<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bosanmis-aileler-ve-insanlar-platformu/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bosanmis-aileler-ve-insanlar-platformu/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 09 Oct 2018 13:46:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bosanmis-aileler-ve-insanlar-platformu/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Oct 2018 08:37:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Aile]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31238</guid>

					<description><![CDATA[<p>Süresiz nafaka tartışmalarını mercek altına aldığımız dosyamızın bugünkü kısmında Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu’nun süresiz nafakanın kısıtlanmasına paralel olarak önerdiği sosyal devlet destekleri konusunu konuşacağız. Avukat Selin Nakıpoğlu ve ekonomist Prof. Dr. Şemsa Özar ile konu üzerine konuşmaya devam edeceğiz. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Yoksulluğa düşen kadına devletin destek olması mümkün mü?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun sınırsız nafakanın süre kısıtlamasıyla düzenlenmesi durumunda kadına ne olacağına dair önerileri sosyal devlet politikaları kapsamında şekilleniyor. İnsanı ve herkese adil yaklaşımı odaklarına aldıklarını ifade eden İlknur Birsel, “Eski eşlerin çocuk yoksa en fazla 1 yıl, çocuk varsa en fazla 5 yıl yoksulluk nafakası vermesi ve sonrasında devletin oluşturacağı bir fondan kadının desteklenmesini istiyoruz. Kadının desteksiz, ortada kalmasını savunmuyoruz. Ayrıca boşanan kadınlara mesleki eğitim, iş kazandırmada öncelik gibi uygulamalar da öneriyoruz” diyor. Kadınların özellikle de çocukla iş bulmasının ve çalışmasının zorluklarını çok iyi bildiğini ifade eden Birsel, bu durumun başka bir mağduriyeti yok saymasına karşı olduklarını söylüyor. Platform, kanunun dünya örnekleri üzerinden incelenmesini ve sosyal devlet politikası bağlamında çözülmesini öneriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu öneriler hakkında hukuki görüşünü ifade eden Selin Nakıpoğlu:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Lütfen kadın hareketinin senelerdir dillendirdiği taleplere, kadının görünmeyen emeği, calışma hayatına katılamama sebepleri uzerine yaptığı çalışmalara bakılsın. Bir kadın şiddet gördüğü, yüzünü bile görmek istemediği eski eşi ile nafaka üzerinden de olsa bağını neden sürdürmek istesin? ‘Kurtulayım da nafakasını istemem’ diyerek boşanma protokolünü imzalıyor kadınlar, yani boşanmaları engelleyici bir baskı unsuru aslında nafaka. Devletin, daha önce sebeplerden dolayı senelerce evde kalmak zorunda kalan kadının iş bulması için oluşturulmuş mekanizmaları yok. Hadi güvencesiz de olsa bir iş buldu diyelim, çocuğunu bırakacağı ücretsiz kreş yok, yani herhangi bir alt yapı calışması yok ortada ama ilk iş nafakanın kesilmesi talebi oluyor. Üstelik bu kadının güçlenmesi adı altında yapılıyor. Bu düzenlemenin sakıncalarını önyargıyla değil, tamemen tecrübe ve verilere dayanarak söylüyoruz. Bu kadın dostu bir politika değildir” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de boşanan kadının durumunun kanun düzenlemesi için incelenecek ülkelerden çok farklı olduğuna dikkat çeken Özar ise böyle bir düzenlemenin sosyal koşullarının incelikle düşünülerek her durum için farklı kategoriler belirlenerek oluşturulmasının ve düzenlemeden önce altyapısının