<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dünya Mülteciler Günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-multeciler-gunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-multeciler-gunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 22 Jun 2022 10:10:43 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Dünya Mülteciler Günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-multeciler-gunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bir İZ Derneği&#8217;nden Türkiye’nin Her Yerinde YanYana Projesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/22/bir-iz-derneginden-turkiyenin-her-yerinde-yanyana-projesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 22 Jun 2022 10:10:43 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bir İZ]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Bir İZ Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[YanYana Projesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Suriyeli mülteci çocukların sosyal uyumlarını ve iyilik hallerini artırmayı hedefleyen Türkiye’nin Her Yerinde YanYana Projesi Bir İZ Derneği tarafından, AB Demokrasi ve İnsan Hakları için Avrupa Aracı (DIHAA) desteği ve Millî Eğitim Bakanlığı iş birliğiyle yürütüldü. İlk uygulaması 2017-2018 yıllarında İstanbul’da gerçekleştirilen proje, etki alanı ve hedef grubu genişletilerek Aralık 2019’dan bugüne Türkiye’nin 10 ilindeki ilkokul ve ortaokullara yaygınlaştırıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/22/bir-iz-derneginden-turkiyenin-her-yerinde-yanyana-projesi/">Bir İZ Derneği&#8217;nden Türkiye’nin Her Yerinde YanYana Projesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">20 Haziran Dünya Mülteciler Günü’nde düzenlenen proje basın toplantısında konuşan Bir İZ Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Özlem Mumcuoğlu şunları ifade etti: ‘İlk döneminde 4000 çocuğa ulaştığımız YanYana Projemizin bu ikinci döneminde, öncelikle Türkiye’nin mülteci nüfus oranı en yüksek 10 ilinden </span><b>800 psikolojik danışmana</b><span style="font-weight: 400;"> 3 günlük uygulayıcı eğitimi verdik. Eğitim alan öğretmenlerimiz okullarında Psikososyal Destek Programlarımızı uygulamaya başladılar ve böylece </span><b>40 binden fazla ilkokul ve ortaokul öğrencisine</b><span style="font-weight: 400;"> ulaştık. Ayrımcılığı azaltma ve kaynaştırma odaklı interaktif etkinliklerden oluşan programımız kapsamında çift dilli olarak tasarladığımız YanYana kutu oyunlarını da çocuklarla buluşturduk. Öğretmenlerimizi uygulama süresince yalnız bırakmadık ve düzenli olarak çevrimiçi süpervizyonlarda bir araya geldik.’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">AB Türkiye Delegasyonu’ndan Stefano Calabretta ise YanYana Projesini iki dönemdir desteklemekten memnuniyetlerini dile getirirken; ‘Projeyle sürdürülebilir bir model geliştirilmiş oldu ve bu bizim için çok önemli.’ dedi. Ayrıca, Avrupa Birliği’nin bu alanda pek çok kurum ve projeyi desteklediğini, 9 milyar Euro’luk hibe sağlandığını belirtti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Basın toplantısında projenin etkisine dair ön bulgular da paylaşıldı. Okulda uygulanan psikososyal destek programlarının ilkokul düzeyinde çocukların arkadaşları ile daha yakın bağlar geliştirmelerine, öğretmen algılarının değişimine ve çocukların okulda mutlu hissedişinde artışa yol açtığı tespit edildi. Ortaokul düzeyinde ise gençler yeni şeyler öğrendiklerini dile getirip, bunun yanı sıra gençlerin beden algılarında ve kendilik gelişiminde program araçlarının yarar sağladığı gözlendi. Öğretmenler akran öğrenmesi modeli ile birbirinden çok kültürlü okul ortamına ilişkin yararlı bilgiler edinip, proje eğitimlerinde travma ve ayrımcılık ile nasıl çalışacaklarına ilişkin yeni araçlar edindiklerini ifade ettiler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">YanYana Projesi’ne katılan proje uygulayıcısı öğretmenler ise basın toplantısında şunları söyledi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>İzmir’den Psikolojik Danışman Tülay Kaya:</strong> ‘7. sınıftaki Suriyeli öğrencimiz adeta istenmeyen kişi ilan edilmiş. Bu öğrenci sık sık devamsızlık yapıyor ve onun gelmediği günlerde sınıf adeta bayram ediyormuş. İlk iş bu öğrenciyle görüştüm. Hikayesini öğrendim. Acı bir savaş ve göç hikayesi. Bu arada Suriye’deyken okulunda çok başarılı bir öğrenci olduğunu, okul birincisi olduğunu söyledi. Dil sorunu nedeniyle kendini burada gösteremiyordu. Etkinlikler devam ederken konularla bağlantılı olarak anlattıklarından örnekler vermem hem öğrenciye iyi geldi hem de diğerlerinin onu anlamasına yaradı. O’nun sınıfında diğer öğrenciler arasında da ciddi kutuplaşmalar vardı. Buzlar yavaş yavaş eridi, yeni arkadaşlıklar başladı. Gruplaşmalar dağıldı. Hepsi birbiri ile iletişim ve etkileşime kurdu. Bunları gözlemlemek çok keyifliydi.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Şanlıurfa’dan Psikolojik Danışman Mehmet Ağaç</strong>: ‘Okulumuz Şanlıurfa’nın dezavantajlı bir bölgesinde ve son dönemde hem köyden kente hem de savaştan kaçmak zorunda kalan Suriyeli aileler tarafından çokça tercih edilen bir mahallede. Okulumuzun yaklaşık olarak beşte biri Suriyeli öğrencilerden oluşmaktadır….. Sekiz haftalık veli programının sonunda karşımızda artık sadece sınıfın velileri değil, birbirlerinin kültürü hakkında bilgi sahibi olan, yemekten şarkılara kadar iki toplumun yaşayışı ve zevklerini tanıyan ve önyargılarının çoğu kırılmış büyük bir aile vardı. Grup çalışmalarını sonlandırdığımızda gururla söyleyebilirim ki hemen hemen tüm velilerimiz oradaydı ve herkes ilk hafta olduğu yerden çok farklı bir konumdaydı. Daha 100 yıl önce beraber yaşamış bu insanlarımızın bakış açılarını bir nebze olsun iyiye ve güzel yönlendirebilmişsek ne mutlu bize.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Mersin’den sınıf öğretmeni Suna Yelçi:</strong> ‘Pandemi döneminde yalnızlığa, bencilliğe alışan çocukların birbirlerine tahammülü, hoşgörüsü kalmamıştı. Okulun ilk dönemi okulda, sınıfta bu durumun olumsuz etkileri bizi çok yordu. Projedeki etkinlikleri uyguladıkça ise, birlikte hareket etme, paylaşma, empati kurma, hoşgörülü olma duygularını tekrar hatırladılar. Birlikte oyun oynayarak, birlikte sorun çözerek bir olmanın, takım olmanın keyfini ve gücünü keşfettiler.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Şanlıurfa’dan Ayda Yılmaz:</strong> ‘Toplumsal meselelerde sahada çalışmanın bir ekip işi, dönüşmenin bir süreç ve her zaman üstüne koya koya büyüdüğümüz bir yol olduğunun altını çizmek istiyorum. Proje yürütücüleri olarak bizlerin kişisel motivasyonlarını destekleyen, ketleyici unsurları ortadan kaldıran, birilerine ulaşmamızı sağlayan odağımızın ‘dayanışmak’ olduğuna inanıyorum.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Proje ile ilgili detaylı bilgiye <a href="http://www.yanyana.biz/" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></span></p>
