<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bienal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bienal/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bienal/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Sat, 31 Aug 2024 11:14:50 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Bienal arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bienal/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Kommagene Bienali’nin Bu Seneki Teması &#8220;İyileşmek&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/08/31/kommagene-bienalinin-bu-seneki-temasi-iyilesmek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 31 Aug 2024 11:14:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[Ceysu Ucan]]></category>
		<category><![CDATA[Kommagene Bienali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86799</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kommagene Bienali, bu yıl ikinci kez sanatseverlerle buluşuyor. Adıyaman bölgesinde 24 Ağustos'ta kapılarını açan bienalin teması; bölgeyi derinden etkileyen yıkıcı depremin ardından "iyileşmek" olarak belirlendi. Bienalin dikkat çeken isimlerinden sanatçı Ceysu Ucan bienalde, Lotus9 adını verdiği sualtı heykelini sergiliyor. Lotus9, Kommagene Bienali’nin ilk su altı heykeli özelliğini taşıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/08/31/kommagene-bienalinin-bu-seneki-temasi-iyilesmek/">Kommagene Bienali’nin Bu Seneki Teması &#8220;İyileşmek&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kapsadığı alan ve açık hava yerleştirmeleri ile Türkiye’nin en önemli çağdaş sanat etkinliklerinden biri haline gelen Kommagene Bienali, bu yıl ikinci kez sanatseverlerle buluşuyor. Adıyaman bölgesinde 24 Ağustos&#8217;ta kapılarını açan bienalin teması; bölgeyi derinden etkileyen yıkıcı depremin ardından &#8220;iyileşmek&#8221; olarak belirlendi. Bienalin dikkat çeken isimlerinden sanatçı Ceysu Ucan bienalde, Lotus9 adını verdiği sualtı heykelini sergiliyor. Lotus9, Kommagene Bienali’nin ilk su altı heykeli özelliğini taşıyor.</strong></p>
<p>Macaristan’dan Prof. Eros Istvan küratörlüğünde, bienale 20 farklı ülkeden 54 sanatçı katılacak. Bu sanatçılar, bölgeyi sarsan zorlu bir dönemin ardından, iyileşmenin gücünü ve sanatın bu süreçteki rolünü farklı perspektiflerden irdeleyecek eserlerini sergileyecekler.</p>
<p>Geçtiğimiz sene 19 farklı eser ile &#8220;Türkiye’nin İlk Sualtı Kişisel Heykel Sergisi: Cocoon&#8221; ile hafızalara kazınan heykel ve simbiyotik sanat tasarımcısı <strong>Ceysu Ucan</strong>, Lotus 9 adını verdiği sualtı heykeli Kommagene Bienali’nde ilk kez izleyicilerle buluşuyor.</p>
<p>Kil, kumaş ve deniz kumu gibi medyumlar kullanılarak tamamen sanatçı tarafından el yapımı hazırlanan Lotus 9, su altında sergilenerek suyun altında aldığı simbiyotik oluşumlarla bölgede yeniden doğuşun ve umudun sembollerinden biri olacak.</p>
<p><strong>Lotus 9, kadının göğe doğru yükselişi, toplumsal huzuru ve ortak gelişimi temsil ediyor</strong></p>
<p>Eserlerinde izleyicinin iç dünyası ile doğanın döngüsel ve sürekli değişen yapısını bir araya getirerek izleyiciye meditasyon ve farkındalık anları sunmayı amaçlayan, doğa ile insan arasındaki derin bağları keşfetmek üzerine sanatsal bir vizyonun temsilcisi olarak tanınan sanatçı <strong>Ceysu Ucan</strong>, Lotus 9 eseri ile ilgili şunları söyledi: “Saflığın, yeniden doğuşun ve umudun sembolü olan Lotus 9, kadının göğe doğru yükselişi, toplumsal huzuru ve ortak gelişimi temsil ederken, saçlarındaki 9 boğum, kolektif dönüşümü ve aydınlanmayı simgeliyor.”</p>
<p><strong><em>Ceysu Ucan hakkında:</em></strong></p>
<p><em>Lise eğitimini plastik sanatlar üzerine tamamladıktan sonra yüzde 100 burslu kazandığı Yeditepe Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Plastik Sanatlar bölümünden mezun oldu. Konfüçyus Enstitüsü’nün 2017 Kültür ve Dil Eğitimi bursuyla Çin&#8217;deki en prestijli üniversitelerden biri olarak kabul edilen Nankai Üniversitesine gitti. Bu sırada kurduğu akademik ilişkilerle doğu kültürü ve sembolleri ile Türk halı ve kilimlerindeki sembollerin iz düşümü örneklerini incelemeye ve kadim bilgeliği keşfe başladı. 2019 yılında Çin’de karma sergiler gerçekleştirdi. Halı, kilim motiflerinden sonra Roma mozaiklerini incelemek için 2020’de yerleştiği Hatay’da geleneksel taş oyma teknikleri ve mozaik sanatı üzerine keşfine deprem felaketine kadar devam etti. İlk kişisel heykel sergisi &#8220;Türkiye’nin İlk Su Altı Kişisel Heykel Sergisi&#8221; ile bir ilke imza atan sanatçı, &#8220;Cocoon Su Altı Sergisi&#8221;ni Muğla Bozbük’te bulunan Aninga sahilinde denizin altında 19 farklı eser ile açtı. Sanatı bir köprü olarak kullanarak insanları birbirleriyle ve çevreleriyle daha derin bağlantılar kurmaya teşvik eden Ceysu, sosyal sorumluluk projesi olarak okullara yönelik hayal-biçim sanat atölyeleri düzenliyor. </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/08/31/kommagene-bienalinin-bu-seneki-temasi-iyilesmek/">Kommagene Bienali’nin Bu Seneki Teması &#8220;İyileşmek&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Çocuklar için Gazete Atölyesi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/11/cocuklar-icin-gazete-atolyesi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Nov 2022 08:56:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[çocuk atölyesi]]></category>