hazırlanmasının önemini vurguluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nakıpoğlu Almanya’da boşanma sonrası desteğin devlet tarafından yürütüldüğünü ifade ediyor. “Bu destek azami koşullarda barınma, geçim ve varsa çocuk bakımını kapsıyor. Yani kadının hayatını idame ettirmesi güvenceye alınıyor” diyor ve bunlara paralel olarak meslek kazandırma ve iş bulma desteği olduğunu ifade ediyor ve ekliyor: “Boşanma sonrası eski eş yerine sosyal devletin araya girmesinin kadına daha güvenceli bir destek sağlayacağını ve eski eşle bağın kopmasının da tercih sebebi olacağını düşünüyorum fakat altyapıyı kurmadan kadınları mevcut destekten mahrum bırakmanın yoksulluğu arttırıp kadınları şiddet yaşadıkları evlere mahkum kılacağını da biliyoruz.”</span></p>
<p><b>Devlet desteği daha önce gündeme geldi mi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşanma sonrası sosyal devlet desteğinin dünyada birçok örnekte başarıyla uygulandığını belirten Şemsa Özar bu örneklerde kadına çocukların bakım ve eğitimi, barınma, iş edindirme gibi temel ihtiyaçlara yönelik desteklerin detaylı bir şekilde tespit edildiğini ve karşılandığını ifade ediyor. “Tekrar etmek gerekirse bağlamı düşünmeden kanun değişikliği çalışması yapılmamalı” diyen Özar, </span><span style="font-weight: 400;">Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığının 2012 yılında kendilerinden bir araştırma talep ettiğini ve araştırma ekibi olarak eşi vefat etmiş, eşinden boşanmış, eşinden ayrı yaşayan ve eşi cezaevinde olan kadınların karşı karşıya kaldıkları sosyal ve ekonomik sorunları bir bütün olarak politika yapıcıların dikkatine sunduklarını ifade ediyor. Sonuçta ortaya çıkan programın “Eşi Vefat Etmiş Kadınlara Sosyal Yardım Programı” olduğunu ve boşanmış kadınların devlet tarafından destek kapsamına alınmadığını, ayrımcılığa uğradığını söylüyor. Özar, kendi isteğiyle aile kurumundan ayrılan kadını yoksulluğunu veriler ortada olmasına rağmen görmezden gelmiş </span><span style="font-weight: 400;">bir devletin sözüne güvenerek yasadaki sınırsız ibaresini kaldırmanın kadınları çok daha büyük bir yoksulluğa ve güvencesizliğe iteceğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu ‘</span><i><span style="font-weight: 400;">Aile Bütünlüğünü Olumsuz Etkileyen Unsurlar ile Boşanma Olaylarının Arastirilmasi ve Aile Kurumunun Guclendirilmesi Icin Alınması Gereken Önlemlerin Belirlenmesi Icin Meclis Komisyonu’nun </span></i><span style="font-weight: 400;">2016 tarihinde kurulduğunu ve davet edilmedikleri için durumdan katılmak isteyen kadın örgütlerinin oturumlara alınmamasıyla ancak haberdar olduklarını söylüyor. Komisyonun 2016’da yayınlanan raporunun kadınlar ve çocuklar açısından zaten kısıtlı olan pek çok kazanılmış hakkın yasal düzlemde ortadan kaldırmayı önerdiğini belirtiyor. Nafakanın süreye bağlanması ise en çok tartışılan konu olmuş. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu başkanı İlknur Birsel üyelerinin mağduriyetini gidermek için çalışırken bir çok örnek inceleyerek kimsenin mağdur olmayacağı bir model önermek istediklerini, bu yüzden sadace nafaka süresi kısıtlaması değil buna paralel olarak sosyal devlet destek fonu gibi başlıkları da kapsayan bir öneri oluşturduklarını ifade ediyor.  Kendisi sadece süre kısıtlaması tekliflerinin değil sosyal devlet düzenlemelerinin de arkasında olacağını ifade ediyor. </span></p>
