<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Barış için Kadın Girişimi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/baris-icin-kadin-girisimi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baris-icin-kadin-girisimi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 18 Dec 2018 10:51:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Barış için Kadın Girişimi arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/baris-icin-kadin-girisimi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Sivil Toplumun Çözüm Sürecindeki Handikapları: Tarafgirlik ve İçe Kapanma…</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/09/sivil-toplumun-cozum-surecindeki-handikaplari-tarafgirlik-ice-kapanma/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 09 May 2018 07:51:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Barış Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Denge Denetleme Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Hak İnsiyatifi]]></category>
		<category><![CDATA[insan hakları derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26526</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış Vakfı’nın İstanbul’da sivil toplum örgütlerinin temsilcileriyle düzenlediği Çözüm Süreçleri ve STK’lar Çalıştayı’nda; 2013-2015 Çözüm Süreci’nde Sivil Toplum Kuruluşları Raporu değerlendirilirken, sivil toplumun bundan sonraki süreçte yapması gerekenler de konuşuldu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/09/sivil-toplumun-cozum-surecindeki-handikaplari-tarafgirlik-ice-kapanma/">Sivil Toplumun Çözüm Sürecindeki Handikapları: Tarafgirlik ve İçe Kapanma…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Akademisyen Cuma Çiçek’in 45 STK temsilcisi ve alanda çalışan 3 uzmanla yapılan görüşmelerle kaleme aldığı raporda, tarafların sivil toplumu sürece katmak istememesi gibi dış sebeplerin yanı sıra, sivil toplumun siyasal angajmanlar, tarafgirlik, içe kapanma ve gettolaşma gibi yapısal sebeplerle çözüm sürecinde etkin olamadığının altı çiziliyor.</p>
<p>Barış Vakfı’nın Taksim’deki Nippon Hotel’de düzenlediği toplantıya, İnsan Hakları Derneği, Hak İnisiyatifi, Barış İçin Kadın Girişimi, Denge Denetleme Ağı, Diyarbakır Barosu, Barış Bloku, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası, Yurttaşlık Derneği, Hak ve Adalet Platformu, Hafıza Merkezi temsilcisinin de aralarında bulunduğu yaklaşık 40 kişilik sivil toplum temsilcisi, gazeteci ve akademisyen katıldı.  Barış Vakfı Başkanı Hakan Tahmaz açılışta yaptığı konuşmada, barış kelimesinin dahi kullanılmasından rahatsızlık duyulan bir ortamda ‘barış fikrini unutturmamanın kıymetli bir çaba’ olduğunu belirterek, “Böylesine bir çabanın tarafları barış ve çözüm yoluna girmeleri konusunda teşvik edici olacağından hiç kuşkumuz yok. Geleceğimize umutla bakabilmeyi becerdiğimizde başarma şansımız da doğar. Buna her zamankinden daha çok ihtiyacımızın olduğu günlerden geçiyoruz. Bölgemizde bütün taşlar yerinden oynadı. Büyük oyun kurucularının planları birbiriyle çatışıyor. Bizler barışın yolunu inşa edemediğimiz müddetçe, bunlar arasındaki çatışmadan en fazla siyasal, sosyal ve toplumsal daha fazla zarar görmeye devam ederiz.  Çözüm sürecini ilerletememenin bedelini bugün ağır bir biçimde ödüyoruz. Kürt sorunu sınırlarımızın ötesine taşındı, bölgesel bir soruna dönüştü. Çözüm de çok taraflı, çok aktörlü ve karmaşık bir hal aldı. Bu durum bize zamanı iyi kullanmamız gerektiğini gösteriyor. Şiddetin, çatışmanın ve kopuş duygusunun en güçlü olduğu anda bile, insanlarımızın, tarafların yüzlerini barışa dönmeleri için çok şey yapabiliriz, yapmalıyız.” Diye konuştu.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class="alignleft wp-image-26527 " src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-640x447.jpg" alt="" width="359" height="251" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-640x447.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-1024x715.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-610x426.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680-320x223.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/05/Dca3tqSX0AA0JYc-1-e1525848296680.jpg 1081w" sizes="(max-width: 359px) 100vw, 359px" />Akademisyen Cuma Çiçek, Barış Vakfı için hazırladığı  “2013-2015 Çözüm Sürecinde Sivil Toplum Kuruluşları” başlıklı raporla ilgili yaptığı sunumda, 3 dilde hazırlanan araştırmanın, Diyarbakır, Van, İstanbul ve Ankara’da, 45 STK temsilcisi ve alanda çalışan 3 uzmanla yapılan görüşmelerle ortaya çıktığını belirtti. Türkiye’de sivil toplum alanının sınırlılığı ve sivil toplum aktörlerinin zayıflığı konusunda katılımcıların çoğunda ortak bir görüş olduğunu belirten Çiçek, “2013-2015 Çözüm Süreci’nde STK’ların sınırlı düzeyde yer aldıkları görülüyor. STK’ların çoğunlukla çözüm sürecinde esas olarak AK Parti hükümeti ve ana-akım Kürt Hareketini merkeze alan lobicilik ve savunuculuk faaliyetlerine odaklandılar. Bunun yanı sıra, arabuluculuk ile Kürt meselesinin kamusal alanda tartışılması barış kültürünün yaygınlaştırılması çalışmaları da kısmi olarak çözüm sürecinde yapıldı. Kürt meselesinin kapsamı ve zorluğu dikkate alındığında, yukarıda özetlenen çalışmalar STK’ların çözüm sürecine katılımının ve katkısının oldukça sınırlı olduğunu gösteriyor. ‘Barışın toplumsallaştırılması’, ‘barışın yerelleştirilmesi’, farklı toplumsal grupların birlikteliğine odaklı çalışmalarla siyasal ve bölgesel gettoların aşılması STK’ların altını çizdikleri ‘eksik kalan’ ya da ‘yapılamayan’ işleri oluşturuyor“ değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Bu sınırlı katkının sebepleri arasında sürecin taraflarından kaynaklı sorunların yanı sıra sivil toplumun kendisinden kaynaklı sorunların altının çizildiğini de belirten Çiçek, “ Tarafların STK’ları sürece katmaması, sivil toplumla kurulan temasların çoğu durumda ‘usulen’ yapılması, sürecin kamusal denetime olanak tanımayacak ölçüde kapalı olması, STK’ların taraf olmaya zorlanması devlet ve AK Parti hükümeti ile ana-akım Kürt Hareketinden kaynaklı temel sorunlar olarak not ediliyor. Öte yandan, sivil toplumun siyasal angajmanları ve tarafgirliği, güçlü toplumsal ilişkilerden ve destekten yoksunluk, çatışma çözümü ve toplumsal barış inşası için hazırlık yapmama, büyük ölçekli ve ülke genelinde etkin STK’ların sürece destek sunmaması, CHP ve etkisindeki STK’ların sürece mesafeli yaklaşması ve son olarak sürece zarar vermeme kaygısıyla inisiyatif geliştirmeme sivil toplumun kendisinden kaynaklı temel sorunları oluşturuyor. Saha araştırması bulguları dikkate alındığında STK-STK ilişkisine dair üç ana hususun altı çizilebilir. Bunlardan ilki, STK’lar arası siyasi/ideolojik ayrışmadır. İkinci olarak, STK’lar arası işbirliklerinin büyük oranda sektörel/konu bazlı olduğu, sektörler/konular arası, birbirini bütünleyen çalışmaların sınırlı olduğu görülüyor. Üçüncü olarak da STK’lar arası bölgesel bir ayrışmanın olduğu gözlemleniyor. “ dedi.