<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>çevre mühendisleri odası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-muhendisleri-odasi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-muhendisleri-odasi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 30 Dec 2020 08:57:12 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>çevre mühendisleri odası arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/cevre-muhendisleri-odasi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İzmir&#8217;de Yıllık 15 Bin Ton Patlayıcı Üretimi Tesisi İçin ÇED Süreci Başlatıldı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/30/izmirde-yillik-15-bin-ton-patlayici-uretimi-tesisi-icin-ced-sureci-baslatildi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Dec 2020 08:57:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ÇED]]></category>
		<category><![CDATA[çevre mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[Helil İnay Kınay]]></category>
		<category><![CDATA[izmir]]></category>
		<category><![CDATA[Tire Çevre Koruma ve Yeşillendirme Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=63252</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tire Çevre Koruma ve Yeşillendirme Derneği Başkanı Süleyman Övül, ilçede imar planlarında çayır-mera alanı olarak ayrılan 101 bin 840 metrekarelik alanda yıllık 15 bin ton patlayıcı üretimi tesisi için ÇED süreci başlatılmasına tepki göstererek, "Yatırım değil yıkımdır" dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/30/izmirde-yillik-15-bin-ton-patlayici-uretimi-tesisi-icin-ced-sureci-baslatildi/">İzmir&#8217;de Yıllık 15 Bin Ton Patlayıcı Üretimi Tesisi İçin ÇED Süreci Başlatıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<figure id="attachment_63258" aria-describedby="caption-attachment-63258" style="width: 319px" class="wp-caption alignleft"><img fetchpriority="high" decoding="async" class="wp-image-63258" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sulayman-Ovul-640x635.jpeg" alt="süleyman övül" width="319" height="317" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sulayman-Ovul-640x635.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sulayman-Ovul-160x160.jpeg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sulayman-Ovul-1024x1015.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/Sulayman-Ovul.jpeg 1080w" sizes="(max-width: 319px) 100vw, 319px" /><figcaption id="caption-attachment-63258" class="wp-caption-text">Süleyman Övül</figcaption></figure>
<p>İzmir’in Tire ilçesinde imar planlarında çayır-mera alanı olarak ayrılan 101 bin 840 metrekarelik alanda yıllık 15 bin ton patlayıcı üretimi tesisi için ÇED süreci başlatıldığı ortaya çıktı.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tire Çevre Koruma ve Yeşillendirme Derneği Başkanı Süleyman Övül, mera alanlarında patlayıcı madde üretim tesisine karşı olduklarını belirterek, &#8220;Bu konu tüyler ürpertici bir olay. Yatırım değil yıkımdır. O yöremizde azalan meraların en kısır yeri. Geçimine % 65-70 oranında  küçük baş ve büyükbaş hayvancılıkla geçinen o halkımızın sonu demektir. Tedirginlikler bu günden itibaren başlamıştır. Dolayısıyla hayvancılık,  mera dışında üretimini daha pahalı girdilerle yapmak zorunda kalacaktır. Bu da hayvan ithalatına sebep olacaktır.&#8221; dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Projenin bölgede hayvancılığı yok edeceğini kaydeden Övül, &#8220;Bu durum toprak üstü kayıplarımız kadar yer altı sularının kirlenmesine sebep olacaktır. Kimyasal atıklar, derelerimize dolayısıyla  Menderes nehrimize kısacası toprak, su ve havaya kirlilik yaratacaktır. </span><span style="font-weight: 400;">Bu nedenle hayvancılıkta et ve süt verimi düşecektir. Bunu daha önce daha küçük kurşun fabrikalarda yaşadık; hayvan doğumları olmadı, hayvanlar  %90 ölü ve sakat doğdu, yöreden kaldırılan işletme sonrası doğa kendine geldi. Bu süreci yeniden tersine çevirir.&#8221; dedi.</span></p>
