<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Arjantin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/arjantin/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/arjantin/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 20 Dec 2018 15:08:21 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Arjantin arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/arjantin/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Arjantinli Kadınlar: “Bugün Öfkeliyiz”</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/07/arjantinli-kadinlar-bugun-ofkeliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 07 Dec 2018 08:02:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Lucia Perez]]></category>
		<category><![CDATA[Ni Una Menos]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=32998</guid>

					<description><![CDATA[<p>16 yaşındaki bir kız çocuğunun öldürülmesi ile ilgili cinayet ve tecavüz suçlarından yargılanan iki sanığın beraat etmesi üzerine Ni Una Menos (Bir Eksik Olmayacağız) hareketi ülke çapında yürüyüş düzenledi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/07/arjantinli-kadinlar-bugun-ofkeliyiz/">Arjantinli Kadınlar: “Bugün Öfkeliyiz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin’de 5 Aralık Çarşamba günü kadınlar sokaktaydı.</p>
<p>16 yaşındaki Lucia Perez isimli kız çocuğu Mar del Plata şehrinde 2016’da öldürüldü. Raporlar Perez’e ölümü öncesinde uyuşturucu verildiğini ve tecavüz edildiğini göstermişti. Bu olay üzerine Güney Amerika’da farklı ülkelerde on binlerce kişi erkek şiddetine karşı sokağa çıkmıştı. Hareket Ni Una Menos (Bir Eksik Olmayacağız) olarak adlandırılıyor.</p>
<p>Geçtiğimiz hafta yargılanan iki sanığın tecavüz ve cinayet suçlarından beraat etmesi üzerine Arjantin’in farklı şehirlerinde binlerce kadın sokağa çıktı. Associated Press’e konuşan aktivist Lola Jufre “Bugün öfkeliyiz. Mücadelemize rağmen en acımasız şekillerde öldürülüyoruz” dedi.</p>
<h3>Arjantin&#8217;de kürtaj yasası da sorunlu</h3>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" src="https://bianet.org/resim/olcekle/92485/475/325" width="475" height="325" /></p>
<p>Arjantin’de kadın ve kız çocuklarına şiddet çok yaygın. Perez’in öldürüldüğü 2016 yılında ülkede 254 kadın cinayeti kaydedildi. Arjantin aynı zamanda katı kürtaj yasalarına sahip. Arjantin Senatosu geçtiğimiz yaz kürtaj hakkını tanınmadı.</p>
<p>Ülkedeki erkek şiddetine ve erkek şiddetini önleme konusundaki eylemsizliğe karşı organize olan Ni Una Menos (Bir Eksik Olmayacağız) hareketi 2015’ten beri Güney Amerika’nın en büyük gösterilerini gerçekleştiriyor.</p>
<p>* Fotoğraflar: Ni Una Menos&#8217;un facebook <a href="https://www.facebook.com/pg/NUMArgentina/photos/?tab=album&amp;album_id=376383552552833" target="_blank" rel="noopener">sayfasından</a>.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/kadin/203288-arjantinli-kadinlar-bugun-ofkeliyiz" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/12/07/arjantinli-kadinlar-bugun-ofkeliyiz/">Arjantinli Kadınlar: “Bugün Öfkeliyiz”</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Arjantin Senatosu Kürtaj Hakkını Tanımadı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/09/arjantin-senatosu-kurtaj-hakkini-tanimadi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 09 Aug 2018 12:47:53 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin Senatosu]]></category>
		<category><![CDATA[Kürtaj]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29582</guid>

					<description><![CDATA[<p>Arjantin’de kürtaj hakkı tanıyan yasa tasarısı, dün Senato’da reddedildi. Yüz binlerce protestocu yağmura rağmen sabaha kadar Kongre binası önünde eylemdeydi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/09/arjantin-senatosu-kurtaj-hakkini-tanimadi/">Arjantin Senatosu Kürtaj Hakkını Tanımadı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Arjantin’de 14 haftaya kadar gebeliklerde isteğe bağlı kürtaj hakkı tanıyan yasa tasarısı, dün Senato’da reddedildi.</p>
<p>Tasarı kürtajı 14 haftaya kadar legalleştiriyor. Ayrıca kürtajı uygulayacak kişilere vicdani ret hakkı da tanıyor ancak vicdani ret hakkı hastanelere tanınmıyor.</p>
<p>15 saat süren ve gece yarısı 3’e kadar süren oturumda, tasarı 38’e karşı 31 oyla reddedildi.</p>
<p>Ülkede 1983’ten bu yana 3 bin kadının merdivenaltı kürtaj uygulamaları nedeniyle hayatını kaybettiği belirtiliyor.</p>
<h3>Yüz binlerce protestocu Kongre önünde bekledi</h3>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29584" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/510-3.jpg" alt="" width="510" height="330" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/510-3.jpg 510w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/510-3-320x207.jpg 320w" sizes="(max-width: 510px) 100vw, 510px" /></p>
<p>Buenos Aires Times’ın haberine göre, oturum sırasında kötü hava koşullarına rağmen yüzbinlerce protestocu parlamento önünde bekledi.</p>
