<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akran Zorbalığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/akran-zorbaligi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/akran-zorbaligi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 23 Nov 2021 09:04:24 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Akran Zorbalığı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/akran-zorbaligi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8216;Ekonomik Seviyesi İyi Durumda Olan Bir Roman Çocuk Yine ‘Buçuk’ Çocuk Olarak Görülüyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/20/ekonomik-seviyesi-iyi-durumda-olan-bir-roman-cocuk-yine-bucuk-cocuk-olarak-goruluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nursen Aslan]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Nov 2021 07:38:46 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Cisst]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Çocuk Hakları Günü]]></category>
		<category><![CDATA[hapishanedeki çocuklar]]></category>
		<category><![CDATA[roman çocuklar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76136</guid>

					<description><![CDATA[<p>Çocuk hakları çalışanları ile Dünya Çocuk Hakları Günü'nde çocuklar özelinde yaşanan hak ihlalleri ve çözüm önerileri üzerine konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/20/ekonomik-seviyesi-iyi-durumda-olan-bir-roman-cocuk-yine-bucuk-cocuk-olarak-goruluyor/">&#8216;Ekonomik Seviyesi İyi Durumda Olan Bir Roman Çocuk Yine ‘Buçuk’ Çocuk Olarak Görülüyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Ceza İnfaz Sis</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">teminde Sivil Toplum Derneği</span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15"> (</span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15">CİSST</span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15">) </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“Hapiste Çocuk” tematik alan </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">temsilcisi </span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15">Av. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Cansu Şekerci</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, Maya Vakfı </span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">Kaynak Geliştirme ve İletişim Sorumlusu</span></span> <span class="s6"><span class="bumpedFont15">Aslı Ceren Noyan</span></span> <span class="s5"><span class="bumpedFont15">ve </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Roman Hakları Derneği</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">Hayalev</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Merkezi emekçilerinden Av. Göktan Yıldırım ile </span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15">20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü&#8217;nde</span></span> <span class="s5"><span class="bumpedFont15">çocuk hakları, tutsak, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Rom, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Dom</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Lom</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, Abdal ve bütün </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Roman</span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15">  çocuklar</span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15"> özelinde yaşanan hak ihlalleri ve çözüm önerileri üzerine konuştuk. </span></span><span class="s5"><span class="bumpedFont15">Göktan Yıldırım, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ç</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ocuk hakları birbirinden bağımsız görülmemeli ve bütün çocukların eşit haklarına eşit erişime bilme </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">imkanlarının </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">oluşturulması için geç olmadan var olan çocuk yok g</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ören sistemler terk edilmesi gerektiğine vurgu yapıyor.</span></span></p>
<h5 class="s3"><strong><span class="s7"><span class="bumpedFont15">&#8216;Okul Ortamındaki Bütün Bileşenler Roman Çocukları Görmezden Gelmeyi Seçiyor&#8217;</span></span></strong></h5>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Türkiye&#8217; de yasayan roman çocukların </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">eğitime erişiminin önündeki</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> engeller</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">den söz eden Göktan Yıldırım, ö</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ncelikle karşımıza ayrımcılık ve önyargı kavramlarının çıktığına değiniyor: &#8221;Eğitimciler başta olmak üzere okul ortamında bulunan bütün bileşenler Roman çocukları görmezden gelmeyi seçiyor, Roman çocukların başarılı olmayacaklarına inanıyorlar ve kendi kalıp yargıları ile hareket ediyorlar.&#8221; Akran zorbalığının da okul terkinde önemli rol oynadığını belirten Yıldırım, bunun Roman çocuklar için okulları güvensiz kılmakta olduğunu söyledi. </span></span></p>
<blockquote>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Sadece Roman çocukların toplandığı sınıflar ve okullar ise adrese dayalı sistemle beraber yaygınlaşan bir ötekileştirme politikası olarak karşımızda.</span></span></p>
</blockquote>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Roman çocuklara kaliteleri eğitimin  hak olarak görülmediğini söyleyen Yıldırım&#8217;a göre, derin yoksulluk C</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ovid</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> süreci ile beraber derinleşen bir sorun olarak karşımıza çıkmakta. Roman gruplarda her dönem var olan yoksulluk kavramı gün geçtikte derin yoksulluk olarak bir çığa dönüşmekte: &#8220;Ne yazık ki Roman çocukların eğitime erişim engelleri nelerdir diye düşünmeye başladığımızda karşımıza onlarca devlet politikası, toplumda yerleşik kalıp yargılar nefret söylemleri, cezasızlık politikaları, çığ gibi büyüyen derin yoksulluk, çocuk yaşta zorla evlilikler, çocuk işçiliği gibi </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">onlarca sorun karşımıza çıkıyor.&#8221;</span></span></p>
<h5 class="s3"><strong><span class="s7"><span class="bumpedFont15">&#8216;Suçla İlişkilenen Çocukların Risk ve İhtiyaçları Doğrultusunda Koruyucu ve Önleyici Uygulamalar Geliştirmeli</span></span><span class="s7"><span class="bumpedFont15">yiz&#8217;</span></span></strong></h5>
