünyadaki ticaret savaşlarının neresinde ve ne yapabilir?</p>
<p class="m_-5936290220210765062m_4964814695767702602m_-897135322635996631gmail-m-5150241635226256609gmail-m-1337697160616109345m-6387001577415352800gmail-m7843208029975980824gmail-m8211846775270643886gmail-xxmsonormal">Sorularına cevap aranacak olan toplantıya davetlisiniz.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Toplantı Programı:</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Saat:   </strong>13.30-14.00<strong>    Kayıt</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Saat</strong>:   14.00-15.30    <strong>1. Oturum</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Moderatör:                <strong>Prof. Dr. Taner Berksoy</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmacılar:         <strong>Uğur Gürses</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">                                   <strong>Dr. Zümrüt İmamoğlu</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">                                   <strong>Mustafa Paçal</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">                                   <strong>Mustafa Sönmez</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Saat:</strong>   15.30-16.00  <strong>  Ara</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Saat:</strong>   16.00-17.30    <strong>2. Oturum</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">                                   Moderatör: <strong>Prof. Dr. Burhan Şenatalar</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Konuşmacılar:        <strong>Aykut Erdoğdu  (CHP)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>                                   Prof. Dr. Erol Katırcıoğlu  (HDP)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>                                   Durmuş Yılmaz  (İYİ PARTİ)</strong></p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>                                   Ergün Kaya  (SP)</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/15/turkiye-ekonomisinin-z-raporu-ve-gelecek-arayisi/">“Türkiye Ekonomisinin Z Raporu ve Gelecek Arayışı”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>DİSK-AR: Toplu İşten Atma Yasaklanmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/15/disk-ar-toplu-isten-atma-yasaklanmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 15 Aug 2018 12:38:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İşçi Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[DİSK-AR]]></category>
		<category><![CDATA[ekonomik kriz]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[TÜİK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29717</guid>

					<description><![CDATA[<p>DİSK-AR, TÜİK'in açıkladığı Mayıs 2018 işsizlik rakamlarının ardından hazırladığı raporunu paylaştı. Ekonomik kriz ile işsizlik oranlarının artacağını belirten DİSK-AR, toplu işten çıkarmaların yasaklanması başta olmak üzere önerilerini sıraladı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/15/disk-ar-toplu-isten-atma-yasaklanmali/">DİSK-AR: Toplu İşten Atma Yasaklanmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu Araştırma Dairesi (DİSK-AR) Türkiye İstatistik Kurumu’nun (TÜİK) açıkladığı ‘Mayıs 2018 dönemi İşgücü İstatistikleri’ ile İŞKUR tarafından açıklanan Temmuz 2018 dönemi verilerini değerlendirdi. TÜİK’in açıkladığı dar tanımlı standart işsizlik oranı yüzde 9,7 olarak gerçekleşti.</p>
<p>Bu oranın bir önceki yılın aynı dönemine göre düşmüş olduğunu fakat bir önceki aya göre arttığını belirten DİSK-AR mevsim etkilerinden arındırılmış işsizliğin ise bir önceki aya göre 0,3 puan artarak 10,6 olduğunu vurguladı. İşsizlikteki artış eğilimi İŞKUR verileri tarafından da teyit edildi. 2017 Temmuz döneminde 2 milyon 491 bin olan kayıtlı işsiz sayısı Temmuz 2018’de 130 bin artarak 2 milyon 621 bine yükseldi. DİSK-AR’a göre İŞKUR’un işe yerleştirme oranlarının da zayıfladığı görülüyor. Geçen yıl temmuz ayında 108 bin olan İŞKUR işe yerleştirmesi sayısı 2018 temmuz ayında 98 bine geriledi.</p>