<p>Polis, kürtaj karşıtı göstericilerle kürtaj hakkını savunan göstericiler arasında güvenlik önlemleri aldı. Çeşitli şehirlerden Buenos Aires’e gelen kürtaj karşıtları mavi flamalarıyla alanda yerlerini alırken, büyütülmüş fetüs görüntüleri yansıttılar. Kürtaj karşıtları ise yeşil flamaları, davulları ve şarkılarıyla festival havasında bir protesto gerçekleştirdi.</p>
<p>Bolivya, Meksika ve Peru’daki Arjantin konsoloslukları önünde de protestolar gerçekleşti.</p>
<p>The Guardian’a konuşan kürtaj hakkı savunucusu Natalia Carol “Hala umutluyum, bugün geçmedi ama yarın ya da başka bir gün geçecektir. Henüz hiçbir şey bitmedi” dedi.</p>
<p>Kalabalığın arasında yerini alan gazeteci Silvina Márquez de “Bugün bir yasamız olmayabilir ama Arjantin bu noktadan geri gitmeyecektir. Bu konu kadınlar, özellikle de genç kadınlar için çok önemli. Er ya da geç kürtaj yasamız olacak” diye konuştu.</p>
<p>Öğrencilerden oluşan bir grup, Kongre önünde megafonlarıyla “Maçolar dikkat edin, tüm Latin Amerika feminist olacak” sloganları attı.</p>
<h2>Papa Francis ülkesine &#8220;tasarıyı reddedin&#8221; demişti</h2>
<p>Kürtaj hakkına karşı oy kullanan senatörlerin büyük çoğunluğunun ülkenin kuzey bölgelerini temsil ettiği belirtildi.</p>
<p>Bazı senatörler kürtaj hakkının yasallaşmasının kadınları kürtaj yapmaya zorlamadığını, sadece devleti yasadışı kürtajlar konusunda yapılması gerekeni yapmaya zorladığını ifade ederken, bazı senatörler ise kürtajın bir “trajedi” olduğunu savunurken, kürtaj hakkının anayasal olmadığını iddia etti.</p>
<p>Arjantinli olan Papa Francis, kürtaj karşıtlığını açıkça dile getirmiş, Pazartesi günü Clarín gazetesinde yayınlanan haberde, Papa’nın kürtaj karşıtı siyasetçilere tasarının reddedilmesi için baskı uygulamaları gerektiğini söylediği yazmıştı.</p>
<h2>Yüzbinlerce kadın merdivenaltı kürtaja başvurmak zorunda</h2>
<p>Nüfusun çoğunluğunun Katolik olduğu Arjantin’de kadınların kürtaj hakkı mücadelesi uzun zamandır sürüyor.</p>
<p>1921’den beri yürürlükte olan mevcut yasaya göre, kürtaja sadece tecavüz sonucu hamileliklerde veya doğum yapacak kadının hayati tehlikesi olduğu durumlarda izin veriliyor. Kürtaj olanlara cezai yaptırımlar söz konusu.</p>
<p>Ancak Sağlık Bakanlığı’nın verilerine göre, nüfusu 44 milyon olan ülkede senede 350 bin merdivenaltı kürtaj gerçekleştiriliyor. İnsan hakları örgütleri bu sayının 500 bin civarı olduğunu tahmin ediyor. Bu sayı da ülkede bir yılda gerçekleşen gebeliklerin yüzde 40’ını oluşturuyor.</p>
<p>Arjantin’de gebeliğe bağlı ölümlerin yüzde 18’i merdivenaltı kürtaj uygulamalarından kaynaklanıyor. Yılda 45 bin ila 60 bin arası kadın, güvenli olmayan kürtaj nedeniyle hastaneye kaldırılıyor.</p>
<h2>19 yaşındaki kadın ne kürtaj olabildi ne tedavi görebildi</h2>
<p>2005’te yasal, güvenli ve ücretsiz kürtaj hakkı için başlatılan kampanyadan bu yana Kongre’ye kürtajın yasallaşması için 7 tasarı sunuldu.</p>
<p>2007’de 19 yaşında olan ve halihazırda üç çocuğu olan Ana María Acevedo’ya iki haftalık hamileyken kanser tanısı konulmasının ardından, ne hamileliği sonlandırılmış ne de kemoterapi tedavisi verilmişti. Bebek sezaryenle dünyaya getirildikten 24 saat sonra ölmüş, kadın da doğumdan iki hafta sonra ölmüştü. Yaşananlar ülkede gündem yaratmıştı.</p>
<p>Ana María Acevedo’nun annesi Norma Cuevas, geçtiğimiz Çarşamba günü yasa tasarısı görüşmeleri sırasında Kongre’de dinlendi.</p>
<p>2015’te 14 yaşında bir kız çocuğunun, hamile bir şekilde yakılarak öldürülmesinin ardından kurulan Ni Una Menos (Bir Kişi Daha Eksilmeyeceğiz) adlı kadın örgütlenmesi, sadece erkek şiddetine karşı değil, kadınların üreme sağlığı hakları için de mücadele ediyor. Ni Una Menos’un örgütlenmesi Meksika, El Salvador, Bolivya, Şili, Paraguay ve Uruguay’a da kısa sürede yayıldı.</p>
<p>Arjantin’de uzun süredir kadın hareketi kürtaj hakkı için eylemler düzenliyor.</p>
<p><img decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-29585" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/500-379.jpg" alt="" width="500" height="379" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/500-379.jpg 500w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/08/500-379-320x243.jpg 320w" sizes="(max-width: 500px) 100vw, 500px" /></p>
<p>Geçtiğimiz Pazar günü, Margaret Atwood’un romanından uyarlanan Handmaid’s Tale dizisindeki gibi beyaz boneler ve kırmızı pelerinler giyen 32 kadın aktivist, Buenos Aires’te kürtajın yasallaşması için eylem yapmıştı.</p>
