<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Akbelen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/akbelen/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/akbelen/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Mon, 24 Jul 2023 13:53:04 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Akbelen arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/akbelen/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Akbelen Savunucuları: &#8216;Sesimizi Duyun, Ağaç Kesimini Durdurun&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/24/akbelen-savunuculari-sesimizi-duyun-agac-kesimini-durdurun/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 24 Jul 2023 13:53:04 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen]]></category>
		<category><![CDATA[İkizköy]]></category>
		<category><![CDATA[Orman]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84679</guid>

					<description><![CDATA[<p>Muğla’nın Milas ilçesinde Akbelen Ormanı’ndaki kömür madenine karşı zeytin ağaçlarını savunan İkizköylüler, bugün başlanan kesim işlemi için yetkililere seslenerek durdurma kararı çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/24/akbelen-savunuculari-sesimizi-duyun-agac-kesimini-durdurun/">Akbelen Savunucuları: &#8216;Sesimizi Duyun, Ağaç Kesimini Durdurun&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Sabah saatlerinde ormana giren kesim araçlarının çam ağaçlarını kestiği belirtilirken 2019&#8217;dan bu yana İkizköy&#8217;de çadır nöbeti tutan köylüler ve yaşam alanı savunucuları yetkililere seslenerek, &#8216;Bu ağaçlar hepimizin canı, sesimizi duyun. Ağaç kesimini durdurun&#8217; dedi.</p>
<p>https://twitter.com/ikizkoydireniyo/status/1683354036823523328</p>
<p>İkizköylülerin avukatları ve çevreciler, bu sabah yürütmeyi durdurma talebi ile mahkemeye başvurduklarını belirtti. Yapılan başvuruda bilirkişi raporuna dikkat çekilerek, “Söz konusu raporla, dava konusu maden işletme projesinin, orman ve içerisinde yer alan ekosistemin geri dönüşü olmayacak şekilde yok olacağı bilimsel olarak tespit edilmiştir” denildi. Başvuruda, “İşlemin uygulanmasıyla telafisi imkansız zararlar meydana gelmeye başlamıştır; şu anda dava konusu işleme dayanarak Akbelen Ormanı&#8217;ndaki ağaçlar hızla kesilmektedir. İçindeki canlıları ile birlikte önemli bir ekosistem yok edilmektedir. Bütün bir ekosistemde telafisi mümkün olmayacak zarara yol açacak ekokırım suçu işlenmektedir. Giderimi imkansız zararların artmasının önlenmesi, dava konusunda verilecek karara kadar Akbelen Ormanı&#8217;nın korunması için derhal yürütmeyi durdurma kararı verilmelidir” ifadelerine yer verildi.</p>
<p>Yıkıma direnen ikizköylüler, &#8216;2 yılı aşkın süredir ağaç kesimine karşı 7/24 nöbetteyiz. İkizköy, Karacahisar ve Çamköy&#8217;de yaşayan köylüler olarak, açtığımız dava sürüyor. Yaşam alanlarımızdan vazgeçmiyoruz. Bu haksız inadınızdan vazgeçin. Topraklarımızı, ormanımızı bırakın!&#8217; diye konuştu.</p>
<p>Tema Vakfı ise konuyla ilgili yaptığı açıklamada, &#8216;M<span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">ilyonlarca canlının yuvası olan Akbelen Ormanı’nı korumak ve yaşatmak için 2 yılı aşkın süredir ormanda gece gündüz nöbet tutuluyor. </span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0">Bugün dünyamız iklim krizinin getirdiği sıcak hava dalgalarının olumsuz etkileriyle boğuşurken Akbelen’deki orman, bu krize neden olan kömür madenciliği sebebiyle yok edilmek isteniyor!</span><span class="css-901oao css-16my406 r-poiln3 r-bcqeeo r-qvutc0"> Ülkemizin dört bir yanında orman yangınlarıyla mücadele edilen bu önemli günlerde, Akbelen Ormanı’nın göz göre göre yok edilmesi kabul edilemez! Bir ağaca dahi zarar gelmemesi için tüm yetkilileri ağaçları korumaya çağırıyoruz!&#8217; dedi.</span></p>
