<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>ekolojik yıkım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik-yikim/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik-yikim/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 01 Jul 2021 10:55:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>ekolojik yıkım arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/ekolojik-yikim/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Temiz, Sağlıklı, Berrak ve Özgür Sularımızı Geri İstiyoruz’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/01/temiz-saglikli-berrak-ve-ozgur-sularimizi-geri-istiyoruz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Jul 2021 10:55:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Alper Turaç]]></category>
		<category><![CDATA[Bursa Su Kolektifi]]></category>
		<category><![CDATA[deniz salyası]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[Müsilaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72221</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Saymakla bitmeyecek olan sorunlarımızı çözmek için kamu kurumları ve yerel yönetimleri; ekolojiden, yaşamdan ve halktan yana uygulamaları hayata geçirmek için göreve çağırıyoruz.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/01/temiz-saglikli-berrak-ve-ozgur-sularimizi-geri-istiyoruz/">‘Temiz, Sağlıklı, Berrak ve Özgür Sularımızı Geri İstiyoruz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Müsilaj (deniz salyası) kirliliği ile ilgili halka açık imza kampanyası başlatan Bursa Su Kolektifi, yaklaşık 1500 yurttaşın imzasını 22 Haziran 2021’de Bursa Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne teslim etti.</p>
<p>Bursa Su Kolektifi’nden Alper Turaç, yeraltı ve yerüstü su kaynaklarını bilimsel ve akılcı yöntemlerle koruma yoluna gidilmesi çağrısı da yaparken, geliştirme ve yönetme konusundaki aleni ihmallere ve başarısızlıklara derhal son verilmesi gerektiğini söyledi.</p>
<p>Kolektif üyesi ve aktivist Turaç, su varlıkları ve çevresindeki ekosistemleri; bilim ve teknikten uzak, talana zemin hazırlayan, yanlış kamusal politikalarla yaşam alanlarını yağmalayanların karşısında mücadele etmek ve suyun sesi olmak için bir araya geldiklerini söyledi. Turaç, sorunları çözmek için kamu kurumları ve yerel yönetimleri; ekolojiden, yaşamdan ve halktan yana uygulamaları hayata geçirmek için göreve çağırdı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72223 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/alper-turac.jpeg" alt="Alper Turaç" width="214" height="322" />“Bizler temiz, sağlıklı, berrak ve özgür sularımızı geri istiyoruz. Derelerinde, göllerinde ve denizlerinde; balıkların ve daha birçok canlının yaşadığı bir Bursa istiyoruz.” diyen Turaç, mücadelelerinin su kaynaklarının metalaştırılmasına, yanlış politikalar sonucu kirletilmesine, yaşamın geleceğini tehlikeye atan fütursuz tüketimine karşı, bilimin ışığında yerel ve bölgesel yönetimlere seslerini duyurmak, su ile ilgili yaşanan her türlü sorunu gündemde tutmak ve dikkat çekmek için olacağını belirtti.</p>
<p>Bu amaçla Bursa Su Kolektifi olarak çeşitli eylemler, çalışmalar planlayıp gerçekleştirdiklerini söyleyen Turaç, atık su deşarjları, derelerin kirlilik durumları ve Gemlik Körfezi’nde görülen müsilaj (deniz salyası) ile ilgili CİMER’e dilekçe başvuruları yaptıklarını ekledi.</p>
