<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Dünya Kadınlar Günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-kadinlar-gunu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-kadinlar-gunu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 25 Feb 2022 11:23:35 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Dünya Kadınlar Günü arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/dunya-kadinlar-gunu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kadın Mentorluk Yürüyüşü Kadın Dayanışmasını Büyütüyor!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/25/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Kap]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 25 Feb 2022 11:23:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayla Sevand]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Sözleşmesi]]></category>
		<category><![CDATA[kadın dayanışması]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Mentorluk Yürüyüşü]]></category>
		<category><![CDATA[SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79054</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Farklı ortamlardan gelen, farklı birikimleri olan kadınların birbirlerinin sesini duyması kadın kimliğini çoğaltıyor, büyütüyor.' SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği bu yıl üçüncü kez Kadın Mentorluk Yürüyüşü düzenliyor ve daha önce hiç karşılaşmamış kadınları, Dünya Kadınlar Günü’nde 2 saat süren bir yolculuğa çıkarıyor. Yürüyüş Koordinatörü Ayla Sevand, yürüyüşle farklı birikimleri olan kadınların tanışmasının dayanışmayı büyüttüğünü ve ötekileştirmeden uzaklaştırdığını söylüyor.  </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/25/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor/">Kadın Mentorluk Yürüyüşü Kadın Dayanışmasını Büyütüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><a href="https://sesdernegi.org/ses-kadin-mentorluk-yuruyusu-basvuru-formu/" target="_blank" rel="noopener">SES Eşitlik ve Dayanışma Derneği’nin Kadın Mentörlük Yürüyüşü</a> 6 Mart 2022 Pazar günü İstanbul’un Şişli ve Ataşehir ilçelerinde gerçekleştirilecek. Yürüyüş, kadınlar arasında dayanışmayı geliştirmeyi ve kadınları ilham alacakları, ilham verecekleri kadınlar ile tanıştırmayı amaçlıyor.</p>
<p>Yürüyüşte, yaşamın farklı kademelerinde, farklı deneyimlerde, farklı yetkinliklerde, farklı yaşlarda olan kadınlar bir araya gelip eşleşiyor. Bu organizasyon ile kadınların birlikte yan yana yürüdükleri, birbirlerinin tecrübelerinden öğrendikleri, iki kadın arasında etkinlik süresince devam eden veya karşılıklı arzuya göre sonrasında da devam edecek olan mentor-menti ilişkisi kuruluyor.</p>
<p>Etkinliğin kadın dayanışmasına katkısını Kadın Mentorluk Yürüyüşü Koordinatörü Ayla Sevand ile konuştuk.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-79057 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-1.jpg" alt="" width="302" height="269" />Kadın Mentorluk Yürüyüşü’yle kadınlara ne vaat ediyorsunuz? Neden katılsınlar yürüyüşe? </strong></p>
<p>Bu çağrıyı kadınlar arasında dayanışmayı geliştirmek amacıyla yapıyoruz. Kadınları ilham alacakları, ilham verecekleri kadınlar ile tanışmaya davet ediyoruz. Başvuru formunu kadınları ortak konular üzerinden daha iyi eşleştirmek üzere tasarlıyoruz. Bu beraberlikte kadınlar kendi seslerini duyurabildikleri gibi bir diğer kadının da sesini duyabiliyorlar. Birbirlerinden güç alıyorlar. Farklılıklarımız içinde beraber oldukça farklı olanı ötekileştirme duygusundan uzaklaşıyoruz.</p>
<blockquote><p>Geçen yıl etkinlik sonrasında online yapılan ankette, kadınlar bu buluşmanın beklentilerini karşıladığını (%97) belirtti.</p></blockquote>
<p><strong>Daha önce yaptığınız iki yürüyüşe katılan kadınlardan size gelen geri dönüşler nasıl? </strong></p>
<p>Çok olumlu geri bildirimler aldık. İlk yıl etkinlik ertesinde yaptığımız ankete gelen cevaplarda yürüyüşün kendisine faydalı olduğunu (%89), konuşmayı istedikleri konuları aktarabildiklerini (%88), daha sonra yapılacak benzer bir etkinliğe katılmayı düşündüklerini (%93) belirttiler.</p>
<p>Geçen yıl etkinlik sonrasında online yapılan ankette bu buluşmanın beklentilerini karşıladığını (%97), bugün başlayan dayanışmayı sürdürmek istediklerini (%99), yeni bir perspektif kazandıklarını ya da yeni bir şey öğrendiklerini (%97) belirttiler.</p>
<h5><strong>&#8216;Farklı Birikimleri Olan Kadınların Birbirlerinin Sesini Duyması Kadın Kimliğini Büyütüyor&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Bu sene etkinliğinizde farklı olan ne-neler var? </strong></p>
<p>Bu yıl tekrar sokaktayız. Uzun pandemi döneminden sonra hepimiz açık havada birlikte olmayı özledik. İlk yıl Şişli ilçesinde buluşmuştuk, bu yıl ise hem Şişli, hem de Ataşehir olmak üzere 2 farklı ilçede buluşuyoruz.</p>
<p><strong><img decoding="async" class="wp-image-79060 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-3.jpg" alt="" width="359" height="271" />Pandemi sürecini de dahil ederek, gerçekleştirdiğiniz iki yürüyüşten, kurumsal ve bireysel olarak, nasıl bir deneyim elde ettiniz? Gözlemleriniz neler?  </strong></p>
<p>Kadın dayanışmasının ne kadar güçlü olduğunu bir kez daha yaşadık. Duyguların, düşüncelerin, beklentilerin paylaşımının, iki kişinin birbirine ses olmasının ve iki kişi arasında sağlanan dayanışmanın güç verdiğini gördük. Birlikte olduğun kişinin seni can kulağıyla dinlemesi senin de paylaşmak istediklerini filtresiz aktarabilmeni beraberinde getiriyor. Farklı ortamlardan gelen, farklı birikimleri olan kadınların birbirlerinin sesini duyması kadın kimliğini çoğaltıyor, büyütüyor.</p>