<p><strong>Bir İZ Hakkında:</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birey ve Toplum Ruh Sağlığında İZ Derneği (Bir İZ), toplumsal barışa hizmet edecek önleyici ruh sağlığı hizmetlerinin okullardan cezaevlerine, özel sektör kurumlarından sivil toplum örgütlerine toplumun her kesimi tarafından erişilebilir olması hayali ve umuduyla 2013 yılında kuruldu. Kuruluşundan bu yana, kadın, çocuk ve mülteciler başta olmak üzere bireyi ve toplumu güçlendirmeyi merkeze alan projeler geliştiriyor, eğitsel kutu oyunları, materyaller ve programlar üretiyor. Geliştirdiği ürünleri daha fazla faydalanıcıya ulaştırabilmek ve böylece çarpan etkisi yaratabilmek amacıyla, özellikle sosyal dezavantajlı gruplarla çalışan öğretmen, sağlık personeli ve sivil toplum üyeleri gibi kilit paydaşlara yönelik eğitimler ve kapasite güçlendirme faaliyetleri yürütüyor. Kamu, sivil alan ve özel sektör iş birlikleriyle gerçekleştirdiği kapsayıcı ve disiplinler arası projelerle toplumun ruh sağlığına duyarlı yaklaşımların geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için çalışıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/22/bir-iz-derneginden-turkiyenin-her-yerinde-yanyana-projesi/">Bir İZ Derneği&#8217;nden Türkiye’nin Her Yerinde YanYana Projesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Genç Mültecilerden Dünya Mülteciler Günü Mesajı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/21/genc-multecilerden-dunya-multeciler-gunu-mesaji/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 21 Jun 2022 07:12:55 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Mülteciler]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Mültecileri Destekleme Programı]]></category>
		<category><![CDATA[video serisi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81220</guid>

					<description><![CDATA[<p>Genç Mültecileri Destekleme Programı, bu yıl Dünya Mülteciler Günü kapsamında genç mültecilerin seslerini ve mesajlarını daha iyi duyurabilmeleri için İzmir, Ankara, Diyarbakır ve Hatay Gençlik Merkezleri ile yolları kesişen genç mülteciler ile bir video serisi üretti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/21/genc-multecilerden-dunya-multeciler-gunu-mesaji/">Genç Mültecilerden Dünya Mülteciler Günü Mesajı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu video serisinde Zahraa, Adil, Mohammed, Hind, Khalid, Rajan, Abdullah ve Samar göç yolculukları içerisinde kendilerini gerçekleştirme hikayelerini anlatıyor ve dünyadaki tüm mülteciler için mesajlarını ve dileklerini iletiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünya Mülteciler Günü kapsamında üretilen bu video serisi, </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=aL51R2s1LAs&amp;list=PLOhsTiRdYmNHyVvR4W2T6-sMbjFLFe6uP"><span style="font-weight: 400;">Youtube hesabı</span></a><span style="font-weight: 400;"> üzerinden erişebilir durumda.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Videoları izlemek için </span><a href="https://www.youtube.com/watch?v=aL51R2s1LAs&amp;list=PLOhsTiRdYmNHyVvR4W2T6-sMbjFLFe6uP"><span style="font-weight: 400;">tıklayın.</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/21/genc-multecilerden-dunya-multeciler-gunu-mesaji/">Genç Mültecilerden Dünya Mülteciler Günü Mesajı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;İlticaya Erişim Temel Bir İnsan Hakkıdır!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/ilticaya-erisim-temel-bir-insan-hakkidir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 20 Jun 2021 09:31:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[iltica]]></category>
		<category><![CDATA[İrem Geçmez]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Mültecilerle Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71702</guid>

					<description><![CDATA[<p>"Mülteciler, ülkelerinden zulüm ve ölüm korkusu nedeniyle ayrılmış ve güvenli bir yere sığınmış insanlardır, misafir ya da sığıntı değillerdir." 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü sebebiyle, iltica, iltica süreçleri, Türkiye’de yaşayan mültecilerin karşılaştıkları yaygın sorunları konuştuğumuz Mültecilerle Dayanışma Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Avukat İrem Geçmez, ilticaya erişimin temel bir insan hakkı olduğunu, devletler tarafından bahşedilen bir lütuf olmadığını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/ilticaya-erisim-temel-bir-insan-hakkidir/">&#8220;İlticaya Erişim Temel Bir İnsan Hakkıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Mültecilerle Dayanışma Derneği olarak ne gibi çalışmalar yapıyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71703 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/irem-gecmez-640x1077.jpg" alt="İrem Geçmez" width="253" height="426" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/irem-gecmez-640x1077.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/irem-gecmez.jpg 780w" sizes="(max-width: 253px) 100vw, 253px" />Mültecilerle dayanışma derneği 2008 yılında ülkemize sığınmış sığınmacı, göçmen veya mülteci durumundaki insanların haklarını korumak ve savunmak için kurulmuş ve kurulduğu zamandan itibaren hak temelli çalışmalar gerçekleştirmiş olup bu yönde çalışmaya ve projeler geliştirmeye devam etmekte. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu kapsamda hukuki danışmanlık hizmetleri belli meslek gruplarına yönelik eğitim çalışmaları, menşe ülke bilgisi çalışmaları, eğitim-sağlık gibi konularla ilgili mültecilere yönelik odak grup çalışmalar ile mültecilerin uluslararası hukuktan kaynaklanan haklarının pratiğe geçebilmesi için hak savunuculuğu yapmakta. </span></p>
<p><b>Mültecilerin karşılaştıkları yaygın sorunlar nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin ilticaya erişip statü kazanana kadar geçen süreçlerinin tamamı yani ülkelerinden ayrılmaları, güvenli bir ülkenin sınırlarına ulaşmaları, o sınırlardan geçebilmeleri, sınırdan geçtikten sonra iltica sistemine erişebilmeleri yani kayıt yaptırabilmeleri, iş bulabilmeleri, çalıştıkları işlerde hak ettikleri ücretleri kazanabilmeleri, ev bulabilmeleri, vatandaşlara sağlanan sağlık, eğitim gibi temel hizmetlerden faydalanabilmeleri maalesef hep sorunlarla dolu.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">2011 yılından beri Suriye’de hala güvenli bir ortam oluşmadı ve hala Suriye vatandaşları ülkemizde geçici koruma kapsamında yani bir statü elde edebilmiş değiller. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yıllardır bir belirsizlik içerisinde yaşıyorlar. Adı üstünde geçici olması gereken bir çözüm bu şekilde bir soruna dönüşmüş durumda. Diğer ülkelerin vatandaşları da benzer bir belirsizlik içinde. Mültecilerin bir kısmı sınır dışı edilme korkusuyla uluslararası koruma başvurusu yapmak için dahi göç idaresine gidemiyor. Gidenlerin bir kısmı kayıtların kapalı olması sebebiyle kayıt yaptıramıyor. Kayıt yaptırabilenler ise bu aşamada “başvurucu” oluyorlar ve bir statü elde edip etmeyecekleri, bunun ne zaman sonuçlanacağı belli değil.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uluslararası koruma başvurucularının karşılaştığı önemli sorunlardan biri de sağlık sigortasının başvuru tarihinden itibaren bir yılla sınırlandırılmış olması. Bu sebeple bir geliri olmayan, ödeme imkanı olmayan kişilerin sağlık hizmetlerine erişimi zorlaşıyor. Bir de uluslararası koruma başvurucuları, iltica başvuruları ile ilgili mülakatlara çağrıldıktan sonra bu başvurularına ilişkin ret kararı verilirse kimlikleri iptal edilip Göç-Net sisteminde kayıtları siliniyor. YUKK ve ilgili mevzuatta bu durumda son karar verildikten sonra kimliğinin iptal edileceği öngörülmesine rağmen uygulamada ilk kararla birlikte hatta bazen karar bile verilmeden kimlikler iptal ediliyor. Bu durumda müvekkil ve ailesi ne sağlık hizmetlerinden ne de başka hizmetlerden yararlanabiliyor. Çocuklar okula gidemiyor. Aile daha önce sosyal yardımlardan faydalanıyorsa bu yardımlar kesiliyor. Yeni bir çocukları doğduğu zaman bu çocuklar kaydedilmiyor, yeni doğan aşılarını olamıyor. Bu durum özellikle son zamanlarda yaygın bir şekilde uygulanmaya başlandı ve öncelikle çocuklar ve yaşlılar olmak üzere çok sayıda mültecinin mağdur olmasına sebep oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Genel olarak ülkemizde mülteci olsun ya da olmasın yabancı uyruklu kişilerin en sık karşılaştığı sorunlardan biri de YUKK’ta sınır dışı etme kararı alınacaklara ilişkin düzenlemelerin çok geniş yorumlanabilecek nitelikte olması ve bu sebeple bir Türk vatandaşı hakkında adli veya idari bir işlem yapılmasına gerek duyulmayacak eylemler sebebiyle sınır dışı kararı alınabilmesi. Örneğin kanunda kamu düzeni ve kamu güvenliğini tehdit eden kişiler hakkında sınır dışı kararı alınabileceği öngörülmüş ve bu ifade çok belirsiz olduğundan pek çok eylem kamu düzeninin ihlali kapsamına sokulabilir nitelikte. Yine bununla bağlantılı diğer bir sorun da hakkında sınır dışı kararı alınan kişilerin, kanunda idari gözetime alternatif pek çok tedbir düzenlenmiş olmasına rağmen doğrudan idari gözetim altına alınmaları yani özgürlüklerinden alıkonulmaları. 