<p>Kuraklık sebebiyle yok olan meraların iyileştirilmesi yerine bu tip çevreye zarar verecek projelerin çevre halkında tedirginlik oluşturduğunu da belirten Övül, &#8220;<span style="font-weight: 400;">Mevcut doğal varlıklarımızın sürdürülebilir olması, bu alanların ıslah edilmesi ve korunmasıyla mümkündür. Yasal düzenlemeler; mera alanlarının belirlenmesinde, yani tespit ve tahdidinde ortaya çıkan sorunlara çözüm getirememekte ve teknik yetersizlikler de bu sorunu büyütmektedir. Geleceğimizi korumak mecburiyetindeyiz. Gelecek nesillere bu güzel doğayı yıpratmadan devretmemiz gerekmektedir. Tire </span><span style="font-weight: 400;">Kartaldağı mevkiinde maden arama, Mehmetler&#8217;de Dolamit madeni, Başköy&#8217;de Jeotermal teşebbüsü, Belevi&#8217;nde maden, Ayaklıkırı malum, son olarak Alacalı Köyünde 15 bin ton patlayıcı üretim tesisi için Çed sürecinin başlaması bizleri çok tedirgin etmektedir.&#8221; dedi.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Hakkımızı hukuki alanda arayacağız. </span><span style="font-weight: 400;">Biz bölge halkı ve çevreciler olarak hukuki hakkımız arayacağız bu direnişimiz Başköy&#8217;deki JES&#8217;de başarımız gibi bu kuruluşu da engel olacağız.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Çevre Mühendisleri Odası Yönetim Kurulu Başkanı E. Helil İnay Kınay ise, ÇED sürecinin uzman personel tarafından etkin ve doğru yönetilmesi, incelenmesi ve denetlenmesinin önemli olduğunu belirterek, &#8220;Sağlıklı ve sürdürülebilir yaşam kapsamında alan yönetimine ilişkin değerlendirmeler ve planlamalar ile bu süreçte gerçekleştirilecek faaliyetlerin neler olacağına dair çevresel boyutların bütünsel olarak değerlendirilmesi önemlidir. Tarım alanları, orman alanları, doğal karakteri korunması gereken alanlar, meralar gibi alanlarımızın mevcut kullanım amacı dışına çıkarılarak konut, sanayi, madencilik, turizm vb. faaliyetlere açılması bu alanların kaybına dolayısı ile ekolojik  denge ile birlikte tarım ve hayvancılık faaliyetlerine ilişkin kısıtlar ile gıda üretimi güvenliğine dair birçok sorunun da kaynağı olmaktadır.”  diye konuştu.</span></p>
<figure id="attachment_63257" aria-describedby="caption-attachment-63257" style="width: 252px" class="wp-caption alignright"><img decoding="async" class="wp-image-63257" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/helil-kinay.jpg" alt="helil kınay" width="252" height="336" /><figcaption id="caption-attachment-63257" class="wp-caption-text">E. Helil İnay Kınay</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Son yıllarda mevzuat değişiklikleri ile orman alanlarında birçok tesise izin verildiği dolayısı ile ormansızlaşmanın önünün açıldığını, tarım alanlarında verilen izinler ile tarımsal üretim amacı dışına çıkarıldığını hatırlatan Kınay, mevzuat kapsamında mera vasfının kaldırılması süreçleri ile meralarda gerçekleştirilen faaliyetler sonucu bu alanların özelliğini yitirdiğini kaydetti.</span></p>
