<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/stk/haci-bektas-veli-anadolu-kultur-vakfi/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/haci-bektas-veli-anadolu-kultur-vakfi/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 29 May 2019 08:44:28 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/stk/haci-bektas-veli-anadolu-kultur-vakfi/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>‘Sorunun Aleviler Olmadığını Görmek İstemediler’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/29/sorunun-aleviler-olmadigini-gormek-istemediler/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 29 May 2019 08:44:28 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Geçmez]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Madımak Katliamı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39179</guid>

					<description><![CDATA[<p>Alevi açılımında dönemin hükümetinin samimi davranmadığını savunan Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, “Hep Aleviliğin tarifinden yola çıkarak sorunu çözmeye çalıştılar. Bir türlü sorunun Aleviler ve Alevilik olmadığını görmek istemediler” diyor.</p>
<p>Röportajımızın dünkü bölümünde, Ercan Geçmez’le cem evlerine yasal statü verilmesi ve zorunlu din dersinin kaldırılması konularını konuşmuştuk. Bugünkü röportajda Madımak Katliamı’nı ve 2010-2011 yılları arasında gerçekleşen Alevi açılımını görüştük.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/29/sorunun-aleviler-olmadigini-gormek-istemediler/">‘Sorunun Aleviler Olmadığını Görmek İstemediler’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Yıllardır Madımak Katliamı&#8217;nın failleri yargılanmıyor. Madımak Oteli&#8217;nin müzeye dönüştürülme talebi de hayata geçirilmedi. Yakın zamanda Ankara&#8217;da bir Madımak Müzesi kurulması çalışmalarına başlandı. Bu konuda ne söylersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-39180 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/orumhabergazetesi-e1559115044800.jpg" alt="" width="346" height="180" />Yıllardır Madımak faillerinin yargılanmaması ve yakalanmaması Türkiye’de hukukun tarafsızlığını yitirmesi ve siyasetçilerin toplum arasında kin ve nefret dilini sıkça kullanması buna sebep olmuştur. Madımak Oteli’ni müzeye dönüştürmek isteme talebi de bu siyasetçiler tarafından hep bu şekilde bir tehdit olarak kullanılmıştır. Ankara’da bir Madımak Müzesi kurulması çalışmasını önemli buluyorum. Dilerim bütün toplum buna duyarlılık gösterir, bir yüzleşme gerçekleştirebiliriz. </span></p>
<p><b>‘Acıyı Paylaşmazsak Bu Ülkede Birçok Madımak Yaşanır’</b></p>
<p><b>Sizce bugünün Türkiye&#8217;sinde ikinci bir Madımak yaşanır mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alevilerin Sivas Madımak Oteli’nin ‘Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesini istemesi, kimi çevrelerin savlarının aksine, Alevi topluluklarının yas ve acıyı edebileştirmek arzusundan kaynaklanmamaktadır. Bilindiği gibi Sivas katliamı, bu ülkede tekil bir örnek değildir. Aksine Cumhuriyet dönemini de kapsayan, Aleviliğin yüzlerce yıllık tarihinin barındırdığı katliamlar zincirinin bir halkasından ibarettir. Ancak artık ülkemiz bu ayıbıyla yüzleşmeye ve acının bütün yükünü ve ağırlığını tek başına yaşayan Alevi toplumunun sırtından almak zorundadır. Bu doğrultuda Madımak Oteli’nin müze yapılması talebi, aynı zamanda acının paylaşılması ve katliamın utancıyla yüzleşmesi talebidir. Madımak Oteli müze yapılmalıdır ki gelecek kuşaklar ve bu katliamı yaşayan, tanık olan, paylaşan herkes Alevilere ve Aleviler gibi ayrımcı uygulamalara ve acılara uğratılmış topluluklar karşısında başımızı utançla eğebilelim. Ama aynı zamanda bir daha böylesi olayların yaşanmaması için gerekli dersi almak üzere Alevilerin sırtına yüklenen anımsama yükünü paylaşabilelim. Şayet bunlar gerçekleştirilemezse ne yazık ki bu ülkede birçok Madımak daha yaşanır. </span></p>