<p>Basın açıklaması ve halka açık imza kampanyası başlattıktan sonra 5 Haziran Ekolojik Yıkım İle Mücadele Günü’nde Mudanya, Yenişehir Kirazlıyayla ve Balıkesir Ayvalık’ta stantlar açarak toplanan imzaları Bursa Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü’ne teslim ettiklerini açıkladı Turaç. Kolektif olarak kendi çalışmaları devam ederken, ekoloji mücadelesi veren diğer topluluklarla dayanışarak çeşitli eylemlere, çalışmalara destek vermeye de devam edeceklerini söyledi.</p>
<blockquote><p>Dört ayı aşkın bir süredir Marmara Denizi’ne kıyısı olan birçok noktada müsilaj ya da balıkçıların söylemiyle deniz salyası kirliliği ile karşı karşıyayız.</p></blockquote>
<h5><strong>Müsilaj Bir &#8216;Doğa Olayı&#8217; Değil</strong></h5>
<p>Süreç içerisinde yetkililer tarafından durumun doğa olayı olduğunun iletildiğini, yaptıkları girişimlere mukabilen müsilajın deniz kirliliğinden kaynaklanmadığına ilişkin yanıtlar aldıklarını belirten Turaç, birçok bilim insanının deniz kirliliğinin; Marmara Denizi’ne derin deniz deşarjı yapan, Marmara’ya akan derelere yeterince arıtılmamış atık sularını bırakan atık su arıtma tesislerinden ve kaçak deşarjlar yapan sanayi tesislerinden kaynaklandığını açıkladığını ancak buna rağmen Çevre ve Şehircilik İl Müdürlüğü’nün müsilajı ‘doğa olayı’ olarak nitelemesini hatırlattı.</p>
<blockquote><p>Bir ay önce yetkililer yapılan araştırmaların sonuçlarını kabul ederek bu kirliliğin senelerdir Marmara’nın kirletilmesinden kaynaklı olduğunu kabul ettiler ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından bir eylem planı oluşturuldu.</p></blockquote>
<p>“Süreç içerisinde bırakın sorunun çözümü ile ilgili bir girişimde bulunulmasını, sebebi ile ilgili billimsel bir çalışma dahi olmadığını da Çevre Şehircilik İl Müdürlüğü’nün dilekçe başvurumuza verdiği cevaptan öğrenmiş bulunmaktayız” diyen Alper Turaç, denizlerde, akarsularda ve göllerdeki kirliliğin önlenmesi ve kaçak, derin deşarj uygulamalarının durdurulması adına imza kampanyası başlatarak yetkilileri göreve davet ettiklerini söyledi.</p>
<p>Bursa Su Kolektifi olarak yaşamın; denizlerin, göllerin ve nehirlerin sesi olmaktan vazgeçmeyeceklerini ekleyen Turaç, müsilaj ve Türkiye’de diğer birçok çevre problemleri tekil olarak değerlendirilmeli uyarısında bulundu.</p>
<blockquote><p>Neoliberal politikaların kusurlarının makyajvari önlemlerle çözülemediğine hep birlikte tanık olmakta, görevlilerden somut ve sorunların çözümüne odaklı çalışmalar beklemekteyiz.</p></blockquote>
<p>Turaç, ekolojik yıkımın tüm dünyada çok yoğun bir şekilde devam ettiğine değinirken, bunun nedeni olarak, kapitalist sermayenin kriz nedeniyle sıkıştığı üretim alanlarından çıkabilmesinin en ucuz ve kolay rant elde etme yolu olarak doğal varlıklara yönelip saldırarak kârlarını sürdürebilmeleri adına politikalar üretilmesini gördüğünü ekledi. Yok etmeye değil korumaya, var etmeye yönelik çalışmalar, halktan yana politikalar üretilmesi gerektiğini kaydeden Turaç, “Üretmeyen iktidarlara, kamu ve yerel kurumları teşhir ederek görevlerini yapmaları için baskılar yaratmalıyız.” dedi.</p>
<p>Sözü edilen çöküşün, ekolojik ve ekosistemler açısından tüm canlı ve cansızların varlıklarını etkilediğini ve hızlı bir yok oluşa götürdüğünü söyleyen Turaç, bu dönüşü olmayan süreci hızlandıran iktidarlar ve yönetim anlayışlarına, onların desteği ile büyüyen sermayeye dur denilecek eylem ve çalışmaları çoğaltarak, bütünleşik mücadelenin büyütülmesi gerektiğini ekledi.</p>
