<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Amed arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/amed/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/amed/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 07 Jan 2020 09:58:34 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Amed arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/amed/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>6. Amed Tiyatro Festivali Başlıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/6-amed-tiyatro-festivali-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 02 May 2018 08:36:44 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Amed]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Tiyatro Festivali]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=26249</guid>

					<description><![CDATA[<p>Diyarbakır'da tiyatro festivali başlıyor. Etkinlik 4-13 Mayıs tarihleri arasında gerçekleşecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/6-amed-tiyatro-festivali-basliyor/">6. Amed Tiyatro Festivali Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Amed Şehir Tiyatrosu tarafından  “Düşlerden Özgürlüğe” sloganıyla düzenlenen 6. Amed Tiyatro Festivali 4-13 Mayıs tarihleri arasında yapılacak. Festivalde İstanbul, Van, Süleymaniye, Kerkük ve Mahabad’dan gelecek olan tiyatro grupları oyunlarını sahneye koyacak.</p>
<p>Festivalde “80’lerde Güney Kürdistan Tiyatrosu” “Seyyar Sahne Ve Tiyatro Medresesi Deneyimi” ve “Sanatta Özgürlük” başlıklı söyleşiler de gerçekleşecek. Tiyatro festivalinde ayrıca Pınar Akkuzu’nun yürüteceği “Maske Oyunculuğu Araştırmaları-Sahnede Şiirsellik” adlı atölye çalışması yapılacak. 28 Nisan-3 Mayıs tarihleri arasında devam eden atölye sonucunda çıkacak oyun 4 Mayıs günü Amed Şehir Tiyatrosu’nda sahnelenecek.</p>
<p>Festival oyunları Amed Şehir Tiyatrosu ve Du Çem Cafe ve Sanat Evi’nde gösterilirken, kapanışı ise Rojhilat MA’nın vereceği kapanış konseriyle Pale Huner’de sona erecek. Program şu şekilde:</p>
<p><strong>4 MAYIS CUMA 2018</strong></p>
<p><strong>FESTİVAL AÇILIŞI</strong></p>
<p>Saat: 18.30</p>
<p><strong>ATÖLYE GÖSTERİSİ</strong></p>
<p>“Maske Oyunculuğu Araştırmaları/ Sahnede Şiirsellik”<br />
Atölye Yürütücüsü: Pınar Akkuzu<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:19.00</p>
<p><strong>“SAR”</strong></p>
<p>Çıplak Ayaklar Kumpanyası (İstanbul)<br />
Konsept ve Uygulama: Mihran Tomasyan- Saro Usta<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:19.30</p>
<p><strong>5 MAYIS CUMARTESİ 2018</strong></p>
<p><strong>“KEÇELOK” (Çocuk Oyunu)</strong></p>
<p>Amed Şehir Tiyatrosu<br />
Yazan ve Yöneten: Celil Toksöz<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:12.00</p>
<p><strong>“SAR”</strong></p>
<p>Çıplak Ayaklar Kumpanyası (İstanbul)<br />
Konsept ve Uygulama: Mihran Tomasyan- Saro Usta<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 15.00</p>
<p><strong>ATÖLYE GÖSTERİSİ</strong></p>
<p>“Maske Oyunculuğu Araştırmaları/ Sahnede Şiirsellik”<br />
Atölye Yürütücüsü: Pınar Akkuzu<br />
Yer: Du Çem Cafe ve Sanat Evi Saat: 18.00</p>
<p><strong>“ANTABUS” (İstanbul)</strong></p>
<p>Yazan: Seray Şahiner<br />
Oyunlaştıran: İlham Yazar- Nihal Yalçın<br />
Yöneten: İlham Yazar<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>6 MAYIS PAZAR 2018</strong></p>
<p><strong>“ANTABUS” (İstanbul)</strong></p>
<p>Yazan: Seray Şahiner<br />
Oyunlaştıran: İlham Yazar- Nihal Yalçın<br />
Yöneten: İlham Yazar<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 15.00</p>
<p><strong>“DERVEYÎ DERÎ”</strong></p>
<p>Kanî Theatre (Bokan)<br />
Yazan: Volfgang Borchert<br />
Yöneten: Rehîm Abdurehîmzade<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>7 MAYIS PAZARTESİ 2018</strong></p>
<p><strong>“DERVEYÎ DERÎ”</strong></p>
<p>Kanî Theatre (Bokan)<br />
Yazan: Volfgang Borchert<br />
Yöneten: Rehîm Abdurehîmzade<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:15.00</p>
<p><strong>SÖYLEŞİ</strong></p>
<p>“80’lerde Güney Kürdistan Tiyatrosu”<br />
Adil Hesen, Mehdi Hesen ve Hiva Suad<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Atölyesi Saat:18.00</p>
<p><strong>“BARDÎ SABURÎ”</strong></p>
<p>Peymangeha Hunerî Ciwanên Slemani (Süleymaniye)<br />
Yazar: Atiq Rahimi<br />
Oyunlaştıran: Dlshad Husien<br />
Yöneten: Barzan Mhamad<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>8 MAYIS SALI 2018</strong></p>
<p><strong>“BARDÎ SABURÎ”</strong></p>
<p>Peymangeha Hunerî Ciwanên Slemani (Süleymaniye)<br />
Yazar: Atiq Rahimi<br />
Oyunlaştıran: Dlshad Husien<br />
Yöneten: Barzan Mhamad<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 15.00</p>
<p><strong>SÖYLEŞİ</strong></p>
<p>Celal Mordeniz<br />
“Seyyar Sahne Ve Tiyatro Medresesi Deneyimi”<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Atölyesi Saat: 18.00</p>
<p><strong>“ŞEV EWQAS QİRÊJ BÛ…”</strong></p>
<p>Teatra Mencel (Van)<br />
Yazar: Plinio Markos<br />
Yönetmen: Ferhat Aslan, Şahin Pulat<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>9 MAYIS ÇARŞAMBA 2018</strong></p>
<p><strong>“WÊ HESAP NEYÊ DAYÎN”</strong></p>
<p>Amed Şehir Tiyatrosu<br />
Yazan: Dario Fo<br />
Yöneten: Rüknettin Gün<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:15.00</p>
<p><strong>“BÊRÛ”</strong></p>
<p>Teatra Jîyana Nû (İstanbul)<br />
Yazan: Dario Fo<br />
Yöneten: Nazmi Karaman<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>10 MAYIS PERŞEMBE 2018</strong></p>
<p><strong>“PİKNİK”</strong></p>
<p>Gölge Tiyatro Topluluğu (İstanbul)<br />
Yazan: Fernando Arrabal<br />
Yöneten: Rewşen Apaydın<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 15.00</p>
<p><strong>SÖYLEŞİ</strong></p>
<p>Süreyya Karacabey<br />
