<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deprem Ve Kentsel Dönüşüm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/deprem-ve-kentsel-donusum/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/deprem-ve-kentsel-donusum/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 17 Aug 2019 09:15:20 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Deprem Ve Kentsel Dönüşüm arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/deprem-ve-kentsel-donusum/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2019 14:05:08 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37632</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kentsel dönüşümle ilgili kanunların afet değil, deprem odaklı olduğunu söyleyen İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu;  "Marmara Bölgesi’nde büyük kıyameti bekliyoruz, halk afet yönetimi konusunda bilgilendirilmeli" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/">‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Öncelikle sizin, &#8220;Binalar tüm afetlere hazırlıklı olmalı&#8221; şeklinde bir söyleminiz var. Türkiye, özellikle de İstanbul&#8217;da kentsel dönüşüm yıllardır sürüyor. Sizce bugüne dek bu düşünce dikkate alındı mı? </b></p>
<figure id="attachment_37633" aria-describedby="caption-attachment-37633" style="width: 329px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-37633" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/m.kadioglu.havaforum.com_.jpg" alt="" width="329" height="181" /><figcaption id="caption-attachment-37633" class="wp-caption-text">Mikdat Kadıoğlu</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef Türkiye’de ‘tüm afetler’ şeklinde afetlere bütünleşik bir bakış acısı yok. Kurumlar, kanun ve yönetmelikler ile birlikte uygulamalar genellikle deprem gibi tek bir afete yönelik olmakta. Bu nedenle şu an ülkemizde ‘Binalar tüm doğa kaynaklı afetlere hazırlanmıyor’. Bu yanlış bakış acısı yakın zamanda düzelecek gibi de görünmüyor. 6306 sayılı afet riski altındaki alanların dönüştürülmesi hakkındaki kanun ve yeni hazırlanan bunun uygulama yönetmeliğinin başlığında her ne kadar ‘afet’ yazıyorsa da içeriği maalesef tamamen deprem odaklıdır. Bunun nedeni uzman ve uygulamacılar arasında disiplinler arası bir çalışma kültürü olmaması. Bir kaç kişi ya da aynı uzmanlıktan gelen kişiler kendi kısıtlı bilgi ve görgülerine göre bir şeyler yapmaya çalıştığı sürece olaylara bir bütün olarak bakamıyoruz.</span></p>
<p><b>‘Çürük Binaları Teşvik Eden İmar Barışı’ndan Vazgeçilmeli’</b></p>
<p><b>Doğal afetlere hazırlıklı bina, tam olarak ne demek? Detaylandırabilir misiniz? Sizce Türkiye&#8217;de, özellikle de İstanbul&#8217;da, binaların yüzde kaçı, en azından depreme dayanıklıdır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Doğa, insan ya da teknoloji kaynaklı afetlere hazırlıklı bina demek daha doğru olur. Afetleri zaten ‘doğal’ olarak adlandırmak da doğru değil. Doğal kelimesini millet ‘normal, vb.’ olarak yanlış algılıyor. Doğa ya da başka kaynaklı olsun, tüm afetler can ve mal kaybına neden oluyor. Bu nedenle, binalarımızda zarar ve kayıplara neden olabilecek her şeyi ayırım filan yapmadan, afetlere at gözlüğüyle bakmadan dikkate almak zorundayız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca ve özellikle çürük binaları yasallaştırıp meşrulaştıran ve teşvik eden İmar Barışı vb. uygulamalardan tümüyle vazgeçilmelidir. Gerçek anlamda Kentsel Dönüşümü ve binaların yenilenmesini teşvik eden uygulamalara öncelik verilmelidir. Sadece binasını yeni yönetmeliklere göre sağlamlaştıranlarla barış yapılması gerekir. Bu da kentsel dönüşümü teşvik eden çok daha doğru bir uygulama olacaktır.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm sürecinde, yanlış uygulamalar var mı? Neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında ülkemizde adı her ne kadar ‘kentsel dönüşümse’ de uygulama sadece ‘bina yenileme’ şeklinde olmaktadır. Gerçekte kentsel dönüşümün ekonomik, kültürel, vb. yönleri de vardır.  Yanlışların en başında bu çalışmanın sadece deprem odaklı olması geliyor. Yani, 6306 sayılı kanun başlığındaki afet uygulamada sadece depremdir. Keşke kanun adına afet yerine deprem yazılarak böyle bir büyük kavramsal hata yapılmasaydı. Bu durumda örneğin bir dere yatağındaki çürük bina yıkılıp depreme dayanıklı yapılırken sel tehlikesi tamamen göz ardı ediliyor. İleriki yıllarda da sel, heyelan, vb. afetlerin de her birine odaklı başka kentsel dönüşüm uygulamaları mı yapacağız? Bu bilimsel bir bakış ve yaklaşım değildir. Yeniden yapılan binalar, sadece deprem değil mevcutsa sel, heyelan vb. riskleri de dikkate alınarak inşa edilmelidir. Hatta yangın gibi doğa kaynaklı olmayan afetler de dikkate alınmalı ve artık evlere de yangın duman detektörü konulması zorunlu hale getirilmelidir.</span></p>
<p><b>Yerel seçimleri gerçekleştirdik. Yeni belediye yönetimlerinin bugünden itibaren adım atması gereken konular bu anlamda nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle belediyelerimizin 5353 Sayılı Belediye Kanunu’nun 53. maddesine göre, şu çalışmaları yapması gerekmektedir:</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Halkın, depreme hazırlık ve temel afet bilinci, güvenli yaşam, vb. konularda (CD, kitap, seminer, söyleşi, tiyatro, vb. ile) sürekli eğitilerek halkın bilinçlendirilmek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahalle, sokak, site ve kurum-kuruluş bazında Yerel Afet Gönüllüleri (YAG) şeklinde birimler oluşturularak halkın ilk yardım, yangın söndürme ve hafif arama kurtarma konusunda beceri sahibi olmasını sağlamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Mahalle bazında yaralı toplama, ilk yardım, sahra hastanesi, aş evi, barınma, toplanma, haberleşme, bağış dağıtımı, vb. acil durum yolları ve alt yapısı olan toplanma alanlarını oluşturmak.  </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Yılda en az 2 kez mahalle bazında haberli, kurumlar bazında ise haberli ve habersiz tatbikatlar yapmak.</span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Afet sırasında kullanılabilecek okul, spor salonu vb. gibi sağlamlığından ve güvenliğinden şüphe edilmeyecek sağlam binalar belirlenerek, bu alanlarda ve parklarda acil durumlarda kullanılacak her türlü malzemeyi depolamak. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Tehlikeli binaların neden olabileceği can ve mal kaybı risklerini halka iyi anlatmak ve tüm afetlere yönelik kentsel dönüşümle yapısal riskler mümkün olduğunca çok, yaygın ve çabuk azaltılmak. Yapı denetim sistemine ilave olarak belediye kontrollerinin de devam etmesi gerekiyor. </span></li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Afet öncesi ve sonrasında, Valilik, Büyükşehir Belediyesi, STK gibi birimlerle Beykoz’daki afet yönetimi çalışmalarını koordine edebilecek birimin kapasitesini geliştirmek.</span></li>