<p class="s3"><span class="s8"><span class="bumpedFont15">Türkiye hapishanelerinin, haklar, koşullar ve uygulamalar bağlamında uluslararası insan hakları standartlarına ve insan onuruna uygun hale gelmes</span></span><span class="s8"><span class="bumpedFont15">i için çalışmalar yürüten CİSST avukatlarından</span></span> <span class="s8"><span class="bumpedFont15">Cansu Şekerci, </span></span><span class="s8"><span class="bumpedFont15">20 Kasım Dünya Çocuk Hakları Günü için hapisteki çocukların yaşadıkları hak kayıplarına</span></span><span class="s8"><span class="bumpedFont15"> dair şunları söyledi: </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">“</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Türkiye’de çocuk hakları maalesef yeterli bir tartışma ortamına sahip değil. Genel olarak çocuk odaklı politikalar yetersiz. Hapishanedeki çocuklar özelinde birkaç şey söylemem gerekirse artık hapsetmeye yönelik cezalandırıcı adalet sistemini terk etmemiz gerekiyor. Suçla ilişkilenen çocukların risk ve ihtiyaçları doğrultusunda koruyucu ve önleyici uygulamalar geliştirmeli, hapsetmenin alternatiflerini benimsemeliyiz. Uluslararası insan hakları metinleri bunu vurguluyor. Türkiye’nin de taraf olduğu Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına Dair Sözleşme, hapsetmenin başvurulacak son yöntem olmasını ve en kısa süreyle uygulanmasını devletlerin bir yükümlülüğü olarak düzenliyor. Yerel mevzuat hapsetmeye alternatif tedbirlerin uygulanması için birtakım düzenlemeler öngörse de genel eğilimin çocukların tutuklanması ve hapis cezası </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">alması yönünde olduğunu uygulamadan çok rahatlıkla görüyoruz. Bir çocuğu hapsetmenin onarıcı hiçbir yönü yok. Aksine hapsetmenin getirdiği hak mahrumiyetleri, çocukların ve gençlerin </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">psiko</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">-sosyal ve sosyoekonomik dezavantajlar yaşamasına neden oluyor.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">”</span></span></p>
<blockquote>
<p class="s3"><span class="s9"><span class="bumpedFont15">T</span></span><span class="s9"><span class="bumpedFont15">ravmanın öğrenme üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya ve okul ortamında </span></span><span class="s9"><span class="bumpedFont15">travmaya</span></span><span class="s9"><span class="bumpedFont15"> duyarlı bir yaklaşım geliştirmeye çalışıyoruz</span></span><span class="s9"><span class="bumpedFont15">.</span></span></p>
</blockquote>
<p><span class="s6"><span class="bumpedFont15">Maya Vakfı</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">’</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">ndan Aslı Ceren Noyan, doğal afet, pandemi, aile kaybı, göç ve zorbalık gibi sebeplerle psikolojik travmaya maruz kalmış öncelikle 5-24 yaş arasındaki çocuklara ve gençlere psikososyal destek hizmetleri sunduklarını ve çocukların travmayla başa çıkmalarına yardımcı olmak için Psikolojik İyileşme Becerileri (SPR) modelini sanat terapileri metodu ile birleştirip uygulayan ve bu konuda öncülük yapan kurumlar arasında olduklarını belirterek başlıyor sözlerine. </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">Psikolojik travmaya maruz kalmış çocuk ve gençlerle, travmayla başa çıkabilme becerilerini destekleyen sanat terapisi temelli bireysel seanslar ve grup seansları gerçekleştirdiklerini söyleyen Noyan, aileler için ise </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">travma</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15"> hakkında bilgilendirici eğitim ve atölyeler </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">düzenledikleri</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15"> ve e</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">ğitim p</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">rogramlarımızla travmanın öğrenme üzerindeki olumsuz etkisini ortadan kaldırmaya ve okul ortamında travmaya duyarlı bir yaklaşım geliştirmeye çalıştıklarını ekledi. </span></span></p>
<h5 class="s11"><strong><span class="s7"><span class="bumpedFont15">&#8216;E</span></span><span class="s7"><span class="bumpedFont15">konomik Seviyesi İyi Durumda Olan Bir Roman Çocuk Yine ‘Buçuk(!)’ Çocuk Olarak Görülüyor&#8217;</span></span></strong></h5>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Roman çocukların hayatlarının her alanında yoğun</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> hak ihlalleri ile karşılaştıklarına değinen Göktan Yıldırım, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Roman çocukların çok büyük bir kısmının başta derin yoksul ve ayrımcılık-önyargı sorunları nedeni ile</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> temel hakları, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Türkiye’de ve Avrupa’da eğitim hakkı başta olmak üzere Çocuk Hakları Sözleşmesi&#8217;nde belirtilen hak</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">ların hiçbirine erişemediklerini söyledi. </span></span></p>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">&#8221;Meseleyi sadece sınıfsal bir okuma ile yorumlamak sorunludur&#8221;</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> diyen Yıldırım,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> yoksulluğun ciddi bir problem olduğunu ancak ekonomik seviyesi iyi durumda olan bir Roman çocuğun yine ayrımcılığa maruz kaldığını, yine akran zorbalığı gördüğünü ve yine ‘Buçuk(!)’ çocuk olarak görüldüğünü ekledi. Toplumun bütün kesimlerinin eşit haklara erişimini garanti altına alan toplum sözleşmesine ve çocuk haklarını </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">öncelikleyen</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> kanunlara ve yaklaşımlara ihtiyacımız olduğunun altını çizen Yıldırım, &#8221;Çocukları görmezden gelen, çocuklar sanki toplumun üçte birinde fazlasını oluşturmuyormuş gibi kurgulanan, </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">tek tipçi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">, ırkçı, cinsiyetçi  bir sistem içerisindeyiz; ya var olan bu nefret endeksli sistemden vazgeçeceğiz ve yeni bir yaşam inşa edeceğiz ya da her gün geçici </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">önericiklerle</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> kendimizi kandıracağız. Çocuklar için başka bir yaşam mümkün diyorsak hep beraber yeni bir yaşamı inşa etmeye </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">başlamalıyız.&#8221;</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> dedi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">.</span></span></p>
<h5 class="s3"><strong><span class="s7"><span class="bumpedFont15">&#8216;Türkiye Hapishanelerinde Çocuklar, Ulaşılması Güç Bir Grup&#8217;</span></span></strong></h5>