</p>
<p>STK-siyaset ilişkileri bağlamında, toplumsal alanda yaşanan siyasi kutuplaşmaya paralel olarak STK camiasında da sert bir siyasi kutuplaşma yaşandığını belirten Çiçek,  sınırlı girişimler dışında STK’ların kendi ‘siyasi mahallelerinde’ kalmayı tercih ettiklerinin gözlemlendiğini ve bunun da sürece katkı sunma noktasında olumsuz etki yaptığını vurguladı.</p>
<p>Kürt meselesinin siyasi çözümüne dönük bir müzakere ve uzlaşı sürecinin yeniden başlayacağı konusunda STK’lar arasında genel bir kabul olduğunu ve çoğu katılımcının masa dışında bir seçeneğin olmadığının altını çizdiğini belirten Çiçek, “Bununla birlikte katılımcılar mevcut koşullar dikkate alındığında yeni bir müzakere ve uzlaşı sürecinin kısa vadede başlamasının zor olduğunu ileri sürüyorlar. Bu konuda sıklıkla hatırlatılan tarih ya da dönüm noktası seçimler. Buna göre, seçimle birlikte Türkiye’de siyasi türbülans bitebilir. Kürt meselesi hem bu siyasi türbülansın sonlandırılmasında bir işlev görebilir hem de siyasi türbülansın sona ermesinden sonra tekrar müzakere ve uzlaşı bağlamında gündeme gelebilir. “ değerlendirmesinde bulundu.</p>
<p>Toplantıya katılanlardan Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen Sivil Sayfalar için yaptığı değerlendirmede, 2013-2015 yılları arasındaki süreçte STK’ların kendini katmak için uğraştığı bir dönem olduğunu belirterek, “Katmaya çalıştı diyorum çünkü iki taraf da buna izin vermedi. Bu süreçte sivil toplumun etkin olamamasında tarafların katma ve bilgilendirme yönünde bir istek, irade göstermemelerinin önemli bir sebep olduğunu görmek gerekiyor. Sivil toplumun bilgilenme dahil sıkıntıları vardı. Ancak kendi çabalarıyla, zorlamalarıyla sürece katıldıkları için etkin olamadılar.” Dedi. Siyasi tarafgirlikten çok sivil toplum kuruluşlarının çok azının sürece dahil olmasının olumsuz etkilerinin yüksek olduğunu belirten Özmen, “Sayının azlığı etkili olamamanın temel faktörlerinden biri. Siyasal angajman bütün sivil toplum kuruluşları açısından öne sürmek çok doğru bulduğum bir şey değil. Ana aktör olarak iyi bir şekilde söz söyleyen sivil toplum kuruluşlarının büyük çoğunluğunun siyasal angajmanın dışında çözüm sürecinin devamını sağlayacak şekilde objektif bir gözle baktıklarını düşünüyorum” diye konuştu.</p>
<p>İHD’den Gülşen Yoleri de raporun, yaşanan sorunları ortaya çıkardığı, nerede ne yapıldığını, neyin yapılamadığını gösterdiği için önemli olduğunu belirterek, “Sivil toplumun kendi içinde meseleyi tam halletmemiş olmadığını biliyoruz. Sivil toplum örgütlerinin daha fazla toplumla buluşması yani gerçek anlamda toplumla buluşması, onların isteklerini, iradelerini temsil noktasında daha çok çaba göstermeleri bu tür süreçlere daha fazla müdahil olması gerektiği ortaya çıkmış oluyor. Sivil toplum örgütlerinde bu tür süreçlere dahil olan hep yönetici kadrolar esas olarak  sivil toplum örgütlerinin tabanında ne tür şeyler tartışılıyor, taban tam olarak ne söylüyor çok fazla görünür olmuyor. Ve genel olarak bu tür örgütleri temsil edenler ilkelerle konuşuyor. Misal barışı, çatışma çözümünü ilkesel olarak tartışıyor ama altta toplumdaki o sorular, örgütün tabanında var. Toplumda ne kadar anlam karmaşası, istek karmaşası, ötekileştirme ya da düşmanlık olarak tabir edeceğimiz şey varsa sivil toplum örgütlerinde de var, O yüzden kendi tabanı için de kültürel dönüşüm hazırlamak kendi iç işleyişinde de barış ve demokratik teamüller içinde hareket etmesi gerekiyor. Ötekileştirmeden yanındakiyle konuşabileceği bir kültürel yapının oluşması lazım, bunu siyaset yapmıyorsa sivil toplumun bu alana talip olması lazım.” dedi.</p>
<p>Barış Vakfı&#8217;nın çalıştayla ilgili sonuçlarını okumak için <a href="http://barisvakfi.org/index.php/2018/05/14/5-mayis2018-catisma-cozumleri-ve-stklar-calistayi-sonuclari/" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/09/sivil-toplumun-cozum-surecindeki-handikaplari-tarafgirlik-ice-kapanma/">Sivil Toplumun Çözüm Sürecindeki Handikapları: Tarafgirlik ve İçe Kapanma…</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış İçin Kadın Girişimi: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Khalkedon Meydanı&#8217;nda nöbetteyiz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/20/baris-icin-kadin-girisimi-nuriye-gulmen-ve-semih-ozakca-icin-khalkedon-meydaninda-nobetteyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 May 2017 09:19:09 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Barış İçin Akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[BİKG]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Açlık Grevleri]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Akademisyenler]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[Nuriye Gülmen]]></category>
		<category><![CDATA[semih özakça]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14844</guid>