<li style="font-weight: 400;">İlçe halkı için yapılan çalışmaları, toplum tabanlı yapmak ve halkı bu çalışmalardan otobüs duraklarında, muhtarlıklarda, apartmanların girişlerinde, okul ve konutlarda birebir ve toplantılar düzenleyerek bilgilendirilmek.</li>
<li style="font-weight: 400;"><span style="font-weight: 400;">Uluslararası standartlara (ISO22301) ve yeni yönetmeliklerimize uygun Afet Acil Yardım Planı yapmak. </span></li>
</ol>
<p><b>&#8220;Marmara Bölgesi’nde Büyük Kıyameti Bekliyoruz&#8221;</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığımızda, 99 yılındaki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? O dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü arasında fark var mı? Varsa rakam ya da yüzde verebilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul gibi hızla büyüyen, gelişen mega kentler, yüzlerce kişinin çalıştığı büyük sanayi tesisleri ve tesislerde kullanılan karmaşık teknolojiler, bu tesislerde çalışanlar ve çevresinde oturanlar için çok yüksek kaza, vb. riskleri doğurmuştur. Son yıllarda hızlı bir kentleşme ve sanayileşme yaşanan İstanbul’un çok yoğun bir kentsel ve sanayi yerleşmeleri yükünü taşıyor olması, Boğaz gibi uluslararası bir su yolunun kentin ortasından geçmesi ve kentin aynı zamanda deprem riski yüksek bir bölgede yerleşmiş olması, deprem ve olası büyük kazalar sonucu ortaya çıkması muhtemel zarar riskini her alanda çok yükseltmektedir. Ayrıca üç tarafı denizle çevrilmiş olan İstanbul su havzalarının kısıtlı olmasına rağmen şehirde artan nüfus ve sanayinin yüksek talebi ile birlikte küresel iklim değişimi ve kuraklık ile de tehdit edilmektedir. Böylece, günümüzde doğal, teknolojik ya da insan kaynaklı afetler sonucunda İstanbul’da ortaya çıkabilecek zararların, insan hayatı, mal-mülk ve çevre açısından çok büyük boyutlarda olabileceği aşikârdır. Özetle İstanbul kenti 99 yılındaki risklerle karşılaştırılamaz kadar çok büyük bir tehlike havuzudur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özetle 10 Eylül 1509 İstanbul depremi o zaman “Küçük Kıyamet” olarak adlandırılmıştı. Şimdi ülke olarak Marmara Bölgesi’nde büyük kıyameti bekliyoruz.</span></p>
<p><b>‘34 Bin Çürük Bina Kentsel Dönüşümle Yenilenemez’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümde, her binayı yıkıp yeniden yapmak yerine, uygun olan binaları güçlendirme yoluna gitmek hakkında ne düşünürsünüz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her binayı yıkmak hem mümkün değil, hem de doğru değil. Özellikle tarihi binaları yıkıp yeniden yapamayız. Bazı binaların da değişen imar vb. planlardan dolayı yıkılsa yeniden aynı büyüklükte ya da yerde yapılması mümkün olamayabilir. Genellikle güçlendirme, masrafının yıkıp yeniden yapmak masrafının yüzde 40’ını geçmediği durumlarda öneriliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an İstanbul’da, en iyimser senaryoya göre ağır hasar görmesi beklenen bina sayısının 34 bin adet olduğu söyleniyor. Bu kadar çok sayıdaki bina beklendiği gibi deprem olup hasar görünce, ortaya çıkacak olan afet yönetilemez. Diğer bir deyişle, 34 bin binanın başına 20’şer kişiden oluşan 34 bin arama kurtarma ekibi bulup koymak mümkün değil. Afet yönetimi, aslında ülkemizde sanıldığı gibi bir arama kurtarma, vb. problemi değildir. Afet yönetimi 34 bin çürük binayı 34 adete indirgemektir. Şu anki ekonomik, vb. durum 34 bin binanın yakın bir zamanda kentsel dönüşümle yenilenemeyeceğini göstermektedir. Beklenen deprem ise her an oluşabilir. Bu nedenle, 34 bin binanın bir an önce, çok acilen depremde ağır hasar görmeyecek ve yassı kadayıf bir şekil almayacak şekilde güçlendirilmesi gerekir.</span></p>
<p><b>‘Afetlere Bütünleşik Yaklaşılmalı’</b></p>
<p><b>Afet deyince, en acı tecrübeleri yaşadığımız depremler akla geliyor. Oysa yakın zamanda bir sel felaketi yaşandı. Yaklaşık 2 yıl önce, İstanbul&#8217;un Anadolu yakasında, ağaçları yerinden söken bir fırtına gerçekleşti. Yangınlar hala canımızı yakan bir felaket. Bu konularda, yerel yönetimlerin ya da merkezi yönetimin ne gibi tedbirleri olabilir? Vatandaşlar bu konularda ne gibi tedbirler alabilir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet yönetiminin temel ilkelerinden biri afetlere bütünleşik yaklaşmaktır. Yani en büyük risk, bazı riskleri dikkate almamaktır. Vatandaşlar öncelikle kendi can ve mal güvenliklerinden en çok kendileri sorumlu olduğunu anlamalıdır. ‘Devlet baba’ mantığı afetlerde öldürür. Diğer bir deyişle, afetlerde insanları en çok kendi bilgisi ve hazırlığı korur. Bu yüzden afetlerin ilk 3 günü, yani altın saatler denilen ilk 72 saat için herkesin, her kurum ve kuruluşun hazır olması gerekir. Ayrıca vatandaşlar mutlaka belediyesinden Belediye Kanu’nun 53. maddesi gereği, görevini yapıp yapmadığını sorgulamalı. Vatandaşın gündeminde olmayan bir konu yerel idarecilerin de gündeminde olmuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlkokuldan liseye kadar hayat bilgisi, vb. hiç bir ders kitabında sel, hortum, dolu, yıldırım vb. konuda eğitim verilmemektedir. Bu nedenle Afet Affetmez kitabını halkın bu tür afetlerden korunması için yayınladım. Ayrıca </span><a href="http://www.guvenliyasam.org"><span style="font-weight: 400;">www.guvenliyasam.org</span></a><span style="font-weight: 400;"> web sitesinde bulunan kitapların da halk tarafından mutlaka okunması ve gereklerinin yapılması önemlidir.</span></p>
<p><b>Binaların Sağlamlığı ve Eşyaların Sabitlenmesi Önemli&#8230;</b></p>
<p><b>Deprem toplanma alanlarının son durumuyla ilgili elinizde güncel bilgiler varsa paylaşabilir misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem, daha doğrusu afet toplanma alanları Türkiye’de çok yanlış algılanmaktadır. Bu kadar çok çürük bina olan ve eşyaların hiç sabitlenmediği bir kentin yarısı park, bahçe gibi toplanma alanı olsa ne yazar? Öncelikle binaların sağlam olması, bina içindeki eşya-teçhizatın sabitlenmesi, herkesin afet anında nasıl davranacağını bilmesi, ilk yardım ve yangın söndürme konusunda beceri sahibi olması şart. Bunların olmadığı bir yerde boş arazi, çıplak park ve bahçelerin hiç bir anlamı ve yararı olmaz. Ayrıca afet yönetiminde afet toplanma alanları okul, spor salonları gibi kapalı yerlerdir; park ve bahçeler asla değildir. Soğuk bir kış günü ya da fırtınalı bir havada deprem olduğunda park ve bahçeler kullanılamaz. Güneşli yaz günlerinde de park ve bahçeleri kullanmamız zordur; çünkü hiç birinde foseptik çukur, su, vb. altyapı mevcut değildir. Toplanma alanları afet zurnasının son deliğidir. Binalarımız yassı kadayıf olmamalı.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/marmara-bolgesinde-kiyameti-bekliyoruz-halk-afet-yonetimi-konusunda-bilgilendirilmeli/">‘Marmara Bölgesi’nde Kıyameti Bekliyoruz, Halk Afet Yönetimi Konusunda Bilgilendirilmeli’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bina Güçlendirme Desteklenirse, Kentsel Dönüşüm 20 Yıldan Kısa Sürede Biter</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 18 Apr 2019 09:01:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[DEGÜDER]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Güçlendirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Sinan Türkkan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37619</guid>