<p class="s3"><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Cansu</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> Şekerci</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">,</span></span> <span class="s4"><span class="bumpedFont15">Türkiye hapishanelerindeki çocukların ulaşılması güç bir grup olduğunu belirtip, b</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">u sebeple yaptıkları çalışmalarda bu çocukların katılımını sağlamakta zorluk çektiklerine değindi. Şekerci&#8217;ye göre bu zorluğun temel nedenleri, mevzuattaki sınırlılıklar ve idarelerin hak temelli çalışan sivil toplum örgütlerini dışarıda tutma eğilimleri. Olabildiğince Türkiye’nin herhangi bir hapishanesinde tutulan çocuklara ve gençlere ulaşarak hapsedilmekten </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">kaynaklanan</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> hak ihlallerine ilişkin destek olmaya ve bu ihlallerin önüne geçilmesini sağlamaya çalıştıklarını söyleyen Şekerci, h</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">apishanelerin çocukların bedensel, ruhsal, sosyal ve toplumsal gelişimlerini sağlamaları için uygun yerler olmadığını hatırlattı: &#8221;</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Çocukların bu gelişimlerini sağlamak da yine devletlerin görevi. </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">O yüzden temelinde hapishane ortamındaki bir çocuk çocukluğunu yaşama ve gelişme hakkından mahrum kalıyor.</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Pandemi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> dönemini hala atlatamamış durumdayız, hapishanelere salgının önlenmesi için ciddi tecrit uygulamaları getirildi. Gelinen noktaya bakıldığında </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">1,5 yılı aşkın süredir var olan bu uygulamalar, sistemin adeta normali haline geldi. Bu dönemde çocukların dış dünyayla iletişimleri son derece kısıtlandı, zamanlarını daha iyi değerlendirebilecekleri etkinlikler iptal edildi. Tüm günlerini koğuşta geçirmeleri kapalılığın getirdiği psikolojik sorunların artmasına yol açtı. Tabi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> hapishanelerdeki bağımsız izlemenin önündeki engeller </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">pandemi</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> döneminde de katlanarak artınca karanlıkta kalan pek çok ihlalden endişe duyduğumuzu hatırlatmak isterim</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> çünkü tecridin artması, şiddeti tetikleyen bir faktör</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">.&#8221;</span></span></p>
<h5 class="s11"><strong><span class="s9"><span class="bumpedFont15">&#8216;Öğretmenler 39 Sınıftan Toplamda 612 T</span></span><span class="s9"><span class="bumpedFont15">ravmatik</span></span><span class="s9"><span class="bumpedFont15"> Deneyim Not Ediyorlar&#8217;</span></span></strong></h5>
<p class="s11"><span class="s10"><span class="bumpedFont15">2019 yılında devlet okullarında Travmaya Duyarlı Okul programları kapsamında gerçekleştirdikleri araştırmada</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">, </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">çocuklar ve gençler arasında post-</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">travmatik</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15"> stres, endişe bozuklukları, yas ve kaygı gibi ruh sağlığı durumlarının old</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">ukça yaygın olduğunu söyleyen </span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">Aslı Ceren Noyan</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">, b</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">u araştırma kapsamında öğretmenlere 9 adet, </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">travmatik </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">deneyimden oluşan bir liste verildiğini ve sınıflarındaki öğrencilerden bu deneyimlere maruz kalanları not etmeleri istendiğini belirtti: &#8221;Araştırma sonucunda ö</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">ğretmenler 39 sınıftan toplamda 612 </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">travmatik </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">deneyim not ettiler. Bu durum </span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15">travmanın</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15"> çocuklar arasında oldukça</span></span><span class="s10"><span class="bumpedFont15"> yaygın olduğunu ortaya koyuyor.&#8221;</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s12"><span class="bumpedFont15">Cansu Şekerci son olarak, a</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">landa çalışan, dayanışma içinde oldukları tüm sivil toplum örgütleriyle birlikte ortak bir dertleri olduğunu söyledi; çocuk hapishanelerinin kapatılması: &#8221;Çocukların güvenli alanlarda </span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">psiko</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">-sosyal açıdan desteklenerek içlerinde bulundukları olumsuz durumdan uzaklaşmalarının sağlanması. Bu gerçekleşene kadar da yasa yapıcıların, uygulayıcıların ve alandaki tüm çalışmacıların</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15"> çocukların</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15"> tutulma şartlarının iyileştirilmesi </span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">için </span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">gerekli sorumluluğu üstlenmeleri </span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">gerektiğini bir kez daha si</span></span><span class="s6"><span class="bumpedFont15">zin aracılığınızla hatırlatalım.&#8221;</span></span></p>
<p class="s3"><span class="s6"><span class="bumpedFont15">Göktan Yıldırım ise,</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> artık Türkiye’de anadili </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Romanes</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> veya </span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">Domari</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15"> olan çocuk sayısı çok az olduğuna değinerek, &#8221;Toplumsal hafızada ciddi bir yeri olan ve çocuk hakları sözleşmesinde yer alan anadil meselesini es geçmemek gerekiyor. Roman çocuklara anadillerini öğrenebilecekleri ort</span></span><span class="s4"><span class="bumpedFont15">amlar geç olmadan sağlanmalıdır.&#8221; dedi.</span></span></p>
<p>Kapak görseli: <em>Marc Martin</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/20/ekonomik-seviyesi-iyi-durumda-olan-bir-roman-cocuk-yine-bucuk-cocuk-olarak-goruluyor/">&#8216;Ekonomik Seviyesi İyi Durumda Olan Bir Roman Çocuk Yine ‘Buçuk’ Çocuk Olarak Görülüyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Yaşam Koşulları Mültecilerin Hem Zorbalığa Uğramalarına Hem de Zorbalığı Kullanmalarına Sebep Oluyor&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/26/yasam-kosullari-multecileri-hem-zorbaliga-ugramalarina-hem-de-zorbaligi-kullanmalarina-sebep-oluyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Hatice Aktay]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 26 Nov 2020 08:50:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Göç - Mülteci Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[mülteci]]></category>
		<category><![CDATA[Süreyya Köroğlu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=61434</guid>