<p><b>‘Alevi Açılımında Dönemin Hükümeti Samimi Davranmadı’ </b></p>
<p><b>Alevi açılımının yaşandığı dönemde, cem evlerine ibadethane statüsü verilmesi konusu neden çözülemedi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tamamen o dönemin hükümetinin bakış açısıyla ilgili bir durumdu. O dönem Türkiye’yi yönetenler, sadece Alevi açılımı değil, birçok demokratik açılımdan bahsederek ülke içerisinde tam da bahsettiğimiz gibi toplumsal bir barışa ihtiyaç olduğunu düşünerek bu sorunları çözeceğini bütün topluma beyan etti. Biz de vakıf olarak bu açılımın çok kıymetli olduğunu ama samimi olması gerektiğini ve bazı kuşkularımızın olduğunu belirterek katılacağımızı beyan ettik. Bu açılımda hükümetin elini rahatlatmak amacıyla, belki de hiçbir Alevi örgütünün yapmadığı büyük bir rapor hazırladık. Bu rapor içerisinde sorunların nereden kaynaklandığını, nasıl çözülebileceğini belirten önemli tespitler vardı. Hatta dönemin bakanı bizzat vakfa teşekkür ederek birçok sorunun çözümünün bizim sunduğumuz raporda olduğunu beyan etmişti. Bunlardan bir tanesi de cem evlerinin ibadethane statüsüyle ilgili çözümdü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ama ne yazık ki hükümet, başında da belirttiğimiz gibi samimi davranmayıp sorun çözme yerine, sorun üretmeye gitti ve hatta kendilerinin yayınladığı raporlarda bırakın Alevilerin Cem evlerini, İslam’ın da sorun olduğunu belirten cümleler kurarak bir rapor yayınladılar. Kısacası sorun olmayan bir sorun. Hükümet tarafından sorun yapılarak çözülmek istenmedi.</span></p>
<p><b>‘Alevi Çalıştayları, Çalıştay Dışında Her Şeye Benziyordu’</b></p>
<p><b>Geçtiğimiz hafta,</b><b> Alevi Açılımı Koordinatörü Necdet Subaşı ile<a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/08/necdet-subasi-aleviligi-tanimak-isteyenler-icin-aciklayici-bir-dile-ihtiyac-var/" target="_blank" rel="noopener"> bir röportajımız</a> yayımlandı. Subaşı röportajda, Alevi açılımının tamamlandığını söyledi. Röportajı okudunuz mu? Ne düşünüyorsunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Necdet Subaşı’nın röportajını okudum. Kendisi de zaten bu açılımların koordinatörüydü. Alevi açılımın aslında birinci çalıştayda tamamlandığını, daha doğrusu bittiğini bizzat kendileri oradaki davranışlarında göstermişlerdi. Tam da sayın Subaşı’nın Sivil Sayfalar’da bahsettiği gibi, kendisi modernitenin yetiştirdiği bir akademisyendir. Onun içindir ki, sürekli devlet gözüyle baktı işe. Hep Aleviliğin tarifinden yola çıkarak sorunu çözmeye çalıştılar. Bir türlü sorunun Aleviler ve Alevilik olmadığını görmek istemediler. Sivil Sayfalar’da yaptığı röportajından da bunu çok net görebiliriz. En nihayetinde Alevi Çalıştayları, çalıştay olmak dışında her şeye benziyordu. Alevi katliamlarında adı geçmiş kişiler dahi, Alevi çalıştaylarında görüş bildirip konuşmaya başladılar. Herkesin dinini ve ilahiyatını kendisine bir devletli görev edinen ilahiyatçılar tarihten, atadan devraldıkları mirasla Alevilere ve Alevi örgütlerine parmak sallayarak, ‘öyle değil, böyle olacaksınız’ diyorlardı. Bunlar da tam da Necdet Bey’in