					<description><![CDATA[<p>Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı Sinan Türkkan, Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum’un “Yenilenmesi gereken 6.7 milyon konutumuzu da inşallah 20 yıl içerisinde dönüştürmek suretiyle Türkiye'de artık bir riskli bina olsun istemiyoruz” sözlerine karşılık şu uyarıda bulundu: “Depreme karşı can güvenliği sağlanmış binaları oluşturmak için 20 yılımız olmayabilir. Mevcut binaları yıkmadan uygun binalar için güçlendirme modelinin de devlet kurumlarınca desteklenmesini istiyoruz. Güçlendirme bir yöntem olarak benimsenirse, 20 yılda bitecek olan kentsel dönüşüm çok daha kısa sürede biter. Güçlendirme maliyetleri ‘yık-yap’ modelinin çok altında.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/">Bina Güçlendirme Desteklenirse, Kentsel Dönüşüm 20 Yıldan Kısa Sürede Biter</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">DEGÜDER Başkanı Sinan Türkkan’la kentsel dönüşümün aksayan noktalarını, bina güçlendirme seçeneğinin hem kentsel dönüşüm, hem de zaman ve maliyet açısından avantajlarını konuştuk. </span></p>
<p><b>Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, ‘’Yılda 300 bin, 5 yılda ise 1,5 milyon konutu dönüştürmeyi hedefliyoruz. Yenilenmesi gereken 6,7 milyon konutumuzu da inşallah 20 yıl içerisinde dönüştürmek suretiyle Türkiye&#8217;de artık bir riskli bina olsun istemiyoruz. Toplu Konut İdaresi eliyle yapacağımız 40 bin konutun haricinde, İller Bankası kanalıyla 4 milyar liralık bir kredi kaynağını da belediyelerimize vermek suretiyle kentsel dönüşüm sürecini hızlandırmış olacağız. Burada yüzde 50&#8217;ye kadar kredi faizinde hibe desteği vererek kentsel dönüşüm için önemli bir süreci de başlatmış olacağız’’ diyor. Bu hedefler ve verilen destekler hakkında ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<figure id="attachment_37620" aria-describedby="caption-attachment-37620" style="width: 331px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-37620" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-640x426.jpg" alt="" width="331" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-1280x851.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Sinan_TURKKAN_DSC_3003-1024x681.jpg 1024w" sizes="(max-width: 331px) 100vw, 331px" /><figcaption id="caption-attachment-37620" class="wp-caption-text">Sinan Türkkan</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın geçmişte, Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) gibi yetkili kurumların yaptıkları açıklamalara göre İstanbul&#8217;da, Marmara Denizi&#8217;nde meydana gelmesi mümkün 7,5 büyüklüğündeki bir deprem sonucu 40 binin üzerinde binanın yıkılması ve ağır hasar alan binalar sebebiyle 2 milyonun üzerinde insanın açıkta kalmasının olası olduğu belirtilmişti. Bu depremin İstanbul&#8217;u vurmasına ne kadar zaman var, tam olarak bilinmemekle birlikte, çok vaktimizin kalmadığı da yetkili bilim insanları arasında konuşulmakta. Dolayısı ile depreme karşı can güvenliği sağlanmış binaları oluşturmak için 20 yılımız olmayabilir. İller Bankası&#8217;nın kentsel dönüşüm için vereceği finansmanı ciddiye alıyor, ancak kaynakların miktarının artırılması gerektiğini düşünüyoruz. Sadece yeni bina yapmak için değil, aynı zamanda mevcut binaları yıkmadan güçlendirme modelinin de devlet kurumlarınca desteklenmesini istiyoruz. Zira mevcut binaların güçlendirilmesi, kentsel dönüşümde finansal kaynakların ekonomik olarak kullanılması ve deprem İstanbul&#8217;u vurmadan önce daha fazla sayıda binayı güvenli hale getirilmesinde etkin bir yöntemdir. Güçlendirme bir yöntem olarak benimsenirse, 20 yılda bitecek olan kentsel dönüşüm çok daha kısa sürede biter.</span></p>
<p><b>İstanbul özelinde bakarsak, riskli binaların kaçta kaçı dönüştü? Tamamının dönüşümü ne kadar sürecek?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Maalesef, beklenen yıkıcı İstanbul depreminde vatandaşın can güvenliğini sağlaması muhtemel olmayan binaların önemli bir kısmı kentsel dönüşüme giremedi. Sadece belli semtlerde müteahhitlerin gelir beklentilerine göre mahalli dönüşümler gerçekleşti. Hâlbuki, İstanbul Valiliği&#8217;ne bağlı İPKB (İstanbul Proje Koordinasyon Birimi) 1999 öncesinde yapılan okul binalarının yüzde 85’inde yapısal dönüşüm gerçekleştirdi. 700’ün üzerinde devlet okulu, 40’ın üzerinde sağlık binasını yıkılıp yeniden yapılmak yerine, depreme karşı güçlendirildi. Bu örnek, bize kentsel dönüşümün kamu gözetimi olmadan müteahhitlere bırakıldığında etkin olmadığını gösteriyor. Kentsel dönüşümün mutlaka İPKP vb.  kurumların gözetiminde ve DEGÜDER (Deprem Güçlendirme Derneği) gibi konuya hâkim mesleki sivil toplum kuruluşları danışmanlığında yeniden ele alınması şarttır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘Kentsel Dönüşüm Rant Odaklı Değil, Risk Odaklı Olmalı’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm sürecinde dikkat edilmesi gerekenler neler, sizce dikkat ediliyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle, depreme karşı güçlendirilebilecek yapılar yıkılıp yeniden yapılmamalı; çünkü güçlendirme maliyetleri çoğu zaman yeni bina yapımına göre daha ekonomik olmaktadır. Devletimizin, yaşadıkları evleri depreme karşı güvenli hale getirmek isteyen vatandaşlarımıza, geri ödemesi uzun ve ucuz finans desteği sağlaması, güçlendirme ruhsatı alınırken belediyelerin kolaylık sağlaması gerekmektedir. Kentsel dönüşüm rant odaklı değil, depremsel risk odaklı olmalı, dönüşüm sadece yık-yap modeli ile değil, yerinde güçlendirme yöntemi ile birlikte gerçekleştirilmelidir. Vatandaşlara gerek kamu spotları, gerekse de basın yoluyla depreme karşı kentsel dönüşümün gerekliliği anlatılmalı ve bu konudaki farkındalık artırılmalıdır.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşüm çalışmalarında, çevreye, kente uyum önemseniyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentsel dönüşümde, yerinde dönüşüm şimdiye kadar ekseriyetle bina parseli bazında gerçekleşti. Halbuki, ada bazında daha büyük alanlarda toplu anlaşma yoluyla yapılabilecek dönüşümler, hem şehirlere yeni yeşil alanlar, hem de kapalı otopark alanları kazandırabilir. O yüzden karbon salınımını azaltmaya yönelik inşai yöntemler ile ada bazında kentsel dönüşümü ve mevcut kaynakları daha etkin kullandığı için depreme karşı yapısal güçlendirmenin kentsel dönüşümde çevremize ve kentimize daha uygun etkiler yaratacağını düşünüyoruz.</span></p>