24.12.2019 tarihinde yayımlanan Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile YUKK’ta yer alan idari gözetim uygulamasına ilişkin de değişiklik yapıldı. Yapılan değişiklikle birlikte idari gözetime alternatif birden fazla tedbir getirildi. Bu değişikliğin amacı, idari gözetimin en son uygulanacak tedbir olmasını sağlamak olup, belirli bir adreste ikamet etme, bildirimde bulunma, kamu yararına hizmetlerde görev alma ve elektronik izleme gibi tedbirler yer almakta. Ancak bu yeni tedbirlere ilişkin yönetmelik düzenlenmediği için uygulanabilir durumda değil. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin en sık karşılaştığı sorunun ise önyargı ve bunun neticesinde ayrımcılık ve nefret söylemleri olduğu söylenebilir. Yıllardır gittikçe artan şekilde mültecilere yönelik ayrımcı söylemler geliştirilmekte. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyada mülteciler hakkında çıkan haberler ve yazılar, mültecilerin siyasi bir araç olarak kullanılması, her türlü sorunun bir şekilde mültecilere bağlanması, mültecilerin sosyal uyum sağlaması istenip sıradan, günlük faaliyetleri gerçekleştirenlerin dahi hedef gösterilmesi bu ayrımcılığı körüklemekte. </span></p>
<p><b>Pandemi dönemi mültecileri nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizdeki hassas gruplardan biri olan mülteciler çoğu işletmenin faaliyetlerinin durdurulduğu, sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı bu pandemi döneminden en çok etkilenenler arasında. Kurumların faaliyetlerinin zaman zaman durdurulması, çalışma saatlerinin değiştirilmesi, kısaltılması gibi değişiklikler Göç İdarelerinde de görüldü ve pandemi öncesinde de kayıt konusunda zorluk yaşayan mülteciler için kayıtlanma neredeyse imkansız hale geldi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mültecilerin yaşadığı en büyük sorunlardan biri de pandemi öncesinde de günlük ya da haftalık işlerde çalışan mültecilerin neredeyse tamamının işsiz kalması ve daha da yoksullaşmaları oldu. Çoğu işletmenin faaliyetlerini durdurması çalışmaya devam işletmelerde de çalışma izni olmadan çalıştırılıyor olmaları sebebiyle sokağa çıkma yasağı dönemlerinde izin belgesi alamıyor olmaları ya da kendi işini yapanların da sokağa çıkma yasağı kapsamında olmaları sebebiyle temel ihtiyaçlarını dahi karşılayamaz hale geldiler. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Her ne kadar sivil toplum bu konuda destek olmaya çalışsa da pek çok aile bu desteklere erişemedi. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Yine bu süreçte mültecilerin çoğu kayıtsız olmaları ya da sağlık sigortalarının bulunmaması sebebiyle sağlık hizmetlerine erişim sağlayamadı. Özellikle dünya çapında bir salgının olduğu bu süreçte mülteciler hastalansa bile sınır dışı edilme korkusuyla hastanelere gidemedi. Bir şekilde gitmek durumunda kalanlar da yüksek ücretlerle karşı karşıya kaldılar. </span></p>
<p><b>Pandemi döneminde mültecilerin yaşadıkları sorunların görünmezliği hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteciler ve yaşadıkları sorunlar aslında zaten görünmezdi. Pandemi sürecinde bu durum daha da arttı. Şu anda mültecilerin sadece ülke sınırları içerisinde bulunmasına izin verilmesi dahi bir lütuf olarak görülüyor. Mültecilerin sadece gün sonunda ölmemiş ya da ölüm riskiyle karşılaşmamış olmalarına şükretmeleri bekleniyor. Onların temel ihtiyaçları göz ardı ediliyor. </span></p>
<p><b>Mülteci çocukların eğitime erişimlerine pandeminin etkisi nasıl oldu mu, olduysa bu etkilerin neler olduğundan bahseder misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pandemi sürecinde sokağa çıkma yasaklarının uygulandığı ve 20 yaş altı genç ve çocukların evde kaldığı süreçte mülteci çocukların çoğu maalesef dışarıdan daha korunaklı bir yerde kalma imkanına sahip olamadılar. Normal dönemde okula giden çocuklar online eğitim ya da TV üzerinden eğitim programlarına katılım sağlayamadılar ve önemli bir kayıpları oldu. Bu da gelecek dönemde çocukların sınıfa uyum sağlamalarını daha da zorlaştırıcı bir neden olabilir. Evlerinde internet ve hatta elektrik bağlantısı dahi olmayan aileler var. Ailesinin geçimini sağlamak için çalışmak zorunda olanlar ise yasağa ve bütün risklere rağmen dışarıya çıktı.</span></p>
<p><b>İltica ve &#8216;misafirlik&#8217; statüsü hakkında neler söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlticaya erişim temel bir insan hakkıdır, devletler tarafından bahşedilen bir lütuf değildir. Mülteciler, ülkelerinden zulüm ve ölüm korkusu nedeniyle ayrılmış ve güvenli bir yere sığınmış insanlardır, misafir ya da sığıntı değillerdir. Onurlarıyla yaşamalarını sağlamak, hukuki bir statü vermek, ayrımcılığa uğramadan, nefret söyleminin, nefret saldırılarının hedefi olmadan, yoksulluğa ve yoksunluğa mahkûm bırakılmadan yaşamlarını sürdürmelerini sağlamak, yaşam, güvenlik, eğitim, sağlık, aile birliğinin korunması, adalete erişim, barınma gibi temel hak ve özgürlüklerine erişmelerini temin etmek devletlerin yükümlülüğüdür. Bu nedenle özellikle gelişmiş ülkelerin üzerlerine düşen sorumlulukları yerine getirmesi gerekmektedir. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/20/ilticaya-erisim-temel-bir-insan-hakkidir/">&#8220;İlticaya Erişim Temel Bir İnsan Hakkıdır!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bir Mültecinin Günlüğü</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/20/bir-multecinin-gunlugu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2020 10:07:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55060</guid>

					<description><![CDATA[<p>Önceki Hayatımız: Suriye’de çok güzel bir hayatımız vardı. Fransız dili öğretmeni eşim işe giderken, ben de okul öncesi dönemdeki öğrencilerle dersler veriyor, daha büyükler için de üniversiteler hakkında bilgilendirici yazılar yazıyordum. Oğlum Alaa üniversiteye hazırlanıyor, kızım Kinde İngiliz dili okuyordu. Bu düzenimiz hiç bozulmayacak gibi görünüyordu. Ufukta buna dair hiçbir emare yoktu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/20/bir-multecinin-gunlugu/">Bir Mültecinin Günlüğü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yol</strong></p>
