<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Deniz Ataç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/deniz-atac/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/deniz-atac/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 03 Jun 2022 08:02:57 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Deniz Ataç arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/deniz-atac/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Doğayla Uyumlu Yaşamaktan Başka Çaremiz Yok&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/03/dogayla-uyumlu-yasamaktan-baska-caremiz-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jun 2022 08:02:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=81086</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, 5 Haziran Dünya Çevre Günü’nde, bugünün ve gelecek nesillerin yaşamının doğrudan bağlı olduğu doğal varlıklar üzerindeki baskı ve tahribatlara dikkat çekti. Doğanın yükünün her geçen gün arttığını belirten Vakıf, bu yükün azaltılması için tüm insanlara görevler düştüğünün altını çizdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/03/dogayla-uyumlu-yasamaktan-baska-caremiz-yok/">&#8216;Doğayla Uyumlu Yaşamaktan Başka Çaremiz Yok&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu yıl #TekBirDünya sloganıyla kutlanan Dünya Çevre Günü’nde Birleşmiş Milletler, “Evrende milyarlarca galaksi, galaksimizde milyarlarca gezegen, ancak sadece bir dünya var” diyerek, dünyayı yaşanabilir yapan iklimin ve doğal varlıkların korunması konusunda herkesi duyarlı olmaya ve adım atmaya çağırdı. TEMA Vakfı bu günde, insanların neden olduğu iklim krizi, biyolojik çeşitlilik kaybı ve kirliliğin, gelecekte yaşamı ve refahı olumsuz etkileyecek en büyük problemler arasında yer aldığını vurguladı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61846" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/FOTO6-TEMA-Vakfi-Yönetim-Kurulu-Başkani-Deniz-Ataç-640x771.jpg" alt="Deniz Ataç" width="308" height="371" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/FOTO6-TEMA-Vakfi-Yönetim-Kurulu-Başkani-Deniz-Ataç-640x771.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/FOTO6-TEMA-Vakfi-Yönetim-Kurulu-Başkani-Deniz-Ataç.jpg 1000w" sizes="(max-width: 308px) 100vw, 308px" /></p>
<p>Doğayı korumanın, gezegenimizi ve kendi yaşamımızı korumak anlamına geldiğini ifade eden TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Evrende içinde yaşam olduğu bilinen tek gezegen dünyamızdır. İnsanların, doğal varlıklar üzerindeki etkilerini dikkate almayan, sürekli büyüme odaklı bir ekonomik anlayışla yaşam kaynaklarını hızla tükettiği ise artık yadsınamaz bir gerçektir. Bugünkü tüketim anlayışı ve ekonomik talepleri karşılamak için 1.8 dünya gerekmektedir.  Ne yazık ki, özellikle 1970’li yılların başından itibaren bugünün ve gelecek kuşakların yaşamını, refahını etkileyen bu gidişin durdurulması gerektiği vurgulanmaktadır. Bu yönde uluslararası girişimler de olmasına rağmen, bu adımların, beklenen hedeflere ulaşılması konusunda yeterli olmadığı görülmektedir. Her yıl 10 milyon hektar orman alanı tahrip edilmekte, 12 milyon tarım arazisi  çöllleşmektedir. Yıllık karbon salımının ancak %60’ı doğa tarafından depolanabilmekte, %40’ı   atmosferde birikmeye devam etmekte ve dünya giderek ısınmaktadır. İklim değişikliği, biyolojik çeşitlilik kaybı, kirlilik kaynaklı sorunlar bugünün ve gelecek nesillerin yaşamını ve refahını olumsuz yönde etkileyeceği gibi, yakın gelecekte ekonomiyi de zora sokacak en büyük problemler arasında yer almaktadır. Bu durum, ülkelerin sürdürülebilir kalkınma konusunda verdiği taahhütleri yerine getirme konusunda başarısız olduklarını göstermektedir. Nitekim 2050 yılında 1.5°C’de tutulması hedeflenen küresel ısınmanın, 2040 yılında 1.5°C’yi aşacağı tahmin edilmektedir. Bir milyon türün nesli tehlike altındadır. Bu son 10 yıl, atılacak adımlar için kritik bir 10 yıl olarak değerlendirilmektedir” dedi.</p>
<h5><strong>&#8216;Kamu Yararı Kavramı Yeniden Tanımlanmalı&#8217;</strong></h5>
<p>Doğanın yükünün her geçen gün arttığını belirterek, bu yükün azaltılması için tek bir bireyden tüm insanlara, politikacılara ve yöneticilere görevler düştüğünün altını çizen Ataç; “Artık tüm hükümetler kalkınmalarını büyüme odaklı halden çıkarmalı, çevresel değerleri esas alan göstergeleri kullanmalıdır. Bu anlamda, yasalarımızda çoğu zaman geçen kamu yararı kavramının; ekosistem hizmetlerini dikkate alan, iklim krizi ve biyolojik çeşitlilik kaybının gıda üretiminden doğa felaketlerine kadar yaratacağı riskleri dikkate alan bir anlayışla yeniden tanımlanması gerekmektedir. Bu aynı zamanda doğa ile dost olmanın ve doğaya dost uygulamaların hayata geçirilmesinin de önemli bir aracı olacaktır. Doğa ile dost olmak; iklimi korumak, tüm canlıların yaşam hakkına saygı göstermek, yaşam alanlarını korumak, doğa tahribatlarını önlemek, kirliliği ve doğaya olan yükü azaltmak, doğada açılan yaraları iyileştirmek üzere restorasyon çalışmaları yapmaktır” diyerek, bugün artık dünyanın, doğa ile dost olmaktan başka çaresi olmadığını hatırlattı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/06/03/dogayla-uyumlu-yasamaktan-baska-caremiz-yok/">&#8216;Doğayla Uyumlu Yaşamaktan Başka Çaremiz Yok&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı: Madde 6’ya Hayır!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/tema-vakfi-madde-6ya-hayir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 05 Nov 2020 08:41:25 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[maden ruhsatı]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=60519</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, TBMM Başkanlığına sunulan ‘Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’nde 6. maddeye dikkat çekiyor. 6. madde değişikliğinin kabul edilmesi halinde maden şirketlerinin ruhsat alanı dışına tesis kurmasının önü açılacak.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/tema-vakfi-madde-6ya-hayir/">TEMA Vakfı: Madde 6’ya Hayır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&#8216;Elektrik Piyasası Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ 5 Ekim 2020 tarihinde TBMM Başkanlığına sunulmuştu. İlerleyen günlerde Meclis Genel Kurulu’na gelmesi beklenen kanun teklifi, enerji piyasaları ile birlikte madenciliğe yönelik değişiklikler de içeriyor. TEMA Vakfı’nın ilk günden itibaren takip ettiği Maden Kanuna yönelik değişiklikler içinde özellikle 6. Madde değişikliği öne çıkıyor. Tasarının 6. maddesi önerilen hali ile kabul edilirse bugüne kadar maden ruhsat alanı sınırları içinde yürütülen madencilik faaliyetlerinden bir kısmı artık işletmelerin ruhsat alanı dışında da yürütülebilecek.