<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>8 Mart Reklamları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/tag/8-mart-reklamlari/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/8-mart-reklamlari/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Fri, 08 Mar 2024 09:54:06 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>8 Mart Reklamları arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/tag/8-mart-reklamlari/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Tek Engel Kendimizmişmiş, Pardon?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/29/tek-engel-kendimizmismis-pardon/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Pınar Gürer]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 29 Mar 2018 11:07:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Reklamları]]></category>
		<category><![CDATA[8Mart]]></category>
		<category><![CDATA[kadınlık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25593</guid>

					<description><![CDATA[<p>Malum, akışkan çikolata reklamından çok kadınlar günü reklamı gördük bu 8 Mart’ın reklam kuşağında. Markalar birbirleriyle yarıştı adeta. Konuşmak, görmek, gündem olmak güzel, önemli. Fakat içeriklerin çoğu gerçeklerin, sorumlulukların, sorumluların, olanların ve olmayanların inkarı gibi. Gözü dönmüş, güçlenmiş, mücadele etmiş, kazanmış, başarmış, “engel”leri aşmış asi, güçlü, başarılı kadınlar! Pardon da; zorunda mıyız? </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/29/tek-engel-kendimizmismis-pardon/">Tek Engel Kendimizmişmiş, Pardon?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Otuz yaşlarında falan bir kadın. Kocası var, “olmasa daha iyi” biri. Şiddet var evde. Çocuklar da var. Onlar da maruz kalıyor koca/baba/erkek/abi/kardeş şiddetine. Kadın bir atölyede çalışıyor, dikiş dikiyor, ütü yapıyor bütün gün. Mesai bitiyor eve geliyor. Evdeki mesai başlıyor. Çoluk çocuk üst baş, yemek, ütü, ortalığı toplamak falan. Adam geliyor. Şiddet var demiştim. Kadın polise falan başvurdu defalarca, eve yolladılar. Tedbir kararı falan çıkarmak, boşanmak istiyor, gidecek yeri yok. Annesi babası almaz eve “dul” kadını. Zaten denemişti, geri yolladılar. Korkuyor adamdan. Öldürür beni, başka çarem yok diyor. Bir gününü öbür güne böyle katıyor kadın. Dizileri var kadının. Tek eğlencesi. Bir rahat vermez çocuklar ama yine de iple çeker dizi saatlerini. Dizi aralarında reklamlar çıkıyor. 8 Mart’ta mesela. Reklamlar bir ağızdan “içindeki gücü keşfet, tek engel kendinsin” diyor. Duruyor kadın, düşünüyor, iç geçiriyor, gülümsüyor. Sinirden. Sonra kaldığı yerden devam ediyor engeli ile yaşamaya.</p>
<p>Bu kadının adı yok değil, adı çok. 2017’de erkekler tarafından öldürülen 409 kadından, cinsel şiddete uğrayan 332 kadından biri mesela. 10 kadından 4’ü eşi ya da erkek arkadaşından fiziksel şiddet görüyor, o 4’ten biri bu kadın. Yani önünde onca “engel” olan, bu engelleri aşmak bir kenara dursun, hafifletmek/azaltmak için dahi tam destek alamayan bir kadın.</p>
<p><strong>Ayıltalım: Kadınların önünde engeller var. Hem de çok.</strong></p>
<p>Her gün onlarca kadın kocasının, sevgilisinin, abisinin, babasının, kardeşinin, patronunun, çalışma arkadaşının, bakkalın, manavın, komşunun, hısım akrabanın, sokaktaki herhangi birinin cinsel, fiziksel, psikolojik, ekonomik şiddetine uğrarken; her gün onlarca kadın okumak, okumaya devam etmek için, sokağa çıkmak, hava almak gezmek için, çalışmak para kazanmak için türlü müzakerelere giriyor, kimini kazanıyor kimini ağır kaybediyorken; ekranları “aslında engel yok, tek engel sizsiniz” edebiyatıyla boyamak, en hafif tabiriyle tüm bu kadınların verdiği mücadeleye haksızlıktır. Yalandır üstelik. İnkardır. Gerçeği görmezden gelmek, üstünü örtmek, suç ortaklığı yapmaktır. Sorumluluktan kaçmak, sorumluları görmezden gelmektir.</p>
