<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Bağımlılık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/bagimlilik/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bagimlilik/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 20 Mar 2024 09:32:40 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Bağımlılık arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/bagimlilik/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Bağımlılıkla Mücadele Eden STK’larda Kapasite Geliştirilmesi Projesi Başvuruları Başladı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/20/bagimlilikla-mucadele-eden-stklarda-kapasite-gelistirilmesi-projesi-basvurulari-basladi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 20 Mar 2024 09:32:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[proje başvurusu]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86258</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşilay Bağımlılıkla Mücadele Eden STK’larda Kapasite Geliştirilmesi Projesi başvuruları açıldı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/20/bagimlilikla-mucadele-eden-stklarda-kapasite-gelistirilmesi-projesi-basvurulari-basladi/">Bağımlılıkla Mücadele Eden STK’larda Kapasite Geliştirilmesi Projesi Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay&#8217;ın bağımlılık alanında aktif olarak faaliyet yürüten sivil toplum kuruluşları için bağımlılıklarla daha etkin mücadele edebilmek üzere kapasitelerinin güçlendirilmesi için başlattığı proje başvuruları açıldı.</p>
<p>Sorularınız için, <a href="mailto:proje@yesilay.org.tr" aria-label="send an email to proje@yesilay.org.tr" data-uw-rm-vglnk="">proje@yesilay.org.tr</a> adresi üzerinden iletişime geçebilirsiniz.<br role="presentation" data-uw-rm-sr="" /><br role="presentation" data-uw-rm-sr="" /><strong>Son Başvuru: 25 Mart 2024</strong></p>
<p>Detaylı bilgi ve başvuru için <a href="https://www.yesilay.org.tr/tr/haberler/bagimlilikla-mucadele-eden-stklarda-kapasite-gelistirilmesi-projemiz-basliyor" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/20/bagimlilikla-mucadele-eden-stklarda-kapasite-gelistirilmesi-projesi-basvurulari-basladi/">Bağımlılıkla Mücadele Eden STK’larda Kapasite Geliştirilmesi Projesi Başvuruları Başladı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Uluslararası Yeşilay Federasyonu 80’i Aşkın Ülkenin Katılımıyla Covid-19 ve Bağımlılıkları Konuştu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/11/uluslararasi-yesilay-federasyonu-80i-askin-ulkenin-katilimiyla-covid-19-ve-bagimliliklari-konustu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 11 Dec 2020 08:32:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[koronavirüs]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=62347</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeşilay, Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve uluslararası sivil toplum kuruluşlarının katılımıyla 80’i aşkın ülkeyi 5. Kapasite Geliştirme Toplantısı’nda buluşturdu. Bağımlılıklarla mücadeleyi bilimsel yöntemlerle sürdürdüklerini belirten Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Covid-19 pandemisi nedeniyle bağımlılıkların daha da önemli bir gündem maddesi haline geldiği bu dönemde deneyimlerimizi tüm dünyayla paylaşıyoruz” dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/11/uluslararasi-yesilay-federasyonu-80i-askin-ulkenin-katilimiyla-covid-19-ve-bagimliliklari-konustu/">Uluslararası Yeşilay Federasyonu 80’i Aşkın Ülkenin Katılımıyla Covid-19 ve Bağımlılıkları Konuştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeşilay, bilgi ve deneyimlerini aktarmak, tüm ülkelerde bağımlılıkla mücadele çalışmalarını güçlendirmek amacıyla<strong> </strong>Uluslararası Yeşilay Federasyonu çatısı altındaki 80’i aşkın Ülke Yeşilayı ile bir araya geldi. Pandemi nedeniyle online olarak gerçekleştirilen 5. Kapasite Geliştirme Toplantısı’na Birleşmiş Milletler (BM), Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) ve uluslararası sivil toplum kuruluşları temsilcilerinin de aralarında bulunduğu 200 kişi katıldı. 3 gün süren toplantıda Covid-19’un bağımlılıklara etkisi; tütün, alkol, madde, oyun, kumar ve teknoloji bağımlılıklarının pandemi dönemindeki gelişimi gibi başlıklar ele alındı. Uluslararası Yeşilay Federasyonu&#8217;na (UYEF) üye ülkeler, yerel ve bölgesel sunumlarıyla kendi ülkelerinde yaptıkları çalışmaları paylaştı.</p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-62349 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/yesilay-640x360.jpeg" alt="yeşilay" width="395" height="222" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/yesilay-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/12/yesilay.jpeg 1000w" sizes="(max-width: 395px) 100vw, 395px" />Toplantının açılış konuşmasını gerçekleştiren Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk bağımlılıkların küresel bir sorun olduğunun altını çizerek şunları söyledi: “2020 yılında Covid-19 pandemisi dolayısıyla herkesin evlere kapanması, sosyal ihtiyaçlarını karşılamada sorunlarla karşılaşması gibi nedenlerle bağımlılık daha da önemli bir gündem maddesi haline geldi. Pandeminin bağımlılıklar üzerindeki etkisini konuşmanın ve farklı ülkelerin bu alandaki deneyimlerinden sonuçlar çıkararak mücadelemizi güçlendirmenin temel sorumluluklarımızdan olduğunu düşünüyoruz.”</p>
<h5><strong>Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Programı Pandemi Döneminde Tüm Dünyada Yaygınlaşacak</strong></h5>
<p>Türkiye Yeşilay’ı olarak çalışmalarını önleme ve rehabilitasyon alanlarında yürüttüklerini ifade eden Öztürk, &#8220;Bağımlılıkla mücadelenin en önemli adımı, bağımlılığın oluşmasını engellemek. Bu nedenle biz önleme çalışmalarına büyük önem veriyor, öncelikle çocuklarla ve gençlerle çalışarak onlarda sağlıklı yaşam bilinci oluşturmayı hedefliyoruz. Millî Eğitim Bakanlığı iş birliği ile gerçekleştirdiğimiz Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Programı’nı bu kapsamda çok önemsiyoruz. Pandemi döneminde programı online olarak yürütmenin hem ülkemizde daha fazla kişiye ulaşmamıza hem de Ülke Yeşilayları ile projeyi tüm dünyada yaygınlaştırmamıza katkı sağlayacağını umuyoruz. Bu konuda tüm ülkelere gereken desteği sağlayacağız” dedi.</p>
<h5><strong>Tütün Kullanımı Koronavirüsün Bulaşma Riskini ve Yarattığı Sorunları Artırıyor</strong></h5>
<p>Covid-19 ve tütün bağımlılığı ilişkisi üzerine değerlendirmelerini paylaşan Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) Türkiye Ofisi Bulaşıcı Olmayan Hastalıklar ve Sağlıklı Yaşam Program Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder ise şunları söyledi: “Tütün kullanımı her yıl 8 milyondan fazla kişinin ölümüne yol açıyor. Pasif olarak maruz kalınan tütün dumanı her yıl 1,2 milyon kişinin ölümüne sebep olurken, her yıl 65 bin çocuk pasif içicilikle ilişkilendirilen hastalıklardan dolayı hayatını kaybediyor. Küresel olarak, her gün 22 binden fazla kişi, bir diğer deyişle saniyede 4 kişi, tütün kullanımından veya pasif olarak maruz kalınan tütün dumanından dolayı hayatını kaybediyor. Tütün kullanan bireylerde koronavirüsün bulaşma riski daha fazla oluyor. Tütün kullanımı bireyin elleriyle yüzüne dokunmaktan kaçınmasını zorlaştırıyor, genellikle sosyal bir aktivite olduğundan güvenli bir fiziksel mesafe kurma olasılığını azaltıyor ve nargilede ortak kullanım nedeniyle riski artırıyor. Tütün kullanan bireyler, tütünün bağışıklığı zayıflatması, akciğerlerde tahribat oluşturması, bağışıklık tepkilerini azaltması gibi nedenlerle koronavirüs kaynaklı sorunlara yönelik daha fazla risk altında bulunuyor. Mayıs 2020 tarihinde yürütülen DSÖ incelemesinde de mevcut kanıtların tütün kullanımının hastalığın artan şiddeti ve yatışı yapılan COVID-19 hastalarının ölümüyle ilişkilendirildiğini belirtiliyor.”</p>
<h5><strong>Bağımlılıktan Uzak Nesiller İçin Çalışılıyor</strong></h5>
<p>Yıl boyunca 80’i aşkın ülkede edinilen deneyimlerin Kapasite Geliştirme Programı’nda paylaşılmasının önemine dikkat çeken Uluslararası Yeşilay Federasyonu Başkanı İhsan Karaman, “Uluslararası Yeşilay Federasyonu bünyesinde Ülke Yeşilaylarının katılımıyla küresel ölçekte etkili bağımlılık faaliyetleri gerçekleştirme hedefiyle yola çıktık. Bağımlılıklardan uzak nesiller yetiştirmek için birlikte hareket etmenin önemine yürekten inanıyoruz” ifadelerini kullandı.</p>
<p>Dünya genelinde Uluslararası Yeşilay Federasyonu’na (UYEF) üye 81 ülkenin gelecek dönem vizyonunun belirlenmesinin hedeflendiği toplantıda; bağımlılık önleme programları, ülkelerin gerçekleştirdiği örnek projeler, Türkiye Yeşilay’ı tarafından sağlanan Uluslararası Mali Destek Programı konuları da konuşuldu.</p>
<p>Yeşilay, Covid-19 sürecinde bağımlılıklara karşı tecrübelerini paylaştığı toplantıda; Birleşmiş Milletler Uyuşturucu ve Suç Ofisi Bağımlılık Önleme Bölümü Amiri Giovanna Campello “Covid-19 ve Uyuşturucu”, Dünya Sağlık Örgütü Türkiye Ofisi Yöneticisi Prof. Dr. Toker Ergüder “Covid-19 ve Tütün” ve Drug Free America Foundation Genel Direktörü ve World Federation Against Drugs (WFAD) Başkanı Amy Ronshausen ise “Covid-19 ve Alkol” başlıklı konuşmalarını gerçekleştirdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/12/11/uluslararasi-yesilay-federasyonu-80i-askin-ulkenin-katilimiyla-covid-19-ve-bagimliliklari-konustu/">Uluslararası Yeşilay Federasyonu 80’i Aşkın Ülkenin Katılımıyla Covid-19 ve Bağımlılıkları Konuştu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Sindemiyi Bitirmenin Yolu; Sisteme Topyekün Müdahale&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/26/sindemiyi-bitirmenin-yolu-sisteme-topyekun-mudahale/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 26 Jun 2020 07:27:56 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[HASUDER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[sindemi]]></category>
