<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Adalar arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalar/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalar/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 13 Jul 2021 05:42:41 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Adalar arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/adalar/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Adalar’da İşgal Altında Olmayan Kıyı Şeridi Yok’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/adalarda-isgal-altinda-olmayan-kiyi-seridi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Jul 2021 13:15:13 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar]]></category>
		<category><![CDATA[Dünya Mirası Adalar Girişimi]]></category>
		<category><![CDATA[Heybeliada Sadıkbey Plajı]]></category>
		<category><![CDATA[SİT alanı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=72674</guid>

					<description><![CDATA[<p>“Artık karşımızda kamu yok, kamu imkanlarını, gücünü kullanan imtiyazlı çıkar grupları var. Bu her yönüyle Adalar’ı, canlılarla, cansızlarla ilişkileri, birlikte yaşama imkanlarını tahrip eder nitelikte.” Dünya Mirası Adalar Girişimi ile Heybeliada Sadıkbey Plajı’nda SİT alanı olmasına rağmen basit onarım izniyle iki yıldır süren inşaatın adalardaki deniz kültürüne ve kıyı peyzajına verdiği tahribatı konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/adalarda-isgal-altinda-olmayan-kiyi-seridi-yok/">‘Adalar’da İşgal Altında Olmayan Kıyı Şeridi Yok’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Heybeliada&#8217;da iki senedir Sadıkbey Plajı olarak bilinen bölgede inşaat devam ediyor. Bu inşaatın doğaya verdiği tahribatla ilgili neler söylersiniz? Bu inşaat, adanın kıyı peyzajında ve insanların denizle ilişkisinde neleri değiştiriyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-72676 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/dunya-mirasi-adalar-girisimi-640x480.jpg" alt="dünya mirası adalar girişimi" width="293" height="220" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/dunya-mirasi-adalar-girisimi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/07/dunya-mirasi-adalar-girisimi.jpg 960w" sizes="(max-width: 293px) 100vw, 293px" />SİT alanında böyle bir inşaat yapmak mümkün değil. Ancak gündelik kullanım ihtiyacını karşılayacak duş, soyunma kabini, sundurma gibi hafif strüktürlere izin veriliyor. Bu da otomatik bir izin değil elbette. Yapılacak işin bölge koruma kurulunun onayından geçmesi ve belediyeden ruhsat alması gerekiyor. Karşımızda bütün kıyı peyzajını, topografyasını alt üst eden ağır bir inşaat var. Demek ki burada bir ihlal, hukuk-dışı bir uygulama var. Bu sorunun görünür hali. Bir de meselenin sürekli karşılaştığımız gibi tekil olmayan, yönetsel, siyasal, hatta anayasal bir çerçeveye uzanan başka bir ihlal boyutu var.</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Bir kere artık karşımızda kamu yok. Kamu imkanlarını, gücünü kullanan imtiyazlı çıkar grupları var. Bu her yönüyle Adalar’ı, canlılarla, cansızlarla ilişkileri, birlikte yaşama imkanlarını tahrip eder nitelikte. </span></p></blockquote>
<h5><b>&#8216;Heybeliada’daki Uygulama Galataport’takinin Bir Benzeri&#8217;</b></h5>