</p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-60524 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/tema-640x480.jpg" alt="tema vakfı" width="351" height="263" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/tema-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/tema.jpg 900w" sizes="(max-width: 351px) 100vw, 351px" />Konuyla ilgili açıklamalarda bulunan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; “Söz konusu olan 47 maddelik yeni kanun teklifinde daha önce 3. ve 5. maddelere dikkat çekmiştik. Bu maddelere yönelik olumlu adımlar atılmış ve maddelerde değişikliğe gidilmişti. Atılan bu olumlu adımları büyük mutluluk ve teşekkür ile karşıladığımızı belirtmek isterim. Ancak, tam da tasarıya ilişkin olumlu adımlar atılmışken aynı toplantıda, tasarıya yine Maden Kanunu’nda değişiklik yapılmasını öngören 6. maddenin eklendiğini öğrendik. Ne yazık ki eklenen bu değişiklikle maden şirketlerinin ruhsat alanı dışına tesis kurmalarının önü açılıyor. Mevcut uygulamada madenlerin çıkarılması ve işletilmesine dair faaliyetler ruhsat sınırları içinde yürütülüyor. Ruhsat alanları çoğu zaman doğa ve yaşam alanları ile su varlıklarına kabul edilemez biçimde zarar verecek şekilde belirlenmiş olsa da; madenlerin ruhsat sınırları içinde kalması madencilik nedeni ile oluşan çevresel riskleri, doğa tahribatını, halk sağlığını bütüncül bir şekilde ele alabilmek ve kontrol altında tutabilmenin önemli bir aracı. Yeni düzenleme ile madenciliğe ilişkin tesisler ruhsat alanlarının dışına taşıp hiçbir sınır ve planlama olmaksızın doğa alanlarına, tarım ve mera alanlarına, su havzalarına yayılabilecek. Düzenleme yasalaşırsa; doğal varlıklar, doğa alanları, tarım ve mera alanları tesislerle bölünecek; madencilik faaliyetlerine ilişkin kirlilik çok daha geniş alanlara yayılacak ve madencilik faaliyetleri o alanda var olan mevcut faaliyetlerden ve mülkiyet haklarından üstün tutulacak” diyerek tüm milletvekillerini 6. Maddeye hayır demeleri konusunda harekete geçmeye davet etti.</p>
<p>Madencilikte ruhsat sınırlarını ortadan kaldırarak doğayı, tarım üretimini ve insan sağlığını tehdit eden 6. madde metninde yer alan ‘geçici tesis’ tanımına da değinen Ataç; “Madde metninde ‘geçici tesis’ vurgusu yapılsa da Maden Kanunu’ndaki bu tanım, üzerinde bulunduğu alana kalıcı zararlar veriyor. ‘Geçici tesis’ adı verilen bu tesisler, gerek halk sağlığı gerekse doğa sağlığı açısından oldukça yüksek kirlilik yaratan ve risk barındıran liçleme tesislerinden atık barajlarına, dev atık tepelerini oluşturan pasa alanlarından siyanür havuzlarına, patlayıcı madde depolarına kadar maden faaliyetleri için kullanılacak her türlü yapıyı ifade ediyor” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/05/tema-vakfi-madde-6ya-hayir/">TEMA Vakfı: Madde 6’ya Hayır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Aşırı Hava Olayları Neden Oluyor?  Doğanın Ritmini Bozan İnsan Müdahalesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/03/asiri-hava-olaylari-neden-oluyor-doganin-ritmini-bozan-insan-mudahalesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Jul 2020 12:11:11 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[aşırı hava olayları]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Tolga Çalışkanelli]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55570</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç ve İzmir Ekolojik Denge Derneği Başkanı Tolga Çalışkanelli, son yıllarda etkisini artıran iklim sorunları, aşırı hava olaylarının nedenleri, sonuçları, alınabilecek önlemler üzerine sorularımızı yanıtladı. Aşırılığın bir sorunu işaret ettiğini söyleyen Deniz Ataç, doğanın ritmini bozan insan müdahalesinin, iklimi değiştiren, dengeyi bozan, yönetilemez kılan ve kriz yaratan sonuçları olacağını vurguluyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/03/asiri-hava-olaylari-neden-oluyor-doganin-ritmini-bozan-insan-mudahalesi/">Aşırı Hava Olayları Neden Oluyor? &lt;br&gt; Doğanın Ritmini Bozan İnsan Müdahalesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Tüm dünyanın etkisi altında olduğu iklim krizinin ana nedenleri nelerdir?</b></p>
<figure id="attachment_55572" aria-describedby="caption-attachment-55572" style="width: 360px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class=" wp-image-55572" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Deniz-atac-640x427.jpg" alt="Deniz Ataç" width="360" height="240" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Deniz-atac-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Deniz-atac-1280x854.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Deniz-atac-1024x683.jpg 1024w" sizes="(max-width: 360px) 100vw, 360px" /><figcaption id="caption-attachment-55572" class="wp-caption-text">Türkiye Erozyonla Mücadele, Ağaçlandırma ve Doğal Varlıkları Koruma (TEMA) Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;"><b>Deniz Ataç: </b></span><span style="font-weight: 400;">Bu soruya iklimin tanımını yaparak başlamak gerekir. İklim bir yerde uzun süreler boyunca gözlemlediğimiz ortalama sıcaklık ve yağış miktarını ifade eder. İklim değişikliği ise iklimin genel tanımından farklı olarak, iklimde yaşanan uzun süreli değişikliklerdir. Bu değişikliğin bilimsel kanıtı, iklimi oluşturan sıcaklık ve yağışa ilişkin uzun süreli ortalamalarda gizlidir. Hava durumundan farklı olarak iklim yavaş yavaş değişir ve yıllara ait uzun süreli ortalama verilerin yan yana dizilmesi, yaşanan değişimi matematiksel olarak ortaya koyar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Normal şartlarda güneşten dünyaya belli bir miktar enerji gelir. Eğer atmosfer olmasaydı bu enerji dünyaya çarpıp uzay boşluğuna geri dönecek ve dünya olması gerektiğinden çok daha soğuk bir yer olacaktı. Fakat güneşten gelen enerjinin bir bölümü dünyaya çarpıp uzaya kaçmadan önce dünyayı battaniye gibi saran atmosfer tarafından tutulur ve böylece dünyanın sıcaklığı bugünkü ortalama sıcaklık olan 16</span>°C&#8217;a<span style="font-weight: 400;"> ulaşır. Atmosferin güneşten gelen enerjinin bir bölümünü tutarak dünyanın sıcaklığını canlıların yaşaması için elverişli bir sıcaklığa getirmesine “sera etkisi” denir. “Sera etkisi” atmosferde bulunan ve ısıyı tutan sera gazları sayesinde gerçekleşir. Eğer atmosferdeki sera gazlarının miktarı artarsa güneşten gelen enerjinin daha büyük bölümü atmosfer tarafından tutulur ve dünya olması gerekenden daha sıcak bir yer olmaya başlar. Buna “insan kaynaklı sera etkisi” denir ve dünyanın ortama sıcaklığının artmasından kaynaklanan iklim değişikliği bu noktadan itibaren başlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Temel olarak atmosferde bulunan sera gazları karbondioksit, metan, diazotmonoksit ve su buharıdır. İnsan etkinlikleri sonucu olarak atmosferdeki su buharı dışındaki sera gazları oldukça artmıştır. Burada özellikle karbondioksit gazındaki artış oldukça dikkat çekicidir. Başta kömür olmak üzere, fosil yakıtların enerji üretiminde kullanılması, ormansızlaşma, arazi kullanım değişiklikleri atmosferdeki karbondioksit oranının artmasındaki temel nedenlerdendir. Bu etkinlikler sonucunda bugün, tarih boyunca ilk defa atmosferdeki karbondioksit gazı 280 ppm (milyon parçacık)’den 414 ppm’ye yükselmiştir. Atmosferdeki karbondioksit gazı artışının bir başka benzerini de metal ve diazotmonoksit gazlarında gözlemlemek mümkündür. Bu iki sera gazındaki artış; doğalgaz boru hatlarından yaşanan metan sızıntılarına, endüstriyel büyükbaş hayvan çiftliklerinden ve pirinç tarımından doğan metan üretimine ve kimyasal gübrelerden yayılan diazotmonoksite bağlı olarak artmaktadır.</span></p>
<figure id="attachment_55573" aria-describedby="caption-attachment-55573" style="width: 331px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-55573" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/07/Tolga-calikaneli.jpg" alt="Tolga Çalıkanelli" width="331" height="498" /><figcaption id="caption-attachment-55573" class="wp-caption-text">Tolga Çalıkanelli</figcaption></figure>