yetiştiği modernitenin elemanlarıydı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Necdet Bey ve arkadaşları, sorunun çözümünden ziyade, Alevilere yeni bir diyanet oluşturmaya heveslendiler. Tam da bu noktada sorun çözülmedi. Alevilik İslam’ın içi mi, dışı mı gibi abuk sabuk bir tartışmayı, başkalarının İslam’ın neresinde olup olmadığını sormadan direk Alevilere sorarak, sorunu çözmek istemediler. Gerçi sorun bizim sorunumuz değil, ama bunu da görmek istemediler. Kısacası Necdet Bey’in size verdiği röportaj modernist, popülist ve muktedir bir röportaj olarak bizim açımızdan algılanabilir.</span></p>
<p><b>‘Alevi Toplumu ‘Benim Kâbem İnsan’ Demeyi Unutmamalı’</b></p>
<p><b>Alevi derneklerine ve Alevi toplumuna konuyla ilgili bir mesajınız var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ne olursa olsun insanları dinlerinden, ırklarından, cinsiyetlerinden veya renklerinden ayrı tutmamak gerekir. İnsan hakları, bütün insanlar içindir. Şayet insan haklarıyla ilgili ihlalleri gördüğünüz yerde sözünüz yoksa ne bir Alevi derneği olabilirsiniz, ne de bir Alevi toplumu. Çünkü Aleviliğin temeli insandır. Uluların buyurduğu gibi “Benim Kâbem insandır” demeyi asla Alevi toplumu ve Alevi dernekleri unutmamalıdır. Milliyetçiliğin, ümmetçiliğin ve ayrımcılığın giderek yaygınlaştığı bir dünyada, Aleviliğin sözlerinin ne kadar gerekli ve doğru olduğu bir kez daha önümüzde temmuzun güneşi gibi durmaktadır. Alevi dernekleri ve Alevi kamuoyu, bilimin ışığında hukukun, demokrasinin ve eşit yurttaşlığın yolundan çıkmamalıdır. Yüzyıllardır nasıl ki Hüseyin’i, Pir Sultan’ı, Nesimi’yi, Hallacı Mansur’u, Şeyh Bedrettin’i ve Hacı Bektaş gibi önderlerin söylediği sözler ve gösterdiği davranışlar halen insanlığa yol oluyorsa, Alevilerin ve Alevi örgütleri de bu yolu daha yaygın bir şekilde topluma yansıtmalıdır. </span></p>
<p><b>‘Toplumsal Yüzleşme için Demokratik Anayasaya İhtiyaç Var’</b></p>
<p><b>Türkiye&#8217;deki kamuoyuna bu konuda ne söylemek istersiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye kamuoyuna gelince; birlikte yaşamanın yolu eşitlikten geçer. Onun için de devletli değil, toplumsal bir barışın kaçınılmaz olduğu gerçektir. Bu toplumsal barış, birilerini birilerine benzetmek için değil, tam da bunu reddedip o birisini olduğu gibi kabul etmekten geçer. Onun içindir ki dönem dönem siyasetçilerin kendi çıkarlarını öne çıkarmak için kullandıkları kin ve nefret dilini, onların kursaklarında bırakmak gerekir. Şayet Türkiye toplumu bu toplumsal barışı sağlayamazsa, ne yazık ki acılarımız hep omuzlarımızda yük olarak kalacaktır. Oysa bu acıları, omuzları paylaştığımız sürece bir daha böyle acılar yaşamayabiliriz. Bu anlamıyla Türkiye’nin geleceği için toplumsal yüzleşmenin gerçekleşeceği bir demokratik anayasaya ihtiyaç olduğu aşikârdır. Hep birlikte hukukun üstünlüğü, demokrasi ve laik ve sosyal bir anayasanın oluşması için çaba sarf etmeliyiz. Bu çaba, gelecekte bu ülkede yaşayacak insanlara bırakabileceğimiz en büyük mirastır.</span></p>
<p><strong>Röportajın ilk kısmı için <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/mevcut-anayasa-zorunlu-din-dersinin-kaldirilmasi-icin-yeterli/?fbclid=IwAR01YTsjLb3V-e-MZrXJH-XkDC4EfRSQ605v3uzE1eyLGhxW4t-qbXB6HKc" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız.</a> </strong></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/29/sorunun-aleviler-olmadigini-gormek-istemediler/">‘Sorunun Aleviler Olmadığını Görmek İstemediler’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8220;Mevcut Anayasa Zorunlu Din Dersinin Kaldırılması İçin Yeterli&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/mevcut-anayasa-zorunlu-din-dersinin-kaldirilmasi-icin-yeterli/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Seda Baştuğ Dilli]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 May 2019 08:14:42 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Alevi]]></category>