<p><b>Mülkiyeti Darülaceze’ye ait olan bir SİT alanında ağaçların kesilmesi, kıyı peyzajının değişmesi gibi faaliyetler nasıl mümkün olabiliyor? Basit onarım adıyla izin alındığı söyleniyor ama sonrasında kontrol edilmemesinde ihmaller neler sizce?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Darülaceze bilindiği gibi geçmişi modernleşme sürecinin uygulamalarına uzanan bir kamu kuruluşu. Ama mülkün sahibi değil, arazi Hazine’ye ait. Kıyının da sahibi, kamu. Bu kuruluş bir yatırımcı ile anlaşıyor. Büyük ihtimalle bu arazi de kendisine bunun için veriliyor. Böylece kullanım hakkını elde ettiği yeri bir başkasına devrediyor. Devreye giren kuruluş şehirdeki kamu arazilerine kar paylaşımı yöntemiyle AVM’ler, oteller inşa eden yatırımcı bir kuruluş. Dolayısı ile kendisinden bir hizmet beklenmiyor kamu adına. Tam tersine kamu arazisi kendisine kar sağlaması, yatırım yapması için veriliyor. Bu uygulamanın Galataport’tan bir farkı yok. Orası da yarım asır halka kapatıldı, kamu adına. Sonra çeyrek asır boş kaldı, bir duvar gibi denizle ilişkiyi kopardı. Sonra da özelleştirildi. Burada da aynı durum var.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Önce bir şirketin kamusal alan üzerinde böyle bir tasarruf hakkının olmaması, kamunun da halka ait bir yerin kullanımı ile koşulları belirleyerek hizmet alması beklenir. Elbette ki hizmetler için özel kuruluşlar da devreye girebilirler ama kullanım koşulları belirlendikten sonra. Bu aşamada kar amaçlı kuruluşların yer almaması, STK’ların, yerel halkın olması gerekir. Burada tam tersi oluyor, kullanım koşullarını taşeron belirliyor kendi amaçlarına göre. Bu bir hukuk devletinde kabul edilebilecek bir şey değildir. Burası da halktan gasp edilmiş bir yer olacak, tıpkı diğerleri gibi. Bu anayasal hakların ortadan kaldırılmasından başka bir şey değildir. Çözümler için planlama süreçlerine katılacak, deneyimler arasında köprüler kuracak, yerel politikaları etkileyecek bağımsız STK’lar ortada yok, ya da kamusal alana katılamıyorlar, hayırseverlik faaliyetleri ile sınırlandırılıyorlar.</span></p>
<p><b>Sorun sadece Heybeliada ya da Sadıkbey Plajı ile sınırlı değil. Prens Adaları’nın tümünde, dahası tüm İstanbul’da kıyılar işgal altında. Pek çok noktada denize girmek, sahilde güneşlenmek ya paralı ya da yasak. Şu an hakim olan deniz kültürü için neler söylersiniz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kıyılar kamunun, halkın malı. Özelleştirmenin dışında bir başka yöntemin olması gerekir. Örneğin kamusal alanlar özele de taşınamaz ama bunun alternatifi kamu adını kullanan aktörlerin yine bu kamusal alanları gasp etmesi, kendisine imtiyaz sağlaması değildir. </span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">Kamu kavramı türdeş olmayan aktörler arasındaki işleyişler, eylemsellikler ile tarif edilen bir kavramdır. Siyasette çok kullanılıyor ama katılım kavramının hukukla ve demokratik haklarla ilişkisi galiba hala tam anlaşılmış değil.</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">Özelleştirmenin karşısına kimi zaman ‘kamu’ diye özelden daha özel bir model konuyor. Geçmişte Orman Bakanlığı’nın Büyükada’da yapmaya çalıştığı gibi, kamu “dinlenme tesisleri” yapsın, kendisi işletsin.  Buradaki yönetimsellik modelinin tartışılması önemli. Burası nasıl kullanılacak, bu kamusal nitelikli bir soru ve bu da elbette bir yatırımcıya terk edilemez. Ama aynı şekilde ‘kamu’ adı altında yine keyfi bir şekilde yönetilemez. Bunun yöntemleri var. Kamu görevini yerine getirip, yerel bir yönlendirme organı oluşturduktan sonra gerekirse bazı hizmetler alınabilir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bir de prosedürel koşulları var, örneğin AB katılım prosedürlerinde karar verici-yönlendirici organda çıkar grupları, kar amaçlı kuruluşlar yer alamaz. Eğer yer alırsa, ne yapılacağı, nasıl kullanılacağı bilinmeden, kamusal alanın yönetimi piyasa aktörlerine bırakılmış olur. Bu da kamunun ortadan kalkması ya da işgal edilmesi demektir. İşte burada başımıza gelen tamı tamına budur. </span></p>