		<category><![CDATA[Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı Ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=55127</guid>

					<description><![CDATA[<p> ‘Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı Ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü'nde bağımlılık üzerine konuştuğumuz Halk Sağlığı Uzmanları Derneği'nden (HASUDER) Prof. Dr. Ahmet Topuzoğlu, yoksulluk, eşitsizlik gibi toplumsal sorunların bağımlılığı arttırmasını 'sindemi' kavramıyla açıklandığını belirterek, "Sindemiyi bitirmenin yolu sisteme topyekün bir müdahale ile mümkün olur" dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/26/sindemiyi-bitirmenin-yolu-sisteme-topyekun-mudahale/">&#8220;Sindemiyi Bitirmenin Yolu; Sisteme Topyekün Müdahale&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Son yayınlanan Dünya Uyuşturucu Raporuna göre 31 milyon olan uyuşturucu bağımlısı sayısı, 2016’da 29,5 milyon idi. Aynı raporda dünya genelinde uyuşturucu kullanımı 275 milyon olarak yer alırken, bu rakam 2016 raporunda 250 milyon olarak veriliyordu. Aradaki 25 milyonluk artış uyuşturucuyu deneyen ve kullananların sayısında hızlı bir artış olduğunu gösteriyor. BM&#8217;nin raporuna bakılırsa uyuşturucu üretimi tarihinin en yüksek seviyesinde.<span style="font-weight: 400;"> ‘Uluslararası Uyuşturucu Kullanımı Ve Kaçakçılığı İle Mücadele Günü&#8217;nde HASUDER&#8217;den Prof. Dr. Ahmet Topuzoğlu ile ülkemizdeki mevcut durumu konuştuk.</span></p>
<p><b>Bağımlılık nedir? Nasıl başlıyor</b><span style="font-weight: 400;">?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class="size-full wp-image-55129 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/ahmet-topuzoglu.jpg" alt="Ahmet Topuzoğlu" width="206" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/ahmet-topuzoglu.jpg 206w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/06/ahmet-topuzoglu-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 206px) 100vw, 206px" />Bağımlılık kavramı kapsamlı ve karmaşık bir sendromu açıklamaktadır. Bir madde kullanıma bağlı olduğu gibi bir davranışsal bağımlılık da söz konusu olabilir. Bağımlılıktan bahsetmek için kullanılan maddenin ya da gösterilen davranışın oluşturduğu hazza karşı bir tolerans gelişmesi söz konusudur. Haz veren durum kesildiğinde ya da azaltıldığında bir yoksunluk gelişmesi beklenir. Madde kullanımı ya da bağımlı olunan davranışı kesme çabası bir çok kez başarısız olmuş olabilir. Kişi haz aldığı eylemlerini yeniden oluşturmak için zamanının büyük kısmını aynı koşulları yaratmak için kullanır hale gelir. Sosyal ya da mesleki işlevlerini düzenli sürdüremez hale gelir. Daha fazla haz almak için sürekli etki dozunu artırma çabası söz konusudur. Kişi bedensel ve ruhsal olarak zarar görmesine rağmen haz alma davranışını sonlandıramaz. Bu kriterlerden üç veya daha fazlasının varlığında bir bağımlılıktan söz edilebilir ve tedavi gereksinimi söz konusudur.</span></p>
<p><b>Kişileri uyuşturucu madde kullanmaya iten, bu sorunun büyümesindeki nedenler nelerdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok bileşenli ve bu bileşenler arasında çok etkileşimli nedensellik bağımlılığın ardında yatan karmaşık sistemi oluşturur. Aslında insanı yaşama bağlayan önemli beyin yolaklarından biri olan haz yolağıdır. Beyin çok çeşitli işlevleri yine çeşitliliğini artırarak, yeni durumlara adapte olarak sürdürürken bağımlılık geliştiğinde bu çeşitlilik kaybolur ve sadece haz arama, haz almaya odaklı tek yönlü bir yolağa saplanma söz konusu olur. Bu şekilde bir gelişimin oluşmaması için koruyucu faktörler söz konusudur. Güçlü ve pozitif aile bağları, ebeveynlerin çocuklarının arkadaşlarından ve neler yaptıklarından haberdar olması, aile içi kuralların açık olması ve herkesin bunlara uyması, ebeveynlerin çocuklarının yaşamlarına ilgili olmaları, okulda başarılı olma, okul, kulüpler gibi kurumlarla kurulmuş güçlü bir bağ, uyuşturucu kullanımı ile ilgili doğru bilgilenme koruyucudur. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Uyuşturucu madde kullanımına başlama süreci için olumsuz bir mikro çevre oluşması önemli bir etmendir. </span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynlerin çeşitli ruhsal sorunları ya da davranışsal problemleri olması, sosyal etkileşimin yetersizliği, çocuklarla bağlanma sorunları yaşamak, şiddet varlığı, aşırı içe kapanıklık, uyuşturucu kullanımının onaylandığı bir ortamda bulunmak, davranışsal sorunları olan akranların yeterli yönlendirilmediği ya da değişim için desteklenmediği ortamların varlığı, uyuşturucu maddelere ulaşımın kolay olması bağımlılığı besler. Özünde içinde yaşadığımız sistem tüketime dayalı olduğu için çabuk tüket, çabuk hazza ulaş ve tekrar tüketmek için hazzın peşinden git mesajını çok şekilde beslemektedir. Bireylerin dürtüleri sürekli uyarılmaktadır bu da önemli bir bağımlılık zemini oluşturmaktadır. Bir toplumda yoksulluk, eşitsizlikler, salgın hastalıklar, intiharlar, şiddet yaygınlığına madde kullanımı yaygınlığı da rahatlıkla eşlik edebilir. Bu kavrama Sindemi denmektedir. Sindemide birden fazla salgının benzer hazırlayıcı faktörlerle aynı anda toplumda patlaması söz konusudur.</span></p>
<p><b>Uyuşturucu maddelerin etkileri konusunda toplumun her kesimini bilinçlendirmek için ne gibi önerileriniz olur? Ne yapmalı? HASUDER&#8217;in bu konu özelinde bir çalışması veya Türkiye’nin uyuşturucuyla mücadele için bir eylem planı var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aslında bir sindemiyi bitirmenin yolu sisteme topyekün bir müdahale ile mümkün olur. İnsanı önceleyen, toplum yararını önceleyen politikalar ile insanın sadece tüketime odaklandığı, kendini gerçekleştirmeye ve sağlıklı doyum alma olanaklarını bulamadığı bir ortamdan daha iyiye doğru evrilmesine yönelik çabaların gerçekleştirilmesi gerekir. Halk sağlığı uzmanları tüm yaşam dönemleri için sağlığı geliştirme çabası içindedirler. Uyuşturucu kötüdür demenin ötesindeki bu bağımlılık konusunda kullanıcıların dahi çok iyi bildiği bir şeydir, yapılması gereken uyuşturucu kullanımını doğuran mikro çevreleri sağlıklı çevrelere dönüştürmektir. Halk sağlıkçılar daha çok sigara mücadelesi, sağlık yaşamın geliştirilmesi, bunun için sistemler kurulması ile ilgili yaygın savunuculuk yapmaktadır. Bağımlılık daha yaygın basit bağımlılıklar üzerinden gelişmektedir. Erken yaşta sigara kullanımına başlama ya da alkol tüketimine başlama gibi davranışlar ileride gelişecek daha ağır bağımlılıkların öncülü olmaktadır. Halk sağlığı uzmanları bağımlılık sorunun çözümünde sağlık sistemi içinde farklı branşlar ile birlikte ve sistemin yönetimi içinde madde bağımlılığının kontrolünde rol almaktadırlar. Hem sorunun yaygınlığı belirleme hem de azaltılmasına dönük proje ve araştırmalar yapılmaktadır. Her yıl bu tür çalışmalar kongrelerde sonuçları açısından tartışılmaktadır. Türkiye’nin uyuşturucu ile mücadele konusunda ulusal eylem planı mevcuttur. Bu planın amacı uyuşturucu maddenin yarattığı zararları azaltmak toplumu bu sağlık tehlikesinden korumaktır. Madde bağımlılığı ile ilgili çok sektörlü bir mücadele yürütülmesi gereği bu planda da kendini göstermektedir.</span></p>
<p><b>Madde bağımlılığı hangi yaş aralığında daha sıklıkla görülüyor? Yasadışı maddelerin yaygınlık ve idame oranlarının cinsiyet ve yaş gruplarına göre dağılımı nasıldır?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşam boyu madde kullanımı sıklığı %3,1 civarındadır. Madde kullanımında bulunanların %94’ü erkektir. Kadınlarda madde kullanımı çok daha az sıklıkta görülmektedir. Hayatında bir kez madde kullananların %65’i 15-34 yaş arasındadır. 15-24 yaş arasında bu sıklık %35’tir. Bu sıklıklar da erken gençlik ve gençlikte karşılaşmanın daha sık olduğunu göstermektedir.</span></p>
<p><b>Madde kullanımı insan sağlığı üzerinde ne gibi hasarlara yol açıyor? Etkisini anlatır mısınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımlılık yapan maddelerin çeşitlerine göre değişen fiziksel ve ruhsal sağlık etkileri vardır, uzun süreli ve yüksek dozlarda kullanım hemen her zaman sağlık sorunlarına yol açar. Bağımlılık kendi başına yaşamı tutsak alan bir bozukluktur. Tüm yaşam bağımlılığın etrafında şekillenir ve kişi sağlığını ve sosyal işlevselliğini kaybeder. Örnek vermek gerekirse genç üniversiteye devam ederken esrar ve sentetik esrar türevleri kullanmaya başladıktan sonra işitsel ve görsel varsanılar tarif etmeye başlayabilir bu maddeye bağlı psikotik bozukluk gelişmesi anlamına gelir. Bütün hayatı bu bozukluktan etkilenir, aile ve sosyal çevre etkileşimi bozulur, ders başarısızlığı gelişebilir, başlayabilir. Hastanede yatış ve uzun tedaviler gerekir. Tam iyileşme mümkün olsa da her zaman gerçekleşmeyebilir. Bazı belirtiler kalıcı olabilir. İsteksizlik yaşamdan çekilme, sürekli yalnız kalma ve üretkenliğin kaybı gibi ağır sonuçlar söz konusu olabilir. Maddi problemler, yasal sorunlar ortaya çıkar. Çoğu bağımlı bu nedenlerle madde kullanımını bırakma çabasına girişmektedir.</span></p>
<p><b>Bağımlılığa bağlı gelişen ölümler ile ilgili ne söylersiniz ? Varsa istatistiki bilgiyi bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2016-2018 arasında 2518 madde bağımlılığına bağlı ölüm saptanmıştır. Bunların yarıya yakınında kullanılan madde sentetik kannabioidlerdir. Ecstasy ve afyon türevleri ölümlere neden olan maddelerde ikinci ve üçüncü sırayı takip etmektedir.</span></p>