		<category><![CDATA[Cem evleri]]></category>
		<category><![CDATA[Ercan Geçmez]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=39153</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cem evlerine ibadethane statüsü verilmesi için yasal değişikliğe ihtiyaç olmadığını belirten Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı Başkanı Ercan Geçmez, mevcut anayasada din dersinden muafiyet olanağına ilişkin güçlü bir dayanağın mevcut olduğunu söylüyor.</p>
<p>Cem evlerine yasal statü verilmesi ve zorunlu din dersinin kaldırılması, uzun yıllardır Alevilerin en önemli taleplerinin başında geliyor. Cem evleri konusunda hukuki mücadeleler veren ve zorunlu din dersiyle ilgili sivil itaatsizlik eylemlerini sürdüren Ercan Geçmez’le iki bölüm haline yayınlayacağımız röportajın ilkinde cem evleri ve zorunlu din dersini konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/mevcut-anayasa-zorunlu-din-dersinin-kaldirilmasi-icin-yeterli/">&#8220;Mevcut Anayasa Zorunlu Din Dersinin Kaldırılması İçin Yeterli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Hacı Bektaşi Veli Anadolu Kültür Vakfı olarak faaliyetlerinizden bahseder misiniz? Sorunlarınızın çözümü adına yakın zamanda yürüttüğünüz çalışmalar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-39155 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/antalyahilal.jpg" alt="" width="382" height="254" />1994 yılında kurulan Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı’nın kuruluş amacı belirtildiği gibi asırlardan bu yana çeşitli medeniyetlerin yaşadığı bu topraklarda, bu medeniyetlerden bir tanesi olan Alevi Bektaşi kültürünün taşıyıcılığını yapan büyük düşünür Hacı Bektaş Veli’nin yaşamını, taşıdığı kültürün, geçmişten günümüze yansımalarını ve felsefesini gerek yurt içinde, gerek yurt dışında araştırıp geliştirip insanlığa sunmaktır. Bu amaçla vakfımız Türkiye genelinde birçok yerde şube açmış, 50’nin üzerinde kültür merkezi inşası yapmış, şimdiye kadar sayısızca sempozyumlar, paneller, söyleşiler, kültür sanat etkinlikleri, mitingler, çalıştaylar, kurultaylar, akademik çalışmalar, alan araştırmaları ve buna benzer etkinlikler gerçekleştirmiştir. Yukarıda bahsettiğimiz çalışmaların tamamı, zaman gözetmeksizin halen merkezimizde ve şubelerimizde yapılmaktadır.</span></p>
<p><b>‘Yurttaşların İbadet Yapacağı Mekânı Seçme Hakkı Var’</b></p>
<p><b>Cem evlerine yasal statü verilmesi noktasında çalışmalarınız sürüyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cem evlerinin ibadethane olarak kabul edilmesi anlamında 2004 yılında Ankara 7. İdare Mahkemesine ilk davayı Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı açmıştır. Ankara 7. İdare Mahkemesi Cem evlerinin ibadethane olarak kabul edilmeyeceğini Diyanet İşleri Başkanlığından görüş alarak reddetmiştir. Daha sonra vakfımız, buna istinaden, Danıştay 10. dairesine dava açıp Cem evlerinin ibadethane olmasını talep etmiştir. Danıştay da Diyanet İşleri Başkanlığı’ndan görüş alarak Cem evlerinin ibadethane olmayacağına karar verip Türkiye’deki yargı yollarının