<p><b>Adalılarla iletişim halinde olmalısınız. Onlar neler anlatıyor bu yaşananlarla ilgili? Deniz yaşamıyla, doğal peyzajla aralarına giren sorunlarla ilgili en çok nelerden şikayetçiler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gücü olanlar kıyı parsellerdeki değerli mülklerin sahipleri. Bunlar yüzlerce metrelik kıyı şeritlerini dikenli tellerle kapatıyorlar. Özel mülktür girilmez tabelaları da asmayı ihmal etmiyorlar. Diğer bir kesim, daha örgütlü bir topluluk kulüplere üye oluyor ve bu şekilde işgale katılıyor. Geriye kalan çoğunluk ise küçük aralıklardan, değnekçilere para ödeyerek denize, kıyıya erişmeye çalışıyor, tıpkı ziyaretçiler gibi. Bu parçalanmış yapı içinde kimlerin seslerini duyurabildiğini, ayrıcalıklara sahip olduğunu tahmin etmek zor değil. Bu kaotik düzen içinde, eşitsizlik yeniden üretiliyor. Farklı kesimler, güçleri oranında kıyıdan yer kapmaya çalışıyor. En altta kalanlar ise eziliyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalar’da işgal altında olmayan kıyı şeridi yok. Ya eskiden “değnekçi” diye tarif ettiğimiz küçük işgalciler gibi yatırımlar yapmayan, az masrafla kar elde etmeye çalışan girişimciler ya da bu işgal edilen alanlardan elde edilen karlarla işini büyüten, yönetimle imtiyaz ilişkileri kuran daha büyük işletmeciler var. Bunların yerel siyaset üzerinde çok önemli etkileri var. Çünkü belediye meclislerini bu çıkar gruplarının temsilcileri oluşturuyor. Her alanda Adalar bu imtiyazlı çıkar grupları tarafından rehin alınmış durumda. Bu yüzden yerel demokrasi, katılım ortadan kalkıyor. Halkın tamamı bu durumdan şikayetçi ama elinden bir şey gelmiyor. </span></p>
<p><b>Marmara Denizi’ni kaplayan müsilaj da şu anki en temel sorunlardan biri. Ada ve deniz kültürünün korunması, deniz yaşamını, doğayı tehdit eden, tahrip eden tüm girişimlerin engellenmesi için hangi politikalar uygulanmalı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Diğer afetler gibi müsilaj da ancak başımıza geldiğinde, görünür olduğunda sorunmuş gibi algılanıyor, tartışılıyor. Müsilaj bir gösterge. Sorunun yalnızca yüzümüze çarpan, görünür hale gelen bir belirtisi. Peki, öncesinde bir sorun yok muydu? Fosfat, deterjanlar patladığında kıyılarda yüzülemez oldu. Tekneler bile hareket edemez oldu. Sonra bu süreç Marmara’nın ölümü ile bitti. Sahiller doldurulunca denizdeki yaşam çeşitliliğine kuvözlük yapan kıyı bandı tamamen imha edilmiş oldu. İşte tam bu aşamada Marmara’da ismi bilinen, ‘tanınan’ 150’den fazla balık çeşidi 5’e düştü ya da artık görülmez oldu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sanki yok oluş çok daha ölçülemeyen, görülemeyen ve müdahale edilemeyen, anlık bir vaka.  Siyasetçilere bakarsanız sorunlar çözülmüştü çoktan. İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri atık suların her damlasını temizleyecekti. Biyolojik arıtma ve kollektörler için 80&#8217;li yıllardan beri muazzam borçlara girildi. Milyar dolar mertebesindeki krediler (ve anormal şişirilen) su faturalarının yarısı biliyorsunuz, atık suya gitti. Hala bunların faturasını İstanbullular ödüyor.