<p><a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/08/20/akbelende-mucadeleye-devam-komur-termik-santralleri-istemiyoruz/" target="_blank" rel="noopener">Akbelen’de Mücadeleye Devam: ‘Kömür Termik Santralleri İstemiyoruz’</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/07/24/akbelen-savunuculari-sesimizi-duyun-agac-kesimini-durdurun/">Akbelen Savunucuları: &#8216;Sesimizi Duyun, Ağaç Kesimini Durdurun&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>2021 Yılının Öne Çıkan Çevre Olayları</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/04/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 04 Jan 2022 10:33:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA VAKFI]]></category>
		<category><![CDATA[2021 Afet Eğitim Yılı]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen]]></category>
		<category><![CDATA[İkizdere]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<category><![CDATA[orman yangınları]]></category>
		<category><![CDATA[TEMA Vakfı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77413</guid>

					<description><![CDATA[<p>TEMA Vakfı 2021’in çevre olaylarını değerlendirdi. 2021 yılında küresel salgın ve orman yangınları başta olmak üzere çok sayıda çevre felaketi, insanların doğa ile uyumlu yaşamaları gerektiği konusundaki bilinç ve farkındalıklarını artırdı. Yıl boyunca çevre gündeminde olumsuz gelişmeler kadar güzel gelişmeler de yaşandı. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/04/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari/">2021 Yılının Öne Çıkan Çevre Olayları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Doğa için çalışmalarına ara vermeden devam eden TEMA Vakfı, 2021’in öne çıkan iyi ve kötü çevre olaylarını değerlendirdi.</p>
<h5><strong><u>2021’in Umut Yeşerten Çevre Haberleri </u></strong></h5>
<p><strong>Türkiye’den Yeni İklim Taahhütleri</strong></p>
<p><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-77420 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-.jpg" alt="" width="336" height="336" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari--160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 336px) 100vw, 336px" />Birleşmiş Milletler İklim Değişikliği Çerçeve Sözleşmesi’nin 26. Taraflar Toplantısı 2020 yılında küresel salgın sebebiyle yapılmamış ve 2021 yılına ertelenmişti. Toplantı öncesi Eylül ayında gerçekleşen 76. Birleşmiş Milletler Genel Kurulu’nda Türkiye Paris Anlaşması’nı onaylayacağını bildirmiş ve 2053 yılında karbon nötr olma taahhüdü vermişti. İklim değişikliğinden en fazla etkilenecek coğrafyalardan biri olan Türkiye, Ekim ayında Paris Anlaşması’nı onaylayarak karbonsuzlaşma hedeflerinde önemli bir adım atmış oldu. Türkiye, 2030 yılına kadar ormansızlaşma ve arazi bozulumunu durdurmayı ve tersine çevirmeyi taahhüt ettiği “Orman ve Arazi Kullanımı Bildirgesi”ni ve kömürün kademeli azaltımını kabul eden “Glasgow İklim Paktı”nı COP26’da imzaladı. Tüm bu gelişmelerle Türkiye, gerçekçi bir hedefle sorumluluk alarak iklim değişikliğini durdurma çabalarına önemli bir katkıda bulunmuş oldu.</p>
<p><strong>Taş ocağı ve termik santrallere karşı nöbet</strong></p>