<p>Özellikle çevresel kirlilik riski yüksek olan tesislerin planlama ve ÇED süreçlerine ilişkin gerçekleştirilen uygulamalardaki eksik ve yanlışlıkların hukuki süreçler ve bilirkişi raporları ile de ortaya konduğunu belirten Kınay, &#8220;Bu noktada orman alanları, korunması gereken doğal sit alanları, tarım alanları, meraların mevcut kullanım koşullarının sürdürülebilirliğinin sağlanması gerekirken maalesef yapılan uygulamalar ülkemizde bu alanlarımızın giderek azalmasına ve kalitesinin bozulmasına yol açmaktadır.&#8221; dedi.</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu alanlara yönelik konut, yapılaşma, sanayi, madencilik, turizm vb. faaliyetler ile oluşan baskıların giderek artmakta olduğunun altını çizen Kınay, &#8220;Yaşanan çevresel problemler, alan kayıpları, sağlıklı su, hava, gıdaya ulaşım sorunu da bu süreçlerin etkileridir. Bu sorunların çözümü için alan planlamasından başlayarak, çevresel boyutların değerlendirilmesi ve mevcut doğal alanlarımızın, tarım, orman alanlarımızın korunmasına yönelik ilave çalışmalar yapılması gerekirken; ülkemizin farklı bölgelerinde ve kentimizde yaşanan uygulamalar, mevzuat yolu ile bu alanların kaybedilmesi, örneğin orman alanlarında verilen izinler, tarım dışı kullanım izinleri, mera alanlarının vasıflarının kaldırılması, kentimizde 1/100.000 Ölçekli Çevre Düzeni Planı ile birlikte bu alanların farklı kullanımlara açılması da yaşanan tehlikenin boyutunu göstermektedir.&#8221; diyor.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Planlama süreçlerinden itibaren tüm kararların çevre ve halk sağlığını, kamu ve toplum yararını gözeten, uygulama ve denetim süreçlerinin uzman yetkin meslek disiplinleri eli ile yürütüldüğü bir yatırım ve yaşam politikaları ile yürütülmesi gerekmektedir.</span></p></blockquote>
<h5><strong>Alan Tarım İl Müdürlüğü Tarafından &#8216;Tarım Dışı&#8217; Olarak Tanımlandı</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İzmir İzmir Büyükşehir Belediyesi&#8217;nin söz konusu alanın etrafında tarım arazileri olduğu şerhi düştüğünü de kaydeden Kınay, mevcut patlayıcı deposunun bulunması nedeniyle üretim tesisine yönelik alternatif alan çalışması yapılmadığını belirtiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tesisin bölgede yaratacağı etkiler, olası kaza, yangın, patlama riskine yönelik tarım alanları ve hayvancılık faaliyetlerine yönelik risklerin ilgili idareler tarafından nasıl değerlendirildiği, alan kullanım amacı değişikliği ve tesisin diğer alanlara etkisine yönelik değerlendirmeler olmadan çevresel etki değerlendirmenin eksik kalacağını vurgulayan Kınay, &#8220;D</span><span style="font-weight: 400;">oğal varlıklarımızın kısıtlı olduğu, korunması gereken alanlarımızın hızla yok edildiği süreçlerde orman alanları, tarım alanları, mera alanlarında gerçekleştirilecek her türlü faaliyetin bütünsel değerlendirilmesi ve bu alanların korunarak sürdürülebilirliğinin sağlanması yaşamsal öneme sahiptir. Tüm yatırım kararları bu süreç göz önünde bulundurularak değerlendirilmelidir.&#8221; açıklamalarında bulundu.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/30/izmirde-yillik-15-bin-ton-patlayici-uretimi-tesisi-icin-ced-sureci-baslatildi/">İzmir&#8217;de Yıllık 15 Bin Ton Patlayıcı Üretimi Tesisi İçin ÇED Süreci Başlatıldı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;5 Haziran Kutlama Değil Çevre Sorunlarına Dikkat Çekme Günü&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/5-haziran-kutlama-degil-cevre-sorunlarina-dikkat-cekme-gunu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Metehan Ud]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 05 Jun 2019 09:02:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[5 Haziran]]></category>
		<category><![CDATA[çevre mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çevre Günü]]></category>