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sorunu anlamak için şu soruyu sormak gerekli: Peki günümüzde büyük maliyetlerle gerçekleştirilen biyolojik arıtma tesisleri çalışıyor mu? STK&#8217;lar, bağımsız kurumlar havzaların yönetimine katılıyor, denetliyor mu? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Adalılar, “Kıyılar işgal altında. Denize giremiyoruz” diyorlar. Yetkililer denizin temizliği için Adalar arası kollektörlerin ve Büyükada Kumsal’da ‘İleri Biyolojik Arıtma Tesisleri’nin planlandığını söylüyorlar. Yayınlarında Marmara’nın tertemiz olacağını söylüyorlar: “Sizler, burada yaşayanlar daha ne istiyorsunuz, doğalgaz, su, iletişim, atıklar, alışveriş hepsi, bütün hizmetler tamam. Çöpleriniz toplanıyor. Suyunuz akıyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul’un başka yerlerindeki büyük kredilerle, yatırımlarla gerçekleştirilen mevcut biyolojik arıtma tesisleri bile çalıştırılmıyor. Bunlar planlanırken, projelendirilirken ve işletilirken STK’lar katılamıyor. Bir atık su yönetimi yok. Bilmiyoruz acaba çözüm olarak gördüğümüz ‘Deniz Bakanlığı’ da herkese ait olan denizlerin işletilmesi için piyasa aktörlerine iş alanı açan bir kurum mu olacak? Önce bu seksiyonlaşmış kamu modeli neoliberal saldırıya karşı dirençli değil, bunu tespit etmek gerekli. Şunu söyleyebiliriz: Bu kamu kamu değil, her an işgal edilmeye hazır alanlar üreten bir boşluk. Bunun yerine yerel halkın temsilcilerini içine alan misyon odaklı yapılar oluşturulmalı. Dünyadaki deneyimler bu şekilde gelişiyor. Bu yüzden yerelde, çok öncelikli, çok taraflı, misyon odaklı organlaşmalara ve kıyı yönetimi planlarının hazırlanmasına ihtiyaç var.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/07/12/adalarda-isgal-altinda-olmayan-kiyi-seridi-yok/">‘Adalar’da İşgal Altında Olmayan Kıyı Şeridi Yok’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Adalı Derneklerden Ortak Çağrı: “Ulaşım Sorunu Bütünsel Bir Yaklaşımla Çözülmeli</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/24/adali-derneklerden-ortak-cagri-ulasim-sorunu-butunsel-bir-yaklasimla-cozulmeli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 24 Dec 2019 11:12:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[STK]]></category>
		<category><![CDATA[Ada Gönüllüleri Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Adakademi Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[fayton atları]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=46163</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalı dernekler, fayton tartışmasıyla ilgili yaptıkları ortak açıklamada, “Adalar’ın SİT alanı olduğu gerçeği gözden kaçırılmadan ve ulaşım sorunu temelinde  bütünsel bir yaklaşımla ele alınarak çözüme kavuşturulmalıdır” çağrısında bulundu.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/24/adali-derneklerden-ortak-cagri-ulasim-sorunu-butunsel-bir-yaklasimla-cozulmeli/">Adalı Derneklerden Ortak Çağrı: &lt;br&gt;“Ulaşım Sorunu Bütünsel Bir Yaklaşımla Çözülmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Ada Gönüllüleri Derneği, Adakademi Vakfı, Adalar Vakfı, Arka Güverte, ADYSK (Adalar Denizle Yaşam, Spor ve Kültür Derneği), Burgazada Kültür ve Kalkınma Derneği, Cesaret Derneği, Dünya Mirası Adalar Girişimi, Heybeliada Kütüphane Derneği, Kamino Yelken Spor Kulübü Derneği’nin ortak imzasını taşıyan, &#8216;Adalı sivil toplum kuruluşlarından kamuoyuna duyuru&#8217; başlıklı açıklamada, Adalar’da yılların ihmali ile büyüyen fayton ve at sağlığı sorununun parçalı değil, Adalar’ın SİT alanı olduğu gerçeği gözden kaçırılmadan ve ulaşım sorunu temelinde  bütünsel bir yaklaşımla ele alınarak çözüme kavuşturulması istendi.</p>