<p>Dünya üzerinde birçok ülkede halklar, çevre aktivistleri, sivil toplum kuruluşlarının, kapitalist sistemin doğayı meta olarak ele alan neoliberal politikalarından kaynaklanan birçok çevre mücadelesi içinde olduklarını ekleyen Turaç, şu sıralar Dünya üzerinde 3500 civarında çevre ihtilafı davası olduğun da bilgisini verdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/01/temiz-saglikli-berrak-ve-ozgur-sularimizi-geri-istiyoruz/">‘Temiz, Sağlıklı, Berrak ve Özgür Sularımızı Geri İstiyoruz’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buna “Yaban” ve “Hayat” Denirse</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/03/buna-yaban-ve-hayat-denirse/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Öykü Yağcı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Mar 2021 08:19:32 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[3 Mart Dünya Yaban Hayatı Günü]]></category>
		<category><![CDATA[av katliamı]]></category>
		<category><![CDATA[ekolojik yıkım]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan ticareti]]></category>
		<category><![CDATA[yaban hayatı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66429</guid>

					<description><![CDATA[<p>Eğer bu hızda gidersek, özellikle hayvan kullanımı odaklı yaşam tarzımızı ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmezsek, zihniyetimizi ve yasaları dönüştürmezsek, çok yakında koruyacak ve “kutlayacak” bir yaban hayatı kalmayacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/03/buna-yaban-ve-hayat-denirse/">Buna “Yaban” ve “Hayat” Denirse</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Yaban Hayatı Günü, gezegenimizdeki yabani bitki ve hayvan türlerine dikkat çekmek ve koruma çabalarına dair farkındalık yaratmak amacıyla Birleşmiş Milletler (BM) tarafından 2013 yılından bu yana kutlanıyor. Bugün aynı zamanda, kara avcılığı ve yunus avcılığı gibi süregelen pek çok ihlale rağmen Türkiye&#8217;nin de taraf olduğu Nesli Tehlike Altında Olan Yabani Hayvan ve Bitki Türlerinin Uluslararası Ticaretine İlişkin Sözleşmesi’nin (CITES) 1973 yılında imzalandığı gün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM, küresel düzeyde korunması için hükümetlere çağrı yaptığı ekosistemi ve biyoçeşitliliği, &#8220;sürdürülebilir kalkınma&#8221; ve &#8220;insan refahına katkı&#8221; çerçevesinde ele alıyor. Oysa biz bu özel günü, doğayı kaynak veya stok olarak görüp geri dönüşü olmayacak şekilde tüketenlere seslenmek için, senede bir gün özel bir hatırlatma olarak görüyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaban hayatını çevreleyen yaşam ağını bir bütün olarak koruyup kollamak için tüketim alışkanlıklarımızla birlikte karar vericilerin bilinçsiz, duyarsız ve ticari çıkar odaklı uygulamalarına son vermek amacıyla ekolojik yıkım getiren projelere, hayvancılığa, av katliamına ve yaban hayvan ticaretine karşı sesimizi yükseltmeliyiz. </span></p>
<h5><b><img decoding="async" class=" wp-image-66431 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/yaban-hayati-640x418.jpeg" alt="yaban hayatı" width="348" height="227" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/yaban-hayati-640x418.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/yaban-hayati-1024x668.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/yaban-hayati.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 348px) 100vw, 348px" />Havada, Karada, Suda: Devlet Eliyle İhlal ve Usulsüzlükler</b></h5>