“Sanatta Özgürlük”<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Atölyesi Saat:18.00</p>
<p><strong>“KURSÎ”</strong></p>
<p>Şanoya Hawar (Kerkük)<br />
Yazan: Eugene İonesco<br />
Oyunlaştıran: Eziz Omer<br />
Yöneten: Nejat Nejm<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>11 MAYIS CUMA 2018</strong></p>
<p><strong>“KURSÎ”</strong></p>
<p>Şanoya Hawar (Kerkük)<br />
Yazan: Eugene İonesco<br />
Oyunlaştıran: Eziz Omer<br />
Yöneten: Nejat Nejm<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:15.00</p>
<p><strong>“MR AND MRS NET”</strong></p>
<p>Şanoya Artîn (Mehabad)<br />
Yazan ve Yöneten: Sîrwan Xizirpur<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 20.00</p>
<p><strong>12 MAYIS CUMARTESİ 2018</strong></p>
<p><strong>“MR AND MRS NET</strong>”</p>
<p>Şanoya Artîn (Mehabad)<br />
Yazan ve Yöneten: Sîrwan Xizirpur<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 15.00</p>
<p><strong>“OLAY RUSYA’DA GEÇİYOR”</strong></p>
<p>İstanbulimpro (İstanbul)<br />
Doğaçlama performans<br />
Yer: Du Çem Cafe ve Sanat Evi Saat:18.00</p>
<p><strong>13 MAYIS PAZAR 2018</strong></p>
<p><strong>“KEÇELOK” (Çocuk Oyunu)</strong></p>
<p>Amed Şehir Tiyatrosu<br />
Yazan ve Yöneten: Celil Toksöz<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat: 12.00</p>
<p><strong>“NE ALA TEMAŞA”</strong></p>
<p>İstanbulimpro (İstanbul)</p>
<p>Doğaçlama performans<br />
Yer: Amed Şehir Tiyatrosu Saat:15.00</p>
<p><strong>KAPANIŞ KONSERİ</strong></p>
<p>Rojhilat MA/Ma Music<br />
Yer: Pale Hûner Saat: 20.00 (DUVAR)</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/05/02/6-amed-tiyatro-festivali-basliyor/">6. Amed Tiyatro Festivali Başlıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Bisiklet dostu bir Diyarbakır tahayyülü&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/30/bisiklet-dostu-bir-diyarbakir-tahayyulu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 30 Oct 2017 10:22:33 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Amed]]></category>
		<category><![CDATA[Bisiklet Dostu]]></category>
		<category><![CDATA[Dibidosk]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Don Kişot Bisiklet Kolektifi]]></category>
		<category><![CDATA[Önder Özbey]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=19674</guid>

					<description><![CDATA[<p>Tamamına yakını düzlük olan Diyarbakır’da bisiklet görmek nadirattan sayılıyordu. Son birkaç yılda Diyarbakır sokaklarında bisikletlilerin görünürlüğü arttı, şehrin imara açılan yeni yerlerinde bisiklet yolları yapıldı. Bisiklet ulaşımı için şartlar henüz şehrin genelinde uygun olmasa da Diyarbakır’da hemen her akşam bir bisiklet topluluğuyla karşılaşmanız muhtemel. Bu gruplar bazen bisiklet yollarında geziniyor bazen duyarlılık geliştirmek için küme [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/30/bisiklet-dostu-bir-diyarbakir-tahayyulu/">Bisiklet dostu bir Diyarbakır tahayyülü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Tamamına yakını düzlük olan Diyarbakır’da bisiklet görmek nadirattan sayılıyordu. Son birkaç yılda Diyarbakır sokaklarında bisikletlilerin görünürlüğü arttı, şehrin imara açılan yeni yerlerinde bisiklet yolları yapıldı. Bisiklet ulaşımı için şartlar henüz şehrin genelinde uygun olmasa da Diyarbakır’da hemen her akşam bir bisiklet topluluğuyla karşılaşmanız muhtemel. <span id="more-20704"></span>Bu gruplar bazen bisiklet yollarında geziniyor bazen duyarlılık geliştirmek için küme halinde trafik akışı içinde seyrediyor. Tigris, Pedaldaşlar, Dibidosk ismini en çok duyduğum bisiklet grupları. Diyarbakır’da her geçen gün çoğalan bisikletlilerden biriyle, Diyarbakır Bisiklet ve Doğa Sporları Kulübü’nden (Dibidosk) Önder Özbey ile Sivil Sayfalar için konuştuk&#8230;</strong></p>
<p><strong>Önce sizi biraz tanıyalım isteriz, sizin bisikletle ilişkiniz ne kadar eski ve nasıl başladı? </strong></p>
<p>Teknoloji tasarım öğretmenliği yapıyor, ekolojiyle ilgileniyor, zaman buldukça bisikletime atlayıp fotoğraf çekmeye, şehirden uzaklara gitmeye çalışıyorum. Ayrıca sosyal sorumluluk projelerinde özellikle çocuklara yönelik çalışmalarda aktif olarak yer almaya çalışıyorum. Bisikletle tanışmam ilkokul yıllarıma dayanır, o dönemde ağabeyim bisiklet kullanıyor ve ben de çok büyük bir hayranlıkla onu izliyordum ki, o döneme kadar çok istememe rağmen hem bir bisikletim yoktu hem de bisiklet sürmeyi bilmiyordum. Daha sonra bir bisikletim oldu ve onunla öğrenip bir daha bisikletten inmez oldum. Ortaokul, lise ve de üniversite yıllarında neredeyse yaz-kış, bisikletten inmedim diyebilirim. Bu nedenle de bir çok bisikletli arkadaşla tanışıp uzun ve güzel arkadaşlıklar edindim ki, bu ortak nokta etrafında aslında birçok benzer çalışma ve amacın olduğunu da öğrenmiş olduk.</p>
<p><strong><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-20911 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/22221999_1662662103758477_9007481115072983178_n-640x641.jpg" alt="" width="261" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/22221999_1662662103758477_9007481115072983178_n-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/22221999_1662662103758477_9007481115072983178_n-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/22221999_1662662103758477_9007481115072983178_n-610x611.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/22221999_1662662103758477_9007481115072983178_n-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/22221999_1662662103758477_9007481115072983178_n.jpg 959w" sizes="(max-width: 261px) 100vw, 261px" /> Peki, bu bisiklet topluluğu nasıl oluştu? </strong></p>