<p>Adalar’da ruam nedeniyle 81 atın itlaf edildiği belirtilen açıklamada, “Adalar Kaymakamlığı Adalar’a at giriş çıkışının yasaklandığını duyurdu. İstanbul Valiliği ise, bir dizi önlem açıkladı. Bunlar arasında, faytonlara 3 ay süreyle atların koşulmasının yasaklanması, İSPARK ahırları dışında kalan ve izinsiz-ruhsatsız olan tüm ahırların yıkılması, bir karantina ahırının yaptırılması, dezenfeksiyon-temizlik gibi işlemler var. Daha önce de buna benzer önlemlere başvurulmuş (şubat 2018), ancak ardından beklenen köklü çözümler yürürlüğe konulamamış, kaos-denetimsizlik-kuralsızlık devam etmişti. Konuyla ilgili olarak Şubat 2018’de yaptığımız açıklamada atların belirli süreyle faytona koşulmamasının gerekliliği konusunda kuşkularımız olduğunu belirtmiş, bu süre boyunca Adalar’da ulaşımın nasıl sağlanacağı konusunda bir önlem bulunmaması nedeniyle, ulaşım hakkını zedeleyeceğini ve giderek önü alınmaz bir şekilde yaygınlaşmakta olan bireysel ulaşım araç (akülü) kullanımına meşruiyet kazandıracağını söylemiş&#8230;</p>
<p>Her adadaki faytonların sayısı, kullanım güzergahları, ulaşım ve gezinti aracı tanımları, alternatif toplu ulaşım araçları, bisiklet, akülü ve motorlu araçların kullanımlarını da içeren “ulaşım eylem planı” acil olarak hazırlanmadan ve buna ilişkin önlemlerin zamana yayılmış bir şekilde alınması sağlanmadan yürürlüğe konacak parçalı önlemlerin, var olan kaosu artırmaktan başka bir sonuç vermeyeceğini dile getirmiştik.” Denildi.</p>
<p><strong>İBB’ye Çağrı…</strong></p>
<p>Açıklamada İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ne çağrıda bulunulduğunun altı çizilerek şu konulara dikkat çekildi:</p>
<p>Şu andaki öncelik, hayattaki atların sağlıklı kalmalarıdır. Ruam testleri şeffaf bir şekilde tamamlanmalı, sonuçlar kamuoyuyla paylaşılmalı, faaliyetine izin verilen ahırlarda koşulların yeni salgınlara meydan vermeyecek şekilde iyileştirilmesi için önlem ve denetimler kesintisiz uygulanmalı, Valilik Mahalli Çevre Kurulu kararlarına uygun olarak bir karantina ahırı acil olarak yaratılmalı; ruam hastalığı dahil at sağlığı ve denetimi konusunda uzman veterinerler iş başı yapmalı ve Adalar’daki atların bakım sorumluluğu tümüyle İBB tarafından üstlenilmelidir.</p>
<p>Hazırlıklarını yürütülen ve sonuç aşamasına geldiği söylenen Adalar Ulaşım Eylem Planı bir an önce tamamlanmalı ve sonuçlandırmak üzere katılıma açılmalıdır.</p>
<p>Bütünsel SİT alanı olan Adalar’ın özel durumu dikkate alınarak hazırlanacağını umduğumuz planın, zamana yayılmış ve aşamalı olarak yürürlüğe konmasına; hayvan sağlığı ve haklarının yanı sıra,  ulaşım, istihdam, mülkiyet ve çalışma gibi en temel insan haklarına  duyarlılıkla uygulanmasına özen gösterilmeli; at ve insan ilişkisinin, nostalji ve kültürel haklardan öte karşılıklı haklar ve dayanışma temelinde kurgulanarak yaşatılması için Adalar’ın son şans olduğu unutulmamalıdır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/12/24/adali-derneklerden-ortak-cagri-ulasim-sorunu-butunsel-bir-yaklasimla-cozulmeli/">Adalı Derneklerden Ortak Çağrı: &lt;br&gt;“Ulaşım Sorunu Bütünsel Bir Yaklaşımla Çözülmeli</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Adalı Sivil Toplum&#8221;, Sağlıklı Bir Faytonculuk İçin Tüm Tarafları Çözüme Davet Ediyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/20/adali-sivil-toplum-saglikli-bir-faytonculuk-icin-tum-taraflari-cozume-davet-ediyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 20 Feb 2018 13:18:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hayvan Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Adalar]]></category>