		<category><![CDATA[çocuklar için gazete atölyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82195</guid>

					<description><![CDATA[<p>İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 17. İstanbul Bienali kapsamında, İstanbul Bienali, Hrant Dink Vakfı ve 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı iş birliğiyle hazırlanan Mantı Postası’nın  “Yaratıcı Direniş” temalı Kasım ayı sayısına gazete yapımı üzerine bir çocuk atölyesi eşlik ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/11/cocuklar-icin-gazete-atolyesi/">Çocuklar için Gazete Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü vesilesiyle 13 Kasım 2022 tarihinde düzenlenecek Gazete Atölyesi’nde, konuşulacak, tartışılacak; fikirler gibi renkli, festival gibi eğlenceli bir bir gazete hazırlanacak. Çocukların farklı malzemeler kullanarak kendi gazetelerini tasarlayacağı atölye, 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı’nda yapılacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Atölyeye katılım için başvurularınızı 11 Kasım 2022, saat 17.00’a kadar </span><a href="mailto:yirmiucbucuk@hrantdink.org"><b>yirmiucbucuk@hrantdink.org</b></a><span style="font-weight: 400;"> adresine e-posta göndererek yapabilirsiniz.</span></p>
<p><b>13 Kasım 2022</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pazar, 13.00</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yürütücü: Ceren Suntekin</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaş Grubu: 9–11</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kapasite: 10 çocuk</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık süre: 2 saat</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adres: 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Halaskargazi Caddesi, Sebat Apartmanı, No: 74 Daire: 1</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Osmanbey 34371 Şişli, İstanbul</span></p>
<p><b>Atölye yürütücüsü Ceren Suntekin kimdir?</b></p>
<p><b>Ceren Suntekin</b><span style="font-weight: 400;"> 1979’da İzmir’de doğdu. Lisans eğitimini Hacettepe Üniversitesi Felsefe Bölümü’nde tamamladıktan sonra bilim uzmanlığını aynı üniversitenin Sosyal Hizmet Bölümü Yüksek Lisans Programı’nda “Çocuk ve Gençlik” alanından aldı. Son dönemde sanatın etkili ve yaratıcı gücünü hak temelli işlerle birleştiren Suntekin’in odaklandığı alanlar arasında çocuk hakları ve çocuk katılımı, medyada çocuk hakları, hak temelli iletişim stratejileri ve kapsayıcı politikalar, toplumsal cinsiyet eşitliği, cinsel sağlık, ayrımcılıkla mücadele, hak ihlallerine karşı koruyucu önleyici çalışmalar ve yerel yönetimler için eşitlik ve kapsayıcılık yer alıyor. Ceren Suntekin 20 senedir çocukların sesini yetişkinlere duyurmak için çalışıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/11/11/cocuklar-icin-gazete-atolyesi/">Çocuklar için Gazete Atölyesi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sanat Galerileri, Bienaller, Müzeler-Zorluklar ve İmkanlar</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/02/sanat-galerileri-bienaller-muzeler-zorluklar-ve-imkanlar/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Meltem Ersoy]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 02 Mar 2021 12:25:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[müze]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[sanat galerileri]]></category>
		<category><![CDATA[unesco]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=66417</guid>

					<description><![CDATA[<p>UNESCO, hükümetlere ve karar vericilere sorunları ele almaları için hazırladığı Kültür Krizde: Dayanıklı ve Esnek Bir Yaratıcı Sektör İçin Politika Rehberi’nde sorunların yanı sıra iyi örneklere de yer veriyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/02/sanat-galerileri-bienaller-muzeler-zorluklar-ve-imkanlar/">Sanat Galerileri, Bienaller, Müzeler-Zorluklar ve İmkanlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">İçinde bulunduğumuz pandemi sürecinin kültür sanat alanına etkileri ve ortaya çıkan değişimlere tiyatronun ardından bu kez galeri, müze, sergi gibi mekanlar ve büyük sanat etkinlikleri üzerinden odaklanmak istiyorum. UNESCO’nun Aralık raporuna göre dünyada 30 milyondan fazla insanın çalıştığı kültür sektörü, pandemide tahmin edilenden çok daha kötü etkilendi. Rapor, krizin ele alınması için hedefe yönelik politikalar gerektiğine işaret ediyor. Film endüstrisinin bile bu yıl 10 milyon civarında</span> <span style="font-weight: 400;">iş kaybedebileceği öngörülüyor. Yine rapora göre, dünyadaki sanat galerilerinin üçte biri, çalışan sayısını yarı yarıya azaltabilir, konser ve performansların gerçekleşmemesi, müzik endüstrisinde 10 milyar dolardan fazla sponsorluk kaybına mal olabilir, yayıncılık pazarı yüzde 7.5 daralabilir. </span></p>