<p>Ben bu bisiklet gurubuna sonradan dahil oldum. Topluluğun kurulmasına gelecek olursak; bireysel olarak uzun yıllar bisiklet kullanan birkaç arkadaşın hem birbirleri ile olan arkadaşlıkları, hem internet ortamında birbirleri ile haberleşip bir araya gelmeleri hem de dolaşırken birbirleri ile tanışmalarıyla bir araya gelen bisikletseverlerin oluşturduğu bir grup.</p>
<p>Grup ilk başlarda sadece şehir merkezinde ufak gezintilere başlıyor, sonra çevre köy ve ilçelere turlar düzenlemeye başlıyor. Daha sonraları bu turlarda hem sayının artması hem de diğer illerdeki bisiklet gurupları ile iletişime geçildiğinden ortak etkinlikler ve turlar düzenlenmeye başlanıyor. Bu kapsamda bisiklet yarışları, festivallerine turlarına ve kamplara gidilmeye başlanıyor. Bu da bisikletli sayısın artmasını sağlamış, dolayısıyla görünürlüğün artmasını ve insanların bisiklet kullanmasını teşvik etmiştir.</p>
<h4>Hafta içi şehir içi farkındalık turları düzenliyoruz. Hafta sonları günübirlik çevre köy ve ilçeler turları düzenliyoruz. Kadınlara bisiklet eğitimleri veriyoruz. Çocuklara güvenli bisiklet sürüş eğitimleri veriyoruz. Çocuklarla oyun etkinlikleri düzenliyoruz. Görme engellilerle Tandem bisiklet sürüşleri yapıyoruz. Doğa tahribatlarına dikkati çekmek için turlar düzenliyoruz. Doğa yürüyüşleri ve kamplı bisiklet turları düzenliyoruz.</h4>
<p><strong>Diyarbakır’da yaklaşık on tane bisiklet grubu biliyorum, sizin grubunuzu diğerlerinden ayıran nedir? </strong></p>
<p>Grup Diyarbakır&#8217;da ilk bisiklet grubu olma özelliği taşıyor. Uzun yıllar tek grup olarak çalışmalara devam etti. Bir müddet sonra guruptaki kişi sayısı artığından ve gruptaki kişilerin farklı istek, amaç ve yöntemlerinden kaynaklı ayrılmalar söz konusu oldu. Bu ayrılmaların hepsini destekleyip gerekli yardımlarda bulunduk çünkü ilk önceliğimiz Diyarbakır’daki bisikletli sayısını artırıp, daha bisiklet dostu bir şehir haline getirmek.</p>
<p>Bizim grubu bir arada tutan esas şey çevre, kent, emek ve özgürlükler gibi başlıklarda diğer dayanışma ve kolektiflerle birlikte hareket eden, düzenlediği bisiklet turlarında her yaştan, cinsiyetten, performanstan kişilerin katılmasına özen göstermesi ve bisikletin yaygınlaşması için farkındalık yaratmaya çalışıyor olması&#8230;</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-19677 alignright" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk2-e1509358342714.jpg" alt="" width="349" height="201" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk2-e1509358342714.jpg 630w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk2-e1509358342714-610x351.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk2-e1509358342714-320x184.jpg 320w" sizes="(max-width: 349px) 100vw, 349px" /><br />
Bir bisiklet topluluğu Diyarbakır’da ne yapar, siz neler yapıyorsunuz mesela? </strong></p>
<p>Aslında soruyu ‘bir topluluk Diyarbakır’da ne yapar’ diye sormak gerek çünkü biz şehirle ilgili bir çok şey yapmaya ve yapılan çalışmalara kimi zaman destek, kimi zaman öncülük kimi zaman da engel olmaya çalışıyoruz. Esasen bu amaçlarla bir araya gelen ve bizi bir arada tutan bisikleti merkezimize alarak bu girişimlerde bulunuyoruz.</p>
<p>Yani sadece bisiklet temelli çalışmalar yapmıyor ama yaptığımız çalışmalarda bisikleti merkeze alıyoruz. Örneğin üç yıldır ‘Sürdürülebilir Yaşam Film Festivali’nin Diyarbakır ayağını organize ediyoruz. Hafta içi, şehir içi farkındalık turları düzenliyoruz. Hafta sonları günübirlik çevre köy ve ilçeler turları düzenliyoruz. Kadınlara bisiklet eğitimleri veriyoruz. Çocuklara güvenli bisiklet sürüş eğitimleri veriyoruz. Çocuklarla oyun etkinlikleri düzenliyoruz. Görme engellilerle Tandem bisiklet sürüşleri yapıyoruz. Doğa tahribatlarına dikkati çekmek için turlar düzenliyoruz. Doğa yürüyüşleri ve kamplı bisiklet turları düzenliyoruz. Kampçılık eğitimleri veriyoruz. Zirve tırmanışları düzenliyoruz. Yamaç paraşütü etkinlikleri düzenliyoruz. Belirli günlerde diğer illerle ortak bisikletli etkinlikler düzenliyoruz. Bisikletin daha yaygınlaşması için diğer illerden bisikletlilerle düzenli olarak çalışmalar yürütüyoruz. Herkesin enstrümanını alıp gelerek müzik yapacağı etkinlikler organize ediyoruz. Tırmanış eğitimleri ve doğada bunları uygulayabilecek organizasyonlar düzenliyoruz. Evde kullanılmayan oyuncakları alıp yenileyip yeni sahiplerine ulaştırıyoruz. Belirli dönemlerde ağaç ekimleri yapıyoruz. Bisikletli gezginleri ağırlayıp, onlara eşlik ediyoruz. Kent ile ilgili (Kent konseyi vb.) oluşumlarda yer alarak bisikleti ön plana çıkarıyoruz. Bu etkinlikleri yaparken dezavantajlı guruplarla çalışıyoruz.</p>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-20907 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6-640x425.jpg" alt="" width="292" height="194" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6-640x425.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6-1024x680.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6-1280x850.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6-610x405.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6-320x213.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk6.jpg 2048w" sizes="(max-width: 292px) 100vw, 292px" /><br />
Diyarbakır çok düz bir şehir, çok uygun olmasına rağmen ulaşım için neredeyse hiç bisiklet kullanılmıyor, bunu nasıl değerlendiriyorsunuz? İnsanlar neden bisiklet kullanmalılar sizce?</strong></p>
<p>Aslında son yıllarda bisikletli sayısı oldukça arttı ve sayı artıkça insanlar artık ulaşım aracı olarak da kullanmaya başladı. Ki bu sayı azımsanacak bir sayı değil ve her geçen gün de artmakta. İnsanların bisiklet kullanmamasının birçok nedeni var aslında. Bisiklete bir eğlence aracı olarak ve sadece çocukların kullanacağı bir araç olarak bakılması. Motorlu taşıt sürücülerinin bisikletlilere gereken dikkat ve saygıyı göstermemesi. Bisiklet yollarının yetersiz ve gereken özelliklerde olmaması. Şehir planlaması yapılırken bisikletin yeteri kadar göz önünde bulundurulmaması. Bisiklet park alanlarının yetersiz olması&#8230; Böyle özetleyebiliriz.</p>