<p><strong>‘KRİZİN ETKİSİYLE İŞSİZLİKTEKİ ARTIŞ EĞİLİMİ GÜÇLENECEK’<br />
</strong><br />
TÜİK’in mevsim etkilerinden arındırılmış işgücü verileri ile İŞKUR verilerinin işsizlikteki artış eğilimini ortaya koyduğunu savunan DİSK-AR, “TÜİK verilerinin mayıs ayını yansıtması nedeniyle yükselen enflasyonun ve döviz krizinin açık etkilerini şimdilik görmüyoruz. Ancak İŞKUR verileri işsizliğin artmakta olduğunu gösteriyor. Önümüzdeki aylarda krizin etkisiyle işsizlikte artış eğilimi güçlenecektir” tespitinde bulundu.</p>
<p><strong>İŞSİZLİK EN ÇOK KADINLARI ETKİLİYOR</strong></p>
<p>Verilere göre standart işsizlik yüzde 9,7 iken kentsel genç kadın işsizliği yüzde 28’e yaklaştı. TÜİK ve İŞKUR’un verilerinin işsizliğin en çok kadınları etkilediğini belirten DİSK-AR, “Kadınların bütün işsizlik türlerinde erkeklerden daha fazla işsiz kaldıklarını göstermektedir. Mayıs 2018 TÜİK verilerine göre kadın işsizliği yüzde 12,4 olarak açıklanırken, kentsel kadın işsizliği ve genç kadın işsizliği yüksek oranda seyretmektedir. Tarım dışı kadın işsizliği yüzde 16,1 olarak açıklanırken, genç kadın işsizliği yüzde 23,2, kentsel kadın işsizliği ise yüzde 27,6 olarak hesaplanmıştır” ifadelerine yer verdi.</p>
<p><strong>‘TOPLU İŞTEN ÇIKARMALAR YASAKLANSIN’</strong></p>
<p>“TÜİK ve İŞKUR verileri ile ekonomide derinleşen kriz işsizliğin önümüzdeki dönemde tekrar tırmanışa geçeceğini gösteriyor” diyen DİSK-AR işsizlik karşısında güçlü politikalara ihtiyaç olduğunu belirterek önerilerini şu şekilde sıraladı:</p>
<p>– Çalışanların sorumlu olmadıkları krizin sonuçlarından korunması için toplu işten çıkarmaların yasaklanmasını istiyoruz. İstihdam artışlarında kamunun payı dikkate değerdir. Kamu istihdamının artırılması, kamuda eğreti ve güvencesiz çalışma biçimleri yerine, kadrolu ve güvenceli istihdam artışının sağlanması yaşamsal önemdedir. Kamu girişimciliği ve hizmetleri istihdam yaratacak şekilde yeniden ele alınmalı ve kamuda personel açığı derhal kapatılmalıdır.<br />
– İş başında eğitim adı altında çırak, stajyer, kursiyerlerin ve bursiyerlerin ucuz işgücü deposu olarak kullanılması uygulamasına son verilmelidir.<br />
– “Herkesin çalışması için, herkesin daha az çalışması” ilkesi doğrultusunda haftalık çalışma süresi gelir kaybı olmaksızın 37,5 saate, fazla mesailer için uygulanan yıllık 270 saat sınırı, 90 saate düşürülmelidir.<br />
– Uluslararası çalışma normları doğrultusunda herkese en az bir ay ücretli yıllık izin hakkı tanınmalıdır.<br />
– Uluslararası Çalışma Örgütü ILO’nun “insana yaraşır iş” yaklaşımı temelinde herkese güvenceli ve nitelikli işler sağlanmalıdır.<br />
– Sendikal hak ve özgürlüklerin kullanımı güvence altına alınmalı, sendikal barajlar kaldırılmalı, herkesin sendika hakkını özgürce kullanabilmesi için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır.<br />
– Toplum yararına çalışma programları kapsamında çalıştırılanlar daimî işçi statüsüne geçirilmelidir.<br />
– İşsizlik Sigortası Fonunun amaç dışı kullanımına son verilmeli ve yararlanma koşulları özellikle kriz dönemlerinde kolaylaştırılmalıdır.<br />
– Kadın istihdamının artırılması ve işsizliğinin azaltılması için işgücü piyasalarındaki cinsiyetçi uygulamalara son verilmeli, ev içi bakım emeği devletin gereken nitelikli, yaygın ve ücretsiz bakım hizmetlerini sağlaması ile kadının üzerinden alınmalıdır.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/ekonomi/2018/08/15/disk-ar-toplu-isten-atma-yasaklanmali/" target="_blank" rel="noopener">Duvar</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/15/disk-ar-toplu-isten-atma-yasaklanmali/">DİSK-AR: Toplu İşten Atma Yasaklanmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