<p>Çünkü kadının önünde engeller var. Türlü türlü hem de. Bu engellerin de özneleri, sorumluları var. Bu hikayeyi tek bir ağızdan tüyleri diken diken eden müziklerle bize anlatan şirketlerin de sorumlulukları var.</p>
<p><strong>Kadınlık bir tür insanüstülük müdür?</strong></p>
<p>Kadının mücadelesini, başarısını küçümsemek, önemsizleştirmek değil amacım, asla. Kadınlar birbirine yaslanarak, birbirinden güç alarak duruyor ayakta. O kadar kıymetli ki o alın teri. Bu anlatıyı dinlediğimiz özneyle benim derdim. Kendi sorumluluğu yokmuş ya da yerine getirmiş gibi bu güç anlatısına sığınan, reklamlarla benden alkış bekleyen şirketlere lafım. Derdim; kadını bu türden bir mücadeleye mahkum eden engellerin yok sayılması. Sanki kadın içindeki gücü keşfedemediği, kullanamadığı için başarısız, mutsuz oluyormuş, hatta ölüyormuş gibi, kimsenin bunda bir payı, bağı, sorumluluğu yokmuş gibi. “Bizde kadına şiddet yoktur” diyor bir reklam mesela. Şiddete maruz kalan bir kadın bunu izlediğinde ne hissediyor diye merak ediyor mu bu reklam üreticileri, şirketler, devletler? Bir başkası diyor ki “karar verdim, yaptım, oldu”. Şipşak yani. Hemencecik başarılırmış gibi. Her hayat böyleymiş gibi. Yani sanki engeller dursun, kadınlar öyle güçlü öyle süper kahramandır ki her şeyin üstesinden gelmeyi bilirler gibi.</p>
<p>Kariyer de yapmış, çocuk da yapmış, yemek de yapmış, temizlik de yapmış, toplantıya da girmiş, mühendis de olmuş, annesine de bakmış. Süper kadınlar! Her işe yetişen, her engeli aşan insanüstü varlıklar. Kadınların önündeki engeller zayıflasa, zayıflatılsa, ortadan kalksa ve insan onuruna yakışır şekilde yaşayabilmek için “insanüstü” mücadele etmek zorunda kalmasa? Bu daha normal, eşit ve adil değil mi?</p>
<p><strong>Ve 9 Mart gelir, kadın ekranda ütü yapmakta, çocuğa mama yedirmektedir</strong></p>
<p>Mücadeleyi, gücü, ilhamı falan şirketlerden öğrenecek değiliz. Şirketlerin bizi “bilinçlendirme” rolüne soyunmadan önce yerine getirmesi gereken sorumlulukları var. Şu engeller meselesine dair yani.</p>
<blockquote><p>Ben bir kadın olarak tek engelin kendim olduğunu kabul etmiyorum. İçimdeki gücü falan da keşfetmek istemiyorum. Önümdeki engellerin ortadan kaldırılması için sorumluların hareket etmesini istiyorum. 8 Mart’ta güçlü, başarılı bir kadın olarak beni alkışlarken, 9 Mart’taki ürün reklamında bana ütü, temizlik yaptırmasın, çocukla ilgili her konuda “haydi anneler” demesin istiyorum mesela. Mühendis olmuş, başarmış, okumuş kadınları ekranlara taşırken, karar almada, yönetimde 0 kadınla şirket yönetsin istemiyorum mesela.</p></blockquote>
<p>Yani gidecek çok yol, yapılacak çok iş var. Şirketlerin de 8 Mart’taki reklam atağından alkış beklemeden önce kendi sorumluluklarını yerine getirmesi gerekiyor. Sonra dilerlerse 8 Mart’ı ekranda değil birlikte meydanlarda kutlarız.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Kaynaklar:</strong></p>
<p>Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu, 2017 Veri Raporu</p>