<p><b>Kapsamlı konularda sivil toplum ve uzmanların önemi </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka kadar kapsamlı bir konuda, konu üzerine çalışan bütün sivil toplum oluşumlarının bir araya geldiği, saha bilgisine sahip uzmanların görüş ve uyarılarının göz ardı edilmediği ve düzenlemelerin altyapısının, uygulanabilirliğinin incelikle tartışıldığı bir süreç işletilmesi gerektiği görülüyor. Başka ülkelerden örnekler incelenirken geliştirdikleri modelleri nasıl tartıştıkları, nasıl altyapı oluşturdukları ve uygulamaya hangi süreçlerden geçerek ulaştıklarına bakmak da önemli. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın düzenlediği Gündem Buluşmaları’nın ilki, 10 Ekim 2018, Çarşamba günü nafaka gündemiyle yapılacak.. Çalıştay katılımcıları henüz belli değil. Haberin devamında bu çalıştaya kimler dahil edildi, neler konuşuldu ve nasıl bir yol haritası çıktı sorularını değerlendireceğiz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/09/bosanma-sonrasi-sosyal-devlet-desteginde-turkiye/">Boşanma Sonrası Sosyal Devlet Desteğinde Türkiye</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burcu Arıkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 08 Oct 2018 09:48:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[medeni kanun]]></category>
		<category><![CDATA[nafaka]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=31215</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son dönemde boşanma sonrası sınırsız yoksulluk nafakası kavramı çok tartışılan bir konu haline geldi. Boşanma sonrası nafaka, Medeni Kanunun 175 ve 176. Maddeleri ile tanımlanmış. Özetle boşanma sonrasında yoksulluğa düşecek tarafın desteklenmesi yönünde bir düzenleme. Sınırsız ibaresi kanunun üst çerçevesini oluşturuyor ve 176.maddede nafakanın iptal edilebileceği durumlar yer alıyor. Yoksulluğa düşen tarafın gelir durumunun değişmesi de iptal için aranan koşullardan biri. İtirazlar bu “sınırsız” çerçevesine yöneltiliyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Hazırladığımız dosyada konuyu süresiz nafakanın yeniden düzenlenmesini talep eden sivil toplum kuruluşları ve uzmanların konu hakkında görüşleri çerçevesinde tartışacağız. Dosyanın ilk bölümünde süresiz yoksulluk nafakasına dair dile getirilen mağduriyetler ile bağlantılı olarak konunun sosyolojik ve ekonomik boyutu üzerine konuşacağız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci bölümde ise sosyal devlet çerçevesinde önerileri ve bu önerilerin uygulanabilirliğini tartışacağız. Öncelikle süresiz nafakanın yeniden düzenlenmesi taleplerinin ardında yata nedenleri dinleyeceğiz. Ardından avukat <strong>Diren Cevahir Şen</strong>, avukat <strong>Selin Nakipoğlu</strong> ve ekonomist <strong>Prof.Dr. Şemsa Özar</strong>’ın konuyla ilgili değerlendirmelerine yer vereceğiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><strong>Boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu</strong> bu düzenlemelerin yarattığı mağduriyetleri gündeme taşımak için bir araya gelmiş. Platformun kurucu başkanı<strong> İlknur Birsel,</strong> ailesinde yaşadığı bir deneyim sonrasında konuyu araştırmaya başladığını ve adil olmayan bir durum gördüğünü belirtiyor. 