<p><b>‘Mevzuattaki Sıkıntılar Giderilmeli’</b></p>
<p><b>Binasını dönüştürmek isteyen bir vatandaş için süreç nasıl işliyor? Bu süreçle ilgili sıkıntı yaşanan bölgeler var. Bu bölgeler hakkında bilgi verebilir misiniz? Bu sıkıntılar neler? Çözüm nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli yapı tespiti için ilgili bakanlıktan lisanslı kuruluşlarla anlaşma yapılıp gerekli bina etüdü yapılarak deprem risk raporu hazırlanır. Bu raporun sadece Riskli Yapı Yönetmeliği&#8217;ne göre değil, ayrıca Türk Bina Deprem Yönetmeliği&#8217;ne göre de hazırlanmasını öneriyoruz. 6306 Sayılı mevzuattaki haliyle riskli yapı tespiti yapıldıktan sonra, yıkım süreci için kat maliklerinin 2/3 oranında çoğunluğu aranıyorken, güçlendirme için aynı kanuna göre 4/5 oranı aranmaktadır. Buna ek olarak, güçlendirme çalışmalarının tümüyle tamamlanıp güçlendirme ruhsatının alınması için, yıkım için maliklere 90 gün gibi kısa bir süre verilmesi, caydırıcılığı maalesef artırmaktadır. Bu süre uzatılmalıdır. Belediyeler imara aykırılık olduğu için binaların bir kısmına güçlendirme ruhsatı bile veremez haldedir. Dediğiniz gibi bazı bölgelerde gerek zamanında yapılmış, ancak şimdi kaçak durumdaki katlar, uygulama imar planında değişmiş kat yükseklikleri, yoldan çekme mesafeleri sebebiyle vatandaş hem mevzuat, hem de belediyeler tarafından depreme karşı güçlendirme konusunda ruhsat alamamakta ve sıkıntıya girmektedir. İmar barışı ile kentsel dönüşüm birlikte çalıştırılırsa, hem kaçak yapılaşma kayıtlı hale gelecek, devletin vergi geliri artacak, hem de yapı stoku ruhsatlı şekilde yapılarak dönüşümle depreme karşı güvenli hale gelecektir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Sizce uygulama anlamında, kentsel dönüşümde öncelik ne?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kentsel dönüşümde öncelik ekonomik ve hızlı şekilde başta İstanbul olmak üzere tüm ülke genelinde riskli yapı stokunun deprem güvenliğinin artırılması olmalıdır. Amaç rant odaklı ilerleyerek, bazı lüks semtlerde bina yıkıp yapmak suretiyle vakit kaybetmek olmamalı, tam aksine az önce bahsettiğim gibi, tecrübeli kamu kurumları ve STK’lar gözetiminde hem yeniden yapım, hem de mevcut binaların yerinde güçlendirilmesi yöntemlerini içine alarak süreci yönetmek olmalıdır.</span></p>
<p><b>İmar Barışı İle Kentsel Dönüşüm Birlikte Çalışmalı</b></p>
<p><b>Yerel seçimleri geride bıraktık. Yeni belediye yönetimlerinden kentsel dönüşüm konusuyla ilgili somut beklentileriniz nelerdir? İstanbul&#8217;da bugüne dek kentsel dönüşüm, daha çok hangi ilçelerde başarılı oldu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belediyeler imara aykırılık olduğu için binaların çoğuna güçlendirme ruhsatı bile veremez haldedir. İmar barışı ile kentsel dönüşüm birlikte çalıştırılmalıdır. Gerek zamanında yapılmış, ancak şimdi kaçak durumdaki katlar, uygulama imar planında değişmiş kat yükseklikleri, yoldan çekme mesafeleri sebebiyle vatandaş, gerek mevzuat, gerekse de belediyeler tarafından depreme karşı güçlendirme konusu sıkıntıya girmektedir. Belediyelerimizden bu konuda vatandaşlarımıza daha anlayışlı olmalarını bekliyoruz. Herhangi bir destek görmeden sadece öz kaynaklarıyla oturdukları binaları depreme karşı güvenli hale getirmek isteyen insanların önüne mevzuatı bahane edip engeller çıkarmak yerine, inisiyatif kullanıp insan odaklı yerel idarecilik örneğini sergilemelerini bekliyoruz. Açıkçası Fikirtepe bölgesi dışındaki semtlerde kentsel dönüşüm yaygın şekilde yapılamadı. Fikirtepe örneği bile maalesef çevre ve altyapı göz önünde bulundurulmadan kontrolsüzce yapıldı, diyebiliriz.</span></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığınızda, 99 depremindeki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? Örneğin İstanbul’da o dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü riskli bina sayısı arasında fark var mı? Varsa rakam verebilir misiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">1999 İzmit depremi 17 binin üzerinde insanımızın canını aldı, maalesef. AFAD gibi yetkili kuruluşlar, beklenen İstanbul depreminde bu sayının iki katına çıkmasını bekliyor. 2 milyonun üzerinde vatandaşımız ağır/orta hasarlı binalar sebebiyle açıkta kalabilir. Aynı zamanda Marmara Denizi&#8217;ndeki fay,1999&#8217;dan beri daha dikkatli şekilde inceleniyor ve görülüyor ki; bu fayın Richter ölçeğinde 7,5 büyüklüğündeki bir deprem yaratma kapasitesi var. Dolayısıyla, farkına vardığımız deprem riskinin arttığını söyleyebiliriz. Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum&#8217;un da dediği gibi 6 milyonun üzerinde yıkılıp yeniden yapılması veya güçlendirilmesi gereken yapı stokumuz bulunmakta. Ancak rakamlar verip önümüzdeki işin zorluğundan çekinmek yerine, mühendislik ve modern finans enstrümanlarını, idari kadronun desteğiyle birleştirip işe hızlıca koyulmak en iyisi.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘Kentsel Dönüşüm Yerel Müteahhitlerin İnsafına Bırakılmamalı’</b></p>
<p><b>Sizce kentsel dönüşüm çalışmalarında eksik ya da yanlış uygulamalar var mı? Varsa nedir bunlar?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vatandaşa, deprem riskine karşı harekete geçmesine yönelik kamu spotları ya da yazılı ve görsel basın yoluyla farkındalık mesajları verilmelidir. Şimdiye kadar yapıldığının aksine, kentsel dönüşüm gibi mega bir proje, yerel müteahhitlerin insafına bırakılmamalıdır. Ada bazında kentsel dönüşümün gerçekleşmesi için belediye temsilcileri, arabulucu avukatlar, bakanlıktan lisanslı statik proje ofisleri, kat malikleri ile belediye ve hatta gerekirse mahalle bazında toplantılar düzenlemelidir. Vatandaşa deprem riski konusunda bilgilendirilmelidir. Çünkü farkındalık önlem almanın ön şartıdır. Her şeyden önce depreme karşı güçlendirilmesi ekonomik ve teknik kriterler bakımından mümkün olan yapılar, yıkılıp yeniden yapılarak kaynaklar israf edilmemelidir. Kentsel dönüşümün gerçekleştiği yerdeki altyapılar düşünülmeden çok katlı yapılar yapılması halinde, ortaya çıkacak yapı stoku yine sorunlu olacaktır. İnsanlar güçlendirme konusunu yavaş yavaş öğrenmeye başladı. Vatandaş eskiden tek seçeneğinin yıkmak olduğunu sanıyordu. Vatandaşa ‘yık-yap’ modeline alternatif, daha hızlı, daha ekonomik ve aynı deprem performansı sağlayan yöntemlerin olduğu açıklanmalı.