tamamını kapatmıştır. Biz vakıf olarak bu işin toplumsal bir iş olduğunu düşünerek ancak toplumsal bir barışla çözülebileceğini, bunun için gerek siyasi partilere, gerek Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne Cem evlerinin ibadethane olmasıyla ilgili görüşlerimizi ve raporlarımızı sunduk. Daha sonra Türkiye’nin değişik yerlerinden birçok sivil toplum örgütü, akademisyen ve halkın katıldığı paneller ve söyleşiler yaptık; ama Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde bununla ilgili herhangi bir yasa geçmedi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-39156 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/cemevi-640x360.jpg" alt="" width="347" height="195" />Oysa bu konuyla ilgili olarak Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) gitmeye gerek kalmadan, aslında sorun Türkiye-Avrupa Birliği uyum yasaları çerçevesinde yapılmış olan imar yasası kanun değişikliğiyle çözülebilirdi. İmar yasasında, ibadethane kısmında parantez içerisindeki belirtmeleri yapmasaydı, sorun kendiliğinden çözülmüştü.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bize göre eşitlikçi bir anlayış gereği Cem evlerinin ibadethane olmasıyla ilgili herhangi bir sorun mevcut değildir. Çünkü gerek anayasanın ilgili maddelerinin belirttiği gibi yurttaşların dini inançlarını özgürce yapma hakkına sahip olması, yurttaşların bu ibadetleri yapacağı mekânları seçme hakkının var olmasına rağmen devleti yönetenler anayasaya uymamaktadır. Cem evleri somut olarak ibadethane işlevi yanında, çeşitli sosyal işlevleri de üstlenmektir. Buradan hareketle hiçbir siyasi aktör, cem evlerinin ibadethane olmadığını ileri süremez. Bu ölçü üzerinden bakılırsa, camilerin de ibadethane statüsü olma vasfı tartışılabilir hale gelir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cem evlerinin statüsünün ibadethane olarak kabulü için sıkça ileri sürüldüğü gibi anayasanın temel hükümlerinden olan ve inkılap kanunları içinde sayılarak güvence altına alınan 174. Maddenin 3. Fıkrasında 1341 tarih ve 677 sayılı (tekke ve zaviyelerle türbelerin seddine…dair) yasanın değiştirilmesine ihtiyaç yoktur. Cem evlerine yasal statü verilmesi ile ilgili yaptığımız çalışmaları gerek siyasetçilere, gerekse toplumun diğer kesimine sık sık her platformda hatırlatıyoruz.</span></p>
<p><b>Cem evlerinin tarihinden bahseder misiniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cem evleri Alevilerin mekânsal olarak toplandıkları yerlerdir. Bu inancı yerine getiren herkesin yüzyıllardır kullandıkları mekânlardır. Bu mekânlar, toplumun kırsal kesiminde yaşarken dar bir çerçeve içerisinde kendi evleri veya uygun buldukları bir yerdi. Bu anlamda, tarihsel olarak toplanma yerleri veya cemale gelme yerleri ya da birlikte olma yerleri olarak anılan Cem evleri çok eski bir tarihe sahiptir. Şehre yerleşmeyle birlikte Alevilerin oluşturduğu kültür merkezlerinin içerisinde Cem evleri görevi yürüten bölümler de bulunmaktadır. Aynı zamanda buralar toplumun diğer alanlarda da (kültür sanat, eğitim, düğün, ölüm, kurban ritüelleri vb.) etkinliklerini gerçekleştirdikleri mekânlardır.</span></p>