<p><b>Yunuslar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2006-2007 yıllarında, Türkiye&#8217;nin taraf olduğu uluslararası sözleşmeler ve ulusal mevzuat kapsamında korunan 23 afalina türü yunusun gösteri ve sözde terapi merkezlerinde işkenceyle eğitilmek üzere için canlı yakalandığını biliyor muydunuz? Peki, buna izin veren kurumun Tarım ve Orman Bakanlığı olduğunu, daha sonra ulusal ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının yaptığı şikayetler sonucu Türkiye&#8217;nin gözlem altına alındığını</span><span style="font-weight: 400;">1</span><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ya da CITES kapsamında bir meta gibi ithal edilen ve bir memeli türü olan yunusların, yine aynı bakanlığın &#8220;kolaylaştırıcılıyla&#8221; Türkiye&#8217;ye 2000&#8217;li yılların ortasında bir balık türü olan &#8220;yunus çiklit&#8221; akvaryum balığı olarak </span><a href="https://youtu.be/wmeF--9VJ0A?t=1044"><span style="font-weight: 400;">ülkeye sokulduğunu</span></a><span style="font-weight: 400;">?</span></p>
<p><b>Yaban Keçileri</b> <b>ve Kızıl Geyikler</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kez kara avcılığıyla ilgili daha güncel ihlallere gelelim&#8230; Aradan yaklaşık 15 yıl geçmesine rağmen Tarım ve Orman Bakanlığı&#8217;nın uluslararası sözleşmeleri ve dolayısıyla Anayasa&#8217;nın 90. maddesini alenen ihlal ettiğini gösteren Av Turizmi Uygulama Talimatı kararlarını görüyoruz. Ulusal mevzuat ve Bern Sözleşmesi ile koruma altına alınan nesli tehlike altındaki veya Türkiye&#8217;ye endemik yaban hayvanlarının (yaban koyunu, dağ keçisi, yaban keçisi, tüm geyik türleri) av turizmi kapsamında öldürülmelerine sözleşme şartlarını ihlal ederek izin veren bakanlık; ihalelerin iptali için açılan ve bizim de hayvan hakları örgütleriyle müdahillik başvurusunda bulunduğumuz davada, yaban keçilerinin koruma altında olduğunu kabul etmesine rağmen hayvanların avcılarca katli için &#8220;kırsal kalkınmaya destek amacıyla izin verildiğini&#8221; öne sürmekten çekinmiyor. Mahkemenin iki kez yetersiz ve temelsiz bulduğu bu savunma sonrası Antalya ve Isparta&#8217;daki </span><a href="http://haberler.tvd.org.tr/2020/12/08/av-ihalesi-iptal-edildi-47-yaban-kecisi-kurtuldu/"><span style="font-weight: 400;">47 yaban keçisi kurtuldu</span></a><span style="font-weight: 400;">. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hayvanların lehine benzer bir karar yakın zamanda kızıl geyikler için </span><a href="https://www.sozcu.com.tr/hayatim/yasam-haberleri/kizil-geyikler-icin-emsal-olabilecek-karar/"><span style="font-weight: 400;">Eskişehir&#8217;den de geldi</span></a><span style="font-weight: 400;">, fakat Türkiye&#8217;nin pek çok yerinde bakanlık, korumakla yükümlü olduğu hayvanların ölüm emrini uyguladı.  </span></p>
<p><b>Kuşlar</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yetkili kurumların havada, karada, suda yaptığı ihlallerden biri de, Doğa Koruma ve Milli Parklar (DKMP) Genel Müdürlüğü Merkez Av Komisyonu (MAK) 2020-2021 av sezonu kararları. Dernek ve oluşumların, kamuoyu ile birlikte aylarca tepkisini gösterdiği bu kararlar arasında, IUCN kırmızı listesindeki “hassas” (VU) statüsüyle nesli tehlike altındaki üveyik ve elmabaş patka kuşlarının da avlanmasına izin verilmesi yer alıyordu. Oysa IUCN araştırması, son 40 yılda üveyik popülasyonunun %78, elmabaş patkaların ise son 20 yılda %50 azaldığını ortaya koyuyordu. </span></p>