<p>Muğla’nın Milas ilçesindeki İkizköy Mahallesi sınırları içindeki Akbelen Ormanı’nda, Yeniköy-Kemerköy Termik Santrali’nde kullanılmak üzere linyit madeni işletmesi için olur kararına karşı açılan davada hukuki süreçler devam ederken ağaç kesimleri gerçekleştirildi. Orman yangınlarıyla mücadele eden Muğla’da bir ağaç daha kaybetmek istemeyen yaşam savunucuları ise hukuki süreçler tamamlanmadan gerçekleştirilen kesimlere karşı bölgede nöbet tutmaya başladı. Muğla 1. ve 3. İdare Mahkemelerine açılan davalarda iki mahkeme de yürütmeyi durdurma kararı verdi. Devam eden yargı süreçlerine istinaden 7 Eylül’de gerçekleştirilen ve yöre halkının tepkisi nedeniyle iptal edilen bilirkişi keşfi, Muğla 1. İdare Mahkemesi’nin 7 Aralık 2021 tarihli kararıyla tekrarlandı.</p>
<p>Rize’nin İkizköy’e bağlı İşkencedere Vadisi’nde yapılması planlanan taş ocağı projesine karşı ise yaşam alanlarını savunan köylüler nöbet tutmaya başladı. Doğal varlıklar üzerinde büyük bir tahribata sebep olacak proje aynı zamanda bölge için ekonomik gelir kalemi olan organik çay ve bal üretimini de olumsuz etkileyecek. Rize İdare Mahkemesi’nin kararı sonucu gerçekleştirilen bilirkişi keşfi raporunda, projenin usulsüz olduğu ve taş ocağının yapılmasının uygun olmadığı belirtildi.</p>
<p><strong>Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi ÇED Olumlu Kararı Geçerliliğini Yitirdi</strong></p>
<p>Çanakkale’nin ve Kaz Dağları’nın önemli tarım alanlarını, su varlıklarını ve canlı tür çeşitliliğini tehdit eden “Ağı Dağı Altın ve Gümüş Madeni Kapasite Artışı ve Zenginleştirme Projesi”ne karşı TEMA Vakfı’nın, ÇED Yönetmeliği’nin 14-(4) “ÇED Olumlu kararı verilen proje için yedi (7) yıl içinde mücbir sebep bulunmaksızın yatırıma başlanmaması durumunda ÇED Olumlu kararı geçersiz sayılır” maddesine istinaden Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na yaptığı ÇED iptal başvurusu kabul edildi.  Kaz Dağları başta olmak üzere Çanakkale’de yaşam zaman kazandı.</p>
<p><strong>Fatsa Altın Madeni’ne Yürütmeyi Durdurma Kararı Verildi</strong></p>
<p>Ordu’nun Fatsa’ya bağlı Bahçeler Köyü’nde işletilmekte olan liçli altın madenine karşı Fatsa Doğa ve Çevre Derneği’nin açmış olduğu ruhsat iptali davasına, Samsun Bölge İdare Mahkemesi, telafisi imkansız zararlara neden olabileceği belirtilerek yürütmeyi durdurma kararı verdi. Maden projesinin Şubat 2013 &#8211; Eylül 2016 tarihleri arasında devam edeceği, Eylül 2018’de ise maden sahasının rehabilite edilerek kapatılacağı taahhüt edilmesine rağmen, proje genişletilerek faaliyetlerine devam edilmek isteniyordu. İşletmenin faaliyetlerine devam etmesi, yörenin doğasına, tarımsal üretimine ve insan sağlığına yönelik ciddi riskler barındırıyordu.</p>
<p><strong>Validebağ Korusu’ndan Güzel Haber</strong></p>
<p>Validebağ Korusu’nda yapılması planlanan Rehabilitasyon ve Düzenleme Projesi ihalesi, İstanbul 11. İdare Mahkemesi tarafından hukuka uyarlık bulunmaması sebebiyle iptal edildi. 160 yıllık bir tarihe sahip olan ve 1999 yılında I. Derece Doğal Sit Alanı ilan edilen Validebağ Korusu; önemli bir ekolojik alan olarak 130 kuş, 31 kelebek ve 200 otsu bitki türüne ev sahipliği yapıyor.</p>
<p><strong>Çevre Düzeni Planlarından Sevindirici Haberler</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-77423 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-1.jpg" alt="" width="361" height="361" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-1.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-1-160x160.jpg 160w" sizes="(max-width: 361px) 100vw, 361px" />2009 yılında yürürlüğe giren ve Tekirdağ, Kırklareli, Edirne illerini kapsayan 1/100.000 ölçekli Trakya Alt Bölgesi Ergene Havzası Revizyon Çevre Düzeni Planında bölgede kömürden enerji üretilmesi engellenmişti. Ancak 2013 yılından bu yana yapılan plan değişiklikleriyle, bölgede kömürlü termik santral yapılmasının önü açıldı ve Marmara Ereğlisi, Malkara, Çerkezköy ve Vize’de kömürlü termik santral alanları planlandı. Bu plan değişikliklerine karşı TEMA Vakfı tarafından açılan davaların ilk ikisinde, Marmara Ereğlisi’nde enerji üretim alanı ve tüm Trakya’yı kapsayacak şekilde kömürlü termik santral yapımının önünü açan plan notu iptal edildi. Devam eden davalarda ise 2016 ve 2017 Çevre Düzeni Plan değişiklikleri ile Vize ve Çerkezköy’de planlanan enerji üretim alanları için iptal kararları verildi.</p>