		<category><![CDATA[fayton atları]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=24627</guid>

					<description><![CDATA[<p>Adalar Kaymakamlığı, Hayvan Sağlık Zabıtası Komisyonu tarafından 13.02.2018 tarihinde 6 maddeden oluşan bir tebligat (Ek 1) ilgili kurumlara gönderildi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/20/adali-sivil-toplum-saglikli-bir-faytonculuk-icin-tum-taraflari-cozume-davet-ediyor/">&#8220;Adalı Sivil Toplum&#8221;, Sağlıklı Bir Faytonculuk İçin Tüm Tarafları Çözüme Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Bu tebligatın ilk 3 maddesi atların özellikle söz konusu olduğu kamu sağlığı ile ilgilidir. Kalan 3 maddesi ise adalarda faytonculuğun nasıl düzenleneceği ve ulaşımın nasıl sağlanacağı ile ilgili kararlardan oluşmaktadır.</p>
<p>Adaların bugünü ve geleceğini ciddi olarak ilgilendiren bu tebligatla ilgili Adalar&#8217;da bulunan sivil toplum örgütleri olarak bu açıklamayı yapma gereğini tarihi bir görev olarak görüyoruz.</p>
<p>Bu tebligat ile:</p>
<p>1. Atların sağlığı açısından alınan kararların tam bir kesinlik ve süratle uygulanmasından yanayız. Hijyen koşullarının sağlanması, periyodik temizlik uygulamalarının sürdürülmesi, at giriş çıkışlarının gereken süreler için yasaklanmasını doğru buluyoruz.</p>
<div>
2. “Adalar İlçesi Ruam Kararları” başlığı altında toplanan bir kurulun adalarda faytonculuğun nasıl düzenleneceği ve ulaşımın nasıl sağlanacağına dair hükümler vermesinin doğru olmadığını düşünüyoruz.</div>
<p>Biz Adalar&#8217;da faaliyet gösteren STK&#8217;lar olarak Kaymakamlık toplantısında ulaşıma ilişkin kararların uygulanması durumunda 150 yıldır var olan ve tartışmasız bir şekilde Adalar&#8217;ın kültürel değeri haline gelmiş olan Fayton taşımacılığını yok edeceğini, bir zanaat olarak değerlendirilebilecek faytonculuk mesleğini tamamen ortadan kaldıracağını, eksik kalan ulaşım boşluğunu kanunsuz ve kuralsızca hızla artan akülü araç trafiğine teslim edeceğini düşünüyoruz.</p>
<p>Sağlık gibi acil durumlar dışında plansız yapılan parçalı müdahalelerin hiçbirinin sonuç vermeyeceği ve kaotik ulaşım ortamını daha da kötüleştireceği bir gerçektir. Kent yaşamını ilgilendiren kararlar bir planın parçası olmadan ve yerelde yaşayanlarla yetkili kurumların işbirliği ve katılımı sağlanmadan alınmamalıdır.</p>
<p><strong>Ruam ile mücadele konusunda:</strong><br />
İlgili kurumların açıklamalarından edindiğimiz bilgilere göre, Adalar&#8217;da ilkbahar ve sonbahar dönemlerinde ruam taraması yapıldığı, 2012-2015 yılları arasındaki dört yılda toplam 432 vaka tespit edilmişken, 2016 sonbahar döneminde 20, 2017 sonbahar taramasında da 18 vaka görüldüğü anlaşılmaktadır. Son iki yıldaki azalmaya rağmen, halen ruam hastalığı sorununun devam ettiği ortadadır.</p>
<p>UKOME tarafından 2011 yılında karara bağlanan ancak uygulanmayan Fayton Taşımacılığı Yönergesi uygulandığı takdirde diğer sorunlarla birlikte ruam sorunu da kontrol altına alınacaktır.<br />
Bu kapsamda Kaymakamlık tebligatında yer alan “hayvanların adalara giriş çıkış kontrolleri, taramaların sıklaştırılması, ahırların ve meydanların dezenfeksiyonu gibi rutin önlemlerin yanı sıra, İSPARK Fayton Park alanında karantina ahırı tesis edilmesi kararını doğru buluyoruz.<br />