<blockquote><p>Hem mesleki anlamda hem kadın olarak ortak bir paydada ortak mücadele için uğraşıyormuşuz. Bireysel mücadeleyi nasıl ortak hale getirebiliriz, bunu konuştuk.</p></blockquote>
<p><strong>Yürüyüşe katılan kadınlardan, elde ettikleri deneyim ve kazanımlara dair bizimle paylaşabileceğiniz örnekler var mı? </strong></p>
<p>Geçen yıl etkinlik sonrasında aldığımız video kayıtlarından örnekler veriyorum:</p>
<ul>
<li>Farklı sektörden biriyle konuşmak ufkumu açtı.</li>
<li>Benim mesleğe ilk başladığın zamanki duygularımı, heyecanlarımı şimdi onda görüyorum. Çok başarılı bir eşleşmeydi. Çok güzel şeyler paylaştık.</li>
<li>Farklı güçlü yanlarımızı birbirimize ilettik. Ben çok şey öğrendim.</li>
<li>Hem mesleki anlamda, hem kadın olarak ortak bir paydada ortak mücadele için uğraşıyormuşuz. Bireysel mücadeleyi nasıl ortak hale getirebiliriz. Biraz bunu konuştuk.</li>
<li>Birbirimize evimizin içini açtık.</li>
<li>Bir o kadar aynıydık, bir o kadar da farklıydık. Bir puzzle parçaları gibi tamamladık birbirimizi.</li>
<li>Bir arada olmamız, ses çıkarmamız ve dayanışarak var olmamız çok kıymetli.</li>
<li>Çok şey öğrendim, umutlandım ve gurur duydum.</li>
</ul>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-79058 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-2-640x445.jpeg" alt="" width="340" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-2-640x445.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor-2.jpeg 960w" sizes="(max-width: 340px) 100vw, 340px" />Anadolu kentlerine ve diğer büyükşehirlere de Kadın mentörlük yürüyüşleri yayılabilir mi? Kadın örgütleri ve kadınlar, SES Derneği ile bu konuda temasa geçiyor mu? Ortak faaliyetler yürütme konusunda bir gündeminiz var mı?  </strong></p>
<p>Geçen yıl Zoom ortamında buluştuğumuz için farklı kentlerden, farklı ülkelerden katılanlar oldu. Bu yıl 5 farklı şehirde yapmayı planlamıştık ancak koşullar elvermedi. Evet, kadın örgütleri ile görüşüyoruz. Gelecek yıl farklı kentlerde birlikte yürütmeyi hedefliyoruz.</p>
<h5><strong>&#8216;Kadınlar Her Zaman Her Yerde Sürekli Yeni-Özgün Mücadele Pratikleri Geliştirdiler!&#8217;</strong></h5>
<p><strong>Türkiye’nin İstanbul Sözleşmesi’nden çekildiği ve Medeni Kanun gibi çeşitli düzenlemelerde “kadınların mevcut haklarının korunması için mücadele ve destek” çağrısı yapan kadın örgütlerinin durumu da dikkate alındığında, daha fazla ve bundan öncekilerden farklı olarak ne yapılabilir sizce? </strong></p>
<p>Kadın dayanışmasını güçlendirmeliyiz. Sesimizi daha iyi duyurabilmeliyiz. Kısaca İstanbul Sözleşmesi dediğimiz &#8216;Kadına Karşı Şiddet ve Aile içi Şiddetin Önlenmesi&#8217; Sözleşmesinden çekilmenin sonuçlarını ve Medeni Kanun’da yapılmak istenen değişikliklerin toplumsal sonuçlarını çok iyi anlatmalıyız. Bu değişikliklerin yalnız kadınların sorunu olmadığını, aile başta olmak üzere tüm toplumu ilgilendirdiğini, demokrasi ve insan haklarının ihlali olduğunu her yerde, farklı şekillerde duyurmalıyız. Kadınlar her zaman her yerde sürekli yeni-özgün mücadele pratikleri geliştirdiler. Bu konularda da farkındalık yaratacak pratikler geliştirilecektir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/25/kadin-mentorluk-yuruyusu-kadin-dayanismasini-buyutuyor/">Kadın Mentorluk Yürüyüşü Kadın Dayanışmasını Büyütüyor!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ataerki mi Erkek Egemenliği mi? </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Mar 2021 08:38:05 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[ataerki]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[erkek egemenliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66583</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mülkün erkek üzerinden tanınması kültürümüzde o kadar yer etmiş ki; daha geçen hafta genç bir çiftin mülk edindiği arazi için 'hayırlı olsun'a gittiğimizde dikkat ettim, 10 kişiden sadece biri kadına da 'hayırlı olsun' dedi. Diğer hepsi erkeği esas aldı. Sanki kadın orada yoktu, hiç emek koymamıştı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/">Ataerki mi Erkek Egemenliği mi? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8217;nde sözcük olarak ataerki‘nin kültürümüzde erkek egemenliği anlamına gelip gelmediği hakkında birlikte düşünelim istiyorum. Gerek feminist mücadelenin erkek egemenliğe karşı belli kazanımlar elde etmesi gerekse dilimizdeki &#8216;ata&#8217; sözcüğü&#8217; ile &#8216;biz kadınları da kastediyoruz&#8217; söylemi neyi ifade ediyor? Ancak erkek egemenliğini (patriyarka) gerontokrasiden ayrı ele almak mümkün mü?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dil kültürün yansıması olduğuna göre; toplumsal normların da yansımasıdır. </span><span style="font-weight: 400;">Patriarki  sözcüğünün Türkçe karşılığı erkek egemenliğidir. Çeşitli kaynaklarda bu kavram eski Yunanca da </span><i><span style="font-weight: 400;">pater </span></i><span style="font-weight: 400;">sözcüğünden türediği ve baba soylulukta aile kurumunu yöneten anlamını taşıdığı belirtiliyor. Elbette din kurumunun erkeğe yüklediği koşulsuz saygı ve liderlik erkeğin sözünün dinlenme otoritesini normal görülmesi de anlamı perçinliyor. Çünkü yaratılış hikayesinde dahi kadın erkeğin kaburga kemiğinden yaratıldığı şeklindedir. </span><span style="font-weight: 400;">Benzer şekilde sosyolog ve feminist Christine Delphy Patriarki sözcüğünün Sankristçeden türediğini ve babanın yönetimi anlamına geldiğinin altını çizerek aile kurumuna işaret eder.