<p>Diğer taraftan, 2009 yılından bu yana Gökçe Barajı ve su toplama havzası ile ilgili hukuki çalışmalar yürüten TEMA Vakfı, Gökçe Barajı Havzası için tehdit oluşturacak ve yapılaşmanın artmasına neden olacak 1/50.000 ölçekli Termal Turizm Merkezi Çevre Düzeni Planı’na karşı itirazlarını yargıya taşıdı. Yalovalıların su hakkını korumak için yargıya taşınan plan için yapılan itirazlar haklı görüldü ve planın Gökçe Barajı Havzası’ndaki suyun miktarı ve kalitesini etkileyecek olan bölümleri iptal edildi. Buna göre; havzanın kısa ve orta mesafeli koruma alanlarında yapılaşmanın artmasına neden olan kararlar ile orman alanlarında turizm bölgesi yapılmasına yönelik kararlar iptal edilmiş oldu.</p>
<h5><strong><u>2021’in Olumsuz Çevre Haberleri</u></strong></h5>
<p><strong>Yüzleşmemiz Gereken Afet: Müsilaj</strong></p>
<p>Marmara Denizi başta olmak üzere Batı Karadeniz ve Kuzey Ege’de Mayıs ayı itibarıyla yoğun bir şekilde deniz salyası (müsilaj) kirliliği yaşandı. Gerekli arıtmalar yapılmadan deşarj edilen evsel/endüstriyel atık sular, derin deniz deşarjları ve yıllardır Marmara Denizi’nin kontrolsüz bir şekilde kirletilmesinin sonucu olan bu kirlilik, birçok canlının da ölümüne sebep oldu.</p>
<p>Marmara Belediyeler Birliği ile Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ortaklığında 6 Haziran tarihinde gerçekleştirilen “Marmara Denizi Koruma Eylem Planı Koordinasyon Toplantısı” sonucunda 22 maddelik eylem planı oluşturuldu. Bu Eylem Planı’na göre; Marmara Denizi’nin tamamını koruma alanı olarak belirleme çalışmaları 2021 yıl sonuna kadar tamamlanacak.</p>
<p><strong>Orman Yangınları Şiddetini Artırdı</strong></p>
<p><img decoding="async" class=" wp-image-77424 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-2.jpg" alt="" width="382" height="253" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-2.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/01/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari-2-350x231.jpg 350w" sizes="(max-width: 382px) 100vw, 382px" />2021 yılı yaz aylarında yaşanan ve afet boyutuna dönüşen orman yangınları Türkiye gündeminin temel konularından birini oluşturdu. Meteoroloji Genel Müdürlüğü verilerine göre son 50 yılın en sıcak ikinci ayı olan Temmuz 2021’de Antalya Manavgat’ta 4 ayrı yerde başlayan yangın, Ağustos ayının ilk yarısına kadar devam ederek, 54 ilde 299 noktaya yayıldı. Türkiye tarihinin en büyük orman yangını felaketlerini oluşturan yangınlarda resmi verilere göre 133 bin hektar orman, 26 bin hektar tarım alanı yandı. 9 kişi ve milyonlarca canlı hayatını kaybetti. Türkiye doğası ve yangın bölgelerindeki yaşam ağır yara aldı.</p>
<p><strong>İklim Krizinin Sonucu Olarak Yaşanan Aşırı Kuraklık ve Sel Felaketleri Ekosistemi Olumsuz Etkiledi</strong></p>
<p>2021 yılında iklim krizi kendini şiddetli kuraklık, ani ve şiddetli hava olaylarıyla gösterdi. Türkiye de bu yılı sel ve kuraklığın tehdidi altında geçirdi.</p>