Bu önlemlere ek olarak, at sağlığı konusunda uzman kadrolu veteriner gözetiminde periyodik sağlık kontrolleri ve tedavileri için bir revir tahsisi, koşulmamış hayvanlar için de padok alanının ayrılması gerektiğini düşünüyoruz.</p>
<p><strong>Fayton taşımacılığı konusunda:</strong><br />
Yaklaşık 150 yıldır sürdürülen ve Adalar&#8217;ın bir kültür değeri olan fayton taşımacılığının bugünkü sorunlarının birinci nedeni bu faaliyeti düzenleyen yasa ve yönetmeliklerin, yetkili birimler tarafından etkin bir şekilde uygulanmamış ve denetimlerin yapılmamış olmasıysa, ikinci neden son 20 yılda 10 kattan fazla artmış olan günübirlik ziyaretçi baskısıdır. Faytoncu esnafı da, kuralsızlığı fırsat gören, sadece kazancını düşünerek hareket eden mensuplarına ses çıkarmayarak, alabileceği önlemleri almayarak ve iç denetimini sağlamayarak  ne yazık ki, faytonculuk mesleğinin imajının başta Adalılar olmak üzere kamuoyu gözünde yıpranmasına yol açan sürecin parçası olmuştur.</p>
<p>Adalar&#8217;da, özellikle de Büyükada&#8217;da faytonculuğun mevcut haliyle sürdürülemeyeceği ortadadır.<br />
Ancak sorunun sadece faytonlar kaynaklı olduğuna inanmıyor; kiralık bisikletler, izinli fosil yakıtlı kamu araçları ve koruma kurulu kararına dayanarak ilçe belediyesince kullanımı sınırlandırılmış olan akülü araçların kullanımlarının da problemin önemli unsurları olduğunu biliyoruz.<br />
Adalar kentsel ve doğal SİT alanıdır ve bu özelliğinin korunması gerekmektedir; SİT statüsüne hükmeden Koruma Kurulları kararlarına göre bisiklet ve fayton adalarda temel ulaşım aracıdır ve bütün yollar yaya yoludur. Bu hukuksal statünün varlığı yok sayılmamalıdır.</p>
<p><strong>Sonuç olarak:</strong><br />
*Adalarda faytonların, bisikletlerin, akülü ve motorlu araçların kullanımına ilişkin mevcut yönetmelikler eksiksiz olarak uygulanmalı ve denetimler düzenli olarak yapılmalı, <strong>ilkeli bir şekilde cezai yaptırımlar uygulanmalı, caydırıcı olunmalıdır.</strong></p>
<p>*Faytonculuğun hem Adalılar için bir hak olan ulaşım talebine hem de ziyaretçi ihtiyaçlarına sağlıklı hizmet verecek şekilde sürdürülebilmesi için bisikletler, akülü araç kullanımları ile birlikte olası alternatif toplu taşıma araçlarının da ele alındığı, ilgili tüm tarafların katılımı ve ortak görüşü ile hazırlanacak “<strong>Adalar</strong> <strong>Ulaşım Eylem Planı”</strong>na ihtiyaç her zamankinden daha acil olarak gündemdedir.</p>
<p>Saygıyla duyururuz.</p>
<p><strong>ADALI SİVİL TOPLUM KURULUŞLARI: </strong></p>
<p><strong>Ada Gönüllüleri Derneği</strong><br />
<strong>Adalar Denizle Yaşam ve Spor Kulübü Derneği</strong><br />
<strong>Adalar Vakfı</strong><br />
<strong>Burgazada Kültür ve Kalkındırma Derneği</strong><br />
<strong>Heybeliada Gönüllüleri Derneği</strong><br />
<strong>İstanbul Adaları Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Derneği</strong></p>
<p><strong>DESTEKÇİ SİVİL PLARFORMLAR:</strong></p>
<p><strong>Adalar Dünya Mirası Grubu</strong><br />
<strong>Arka Güverte &#8211; Heybeliada</strong><br />
<strong>Kınalıada Platformu</strong></p>
<p><strong>EKLER: </strong><br />
(1)Adalar Kaymakamlığı tarafında 05.02.2018 tarihinde yapılan tebligatın kopyası,</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/02/20/adali-sivil-toplum-saglikli-bir-faytonculuk-icin-tum-taraflari-cozume-davet-ediyor/">&#8220;Adalı Sivil Toplum&#8221;, Sağlıklı Bir Faytonculuk İçin Tüm Tarafları Çözüme Davet Ediyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