<h5><b>Dev Geri Adım: “Hangi Hayvan Hakları Yasası”? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Fakat ne oldu? Derneklerin ve aktivistlerin </span><a href="https://www.change.org/p/avc%C4%B1l%C4%B1k-tamamen-yasaklans%C4%B1n-hayvanlarya%C5%9Famakistiyor-avc%C4%B1l%C4%B1kcinayettir-tctarim-milliparklar"><span style="font-weight: 400;">kampanyalar</span></a><span style="font-weight: 400;">, milyonlarca yurttaşın da sosyal medya aracılığıyla duyurduğu avcılığın tamamen yasaklanması istemi görmezden gelindi ve birkaç av derneği ile turizm firmalarının aktivistlere alenen, milletvekillerine üstü örtülü tehditler ile dile getirdikleri talepleri kabul gördü. Öyle ki, hayvan hakları savunucularının birçok talebinin yasa teklifinde yer almayacağının sinyalini veren AK Parti Tekirdağ milletvekili Mustafa Yel, geçtiğimiz günlerde Devrim TV canlı yayınında, 2019&#8217;da başkanı olduğu Hayvan Hakları Araştırma Komisyonu&#8217;nun raporunda &#8220;kapsam dahilinde&#8221; olmasına rağmen avcılığın, Hayvanları Koruma Kanunu&#8217;nda yapılması planlanan değişiklikler dahilinde yer almayacağını, </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=3t8taAKf0q4&amp;ab_channel=DevrimMedya"><span style="font-weight: 400;">yasanın ve ellerindeki yasa teklifinin &#8220;kapsamı dışında&#8221; olduğunu</span></a><span style="font-weight: 400;"> söyledi. Bu duyduğumuz akla ve vicdana yatkın mı gerçekten? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hissedebilir, savunmasız bir hayvanı spor, hobi, zevk adı altında öldürmek hayvan haklarıyla ilişki bir yasayı bağlamayacak da hangi yasal düzenleme kapsamında ele alınacak? Hayvanların doğuştan gelen haklarının teslim edildiği bir Hayvan Hakları Kanunu için bir araya gelen </span><a href="https://yasamicinyasa.org/"><span style="font-weight: 400;">Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi</span></a><span style="font-weight: 400;">&#8216;nin</span><span style="font-weight: 400;"> dediği gibi; Ekim 2019&#8217;dan beri &#8220;adında &#8216;hayvan hakları&#8217; geçen yasa, hayvanların para karşılığı, zevk için sistematik katline ilgisiz&#8221;.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İktidar kanadından yunuslar için de iyi bir haber yok! Hayvanların yaşam hakkıyla birlikte 10 yıla yayılan kapsamlı ve etkili mücadele, kamuoyu tepkisi, uzman dernek, akademisyen ve hekimlerin bilimsel görüşleri ve mevcut hukuki yükümlülükler hiç utanmadan yok sayılarak, otelcilerden ve iş adamlarından oluşan birkaç yunus parkı sahibinin ticari çıkarlarını gözeten kararlar alınmış durumda. Çünkü AK Parti&#8217;nin yasa teklifinde mevcut 10 yunus gösteri merkezinin açık kalması ve yunus parklarının yasallaşmasını sağlayacak özel &#8220;düzenleme&#8221; getirilmesi planlanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Meslek örgütleri, dernekler ve duyarlı milyonlarca yurttaş </span><a href="https://yunuslaraozgurluk.com/?s=tbmm"><span style="font-weight: 400;">yıllardır &#8220;yunus parkları yasaklanıp kapatılsın, tesislerin ticari faaliyetlerine son verilip rehabilite merkezlerine dönüştürülerek hayvanlar koruma altına alınsın</span></a><span style="font-weight: 400;">&#8221; diyerek adalet ve özgürlük taleplerini </span><a href="https://yunuslaraozgurluk.com/category/haberler/"><span style="font-weight: 400;">iletirken</span></a><span style="font-weight: 400;">, AK Parti hazırladığı yasa teklifinde birkaç hayvan tüccarının hayvanlar üzerinden elde ettiği turizm gelirinin ve ticari işbirliklerinin peşinde! “Yunus ithalatına yasak getirerek yeni hayvan alımının önüne geçeceğiz, dolayısıyla parklardaki hayvanlar ölünce tesisler de kapanacak” argümanının işlevsiz ve göstermelik olduğunu, esaret endüstrisinin bu şekilde sonlanmayacağını gayet iyi biliyorlar. Çünkü bugüne kadar Türkiye sularından kaçak yunus yakalandığına dair ihbarlardan haberdarlar. CITES dokümanlarındaki usulsüzlüklerden, yasal boşlukların nasıl etrafından dolandıklarından ve kendilerine mektup formatında gönderilen uzman görüşlerinden de&#8230;</span></p>