		<category><![CDATA[EGEÇEP]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39381</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dünya Çevre Günü için konuştuğumuz EGEÇEP ve Çevre Mühendisleri Odası temsilcileri 5 Haziran'ın kutlama günü olmadığını, çevre sorunlarına dikkat çekme ve doğa ve yaşamdan olan mücadeleyi arttırma günü olduğunu vurguladılar.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/5-haziran-kutlama-degil-cevre-sorunlarina-dikkat-cekme-gunu/">&#8216;5 Haziran Kutlama Değil Çevre Sorunlarına Dikkat Çekme Günü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><img decoding="async" class=" wp-image-39382 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/çevre_gunu_etkinligi-640x914.jpg" alt="" width="220" height="314" />Birleşmiş Milletler, 5-16 Haziran 1972 tarihlerinde İsveç’in başkenti Stockholm’de 133 ülkenin katılımı ile düzenlediği Çevre Konferansı&#8217;nda 5 Haziran tarihinin “Dünya Çevre Günü” olmasını oybirliği ile kabul etti. Ancak çevrenin korunması konusunda dünya çapında farkındalık yaratılması ve eylemde bulunulması amacıyla ilan edilen “Dünya Çevre Günü, &#8216;çevrenin bir güne indirgendiği&#8217; nihai tüketimlerden birisi olarak çeşitli etkinliklerle &#8216;kutlanıyor&#8217;.</p>
<p>5 Haziran&#8217;a Ege Bölgesi ise artarak devam eden çevre sorunları ve canlı bir çevre mücadelesi ile giriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığının her geçen gün yenisini ilan ettiği çevresel etki değerlendirme (ÇED) kararları ile birlikte, taş ocakları, madenler, termik, jeotermal, rüzgar, hidroelektrik, biyogaz santralleri ve balık çiftlikleri projeleri, tarım alanlarının sanayileşmeye ve yapılaşmaya açılması, SİT derecelerinin düşürülmesi doğanın talanını arttırıyor. Talana karşı yurttaşlar tarafından kurulan çevre örgütleri ile de hukuki mücadele sürdürülüyor.</p>
<p><strong>EGE</strong><strong>Ç</strong><strong>EP: &#8216;Doğanın Talanında Sınır Tanınmıyor&#8217;</strong></p>
<p>Ege Çevre ve Kültür Platformu Dönem Eşsözcüsü Alime Yalçın Mitap, doğanın talanında sınır tanınmadığını belirterek, &#8220;Kapitalistler yaşam alanlarını, geleceğimizi hiçe sayarak yatırımlar yapıyor; doğayı salt bir rant alanı olarak görüyor ve  etik tanımayan bir anlayışla hareket ediyorlar. Onlar için önemli olan yalnızca kâr etmek. Öte yandan yasalarda ve yönetmeliklerde yapılan değişikliklerle, doğayı tarumar eden şirketlerin önlerinin açıldığını görüyoruz. Nehirler ve göller, fabrikaların denetlenmemesi ve atıkların kontrolsüzce bırakılması nedeniyle tehlikeli boyutlarda kirlendi.  Bölgemizdeki yaşam alanları büyük tehdit altında fakat bir yandan da mücadele yükseliyor&#8221; dedi.</p>
<p><strong><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39383 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kızılcaköy_jes_direniş-2-640x359.jpg" alt="" width="360" height="202" />&#8216;</strong><strong>Ç</strong><strong>ED&#8217;ler </strong><strong>Ç</strong><strong>evre Talanının Yasal Kılıfı Oldu&#8217;</strong></p>
<p>Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın ÇED raporlarının çevre talanının yasal kılıfı haline geldiğini dile getiren EGEÇEP Eşsözcüsü Mitap şunları söyledi &#8220;On binlerce ÇED başvurusunun sadece ufak bir kısmı geri çevrildi. Açtığımız ÇED iptal davalarının birçoğunu kazandığımızda, çok küçük değişikliklerle, hemen üç-beş günde yeni ÇED başvurusu yapılıyor ve onaylanıyor. Ayrıca 2009/7 genelgesi ile adeta ÇED başvurusu kutsal metin haline getirildi. İptal edilen ÇED lerin yeniden yürürlüğe girmesi sağlanıyor. Mahkemelerde, Çevre Şehircilik temsilcisi olarak katılan avukatlar olsun uzmanlar olsun, çoğu kez şirket temsilcilerinden daha ateşli savunuyorlar&#8221; Mitap, yasal düzenlemelerin çevre talanını önleyecek şekilde değiştirilmesi, rant odaklı değil, yaşamı koruyucu yasalar çıkarılması gerektiğinin altını çizdi.</p>