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><b>Kentsel dönüşümde, yıkıp yeniden yapmak yerine, uygun olan binaları güçlendirmek, zaman ve maliyet açısından nasıl bir kazanım sağlıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Güçlendirilen yapının, yeni yapılan yapı kadar sağlam olabileceği fikri yaygın değil henüz. Halbuki ikisi de beklenen İstanbul depreminde can güvenliğini sağlayacak şekilde yapılıyor. Daha önce bahsettiğimiz gibi İPKB gibi İstanbul Valiliği’ne bağlı kurumlar, yıkıp yeniden yaptıklarından daha çok sayıda okul ve hastaneyi güçlendirdiler. Yani vatandaşımız, depreme karşı güçlendirme metoduna inansınlar. Oturdukları daireler küçülmeden, 5-6 ayda biten kaba güçlendirme işleri insanları oturdukları evlerine daha kısa sürede geri getiriyor. Genelde güçlendirme maliyetleri ‘yık-yap’ maliyetlerinin çok altında, ancak bina yaşı arttıkça ya da bina yapım kalitesi düştükçe güçlendirme maliyeti biraz artabiliyor. Depreme karşı kentsel dönüşüm, rantı yüksek bölgelerde başladığı için buralarda daire metrekareleri rant nedeniyle düştü ve daire sahipleri bu nedenle mağdur oldular. Türkiye genelindeki hasarlı bir binanın tamamının yıkılıp yeniden yapılması kabaca 2 yıl sürüyor. Ayrıca Marmara Üniversitesi Başıbüyük Hastanesi&#8217;ndeki gibi sismik izolatörler yardımıyla  binaların güçlendirilmesi yapılarak, bina içinde kapsamlı bir yıkım işi yapmadan da binayı depreme dayanıklı hale getirmenin mümkün.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/">Bina Güçlendirme Desteklenirse, Kentsel Dönüşüm 20 Yıldan Kısa Sürede Biter</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/18/bina-guclendirme-desteklenirse-kentsel-donusum-20-yildan-kisa-surede-biter/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Türkiye’de Her An Büyük Bir Deprem Olabilir’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/turkiyede-her-an-buyuk-bir-deprem-olabilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 17 Apr 2019 09:37:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AFAD]]></category>
		<category><![CDATA[Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37593</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul’da 2020 yılında dek 7,5 ve üzeri deprem ihtimalinin istatistiksel olarak yüzde 45 olduğunu söyleyen, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış, “Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksektir. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir” uyarısında bulundu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/turkiyede-her-an-buyuk-bir-deprem-olabilir/">‘Türkiye’de Her An Büyük Bir Deprem Olabilir’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış ile bu alandaki uygulamaları, neler yapılması gerektiğini ve olası bir depreme ne kadar hazır olduğumuzu konuştuk.</p>
<p><b>Türkiye yıllardır kentsel dönüşüm sürecinde. Özellikle büyükşehirler ve İstanbul&#8217;da süreç nispeten daha hızlı. Bugüne dek yapılan çalışmaları genel olarak nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adı kentsel dönüşüm olarak kamuoyunca kabul edilen yasa ve yapılan işlemler, bir kentsel dönüşüm değildir. Kentsel dönüşüm, belirli bir plan ve düzen içerisinde, büyük alanların bir arada değerlendirilerek yeşil alan, spor alanı, okul, cami, park ve benzeri tüm sosyal donatıların planlanarak hayata geçirildiği projelere denmektedir. Şu an yapılan ve kanunda adı olan çalışma</span><b>, </b>‘riskli yapı ve riskli alanların dönüştürülmesi’dir. <span style="font-weight: 400;">Bu nedenle en baştan bu tanımın gereği olan kentsel dönüşümün hayata geçirilmesi önemlidir. </span></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-37594  alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/04/Şerif-Barış1-640x447.jpg" alt="" width="339" height="237" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu işlem için de öncelikle, kentsel dönüşümün yapılacağı bölgelerin şehirlerde depreme en dayanıksız bölümlerinden veya olası bir depremde en fazla hasar alacak bölgelerinden başlanması gerekir. Bu tür bir hasar dağılımını belirlemek için il ve ilçelerde yapılacak ve 1 yılda bitecek deprem senaryoları çalışmaları ile o şehrin en fazla hasar gören bölgeleri belirlenerek kentsel dönüşümün bu alanlardan öncelikli olarak başlaması önemlidir. Bu sayede olacak bir depremde meydana gelecek can kayıplarını en aza indirmek mümkün olabilir. Hali hazırda yapılan riskli yapı ve riskli alan yenilemeleri depreme dayanıklı yapı üretme açısından olumlu bir çalışmadır. Ancak, özellikle riskli alanlarda yapılan konutlar ile yapı şirketleri arasında oluşan sorunlar, yarım kalan konutlar, yeni mağdurlar yaratmıştır. Bu çalışmalarda konut sahiplerine ve inşaat firmalarına mutlaka bir koruma güvencesi sağlanması veya devletin bir finans çözümüne ihtiyaç duyulmuştur. Yapılan yeni binalar özellikle olası bir deprem düşünülerek hazır beton, nervürlü demir ve oldukça dayanıklı radye temeller kullanılarak yapılmakta ve genellikle yeni şartnameye uygun statik hesaplamalar kullanılmaktadır. Daha da önemlisi tüm bu yapılar inşa edilirken eskiye nazaran çok daha sıkı denetimlerden geçmektedir. Özellikle 1999 Kocaeli ve Düzce depremlerinden sonra yapılan binaların çok büyük bir kısmı, deprem endişesiyle oldukça güvenli sınırlar içerisinde kalınarak yapılmaktadır. Nitekim bu binaların zemin etütleri daha dikkatle yapılmış, mimari ve statik projelere dikkat edilmiş ve kullanılan malzeme ile işçilik daha özenli hale gelmiştir. </span><span style="font-weight: 400;">1 Ocak 2019 tarihinde yenilenen yeni yapı yönetmeliğine göre, özellikle yüksek katlı yapılar için yeni şartlar getirilmiş ve tüm diğer binalar için de benzer standartlar yükseltilmiştir. Bundan sonraki inşa edilecek yapılarda zemin sınıfının ve özelliklerinin mutlaka jeofizik yöntemlerle çok daha iyi belirlenmesi gerekir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fikirtepe, Yenisahra veya Zeytinburnu gibi büyük alanların da riskli alan olarak ilan edilmesi yeterli değildir. Bu gibi büyük ölçekli alanların mutlaka kentsel dönüşüm mantığıyla ele alınarak, küçük ve orta ölçekli alanların birleştirilerek, gerekirse inşaat firmalarının tıpkı çok büyük havaalanı, otoyol, köprü inşaatlarında olduğu gibi konsorsiyum kurması ve her türlü sosyal donatının da yer aldığı, ulaşım ve yeşil alanının da planlandığı kentsel dönüşüm yapılmasının daha doğru ve gelecek için daha verimli olduğunu düşünüyorum. Bu konuda da yasal düzenlemelerin yapılarak küçük alanlardaki dönüşümün yavaşlatılması ve devam eden asıl deprem riski yüksek olan bölgelerdeki büyük alanların kentsel dönüşümüne başlanması gerekir.</span></p>