2014 yılında kurduğu sosyal medya platformu vasıtasıyla benzer deneyimleri olan insanları bir araya getirdiklerini ve sürecin sonunda bir talep listesine ulaştıklarını ifade ediyor. Sınırsız nafakanın ömür boyu bir borca dönüştüğünü ve bunun boşanan kişiler arasındaki ilişkinin kopması önünde de engel teşkil etiğini söyleyen Birsel, özellikle kısa süreli evlilikler sonucunda uzun yıllar nafaka ödenmesinden doğan mağduriyetler olduğunu ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Üyeleri arasında bir haftalık evlilik sonucunda 28 senedir nafaka ödeyenlerin olduğunu söyleyen Birsel, işsiz kalma, geçinememe durumlarında nafakanın ödenememesinin hapisle sonuçlanmasını eleştirirken nafakaya itiraz hakkının kanunda olmasına rağmen karar aldırmanın çok zor olduğunu ekliyor. Müşterek çocukların bakımını kapsayan iştirak nafakasıyla ilgilenmediklerini ifade eden Birsel boşanma olsa da çocukların ebeveynlere bağımlılığının sürdüğünü vurguluyor. Ayrıca nafakanın kaldırılması koşulları arasında bulunan evlilik dışı birlikte yaşamak ve haysiyetsiz yaşamak gibi durumları kanıtlama gerekliliğinin eski eşleri birbirlerinin hayatına olumsuz bir biçimde dahil ettiğini belirtiyor. Birsel yoksulluk nafakasının devlet fonundan karşılanacağı bir durumda bunun da önüne geçileceğini savunuyor ve nafaka yükümlüsünün borcunu ödeyemediği durumlarda eski eş yerine devlete borçlanmasını öneren platform bu şekilde hem alacaklının mağdur olmayacağını hem de kişisel husumetlerin önüne geçileceğini ekliyor. Süresiz nafakanın yarattığı bir diğer sonun ise ikinci evliliklerde ortaya çıktığını belirten Birsel nafaka ödeyen erkeklerin ikinci evliliklerinde ekonomik sorunlar yaşandığını söylüyor. </span></p>
<p><b>Kanunda cinsiyet belirtilmemesine rağmen nafaka neden kadına verilen bir para olarak gündemde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen hukukta kuralın dezavantajlı grupları dikkate alarak belirlendiğini ve istisnaların eklendiğini söylüyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Selin Nakıpoğlu ise bu soruyu <em>“Bu soruyu sosyolojik açıdan bakmadan cevaplamak eksik hatta yanlış olacaktır. Çünkü toplumsal cinsiyet ve cinsiyete dayalı iş bölümünün bu kadar keskin hatlarla çizilmiş olduğu bizim gibi toplumlarda kadınların işgücüne katılım oranı oldukça düşüktür. </em></span><em><span style="font-weight: 400;">Nafaka, zaruret halindeki kişileri kapsar. Medeni Kanun der ki, nafaka boşanma yüzünden yoksulluğa düşecek tarafa ödenir. </span></em><span style="font-weight: 400;"><em>Bu ülkede kadınların istihdam oranının %28 olduğunu ve çoğunlukla sosyal güvenlikten yoksun işlerde çalıştıklarını düşününce boşanma halinde neden kadınların yoksulluğa düştüklerini de anlayabiliriz”</em> şeklinde yanıtlıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklu boşanmalarda ise kadının yoksulluğa düşme oranının arttığını söyleyen Nakıpoğlu <em>“Kadınlar mevcut hükümetin çocuk sayısının artmasına ilişkin politikası ile daha çok güvencesiz ve yari zamanlı işlerde çalışmaya mecbur bırakıldılar. Çünkü özellikle kentsel alanda çocuklu olmak ve çocuk sayısı işgücüne katilimi azaltan etkenlerdendir”</em> diyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şemsa Özar ise her konuda olduğu gibi nafaka tartışmasında da koşulları hesaba katmadan düşünmenin mümkün olmadığına dikkat çekiyor. Türkiye’de kadını etkileyen üç ana başlığı ‘devlet, piyasa ve aile’ olarak sıralayan Özar, cinsiyetçi iş bölümünde ev işleri ve çocukların, yaşlıların ve engellilerin, yani ailede bakıma muhtaç olanların sorumluluğunun devlet ve aile tarafından kadınların sırtına yüklendiğini belirtiyor.