<p><b>Tolga Çalışkanelli:</b><span style="font-weight: 400;"> Tüm dünyayı etkisi altına alan küresel iklim krizinin başlıca nedeni tartışmasız sera gazı emisyonudur. </span><span style="font-weight: 400;">Sera gazı emisyonundaki artışının sebeplerini ana hatlarıyla söylemek gerekirse “ormanların yok olması, tüketilen enerji kaynakları, küresel sermayenin etkileri ve atık maddeler” diyebiliriz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuyu biraz açmamız gerekirse; Sera gazı ile ilgili yapılan araştırmalar, dünyadaki sera gazı emisyonlarının en az yüzde 15&#8217;inin kaynağının büyükbaş hayvan besiciliği olduğunu gösteriyor. Yani bu oran, kullandığımız motorlu taşıtların yol açtığı sera gazı emisyonundan çok daha yüksek. Büyükbaş hayvan besiciliği aynı zamanda su kıtlığına sürüklenmemizin ana nedenlerinden biridir denilebilir. Yarım kilo büyükbaş hayvan eti üretebilmek için yaklaşık 7 ton su tüketmek gerekiyor. Sera gazı emisyonunu ciddi oranda arttıran önemli etkenlerden biride hem sanayide hem hanelerde fosil yakıtların (özellikle kömür) kullanılmasıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ormanların yok olmasına gelince, ilk sırayı hangisi alır bilemiyorum. Bilinçsizce ormanların yakılmasından, siyanürle değerli maden çıkarılmasına, hızla betonlaşan bir dünya olma yoluna kadar birçok etken var. Atıklar… Dünyanın doğal kaynaklarına zarar veren başka bir etken. Pet-G ve asetat içerikli maddelerdir bunlar, yüzyıllarca doğadan kaybolmadıkları gibi toprak ve suyun kirlenmesindeki ana unsurlardır. Aslında hepsinin temelinde insanoğlunun ekonomik ihtiyaçlarına çözüm bulmak için doğayı yıpratması yatıyor diyebiliriz.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Doğa insanoğluna mesajını verdi  ve yeter artık diyor. Aşırı hava olaylarının nedeni adının üstünde olduğu gibi “küresel ısınma”dır. Hava ne kadar sıcak olursa toprak ve su o oranda ısınır, sonucunda toprak nemini kaybeder kurumaya başlar, su buharlaşır buharlaşma miktarı ne kadar fazla olursa yağmurun şiddeti o kadar fazla olur.</span></p></blockquote>
<p><b>2019 yılı, Türkiye&#8217;de aşırı hava olaylarının en çok meydana geldiği yıl olmuştu. 2020 yılında da bu olumsuz durumun devam ettiğini gözlemlemekteyiz. Aşırı hava olayları ve nedenleri nelerdir?</b></p>
<p><b>Deniz Ataç: </b><span style="font-weight: 400;">Olağan mevsimsel durumun dışına çıkan; yağış halindeyse miktar, şiddet ve süresinde beklenmeyen değişiklikler meydana gelen hava olaylarına “aşırı” denmektedir. Fazla yağış, fazla sıcaklık gibi hava durumlarını bölgeler özelinde incelemek ve değerlendirme yaparken de uzun yılların verilerinden yararlanmak gerekir. Bu toplam veriler, bize mevsimlere ve aylara göre ortalama verir ve bir bölgenin hava olayları hakkındaki fikre bu ortalamadan yola çıkarak ulaşılır. Yine ortalama verilere ek olarak, bölgelerde karşılaşılan en yüksek sıcaklık ve en yüksek yağış verilerine ulaşmak ve bu durumun ortalama olarak hangi periyotlarda gerçekleştiğini belirlemek de mümkündür. Örneğin Doğu Karadeniz’de gerçekleşen kısa sürede fazla miktardaki bir yağış ‘aşırı’ gözükebilir; ancak bu, bölgenin </span><span style="font-weight: 400;">normali olduğu için olağan kabul edilmelidir. Yine bazı bölgeler coğrafi olarak sıcaklığa ya da yağışa meyillidir. Bu, doğanın kendi şartlarıdır ve tüm planlamaları bu şartlar üzerinden yapmak gerekir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm bunların haricinde, verilerle okuyamadığımız; yıllar içinde edinilen bilgilerin neticesi olmayan, beklenmeyen hava olayları gerçekleştiğinde gerçek aşırılık ortaya çıkmaktadır. İşte bu da bize bir sorunu işaret etmektedir: Doğanın kendi ritmini bozmuş olan insan müdahalesi. Bu; iklimi değiştiren, dengeyi bozan, sonuçlarını yönetilemez kılan ve kriz yaratan bir müdahaledir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumların insan merkezli gelişmesi, ekosistemin bir bütün olarak düşünülmemesi, tüketimin bir yaşam biçimi halini alması gibi sebepler doğanın üzerindeki baskıyı arttırmaktadır. İklim krizi tüm bunların bir sonucu olarak karşımıza çıkmaktadır. Toplumların tercih ettiği üretim biçimleri iklimi değiştirmektedir. Fosil yakıt kullanımı, su varlıklarının tahribatı, orman ve tarım alanlarının kaybı, biyolojik çeşitliliğin azalması, betonlaşma, şehirlerin yanlış planlanması, aşırı tüketim gibi faktörler doğada bir değişime neden olmaktadır ve aşırı hava olayları da bu nedenle ortaya çıkmaktadır. Tüm dünya ülkeleri gibi Türkiye de bu değişimden etkilenmektedir. Daha önce karşılaşmadığımız sıcaklıklar, yağışlar meydana gelmekte; yaşanan afet sayıları artmakta, toplum kayıplar vermeye başlamaktadır. Bu sorunu çözebilmek için tüm dünyanın acilen konuyla ilgili eylem planı yapması ve durumu düzeltecek adımlar atması bir zorunluluk olarak önümüzde durmaktadır.</span></p>
<p><b>Tolga Çalışkanelli:</b><span style="font-weight: 400;"> 1800’lü yılların başından beri CO2 miktarı %40 artmış durumda. Yani  öncesinde başlayan bir süreç bu, sadece 2019 ve 2020 yıllarında küresel iklim krizi kendisini iyice hissettirmeye başladı. Doğa insanoğluna mesajını verdi ve yeter artık diyor. Aşırı hava olaylarının nedeni adının üstünde olduğu gibi “küresel ısınma” dır. Hava ne kadar sıcak olursa toprak ve su o oranda  ısınır, sonucunda toprak nemini kaybeder kurumaya başlar, su buharlaşır buharlaşma miktarı ne kadar fazla olursa yağmurun şiddeti o kadar fazla olur.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yakın gelecekte eğer gerekli önlemleri almaz, arazi planlarımızı buna göre yapmaz ve iklim değişikliğini önlemeye yönelik tarımsal üretim biçimlerini benimsemezsek tüm dünya ile birlikte ülkemizde de ciddi şekilde gıda güvenliği sorunları yaşayacağız.</span></p></blockquote>
<p><b>Aşırı hava olayları ve iklim değişikliğinin kamu sağlığı açısından   riskleri nelerdir?</b></p>
<p><b>Deniz Ataç: </b><span style="font-weight: 400;">Aşırı hava olaylarının sıklığı ve şiddetinin artması iklim değişikliğinin sonuçlarından yalnızca bir tanesidir. İklim değişikliğinin –aslında bugün içinde bulunduğumuz durum itibari ile iklim krizi demek daha doğru olacaktır- kamu sağlığını ciddi şekilde tehdit eden farklı pek çok sonucu bulunmaktadır. Bununla birlikte, aşırı hava olaylarının çok daha fazla gündem olması; ülkemizde özellikle plansız kentleşme, doğal sistemleri hiçe sayarak gerçekleşen yapılaşma ve enerji, sanayi yatırımlarından kaynaklanan aşırı hava olaylarının sonuçlarını çok ağır bir şekilde yaşamamızdan kaynaklanmaktadır. Son zamanlarda meydana gelen seller, şiddetli rüzgârlar, aşırı sıcak ya da soğuklar gibi hava olayları nedeniyle ne yazık ki insanlar hayatlarını kaybediyorlar. Fakat şunu da belirtmek gerekir, iklim değişikliği yalnızca aşırı hava olayları biçiminde kamu sağlığını tehdit etmiyor. Aynı zamanda henüz ülkemizde çok konuşulmuyor olsa da su kaynaklarının azalması, kuraklık, iklim değişikliğinden kaynaklı arazi bozulumu gibi faktörler (çölleşme, erozyon gibi) tarımsal üretimi de ciddi biçimde tehdit altına sokuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yakın gelecekte eğer gerekli önlemleri almaz, arazi planlarımızı buna göre yapmaz ve iklim değişikliğini önlemeye yönelik tarımsal üretim biçimlerini benimsemezsek tüm dünya ile birlikte ülkemizde de ciddi şekilde gıda güvenliği sorunları yaşayacağız. Buna paralel olarak gerekli önemleri almazsak içilebilir, temiz suya ulaşımın da yakın gelecekte büyük bir halk sağlığı sorunu olarak karşımıza çıkacağına ilişkin şüphe bulunmuyor. Yine iklim değişikliğinin neden olduğu biyolojik çeşitlilik kaybı ve sıcaklık değişimleri, türlerin göç etmek zorunda kalmasına neden oluyor ve bunun sonucunda da ekosistem dengelerinin bozulması nedeni ile (Covid-19 örneğinde de gördüğümüz üzere) hayvanlar ve böcekler üzerinden insanlara bulaşacak hastalık risklerinin artacağı öngörülüyor. İklim değişikliğinin kamu sağlığını tehdit etmesinde bir diğer etken de sıcaklık artışlarının neden olduğu ve şiddetli rüzgârlarla birlikte seyreden yağış azlığının önlem alınmasını zorlaştırdığı orman yangınlarından kaynaklı risklerdir. Orman alanlarının kaybı hem iklim değişikliğinin şiddetini arttırmasına neden olmakta, hem de yangınlar sonucu hava kirliliği yaratmaktadır. Buna bir de termik santraller gibi yoğun kirletici insan faaliyetleri eklendiğinde oluşan hava kirliliği pek çok insan için öldürücü seviyeye ulaşan solunum ve akciğer hastalıklarını ortaya çıkarmaktadır.</span></p>