<p>Ama öyle olmadı. Suriye’de savaş patlak verince, duyduğumuz yoğun korku ve kaygı eşliğinde güvenli bir yer aramaya başladık. İlk önce, ailemizin en küçüğünü, oğlumu Türkiye’ye göndererek onun emniyetinden emin olmak istedik. Ardından, biz de gitme kararı aldık. Yolculuğumuzu iyi hatırlıyorum, aklımdan sayısız düşünce geçiyordu. Adını o sırada koyamadığım o derin his, kaygıydı. Dilini bilmediğim bir ülkede, bizi nelerin beklediği, nasıl bir yaşam süreceğimiz, çocuklarımızın eğitiminin ve geleceğinin nasıl olacağı, geçimimizi nasıl sağlayacağımız, nasıl insanlarla karşılaşacağımız ve daha bunun gibi birçok soru işareti içinde boğulduğumu hissediyordum. Ama zamanda geriye gidemeyeceğimize göre, yola devam etmek zorundaydık.</p>
<p><strong>Nereye Gideceğiz?</strong></p>
<p>Tanıdığınız her yeri ve her şeyi geride bıraktığınızda, tanıdık yüzler her zamankinden de kıymetli hâle gelir. Sizden önce gelenler, varlıklarıyla güven verir, deneyimleriyle rehber olurlar; bu yüzden ilk önce akrabalarımızın önerisiyle Kahramanmaraş’a geldiysek de orada tutunamadık ve oğlumun yerleştiği Gaziantep’te yaşamaya başladık. Ne var ki burada da yaklaşık 10 ay kalabildik. Antep, çok güzel bir şehirdi fakat bizim, iş imkanları bir yana, neredeyse hiçbir şeyimiz yoktu ve çaresizce Suriye’ye dönmeye karar verdik. Ama hayat, bazen sizden önce düşünüyor ve sizin için uygun bulduğunu yaşatıyor: üçüncü çocuğum Muhammed dünyaya gelince buradaki yeni hayatımıza sarılmamız gerektiğini hissettik.</p>
<p><strong>Yeni Hayat</strong></p>
<p>Yeni hayat, yeni planlar ve tabii onları gerçekleştirecek cesareti gerektirir. Belki kararlılık, belki de şanstan, bu defa oğlumun arkadaşlarından biriyle Şanlıurfa’da küçük bir bakkal açarak geçimimizi sağlamaya başladık. Bu sırada kızım da internet üzerinden aldığı İngilizce ve Korece çeviri işleriyle bize destek oluyordu. Doğrusu, alışmadık ama kabullendik. Yavaş yavaş toparlandığımız hayatımızı benimsedik.</p>
<p>İnsan, başına ne gelirse gelsin kendinden çok çocuklarını düşünüyor; hayatlarımızı çocuklar belirliyor. Biz de bu dönemde, kızımın eğitimini tamamlamasını çok istedik. Bunun ancak İstanbul veya Antalya’da mümkün olduğunu öğrendik, fakat gitme imkanını yaratamadık. Bu üzüntüye, bebeğimiz Muhammed’in büyümesiyle belirginleşen kaygılar da eklendi. Tam da bu yüzden, hâlâ evden çıkmaya korkan ben, çocuklarımın gelişimlerine katkıda bulunmak ve onlar için hayal ettiğim koşulları sunmak için güçlenmeye karar verdim. Kendi kendime vermiş olduğum ev hapsini sonlandırarak dışarı çıkacak, çevremi tanıyacak, arkadaşlar edinecek ve en önemlisi Türkçe öğrenerek hayata karışacak, çocuklarıma iyi bir örnek olacaktım.</p>
<p><strong>Hayata Destek ve Kadın Dostlar</strong></p>
<p>İşte Hayata Destek ile böyle tanıştım. Yeni edindiğim arkadaşlarımın tavsiyesiyle duyduğum bu dernekte Türkçe dil kursuna kayıt oldum. Hocamızın ilgisi ve güleryüzlü yaklaşımı, derslere devamımı kolaylaştırdı. Sonra bir psikososyal destek oturumuna katıldım. Hâlâ bir travmanın içindeydim ve çıkmaya çalışıyordum. İlk oturum beni öyle rahatlattı ki düzenli olarak gidip gelmeye başladım. Her oturum beni kafamdaki soru işaretlerinden uzaklaştırıyor, kendimi daha güçlü hissetmemi sağlıyordu. Artık zamanımın çoğunu Hayata Destek Evi’nde geçiriyordum. Burada sosyal uyum kavramıyla ve sosyal uyum projesinde yer alan ekiple tanıştım ve kurulacak kadın komitesine davet edildim. Komite, Türkiyeli kadınlar ve göç ederek gelen bizlerden oluşuyordu. Projenin amacı aramızdaki uyumu sağlamak ve güçlendirmekti. Ki öyle de oldu. Birbirimizden çok şey öğrendik ve birbirimizi destekledik. Kimin nereden geldiğinin hiçbir önemi yoktu, biz hayatın zorluklarıyla baş eden kadınlardık, sadece kendimizi değil, akranlarımızı da hayata karşı yüreklendirmek için bir aradaydık. Artık kaygılarımızın ortaklığının ayırdındaydık ve güçlendirdikçe güçlenmenin tadına vardık.</p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-3527 aligncenter" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum-300x225.jpg" sizes="(max-width: 600px) 100vw, 600px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum-300x225.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum-1500x1125.jpg 1500w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum-150x113.jpg 150w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum-768x576.jpg 768w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum-1536x1152.jpg 1536w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-oturum.jpg 1600w" alt="" width="600" height="450" /></p>
<p><strong>Çocuklarımız İçin</strong></p>
<p>Hareket, bereket  olarak dönüyor. Kadın komitesi çalışmalarımız sırasında bir gün yine Hayata Destek Evi’nde yürütülen Çocuk İşçiliğiyle Mücadele projesinde gönüllülere ihtiyaç olduğunu duydum ve hemen başvurdum. Beni arayıp mülakata çağırdılar; burada eğitimim, yaşantım, tecrübelerim ve çocukların çalıştırılmasına dair konuştuk ve böylece bu projenin ekibine de davet edildim. Ben de bir anneyim ve sadece Kinde, Alaa ve Muhammed için değil, tüm çocuklar için kendimi sorumlu hissediyorum. Hepsinin hayatın türlü çeşitli risklerinden korunarak, hayal ettikleri hayatı yaşayabilmeleri için çaba göstermek fikrinden heyecan duyuyorum. Gönüllüsü olduğum bu proje için birçok eğitim aldım. Çocuk hakları ve güvenliği, çocuk işçiliğinin olumsuz etkileri, erken yaşta evliliğin önlenmesi, eğitim hizmetlerine erişimden davranış kuralları ve toplum cinsiyet eşitliğine, pek çok mesele hakkında kafa yordum. Toplu bilgilendirme oturumları yöneteceğim için bol bol konu anlatım provaları yaptım. Provada diğer gönüllü arkadaşlara konuyu anlatırken çok gururlandım. Artık sahada bilgilendirme oturumları yapmaya hazırdım. Yakın çevrem için düzenlediğim ilk oturumları, daha çok insanın katıldığı kalabalık oturumlar takip etti. İnsanları bilgilendirmek ve hizmetlere erişebilmelerini kolaylaştırmada giderek iyileştim. Öyle çok insanla tanıştım, öyle çok hikaye dinledim ki, kendi dertlerimi onlarınkilerle birlikte erittim.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="alignnone wp-image-3539 size-medium" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-hayata-destek-evi-300x533.jpg" sizes="(max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-hayata-destek-evi-300x533.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-hayata-destek-evi-84x150.jpg 84w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-hayata-destek-evi.jpg 720w" alt="" width="300" height="533" />     </strong><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone wp-image-3537 size-medium" src="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-dayanisma-300x533.jpg" sizes="auto, (max-width: 300px) 100vw, 300px" srcset="https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-dayanisma-300x533.jpg 300w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-dayanisma-84x150.jpg 84w, https://www.hayatadestek.org/wp-content/uploads/2020/06/rande-dayanisma.jpg 720w" alt="" width="300" height="533" /></p>
<p><strong>Daima Dayanışma</strong></p>
<p>Bugün, Hayata Destek ile birlikte insanların hayatlarına dokunabiliyor, onların ihtiyaç duydukları anda ‘tanıdık yüz’leri ben olabiliyorum. Bu noktaya gelebilmem için beni cesaretlendiren, desteklerini eksik etmeyen, hoşgörüleri, ilgileri, bilgileri ve en önemlisi arkadaşlıklarıyla daima yanımda olduklarını hissettiren Hayata Destek Derneği ekiplerine teşekkür ediyorum. Hayata Destek Evi’nde geçirdiğim zamanlar bana büyük bir zenginlik olarak dönüyor, beni iyi hissettiriyor, hem kendim hem başkaları için daha fazlasını yapmak için beni güçlü kılıyor. Benim adım Rande Hıdır, beni kurtaran dayanışmadır.</p>
<p><em>*1977 doğumlu Rande, evli ve 3 çocuklu. Rande ve ailesi 7 senedir Türkiye’de yaşıyor.</em></p>
<p><strong>Yayına hazırlayanlar:</strong></p>
<p>Mahmut Şen – Şanlıurfa Hayata Destek Evi Erişim Sorumlusu</p>
