<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Gıda arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/gida/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/gida/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 08 Oct 2025 13:46:47 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Gıda arşivleri - Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/gida/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Tarsus&#8217;da gerçekleşti</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2025/10/08/iklime-direncli-doga-dostu-zeytincilik-egitimi-ve-2-uluslararasi-tarsus-sari-ulak-zeytin-senligi-tarsusda-gerceklesti/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 08 Oct 2025 13:46:47 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[Kalkınma]]></category>
		<category><![CDATA[Anatolivar - Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi]]></category>
		<category><![CDATA[slow food]]></category>
		<category><![CDATA[Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87696</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye'nin Tehdit Altındaki, Nadir Zeytin Çeşitlerinden Sarı Ulak İçin Hasat Zamanı Tarsus’da Büyük Buluşma: 3-5 Ekim Tarihleri Arasındaki Buluşmada İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Bir Aradaydı.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/10/08/iklime-direncli-doga-dostu-zeytincilik-egitimi-ve-2-uluslararasi-tarsus-sari-ulak-zeytin-senligi-tarsusda-gerceklesti/">İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Tarsus&#8217;da gerçekleşti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p style="font-weight: 400;"><strong>Proje Evi Kooperatifi tarafından A</strong><strong>vrupa Birliği’nin desteği, Ulusal Zeytin ve Zeytinyağı Konseyi (UZZK) ve Slow Food ortaklığıyla yürütülen “Anatolivar &#8211; Anadolu’da Zeytin Üreticisi Toplulukların Güçlendirilmesi Projesi” kapsamında 3 Ekim’de Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası’nda bir eğitim gerçekleştirildi. Zeytincilik sektörünün tüm paydaşlarının, STKların, kamu kurumlarının ve tarım lisesi öğrencilerinin katıldığı eğitimde akademisyenler ve uzmanlar ile iklim krizi çağında doğa dostu zeytinciliğin nasıl mümkün olabileceği Sarı Ulak odağında konuşuldu, kapsamlı bilgi alışverişi yapıldı. Eğitim 3-5 Ekim tarihlerinde Tarsus Belediyesi tarafından düzenlenen 2. Uluslararası Sarı Ulak Şenliği programının ilk günü gerçekleşti. Şenliğin diğer bir önemli parçası oluşturan Slow Food Tarsus Yeryüzü Pazarı 3 güç boyunca doğa dostu üreticilerle tüketicileri bir araya getirdi.</strong></p>
<p style="font-weight: 400;">Şenliğin ilk gününde gerçekleşen ve sektörün geleceğine dair ortak bir vizyon oluşturma yolunda önemli bir adım olan eğitime üreticiler, ilgili sivil toplum kuruluşları, kamu kurumları ve tarım öğrencileri yoğun ilgi gösterdi. Eğitim programının ilk kısmında Proje Evi Kooperatifi tarafından Anatolivar Projesiyle amaçlananlar özetlendi; iklim krizi ve Avrupa Yeşil Mutabakatı çerçevesinde zeytincilik sektörünün mevcut durumunun bir analizi paylaşıldı. Ayrıca iklim değişikliğine karşı dirençli bir zeytincilik için biyoçeşitliliğin korunmasının önemi aktarıldı. Eğitime Ticaret Bakanlığı adına katılan bir yetkili ise Avrupa Yeşil Mutabakatı ve Türkiye’de zeytincilik sektörüne etkileri hakkında bir sunum gerçekleştirdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Programın ikinci bölümünde iklim krizi çağında yerel çeşitlerin korunmasının önemi, iklime dirençli, doğa dostu, sürdürülebilir zeytincilik yöntemleri ve organik tarım uygulamaları<strong>, </strong>toprak koruma yöntemleri<strong>, </strong>sıfır atık ve döngüsel ekonomi gibi konular ele alındı. Uzmanlar ve akademisyenler bu konularda zengin içerikli sunumlar gerçekleştirdiler, katılımcılarla görüş alışverişinde bulundular. Ayrıca biyoçeşitliliğin korunması ve agroekolojik zeytin yetiştiriciliğinin teşvik edilmesinde üreticilerin ve toplulukların rolü Slow Food temsilcisi tarafından İtalya’dan yaşayan bir örnek ile anlatıldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şenlik boyunca “İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik” Eğitiminin yanı sıra herkesin keyifle katılabileceği, bölgede zeytinin tarihinden onarıcı tarıma çeşitli konularda konuşmalar, şef atölyesi, sofralık zeytin yapımı, sabun yapımı gibi atölyeler, Sarı Ulak ağaçlarının yoğun bulunduğu Kösebalcı köylerinin zeytinliklerini ziyaret gibi etkinlikler yer aldı.</p>
<p style="font-weight: 400;">Şenliğin açılışında konuşan <strong>Tarsus Belediye Başkanı Ali Boltaç</strong> Sarı Ulak’ın sadece bir tarım ürünü değil, Tarsus’un kültürel kimliği ve hafızası olduğunu vurguladı: “Sarı Ulak zeytini, sofralarımıza lezzet katan bir ürün olmanın çok ötesinde; bu toprakların hafızası, üreticimizin alın teri ve Tarsus’un kültürel kimliğinin en güçlü simgelerinden biridir. Zeytin yalnızca Tarsus’un değil, insanlığın ortak mirasıdır. Kur’an-ı Kerim’de bereketin kaynağı, Tevrat’ta barışın ve umudun müjdecisi, İncil’de kutsallığın mekânı olarak anılır. Bu yönüyle Sarı Ulak, insanlığın belleğinde barışı, bereketi ve ışığı temsil eden kadim bir değerdir. Bu festival, üreticilerimizin emeğini görünür kılmak; köylümüzün sabrını, toprağımızın bereketini ve emeğin kutsallığını yüceltmek için vardır. Sarı Ulak’ın her tanesi, aslında bu topraklarda yeşeren umudun sembolüdür. Birlikte attığımız her adım, Tarsus’un geleceğini daha güçlü, daha bereketli ve daha görünür kılacaktır.”</p>
<p style="font-weight: 400;">3 gün süren Şenlik boyunca açık kalan Slow Food Tarsus Yeryüzü Pazarı ise üreticilerini destekleyerek çeşitliliğin korunmasına özel önem veriyor. Pazarda başta sarı ulak zeytini ve zeytinyağı olmak üzere doğa dostu zehirsiz yöntemlerle üretilmiş yerel ürünlerin satışı ile üreticilere ekonomik destek sağlandı, aynı zamanda tüketicilere güvenle tüketebilecekleri organik, doğal ve zehirsiz ürünler sunuldu.</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Slow Food Türkiye Ulusal Koordinatörü Yasmina Lokmanoğlu</strong> etkinliğin önemine dair bir açıklama yaptı: “3–5 Ekim tarihleri arasında Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası ile Tarsus Ticaret Borsası iş birliğinde düzenlenen Anatolivar ve Slow Food etkinliği, büyük bir başarıyla tamamlandı. Etkinliğin başarısında en önemli etken, çiftçilerle birebir iletişim kurularak onların deneyimlerinin dinlenmesi ve sürece aktif katılımlarının sağlanması oldu. Bu yaklaşım, üreticiler üzerinde güçlü bir motivasyon ve güven etkisi yarattı. Ayrıca, Sarı Ulak zeytin çeşidinin “Presidia”* sürecine aday olması yönünde önemli bir zemin oluşturularak, bu yerel çeşidin uluslararası ölçekte tanıtılması için yeni bir aşamaya geçildi.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>Slow Food Aşçı Dayanışması’nın Koordinatörü şef Gökhan Çilak</strong> Tarsus’da hissettiklerini şu şekilde ifade etti: “2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği benim için, toprağın sesini yeniden duymak ve üretimle mutfak arasındaki bağı güçlendirmek adına çok değerli bir deneyim oldu. Zeytinin yalnızca bir gıda ürünü değil, bir kültürün ve yaşam biçiminin taşıyıcısı olduğunu bir kez daha hissettim. Etkinlik boyunca yapılan paylaşımlar, teknik geziler ve atölyeler; doğayla uyumlu üretimin, yerel çeşitlerin korunmasının ve üreticinin emeğine saygının ne kadar önemli olduğunu hatırlattı. Titizlikle hazırlanan bu buluşma, bana hem bir şef hem de bir Slow Food üyesi olarak sürdürülebilir gastronominin geleceğine dair ilham verdi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Son olarak<strong> Proje Evi Kooperatifi Anatolivar Projesi Koordinatörü Alen Mevlat</strong> 3 günlük programı ve eğitimi şu sözlerle değerlendirdi: “2016 yılındaki ilk Slow Olive sürecinden beri Türkiye&#8217;nin tehdit altındaki, nadir zeytin çeşitlerini korumak üzerine çalışmalar yürütmekteyiz. Bu çeşitlerden biri de Mersin ilinde, özellikle Tarsus ve civarında yayılış gösteren Sarı Ulak zeytin çeşidi. Nuh’un Ambarı (Ark of Taste) ürün envanterine (<a href="https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/sari-ulak-olive/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/sari-ulak-olive/&amp;source=gmail&amp;ust=1760012504003000&amp;usg=AOvVaw2PH19JmXSK4YmuRbIcqxx0">https://www.fondazioneslowfood.com/en/ark-of-taste-slow-food/sari-ulak-olive/</a>) kayıtlı Sarı Ulak, özellikle Tarsus Belediyesi, Tarsus Sanayi ve Ticaret Odası, Tarsus Ticaret Borsası ve Slow Food Tarsus Yeryüzü Pazarı üreticilerinin farkındalık çalışmalarıyla aranan, talep edilen ve böylece korunması sağlanan bir ürün haline geldi.</p>
<p style="font-weight: 400;">Türkiye&#8217;nin nadir zeytin çeşitlerinin envanter çalışmasını yaptığımız Anatolivar Projesi için de Sarı Ulak başarılı koruma çalışmalarıyla önemli bir yerde duruyor. Anatolivar ekibi olarak bu 3 gün süren festivalde, iklime dirençli ve doğa dostu zeytincilik konularında eğitimler düzenleyerek biz de koruma sürecine katkı verdik. Zeytincilik sektörünün tüm paydaşlarını bir araya getiren benzer etkinliklerin farklı bölgelerde diğer zeytin çeşitlerimiz için de düzenlemesini bu çeşitlerin korunması için önemli buluyoruz.”</p>
<p style="font-weight: 400;"><strong>*<u>Presidia</u></strong><u>:</u><em> Slow Food’un uluslararası düzeyde yürüttüğü bir koruma ve destek inisiyatifi olup, yok olma tehlikesi altındaki yerel gıda ürünlerini, üretim yöntemlerini ve topluluklarını korumayı amaçlar.</em></p>