<p>Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın  Kadına Yönelik Aile İçi Şiddet Araştırması, 2015</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/29/tek-engel-kendimizmismis-pardon/">Tek Engel Kendimizmişmiş, Pardon?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>8 Mart Reklamları Bize Ne Anlatıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Rumeysa Çamdereli]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 12 Mar 2018 11:35:37 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Medya]]></category>
		<category><![CDATA[#ReklamlardaCinsiyetEşitliğiDosyası]]></category>
		<category><![CDATA[8 Mart Reklamları]]></category>
		<category><![CDATA[Alparslan Nas]]></category>
		<category><![CDATA[Berrin Sönmez]]></category>
		<category><![CDATA[Pınar Gürer]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=25122</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla şirketler, "günün anlam ve önemine" işaret eden reklamlar yayınlamak konusunda bir yarışa girdiler. Bu yarış görüntüsünün hem olumlu hem olumsuz yanlarına dair tartışmalar da oldukça yaygın bir şekilde yürütülüyor. Biz de geçtiğimiz hafta yayınlanan reklamları derledik ve akademisyen Alparslan Nas, yazar Berrin Sönmez ve Yaşama Dair Vakıf'tan Pınar Gürer'e bu reklamlara dair görüşlerini sorduk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/">8 Mart Reklamları Bize Ne Anlatıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Alparslan Nas:</strong> <img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-24424 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Ekran-Resmi-2017-01-15-01.56.33-386x390.png" alt="" width="304" height="307" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Ekran-Resmi-2017-01-15-01.56.33-386x390.png 386w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/02/Ekran-Resmi-2017-01-15-01.56.33-386x390-320x323.png 320w" sizes="(max-width: 304px) 100vw, 304px" /></p>
<div>
<div>Bu seneki 8 Mart&#8217;ta kadınlara yönelik reklamlarda adeta bir patlama yaşandığını söyleyebiliriz. Geçtiğimiz yıllarda da şirketler 8 Mart&#8217;a özel, kadınların sorunlarına işaret ettikleri reklamlar yayınlıyorlardı ancak bu sene pek çok şirketten bunu görmüş olduk. Geçtiğimiz yıllarda pek çok şirketin 8 Mart&#8217;ı kadınlara yönelik ürünlerin promosyonu için kullandığını görmekteydik. Bu durumda 8 Mart ticari amaçlar için araçsallaştırılıyor, aynı zamanda kadınlara yönelik cinsiyetçi kalıplar yeniden üretiliyordu. Bu seneki reklamlarda 8 Mart&#8217;ı ticari bir fırsat olarak görmek yerine, kadınların sorunları hakkında bir şeyler söyleme imkanı olarak değerlendirdiklerini görüyoruz. Kadınların ekonomik açıdan güçlenmesi ve erkek egemen kültürün eleştirilmesi gibi motifler ön plana çıkıyor. Açıkçası bu görünürlüğün önemsenmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu anlatıları kapitalizm ile ilişkilendirerek şüpheci yaklaşmak yerine, anlatının kendisine odaklanmak ve bu görünürlüğün sağladığı avantajlara dikkat çekmeyi tercih ediyorum.</div>
</div>
<blockquote>
<div>8 Mart reklamlarında öne çıkan motif, şirketlerin önemli bir kısmının reklamlarıyla cinsiyet eşitliği için sürdürdükleri faaliyetleri aktarmış olması. Sadece 8 Mart&#8217;ta bir reklam yapmış olmak için değil; geçmişten gelen bir takım projelerin kadınların hayatlarına yaptığı katkıları anlatıyor bize bu şirketler. Hatta bazı reklamlarda cinsiyet eşitliğinin şirket politikası olarak uygulamaya konduğunu duyuyoruz. Ayrıca, bu seneki 8 Mart reklamlarında dikkatimi çeken bir diğer unsur da reklam anlatılarında temsil edilen kadınların çeşitliliği. Çeşitli sosyo-ekonomik sınıflardan, yaşlardan ve kimliklerden kadınların reklamlar aracılığıyla görünürlük kazandığını gözlemliyorum. Buradaki çeşitlilik, genel reklam diline kıyasla başarılı ancak daha da geliştirilebilir. Genel olarak reklamlarda kullanılan dilin, yılın geri kalanında yayınlanan reklamlara göre oldukça olumlu olduğunu ve cinsiyetçiliğe karşı önemli meydan okumalar sergilediğini söyleyebilirim.</div>