<p>Aşırı kuraklıklar birçok gölü ve çevresindeki ekosistemi olumsuz etkiledi. Kuraklık ve vahşi sulama nedeniyle kuruyan Tuz Gölü’nde binlerce flamingo yavrusu hayatını kaybetti. Türkiye’nin en büyük gölü olan Van Gölü’nün bazı bölgelerinde 1.5-2 kilometrelik çekilmeler meydana geldi. Sodyum kaynağı olarak büyük bir potansiyele sahip olan Acıgöl’de ortalama su seviyesi 1 metrenin altına düştü. Dünyanın nazar boncuğu olarak bilinen Meke Gölü ise tamamen kurudu.</p>
<p>Diğer yandan Batı Karadeniz’de aşırı yağışlar sonucu meydana gelen sel felaketinde ise 80’den fazla kişi hayatını kaybetti. Sel felaketlerinde en büyük yıkım Kastamonu’nun Bozkurt ilçesinde yaşandı. Ormansızlaşma, dere yatağına yapılaşma ve iklim değişikliğinin bir sonucu olarak gerçekleşen şiddetli aşırı yağışlar, şehrin merkezinden geçen Ezine Çayı’nın taşmasına sebep oldu. Kastamonu, Bartın ve Sinop illeri yaşanan felaket sonrası “Genel Hayata Etkili Afet Bölgesi” ilan edildi.</p>
<p><strong>Atık Barajı Kazaları Yaşam Alanlarını Yok Etti</strong></p>
<p>IV. Grup madencilik faaliyetleri sonucunda son iki yılda altı büyük kaza yaşandı, her bir kaza bulunduğu bölgenin suyuna, toprağına, canlı ve cansız varlıklarına geri döndürülmez zararlar verdi. Aşırı yağışlar sebebiyle Balıkesir’in Ayvalık ilçesinde faaliyet gösteren demir madeninin atık barajı çökerken, ağır metal içerikli atıklar bölgenin en önemli su kaynağı olan Madra Barajı’nı besleyen derelere karıştı. Bir diğer felaket ise Giresun’da gerçekleşti. Şebinkarahisar’ın Yedikardeş Köyü yakınında çalışma yürüten kurşun-çinko-bakır madeninin atık barajının çökmesi sonucu binlerce ton zehirli atık çevreye saçıldı. Yaşanan kaza sonucu ağır metal içerikli atık sular Kılıçkaya Barajı’na ulaşarak Kelkit Irmağı üzerindeki yaşam alanları için çok büyük çevresel riskler oluşturdu.</p>
<p>Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ilgili şirkete 12 Milyon TL ceza keserek bundan sonraki tüm faaliyetlerden men edildiğini açıkladı.</p>
<p><strong>Türkiye’de 15 Kentin Yüzölçümünün %62’si Madenlere Ruhsatlı  </strong></p>
<p>TEMA Vakfı 15 ilde (Çanakkale, Balıkesir, Tekirdağ, Kırklareli, Karaman, Muğla, Afyonkarahisar, Eskişehir, Zonguldak, Bartın, Kahramanmaraş, Tunceli, Erzincan, Ordu ve Tokat) IV. Grup maden ruhsatlarının dağılışlarını ve arazi nitelikleri ile ilişkisini ortaya koyan haritalama çalışmaları gerçekleştirdi. Çalışmanın sonuçlarına göre 15 kentte ortalama ruhsatlık alan oranı %62 olarak tespit edildi. Ruhsatların en yoğun olduğu bölgelerin başında %79 ile Kaz Dağları geliyor. Çanakkale ve Balıkesir’in sınırları içinde yer alan bölgede toplam 1.634 maden ruhsatı düzenlenmiş durumda. Artvin, Eskişehir, Zonguldak-Bartın ve Ordu ise ruhsatlılık oranının %70’in üstünde olduğu kentler olarak dikkat çekiyor. Ormanların ortalama %58’i, tarım alanlarının %60’ı madenlere ruhsatlanmış durumda.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/01/04/2021-yilinin-one-cikan-cevre-olaylari/">2021 Yılının Öne Çıkan Çevre Olayları</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Yaşam Savunuculuğundan Ekofeminizme&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/yasam-savunuculugundan-ekofeminizme/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emet Değirmenci]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 17 Sep 2021 08:02:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Akbelen]]></category>
		<category><![CDATA[ekofeminizm]]></category>
		<category><![CDATA[HES]]></category>
		<category><![CDATA[İkizköy]]></category>
		<category><![CDATA[kadın mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[termik santral]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=74420</guid>