<p><strong>Ç</strong><strong>MO: Ekolojik &#8216;Yıkıma Karşı M</strong><strong>ü</strong><strong>cadele Kararlılıkla Devam Ediyor&#8217;</strong></p>
<p>Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) İzmir Şube Başkanı Halil İnay Kınay da ekolojik yıkıma karşı mücadeleyi kararlılıkla devam ettiklerini ifade ederek, &#8220;5 Haziran Dünya Çevre Günü Odamız için bir kutlama değil, çevre sorunlarına, ekolojik yıkıma dikkat çektiğimiz ve mücadeleye çağrı yaptığımız gündür. 36 yıllık çevre kanununa ve 28 yıllık Çevre Bakanlığı geçmişine sahip ülkemizin, çevre kalitesinin korunup geliştirildiğini, ülke yönetiminde ekonomik kalkınma ile doğal varlıkların korunmasını esas alan yönetim politikalarının etkin hale geldiğini söylemek mümkün değildir. Ülkemizde ve kentimizde yurttaşlarımızın yaşam alanlarını ranta ve talana karşı korumak adına yaptığı mücadeleler; çevre sorunları ile toplumsal sorunlar arasında ayrılmaz bir ilişki olduğunu, çevrenin korunmadığı bir demokrasi olamayacağı gibi, demokrasinin olmadığı bir ülkede de çevrenin korunamayacağını göstermiştir&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;Yerel Y</strong><strong>ö</strong><strong>netimlerde </strong><strong>Ç</strong><strong>evre M</strong><strong>ü</strong><strong>hendisleri İstihdamı Yetersiz&#8217;</strong></p>
<p>Yerel yönetimlerin çevre konusunda atacağı adımların önemine de dikkat çeken Kınay, &#8220;Yerel Yönetim çalışmalarının en önemli parçası olan çevresel altyapı süreçleri ve çevre yönetimi; kentin planlanması ve yönetimi süreçlerinin tüm aşamalarında çevre boyutunun değerlendirilmesi, doğru yönetilmesi ile mümkündür. Bu noktada da konu ile ilgili uzman meslek disiplini olan çevre mühendislerinin bakış açısı ve yaklaşımı önemlidir. Yerel Yönetimlere baktığımızda ise; su temini, atıksu, çöp, hava kalitesi, iklim değişikliği, gürültü ve planlamanın diğer çevresel süreçlerini yürütecek çevre mühendisi istihdamının kentimiz yerel yönetimlerinde de çok yetersiz olduğunu görüyoruz. Kentsel Altyapı süreçlerinde tüm eksikliklerine rağmen  Ülkemizin en iyi durumdaki kentlerinden olan İzmir, diğer taraftan kent her tarafında kuşatıldığı çevre problemleri ile boğuşmaya devam ediyor&#8221; diye konuştu.</p>
<p><strong>&#8216;</strong><strong>Ç</strong><strong>MO Olarak Doğadan Yaşamdan Olan M</strong><strong>ü</strong><strong>cadeleyi Destekliyoruz&#8217;</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39385 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/06/kızılcaköy_jes_direniş-3-640x360.jpg" alt="" width="341" height="192" />Anayasa&#8217;da 56. maddesinde ele alınan sağlıklı yaşam hakkının yok sayıldığını da dile getiren Kınay, &#8220;Verimli tarım arazileri, su havzaları, ormanlarımız, korunması gereken doğal alanlarımızda işletilen, işletilmesi planlanan çevresel riski son derece yüksek olan bu tesisler ile ilgili hazırlanan ÇED raporlarının yetersizliği ortadadır. Ülkemizin çevre politikaları ve tüm hukuki ve çevresel mücadelelere rağmen işletilmeye devam eden Aliağa’da kirlilik yaratan sanayi tesisleri ve termik santral projeleri, Bergama, Çukuralan, Efemçukuru, Kışladağ, Gördes Madencilik projelerinin, Bölgemizdeki JES projelerinin yarattığı çevresel risklerin yönetilemediği ve yaşam alanlarımızın hızla kirletildiği yok edildiği ülkemizde; bölge halkı tarafından yürütülen mücadele çok daha önem kazanmaktadır. İzmir halkı anayasal hakkını; sağlıklı yaşam hakkını, yaşam alanlarını, havasını, suyunu, toprağını korumak için mücadele ediyor. Çevre Mühendisleri Odası İzmir Şubesi olarak doğadan ve yaşamdan yana bu mücadeleyi destekliyoruz&#8221; dedi.</p>