<p><strong>Daha fazla bilgi için</strong><span style="font-weight: 400;">:        Ceren Üzel  &#8211; </span><span style="font-weight: 400;"><a href="http://www.proje.info/" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=http://www.proje.info&amp;source=gmail&amp;ust=1760012504003000&amp;usg=AOvVaw3dXw793SIWbAY3lImYGtcz">www.proje.info</a></span><span style="font-weight: 400;"> / E-posta: </span><span style="font-weight: 400;"><a href="mailto:ceren@proje.info.tr">ceren@proje.info.tr</a></span><span style="font-weight: 400;"><br />
Tel: 0 216 338 26 65 &#8211; 0 532 493 72 88</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2025/10/08/iklime-direncli-doga-dostu-zeytincilik-egitimi-ve-2-uluslararasi-tarsus-sari-ulak-zeytin-senligi-tarsusda-gerceklesti/">İklime Dirençli Doğa Dostu Zeytincilik Eğitimi ve 2. Uluslararası Tarsus Sarı Ulak Zeytin Şenliği Tarsus&#8217;da gerçekleşti</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 22 Oct 2024 14:47:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Tarım]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=87142</guid>

					<description><![CDATA[<p>Gıda ve tarım sektörlerinde yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık her zamankinden daha kritik! &#x1f30d; İklim değişikliği, artan nüfus ve kaynak kıtlığı gibi küresel zorluklarla başa çıkmanın yolu, etki odaklı girişimlerden geçiyor. &#160; Foodback’in geliştirdiği ve EIT Food desteğiyle düzenlenen Gıdada Etki Girişimciliği Kampı, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yenilikçi fikirler geliştirmek isteyen ekipler için benzersiz bir [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Gıda ve tarım sektörlerinde yenilikçi ve sürdürülebilir çözümler geliştirmek artık her zamankinden daha kritik! <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f30d.png" alt="🌍" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> İklim değişikliği, artan nüfus ve kaynak kıtlığı gibi küresel zorluklarla başa çıkmanın yolu, etki odaklı girişimlerden geçiyor.</span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">Foodback’in geliştirdiği ve EIT Food desteğiyle düzenlenen Gıdada Etki Girişimciliği Kampı, sürdürülebilirlik hedefleri doğrultusunda yenilikçi fikirler geliştirmek isteyen ekipler için benzersiz bir fırsat sunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f33e.png" alt="🌾" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" />Sen de çözümün bir parçası ol! Gıda ve tarım alanında bir girişim fikrin varsa, geleceğe etki etmek için şimdi harekete geç! </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı ile müşteri odaklı problem belirleme, değer önerisi oluşturma, pazar araştırması ve rekabet analizi yapma gibi becerilerini geliştireceksin. Aynı zamanda mentorluk desteği ve sunum deneyimiyle, girişimcilik dünyasına sağlam bir temelle giriş yapacaksın.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2728.png" alt="✨" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Fikrini gerçeğe dönüştür, dünyaya etki et! Başvurular başladı, ekibinle birlikte katılmayı unutma!  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4e2.png" alt="📢" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Son başvuru tarihi: 30 Ekim 2024, 18:00</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f4c6.png" alt="📆" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> Program tarihleri: 7-8 Kasım 2024, Çevrimiçi</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Detaylı bilgiye ve başvuru formuna profilimizdeki bağlantıdan ulaşabilirsin: </span><a href="https://www.gidadaetki.com/"><span style="font-weight: 400;">https://www.gidadaetki.com/</span></a><span style="font-weight: 400;"> </span></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><span style="font-weight: 400;">#GıdadaEtki #GirişimcilikKampı #Sürdürülebilirlik #GıdaVeTarım #GençGirişimciler  </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/10/22/gidada-etki-girisimciligi-kampi-basliyor/">Gıdada Etki Girişimciliği Kampı Başlıyor!   </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Buğday Derneği: İklim Krizinden Gıda Krizine Giden Yol Kısalıyor</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/14/bugday-dernegi-iklim-krizinden-gida-krizine-giden-yol-kisaliyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 14 Mar 2024 13:51:27 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[gıda krizi]]></category>
		<category><![CDATA[iklim dostu tarım]]></category>
		<category><![CDATA[iklim krizi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=86227</guid>

					<description><![CDATA[<p>Buğday Derneği, kış sıcaklıklarının artması ve yetersiz kar yağışlarının tarıma etkisi üzerine yayınladığı yazıda; İklim krizinden gıda krizine giden yol kısaldığını belirtirken çözümün, iklim dostu tarım yöntemlerine geçmek olduğunun altını çizdi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/14/bugday-dernegi-iklim-krizinden-gida-krizine-giden-yol-kisaliyor/">Buğday Derneği: İklim Krizinden Gıda Krizine Giden Yol Kısalıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p dir="ltr">Kış aylarının sıcak geçmesi ve kar yağışının yetersiz olması toprağın su tutma kapasitesini düşürüyor, zararlı organizmaların artışına ve bitkilerde erken çiçeklenmeye neden oluyor.  Bu durum tarımsal üretimde kayıplara neden olurken, gıda krizinin daha da derinleşmesine yol açıyor. Çözüm, iklim dostu tarım yöntemlerine geçmek.</p>
<p dir="ltr">Cemreler düştü. Bahar geliyor. Hava, su ve toprak ısınıyor. Doğa uyanıyor. Ancak bu sefer, doğanın uyanışını kutlarken, artan sıcaklıklar ve değişen iklim koşulları, gıda üretimindeki risklere yönelik kaygılarımızı körüklüyor.</p>
<p dir="ltr">Copernicus İklim Değişikliği Servisi&#8217;nin <a href="https://climate.copernicus.eu/warmest-february-record-9th-consecutive-warmest-month" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://climate.copernicus.eu/warmest-february-record-9th-consecutive-warmest-month&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw3IR786F7kIF7rLFPXn5wSy">verilerine göre</a>, 2023 Haziran ayından bu yana yaşadığımız her ay, şimdiye kadar kaydedilen en sıcak ay oldu.</p>
<p dir="ltr">Meteoroloji Genel Müdürlüğü&#8217;nün <a href="https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx?ay=ocak" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.mgm.gov.tr/veridegerlendirme/sicaklik-analizi.aspx?ay%3Docak&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw0iSyMRdLsWW6C7Huh_HrsF">verilerine göre</a>, Türkiye&#8217;nin birçok yerinde mevsim normalleri aşıldı. 2024 Ocak ayı ortalama sıcaklıkları ülkemizde normallerin 2.8°C üzerinde gerçekleşti ve son 53 yılın en sıcak Ocak ayı oldu.</p>
<p dir="ltr"><strong>Artan Sıcaklıklar Tarımsal Üretim için Ne Anlama Geliyor?</strong></p>
<p dir="ltr">İklim krizi ve artan kış sıcaklıklarının sebep olduğu sorunların başında kuraklık geliyor. Su fakiri olma yolunda bir ülke olmamız da gıda üretimindeki riskleri daha da artırıyor. Sıcaklıkların artması ile nemi azalan toprağın suya doyması için daha fazla sulama yapmak gerekiyor. Yüksek ısı, toprağın azot miktarı ve pH değeri ile mikro bakteriyel bileşimini değiştiriyor ve topraktaki besin maddelerini ve bitki sağlığını olumsuz yönde etkileyerek üretimde kayıplara sebep oluyor.</p>
<p dir="ltr">Organik tarım üreticisi Gürsel Tonbul yüksek sıcaklıkların toprakta zararlı mikroorganizmaların üremesine neden olduğunu, fotosentez yavaşladığı için bitki büyümesi ve döllenme yeteneğinin azaldığını, aynı zamanda bahçe ve ormanlarda yangınlara, toplu ağaç kurumalarına ve bitki salgın hastalıklarına yol açtığını söylüyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>&#8216;Düzensiz ve Aşırı Yağışlar Üretimi Olumsuz Etkiliyor&#8217;</strong></p>
<p dir="ltr">Kuraklık, artan sıcaklıkların ilk sonucu olarak akla gelse de, aşırı ve düzensiz yağışlar da iklim krizinin en önemli sorunlarından birisi. Aşırı yağışlar sonucu topraktaki su doygunluğunun artması, oksijen miktarının azalmasına ve nem artışına bağlı zararlı artışı ile bitki hastalıklarının çeşitlenmesine, çoğalmasına sebep oluyor. Düzensiz yağışlar ise bitkilerin ekim-dikim takviminde aksamalara yol açabiliyor.</p>
<p dir="ltr">Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin Köy-Koop İzmir ile birlikte yürüttüğü İklim Dostu Çiftlikler projesinin paydaşları ile yapılan toplantıya katılan üreticiler iklim krizine dair en ciddi sorunun düzensiz yağışlar ve sıcaklık dalgalanmaları olduğunu ifade etti. Mevsimsel dalgalanmalar sebebiyle ciddi ürün kayıpları yaşadıklarını belirten üreticiler kış aylarının sıcak geçmesi sebebiyle çok fazla böceklenme olduğunu, güvelerin tarladaki bütün domatesleri 3 günde yok edebildiğini söylüyor.</p>
<p dir="ltr">İklim değişikliğinin bitkiler üzerindeki etkilerine dair yapılan <a href="https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/495105" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://dergipark.org.tr/en/download/article-file/495105&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw2i4-r3tpbrzBLePAPdWITB">araştırmalar</a> sıcaklık artışları ve yağış rejimindeki değişikliklerin, tarımsal üretimde büyük değişimlere neden olacağı ve özellikle buğday gibi temel gıda ürünlerinin üretiminde kayda değer düşüşlere yol açabileceğini gösteriyor. Yükselen sıcaklıkların, bitkilerin coğrafi dağılımını etkileyeceği ve bazı bitki türlerinin  göç etmesine neden olabileceği görülüyor. Yapılan bir başka <a href="https://www.ipcc.ch/report/ar5/wg2/" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://www.ipcc.ch/report/ar5/wg2/&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw134_ETQMxzADhYY4LBex6s">araştırmada</a>, kış aylarının sıcak geçmesinin, bitkilerin biyolojik saatlerini ve fenolojik döngülerini değiştirebileceği belirtiliyor.</p>