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ü</span><span style="font-weight: 400;">lkemizde hala aile hukuku konusu kadınların hakkından erkek kardeşleri için hakkından vazgeçmesi gibi geleneksel normlara dayanan “kadını kocası doyurur” anlayışı hakimdir. Aile hukuku uygulamalarında, hakim kararlarında hala görülebilmektedir.  O bir kaşık yemek için dahi  “kaşık düşmanı” görüldüğümüz ortadadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kısacası mülk ve mülkü yönetme hakkında da </span>y<span style="font-weight: 400;">eryüzündeki toprakların ancak % 5-15’i kadınlara ait olduğuna göre Roma Hukuku&#8217;ndan bu yana pek de yol katedildiği söylenemez. </span><span style="font-weight: 400;">Mülkün erkek üzerinden tanınması kültürümüzde o kadar yer etmiş ki; daha geçen hafta  genç bir çiftin mülk edindiği bir arazi için &#8216;hayırlı olsun&#8217;a gittiğimizde dikkat ettim, 10 kişiden sadece biri kadına da da &#8216;hayırlı olsun&#8217; dedi. Diğer hepsi erkeği esas aldı. Sanki kadın orada yoktu, hiç emek koymamıştı… Kadın çay yapıp getirip götürme işlerini yapmaktaydı, ziyaretimiz boyunca. Oysa grupta herkes yüksek tahsil yapmış dünyayı gezmiş kadın ve erkeklerden oluşuyordu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Marksist ekonomi ailenin politikleşmesi ve özel mülkiyetin kökenini analiz etse de kadınların erkekler tarafından tahakküm edildiğini açıkça belirtmez. </span><span style="font-weight: 400;">1960&#8217;larda gelişen ikinci dalga feminizmiyle özellikle radikal feministler öncülüğünde erkek egemenliği sarsıldı. Kadınlar kamusal alana çıkma yönünde doğum kontrol hakkı, kreş hakkı, çalışma ve mülk edinme hakkı gibi özellikle ekonomik alanda çeşitli kazanımlar elde ettiler. Bu durum yalnızca babaerke değil, aynı zamanda koca erke, erkek kardeş erkine vb kısacası erkek egemenliğine net bir karşı çıkıştı. Örneğin Virginia Woolf ‘un Tree guınas ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Kendine Ait Bir Oda</span></i> <span style="font-weight: 400;">kitapları da genel anlamda erkek egemenliğine bir isyandır aslında. Çünkü Woolf kapitalizmin babaerkiye yaslandığını ilk görenlerdendir.</span></p>
<h5><b>Erkek Egemenliğinin Oluşumu</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Tarih araştırmacısı Gerda Lerner’in 1986 da yayınlanan tarihsel bir klasik olan Patriarkinin Yaratılması (</span><i><span style="font-weight: 400;">The Creation of Patriarchy</span></i><span style="font-weight: 400;">) kadınların 5000 yıldan fazla erkek egemenliği altında olduğunu belirtir. Bunun kültür, gelenek görenek, kurumlar (başlıcası din) vasıtasıyla kuşaktan kuşağa taşlaşarak aktarıldığının altını çizer.  Lerner aynı zamanda erkek egemenliğinin yerleşmesi için kadınların da desteğini aldığını belirtir. Bugün anadoluda geleneksel aile yapısında hala kadının yargılanmasında ataerkil çembere kadınlar da dahildir. Hatta çok uzağa gitmeye gerek yok kentte işlenen kadın cinayetlerine “o kadın da öyle giyinmeseymiş. O saatte sokakta ne işi varmış” söylemine kadınlar da ortak olmaktadır. Bu durum da ataerkinin o taşlaşmış yapısına bir taş daha koymaya devam etmekte olduklarının farkında değiller.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Jean Jacques Rousseau 1762’de Toplum Sözleşmesi’nde, erkeğe ayrıcaklı bir statü düşünürken kadını pasif bir aile öznesi olarak yansıtmıştır. Sürekli vurgulama ihtiyacı duyduğum bir sözümü yineleyeyim. Ayrıcalıklı grup ayrıcalıklarının sürekli çevresinde dolaşıp, onu korumaya çalışır. Paris komününde de erkek egemenliği kadınların tüm bu talepleri görmezden gelmeye çalışmadı mı? Hatta İspanya iç savaşında kadınlar cephe gerisine dikiş nakış bakım emeği için gönderilmeye çalışılmadı mı? </span></p>
<h5><b>Ataerkinin Gerontokrasi ile Bağı</b><span style="font-weight: 400;"> </span></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal ekoloji felsefesinin kurucusu Murray Bookchin hiyerarşileri antropolojik açıdan ele aldığı </span><i><span style="font-weight: 400;">Özgürlüğün Ekolojisi</span></i> <span style="font-weight: 400;">kitabında erkeğin kadın üzerindeki tahakkümünün ilk ortaya çıkan hiyerarşik ilişki olduğunun altını çizer. Sonra da gerontokrasi gelmektedir. Ataerki tarihsel ve antropolojik araştırmalara göre geç Neolitik çağdan bu yana erkeklerin kadın beden ve emekleri üzerinde tahakküm kurması demektir. Oysa insanın toplumsal bir varlık olması nedeniyle her şeyin toplumsal olarak şekillendiğini düşünürsek erkeklik ve kadınlık halleri de toplumsal değer yargıları ve toplumsal iş bölümüyle şekillenmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çeşitli kaynakların da belirttiği gibi şu bir gerçek ki dünyada erkek egemenliğinin en güçlü olduğu bölgelerden biri ortadoğudur. Aile meclislerinde kızının cezalandırması hatta öldürülmesiyle namusunun temizlenmesi onayını sağ duyusu onaylamasa da diliyle kadınlar da onaylamaktadır. </span><span style="font-weight: 400;">Gerontokrasi yaşı ve hayat deneyimi fazla olanın genç birey/ler üzerinde kurduğu tahakküm olduğuna göre yaşı büyük kadının genç kadın üzerindeki tahakkümü de göz ardı edilemez. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ataerki soy erkek kökenli olduğu için erkeği çağrıştırsa da gerontokrasiyle yakın bağı vardır ki atanın kadın da olabileceğine inandıran bir Anadolu kültürü vardır. Örneğin atalık tohum, atalarımız kurtuluş savaşında şöyle savaştı vb. Bu örtük adı bile olmayan ata sözcüğü içinde var mıyız gerçekten? Sanki partner (eş, sevgili, flört), erkek kardeş, amca, dayı, hatta erkek çocuğumuz dahi erkek egemen söylemden cesaret alıp üstümüze gelmiyor mu? Annesini kız kardeşini ‘namus’ temizlemek için ya da başka nedenle öldüren erkekler nereden güç alıyorlar?</span></p>