					<description><![CDATA[<p>Mülteciler Derneği Psikolojik Danışmanlarından Süreyya Köroğlu, mültecilerin dil bariyeri, içinde yaşadıkları toplum ve kendi kültürleri arasındaki çatışmalar, aile içi faktörler ve yaşam koşullarının hem zorbalığa maruz kalmalarına sebebiyet verdiğini hem de zorbalığı kullanmalarına yol açtığını söylüyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/26/yasam-kosullari-multecileri-hem-zorbaliga-ugramalarina-hem-de-zorbaligi-kullanmalarina-sebep-oluyor/">&#8220;Yaşam Koşulları Mültecilerin Hem Zorbalığa Uğramalarına Hem de Zorbalığı Kullanmalarına Sebep Oluyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Akran zorbalığı nedir? Bunu en çok hangi yaş aralığı çocuklar yaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-61457 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/sureyya-koroglu-640x853.jpg" alt="Süreyya Köroğlu" width="265" height="353" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/sureyya-koroglu-640x853.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/sureyya-koroglu-1024x1365.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/sureyya-koroglu.jpg 1200w" sizes="(max-width: 265px) 100vw, 265px" />Akran zorbalığına kısaca fiziksel, psikolojik ve sözel şiddetin sürekli hali diyebiliriz. Zorbalık genellikle saldırganlıkla karıştırılıyor. Zorbalığın temelinde karşı tarafa egemenlik kurma ve korkutma arzusu yatıyor. Saldırganlıkla birbirine benzemekle beraber, kurbanla zorbalık yapan kişi arasında fiziksel, ekonomik ya da sosyal olarak nitelendirebileceğimiz bir güç dengesizliği oluyor. Akran zorbalığı, benzer yaş gruplarındaki çocuklar arasında daha çok görüldüğü için maalesef okullarda çokça karşılaştığımız bir durum. Her yaş grubunda görülmekle beraber daha çok 7-14 yaş arası çocuklarda karşılaşıyoruz.</span></p>
<p><b>‘A</b><b>kran</b><b> Zorbalığının Mülteci Çocuklar Üzerindeki Etkisi’  konulu bir makale hazırladınız. Konuyla ilgili gözlemlerinizi bizimle paylaşır mısınız?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci çocuklar ebeveynlerine göre yeni toplumsal yaşamın daha merkezindeler. Okula gidiyorlar, mahallede oyun arkadaşları oluyor, yerel halktan komşuları ile iletişimi onlar sağlıyorlar hatta evde anne –babalarına Türkçe öğretiyorlar. Onların dünyası evin içi ve dışı olmak üzere ikiye ayrılıyor. Farklı kültürler ve diller arasında uyum sağlamaya çalışırken bir taraftan da eğitim sürecinde başarılı olmak için ek çaba sarf ediyorlar. Bizler de Mülteciler Derneği bünyesindeki Psikolojik Danışmalar olarak mülteci çocuklara bu uyum sürecinde destek olmaya çalışıyoruz. Tabi bu kapsamda geniş bir gözlem yapma imkanı da bulmuş oluyoruz. Alanda gözlemlediğimiz belli başlı sorunlardan biri maalesef akran zorbalığı. Akran zorbalığı pek dile gelmeyen fakat hem yerel halk hem de mülteci çocuklar arasında sıkça karşılaştığımız bir durum. Bende ilgililerin dikkatini buraya çekmek amacıyla konuyu ele almak istedim.</span></p>
<p><b>Mülteci çocuk ve ergenler akran zorbalığını en çok hangi alanlarda ve neden  yaşıyor?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteci çocuklar kendilerini tam anlamıyla bir kimliğe, kültüre, dile ait hissedemiyorlar. Çoğu mülteci aile, savaş, çatışma ve göç sürecinde yaşadıkları travmalardan dolayı çocuklarına destek olamıyor, çocuklar travma sürecinde bütün sorunlarla kendileri baş etmek zorunda kalıyorlar. Dil bariyeri, içinde yaşadıkları toplum ve kendi kültürleri arasındaki çatışmalar, aile içi faktörler ve yaşam koşulları hem zorbalığa maruz kalmalarına sebebiyet veriyor hem de zorbalığı kullanmalarına yol açıyor. </span></p>
<p><b>Mülteci çocukların öğrenim yaşamını olumsuz etkileyen temel faktörler nelerdir? </b></p>
<p>T<span style="font-weight: 400;">emel faktörlerden biri ve belki de en önemlisi dil sorunu diyebilirim, çünkü mülteci çocuklar dil bariyeri nedeniyle anlaşılamadığını düşünüp okula gitme isteksizliği duyuyorlar ve ciddi özgüven eksikliği deneyimlediklerini de gözlemliyoruz. Bir diğer husus ise okulda yaşadıkları duygusal, davranışsal ve bilişsel birtakım sorunlar… Bunun dışında aile tutumu, kültürel farklılıklar, ekonomik kaygılar, çocuk işçiliği, toplumsal cinsiyet kalıp yargıları, beslenme ve barınma güçlükleri gibi durumlarda mülteci öğrencilerin öğrenim yaşamını olumsuz etkiliyor. Türkiye’de ikamet eden çoğu mülteci çocuk ikinci dereceden akrabasının yanında kalıyor. İki üç ailenin birlikte yaşadığı mülteci aileleri görüyoruz. Mülteci çocuklar ailesine maddi destek sağlamak için eğitimini yarıda bırakıp bir işe giriyor ve çocuk işçiliği kavramı ile çokça karşılaşmış oluyoruz. Bunun dışında özellikle kız çocukları için erken evlilikte eğitim sürecini olumsuz etkiliyor. Ortaöğretim kademesine devam eden kız öğrenci sayısı totale göre az olan yüzdeliği kapsıyor. </span></p>
<p><b>Yaşadıkları sıkıntılarla ilgili devlet veya stk&#8217;lardan çözüme dair yapılan çalışmalar var mı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mülteciler Derneği Çocuk ve Gençlik Merkezinde 2017 yılından itibaren  mülteci ve sığınmacı çocukların yeni yaşam koşullarına adapte olmalarını kolaylaştırmak amacıyla, eğitim alanında, koruma, kurtarma, iyileştirme ve gelişim alanlarını destekleyici çalışmalar yapıyoruz. Buradaki amacımız mülteci çocukların topluma uyumunu sağlayıp eğitim sürecini en iyi şekilde desteklemek. Bunun için kamu kurum ve kuruluşları ve sivil toplum örgütleriyle iş birliği içerisinde çalışıyoruz. Alandaki Psikolojik Danışmanlar olarak UNCR projesi kapsamında Suriyeli ve Türkiyeli öğrencilerin sosyal uyum sürecinde kültürel değerler farkındalığını arttırmak, sosyal dışlanmayı azaltmak ve akran zorbalığını önlemek için çeşitli atölyeler ve  grup çalışmaları yaptık ve hız kesmeden yapmaya devam ediyoruz. </span></p>
<p><b>İçinde bulundukları durumu göz önünde bulundurursak, yaşadıkları akran zorbalığı çocukların psikolojisinde ne gibi hasarlar bırakıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-61461 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/akran-zorbaligi-1-640x480.jpg" alt="akran zorbalığı" width="369" height="277" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/akran-zorbaligi-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/11/akran-zorbaligi-1.jpg 700w" sizes="(max-width: 369px) 100vw, 369px" />Zorbalığa uğrayan mülteci çocuklar değersiz ve kabul edilmez olduklarını düşünerek kendilerini çevrelerinden soyutluyorlar. Bu da mülteci çocukların okullarında devamsızlık yapmalarına, eğitimlerini yarıda bırakmalarına sebebiyet veriyor. Bunun dışında depresyon, anksiyete gibi psikolojik problemler de yaşayabiliyorlar. Akran zorbalığına maruz kalanlar genellikle göç yaşamış, birincil travmaya maruz kalmış çocuklar oluyor. Bu durum, mülteci çocuklar açısından kayıp nesillerin ortaya çıkmasına, uyum ve toplumla bütünleşme noktalarında da problemlere  yol açabiliyor.</span></p>
<p><b>Mülteci çocukların ruh sağlığını koruyucu ve tedaviye yönelik özellikle okullarda  Psiko-sosyal destek imkânlar sağlanıyor mu?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okullarda ayrımcılık karşıtı bir bilinç uyandırma ve uyum içinde bir arada yaşama konularında içerik ve etkinlikler oluşturuluyor, akran ilişkilerini geliştirmeye yönelik hizmet içi eğitimler veriliyor. Halihazırda okul psikolojik danışman ve rehber öğretmenleri tarafından gerekli yönlendirmeler yapılıp öğrencilere psiko-sosyal destek sağlanıyor, yine benzer şekilde Türk ve mülteci ailelerde farkındalık oluşturmak amacıyla veli akademi seminerleri düzenleniyor. Bunun yanı sıra mülteci çocuk ve gençlere eğitim veren öğretmenlerin hem eğitsel hem de sosyo-kültürel anlamda yeterliklerinin artırılmasını kolaylaştırıcı çalışmalar planlanıyor. Kısacası karşılıklı ön yargıları yıkmaya ve çatışma durumlarını azaltmaya katkı sağlamak amacıyla toplumun her kesimi kendi üstüne düşen görevi yapıyor ve umuyorum ki daha güzel bir gelecek için daha güzel çalışmalar da yapılacaktır. </span></p>