<p><b>‘Riskli Alan Analizi Yapılmıyor’</b></p>
<p><b>Riskli bina ne demek? Tespiti nasıl gerçekleşiyor? Riskli bölge nedir? Bu bölgelerde yapılması gereken çalışmalar nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli bina, olası büyük bir depremde ağır hasar görecek veya yıkılarak can ve mal kaybı yaratacak şekilde depreme dayanıksız yapı demektir. Riskli bina için ilgili binada çeşitli geoteknik ölçüm, beton karot numunesi alarak beton dayanım testi ve zemin etüdü gibi farklı ölçümlerin yapılması ve bir uzman grubunun raporu gerekmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli alanlar ise Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından farklı yöntemlerle belirlenmiş alanlardır ve bu alanların genellikle depreme dayanıksız yapılardan oluştuğu, olası büyük bir depremde can ve mal kaybı yaşanacak bölge olarak nitelendirilmiştir. Riskli alan tespiti yapılırken, özellikle senaryo depremlerle tüm bina envanteri ve bu alanlara ait düzgün zemin bilgilerinin bir arada değerlendirip en yoğun hasarın olduğu alanların tespit edilerek belirlenmesi gerekmektedir. Ancak, şu an bu tür bir analiz yapılmadan diğer yöntemlerle bu alanlar belirlenmekte ve zaman zaman bu alanların belirlenmesi başka nedenlerle yapılmaktadır. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>Afet yönetim sistemleri nelerdir? Olası bir afet durumunda bu sistemleri uygulamaya hazır mıyız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Afet yönetim sistemi aslında bir yönetim modelidir ve olası bir afetten sonra müdahale, iyileştirme, zarar azaltma ve hazırlık aşamalarından oluşmaktadır. Bu yönetim modeli Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) tarafından yürütülmektedir. AFAD, Ulusal Afet Müdahale planını hazırlayıp her ile göndererek illerin de bu plana uygun kendi müdahale planlarını oluşturmalarını istemektedir. AFAD, hali hazırda iyileştirme aşamaları için çeşitli önlemler ve çalışmalar yapmıştır. Afetler için zarar azaltma ve hazırlık planları ve çalışmaları sürdürülmektedir. Afet yönetim sistemi ulusal, bölgesel ve yerel olarak hazırlanıp uygulanması gereken bir sistemdir ve tüm birey, kurum ve kuruluşların da paydaş olarak görev ve sorumlulukları bulunmaktadır. Tüm paydaşların gerekli çalışmaları yapmasıyla bu yönetim sistemi başarıya ulaşabilir. Dolayısıyla afetlerin zararlarını en aza indirmenin yöntemi tüm kişi, kurum ve devlet kurumlarının görev ve sorumluluklarını yerine getirmesiyle mümkün olabilecektir. Dünyada mükemmel bir afet yönetim sistemi yoktur.</span></p>
<p><b>İstanbul ve Bursa’da Erken Uyarı Sistemi var</b></p>
<p><b>Erken uyarı sistemleri nedir? Nasıl çalışır? Maliyeti nedir? Şu anda kullanım oranı ne düzeydedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Erken uyarı sistemi, zarar verici bir deprem sırasında kaydedilen ilk dalgalardan (P dalgası) yararlanır. Böylece depremin yerinin ve büyüklüğünün hızlıca belirlenmesi, zarar verici ve yıkıcı dalgalar olan ikincil dalgaların (S dalgası) şehre ulaşmadan önce elektrik, doğal gaz gibi sistemleri kapatarak, hareketli cihaz ve ulaşım araçlarını durdurarak veya yavaşlatarak olası yangın, kaza ve hasarların önüne geçmeyi amaçlar. Bu sistem aynı zamanda, deprem olduktan sonra o şehirdeki hasar dağılımını ayrıntılı belirleyerek, en ağır hasarın olduğu bölge, mahalle ve sokakları göstererek yıkılmış köprü, üstgeçit gibi ulaşım hasarlarını haritalar ve afetzedelere çok daha hızlı arama kurtarma, ilkyardım ve itfaiye ekiplerini ulaştırılması imkânını sunar. Bu şekilde can kayıplarını ve ekonomik zararları en aza indirgeme olanağı sağlayacak sistemlerdir. Bu ikili sisteme ise Acil Müdahale sistemi denmektedir. Bir şehirde kurulacak erken uyarı sistemi şehrin büyüklüğüne, yerleşim yerlerinin yaygınlığına bağlı olarak değişmektedir. İstanbul’da kurulu bulunan bu sistem yaklaşık 110 istasyondan oluşmaktadır. Tüm bu sistemin maliyeti 1,5-2 milyon dolar civarındadır. İşletme, bakım-onarım ve benzeri maliyeti ise yılda yaklaşık 200 bin dolar kadardır. Ülkemizde ikinci erken uyarı sistemi ise Bursa ve civarında, benim yürütücülüğümde, AFAD ve Bursagaz ortaklığıyla yapılmaktadır. Sistem Ocak 2019 ayında kurulmaya başlanmış olup 2 yıllık bir süre içerisinde tamamlanması planlanmaktadır.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p><b>‘Belediye Başkanları Deprem Konusunda Eğitim Almalı’</b></p>
<p><b>Sizce Türkiye, depreme hazır mı? Ya da hangi yönlerden hazır, hangilerinden değil? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye depreme hazır değildir. Ülkenin depreme hazır olması için hem devletin, hem devleti temsil eden kurum ve kişilerin, hem de yerel yöneticilerin, özel sektör ve firmalar ile ailelerin ve kişilerin yapmaları gereken çalışmalar ve alması gereken önlemler bulunmaktadır. Tüm bu önlemler alınmadıkça, gerekli eğitimler alınıp hayata geçirilmedikçe, ülkemizin depreme hazır hale gelmesi mümkün olmayacaktır. Yasal olarak bazı düzenlemeler yapılmış olmasına karşın henüz tüm alanlarda bakanlıkların üzerlerine düşen görev ve sorumlulukları yerine getirmediği görülmektedir. Yerel yönetimlerin de bu konuda oldukça eksik olduğunu söylemek mümkündür. Eğitim alanında, ilkokulda müfredatta bazı iyileştirme yapılmış olmasına karşın okullarda verilen eğitimlerin tatbikatlara, bilgi ve beceriye dönüşmediği görülmektedir. Özel sektörün ise bu konuda hemen hemen hiçbir hazırlık yapmadığı görülmekte, kişilerin ise depremlere dönük evlerinde yeterli önlemleri almadığı bilinmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizin bir deprem ülkesi olması nedeniyle, öncelikle belediye başkanlarının bu konuda eğitim almaları mutlaka şarttır. Yine benzer şekilde tüm üniversitelerde, e-ders olarak depreme ve diğer afetlere hazırlık derslerinin konması gerekmektedir. Orduda askerlik hizmeti alan tüm er ve erbaşlara, polis koleji, hemşirelik okulu gibi tüm eğitim kurumlarına benzer bir eğitim seferberliği başlatılmalıdır. Yanı sıra ev kadınları, engelli bireyler ve özellikle ülkemize farklı ülkelerden gelen göçmenlere de benzer eğitimlerin verilerek hazırlanılması gerekmektedir.</span></p>
<p><b>Riskli alanların dönüşümünün deprem/afet odaklı olduğunu düşünüyor musunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Riskli alanların dönüşümünün bazen deprem odaklı, bazen de başka amaçlar için yapıldığı düşüncesindeyim. Riskli yapıda ise bu dönüşümün genellikle depreme dayanıksız yapıların deprem korkusuyla yenilenmesi şeklinde gerçekleştiğine inanıyorum. </span></p>