<p><strong>21-22 Ekim’de İstanbul’da düzenlenen Bisiklet ve Kent Çalıştayı’na katıldınız, konuşulan başlıklardan notlar paylaşmanızı isteyebilir miyiz? </strong></p>
<p>Don Kişot Bisiklet Kolektifi tarafından 21-22 Ekim 2017 tarihlerinde “Bisiklet ve Kent Çalıştayı 2017” gerçekleştirildi. Tasarım Atölyesi Kadıköy’de (TAK), Kadıköy Belediyesi Bisiklet Birimi, Sokak Bizim Derneği ve TMMOB ŞPO İstanbul Şube’nin de desteğiyle gerçekleştirilen çalıştaya İstanbul dışından Adana, Bartın, Bursa, Diyarbakır, Eskişehir, İzmir, İzmit ve Şırnak olmak üzere 8 farklı ilden yaklaşık 300 kişi katıldı.</p>
<p>Çalıştayda, şehirlerde bisikletin yaygınlaşması, gündelik yaşantıda bisikletin bir ulaşım aracı olarak kullanımının artırılması ve bu bağlamda bisikletçilerin yan yana getirilmesi hedeflendi. Sekiz başlıkta yapılan sunuşlara ek olarak, serbest kürsü ve “Bisikletlinin Yan yana Gelme Felsefesi” başlıklı forum gerçekleştirildi. Çalıştayın her aşaması Periscope aracılığıyla canlı olarak yayınlandı ve yine her aşaması görsel olarak arşivlendi.</p>
<p>“Bisikletin Hukuku&#8221; bölümünde Aysu Melis Bağlan bisikletin hukuki dayanağı, bisikletçinin yasal hakları ve yerel yönetim örneği olarak Kadıköy Belediyesi ile yaşanan süreci ve uygulamaları aktardı.</p>
<p>“Bisiklet ve Medya” bölümünde Bağış Erten ana akım medyanın dünü, bugünü ve bu değişimdeki kırılma noktalarından bahsederek, bisikletin bu medya organlarında hak ettiği değeri görmediğini vurguladı. Bunun değişimin ancak gündelik yaşamda daha fazla bisikletçinin görünür olmasıyla ve kendi hikayelerini yaratmaları ile mümkün olacağına değindi.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20908 alignright" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk3-640x480.jpg" alt="" width="385" height="289" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk3-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk3-610x458.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk3-320x240.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk3.jpg 960w" sizes="auto, (max-width: 385px) 100vw, 385px" /><br />
“Bisiklet Kalp Dostudur” bölümünde Prof. Dr. Ali Serdar Fak, kalp ve damar hastalıklarıyla mücadele, bu hastalıların iyileştirilmesi sürecinde bisikletin katkısından bahsederken, dört mevsim bisiklete binen, işe bisikletle giden kişilerde kalp ve damar hastalıklarına yakalanma ihtimali gözle görülür derecede azalma gözlemlendiğinin altını çizdi. Benzer bir durumun kanser hastalığı içinde geçerli olduğundan bahsedilirken; haftada en az ç gün, her defasında en az 45 dakika, düzenli ve kesintisiz hareket etmek gerektiğinden bahsetti.</p>
<p>İlk günün son sunumu olan “Bisikletli Kadın Olmak” bölümünde İpek Saraç, karakter, estetik ve inatçılık açısından kadın ve bisikleti birbirine benzetirken, son yıllarda kadınların bisikletle yollarda daha rahat olmasına rağmen hala kadın bir bisikletçi olmanın ekstra zorlukları olduğundan bahsetti. Saraç, kişisel antrenman deneyimlerini katılımcılarla paylaşarak sunuşuna son verdi.</p>
<p>İkinci günün ilk sunumu olan “Bisiklet dostu Kent Tasarımı” başlığında Arzu Erturan ve Doç. Dr. Kevser İsmet Üstündağ birlikte oturumu sunarken, bisiklet dostu bir kent tasarımının önemli olduğunu ancak asıl çözümün yeni bir insan tasarımında yattığını belirttiler. İstanbul’da yaşayan 14 milyon vatandaşın sadece beş milyonu ehliyet sahibiyken ve bu kişilerin sadece 3.8 milyonunun taşıt kullandığını, geriye kalan 11 milyonun toplu taşıma kullanan vatandaşı mağdur etmekte olduğunu anlattılar. Yol ve köprü yapımının dünyanın hiçbir yerinde ulaşım sorununa çözüm olamadığını belirterek bisikletin bu konuda ciddi bir alternatif olduğu belirtildi.</p>
<p>Engelli Hakları Forumu’ndan Mahmut Keçeci, “Erişilebilirlik” sunumunda, sorunun sadece engelliler için değil; yaya, bisikletli, çocuk arabalı her kişinin sorunu olduğunu belirtti. Devletin açtığı yarayı tedavi etmek yerine, yaralıyı cezalandırdığını belirten Keçeci, sorunun sadece sağlık sorununa indirgenmesinin çözüm olmadığını, milyonlarca engellinin evlerine hapsedildiğini söyledi. Motorlular duraksamadan yol alabilsin diye yayalar yolun altına veya üstüne yönlendirilirken, bu noktada bisikletlilerin zorluk yaşadığını belirterek “Ya hepimiz engelliyiz ya hiç birimiz engelli değiliz” sözleriyle sunumunu sonlandırdı.</p>
<p>“İki Teker Üzerinden Dünyaya Bakmak” sunumunda Murat Sevinç, bisikletin icat edildiği 19. yy. sonlarından bu yana sadece ulaşım aracı olarak değil muhalif bir hareketin içinde de yer aldığını belirtti. Hayatta her şeyin politik olduğunu belirten Sevinç, “Bugünkü yaşamımız politik bir ağrı içindedir ve biz bunun içinde yaşıyoruz. Ulaşımda politik bir tercih olansa araba yerine bisikleti kullanmaktır” şeklinde sözlerine devam etti. Günümüzde süreci sağlıklı okuduğumuz takdirde bisikletin önümüzdeki süreçte daha da yaygınlaşacağının işaretlerine rastalayabileceğimizin ve bu işaretlerin neler olabileceğine dair devam eden sunuşun bu kısmı dinleyici tarafında ekstra ilgiyle karşılandı. Konuşmasının son kısmında kendisinin bisiklete başlama hikayesine değinen Sevinç, sürecin aslında yürümek fikriyle başladığını ancak daha sonra bu fikrin bisiklet sürmeye evrildiğinden bahsetti. Bisiklete başlamış olmanın, kendisindeki etkilerine de değinerek sunuşunu sonlandırdı.</p>