<p><strong>&#8216;</strong><strong>Kentte Ekolojik Yıkıma Karşı Dayanışma Var</strong><strong>&#8216;</strong></p>
<p>Konak Kent Konseyi, TMMOB İzmir İKK, İzmir Tabip Odası, İzmir Barosu, EGEÇEP, İZÇEP, İzmir Yaşam Alanları ve Konak Belediyesi 12 Haziran Çarşamba akşamı &#8216;Kentte Ekolojik Yıkıma ve Talana Karşı Dayanışma Var, Direniş Var&#8217; çağrısıyla etkinlik düzenleyecek. 18.00&#8217;de Alsancak Vapur İskelesi önünde dayanışma stantlarının kurulması ile başlayacak. 19:30&#8217;da &#8216;Ekoloji Mücadele Yürüyüşü&#8217; yapılacak ardından Dünya Çevre Günü İzmir Bildirisi okunacak ve forum düzenlenecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/06/05/5-haziran-kutlama-degil-cevre-sorunlarina-dikkat-cekme-gunu/">&#8216;5 Haziran Kutlama Değil Çevre Sorunlarına Dikkat Çekme Günü&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 01 Nov 2018 12:45:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TMMOB]]></category>
		<category><![CDATA[Avrupa İklim Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[çevre mühendisleri odası]]></category>
		<category><![CDATA[ÇMO]]></category>
		<category><![CDATA[MUÇEP]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla]]></category>
		<category><![CDATA[Muğla Çevre Platformu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32130</guid>

					<description><![CDATA[<p>Avrupa İklim Ağı, Çevre Mühendisleri Odası ve Muğla Çevre Platformu ortaklığıyla hazırlanan “Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla” araştırmasının bulgularını kamuoyuyla paylaşıldı: Muğla’daki 3 termik santral şimdiye kadar 45 bin erken ölüme neden oldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/">Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Avrupa İklim Ağı (CAN Europe) tarafından, Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) ve TMMOB Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO) ortaklığıyla yapılan &#8220;Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla&#8221; adlı araştırmanın bulguları Yatağan&#8217;da bir basın toplantısıyla kamuoyuyla paylaşıldı.</p>
<p>Yayınlanan araştırma yıllardır kömürlü termik santrallerin etkilerini birebir yaşayan Muğla halkının ne bedeller ödediğini ve mevcut planlardan vazgeçilmezse ne bedeller daha ödeyeceğini verilerle ortaya koyuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/91736/510/330" width="510" height="330" /></p>
<h3>Muğla&#8217;nın kömürü on binlerce ömre bedel mi?</h3>
<p>Araştırmanın bulgularına göre Muğla&#8217;daki Yatağan, Yeniköy, Kemerköy termik santrallerinden kaynaklanan hava kirliliği 1983-2017 yılları arasında en az 45 bin erken ölüme sebep oldu. Ayrıca yine hava kirliliğine bağlı kalp-damar ve solunum yolu hastalıkları nedeniyle 46 bin kişinin hastaneye yattığı tahmin ediliyor.</p>
<p>Toplantıda sunulan araştırma sonuçlarına göre, Yatağan&#8217;da havadaki partikül madde yoğunluğu, Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ)&#8217;nün belirlediği yıllık ortalama üst limitin 2015&#8217;te dört, 2016&#8217;da üç buçuk katı olarak gerçekleşti. Yani Yatağan halkı, 2015 ve 2016 yılları boyunca DSÖ&#8217;nün insan sağlığı için aşılmaması gerektiğini belirttiği sınırın kat be kat fazlası zehir soludu.</p>
<h3>Besinlerimiz zehirleniyor</h3>
<p>Çalışma, hava kirliliği ile Muğlalıları hasta eden üç santralin doğayı da yıkıma sürüklediğini ortaya koyuyor. Sonuçlara göre, halihazırda toplamda bu santrallerden 28 bin kg cıva salınmış ve baca gazı arıtma tesisleri devamlı çalışsa dahi yılda 1100 kg cıva salmaya devam ediyor.</p>