<p><b>Psikolojilerinin yara almaması için veya hayatlarına sağlıklı devam edebilmeleri için sizce akran zorbalığına dair ne gibi çözümler üretilebilir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Okulda, sınıfta ya da evde hepimiz zorbalığı önlemek için bir şeyler yapabiliriz. Aileler ve eğitim sistemi onları koruyup destekledikleri zaman çocuklar bu gibi durumlarla daha kolay baş edebilecektir. Öncelikle çocukların bireysel, sosyal ve duygusal gelişimlerini desteklemek için ailelere büyük bir rol düşüyor. Aileler çocuğu suçlamak yerine güven verici bir tutum sergilemeli ki çocuklar yaşadıkları zorbalığı kendi içinde çözmek yerine ailelerine ve öğretmenlerine rahatlıkla açabilsinler. Okul, burada büyük önem taşıyor çünkü okul, mülteci çocuklarla içinde yaşamaya başladıkları yeni toplum arasında bir köprü görevi görüyor. Okul çocuklar için güven duyduğu ve güzel arkadaşlıklar kurduğu bir ortam sağlar. Bunun için çeşitli sosyo-kültürel etkinlikler yapılabilir. Mülteci öğrencilere Türk akranları ile etkileşim içerisinde, dil öğrenme ve kaynaşma fırsatları oluşturulabilir. Mülteci öğrencileri selamlamak, onlarla konuşmak ve onlara isimleriyle hitap etmek gibi basit ve samimi hareketler bile öğrencilerin okulla ve öğretmenlerle daha güçlü bir bağ kurmalarını sağlayacaktır.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/11/26/yasam-kosullari-multecileri-hem-zorbaliga-ugramalarina-hem-de-zorbaligi-kullanmalarina-sebep-oluyor/">&#8220;Yaşam Koşulları Mültecilerin Hem Zorbalığa Uğramalarına Hem de Zorbalığı Kullanmalarına Sebep Oluyor&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;da Akran Zorbalığı ve Flört Şiddeti Raporu Yayınlandı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/11/istanbulda-akran-zorbaligi-ve-flort-siddeti-raporu-yayinlandi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 11 Feb 2019 12:19:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kent]]></category>
		<category><![CDATA[Nirengi Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Çok Geç Olmadan İstanbul projesi]]></category>
		<category><![CDATA[ergen istismarı]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[istanbul]]></category>
		<category><![CDATA[nirengi dernegi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=35058</guid>

					<description><![CDATA[<p>Nirengi Derneği'nin Çok Geç Olmadan İstanbul Paydaş Analizi ve Politika Raporuna göre; çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddeti ülkemizde yaygın, ciddiye alınması gereken, ama önlenebilir toplumsal bir sorundur. Bu konuda herkesin yapabileceği birtakım aktiviteler olmakla beraber kamu kurum ve kuruluşları bağlamında atılması gereken çok önemli adımlar bulunmaktadır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/11/istanbulda-akran-zorbaligi-ve-flort-siddeti-raporu-yayinlandi/">İstanbul&#8217;da Akran Zorbalığı ve Flört Şiddeti Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Nirengi Derneği</strong>&#8216;nin <span class="m_-3036315512208438978redactor-invisible-space">Çok Geç Olmadan İstanbul projesi kapsamında ergen istismarı, akran zorbalığı ve flört şiddeti konularını ele alan paydaş analizi ve politika raporu yayınlandı.</span></p>
<p><span style="text-decoration: underline;"><span class="m_-3036315512208438978redactor-invisible-space"> Raporun yönetici özeti şu şekilde;</span></span></p>
<p>Ülkemizde her üç çocuktan birisinin istismara uğradığı gerçeği ile yaşıyoruz. TBMM, Sağlık, Aile, Çalışma ve Sosyal İşler Komisyonu’nun 7 Nisan 2018 tarihli tutanak dergisinde yer alan veriye göre cinsel istismar vakalarının ancak yüzde 10-15’i adli makamlara ulaşabilmektedir.</p>
<p>Çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddeti sorunu bir buzdağı formundadır; fark edilen, kamuoyuna yansıyan, adli makamlara gelen vakalar sadece buzdağının görünen kısmını oluştururken buzdağının altındaki durum bilinmezliğini korumaktadır.</p>
<p>Çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddeti toplumsal bir sorundur.</p>
<p>Hiçbir sektör ya da kurumun tek başına çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddetini önleme konusunda kaynakları, yetki ve otoritesi yeterli olmayacaktır. Nirengi Derneği olarak, Çok Geç Olmadan Dur De! Pozitif Gençlik Gelişimi çalışmalarımızda önemli bir sorun alanı olarak gördüğümüz konu; ilgili kurum ve kuruluşların rol ve sorumlulukları, Çocuk Koruma Kanununda (ÇKK) ayrıntılı şekilde belirtilmekle birlikte, kurumlar arası iş birliği ve koordinasyon alanındaki boşluk, vakaların çocuğun yüksek yararına, bütüncül şekilde ele alınmasını, kaliteli ve hesap verilebilir (accountable) bir hizmet sunulmasını engellemektedir.</p>
<p><strong>STK’ların ve Üniversitelerin Öneriler ile Karar Vericileri Desteklemesi Önemlidir.</strong></p>
<p><strong>SONUÇ OLARAK,</strong> çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddeti ülkemizde yaygın, ciddiye alınması gereken, ama önlenebilir toplumsal bir sorundur. Bu konuda herkesin yapabileceği birtakım aktiviteler olmakla beraber kamu kurum ve kuruluşları bağlamında atılması gereken çok önemli adımlar bulunmaktadır. Bu adımların atılmasında karar vericilerin ve kamu görevlilerinin görevi ve sorumluluğu bulunurken, STK’lar, üniversiteler, fon sağlayan vb. kuruluşların da somut ve ülkemize uyarlanabilir öneriler ile karar vericileri desteklemesi önemlidir. Vatandaşların ve ailelerin de çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddeti konusunda öncelikle kendi tutum davranışlarının sonuçlarının farkında olması önemlidir. Ek olarak, vatandaşların, çocuk-ergen istismarı, akran zorbalığı, flört şiddeti konusunda karar vericilerin ve kamu görevlilerinin adım atmasını talep etmek ve izlemek hakkı ve sorumluluğu bulunmaktadır.</p>
<p>Raporun tamamına<a href="https://www.sivilsayfalar.org/portfolio/nirengi-dernegi-cok-gec-olmadan-istanbul-paydas-analizi-ve-politika-raporu/" target="_blank" rel="noopener"> şuradan</a> ulaşabilirsiniz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/02/11/istanbulda-akran-zorbaligi-ve-flort-siddeti-raporu-yayinlandi/">İstanbul&#8217;da Akran Zorbalığı ve Flört Şiddeti Raporu Yayınlandı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Akran zorbalığı eğitimi Mardin&#8217;de</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/13/akran-zorbaligi-egitimi-mardinde/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 13 Dec 2017 13:17:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Eğitim]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[akran zorbalığı eğitimi]]></category>