<p>Kaynak: <a href="https://bianet.org/bianet/toplumsal-cinsiyet/199820-arjantin-senatosu-kurtaj-hakkini-tanimadi" target="_blank" rel="noopener">Bianet</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/09/arjantin-senatosu-kurtaj-hakkini-tanimadi/">Arjantin Senatosu Kürtaj Hakkını Tanımadı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Türkiye’den İki Kadın Y20 Zirvesi&#8217;nde</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/turkiyeden-iki-kadin-13-19-agustos-tarihlerinde-arjantinde-yapilacak-y20-zirvesine-katilmaya-hak-kazandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Derya Meryem]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 06 Aug 2018 11:00:16 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[kagider]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Girişimci Liderler Akademisi (SOGLA)]]></category>
		<category><![CDATA[TBKT]]></category>
		<category><![CDATA[y20]]></category>
		<category><![CDATA[Yağmur Bayındır]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=29442</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal liderlik özellikleri olan gençlerin uluslararası meseleleri tartışmaya açmak, kültürlerarası hoşgörüye katkıda bulunmak ve zirveye çalışan katılımcıların birlikte çalışacakları alanları açmak gibi amaçlarla her yıl düzenlenen Y20 zirvesi,ı G20 zirvesine dahil olan ülkelerle ve G20’nin prensipleriyle uygulanmaktadır. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/turkiyeden-iki-kadin-13-19-agustos-tarihlerinde-arjantinde-yapilacak-y20-zirvesine-katilmaya-hak-kazandi/">Türkiye’den İki Kadın Y20 Zirvesi&#8217;nde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bu sene Türkiye’den gidecek katılımcıların ikisi kadın, biz de katılmaya hak kazanan Yağmur Bayındır’la sivil toplum geçmişini, kendisini zirveye hazırlayan süreçleri ve sonrasında gerçekleştirmek istediği hedeflerini konuştuk.</span></p>
<p><strong>Biraz kendinizden bahseder misiniz? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Merhabalar, ben Yağmur Bayındır. Lisansımı Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında yaptım. Üniversite hayatım boyunca birçok organizasyonda yer aldım ve yer almaya da devam ediyorum. Bunlardan bazıları Türk Kadınları Uluslararası Networkü (TurkishWIN), Sosyal Girişimci Genç Liderler Akademisi (SOGLA), Kadın Girişimciler Derneği (KAGİDER), Uluslararası Koçluk Federasyonu (ICF), Türkiye Bilişimi Kalkındırma Topluluğu (TBKT)’dur.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 5 yıldır sivil toplum çalışmaları içinde yer alıyorum. 2014 yılında Ankara merkezli aktiF-İz Gençlik Topluluğu yönetim kurulu üyeliği ile birlikte gençlik alanında yapılan çalışmalarda daha çok rol almaya başladım. O zamandan beri her yıl organize ettiğimiz Sosyal Sorumluluk Projeleri Kongresi’nde şu an genel sekterlik görevini yürütmekteyim.  Bu çalışma benim için çok önemli çünkü Türkiye’de uygulanmış ve uygulanmakta olan iyi proje örneklerini bir araya getirerek hem yaygınlaştırmaya hem de bir literatür oluşturmaya çalışıyoruz. Bu alana dair tecrübelerimin büyük çoğunluğu burada gerçekleştirdiğim çalışmalar sonucunda oluşmuştur. Ayrıca topluluğumuzu Türkiye’de gençlik çalışmaları yapan örgütleri bir araya getiren Gençlik Örgütleri Forumu’nda da temsil etmekteyim. Bunların yanı sıra,  yurt içinde ve yurt dışında birçok gönüllülük projesine/eğitimine katılım gösterdim ve kamu ve özel sektör alanlarında staj tecrübeleri edindim. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda da Bilkent Üniversitesi Uluslararası İlişkiler bölümünde yüksek lisans yapıyorum.</span></p>
<p><strong>Y20 nedir?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y20, G20 çalışma gruplarından biridir. Bu çalışma grupları bilim ve araştırma topluluğu, özel sektör ve sendikalar, kadın, gençler ve sivil toplum kuruluşlarını temsil eder. Bu zirvelerde hazırlanan politika önerileri bağlayıcı değildir ancak karar alıcılarla diyalog sağlanarak G20 ülkelerine sunulur ve politika sürecine dahil edilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y20 Zirvesi G20 üye ülkelerindeki genç liderleri buluşturarak tüm dünyadaki gençlerin yeteneklerini ve ağlarını geliştirmek, ekonomik zorlukları ve önemli fırsatları tanımlamalarına yardımcı olmak için gerçekleştirilen bir platformdur. </span></p>
<p><strong>Bilmeyenler ve belki bir sonraki sene başvurmak isteyenler için Y20’nin süreçlerinden ve sizin katılma aşamalarınızdan bahsedebilir misiniz ? </strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y20 Zirvesi 13-18 Ağustos 2018 tarihlerinde Arjantin’de gerçekleştirilecek. Y20 Zirvesi gündem konuları ise 21. Yüzyılda Eğitim ve Beceriler, Girişimcilik ve Serbest Meslek, İşin Geleceği, Sürdürülebilir Kalkınma olarak dört başlıktan oluşmaktadır. Bunlarla ilgili detaylı bilgiye </span><a href="https://ycdc.org.tr/y20-argentina-task-forces/"><span style="font-weight: 400;">https://ycdc.org.tr/y20-argentina-task-forces/</span></a><span style="font-weight: 400;"> sitesinden ulaşabilirsiniz. Y20 Zirvesi’nden aylar önce başlayan araştırmalar ve çalışmalar Zirve sonunda politika önerileri olarak sunuluyor. Zirveye toplam 46 resmi delege ve 30’un üzerinde özel davetli konuşmacı katılacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben de sürekli ilgi alanlarımdaki ulusal ve uluslararası projeleri araştırma içerisindeyim. Diplomasi ve İşbirliği Derneği’nin de Arjantin Gençlik Zirvesi için katılımcı çağrısına çıktıklarını gördüğümde de önce sitelerine girip programı ve derneği inceledim. Dernek üyelerinin özgeçmişlerine baktım ve onların da önceki zirvelerde katılımcı olduklarını gördüm. Onlarla benzer tecrübeleri paylaştığımı ve benim de aynı şekilde Türkiye’yi temsil edecek bilgi ve tecrübem olduğuna inandığım için öncelikle sitede bulunan başvuru formunu doldurup özgeçmişimi gönderdim. Daha sonra sözlü mülakata davet edildim ve bir dizi soruya Türkçe ve İngilizce olarak cevap verdim. Bu aşamadan sonra da Türkiye’yi temsil edecek delegelerden Sosyal Lider Delege olarak seçildiğimi belirten bir mail aldım. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bundan sonrası da zirveye ön hazırlık çalışmaları ile devam etti. Belirlenen temalarla ilgili küçük araştırmalar ve temalar belirleyip bunlarla ilgili çalışmalarımızı gönderdik. Ayrıca Y20 Arjantin Zirvesi’nde &#8220;Meet the Doers&#8221; isimli öğrenme aktivitesinde tecrübelerimi paylaşmak ve aktivitedeki grup çalışmalarını yönetmek için moderatör olarak davet edildim. Hem Türkiye’yi temsil eden bir delege hem şimdiye kadar yaptıklarını ve öğrendiklerini paylaşarak başkalarına da aktarabilecek bir katılımcı olmaktan gerçekten mutluyum.</span></p>
<p><strong>Arjantin zirvesi organizatörleri katılımcıları neye göre belirliyor ?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y20 Zirvesi katılımcılarını belirlemek için her ülkeden sorumlu organizasyonlar katılımcı çağrısına çıkıyor ve iki aşamalı elemeden sonra seçilen kişiler akademik delege ve sosyal lider olarak ülkelerini temsil etmek için seçiliyor. Türkiye’de bu seçimden sorumlu olan Diplomasi ve İşbirliği Gençlik Derneği uluslararası alanlarda Türkiye’nin etkili temsilini sağlamak ve nitelikli genç potansiyelini geliştirmek amacıyla G20’nin gençlik ayağı olan Y20 Zirvesi’nin Türkiye’deki faaliyetlerini yürütmektedir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’yi temsilen gidecek olan katılımcılarda </span><a href="https://ycdc.org.tr/y20-zirveleri/2018-arjantin-zirvesi/"><span style="font-weight: 400;">https://ycdc.org.tr/y20-zirveleri/2018-arjantin-zirvesi/</span></a><span style="font-weight: 400;"> sitesinde belirtilen bir dizi genel şart bulunmaktadır. Bunun yanında akademik veya sosyal lider delege olacak kişilerde de bu alanlarla ilgili şartlar aranmaktadır. Başvuru formunu doldurup CV’lerini gönderen ve ön aşamayı geçen adayların sözlü mülakatları video konferans ile görüntülü olarak yapılıyor. </span></p>
<p><strong>Bu zirveden sonra gerçekleştirmek istediğiniz hedeflerinizden bahsedebilir misiniz ?</strong></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Y20 Zirvesi sonrasında bahsettiğim dört tema ile ilgili sunulan politika önerilerinin Türkiye’de uygulanmasına dair yapılacak çalışmalara destek olmak ve ülkenin bu konularda bir adım daha ilerlemesini sağlamak amacıyla zirve çıktılarını yaygınlaştırma çalışmaları yapmaktır. Bunun dışında Türkiye’de yaptığım çalışmalara devam ederek, Türkiye’deki sivil toplum, gençlik ve sosyal sorumluluk projelerine katkı sağlamaktır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Örneğin, 4 senedir organize ettiğimiz Ulusal Sosyal Sorumluluk Projeleri Kongresi’ni (SSPKONGRE) her seferinde daha kaliteli hale getirerek Türkiye’de sosyal sorumluluk alanında uygulanmakta olan projelerin sunumları ve yaygınlaştırmasıyla daha iyi projeler ortaya çıkararak toplumu bu alanlarda bilinçlendirmek ve güçlendirmek amacıyla çalışmalar yapmaktır. Bunu da karar alıcılarla bir araya gelerek, bu alanda politika yapılmasına destek olmaktır. Tabi ki ulusal ve uluslararası boyutta yapılacak politikalar sosyal sorumluluk projelerinin kalitesi üzerinde önemli etki sağlayacaktır. Bu nedenle ilerleyen aşamalarda SSPKONGRE’yi uluslararası bir seviyeye taşımak da amaçlarım(ız) arasındadır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca diğer gençlik örgütleri ile gençlik politikası oluşturma alanında yaptığımız çalışmalarla ilgili Türkiye’deki karar alıcılarla işbirliği yaparak gençlik politikaları ile ilgili farkındalık yaratılması ve Türkiye’deki gençlik politikalarının evrensel düzeye çıkarılması sağlamaktır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/08/06/turkiyeden-iki-kadin-13-19-agustos-tarihlerinde-arjantinde-yapilacak-y20-zirvesine-katilmaya-hak-kazandi/">Türkiye’den İki Kadın Y20 Zirvesi&#8217;nde</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Nehirler Kardeşlerimizdir</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/nehirler-kardeslerimizdir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2017 09:05:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Adrian Rurawhe]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Finlayson]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[Ekvador]]></category>
