<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Yeliz Yirmibeş, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/yeliz-yirmibes/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/yeliz-yirmibes/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Tue, 05 Apr 2022 19:07:39 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Yeliz Yirmibeş, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/yeliz-yirmibes/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>&#8221;Depremin Yıkıcı Etkisine Güvenli Yapılar Şart!&#8221;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/03/depremin-yikici-etkisine-guvenli-yapilar-sart/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz Yirmibeş]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 03 Apr 2020 07:58:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İZODER]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[17 Ağustos]]></category>
		<category><![CDATA[deprem]]></category>
		<category><![CDATA[güvenli yapı]]></category>
		<category><![CDATA[riskli bina]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=51985</guid>

					<description><![CDATA[<p>Türkiye’nin yakın geçmişine tanık olan her birey için 17 Ağustos 1999 hafızasında asla unutulmayacak bir tarih… Depremin yıkıcı etkisi ile yüzleşen ülkede o günden bugüne çok şey tartışıldı, kararlar alındı ancak 6.8 şiddetindeki Elazığ depremi gösterdi ki atılması gerekilen daha çok adım var. Bugün yalnızca İstanbul’da 2 milyon civarında riskli konuttan bahsediliyorken, Türkiye genelinde bu rakam katbekat fazla. Depremde daha fazla insan kaybetmeden nasıl yaşayabiliriz, binalarımızı nasıl güvenli kılabiliriz? Bu soruların cevabını sektörün iki önemli sivil toplum kuruluşunun yetkilileri Türkiye Müteahhitler Birliği Başkanı Mithat Yenigün ve İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Gökçe ile konuştuk.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/03/depremin-yikici-etkisine-guvenli-yapilar-sart/">&#8221;Depremin Yıkıcı Etkisine Güvenli Yapılar Şart!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span data-contrast="auto">Bina ve tesisatlarda yapılan ısı, su, ses ve yangın yalıtımı gibi dört hayati konuyu ele alan Isı Su Ses ve Yangın Yalıtımcıları Derneği (İZODER)</span><b><span data-contrast="auto"> </span></b><span data-contrast="auto">olarak,</span><b><span data-contrast="auto"> </span></b><span data-contrast="auto">27 yıl önce çıktıkları yolculuklarında; sektörlerinde standartları oluşturmak ve ülke genelinde yalıtım bilincini yaygınlaştırmak amacıyla güçlü adımlarla ilerlediklerini belirten </span><span data-contrast="auto">İZODER Yönetim Kurulu Başkanı Levent Gökçe, </span><span data-contrast="auto">binalarda</span><span data-contrast="auto"> korozyon oluşumunun önlenmesinde su yalıtımın önemine işaret ediyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">İZODER’in</span></b><b><span data-contrast="auto"> faaliyet alanları nedir, çalışmalarında neyi amaçlamaktadır? </span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Bugün ülke olarak güvenli ve sağlıklı yapılara kavuşmak için yönetmelik ve standartlara uygun olacak  yalıtım uygulamalarını yapmamız gerekiyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 12 Eylül’de açıkladığı ‘Kentsel Dönüşüm Eylem Planı’, ülkemizde uygulanan yalıtım mevzuatlarının AB ülkeleri ile aynı seviyeye getirilmesi hususunda önemli bir fırsat olarak kullanılmalıdır. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-51987 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/IZODER-Baskani-Levent-Gokce-1.jpg" alt="Levent Gökçe" width="239" height="368" />Gökçe</span></b><b><span data-contrast="auto">:</span></b><b><span data-contrast="auto"> </span></b><b><span data-contrast="auto">“</span></b><b><span data-contrast="auto">Korozyona Maruz Kalan Bir Bina 20 Yıl İçinde Taşıma Kapasitesinin Yarısından Fazlasını Kaybedebiliyor</span></b><b><span data-contrast="auto">”</span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yalıtımın binalara olumlu etkisinin farkında olan kamunun desteği ve kamuoyunun ilgisinin artmasıyla, sektör daha da gelişecek ve büyüyecektir. İZODER olarak, binalarda yalıtım uygulamalarının artırılmasına yönelik çalışmalarımızla, hem topluma hem ülkemiz ekonomisine katkıda bulunmaya devam edeceğiz.