<p><b>Tolga Çalışkanelli:</b><span style="font-weight: 400;"> İklim değişikliği ve aşırı hava olaylarının sıklığının artması  insan sağlığını doğrudan etkiler. Sıcaklık değişiklikleri insan sağlığını etkileyen faktörler arasındadır. Son dönemde yaşadığımız Covid-19 virüsü bile bir gösterge olabilir. Tabii bu bilim insanlarının sağlıkçıların araştırıp açıklaması gereken bir konu. Ancak bizlere virüsten korunmada vurgulanan iki önemli konu vardı; “Kişisel- çevresel temizlik ve temiz hava”  Betonlaşma aynı hızla devam etmesinin ve karbon salınımının önüne geçilmezse temiz hava solumamız imkansız hale gelecek, kişisel ve çevresel temizliğimiz içinde temiz su kaynaklarımız kalmayacak. Farklı virüsler veya hastalıklarla karşı karşıya kalmamız kaçınılmazdır. Kamu sağlığı ile ilgili bir örnekte “Zonguldak” olabilir. Covid salgınından dolayı ilk kısıtlama getirilen Büyükşehir statüsünde olmayan tek ilimizdir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Yerel düzeyde iklim değişikliği ile daha etkin olarak mücadele etmek ve uyum kapasitesini güçlendirmek için yerel yönetimlerin, o bölgeye özel iklim değişikliğinin neden olduğu afetleri belirlemeleri gerekmektedir. Merkezi ve yerel düzeyde tüm kurumların hazırlayıp uygulayacakları stratejik planlarda iklim değişikliği uyum ve azaltım önlemlerine yer verilmelidir.</span></p></blockquote>
<p><b>Aşırı hava olaylarının önüne geçilebilmesi için iyileştirici çalışmalarda yerel yönetimlerin rolü hakkında neler söylemek istersiniz?</b></p>
<p><b>Deniz Ataç: </b><span style="font-weight: 400;">Aşırı hava olaylarının bu kadar yıkıcı şekilde etkilerini görmemizin en önemli nedenlerinin başında, buna hazır olmayan kentler gelmektedir. Ülkemizdeki kentsel alanların daha da genişleyeceği öngörülmekte ve buna paralel olarak kentleşmenin iklim üzerindeki baskısını artırması büyük bir çevresel sorun olarak karşımıza çıkmaktadır. Kentler, iklim değişikliği sonucunda aşırı hava olaylarındaki artıştan dolayı daha kırılgan hale gelmektedir. Bununla birlikte yerel yönetimler, aşırı hava olaylarının kentler üzerindeki etkilerinin azaltılması ve önlenmesi için yerinde ve hızlı müdahale etme yetisine ve sorumluluğuna sahiptirler. Aşırı hava olaylarının önüne geçilebilmesi için yerel ve merkezi yönetimin bir plan dâhilinde birlikte hareket etmesi gerekmektedir. Bu doğrultuda en etkin araç İklim Eylem Planları’dır. Türkiye’nin İklim Değişikliği Uyum Stratejisi ve Eylem Planı olmasına rağmen, iller bazında iklim değişikliği planlarının hazırlanması konusunda ülke olarak olması gerekenin çok gerisindeyiz. İllerin yarısından fazlası henüz bu planları tamamlamış değil. Tamamlanan illerdeyse eylem planlarının uygulanması ile ilgili ciddi sorunlar bulunuyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel düzeyde iklim değişikliği ile daha etkin olarak mücadele etmek ve uyum kapasitesini güçlendirmek için yerel yönetimlerin, o bölgeye özel iklim değişikliğinin neden olduğu afetleri belirlemeleri gerekmektedir. Merkezi ve yerel düzeyde tüm kurumların hazırlayıp uygulayacakları stratejik planlarda iklim değişikliği uyum ve azaltım önlemlerine yer verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yerel yönetimlerin, imar planlama süreçlerinde ve bina sektörü yatırımlarında iklim değişikliğini dikkate alarak yerel ihtiyaçlara göre süreci yönetmeleri gerekmektedir. Kentsel dönüşüm politikaları, aşırı hava olayları ile mücadelede önemli bir fırsat olarak görülmelidir. Yerleşim yerlerinin iklim felaketlerine hazırlıklı olmaları için iklim değişikliğine karşı dirençli altyapı sistemlerinin inşa edilmesi gerekmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mekânsal planlama politikalarında, aşırı hava durumu şartları dikkate alındığında şehir afetleri azalacaktır. Sera gazı emisyonları kaynakları ve iklim değişikliğinin etkileri bir bölgede kendini taşkınlar şeklinde gösterirken bir bölgede; kuraklık, sıcak hava dalgaları olarak ortaya çıkmaktadır. Şehir İklim Uyum Eylem Planlarında belirtilen önlemler; şehrin sel riskine maruz kalma durumunu, ısı stresini, yangın riskini ve deniz seviyesi yükselmesini azaltabilir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Şehircilikte Yeni Vizyon” teması ile 2017 yılında toplanan Şehircilik Şurası’nda kentlerde yerel iklim eylem planlarının hazırlanmasına yol gösterici mahiyette bazı önemli kararlar ve Şura Komisyon Raporları’nın hemen hepsinde kentlerde iklim değişikliği ile mücadele etmeye doğrudan/dolaylı olarak faydalı olacak öneriler bulunmaktadır (T.C. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, 2017). Şura’da, Türkiye’de iklim değişikliği nedeniyle aşırı hava olaylarındaki artıştan dolayı kentlerin daha dayanıksız hale geleceği tartışılmış ve BM-HABİTAT III/Yeni Kentsel Gündemi çerçevesinde, yerel düzeyde iklim uyum eylemleri ile ilişkili değerlendirmeler yapılmıştır.</span></p>
<p><b>Tolga Çalışkanelli:</b><span style="font-weight: 400;"> Yerel yönetimlerin rolü tabii ki çok önemlidir. Bulundukları bölgeyi en iyi tanıyan, raporlayabilecek ve proje hazırlayıp hayata geçirebilecek en etkin kurumlardır bana göre. </span><span style="font-weight: 400;">Tüm yerel yönetimlerin küresel ısınmaya karşı  yarının dünyasını bugünden şekillendirmek için ciddi adımlar atması da gerekiyor.  </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’nin enerji yatırımlarında acil olarak fosil yakıtlardan vazgeçmesi ve doğa ile uyumlu enerji üretim biçimlerini benimsemesi gerektiğini eklemek isterim. TEMA Vakfı olarak, tüm bu önlemlerin acilen alınması, kamusal bilincin artırılması ve karar vericilerin harekete geçirilmesi konularında çalışıyoruz ve tüm birey ve kurumları bu çalışmaları desteklemeye davet ediyoruz.</span></p></blockquote>
<p><b>Eklemek istedikleriniz olur mu?</b></p>