<p>Çalıştayın son sunuşu “Bir Aktivizm Aracı Olarak Bisiklet” bölümünde, Don Kişot Bisiklet Kolektifi adına Emre Tepe, Merve Vardar ve Gürhan Güven birer sunuş gerçekleştirdiler. İlk olarak sunum yapan Emre Tepe, sokakların dili, anlamı, kamusal alanlarda var olmak ve müştereklere sahip çıkmanın önemini vurguladı. İkinci sunuşu yapan Merve Vardar, aktivist bir kadın bisikletçi olarak hukuki haklarımızın bile aslında uygulanır olmadığını, belediyelerin bisiklet yollarını süs ve reklam çalışması olarak yaptığını söyledi. Trafikte motorlu taşıt kullananlar şiddet ve yabancılaşmayla hayatlarına devam ederken, bisikletçilerin birbirlerine selam veren, sempatik, farkındalığı yüksek ve şiddetsiz bireyler olarak karşımıza çıktığını örneklendirdi. Son olarak söz alan Kaya, dünyada tecrübe edilmiş bisiklet aktivizm hareketlerinde bahsederken, “Bike Chic, Bike Hack, Bicycle Kitchen ve Critical Mass” hakkında detaylı bilgilendirme yaptı. Aktivizm odaklı bisiklet gruplarının ortak özellikleri; yatay olmak, lidersiz olmak, bir fiziki alana tıkılmamak, şiddet içermemek, doğrudan olmak, eşitlikçi, paylaşımcı, çevreci olmak, küreselleşme karşıtı olmak, vegan/vejetaryen olmak, homofobik olmamak, estetik bir biçimde politik olmak şeklinde özetlenebileceğini belirtti.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-20909 alignleft" src="http://sivilsayfalar.overteam.com/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1-640x640.jpg" alt="" width="296" height="296" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1-610x610.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1-320x320.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/10/dibidosk1.jpg 1200w" sizes="auto, (max-width: 296px) 100vw, 296px" /><br />
Serbest kürsü kısmında ise gündelik deneyimlere özellikle bisiklet yollarının yetersizliği ve kullanışlı olmamasına değinildi. Forum kısmında bisikletlilerin yan yana durmasının önemi vurgulanırken, Critical Mass gibi araçlara sahip çıkılmasının ve güçlendirilmesinin önemi üzerinde duruldu. Ekip sürüşlerinin tekil sürüşlere nazaran daha güvenli, farkındalığı daha yüksek olduğu aktarıldı.</p>
<p>Çalıştayda iki gün süren söyleşi, forum ve çalışma grupları ile aşağıda belirtilen maddeleri hayata geçirme konusunda kararlar aldık:</p>
<ul>
<li>Sekiz sunuş başlığına paralel olarak çalışma grupları oluşturulacak ve bu çalışma gruplarının bir ay içerisinde hazırlayacakları deklarasyonlar ile bir kitap çıkartılacak.</li>
<li>Çalışma gruplarının çıkartacağı kitap ücretsiz olarak yayınlanacak, basılı ve dijital formatı en yaygın dağıtım alanına sunulacak.</li>
<li>Çalıştay boyunca çekilen görüntüler en hızlı şekilde internet ortamında yaygınlaşacak.</li>
<li>Bu çalıştayın benzerinin diğer illerde de örgütlenmesi için yerellerdeki bisiklet ekiplerine destek sunulacak.</li>
<li>İstanbul’daki üniversitelerde bu çalıştayın daha küçük formları yapılacak.</li>
<li>Çalıştay her sene tekrarlanacak ve gelişmeler gözlemlenecek.</li>
</ul>
<p><strong>‘Bisiklet Dostu Kent’ kulağa hoş geliyor, Diyarbakır için böyle bir tahayyül mümkün müdür, neden ve nasıl? </strong></p>
<p>‘Bisiklet Dostu Kent’ kavramı çok zor bir durum gibi görünse de Diyarbakır özelinde düşündüğümüzde son yıllarda yapılan düzenlemeler ve girişimlerle geçekleştirilmesi oldukça mümkün olan bir durum. Bunun gerçekleşebilmesi için kentte kentle ilgili çalışmalar yürüten kurum ve kuruluşları beraber çalışmalar yürüterek ortaklaşması ve katılımcı bir karar mekanizması yürütmesi germektedir. Bunun en önemli nedeni, kent planlaması yapılırken bisikletin merkeze alınarak planlama yapılması gerekliliğidir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/10/30/bisiklet-dostu-bir-diyarbakir-tahayyulu/">Bisiklet dostu bir Diyarbakır tahayyülü&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay: Sur’un ruhuna &#8216;el-fatiha&#8217; çoktan okunmuş</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/surp-giragos-ermeni-vakfi-yonetim-kurulu-uyesi-gafur-turkay-surun-ruhuna-el-fatiha-coktan-okunmus/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Reha Ruhavioğlu]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 25 May 2017 14:58:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Amed]]></category>
		<category><![CDATA[Barış Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Ermeni]]></category>
		<category><![CDATA[Osman Baydemir]]></category>
		<category><![CDATA[soykırım]]></category>
		<category><![CDATA[sur]]></category>
		<category><![CDATA[Surp Giragos Ermeni Kilisesi]]></category>
		<category><![CDATA[Surp Giragos Ermeni Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=15062</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Ben gidip Sur’un o halini gördükten sonra… O ruh o kadar bitmiş ki, orayı o halde görmüş biri olarak sersemlemiş vaziyetteyim&#8221; Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesi 25 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından “afet yasası” kapsamında riskli alan ilan edildi ve “acele kamulaştırma kararı” kapsamında kamulaştırıldı. İsmiyle müsemma bu karar, birçok özel mülkün yanında vakıf mülklerini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/surp-giragos-ermeni-vakfi-yonetim-kurulu-uyesi-gafur-turkay-surun-ruhuna-el-fatiha-coktan-okunmus/">Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay: Sur’un ruhuna &#8216;el-fatiha&#8217; çoktan okunmuş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>&#8220;Ben gidip Sur’un o halini gördükten sonra… O ruh o kadar bitmiş ki, orayı o halde görmüş biri olarak sersemlemiş vaziyetteyim&#8221;</strong></h3>