</span> <span style="font-weight: 400;">Devletin maddi açıdan ulaşılabilir ve kaliteli kreş sağlamadığını, çoğu çalışan kadının gelirinin mevcut kreşlerin ücretini karşılamaya yetmediğini ve piyasanın beklediği çalışma saatlerinin kreş saat aralıklarıyla uyuşmadığını hatırlatıyor. Kadınların iş beğenmediğine dair söylemin temelsiz olduğunu söyleyen Özar, saha çalışmalarında, küçük çocuklarıyla yalnız yaşayan birçok boşanmış kadının evden uzağa gitmeleri mümkün olmadığı için oturdukları sokaktaki evlerin merdivenlerini temizleyerek geçinmeye ve çocuklarına bakmaya çalıştıklarını saptadıklarını anlatıyor. Çoğu zaman bu kadınlar küçük çocuklarını evde tek başlarına zorunda kalıyor ve gelirleri de ayda 100-200 lira arasında değişiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Özar’a göre ele alınması gereken bir başka husus ise aile. Özar sahada çalışmanın önemini tekrar vurgulayarak birçok kadının kazancına evlilik süresince eşleri ve eşlerinin aileleri, boşanma sonrasında ise kendi aileleri tarafından el koyulduğunu gördüklerini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Platformun önerileri arasında kadının eski eşten alacağı nafakaya sunulan alternatiflerden biri olan alt/ üst soy yardımının ekonomi bilimi açısından çok sorgulanabilir bir öneri olduğunu ifade eden Özar, çocukların kendi geçimlerini sağlamalarının zor olduğu ülke koşullarında annelerine bakmalarını beklemek doğru değil diyor. Sahada görüştükleri birçok kadının zorla evlendirilme ya da kaçarak evlenme nedeniyle boşanma sonrasında aile tarafından kabul edilmeme durumu olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Bireyler kadına nafaka verecekse ve bu sosyal devlet kanalıyla olmayacaksa neden yıllardır iş bölümü içinde emek verdiği ailedeki erkek yerine alt/ üst soydan bunu bekleyelim?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kadının yıllar boyunca maaş ve sosyal güvence ile karşılığını alamadığı bir ‘evi çekip çevirme ve bakım emeği’ verdiklerinin altını çizen Özar, devletin kadın istihdamı açısından attığı adımların ise sahadaki gerçeklikle kıyaslandığında çok yetersiz olduğunu belirtiyor. Özar’a göre şu ana kadar atılan somut adımlar, bir kaç haftalık eğitimle meslek kazandırma iddiasına dayanan kadın girişimci destekleme projeleri ve işe kadın alan işverenlere ilk 5 yıl sigorta primini ödemekten öteye gitmiyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen ise durumu “Kadınların nafaka ile geçinmesi söylemi gerçeklerle uyuşmuyor. Nafaka miktarları bir insanın geçinmesine yetmekten çok uzak. Bu yüzden “nafaka alabilmek için çalışmayan kadın” tanımlaması hem nafaka verileriyle uyuşmuyor hem de istihdamdaki büyük toplumsal cinsiyet eşitsizliğini görmezden geliniyor. Ayrıca kadının evlilik içerisinde yaşadığı ekonomik şiddet de çoğu zaman konuşulmuyor. Genelde medyatik insanlarla gündem olan çok istisnai yüksek rakamlar ise yasa belirlemek için uygun bir kıstas değil” diye açıklıyor. </span></p>