<p><b>Deniz Ataç: </b><span style="font-weight: 400;">İklim krizi ve bundan kaynaklı yaşanan tüm diğer sorunlarla baş edebilmek, bu değişikliği önleyebilmek için hepimizin yapabileceği şeyler bulunuyor. En basit şekilde bireysel olarak yapacaklarımız arasında, özel araçlar yerine toplu taşıma, yürüyüş ve bisiklet gibi ulaşım yollarını tercih etmek; ihtiyacımız olmayan ürünleri satın almamak; eskiyen, bozulan ürünleri çöpe atmak yerine tamir etmek ya da farklı amaçlarla kullanmak; ihtiyacımız kalmayan eşyaları paylaşmak; yerel ve doğal gıdaları tercih etmek sayılabilir. Bu küçük ama etili değişikliklerle birlikte iklim krizine karşı çok daha acil ve büyük çapta önlem alınmasını gerektiğinden Türkiye ölçeğinde ivedi olarak yapılması gereken hususlara da değinmekte yarar görüyorum. Bunları; Arazi Kullanım Planlarının ivedi olarak hazırlanması, Nehir Havza Yönetim Planlarının hazırlanarak su varlıklarının bu planlar çerçevesinde korunması, doğa ile uyumlu, iklim değişikliğine dirençli tarım yöntemlerinin benimsenmesi, iklim değişikliğini önlemede çok önemli bir rol üstlenen orman alanlarının -özellikle de doğal yaşlı orman alanlarının- kesin olarak koruma altına alınması ve bu alanlarla birlikte ekosistem açısından önem taşıyan doğa alanlarının sanayi ve madencilik gibi faaliyetlere kapatılması gibi başlıklar olarak sıralamak mümkündür. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son olarak, Türkiye’nin enerji yatırımlarında acil olarak fosil yakıtlardan vazgeçmesi ve doğa ile uyumlu enerji üretim biçimlerini benimsemesi gerektiğini eklemek isterim. TEMA Vakfı olarak, tüm bu önlemlerin acilen alınması, kamusal bilincin artırılması ve karar vericilerin harekete geçirilmesi konularında çalışıyoruz ve tüm birey ve kurumları bu çalışmaları desteklemeye davet ediyoruz.</span></p>
<p><b>Tolga Çalışkanelli</b><span style="font-weight: 400;">: En genel ve temel haliyle küresel iklim krizine karşı atılması gereken ilk adımlar şöyle olabilir diyebiliriz; </span><span style="font-weight: 400;">“Minimalist yaşam ve ekolojik diyet ile birlikte insanoğlunun doğa üzerindeki baskının azaltılması, ekolojik bir bilinçlenmenin olması , ekonomi ve ekoloji arasındaki zararlı unsurların ortadan kaldırılması, sürdürülebilir ve yenilenebilir enerji kaynaklarının yaygınlaştırılması”.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/07/03/asiri-hava-olaylari-neden-oluyor-doganin-ritmini-bozan-insan-mudahalesi/">Aşırı Hava Olayları Neden Oluyor? &lt;br&gt; Doğanın Ritmini Bozan İnsan Müdahalesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA Vakfı, İklim İçin Tüm Kadınları Harekete Geçmeye Çağırdı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/13/tema-vakfi-iklim-icin-tum-kadinlari-harekete-gecmeye-cagirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Feb 2019 08:57:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[CFLI]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Duygu Karabay]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[İklim İçin Kadın Liderler Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[İlknur Bozkaya]]></category>
		<category><![CDATA[Kanada Yerel Girişimler Fonu]]></category>
		<category><![CDATA[Nilüfer Ceylan]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35219</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı'nın Ağustos 2018’de hayata geçirdiği İklim İçin Kadın Liderler Projesi çerçevesinde kadın gönüllülerin iklim değişikliği konusunda kapasitelerinin artırılması ve yerelde iklim savunuculuğu yapabilmelerinin desteklenmesi hedefleniyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/13/tema-vakfi-iklim-icin-tum-kadinlari-harekete-gecmeye-cagirdi/">TEMA Vakfı, İklim İçin Tüm Kadınları Harekete Geçmeye Çağırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>TEMA Vakfı, geçtiğimiz yıl Ağustos ayında hayata geçirdiği İklim için Kadın Liderler Projesi’nde bugüne kadar gerçekleştirilen ve önümüzdeki dönem için planlanan çalışmalarla ilgili detayları paylaşmak üzere kadın gazetecilere yönelik özel bir toplantı gerçekleştirdi.</p>
<p><strong> Deniz Ataç: İklim İçin Tüm Kadınları Harekete Geçmeye ve Sorumluluk Almaya Çağırıyoruz</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-35221 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/YK_Baskan___Deniz_Atac-640x960.jpg" alt="" width="410" height="615" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/YK_Baskan___Deniz_Atac-640x960.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/YK_Baskan___Deniz_Atac-1024x1536.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/YK_Baskan___Deniz_Atac.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 410px) 100vw, 410px" /></p>
<p>Türkiye’nin, içinde bulunduğu Akdeniz Havzası sebebiyle iklim değişikliğine karşı en hassas ve riskli bölgelerden olduğunu belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, toplumda her kesimin iklim değişikliğinin etkilerini farklı boyutlarda yaşadığına değindi.</p>
<p>Deniz Ataç, “Dr. Barış Gencer Baykan’ın araştırmalarına göre müzakerelerde Türkiye delegasyonundaki kadın temsiliyeti oranı %35 seviyesindedir. Çevre ve iklim konusunda yürütülen çalışmalarda hızlı hareket edip etkin sonuçlar alabilen kadınlar, konuyla ilgili karar sürecinde yer alamıyor. Türkiye’nin 81 ilinde bulunan temsilcilerimiz ve gönüllülerimiz arasında kadın erkek oranımızın eşit seviyede olmasından büyük mutluluk duyuyor, iklim hareketinde de eşit temsiliyeti çok önemli görüyoruz. İklim için Kadın Liderler Projesi ile Vakıf temsilcilerimizi hem iklim değişikliği konusunda bilgilendirip bilinçlendiriyor hem de iklim savunuculuğu yapmaları ve konuya liderlik etmeleri için destekliyoruz. Biliyoruz ki büyük toplumsal değişimler kadınların liderliğiyle olur. 2017 yılında İklim Değişikliği Konferansı’nda hükümetler Toplumsal Cinsiyet Eylem Planı’nı kabul ederek iklim değişikliği eylemine kadın ve erkeklerin eşit katılımının önemini vurguladı. Şimdi iklim için tüm kadınları harekete geçmeye ve sorumluluk almaya çağırıyoruz” dedi.</p>
<p><strong>Bilinçlendirme Çalışmalarıyla Kapasite Artırımı Sağlanıyor</strong></p>
<p>CFLI (Kanada Yerel Girişimler Fonu) kapsamında desteklenen proje kapsamında gönüllülerin bölgelerinde sera gazı azaltımı ve etki azaltımı gibi konularda savunuculuk çalışmaları yapmalarını desteklemek ve yerel yönetimlerden iklim eylem planı talep etmelerini sağlamak amacıyla çalışmalar yürüttüklerini belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, TEMA Vakfı’nda uzun zamandır iklim çalışmalarının yürütüldüğünü ancak Vakıf olarak ilk defa kadınlara yönelik bir proje gerçekleştirdiklerini ifade etti.</p>
<p>Deniz Ataç, “Proje kapsamında Kasım 2018&#8217;de İstanbul’da düzenlediğimiz İhtiyaç Analizi Çalıştayı çıktılarıyla tasarladığımız eğitim programımızı Gaziantep’te uyguladık, webinar ve online eğitimler de düzenleyerek toplamda 29 ilde 86 temsilcimize eğitim verdik. Şimdi de onları savunuculuk konusunda destekleyeceğiz, yerel yönetimlere başvurmalarını, sera gazı emisyonlarının azaltımıyla ilgili girişimlerde bulunmalarını teşvik edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>Projeden Faydalanan Kadınlar Deneyimlerini Paylaştı</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35222" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_cerkezkoy-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_cerkezkoy-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_cerkezkoy-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_cerkezkoy.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Uzun süredir Tekirdağ Çerkezköy’de tarım alanına kurulması planlanan termik santrale karşı çalışmalar yürüten ve bu konuda başarılı bir sonuç elde edilmesinde önemli katkıları olan TEMA Vakfı Çerkezköy İlçe Sorumlusu Nilüfer Ceylan ve Çerkezköy Pınarca köyü sakini İlknur Bozkaya bölge halkıyla yürüttükleri faaliyetlerden söz etti.</p>