<h5><strong>UNESCO’dan Sorunlar ve İyi Örnekler</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu süreçte, kültürel etkinliklere ulaşım da önemli bir darbe aldı. Konserler, sanat etkinlikleri, festivaller çevrimiçi gerçekleşti. Küresel ölçekte iki insandan birinin bağlantı sorunları gibi nedenlerle bu etkinliklere ulaşamayacağı tahmin ediliyor. UNESCO, hükümetlere ve karar vericilere bu sorunları ele almaları için hazırladığı </span><a href="https://unesdoc.unesco.org/ark:/48223/pf0000374631"><span style="font-weight: 400;">Culture in Crisis: A Policy Guide for a Resilient Creative Sector</span></a><span style="font-weight: 400;">, Kültür Krizde: Dayanıklı ve Esnek Bir Yaratıcı Sektör İçin Politika Rehberi’nde sorunların yanı sıra iyi örneklere de yer veriyor. Sorunlardan belki pek görünür olmayanlarından biri, sektörde daha çok kadınların güvencesiz işlerde çalışması dolayısıyla sosyal ve ekonomik güvensizlikle daha da kırılgan hale geliyor olmaları. Rehber, harekete geçilmesi için üç adım önerisinde bulunuyor: sanatçı ve kültür çalışanlarına doğrudan destek, bu endüstrilere dolaylı destek, kültürel ve yaratıcı endüstrilerin rekabet gücünün artırmak. Sanat eserlerinin satışı ve komisyonların düzenlenmesi, gelir kaybının telafisi yeni becerilerin geliştirilmesi için programlar oluşturulması, düzenlemelerden geçici bir muafiyet ve vergi düzenlemeleri, talebin canlandırılması ve fonlar oluşturulması öneriler arasında. Raporda farklı ülkelerin krizle başa çıkmak için oluşturdukları iyi uygulamalara da yer veriliyor. </span></p>
<h5><b>Bienallerde Takvimler Değişti</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Salgının gölgesinde geçen son bir yılda resim, galeri, müzayede evleri ve büyük etkinliklere baktığımızda öne çıkan bazı konular ise şöyle:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mart ortasında dünyada pek çok şey gibi bienaller ve planlanmış sergiler de durma noktasına geldi. Venedik Bienali, Gwangju Bienali, Whitney Bienali gibi etkinlikler planlarını gözden geçirmek durumunda kaldı. Dünyanın en eski bienallerinden Sao Paolo Bienali, </span><span style="font-weight: 400;">Temmuz ayında etkinliği Eylül 2021’e erteleyeceğini ve geleneksel takvim yıllarını değiştireceklerini duyurdu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hong Kong’da düzenlenen Art Basel’a katılacak galeriler, şehirde süregelen protestolar nedeniyle etkinliğin iptalini talep ettiler. Organizatörler, 271 galerinin ödediği katılım ücretlerinin önemli bir kısmını geri ödedi. Art Basel, pandemi döneminde iptal edilen ilk büyük etkinliklerden biri oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu dönemde kapalı kalan önemli müzeler sanat eserlerini korumak, personeli ve masraflarını karşılamaya devam etmek için zorluklarla karşılaştı. Hollanda’daki Singer Laren Müzesi’nden Vincent Van Gogh’un 1884 tarihli bir resmi, müzenin kapalı olduğu bir dönem fırsat bilinerek çalındı. Kamera kayıtları hırsızların cam kapıları çekiçle kırarak içeri girdiklerini gösterdi. Bu dönemin en önemli soygunu bu olurken, diğer müzelerde de güvenlik açığından kaynaklanan benzer olaylar gerçekleşti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İçine düştükleri finansal kriz nedeniyle A.B.D’deki müzelerde işten çıkarılanlar olduğu gibi, kültür sektöründe işten çıkarmaların daha az yaşandığı Birleşik Krallık’ta da Tate Müzesi ağı 300 işi ortadan kaldırarak alanda çalışan pek çok kişiyi işten çıkardı. Süreç, 42 günlük bir grevle devam etti. </span></p>
<h5><strong>Çevrimiçi Müzayedeler İlgi Gördü</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Müzayedeler yüz yüze etkinliklerin ortadan kalkmasıyla bir darbe alsa da ilk olarak Sotheby’s tarafından düzenlenen ve farklı şehirlerden katılımlarla çevrimiçi gerçekleşen beş saatlik etkinlik, 363.2 milyon dolar topladı. Cheddar platformundan canlı yayınlanan bu etkinlikten sonra, Christie’s müzayede etkinliği de 420 milyon dolara ulaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’daki müzeler ve galerilerin aksine, Los Angeles’ta yer alan müzeler nerdeyse bir yıldır kapalıyken, sanat galerileri, alışveriş merkezleri gibi yerlerin açılması tepki topladı. J. Paul Getty Trust, L.A. Sanat İyileştirme Fonuna 38.5 milyon dolar ayırdı. Takvimde açılış için tarihler ön görülse de Avrupa’da da müzelerin bir kısmı hala kapalı. Seyahat edilebilen zamanlarda önünde uzun kuyruklar oluşan ve en az günler öncesinden rezervasyon yapılması gereken Leonarda da Vinci’nin Son Akşam Yemeği tablosu ise tekrar ziyarete açıldı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat dünyasında kapanmalar ve krizler devam ederken, yavaş yavaş yeniden açılma konuşulmaya başlandı. 2021’de dünyada açılacak en büyük sanat sergileri arasında Vermeer, Boticelli, Jasper Johns, Yayoi Kusama, Barbara Kruger ve Sophie Taueber-Arp’ın eserleri bulunuyor. </span></p>
<h5><strong>Digital Sanat Ağları Gelişiyor</strong></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanat dünyasında gelişen bir başka alan ise blockchain sistemi üzerinden gerçekleşen etkinlik ve satışlar. En ünlüsü bitcoin olan kripto para birimlerinin ve bu sistemin dünyayı hangi hızda saracağı henüz bilinmese de farklı alanlarda kullanımı artmaya başladı. Dijital sanat almak için de daha güvenli olabilecek ve eserlerin değerini teslim edebilecek bir alternatif oluşturduğu iddia ediliyor. İçerisinde farklı araçlar bulunuyor. Örneğin, Verisart, blockchainde sanatçıların eserlerinin tasdik edildiği platform. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dijital sanat pazarı R.A.R.E., bu yeni aracın büyük galerilerin desteğine sahip olmayan bağımsız sanatçılara bir imkan sağladığını ifade ediyor. İşlemlerin el değiştirirken takip edilebilmesi güvenlik açısından önemli. Aynı zamanda bu sayede eserlerin çevrimiçi kolayca paylaşılması önlenmiş oluyor. Koleksiyonerler eserleri alıp, mülkiyet kaydı oluşturabiliyor. Bir özgünlük kaydı oluşan eserlerin kaydedilmesi ve çoğaltılması engellenmiş oluyor. Her blockchain işlemi kamuya açık olduğu için, bu eserlerin tekrar üretilmesi daha zor oluyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanatçı Beeple’ın, yani Mike Winkelmann’ın Everydays eseri, dijital bir eser ve 1766 yılında kurulmuş olan Christie’s, 25 Şubat-11 Mart arasında eseri açık artırmaya sunuyor. Böylece, Everydays, büyük bir müzayede evi tarafından satılan ilk tamamen dijital eser olacak. Esere yaklaşık bir değer biçmek istemeyen Christie’s, açık artırmayı 100 dolardan başlatıyor. Önümüzdeki günlerde netleşecek bu satış da farklı platformlarda eserlerin değerinin belirlenmesi için bir fikir oluşturabilir. Nasıl ilerleyeceği üzerine yorum yapmak kolay olmasa da sanat yeni yollarla kendine alanlar açmaya devam ediyor ve edecek.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’da devam eden birkaç sergiden söz ederek yazıyı bitireyim: İstiklal Caddesi’nde yer alan Yapı Kredi Kültür Sanat Merkezi’nde Karagözüm İki Gözüm ve Kulis: Bir Tiyatro Belliği, Hagop Ayvaz sergilerinin süreleri uzatıldı. 18 Mart itibariyle yaklaşık bir ay kalmak üzere Refik Anadol eserleri Pilevneli Galeri’de ziyarete açık olacak. Anna Laudel, Salt Galata ve Beyoğlu, ARTER, Meşher, İstanbul Modern gibi pek çok mekanda da gezebileceğiniz güzel sergiler mevcut. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/03/02/sanat-galerileri-bienaller-muzeler-zorluklar-ve-imkanlar/">Sanat Galerileri, Bienaller, Müzeler-Zorluklar ve İmkanlar</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 22 Nov 2019 08:43:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre ve Şehircilik Bakanlığı]]></category>
		<category><![CDATA[define]]></category>
		<category><![CDATA[Dipsiz Göl]]></category>
		<category><![CDATA[doğal sit alanı]]></category>
		<category><![CDATA[Korunması Gereken Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları]]></category>
		<category><![CDATA[KUMID]]></category>
		<category><![CDATA[Saadet Güner]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=44824</guid>

					<description><![CDATA[<p>Geçtiğimiz günlerde sona eren 16. İstanbul Bienali’nin ana konusu Antroposen Çağı, yani insanın doğada yarattığı tahribattı. Dipsiz Göl’ün başına gelenlerse mantık sınırını zorlayan ayrıntılarıyla tam bienallik bir iş gibi görünse de ne yazık ki gerçek. Gümüşhane’nin Güneyce Köyü’nde yer alan 12 bin yıllık doğa harikası Dipsiz Göl’ün define bulma amacıyla kazılıp yok edilmesi üzerine görüşlerini aldığımız KUMİD Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner; “Gerek kültür gerekse tabiat varlıklarımızın korunması tek başına kanun ve yönetmeliklerle veya kişi ve kurumlarla değil toplumun tümüne mal olmuş bir koruma bilinciyle sağlanır” diyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/">“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">12 bin yıllık Dipsiz Göl’ün define bulma amacıyla kazılıp tamamen yok edilmesiyle, defineciliğin doğaya verdiği zarar bir kez daha gündeme geldi. Göl, tüm yaşananlardan sonra Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nca Doğal Sit Alanı ilan edildi ve eski haline döndürülmesi için çalışmalar başlatıldı ancak bu ne kadar mümkün, zaman gösterecek. Dipsiz Göl’ün başına gelenleri, defineciliğin yasal prosedürünü ve insan eliyle doğaya verilen zararları Kültürel Mirasın Dostları Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Saadet Güner ile görüştük. </span></p>
<p><b>Öncelikle KUMİD olarak bu konuya dair görüşlerinizi almak isteriz. Kulağa absürt bir hikaye gibi gelen bu olay, nasıl gerçek olabildi? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-44826 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/saadet-G%C3%BCner-FOTO-2.jpg" alt="" width="326" height="217" />KUMİD olarak biz de son günlerde yaşanan yoğun gelişmeleri basından öğreniyoruz. Buna göre, Gümüşhane’ye bağlı olmakla birlikte ancak Arsin’e Bağlı Güneyce Köyü sakinlerinde yayla olarak kullanıldığı anlaşılan bir alanda yer alan Dipsiz Göl’de, define aranması amacıyla izinlerin alındığını, suyun boşaltılarak iş makinelerinde bir arama yapıldığı, aramalar sırasında doğal oluşumun tahrip edildiğini üzülerek öğrendik.  </span></p>
<p><b>Olayın gelişim süreci de hayli ilginç. 12 bin yıllık tarihi olan bir göl nasıl kazılabiliyor ve dahası kurutulup yok edilene dek kazılmasına ses çıkarılmıyor? Bu olaydaki temel eksiklikler ve hatalar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerçekleşen olay, yasal başvuru ve kabul süreci dikkate alındığında kabul edilebilir görünmekle birlikte, define arama için gerek seçilen alanın yeterince araştırılmadığı, gerekse uygulanma biçimiyle yeterince değerlendirilmediği anlaşılmaktadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim alanda bu tür bir çalışmaya engel olmasa bile, olaydan sonra ÇED raporuyla da gündeme geldiği gibi, daha geniş kapsamda değerlendirilmesi gerektiği ortaya çıkmıştır. Ayrıca verilen izinle, günümüz gelişmiş teknolojileri kullanılarak, doğal yapıya zarar vermeden ve onu koruyan yaklaşımları ön plana alan bir çalışma zorunlu tutulabilirdi. Birçok açıdan değerlendirilerek mevcut değerlerimize sahip çıkabilirdik. </span></p>