		<category><![CDATA[Her yerde Sanat Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Mardin]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=20780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği  (SHU-DER) Diyarbakır Şubesi ve Her Yerde Sanat Derneği&#8216;nin 12-13-14-15 Ocak 2018 tarihleri arasında, Mardin&#8217;de düzenleyeceği  “Akran Zorbalığı” konulu eğitim katılımcılarını bekliyor. Eğitimin duyurusu şöyle: Akran zorbalığı; aynı yaş grubunda olan çocuk ve ergenlerin birbirlerine veya tek bir kişiye karşı fiziksel, sözel ve duygusal şiddet içeren, örseleyici, zarar verici davranışlarda bulunmaları halidir. Söz [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/13/akran-zorbaligi-egitimi-mardinde/">Akran zorbalığı eğitimi Mardin&#8217;de</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Sosyal Hizmet Uzmanları Derneği </strong> (SHU-DER) Diyarbakır Şubesi ve <strong>Her Yerde Sanat Derneği</strong>&#8216;nin 12-13-14-15 Ocak 2018 tarihleri arasında, Mardin&#8217;de düzenleyeceği  “Akran Zorbalığı” konulu eğitim katılımcılarını bekliyor. Eğitimin duyurusu şöyle:</p>
<p>Akran zorbalığı; aynı yaş grubunda olan çocuk ve ergenlerin birbirlerine veya tek bir kişiye karşı fiziksel, sözel ve duygusal şiddet içeren, örseleyici, zarar verici davranışlarda bulunmaları halidir. Söz konusu araştırmalar akran zorbalığının öğrencinin okul başarısını olduğu kadar ruh ve beden sağlığını da yakından etkileyen ve müdahale gerektiren bir şiddet türü olduğu gerçeğini doğurmaktadır. Son dönemlerde ise akran zorbalığı çok farklı bir boyutta karşımızda çıkmaktadır. Suriye iç savaşından sonra ülkemize göç etmiş olan ailelerin çocukları okullarda ve toplumsal yaşamda bu zorbalığa daha fazla maruz kalabilmektedirler.</p>
<p>SHU-DER Diyarbakır Şubesi ve Her Yerde Sanat Derneği işbirliğiyle 12-13-14-15 Ocak 2018 tarihleri arasında, Mardin‘de dört gün sürecek olan “Akran Zorbalığı” konulu bir eğitim gerçekleştirilecektir. Eğitim tamamlandıktan sonra MEB onayı ile okullarda öğretmenlere Akran zorbalığı konusunda bilgilendirme çalışması yapılacaktır. Eğitimi tamamlamış olan katılımcılara “Katılım Sertifikası” verilecektir ve bu kişiler bahsedilen bilgilendirme çalışmalarını gerçekleştirebileceklerdir.</p>
<p>Çalışmanın Destekçisi Sivil Düşün AB Programıdır.</p>
<p>Program dahilinde Mardin dışından sınırlı sayıda katılımcının konaklaması sağlanacaktır.</p>
<p>Program boyunca öğle yemeği ve ara ikramlar olacaktır.</p>
<p>Mardin dışından eğitime gelecek olan sınırlı sayıda katılımcının yol masrafı karşılanacaktır.</p>
<ul>
<li>Çocuklarla aktif olarak çalışan veya çalışma isteği olan</li>
<li>Yerel kültür ve yerelde yürütülen çocuk çalışmaları hakkında bilgi sahibi olan,</li>
<li>Kişiler arası iletişim becerisi olan, kendini ifade edebilen,</li>
<li>Konu ile ilgili bilgileri geliştirme, uygun öğrenme ve eğitim süreçlerine aktif olarak katılabilecek,</li>
<li>Sahada çalışma yürütebilecek,</li>
<li>Ekip çalışmalarına yatkın, üretken ve çocuklarla çalışma konusunda motivasyona sahip, dinamik bir ortamda gönüllü olarak çalışma yapabilecek olan,</li>
<li>Mardin’de ikamet eden veya kalma olanağı olan,</li>
<li>Sivil Düşün ve Her Yerde Sanat Derneği işbirliği ile birlikte gerçekleştirilecek olan bu çalışmaya gönüllü katılım sağlamak isteyenler eğitime başvurabilirler.</li>
</ul>
<p>Başvuru formundaki sorular eksiksiz olarak doldurup, form en geç<strong> 25 Aralık 2017</strong> tarihine kadar gönderilmelidir. Bu tarihten sonra iletilen formlar kabul edilmeyecektir.</p>
<p>Not: Çalışma hakkında bilgi ve sorular için aşağıdaki e-posta adreslerinden ulaşabilirsiniz</p>
<p><a href="mailto:kmrnordk@gmail.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer">kmrnordk@gmail.com</a></p>
<p><a href="mailto:shuahmetkeles@gmail.com" target="_blank" rel="noopener noreferrer">shuahmetkeles@gmail.com</a></p>
<p>Başvuru formu için <a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSfIhxfGL-0xOCQeLvim6gXJ0Vz6YjrCHKfsf7fZP66IYiYksQ/viewform" target="_blank" rel="noopener noreferrer">tıklayın.</a></p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/12/13/akran-zorbaligi-egitimi-mardinde/">Akran zorbalığı eğitimi Mardin&#8217;de</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 11 Apr 2017 12:32:14 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Toplumsal Cinsiyet]]></category>
		<category><![CDATA[Akran Zorbalığı]]></category>
		<category><![CDATA[Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddet]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[FARE]]></category>
		<category><![CDATA[FEMIFESTO]]></category>
		<category><![CDATA[flört şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan]]></category>
		<category><![CDATA[hayvan hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Hilal Esmer]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[mobbing]]></category>
		<category><![CDATA[Özge Özgüner]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Büyüktaş]]></category>
		<category><![CDATA[Şehlem Kaçar]]></category>
		<category><![CDATA[Sivil Hikayeler]]></category>
		<category><![CDATA[suç]]></category>
		<category><![CDATA[taciz]]></category>
		<category><![CDATA[tecavüz]]></category>
		<category><![CDATA[Tecavüz Kriz Merkezleri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=13181</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;. Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.* -Öncelikle bu [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz&#8221;.</strong></p>
<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nden Şehlem Kaçar, Hilal Esmer, Pınar Büyüktaş ve Özge Özgüner’le derneğin çalışma alanlarını, kampanyalarını, karşılaştıkları tepkileri ve yürüttükleri politikaları konuştuk.*</p>
<p><strong>-Öncelikle bu derneği neden kurdunuz, nasıl bir ihtiyaca yönelik kurdunuz ve şu an ne noktadasınız?</strong></p>
<p><strong>Özge</strong>: Özel olarak bu alana odaklanan bir dernek veya oluşum yoktu. Kadın örgütleri içerisinde, cinsel şiddet önemle üzerinde durulan ve mücadele edilen bir şiddet biçimi. Fakat oralarda kadınlarla sınırlı kaldığını düşündük, çok geniş bir alan aslında. Kadınlarla birlikte, çocuklara, LGBTİ+’lere, göçmenlere, hayvanlara, engellilere yönelik cinsel şiddeti bütünsel olarak, Kuir feminist bir yaklaşımla anti-hiyerarşik bir yerden ele alma ihtiyacımızdan doğdu diyebilirim.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Öncesinde cinsel şiddete karşı kadın platformu vardı. Bazılarımız bu platformun içerisindeydik, oradan da beslenerek bugüne geldik.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: 2012 gibi üzerinde konuşmaya başladık. 2014’e kadar ara ara toplanarak öz-yardım materyalleri, görseller üretmeye başladık. Çeviriler yapmaya başladık. Tecavüz Kriz Merkezleri’nin yurt dışındaki sitelerine baktık. Dernek aslında melez bir dernek ve herkesin cinsel şiddet odaklı kendi motive olduğu gündemlere yönelik üretmek istediği politikalara, savunuculuk ya da materyal sağlamaya odaklanıyor. Bu amaçla bir araya gelip oluşmuş bir derneğiz.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hayvan hakları üzerinde çalışan arkadaşlar var Özge gibi. Mülteciler alanında çalışanlar var, çocuk/gençlik alanında çalışanlar var. Medya alanında çalışıyoruz biz Pınar’la. Özge’yle aynı zamanda görsel materyal üretmeye çalışıyoruz. Görseller üzerinden biraz daha yoğunlaşmaya çalıştık çünkü az kişiyiz ve ilk başta bilinmeyen bir yerden de başlamak istedik. Çünkü cinsel şiddet nedir bilinmiyor.</p>