					<description><![CDATA[<p>5 Mayıs’tan beri Barış için Akademisyenler&#8217;in Khalkedon meydanında Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için sürdürdükleri açlık grevi nöbetini bugün üstlenen Barış için Kadın Girişimi meydanda yapılacak foruma da çağrı yaptı. Ana görsel: Filiz Karakuş</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/20/baris-icin-kadin-girisimi-nuriye-gulmen-ve-semih-ozakca-icin-khalkedon-meydaninda-nobetteyiz/">Barış İçin Kadın Girişimi: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Khalkedon Meydanı&#8217;nda nöbetteyiz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>5 Mayıs’tan beri Barış için Akademisyenler&#8217;in Khalkedon meydanında Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için sürdürdükleri açlık grevi nöbetini bugün üstlenen Barış için Kadın Girişimi meydanda yapılacak foruma da çağrı yaptı.</h3>
<p><span id="more-14844"></span></p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-14846" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/05/BIKG_nobet_-e1495271636679.jpg" alt="" width="900" height="596" /></p>
<p>Ana görsel: Filiz Karakuş</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/20/baris-icin-kadin-girisimi-nuriye-gulmen-ve-semih-ozakca-icin-khalkedon-meydaninda-nobetteyiz/">Barış İçin Kadın Girişimi: Nuriye Gülmen ve Semih Özakça için Khalkedon Meydanı&#8217;nda nöbetteyiz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış için Kadın Girişimi soruyor: Kötülük sıradanlaşırken biz neredeyiz?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/baris-icin-kadin-girisimi-soruyor-kotuluk-siradanlasirken-biz-neredeyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 11 May 2017 11:55:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Forum]]></category>
		<category><![CDATA[KHK]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL]]></category>
		<category><![CDATA[OHAL koşulları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=14587</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye&#8217;nin içinde bulunduğu koşullar üzerine, kadınlar olarak bir tartışma yürütmek isteyen Barış için Kadın Girişimi (BİKG) 14 Mayıs Cumartesi günü yapılacak foruma çağrı yapıyor. BİKG&#8217;in çağrısı şu şekilde; ​​KHK’larla her gün yeni insanlar işinden, geleceğinden olurken; kimileri intihar eder, kimileri hayatta yapayalnız kalırken; okullarda cinsel istismara karşı ses çıkarmak isteyenler bir sonraki ‘listede’ olmakla tehdit [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/baris-icin-kadin-girisimi-soruyor-kotuluk-siradanlasirken-biz-neredeyiz/">Barış için Kadın Girişimi soruyor: Kötülük sıradanlaşırken biz neredeyiz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Türkiye&#8217;nin içinde bulunduğu koşullar üzerine, kadınlar olarak bir tartışma yürütmek isteyen Barış için Kadın Girişimi (BİKG) 14 Mayıs Cumartesi günü yapılacak foruma çağrı yapıyor.</h3>
<p>BİKG&#8217;in çağrısı şu şekilde;</p>
<p><span style="font-family: arial;">​</span>​KHK’larla her gün yeni insanlar işinden, geleceğinden olurken; kimileri intihar eder, kimileri hayatta yapayalnız kalırken; okullarda cinsel istismara karşı ses çıkarmak isteyenler bir sonraki ‘listede’ olmakla tehdit edilirken; barıştan yana olanlar darmadağın edilirken; derneklerimiz kapatılırken; referandumun hemen ertesinde sırf iktidarı sağlamlaştırmak için savaşa, Rojava’nın, Şengal’in bombalanmasına dönülürken; televizyonlarda özel harekat dizilerinden başka şey kalmazken; “hızlı icraatla”, “acele kamulaştırmayla” ormanların yerini inşaatlar alırken; bu inşaatlarda iş cinayetleri her geçen gün artarken; hayatlarımız gittikçe daha derin bir şiddetle kuşatılırken biz neredeyiz?</p>
<p dir="ltr">Barış mücadelesi için harekete geçmenin yollarını arıyoruz.</p>
<p dir="ltr">Çünkü tüm bunlardan, bu çaresizlikten ve gücün karşısında yalnızlaşma halinden çıkış yolu bulmak ancak barışla, barış için ittifakları/birliktelikleri genişletmekle mümkün!</p>
<p dir="ltr">Gelin bu yolu birlikte bulalım&#8230;</p>
<p><span style="color: #000000;"><strong>Barış için Kadın Girişimi</strong></span></p>
<p><span style="font-family: arial; color: #000000;"><b>Tarih: </b>14 Mayıs 2017, Pazar;<b> saat </b>15.00</span></p>
<p><span style="font-family: arial; color: #000000;"><b>Yer: </b>Cezayir Restaurant, Firuzağa Mahallesi, Hayriye Cd. No:12, Beyoğlu (Galatasaray Lisesi arkası)</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/11/baris-icin-kadin-girisimi-soruyor-kotuluk-siradanlasirken-biz-neredeyiz/">Barış için Kadın Girişimi soruyor: Kötülük sıradanlaşırken biz neredeyiz?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadınlarla yeni bir barış gündemi mümkün mü?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/21/kadinlarla-yeni-bir-baris-gundemi-mumkun-mu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 21 Apr 2017 07:00:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Feminist Mekan]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[referandum]]></category>
		<category><![CDATA[Savaş]]></category>
		<category><![CDATA[şiddet]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13651</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış için Kadın Girişimi, tüm kadınları &#8220;barışı&#8221; tartışmaya davet ediyor. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nin çağrısı şöyle: Savaşın boyutlarının her geçen gün arttığı, etkisinin her geçen gün çeşitlendiği bir dünyada barışı, şiddetsizliği ve adaleti konuşmak giderek zorlaşıyor. Barış sözünün ve eyleminin anlamsızlaşması savaşın hem bir sonucu, hem de bir yöntemi. Halbuki şiddet, yerinden edilmeler, yeni savaş teknolojileri, kimyasal [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/21/kadinlarla-yeni-bir-baris-gundemi-mumkun-mu/">Kadınlarla yeni bir barış gündemi mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<div dir="ltr">
<div class="gmail_quote">
<div dir="ltr">
<p>Barış için Kadın Girişimi, tüm kadınları &#8220;barışı&#8221; tartışmaya davet ediyor. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nin çağrısı şöyle:</p>