<h5><b>Yaban Hayatı Yok Oluşun Eşiğinde</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Av katliamı, biyolojik çeşitliliği ve ekosistemi tehdit eden pek çok faktörden biri. Hayvancılık, kentleşme, yapılaşma, ormansızlaşma, habitat kaybı ve iklim değişikliği gibi insan kaynaklı diğer kritik tehditler ile birlikte yaban hayatının sonunu getiriyor. Köprü inşaatı ve otoyol yapımı sırasında İstanbul Boğazı&#8217;ndan yüzerek geçen yaban domuzlarını ve arabaların önüne atlayan tilkileri unutabilir miyiz? Her geçen gün azalan ve daralan doğal yaşam ortamları, yani ormanlar ve sulak alanlar, ek olarak avcılık baskısıyla birlikte hayvanlara yaşam alanı ve hakkı tanımıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 4 bininin endemik olduğu 19 bin omurgasız türe ve 70’i balıklar olmak üzere yaklaşık 100’ünün endemik olduğu en az 1,500 omurgalı türe ev sahipliği yapan Türkiye, BM’nin “tehdit altındaki memeli türleri ülke sıralaması” </span><a href="https://www.indexmundi.com/facts/indicators/EN.MAM.THRD.NO/rankings"><span style="font-weight: 400;">2018 raporuna göre</span></a><span style="font-weight: 400;"> kaçıncı sırada dersiniz? 192 ülke arasında 47. sırada; Şili, Bolivya, Gana ve Sierra Leone gibi ülkelerle yarışır halde.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">BM’ye göre yaban hayatını tehdit eden en büyük unsur, biyoçeşitlilik kaybının </span><a href="https://www.un.org/sustainabledevelopment/biodiversity/"><span style="font-weight: 400;">%80’inden sorumlu olan habitat kaybı</span></a><span style="font-weight: 400;">. İnsan faaliyetleri nedeniyle 1970’lerden bu yana memelilerin, kuşların, balıkların ve sürüngenlerin </span><a href="https://www.theguardian.com/environment/2018/oct/30/humanity-wiped-out-animals-since-1970-major-report-finds"><span style="font-weight: 400;">en az %60’ının</span></a><span style="font-weight: 400;"> nesli tükenmiş durumda. Günümüzde </span><a href="https://ipbes.net/sites/default/files/2020-02/ipbes_global_assessment_report_summary_for_policymakers_en.pdf"><span style="font-weight: 400;">1 milyon hayvan ve bitki türü</span></a><span style="font-weight: 400;"> de yok oluşun eşiğinde. Değişip değiştirmezsek, önümüzdeki 30 yıl içinde canlı türlerinin %20’sinin nesli tükenmiş olacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bundan iki yıl önce </span><a href="https://conbio.onlinelibrary.wiley.com/doi/full/10.1111/conl.12627"><span style="font-weight: 400;">Conservation Letters adlı dergide</span></a><span style="font-weight: 400;">11</span><span style="font-weight: 400;"> yayımlanan bir çalışmaya göre de, türlerin hayatta kalmaları önündeki en büyük engel avcılık faaliyetleri. Hayvanlar 21. yüzyılda zevk, turizm geliri ve hobi gerekçesiyle; etleri, dişleri, derileri ve kürkleri için hala avlanıyor; inanılır ve kabul edilebilir gibi değil!</span></p>