<p><strong>Duygu Karaba:  Bisiklet Gibi Doğa Dostu Ulaşım Olanakları İçin Çalışıyoruz</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35223" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_Gaziantep-640x427.jpg" alt="" width="640" height="427" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_Gaziantep-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_Gaziantep-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/tema_Gaziantep.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Gaziantep’ten toplantıya katılan TEMA Vakfı Şehitkamil İlçe Sorumlusu Duygu Karabay ise bisiklet gibi doğa dostu ulaşım olanakları ile ilgili yerel yönetimle yürüttüğü çalışmalara değindi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/13/tema-vakfi-iklim-icin-tum-kadinlari-harekete-gecmeye-cagirdi/">TEMA Vakfı, İklim İçin Tüm Kadınları Harekete Geçmeye Çağırdı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Tekirdağ&#8217;da Planlanan Termik Santral Projesi İptal Edildi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/tekirdagda-planlanan-termik-santral-projesi-iptal-edildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 08 Feb 2019 10:34:01 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[ÇDP]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[Çerkezköy]]></category>
		<category><![CDATA[çevre düzeni planı]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Kapaklı]]></category>
		<category><![CDATA[Kömür Etme]]></category>
		<category><![CDATA[Kömür Üzer]]></category>
		<category><![CDATA[Tekirdağ]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35033</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Tekirdağ'da yapımı planlanan Çerkezköy Termik Santrali projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi sürecini 4 Şubat 2019 itibariyle sonlandırdı. Pek çok kuruluşla birlikte projeye karşı çıkarak dava açan TEMA Vakfı, bir açıklama yayımlayarak alınan kararın önemine dikkat çekti.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/tekirdagda-planlanan-termik-santral-projesi-iptal-edildi/">Tekirdağ&#8217;da Planlanan Termik Santral Projesi İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Çerkezköy ve Kapaklı halkının en sonunda yüzü güldü. Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinin yakınında projelendirilen Çerkezköy Termik Santrali projesinin Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) süreci 4 Şubat 2019 itibariyle sonlandırıldı.</p>
<p>Projenin çevresel etkilerinin değerlendirildiği ÇED süreci, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından iptal edildi. Böylece tüm Trakya’nın tarım alanlarını etkileyecek olan termik santralin kurulmasından vazgeçilerek yaklaşık 9 bin futbol sahası büyüklüğünde bir alan kurtarılmış oldu.</p>
<p>Bölgede farkındalık çalışmaları yürüten ve çevre düzeni planında (ÇDP) yapılan değişikliğe pek çok kuruluşla birlikte dava açan TEMA Vakfı, bir açıklama yayımlayarak alınan kararın önemine dikkat çekti.</p>
<p><strong>Türkiye’nin Gıdasını Üreten Tarım Alanlarını Tehlikeye Atıyordu</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35035" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-640x645.jpg" alt="" width="640" height="645" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-640x645.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar-1024x1032.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Pınarcal___kadinlar.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>2018 yılı Mayıs ayında Kömür Üzer kampanyası kapsamında basın temsilcileri ve uzmanlarla bölgeyi ziyaret ederek termik santralin vereceği zararlara dikkat çektiklerini hatırlatan TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Bölge 2017 ve 2018’de Resmi Gazete’de yayımlanarak ilan edilen “Büyük ova koruma alanı” içinde yer alıyor. Yapılması planlanan termik santral Saray, Ergene, Edir, Yoncalı, Karacakılavuz, Muratlı ve Çorlu gibi Türkiye’nin gıdasını üreten Trakya&#8217;nın tüm tarım alanlarını ve ormanlarını tehlikeye atıyordu. TEMA Vakfı olarak başlattığımız “Kömür Üzer” ve “Kömür Etme” adlı kampanyalar ile kömürlü termik santrallerin ve kömür madenciliğinin tarım alanlarına verdiği zarara dikkat çekmek için Trakya ile birlikte yurt genelinde çalışmalar gerçekleştiriyoruz. Bölgede çevre düzeni planında (ÇDP) yapılan değişikliği pek çok kuruluşla birlikte dava etmiştik. Ayrıca projenin izin işlemlerinin başlamasıyla beraber Çerkezköy ve Kapaklı’daki sivil toplum kuruluşları da harekete geçti. Bir yandan hukuki süreçler devam ederken, bir yandan da termik santral ve kömür madenciliği projesinin çevre ve insan sağlığı üzerinde neden olacağı olumsuz etkiler konusunda kamuoyu oluşturuldu. Özellikle termik santralin projelendirildiği Pınarca köyündeki kadınların itirazları kamuoyunda önemli bir yer tuttu. Bölge halkının ve sivil toplum kuruluşlarının sesine kulak vererek Trakya’nın bereketli topraklarını, sık meşe ormanlarını tehlikeye sokan bu kömür madenciliği ve kömürlü termik santral projesinin çevresel etkilerinin değerlendirildiği ÇED sürecini iptal ettiği için Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’na, Çerkezköy, Kapaklı ve özellikle Pınarca halkına, destek veren tüm medya mensuplarına ve tüm gönüllülerimize teşekkürlerimizi sunarız. Ancak Trakya’da Vize ve Kırklareli’nde iki kömürlü termik santral projesi daha bulunuyor. Türkiye genelinde ise planlanan 40’ın üzerinde termik santral var. Hep birlikte havamızı, suyumuzu ve toprağımızı koruma çalışmalarına devam edeceğiz” dedi.</p>
<p><strong>9 Bin Futbol Sahası Büyüklüğünde  Alan Etkilenecekti</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-35036" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/02/Komur_Uzer.jpg 722w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Planlanan termik santralin kurulması halinde yılda 7,1 milyon ton kömür yakılacaktı. Termik santralin Silivri’den Kapaklı’ya kadar geniş bir alanda havaya, yer altı sularına, orman ve tarım alanlarına olumsuz etkileri olacağı öngörülüyordu. Tekirdağ’ın Çerkezköy ve Kapaklı ilçelerinin yakınında planlanan termik santralin, etrafı büyük ovalarla çevrilmiş 500 hektarlık bir meşe ormanının üzerine kurulması planlanıyordu. Ayrıca kömürün çıkarılacağı ruhsatlı kömür sahası ise İstanbul ve Tekirdağ il sınırları içinde 6760 hektarlık tarım ve orman alanlarından oluşuyordu. Bu durum ekolojik ve tarımsal açıdan değerli olan 9 bin futbol sahası kadar bir alanın kaybedilmesi anlamına geliyordu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/08/tekirdagda-planlanan-termik-santral-projesi-iptal-edildi/">Tekirdağ&#8217;da Planlanan Termik Santral Projesi İptal Edildi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>TEMA&#8217;dan Milletvekillerine Ormanları ve Havayı Koruma Çağrısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/temadan-milletvekillerine-ormanlari-ve-havayi-koruma-cagrisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 31 Jan 2019 08:58:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Maden Kanunu ve Bazı Kanunlar Hakkında değişiklik]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Torba Yasa Tasarısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=34764</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sanayi Komisyonu’nda kabul edilen Maden Kanunu ve Bazı Kanunlar Hakkında değişiklik öngören Torba Yasa Tasarısı’nın 14, 17, 43 ve 47. maddelerinin doğaya ilişkin değişiklikler ve düzenlemeler getirdiğini belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Torba Yasa Tasarısı içerisinde mecliste görüşülecek ormanlarla ilgili maddeler onaylanırsa ormanların madenler için çekici hale geleceğini ve büyük zararlar göreceğini söyledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/temadan-milletvekillerine-ormanlari-ve-havayi-koruma-cagrisi/">TEMA&#8217;dan Milletvekillerine Ormanları ve Havayı Koruma Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sanayi Komisyonu’nda kabul edilen Maden Kanunu ve Bazı Kanunlar Hakkında değişiklik öngören Torba Yasa Tasarısı’nın çevreye zarar verecek maddeler içerdiğine dikkat çeken TEMA Vakfı, milletvekillerinden Şubat’ta Meclis Genel Kurulu’na gelmesi beklenen tasarıyı reddetmelerini istedi.</p>