<p>Savaşın boyutlarının her geçen gün arttığı, etkisinin her geçen gün çeşitlendiği bir dünyada barışı, şiddetsizliği ve adaleti konuşmak giderek zorlaşıyor. Barış sözünün ve eyleminin anlamsızlaşması savaşın hem bir sonucu, hem de bir yöntemi. Halbuki şiddet, yerinden edilmeler, yeni savaş teknolojileri, kimyasal saldırılar ve sınırlar, barış üzerine yeniden düşünmeyi ve eylemeyi gerektiriyor. Savaştan anladığımız ve savaş olarak yaşadığımız değiştikçe barış üzerine eylemeyi de yeniden anlamlandırma ihtiyacı artıyor. Ancak bunu yaparak barış konusundaki sessizliğin büyümesini engelleyebiliriz.</p>
<p>Barış için Kadın Girişimi olarak tüm kadınları iç siyaset, diplomasi ve sıcak savaşın ayrı ayrı çatışmalar ürettiği, kutuplaşmanın etkisinin sokağı daha çok sardığı, seçimlerin ve sandıkların toplumsal gerilimi farklı biçimlerde arttırdığı, yükselen ve susturulan sesleri belirlediği bir dönemde barışı konuşmaya davet ediyoruz.</p>
<p>Kadınlar olarak savaşa ve barışa dair neler konuşmalıyız? Özlediğimiz barışın anlamı nasıl değişti? Konuştuğumuz alanları nasıl genişletebiliriz? Birbirimizle temasımızı koruyarak savaşın hayatlarımızın üzerindeki etkisini nasıl azaltabiliriz? Savaşın atmosferi kuşattığı bir dünyada bildiğimiz, kurduğumuz hayatları nasıl sürdürebilir ve çoğaltabiliriz?</p>
<p><strong>22 Nisan Cumartesi günü saat 13.00&#8217;te Feminist Mekan&#8217;da</strong>,  referandum sürecinin ertesinde savaşa karşı nasıl bir hat kurabileceğimizi birlikte tartışıyoruz.</p>
<p><b>Adres: </b>Katip Mustafa Çelebi Mah. Tel Sok. No: 20/3 Beyoğlu &#8211; İstanbul</p>
<p><strong>Barış için Kadın Girişimi</strong></p>
</div>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<div class="yj6qo ajU"></div>
</div>
</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/21/kadinlarla-yeni-bir-baris-gundemi-mumkun-mu/">Kadınlarla yeni bir barış gündemi mümkün mü?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Sivil toplumun gözünden çözüm sürecine bakmak</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/08/sivil-toplumun-gozunden-cozum-surecine-bakmak/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emine Uçak]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Feb 2017 07:30:57 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Ahmet Faruk Ünsal]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[DİSA]]></category>
		<category><![CDATA[hakan tahmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[MAZLUMDER]]></category>
		<category><![CDATA[Murad Akıncılar]]></category>
		<category><![CDATA[özge genç]]></category>
		<category><![CDATA[podem]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11285</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sivil toplumun çözüm süreciyle ilgili analizlerinin taraflar gibi  &#8220;süreci kim bozdu&#8221; gibi sübjektif ve kısır bir bakış açısı yerine daha bütünlüklü ve kuşatıcı olması önemli. Özeleştiriyi de içinde barındırması gereken bu tutum,  müzakere ortamına dönülmesi halinde barışın tesisi açısından önemli bir deneyim imkanı sunabilir. Dünya deneyimleri bize geniş toplumsal kesimlere yayılan çatışma çözümlerinin  daha kolay [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/08/sivil-toplumun-gozunden-cozum-surecine-bakmak/">Sivil toplumun gözünden çözüm sürecine bakmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Sivil toplumun çözüm süreciyle ilgili analizlerinin taraflar gibi  &#8220;süreci kim bozdu&#8221; gibi sübjektif ve kısır bir bakış açısı yerine daha bütünlüklü ve kuşatıcı olması önemli. Özeleştiriyi de içinde barındırması gereken bu tutum,  müzakere ortamına dönülmesi halinde barışın tesisi açısından önemli bir deneyim imkanı sunabilir.</h3>
<p>Dünya deneyimleri bize geniş toplumsal kesimlere yayılan çatışma çözümlerinin  daha kolay ve uzun ömürlü olduğunu gösteriyor. Kadınlar başta olmak üzere geniş toplumsal kesimlerin dikey değil yatay olarak içinde olduğu süreçlerin başarısı, çatışma çözümünde bilimsel olarak kabul edilen bir olgu. İrlandalı kadınların deneyimleriyle ilgili <a href="https://www.sivilsayfalar.org/catismadan-barisa-kuzey-irlanda-deneyimi-izlenimleri/">izlenimlere</a> yine bu sayfalarda yer vermiştik.  Çatışmaların en yoğunlaştığı anlarda bile sivil toplum örgütleri barışın tesisi ve toplumsallaşması çalışmalarından geri durmamışlardı. Yaşadığımız çatışmalı ortamda barış talebindeki ısrar kadar geçmiş deneyimlerde yaşanan sorunlar ve tutumlarla ilgili değerlendirme ve sorgulamalar da önemli.</p>
<p>Sivil toplumun çözüm süreciyle ilgili analizlerinin taraflar gibi  &#8220;süreci kim bozdu&#8221; gibi sübjektif ve kısır bir bakış açısı yerine daha bütünlüklü ve kuşatıcı olması önemli. Özeleştiriyi de içinde barındırması gereken bu tutum,  müzakere ortamına dönülmesi halinde barışın tesisi açısından önemli bir deneyim imkanı sunabilir. Bu düşüncelerden hareketle sivil toplum kuruluşları temsilcileriyle geride bıraktığımız çözüm süreciyle ilgili bir değerlendirmeye dosyası hazırladık. Gündemin referandum, sistem değişikliği gibi önemli bir konuda yine ayrıştığı ve meselelerin katmanlaştığı bir ortamda, sivil toplum kuruluşlarının gündemlerinde ‘kalıcı bir barışı’ en üstte tuttuklarını görmek sevindiriciydi. Tartışma ve çözüm süreçlerine geçmeden önce yukarıda bahsettiğimiz sürecin bitmesiyle ilgili sebeplere ilişkin aldığımız cevapların kısaca; denetim ve gözlem mekanizmalarının kurulmayışı, sınır dışında özellikle Suriye’deki gelişmeler başta olmak üzere ortaklaştığını belirtelim. Bu konuda ortaklaşılan başka bir konu ise; tarafların sürecin bozulmasının sorumluluğunu karşı tarafa bırakırken, göz ardı edilmemesi gerekenin çatışma başladığı anda iki tarafın da daha önce müzakere yürütmüş taraflar değilmiş gibi çatışma konusunda da son derece hazırlıklı olması.</p>
<p>Dosya kapsamında görüştüğümüz  sivil toplum kuruluşları; sivil toplumun çözüm sürecinde etkin rol almadığı konusunda neredeyse hem fikir. Toplumun farklı kesimlerinin sürece dahil edilmesi Akil İnsanlar Heyeti’nin faaliyet ve gezileriyle organize edilmeye çalışıldı. Ancak yatay değil dikey olarak kurulan bu ilişki desteğin pragmatik bir şekilde olmasına yol açtı. Sivil toplumun süreç içinde etkili olamayışının kökeninde de ise kuşkusuz; Türkiye’deki sivil toplum kuruluşlarının siyasi ve ekonomik bağımsızlık sorunu yaşamalarıyla ve ideolojik şartlanmalar yer alıyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11325" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/quote4-e1486538231857.png" alt="" width="900" height="399" /></p>