<p>Diyarbakır’ın merkez Sur ilçesi 25 Mart 2016 tarihinde Bakanlar Kurulu tarafından “afet yasası” kapsamında riskli alan ilan edildi ve “acele kamulaştırma kararı” kapsamında kamulaştırıldı. İsmiyle müsemma bu karar, birçok özel mülkün yanında vakıf mülklerini de kapsam içine alıyordu. Acele kamulaştırma kararına karşı bugüne kadar Danıştay’a yapılan başvurulardan sadece birinden sonuç alınabildi. Danıştay, Surp Giragos Ermeni Kilisesi hakkındaki acele kamulaştırma kararı için yürütmenin durdurulmasına hükmetti. Kilisenin yeniden ibadete açılmasından çatışmaların başlamasına, çatışmalar nedeniyle kiliseden mahrum kalınmasından işleyen sürecin nereye vardığına kadar Diyarbakır Ermenilerinin hissiyatını Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay ile konuştuk</p>
<p><strong>-Surp Giragos Kilisesi’nin yıkık hali restore edilerek 2012’de ibadete tamamen açıldı ve o tarihten itibaren kilisede Paskalya bayramları kutlanmaya başlandı. 30 seneden sonra orada kilisenin ayakta kalmış olması, Paskalya’yı kilisede kutluyor olmak nasıl bir duyguydu?</strong></p>
<p>Diyarbakır Ermeniler açısından çok mühim bir yer. İki bin yıl önce Dikranagerd ismiyle Ermenilerin başkentiydi. Yine 1900’lerin başında Diyarbakır nüfusu yüzde 60 Hristiyan yüzde 40 Müslüman’dır ve bu Hristiyanların da yüzde 90 ila 95 kadarı Ermenidir. Artık herkesin bildiği malum ve uzun hikâyeden sonra 80’li yıllarda birkaç Ermeni aile kalmıştı Diyarbakır’da. 90’lı yıllarda faili meçhul olayların yoğunlaşmasıyla birlikte kalan birkaç Ermeni aile de göçünce kilise de sahipsiz kaldı, herhangi bir etkinlik olmuyordu ve yıkılmaya yüz tutmuştu. Kiliseyi onardıktan sonra bazı ilkleri de yaşadık. Paskalyaları yapmaya başladık. Ayinler, vaftizler yapılmaya başlandı. Her şeyden önemlisi de 100 yıldır Surp Giragos Ermeni Kilisesi’nde çan kulesi yoktu, çan çalmıyordu. Malum, 1914-15 yıllarında mevcut çan kulesi yıldırım çarpması sonucu yıkılıyor. O Ermeni Soykırımı hengamesinde bile cemaat yeniden, çok iyi bir mimari ile bir çan kulesi yapıyor. O güzelim çan kulesi, cami minarelerinden yüksek olduğu bahanesiyle 1916’da top atışı ile yıkılıyor. 100 yıldır çan kulesi yoktu,  projenin bir parçası da kilise onarımıyla birlikte çan kulesini yapmaktı. 1914’de yıkılan, soğan başlı dediğimiz Rus mimarisini andıran çan kulesini yapmıştık ve 100 yıl sonra çan sesi geliyordu oradan. O, bizim için en önemli işlerden bir tanesiydi.</p>
<p><strong>-Bu kadar yıkım ve yalnızlıktan sonra bu ilkleri yaşarken sizlerin duyguları nasıldı ve Diyarbakır halkı bu gelişmelere nasıl bakıyordu, nasıl reaksiyon veriyordu?</strong></p>
<p>Geçmişte biliyorsunuz Ermenilere karşı olumsuz tepkiler, ötekileştirmeler vardı. Gâvur, Gavur Mahallesi falan oradan geliyor. Ama biz kilisenin restorasyonuna başlarken vakıf yönetimi olarak kurumları ziyaret etmiştik. Mesela Vakıflar Bölge Müdürlüğü’ne, Valiliğe, Büyükşehir Belediyesi’ne, Sur Belediyesi’ne gittik, tabii maddi-manevi destek de talep ettik. Büyükşehir ve Sur Belediye Başkanları (Osman Baydemir ve Abdullah Demirbaş) bu restorasyonun çok iyi olacağını, şehrimize yeni bir ruh katacağını, buranın sahiplerinden Ermenilerin yaşamın bir parçası olacağını ve dolayısıyla bunu önemsediklerini ve dolayısıyla maddi-manevi destek vereceklerini söylediler. Sağ olsunlar o dönem bazı din âlimlerini topladılar ve hem Ermenilere ait bir mabet yapılacağını hem de şehrin eski sakinlerinin yeniden yaşamın bir parçası olacağını anlattılar ve onlardan da bu konuda destek istediler. Bu ilişkiler çok etkili oldu ve en azından o cenahtan herkesin bakış açısı olumlu oldu. Bu işin manevi boyutuydu ama maddi yönden de destek oldular. Projenin toplam maliyeti 5.5 milyon TL idi, 1 milyon TL’sini Büyükşehir Belediyesi, Osman Baydemir başkanlığında karşıladı. Geri kalan 4.5 milyonu dünyadaki Ermeni cemaatlerinden, diasporadan topladık. Bütün bu süreç maddi-manevi çok olumlu geçti. Geldiler, destek oldular. Kilisemizi günde 500-600 kişi ziyaret ediyordu.</p>
<p><strong>-Çözüm Süreci’nin olumlu havası herkese yansıyordu ve kilisenin en aktif zamanları da bu sürece denk geldi. Sonra süreç bozuldu ve çatışmalar başladı. Hem şehrin esas merkezi olan Sur çatışma alanına dönüştü hem de Surp Giragos Kilisesi çatışmaların tam ortasında kaldı. O süreç sizin açınızdan nasıl geçti? Biz o süreçte alana hiç giremedik ama siz bazen özel izinlerle girip kiliseyi görebildiniz sanırım. Kilise ne durumda?</strong></p>
<p>Evet, ‘barış sürecinin’ getirdiği yumuşamanın az önce söylediklerime çok olumlu katkısı oldu. Çünkü tüccarı, esnafı, halkı, herkes biraz rahatlamıştı. Ama yeniden başlayan silahlı sürecin her şeye etkisi olduğu gibi bizim yaşam alanımızı da etkiledi. Yaşadığımız hayat, nefes alıp verebildiğimiz alanlar yerle bir oldu. En çok etkilenen de biz olduk çünkü, yaklaşık iki sene oldu ve bu süre zarfında ne Paskalyamızı ne ayinlerimizi, ne yılbaşı kutlamamızı, hiçbir şeyimizi yapamaz olduk. Çünkü Gregoryen Ermenilerin yaşam alanı kilisenin ta kendisidir. Sohbetini de orda yapar, çocuğunu da orada evlendirir, nikahını da orada yapar, vaftizini de yapar, bayramını seyranını her şeyini orada yapar. Bu iki sene bizim için hayat kesintiye uğradı. İki senedir sıfırlandı hayatımız, 2010 öncesine döndük.</p>
<p>Valilikten aldığımız özel izinlerle oraya bir iki kere girdik. Onları sorarsanız maalesef artık Sur diye bir yer yok. 7-8 bin yıl birçok kültüre ev sahipliği yapmış, o kadar tarihi geçmişi olan o şehir maalesef yok.</p>