<p dir="ltr">Bu durum, tarımsal üretim desenlerinin ve yöntemlerinin yeniden gözden geçirilmesini ve iklim krizine uyum stratejilerinin geliştirilmesini gerektiriyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>&#8216;Kar Yağışları Kuraklık ve Don Riskini Azaltıyor&#8217;</strong></p>
<p dir="ltr">Artan sıcaklıkların dışında kışın kar yağışında azalma da söz konusu. Oysa kar yağışlarının tarımsal açıdan çok önemli işlevleri var.</p>
<p dir="ltr">Kar örtüsü, toprağa ısı yalıtımı sağlayarak bitkilerin kış aylarında soğuk hava koşullarından etkilenmesini <a href="https://nevsehir.tarimorman.gov.tr/Sayfalar/Detay.aspx?TermStoreId=368e785b-af33-487d-a98d-c11d5495130b&amp;TermSetId=b0acbfa3-00eb-474c-872f-5fdbb9fa0d72&amp;TermId=cbe92f5e-312a-4a70-8f0f-d278d32cc01e&amp;UrlSuffix=878/Kar-Yagisi-Tarim-Alanlarini-Olumlu-Etkiledi" target="_blank" rel="noopener" data-saferedirecturl="https://www.google.com/url?q=https://nevsehir.tarimorman.gov.tr/Sayfalar/Detay.aspx?TermStoreId%3D368e785b-af33-487d-a98d-c11d5495130b%26TermSetId%3Db0acbfa3-00eb-474c-872f-5fdbb9fa0d72%26TermId%3Dcbe92f5e-312a-4a70-8f0f-d278d32cc01e%26UrlSuffix%3D878/Kar-Yagisi-Tarim-Alanlarini-Olumlu-Etkiledi&amp;source=gmail&amp;ust=1710504549243000&amp;usg=AOvVaw3I_Oczn0cDjcLQk6Nikibt">engelliyor</a>.</p>
<p dir="ltr">Taban suyunun doğal dengesinin korunmasında kar yağışı etkili bir rol oynuyor. Karın yavaş yavaş erimesi toprakta suyun daha uzun süre tutulmasını sağlıyor ve bu da bitkilerin kök gelişimi için elverişli bir ortam yaratıyor. Kuraklık riski ve bitkilerin sulama ihtiyacı azalıyor.</p>
<p dir="ltr">Organik tarım üreticisi Şaban Burhan, kar yağışının normal olduğu yıllarda 6 saat sulama ile toprağın su doygunluğuna eriştiğini, kar yağmayan yıllarda ise 20 saat sulamanın dahi yetmediğini ve verim kaybı yaşadıklarını ifade ediyor. Şaban Burhan, kar yağışlarının aynı zamanda zararlı mikroorganizmaları azalttığını, bitkilerin ve ağaçların erken uyanmasını önleyerek don riskini azalttığını belirtiyor. Ağaçların erken çiçek açtığı yıllarda ciddi ürün kaybı yaşadıklarını ifade eden Burhan, bunun sonucunda gerçekleşen fiyat artışları ile tüketicilerin de iklim krizinden etkilendiğini söylüyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>&#8216;İklim Krizine Dayanıklılığın Yolu Doğa ile Uyumlu Tarımsal Üretim&#8217;</strong></p>
<p dir="ltr">İklim değişikliğine uyum sağlayabilmek için doğa ile uyumlu tarım yöntemleri kritik bir rol oynuyor. Kuraklığa, hastalıklara, değişen iklim koşullarına daha dirençli tarımsal üretim için agroekolojik, onarıcı yöntemlere geçiş yapılması gerekiyor.</p>
<p dir="ltr">Organik tarım üreticisi Şaban Burhan, kuraklıklardan konvansiyonel tarım yapanlara göre daha az etkilendiklerini ifade ediyor. Konvansiyonel tarımın yıllık verim odaklı olması sebebiyle o yıl yaşanan kuraklıkta ya da mevsimsel dalgalanmada verim kaybının çok olduğunu, organik tarımın uzun vadeli verimlilik odaklı olmasından ötürü kuraklığa bağlı senelik verim kaybının daha az olduğunu belirtiyor. Ayrıca sentetik gübrelerin sulama ihtiyacını artırdığını, doğal gübrelemenin toprağın nemini koruduğunu ekliyor.</p>
<p dir="ltr"><strong>İklim Dostu Çiftlikler</strong></p>
<p dir="ltr">Buğday Derneği’nin, kırsal toplulukların dirençliliğini artırmak, doğal varlıkların ve ekosistemlerin korunmasını sağlamak, bütüncül bir model yaratmak ve tarım ve hayvancılık sektörünün iklim değişikliğine uyum kapasitesini artırmak amacıyla İzmir’de yürüttüğü İklim Dostu Çiftlikler Projesi eğitimler, danışmanlık hizmetleri ve güçlü işbirlikleri sayesinde  çiftçileri ve yerel toplulukları desteklemeyi amaçlıyor.</p>
<p dir="ltr">Avrupa Birliği ve Türkiye Cumhuriyeti tarafından ortaklaşa finanse edilen ve Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı tarafından yürütülen İklim Değişikliğine Uyum Hibe Programı kapsamında desteklenen İklim Dostu Çiftlikler projesi, Köy-Koop İzmir ile İtalya’dan Deafal ortaklığında yürütülüyor ve 18 ay sürecek.</p>
<p dir="ltr">Proje süresince yerel paydaşlarla danışma toplantıları yapılarak öncü çiftçi ve çiftlikler seçilecek ve çiftliklerde ekolojik döngüler ve ekosistem işlevleri incelenecek. İklim değişikliğinin tarıma etkileri ile ilgili paydaşların konuyla ilgili görüşlerini de içeren bir durum analizi raporunun hazırlanmasının ardından, öncü çiftçilere eğitim ve danışmanlık verilecek.</p>
<p dir="ltr">Proje kapsamında iklim dostu tarım uygulamalarını destekleyici  bir el kitabı hazırlanarak üreticilere dağıtılacak. Ayrıca bölgede kısa gıda tedarik zincirlerini güçlendirecek ve ilgili paydaşların iklim dostu tarım uygulamalarına geçişi kolaylaştırmalarına yardımcı olacak kapasite geliştirme faaliyetleri de gerçekleştirilecek. Söz konusu faaliyetler, web sayfası, tüketici broşürü, webinarlar, videolar ve konuyla ilgili belgelerin Türkçeye çevrilmesi gibi iletişim ve yaygınlaştırma faaliyetleri ile desteklenecek.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2024/03/14/bugday-dernegi-iklim-krizinden-gida-krizine-giden-yol-kisaliyor/">Buğday Derneği: İklim Krizinden Gıda Krizine Giden Yol Kısalıyor</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Bencil Yaşam Tarzını Besleyen Üretim ve Tüketim Yöntemleri Gıda Sorununu Derinleştiriyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/23/bencil-yasam-tarzini-besleyen-uretim-ve-tu%cc%88ketim-yontemleri-gida-sorununu-derinlestiriyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Aug 2023 12:34:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Kampanya]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=84998</guid>

					<description><![CDATA[<p>Son yılların en sıcak yaz mevsimini yaşıyoruz ve uzmanlar sıcaklıkların giderek artacağını söylüyor. İklim krizi artık kaçamayacağımız bir gündem olarak hayatımızın merkezinde duruyor. İklim krizini artık yakından yaşarken ve hayatlarımız değişirken, bununla ilişkili bir de gıda konusu var. Sivil Toplum Geliştirme Merkezi Derneği (STGM), yürüttükleri BİRLİKTE Destek Programı faydalanıcılarından Buğday Derneği ile gıda, iklim krizi, güvenilir gıdaya erişim, doğa dostu üretim ve tüketim alışkanlıkları üzerine konuştu. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/23/bencil-yasam-tarzini-besleyen-uretim-ve-tu%cc%88ketim-yontemleri-gida-sorununu-derinlestiriyor/">&#8216;Bencil Yaşam Tarzını Besleyen Üretim ve Tüketim Yöntemleri Gıda Sorununu Derinleştiriyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>İlk olarak gıda ve iklim arasındaki ilişkiyi sormak isteriz. Bu iki başlık birbiri ile nasıl ilişkileniyor?</strong></p>
<p>İklim krizi, dizginlenemeyen tüketim çılgınlığı ve karbon salımına neden olan üretim yöntemlerinin bir sonucu. Artık hayatımızı doğrudan etkileyen bu kriz gıda üretimini ve gıdaya adil erişimi her geçen gün daha da güçleştiriyor… Topraklar fakirleşiyor, su azalıyor, atalık tohumlar ve biyolojik çeşitlilik geri dönüşü olmayacak şekilde tahrip oluyor.</p>
<p>Savaşlar, salgın ve iklim krizi, gıda krizinin sadece buzdağının su yüzeyinde olan kısmının fark edilmesini sağladı. Yoksullar geçmişten beri gıdaya erişmekte ciddi sorunlar yaşıyor ve sayıları da her geçen gün artıyor. Türümüzün bencil yaşam tarzını besleyen üretim ve tüketim yöntemleri sorunu derinleştirmeye devam ediyor.</p>
<p>Laboratuvarda üretilmiş etler, topraksız tarım, GDO teknolojileri, vitamin hapları… Üretim ve tüketim yöntemlerimizi; gıda ve onu etkileyen tarım, enerji, ekonomi, bayındırlık, kentleşme ve kırsal yaşam gibi pek çok alanda uygulanan politikaları bir an önce dönüştürmemiz şart…</p>
<p>Bunun için de önce gıda ile kurduğumuz ilişkiye yeniden bakmamız; parasal, sosyal, ekolojik maliyetleri de katarak gıdamızın maliyetini yeniden masaya yatırmamız ve gıdaya erişimi güçleştiren nedenlerin sadece savaşlar ve ekonomi olmadığı gerçeğiyle yüzleşmemiz gerekiyor.</p>
<h3>&#8216;Gıda Üretimi İklim Krizinin Hem Nedeni Hem de Kurbanı&#8217;</h3>
<p>Bir yanda açlığın diğer yanda israfın yaşandığı günümüzde yaşadığımız çelişkilerden biri de gıda üretiminin iklim krizinin hem nedeni hem de kurbanı olması. Hükümetlerarası İklim Değişikliği Paneli IPCC Raporu’na göre, toplam sera gazı emisyonlarının %21-37’si mevcut gıda sistemine atfedilebilir. Yani iklim krizinin öncelikli nedenlerinden biri olan gıda sisteminin paydaşları, aynı zamanda iklim değişikliğinin neden olduğu afetlerle de başa çıkmak<br />
zorunda.</p>
<p>Sürdürülebilir Toprak Yönetimi, Permakültür, Toprak Besin Ağı Çiftçiliği, Bütüncül Planlı Otlatma, Onarıcı Tarım, Koruyucu Tarım, Koruyucu Toprak İşleme, Ekim Nöbeti, Tarımsal Ormancılık gibi yaklaşımlar arasında bazı yöntem ve teknik farklılıklar olsa da hepsi temelde sürdürülebilir, adil, ekolojik ve sağlıklı olma kriterlerini esas alıyor.</p>