		<category><![CDATA[Ganga]]></category>
		<category><![CDATA[Ganj nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Geronimo]]></category>
		<category><![CDATA[Hindistan]]></category>
		<category><![CDATA[İbrahim Sediyani]]></category>
		<category><![CDATA[kabile hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Maoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Whanganui Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yamuna Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[yerli hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12814</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Göllerde ve nehirlerde parıldayan su, sadece su değil, o bizim atalarımızın kanı. Suların hışırtısı benim atalarımın sesidir. Nehirler bizim kardeşimizdir ve susuzluğumuzu giderir. Nehirler kanolarımızı taşır, çocuklarımızı doyurur.  Nehirler bizim kardeşimizdir – ve sizin de –, o andan itibaren nehirlere tüm iyiliğinizi vermelisiniz, aynı her kardeşinize verdiğiniz iyilik gibi”.  Kızılderili reisi Seattle   *Bizler ülkede [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/nehirler-kardeslerimizdir/">Nehirler Kardeşlerimizdir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>“Göllerde ve nehirlerde parıldayan su, sadece su değil, o bizim atalarımızın kanı. Suların hışırtısı benim atalarımın sesidir. Nehirler bizim kardeşimizdir ve susuzluğumuzu giderir. Nehirler kanolarımızı taşır, çocuklarımızı doyurur.  Nehirler bizim kardeşimizdir – ve sizin de –, o andan itibaren nehirlere tüm iyiliğinizi vermelisiniz, aynı her kardeşinize verdiğiniz iyilik gibi”.</strong></p>
<p><strong> </strong><strong>Kızılderili reisi Seattle</strong></p>
<p><strong> </strong></p>
<p><strong>*</strong>Bizler ülkede ve dünyada cereyan eden ve ekseriyetle siyasî olan kendi kısır gündemimizle yatıp kalkarken, aynı gezegende çok daha farklı olaylar da yaşanıyor.</p>
<p>Sonuçta bu devâsâ büyüklükteki gezegen, bizim küçük dünyamızdan ibaret değil. Tatlı su balıkları gibi dünyayı kendi ortamımızdan ve kısır gündemimizden ibaret sanabiliriz ama öyle değil.</p>
<p>Gariptir ki, bir hafta sonra unutacağımız olaylar, günübirlik kavgalar, siyasi çekişmeler gazetelerin manşetlerini süslerken, televizyon ekranlarında veya sohbetlerimizde saatlerce konuşulup tartışılırken, insanlık tarihinde bir ilk olan ve yeni bir çığır açan, yeni bir medeniyet anlayışı getiren, yeni bir perspektif kazandıran hadiseler ve gelişmeler, ancak küçücük bir haber olur iç sayfalarda veya hiç olmaz.</p>
<p>Garabet işte tam da burada. Gazetelerin manşetten verdiği, televizyon ekranlarında saatlerce tartışılan pek çok konu, olay ya da politikacıların açıklamaları, sadece bir hafta sonra hepimizin unutacağı şeyler (o siyasetçilerin kendisi bile unutuyor, bir hafta önce ne söylediklerini). Etkisi bir hafta bile sürmeyen bu küçük ve anlamsız olaylara bu derece büyük önem atfedip manşetlerimizi, ekranlarımızı tamamen bunlara ayırıyoruz. Öte yandan gündemimize dahi almadığımız, duyduğumuzda ise dikkat kesilmeyip küçük ve önemsiz bir haber diye sunduğumuz olaylar, aslında tarihe geçen olaylar ve aradan 300 yıl, hatta 1000 yıl dahi geçse insanların anacağı, konuşacağı olaylar.</p>
<p>Bunlar günübirlik tartışmaların ve siyasî çekişmelerin sonucu olarak yaşanmış olaylar değil çünkü.Bunlar insanlık tarihinde bir ilk olan ve yeni bir çığır açan, insanoğlunun/kızının yaşam örgüsüne yeni bir medeniyet anlayışı getiren, hayata ve yaratılış gayesine bakışımıza yeni bir perspektif kazandıran hadiseler ve gelişmeler.</p>
<p>Böyle bir gelişme, iki hafta kadar önce Yeni Zelanda’da yaşandı. Etkisi kısa sürede dünyaya yayıldı ve benzer bir gelişme, aradan bir hafta geçtikten sonra, bu kez Hindistan’da yaşandı.</p>
<p>* * *</p>
<p>Nehirler, dünyada ve tarihte ilk kez “yaşayan canlı varlık” olarak tanındılar. Yeni Zelanda Parlamentosu, 15 Mart 2017 günü aldığı bir kararla Kuzey Adası &#8216;ndaki(İngilizce: North Island; Maori: Te İka – a – Māui) Whanganui Nehri’ni “canlı varlık” olarak tanıdı ve nehre hukuki statü verdi.</p>
<p>Yeni Zelanda’nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui Nehri’nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.</p>
<p>Maoriler kararı sevinç gözyaşlarıyla karşıladı.</p>
<p>Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Christopher Francis Finlayson yaptığı açıklamada, Maoriler’in 160 yıldan uzun süredir nehre bu statüyü kazandırmak için mücadele ettiğini belirtti. Konuyla ilgili oldukça çarpıcı bir açıklama yapan Finlayson, “Biliyorum ki insanların hissettiği ilk şey doğal bir kaynağa hukukî şahsiyet kazandırmanın oldukça garip olacağıdır, ancak bu, şirketlerden ya da anonim topluluklardan daha garip değildir” ifadesini kullandı.</p>