</blockquote>
<div>
<div>Bu reklamlar olmasa özellikle televizyonlarda 8 Mart ile ilgili bir anlatıyla karşılaşmak neredeyse imkansız. 8 Mart ile ilgili konular genelde haber formatında işleniyor. Kaldı ki bu haberler, izleyiciler için reklamlar kadar akılda kalıcı olamıyor, reklamların anlaşılması çok daha kolay oluyor. Reklamlar retorik açıdan son derece güçlü araçlar olarak bize dair, erkekliğe, kadınlığa dair meseleleri bize aktarıyor. Toplumu ve bireyliğimizi tarif ediyor. Bu tanımlar izleyicilerde son derece etkin oluyor. Dolayısıyla reklamlarla kadın hakları ve cinsiyet eşitliği hakkında kazandırılan görünürlükleri çok önemsiyorum. Günümüzde markalar artık tüketicilerine değer verdiklerini hissettirmek, onların yaşamlarında olumlu değişimleri sağlamak istediklerini belirtmek ve bunu samimi bir biçimde yapmak zorundalar. 8 Mart reklamları da bunun bir göstergesi oldu. Elbette şunu da belirtmek gerekir; samimiyetlerini korumak için bu şirketlerin yılın geri kalanında yayınlamış oldukları reklamlarda da cinsiyetçilikten kaçınmaları gerekiyor. 8 Mart reklamları pek çok açıdan önemli artılar içeriyor ancak benim için erkekliği sorgulayan Axe reklamı (kırdıysak özür dileriz), dildeki cinsiyetçiliği sorgulayan Vodafone &#8220;kırmızı çizgi&#8221; kampanyası, erkek egemen bir alan olarak algılanan otomotiv sektöründe kadınların gücüne dikkat çeken Ford ve Lassa reklamları ve medyada kadınların temsilini ustaca bir dille eleştiren Koç Holding reklamının öne çıktığını söyleyebilirim.</div>
</div>
<p><strong><img decoding="async" class=" wp-image-11419 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-640x495.jpg" alt="" width="304" height="235" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-640x495.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-1280x990.jpg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-1024x792.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-610x472.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027-320x247.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/02/A31A8027.jpg 1300w" sizes="(max-width: 304px) 100vw, 304px" />Berrin Sönmez</strong></p>
<p>Reklam filmlerinin teker teker analize girişmeyi hak etmeyecek kadar sıradan ve birbirine benzer bulduğumu söyleyerek başlayabilirim.</p>
<p>Özel sektörün kadın farkındalığı işine girmesi iyi bir şey. Ancak iyi birşey yapmak isterken ayrımcılığı ve kadına rol biçip yönlendirme üstenciliğini görmek üzücü.</p>
<p>Her şeyden önce yaratılan başarı illüzyonuyla insanı, ancak başkalarıyla yarıştığı ve üste çıktığı takdirde değerli kılan, değerini galebe etmekle ölçen eril zihniyetin pekiştirildiğini düşünüyorum. Genel olarak insanlık için vahim hatalardan başarı illüzyonu. Kadınları bu şekilde yönlendirmek ayrımcılıkla mücadele değil. Tersine futbolcu kızlar örneğinde olduğu gibi kadınların birbiriyle yarıştırılmasıyla değerli ve önemli kılınması, kadın bakış açısından, kadın ikincilleştirmenin bir başka versiyonu. Feminist perspektiften bakabilen filme rastlamadım yazık ki. Sadece Boyner filmi kadın çocuk vurgusu yaptığı için ters düşmüyor ama o da bence sıradan bir yaklaşım ve herhangi bir politik mesaj içermediğinden pek kıymeti yok.</p>