<h5><b>Sonuç Yerine</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelişmiş kapitalist ülkelerde kadınlar haklarını elde ettikçe erkek egemenliğinin geçmişte kaldığı söylenir. Ancak oralarda dahi hala ücret eşitsizliği, özel ve kamusal alanda erkek egemen sistem hüküm sürmekte. </span><span style="font-weight: 400;">Ataerki sözcüğü feminist anlamda eşitsiz cinsiyet ilişkisini vurgulasa da</span> <span style="font-weight: 400;">erkek otoritesi ve erkek egemenliği demektir. Fakat topraklarımızda ataterkiyi bilinçsiz olarak destekleyen kadınların sayısı da fazla. Burada öğretilmiş kadınlık devreye giriyor. Çünkü kendi gerçekliklerinin farkında olma cesaretleri yok.  Dolayısıyla öğretilen kadınlık rollerinin gereği bir dizi kararı onaylar görünebiliyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumsal tahakkümle birlikte ortaya çıkan hiyerarşiler, tarihsel iş bölümüyle kemikleşti. Nasıl buğdayın evcilleştirilmesi &#8216;Mezapotamya&#8217;da bir kadının çevresine saçmasıyla dünyaya yayıldı&#8217; söylemi kadına herhangi bir özgürlük alanı açmıyorsa  &#8216;atalarımız yoğurdu dünyaya armağan etmiş&#8217; denilince kime paye biçiliyor? Kadınların bedenleri ve emek birikimleri üzerinden vücut bulan kapitalist patriyarkal  modern kapitalizm de toplumsal normlar içinde dilin önemi büyük rol oynuyor. Partiyarka-ataerki farkı bu yüzden önemli!</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/08/ataerki-mi-erkek-egemenligi-mi/">Ataerki mi Erkek Egemenliği mi? </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Memnuniyetsizlerin Birliği İçin Feminist Tahayyül</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/07/memnuniyetsizlerin-birligi-icin-feminist-tahayyul/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Demircan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 07 Mar 2020 09:15:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Vandana Shiva]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48519</guid>

					<description><![CDATA[<p>Ekofeminist yazar Vandana Shiva'nın “Ya kadınların liderliğinde dünyayla barış yaparak bir gelecek sahibi olacağız ya da insanlık için artık bir gelecek söz konusu olmayacak" sözünü ödünç alırsak Feminist Hareket memnuniyetsizlerin birliğine can suyu olabilir mi?</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/07/memnuniyetsizlerin-birligi-icin-feminist-tahayyul/">Memnuniyetsizlerin Birliği İçin Feminist Tahayyül</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">8 Mart 2020&#8217;de kim bilir kaçıncı kez sloganlar zihnimizde kapalı durduğu yerden çıkıp sokakları dolduracak &#8220;Kadın olmasa dünya durur!&#8221;; &#8220;Kadın eli değerse dünya değişir!&#8221;&#8230; Dünyanın iklim değişikliği nedeniyle hızla felaketler çağına doğru sürüklenişine tanık olduğumuz bu dönem aslında yaşamın devamlılığına dair bir düşünümselliğin kurulması için son şansımız. Zira adına &#8220;Altıncı Yok Oluş&#8221; denen bu kriz öncekilerden farklı olarak  tahakküm ilişkileriyle beslenen kapitalist sistemde insan eliyle gerçekleştirilen aşırı endüstrileşmenin bir sonucu. İklimi değiştirme pahasına fosil yakıt üretim ve tüketiminin temel müsebbipleri bu faaliyetin önünü açan şirketler ve devletler olsa da gidişatın değiştirilmesi için sorumluluk alıp onları durdurması gereken milyonlarca insan var. Bu açıdan 2015 yılında Greta&#8217;nın yaptığı çıkışa, bilim insanlarının, aktivistlerin, çocukların, kısacası bir &#8220;yarın&#8221;ın olamayacağı endişesini duyan herkesin katılımıyla o ilk büyük adım atıldı. Ne var ki hareketin büyümesi için sisteme dair çeşitli açılardan &#8220;memnuniyetsizlik duyanların&#8221; da konfor alanlarından çıkıp sürece dahil olması elzem. Onlardan biri de kapitalist sistemle perçinlenen tahakküm ilişkilerine gömülü olan bugünkü sisteme toplumsal, ekonomik ve politik veçhelerden direnen kadınlar ve kendini kadın hissedenler. Çünkü ancak çok geniş bir yelpazede tarihsel bir mücadelenin bayrağını taşıyan kadınlar memnuniyetsizler grubunu nitelik ve niceliksel olarak güçlendirebilir. Bu yazı iklim değişikliği ile felaketlerin kapıya dayanmasına neden olacak kadar saldırgan kapitalist tahakküm sistemine karşı feminist perspektifin bu hareketi büyütme ihtimaline katkı yapmayı amaçlıyor. Zira iklim değişikliğiyle gelen yok oluş tehdidi karşısında  iklim adaleti, toplumsal cinsiyet konularına ek olarak biyolojik mağduriyetin de kadınların aleyhine işliyor olmasının mücadeleye yeni bir boyut katacağı umulabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliğine bağlı olarak özellikle gelişmekte olan ülkelerde dış çevre koşullarında yaşayan ve çalışan kadının temiz su ve gıdaya, temiz ve ucuz enerjiye erişimde zorluklarla karşılaştığı bilinir. İklim adaleti çerçevesindeki ele alınan bu sorunların yanısıra  afetler esnasında kendinden önce çocuğunu kurtarma çabasını gösteren kadınların ölüm