<p><strong>-Kavram tartışmalarınız oldukça etkileyici. Altı tane gerçekleşmiş gördüğüm kadarıyla. Bu tartışmaların sonuçlarını nasıl özetlersiniz?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: “Bunu Yapabiliriz” diye 2015 Aralık’ta bir kampanya başlattık, 2016 boyunca sürdü. Kampanya kapsamında “Bunu Yapabiliriz” diye bir blog<a href="#_ftn1" name="_ftnref1">[1]</a> açtık. Oraya kavram tartışmalarının beş tanesinin kısa raporunu koyduk. Örneğin, tecavüz kriz merkezleri üzerine; cinsel şiddet dayanışma merkezi mi danışma merkezi mi tecavüz kriz merkezi mi denilsin tartışması vardı. Hayatta kalan nedir, mağdur nedir, fail nedir? Bunların çıktıları var. Niye sapık demiyoruz niye fail diyoruz gibi. Bunları tartışmaya açmak amacıyla zaten kavram tartışmalarını başlatmıştık.</p>
<h4><strong>“CİNSEL ŞİDDETE KARŞI ANA AKIM OLMAYA ÇALIŞIYORUZ”</strong></h4>
<p><strong>-Bir de futbol üzerinden yaptığınız kampanyalar var. O kampanyalarla ilgili ne diyebilirsiniz? Nasıl başladınız, nasıl karar verdiniz, nasıl ilerledi sizin için?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Fenerbahçeli bir taraftarın cansız mankene Galatasaray forması giydirip taciz etmesi, sonra da yakması olayı oldu. Olay sosyal medyada çok tepki gördü. Bilgi Üniversitesi’nden bir arkadaş “Biz bu konuda dava açmak istiyoruz, bunu dernek üzerinizden yapabilir miyiz?” diye sordu. Bize gelen bir teklifle başladı yani. Suç duyurusunda bulunuldu, daha sonra da dava açıldı. Davalar dışında kulüplere bir protokol imzalatabilir miyiz dedik, en azından cinsiyetçi küfür ve pankartlara karşı biz bir şeyler yapacağız diye bir protokol imzalasınlar, niyet ortaya koysunlar istiyorduk. Böyle bir şey olamadı ama. Yine de bir talepler listesi oluşturduk<a href="#_ftn2" name="_ftnref2">[2]</a>. Kulüpler bu konuyla mücadele etmek istiyorsa önce yönetimlerine kadın kotaları getirsinler, altyapılarında cinsel taciz eğitimleri versinler, sporcuları eşlerine şiddet uygularsa ve buna benzer bir şey yaparsa yaptırımda bulunsunlar, taraftarlarına da Passolig üzerinden caydırıcı yaptırımlar uygulasınlar gibi. Bu süreçte başka tepki çeken bir olay daha oldu, tekrar suç duyurusunda bulunduk. Bir de ilk olaydaki taraftar ceza aldı, olumlu bir şey bu tabii ki. Tüm bu gelişmeler üzerinden futboldaki cinsiyetçi ayrımcılık ve tribün şiddeti üzerine kampanyalarımızı devam ettirelim dedik.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Olaylarla birlikte, yapılanın bir cinsel şiddet türü olduğu en azından görünür oldu. Bunun cezası var, bu bir suç, o yüzden çok iyi oldu dava süreci. Ve suç duyurularında bulunmaya başladık. Mesela Antalyaspor maçlarının birinde, Antalyaspor diğer takıma gol attığı zaman kutlamak için tribünlerde tecavüz marşı dedikleri, Nuri Alço’yla özdeşleşen şarkı çalıyordu. Bunun için suç duyurusunda bulunuldu. Antalya’da bir avukat arkadaşımızla çalışarak, Antalya Kadın Danışma ve Dayanışma Derneği’yle beraber suç duyurusunda bulunduk.</p>
<p>Bunlar dışında bir de ‘FARE’ diye bir ağ var. Futboldaki ayrımcılığa karşı uluslararası eylemlilikler yapan bir ağ. Futbolda cinsiyetçiliğe son ve futbol herkes içindir hashtagleriyle bir sosyal medya kampanyası ve futbolda cinsiyetçiliğe karşı bir turnuva düzenleyerek bu kampanyaya dahil olduk. Yirmi gün boyunca bir sosyal medyacıyla çalıştık, görseller ve videolar ürettik. Bu konuda bayağı bir görünür olduk, gazetelere çıktık. Türkiye’de bizim dışımızda Ankara’dan Sportif Lezbon homofobi karşıtı bir turnuvayla kampanyaya destek verdi. Türkiye Futbol Federasyonu da futboldaki ayrımcılığa karşı, bir futbolcunun üzerine FARE ağının tişörtünü giydirip bir tane tweet attı.</p>
<p>Türkiye Futbol Federasyonu’nu (TFF) da biz taraf olarak görüyoruz. Cinsel şiddeti önlemek için ne yapıyorlar, tribünlerde ne gibi önlemler alıyorlar önemli bizim için. Veya bu kültürün kendisini önlemek için yaptırım, uygulama veya koruyucu önleyici bir yaklaşımda bulunuyorlar mı? Biz bunları kendilerinden dinlemeye ihtiyaç duyuyoruz. O yüzden mayıs ayında bir sempozyum düzenleyeceğiz futbol ve cinsel şiddet üzerine. Orada da TFF’den de yetkilileri çağırmayı planlıyoruz. Akademisyenleri de çağırmayı planlıyoruz. Futbol ayağı böyle.</p>
<p>Biraz aslında, mesela biri geliyor, “Benim bu konuda bir derdim var, burada böyle bir şey oldu ve bu cinsel şiddet” diyor. Biz de “Beraber bir şey yapalım” diyoruz. Böyle gelişiyor.</p>
<p><strong>-Bir de medya çalışması var gördüğüm kadarıyla. Hak temelli habercilik broşürü de var. Nasıl karar verdiniz, nasıl işledi süreç?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Kavram tartışmalarıyla beraber oldu aslında bu biraz. Medyada çıkan haberler çok kötü. Ve bizim üstüne konuştuğumuz mitleri yeniden üreten haberler çıkıyor. Biz de dedik ki medyayla ilgili bir şeyler yapmamız lazım. Kavram tartışmalarından sonra medyadaki habercilere “şunu yapın bunu yapmayın” gibi bir yerden yaklaşalım diye konuştuk ve “medya çalışanının kendine notları” üzerine görseller çıkarttık.  Sonra araştırırken Kanada’dan FEMIFESTO diye bir örgütün medyaya yönelik “Use the right words” diye bir kitapçıklarını bulduk. Onlarla bağlantıya geçtik, biz bu kitapçığı çevirmek istiyoruz dedik. Ama süreçte yerlileştirme sorunu da oldu biraz.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Kanada kanunlarıyla ilgili yerleri Türkiye’deki duruma göre yerelleştirmeye çalıştık. Basın manşetlerinde mesela Nevin Yıldırım’la ilgili yapılan başlıkları örnek verdik. Ya da başka cinsel şiddetle ilgili olaylarda Türkiye’de çok kullanılan kötü örnekler, klişeler varsa onları kullandık.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Sonra Hilal bunun dizaynını yaptı ve düzeltmelerini yapıp FEMİFESTO’yla da bir anlaşma imzalayarak iki bölümünü yayınladık. Şimdi yürüttüğümüz medya projesiyle de tüm kitapçığı çevireceğiz.</p>
<p><strong>-Görselleriniz de oldukça öne çıkıyor. O görselleri hazırlarken nasıl bir süreç işlettiniz? Yaygınlaşmaya dair misyonu nedir sizce?</strong></p>
<p><strong>Hilal</strong>: Özge’nin şahane tasarımlarından çıktı 10 madde serisi. İlk 10 madde tamamen Nurgül’ün fikriydi. Gördüğü bir metni yerelleştirerek düzelti yapıp paylaştı<a href="#_ftn3" name="_ftnref3">[3]</a>. Bu ilginç olabilir dedi. O görsel acayip patladı, basında da yer aldı. Çok insan tarafından paylaşıldı. Basın açıklamaları, uzun uzun metinler artık okunmuyor. Bizim böyle stickerlara, basit sloganlara ve kısa videolara, görsel olan ve o şekilde paylaşılabilecek şeyleri üretmeye daha fazla ihtiyacımız var.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Bir de en başta güçlendirici etkisi olsun istedik görsellerin. Neler yapılmış, neler yapılmamış bunlara baktık.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Dijital medya üzerinden düşündüğümüzde görsellerin yaygınlaştırılmasının kolaylığı da önemli. Örneğin; sosyal medyada küçük bir görseli açıp bir telefondan okumakla uzun bir makaleyi okumak arasında çok büyük fark var. Var olan araçları da birazcık hesaba kattığımızda o zaman tabii ki görseller daha erişebilir oluyor. Orada bir stickerdaki üç kelime daha akılda kalıcı olabiliyor uzun bir metindense. Uzun bir metin okumak isteyenler için de kaynaklar var tabii, yok değil. Ama bence öyle bir etkisi de var.</p>