<p><b>Bağımlılıkla mücadelede en etkin yöntem sizce nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımlılık yapıcı maddelerin topluma ulaşması ve tedavi ile ilgili çalışmalar sürse de maliyet etkinlik açısından sonuçları yüz güldürücü değildir, hem çok çaba, masraf gerektirirler hem de sonuçları madde kullanımı tablosunu değiştirecek gücü barındırmaz. İnsanın psikolojik ve sosyal ekonomik gereksinimlerinin doyurulması ile ilgili sistem kurguları daha yüksek başarıya aday müdahaleleri içerir. Bu müdahaleler daha çok insana yatırımı içinde barındırır. Tam okullaşma, okul niteliklerinin artırılması, öğretmenlere yatırım yapılaması, spor, kültür, hobi gibi faaliyetlerin geliştirilmesi. Kişini kendini gerçekleştirmesinden haz almasını sağlayacak programlar geliştirilmesi böylece doğal haz alınan alanlar yaratılması gerekmektedir. Kısa yoldan dürtüsel şekilde hazların madde uyarımı ile doyurulmasının yarattığı bağımlılık, tüketici toplumun bir hastalığıdır aynı zamanda ve toplumsal yozlaşmanın bir göstergesidir. Kentlerde kapsamlı sosyal müdahaleler ve daha eşitlikçi, olanaklara sahip insanlar için madde bağımlılığı bir seçenek olmayacaktır. Daha çok doğada zaman geçirmek de önemli bir koruyucu etkinliktir. </span><span style="font-weight: 400;">Bağımlılıkla mücadelede en etkin yöntem önleme çalışmalarıdır.</span></p>
<p><b>Kişiyi tedaviye yönlendirmek için gerekli yöntemler nelerdir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bağımlılık başladıktan sonra tedaviye gelmekte çok zorluk yaşanabilmektedir, çünkü kişi buna gereksinimi olduğunu çoğunlukla reddeder. Bu gereksinimi oluşturana kadar iş birliği yapılabilen aile üyelerinin bulunması çok önemlidir. Zararları yaşayan hasta bu konuda farkındalığını artıran bir iletişime geçerse sağlık kuruluşlarındaki hizmetlerden yararlanabilir. Mahalle muhtarları ve yurttaşların, ailelerin talepleri sonucu büyükşehirlerde kaymakamlıkların koordinasyonunda bağımlılık tedavi birimleri açılması buna iyi bir örnektir. Büyükşehirlerde artan madde bağımlılığı sorunu halkın talebiyle çözümleri ulaşılabilir kılan bir yapılanmaya gidilmesi sonucunu doğurmuştur. Madde bağımlılığı tedavisine katılım süreci, ardından tedavi bir süreçtir. Başlangıçtan itibaren çok iyi gittiği gibi başa sarmalar olabilir, tedavi işbirliğine hastanın çevresini de olabildiğince katarak devam etmek gerekir. İşbirliği yapmak ve bunu geliştirmek gerekir.</span></p>
<p><b>Bağımlılığın yol açtığı bedensel ve ruhsal sağlık sorunları ile ilgili ne söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Esrar, akıl hastalığına yol açabilir. Şizofreni riski kullanmayanlara göre 7 kat fazladır. Sık ve düzenli kullanıldığında bağımlılık yapar. Kişinin düşünme, öğrenme ve sorun çözme yetisini azaltır. Panik atak ve depresyona yol açar.  Uzun süre kullananlarda tembelliğe ve kayıtsızlığa yol açar. Alınganlık veya Paranoya yapabilir. Rahatlayamama, gevşeyememe, uyku bozukluğu görülebilir. Akciğer kanserine yol açar. Eroin; Şiddetli bağımlılık yapar. Bağımlılığından kurtulmak oldukça güçtür. Bulantı, kusma, mide spazmlarına, baş dönmesi, kabızlık, diş çürümesine, cinsel istek azalmasına, solunum bozukluğu ve ölüme neden olur. Uyarıcı özellik taşıyan maddelere bağımlılıkta ise karaciğer yetmezliği, böbrek yetmezliği, ani kalp ritm bozuklukları ve ölüm gibi bir çok sağlık sorunu oluşabilir. Paranoyak düşünceler gelişebilir.</span></p>
<p>Dünyayı etkisi altına alan yeni tip koronavirüs (Covid-19) salgını nedeniyle uygulanmaya başlanan sosyal izolasyon, sokağa çıkma kısıtlamaları, sosyal hayattaki değişiklikler, hayatı tehdit eden gerçek bir tehlikenin varlığı insanları psikolojik olarak  da etkilemeye başladı. Sürekli evde olma hali, hareket  alanının kısıtlanması, sınırlı sosyalleşme ve iletişim, aile bireyleri ile fiziksel temasın azalması bireylerde  kaygıyı, endişeyi  hatta öfkeyi ortaya çıkardı.</p>
<p><b>Basından okuduğumuz kadarıyla pandemi döneminde;</b></p>
<ul>
<li>Corona virüs salgınının madde kullanımına etkilerini saptamak amacıyla ABD&#8217;de yapılan araştırmaya göre, alkol ve uyuşturucu kullanımında artış var.</li>
<li>Kanadalılar, Covid-19 önlemlerine karşı esrar mağazaları önünde kuyruk oluşturuyor</li>
<li>Fransa&#8217;da Covid-19 salgınını önlemek için uygulanan karantina döneminde kaçakçılık azalırken uyuşturucu maddelerin fiyatı arttı.</li>
<li>Koronavirüs salgınına karşı evde kalmak isteyen Kanadalılar, sosyal mesafe uygulaması dönemi için esrar stokları yapıyor. Ülkede henüz sokağa çıkmayı kısıtlayan önlemler alınmasa da halk, böyle bir duruma hazırlık için esrar mağazaları önünde kuyruk oluşturuyor<span style="font-weight: 400;">. </span></li>
</ul>
<p><b>Türkiye uyuşturucu ile</b> <b>mücadele konusunda ne durumda?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Covid-19 salgının kısa ve uzun etkili ruhsal sorunlar doğurduğu ve bunun toplum ruh sağlığını etkileyen ciddi yönleri olduğunu biliyoruz. Bu dönemde madde kullanımı ile ilgili sorunlar da olacaktır. Kanada’da esrar devlet tarafından organize edilen tanzim satış mağazalarında satılmaktadır, serbestleştirilmiştir. Kanada başbakanı her türlü hesaplamayı yaptıklarını bildirmiştir. Kapitalist bir toplumda esrarı yasaklamakla serbest bırakmak arasındaki politikalar karşılaştırılmış ve serbest bırakılması yönünde bir karar alınmıştır. Maliyet etkin bir strateji yaklaşımı güdülmüştür. Bunun sonuçları yıllar içinde görülecektir. Benim düşüncem maddeye bağlı psikozun Kanada’da artacağı yönündedir. Alınan karar maddeye bağlı psikozun göze alındığını düşündürmektedir. Toplum ruh sağlığı açısından bir dizi yeni sorunla uğraşacaklarını düşünüyorum. Öte yandan yasal maliyetlerini azaltmış oluyorlar. İnsan sağlığı maliyeti artacak gibi görünüyor. En önemlisi kronik esrar kullanımının yarattığı bir kayıtsızlık tablosu vardır tedaviye de çok yanıt vermez bunun da 10 yıl içinde Kanada’da artacağını düşünüyorum. Yasağın kalkması sosyal onayı çok artırdığı için kullanım da yaygınlaşmaya devam edecektir. Sonuçlar katlanarak artabilir. ABD’de ise şu anda ciddi bir opioid bağımlılığı krizi sürmektedir. Kültürel olarak madde bağımlılığının hoş görülmemesi , onaylanmaması önemli bir koruyucu etmendir. Bunu kaybetmemek gerekli. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de önleme ve tedavi için bir çok kamu ve sivil toplum projesi yürütülmektedir. AMATEM ve ÇEMATEM, Alo 191 Uyuşturucu Mücadele Hattı gibi uygulamalar tedaviye ulaşım ve tedavinin yürütülmesini sağlamak için organize olmuştur. Alo 191’e 2018’de 48416 başvuru olmuştur. </span><a href="http://www.alo191uyusturucuilemucadele.saglik.gov.tr"><span style="font-weight: 400;">www.alo191uyusturucuilemucadele.saglik.gov.tr</span></a><span style="font-weight: 400;"> sitesinden de ulaşılabilir. Tedavi le ilgili yönlendirmeler, danışmanlık hizmetleri verilmektedir.</span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/06/26/sindemiyi-bitirmenin-yolu-sisteme-topyekun-mudahale/">&#8220;Sindemiyi Bitirmenin Yolu; Sisteme Topyekün Müdahale&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Okulun İlk Günleri Çocuğunuzu Yakından İzleyin</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/15/yesilay-genel-baskani-prof-dr-mucahit-ozturk-okulun-ilk-gunleri-cocugunuzu-yakindan-izleyin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 15 Sep 2017 10:07:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılıkla Mücadele]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[madde kullanımı]]></category>
		<category><![CDATA[Mücahit Öztürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18412</guid>

					<description><![CDATA[<p>Bir çocuğun bağımlı yapıcı bir maddeye başlamasına ‘sosyalleşme baskısı’ ve ‘merak’ gibi durumların neden olduğunu açıklayan Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Okul, sınıf ve yaşın getirdiği değişimler okulun ilk günlerinde oldukça riskli bir süreci beraberinde getiriyor. Bu gibi zamanlarda sosyalleşme baskısı ve merak en çok tetiklenen unsurlardır. Ebeveynler onların bu riskli dönemi güvenli [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/15/yesilay-genel-baskani-prof-dr-mucahit-ozturk-okulun-ilk-gunleri-cocugunuzu-yakindan-izleyin/">Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Okulun İlk Günleri Çocuğunuzu Yakından İzleyin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Bir çocuğun bağımlı yapıcı bir maddeye başlamasına ‘sosyalleşme baskısı’ ve ‘merak’ gibi durumların neden olduğunu açıklayan Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Okul, sınıf ve yaşın getirdiği değişimler okulun ilk günlerinde oldukça riskli bir süreci beraberinde getiriyor. Bu gibi zamanlarda sosyalleşme baskısı ve merak en çok tetiklenen unsurlardır. Ebeveynler onların bu riskli dönemi güvenli şekilde aşmalarına yardımcı olmak için okulun ilk günlerinde çocuklarını yakından izlemeliler” dedi.</strong><span id="more-19035"></span></p>
<figure id="attachment_18414" aria-describedby="caption-attachment-18414" style="width: 302px" class="wp-caption alignleft"><img decoding="async" class="wp-image-18414" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/09/Yeşilay-Genel-Başkanı-Prof.-Dr.-Mücahit-Öztürk.jpg" alt="" width="302" height="201" /><figcaption id="caption-attachment-18414" class="wp-caption-text">Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk</figcaption></figure>
<p>Okul, sınıf değişimi ve yaşın getirdiği bir takım değişimlerin okulun ilk günlerinde öğrencilerin riskli bir süreç yaşamasına neden olduğunu belirten Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Okulun ilk günlerinde arkadaş grupları yeni arkadaşlar edinirler. Bunlar çocuklar için riskli ortamlardır. Çünkü çocuklar bu değişimlerin hem kendileri hem de arkadaşları tarafından fark edilmesini isterler” dedi. Yapılan araştırmalara göre bir çocuğun bağımlılık yapıcı bir maddeye başlaması için ‘sosyalleşme baskısı’ ve ‘merak’ gibi iki önemli neden olduğunu bildiren Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Her ikisi de bu değişimlerin yaşandığı dönemlerde en çok tetiklenen durumlardır. Bu yüzden anne babaların çocuklarını okula başladıkları ilk günlerde biraz daha yakından takip etmelerini ve izlemelerini öneriyoruz. Çocuklar ancak bu sayede riskli dönemi güvenli bir şekilde aşabilirler” ifadelerini kullandı.</p>