<p>Tasarruflu su kullanımı, yağmur hasadı, azaltılmış toprak işleme ya da toprak işlemesiz tarım, bütüncül otlatma, kompost uygulamalarıyla toprağın iyileştirilmesi, üreticiden tüketiciye aracısız erişim sistemleri gibi agroekolojik yöntemler, kısa ve uzun vadede iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilir.</p>
<p>Bu iyileştirici yöntemler konusunda çiftçilerin bilgilendirilmesi, uygulayanların teşvik edilmesi, bu yöntemlerin yaygınlaşmasını sağlayacak. Bu yöntemlerin yaygınlaşması da toprak, su varlığı ve biyolojik çeşitliliğin korunmasıyla birlikte gıdaya adil erişim, kırsal geçim kaynaklarının çeşitlenmesi ve iklim krizine dirençli sistemler anlamına geliyor.</p>
<p><strong>Siz uzun yıllardır tarımsal alanların korunması ve ürün yetiştirme süreçlerinde kimyasalın yasaklanması için savunuculuk faaliyeti yürütüyorsunuz ve &#8220;ekolojik tarım dünyayı doyurabilir&#8221; diyorsunuz. Bunu biraz açabilir misiniz? Bu nasıl mümkün kılınabilir?</strong></p>
<p>Araştırmalar dünyada 8 milyar insanı sağlıklı besleyecek kadar gıda üretildiğini gösteriyor. O zaman neden 800 milyondan fazla insan açlık çekiyor ve 2,3 milyar insan yetersiz beslenme sorunu yaşıyor?</p>
<p>Sorunun üç temel nedeni var: Birincisi gıda paylaşımındaki adaletsizlik. 2017’de ortalama et tüketimi ABD’li bir kişi için 124 kilo, bir Avrupalı için 80 kilo, Türkiyeli için 40 kilo, bir Nijeryalı için 10 kilo civarındaydı. Gıda ve Tarım Örgütü (FAO) raporlarına göre, yetersiz beslenen insanların sayısının en fazla olduğu yerler Güney Asya ve Sahra’nın güneyi olmak üzere Afrika.</p>
<p>İkinci neden, gıda israfı. Burada söz konusu olan israf evlerde çöpe giden gıdalar değil. Her yıl yetiştirilen gıdanın üçte biri, yani yaklaşık 1,3 milyar ton gıda tarladan tezgâha giden yolda heba oluyor. Gelişmekte olan ülkelerde, kaybın %40’ı hasat ve işleme aşamalarında; gelişmiş ülkelerde ise aynı oran, tüketim aşamasında meydana geliyor.</p>
<p>Üçüncü neden, gıda olarak sunulan ürünlerin besleyici özelliğini yitirmiş olması, yani suni ya da bir başka deyişle &#8220;&#8230;mış gibi” gıdalar… Tarımda kullanılan sentetik kimyasallar ve katkı maddeleri yiyeceklerdeki besleyicilik özelliğini geri plana iterken yetersiz beslenme kaynaklı sağlık sorunlarına neden oluyor.</p>
<p>Araştırmalar, dünya üzerinde üretilen tarım ve gıda ürünlerinin dünya nüfusunu beslemeye yetecek miktarda olduğunu ortaya koyuyor. Türkiye’de de var olan tarım arazilerin sadece yarısıyla 80 milyonluk nüfusumuzu ekolojik / zehirsiz tarım ürünleriyle beslemek mümkün. Geri kalan %50 ise meralar ve hayvansal üretim için kullanılabilir. (Y. Demir, B. Aslan, Organik Tarım Türkiye’yi Besler)</p>
<blockquote><p>Dünya nüfusunun beslenebilmesi için, mevcut tarım arazilerinin sadece %60&#8217;ında ekolojik üretime geçilmesi yeterli.</p></blockquote>
<p>Ortaya konan veriler sorunun; hatalı politika, planlama ve uygulamalarla birlikte, aşırı tüketim, hatalı beslenme, merkezi sistemlerin neden olduğu lojistik ve saklama sorunları, çiftçilerin giderek artan maliyetler karşısında üretimden vazgeçmeleri, geniş alanlarla tek tip ürün yetiştirme ve azalan biyo çeşitlilik, toprak, su kirliliği, iklim krizi sonucu yaşanan afetlerin yol açtığı ürün kayıpları ile savaşların gıda üretimi ve erişiminde neden olduğu sıkıntılar gibi çok yönlü olduğuna işaret ediyor.</p>
<p>Var olan endüstriyel tarım üretim modelinin tüm sorunları göz önüne alındığında agroekoloji, doğal varlıkların ve sosyal dengelerin korunmasına dayanan sürdürülebilir bir tarım modeli olduğu kadar, sağlıklı ürüne adil erişim ve kırsalın ekonomik, sosyal ve kültürel refahını sağlayacak bütüncül bir model olarak çözümler sunuyor.</p>
<p>Gıda sistemlerinin ekolojik açıdan duyarlı, ekonomik açıdan uygulanabilir ve sosyal açıdan adil olacak şekilde dengelenmesini amaçlayan agroekoloji, sosyal adaleti teşvik ederek ve kültürel kimlikleri besleyerek kırsal yaşamı güçlendiriyor. Doğal varlıkları koruyup geliştirirken dirençli ve istikrarlı üretim sistemleri oluşturan agroekoloji, çiftliklerin ve tarım arazilerinin çeşitlendirilmesi, doğal biyobozunur girdiler için kimyasal girdilerin ikame edilmesi, biyolojik çeşitliliğin optimizasyonu ve farklı tarımsal ekosistem türleri arasındaki etkileşimlerin uyarılmasını ele alıyor.</p>
<p>Araştırma kuruluşu FiBL (Research Institute of Organic Agriculture), bu konuyu inceleyerek, tüm tarım alanlarında organik üretime geçilirse, 2050’de sonucun ne olacağını ortaya koydu. Pek çok araştırma kuruluşunun işbirliğiyle gerçekleşen incelemeye göre, tamamlayıcı bazı faktörlerle birlikte, organik tarım dünyayı doyurabilir. Hatta dünya nüfusunun beslenebilmesi için, mevcut tarım arazilerinin sadece %60&#8217;ında ekolojik üretime geçilmesi yeterli.</p>
<p>FiBL&#8217;e göre bunun gerçekleşmesi için hayvansal ürün tüketiminin ve yetiştirilen hayvan sayısının, dolayısıyla yem üretimi ve israfın da azalması gerekiyor. Dünyada gıda israfının boyutları, et üretim ve tüketiminin nüfusa oranla daha hızlı artması ve gelişmiş ülkelerdeki beslenme ihtiyacından fazla et tüketilmesiyle ilgili veriler göz önüne alındığında ”hayvansal üretimdeki azalış”ın sadece planlamayla ilgili değil, temelde ahlaki ve adalet anlayışıyla ilgili<br />
bir dönüşüm gerektirdiğini söyleyebiliriz.</p>
<p>Birleşmiş Milletler Genel Kurulu İnsan Hakları Konseyi Otuz Dördüncü Toplantı, Gıda hakkı Özel Sözcüsü’nün raporuna göre ”Günümüzde yaygın olarak kullanılan ve kullanılmaya devam edeceği öngörülen pestisitler, insan sağlığı ve çevreye tüm dünyada zarar vermektedir. Böylesine yaygın, bazı durumlarda gereksiz biçimde tüketilen ve çeşitli insan haklarını ihlal eden pestisitlerin kullanımını azaltacak alternatifler mevcuttur ve daha da geliştirilebilir. Birçok yerde artan organik tarım uygulamaları, daha az veya hiç pestisit kullanmadan çiftçilik yapmanın mümkün olduğunu gösteriyor. Araştırmalar, agroekolojinin tüm dünya nüfusunu besleyebileceği ve yeterli besin değerini sağlayabileceğine işaret etmekte.”</p>
<p><strong>Gıda başlığında obezite, gıda israfı, sağlıklı gıdaya erişim birbiriyle ilişkili sorunlar olarak karşımıza çıkıyor. Buradan hareketle gıda güvenliğini de konuşmak isteriz. İlk olarak gıda güvenliği nedir ve nasıl sağlanır?</strong></p>
<p>Gıda güvenliğini oluşturan temel öğeler; bulunabilirlik, erişilebilirlik, güvenilirlik-kalite ve istikrar olarak sıralanıyor. Yeterli miktarda uygun kaliteli gıdanın yerel üretim veya ithalat ile mevcut olması durumu bulunabilirliği; bireylerin besleyici gıdaya ulaşabilmesi için yeterli satın alma gücüne ve imkânlarına sahip olması erişilebilirliği; yeterli beslenme, temiz su, hijyen ve sağlık hizmetleri ile tüm fizyolojik ihtiyaçların karşılandığı sağlıklı beslenme durumu güvenilirlik-kaliteyi ve son olarak nüfus, hane veya bireyin her zaman yeterli miktarda gıdaya ulaşabilmesi durumu da istikrarı tanımlıyor. Bunlardan sadece birinin bile eksik olması gıda güvenliğinden yoksun olmak anlamına geliyor. Gıda güvenliği sağlıklı tohumdan, temiz toprak suya, temiz enerjiden, adil ticarete, dayanışmacı ortaklıklardan gıdasının sorumluluğunu taşıyan tüketici ve topluluklara kadar farklı alan ve boyutları içeriyor. Temiz<br />
toprak ve su olmadan sağlıklı gıdalar yetiştirmek imkansız olduğu gibi yerel üretim-yerel tüketim mekanizmaları kurulmadan da gıda sisteminin iklim krizindeki etkisini azaltmak mümkün değil.</p>
<p>Küresel Gıda Güvenliği Endeksi’ne göre Türkiye’nin sıralaması ortalamanın üzerinde yer alıyor. Buna rağmen Türkiye’deki yüksek gıda enflasyonu, Türk lirasının değer kaybetmesi, Türkiye’de üretilen ürünlerin yurt dışından ithal edilmesi, özellikle küçük çiftçilerin girdi maliyetlerini karşılayamayarak üretimden vazgeçmesi, kırsal nüfusun kentlere göç etmesi, tarımsal üretimi ciddi boyutta etkileyen kuraklık, su stresi, erozyon ve aşırı hava olayları gibi<br />
sorunlar Türkiye’nin en önemli gıda güvenliği risklerini oluşturuyor. Bu etkilerin yanı sıra Türkiye’nin nüfusunun son 20 yılda 20 milyon artması sonucu gıda talebi artarken tarım arazilerinin amaç dışı kullanılması ve giderek küçülmesi de arz-talep dengesini olumsuz etkiliyor.</p>
<p>Kentlerde yaşayanlar, büyük bir kırsal nüfusa sahip ülkelerde bile gıda arzının %70’in tüketiyor. Plansız şehirleşme ve giderek hızlanan tüketime odaklı yaşamlar, sağlıklı gıdaya erişim problemlerinden, karbon salımını artıran ve hareket serbestisini kısıtlamakla birlikte aşırı şişmanlık ve obeziteyi destekleyen bir dizi sorunun kaynağı olabiliyor. Öyle ki, artık daha fazla insan alışverişe arabalarıyla gidiyor, evde yemek pişirmek yerine hazır gıdalara yöneliyor ya da restoranların, yemekhanelerin sunduğu yiyecekleri sorgulamadan yemek zorunda kalıyor, gıdanın nerede ve nasıl yetiştiğinden bihaber çocuklar yanlış beslenme alışkanlıkları geliştiriyorlar. Ambalajın üzerindeki bilgilerle yetinen tüketicilerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla!</p>
<h3>&#8216;Yerel ve Kendine Yeten Döngüsel Üretim Sistemlerinin Benimsenmesi Gerekiyor&#8217;</h3>
<p>Bu noktada merkezileşme ve gıdanın uzun mesafeler kat ederek kentli tüketiciye ulaşması, kent nüfusunun artmasıyla doğru orantılı olarak tırmanan gıda güvensizliği sorununu karmaşık hale getiren olgulardan biri. Gıdanın ve tarımsal girdilerin kilometrelerce öteden, hatta yurt dışından döviz ödenerek tedarik edilmesi, üretici ile tüketicinin arasındaki mesafenin giderek açılmasına ve aracı payları nedeniyle ürünün fiyatının artmasına neden<br />