<p><b>Define arama prosedürü hakkında bizleri kısaca bilgilendirebilir misiniz? Kültürel ve tarihi varlık olarak korunmaya alınması gereken/alınan yerlerde define araması yapılabiliyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44827 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dipsiz-gol-1-640x360.jpg" alt="" width="364" height="205" />Define arama, kanun ve yönetmeliklere göre belirlenmiştir. Bu prosedür, 27 Ocak 1984 tarihinde 18294 sayılı Resmi Gazete de yayınlanan <a href="http://teftis.kulturturizm.gov.tr/TR,14428/define-arama-yonetmeligi.html">Define Arama Yönetmeliği</a>’nde </span><span style="font-weight: 400;">yer almaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu yönetmelikte “define aramak isteyenler, define arayacakları yerin bağlı olduğu mülki amire bir dilekçe ile müracaat ederler. Dilekçede arama maksadı açıkça belirtilir ve define aranacak yerin il, ilçe, bucak, köy, mahalle, sokak ve ev numarası bildirilir. Ayrıca bu yerin ekili, dikili, meskûn, gayrimeskun, tapulu ve tapusuz olup olmadığı ve kime ait olduğu açıklanır. Define aranacak sahanın yetkili teknik elemana çizdirilmiş, İl Bayındırlık Müdürlüğünce tasdikli, 1/500 ölçekli tasviye münhanili haritası veya krokisi, Krokisi çıkarılamayacak ev ve bunun gibi yerler için ise ada, parsel ve çap numarasını belirten vaziyet planı, uzaktan ve yakından olmak üzere çeşitli yönlerden çekilmiş net fotoğrafları ve define aranacak yer sahipli ise; gerçek kişilerden noterden tasdikli muvafakatname, tüzel kişilerden de yetkili organlarından alınacak muvafakat yazısı, eklenir” denmektedir.</span></p>
<p><strong>Define Aranacak Yer 100 m2&#8217;yi Geçemez</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Başvuru ve izni ilgilendiren bu prosedür dışında define aranacak yerler için ise yine aynı yönetmeliğe göre; “define aranacak yerin 100 m</span><span style="font-weight: 400;">2</span><span style="font-weight: 400;">yi geçemeyeceği, yerin verilecek fotoğraflarla harita veya krokiler üzerinde işaretlenmesi gerektiği, ayrıca mülki amirin, define aranacak yerin 2863 sayılı Kanun&#8217;un 6. maddesinde belirtilen yerler ile tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklar içinde olup olmadığını, define aranmasından sakınca bulunup, bulunmadığını, en yakın müze müdürlüğüne tespit ettirmesi gerektiği ve müze müdürlüğünce, müracaat uygun bulunduğu takdirde define arama ruhsatı verileceği; ruhsatın bir yıl süreli olacağı, define aramasının aralıksız en çok bir ay devam edeceği, hava muhalefeti veya tabii afetlerden dolayı bu süre içinde bitirilemezse bir defaya mahsus olmak üzere mülki amirce en çok bir ay daha uzatılabileceği ve define aramasının, define aranacak yere en yakın müzeden görevlendirilecek ihtisas elemanı başkanlığında, Maliye ve Gümrük ve İçişleri Bakanlıklarının mahalli birer temsilcisi gözetiminde yapılacağı” belirtilmektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yönetmelikte, define aranacak yer için sınırlama da getirilmiştir. Buna göre, 2863 sayılı “Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 6. Maddesi’nde yer alan “Korunması Gereken Taşınmaz Kültür ve Tabiat varlıkları” kapsamında yer alan; “korunması gerekli tabiat varlıkları ile 19’uncu yüzyıl sonuna kadar yapılmış taşınmazlar, belirlenen tarihten sonra yapılmış olup önem ve özellikleri bakımından Kültür ve Turizm Bakanlığı’nca korunmalarında gerek görülen taşınmazlar, sit alanı içinde bulunan taşınmaz kültür varlıkları, Milli Mücadele ve Cumhuriyet’in kuruluşunda tarihi olaylara sahne olan ve Mustafa Kemal Atatürk’ün kullandığı evler” ile yönetmelikte yer alan tespit ve tescil edilen sit alanları ve mezarlıklarda define aramayacağı hükümleri bulunmaktadır. </span></p>
<p><b>Dipsiz Göl’ün eski haline döndürülmesi mümkün mü? Bu noktada yöre halkının gölü istemediğine dair tepkileri de yayınlandı. Siz tüm bu konularda ne düşünüyorsunuz? Doğal varlıkları korumadaki zaafların yanında bu konuda bir bilinç eksikliğinden de söz etmek mümkün mü? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-44828 alignleft" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/1556269187150000_1983828682-640x459.jpg" alt="" width="330" height="237" />Dipsiz Göl’de, basından öğrendiklerimize ve gördüklerimize göre bir tahribatın olduğu açık. Her ne kadar yapılan hatayı düzeltme yönünde bir gayret ortaya çıksa da, doğanın binlerce yılda oluşturduğu bir değerin eski hale getirilmesinin artık zor olduğunu düşünmekteyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tabii ki bu tür bir müdahalede sorunun kaynağı sorgulandığında bireysel hatalar gündeme gelebileceği gibi, daha çok toplumun kültürel değerlerine sahip çıkma konusundaki zaafından kaynaklandığı açıkça görülmektedir. </span></p>
<p><b>KUMİD’in definecilik üzerine çalışmaları var mı? Bu konuda Türkiye nasıl bir yasal düzenlemeye ve yaptırıma sahip? Neler eksik, neler yapılmalı? Yakın tarihten yine define arama sonucu zarar görmüş eserlere örnek verebilmeniz mümkün mü? Böyle vakalar münferit mi yoksa Dipsiz Göl gibi gündem olmadıkça farkına varmıyor muyuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">KUMİD bir sivil toplum kuruluşudur ve adından anlaşılacağı üzere kültürel değerlerimize sahip çıkmak ve alana katkı sağlamak için kurulmuştur. Bireysel olaylardan öte, farklı meslek insanlarının gönüllülük esasıyla bir araya gelmesiyle oluşan bu topluluk, kültürel mirasın korunmasında üzerine düşeni yapma gayretindedir. Bu doğrultuda bilimsel toplantılar, farklı akademik etkinlikler yanında bilim üretme ve bilimi yayma sorumluluğuyla alandaki boşlukların giderilmesine katkı sağlamaya uğraşmaktadır.</span></p>