<p><strong>Okul aileden sonra sıcak ikincil yuvadır</strong></p>
<p>Okulların açılmasının çocuklar kadar aileler için de çok önemli olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Okul, çocukların vakitlerini geçirecekleri, anne-babaların kafalarının rahat etmesi için çocuklarını gönderdiği bir mekân ya da ailelerin proje çocuk yetiştirmeleri için bir merkez değildir. Okul bütünüyle topluma bir insan yetiştirmek için, aileden sonra gelen hassas ve sıcak ikincil yuvadır. Bu gözle bakıldığı zaman ve çocuğa bu yönde okul hayatı aşılandığında aile-okul-çocuk üçgeni daha sağlıklı bir döngüye kavuşacaktır” diye konuştu.</p>
<p><strong>Yaşam becerileri çocukları tehlikelere karşı korur</strong></p>
<p>Ailede çocuğa verilecek olan sevgi, şefkat, empati, kurallar, sınırlar, değerler ve sorumlulukların çocuğun hayata daha barışçıl bakmasını sağlayacağını vurgulayan Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk, eğitimin ilk yerinin aile olduğunu belirtti. Ebeveynleri en tedirgin eden şeyin ‘dışarıdan gelecek tehlikelere karşı çocuğun savunmasız olacağı’ düşüncesi olduğunu söyleyen Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “Bu savunma sistemi ilk önce aile tarafından harmanlama, okul tarafından da desteklenme yöntemiyle çok güçlü bir şekilde kurulabilir. Kendine güvenme, hayır diyebilme, problem çözme, stresle baş edebilme, öfke kontrolü ve arkadaş seçimi gibi yaşam becerileri savunma sisteminin birer parçalarıdır. İşte bu sistem dışarıdaki tehlikelere karşı çocuğu koruyandır. Unutmayın; aile tarafından verilen ilk ve doğru bilgiler ile beceriler çocuğun dışarıdaki tehlikeye karşı savunmasız olmasını ve zararlı alışkanlara kaymasını büyük oranda engelleyecektir” şeklinde konuştu.</p>
<p><strong>TBM içerikleri yenilendi</strong></p>
<p>Yeşilay ve Milli Eğitim Bakanlığı işbirliğinde hayata geçirilen Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı (TBM) ile sigara, alkol, uyuşturucu, teknoloji bağımlılığı ve sağlıklı yaşam alanlarında yaş gruplarına göre eğitimler verdiklerini ifade eden Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “TBM bağımlılık alanlarında uzman akademisyen, hekim, psikolog ve iletişimcilerin oluşturduğu dünyanın en geniş kapsamlı bağımlılık koruyucu ve önleyici eğitim programıdır” dedi. TBM kapsamında yetiştirilen formatörlerin Türkiye genelinde 28 bin rehber öğretmene bire bir eğitim verdiğini vurgulayan Öztürk, 2015-2016 eğitim öğretim yılında rehber öğretmenlerin 11 milyon öğrenci ve 2 milyon veliye ulaştığını belirtti. TBM ile yaklaşık 18 milyon öğrenciye ulaşmayı hedeflediklerini açıklayan Prof. Dr. Mücahit Öztürk, TBM ile ilgili her yaş grubuna özel olarak hazırlanan kitapçık, broşür, afiş, sunum, video ve interaktif materyaller ile görsel ve içeriklerin tbm.org.tr web sitesi üzerinden kullanıma sunulduğunu kaydetti.</p>
<p><strong>Okullarda bağımlılıkları oluşmadan önlemeyi amaçlıyoruz</strong></p>
<p>Yeşilay olarak okullarda bağımlılıkları oluşmadan önlemek amacıyla rehber öğretmenlerin eğitilmesine yönelik Okulda Bağımlılığa Müdahale (OBM) programını oluşturduklarını ve İstanbul’da bir pilot uygulama gerçekleştirildiğini ifade eden Prof. Dr. Mücahit Öztürk, “TBM ile bilinç oluşturma, önleme ve koruma amacıyla uygulamalara devam edilirken, OBM kapsamında da rehber öğretmenlere, öğrencinin madde kullanma durumunun nasıl tespit edileceği, öğrenci ile nasıl konuşulması gerektiği, riskli durumdan ailesinin desteğiyle nasıl kurtulabileceği gibi eğitimler verilecek” dedi.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/09/15/yesilay-genel-baskani-prof-dr-mucahit-ozturk-okulun-ilk-gunleri-cocugunuzu-yakindan-izleyin/">Yeşilay Genel Başkanı Prof. Dr. Mücahit Öztürk: Okulun İlk Günleri Çocuğunuzu Yakından İzleyin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay Diyarbakır Şube Başkanı Yahya Öger: İslamî camia madde bağımlılığı ile mücadelede sınıfta kalmıştır!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/yesilay-diyarbakir-sube-baskani-yahya-oger-islami-camia-madde-bagimliligi-ile-mucadelede-sinifta-kalmistir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 30 Aug 2017 09:34:54 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[AMATEM]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Öger]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=18007</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dört Ayaklı Minare&#8217;nin camisi Şeyh Mutahhar&#8217;ın tuvaletlerinden birinin pvc kapısının arkasında gördüğüm bir yazı beni çarpmıştı. Fotoğrafı rahmetli Tahir Elçi öldürülmeden tam bir sene önce çekmiştim. O öldürüldüğü günden beri üzerimize çöken karanlık yüzünden artık gidip göremediğimiz o yazı, o günden beri aklımdan hiç çıkmadı. Şöyle yakarıyordu: Bana dua edin, bu maddeyi bırakayım! Genç bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/yesilay-diyarbakir-sube-baskani-yahya-oger-islami-camia-madde-bagimliligi-ile-mucadelede-sinifta-kalmistir/">Yeşilay Diyarbakır Şube Başkanı Yahya Öger: İslamî camia madde bağımlılığı ile mücadelede sınıfta kalmıştır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dört Ayaklı Minare&#8217;nin camisi Şeyh Mutahhar&#8217;ın tuvaletlerinden birinin pvc kapısının arkasında gördüğüm bir yazı beni çarpmıştı. Fotoğrafı rahmetli Tahir Elçi öldürülmeden tam bir sene önce çekmiştim. O öldürüldüğü günden beri üzerimize çöken karanlık yüzünden artık gidip göremediğimiz o yazı, o günden beri aklımdan hiç çıkmadı. Şöyle yakarıyordu: Bana dua edin, bu maddeyi bırakayım!</strong></p>
<p>Genç bir adam, cami cemaatinin duasına sığınmış ama duayı tuvalet kapısının arkasına yazarak istiyor. Cami cemaatine, imama, başka birine diyemiyor. Peki bir parçası olduğum cami cemaati o gencin, onun silik duasının, bize ihtiyacının ne kadar farkında? O genç de bu soru da zihnimi kurcalayıp durdu. O dönem bu sorunla ilgilenecek öne çıkan bir kurum yoktu, akla ilk gelen kurum olan Yeşilay da pek görünür değildi. O dönemden beri tanıştığımız Yahya Öger ile bu durumu sık sık konuştuk, neler yapılabileceğini tartıştık. El yordamıyla bir şeyler yapılmaya çalışıldı da&#8230;</p>
<p>2014 yılında kurulan Yeşilay Diyarbakır Şubesi’nin yönetim kurulu başkanlığını 2016’nın şubat ayından beri Yahya Öger yürütüyor. Aynı zamanda diyanet mensubu olan Öger, bugüne kadar cami vaazları, AVM stantları, okul etkinlikleri, üniversite çalışmaları gibi çok çeşitli faaliyetlerle bağımlılığa karşı duyarlılık geliştirmeye çalışıyor. Yukarıda anlatılan hikaye bir kısa film olarak çekildi ve Feyzi Baran’ın çektiği bu filmde Yahya Öger de rol aldı. Uyuşturucu bağımlılığının en yüksek oranda olduğu şehirlerden biri olan Diyarbekir’de bu çalışmaların yansımalarını, kurulma aşamasında olan AMATEM ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi&#8217;nin (YEDAM) muhtemel faaliyetlerini Sivil Sayfalar için Yahya Öger’le konuştuk.</p>
<p><strong>Yahya Bey, siz iki dönemdir Yeşilay şube yönetimindesiniz ve bu dönem yönetim kurulu başkanlığını da yürütüyorsunuz, Yeşilay hikayeniz nasıl başladı?</strong></p>
<p>2014 yılında yeni bir yapılanmaya giden Yeşilay daha önce Diyarbakır&#8217;da temsilcilik olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Birkaç arkadaşın şubeleşme yönünde  teklifleri oldu. Yeşilay&#8217;ı zaten biliyordum ve kişisel anlamda bağımlılıkla yaptığım mücadele çalışmalarının bir kurum adına yapılmasının daha geniş bir kitleye ulaşabileceği varsayımından yola çıkarak teklife &#8216;Evet&#8217; dedim. Beni bu anlamda harekete geçiren şey, 24 yaşında askerliğini yapmış, beş kız kardeşi olan, ailenin tek erkek çocuğu olan komşumun  bu illete bulaşması ve annesinin çaresizce çırpınışları oldu. Zira ölüme giden bir genç benim komşum, selam verdiğim aile dostum. Bu durum mücadelede olmam gerektiği kanaatini hasıl etti. Kadının gözleri önünde oğlu ölüyor, tedavi noktasında sıkıntılar çekiyor,  krizler karşısında çocuğunun şiddete varan davranışları kadında, tek erkek çocuğu olmasına rağmen ‘Allah canını alsın, senden kurtulalım!’ feryadına sebep oluyor ve bu benim kulaklarımda çınlıyor. Aslında bu, bir anne için kıyametin kopuşu demektir.</p>
<p><strong>Bu son dönemde sizi her cuma bir camide bağımlılık konusunu anlatırken görüyoruz, aynı zamanda okul ve AVM’lerde de çeşitli çalışmalarınız oldu, neler yapıyorsunuz, nasıl gidiyor?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18003 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.49-1.jpeg" alt="" width="369" height="246" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.49-1.jpeg 470w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.49-1-320x213.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 369px) 100vw, 369px" />Üzülerek söylemeliyim ki, madde bağımlılığının zararları toplumumuzda hala tam olarak bilinmiyor. Maddenin kullanıcıya ulaşana kadar yaşanan süreçte insanlar ne iş yaptıklarını ve nasıl bir zarara sebep olduklarını bilemiyorlar. Duyduğumuz bazı yanlış kanaat ve inanışlar, cami cemaatlerine yönelme sorumluluğu hissettirdi. Örneğin, bir operasyonda evde el konulan hint kenevirinden dolayı evin yaşlı sahibi bedduasında polise ‘benim hac, umre paramı götürdünüz’ diyebiliyor, çünkü tam olarak ne yaptığının idrakinde değil. Bunun gibi çok çarpıcı örnekler bizi bir araştırmaya sevk etti ve gördük ki birtakım istismarcılar &#8220;ottur, günahı yoktur&#8221; ya da “müslüman olmayan insanlar içiyorlar, onlara satılabilir” gibi sahte fetvaları dolaşıma sokmuşlar. Doğrusu işin bu kadar çığırından çıktığını bilmiyorduk ve bu durum bizi dehşete düşürdü. Hal böyle olunca, işe cami cemaatinden başlamak gerektiği kanaati pekişti. İl müftülüğünün de desteği ile diyanet ile birlikte ciddi duyarlılık çalışmaları yapma imkanı bulduk.</p>