oluyor. Bu sorunlara neden olan merkezileşmenin yerine yerelleşme ile birlikte olabildiğince kendine yeten döngüsel üretim sistemlerinin benimsenmesi hem karbon salımının azalması, hem de çok fazla aracının devreden çıkararak fiyat avantajının sağlanması hem de denetim mekanizmalarının daha iyi işlemesi gibi çözümleri beraberinde getiriyor.</p>
<p>Bütün bu karmaşık sorunların çözümü için, gıda üretim sistemlerinde köklü dönüşümlerden tüketimlerimize yön veren yaşam tarzı değişikliklerine kadar çok yönlü bir anlayış değişikliğine ihtiyaç var. Sadece üretici ve tüketici arasındaki mesafeyi azaltarak yerel üretim-yerel tüketim sistemleri kurmak bile gıdaya erişim, karbon emisyonunun azaltılması, tüketici denetim mekanizmalarının işletilmesi, tüketici ihtiyaçlarına yönelik üretim planlamasının yapılması, israfın azaltılması gibi pek çok yarar sağlayabilir.</p>
<p><strong>Uzunca bir süredir Zehirsiz Sofralar Platformu ile birlikte tarımsal üretimde kullanılan pestisitlere karşı da bir mücadele yürütüyorsunuz. Bu mücadelede başladığınız &#8220;Zehirsiz Kampanya&#8221; döneminde 27 pestisit aktif maddesinin kullanımını yasaklandı. Peki, son durum nedir? Biraz bize bu platformu ve son dönemlerdeki çalışmalarınızı anlatır mısınız?</strong></p>
<p>Zehirsiz Sofralar Platformu olarak “Tüm Canlılar için Zehirsiz Sofralar” ve “Zehirsiz Kentler İçin Harekete Geç” sloganları ile başlattığımız iki büyük kampanya var. Avrupa Birliği tarafından Sivil Toplum Diyaloğu V Programı kapsamında finanse edilen ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı ortaklığında yürüttüğü “Zehirsiz Sofralar” projesi 2019’da başladı.</p>
<p>AB üyelik sürecinde AB’deki yasaklamalara paralel olarak 223 pestisit aktif maddesi yasaklandı. Bunlardan 37 tanesi ise Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği olarak yürüttüğümüz Zehirsiz Sofralar Projesi döneminde Zehirsiz Sofralar Platformu olarak yürütülen kampanya sürecinde gerçekleşti. Dünya Sağlık Örgütü tarafından “son derece tehlikeli”, “yüksek seviyede tehlikeli” ve “muhtemel kanserojen” olarak belirlenen 13 aktif madde ivedilikle ama kademeli olarak tamamının yasaklanmasını talep ediyoruz. Ne yazık ki bu 13 maddenin bile kampanya sürecinde sadece 5 tanesini yasaklanmasını sağlayabildik. Türkiye yasaklamalarda ağırlıklı olarak AB’yi<br />
takip ediyor ama kendi şartları veya AB’ye ihraç olmayan ürünler ve ilgili pestisit aktifleri gözetilerek süreçler AB’ye göre geriden geliyor.</p>
<p>Avrupa Pestisit Eylem Ağı (PAN Europe) ortaklığı ve Zehirsiz Sofralar Platformu iş birliğiyle, 1 Nisan 2021’de başlayan ve AB Sivil Toplum Diyaloğu Programı VI kapsamında desteklenen “Zehirsiz Kentlere Doğru” projesi ile de kentlerde başta yerel yönetimler tarafından kullanılan pestisitler ve pestisitler ile aynı aktif maddeleri içeren ve Sağlık Bakanlığı tarafından ruhsatlandırılan biyosidal ürünlerin benzer biçimde kullanımının sınırlandırılmasını ve kademeli olarak alternatif doğa dostu yöntemlere geçilmesini talep ettik. Bu kapsamda da öncü belediyelerimiz iyi niyet belgelerini imzalayarak belirli taahhütlerde bulundular. Aynı zamanda halk sağlığı alanında çalışma yürüten çeşitli STK’lara danışmanlık ve halk sağlığı kongrelerine destek sağlamak da platformun faaliyetleri arasında.</p>
<p><strong>Son olarak gıda ve iklim kriziyle mücadelede büyük ölçekli adımların atılması gerektiği bilgisiyle ve devletlere düşen görevleri vurgulamakla birlikte bu krizlerle mücadele konusunda bireyler ya da küçük topluluklar ne yapabilirler? Sürdürülebilir tarım ve gıda sistemlerinin oluşturulabilmesi için bizler ne yapabiliriz?</strong></p>
<p>Tasarruflu su kullanımı, yağmur hasadı, azaltılmış toprak işleme ya da toprak işlemesiz tarım, bütüncül otlatma, kompost uygulamalarıyla toprağın iyileştirilmesi, üreticiden tüketiciye aracısız erişim sistemleri gibi agroekolojik yöntemler, kısa ve uzun vadede iklim değişikliğinin etkilerini azaltabilir.</p>
<p>Sürdürülebilir gıda sistemlerine geçilmesi çevresel, toplumsal ve sağlıkla ilgili maliyetleri azaltmanın yanı sıra her kesimin madden sağlıklı gıdaya ulaşmasını sağlayacaktır. Seçimlerimiz geleceğimizi belirler. Sistemsel dönüşümler, tüketici talepleriyle doğrudan ilgilidir. Yapacağımız seçimler ve taleplerimizle üretim yöntemlerinde değişimi hızlandırabilir, böylelikle ekolojik ve adil bir dönüşüme destek olabiliriz.</p>
<p>Beslenme tarzlarından alışveriş alışkanlıklarına kadar yaşam tarzımızda yapılacak değişiklikler de gıda sistemlerinin gezegenin sınırlarını dikkate almasında önemli bir araç olabilir. Organik ve agroekolojik yöntemlerle yetiştirilmiş gıdalarla beslenmek, et tüketimini azaltmak, yerel tohumlardan yaşadığımız bölgede üretilmiş gıdaları tercih etmek, içeriğinde ne anlama geldiğini bilmediğimiz pek çok kimyasal bulunan hazır gıdalardan mümkün<br />
olduğunca kaçınmak, yerel üreticilerden alışveriş yapmak, atıksız mutfak uygulamalarına geçiş, dayanışma için örgütlenmek (kooperatifler, gıda toplulukları vb), konuyla ilgili çalışan sivil toplum kuruluşlarını destekleme dönüşüm için ciddi anlamda fark yaratacaktır.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2023/08/23/bencil-yasam-tarzini-besleyen-uretim-ve-tu%cc%88ketim-yontemleri-gida-sorununu-derinlestiriyor/">&#8216;Bencil Yaşam Tarzını Besleyen Üretim ve Tüketim Yöntemleri Gıda Sorununu Derinleştiriyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 27 Oct 2022 07:51:35 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82099</guid>

					<description><![CDATA[<p>Zehirsiz Sofralar için mücadele veren Buğday Derneği, yeni projesi ile İstanbul’daki tarım-gıda paydaşlarını dayanışmaya davet ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/">İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Buğday Derneği tarafından, agroekoloji temelli kısa gıda tedarik zincirlerinin oluşmasına ve gelişmesine katkı sunma hedefiyle, Portekiz’den K-Evolution ve Türkiye’den Marmara Belediyeler Birliği ortaklığında yürütülen “İstanbul ve Setúbal’da Yerel Yönetimler ile Yerel Gıda Sistemini Dönüştürmek” projesi kapsamında <strong>5 Kasım 2022 Cumartesi</strong> günü, İstanbul-Beyoğlu’nda yüz yüze bir toplantı düzenlenecek.</p>
<p>İstanbul’da faaliyet gösteren gıda toplulukları, tüketici kooperatifleri ve bu alanda çalışan STK ve sivil inisiyatiflerinin katılımına açık olan toplantıda projeye dair bilgi paylaşımı ile birlikte İstanbul’daki tarım-gıda sisteminin genel bir resmini ortaya koymak üzere deneyim ve işbirlikleri konuşulacak.</p>
<p>Kontenjanın sınırlı olduğu toplantıya katılım için <strong>4 Kasım 2022</strong>, Cuma gününe kadar kayıt formunu doldurmak gerekmektedir. Katılımı onaylanan katılımcılara mekân ve program bilgisi toplantı öncesinde kayıtlı mail adresleri üzerinden iletilecektir.</p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSenxbnfgGwYqJ8N6TvaaL64vpMJQ3lJUzO4JYRL1QfaEmlxaQ/viewform" target="_blank" rel="noopener">Katılım formu için tıklayınız.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/27/istanbul-yerel-gida-sisteminin-donusumu-toplantisi/">İstanbul Yerel Gıda Sisteminin Dönüşümü Toplantısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ankara’da Çocukların Güvenli Gıdaya Erişimi Çalıştayı Düzenlenecek</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/13/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 13 Oct 2022 09:35:40 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Ankara Kent Konseyi]]></category>
		<category><![CDATA[birleşmiş milletler]]></category>
		<category><![CDATA[Güvenli Gıdaya Erişim]]></category>
		<category><![CDATA[kalkınma atölyesi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=82014</guid>

					<description><![CDATA[<p>Birleşmiş Milletler GEF Küçük Destek Programı (SGP) desteğiyle Kalkınma Atölyesi tarafından Ankara Kent Konseyi iş birliğiyle tasarlanan 'Ankara Çocuklarının Güvenli Gıdaya Erişimi Çalıştayı' 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü'nde Ankara Kent Konseyi'nde gerçekleşecek. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/13/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek/">Ankara’da Çocukların Güvenli Gıdaya Erişimi Çalıştayı Düzenlenecek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Özne olarak çocukları, mekan olarak Ankara’yı odağına alan çalıştay, şehrin yoksul bölgelerindeki çocukların gıdaya erişiminde karşılaşılan sorunları tespit etmek, bu konuda yapılan çalışmaları değerlendirmek ve kent içi dayanışma mekanizmalarını güçlendirmek üzere muhtemel imkanları araştırmayı amaçlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-82018 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/10/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek-1-640x640.jpg" alt="" width="311" height="311" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/10/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek-1-640x640.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/10/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek-1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/10/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek-1-1024x1024.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/10/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek-1.jpg 1080w" sizes="(max-width: 311px) 100vw, 311px" />Ankara’da çocukların güvenli gıdaya erişimi ile ilgili çalışmalar yapan yerel yönetimler, kamu kurumları, sivil toplum kuruluşları, özel sektör temsilcileri ve akademisyenlerin katılacağı çalıştay, Ankara’nın içsel kaynaklarıyla çocukların güvenli gıdaya erişimine dair hayata geçirilebilecek çözüm önerilerini gündemine alacak. Çalıştayda geliştirilen çözüm önerilerini içeren bir rapor hazırlanacak ve bu rapor, kamuoyu ile paylaşılacak.</span></p>