<p>Yeni Zelanda bununla da kalmıyor. Hükûmet tarafından nehir için 80 milyon Dolar tazminat ödenecek ve ayrıca nehrin temizlenmesi için 30 milyon Dolar fon verilecek.</p>
<p>Yeni Zelanda, İngilizce resmî adı “North Island” (Kuzey Adası) ve İngilizce resmî adı “South Island” (Güney Adası) olan iki büyük adadan oluşuyor. Yeni Zelanda’nın tamamı için Maorice “Aotearoa” (Uzun Beyaz Bulut Ülkesi) ismini kullanan Maoriler, kuzeydeki adayı “Te İka – a – Māui” (Maui Balığı), güneydeki adayı da “Te Waipounamu” (Pounamu Suyu) olarak isimlendiriyorlar ve bu isimler adaların beyaz adamın o topraklara gelmeden önceki eski gerçek isimleridir. Yeni Zelanda hükümeti, bundan üç buçuk sene önce, 2013 yılının ekim ayında aldığı kararla, ülkeyi meydana getiren bu iki dev adanın o çok eski Maorice isimleri olan “Te İka – a – Māui” ve “Te Waipounamu” isimlerini, adaların resmî isimleri olarak kabul etmiştir. Bu ise elbette ki aynı şekilde takdir edilecek başka bir uygulamadır.</p>
<figure id="attachment_12816" aria-describedby="caption-attachment-12816" style="width: 930px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12816 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/whanganui-1.jpg" alt=" Whanganui Nehri- Yeni Zelanda" width="930" height="580" /><figcaption id="caption-attachment-12816" class="wp-caption-text">Whanganui Nehri-Yeni Zelanda</figcaption></figure>
<p>Yeni Zelanda’da iki hafta önce yaşanan gelişme, dünya tarihinde bir ilk. İnsanlık tarihinde bir ilk.  Medeniyet tarihinde yeni bir anlayış, yeni bir perspektif. İlk kez akarsular, “yaşayan canlı varlık” olarak tanımlanıyor. İlk kez nehirler, ırmaklar, tıpkı insanlar gibi “hak” sahibi oluyorlar. Kendilerini koruyan bir hukuka kavuşuyorlar.</p>
<p>Yeni Zelanda’daki bu ilginç ve bir o kadar da olumlu gelişmenin etkisi kısa sürede dünyaya yayıldı. Başka ülkelere de ilham kaynağı oldu ve benzer bir gelişme, aradan bir hafta geçtikten sonra, 23 Mart 2017 günü bu kez Hindistan’da yaşandı.</p>
<p>15 Mart günü Yeni Zelanda Parlamentosu’nun aldığı kararla dünyada ve tarihte ilk kez bir nehrin “yaşayan canlı varlık” olarak tanınması, Kuzey Adası’ndaki Whanganui Nehri’nin “canlı varlık” olarak tanınıp nehre hukukî statü verilmesinin ardından, 23 Mart günü de Hindistan’daki Kuzey Bölgesi Eyalet Parlamentosu benzer bir karar aldı.</p>
<p>Hindistan’ın kuzeyindeki Kuzey Bölgesi (Hindu: Uttar Axand) Eyalet Mahkemesi’nin aldığı kararla Ganj (Hint. Ganga) Nehri ve onun yan kolu Yamuna Nehri’ne “insan haklarına sahip, insan olmayan varlık” statüsü verildi. Bu kararla Ganj ve Yamuna nehri, Hindistan’da “insan haklarına sahip, insan olmayan ilk varlık” oldular.</p>
<p>Mahkeme, üç ay içinde Ganj ve kollarının yasal haklarını koruyacak bir komisyon oluşturulmasını emretti. Çevre koruma örgütleri ve doğa severler tarafından sevinçle karşılanan karar uyarınca, kirletme ya da başka bir yolla bu iki nehre zarar verenler, mahkemelerde “insana zarar vermiş gibi” kabul edilecek ve cezalandırılacak.</p>
<p>Hindu tanrıçası Ganga’nın adını taşıyan 2 bin 525 km uzunluğundaki Ganj Nehri’ne günde 1, 5 milyar litre işlenmemiş kanalizasyon atığı ve 500 milyon litre sanayi atığı karıştığı belirtiliyor. Ganj’ın bazı bölümlerinde aşırı kirlilik nedeniyle canlı organizma barınmıyor. Başkent Yeni Delhi’de (Hindu: Nai Dilli) 19 milyon kişi, Yamuna Nehri’nden arıtılan suyu içiyor.</p>
<p>Hindistan’da bu kararı alan yargıçlar, Yeni Zelanda’da Maori yerlileri tarafından kutsal kabul edilen Whanganui Nehri için geçen hafta alınan kararı emsal gösterdiler. Yeni Zelanda’da yaşanan gelişme, Hindistan’a emsal olmuştu.</p>
<p>Dileğimiz, dünyadaki bütün ülkelere emsal olması.</p>
<figure id="attachment_12817" aria-describedby="caption-attachment-12817" style="width: 880px" class="wp-caption alignnone"><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-12817 size-full" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/03/ganj-nehri-1.jpg" alt="Ganj Nehri-Hindistan" width="880" height="660" /><figcaption id="caption-attachment-12817" class="wp-caption-text">Ganj Nehri-Hindistan</figcaption></figure>
<p>* * *</p>
<p>Yeni Zelanda’da yaşanan ve Hindistan’la devam eden bu uygulama, elbette ki son derece güzel bir gelişme. Her iki ülkeyi / devleti de kutluyoruz. Bu olayın dünyadaki tüm ülkelere / devletlere örnek olmasını, yeryüzü coğrafyasının her bir toprağında akan nehirlerin aynı hak ve hukuka sahip olmalarını diliyoruz.</p>
<p>Bizler “insan” denen canlı türü olarak ne yazık ki kendimiz dışındaki hiçbir canlı türüne ve doğal varlığa saygı göstermiyor, onların da tıpkı bizler gibi özgürce yaşama haklarının olduğuna, olabileceğine kanaat getiremiyoruz. Bunun sebebi, dünyadaki ve hatta evrendeki her şeyin bizim için, bize hizmet etmesi için yaratıldığına inanmamız, dolayısıyla onlar üzerinde her türlü tasarruf hakkımız olduğunu düşünmemizdir. İstediğimiz hayvanı, bitkiyi, göl ve akarsuları istediğimiz şekilde öldürebiliyor, kirletebiliyor, zehirleyebiliyor ve yok edebiliyoruz.</p>