<p>Yeşilay birçok kamu kurum ve kuruluşu ile yapmış olduğu protokol çerçevesinde farkındalık oluşturma çalışmaları yürütüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde de cami cemaatine, din görevlilerine ve diyanet camiasında eğitim gören öğrencilere yönelik farkındalık çalışmaları başlattık. Camilerde, madde bağımlılığı ile mücadelede dini referanslar, helal ve haram kazanç, empati kurma gibi konularda sunumlar yapıyoruz.</p>
<p>Bunun dışında Milli Eğitim Bakanlığı ile 2014 yılında yaptığımız protokol çerçevesinde  Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) programı kapsamında rehber öğretmenlere eğitim verildi. Diyarbakır&#8217;da da bugüne kadar toplam 1200 rehber öğretmenimiz eğitime alındılar. Biz bu öğretmenlerimizin bulundukları okullarda, öğrenci ve velilerine yönelik yapacakları çalışmaları materyallerle destekliyor ve Halk Eğitim Merkezleri üzerinden kurs açmalarını teşvik etmeye çalışıyoruz. Yeşilay, Türkiye genelinde olduğu gibi Diyarbakır&#8217;da da toplumun her kesimine inme noktasında çeşitli aktiviteler yapmaya gayret ediyor. AVM’lerde stantlar kurarak el broşürleri dağıtmaktan tutun da Yeşilay Haftası’nda şehirde bisiklet turu düzenlemek gibi ses getiren etkinliklerimiz de oldu. Bisiklet turunu önemsiyoruz çünkü bisiklet kullanımının da düşük olduğu bir şehirdeyiz ve bunu yaygınlaştırmak isteyen bisiklet grupları var, biz hem bu duyarlılığı yaygınlaştırmak hem kendi derdimizi insanların dünyasına taşımak adına böyle bir etkinlik düzenledik ve bir çok kurumdan destek gördük.</p>
<p><strong>Dicle Üniversitesi’nde sizin de gayretlerinizle bir Yeşilay Kulübü kuruldu. Bu kulübü çok  önemsediğinizi biliyorum; kulübün nasıl bir işlevi olacak, neler yapıyorsunuz, neler yapacaksınız?</strong></p>
<p>Evet, bağımlılıkla mücadelede hedef kitle gençler olduğu için Dicle Üniversitesi öğrencileri bizim için en büyük kitle olmuştur. Bu anlamda Genç Yeşilay Kulübü önemsediğimiz bir kulüptür. Üzülerek söylüyorum ki, bağımlılıkla mücadelede üniversitede yapılan çalışmalar çok nadirdir. Dicle’de siyasetten uzak, cemaat yapısı olmayacak, herkese ulaşabilme kapasitesi olan, halk sağlığı için çalışacak azimli bir ekip oluşturmaya gayret ettik. İlkemiz, bağımlı gençlerimizin bu illetten kurtularak topluma kazandırılmasıdır. Çünkü inanıyoruz ki, bağımlı genç esaret altına alınmış, iradesi elinden alınmış, içinde yaşamış olduğu topluma faydadan çok zarar veren kişi haline gelmiştir. Bu anlamda Dicle Üniversitesi Genç Yeşilay Kulübü’nün çok ciddi çalışmalara imza atacağına inanıyoruz. İki dönemdir devam eden kulübümüz gençlerle her sene piknikte buluşma etkinlikleri düzenliyor. Bunun dışında, şubemizin bulunduğu 82 no&#8217;lu burçta hafta sonları kitap okumaları, şiir dinletileri, müzik ve diğer etkinliklerle gençleri bir araya getirmeye gayret ediyor. Önceki rektörden kulübümüz için oda tahsisi istedik ancak maalesef olumlu cevap alamadık. Bu vesileyle rektörümüz sayın Talip Gül’den de bu yönde bir talebimiz  olduğunu dile getirmek isterim. Genç Yeşilay Kulübü için tahsis edilecek bir mekan genç üyelerimizin orada birçok faaliyete imza atmasına vesile olacaktır. Dicle Üniversitesi gençlerine yönelik konferans, panel, stand, resim sergisi, Yeşil Sahne Söyleşileri ve bisiklet turları daha önce yaptığımız etkinliklerden birkaçı idi. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında bunu daha yaygınlaştırarak üniversitenin her fakültesinde etkinlik yapmaya gayret edeceğiz. Yeşilay gençlere bu anlamda yol gösterici olacak ve Diyarbakir gençliğinin destekçisi olarak üniversitede var olmaya devam edecektir. Ancak gönül ister ki, Dicle Üniversitesi bünyesinde bir bağımlılık tedavi merkezi açılsın, o merkezde de elimizden geleni yapalım&#8230;</p>
<p><strong>Diyarbakır uyuşturucu bağımlılığı oranının yüksek olduğu bir şehir. Bunun altında yatan sosyolojik, psikolojik sebepleri incelediniz mi? Kullanım ve üretim neden bu kadar yüksek?</strong></p>
<p>Madde bağımlılığı sadece Diyarbakır&#8217;ın değil tüm Türkiye&#8217;nin hatta dünyanın başına son zamanların en büyük belası ve musibetidir. Diyarbakır özellikle 1990&#8217;lı yıllardan sonra almış olduğu göç sebebiyle büyük bir kültürel yozlaşmaya yaşamış ve maalesef aile bağları kopuk bir toplumla karşı karşıya kalınmıştır. Çatışmaların parçalamış olduğu aileler, şiddetin ötekileştirici dili, bireylerin ekonomik bunalımı, bilinçsiz ebeveynlerin yönlendirmedeki eksiklikleri maalesef bir çok gencin uyuşturucu bataklığına kullanıcı ve satıcı olarak itilmesini netice vermiştir. 2016 yılında satıcı ve/veya kullanıcı olarak en az 2 bin kişi adlî mercilere sevk edilmiş ve bir araştırmaya göre Diyarbakır’da yaklaşık 17 bin madde bağımlısı olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>İnsanların para kazanma hırsı bir başka toplumsal bir yara olarak önümüze çıkıyor. Maddeye rahat ulaşım ve yakın tarihimizde kolluk kuvvetlerinin bu konudaki ihmalkar davranışları Diyarbakır&#8217;da madde kullanım oranını artırmıştır. Toplum nezdinde gayrimeşru yoldan zengin olanların itibar görmesi Diyarbakır&#8217;da madde satımının sanki mübah bir kapıymış gibi algılanmasına sebebiyet vermiştir. Birçok ortamda dile getirdiğimiz gibi, bu işi yapan ve göz yumanlar bilmelidirler ki, zehir ticareti asla ve asla helal ve meşru kazanç kapısı olamaz.</p>
<p><strong>Elazığ AMATEM’de tedavi gören 22 kişiden 17’sinin Diyarbakırlı olduğunu öğrendim, yine Urfa’da SODES projesi kapsamında yürütülen &#8216;yarı-AMATEM&#8217; gibi bir merkez var, oradaki hastaların da yarısı Diyarbakır’dan, oraya başvurmuş ve sıra bekleyen yüzlerce hasta olduğunu ve çoğunun Diyarbakırlı olduğunu öğrendim. Hal böyle iken Diyarbakır’da duyarlılık çalışmaları dışında doğrudan tedaviye dönük çalışmalar yok, mesela AMATEM çok önemli ama henüz bir AMATEM’imiz yok Diyarbakır’da,  Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) da henüz açılmış değil, neden?</strong></p>
<p>Diyarbakır bu anlamda sanki göz ardı edildi. Zira binlerce bağımlıdan bahsettiğimiz bir şehirde tedavi ayağının eksik kalması hakikaten üzücü bir durumdur. Daha önce var olan AMATEM ne hikmetse kapatılmış, ÇEMATEM ise zor  imkanlarla hizmetlerine devam ediyor. Burada zordan kast edilene, yeterince personel desteğinin verilmemesi ve çalışanların özlük haklarının iyileştirilmemesi de dahildir. Ancak sevindirici bir gelişme olarak paylaşmak isterim, Diyarbakır’a yeni atanan sayın Vali Hasan Basri Güzeloğlu, AMATEM’in kurulması için inisiyatif almış ve direktifler vermiştir. Bu gelişme bizim için ümit oldu. Ama AMATEM&#8217;in bunca süre içerisinde açılmamasının haklı bir gerekçesi varsa bunun da ilgilileri tarafından kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor. Dört yıldır bir türlü  tahsis edilmeyen arsa ve bitmeyen  bürokratik  engellerin mantıksal bir  açıklaması  yoktur. Diyarbakır’dan gençler bu illetten kurtulmak istediklerinde Elazığ, Gaziantep, Adana&#8217;ya göndermek zorundayız ve hasta naklinin meşakkatleri bir yana çoğu zaman yer de bulunamıyor. Bağımlılıkla mücadelede tedavi ayağının sadece Diyarbakır değil her ilde ivedilikle oluşturulması gerekiyor.</p>
<p>Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) 2014 yılından itibaren Yeşilay’ın psiko-sosyal destek vermeye çalışan yeni çalışma alanı olmuştur. YEDAM  çatısı altında hizmetlerini yapmaya çalışan Yeşilay, önce  &#8216;444 79 75&#8217; telefon hattı ile hizmet verirken İstanbul&#8217;da dört  ilçede ve Urfa’nın merkez Eyyübiye ilçesinde yüz yüze danışmanlık birimlerini de  faaliyete açmıştır. Diyarbakır&#8217;da bütün çabalarımıza rağmen, maalesef bu anlamda verilen sözler de olmasına rağmen, YEDAM’ı açma noktasında başarılı olduğumuz söylenemez. Zira üzülerek söylemeliyim ki birçok kurum ve kuruluş bağımlılıkla ilgili mücadelede gerçek manada elini taşın altına koymaya çekinmektedir. YEDAM&#8217;lar yerel yönetimler tarafından finanse edildiği zaman aktivitelerine başlama imkanı bulabilmektedirler. Diyarbakır&#8217;a YEDAM kazandırma noktasında bürokrasinin desteklerini beklemekteyiz. Çünkü YEDAM, AMATEM ve ÇEMATEM’de tedavi gören gençlerin topluma kazandırılmasında büyük bir işleve sahiptir. Bağımlılıkla mücadelede sözle yapılabilecek duyarlılık çalışmaları önemlidir ancak ondan daha önemlisi ve hayati olan, mücadelenin bağımlılarla iletişim halinde ve fiilen yürütülmesidir.</p>
<p><strong>Diyarbakır’da devlet eliyle islamî camiaların hizmetine sunulmuş çok nitelikli mekanlar var, islamî camia bunları bürokrasideki ilişkilerini de kullanarak alıp ‘gençlik merkezleri’ olarak işletiyor, herhangi bir islamî cemaatin ‘bağımlılık çok acil bir mesele, şurası da AMATEM yahut YEDAM olsun’ dediğine şahit olmadım. Siz hem diyanet mensubusunuz hem de islamî camianın içindesiniz, çok merak ettiğim bir şey var, İslamî camia madde bağımlılığı gibi konularla neredeyse hiç ilgilenmiyor, ben bunu ciddi bir eksiklik olarak görüyorum, siz bunu neye bağlıyorsunuz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18004 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51.jpeg" alt="" width="332" height="187" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51.jpeg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51-610x343.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51-320x180.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Üzülerek ifade edeyim ki islamî camia bu anlamda sınıfta kalmıştır. Oysa Peygamber efendimiz “Sizin elinizle bir insanın hidayete ermesi üzerine Güneş&#8217;in ve Ay&#8217;ın doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” buyurmaktadır. Sokak çocuklarına yönelik, ötekileştirilen bireylere karşı maalesef çalışmalar yeterli değildir, hele islamî camiada bu çalışmalar -insanî yardım adıyla yapılan maddi yardımları saymazsak- yok denecek düzeydedir. Halbuki esas insanî yardım, balık vermek yerine balık tutmasını öğretmek, onu hayata yeniden bağlamaktır. Zaten İslam’daki amaç da insanların hidayetine vesile olmak, kötü ve münker olan şeyleri izale etmektir,  insanların dünyasını mamur etmeye çalışmaktır.</p>