<h5><b>Çalıştay Nasıl Tasarlandı?</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çalıştayı tasarlayan Kalkınma Atölyesi ve Ankara Kent Konseyi ekibi, Dünyada ve Türkiye’de gıda krizi ile başa çıkma yöntemlerini inceleyerek, Ankara özelindeki çalışmaları ele aldı, bu konuda çalışma yürüten aktörlerin ağ haritasını çıkardı. Çocuk işçilerin yoğunlukta olduğu Altındağ, Önder, Solfasol, Şentepe mahallelerinde hane ziyaretleri gerçekleştirdi. Yerel yönetimler, kamu kurumları ve sivil toplum kuruluşlarının yanı sıra mahalle muhtarları, okul müdürleri ve öğretmenlerle bir araya gelerek kişilerin gıdaya erişimlerinin önündeki engelleri tespit etti, ihtiyaçları ve çözüm önerilerini kaydetti. Elde edilen bilgilerden hareketle, çok sayıda paydaşla çocukların güvenli gıdaya erişiminin ele alındığı çevrimiçi görüşmeler gerçekleştirdi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocukların güvenli gıdaya erişimi çok katmanlı ve birbirinden farklı aktörlerin iş birliğini gerektiren bir konu. Bu yüzden çalıştay, sorunun tüm taraflarına bir araya gelme, ortak fikir üretebilme ve dayanışma mekanizması inşa edebilme imkanlarını sunmak üzere, katılımcılık ilkesi esas alınarak tasarlandı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ankara Çocuklarının Güvenli Gıdaya Erişimi Çalıştayı” 17 Ekim Dünya Yoksullukla Mücadele Günü&#8217;nde Ankara’da Ankara Kent Konseyi binasında gerçekleştirilecek. </span></p>
<p><a href="https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSeF9k77EAahmAChY54pb30KWU633gDbvxeHbtCCSRB2H7tBzA/viewform" target="_blank" rel="noopener">Katılım formuna buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<div>LCV kaydı için: 05550998565</div>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/10/13/ankarada-cocuklarin-guvenli-gidaya-erisimi-calistayi-duzenlenecek/">Ankara’da Çocukların Güvenli Gıdaya Erişimi Çalıştayı Düzenlenecek</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Emel Altay]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Mar 2022 09:11:21 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Dosya]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Ekolojik Tarım]]></category>
		<category><![CDATA[endüstriyel tarım]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli gıda]]></category>
		<category><![CDATA[karbon ayak izi]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79786</guid>

					<description><![CDATA[<p>Güvenli gıdaya erişim konulu dosyamızın ikinci ve son kısmında EkoHarita ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği’ni ağırlıyoruz. İki oluşum da iklim krizinin önüne geçmek, herkes için güvenli gıdaya erişim için yerel gıda üretiminin öneminde hemfikir. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/">&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Endüstriyel tarım yöntemleri yerine ekolojik tarım, karbon ayak izi yüksek gıda ağları yerine de yerel üretimlere imkan sunulması, hem gezegenimiz hem de insan nüfusunun devamlılığı için büyük önem taşıyor. EkoHarita’nın kurucularından Alper Can Kılıç ve Ekolojik Tarım Organizasyonu Genel Sekreteri Özge Çiçekli ile güvenli gıdaya erişimin yolları konuştuk. Gerek Kılıç gerekse Çiçekli, yerel kooperatiflerin, ekolojik tarımın gücüne ve tüketicinin organik gıdaya dair bilincinin artmasının önemine vurgu yapıyor. </span></p>
<h5><b>EkoHarita: Gıda Politikamızı Yerel Üretime Döndürmeliyiz</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">EkoHarita ekolojik yerleşkeler, eko-turizm ve kamp noktaları, kent bostanları, ekoloji müzelerini, alternatif ekonomi sistemi ve benzeri tüm ekolojik girişimleri haritalandıran bir proje. Bunlara ek olarak projeye ait sitenin içinde mini bir sosyal ağ, bir forum, bir gazete, bir etkinlik takvimi, bir link bankası, kitap/film/belgesellere ulaşabileceğiniz bir koleksiyon da bulunuyor. Ekoharita projesinin sürekliliğini sağlayabilmek için <a href="https://www.patreon.com/ekoharita" target="_blank" rel="noopener">Patreon</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.patreon.com/ekoharita"> hesabı</a> yoluyla katkıda bulunmak mümkün. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-79788 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic-640x480.jpg" alt="Alper Can Kılıç" width="323" height="242" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/alper-can-kilic.jpg 960w" sizes="(max-width: 323px) 100vw, 323px" />EkoHarita’nın kurucularından Alper Can Kılıç, projelerinin amacını şu sözlerle ifade ediyor: “Temel olarak EkoHarita’nın amacını &#8216;bilgiyi özgürleştirmek ve dayanışmayı güçlendirmek&#8217; olarak tanımlayabiliriz. Bu bağlamda pek çok kampanyaya, etkinliğe, çalıştaya, oluşuma iletişim yönünde destek vermiş olmakla birlikte, pek çok bilginin organizasyonunda ve filtrelenerek kullanılabilir hale getirilmesi konusunda da gönüllü hizmet verdiğimizi söyleyebiliriz. Projelerimizi kendi yürüttüklerimiz ve paydaş olduklarımız olarak ikiye ayırabiliriz. Yaptığımız işleri sıralayacak olursak; </span><span style="font-weight: 400;">“</span><a href="https://www.ekoharita.org/projeler/toplulukdesteklitarim/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Topluluk Destekli Tarım Ağı</span></a><span style="font-weight: 400;">” gıda egemenliğine yönelik oluşumları bir araya getiren ve kronolojik olarak bir bilgi bankası özelliği de taşıyan bir proje, “</span><a href="http://www.ekotopluluk.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">EkoTopluluk</span></a><span style="font-weight: 400;">” gıda topluluklarının kurulumunu kolaylaştıracak bir araç olarak kaynak buldukça üzerinde çalıştığımız fakat henüz tamamlayamadığımız bir yazılım projemiz, “</span><a href="https://www.ekoharita.org/projeler/doga-yolun-olsun/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Doğa Yolun Olsun</span></a><span style="font-weight: 400;">” ekolojik yaşama ve permakültüre dair etkinlikler gerçekleştirdiğimiz, aktarımlar ve söyleşiler yaptığımız projelerimiz, “</span><a href="https://www.ekopedi.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ekopedi</span></a><span style="font-weight: 400;">” ekolojik temelli bir wiki çalışması, “</span><a href="https://www.ekoharita.org/dayanisma-topluluklari-ve-aglari/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Dayanışma Toplulukları ve Ağları</span></a><span style="font-weight: 400;">” korona döneminde kriz anlarına yönelik yerel destek birimlerine ve dayanışma ağlarına erişimi kolaylaştırmak amacıyla başlattığımız bir listeleme çalışması ve “</span><a href="https://www.ekoharita.org/ekoloji-haritasi/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Ekoloji Haritası</span></a><span style="font-weight: 400;">” projemizden bir önceki paragrafta bahsetmiştik. Bunun dışında </span><a href="http://zehirsizsofralar.org/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Sofralar</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.zehirsizkentler.org" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Kentler</span></a><span style="font-weight: 400;">, </span><a href="https://www.change.org/p/avc%C4%B1l%C4%B1k-tamamen-yasaklans%C4%B1n-hayvanlarya%C5%9Famakistiyor-avc%C4%B1l%C4%B1kcinayettir-tctarim-milliparklar" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Avcılık Yasaklansın</span></a><span style="font-weight: 400;"> gibi paydaş olarak dahil olduğumuz projeler ve kampanyalar bulunuyor.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Üretici ve Tüketici Arasındaki İlişki Sağlamlaşmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, güvenli gıdaya erişimin herkes için sağlanmasının iki taraflı bir görev olduğu görüşünde. Kılıç’a göre insanlar gıda toplulukları kurmadıkları, gıda toplulukları çoğalmadığı ve iletişim halinde yapılara dönüştürülmediği sürece toplumsal temsiliyeti olan bir yapı haline de gelmeyecek. “Üreticilerin bir süre sonra üretimlerini devam ettirebildiği, ürünlerini satabileceği, riski paylaşabileceği kişilere ulaşmış olmanın güvencesi ve rahatlığını elde etmeleri, diğer üreticilerle de ilişki kurarak deneyim paylaşımlarında bulunabilmeleri mümkün olacak” diyen Kılıç, üreticilerin refah durumundaki iyileşmelerin doğal üretim yapan üreticileri de cesaretlendireceğini ve yeni üreticilerin ortaya çıkmasını teşvik edeceğini belirtiyor. Kılıç, tüketiciye düşen görevi ise tüketicilerin gerçekten güvenerek tüketebilecekleri ürünleri üreten üreticileri bulması ve bir süre sonra iletişimini geliştirerek aynı güven ilişkisi yoluyla kendi kriterlerine uygun üreticilerle bağ kurarak güven ağını oluşturması şeklinde açıklıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Güvenli Gıdada Yeni Nesil Kooperatiflerin Önemi Büyük&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, güvenli gıdanın  yerleşik olabilmesinde yeni nesil kooperatiflerin önemine vurgu yapıyor ancak Türkiye örneğinde kooperatif oluşumlarının çok yeni olduğunu ve fazla sorumluluk yüklemenin yorucu olabileceğine de dikkat çekiyor: “Şu aşamada kooperatifleri belki bu açıdan doğrudan sorumlu görebilir sorgulayabiliriz fakat bu da yeni filizlenen bu oluşumlara biraz fazla yük yüklemek