<p>Barış Vakfı’ndan Hakan Tahmaz;  sürecin, Türkiye’deki sivil toplum örgütlerinin çatışma çözümleri konusunda donanımsız olduklarını açığa çıkardığını da belirterek, “STK’lar esas ve sadece siyasi tarafların propagandalarını kolaylaştıran bir işlev üstlendikleri için kendi asıl işlevlerini yerine getiremezler. Buna sivil toplum örgütlerinin toplumsal etkisinin zayıf olması, siyasal önceliklerle tutum almaları, toplumsal kutuplaşmanın derinleşmiş olmasıdır. Bütün bunların yanı sıra sürecin taraflarca toplumsal algı yönetmek amacıyla, yanlış, yanlı ve çarpıtılmış bilgi bombardımanına tutulması, bilgi kirliliğin yaygınlığı ve yeteri kadar şeffaf olmaması sivil toplumu etkisiz kıldı.” değerlendirmesinde bulunuyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11326" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/quote3-e1486538464596.png" alt="" width="900" height="367" /></p>
<p>MAZLUMDER Genel Başkanı Ahmet Faruk Ünsal da sivil toplum kuruluşlarının etkin bir rol üstlenmemesinde tarafsız ve bağımsız davranabilecek bir organizasyon içinde yer almayışının etkili olduğunu savunarak, “Türkiye’de ne sivil toplum ne de basın bağımsızlık karakterini koruyabilmiş kurumlar değiller. Çözüm sürecinde medya ve sivil toplum angaje olduğu taraflara göre pozisyon aldı, böyle bir tutum sergiledi.  Sivil toplum kendi imkanlarıyla tarafları denetleyebilseydi,  bir kamuoyu baskısı kurarak sürecin uzamasını sağlayabilirdi” dedi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11327" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/quote5-e1486538530767.png" alt="" width="900" height="381" /></p>
<p>DİSA’dan Murad Akıncılar ise, çözüm sürecine ‘önsel ve ilkesel olarak karşı çıkan (vesayetçi, sol-sağ milliyetçi, ulusalcı, FETÖ yapılanmalarının)  tam anlamıyla sivil toplum alanındaki en tartışmalı yapılar olduğunu belirterek, şunları vurguluyor: “Çözüm sürecine en önemli katkı kendi alanında sosyal realiteyi çözümleyen çalışmalar yapan, öneriler sunan, toplumsal diyaloğun önünü açan ve tek bir siyasal grubun güdümünde olmayan sivil kişi ve kurumlar tarafından yapılmıştır. Resmi politikaların tüm dalgalanmalarını takip eden STK’lar milliyetçi şablonların esnetilmesi doğrultusunda bir dönem bir işlev görmüşler ve barış önceliklerini geleneksel inkar kalıplarının önüne geçirebilmişlerdir.“</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11328" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/quote1-1-e1486538659879.png" alt="" width="900" height="510" /></p>
<p>Barış süreçlerine toplumsal kesimlerin özellikle de kadınların dahil edilmesinin öneminden hareketle kurulan ve tüm süreç boyunca barışın toplumsallaşması için çalışmalar yürüten Barış İçin Kadınlar Girişimi de, genel olarak sivil toplumun sorumlulukları üzerine daha geniş tabanlı tartışmaların yürütülmesi bundan sonrası için gerekli olduğuna dikkat çekiyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11329" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/queto2-e1486538738511.png" alt="" width="900" height="328" /></p>
<p>Türkiye’nin Kürt sorununda toplumun barış talebini karşılayan, kalıcı bir çözüme ulaşması için çatışma dönüşümünde yapıcı aktörlerin etkinliğini artırmayı, süreci destekleyici ilişkilerini geliştirmeyi gözeten bütüncül bir yaklaşımdan hareketle çalışmalarını çatışma döneminde de yürüten PODEM’den Özge Genç, tarafların önemseyebileceği kadar güçlü bir sivil toplum potansiyelinin oluşturulamadığına dikkat çekerek, ideolojik tutumların gerçek ve samimi bir barış isteğinin önüne geçtiğine işaret ediyor. Özge Genç’e göre ilginç olan ise, “ortada barışa yönelik umut veren bir süreç varken destek vermeyen ya da “utangaç” davranan kesimlerin, ancak çatışmaya dönüldüğünde seslerini çıkarmaya başlamaları”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/02/08/sivil-toplumun-gozunden-cozum-surecine-bakmak/">Sivil toplumun gözünden çözüm sürecine bakmak</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Bahar Kılınç]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 28 Jan 2017 12:50:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[BİKG]]></category>
		<category><![CDATA[Burcu Çolak]]></category>
		<category><![CDATA[Çatışma Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[feride eralp]]></category>
		<category><![CDATA[sokağa çıkma yasağı]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[todap]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=11171</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birkaç hafta önce kamuoyuna Diyarbakır Sur&#8217;da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki tahliyeler sırasında çekilen video kayıtları sızdırıldı. Kayıtlarda yer alan çocukların tahliyesi, üst arama biçimleri yüzünden büyük tepki topladı. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nden (BİKG) Feride Eralp ile Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) üyesi ve psikolog Burcu Çolak bu tahliye görüntüleri hakkındaki sorularımızı yanıtladı. &#8220;Çocukların [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/">BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Birkaç hafta önce kamuoyuna Diyarbakır Sur&#8217;da sokağa çıkma yasağı ilan edilen bölgelerdeki tahliyeler sırasında çekilen video kayıtları sızdırıldı. Kayıtlarda yer alan çocukların tahliyesi, üst arama biçimleri yüzünden büyük tepki topladı. Barış için Kadın Girişimi&#8217;nden (BİKG) Feride Eralp ile Toplumsal Dayanışma için Psikologlar (TODAP) üyesi ve psikolog Burcu Çolak bu tahliye görüntüleri hakkındaki sorularımızı yanıtladı.</strong><span id="more-17628"></span></p>
<h4>&#8220;Çocukların tahliyesi sırasında çocuk ve insan haklarına aykırı bir yol izlendiğini görüyoruz&#8221;</h4>