</span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">17 Ağustos 1999 depreminde yaklaşık 133.683 bina çökmüş, binlerce bina da zarar görmüştü. Binaların güvenli ve sağlıklı olması için yapı malzeme tercihinde hangi kriterlere dikkat edilmeli? </span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yapıyı oluşturan ana unsurlar demir ve betonu binanın ömrü boyunca koruyan su yalıtımı hayati önem taşıyor. Betonarme yapı sistemlerinin en çok etkilendikleri noktalardan biri suya karşı hassasiyetleridir. Yapılarımıza suyun nüfuz etmesi durumunda, taşıyıcı elemanlarda bulunan demir donatılar korozyona maruz kalarak paslanıyor ve binalarımızın ömrü ve </span><span data-contrast="auto">dayanıklılığı azalıyor. Korozyona maruz kalan bir bina, yapımından sonraki 20 yıl içinde taşıma kapasitesinin yarısından fazlasını kaybedebiliyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:240,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">17 Ağustos Marmara Depremi sonrasında İstanbul Büyükşehir Belediyesi Hasar Tespit Komisyonu tarafından yapılan incelemeler sonucu, yüzde 79’u hasarlı bulunan 55 bin 651 konut ve işyerinin yüzde 64’ünde korozyon tespit edilmesi de su yalıtımının önemini ortaya koyuyor.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<blockquote><p>Su Yalıtım Uygulamaları İle Güvenli Yapılarda Yaşama Şansımız Olacak</p></blockquote>
<p><b><span data-contrast="auto">Depreme karşı yapıların mukavemetli kılınmasında su yalıtımın önemi nedir?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Biz İZODER olarak, deprem gerçeği ve yalıtım konusunda kamuoyunu bilinçlendirmeyi görev edindik. Çünkü ülke olarak depremle yaşamayı öğrenmeli, güvenli ve kaliteli yapılaşma bilinciyle hareket etmeliyiz. Topraklarının yüzde 95’lik bölümü deprem kuşağında yer alan ülkemizde, can ve mal güvenliğini sağlayabilmek için alınması gereken en temel önlemlerin başında uzun ömürlü ve depreme dayanıklı binalar inşa etmek geliyor. Depremin yol açtığı büyük yıkımların en önemli nedenlerinden biri olan korozyonun önüne, binalarımızı su yalıtımıyla koruyarak geçmeliyiz. Doğru yapılmış su yalıtım uygulamaları ile betonarmeyi ve beraberinde donatıyı koruyarak tasarım ömrü içerisinde güvenli yapılarda yaşama şansımız olacaktır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:240,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Kentsel dönüşüm sürecinde yapıların daha güvenli ve verimli olabilmesi için sizce nasıl bir yol izlenilmeli? </span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ülke genelinde milyonlarca konutta halen su yalıtımı yok. Bugün su yalıtımı ile donatılmış güvenli ve nitelikli binaların inşa edilmesinde kentsel dönüşüm büyük bir fırsat yaratıyor. Kentsel dönüşüm sürecinde inşa edilen yeni binalarda yalıtım uygulamalarına öncelik verilmeye başlandığını görmek hem yalıtım sektörü hem toplum adına sevindirici bir gelişme. Bina dayanımı için gerekli olan su yalıtımı, şimdiye kadar çoğunlukla ihmal edildiği için, ülkemizde 30-40 yıllık binalar ömrünü tamamlamış olarak görünüyor. Oysa asgaride 80-100 yıl gibi bir süre için tasarlanan ve inşa edilen binalarımız, bu süre içinde korozyon etkisine karşı korunmuş olmalı. Önümüzdeki kentsel dönüşüm sürecini iyi değerlendirip, su yalıtımını kaliteli malzeme ve uzman uygulamalar ile gerçekleştirirsek, her deprem sonrasında yaşadığımız üzücü durumların önüne geçebiliriz.