<p>Tasarı ile orman alanlarının madencilik ve enerji faaliyetleri için cazip hale getirildiğinin ve bu durumun ormanlara büyük zararlar vereceğinin altını çizen TEMA Vakfı yetkilileri, ayrıca Torba Yasa Tasarısı ile çevre yatırımlarını tamamlamadan iki yıl daha çalışmasına izin verilen ve havaya yasal sınırların üzerinde kirletici salan eski termik santrallerin çalışmasının durdurulması gerektiği vurgulandı.</p>
<p><strong>Deniz Ataç: Suç Sayılması Gereken Bir Eylem Ödüllendiriliyor</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-medium wp-image-34772" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916170_Orman-640x425.jpg" alt="" width="640" height="425" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916170_Orman-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916170_Orman-350x231.jpg 350w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916170_Orman.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p>Torba Yasa Tasarısı’nın 14, 17, 43 ve 47. maddelerinin doğaya ilişkin değişiklikler ve düzenlemeler getirdiğini belirten TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç; Torba Yasa Tasarısı içerisinde mecliste görüşülecek ormanlarla ilgili maddeler onaylanırsa, ormanların madenler için çekici hale geleceğini ve büyük zararlar göreceğini söyledi.</p>
<p>Deniz Ataç, “Komisyonda kabul edilen tasarı ile devlet maden işletmelerinden alacağı haktan vazgeçiyor. Bu da ormanları madencilik için cazip hale getiriyor. Tasarı, orman alanlarındaki izinsiz enerji tesislerinin, başvuru tarihlerindeki bedellerinin ödenmesiyle izinli hale gelmelerini sağlıyor. Oysa gerekli izin alınmadan enerji tesisi kurulması 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ihlal edilmesi anlamına geliyor. Böylelikle suç sayılması gereken bir eylem, (hem verilen izin ile hem de geçmiş yıllara dair ödemelerden muaf tutularak) ödüllendiriliyor ve affa uğruyor. Ayrıca tasarı orman alanlarındaki izinler için ödenmesi gereken bedellerde %50 indirim öneriyor. Tasarı bu haliyle de Anayasa’nın 169. maddesine aykırıdır. Ormanlar sadece ağaçların oluşturduğu bir bitki topluluğu değildir. Ormanlar sunduğu hizmetlerle temel bir hak olan yaşama hakkına hizmet eder. Bu tasarı ise en temel hak olan yaşam hakkını ihlal eden bir tasarıdır” dedi.</p>
<p><strong>Torba Yasa Temiz Hava Hakkını da İhlal Ediyor</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-34773 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916081_Termik_Santral-640x956.jpg" alt="" width="407" height="608" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916081_Termik_Santral-640x956.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916081_Termik_Santral-1024x1530.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/01/1548916081_Termik_Santral.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 407px) 100vw, 407px" /></p>
<p>SanaYasa Tasarısı ile eski termik santrallerin çevreyi kirleterek çalışmaları için verilen sürenin iki yıl daha uzatılacağının altını çizen TEMA Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, “Yasa tasarısı meclis genel kurulunda değişiklik olmadan kabul edilirse özelleştirilen, çevre yatırımlarını tamamlamayan ve yasal sınırların üzerinde kirletici salan eski termik santraller, 2021 yılı sonuna kadar yasal olarak çevreyi kirletmeye devam edecek. Bu termik santrallere izin verilmesinden ziyade artık bunların emekliye ayrılmalarına dair planların yapılması gerekiyor. Bu eski termik santral tesisleri mevcut şekilde üretimi sürdürürler ise, geri dönüşü olmayan tahribatlara sebep olmaya devam edecekler. Bu termik santraller çevre kirliliğini azaltacak iyileştirme yatırımlarını en kısa sürede yapmalı, aksi takdirde faaliyetlerini durdurmalıdır.” dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/01/31/temadan-milletvekillerine-ormanlari-ve-havayi-koruma-cagrisi/">TEMA&#8217;dan Milletvekillerine Ormanları ve Havayı Koruma Çağrısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kömür için “Buğdayı Üzme”!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/03/komur-icin-bugdayi-uzme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nebiye Arı]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 May 2017 12:02:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Deniz Ataç]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Karaman]]></category>
		<category><![CDATA[kömür]]></category>
		<category><![CDATA[Kömür Üzer]]></category>
		<category><![CDATA[Konya]]></category>
		<category><![CDATA[kuraklık]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14247</guid>

					<description><![CDATA[<p> Konya Karapınar’da kurulması planlanan termik santrale karşı “Kömür Üzer” isimli bir kampanya başlatan TEMA Vakfı, projenin tarım deposu olan bölgeye zarar vereceğine dikkat çekiyor. Karaman Ayrancı- Konya Karapınar arasındaki bölgede yerli kömüre dayalı termik santral kurulmasıyla ilgili projeler üzerine uzmanlarla birlikte sahayı ziyaret eden TEMA Vakfı, “Kömür Üzer” kampanyasını başlattı. Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/03/komur-icin-bugdayi-uzme/">Kömür için “Buğdayı Üzme”!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong> Konya Karapınar’da kurulması planlanan termik santrale karşı “Kömür Üzer” isimli bir kampanya başlatan TEMA Vakfı, projenin tarım deposu olan bölgeye zarar vereceğine dikkat çekiyor.</strong></p>
<p>Karaman Ayrancı- Konya Karapınar arasındaki bölgede yerli kömüre dayalı termik santral kurulmasıyla ilgili <img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14249 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/1493282934_Bugdayi_uzme.jpg" alt="" width="194" height="274" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/1493282934_Bugdayi_uzme.jpg 550w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/1493282934_Bugdayi_uzme-320x452.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 194px) 100vw, 194px" />projeler üzerine uzmanlarla birlikte sahayı ziyaret eden TEMA Vakfı, “Kömür Üzer” kampanyasını başlattı.</p>