<h4>“CİNSEL ŞİDDETİN ONLARCA ÇEŞİDİ VAR”</h4>
<p><strong>-Derneğinize dışarıdan gelen tepkiler ne oldu peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Cinsel şiddet görünmez ya da sessiz kalınan bir alan olduğu için, ne gerek var gibi bakılabiliyordu sanki başta. Sonra insanlar seslerini çıkarmaya başladılar son 3-4 yıldır. Biliyorsunuz ve bir sürü olay yaşadık. Özgecan oldu, basın ilgi gösterdi buralara. Ondan sonra biraz daha bizim derneği yoğun bir arama, ilgi ve paylaştıklarımızı takip etme de olabildi. Bir de biraz da alan açmayla ilgili bir şey bu. Biz de bu alanda çıktığımız için biraz daha tepkiler biraz nötrden ya da negatiften daha pozitife gitti sanki diye gözlemliyorum.</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Olumsuz anlamda şöyle tepkiler olabiliyor: Mesela Beşiktaş’lı birkaç taraftar grubunun bu kanlı çarşafı temsil eden, Japon bayrağı diye açtıkları flamalar vardı. Gerdek gecesini sembolize ettiğini söylüyorlar. Biz onları paylaştığımız zaman “zaten bunlar kötü, bir de siz mi gösteriyorsunuz, niye reklamını yapıyorsunuz” tepkileri olmuştu. Sanki fail bizmişiz ve yapılanı işaret etmemeliymişiz gibi. Ya da bir şeye dikkat çektiğimiz zaman, örneğin Metro firması otobüsündeki muavinin mastürbasyonu, mağdur olan kişinin üzerine boşalması olayında, o zaman bize diyorlar ki “bunlar çok ayıp neden bunlardan bahsediyorsunuz”. Sanki fiilin kendisi, fiil için kullanılan şeyler ayıp ve suçmuş gibi davranılıyor. Oysa suç olan bunların rıza olmadan ve şiddet, aşağılama amaçlı yapılması. Reglden, kandan, meniden vs.den utanmıyoruz, bunlar suç değil. Bunların kullanılma amacı, biçimi suç ve şiddet. Bu cinsel davranışla cinsel şiddet ayrımı meselesinde insanların kafası bayağı karışık. O kısımlarda çok dikkatli tepki verilmesi gerekiyor. Verdiğimiz röportajlarda, yaptığımız açıklamalarda, neyin aslında yanlış ve suç olduğu, neyin olmadığı gibi konularda konuşmaya çalışıyoruz. Bir taraftan da insanların kaldıramayacağı, baş edemeyeceği, dehşet içeren içerikler de üretiliyor. Psikolojiyi bozan birçok haberi zaten haber niteliği taşımadığı, dili kötü olduğu ve şiddeti tekrar ürettiği, pazarladığı için paylaşmayı tercih etmiyoruz. Daha güçlendirici şeyler paylaşıyoruz. Web sitemizin rengarenk olmasının sebebi de bu biraz. Bir politikayı dikkatle gütmeye çalışıyoruz orada.</p>
<p>Bir taraftan mitleri de anlatmaya çalışıyoruz. Senin şu yaptığın aslında mağdur suçlayıcılık<a href="#_ftn4" name="_ftnref4">[4]</a> gibi. Tecavüz kitinin ne olduğu bilinmiyor, tecavüz kriz merkezinin ne olduğunu kimse bilmiyor, destek biriminin ne olduğunu, hayatta kalanı bilmiyorlar ve bilinenler de yanlış bilinebiliyor gibi. Çocuk gelin tabiri kullanılıyor mesela istismarda. Zorla evlilik, erken evlilik, rıza inşası, rıza, -rıza yok hayatımızda- ne olduğunu bilmiyorlar. Bilinen şeyler taciz ve tecavüz ama cinsel şiddetin onlarca çeşidi var. Stalking, mobbing, ne bileyim ısrarlı takip, savaş tecavüzleri, bedene müdahale, kürtaj yasası, zorunlu trans geçiş ameliyatları, interseks bebeklere yapılan operasyonlar, sünnet, akran zorbalığı, flört şiddeti&#8230; Bir sürü konu var. Bunları da tartışacağız, tartışmaya açmak istiyoruz ve hiçbir zaman doğrusu bu demiyoruz. Biz bunları bulduk, gelin tartışalım diyoruz.</p>
<p><strong>Pınar</strong>: Kurumsal çalışmalarda derneğin adının da bir dirence yol açtığını biliyoruz bir de. Taciz tecavüz sanki böyle bambaşka bir mefhummuş, cinsel şiddetle hiçbir alakası yokmuş gibi uzaktan bakılıp konuşulabiliyor belki ama cinsel kelimesi bile çoğu insanı rahatsız edebiliyor hatta kurumsal olarak da bazen sıkıntılara yol açabiliyor.  Farklı tali yollar bulmamızı gerektirebiliyor.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Cinsel yazmamak için ellerinden gelen her şeyi yapıyorlar.</p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Hatta e-postalarda ‘spam’ kutusuna düşüyor maillerimiz. Cinsel şiddetle mücadele derneği logosunu da resim olarak yapıştırıyoruz maillerin altına ki, ‘spam’e düşmeyelim.</p>
<p><strong>Özge</strong>: Mesela bir lisede atölye yapacaktık. Milli Eğitim’den onay almak için, sırf cinsel geçtiği için derneğin ismini gönderemediler. Programda geçmedi derneğin adı.</p>
<p><strong>-O alanda çalışamamak, çalıştırmamak için neler olabilir. Dijital alanın bile karşısında, mail bile karşınızda duruyor yani. Çalışma alanınızın yaygınlaşması için nasıl bir politika güdüyorsunuz peki?</strong></p>
<p><strong>Şehlem</strong>: Çalışma alanımız siyasetler üstü. Feminist politika temelinde bir şeyler yapıyoruz tabii. Ama mesela Ensar Vakfı olayında 45 çocuk tacize uğradıktan sonra o komisyonun kurulmaması, kurulup çalışmaması bizi deli etti. Bu çünkü artık başka bir şey. Partiler üstü bir konu. Neden olmadı?</p>
<p><strong>Hilal</strong>: Bir de biz bir tecavüzcünün, tacizcinin ya da cinsel şiddet failinin ceza almasından çok hayatta kalanın iyi hissetmesi, sağaltılması, hakları, hayatta kalanlar verilmesi gereken hizmetler vb. konulara ağırlık vermeyi politik olarak da tercih ediyoruz. Çünkü öteki tarafta “sapığa, canavara daha çok ceza verilsin, idam edilsin, hadım edilsin” denilen ve gündelik hayatlarımızdaki ilişkilenmelere de yerleşmiş koskoca bir cinsel şiddet konusunu, tüm o mağdur yargılamalarını görünmez kılan, mitler üzerinden yürütülen bir algı var. Çok çeşitli, deniz derya bir alan. Çok fazla şey üzerinden konuşulabilir. O yüzden biz daha o kısımlara, konuşulup tartışılması gereken asıl kısımlara girmeye çalışıyoruz. Hukuk davalarına da girdik, müdahil olduk (müdahillik talebinde bulunduk) ama asıl yapmak istediğimiz daha çok materyal, veri üretmek.</p>
<p><a href="#_ftnref1" name="_ftn1">[1]</a> https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/tartismalar</p>
<p><a href="#_ftnref2" name="_ftn2">[2]</a> http://cinselsiddetlemucadele.org/2016/06/28/futbol-kuluplerine-yonelik-oneri-ve-talepler/</p>
<p><a href="#_ftnref3" name="_ftn3">[3]</a> Örneğin; Cinsel şiddeti önlemek için 5 dk. İçerisinde yapabileceğimiz 10 şey, Cinsel istismarla mücadelede ebeveyn olarak yapabileceğiniz 10 şey. Link için bkz: http://cinselsiddetlemucadele.org/gorsel-malzeme/</p>
<p><a href="#_ftnref4" name="_ftn4">[4]</a> Mağdur suçlayıcılık nedir? https://bunuyapabiliriz.tumblr.com/image/157902057852</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>*<em>Bu haber Sivil Sayfalar, Reçel Blog, Kadın Adayları Destekleme ve Eğitme Derneği ve İsveç Baş Konsolosluğu ortaklığında gerçekleştirilen Sivil Toplum Haberciliği Kadın Odaklı Kuruluşlarla Haber Atölyesi ürünüdür.</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/04/11/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-siddete-karsi-guclendirici-bir-politika-mumkun/">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği: Cinsel şiddete karşı güçlendirici bir politika mümkün</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