<p><b> ‘Anayasada Muafiyet İçin Güçlü Bir Dayanak Mevcut’</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-39157 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/zorunlu-din-dersi-640x348.jpg" alt="" width="359" height="195" />Zorunlu din dersleri konusuna ilişkin şu anda Aleviler ne yapıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Anayasanın 24. maddesi ile getirilmiş zorunlu din kültürü ve ahlak bilgisi dersinin özellikle Alevi yurttaşların vicdan özgürlüğüne ağır bir müdahale teşkil ettiği, iyi bilinen bir konudur. Bu anlamıyla zorunlu din derslerine derhal son verilmelidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Nitekim AİHM’in 09.11.2008 tarihli, kesinleşmiş olan Hasan ve Eylem Zengin- Türkiye davasına ilişkin kararında, bir ülke olarak mevcut din kültürü ve ahlak bilgisi eğitimi pratiğinin Avrupa İnsan Hakları sözleşmesi, 1’inci ek protokolü, 2’inci maddesinde güvenceye alınan, velilerin inançlarına uygun eğitim hakkını ilan edici nitelikte olduğu hükme bağlanmıştır. Ve yine daha sonra, o dönem vakfımızın genel başkan yardımcısı olan Ali Kenanoğlu’nun kendi çocuklarıyla ilgili Avrupa İnsan Hakları mahkemesinde açtığı davayı kazanmasına rağmen, Türkiye Cumhuriyeti 12 Eylül cuntasının getirdiği bu psikolojik işkence yasasını kaldırmadığı gibi, Avrupa Birliği’ne sunduğu gerekçelerle yanlış bilgiler vererek Avrupa Birliğini de yanıltacağını düşündü. Yine sanki Türkiye’de din dersleri azmışçasına müfredata 4 tane de seçmeli din dersi yerleştirildi.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aleviler zorunlu din derslerine karşı Türkiye’nin değişik yerlerinde her yıl okullar açılırken davalar açıyor. Kamuoyunu bilgilendirmek amacıyla Alevi örgütleri ortak eylemlilikler gerçekleştiriyor. Ve yine Alevi örgütleri olarak, anayasanın belirttiği eşitlikçi kavramları siyasetçilere hatırlatarak bu sorunun zihinlerde çözülmesi gerektiğini belirtmekteyiz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kaldı ki Avrupa İnsan Hakları sözleşmesine gitmeden de mevcut anayasada muafiyet olanağına ilişkin güçlü bir dayanak mevcuttur. Bu çerçevede anayasanın 13. Maddesine göre temel hak ve özgürlüklere ilişkin getirilecek sınırlamalar anayasanın sözüne ve ruhuna, demokratik toplum düzeninin ve laik cumhuriyetin gereklerine ve ölçülülük ilkesine aykırı olamaz, hakkın özüne dokunamaz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zorunlu din dersi temel bir hakka müdahale olduğuna ve anayasanın ilgili hükmü “Herkes din dersini zorunlu olarak alır” ibaresine yer vermediğine göre, buna göre yorumlamaya kalkışmak bizzat mevcut anayasaya aykırıdır. Bu aykırılığın düzeltilmesi için mevcut anayasanın tümünün değiştirilmesini beklemeye gerek yoktur.</span></p>
<p><b>Sivil İtaatsizlik Eylemleri Sürüyor</b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-39158 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2019/05/sendika.rog_.jpg" alt="" width="382" height="238" />Zorunlu din dersine karşı sivil itaatsizlik eylemi öneriniz vardı. Bu öneriniz karşılık buldu mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Zorunlu din derslerine karşı olarak vakfımız birçok sivil itaatsizlik eylemi gerçekleştirdi. Som olarak, Türkiye’nin 15 ilinde bulunan Alevi dergâhlarından Ankara’ya bir ay süren bir yürüyüş gerçekleştirdi. Bu yürüyüşün sonunda yine Ankara’da büyük bir miting gerçekleştirdik.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Vakfımız ve diğer Alevi örgütleri, her yıl eğitim-öğretim yılı başlamadan önce, değişik illerde bir hafta zorunlu din derslerine katılmamak şartıyla sivil bir itaatsizlik eylemi gerçekleştiriyor. Geçen yıl İzmir Narlıdere’de, 45 veliyle birlikte, 70’e yakın çocuk 1 hafta boyunca derslere katılmadı ve aileleriyle birlikte okul bahçelerinde “Zorunlu din dersleri psikolojik bir işkencedir” sloganı altında eylem gerçekleştirdik.</span></p>