<p>Oysa yerin, suyun, göğün ve tüm kâinatın yaratıcısı olan Allah Tebareke ve Teâlâ, yalnızca insanı değil, hayvanları, bitkileri ve akarsuları da en güzel biçimde yaratmıştır. Onlara da bir hayat, bir can bahşetmiştir. Canı ve hayatı olan varlığın da hukuku olmalıdır, özgürce yaşama hakkı olmalıdır.</p>
<p>“İnsan” denen canlı türü bunu bir türlü öğrenmek istemiyor. Özellikle de içinde bulunduğumuz 21. yüzyılda hâlâ  mezhep savaşlarıyla uğraşan, her türlü yobazlığın ve bağnazlığın kol gezdiği, halen dahi kadınların insan, bitkilerin canlı olduğunu öğrenememiş İslam toplumları için bu hakikati kavratmak çok güç ama, hakikat bu.</p>
<p>Nehirler de, tıpkı insanlar, hayvanlar ve bitkiler gibi canlıdırlar.</p>
<p>Nehirlerin yaşamı, tıpkı insanların ve hayvanların yaşamı gibidir. İnsanlar ve hayvanlar nasıl ki küçük bir bebek olarak doğarlar, sonra büyürler, yaşamları boyunca yüzlerce badire atlatır ve onlarca önemli olaya, savaşlara ve dramlara tanıklık ederler, sonra yaşlanır ve günün birinde son nefeslerini verirler, hayata vedâ ederler, nehirler de aynı şekilde, tıpkı insanlar ve hayvanlar gibi küçük bir bebek olarak doğarlar, heybetli dağların yüksek yerinde bir kaynaktan küçük bir su akıntısı olarak, küçük bir dere veya çeşme olarak doğarlar, sonra aktıkça büyürler ve genişlerler, gittikçe büyürler, akıntıları boyunca yüzlerce badire atlatır ve onlarca önemli olaya, savaşlara ve dramlara tanıklık ederler, sonra yaşlanır ve sularını bir denize bırakarak akıntısına son verirler, hayata vedâ ederler.</p>
<p>Bir coğrafyada yaşam, nehirler aktıkça vardır. Nehirlerin akmadığı bir coğrafyada yaşam da olmaz.</p>
<p>Nehirlerimiz, sadece akan sular değildir bizler için. Nehirler, “beyaz beyaz” konuşmasına, “yeşil yeşil” akışına, “mavi mavi” bakışına aşık olduğumuz sevgililerimizdir bizim.</p>
<p>Şarkılarımızda, şiirlerimizde ilhâmımızı nehirlerden alırız; kimseye anlatamadığımız dertlerimizi nehirlerle paylaşırız. Sevgidir nehirler, şiirdir, öyküdür, halkımızın yaşam öyküsüdür. Bizim doludizgin yaşamımızın tâ kendisidir.</p>
<p>Kızılderili reisi Seattle’ın (1786 – 1866) dediği gibi: “Göllerde ve nehirlerde parıldayan su, sadece su değil, o bizim atalarımızın kanı. Suların hışırtısı benim atalarımın sesidir. Nehirler bizim kardeşimizdir ve susuzluğumuzu giderir. Nehirler kanolarımızı taşır, çocuklarımızı doyurur. Nehirler bizim kardeşimizdir – ve sizin de -, o andan itibaren nehirlere tüm iyiliğinizi vermelisiniz, aynı her kardeşinize verdiğiniz iyilik gibi”.</p>
<p>Bizler “insan” denen canlı türü olarak, doğanın efendileri değil, doğanın bir parçasıyız. Her şeyin bizim hizmetimize sunulduğu kibrinden vazgeçip, bizzat hizmetçi olduğumuz bilincine varmalı ve doğaya, coğrafyamıza hizmet etmek için çabalamalıyız.</p>
<p>Kızılderili reisi Tatanka Yotanka (1831 – 90), nam-ı diğer Oturan Boğa’nın dediği gibi: “Doğa bizim için değildir, o bizim bir parçamızdır ve biz de onun bir parçasıyız. Hayvanlar, bitkiler, ağaçlar, kuşlar, çiçekler, göller, nehirler, şelaleler, bunların hepsi senin kardeşlerin ve kız kardeşlerindir.”</p>
<p>Genelde her şeyi yakıp yıktıktan sonra sarf ettiğiniz bir söz olan “vatana hizmet”, işte asıl bu şekilde olur. “Vatana hizmet”, faşistlik yapmak demek değildir, ırkçılık yapmak değildir, katil olmak, çocuk ve kadın öldürmek, fikirlerini açıkladılar ve eleştiri yaptılar diye insanları hapishaneye tıkmak değildir. “Vatana hizmet etmek” demek, o vatanın doğasını, coğrafyasını sevmek, bitki örtüsünü, ormanlarını, göllerini ve akarsularını korumaya çalışmaktır.</p>
<p>Kızılderili reisi Geronimo’nun (1829 – 1909) dediği gibi: “Son ceylan vurulduğunda, son balık öldüğünde, son ağaç kesildiğinde ve son ırmak kuruduğunda, beyaz adam paranın yenmeyen bir şey olduğunu anlayacaktır.”</p>
<p>Yeni Zelanda ve Hindistan’da çıkartılan yasalar Türkiye’ye de örnek olmalı. Ülkemizde de aynı yasaların çıkması, nehirlerimizin de aynı haklara kavuşması için devlete baskı yapmalıyız.</p>
<p>Bütün doğa severler, çevre örgütleri, aydınlar; Türkiye’deki nehirler için de aynı yasaların çıkartılması için devlete/hükümete baskı yapmalı, bu konuda kamuoyu duyarlılığı oluşturmak için ellerinden geleni yapmalıdırlar. Üzerinde yaşadığımız coğrafyanın yaşam kaynağı, nehirlerdir. Nehirler, coğrafyamızın damarlarında akan kandır.</p>
<p>Dicle’nin, Fırat’ın, Murat’ın, Zap’ın, Çoruh’un, Kızılırmak’ın, Yeşilırmak’ın, Manavgat’ın, Seyhan’ın, Ceyhan’ın, Menderes’in, Sakarya’nın, Meriç’in de aynı haklara sahip olması için mücadele vermeliyiz. Nazlı nazlı akan bu nehirlerimizin anayasada “yaşayan canlı varlık” olarak tanımlanması için devlete baskı yapmalıyız.</p>
<p>Tıpkı gönlümüzdeki sevgiliye benzettiğimiz, işveli işveli akışına, akan her damla suyuna âşık olduğumuz, haklarında şiirler yazıp şarkılar bestelediğimiz bu nehirlerimizin yasalar önünde “insan haklarına sahip, insan olmayan varlık” olarak kabul edilmeleri için çaba sarf etmeli, gayret göstermeliyiz.</p>