<p>Vakfın Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç, Türkiye’nin önemli tarım alanlarının yer aldığı bölgede hayata geçirilmesi planlanan kömür yatırımlarının tarımsal üretime ciddi zararları olacağını belirtti. TEMA Vakfı’nın Türkiye çapında “Kömür Üzer” sloganıyla başlattığı kampanya, Türkiye’nin gıdasını üreten önemli tarım alanlarına, kömür ocakları ve kömürlü termik santraller kurulmasının zararlarını açıkça ifade ederek bu alanları korumayı amaçlıyor. Bu doğrultuda ‘change.org’ sitesinden de bir imza kampanyası başlatan Tema Vakfı, çeşitli etkinliklerle bakanlıklara tarım alanlarındaki kömür yatırımlarına izin vermemesi için çağrı yapılacağının altını çizdi. Kampanyaya destek vermek için “<a href="https://www.change.org/p/k%C3%B6m%C3%BCr%C3%BCzer-tar%C4%B1m-alanlar%C4%B1na-sahip-%C3%A7%C4%B1k-tarimiletisim" target="_blank" rel="noopener noreferrer">change.org/komuruzer</a>” linkinden online imza atılabilir ya da “<a href="http://www.komuruzer.com/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">komuruzer.com</a>” adresindeki talep dilekçesi doldurularak Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına faks ya da posta yoluyla gönderilebilir.</p>
<h4>&#8220;Soframızdaki gıda, soluduğumuz hava kömür tehdidi altında&#8221;</h4>
<p>Kampanyayı Konya ve Karaman’dan başlatmalarının, tarım ve mera alanlarından oluşan 18 bin hektarlık arazinin kömür yatırımına açılmasının planlanması nedeniyle olduğunu söyleyen Deniz Ataç, “Bölgeye 5 bin 500 megavatlık bir kömür santrali kurulması planlanıyor ancak kömür ocağı açılması için verimli topraklarımız kazılıyor. Kömürün çıkarılması sırasında yeraltı suları, çevredeki dereler ve göller zehirli hale geliyor. Termik santrallerde yakılan kömür, havamızı, suyumuzu ve toprağımızı zehirliyor. Domates, biber, elma ve portakal gibi birçok sebze ve meyve külle kaplanıyor ve yanıyor. Toprakta biriken ağır metaller bu ürünler yoluyla insanlara geçebiliyor. Soframızdaki gıda, soluduğumuz hava kömür tehdidi altında” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<figure id="attachment_14254" aria-describedby="caption-attachment-14254" style="width: 415px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14254" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/tema_vakfi_aciklama.jpg" alt="" width="415" height="205" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/tema_vakfi_aciklama.jpg 550w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/tema_vakfi_aciklama-320x158.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 415px) 100vw, 415px" /><figcaption id="caption-attachment-14254" class="wp-caption-text">Ortada-TEMA Yönetim Kurulu Başkanı Deniz Ataç</figcaption></figure>
<p>Türkiye’de kömür tehdidi ile karşı karşıya olan tek yerin Konya ve Karaman olmadığını vurgulayan Ataç, “Eskişehir Alpu, Trakya, Afyon Dinar ve Çanakkale’de bulunan diğer önemli tarım alanlarında da kömür yatırımları planlanıyor. İklim değişikliğinin etkileri ile su ve tarım açısından zor geçecek bir döneme giriyoruz. Gelecekte su stresi, yeterli ve sağlıklı gıdaya erişim gibi sorunlar yaşamamamız için tarım alanlarımızı, verimli topraklarımızı korumamız gerekiyor. Enerjide dışa bağımlılıktan kurtulma gerekçesiyle desteklenen kömür yatırımlarının, gıda güvencemizi riske sokması ve ülkemizin kısa vadede birçok tarım ürününde dışa bağımlı hale gelmesi kaygısını taşıyoruz. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanımızın da belirtmiş olduğu gibi su ve gıda stratejik bir konuma geldi. Yaşanabilir bir gelecek için sağlıklı ve verimli topraklara ihtiyacımız var. Bu sebeple herkesi “Kömür Üzer” kampanyasına destek vermeye çağırıyorum” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Kömür ocakları ve kömür santralleri kurulması planlanan bölgedeki tarımsal faaliyetler hakkında bilgi veren TEMA Vakfı, bölgedeki alanının neredeyse yarısının tarım arazisi olduğunu söylüyor. Kömür rezervinin bulunduğu Konya’nın Karapınar ve Ereğli ilçeleri ve Karaman’ın merkez ve Ayrancı ilçelerinin tarım alanları 5 milyon dekar alan kaplıyor.</p>
<h4><strong>Bölgenin Tarım Deposu</strong></h4>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-14251 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/konya_buğday_foto-1.jpg" alt="" width="339" height="219" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/konya_buğday_foto-1.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/konya_buğday_foto-1-320x207.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 339px) 100vw, 339px" />Karaman merkez ve Ayrancı ilçelerindeki meyve, içecek ve baharat bitkilerinin ekim alanı, ilin toplam meyvecilik alanlarının yüzde 80’ini, aynı ilçelerin tarım alanları da Karaman’ın tüm tarım alanlarının yüzde 84.3’ünü oluşturuyor. Karaman’da 2016 yılında 398.085 ton olan elma üretimiyle Türkiye’nin toplam elma üretiminin yüzde 13.6’sını temsil ediyor.  Karaman elma üretiminde Türkiye ikincisi, elma ağacı sayısında da birinci il konumundadır.  Konya’nın tarımsal verilerine baktığımızda ise şehrin yüzde 48’ini tarım alanları oluşturuyor. Linyit rezervi üzerinde bulunan Ereğli ve Karapınar ilçeleri, Konya’nın tarım alanlarının yüzde 12’sini, bu ilçelerdeki sebzecilik alanları da şehrin sebzecilik alanlarının yüzde 25,8’ini oluşturuyor. Mevlana Kalkınma Ajansı’nın (MEVKA) 2023 Vizyon Raporunda, Ereğli ve Karaman&#8217;ın meyvecilik, Karapınar&#8217;ın ise koyunculuk konusunda birer ihtisas bölgesi haline getirilmesi öngörülüyor.</p>
<h4><strong>Kömür Ocağının Konya’daki Tarıma Etkileri</strong></h4>
<p>Tema Vakfı’na göre Konya’da kurulacak kömür ocak ve santralleri Konya’daki tarımı şu başlıklarda etkileyecek:</p>
<p>-Kömür madenciliği için hektarlarca tarım alanı kazılır, binlerce yılda oluşan verimli üst örtü yok olur.</p>
<p>-Kömür madenciliği için yapılan susuzlaştırma bölgenin su sistemini bozar, tarım alanlarının susuz kalmasına neden olur. Örneğin; Konya-Karaman’daki kömür sahasının ilk etabı olan 3’te 1’i için yapılan susuzlaştırma hesaplarına göre yer altından çekilecek suyun miktarı o kadar fazla ki 57.300 dönüm arazide sulu tarım yapma imkânı kalmayacak. Susuzlaştırma ile çekilen su başka bir su kaynağına boşaltılır. Çıkan kimyası bozulmuş su, başka bir su kaynağının da yapısının bozulmasına neden olur.</p>
<p>-Kömür çıkarılırken, kömürün su ve hava ile teması asit oluşturur. Asidik hale gelen su, ulaştığı diğer su kaynaklarını da kirletir.</p>
<p>-Termik santrallerden çıkan kül, meyve, sebzeleri kaplar, zehirler, kurutur. Kömürlü termik santrallerin yaktığı kömürün hepsi enerjiye dönüşmez. Bir kısmı kül olarak katı halde, atık olarak kalır. Kül tozu uçuşarak yaprak yüzeyinde biriktiğinde, tozlar güneş ışınlarını geri yansıttıkları için fotosentez olayını (fiziksel olarak) geriletir, tozlar yaprak yüzeyindeki solunum gözeneklerinin (stoma) kapakçıklarının çevresine yerleşerek onların çalışmasını önler, hava kuruduğunda kapanamayan kapakçıklardan terleme devam eder. Bitki yaprağı devamlı ve aşırı su kaybından (kuraklık etkisi) zarar görür veya kurur.</p>
<p>-Termik santraller, sistemlerini soğutmak için su kullanır. Çiftçinin sulama için kullandığı dere, göl, gölet, yeraltı sularına ortak olur.</p>
<p>-Yerli kömür santralleri genelde iç kesimlerdedir, su ihtiyaçlarını yer altı suyunda, çevredeki göl ve derelerden karşılar. Çiftçinin sulama suyu olarak kullandığı suya ortak olur.</p>
<p>-Termik santrallerden çıkan hava kirliliği asit yağmurlarına neden olur. Termik santrallerin yaktığı kömürün kükürt içeriği yakma işlemiyle gaz hale geçer. Havanın nemi ile karşılaştığında asit yağmuruna dönüşür.Toprağın sağlığını bozar, üretimi de verimi de azaltır.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/03/komur-icin-bugdayi-uzme/">Kömür için “Buğdayı Üzme”!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