<p><b>“Kısa süreli evliliklerin oluşturduğu mağduriyet” </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İlknur Birsel, platformlarına başvuran yaklaşık iki milyon mağdur olduğunu belirtirken bunların yoğun olarak bir seneden kısa süren  çocuksuz evliliklerden kaynaklı olduğunu ifade ediyor. Uzayan boşanma süreçlerinde de tedbir nafakasının devreye girdiğini ve bunun da bir şikayet konusu olduğunu ekliyor. Kendi ailesinde yaşadığı deneyimde 4 aylık, eşit kusurla sonuçlanan bir evliliğin yıllardır nafaka borcuna dönüştüğünü ifade eden Birsel bu konunun daha detaylı bir düzenleme ile çözülmesi gerektiğini vurguluyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şemsa Özar ise uzun süreli evlilik oranlarının çok daha yüksek olduğunu ( %51.2 6 yıl ve üzeri, %3.2 1 yıldan az) bu yüzden kanun çerçevesinin bunu dikkate aldığını ifade ediyor. “Düşük oranda da olsa mağduriyet yaratan durumlar için yeni düzenlemeler üzerine çalışılmalı fakat bu zaten dezavantajlı olan gruplar için daha olumsuz sonuçlar oluşturmayacak şekilde yapılmalı” diyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Nakıpoğlu “</span><span style="font-weight: 400;">Bir seneden az süren evlilikler hukuken anlaşmalı boşanma ile sonuçlanamaz, çekişmeli dava açılmalı. Erkeğin kusuru var ki bu davada davalı ve tazminat\ nafakaya hükmetmiş mahkeme. ‘Bir gün evli kaldık senelerdir nafaka ödüyorum’ söyleminin arkasında böyle bir hukuki süreç vardır, bu süreci eksik aktarmamak gerekir. Unutmayalım, boşanma nafaka hukukunda hakimin geniş takdir yetkisi var. Her dosya kendine özgüdür ve tarafların durumuna göre karara bağlanır” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Avukat Diren Cevahir Şen ise “kısa süreli” ifadesinin yanıltıcı olduğunu, sürenin kısa olmasının kadının fiziksel, psikolojik ya da ekonomik şiddet görmemiş olacağı anlamına gelmeyeceğini belirtiyor ve 1 gün süren evliliklerde dahi böyle durumlarla karşılaştıklarını, hakimlerin boşanma davalarında kanunda belirtilen kıstasları incelediğini ekliyor. Şen hakimin uygun gördüğü bir sebeple ayrı evde yaşama durumu varsa yine yoksulluğa düşen tarafa tedbir nafakası verildiğini, boşanma gerçekleştiğinde bunun yoksulluk nafakasına çevrildiğini ifade ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nafaka hakkında yapılacak düzenlemelerin detaylı ve kapsamlı tartışmalar sonucunda şekillenmesi elzem görünüyor. Konunun uzmanlarının dinlenmesi ve mağduriyetler giderilirken yeni mağduriyetler oluşmamasının sağlanması önemli. Platform başkanı Birsel önerecekleri düzenlemenin kadınlar için olumsuz bir sonuç içermemesine özen gösterdiklerini ifade ederken uzmanlar süresiz nafakanın kısıtlanmasının mevcut koşullarda sorunlara yol açacağı konusunda uyarılar yapıyor. Dosyanın yarın yayınlanacak kısmında, boşanmış Aileler ve İnsanlar Platformu’nun süresiz nafakaya alternatif olarak sundukları sosyal devlet uygulamalarını ve bu uygulamaların farklı boyutlarını konuşacağız. </span></p>
<p><b>Konuyla ilgili görüşler: </b></p>
<p><a href="https://www.youtube.com/watch?v=TPS6nCR88Qg"><span style="font-weight: 400;">https://www.youtube.com/watch?v=TPS6nCR88Qg</span></a></p>
<p><a href="https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/04/18/nafaka-istismar-kadin-dusmanligi/"><span style="font-weight: 400;">https://www.gazeteduvar.com.tr/yazarlar/2018/04/18/nafaka-istismar-kadin-dusmanligi/</span></a></p>
<p><a href="https://www.evrensel.net/haber/26493/hem-ayrimci-hem-yetersiz"><span style="font-weight: 400;">https://www.evrensel.net/haber/26493/hem-ayrimci-hem-yetersiz</span></a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/10/08/sinirsiz-nafaka-hak-mi-magduriyet-mi/">Sınırsız Nafaka Hak Mı, Mağduriyet Mi?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