<p>Diyarbakır&#8217;da dönem dönem bahsi geçen islamî STK sayısının 70-80’leri bulması bağımlı bireyler nezdinde çok da bir şey ifade etmemektedir. Zira her STK bir bağımlının elinden tutmuş olsaydı 70-80 bağımlı gencimiz bugün topluma kazandırılmış olacaktı. Umut  ediyorum ki, Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın 81 ilde başlatmış olduğu Madde Bağımlılığı ile Mücadele Koordinatörlüğü STK’lara da örnek olacaktır.</p>
<p>Bu anlamda islamî STK’ların toplumun yaralarına merhem olmaları ve toplumda ciddi manada dejenerasyona neden olan bu tür kötü alışkanlıklara karşı yeni bir yol haritası çizmeleri gerekiyor. Bağımlı birey gözden çıkarılacak, öteki birey değildir. O da en az benim senin kadar insandır ve o da potansiyeli itibariyle eşref-i mahlukattır. Bağımlılık öyle uzağımızda değildir. Hatta bazen islamî camianın içerisinde bile bağımlı bireyler çıkabiliyor. 90&#8217;larda Türkiye&#8217;de bilinen bir cemaat liderinin kızı yüksek dozda uyuşturucudan yaşamını yitirmişti. Düşünebiliyor musunuz, gençliği kurtarmak gibi büyük bir iddianız var ama kendi çocuğunuz yüksek doz uyuşturucu ile canından oluyor. Bu hadise bize uyuşturucu bağımlılığının islami STK’ların çok da uzağında olmadığının göstergesidir. Dediğim gibi islami cemaat ve sivil toplum kuruluşları toplumun bu kanayan yarasına el atmayı kendine ilke edilmeli ama el atarken de bu işin uzmanlarından destek alma yoluna gitmelidirler. Her bir STK, ama özellikle islamî STK’lar insan ve maddi kaynaklarının bir kısmını madde bağımlısı, sokak çalışanı çocuklar gibi toplumun en düşkün kesimleriyle ilgilenmeye hasretmelidirler.</p>
<p>Bağımlılıkla mücadelenin herkes bir ucundan tutmalı.  Gazetecilerimizle, yazarlarımızla, iş ve sanat dünyasındaki insanlarımızla, dindarımızla ve sekülerimizle bu işin mücadelesini vermeliyiz ki, toplumun başına illet olan bu hastalığı minimize edebilelim. Diyarbakır&#8217;da Feyzi Baran kardeşimizin çekmiş olduğu kısa metrajlı “Bana dua edin” isminde bir film var. Onun bizim için çok büyük bir anlam taşıdığını vurgulamak isterim. Dört Ayaklı Minare diye bilinen caminin tuvaletine bağımlılıktan kurtulmak için “bana dua edin” yazan bir gencin yakarışını konu edinen bu kısa film Kültür Bakanlığı tarafından da desteklenmiştir. Filmin bize göstermiş olduğu gerçeklik şu ki madde bağımlısı gençler hayatımızın akışında vardırlar. Onlar bu toplumun birer parçasıdırlar ve onların tuvalet kapılarına yazdıkları feryat figanlarına bizim koşmamız gerekiyor. Çünkü onlar bizim çocuklarımız, bizim geleceğimiz, bizim umudumuz, onlar bizim parçamızdırlar.</p>
<p><strong>AMATEM meselesine dönecek olursak, bu merkezlerin bağımlılıkla mücadelede önemini biraz daha anlatır mısınız? Buradaki tedaviden sonra ailenin, kamu yönetiminin üzerine düşen sorumluluklar nelerdir, bir genci bu illetten tamamen kurtarmak için kimler ne yapmalı?</strong></p>
<p>Bağımlı bireyin tedavi edilmesi bazen çok uzun bir zamana yayılabilir AMATEM ve ÇEMATEM’de tedavi gören hastaların dışarıda tekrar aynı bataklığa düşmemelerinin önemli olduğunu bilmek zorundayız. Sorunları ile baş etme, öfke kontrolü, toplumsallaştırma, iş ve aş temin etme, sanatsal alanlara yönlendirme, manevi değerler noktasında destek sunma hem ailenin hem de diğer fertlerin sorumluluğudur. Şayet bizler üzerimize düşeni yapmazsak yatan hasta çıktıktan sonra üzülerek söyleyelim ki, tekrar dönüş yapabilir. Aileler bağımlı çocuklarına kanser hastası bir  ferdine göstermiş olduğu şefkatin merhametin aynısını göstermelidir. Çünkü bağımlılık da bir hastalık ve bu hastalık da kanser gibi çocuklarımızı elimizden alıp götürmektedir</p>
<p>En doğrusu tedavi AMATEM’de yahut en azından doktor gözetiminde yürütülmesidir. Bunun da çok nazik bir süreç olduğu unutulmamalı ve şeffaf bir tedavi süreci izlenmelidir. Merdiven altı yöntemlerle bağımlılık tedavi edilemez, bilakis bir çok suistimale kapı açılır. Mesela, bağımlılık tedavisinde kullanılan palet ya da çip diye tabir edilen ve deri altına konulan  medikal parçanın dönem dönem suistimallere sebebiyet verdiğini de görmekteyiz. Bu çip  şu anda AMATEM&#8217;lerde doktorlar tarafından takılabiliyor. Ancak bunu bilmeyen gençlerle ailelerinin bağımlılıktan kurtulma arzuları istismar edilerek işe yaramayan çipler değerinin çok üstünde paralar karşılığında merdiven altı yöntemlerle satılabiliyor. Bu sebeple tedavi öncesi ve sonrasında Sağlık Bakanlığı’nın 191 ve YEDAM’ın &#8216;444 79 75&#8217; numaralı hatlarından istifade etmeleri önemlidir.</p>
<p><strong>Hazır fırsat bulmuşken Yeşilay olarak sizin Diyarbakır Valiliği yahut diğer kurumlara ve Diyarbakır kamuoyuna iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?</strong></p>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere özellikle merkez ilçe belediyelerinin bağımlılıkla mücadele noktasında çok daha aktif görev almaları gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum. Oluşturulan mobil ekiplerle bağımlı bireylerin olduğu evler gezilerek tedaviye ikna edilmelidirler. Kolluk kuvvetleri kendilerine ihbar edilen noktalara anlık baskınlar yapmalı ve toplumun kafasında var olan ‘kolluk kuvvetleri bu işe müdahale etmiyor’ imajını silmelidirler. İl valimiz sayın Hasan Basri Güzeloğlu’nun bağımlılıkla mücadele noktasında atmış olduğu olumlu adımların devam etmesini ve AMATEM ile YEDAM’ın bir an önce kurulmasını ümit ediyorum.</p>
<p>Bu illetle mücadele sadece kolluk kuvveti veya sadece sağlık alanı ile ilgili değildir. Bilinçlendirme, sahip çıkma, yayılmasını engelleme, mağdurlarına destek olma ve geleceğe kazandırma gibi bütüncül bir iştir. Her birimizin bu noktada üzerine düşen sorumluluklar vardır. Bunlar ihmal edilmemeli. Madde bağımlılığı ile mücadele siyasi meselelerden arındırılarak, teknik bir mevzu olarak ele alınmalı ve bütün Diyarbakır bu konuda el ele vererek ülkeye örnek olacak bir mücadele sergilemelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/30/yesilay-diyarbakir-sube-baskani-yahya-oger-islami-camia-madde-bagimliligi-ile-mucadelede-sinifta-kalmistir/">Yeşilay Diyarbakır Şube Başkanı Yahya Öger: İslamî camia madde bağımlılığı ile mücadelede sınıfta kalmıştır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeşilay Diyarbakır Şube Başkanı Yahya Öger: İslamî camia madde bağımlılığı ile mücadelede sınıfta kalmıştır!</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/29/yesilay-diyarbakir-sube-baskani-yahya-oger-islami-camia-madde-bagimliligi-ile-mucadelede-sinifta-kalmistir-2/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 29 Aug 2017 12:29:06 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Yeşilay]]></category>
		<category><![CDATA[Adana]]></category>
		<category><![CDATA[AMATEM]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılık]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[gaziantep]]></category>
		<category><![CDATA[Yahya Öger]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17984</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dört Ayaklı Minare&#8217;nin camisi Şeyh Mutahhar&#8217;ın tuvaletlerinden birinin pvc kapısının arkasında gördüğüm bir yazı beni çarpmıştı. Fotoğrafı rahmetli Tahir Elçi öldürülmeden tam bir sene önce çekmiştim. O öldürüldüğü günden beri üzerimize çöken karanlık yüzünden artık gidip göremediğimiz o yazı, o günden beri aklımdan hiç çıkmadı. Şöyle yakarıyordu: Bana dua edin, bu maddeyi bırakayım! Genç bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/29/yesilay-diyarbakir-sube-baskani-yahya-oger-islami-camia-madde-bagimliligi-ile-mucadelede-sinifta-kalmistir-2/">Yeşilay Diyarbakır Şube Başkanı Yahya Öger: İslamî camia madde bağımlılığı ile mücadelede sınıfta kalmıştır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Dört Ayaklı Minare&#8217;nin camisi Şeyh Mutahhar&#8217;ın tuvaletlerinden birinin pvc kapısının arkasında gördüğüm bir yazı beni çarpmıştı. Fotoğrafı rahmetli Tahir Elçi öldürülmeden tam bir sene önce çekmiştim. O öldürüldüğü günden beri üzerimize çöken karanlık yüzünden artık gidip göremediğimiz o yazı, o günden beri aklımdan hiç çıkmadı. Şöyle yakarıyordu: Bana dua edin, bu maddeyi bırakayım!</strong></p>
<p>Genç bir adam, cami cemaatinin duasına sığınmış ama duayı tuvalet kapısının arkasına yazarak istiyor. Cami cemaatine, imama, başka birine diyemiyor. Peki bir parçası olduğum cami cemaati o gencin, onun silik duasının, bize ihtiyacının ne kadar farkında? O genç de bu soru da zihnimi kurcalayıp durdu. O dönem bu sorunla ilgilenecek öne çıkan bir kurum yoktu, akla ilk gelen kurum olan Yeşilay da pek görünür değildi. O dönemden beri tanıştığımız Yahya Öger ile bu durumu sık sık konuştuk, neler yapılabileceğini tartıştık. El yordamıyla bir şeyler yapılmaya çalışıldı da&#8230;</p>