<p><b>‘İstanbul’da Deprem İhtimali Yüzde 45’</b></p>
<p><b>Geçtiğimiz günlerde katıldığınız  &#8216;Türkiye&#8217;nin Depreminde 20. Yıl: Bellek, Yapılanma, Gelecek Çalıştayı’nda, &#8220;</b><b>2020 yılına kadar İstanbul&#8217;da bir deprem olma olasılığı yüzde 30. Doğa kaynaklı tehlikeler için temel kural, geçmişte meydana gelmişse bir gün mutlaka tekrarlayacak&#8221; şeklinde bir açıklamanız oldu. Türkiye geneli için sorarsak, deprem ihtimalinin yüzdesi kaçtır? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul için söylediğim 7,5 ve daha üzeri bir büyüklük için hesaplanmış bir olasılık olup gerçek istatiksel oran şu an için yüzde 45 civarındadır. 1999 depreminden sonra yapılan bilimsel çalışmalarda yüzde 65 olarak insanlara aktarılan değer ise 30 yıllık bir dönem için belirlenmiş ve depremden hemen sonra Kocaeli depremi nedeniyle artan bir olasılıktır. Aradan geçen 20 yıl içinde bu risk yavaş yavaş azalarak şu an yüzde 55-60 aralığında görülmektedir. Ancak, 2004 yılında aynı araştırmacıların yaptığı güncellenmiş risk hesabına göre İstanbul&#8217;da önümüzdeki 80-100 yıl içinde 7’den büyük bir depremin olma olasılığı yüzde 60 tan az olarak belirlenmiştir. Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksektir. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir.</span></p>
<p><b>‘Yerel Yönetimler Halkı Eğitmeli’</b></p>
<p><b></b><b>Yerel yönetimlerin bugünden itibaren afet yönetimi konusunda adım atması gereken konular nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerin ilk hedefi öncelikle tüm vatandaşları için afet eğitimlerini yaygınlaştırmak, farklı yaş grupları ve eğitim seviyesindeki insanlar için eğitim malzemeleri geliştirmek ve dağıtmak, il ve ilçelerde afet eğitim merkezleri açarak insanların bu eğitimlerde uygulamalı olarak öğrenmelerini sağlamak olmalıdır. Bütün bunları yapabilmeleri için öncelikle tüm belediyelerin şu adımları atması gerekmektedir: Birer bütünleşik afet ve acil durum planlarının hazırlanması, belediye çalışanlarından oluşturulacak bir afet ve acil planlama gurubunun kurulması, belediyede çalışan tüm personelin afete hazırlık ve güvenli yaşam eğitimlerinden geçirilmesi. Bu eğitimlere mutlaka belediye başkanlarının da katılması gerekir. Bütün bu planlar hazırlanıp, eğitimler tamamlandıktan sonra gerek haberli, gerekse habersiz tatbikatların yapılması ve planda aksayan yönlerin belirlenerek bir sonraki tatbikata kadar eğitim ve hazırlıkla düzeltilmesi gerekir. Bu konuda araştırma merkezimizce oluşturulmuş ve ülkemizin farklı üniversitelerinin değerli bilim insanlarından oluşturulan Afet Çalışma Grubu olarak, gerek afet ve acil durum planlarının güncellenmesi, gerekse afet ve acil durumlarda güvenli yaşam ve iş sürekliliği eğitimleri planlamakta ve gerçekleştirmekteyiz. </span></p>
<p><b>‘Riski Azaltmanın Yolu Depreme Hazırlanmak’</b></p>
<p><b>Kentsel dönüşümün başlama nedeni, depremlerden çok canımızın yanmasıydı. Bugünkü duruma baktığımızda, 99 yılındaki risklerle, bugünü kıyaslayabilir miyiz? O dönemki riskli bina sayısı ile bugünkü arasında fark var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deprem riski, her yıl geçtikçe, geçmişte olmuş deprem bölgelerinde artmaktadır. Riski azaltmanın tek yolu, toplum olarak hazırlık ve eğitimler ile alınacak önlemlerle mümkündür. Buna toplumsal kapasite denir ve hazırlık için yapılması gereken budur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ülkemizde depreme dayanıksız yapı stokunda 1999 yılına nazaran azalma vardır. Ancak 1999 yılı nüfus ve yapılaşma oranı ile ekonomik değerler, yani afet maruziyeti aynı değildir. Artan nüfus, ekonomik değerler, gelişen ekonomi, altyapı ve büyüyen şehirler nedeniyle, yaşanacak ekonomik zararlar artacaktır. Can kaybını azaltmak için sadece depreme dayanıklı bina üretmek yeterli değildir. Depreme dayanıklı yapılarda depremler sırasında sarsılacaktır. Ev ve işyerlerindeki eşyalar, yapısal olmayan unsurlar bu sarsıntı ile savrulabilecek, devrilebilecek ve yaralanma veya ölümler olacaktır. O nedenle deprem riskini azaltmak için her insanın evinde ve işyerinde mobilyaları, cihazları sabitleme çalışmasını yapmaları, bir sarsıntı sırasında ise güvenli bir eşyanın yanına veya altına girerek hedef küçültmeyi öğrenmeleri gerekmektedir. Bu alanda tüm sanayi kuruluşları, firmalar ve vatandaşlar için Afet Çalışma Grubumuz tarafından gerek uzaktan, gerekse yüz yüze yöntemlerle her ilimiz ve ilçemiz için eğitimler verilmektedir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/17/turkiyede-her-an-buyuk-bir-deprem-olabilir/">‘Türkiye’de Her An Büyük Bir Deprem Olabilir’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 16 Apr 2019 13:02:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Deprem Güçlendirme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[Deprem Ve Kentsel Dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Engin Adıgüzel]]></category>
		<category><![CDATA[Fikirtepe]]></category>
		<category><![CDATA[kentsel dönüşüm]]></category>
		<category><![CDATA[Leke Fikirtepe Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Mikdat Kadıoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[Şerif Barış]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=37529</guid>

					<description><![CDATA[<p>Uzmanlar, Türkiye’de her an büyük bir deprem olabileceği, İstanbul’da ise yakın zamanda deprem olma olasılığının yüzde 45 olduğu konusunu sıkça gündeme getirerek, kentsel dönüşümün kapsayıcı bir anlayışla düzenlenmesi ve hızlandırılması gerektiği uyarısında bulunuyor.  “Deprem ve Kentsel Dönüşüm” dosyamızda akademisyenler ve sivil toplum örgütleriyle, kentsel dönüşümde atılması gereken adımları merceğe alıyoruz… </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8220;Deprem Ve Kentsel Dönüşüm&#8221; dosyamız kapsamında, Kocaeli Üniversitesi Jeofizik Mühendisliği Öğretim Üyesi ve Deprem Uzmanı Prof. Dr. Şerif Barış yaklaşan depremi, afet yönetimi konusunda kamu ve sivil toplum nezdinde yapılması gereken çalışmaları anlattı.</p>
<p>Deprem Güçlendirme Derneği (DEGÜDER) Başkanı ve inşaat mühendisi Sinan Türkkan ise, kentsel dönüşümün hızlandırılması için güçlendirme seçeneğinin nasıl ele alınması gerektiğini paylaştı.</p>
<p>İstanbul Teknik Üniversitesi Meteoroloji Mühendisliği Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mikdat Kadıoğlu da vatandaşların afet yönetimi konusunda eğitilmesinin önemini, nasıl eğitileceğini ve mevzuatta afet yönetimiyle ilgili belediyelerin yürütmekle görevli olduğu konuları aktardı.</p>