<p><strong>Her Yıl Yüzün Üzerinde İzinli Define Kazısı Yapılıyor</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-44825 alignright" src="https://s3.eu-west-1.amazonaws.com/sivilsayfalar.org/2019/11/dipsiz-g%C3%B6l-1-640x359.jpg" alt="" width="346" height="194" />Yıllara göre verilen define kazı izinlerini Kültür ve Turizm Bakanlığı sayfalarında görmek mümkündür. Ancak bunlar daha çok sorunlu olduğunda basına yansımaktadır. Kanun ve yönetmelikler, Korunması Gerekli Kültür ve Tabiat Varlıklarına zarar verilmesini engelleyecek düzenlemelere sahiptirler. Sorunun bunların ihlal edildiğinde başladığı anlaşılmaktadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu noktada her zaman geçerli olan yaklaşımı hatırlamak yerinde olur. Gerek kültür gerekse tabiat varlıklarımızın korunması tek başına kanun ve yönetmeliklerle veya kişi ve kurumlarla değil toplumun tümüne mal olmuş bir koruma bilinciyle sağlanır. Mevcut sorunların giderilmesi isteniyorsa, bu bilincin yaratılması ve yerleştirilmesinde, önce aileden başlayarak, eğitimin tüm aşamalarında biçimlenen genel bir kültür politikasının oluşturulmasına ve yaygınlaştırılmasına giden tüm aşamalardaki aksaklıklar sorgulanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklarımızı anaokullarından itibaren kültürel ve tabiat varlıklarımızın sergilendiği alanlarla buluşturulması ve kültürel mirasımızın sergilendiği müzelerle tanıştırılmalarıyla başlayan, yaşadığı yer, doku, tarih ve tabiat değerlerini içselleştirilmesine vardıran yaklaşımlar, değerlerine sahip çıkan nesiller yetiştirmemize imkân sağlayacaktır. Tüm bu uğraşlar sonuçta, basında gördüğümüz ve çoğunlukla sonuçta üzüldüğümüz Dipsiz Göl’de gerçekleştirilen hataların zamanla kaybolmasına da imkân sağlayacaktır.  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/11/22/dogal-varliklarimizi-ancak-toplumsal-bilincle-koruyabiliriz/">“Doğal Varlıklarımızı Ancak Toplumsal Bilinçle Koruyabiliriz” </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>16. İstanbul Bienali Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/16-istanbul-bienali-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 09 Sep 2019 10:05:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[16. İstanbul Bienali]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=42030</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bu yıl Yedinci Kıta temasıyla sanat ve ekoloji arasındaki ilişkiyi tartışmaya açmayı hedefleyen bienal, 14 Eylül - 10 Kasım tarihleri arasında 26 ülkeden 56 sanatçı ve sanatçı kolektifinin eserlerini İzleyiciyle buluşturacak. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/16-istanbul-bienali-basliyor/">16. İstanbul Bienali Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İçinde yaşadığımız dünyanın yeni bir jeolojik çağa girdiği konusunda pek çok bilim insanı hemfikir. Antroposen adı verilen bu yeni çağın en belirgin özelliği ise, ona jeolojik faaliyetlerden ziyade insan faaliyetlerinin yol açmış olması. Antroposen’de gezegenin insan eli değmemiş köşeleri gitgide azalırken, yerleşim merkezleriyle diğer canlıların paylaştığı kırsal arasında var olduğuna inanılan kültür-doğa ayrımı da ortadan kalkıyor. Dünya, şehirlerin tek bir megapolde birleştiği, merkezi olmayan, tamamen insan üretimi bir mekâna dönüşüyor. Canlılar ile makinelerin, doğal ile yapay zekânın iç içe geçtiği bu çağda ise sanat, giderek insanı merkezine almaktan vazgeçerek yönünü insan ile insan-olmayan arasındaki sınırın geçirgenleştiği bir dünyayı araştırmaya doğru çeviriyor.</p>
<p><i>Yedinci Kıta,</i> sanatı, insanın etkilerini, takip ettiği yolları, bıraktığı izleri ve insan-olmayanlarla etkileşimini araştıran bir antropoloji olarak tanımlıyor. Bienal ana başlığını, Antroposen çağının küresel ısınmayla birlikte en gözle görünür sonuçlarından biri olan, Pasifik Okyanusu’nun ortasındaki devasa atık yığınından alıyor. Popüler bilimdeki adıyla “Yedinci Kıta”, 3,4 milyon kilometrekare genişliğinde, 7 milyon ton ağırlığındaki bir plastik yığınından meydana geliyor. İnsan atıklarının okyanusun ortasında dünyaya yeni bir kıta kazandırdığı bu olay, 16. İstanbul Bienali için ekolojik sorunlar karşısında sanatın güncel durumunu pek çok sanatçı, düşünür, antropolog ve çevreci ile birlikte araştırmak için bir çıkış noktası oluşturuyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/09/09/16-istanbul-bienali-basliyor/">16. İstanbul Bienali Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bienalde Hayvan Hakları: Sanatta Her Şey Mübah mı?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/bienalde-hayvan-haklari-sanatta-her-sey-mubah-mi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Burak Özgüner]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Nov 2017 08:52:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Bienal]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İKSV]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kültür Sanat Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19971</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tepkim sanata ya da bienale değil, buradaki kurumsal şiddete&#8230; 15. İstanbul Bienali, &#8220;nihayet&#8221; sona eriyor. Bienalde bu sene, bir eşek, &#8220;sanat&#8221; adı altında çalıştırıldı, sömürüldü ve sergi malzemesi muamelesi gördü, teşhir edildi. Bir başka &#8220;sanatçı&#8221; ise, fildişlerini kullanarak bir heykel oluşturdu. Tüm bu işler yetmemiş gibi, bir başkası da asıl yaşamaları gereken yer bambaşka bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/bienalde-hayvan-haklari-sanatta-her-sey-mubah-mi/">Bienalde Hayvan Hakları: Sanatta Her Şey Mübah mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tepkim sanata ya da bienale değil, buradaki kurumsal şiddete&#8230;</strong><span id="more-21370"></span></p>