<p>2014 yılında kurulan Yeşilay Diyarbakır Şubesi’nin yönetim kurulu başkanlığını 2016’nın şubat ayından beri Yahya Öger yürütüyor. Aynı zamanda diyanet mensubu olan Öger, bugüne kadar cami vaazları, AVM stantları, okul etkinlikleri, üniversite çalışmaları gibi çok çeşitli faaliyetlerle bağımlılığa karşı duyarlılık geliştirmeye çalışıyor. Yukarıda anlatılan hikaye bir kısa film olarak çekildi ve Feyzi Baran’ın çektiği bu filmde Yahya Öger de rol aldı. Uyuşturucu bağımlılığının en yüksek oranda olduğu şehirlerden biri olan Diyarbekir’de bu çalışmaların yansımalarını, kurulma aşamasında olan AMATEM ve Yeşilay Danışmanlık Merkezi&#8217;nin (YEDAM) muhtemel faaliyetlerini Sivil Sayfalar için Yahya Öger’le konuştuk.</p>
<p><strong>Yahya Bey, siz iki dönemdir Yeşilay şube yönetimindesiniz ve bu dönem yönetim kurulu başkanlığını da yürütüyorsunuz, Yeşilay hikayeniz nasıl başladı? </strong></p>
<p>2014 yılında yeni bir yapılanmaya giden Yeşilay daha önce Diyarbakır&#8217;da temsilcilik olarak faaliyetlerine devam ediyordu. Birkaç arkadaşın şubeleşme yönünde  teklifleri oldu. Yeşilay&#8217;ı zaten biliyordum ve kişisel anlamda bağımlılıkla yaptığım mücadele çalışmalarının bir kurum adına yapılmasının daha geniş bir kitleye ulaşabileceği varsayımından yola çıkarak teklife &#8216;Evet&#8217; dedim. Beni bu anlamda harekete geçiren şey, 24 yaşında askerliğini yapmış, beş kız kardeşi olan, ailenin tek erkek çocuğu olan komşumun  bu illete bulaşması ve annesinin çaresizce çırpınışları oldu. Zira ölüme giden bir genç benim komşum, selam verdiğim aile dostum. Bu durum mücadelede olmam gerektiği kanaatini hasıl etti. Kadının gözleri önünde oğlu ölüyor, tedavi noktasında sıkıntılar çekiyor,  krizler karşısında çocuğunun şiddete varan davranışları kadında, tek erkek çocuğu olmasına rağmen ‘Allah canını alsın, senden kurtulalım!’ feryadına sebep oluyor ve bu benim kulaklarımda çınlıyor. Aslında bu, bir anne için kıyametin kopuşu demektir.</p>
<p><strong>Bu son dönemde sizi her cuma bir camide bağımlılık konusunu anlatırken görüyoruz, aynı zamanda okul ve AVM’lerde de çeşitli çalışmalarınız oldu, neler yapıyorsunuz, nasıl gidiyor?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18003 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.49-1.jpeg" alt="" width="369" height="246" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.49-1.jpeg 470w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.49-1-320x213.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 369px) 100vw, 369px" />Üzülerek söylemeliyim ki, madde bağımlılığının zararları toplumumuzda hala tam olarak bilinmiyor. Maddenin kullanıcıya ulaşana kadar yaşanan süreçte insanlar ne iş yaptıklarını ve nasıl bir zarara sebep olduklarını bilemiyorlar. Duyduğumuz bazı yanlış kanaat ve inanışlar, cami cemaatlerine yönelme sorumluluğu hissettirdi. Örneğin, bir operasyonda evde el konulan hint kenevirinden dolayı evin yaşlı sahibi bedduasında polise ‘benim hac, umre paramı götürdünüz’ diyebiliyor, çünkü tam olarak ne yaptığının idrakinde değil. Bunun gibi çok çarpıcı örnekler bizi bir araştırmaya sevk etti ve gördük ki birtakım istismarcılar &#8220;ottur, günahı yoktur&#8221; ya da “müslüman olmayan insanlar içiyorlar, onlara satılabilir” gibi sahte fetvaları dolaşıma sokmuşlar. Doğrusu işin bu kadar çığırından çıktığını bilmiyorduk ve bu durum bizi dehşete düşürdü. Hal böyle olunca, işe cami cemaatinden başlamak gerektiği kanaati pekişti. İl müftülüğünün de desteği ile diyanet ile birlikte ciddi duyarlılık çalışmaları yapma imkanı bulduk.</p>
<p>Yeşilay birçok kamu kurum ve kuruluşu ile yapmış olduğu protokol çerçevesinde farkındalık oluşturma çalışmaları yürütüyor. Diyanet İşleri Başkanlığı ile yapılan protokol çerçevesinde de cami cemaatine, din görevlilerine ve diyanet camiasında eğitim gören öğrencilere yönelik farkındalık çalışmaları başlattık. Camilerde, madde bağımlılığı ile mücadelede dini referanslar, helal ve haram kazanç, empati kurma gibi konularda sunumlar yapıyoruz.</p>
<p>Bunun dışında Milli Eğitim Bakanlığı ile 2014 yılında yaptığımız protokol çerçevesinde  Türkiye Bağımlılıkla Mücadele (TBM) programı kapsamında rehber öğretmenlere eğitim verildi. Diyarbakır&#8217;da da bugüne kadar toplam 1200 rehber öğretmenimiz eğitime alındılar. Biz bu öğretmenlerimizin bulundukları okullarda, öğrenci ve velilerine yönelik yapacakları çalışmaları materyallerle destekliyor ve Halk Eğitim Merkezleri üzerinden kurs açmalarını teşvik etmeye çalışıyoruz. Yeşilay, Türkiye genelinde olduğu gibi Diyarbakır&#8217;da da toplumun her kesimine inme noktasında çeşitli aktiviteler yapmaya gayret ediyor. AVM’lerde stantlar kurarak el broşürleri dağıtmaktan tutun da Yeşilay Haftası’nda şehirde bisiklet turu düzenlemek gibi ses getiren etkinliklerimiz de oldu. Bisiklet turunu önemsiyoruz çünkü bisiklet kullanımının da düşük olduğu bir şehirdeyiz ve bunu yaygınlaştırmak isteyen bisiklet grupları var, biz hem bu duyarlılığı yaygınlaştırmak hem kendi derdimizi insanların dünyasına taşımak adına böyle bir etkinlik düzenledik ve bir çok kurumdan destek gördük.</p>
<p><strong>Dicle Üniversitesi’nde sizin de gayretlerinizle bir Yeşilay Kulübü kuruldu. Bu kulübü çok  önemsediğinizi biliyorum; kulübün nasıl bir işlevi olacak, neler yapıyorsunuz, neler yapacaksınız?</strong></p>
<p>Evet, bağımlılıkla mücadelede hedef kitle gençler olduğu için Dicle Üniversitesi öğrencileri bizim için en büyük kitle olmuştur. Bu anlamda Genç Yeşilay Kulübü önemsediğimiz bir kulüptür. Üzülerek söylüyorum ki, bağımlılıkla mücadelede üniversitede yapılan çalışmalar çok nadirdir. Dicle’de siyasetten uzak, cemaat yapısı olmayacak, herkese ulaşabilme kapasitesi olan, halk sağlığı için çalışacak azimli bir ekip oluşturmaya gayret ettik. İlkemiz, bağımlı gençlerimizin bu illetten kurtularak topluma kazandırılmasıdır. Çünkü inanıyoruz ki, bağımlı genç esaret altına alınmış, iradesi elinden alınmış, içinde yaşamış olduğu topluma faydadan çok zarar veren kişi haline gelmiştir. Bu anlamda Dicle Üniversitesi Genç Yeşilay Kulübü’nün çok ciddi çalışmalara imza atacağına inanıyoruz. İki dönemdir devam eden kulübümüz gençlerle her sene piknikte buluşma etkinlikleri düzenliyor. Bunun dışında, şubemizin bulunduğu 82 no&#8217;lu burçta hafta sonları kitap okumaları, şiir dinletileri, müzik ve diğer etkinliklerle gençleri bir araya getirmeye gayret ediyor. Önceki rektörden kulübümüz için oda tahsisi istedik ancak maalesef olumlu cevap alamadık. Bu vesileyle rektörümüz sayın Talip Gül’den de bu yönde bir talebimiz  olduğunu dile getirmek isterim. Genç Yeşilay Kulübü için tahsis edilecek bir mekan genç üyelerimizin orada birçok faaliyete imza atmasına vesile olacaktır. Dicle Üniversitesi gençlerine yönelik konferans, panel, stand, resim sergisi, Yeşil Sahne Söyleşileri ve bisiklet turları daha önce yaptığımız etkinliklerden birkaçı idi. Önümüzdeki eğitim-öğretim yılında bunu daha yaygınlaştırarak üniversitenin her fakültesinde etkinlik yapmaya gayret edeceğiz. Yeşilay gençlere bu anlamda yol gösterici olacak ve Diyarbakir gençliğinin destekçisi olarak üniversitede var olmaya devam edecektir. Ancak gönül ister ki, Dicle Üniversitesi bünyesinde bir bağımlılık tedavi merkezi açılsın, o merkezde de elimizden geleni yapalım&#8230;</p>
<p><strong>Diyarbakır uyuşturucu bağımlılığı oranının yüksek olduğu bir şehir. Bunun altında yatan sosyolojik, psikolojik sebepleri incelediniz mi? Kullanım ve üretim neden bu kadar yüksek?</strong></p>
<p>Madde bağımlılığı sadece Diyarbakır&#8217;ın değil tüm Türkiye&#8217;nin hatta dünyanın başına son zamanların en büyük belası ve musibetidir. Diyarbakır özellikle 1990&#8217;lı yıllardan sonra almış olduğu göç sebebiyle büyük bir kültürel yozlaşmaya yaşamış ve maalesef aile bağları kopuk bir toplumla karşı karşıya kalınmıştır. Çatışmaların parçalamış olduğu aileler, şiddetin ötekileştirici dili, bireylerin ekonomik bunalımı, bilinçsiz ebeveynlerin yönlendirmedeki eksiklikleri maalesef bir çok gencin uyuşturucu bataklığına kullanıcı ve satıcı olarak itilmesini netice vermiştir. 2016 yılında satıcı ve/veya kullanıcı olarak en az 2 bin kişi adlî mercilere sevk edilmiş ve bir araştırmaya göre Diyarbakır’da yaklaşık 17 bin madde bağımlısı olduğu tahmin edilmektedir.</p>
<p>İnsanların para kazanma hırsı bir başka toplumsal bir yara olarak önümüze çıkıyor. Maddeye rahat ulaşım ve yakın tarihimizde kolluk kuvvetlerinin bu konudaki ihmalkar davranışları Diyarbakır&#8217;da madde kullanım oranını artırmıştır. Toplum nezdinde gayrimeşru yoldan zengin olanların itibar görmesi Diyarbakır&#8217;da madde satımının sanki mübah bir kapıymış gibi algılanmasına sebebiyet vermiştir. Birçok ortamda dile getirdiğimiz gibi, bu işi yapan ve göz yumanlar bilmelidirler ki, zehir ticareti asla ve asla helal ve meşru kazanç kapısı olamaz.</p>
<p><strong>Elazığ AMATEM’de tedavi gören 22 kişiden 17’sinin Diyarbakırlı olduğunu öğrendim, yine Urfa’da SODES projesi kapsamında yürütülen &#8216;yarı-AMATEM&#8217; gibi bir merkez var, oradaki hastaların da yarısı Diyarbakır’dan, oraya başvurmuş ve sıra bekleyen yüzlerce hasta olduğunu ve çoğunun Diyarbakırlı olduğunu öğrendim. Hal böyle iken Diyarbakır’da duyarlılık çalışmaları dışında doğrudan tedaviye dönük çalışmalar yok, mesela AMATEM çok önemli ama henüz bir AMATEM’imiz yok Diyarbakır’da,  Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) da henüz açılmış değil, neden?</strong></p>