<figure id="attachment_66432" aria-describedby="caption-attachment-66432" style="width: 400px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-66432 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/avustralya-ulusal-muzesi-arsivi.jpg" alt="Avcı, öldürdüğü Tasmanya kaplanıyla poz veriyor, 1869, Avustralya Ulusal Müzesi (NMA) arşivi" width="400" height="300" /><figcaption id="caption-attachment-66432" class="wp-caption-text">Avcı, öldürdüğü Tasmanya kaplanıyla poz veriyor, 1869, Avustralya Ulusal Müzesi (NMA) arşivi</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">20. yüzyılda dünya çapında devlet teşvikiyle yoğun avcılık sonucu nesli tükenen türleri hatırlayalım. Örneğin Tasmanya kaplanı*. Son derece gizemli ve çekingen olan bu hayvanlar Avustralya ve Tasmanya’ya endemik bir türdü ve 1930’larda neslinin tükendiği açıklandı. Passenger Pigeon olarak bilinen Göçmen Güvercin de 1900’lerin başında nesilleri yok olacak şekilde etleri için avlandı. Sumatra Orangutanları da yıllarca etleri için avlandı, ormanlık alanların hayvancılık sektörü için yok edilmesi sebebiyle de yaşam alanları her geçen gün azaldı. Orangutanların nesli yakın zamanda tükenebilir ve bunun sorumlusu, %70&#8217;lik bir oranla avlanma olarak öne çıkıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de Türkiye’den örnek verelim: Kızıl geyiklerin nesli tükenmek üzereyken yakın zamanda Güzelbağ eski Belediye Başkanı MHP’li Mehmet Kula’nın avladığı geyikle fotoğraflarını hatırlarsınız. Yanında, Kütahya Türkmenbaba Yaban Hayatı geliştirme sahasında Milli Parklar görevlisi olan Kamil Bayır da vardı. Yani yok olma tehlikesiyle yüz yüze olan bir hayvan “yasal” bir şekilde öldürüldü.</span></p>
<h5><b>Çok Yakında Koruyacak ve &#8220;Kutlanacak&#8221; Bir Yaban Hayatı Kalmayacak</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-66433 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/03/geyik-avi.jpg" alt="Çok Yakında Koruyacak ve &quot;Kutlanacak&quot; Bir Yaban Hayatı Kalmayacak" width="295" height="298" />Avcıların ve avı destekleyen bakanlıkların iddiasının aksine, doğanın dengesini korumak için avcılara ve insana gerek yok. Doğa kendi dengesini gayet güzel kuruyor ve koruyor. Asıl bu dengeyi </span><a href="https://tvd.org.tr/iklim-cevre/"><span style="font-weight: 400;">her türlü insan faaliyetiyle</span></a><span style="font-weight: 400;"> bozan biziz. Eğer bu hızda gidersek, özellikle hayvan kullanımı odaklı yaşam tarzımızı ve tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmezsek, zihniyetimizi ve yasaları dönüştürmezsek, çok yakında koruyacak ve “kutlayacak” bir yaban hayatı kalmayacak. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kara hayvanlarının %80’ine ev sahipliği yapan ormanları, gezegenin %71’ini kaplayan okyanus ve denizleri, çevrelerindeki doğal yaşam alanlarını yüz binlerce hayvan türüyle birlikte korumak zorundayız. Çünkü birbirine bağlı yaşam döngüsünde biri olmadan diğerinin varlığı düşünülemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yüzden yılın geri kalanında, gezegeni yaban hayatıyla birlikte yok eden mevcut sistemleri sorgulamayı ve hak ihlallerine karşı sessiz kalmamayı sürdürürken, henüz kanun teklifi yasalaşmadan tepkimizi göstermeye de devam edelim. </span><a href="https://yasamicinyasa.org/tarim-komisyonuna-tweet/"><span style="font-weight: 400;">Yaşam İçin Yasa İnisiyatifi’nin hazırladığı otomatik tweetlerle</span></a><span style="font-weight: 400;"> siz de avcılığın yasaklandığı, mevcut yunus parklarının kapatılıp hayvanların korunduğu ve çok daha geniş kapsamda sermayeden değil, hayvanlardan taraf olan dönüştürücü ve adil bir kanun için doğrudan tepkinizi TBMM’ye, yani kanun teklifinin 11 Mart’taki AK Parti grup toplantısından sonra sunulacağı Tarım Komisyonu vekillerine iletin. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/03/buna-yaban-ve-hayat-denirse/">Buna “Yaban” ve “Hayat” Denirse</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