<p><strong>-Kamuoyuna sızan tahliye görüntülerini nasıl değerlendiriyorsunuz?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp:</strong></em> Görüntülerin sızdığı mı yoksa bilinçli olarak mı sızdırıldığı da başka bir soru tabii. Ama üzerinden zaman geçtikten sonra neden şimdi sosyal medyada bu tür görüntülerin yayılmaya çalışıldığını da sormadan edemiyoruz. Görüntü yaygınlaştırmanın kendisinin Cizre&#8217;de, Yüksekova&#8217;da, İdil&#8217;deki duvar yazılamalarında nasıl bir şiddet biçimi haline geldiğine hep birlikte tanıklık ettik sonuçta. Dolayısıyla bu görüntülerin aradan bir yıl geçtikten sonra servis edilmesini de çocukların teşhir edilmesinin bir yöntemi ve savaş politikasının bir parçası olarak görmek mümkün. Bu görüntüler de çatışmaların yaşanmakta olduğu ve abluka altındaki Sur&#8217;dan 104. günde çıkabilen çocukların çıkarken kolluk kuvvetleri tarafından nasıl arandığının görüntüleri. Ayakkabıları çıkarttırılarak ve karnı açtırılarak aranılan bir kız çocuğu var, arkadan da cinsiyetçi küfür ve hakaretler, tehditler duyuluyor. Zaten 104 gündür bombalar altında, her an yakınlarından birinin veya kendilerinin ölüm tehlikesiyle, susuz, yemeksiz, elektriksiz yaşamak zorunda bırakılan, mahallelerinin duvarında tecavüz tehditleriyle dolu duvar yazılamaları bulunan, her türlü hakları ayaklar altına alınmış olan bu çocuklar çatışma alanından çıkarılırken de yine aynı korkuya maruz bırakılıyorlar. Travmalarına yenilerini eklememek için başta çocuk hakları dernekleri olmak üzere sivil toplum örgütlerinden o süreçte destek istenebilirdi, pedagoglar eşliğinde çıkarılabilirlerdi. O dönemde çok sayıda sivil toplum örgütü buna aday olmuştu. Biz de o günlerde Barış için Kadın Girişimi olarak Sur&#8217;daki Dicle Fırat Kültür Merkezi&#8217;nde nöbetteydik ve bu talebi desteklemiştik. Şimdi ortaya çıkan görüntülerden bizler gibi o dönemde sivillerin çıkarılmasında, ablukanın kaldırılmasında ve sivillerin oradan çıkışı sırasında bağımsız gözlemcilerin bulunmasında ısrar edenlerin ne kadar haklı olduğunu bir kez daha anlıyoruz. Çocukların tahliyesi sırasında çocuk ve insan haklarına aykırı bir yol izlendiğini görüyoruz. Üstüne üstlük sonrasında da bu çocukların bir kısmının ebeveynlerinin tutuklanıp aileleri olmasına rağmen bir cezalandırma biçimi olarak sosyal hizmetlere verildiğini öğrendik.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11187" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845.jpg" alt="" width="586" height="554" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845.jpg 586w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/Feride_Eralp-e1485598254845-320x303.jpg 320w" sizes="auto, (max-width: 586px) 100vw, 586px" /></p>
<h4>&#8220;Bölgedeki sivil halkı terörize eden algı politikasının bir ürünü çocuklara terörist muamelesi yapmak&#8221;</h4>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Güvenlik tedbiri açısından montunu çıkarması istenebilir ancak ardından gerçekleşen süreçte gerçekçi bir risk olmadığı görünüyor. Ellerini kaldırarak savaş ortamından çıkmaya çalışan bir çocuk var. Bomba düzeneğinin olmadığı görülse dahi silah var mı diye bakılıyor galiba. İncecik giyinmiş, silah koyacak yer yok. İnce bluzun altında silah olamayacağı belli olsa da bluzunu kaldırmak, göbeğini, sırtını açmak zorunda kalıyor bir çocuk. Elinde silahı sürekli insanlara doğru olan o kadar askerin içinde bu çocuk silah taşısa ne yapabilir, neden taşısın? Çok sıkı güvenlik önlemlerinin alındığı, insanların yargısız infaz edildiği, yaşam mücadelesi verilen bir bölgede sadece oradan geçmeye çalıştığı her halinden belli olan bir çocuğa haksız güç uygulanıyor, bölgede süren, halka yöneltilmiş şiddetin bir parçası sadece. Bölgedeki sivil halkı terörize eden algı politikasının bir ürünü çocuklara terörist muamelesi yapmak. Güvenlik güçleri de öldürülüyor evet, hayatlarını korumak zorundalar. Ancak bunu gerçek dışı terör politikalarına göre yapamazlar. Çocukların sokakta, evlerinde, kucakta kurşunlanarak öldürülmesi ve bunu yapanların yargılanmaması da küçük çocuklara kadar varan terörize etme politikasının, ırkçılığın, nefretle toplumu kutuplaştırıp korku iklimi yaratma çabalarının parçası.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-11188" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/01/burcu-colak-e1485598341942.jpg" alt="" width="470" height="451" /></p>
<h4>&#8220;Çıplak aramalar güvenlik tedbiri olarak gösterilip şiddet uygulamanın aracı olarak kullanılıyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Çocukların üstlerinin aranması prosedürünü cinsel istismar olarak değerlendiren insanlar var. Siz ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp: </strong></em>Çocukların maruz kaldığı küçük düşürücü muameleye, öldürülmüş insanların bedenlerinin yanından yürüyerek geçmek zorunda kaldıktan sonra böyle tehdit ve hakaret ortasında kolluk güçlerinin onların kıyafetlerini kaldırtmasına, her ne şekilde tanımlarsak tanımlayalım, isyan etmek, bu hak ihlaline itiraz etmek önemli. Şiddetin cinsel istismar olarak nitelendirilmesi veya nitelendirilmemesi bunu değiştirmez. Savaşta yaşatılan şiddetin tamamının cinsiyetlendirildiğini, savaşın kendisinin cinsiyetlendirilmiş bir olgu olduğunu BİKG olarak defalarca tartıştık. Bu, son abluka sürecinde mekanların yalnızca mermi ve bombalarla değil tecavüz tehditlerinin duvarlara yazılması yoluyla sembolik olarak da kuşatılmasıyla iyice açığa çıktı. Çocukların bu görüntüde maruz kaldığı şiddeti bağlamından kopuk olarak düşünemeyiz. Tüm bu gördüklerimiz hem o çocuğun hem görüntüleri izleyenlerin zihninde canlandırdığı tüm hayaletlerle anlamlı. Barış için Kadın Girişimi olarak çözüm sürecinde Lice&#8217;ye gitmiştik. Orada askerlerin çarşıda yürümesinin, karakol kulelerinden evlerin avlularının gözükmesinin bile kadınlar için &#8211; 90&#8217;lı yıllarda karakollardaki tecavüzlerin hatırasıyla &#8211; nasıl cinsel şiddet olarak yaşandığını dinlemiştik. Anonsla kazağını kaldırması istenen kız için de 104 gündür yaşadıklarının yanı sıra koskoca 90&#8217;lı yılların tarihinin anlatılagelen ağırlığı var. Tüm bunlarla birlikte şiddetin kendisinin, çocuklara neyin yapılıp yapılmadığından bağımsız olarak cinsel boyutları da olduğunu söylemek mümkün.</p>