<p><b>‘Alevilik Asla İktidar Dini Olmamıştır’ </b></p>
<p><b>Aleviler ve Sünniler tarihten bugüne neden bu konularda anlaşamıyor? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her dinin Tanrı’yı algılaması, hayata bakışı, insana bakışı, devlete bakışı ve diğer topluluklara bakışı farklı olduğundan bu hususlarda da aynı düşünemiyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Alevililik asla bir iktidar dini olmamıştır. İktidar dini olmayı hep reddetmiştir. Temeline ‘kâmil insan olma’ hedefini koymuştur. Bu anlamıyla Hacı Bektaş’ın da dediği gibi “72 millete aynı nazardan bakmayan kapıma gelmesin” desturuyla birlikte Yunus Emre’nin “Din, dil, ırk, renk ayrımı yapanlar asla bizim inancımızda yer alamazlar” ve yine büyük ozan Pir Sultan Abdal’ın dediği gibi “Zalimin yanında yer almaktansa darağacındaki ipi yeğlerim” gibi birçok Alevi önderinin Alevi inanışıyla ilgili söylediği sözler, Aleviliğin genel olarak Sünnilikten temel ayrı noktalarını göstermektedir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oysaki tarihin içerisinde, herkesin bildiği bir Kerbela vakası vardır ki tam da bizim yukarıda bahsettiğimiz gibi iktidar olmak mı lazım, yoksa mazlumun yanında olmak mı lazım… İşte Aleviler hep Hüseyin gibi, iktidardan ziyade mazlumla birlikte olmuşlardır. Bu yüzdendir ki bu konularda anlaşamıyorlardır.</span></p>
<p><b>‘Alevi Örgütleri Ortak Duruş Sergiliyor’</b></p>
<p><b>Bu iki konu özelinde, Alevi toplumu ve Alevi dernekleri topyekûn bir duruşa sahip mi? Bu duruşa sahip olmak adına, özellikle kentlerde, gençlere yönelik, Aleviliğin anlatıldığı çalışmalarınız mevcut mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette ki bu konularla ilgili olarak, Alevi örgütleri ve dernekleri genel olarak aynı duruşa sahiptirler. Özellikle Alevilerin sorunlarıyla ilgili olarak tamamı ortak bir duruş sergilemektedir. Diğer konuya gelince, Aleviler için çeşitlilik önemlidir. Bizim için asıl olan yolun birliği, yolun içerisindeki süreklerin yaşamasıdır. Onun içindir ki Aleviliği anlamayanlar, ikide bir kamuoyuna çıkıp ‘Aleviler de bu konularda anlaşamıyor’ gibi sözlerle, çoğunlukla taraflı medya ve siyasetçiler tarafından kamuoyuna lanse edilmektedir. Her toplumda olduğu gibi, Alevi toplumunda da az da olsa yoldan çıkmışlar bulunmaktadır. Ama bu yoldan çıkmışlar asla Alevilerin sözü, geleneği ve çeşitliliğini temsil etmediklerini, dönemin siyasetçileri tarafından kullanıldıklarını kendileri de belli bir zaman sonra itiraf etmektedirler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Elbette ki Alevi gençlerin sıkça kullandıkları Cem evleri sadece ibadetlerin yapıldığı değil aynı zaman kültür, sanat, panel ve söyleşilerin yapıldığı yerlerdir. Yine Cem evleri Alevilerin en önemli kaynağı olan sözlü kaynağın aktarıldığı mekânlardır. Buralarda kuşakların buluşması ve o buluşmada olan sohbetlerde gençler ciddi anlamda nasiplenmektedirler. Ve yine birçok sanatsal ve kültürel etkinliğe buralarda ücretsiz olarak katılım sağlamaktalar. Ve yine birçok Cem evinde bulunan kütüphanelerden yararlanmaktadırlar.</span></p>
<p><b><i>Yarın:</i></b><i><span style="font-weight: 400;"> Ankara’daki Madımak Müzesi projesi, Alevi açılımı</span></i></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2019/05/28/mevcut-anayasa-zorunlu-din-dersinin-kaldirilmasi-icin-yeterli/">&#8220;Mevcut Anayasa Zorunlu Din Dersinin Kaldırılması İçin Yeterli&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