					<description><![CDATA[<p>HES’lere karşı mücadeleden madenlere karşı mücadeleye kadar kısmen kentte yaşayıp da hala kırsalla bağlantısı olan doğa savunucularının çoğu kadındır. Ekmek teknelerinin tahrip olmakta olduğunu çabucak görürler ve eve sahip çıkma ihtiyacı duyarlar. Ancak bu durum o hareketleri kadın hareketi yapar mı? Bence büyük bir soru işareti var burada.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/yasam-savunuculugundan-ekofeminizme/">Yaşam Savunuculuğundan Ekofeminizme&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bir kadının dik durması ya da kadınların dik durması neye bağlıdır?</p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkizköy&#8217;de Akbelen ormanının kesilerek termik santral için altından kömür çıkarılmasına direnen köylüler durumun tarafsız bir gözle irdelenmesi için yargıya başvurmuşlardı. 7 Eylül&#8217;de yol kenarında keşif heyetini bekleyenler arasındaydım. Keşifçiler yöre halkını ve avukatlarını hiçe sayarak hızla alana doğru ilerleyince Neşe Işık’ın simşek gibi aramızdan ayrılıp keşif heyetine ulaşmak için koşmasındaki kararlılığı görecektiniz… Aylardır keşif heyetindeki bilim insanları ve hakimin yörenin flora ve faunası, arkeolojik değerleri ve köylünün geçim kaynakları vb gelecekteki olası etkilerine tarafsız gözle bakmasını bekleniyordu.  Ne yazık ki ilerleyen zamanlarda keşif başlangıcı kadar sürecin de sağlıksız ilerlediği duyumlarını aldık. Avukatlar ve yöreye uzun yıllar emek vermiş çevre mühendisi arkadaşımıza aşağılayıcı ve küçük düşürücü söylemler bir hakim ağzından sarf edilmiş durumdaydı. Oysa yaşam alanı savunucuları o hakimin ve ailesinin ve hatta torunlarının dahi geleceğini savunuyorlardı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Son 20 yıldır birçok ülkenin gerek küresel iklim değişimi nedeniyle gerekse hava kalitesinin canlı sağlığına etkileri nedeniyle termik santraller miladını doldurmuş olarak ilan edildi ve tarihin çöplüğüne karıştı. Rüzgar haritalarına göre Muğla yöresindeki termik santrallerin Mısır&#8217;da dahi partikül zehirlenmesine  yol açtığı tespit edilmiş durumda. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İkizköy&#8217;deki direnişte köylü Neşe Işık arkadaşımızın yüzündeki ışık da bu sağduyunun bilgileriyle donanmış olmasından olmalı… O gerçeğe dayalı bilgiye susamışlığı onun hep dik durmasını sağlıyor olmalı. Çünkü hakikat insanı dik tutar! </span></p>
<h5><b>Bugünlerde Dünyanın Başka Yerlerinde Dik Duran Kadınlar</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 20 yıldır ABD işgalinde olan Afganistan&#8217;dan Ağustos ayında Joan Bieden yönetimiyle askeri gücün geri çekilme anonsu yapıldı. Atakta bekleyen Taliban nedeniyle Afganistan halkının ve özellikle kadınların yaşamı alt üst olmuştu. Can güvenlikleri, günlük yaşamları ve kısacası gelecekleri karartıldı. Bu elbette beklenen bir şeydi&#8230; Ancak belki çoğumuz hala dünya kamuoyundan ümitsizce bir mucize bekliyorduk… Ancak Taliban rejiminden kaçmaya çalışanlar kadar ülkede kalıp direnmeyi seçen  kadınların ayağa kalkıp dik durması uzun sürmedi. Kaotik bir durum olsa da sadece Pencir bölgesinde değil, başka bölgelerden de gelen haberler kadınların artık ortadoğuda patriyarkanın köklerini söküp atma kararlığının fısıltısını duyuruyordu. Daha önce Suriye&#8217;de ISIS gibi Taliban&#8217;ın da namus adı altında önce kadın vücudu ve ruh bütünlüğünü hedef aldığını biliyoruz.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ortadoğu coğrafyası dünyada patriyarkanın en güçlü olduğu bölgelerden biri. Dolayısıyla bu duruma en köklü yanıt veren Rojawa&#8217;da olduğu gibi yine kadın örgütlenmeleri olacağa benziyor. Kadın örgütleri bölgeden uzaklaşmak isteyenlere destek olunabilir ama aslolan orada kalıp bir özgürlük alanı yaratmaktır diyor. </span></p>