<p><strong><em>Burcu Çolak:</em></strong> Montun çıkarılması ve geri giyilmesi istenebilir ancak ardından süren müdahale bölgede özel harekatçıların tanık olduğumuz tecavüzcü erkek şiddetinden farkı yok. Korku ve baskı kültüründe, güçler hiyerarşisi aşırılaştığında tedbirler, güvenlik işlevi olmayan işkencelere dönüyor. Çıplak aramalar güvenlik tedbiri olarak gösterilip şiddet uygulamanın aracı olarak kullanılıyor. Yetişkinlerin arandığı güvenlik noktalarında çocukların da üzerlerindeki kalın ve bol kıyafetlerin,  -altında mutlaka kıyafetleri kalarak- çıkarılması istenebilir. Ancak çıplaklığa varan aramalar cinsel saldırı ve istismardır evet.</p>
<h4>&#8220;Tahliye sürecinin o dönemde de sivil toplum kuruluşlarından ve uluslararası gözlemcilerden oluşan bağımsız bir heyet eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen birçok kurum vardı&#8221;</h4>
<p><strong>-Sizce bu tahliye süreci nasıl gerçekleşmeliydi?</strong></p>
<p><em><strong>Feride Eralp:</strong></em> Yukarıda da belirttiğim gibi tahliye sürecinin o dönemde de sivil toplum kuruluşlarından ve uluslararası gözlemcilerden oluşan bağımsız bir heyet eşliğinde gerçekleşmesi gerektiğini söyleyen birçok kurum vardı. Bu heyetin içinde pedagogların da yer almasıyla çocuklar için daha az travmatik bir ortam yaratılmaya çalışılabilirdi. Tüm bunlar defalarca dillendirilmesine rağmen gerçekleştirilmediği gibi üzerine bu görüntülerdeki sahneler yaşandı. Abluka kalktığında bile mahallelere uluslararası gözlemcilerin girmesine izin verilmedi.</p>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Aramalar yapılırken güvenlik güçlerine sınırsız yetki verilemez. Aranan insanın haklarını gözeten, psikolojik sağlığını koruyan, gerçekçi risk analizi yapabilen bir sistem geliştirilmeli. X-ray cihazı ya da el cihazı aramaları çıplak aramaların yerine kullanılmalı. Güvenlik güçleri aramayı gerçekçi analizlerle gerekli görüyorsa bunu minimal düzeyde yapmalılar, çocuğu endişelendirmeden, ellerini kaldırmasını istemeden, nazik konuşarak, seslerini yükseltmeden, montundan daha fazlasını çıkarmasını, üzerini açmasını istemeden yapılabilir.</p>
<h4>&#8220;Böyle bir ortamda bu görüntülerin yayılması özellikle sosyal medyada çok hızlı bir nefret haline sebebiyet verebiliyor&#8221;</h4>
<p><strong>-Görüntüler Türkiye&#8217;deki çatışma ortamını nasıl etkiliyor?</strong></p>
<p><strong>Feride Eralp:</strong> Türkiye&#8217;de artık çatışma ortamının bile çok ötesine geçmiş gergin ve her açıdan çok kutuplaşmış bir ortam var. Böyle bir ortamda bu görüntülerin yayılması özellikle sosyal medyada çok hızlı bir nefret haline sebebiyet verebiliyor. Bazıları sadece bu görüntüde de değil, genel olarak bu tür görüntülerde yapılanları alenen alkışlayınca ve destekleyince bu, toplumun vicdanında derin yaralar açabiliyor; yarın öbür gün yüz yüze bakmayı zorlaştırıyor. Her gün böyle karşı karşıya gelişlerin onlarcası yaşanıyor; ama özellikle bu kadar açıkça çocuklara şiddet uygulandığını gösteren görüntülerin bilerek servis edilmesiyle yeni bir boyuta taşınıyor.</p>
<h4>&#8220;Sivil toplumun bu alanda rolü çok önemli olmasına rağmen şu anda sivil toplumun bir şey yapmasının önünde birçok engel var&#8221;</h4>
<p><strong>-Savaş ortamında psikolojik ve fiziksel olarak zarar gören çocukları korumak adına sivil toplum neler yapmalı?</strong></p>
<p><strong>Feride Eralp:</strong> Sivil toplumun bu alanda rolü çok önemli olmasına rağmen şu anda sivil toplumun bir şey yapmasının önünde birçok engel var. Buna Olağanüstü Hal KHK&#8217;larıyla kapatılan dernekler arasında Gündem Çocuk gibi çocuklar yararına faaliyet gösteren bir derneğin bulunması bir örnek. Mesele Gündem Çocuk Derneği&#8217;nin yalnızca kapatılması da değil, aynı zamanda kapanmadan önce dahi Çocuklar için Barış Girişimi kapsamında çatışma bölgelerinde çocuklarla yapmak istedikleri (patlamamış maddelere dair farkındalık eğitimi gibi) çalışmaların sistematik bir biçimde yasaklanması. Böyle koşullar altında, savaş ortamında psikolojik ve fiziksel olarak çocukları korumanın kendisi bile kolaylıkla &#8216;terörist faaliyet&#8217; olarak adlandırılabiliyor; dolayısıyla herhangi bir şey yapmak çok zor hale geliyor.</p>
<h4>&#8220;Çatışma ortamında güvenlik güçleri tarafından öldürülen çocukların mahkemelerini kitlesel takip etmek, bu konuda toplumsal hafıza yaratmak çok önemli&#8221;</h4>
<p><em><strong>Burcu Çolak:</strong></em> Sivil toplum, çocuk haklarını sürekli gündem yaparak önleyici tedbirlerde bulunabilir. Kapatılan Gündem Çocuk&#8217;un yaptığı gibi. Savaş ortamında devlete imzaladığı uluslararası sözleşmeleri hatırlatarak çatışma ortamında çocukları koruması için takipte olabilir. Çatışma ortamında güvenlik güçleri tarafından öldürülen çocukların mahkemelerini kitlesel takip etmek, bu konuda toplumsal hafıza yaratmak çok önemli. Çocuk katılımlı barış çalışmaları çocukların mağduriyet yaşadıkları süreçte özne haline gelmelerini sağlamak için mutlaka yapılmalı. Çocukların politik özneler olduğunu gerçeği iktidar ve ana akım medya tarafından &#8220;Çocuklar sokağa sürülüyor&#8221; şeklinde veriliyor. Çocuklar içinde büyüdükleri gerçeklik neyse onu yaşıyorlar. Savaşta büyüyorsa tabii ki buna direnen oluyor. Etkilendiği neyse tam da onda etkin olma, sokağa çıkma, eylem yapma hakkına sahipler. Sivil toplum iktidara ve medyaya karşı bunu hatırlatmalı, savunmalı. Bu durum çocukların yaşamını korumakla çelişen bir şey değil. Etkilendiğinde etkin olma savaş bölgelerindeki çocuklara iyi gelen, sağlıklarını korumalarına, mücadele gücü kazanmalarına sebep olan bir durum. Kendi iradeleri ile katılımlarını sürekli engellemek gerçekçi değil. Devletse çocukların hayatını korumakla yükümlü. Çocuklar zaten bölgede devlete karşı direniş gösteriyorlar. Çocukların politik katılımı ve yaşam hakları, ikisi de devlet tarafından reddedilen bir durum. O nedenle mesele çocukların sokağa çıkması değil. Çocuklarda