<p>Ceyla Altındiş – Hayata Destek İletişim ve Kaynak Geliştirme Uzmanı</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/20/bir-multecinin-gunlugu/">Bir Mültecinin Günlüğü</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Üç Farklı İnsan Hikayesiyle, Türkiye’de Mülteci Olmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/20/uc-farkli-insan-hikayesiyle-turkiyede-multeci-olmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Jun 2020 10:00:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55048</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Mültecilerin yaşadıkları sorunları ve mevcut durumlarını insanlara anlatıldığı bu değerli günde; 3 farklı insan hikayesiyle Türkiye’de mültecilerin yaşadığı sorunlara dikkat çekiyoruz. “Enstrüman çalan eller silah tutamaz” diyen müzisyen Omer Alkilani, 66 yaşında onuruyla çalışıp hayatını idame ettirmek isteyen hat sanatçısı Tawfiq Dumyati ve geçimini sağlamak için çocuklarıyla el işi yapan İman Şerif’in yaşadıklarıyla mülteci sorununa odaklanıyoruz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/20/uc-farkli-insan-hikayesiyle-turkiyede-multeci-olmak/">Üç Farklı İnsan Hikayesiyle, Türkiye’de Mülteci Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55049 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-640x427.jpg" alt="Omer Alkilani" width="331" height="221" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 331px) 100vw, 331px" />Suriyeli müzisyen Omer Alkilani henüz 21 yaşında ve hayatını müziğe olan tutkusuyla kazanan bir genç. Halep’te mühendis babanın en küçük oğlu olarak varlıklı bir hayata doğan Omer, Suriye’de savaşın gölgesinde ölüm korkusuyla yaşadıkları dört yılından ardından ailesiyle birlikte Suriye’den kaçıp Lübnan’a gidiyor. Üç gün süren zorlu bir gemi yolculuğu ile Lübnan’dan Mersin’e oradan da İstanbul’a gelen Omer artık gitarının tellerine İstiklal Caddesi’nde titretecekti. </span></p>
<p><b>“Enstrüman Çalan Eller Silah Tutamaz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">5 yıl önce İstanbul’a gelen Omer müziğe olan tutkusunun savaşta yaşadığı acılara nasıl merhem olduğunu şu sözlerle anlatıyor: “Müziğe olan tutkum çok küçük yaşlarda başladı. Babam çok güzel ud çalar, abim davul çalar. Bu yüzden İstanbul’a geldiğimde müzikten başka bir iş yapmak istemedim. İstiklal Caddesinde ilk yürüdüğümde dünya müziklerinin çoğunu duydum. O kadar çok yabancı müzisyenlerle karşılaştım ki; ‘Ben İstiklal’de müzik yapacağım’ dedim. İlk çalmaya başladığım gün 35 lira kazandım çok mutlu oldum. Çünkü Suriye parasına göre hesaplayınca iyi para. Yaklaşık dört yıl çok keyifle İstiklal’de çaldık. Keyfimizi kaçıranlar da oldu. ‘Ülkenizde savaşta insanlar ölüyor siz gelmiş burada eğleniyorsunuz. Gidin savaşın’ diyenler. Ama biz hiç yılmadık. Onlara nasıl anlatabiliriz ki yaşadıklarımızın nasıl korkunç şeyler olduğunu. Enstrüman tutan eller silah tutamaz. Silahın ve siyasetin karıştığı her türlü muhabbetten uzak kalarak İstanbul’daki Suriyeli müzisyen arkadaşlarımla birlikte Mood Band’i kurduk ve sadece müzik yapıyoruz.” </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55051 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-1-640x960.jpg" alt="Omer Alkilani" width="330" height="495" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-1-640x960.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-1-1024x1536.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/omer-alkilani-1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" /></p>
<p><b>“Şimdi Profesyonel Bir Stüdyom Var”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Liseyi Silivri Anadolu Lisesi&#8217;nde okuyan ve hemen ardından Atlantic International Univercity’de Müzik Prodüksiyon bölümünü bitiren Omer gelecekle ilgili hayallerini şöyle ifade ediyor: “Suriye’de herkes kızgındı. Savaş bize gülmeyi unutturmuştu. Ama ben o zamanlar bile odama kapanır saatlerce gitar çalardım. Savaşın içinde yaşarken bile hep güzel zamanların geleceğine inandım. İstiklal’de sokak müziği yapmak bazı imkanlardan yoksun olanların tercih ettiği bir mekan. Yanlış anlaşılmasın ama fakir müziği, öyle kalmak istemedim. Çok çalıştım gece gündüz müzik yaptım ve şimdi profesyonel bir stüdyom var. Büyük festivallerde çalıyorum. Hedefimin yarısına geldim. ” </span></p>
<p><b>“Türkiye’yi Dolaşmak ve Her Şehirde Şarkı Söylemek İstiyorum”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de savaştan geriye yıkık şehirlerin kaldığını ve savaş bitse bile yaşanabilecek bir ülke olması için yılların geçmesi gerektiğini düşünen Omer, Türkiye’de kalmakla ilgili düşüncelerini ise şöyle sıralıyor: “Türkiye yaşamayı Arap bir müzisyen olarak seviyorum. Düşünsenize yirmi farklı milletten müzisyenin aynı sahnede müzik yaptık. İstanbul’da sanata büyük önem veriyorlar. Özellikle Mimar Sinan Üniversitesi’nden Evrim Hikmet Öğüt gibi insanların varlığı bize güç verdi. Çok seviyorum onu, harika bir kalbi var, bize çok yardım etti. İstanbul Arap müzisyenler için güzel bir seçenek ama ben Türkiye’yi dolaşmak ve her şehirde şarkı söylemek istiyorum.” </span></p>
<p><b>“Ölümden Kaçabildiysek Eğer Yaşamayı Hak Etmek İçin Çabalayacağız”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de devam eden savaşa inat hayatın devam ettiğini belirten Omer, çok sayıda sevdiği insanı kaybeden biri olarak hayatına devam etme motivasyonunu “Biz mültecilerin iki seçeceği var. Birincisi savaşın bize yaşattıklarından sonra kızgın, hayata küsmüş ve mutsuz bir insan olarak öleceğiz ya da ölümden kaçabildiysek eğer yaşamayı hak etmek için çabalayacağız. Ben vatanımı, kültürümü çok seviyorum ve vatanıma bir hediye vermek istedim. Bunu da müzikle yapıyorum. Bugün 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü. Müziğimizi dinleyenlerin yüzlerinde küçük bir tebessüm görmek vatanıma en büyük hediye benim için”  sözleriyle özetliyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55053 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-640x427.jpg" alt="Tawfiq Dumyati" width="426" height="284" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 426px) 100vw, 426px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">66 yaşındaki Tawfiq Dumyati bir hat sanatçısı&#8230; Suriye’de bir üniversitenin Güzel Sanatlar Fakültesi Hat Sanatı bölümünden mezun olan Dumyati, bir süre hat sanatı öğretmenliği yaptıktan sonra mesleğine çeşitli gazetelerde hattat olarak devam ediyor. Şam’daki Devrim gazetesinde, doğduğu şehir olan Ladkiya’da Birlik gazetesinde, Al Anbaa ve El Waset isimli gazetelerde hattat olarak sanatını icra eden Dumyati, savaşın şiddetini göstermeye başladığı 2013’te Suriye’yi terk etmek zorunda kalıyor. </span></p>
<p><b>“66 Yaşındayım ve Kimse Beni İşe Almak İstemiyor”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye gelmek için türlü zorluklara göğüs germek zorunda kalan Dumyati, Ankara’da tek başına sürdürdüğü hayat mücadelesini şöyle anlatıyor: “Hayat Ankara’da çok zor. Bunun en büyük sebebi de benim mesleğimle alakalı bir fırsatının doğmaması. 66 yaşındayım ve yaşımdan ötürü kimse beni işe almak istemiyor. Hayatımı idame edebilmek için farklı isterde çalıştım fakat şu an koronavirüs sürecinden dolayı işsizim. Bu durumda elimden gelen tek şey sabretmek ve dua etmek. Devletten aldığım tek yardım Kızılay’dan gelen 120 TL’lik kart yardımı. Ama bunun için de şükürler olsun. </span></p>