<p>Nehirler bizim kardeşlerimizdir. Kardeşlerimize sahip çıkalım. Kardeşlerimize saygılı olalım. Kardeşlerimizi koruyalım.</p>
<p>sediyani@gmail.com</p>
<p>*Söz konusu makale <a href="http://www.sediyani.com/?p=15537" target="_blank">İbrahim Sediyani&#8217;</a>ye aittir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/nehirler-kardeslerimizdir/">Nehirler Kardeşlerimizdir</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yeni Zelanda&#8217;daki bir nehir &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanındı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Mar 2017 08:00:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Adrian Rurawhe]]></category>
		<category><![CDATA[Arjantin]]></category>
		<category><![CDATA[Chris Finlayson]]></category>
		<category><![CDATA[Ekosistem]]></category>
		<category><![CDATA[Ekvador]]></category>
		<category><![CDATA[Kuzey Adası]]></category>
		<category><![CDATA[Maoriler]]></category>
		<category><![CDATA[Whanganui Nehri]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda]]></category>
		<category><![CDATA[Yeni Zelanda Parlamentosu]]></category>
		<category><![CDATA[yerli hakları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12809</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yeni Zelanda Parlamentosu Kuzey Adası&#8217;ndaki Whanganui Nehri&#8217;ni &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanıdı ve nehre hukuki statü verdi. Yeni Zelanda&#8217;nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui&#8217;nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek. Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Chris Finlayson yaptığı açıklamada, Maorilerin 1870’li tıllardan bu yana, [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi/">Yeni Zelanda&#8217;daki bir nehir &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yeni Zelanda Parlamentosu Kuzey Adası&#8217;ndaki Whanganui Nehri&#8217;ni &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanıdı ve nehre hukuki statü verdi.</p>
<p>Yeni Zelanda&#8217;nın yerli halkı Maoriler tarafından kutsal sayılan ve ülkenin en uzun üçüncü ırmağı olan Whanganui&#8217;nin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.</p>
<p>Anlaşma Görüşmeleri Bakanı Chris Finlayson yaptığı açıklamada, Maorilerin 1870’li tıllardan bu yana, uzun süredir nehre bu statüyü kazandırmak için mücadele ettiğini belirtti.</p>
<p>Finlayson, &#8220;Biliyorum ki insanların hissettiği ilk şey doğal bir kaynağa hukuki şahsiyet kazandırmanın oldukça garip olacağıdır ancak bu, şirketlerden ya da anonim topluluklardan daha garip değildir&#8221; ifadesini kullandı.</p>
<p>Parlamentoda Maori kabilesini temsil eden milletvekili Adrian Rurawhe, Whanganui&#8217;nin, etrafında yaşayanlar için önemini vurguladı. Rurawhe, nehrin &#8220;iyiliğinin&#8221; insanların iyiliğiyle doğrudan alakalı olduğunu bu nedenle nehrin kimliğinin tanınmasının oldukça önemli olduğunu savundu.</p>
<p>Ayrıca, nehir için 80 milyon dolar tazminat ve nehrin temizlenmesi için 30 milyon dolar fon verilecek.</p>
<p>Parlamentonun kararı kabile tarafından gözyaşları ve müzikle karşılandı.</p>
<p><strong>Boğulma vakaları ya da su taşkınları olduğunda cezalandırılacak mı ?</strong></p>
<p>Prensip olarak böyle bir şey söz konusu olamaz zira ‘öznelere’ kendi kapasitelerinin üzerinde ödev ve sorumluluk yüklenemiyor. Başka bir deyişle Whanganui Nehri, boğulma vakalarını ya da sel gibi doğal afetleri kendi başına önleyemediği için cezai yaptırıma uğrayamıyor. Söz konusu nehir ‘yaşayan varlık’ olarak tanınsa da, hukuksal olarak ergin olmayan veya vesayet altındaki kişilerinWhanganui NehriWhanganui Nehri haklarına sahip. Bu nedenle Whanganui nehrinin hakları Maori kabilesinden ve kraliyetten birer kişi tarafından mahkemelerde temsil edilecek.</p>
<p><strong> </strong><strong>Dünya’da bir ilk mi ?</strong></p>
<p>Whanganui Nehri&#8217;ni &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanınması dünyada bir ilki temsil etse, buna benzer başka örnekler de var. Güney Amerika’da yer alan Ekvador  2008’de, ülkedeki toprakların, nehirlerin ve dağların yasal hakları olduğunu tanımıştı.  Arjantin yargısı da aynı şekilde 2014’de bir orangutanı ‘insan dışı kişi’ olarak tanıyarak özgür bir yaşama hakkına sahip olduğuna hükmetmişti.</p>
<p><strong>*Söz konusu haber BBC ve <a href="http://www.geo.fr/photos/reportages-geo/nouvelle-zelande-un-fleuve-avec-des-droits-ca-change-quoi-whanganui-river-171869" target="_blank">Geo.fr</a>’den derlenmiştir.</strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/28/yeni-zelandadaki-bir-nehir-canli-varlik-olarak-tanindi/">Yeni Zelanda&#8217;daki bir nehir &#8220;canlı varlık&#8221; olarak tanındı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