silah yok, onlara doğrultulmuş silahlar var. Travma sonrasında ise gönüllü psiko-sosyal destek ağlarının oluşturulması, ulaşılabilir ve nitelikli olması gerekli.Türkiye&#8217;de PSDA, İHD, THİV gibi örgütlenmeler bunu dayanışma ile gerçekleştirmeye çalışıyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/01/28/bikg-ve-todap-surda-tahliye-edilen-cocuk-goruntulerini-degerlendirdi/">BİKG ve TODAP Sur&#8217;da tahliye edilen çocuk görüntülerini değerlendirdi</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Barış İçin Kadın Girişimi’nden barış konferansı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/baris-icin-kadin-girisiminden-baris-konferansi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 10 Aug 2015 14:02:34 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[Barış için Kadın Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<guid isPermaLink="false">http://sivilsayfalar.overteam.com/?p=3239</guid>

					<description><![CDATA[<p>Barış İçin Kadın Girişimi, “birlikte kesintiye uğramış olan barış sürecini yeniden kurmaya yönelik stratejiler geliştirmek için” 11 Ekim 2015 tarihinde bir konferans düzenliyor. Konferansta, değişen savaş kavramları ve araçları irdelenecek, dünyadaki barış süreçleri ışığında barış sürecinin tekrar başlaması ve müzakere masasının kurulması için neler yapabileceği konuşulacak. Barış İçin Kadın Girişimi’nin konferans çağrısı şöyle: “Biz kadınlar, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/baris-icin-kadin-girisiminden-baris-konferansi/">Barış İçin Kadın Girişimi’nden barış konferansı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Barış İçin Kadın Girişimi, “birlikte kesintiye uğramış olan barış sürecini yeniden kurmaya yönelik stratejiler geliştirmek için” 11 Ekim 2015 tarihinde bir konferans düzenliyor. Konferansta, değişen savaş kavramları ve araçları irdelenecek, dünyadaki barış süreçleri ışığında barış sürecinin tekrar başlaması ve müzakere masasının kurulması için neler yapabileceği konuşulacak.</h3>
<h3></h3>
<p>Barış İçin Kadın Girişimi’nin konferans çağrısı şöyle:</p>
<p>“Biz kadınlar, hem savaşı hem barışı ağır bedeller ödeyerek yaşadık. Kimimiz en yakınını kaybetti, erkek şiddetinin en korkunç şekillerine maruz kalarak, yerinden, yurdundan oldu, kimliği ve hak mücadelesi yok sayıldı, kimimiz artan erkek ve devlet şiddetini yaşamdan koparılarak ödedi bu bedeli. Kimimiz evlerde, sokakta iş yerinde taciz ve tecavüze uğradı; kimimiz en ağır işlerde üç kuruşa çalışmak zorunda kaldı; kimimiz ihmallerle geliyorum diyen kazalara uğradı ya kamyon kasalarında tarlaya giderken, ya evlerde cam silerken ya da tekstil atölyelerinde çeşitli kimyasallar solurken. Artan erkek otoriterliği tüm yaşamlarımızı bir biçimde kuşattı.</p>
<p>“Biz, Barış için Kadın Girişimi olarak yıllardır savaşı, savaşın biçimlerini, geride bıraktığı yıkıntıyı gözlemliyoruz, yaşıyoruz ve kadın bakış açısından değerlendiriyoruz. Kadınların savaşa karşı nasıl direndiklerini, direnme biçimleri yarattıklarını görüyoruz. Kimi zaman bunun bir parçası oluyoruz. Biz, yıllardır savaşın kadınları nasıl vurduğunu bu topluma anlatmaya çalışıyoruz, toplumsal dokuyu yıpratmanın yolunun kadınları yıpratmaktan geçtiğini söylüyoruz.</p>
<p>“Barış için Kadın Girişimi olarak bu yıl da değişen savaş koşullarını ve araçlarını anlamak ve bu koşullarda nasıl barış çalışması yapmamız gerektiğini saptamak için tüm arkadaşlarımızla konuşmak ihtiyacını duyuyoruz. Savaşın sonuçları üzerine düşünmek için savaşın nedenlerine bakıyoruz. Bugün değişen savaş koşulları ve direnme biçimlerini değerlendirirken Cizre&#8217;de, Nusaybin&#8217;de, Silvan&#8217;da Kürt kadınlarının taleplerine, deneyimlerine dikkat kesiliyoruz. Farklı farklı kadın örgütlenmeleri içinde çalışmalar yapan kadınların yaşadığımız koşullar altında savaşın nasıl değiştiğini, ne gibi araçlarla topluma, ilişkilere zarar verdiğini deneyimlediklerini biliyoruz.</p>
<p>“Bu deneyimleri paylaşmak ve birlikte kesintiye uğramış olan barış sürecini yeniden kurmaya yönelik stratejiler geliştirmek için 11 Ekim 2015 tarihinde bir konferans düzenliyoruz. Konferansta toplumun dünü ile bugünün karşılaştırmak, değişen savaş kavramlarını ve araçlarını irdelemek ve en sonunda da dünyadaki barış süreçleri ışığında barış sürecinin tekrar başlaması ve müzakere masasının kurulması için neler yapabileceğimizi konuşmak istiyoruz.</p>
<p>“Hepimizin fikri önemli, önerilerimiz barış mücadelemizi zenginleştirecek. Gelin birlikte düşünelim.”</p>
<p><strong>PROGRAM</strong></p>
<p><strong>Tarih:</strong> 11 Ekim 2015, Pazar. Saat 10:00</p>
<p><strong>Yer:</strong> Mimarlar Odası, Karaköy (Kemankeş Caddesi no:31)</p>
<p>10:00: <strong>B</strong><strong>İKG&#8217;in son bir senesi</strong> (Lale Bakırezer, Candan Yıldız)</p>
<p>10:15: <strong>Dünden Bugüne </strong><strong>Şehirlerde Savaş</strong> &#8211; BİKG Hakikat Komisyonu (Feyza Akınerdem, Nükhet Sirman)</p>
<p>10:45: <strong>Sava</strong><strong>ş</strong><strong> ve Toplumsal </strong><strong>İ</strong><strong>n</strong><strong>ş</strong><strong>ada Kad</strong><strong>ı</strong><strong>n</strong><strong>ı</strong><strong>n Rol</strong><strong>ü</strong> &#8211; KJA (Ayla Akat Ata)</p>
<p>11:00: <strong>Yeni Sava</strong><strong>ş ve Direniş Biçimleri</strong> (Nazan Üstündağ)</p>
<p>11:30: Ara</p>
<p>11:45-13:00: Tartışma</p>
<p>13:00- 14:00: Yemek arası</p>
<p>14:00: <strong>Barı</strong><strong>ş görüşmeleri sekteye uğrayınca kadınların rolü</strong> (Ayşe Betül Çelik)</p>
<p>14:30-15:30: <strong>Öneri ve tartı</strong><strong>şmalar</strong>: Süreç bozuldu, dünyada neler yapıldığını tartıştık, peki biz ne yapabiliriz?</p>
<p>15:30: Ara</p>
<p>16:00: <strong>Önerilerin sunulması</strong>, sonuçların duyurulması ve farklı kadın örgütlerinin bu önerilerden hangi işi üstelendiklerini belirtmeleri</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2015/08/10/baris-icin-kadin-girisiminden-baris-konferansi/">Barış İçin Kadın Girişimi’nden barış konferansı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