<p>O alanda dört tane kilise var. Üç tanesi Ermenilere ait, bir tane Keldanilerindir.  Ermeni Katolik ve Ermeni Protestan Kiliseleri var, bunların tapusu devlette. Devlet onları daha önce onarmıştı ve halı atölyesi ile kadın merkezi olarak kullanıyordu. Onların ikisi de yıkılmıştı, şimdi devlet yeniden onarıyor, biraz camiye benzetilerek olsa da. Hatta Protestan Kilisesi mimarisinden çok farklı olarak, neredeyse tamamen cami olarak inşa edilmiş. Surp Giragos’un duvarı, çatısı, çan kulesi duruyor bu bizim için büyük bir teselli ama geri kalan her şey tarumar edilmiş. Muhtemeldir ki, uzun bir süre karakol olarak kullanılmış. Duvarlarda yazılar vardı ilk gittiğimde ama sonradan silmişlerdi, izi kalmış. İşte bir asker selam gönderiyor ailesine falan. Ama kurşun izleri falan hep duruyor duvarlarda. İçindeki malzemeler paramparça edilmiş. Vakıf bürosu olarak kullandığımız bir oda vardı, içine girilmiş, bütün mobilya ve evrakları paramparça etmişler. Kitap ve hediyelik eşya satan bir bölümümüz vardı, oradaki materyallerle birlikte yakmışlar. Ciddi bir hasar var.</p>
<p><strong>-Bakanlar Kurulu, Suriçi’ni geçen yıl “acele kamulaştırma” kararı ile kamulaştırdı biliyorsunuz. Surp Giragos Kilisesi de dâhildi bu kamulaştırma alanına. Sonra sizin başvurunuz üzerine Danıştay kararının yürütmesinin durdurulmasına karar verdi. Süreci biraz anlatır mısınız, ne durumda şimdi?</strong></p>
<p>Geçen yıl bu karar alındığında Sur’un yaklaşık yüzde 80’ni kamulaştırılmıştı. Büyükşehir Belediyesi, baro, birkaç kurum daha duruma itiraz etti ama şimdiye kadar bizim başvurumuz dışında hiçbiri karara bağlanmış değil. Ama fiiliyatta karara bağlanan ile bağlanmayan arasında bir fark yok, hepimiz aynı durumdayız, kullanamıyoruz. Neticede Surp Giragos için ‘evet’, yürütme durduruldu. Biz kilisemizi ne zaman kullanabileceğimizi sorduğumuzda -zaten hala yıkım sürüyor orada ve oraya kimseyi sokmuyorlar- orada bize bir tarih vermiyorlar.</p>
<p><strong>-Önümüzdeki süreçte sivil toplumun, kamuoyunun üzerine düşen ne var? Surp Giragos için yürütmenin durdurulması kararı verilmesine rağmen mekanlarınıza giremiyorsunuz hala, bu noktada hak örgütlerinden, sivil toplumdan, Diyarbekir kamuoyundan nasıl bir beklentiniz var?</strong></p>
<p>İnanın şu anda nasıl bir cevap vereceğimi de bilmiyorum. Niye biliyor musunuz? Ben gidip Sur’un o halini gördükten sonra… Sur’un ruhuna el-fatiha, çoktan okunmuş yani. Bu sözlerimden ‘tamam artık, yıktılar, öyle bırakalım’ anlaşılabilir, bir aktivist olarak her zaman bir şeyler yapılmasından yanayım ama yani o ruh o kadar bitmiş ki orayı o halde görmüş biri olarak sersemlemiş vaziyetteyim.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/05/25/surp-giragos-ermeni-vakfi-yonetim-kurulu-uyesi-gafur-turkay-surun-ruhuna-el-fatiha-coktan-okunmus/">Surp Giragos Ermeni Vakfı Yönetim Kurulu Üyesi Gafur Türkay: Sur’un ruhuna &#8216;el-fatiha&#8217; çoktan okunmuş</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Barışın sağlanması için STK’lardan taraf olmamaları beklenmeli&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/baris-icin-stklardan-taraf-olmalari-beklenmemeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Erdal Aktaş]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 23 Mar 2017 11:55:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[AKP]]></category>
		<category><![CDATA[Amed]]></category>
		<category><![CDATA[Barış]]></category>
		<category><![CDATA[CHP]]></category>
		<category><![CDATA[Çözüm Süreci]]></category>
		<category><![CDATA[Cumhuriyet Halk Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[DİKAD]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır]]></category>
		<category><![CDATA[Diyarbakır İş Kadınları Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Dolmabahçe Mutabakatı]]></category>
		<category><![CDATA[Halkların Demokratik Partisi]]></category>
		<category><![CDATA[HDP]]></category>
		<category><![CDATA[İnsan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[İstanbul Kürt Enstütüsü]]></category>
		<category><![CDATA[Kürt meselesi]]></category>
		<category><![CDATA[Newroz]]></category>
		<category><![CDATA[Oslo görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Reyhan Aktar]]></category>
		<category><![CDATA[Şefik Beyaz]]></category>
		<category><![CDATA[sivil toplum kuruluşları]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=12663</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#160; Newroz&#8217;un ardından çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü bu sefer de bölgede faaliyet gösteren Diyarbakır İş Kadınları Derneği’nin başkanı Reyhan Aktar ile konuştuk. Aktar, çatışan kesimlerin sivil toplum kuruluşlarını taraf olmaya zorladığına dikkat çekti. Aktar’a göre sivil toplum kuruluşlarının arabulucu ve &#8216;üçüncü göz&#8217; olarak faaliyet göstermesi halinde süreç daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilirdi.   Sivil [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/baris-icin-stklardan-taraf-olmalari-beklenmemeli/">&#8216;Barışın sağlanması için STK’lardan taraf olmamaları beklenmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Newroz&#8217;un ardından çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarının rolünü bu sefer de bölgede faaliyet gösteren Diyarbakır İş Kadınları Derneği’nin başkanı Reyhan Aktar ile konuştuk. Aktar, çatışan kesimlerin sivil toplum kuruluşlarını taraf olmaya zorladığına dikkat çekti. Aktar’a göre sivil toplum kuruluşlarının arabulucu ve &#8216;üçüncü göz&#8217; olarak faaliyet göstermesi halinde süreç daha sağlıklı bir şekilde yürütülebilirdi.  </strong></p>
<p>Sivil Sayfalar, ‘çözüm sürecini, eksikliklerini ve yeni sürecin imkânlarını’ sivil toplum kuruluşları (STK) ve temsilcileriyle konuşmaya devam ediyor. İstanbul Kürt Enstitüsü kurucularından<a href="https://www.sivilsayfalar.org/yeni-bir-cozum-sureci-kendini-dayatiyor/" target="_blank"> Şefik Beyaz</a>’ın ardından bu sefer de konuyu Diyarbakır İş Kadınları Derneği (DİKAD) başkanı Reyhan Aktar’la ele aldık. Aktar, içinden geçtiğimiz sürecin birçok reformlara gebe olduğunu işaret ederken, STK’ların cesur adımlar atması için kendilerini özgür, varoluşlarını güvence altında hissetmeleri gerektiğini belirtiyor. Aktar aynı zamanda STK’ların taraf olmaya zorlandıkları için etkin olamadıklarının da altını çiziyor.</p>