<p>Diyarbakır bu anlamda sanki göz ardı edildi. Zira binlerce bağımlıdan bahsettiğimiz bir şehirde tedavi ayağının eksik kalması hakikaten üzücü bir durumdur. Daha önce var olan AMATEM ne hikmetse kapatılmış, ÇEMATEM ise zor  imkanlarla hizmetlerine devam ediyor. Burada zordan kast edilene, yeterince personel desteğinin verilmemesi ve çalışanların özlük haklarının iyileştirilmemesi de dahildir. Ancak sevindirici bir gelişme olarak paylaşmak isterim, Diyarbakır’a yeni atanan sayın Vali Hasan Basri Güzeloğlu, AMATEM’in kurulması için inisiyatif almış ve direktifler vermiştir. Bu gelişme bizim için ümit oldu. Ama AMATEM&#8217;in bunca süre içerisinde açılmamasının haklı bir gerekçesi varsa bunun da ilgilileri tarafından kamuoyu ile paylaşılması gerekiyor. Dört yıldır bir türlü  tahsis edilmeyen arsa ve bitmeyen  bürokratik  engellerin mantıksal bir  açıklaması  yoktur. Diyarbakır’dan gençler bu illetten kurtulmak istediklerinde Elazığ, Gaziantep, Adana&#8217;ya göndermek zorundayız ve hasta naklinin meşakkatleri bir yana çoğu zaman yer de bulunamıyor. Bağımlılıkla mücadelede tedavi ayağının sadece Diyarbakır değil her ilde ivedilikle oluşturulması gerekiyor.</p>
<p>Yeşilay Danışmanlık Merkezi (YEDAM) 2014 yılından itibaren Yeşilay’ın psiko-sosyal destek vermeye çalışan yeni çalışma alanı olmuştur. YEDAM  çatısı altında hizmetlerini yapmaya çalışan Yeşilay, önce  &#8216;444 79 75&#8217; telefon hattı ile hizmet verirken İstanbul&#8217;da dört  ilçede ve Urfa’nın merkez Eyyübiye ilçesinde yüz yüze danışmanlık birimlerini de  faaliyete açmıştır. Diyarbakır&#8217;da bütün çabalarımıza rağmen, maalesef bu anlamda verilen sözler de olmasına rağmen, YEDAM’ı açma noktasında başarılı olduğumuz söylenemez. Zira üzülerek söylemeliyim ki birçok kurum ve kuruluş bağımlılıkla ilgili mücadelede gerçek manada elini taşın altına koymaya çekinmektedir. YEDAM&#8217;lar yerel yönetimler tarafından finanse edildiği zaman aktivitelerine başlama imkanı bulabilmektedirler. Diyarbakır&#8217;a YEDAM kazandırma noktasında bürokrasinin desteklerini beklemekteyiz. Çünkü YEDAM, AMATEM ve ÇEMATEM’de tedavi gören gençlerin topluma kazandırılmasında büyük bir işleve sahiptir. Bağımlılıkla mücadelede sözle yapılabilecek duyarlılık çalışmaları önemlidir ancak ondan daha önemlisi ve hayati olan, mücadelenin bağımlılarla iletişim halinde ve fiilen yürütülmesidir.</p>
<p><strong>Diyarbakır’da devlet eliyle islamî camiaların hizmetine sunulmuş çok nitelikli mekanlar var, islamî camia bunları bürokrasideki ilişkilerini de kullanarak alıp ‘gençlik merkezleri’ olarak işletiyor, herhangi bir islamî cemaatin ‘bağımlılık çok acil bir mesele, şurası da AMATEM yahut YEDAM olsun’ dediğine şahit olmadım. Siz hem diyanet mensubusunuz hem de islamî camianın içindesiniz, çok merak ettiğim bir şey var, İslamî camia madde bağımlılığı gibi konularla neredeyse hiç ilgilenmiyor, ben bunu ciddi bir eksiklik olarak görüyorum, siz bunu neye bağlıyorsunuz?</strong></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-18004 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51.jpeg" alt="" width="332" height="187" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51.jpeg 960w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51-610x343.jpeg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/WhatsApp-Image-2017-08-24-at-08.46.51-320x180.jpeg 320w" sizes="auto, (max-width: 332px) 100vw, 332px" />Üzülerek ifade edeyim ki islamî camia bu anlamda sınıfta kalmıştır. Oysa Peygamber efendimiz “Sizin elinizle bir insanın hidayete ermesi üzerine Güneş&#8217;in ve Ay&#8217;ın doğduğu her şeyden daha hayırlıdır” buyurmaktadır. Sokak çocuklarına yönelik, ötekileştirilen bireylere karşı maalesef çalışmalar yeterli değildir, hele islamî camiada bu çalışmalar -insanî yardım adıyla yapılan maddi yardımları saymazsak- yok denecek düzeydedir. Halbuki esas insanî yardım, balık vermek yerine balık tutmasını öğretmek, onu hayata yeniden bağlamaktır. Zaten İslam’daki amaç da insanların hidayetine vesile olmak, kötü ve münker olan şeyleri izale etmektir,  insanların dünyasını mamur etmeye çalışmaktır.</p>
<p>Diyarbakır&#8217;da dönem dönem bahsi geçen islamî STK sayısının 70-80’leri bulması bağımlı bireyler nezdinde çok da bir şey ifade etmemektedir. Zira her STK bir bağımlının elinden tutmuş olsaydı 70-80 bağımlı gencimiz bugün topluma kazandırılmış olacaktı. Umut  ediyorum ki, Diyanet İşleri Başkanlığı&#8217;nın 81 ilde başlatmış olduğu Madde Bağımlılığı ile Mücadele Koordinatörlüğü STK’lara da örnek olacaktır.</p>
<p>Bu anlamda islamî STK’ların toplumun yaralarına merhem olmaları ve toplumda ciddi manada dejenerasyona neden olan bu tür kötü alışkanlıklara karşı yeni bir yol haritası çizmeleri gerekiyor. Bağımlı birey gözden çıkarılacak, öteki birey değildir. O da en az benim senin kadar insandır ve o da potansiyeli itibariyle eşref-i mahlukattır. Bağımlılık öyle uzağımızda değildir. Hatta bazen islamî camianın içerisinde bile bağımlı bireyler çıkabiliyor. 90&#8217;larda Türkiye&#8217;de bilinen bir cemaat liderinin kızı yüksek dozda uyuşturucudan yaşamını yitirmişti. Düşünebiliyor musunuz, gençliği kurtarmak gibi büyük bir iddianız var ama kendi çocuğunuz yüksek doz uyuşturucu ile canından oluyor. Bu hadise bize uyuşturucu bağımlılığının islami STK’ların çok da uzağında olmadığının göstergesidir. Dediğim gibi islami cemaat ve sivil toplum kuruluşları toplumun bu kanayan yarasına el atmayı kendine ilke edilmeli ama el atarken de bu işin uzmanlarından destek alma yoluna gitmelidirler. Her bir STK, ama özellikle islamî STK’lar insan ve maddi kaynaklarının bir kısmını madde bağımlısı, sokak çalışanı çocuklar gibi toplumun en düşkün kesimleriyle ilgilenmeye hasretmelidirler.</p>
<p>Bağımlılıkla mücadelenin herkes bir ucundan tutmalı.  Gazetecilerimizle, yazarlarımızla, iş ve sanat dünyasındaki insanlarımızla, dindarımızla ve sekülerimizle bu işin mücadelesini vermeliyiz ki, toplumun başına illet olan bu hastalığı minimize edebilelim. Diyarbakır&#8217;da Feyzi Baran kardeşimizin çekmiş olduğu kısa metrajlı “Bana dua edin” isminde bir film var. Onun bizim için çok büyük bir anlam taşıdığını vurgulamak isterim. Dört Ayaklı Minare diye bilinen caminin tuvaletine bağımlılıktan kurtulmak için “bana dua edin” yazan bir gencin yakarışını konu edinen bu kısa film Kültür Bakanlığı tarafından da desteklenmiştir. Filmin bize göstermiş olduğu gerçeklik şu ki madde bağımlısı gençler hayatımızın akışında vardırlar. Onlar bu toplumun birer parçasıdırlar ve onların tuvalet kapılarına yazdıkları feryat figanlarına bizim koşmamız gerekiyor. Çünkü onlar bizim çocuklarımız, bizim geleceğimiz, bizim umudumuz, onlar bizim parçamızdırlar.</p>
<p><strong>AMATEM meselesine dönecek olursak, bu merkezlerin bağımlılıkla mücadelede önemini biraz daha anlatır mısınız? Buradaki tedaviden sonra ailenin, kamu yönetiminin üzerine düşen sorumluluklar nelerdir, bir genci bu illetten tamamen kurtarmak için kimler ne yapmalı?</strong></p>
<p>Bağımlı bireyin tedavi edilmesi bazen çok uzun bir zamana yayılabilir AMATEM ve ÇEMATEM’de tedavi gören hastaların dışarıda tekrar aynı bataklığa düşmemelerinin önemli olduğunu bilmek zorundayız. Sorunları ile baş etme, öfke kontrolü, toplumsallaştırma, iş ve aş temin etme, sanatsal alanlara yönlendirme, manevi değerler noktasında destek sunma hem ailenin hem de diğer fertlerin sorumluluğudur. Şayet bizler üzerimize düşeni yapmazsak yatan hasta çıktıktan sonra üzülerek söyleyelim ki, tekrar dönüş yapabilir. Aileler bağımlı çocuklarına kanser hastası bir  ferdine göstermiş olduğu şefkatin merhametin aynısını göstermelidir. Çünkü bağımlılık da bir hastalık ve bu hastalık da kanser gibi çocuklarımızı elimizden alıp götürmektedir</p>
<p>En doğrusu tedavi AMATEM’de yahut en azından doktor gözetiminde yürütülmesidir. Bunun da çok nazik bir süreç olduğu unutulmamalı ve şeffaf bir tedavi süreci izlenmelidir. Merdiven altı yöntemlerle bağımlılık tedavi edilemez, bilakis bir çok suistimale kapı açılır. Mesela, bağımlılık tedavisinde kullanılan palet ya da çip diye tabir edilen ve deri altına konulan  medikal parçanın dönem dönem suistimallere sebebiyet verdiğini de görmekteyiz. Bu çip  şu anda AMATEM&#8217;lerde doktorlar tarafından takılabiliyor. Ancak bunu bilmeyen gençlerle ailelerinin bağımlılıktan kurtulma arzuları istismar edilerek işe yaramayan çipler değerinin çok üstünde paralar karşılığında merdiven altı yöntemlerle satılabiliyor. Bu sebeple tedavi öncesi ve sonrasında Sağlık Bakanlığı’nın 191 ve YEDAM’ın &#8216;444 79 75&#8217; numaralı hatlarından istifade etmeleri önemlidir.</p>
<p><strong>Hazır fırsat bulmuşken Yeşilay olarak sizin Diyarbakır Valiliği yahut diğer kurumlara ve Diyarbakır kamuoyuna iletmek istediğiniz bir mesajınız var mı?</strong></p>
<p>Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi başta olmak üzere özellikle merkez ilçe belediyelerinin bağımlılıkla mücadele noktasında çok daha aktif görev almaları gerektiğini bir kere daha vurgulamak istiyorum. Oluşturulan mobil ekiplerle bağımlı bireylerin olduğu evler gezilerek tedaviye ikna edilmelidirler. Kolluk kuvvetleri kendilerine ihbar edilen noktalara anlık baskınlar yapmalı ve toplumun kafasında var olan ‘kolluk kuvvetleri bu işe müdahale etmiyor’ imajını silmelidirler. İl valimiz sayın Hasan Basri Güzeloğlu’nun bağımlılıkla mücadele noktasında atmış olduğu olumlu adımların devam etmesini ve AMATEM ile YEDAM’ın bir an önce kurulmasını ümit ediyorum.</p>
<p>Bu illetle mücadele sadece kolluk kuvveti veya sadece sağlık alanı ile ilgili değildir. Bilinçlendirme, sahip çıkma, yayılmasını engelleme, mağdurlarına destek olma ve geleceğe kazandırma gibi bütüncül bir iştir. Her birimizin bu noktada üzerine düşen sorumluluklar vardır. Bunlar ihmal edilmemeli. Madde bağımlılığı ile mücadele siyasi meselelerden arındırılarak, teknik bir mevzu olarak ele alınmalı ve bütün Diyarbakır bu konuda el ele vererek ülkeye örnek olacak bir mücadele sergilemelidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/29/yesilay-diyarbakir-sube-baskani-yahya-oger-islami-camia-madde-bagimliligi-ile-mucadelede-sinifta-kalmistir-2/">Yeşilay Diyarbakır Şube Başkanı Yahya Öger: İslamî camia madde bağımlılığı ile mücadelede sınıfta kalmıştır!</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