oranının yüksek olduğu da yine kadın-iklim çalışmalarında sıklıkla vurgulanır. Ancak nedense kadının endüstriyel kirlilik karşısında biyolojik mağduriyeti bilimsel araştırmalar içinde dahi hep biraz ihmal edilmiştir. Oysa iklim değişikliğinde payı olan endüstriyel kirlilik ekosistemsel bozulmaya yol açarken  bütün canlı yaşamı üzerindeki tesirini biyolojik yapı ve metabolizmal özelliklere göre gösterir. </span><span style="font-weight: 400;">Nitekim Dünya Sağlık Örgütü&#8217;nün verilerine göre  her yıl 4,2 milyon kişi hava kirliliği nedeniyle yaşamını  yitirirken birinci sırada çocuklar ikinci sırada kadınlar yer alır. Benzer şekilde ülkemizde  2019 yılının Küresel Hava Durum Raporu&#8217;nun 2017 verileri de Türkiye’de hava kirliliğinin PM 2.5 seviyesindeyken  36 bin 900 erken ölüme neden olduğunu ve bugün dünyaya gelen bir çocuğun ortalama yaşam beklentisinin 20 ay kısaldığını ortaya koyuyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Diğer taraftan anne karnında gelişim halindeki çocukların yaşamsal bütünlüğünü tehdit eden hava kirliliği etkisini kadınlarda  da adet düzensizlikleri ve meme kanserindeki artışla gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-48521 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/03/small-.jpg" alt="" width="243" height="243" />Nitekim Kanada&#8217;da hava kirliliğinin PM 2,5 seviyesinde olduğu 1980-1985 yılları arasında 90 bin kadın üzerinde yapılan bir </span><a href="https://journals.lww.com/environepidem/Fulltext/2018/09000/Residential_exposure_to_fine_particulate_matter.2.aspx"><span style="font-weight: 400;">araştırma </span></a><span style="font-weight: 400;">menapoz öncesi yaş grubundaki kadınlarda göğüs kanserine yakalanma oranının%30 arttığına işaret ediyor. </span></p>
<p><b>Sağlık Politikaları Cinsiyet ve Yaş Farkı Gözetmiyor </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliğinin yol açacağı belirsizliklerden bir diğeri de daha sık görülmesi beklenen afetler. Lakin bu afetlerin meydana geliş sıklığını ve şiddetini arttırması endüstriyel tesislerde kazaları tetikleyerek ekosistemin dolayısıyla tüm canlıların  ekolojik kirliliğe maruz kalmasıyla sonuçlanabilir. Bu noktada kadınların biyolojik yapısının kimyasal maddeler karşısında </span><span style="font-weight: 400;"> daha kırılgan olma ihtimalinin yüksekliği söz konusu. Bu sorunu 2006 yılında makalesinde tartışan Maureen Butter da ekolojik risk teşkil eden kimyasal kirlilik ve  bulaşıcı hastalıklar karşısında kadınların erkeklere göre daha farklı etkilendiğine işaret ediyor. </span><span style="font-weight: 400;">  Bununla birlikte araştırmanın en önemli çıktısı  kadınların doğurganlık özellikleri gereği hormonal bezlerin farklılığı olduğu kadar otoimmun de denen bağışıklık sisteminin erkeklere göre daha zayıf olması nedeniyle dahili maruziyetlerin daha yoğun komplikasyonlara yol açması. Nitekim 2014 yılında Frontiers&#8217;da yayımlanan araştırma da  otoimmun hastalıkların kadınlarda daha çok görüldüğünü ortaya koyuyor.</span><span style="font-weight: 400;"> Butter&#8217;ın makalesinde üzerinde durduğu bir diğer bir konu ise kadınların kimyasal maddelerden erkeklere göre  yüksek oranda etkilenmesine karşın meselenin hafife alınması nedeniyle sağlık politikalarında kadınların lehine bir revizyonun yapılmaması.  Öyle ki kimyasal etkinin ırk, yaş ve cinsiyete göre yol açacağı mağduriyetin farklı olduğu bilinse de bilimsel araştırmalarda genellikle erkek işçilerin maruziyetleri baz alınıyor hatta, aynı işyerinde çalışan hamilelik çağındaki kadınların bile daha ağır bir mağduriyet yaşama ihtimalleri  dikkate alınmıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu konuda bir diğer örnek de daha önce bir</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2018/11/02/eril-sistemin-radyasyonuna-maruz-kalmak/"><span style="font-weight: 400;"> yazımda </span></a><span style="font-weight: 400;"> değindiğim üzere aynı doz radyasyon maruziyeti karşısında yetişkin erkeklere göre yetişkin kadınların %50 daha fazla,  erkek çocuklarının 5 kat, kız çocuklarının ise 10 kat daha fazla kanser ve türevi hastalıklara yakalanması gösterilebilir. Zira bilimsel  gerçek insan cinsi ve yaşına göre farklı komplikasyonların oluştuğunu söylerken radyasyon sınır dozlarının belirlenmesinde her hangi bir kademelenmeden eser yok. Nitekim Çernobil Nükleer Felaketi&#8217;nin ardından radyasyon üst sınır dozlarının dünya genelinde yıllık 44 Milisievert&#8217;ten 1 Milisievert&#8217;e  indirilmesi ve bugün hala bu sınırın geçerli olması açıkça cins, yaş ve ırka göre farklılığın gözetilmediğinin ispatı. Kadın-erkek ve çocuk arasında radyasyonun mağduriyeti farklı düzeyde yaşanırken &#8220;kim için&#8221; ve &#8220;neye göre&#8221; sorularını cevaplamaktan uzak olan radyasyon dünya standardının bağımsız bilim insanlarının ısrarla &#8220;</span><a href="https://yesilgazete.org/blog/2013/04/23/dr-angelika-claussen-ve-dr-alper-oktem-%E2%80%9Cradyasyon-en-cok-gelecek-kusaklari-etkileyecek%E2%80%9D/"><span style="font-weight: 400;">düşük doz radyasyon yoktur</span></a><span style="font-weight: 400;">, diğer bir ifadeyle düşük görünen radyasyon da sağlık için risklidir&#8221;uyarısıyla birlikte düşünüldüğünde ezbere konduğu anlaşılıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim değişikliği şartlarında genel mağduriyetlerin artacağı savına geri dönersek feminist hareketin yıllardır mücadele ettiği bu sistemin kadın ve çocukların daha  dezavantajlı konumda olmasına karşın eşitsiz mağduriyetten korunmaları için her hangi bir prosedürel düzenlemenin dahi yapılmaması oldukça düşündürücü. Hayatın her alanını kesen iklim değişikliğinin etkilerinden korunmak için, dahası korunma gerektirmeyecek özgür ve güvenli yaşanabilir bir dünyaya doğru dönüşümün başlaması için sosyal, politik, ekonomik müdahalelere karşı direniş örgütleyen feminist hareketin dinamizmine  ihtiyaç var. Bir Dünya Emekçi Kadınlar Günü&#8217;nü daha kutlarken feminist hareketin iklim hareketi içindeki memnuniyetsizlerin birliğine can suyu olması dileğiyle. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/07/memnuniyetsizlerin-birligi-icin-feminist-tahayyul/">Memnuniyetsizlerin Birliği İçin Feminist Tahayyül</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>SU Gender, Kadınlar Günü Temasını “Toplumsal Cinsiyet, Ekoloji ve İklim Acil Durumu” Olarak Belirledi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/06/su-gender-kadinlar-gunu-temasini-toplumsal-cinsiyet-ekoloji-ve-iklim-acil-durumu-olarak-belirledi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 Mar 2020 11:58:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[SU Gender]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48504</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü sebebiyle her yıl özel etkinlikler düzenleyen Sabancı Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Mükemmeliyet Merkezi (SU Gender), bu yılın temasını “Toplumsal Cinsiyet, Ekoloji ve İklim Acil Durumu” olarak belirledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/06/su-gender-kadinlar-gunu-temasini-toplumsal-cinsiyet-ekoloji-ve-iklim-acil-durumu-olarak-belirledi/">SU Gender, Kadınlar Günü Temasını “Toplumsal Cinsiyet, Ekoloji ve İklim Acil Durumu” Olarak Belirledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>SU Gender, <b>3 Nisan 2020</b> tarihine kadar bilgi yarışması, film gösterimleri, panel ve söyleşiler düzenleyecek.</p>
<p>İlk etkinlik 9 Mart, Pazartesi günü Kampüs Yemekhanesinde 12.00-13.00 saatleri arasında gerçekleşecek Feminist Trivia Bilgi Yarışması olacak. Türkçe ve İngilizce olmak üzere iki farklı dilde yapılacak yarışma, katılımcıların, toplumsal cinsiyet bakış açısından ekoloji ve iklim değişikliğine ilişkin bilgi düzeylerini sınamalarını amaçlıyor.</p>
<p><b>Ekoloji Mücadelesinde Feminist Yaklaşımlar</b></p>
<p>11 Mart, Çarşamba günü 15.00-17.00 saatleri arasında Kampüs Sinema Salonu’nda düzenlenecek Kısa Film Gösterimi ve Söyleşi buluşmasında 3 film gösterilecek. Bunlar;</p>
<ul>
<li>Lilit’in Kızkardeşleri/ Sisters of Lilith (2008, Emel Çelebi)</li>
<li>Priapos&#8217;un Geleceği/ The Future of Priapus (2018, Nejla Osseiran)</li>
<li>Rise: From One Island to Another/ Ses ver: Bir Adadan Diğerine (2018, Dan Lin, <a href="https://350.org/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">350.org</a>)</li>
</ul>
<p>14 Mart, Cumartesi günü ise Ekoloji Mücadelesinde Feminist Yaklaşımlar başlığıyla özel bir atölye çalışması gerçekleştirilecek. Sınırlı sayıda kişinin katılımıyla düzenlenecek atölye, katılımcı feminist yöntemlerle tasarlandı.</p>
<p><b>SU Gender, Prof.Dr. Andrea J Nightingale’i Ağırlıyor</b></p>
<p>Su Gender’ın Dünya Kadınlar Günü programı, İstanbul Politikalar Merkezi’nin (İPM) işbirliğiyle 2 Nisan, Perşembe günü Tuzla Kampüsü’ndeki FASS 2034 seminer salonunda gerçekleştirilecek “Unruly Landscapes of Environmental Change: Governing in the Anthropocene”* (Çevresel Değişimin Önlenemez Manzarası: Endüstri Çağında Yönetim) semineriyle devam edecek. Seminerin özel konuğu, feminist teori tartışmalarına politik ekoloji alanında önemli bir katkı sunmuş; sosyal adalet, doğa, müşterek alan ve çevre yönetiminin teorikleştirilmesi üzerine çalışmaları olan Osla Üniversitesi’nden Prof.Dr. Andrea J. Nightingale.</p>
<p>Toplumsal cinsiyet konusunda sosyo-ekolojik yaklaşımları paylaşacak Nightingale, yine İPM işbirliğiyle 3 Nisan, Cuma 14.00-18.00 saatleri arasında düzenlenecek Toplumsal Cinsiyet Eşit(siz)liği Merceğinden İklim Acil Durumu<b>** </b>(Climate Emergency Through the Lens of Gender (In)Equality) seminerinin de ana konuşmacısı olacak. Seminerin diğer konuşmacıları arasında Isadora Cardoso, Barış Gencer Baykan, Irene Dankelman, Olfa Jelassi, Ezgi Kovancı Tatgın, Ayşin Turpancı; katılımcıları arasında ise Menekşe Kızıldere, Semra Cerit Mazlum yer alıyor.</p>
<p>Seminer, Nightingale’in “Teknik Onarımların Ötesinde: Toplumsal Cinsiyet, Tanıma ve İklim Politikaları&#8221;(Beyond Technical Fixes: Gender, Recognition and Climate Policy) konuşması ile sona erecek.</p>
<p>Etkinliklerle ilgili detaylı bilgi almak için <a href="mailto:sugender@sabanciuniv.edu">sugender@sabanciuniv.edu</a> adresine e-posta gönderebilirsiniz.</p>
<address><i>*Etkinlik dili İngilizcedir. Türkçe-İngilizce çeviri sağlanacaktır.</i></address>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/03/06/su-gender-kadinlar-gunu-temasini-toplumsal-cinsiyet-ekoloji-ve-iklim-acil-durumu-olarak-belirledi/">SU Gender, Kadınlar Günü Temasını “Toplumsal Cinsiyet, Ekoloji ve İklim Acil Durumu” Olarak Belirledi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>UN Women’dan Kadınlar Günü Mesajı:“Eşitlik Varsa, Gelecek Var”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/un-womendan-kadinlar-gunu-mesajiesitlik-varsa-gelecek-var/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 06 Mar 2019 13:21:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[Birleşmiş Milletler Kadın Birimi]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Un Women]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35960</guid>