<p>&#8211;<strong>Öncelikle iki gün önceki Newroz kutlamalarını soralım, Diyarbakır/Amed&#8217;de nasıl kutlandı Newroz? </strong></p>
<p>Beklenen ilginin üstünde bir ilgiyle kutlandığını düşünüyorum. Uzun zaman sonra Diyarbakır’da ilk defa bu kadar kalabalık bir kitle bir araya geldi. Geçmiş yıllarda Newroz’a katılan kamu çalışanlarının bu yıl katılmamaları, geçmiş yıllarda Newroz alanına ücretsiz ulaşım imkanının olmaması, her yıl dikkat çeken sanatçıların ve konukların olmaması, olağanüstü hal durumu, son yıllarda yaşadığımız güvenlik sorunları dikkate alınınca bu yılki katılımın geçen yıllara göre daha dikkate değer olduğunu düşünmekteyim.</p>
<p><strong>-Newroz vesilesiyle çözüm sürecine dönüş hakkında ne düşünüyorsunuz?</strong></p>
<p>Geçmiş yıllara göre kutlama alanındaki görsellerin farklılığı dikkat çekiciydi. Tarafların bu konuda uzlaştığı ve kitlelerini de ikna ettiği görülmekteydi. Newroz vesilesiyle uzlaşının her zaman mümkün olduğu, halkın da buna hazır olduğunu gösterdiğini düşünüyorum.</p>
<h4><strong>&#8220;YENİ BİR SİYASAL UZLAŞI SÜRECİ KAÇINILMAZ&#8221;</strong></h4>
<p>&#8211;<strong>Çözüm sürecine dönüş mümkün mü? Önümüzdeki süreç ne gibi imkanlar barındırıyor?</strong></p>
<p>Yeni bir sürecin çözüm süreci niteliğinde olmayacağı aşikâr ama yeni bir siyasal uzlaşı sürecine olan ihtiyaç da malum ve kaçınılmaz. Devlet 15 Temmuz’dan bu yana içerdeki derin yapılanmaları ile mücadele halinde. Devletin kendini koruma güdüsünün ortadan kalkması, bekası açısından kendini güvende hissetmesi halinde yeni bir uzlaşı masası oluşturacağına inanıyorum. Referandum öncesi mümkün değil bu. Referandum sonrasında çıkacak sonuç bu işin yönteminde önemli olacaktır.</p>
<h4><strong>&#8220;TARAF OLMANIZ BEKLENİYOR&#8221;</strong></h4>
<p>&#8211;<strong>Sivil toplum kuruluşlarının çözüm sürecinde temel eksiklikleri neydi? Barışın egemen olması için nasıl bir tavır sergilemeleri gerekiyordu?</strong></p>
<p>Burada sivil toplum kuruluşlarını eksik görmek haksızlık olur. Savaşan iki kesim arasında arabulucu olmak için savaşan kesimlerin sizleri kabul etmesi ve daha önemlisi uzlaşıya hazır olması gerekmekte. İçinden geçtiğimiz süreçte çatışan kesimlerin uzlaşı konusunda hiçbir istekleri olmadığı malum. Hatta bu durumda sizden arabulucu olmanızdan ziyade sizden tarafınızı belli etmenizi istemekteler. Bu da kendini bu süreçten korumak isteyen, taraf olmak istemeyen sivil toplum kuruluşlarını sessizliğe itmekte. Bunu doğal ve anlaşılır bulmak gerek. Birileri sizi dinlemek istemedikçe ne kadar ses verdiğinizin hiçbir önemi yok. Barışın egemen olmasında, tarafların barışa hazır olması birinci koşuldur.</p>
<h4><strong>“SİVİL TOPLUM KURULUŞLARINA ÜÇÜNCÜ GÖZ OLMA MİSYONU VERİLMELİYDİ”</strong></h4>
<p><strong>-Sivil toplum kuruluşları ne yapsalardı süreç daha iyi yönetilebilirdi?</strong></p>
<p>Çözüm sürecinde sivil toplum kuruluşlarına üçüncü göz olma misyonu yüklenmiş olsaydı, süreç sivil toplum kuruluşlarına açık işleseydi, belki sürecin sekteye uğradığı zaman diliminde etkili olabilirlerdi ama mevcut süreç için etkili olmalarını beklemek anlamlı gelmiyor bana. Sivil toplum kuruluşlarından bir şey beklemek için yeni bir sürece ve söz konusu sürece dahil edilmelerini sağlayacak zemine ihtiyaç var. O da kısa sürede görülmüyor.</p>
<p>&#8211;<strong>Geçmişteki olumlu ve olumsuz tecrübelerden faydalanılarak sivil toplum kuruluşlarının olası yeni süreçte nasıl ve ne gibi katkıları olabilir?</strong></p>
<p>Türkiye’nin bu konuda iyi bir deneyimi olduğu söylenemez. En iyi deneyimi bazı sivil toplum kuruluşu temsilcilerinin de bulunduğu Akil İnsanlar Heyeti’ydi. Sundukları raporların hali hazırda yeterince dikkate alınmadığını görüyoruz ama raporlama sürecine kadar yarattıkları atmosfer çok olumluydu. Birçok ülkenin sivil toplum kuruluşlarıyla beraber yürüttüğü önemli barış ve uzlaşı süreçleri var. Bunlar örnek alınabilir ve Türkiye’ye uyarlanabilir. Tabi sivil toplum kuruluşları da kendilerini özgür, varoluşlarını güvence altında görmeden cesur adımlar atamazlar ve fayda da sağlayamazlar.</p>
<p>&#8211;<strong>Bölge halkının çözüm sürecine yaklaşımı nasıl ve şimdi nasıl? Bölge&#8217;de çözüm süreci inandırıcılığını koruyor mu?</strong></p>
<p>Bölge halkı her zaman çözüm sürecinin tam destekçisi oldu. Süreci iyi yönetemeyen taraflara rağmen sürece olan inancından ve bağlılığından ödün vermedi.  Süreçlerin inandırıcılığını korumasından ziyade, süreçlerin elzem olması meselesi var. Kürtlerin hala bu ülkede çözülmemiş ve çözülmeyi bekleyen sorunları var ve bu sorunların çözümü için birçok yol var. Uzlaşı hangi yolla sağlanacaksa esas yol odur.</p>
<h4><strong>“İÇİNDEN GEÇTİĞİMİZ SÜREÇ YENİ REFORMLARA GEBE”</strong></h4>
<p>&#8211;<strong>Siyasiler Newroz’dan ve bölge halkının Newroz’a katılımından ne gibi mesajlar çıkarmalı?</strong></p>
<p>Cevabı siyasiler vermeli. Bu sorunun yanıtı siyasetçilerde.</p>
<p><strong>-Önümüzdeki sürece dair düşünce ve temennileriniz …</strong></p>
<p>Herkes gibi belirsiz bir bekleyiş içindeyim. Referandum sonrasının siyasal açıdan belirleyici bir süreç olacağını düşünüyorum. Temennim referandum sonrası 2019’a kadar yeni bir seçim süreciyle ülkenin yorulmaması. Çıkacak sonuç ne olursa olsun, içinden geçtiğimiz süreç ciddi reformlara gebe ve bir an önce yeni reformlarla ülkenin rahatlaması gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/03/23/baris-icin-stklardan-taraf-olmalari-beklenmemeli/">&#8216;Barışın sağlanması için STK’lardan taraf olmamaları beklenmeli&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