olacaktır. Yeni nesil kooperatifler özellikle son 4-5 yıldır yatay bir şekilde gelişmeye ve örneklerini çoğaltmaya devam ediyor. Bu bağlamda bu kooperatiflere tamamen kendi ayakları üzerinde durup koşmaya başlayana kadar çok fazla sorumluluk yüklemek yorucu olabilir. Kooperatiflerdeki çoğu gönüllü ya da çalışan da yine gıda toplulukları veya benzer, adı gıda topluluğu olmayan, gıdaya erişmeye çalışan grupların içerisinden çıkıyor. Bu kişiler bunu sistematikleştirerek kurumsal bir yapıya dönüştürüyor, etkisini arttırmak istiyor. Kooperatifler sistemde etik temelli üretim yapan üreticiler için ürünlerini hak ettiği değerde/ücrette satın alarak ulaştırabileceği tüketicilere, araya sadece adil bir katkı payı koyarak ulaştırıyor ve erişim kolaylığı sağlıyor. Üretici bu imkana ulaştığında üretimini olduğu gibi, hatta üretim şeklini daha iyiye evrilterek ve çevresine örnek olarak sürdürmeye devam edebiliyor. Bu da sistemi iyileştiriyor. Siz de gidip bir tüketici olarak kooperatiften alışveriş yaptığınızda, apartmanınızda ya da mahallenizde bir gıda topluluğu kurduğunuzda ya da olana katıldığınızda bu zincire destek olmuş oluyorsunuz. Bu sebeple herkesi <a href="https://www.ekoharita.org/projeler/toplulukdesteklitarim/" target="_blank" rel="noopener">Topluluk Destekli Tarım Ağı</a> projemiz </span><span style="font-weight: 400;">yoluyla haritamıza göz atarak yakınındaki gıda topluluğuna katılmaya, kooperatiflerden alışveriş yapmaya davet ediyoruz. Buğday Derneği’nin yürütücülüğünü yaptığı kardeş proje www.gidatopluluklari.org adresinden de çevrenizdeki gıda topluluklarını bulmak için hazırlanan listeye göz atabilirsiniz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Yerel Beslenmeye Hobi Bahçeciliğinden Öte, Çok Daha Ciddi Şekilde Eğilmeliyiz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, idealinde yerel tüketmenin en sağlıklı ve en ekolojik yol olduğunu ancak mega kentlerin buna olanak sağlamadığını söylüyor. Yerel beslenme imkanlarının artırılması, Kılıç’a göre başta iklim krizi, dünyayı bekleyen tüm tehlikelere karşı öncelikli olarak ele alınması gereken bir mesele: “Belki gelecekte kent bahçelerinin ve bostanlarının çoğalması daha yakın bölgelerden ve kent çeperinden gıdamızı temin etmemize olanak sağlayacak. Ben bu konuya artık ciddi şekilde eğilmemiz, hobi bahçeciliğinden öte projelerle desteklememiz ve yerel yönetimlerin de bu konuda gözünü açmaları gerektiğine inanıyorum. Bir taraftan mega projelerle yok edilen kent çeperindeki tarım arazileri, bir taraftan belediyelerin ve politikacıların umursamazlıkları, rant sevdaları yüzünden yok olan kent bostanları, bir taraftan yaklaşan gıda krizi, hepsini bir araya getirince karamsar bir tablo çıkıyor ortaya. O sebeple bulduğumuz tüm tohumları, etrafımızda bulduğumuz en ufak toprak parçasına dahi ekip, ağacımızı, sebzemizi kentte de yetiştirmemizin vakti geldi de geçiyor. ÇEKÜL Vakfı’nın da ısrarla vurguladığı gibi, acil durumlarda bizi ayakta tutabilecek dayanıklı kentlere sahip olmak istiyorsak bu konuyu da bir an önce hayatlarımızda eylemsel olarak ön plana almalıyız. Aksi takdirde dışa bağımlı gıda politikalarımızla toplumun belirli bir katmanına bir gün gıda erişiminin sağlanamaması, kriz durumlarını atlatamamız ve korkutucu başka senaryolar bizi bekliyor olabilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, ekolojik tarımın dünyanın gıda talebini hep karşılayabilecek güçte olduğunu, halihazırda büyük bir kısmını karşıladığına dikkat çekerek “Gıda krizinin temeli ekolojik tarım ya da tarımda verim düşüklüğü değil, gıda krizi aslında yaratılan bir kriz, kıtlık korkusuyla insanların ikna edildiği ve endüstriyel tarım kıskacına sürüklendiği günden bugüne o korkuyu körükleyerek zihinlerimize işlenmiş bir kriz. Bunu yapan zehir tüccarları, tohumların genetiğiyle oynayanlar, sonrasında da bu tohumları ve zehirleri bir arada satarak hem çiftçiyi borçlandıranlar hem de kanser edenler aynı kişiler. Daha sonra gidecekleri hastaneleri de bu hastanelerde satılan ilaçları da üretenler aynı mega şirketler. O yüzden bu mesele sadece gıda meselesi değil yaşam meselesi ve hepimizi ilgilendiriyor. Küçük çiftçi yok olursa, sağlığımız yok olur, geleceğimiz yok olur” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kılıç, son olarak bağımsız bir araştırma oluşumu olan ETC Group’un yayınladığı  ‘Bizi Kim Doyuracak?’ adlı kitapçıktan alıntıyla endüstriyel gıdayla ekolojik tarımı kıyaslıyor: ‘Endüstriyel gıda zincirinin tarımsal kaynakların %75’inden fazlasını kullanarak dünya nüfusunun %30’undan daha azına yiyecek sağladığını, oysa köylü tarımının kaynakların %25’inden daha azını kullanarak dünya nüfusunun %70’inden fazlasını beslediğini biliyor muydunuz? “Bizi Kim Doyuracak?” kitapçığı, şimdi olduğu gibi gelecekte de gıda güvencemizi sağlayacak olanın, gezegeni ekolojik ve sosyal krizlerden koruyacak olanın şirket tarımı ve pazarlama zincirleri değil, küçük ölçekli agroekolojik üretim ve dağıtım ağları olacağını açıkça belgeliyor.’ </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kitap görsel uyarlamalarıyla birlikte Özgürel Başaran, Ceyhan Temürcü ve Ayşe Gökçe Bor tarafından Türkçe’ye çevrilmiş. Kitaba <a href="https://www.ekoharita.org/project/bizi-kim-doyuracak/" target="_blank" rel="noopener">bu</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://www.ekoharita.org/project/bizi-kim-doyuracak/"> linkten</a> ulaşmak mümkün. </span></p>
<h5><b>Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği: Organik Tarıma Yönelik Bilinç Artırılmalı</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Ekolojik Tarım Organizasyonu Derneği (ETO), Türkiye’de ekolojik tarımın bir şemsiye organizasyon altında hızlı ve sağlıklı gelişimini sağlamak amacıyla üretici, tüketici, işleyici, tüccar, kontrolör, araştırıcı ve teknik elemanların katılımıyla 1992 yılında İzmir’de kuruldu. Dernek kurulduğu günden bu yana, ekolojik tarımın farklı alanlarında çok sayıda eğitim, seminer, konferans, sempozyum ve panel düzenlemiş, eğitim materyalleri hazırlamış, özellikle hassas alanlarda organik tarımın benimsenmesine ve kapasite geliştirmeye yönelik birçok ulusal ve uluslararası proje yürütmüş veya proje ortağı olarak görev almış. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-79789 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli-640x902.jpg" alt="Özge Çiçekli" width="231" height="326" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli-640x902.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/03/ozge-cicekli.jpg 697w" sizes="(max-width: 231px) 100vw, 231px" />ETO Genel Sekreteri Özge Çiçekli organik tarımın genel tarım üretimindeki payının artması için bu yönde bilincin artırılması gerektiği görüşünü savunuyor: “Organik tarımın genel tarım üretimindeki payını arttırmak için öncelikle üretici ve tüketicilere organik üretimin konvansiyonel üretimden farkının doğru bir şekilde anlatılması önemlidir. Organik ürünlerin üretilmeleri sırasında insan sağlığı ve çevreye hiçbir olumsuz etkisinin bulunmadığı aksine organik tarım ile üretilen ürünlerin şeffaf, izlenebilir ve güvenilir bir sistem ile üretildiği anlatılmalıdır. Bunun için kamu spotlarının hazırlanarak yayınlanması, Milli Eğitim Bakanlığı ile işbirliği yapılarak ilköğretim okullarına yönelik projeler yapılmalıdır.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Organik Tarımda Deneyimsizlik ve Desteklerdeki Tutarsızlıklar Sorun Yaratıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çiçekli’nin verdiği bilgiye göre Türkiye’de 19 adet tamamen organik ürünlerin satışlarının gerçekleştiği organik pazar bulunuyor. Çiçekli; “Organik tarımın iç pazarının gelişmesi sürdürülebilir bir dış pazar getireceğinden iç pazarların geliştirilmesine ve sayılarının arttırılmasına yönelik çalışmaların yapılması önemlidir” diyor.  Çiçekli’ye göre organik ürünlerin pazarlanmasındaki en büyük sorun kavram karmaşası: “Piyasada doğal, natürel, bioorganik vb. sertifikası olmayan birçok ürünün organik imajıyla satıldığı ve tüketicileri yanlış yönlendirdiği izlenmektedir. Tüketicilerin açıkta alacakları organik ürünler için sertifika talep etmeleri, paketli ürünlerin etiketlerinde ise mutlaka Tarım ve Orman Bakanlığı organik ürün logosu ile Bakanlık tarafından yetkilendirilmiş Kontrol ve Sertifikasyon Kuruluşlarının logosu ve kuruluş kod numarasını aramaları gerekmektedir.” Çiçekli, organik tarım yöntemine yönelik sorunları ise bitkisel ve hayvansal üretimde girdi temini, deneyimsizlik ve organik üretime verilen desteklerin değişken olmasının üreticiler açısından dezavantaj yaratması olarak sayıyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Daha Az İklimsel Değişiklik İçin Çevre ile Uyumlu Gıda Üretimi Şart&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İklim kriziyle birlikte bitkisel ve hayvansal üretimde karşılaşılan hastalık ve zararlılarda artış olabileceğini ifade eden Çiçekli; “Organik üretim sadece insanı değil aynı zamanda doğayı da koruyarak sürdürülebilir yaşama en çok desteği veren üretim şekli olarak karşımıza çıkmaktadır. Son yıllarda yapılan çalışmalar, çevre ile uyumlu üretim yöntemlerinin attırılması, gıda güvenliğinin geliştirilerek tarımda kullanılan kimyasal girdilerin azaltılmasının enerji kullanımını azaltarak iklimsel değişimlere daha az katkı sağladığını göstermektedir ayrıca organik üretimle tarımsal atıkların yakılması vb. kötü uygulamalar yerine kompost vb. uygulamalarla toprağa karışmasını sağlamak çevresel açıdan çok fazla katkı sağlamaktadır” diyor ve ülkemizde iklim değişikliği ile ilgili ürün stratejisinin oluşturulmasının öneminin altını çiziyor.</span></p>