<p>Kentsel dönüşümün sorunlu bölgelerinden İstanbul Fikirtepe’deki süreci, Leke Fikirtepe Platformu sözcüsü Engin Adıgüzel’den öğrendik.</p>
<p>17 Ağustos 1999 depremi, Kocaeli-Gölcük merkezli olmak üzere Richter ölçeğine göre 7,5 şiddetindeydi. Tüm Marmara Bölgesi’nde, Ankara ve İzmir’e kadar geniş bir alanda hissedilen 17 Ağustos depreminde resmi verilere göre 18 bin 373, resmi olmayan verilere göre 50 bin kişi hayatını kaybetmişti. Yaklaşık 100 bin kişinin yaralandığı felakette, 505 kişi de sakat kaldı. 133 bin 683 binanın çökmesiyle, 600 bin kişi evinden oldu. Bugün İstanbul’da 400 bin riskli binadan bahsediliyor ve kentte 2020 yılına kadar 7,5 ve üzeri deprem olasılığı istatistiksel olarak yüzde 45. Türkiye’de ise 7’den büyük bir depremin sismik boşluk olarak adlandırılan bazı bölgelerde olma ihtimali çok yüksek. Bu bölgelerde her an büyük bir deprem her an olabilir.</p>
<p>17 Ağustos depreminde bu yana gündemimizde olan ve yıllardır süregelen kentsel dönüşüm çalışmaları, Türkiye’nin en önemli konularının başında geliyor. Ancak kentsel dönüşüm, işleyişi bakımından yıllardır sorunlarıyla birlikte yürütülmekte. İstanbul’da metrekare değeri yüksek bölgelerde, bina bazında gerçekleşen dönüşüm afet ve özellikle deprem konusunda önlem almaktan çok, evlerin küçültülerek yenilenmesi şeklinde ilerliyor.</p>
<p>Yeni yapılar depreme dayanıklı inşa edilse de, mahalle ve ilçe bazında bütünleşik bir kentsel dönüşüm çalışmasının benimsenmemesi,  olası bir depremde meydana gelecek felaketleri önlemeye yetmiyor. Bununla birlikte, mülk sahiplerinin müteahhit firmalarla anlaşması üzerinden ilerleyen sistem, kentsel dönüşümü afet değil, rant odaklı hale getiriyor.</p>
<p><strong>Kentsel Dönüşüm İçin 20 Yılımız Olmayabilir</strong></p>
<p>Uzmanlar, kentsel dönüşümün bina bazında değil, ada bazında yapılarak bütünleşik bir yaklaşımla ele alınması gerektiğini savunurken, tüm binaları yıkıp yeniden yapmanın 20 yıl süreceğini, bu kadar vaktimiz olmadığını söylüyor. Uygun olan binaların güçlendirilmesiyle hem zaman, hem de maliyet açısından avantaj yaşanabilir. Böylece, kentsel dönüşümün müteahhitlerin insafına bırakılmasının da önüne geçecek bir adım atılabilir. Kentsel dönüşüm çalışmalarının deprem özelinde gerçekleşmesi de sıkıntı yaratıyor. Fırtına, sel, yangın gibi afetlerin de kentsel dönüşüm çalışmalarına dâhil edilmesi gerekiyor. Uzmanlar, belediyelerin afet yönetimi konusunda daha aktif rol alması gerektiğin ifade ederek, halkın yoğun olarak bilgilendirilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.</p>
<p><strong>Her Belediye, Kendi Kentsel Dönüşüm Planını Hazırlayacak</strong></p>
<p>İstanbul Kartal’da 6 Şubat günü çöken ve 21 kişinin hayatını kaybettiği Yeşilyurt Apartmanı, kentsel dönüşüm sürecine ve riskli binalara bir kez daha dikkat çekmişti.  Olay sonrası Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, yayınladığı strateji belgesi kapsamında 81 ilin valiliğine bir genelge yollayarak, illerdeki en riskli yapıların sayısının belirlenmesini istemişti.  Genelgeye ilk yanıt İstanbul Valiliği’nden gelmiş, Valilik tarafından bir süre önce büyükşehir ve 39 ilçe belediyesine gönderilen yazıyla, en riskli yapıların tespitlerinin yapılması istenmişti. 3 ay içerisinde binaların tespit edilmesi ve daha önceki çalışmaların aksine, her belediyenin kendi kentsel dönüşüm planını hazırlayarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na sunması planlanıyor. Bakanlığın onayı ve çeşitli finansman desteklerinin de devreye alınmasıyla çalışmalara başlanacak. 20 Mayıs’tan sonra her kent, kendine özgü kentsel dönüşüm planlamasını yaptığı bir Strateji Belgesini hazırlayarak Bakanlığın onayına sunacak. Kentsel dönüşümle ilgili yeni hedefler kapsamında müteahhitlerden yapım bedelinin yüzde 10&#8217;unu teminat olarak göstermeleri zorunlu tutulacak. İnşaatın ilerleme seviyesine göre bakanlık tarafından satışlara izin verilecek.</p>
<p><strong>400 Bin Riskli Binanın 30 Bini Olası İstanbul Depreminde Yıkılabilir</strong></p>
<p>Valiliğin belediyelere gönderdiği yazı ile yeni kentsel dönüşüm sürecinin başlatıldığı İstanbul&#8217;da, 400 bin bina riskli bina olduğu belirtiliyor. Bu rakam, Türkiye genelinde dönüşmesi gereken 6,7 milyon konutun yaklaşık yüzde 10&#8217;una denk geliyor. 2035&#8217;e kadar beklenen olası bir İstanbul depreminde ise bu yapılarının 30 binin yıkılabileceği tahmin ediliyor. İstanbul genelinde yıkım tehlikesi bulunan riskli yapıların tespiti, bunların yıkılması ve yeniden yapılması amacıyla 2012&#8217;de çıkarılan kentsel dönüşüm yasası kapsamında, bugüne dek kentte 66 bin binanın risk tespiti yapıldı ve 325 bin hane evlerini kentsel dönüşüme dâhil etti.</p>
<p><strong>Fikirtepe’de Kentsel Dönüşüm Çilesi</strong></p>
<p>Kentsel dönüşümün uygulanması noktasında sıkıntıları ise, bölgelere göre farklılık gösteriyor. Müteahhit firmaların kâr edememesi nedeniyle, hak sahiplerine kira yardımında bulunmaması, dönüşüm sürecinin bitmemesi, kamu tarafında da kentsel dönüşüm çalışmalarının henüz oturmamış olması nedeniyle, Fikirtepe’de 65 bin hak sahibi mağdur.  Kentsel dönüşümün kördüğüme döndüğü Fikirtepe bölgesinde ise, bu yılın başında ‘Leke Fikirtepe’ kampanyasını hayata geçiren mağdurlar, ‘Sessizliği bozmak için çivi çak ve paylaş!’ sloganı ile hazırladıkları enstalasyon üzerine,  bölgedeki mağdur 65 bin kişiyi temsilen, enstalasyon üzerine 65 bin çivi çakmayı hedefliyor Kentsel dönüşümde 2005 yılında pilot bölge seçilen Fikirtepe’de evi yıkılan ve kira ödeyecek geliri olmayan vatandaşlar akrabalarının yanında, sokakta ve çadırda kalıyor. Bölgede faaliyet gösteren inşaat şirketleri iflas etti. Change.org üzerinden de sorunlarının çözümü için bir kampanya yürüten ve çözümün adresi olarak Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nı gören Fikirtepeli mağdurlar, çözüm bekliyor.  Fikirtepe’de toplam proje alanı 916 bin 381, kamuya terk edilen alan ise 302 bin 406 metrekare. Tüm projelerin tamamlanması halinde, Fikirtepe’den kentsel dönüşümle ilgili kamunun elde edebileceği kar ise 16 milyar 230 milyon 19 bin 956 lira. Bölgede 15 proje bitti. 3’ünde iskan var, diğerlerinde tapu sorunu sürüyor. 5 yapı adasında firmalar işleri tamamen bıraktı. Toplam sorunlu yapı adası sayısı ise 41. Bunların kiminde yıkım yıllar önce yapıldı ama inşaat başlamadı. Kiminde ağır ilerliyor, kiminde birden fazla firma işin içinde diye süreç kilitlendi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/04/16/turkiyede-her-an-buyuk-deprem-olabilir-kentsel-donusum-hizlandirilmali/">Türkiye’de Her An Büyük Deprem Olabilir, Kentsel Dönüşüm Hızlandırılmalı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