<p><b>“Hayattan Tek Beklentim Onurumla Yaşamak”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriye’de savaşın daha uzun yıllar devam edeceğini ve savaştan sonra normal bir hayatın başlaması için çok uzun yıllar geçmesi gerektiğini belirten Dumyati gelecekle ilgili düşüncelerini şöyle ifade ediyor: “Savaştan dolayı ülkesini terk etmek zorunda kalan ve bundan ötürü acı çeken mülteciler gibiyim ve bu duruma katlanmak zorundayım. Hayattan tek beklentim onurumla yaşamak. Suriye’ye geri dönmem için beni cesaretlendiren hiçbir durum yok. Maalesef Suriye’de savaşın uzun yıllar devam edeceği görülüyor. Savaşın bitmesi için ümit etmekten ve dua etmekten başka bir şey gelmiyor elimden. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55054 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-1-640x427.jpg" alt="Tawfiq Dumyati" width="333" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-1-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-1-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/Tawfiq-Dumyati-1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 333px) 100vw, 333px" /></p>
<p><b>“Ümit Ettiğim Tek Şey; İş Bulmam İçin Bana Yardım Edilmesi”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ankara’da geçim kaynakları sınırlı olan üretici grupları için bir kapasite geliştirme platformu olan Joon’da bir süreliğine hat sanatıyla ilgili çalışmalar icra eden Dumyati, memleketi Suriye’den Türkiye’ye uzanan yolculuğundan esinlendiklerini bir koleksiyonda topladı. Daha fazla imkan verilmiş olsa sanatını devam ettirmek isteyen usta hattat, “Şimdi için hiçbir destek almadan yalnız yaşıyorum. Ümit ettiğim tek şey; iş bulmam için bana yardım edilmesi. Bu vesileyle kendi yaşamımı idame edebileceğim. Kesinlikle hiçkimseden bir yardım talep etmiyorum. Sadece 66 yaşında biri olarak onurumla çalışmayı ve kendi paramı kazanmayı tercih ediyorum.” diyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Suriyeli Türkmen bir anne olan İman Şerif, savaşın ardından çocuklarıyla hayata tutunmuş ve içindeki mücadele azmini hiç bırakmamış bir kadın. Mart 2011’de Suriye’de savaşın başlamasıyla birlikte birçok akrabasını ve yakınını kaybeden Şerif yine de ülkesini terk etmiyor. Savaşın uzun sürmeyeceği umuduyla ailesiyle Halep’teki köylerinde kalmaya devam ediyor. Ta ki evlerine düşen bomba hayatlarını karartana kadar. </span></p>
<p><b>“IŞİD Militanları 12 Yaşındaki Kızıma Göz Koydular”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55055 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-640x480.jpeg" alt="İman Şerif" width="382" height="287" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif.jpeg 1280w" sizes="auto, (max-width: 382px) 100vw, 382px" />Evleri bombalandıktan sonra çocuklarıyla birlikte Cerablus’ta bir köy okulunun sınıfına sığınan İman Şerif, zorlu geçen Türkiye’ye geliş hikayesini şu sözlerle anlatıyor: “Üzerinde yattığımız döşeklerden başka hiçbir şeyimiz yoktu. Eşim Türkiye’ye geçti, çalışıp bize bir miktar para gönderdi ama o şekilde yaşamak çok zordu. Hiç bir şeyimiz yoktu Eşim Türkiye’ye geçip çalışıp bize para göndermeye başladı. Bu bizi biraz rahatlattı ama sonra da IŞİD bizi rahat bırakmadı. Kadın kadın başıma kaldığımı soruşturmaya başladılar. IŞİD militanları 12 yaşındaki kızıma göz koydular ve nikahlarına alacaklarını söylediler. Kızımı götürmesinler diye onların gözünün önünde akrabamızın oğluyla imam nikahı kıydık. Onların yüzünden kızımı erken yaşta evlendirmek zorunda kaldım. Hatta eşim gelmezse beni de başkasıyla nikahlamakla tehdit ettiler. IŞİD’in baskıları artınca kardeşim bizi Türkiye’ye geçirdi.” </span></p>
<p><b>“Kızımı Bombalardan Koruyamadım”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’ye sığınan aile, bu sefer de işsizlik sorunuyla karşılaşınca üç ay sonra tekrar Halep’e gidiyor. Bu gidiş onlar için büyük bir acının başlangıcı oluyor. Evine düşen bombayla kızını kaybeden anne yaşadığı derin acıyı şöyle anlatıyor: “Türkiye’de geçinemeyince Halep’e geri döndük. Bir gece yarısı evlerimiz uçaklara bombalandı ve kızımı kaybettim. İkiz kızlarımdan birini IŞİD’ten korudum ama diğer kızımı bombalardan koruyamadım. Suriye’deki savaş herkesten bir şeyler aldı. Benden çocuğumu, bir sürü çocuğun annesini babasını aldı, kadınların kocalarını aldı. Yaşadığım tüm acılara rağmen çocuklarımın varlığı ve Allah’a olan inancım beni ayakta tuttu. Türkiye’de yiyecek ekmeğimiz, içecek suyumuz, yaşayacak günümüz varmış.” </span></p>
<p><b>“8 Aydır Eşimden Haber Alamıyoruz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eşinin Suriye’ye dönmek istediğini ve bunun için fırsat kolladığını belirten Şerif, eşinden uzun zamandır haber alamıyor. 7 çocuğuna tek başına bakmak zorunda kalan anne, “Eşim hep ülkemize dönmek istiyordu. Suriye’deki duruma bakmak için geçen yıl Suriye’ye gitti ve 8 aydır eşimden haber alamıyoruz. Hapiste olduğundan şüpheleniyoruz. Çünkü Türkiye’ye geçenleri casus olarak görüp hapse atıyorlar.” diyor. </span></p>
<p><b>“Evde Çocuklarımla Birlikte Hediye Kutuları Yapıyoruz”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-55056 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-1-640x853.jpeg" alt="İman Şerif" width="286" height="381" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-1-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-1-1024x1365.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/iman-serif-1.jpeg 1200w" sizes="auto, (max-width: 286px) 100vw, 286px" />Bodrum katta bir evde yaşadığı için astım hastası çocuğunun hastalığının ilerlediğini belirten Şerif, çocuklarının sağlığı için güneş alan ve yüksek katlı bir evde yaşamak istiyor. Bolluk içinde yaşamadığını ama kimseye muhtaç bir halde olmadığını belirten anne, “Belediyeden ve Kızılay’dan aylık yardım alıyorum. Onlarla kiramı ve faturalarımı ödüyorum. İHH da çocuklarımın okul eşyalarına yardım ediyor. Biz de evde çocuklarımla birlikte bir markanın hediye kutularını yapıyoruz. Bir de çorap paketliyoruz. Evde el işi yaparak günlük 25 TL çıkardığımda şükrediyorum. Bugüne de yarına da yettiriyorum.” diyerek devam etti.</span></p>
<p><b>“Çocuklarım Okulda Çok Başarılı, Hep Takdir Getiriyorlar”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mülteci bir aile olarak birçok sorunla karşılaştıklarını belirten Şerif, çocuklarının okulda yaşadığı ayrımcılığı ise şöyle anlatıyor: “Sokağa her çıktığımızda bizi üzen bir olay yaşıyoruz. Çarşıda pazarda dışlandığımız zamanlar oluyor. Mesela çocuklarım okulda çok başarılı, hep takdir getiriyorlar. Bana bir veli ne zaman ülkemize döneceğimizi, çocuklarımın hep Türkiye’de mi okuyacağını soruyor. Ben Türkiye’de değil başka ülkede olsam yine çocuklarımı okuturdum. Ama öğretmenlerimizin desteği olmasa bu insanlarla baş etmek çok zor olurdu. Bu beni çok üzüyor. Ben de kendi ülkemde kalmak isterdim. Savaşı yaşamayan insanlar bizim neler çektiğimizi asla tam olarak anlayamazlar. Biz yurdumuzdan yuvamızdan çıktığımızdan beri hiç rahat değiliz. Çocuklarım için bazı şeylere susuyorum ve hayat mücadelesi veriyorum. Suriye yaşanacak bir ülke olursa tekrar dönmek isterim. Ama tekrar aynı şeyleri yaşayacaksam da asla gitmek istemem.” </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/20/uc-farkli-insan-hikayesiyle-turkiyede-multeci-olmak/">Üç Farklı İnsan Hikayesiyle, Türkiye’de Mülteci Olmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dünya Mülteciler Günü Sempozyumu&#8217;na Davetlisiniz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/19/dunya-multeciler-gunu-sempozyumuna-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Jun 2020 10:51:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hayata Destek]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55044</guid>