					<description><![CDATA[<p>BM Kadın Birimi, 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel olarak “Eşitlik Varsa, Gelecek Var” mesajıyla bir sosyal medya kampanyasına imza attı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/un-womendan-kadinlar-gunu-mesajiesitlik-varsa-gelecek-var/">UN Women’dan Kadınlar Günü Mesajı:“Eşitlik Varsa, Gelecek Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler Kadın Birimi (UN Women), 8 Mart Dünya Kadınlar Gününe özel olarak, iş hayatında, akademide, bilimde ve siyasette toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklandığı bir sosyal medya kampanyasına imza atıyor. “Eşitlik Varsa, Gelecek Var” mesajının verileceği sosyal medya kampanyası kapsamında, Türkiye’deki kadınların farklı iş kollarındaki durumlarına yönelik mesajlar ve istatistiki bilgiler UN Women Turkey Facebook hesabında paylaşılacak.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-36019 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-640x640.jpg" alt="" width="243" height="243" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-1280x1280.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709120_SosyalMedya_ileti_01-1024x1024.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 243px) 100vw, 243px" /></p>
<p>Hesap, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nde ise iş yaşamında, eğitim, bilim ve yönetimde toplumsal cinsiyet eşitliğine odaklanan bir filmi yayınlanmaya başlayacak. Film, toplumsal cinsiyete dayalı kalıp yargıların kadınların ekonomi, eğitim gibi alanlara katılımı ve bu alanlarda temsiliyetine yaptığı olumsuz etkiye vurgu yapacak. Kadınların hayatın farklı alanlarında görüntülendiği filmde, <i>“Okuma, Çalışma, Konuşma, Yönetme Varsa, Eşitlik Var, Gelecek Var” </i>mesajı verilecek.<i></i></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong><u>Yönetimde, Siyasette, Ekonomide Hedef %50-50!</u></strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-36018 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-640x640.jpg" alt="" width="303" height="303" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-1280x1281.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/03/1551709119_SosyalMedya_ileti_05-1024x1024.jpg 1024w" sizes="auto, (max-width: 303px) 100vw, 303px" />Türkiye İstatistik Kurumu 2018 yılı verilerine göre, Türkiye’de kadınların işgücüne katılım oranı %32.5 olurken, şirketlerde üst düzey ve orta kademe yönetici pozisyonundaki kadın oranı %16.7 olarak gerçekleşti. Yüksek Öğretim Kurumu istatistiklerine göre ise kadın öğretim elemanlarının oranı %44. Kadın milletvekili oranı ise dünya ortalaması olan %24.1’in altında %17.48.</p>
<p>Avrupa İstatistik Ofisi’nin (Eurostat) 11 Şubat 2019 tarihinde yayınladığı araştırmaya göre ise bilim alanında cinsiyet eşitliği konusunda Türkiye, Avrupa Birliği ortalamasının üzerinde yer alıyor. Türkiye’de kadın bilim insanı ve mühendislerin oranı %45.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Kadın Birimi, Sürdürülebilir Kalkınma Amaçları kapsamında, 2030 yılına kadar toplumsal cinsiyet eşitliğini sağlamak, kadınların, erkeklerin, kız çocuklarının ve erkek çocuklarının her anlamda ve her alanda eşit oldukları bir dünyaya ulaşmak hedefiyle, “50-50 bir Gezegen” vizyonuyla Türkiye ve dünyada çalışmalar yürütüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/03/06/un-womendan-kadinlar-gunu-mesajiesitlik-varsa-gelecek-var/">UN Women’dan Kadınlar Günü Mesajı:“Eşitlik Varsa, Gelecek Var”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>YKKD, Yönetim Kurullarında Kadın Sayısını Artırmak İçin Fikir Fırtınası Yaptı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/12/ykkd-yonetim-kurullarinda-kadin-sayisini-artirmak-icin-fikir-firtinasi-yapti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 12 Feb 2019 14:11:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Meslek Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Kadınlar Günü]]></category>
		<category><![CDATA[YKKD]]></category>
		<category><![CDATA[Yönetim Kurulunda Kadın Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35202</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yönetim Kurulunda Kadın Derneği  8 Mart Dünya Kadınlar Günü öncesi iş dünyasına eşitlik çağrısı yaparken, YKKD Yönetim Kurulu üyeleri; “Yönetim kurullarında neden kadın olmadığını sorduğumuzda, ‘yönetim kuruluna hazır kadın üye çok aradık, ancak bulamadık’ yanıtını alıyoruz. Biz varız, 137 kişi olduk ve buradayız" dediler. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/12/ykkd-yonetim-kurullarinda-kadin-sayisini-artirmak-icin-fikir-firtinasi-yapti/">YKKD, Yönetim Kurullarında Kadın Sayısını Artırmak İçin Fikir Fırtınası Yaptı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kadınların şirket, dernek ve sivil toplum kuruluşlarındaki temsil oranının artırılması ve yönetim kurullarında daha fazla kadının yer alması amacıyla çalışan Yönetim Kurulu’nda Kadın Derneği (YKKD) üyeleri, “3. Dönem Sertifika ve Mentorluk Programı” kapsamında iş dünyası temsilcileri ile bir araya geldi. İş dünyası temsilcileri ile kadın adaylar, kadınların yönetim kurullarında daha fazla yer alması için görüş alışverişinde bulundu.</p>