<p>15. İstanbul Bienali, &#8220;nihayet&#8221; sona eriyor. Bienalde bu sene, bir eşek, &#8220;sanat&#8221; adı altında çalıştırıldı, sömürüldü ve sergi malzemesi muamelesi gördü, teşhir edildi. Bir başka &#8220;sanatçı&#8221; ise, fildişlerini kullanarak bir heykel oluşturdu. Tüm bu işler yetmemiş gibi, bir başkası da asıl yaşamaları gereken yer bambaşka bir ortam olan kurtçukları, içi strafor dolu şeffaf bir materyalin içine hapsetti, onların ölümünü insanlara izletti. Tüm bunlar, &#8220;sanat&#8221; adı altında İstanbul Bienali&#8217;nde yer buldu. Bu gidişle, hukuk literatürüne &#8220;savaş suçu&#8221;ndan sonra, &#8220;sanat suçu&#8221;nun ekleneceği günlere teşneyiz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-19977 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/esek2.png" alt="" width="425" height="272" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<h4>&#8220;Nasıl ki işkencenin insanîsi olamazsa sömürünün de insanîsinin olamayacağını düşünüyorum. Bienal ekibine göre ise, &#8220;insanî&#8221; sömürü mümkün!&#8221;</h4>
<p>Dört Ayaklı Şehir topluluğundan arkadaşlarımız, bienal kapsamında yer bulan cinayet ve sömürü içeren bazı işleri sosyal medyada teşhir etmişti. Bunun ardından Dört Ayaklı Şehir ile birlikte bienale ev sahipliği yapan İstanbul Modern&#8217;e giderek, bu işleri ve sanatçıları bir kez de bienalde teşhir edip protesto ettik. Bienali her sene organize eden İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV), konuyla ilgili çeşitli açıklamalar yaptı ancak ben kendilerinin büyük bir şuursuzluk içerisinde olduğunu düşünüyorum. Şuursuzluklarına bir de pişkinlik ekleyerek hassasiyetlerimizi anladıklarını iddia ettiler. Biz bu cümleyi Türkiye&#8217;de çok duyarız ve bu cümle, topluma, doğaya karşı yapılan büyük ayıplardan hemen sonra bürokratlar, yöneticiler, şirket CEO&#8217;ları tarafından dillendirilir ve neticede de hiçbir şey yapılmaz, sorun çözülmez. Tamamen beylik olan bu cümlenin sarf edilmesini, ben &#8220;hiçbir hassasiyetiniz umrumuzda değil&#8221; şeklinde okuyorum. Bomboş bir cümle&#8230;</p>
<p>Günler süren tartışmalar, basında yer bulan haberler, sosyal medya çalkantıları, sanat camiasından gelen eleştiriler, İKSV tarafından zerre kadar umursanmamış ki kaldırılmasını talep ettiğimiz işler sergilenmeye devam edildi. Bu tavır ile İKSV, günümüzde hızla gelişen çevre hakkı gibi üçüncü kuşak haklara kulaklarını tıkayan, hak savunucularının ve sanat camiasının eleştirilerini umursamayan demode ve kurumsal olarak itibarını yitirmiş bir kuruluş olarak hafızamıza kazındı.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bienal ekibi de &#8220;Boncuk&#8221; adını verdiği eşeğin sözde güncesini yayınlayarak, bienale karşı sürdürülen etik tartışmasını sulandırarak mevzuyu başka bir yere çekmeye çalıştı. Sömürülen eşeğe iyi bakıldığı iddiası, eşeğin veteriner gözetiminde sömürüldüğü beyanları iyice midemizin bulanmasına neden oldu. Nasıl ki işkencenin insanîsi olamazsa sömürünün de insanîsinin olamayacağını düşünüyorum. Bienal ekibine göre ise, &#8220;insanî&#8221; sömürü mümkün!</p>
<p><strong>Sanat eserinde bebek kafası, martı gövdesi, tavşan gözleri&#8230;</strong></p>
<p>Dört Ayaklı Şehir&#8217;den Başak Deniz Özdoğan, bienalde hayvan sömürüsü ve teşhirinden ibaret olan &#8220;Zemin/Ground&#8221; adlı işin sahibi Xiao Yu&#8217;nun geçmişte de hayvan ve insan cesedi içeren bir iş ile gündeme geldiğini söylediğinde bayağı şaşırmıştım. Niye şaşırıyorsam&#8230; Başak&#8217;ın anlattığı işi araştırdığımda, bunun gerçek olduğunu gördüm.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-19978 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/embriyo.png" alt="" width="380" height="289" />Yu&#8217;nun insan cenininden koparılmış bir kafa, bir martının gövdesi ve bir tavşanın sökülmüş gözlerinden oluşan &#8220;Ruan&#8221; adlı işine denk geldim. Lynn M. Morgan&#8217;ın bir kitabında, Bern Sanat Müzesi&#8217;ndeki bir sergide, Yu&#8217;nun &#8220;Ruan&#8221; adlı işinin sergilendiğini ve işe dair gelen farklı eleştiriler sonucunda da işin, sergiden çekildiği yazılı (Icons of Life: A Cultural History of Human Embryos; s. 244). O sergide yer bulan işe gelen haklı-haksız eleştirileri buraya taşımayacağım, kendi eleştirimi getireceğim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Ben ölüm yerine, yaşamı yücelten, kutsal gören biriyim. Cesetlere anlam yükleyen birisi de değilim; getireceğim eleştiri sadece eşitlik üzerinden olacak. Benim bedenim ya da cesedim üzerinde, benim rızam ya da yazılı beyanım dışında nasıl herhangi bir tasarrufta bulunulamıyor ise başkalarının beden ve cesetleri üzerinde de tasarrufta bulunulamayacağını düşünüyorum. Yu&#8217;nun hem İstanbul Bienali&#8217;ndeki &#8220;Ground/Zemin&#8221; işi hem de Bern Sanat Müzesi&#8217;nde sergilenen &#8220;Ruan&#8221; işi, bana göre aynı zamanda bir güç gösterisinin, tahakkümün temsili&#8230;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><b>&#8220;Sanatçı&#8221;, imkân bulsa benim bedenim üzerinde de hak iddia edebilir miydi acaba?</b></p>