					<description><![CDATA[<p>Hayata Destek, 20 Haziran Dünya Mülteciler Günü vesilesiyle sizi mültecilerin yaşadığı sorunları ve çözüm yollarını birlikte değerlendirmeye davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/19/dunya-multeciler-gunu-sempozyumuna-davetlisiniz/">Dünya Mülteciler Günü Sempozyumu&#8217;na Davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Türkiye ve dünyadaki güncel sorunlar, iç hukukta değişen düzenlemeler, sağlık ve eğitim haklarına erişimde karşılaşılan güçlükler nedeniyle bulundukları ülkelerde en dezavantajlı gruplardan biri olarak değerlendirilen mültecilerin durumu, COVID-19 salgınıyla daha da kırılgan hale geldi.</p>
<p>Değişen göç politikaları, mültecilerin karşılaştığı sorunlar ve pandemi sürecinin etkisini <strong>21 Haziran Pazar</strong> günü düzenlenecek ve gün boyu sürecek <strong>“Dünya Mülteciler Günü’nde Haklar Temelinde Bugüne Bakmak”</strong> başlıklı online sempozyumda mercek altına alınacak.</p>
<p>Sempozyum online platformda, zoom programı üzerinden yürütülecektir.</p>
<p>Eş zamanlı olarak <a href="https://www.facebook.com/HayataDestek" target="_blank" rel="noopener noreferrer">facebook</a> ve <a href="https://www.youtube.com/user/Support2Life" target="_blank" rel="noopener noreferrer">youtube</a> hesapları üzerinden canlı yayınlayacak sempozyuma katılım için kayıt gerekmektedir.</p>
<p>Kayıt için<a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSd2H5qJl3-ceE_W6jnxT-c9UCLlWVC1_KUkgU1Cg4sH-23TOg/viewform"> tıklayınız</a>.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/19/dunya-multeciler-gunu-sempozyumuna-davetlisiniz/">Dünya Mülteciler Günü Sempozyumu&#8217;na Davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Mülteci Örgütleri: &#8216;Öncelikle Mültecilere Statü Verilmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/20/multeci-orgutleri-oncelikle-multecilere-statu-verilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 20 Jun 2019 07:14:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[20 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mülteciler Günü]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci dernekleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39853</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'deki 4 milyon mülteci bir Dünya Mülteciler Günü'ne daha statü belirsizliği altında girerken Sivil Sayfalar'a konuşan mülteci örgütleri, devletin kalıcı çözüm adına bir an önce mülteci statüsü vermesi gerektiğine ve sahada sivil toplum kuruluşları ile yapılacak ortak çalışmaların uyum adına önemine değindi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/20/multeci-orgutleri-oncelikle-multecilere-statu-verilmeli/">Mülteci Örgütleri: &#8216;Öncelikle Mültecilere Statü Verilmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği (UNHCR), 2001 yılında aldığı karar ile 20 Haziran’ı “Dünya Mülteciler Günü” olarak ilan etti ancak 18 yıllık süreçtede Ortadoğu&#8217;da çatışma koşulları ve afetlerin ardı arkası kesilmedi, milyonlarca kişi daha mülteci olmak zorunda kaldı. Birleşmiş Milletler (BM) Mülteciler Yüksek Komiserliği’nin (UNHCR) verilerine göre savaş, çatışma, işkence ve kötü muamele nedeniyle evlerini terk etmek zorunda kalan insan sayısı 2018 yılı sonu itibarıyla dünyada 70 milyonu aştı. 2. Dünya Savaşı&#8217;nın ardından göçmen ve sığınmacı sayısı dünya tarihindeki en yüksek sayıya ulaşmış durumda.</p>
<p>Suriye&#8217;de 2011 yılında başlayan savaşın ardından Türkiye dışarıdan en çok göç alan ülke konumu haline geldi. İçişleri Bakanlığı Göç İdaresi Genel Müdürlüğü&#8217;nün 16 Mayıs 2019 tarihli verilerine göre Türkiye’deki kayıtlı Suriyeli mülteci sayısı 3 milyon 606 bin 737.  Irak, Afganistan, İran ve  Afrika&#8217;dan gelen mültecilerle bu rakam 4 milyonu aşıyor. Ancak Türkiye’deki mülteciler, Mülteciler Günü&#8217;nünü yoksulluk, güvencesiz çalışma, sömürü, geleceksizlik, statüsüzlük, nefret söylemleri ve linç girişimlerinin kıskacında karşılıyor.</p>
<p><strong>Geçici Koruma Statüsü Kalıcılaştı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39855 alignleft" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/multeci_gunu_aciklama-2-640x427.jpg" alt="" width="330" height="220" />Türkiye, 1951 tarihli Cenevre Sözleşmesi’nin 1967 tarihli protokolüne koyduğu “coğrafi” sınırlamayla sadece Avrupa’dan gelenleri mülteci olarak görmeyi sürdürüyor. 2013 yılında çıkarılan Yabancılar ve Uluslararası Koruma Kanunu ile birlikte Türkiye’deki bütün mülteciler ‘geçici koruma statüsü’ kapsamında alındı. Ancak ‘geçici koruma statüsü’ mültecilerin Türkiye’de insanca bir yaşam kurmalarını sağlayamadı. Geçici koruma statüsü ise isminin aksine kalıcılaşmaya gidiyor. Üstelik hukuki entegrasyonun başlamaması sosyal entegrasyonu da engelliyor. Artan kiraların ve işsizliğin sebebi olarak mültecilerin gösterilmesi ve kimi külterel farklılıklar toplum içindeki kutuplaştırmayı arttırırken bu durum bazen en ufak bir kavganın bir linç girişimine dönmesine sebep olabiliyor. Uygulanan ayrımcılık ise son olarak kimi sahillerin Suriyeli mültecilere yasaklanmasına kadar geldi.</p>
<p><strong>Ege Denizi&#8217;nden Geçişler Azalsa da Sürüyor</strong></p>
<p>Öte yandan bölgede devam eden çatışma ortamı ve ağır ekonomik krizden kaynaklı mültecilerin güvenli bölgelere geçiş çabası sürüyor. Türkiye&#8217;nin Avrupa Birliği ile arasındaki geri gönderme anlaşmasına rağmen mülteciler ölümü göze alarak Ege Denizi&#8217;nden geçmeye çalışıyor. Uluslararası Göç Örgütü&#8217;nün (IOM) verilerine göre sadece 2019 yılının ilk beş ayında 11 binin üzerinde mülteci Türkiye üzerinden Yunanistan&#8217;a geçerken, on binin üzerinde mülteci ise Sahil Güvenlik Ekiplerine takıldı. Pazartesi günü batan teknede yaşamını yitiren 12 mülteci ile birlikte bu sene 46 mülteci Ege Denizi&#8217;nde yaşamını yitirdi.</p>
<p>Mülteci alanında çalışan Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği, Afgan Mültecilerle Dayanışma Derneği, İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi ve Konak Mülteci Meclisi&#8217;nin temsilcileri ile devletin ürettiği çözümlerin sürdürülebilirliği, acilen atılması gereken adımlar ve devlet ile sivil toplum kuruluşlarının birlikte yapabileceği çalışmalar üzerine konuştuk.</p>
<p><strong>&#8216;4 Milyon Mülteciye Ev Sahipliği Yapmak Kolay Değil&#8217;</strong></p>
<p>Suriyeli Mültecilerle Dayanışma Derneği Başkanı Muhammed Salih Ali, dört milyon mülteciye ev sahipliği yapmanın kolay olmadığını belirterek, Türkiye&#8217;deki mültecilerin durumunun Ürdün, Lübnan ve diğer Arap ülkelerindeki mültecilere daha iyi olduğunu dile getirdi. Hükümetin eğitim, sağlık alanında iyileştirici adımlar attığını ifade eden Salih Ali, &#8220;Tabi ki eksikler, bazı ilaçlar pahalı alamıyoruz ve gözlük ve işitme cihazları alınması konusunda zorluk çekiyoruz. Kızılay eliyle verilen yardımla mülteci aileler rahatladı. Büyük bir miktar ya da ev kirası değil ama mülteciler açısından önemli bir miktar, 1.5 milyon kişi faydalanıyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;Yardım Politikasından Çıkıp Kalıcı Çözümler Üretilmeli&#8217;</strong></p>