<p>Dosyanın ilk bölümüne <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/04/endustriyel-gida-sisteminden-kurtulursak-dunyayi-da-kurtarabiliriz/" target="_blank" rel="noopener">buradan ulaşabilirsiniz.</a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/03/28/guvenli-gida-icin-yerel-gida-uretimini-tesvik-etmeliyiz/">&#8216;Güvenli Gıda İçin Yerel Gıda Üretimini Teşvik Etmeliyiz&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Komşu Bostan &#038; British Council İklim Değişikliği Söyleşilerine Davetlisiniz</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/19/komsu-bostan-british-council-iklim-degisikligi-soylesilerine-davetlisiniz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Feb 2021 11:52:38 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çevre]]></category>
		<category><![CDATA[Duyuru]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[İklim]]></category>
		<category><![CDATA[British Council]]></category>
		<category><![CDATA[iklim değişikliği]]></category>
		<category><![CDATA[Komşu Bostan]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65784</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yerel üreticileri tüketicilerle aracısız buluşturan tanıtım ve dijitalleşme platformu ve sosyal girişim Komşu Bostan, iklim değişikliği konusunda British Council’in desteği ile ücretsiz etkinliklerle katılımcıları, alanında uzman konuşmacılarla bir araya getiriyor. Sürdürülebilir bir geleceğin tesisi için kendini sorumlu hisseden herkes, 20 - 28 Şubat 2021 tarihleri arasında gerçekleşecek interaktif etkinliklere katılabilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/19/komsu-bostan-british-council-iklim-degisikligi-soylesilerine-davetlisiniz/">Komşu Bostan &#038; British Council İklim Değişikliği Söyleşilerine Davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>Yerel üreticileri tüketicilerle aracısız buluşturmanın ötesinde topluma değer katabilecek uzun soluklu bir platform oluşturmayı hedefleyen Komşu Bostan, 59 şehirden 390 üreticisi ile topluma fayda sağlayan sosyal bir girişim.</p>
<p>Komşu Bostan&#8217;ın iklim değişikliği konusunda British Council’in desteği ile düzenleyeceği tamamı ücretsiz olacak etkinlikler, Superpeer üzerinden gerçekleşecek olup herkese açık.</p>
<p>Ayrıca, online etkinliklerinin tamamlanmasının ardından şubat sonu itibarıyla mentorlar eşliğinde iklim değişikliği üzerine online grup çalışmaları düzenlenecek.</p>
<p>Etkinliğe <a href="https://superpeer.com/komsubostan" target="_blank" rel="noopener">buradan</a> ve <a href="https://www.komsubostan.com/british-council-proje-kayit/" target="_blank" rel="noopener">bağlantıdan</a> kayıt olabilirsiniz.</p>
<p><strong>Program Takvimi</strong></p>
<p>Merve Boz&#8217;un moderatörlüğünde,</p>
<ul>
<li>20 Şubat 19:30 Mert Fırat (Oyuncu-UNDP İyi Niyet Elçisi) &#8211; Elvan Odabaşı (Diyetisyen-Yazar)  / &#8220;Gelecek Nasıl Beslenecek : Topraktan, Havadan, Sudan&#8221;</li>
<li>21 Şubat 18:00 Prof. Dr. Yusuf Demir (Samsun Ondokuz Mayıs Üniversitesi) / &#8220;İklim Değişikliği ve Kuraklık&#8221;</li>
<li>21 Şubat 18:45 Dr. Figen Ar (Afşar Balam Kadın Kooperatifi) / &#8220;Sürdürülebilir Kooperatifçilik&#8221;</li>
<li>27 Şubat 18:00 Prof. Dr. Okşan Bayülgen (University of Connecticut) / &#8220;İklim Değişikliği ve Enerji Politikaları&#8221;</li>
<li>28 Şubat 18:00 Prof. Dr.Emma Stephens (Biyoekonomist, AAFC, Kanada) / &#8220;Küresel Gıda Güvenliği&#8221;</li>
</ul>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/19/komsu-bostan-british-council-iklim-degisikligi-soylesilerine-davetlisiniz/">Komşu Bostan &#038; British Council İklim Değişikliği Söyleşilerine Davetlisiniz</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Dayanışma Temelli Ekonomik Örgütlenme: İzmit Çarşısı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/dayanisma-temelli-ekonomik-orgutlenme-izmit-carsisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Sivil Sayfalar]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Feb 2021 11:34:52 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Good4Trust]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Yerel Yönetimler]]></category>
		<category><![CDATA[Fatma Kaplan Hürriyet]]></category>
		<category><![CDATA[İyzico]]></category>
		<category><![CDATA[İzmit Belediyesi]]></category>
		<category><![CDATA[İzmit Çarşısı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=65301</guid>

					<description><![CDATA[<p>Dayanışmaya dayalı döngüsel ekonomik sistemi hedefleyen İzmit Çarşısı; İzmit Belediyesi ve Good4Trust işbirliğiyle hayata geçti. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/dayanisma-temelli-ekonomik-orgutlenme-izmit-carsisi/">Dayanışma Temelli Ekonomik Örgütlenme: İzmit Çarşısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>İzmit Belediyesi’nde bir araya gelen İzmit Belediye Başkanı Av. Fatma Kaplan Hürriyet ile Good4Trust kurucusu Dr. Uygar Özesmi, İyzico Operasyon Direktörü Orkun Saitoğlu, zoom üzerinden yapılan basın toplantısı ile İzmit Çarşısı’nın açılışını duyurdu.</p>
<p>Toplantıda konuşan Başkan Fatma Kaplan Hürriyet, İzmit&#8217;i sürdürülebilirlik, sosyal adalet ve ekonomik kalkınma açısından örnek bir kente dönüştürme azminde olduklarını belirterek, &#8220;İzmit Çarşısı yolculuğunda, ilk etapta kadınlara ekonomik destek amacıyla yola çıkmıştık. Sonra iş büyüdü, Good4Trust ile tanıştık. Good4Trust, isminden de anlaşılacağı gibi ‘iyiliğe güven’ demek&#8230; Good4Trust, Güney Afrika ve Şili dahil Türkiye’den yurt dışına açılan, şu anda 18 bin üyesi ile çevrimiçi adil satışa olanak sağlayan bir dijital altyapı. Good4Trust işbirliği ile izmitcarsisi.org adresinde üreticilere işleyen, fonksiyonel ve kullanıcı dostu bir <strong>e-ticaret ortamı</strong> kurduk. Şu anda Kocaeli’nden 227 başvurudan 46 işletme İzmit Çarşısı’nda dükkanını açtı. Bu işletmelerin 35’i kadın girişimcilerden oluşuyor. Karakılçık buğday unundan lavanta yağına, Türk kahvesinden, oyuncak bebeğe kadar ürünlerini halkımızla buluşturuyor. İzmit Çarşısı umuyorum bütün Türkiye’ye örnek olacak ve yerel kalkınmanın kaldıracı olacak.” dedi.</p>
<h5>Temiz Enerji, Adil Çalışma Koşulları</h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignleft wp-image-65311" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-09-at-11.13.36-640x480.jpeg" alt="İzmit Çarşısı Açıldı" width="340" height="255" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-09-at-11.13.36-640x480.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-09-at-11.13.36-1280x960.jpeg 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-09-at-11.13.36-1024x768.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/02/WhatsApp-Image-2021-02-09-at-11.13.36.jpeg 1600w" sizes="auto, (max-width: 340px) 100vw, 340px" />Yeni bir ekonomik sistem oluşturmak için çalıştıklarını belirten Good4Trust Kurucusu Dr. Uygar Özesmi de, &#8220;Bu ekonomik sistemde yerel üreticiler, üretimlerini doğayla işbirliği içinde, zehirsiz, atıksız, temiz enerjiyle ve adil çalışma koşullarında yapıyor. Adil üreticiler diye adlandırdığımız işletme sahipleri, bu konuları ciddiye alıyor, bu konularda çalışıyorlar. Alıcılar da tüm ihtiyaçlarını olabildiğince buradan karşılayarak sistemin dönüşmesini sağlıyor. Bu arada, sistem içindeki üreticiler de birbirlerinden satın almalar yaparak, bir döngüsel ekonomi oluşturuyorlar. Bu sisteme <strong>‘Türetim Ekonomisi’</strong>, bu sistemdeki alıcılara da <strong>‘Türetici’</strong> diyoruz. Bu söylemler size yabancı gelebilir, ancak tüketmek, yani yok etmek yerine türetmeyi destekliyoruz. Üretmeyi, çoğaltmayı destekliyoruz. İzmit Çarşı’sında sadece ürün satışı olmuyor hizmet satışı da gerçekleşiyor. Çarşı üzerinden şu anda eğitim satışı yapan işletmemiz de var. Ürün ya da hizmet üreten herkes İzmit Çarşısı’nda dükkân açabilir.” şeklinde konuştu</p>
<h5><strong>Dükkân Açmak Ücretsiz, Kredi Kartı Kesintisi Yok</strong></h5>
<p>Başkan Hürriyet, çarşının çalışma modelini şöyle anlattı: “Örneğin, ilk başta girdin dükkân açtın, ‘niyetli’ olarak addediyoruz. Orada sattığı üründen masraflara aktarılan sadece yüzde 7. Diyelim ki, kadın istihdamına destek veriyorsun, daha çok kadın çalıştırıyorsun, atıklarını geri dönüştürüyorsun. O zaman bir üst kademeye çıkıyorsun ve katkı payı yüzde 5’e düşüyor. Diyelim ki, çok daha iyi niteliklerde ürün üretiyorsun. Bal üreticisiyim, arıları besleme yöntemim ve onlara verdiğim ilaçlar organik üretimin standartlarını taşıyor. O zaman ‘adil’ üreticiye, doğa dostu üreticiye dönüşüyorsun ve yüzde 3’e düşüyor katkı payın.”</p>
<p>Açılışta konuşan İyzico Operasyon Direktörü Orkun Saitoğlu ise, “Biz İyzico olarak bütün bu sosyal pazarın ödeme sistemi olmak konusunda kararlıyız. Good4Trust.org işbirliğimiz çerçevesinde İzmit Çarşısı’nda yapılan alışverişlerden komisyon almıyoruz.” dedi.</p>
<p>İzmit Çarşısı&#8217;na ulaşmak için <a href="https://good4trust.org/carsi-izmit" target="_blank" rel="noopener">tıklayınız. </a></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/02/09/dayanisma-temelli-ekonomik-orgutlenme-izmit-carsisi/">Dayanışma Temelli Ekonomik Örgütlenme: İzmit Çarşısı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