<blockquote><p>Başarı illüzyonunun yanı sıra filmlerde genellikle gerçek insanların değil dayatılmış estekik ölçülerle manken görünümündeki genç güzel kadınların kullanılması bir başka çarpıklık. Mükemmelin ölçütü güzellik ve başarı olarak sunulup, kadınlara ancak böyle mükemmel olunduğunda değerli sayılacakları mesajı veriliyor.</p></blockquote>
<p>Böyle bir mesajın toplumdaki karşılığı yazık ki eşitlik kavramının yerleşmesi olamaz. Filli Boya reklam filminde gerçek insanların kullanılması güzel. Üstelik sadece kadınların değil erkeklerin de konuya dahil edilmesi yerinde. Ancak şiddeti uzay boşluğunda bilinmez bir yerlerden gelmiş gibi sunan gerçek dışılık da can yakıcı riyakarlığın filmi gibi, bana göre.</p>
<p>Özel sektör keşke 8 Mart&#8217;a daha uygun filmler yaparak kadın çalışanlar için iş yerini ve hayatı kolalaştırmak için neler yaptıklarına, yapacaklarına ilişkin tanıtımlara girişse. Mesela iş sözleşmelerinde evlilik ve çocuk sahibi olmayı kısıtlayan hükümleri kaldırdıklarını söyleseler keşke. Doğum sonrası işe geri dönüşlerin imkansız kılınması engellense ve bunun tanıtımını yapsa.</p>
<p>Filmlerde hayatın gerçeklerine ve temel kadın sorunlarına hiç değinilmeden 8 Mart&#8217;ın çicek böcek günlerine dönüştürülmesi de rahatsız edici. Ama tabi ekonomik özgürlük ve kendi hayatına dair karar verilmesi vurguları önemli, kıymetli. Sadece bir tanesinde istediği şeyi yapmaktan söz ediliyorudu. Bence bu iyi bir şey.</p>
<p><strong>Pınar Gürer &#8211; Yaşama Dair Vakıf<img decoding="async" class=" wp-image-23051 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-640x596.jpg" alt="" width="356" height="331" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-640x596.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-1024x954.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-610x568.jpg 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39-320x298.jpg 320w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/Ekran-Resmi-2018-01-10-12.11.39.jpg 1196w" sizes="(max-width: 356px) 100vw, 356px" /></strong></p>
<blockquote><p>En mühim sıkıntılardan biri, bu tür duygusal arka planı kuvvetli reklamların, şirket dünyasının kadın meselesindeki rolünü gölgelemesi. Yani şirket bize kadın meselesine dair bir şeyler anlatıyor, bizi “bilinçlendirmeye” çalışıyor, lakin bir yandan kendi şirketinde ve tedarik ağında işler vahim, ürünlerinin reklamı, ambalajı cinsiyetçi vs. Bu tabii büyük bir tutarsızlık. Yapılan edileni de dünyalar kadar anlatma alışkanlığı var şirketlerin malum, onun da ölçüsünü kaçırıyorlar.</p></blockquote>
<p>Reklamlarda genel olarak bu “tuttuğunu kopardı, tüm zorluklara rağmen başardı, kendine inandı, içindeki gücü fark etti” gibi “insan üstü” özellikleri görmek istemiyorum ben. Yani koşulları konuşmuyoruz, koşulların değişimini konuşmuyoruz, güçlükleri konuşmuyoruz, güçlükleri zayıflatmayı konuşmuyoruz, tüm bunları aşan, yenen, kazanan o süper kadınları konuşuyoruz. Neden kadından gördüğümüz bu çabayla tatmin oluyoruz ki? Kadının önünde duranların, etrafını yamacını saranların oradan çekilmesi için gösterilen bir çabayı görmek isterim ben reklamlarda. Erkeklerin, babaların, abilerin, devletlerin, şirketlerin verdiği çabayı. Bunu da 8 Mart reklamlarında değil, ürün reklamlarında ve şirket politikalarında görmek isterim.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2018/03/12/8-mart-reklamlari-bize-ne-anlatiyor/">8 Mart Reklamları Bize Ne Anlatıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