<p>Bütün bu adımlara karşı daha kalıcı çözümler sağlanması gerektiğine değinen Salih Ali, &#8220;Çalışma izinleri kolaylaştırılmalı, kotalar kaldırılmalı, diploma sahibi hekim, mühendis ve avukatlar mesleğini yapabilmeli. Yardımla bir yere kadar ve her zaman yeterli değil, yardım politikasından çıkıp kalıcı politikalar üretilmeli. Özellikle Türkiye&#8217;deki kişilerin Suriye&#8217;de yaşadığı yerlerde çatışma ortamı devam ediyor ve Suriyeliler mülteciler bir süre daha Türkiye&#8217;deler. STK&#8217;lar toplumun dilidir ve daha çok halkın içindeler. Devlet, STK&#8217;ları daha çok dinlemeli, önerilerini hayata geçirmelidir. Birlikte çalışma daha ciddi sonuçlar doğurabilir. Sadece yukarıdan kararlar almamalı, süreç birlikte yürütülmeli&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;Türkiye&#8217;nin Mülteci Politikası&#8217;ndan İlerleme Var Ama&#8230;&#8217;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39856 alignright" src="https://s3-eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/06/multeci_gunu_aciklama-3-640x427.jpg" alt="" width="375" height="250" />İltica ve Göç Araştırmaları Merkezi Başkanı Metin Çorabatır da 2011 yılından bugüne Türkiye&#8217;nin mülteci politikasında ilerleme olduğunu belirterek, &#8220;Kamplardan vazgeçildi, eğitim, sağlık ve çalışma hayatı konusunda düzenlemeler yapıldı. Mültecilerin bir kısmını uyum sağlamaya başlamasına rağmen hala eksikler var ama şunu da dikkate almak gerekir ki kısa sürede ülkeye gelen 4 milyon kişinin hakkını vermek ve yeni bir hayata başlatmak en büyük devletlerin bile kabusu olan bir şey. Türkiye bunu kendi imkanları ile yapmaya çalışıyor. Büyük çabalar sarf ediliyor ama coğrafi kısıtlama devam ediyor. Mülteci statüsü konusu önümüzde duruyor. Türkiye&#8217;nin uzun vadede ne yapacağına dair bir politika yok. Çok önemli adımlar atılıyor. Türkiye bu yılı uyum yılı ilan etti&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;İstihdama Yönelik Çalışmalar Yapılmalı&#8217;</strong></p>
<p>Muhalefetin ardından hükümetin de geri gönderme söylemlerine kullanmaya başladığını ifade eden Çorabatır,  şunları söyledi: &#8220;Bunlar çözüm değil. Geri gönderme için koşullar mümkün değil. İdlip&#8217;te yaşananları takip ediyoruz. Türkiye&#8217;nin ikinci bir reform hareketi yapıp coğrafi kısıtlamayı kaldırıp mültecilere statü vermeye başlamalı. Kızılay kartı üzerinden ayda kişi başı 120 lira yardım vermek sürdürülebilir bir şey değil. AB&#8217;den ikinci 3 milyar avroluk gelen paket bittiğinde ne olacak? Benzer bir paket daha gelecek mi soru işareti. Bir an evvel istihdama yönelik çalışmalar yapmak gerekiyor. İzin mekanizması çok iyi çalışmıyor. Çalışma hayatında daha esneklik sağlanmalı. Mesleki eğitim kursları verilmeli ve devamındaki süreç takip edilmeli&#8221;</p>
<p><strong>&#8216;Devlet STK&#8217;larla İşbirliğini Güçlendirmeli&#8217;</strong></p>
<p>STK ve devletin birlikte neler yapması gerektiğini sorduğumuz Çorabatır, &#8220;Mülteci hukukunun gelişmesinde sivil toplum kuruluşlarının çok önemli rolü var. Suriye krizi ile birlikte bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarının sayısı arttı. Devlet ile sivil toplum birbirlerinin hizmetlerini tamamlayacak anlayışa sahip olmalı. Bunun güzel örneklerini görüyoruz. Göç İdaresi ile ortak etkinliklerimiz ve çalışmalarımız oluyor. Mevzuattaki engeller kaldırılarak, STK&#8217;ların rolü konusunda yeni bir anlayışa varmak, iş birliğini güçlendirmek gerekiyor.&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;Misafir S</strong><strong>ö</strong><strong>yleminden Vazge</strong><strong>ç</strong><strong>ilmeli&#8217;</strong></p>
<p>Konak Kent Konseyi Mülteci Meclisi Başkanı Mete Hüsünbeyi de, devletin göçe hazırlıksız yakalandığını ifade ederek, &#8220;Suriye savaşının uzun süremesi Göç Idaresi&#8217;nin açılması ve bazı yasal düzenlemelerin yapılması 3 yıl kadar sonra gerçekleşebildi. Suriyeli mültecilere karşı açık kapı politikasının uygulanması doğru ve olması gereken bir yaklaşımdı ancak son bir kaç yıldır geçislere kolay kolay izin verilmiyor. 8 yıldır burada bulunan Suriyelilere misafir söyleminden vazgeçilerek onların her birinin hak sahibi olduğu bilinciyle hareket ederek bu yönde gerekli düzenleme ve uygulamaları gerçekleştirilmeli. Umarım Türkiye bu düzenlemeyi yapar, mülteci hakkını tanınması gerçekleştirir.Zira bu durum uluslararası anlaşma ve sözleşmelerle garanti altına alınmıştır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;M</strong><strong>ü</strong><strong>ltecilere Y</strong><strong>ö</strong><strong>nelik Saldırılar ve Nefret Su</strong><strong>ç</strong><strong>ları Cezalandırılmalıdır&#8217;</strong></p>
<p>Devletin özellikle eğitim ve sağlık alanlarında onemli adımlar attığını dile getiren Hüsünbeyi, &#8220;Lâkin uygulamalarda sıkıntılar bulunmaktadır. Bunun için tüm kamu personelinin ayrımcılık ve ötekileştici yaklaşımlara karşı eğitimden geçmelidirler. Ayrımcılığa karşı hiç bir tolerans gösterilmemeli, mültecilere ve toplumun herhangi bir kesimine yönelik saldırı ve nefret suçları ağır şekilde cezalandırılmalıdır. Mültecilerle ilgili yaklaşım ve çalışmalar tek bir kuruma indirgenmemelidir. Mülteci alanında kısa-orta ve uzun dönem planlamaları yapılmalı.  Bu planlamaları kamu ile beraber yerel yönetimler, ilgili sivil toplum kurumları işbirliği içinde yürütmeli. Yerelin, işveren örgütlerinin, çalışan kesimlerin bir arada olduğu üretim planlaması yapılmalı. Mültecilerin yoğun olarak çalıştığı sektörlerde üretilen ürünleri batı ülkeleri teşvikli bir şekilde almalıdır. Bu vesileyle kimseye yük olmadan, istihdamı arttırarak, herkes için daha verimli hale gelebilir. Kaçak çalışmanın ve ucuz iş gücünün önüne de geçilebilir&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;Sığınmacılar Arasında Ayrımcılık Yapılıyor&#8217;</strong></p>
<p>Afgan Mülteciler Dayanışma Başkanı Mohamad Ali Hakmat ise sığınmacılar arasında bir ayrımcılık olduğunun düşüncesinde. Suriyeliler dışındaki mültecilerin yok sayıldığını ifade eden Hakmat, &#8220;Devlet sığınmacılara karşı olumlu bakışları vardır ama sadece bir kitleye karşıdır. Sayıca fazla yani Suriyelilerden sonra sayıları fazla olan sığınmacılar Afganistanlılardır. Maalesef bu sayı hep unutulmuştur, Devlet ve uluslararası kurum ve kuruluşların dikkatından da uzak kalmıştır, Türkiye&#8217;de herkes ve her şey Suriyeliler için yapılmaktadır.  Aynı ülkede yaşayan Sığınmacılar arasında da ayrımcılıkları görmekteyiz, Örneği bir ülkeden gelen kişiler için çalışma izinlerin alma koşullarında kolaylık sağlanmışken diğer ülkelerden gelen sığınmacılar için bu kolaylık sağlanmamıştır&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;Devlet, STK&#8217;lar, Özel Sektör Daha Duyarlı Yaklaşmaya Başladı&#8217;</strong></p>
<p>Devletin, uluslararası örgütlerin, sivil toplum kuruluşlarının, gönüllülerinin, girişimcilerin, özel sektör temsilcilerinin mülteci sorununa daha duyarlı yaklaştığını belirten Hakmat, şunları söyledi, &#8220;Öncelikle hiçbir devlet dünyadan bağımsız şekilde hareket etmemelidir. Bunun için Birleşmiş Milletler, Avrupa Birliği, NATO gibi kuruluşları müdahil olmalı. Mülteciler için sürdürülebilir çözümler olarak görünmeyen potansiyeli ortaya çıkarmak, yaratıcı istihdam modelleri, mültecileri güçlendirme programları geliştirilmeli. Gençlerin sesine ses katmak, kadınları güçlendirmek, girişimcilik, dayanışma ağlarını oluşturmak, mültecileri bir sorun olarak değil, değişimin bir paydaşı olarak görerek kapsayıcı çözümler üretmesi umutlarımızı artırıyor. Burada kuşkusuz hepimize iş düşüyor, bakış açımızı bu yönde değiştirerek başlayabiliriz işe&#8221;.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/20/multeci-orgutleri-oncelikle-multecilere-statu-verilmeli/">Mülteci Örgütleri: &#8216;Öncelikle Mültecilere Statü Verilmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