<h5><b>Ekolojk Harekette Dik Duran Kadınlarda Ne Eksik?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kırsalda üretici kadınlar genelde biriktirmeye yönelik değil, geçimlik ekonomilerden yana oldukları tarımın ortaya çıkmasından bu yana neredeyse değişmemiştir. Çünkü biriktirmenin kaynağı doğayı fazla kullanmak ve tüketmeye giden yola hizmet ettiklerini bilirler. Dolayısıyla böylesi kadınlar doğaya yalnızca bir gıda sepeti olarak değil, aynı zamanda her bir meyvede ve çekirdekte o gıdanın yetiştiği dünyayı görürler.  Başka bir deyişle doğaya bir kaynak deposu olarak değil, bir ekosistem bütünlüğü orman ya da sulak alan bütünlüğü olarak bakarlar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu bağlamda HES’lere karşı mücadeleden madenlere karşı mücadeleye kadar kısmen kentte yaşayıp da hala kırsalla bağlantısı olan  doğa savunucularının çoğu kadındır. Ekmek teknelerinin tahrip olmakta olduğunu çabucak görürler ve eve sahip çıkma ihtiyacı duyarlar. Ancak bu durum o hareketleri kadın hareketi yapar mı? Bence büyük bir soru işareti var burada&#8230; Biraz daha açmaya çalışırsak; Daha önce köy merkezinde erkeklerin köy meydanı olan kamusal alanda vücudunu küçülterek ve utanarak oradan geçen kadın, yaşam savunuculuğuna soyununca kamusal alanda bilinçsiz de olsa beden diliyle erkek kadar genleşme ihtiyacı duyar. Güvenli duruşu hakikatin yanında olduğundandır. Medya önünde dahi erkeğe göre daha da dik durması bundandır. Çünkü kamusal alanda söz söylemeyi belki de ilk kez keşfetmiştir ve hatta yılların ezilmişliğine genleri meydan okumak ister. Bunu İkizköy&#8217;de Akbelen orman savunmasında gördüğümüz gibi Rize&#8217;de taş ocağına karşı çıkan İkizkdere kadınlarında da görmekteyiz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ancak patriyarkanın diliyle ‘ata toprağını korumak’, ‘dede topraklarının savunmasın’dan söz ederken hem erkekleşerek militarist dille karşısında duran gücü sindirmeyi amaçlayan kadın aynı zamanda patriyarkal dili perçinlediğinin acaba farkında mıdır? O halde bu hareketler içinde kadına gerçek anlamda kalıcı özgürlük alanı nasıl yaratabilir? Bu noktada yaşam savunuculuğunda kültürün önemli bir parçası olan dilin ne kadar önemli olduğuna değinmek isterim. İlmek ilmek yeni bir direniş kültürü örülecekse kadına kalıcı özgürlük alanları kazandırmak önemli olmalı. Bu da ancak ekofeminist politikayla olur. Yoksa yöresindeki hareketler sönümlendiğinde kadınlar o zamanları yalnızca bir anı niteliğinde hafızaların bir köşesinde tanırlar.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sonuç olarak ekofeminist politika öz olarak yaşam savunuculuğuna dayanır. Tabiatı itibariyle tüketime, doğanın materyal olarak görülmesine kısacası kapitalizme karşıdır. Ekofeminizmin tarihine baktığımızda kadınlar yaşam alanlarına (özellikle ormansızlaştırma kapsamında) 18 YY&#8217;da İndus Vadisi&#8217;nde kralın tahakkümüne karşı çıkmaya ve sonra da 1970’lerde Hindistan&#8217;daki </span><i><span style="font-weight: 400;">Chipco</span></i><span style="font-weight: 400;"> hareketine kadar uzanır. O halde bize düşen yaşam savunucusu kadınların feminist politikada nasıl yer alabilecekleri üzerine düşünmemizdir..</span></p>
<p><i><span style="font-weight: 400;">Bu yazıyı tüm yaşam savunucusu kadınlara adıyorum.</span></i></p>
<p><em>Görsel: Getty Images</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/09/17/yasam-savunuculugundan-ekofeminizme/">Yaşam Savunuculuğundan Ekofeminizme&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