<p>Yu ve bienal ekibine göre bu işler, sanat kapsamında değerlendirilebilir ancak fırsatları olsa benim bedenim ya da cesedim üzerinde de bir takım tasarruflarda bulunarak ortaya bir iş çıkartma ve bu işin bienallerde yer bulması gibi bir düşünceleri olabilir mi acaba?</p>
<p>Böyle bir eğilimleri olup olmadığını gerçekten merak ediyorum. Tabii ki benim bedenim üzerinde böyle bir hak iddia edemezler, tasarrufta bulunmaya yeltenemezler çünkü herhangi bir yaptırımla karşılaşmaktan korkup böyle bir eğilimleri varsa bile kendilerini dizginlerler. Peki benden hiçbir farkı olmayan, bizlerden iletişim yöntemi açısından ayrılan diğer hayvanlar üzerinde nasıl bu kadar kolay hak iddia edebiliyorlar?</p>
<p>Bence bunu yapabilmek için kendilerince bir hiyerarşi kuruyorlar; kullandıkları, sömürdükleri, bedenlerini parçaladıkları hayvanların haklarını arayamayacağını, devletlerin de kendileri ile aynı düşüncede olduğunu bildikleri için büyük bir gönül rahatlığıyla sömürü, cinayet, zulüm kokan işleri yaratıp bienallerde sergiletebiliyorlar, sergilenmesine izin verebiliyorlar. Eleştirdikleri sistemin karakterlerine kendileri bürünerek yeni tahakkümler kurup adına &#8220;sanat&#8221; diyorlar ve bir takım &#8220;şey&#8221;leri, ticarî işleri de &#8220;sanat eseri&#8221; olarak tanımlayıp cinayeti, zulmü dokunulmazlık zırhı ile çevrelemek istiyorlar.</p>
<p><strong>Bienalde bir soykırımı işi: Feryat/Cri</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft" src="http://m.bianet.org/resim/olcekle/83984/500/334" width="355" height="237" /></p>
<p>Öte yandan, eleştirdiğimiz başka bir &#8220;sanatçı&#8221; Adel Abdessemed’in fildişlerinden oluşturduğu işi &#8220;Cri/Feryat&#8221; için İKSV, gerekli izinleri almış mıydı?</p>
<p>Bunun tetkiki için ilgili mercilere başvurularımızı yaptık ancak bu iznin alınmış olması içimizi mi rahatlatmalı?</p>
<p>Bu izin ile sağlanan yasallık zemini, bu işin meşru olduğunu göstermeye yeterli mi sizce? İnsanlık tarihindeki soykırımlar, imha politikaları da çeşitli izinler dâhilinde uygulanmadı mı?</p>
<p>Abdessemed&#8217;in bienalde yer bulan bu işi, fil soykırımını güzellemiyor mu?</p>
<p><strong>Kana bulanmış sanat karşısında vandalizm hak olabilir mi?</strong></p>
<p>&#8220;Hassasiyetleri anlıyoruz&#8221; diyen İKSV&#8217;nin belli ki epey kafası karışmış, bu bienal sayesinde benim de epey kafam karıştı.</p>
<p>Ceset parçalarını sergileyen, canlı hayvanları sömürerek teşhir eden ve bahsettiğim işlere &#8220;sanat&#8221; adı altında yer veren İKSV, üstünden kibir akan, kan kokan işleri, meşru görüyor. Peki bu durum karşısında, vandalizmi meşru gören bazı hayvan özgürlüğü çevrelerinin, bu işleri bertaraf etme ihtimalini İKSV nasıl yorumluyor?</p>
<p>Gerçekleşmemesi gereken çirkin bir eylem tarzı mı, ifade özgürlüğü mü, yoksa &#8220;yıkım&#8221; konsepti ile de gerçekleştirilebilecek bir sanat işi mi? Ya da bu işlerin, bir sanat performansı ile farklı bir forma dönüştürülmesi, bienalde sergilenen &#8220;sanat eseri&#8221;ne saldırı gerçekleştirilmesi? Nekrofilik işlere sahip sanatçıların işlerini sahiplenen İKSV, tepkisizliği ile sömürüyü ve cinayeti olumlamış olmuyor mu? Meşrulaştırılan hayvan sömürüsü, cinayeti ve zulmü, neye dayandırılarak hâlâ sergilenebiliyor?</p>
<p>Tepkim sanata ya da bienale değil, buradaki kurumsal şiddete&#8230;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-19979 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/11/masa.png" alt="" width="375" height="266" /></p>
<p>Yanılmıyorsam yedi sene önceydi; İstanbul Bienali&#8217;ni protesto için, politik çevrelerden tanıdığımız bazı arkadaşlar yine bir eşek kullanmıştı. Aynı şekilde onları da eleştirmiş, onlarla olan ilişkilerimizi gözden geçirmeye karar vermiştik ve sonunda bu arkadaşlar özür dilemişti. Tabii eşek yine sömürüldüğü, metazori bir şekilde taşındığı ile kalmıştı, olan eşeğe olmuştu&#8230;</p>
<p>Sanat, protesto ya da tepkinin dışavurumu, yaşam hakkından, beden dokunulmazlığından daha mı önemli, değerli? Bunların cevabını gerçekten merak ediyorum. Geldiğimiz çağda &#8220;savaşta her şey mubah&#8221; lafı tarihe karıştı, bu lafı edenler de yerden yere vuruluyor artık. Bu laf ortadan kalktı, şimdi sanırım &#8220;sanatta her şey mübah&#8221; devrine girdik. İKSV&#8217;ye göre sanatta her şey mübah mı? Mübah ise savaşta her şeyin mübah olduğu bir dönem sonlanıp &#8220;savaş suçu&#8221; gibi bir terim nasıl türedi ise, &#8220;sanat suçu&#8221; diye bir terimin de yakında sayelerinde ortaya çıkacağını İKSV&#8217;ye, bienal ekibine ifade etmek isterim.</p>
<p>16. İstanbul Bienali&#8217;nin kan, zulüm, cinayet, sömürü içermemesi dileği ile&#8230;</p>
<p><em>* Manşet görseli Adel Abdessemed&#8217;in &#8216;Feryat&#8217; adlı çalışması.</em></p>
<p><span style="font-weight: 400;">**Bu yazı, ilk olarak </span><a href="http://m.bianet.org/biamag/sanat/191173-bienalde-hayvan-haklari-sanatta-her-sey-mubah-mi" target="_blank" rel="noopener noreferrer"><span style="font-weight: 400;">biamag’de</span></a><span style="font-weight: 400;"> yayınlanmıştır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/11/09/bienalde-hayvan-haklari-sanatta-her-sey-mubah-mi/">Bienalde Hayvan Hakları: Sanatta Her Şey Mübah mı?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