<p>YKKD 3. Dönem mentorları arasında yer alan Aclan Acar, Ali Ülker, Arzuhan Doğan Yalçındağ, Bülend Özaydınlı, Canan Ercan Çelik, Cansen Başaran Symes, Erdal Aksoy, Evguenia Stoichkova, Feyhan Yaşar, Füsun Akkal Bozok, İzzet Garih, Lale Saral Davelioğlu, Mahmut Ünlü, Mehmet Ali Berkman, Mehmet Sönmez, Muzaffer Akpınar, Ömer Aras, Reha Yolalan, Selen Kocabaş, Sevdil Yıldırım, Tayfun Bayazıt, Dr. Yılmaz Argüden, YKKD Yönetim Kurulu Üyeleri Arzu Aslan Kesimer, Murat Yeşildere, Banu İşçi Sezen, Ebru Dorman, Burçak Güven, Özlem Cinemre, Elif Çelik, Yiğit Oğuz Duman, Özge Bulut Maraşlı, Nesrin Tuncer, Feza Tan, Ela Kulunyar, Demet Özdemir, Selen Okay Akçalı ile bir araya gelerek, iş dünyasındaki kadın-erkek eşitliği için yapılması gerekenleri konuştu.</p>
<p><strong>Arzu Aslan Kesimer: 137 Kadın Şu Anda Yönetim Kurullarında Üye Olmaya Hazır</strong></p>
<p>YKKD Başkan Yardımcısı Arzu Aslan Kesimer, yaptığı açılış konuşmasında kendisinin de YKKD’nin 1. Dönem mentisi olduğunu belirterek “Sizlerin de desteği ile YKKD’de üç dönemde 137 kadın aday hazırladık. 137 kadın şu anda yönetim kurullarında üye olmaya hazır ve aday. İstanbul Borsası’nda halka açık 403 şirket var. Bunların 159’unda hiç kadın yönetim kurulu üyesi yok. Yani 159 şirketin yönetim kurulunda erkekler toplanıyor, kararlar alıyor, şirketleri yönetiyor. Ama toplumun yüzde 50’sini oluşturan ve tüketim kararlarının %70’ini veren kadınlar orada yok” dedi.</p>
<p><strong>Murat Yeşildere: Türkiye’de Yönetim Kurulunda Kadın Konusu Bir Talep Konusudur</strong></p>
<p>YKKD Mentor Komitesi Eş Başkanı Murat Yeşildere ise, yaptığı konuşmada “Kadın liderlerin donanımları erkeklerle boy ölçüşmeye hazır. Kadınlar, erkek yönetim kurulu üyeleriyle hiçbir yetkinlikte geride kalan bir noktada değiller. Dolayısıyla Türkiye’de yönetim kurulunda kadın konusunun bir arz değil, talep konusu olduğunu söyleyebilirim. Kadınlar görev almaya hazır ve bu konuda güçlü bir istekleri var” dedi.</p>
<p><strong>Allianz Türkiye Yönetim Kurulu Başkanı Cansen Basaran Symes: </strong>Ben tek bir şey söylemek isterim. Konuştuklarımızı yapalım yeter. Çünkü bu masalarda hiç yeni bir şey duymuyoruz, herkes konuştuğunu yaparsa bu problemi çözeriz.</p>
<p><strong>Yıldız Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Ali Ülker:</strong> Özellikle yönetim kademelerinde kadın sayısının artışı son yıllarda yönetimdeki çeşitliliği, bakış perspektifinin zenginleşmesine fayda sağladı. Ama şirketlerin en üst düzey organı olan yönetim kurulunda da kadının temsil edilmesi, homojen toplumdaki kadının birleştirici, uzlaştırıcı özelliklerinin ve aynı zamanda farklı bir bakış açısının temsili bizim için çok önemli.</p>
<p><strong>ARGE Danışmanlık Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Yılmaz Argüden:</strong> Yönetim kurullarının en önemli görevi, konuları çok faklı bakış açılarından değerlendirmek. Bu nedenle çeşitlilik, aslında yönetim kurullarına zenginlik katıyor. Kadınların yönetim kurullarında bulunması ise bu çeşitliliği sağlamanın önemli unsuru. Ülkemizde bugün yönetim kurulunda kadın oranı yüzde 15 dolaylarında, YKKD faaliyete başladığında dernek başladığında yüzde 11 civarındaydı. Dolayısıyla ilerleme hızı oldukça yavaş. Aşağı yukarı aynı seviyede başladığımız İngiltere’de aynı süreçte bu oran yüzde 30’a kadar çıktı. Dolayısıyla hızlanma ihtiyacımızın olduğunu düşünüyorum.</p>
<p><strong>Doğan Şirketler Grubu Yönetim Kurulu Danışmanı Özge Bulut Maraşlı:</strong> Dünyada ve ülkemizde kadının toplumsal yerinin her gün geliştirilmesi için yüzlerce çalışma yapılıyor. Bu çalışma farklı seviyelerde eğitim üzerine, istihdam üzerine. Ancak bizim yönetim kurulunda kadın derneğiyle yapmış olduğumuz çalışma, kadınların karar merceğinde yer alması üzerine odaklandı. Umut ediyoruz ki önümüzdeki dönem içerisinde Türkiye’de kayda değer gelişmeleri de paylaşabiliyor olalım. Tüm dünya nüfusunun yüzde 50’si kadın. Kadınlar hayat konusundaki, ailelerin içerisine pek çok tercihe yön veriyor. Dolayısıyla her alanda onları güçlü kılmak için, geleceğe onları hazırlamak için, karar mekanizmalarında da kadınların yer alması gerektiğine inanıyoruz.</p>
<p><strong>Bayazıt Yönetim Danışmanlık Kurucusu Tayfun Bayazıt: </strong>Daha fazla kadının nasıl istihdamda olumlu katkılarını görüyorsak, yönetim kurulları karar kalitelerini arttırma açısından da daha fazla kadının yönetim kurulunda bulunması büyük önem taşıyor. Yönetim kademesinde başarılı olan, kendini ispat etmiş olan kadınların yönetim kurullarında daha fazla rol almaları, yönetim kurullarının bu açıdan da kendilerine yer açması açısından YKKD’nin çok ciddi katkıları olduğunu görüyorum.</p>
<p><strong>MV Holding Yönetim Kurulu Başkan Vekili Muzaffer Akpınar:</strong> 35 yıllık iş hayatımda kadınlarla çalıştım. Kadınlarla beraber çalıştığım her iş ortamında, çok büyük başarılara beraberce imza attık. Çok büyük kıymet verdiler. Çok büyük öngörüler, iç görüler, çok büyük düşünceler ve aksiyonlar ortaya koydular. Her zaman beraberce gururla çalıştık, keyifle çalıştık. Hiçbir zaman kimliklerini bilmedim aslında öyle bir farkındalığımda olmadı. Bu farkındalığın olmadığı bir dünyayı hayal ediyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/12/ykkd-yonetim-kurullarinda-kadin-sayisini-artirmak-icin-fikir-firtinasi-yapti/">YKKD, Yönetim Kurullarında Kadın Sayısını Artırmak İçin Fikir Fırtınası Yaptı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