<p>Bu cıvanın yarısı ormanların, tarım alanlarının üzerine ve Akdeniz&#8217;e çöküyor. İnsanlar ve diğer canlılar için toksik bir ağır metal olan cıva toprakta, tatlı su kaynaklarında, denizde ve dolayısıyla bitki ve hayvanların dokularında birikiyor. Bu toksik ağır metal, besin zinciri aracılığı ile insanlara ulaşıyor; özellikle çocukların fiziksel ve zihinsel gelişimi için ciddi riskler yaratıyor.</p>
<h3>Beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanı tehdit altında</h3>
<p>Kömür üretimi sebebiyle yıkıma uğrayan orman ve tarım arazilerinin tam boyutu, resmi verinin kamuoyuna açık olmaması nedeniyle bilinmese de, Milas ve Yatağan&#8217;da açık ocak kömür madeni işletme ruhsatı alanları 440 km2&#8217;lik bir alanı kaplıyor.</p>
<p>Henüz işletmeye alınmamış ruhsat alanları da işletmeye alınırsa 185 km2&#8217;lik ormanlık alan daha yok olacak. Bu, beş Bozcaada büyüklüğünde orman alanının yerini madene bırakması anlamına geliyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/91738/510/330" width="510" height="330" /></p>
<p>CAN Europe&#8217;tan (Avrupa İklim Ağı) Elif Gündüzyeli, &#8220;Kömür başta olmak üzere tüm fosil yakıt kaynakları, aynı iklim değişikliği gibi sınır tanımayan hava kirliliğini de insan sağlığı için ciddi bir küresel tehdit olarak ortaya çıkarıyor&#8221; diyor.</p>
<p>&#8220;Atmosferik şartlar nedeniyle hava kirliliği kirletici kaynakların bulunduğu ülke sınırlarının bile dışına çıkıyor. Küresel iklim değişikliğinin de temel kaynaklarından biri olan kömürün, bu araştırmada ortaya koyduğumuz yaşamsal bedellerin önüne geçilebilmesi için bir an önce enerji üretimi planlarından çıkarılması gerekiyor.&#8221;</p>
<h3>Muğla en kötü hava kaliteseni sahip iller arasında</h3>
<p>Yatağan&#8217;ın Türkiye&#8217;de hava kirliliğinin en yoğun yaşanan yerleşimlerinden biri olmasına dikkat çeken Türk Toraks Derneği&#8217;nden Prof. Dr. Sebahat Genç ise 2014 –2015 yılları arasında havadaki aylık ortalama partikül kirliliği açısından en kötü hava kalitesine sahip iller arasında Muğla&#8217;nın 4. sırada yer aldığını tespit ettiklerini söylüyor.</p>
<p>Muğla Çevre Platformu (MUÇEP) Temsilcisi Mustafa Tuncaelli ise bu araştırmayla birlikte Çevre ve Şehircilik Bakanlığı&#8217;nın Yatağan&#8217;da iki yıldır hava kalitesi ölçümlerini yapmadığının ortaya çıktığını belirtiyor.</p>
<div><iframe loading="lazy" src="https://streamable.com/s/anxtq/lpdopf" width="477" height="100%" frameborder="0" allowfullscreen="allowfullscreen" data-mce-fragment="1"></iframe></div>
<h3>&#8220;Ne kalitede hava soluduğumuzu bilmiyoruz&#8221;</h3>
<p>&#8220;Milas&#8217;ta ise bir hava kalitesi ölçüm istasyonu yok. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı da, Enerji Bakanlığı da, Muğla&#8217;daki linyit madeni sahalarından kaynaklanan hava kirliliğine dair resmi açıklamada bulunmuyor.</p>
<p>&#8220;Bilgi edinme başvurularımızı cevapsız bırakıyor. Özellikle Yatağan, Milas, Muğla merkezdeki yoğun hava kirliliğinin kaynaklarına dair somut ve resmi bilgiler şeffaf olarak kamuoyuyla paylaşılmıyor. Yatağan&#8217;da ve Milas&#8217;ta ne kalitede hava soluduğumuzu bilmiyoruz&#8221;</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/cevre/202221-komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>Fotoğraflar: <em>Servet Dilber</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/11/01/komurun-gercek-bedeli-mugla-komurun-bedelini-omurler-oduyor/">Kömürün Gerçek Bedeli: Muğla &#8220;Kömürün Bedelini Ömürler Ödüyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