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:240}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Su yalıtımının maliyetinin sanıldığı kadar yüksek değil. Bugün yeni inşa edilen bir binada su yalıtımı uygulamalarının maliyeti toplam bina maliyetini yüzde 3 ila yüzde 4 üne tekabül eder. Mevcut binalarda elbette bu maliyet biraz daha artıyor. Arazi yapısı, binanın zemini gibi başka faktörler de devreye giriyor. Ancak yine de inşaatın geneline göre yüksek maliyetler söz konusu değil. Su yalıtımı yapılmamış, dolayısıyla korozyona uğramış binaların depremden olumsuz etkilenmesi sonucu ortaya çıkan sonuçlar ise ne yazık ki hem can güvenliği hem de mal güvenliği açısından çok ciddi sonuçlar ortaya koymaktadır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335551550&quot;:6,&quot;335551620&quot;:6,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"><img decoding="async" class=" wp-image-51986 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/04/TMB_Baskani_Mithat_Yenigun_2.jpg" alt="Mithat Yenigün" width="299" height="252" /> </span><b><span data-contrast="auto">Yenigün: </span></b><b><span data-contrast="auto">“</span></b><b><span data-contrast="auto">Deprem Odaklı Kentsel Dönüşüm Süreci</span></b><b><span data-contrast="auto"> </span></b><b><span data-contrast="auto">Vakit Kaybetmeden Gerçekleştirilme</span></b><b><span data-contrast="auto">li”</span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Depremin değil, kusurlu yapıların ve ihmalin öldürdüğünün altını çizen </span><span data-contrast="auto">Türkiye Müteahhitler Birliği (</span><span data-contrast="auto">TMB</span><span data-contrast="auto">)</span><span data-contrast="auto"> Başkanı Mithat Yenigün</span><span data-contrast="auto">, </span><span data-contrast="auto">konuşmasında </span><span data-contrast="auto">deprem odaklı kentsel dönüşüm sürecinin vakit kaybetmeden gerçekleştirilmesi</span><span data-contrast="auto"> gerektiğini vurguluyor. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Türkiye Müteahhitler Birliği sektöre yönelik hangi çalışmaları yürütüyor?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Ülkemizin ilk sivil toplum kuruluşlarından biri olan Türkiye Müteahhitler Birliği (TMB), bu çerçevede 68 yıldır ülke ekonomimiz, inşaat sektörümüz ve üye firmalarımıza azami katkı için faaliyet göstermektedir. Sektörümüzde ekonomik yönden verimli, rekabet gücü yüksek, topluma karşı sorumlu, çevreye duyarlı, sürdürülebilir bir gelişme sağlanmasına öncülük etmek Birliğimizin ana hedefidir. Vizyonumuz ise TMB öncülüğünde, yurtiçinde yapılanmasını tamamlamış, dünya taahhüt sektöründe ağırlığı olan ve bölgesinde lider “Türk müteahhitliği” markasını oluşturmaktır.</span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">TMB Tüzüğü’nde yer alan amaçlarımız özetle şöyle sıralanabilir: Ulusal, </span><span data-contrast="auto">sektörel</span><span data-contrast="auto"> ve kurumsal hedefler doğrultusunda iç ve dış pazarlarda üyelerimizin rekabet gücünü arttırmak, haklarını ve yararlarını korumak; üyelerimiz arasında işbirliğini ve dayanışmayı geliştirmek; Türkiye içinde ve dışında ilgili kuruluşlarla stratejik ve uygulamaya yönelik işbirlikleri yapmak; mesleki standartlar ve iş etiğini geliştirmek; inşaat sektörü ile ilgili hukuki, ekonomik ve teknik konularda kamu kuruluşlarına bilgi desteği hizmeti vermek; sektörle ilgili konularda kamuoyunun bilinç ve bilgi düzeyini yükseltmek. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Türkiye doğusundan batısına depremin sıklıkla yaşandığı bir ülke. </span></b><b><span data-contrast="auto">Yalnızca İstanbul’da 2 milyon civarında riskli konut olduğu biliniyor. </span></b><b><span data-contrast="auto">Siz yapı güvenliği açısından Türkiye’deki tabloyu nasıl değerlendiriyorsunuz? </span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Dünyanın en aktif deprem kuşaklarından birinde bulunan Türkiye’de sağlam yapıların önemi her geçen gün daha fazla hissedilmektedir. Toplumsal belleğimizde büyük kayıplar ve derin acılarla yer alan depremin içinde bulunduğumuz andan yarınlarımıza uzanan çok ciddi bir tehdit olduğu unutulmamalıdır. Ancak deprem değil, kusurlu yapılar ve ihmal öldürür. Bu tespitin doğruluğunu yıllardır başta Japonya örneğinde olduğu gibi görmekteyiz. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<blockquote><p>Müteahhitlik Kriterlerini Doğru Belirleyecek Yasal Altyapı Tamamlanmalı</p></blockquote>
<p><b><span data-contrast="auto">Binaların depreme karşı güvenli bir şekilde inşa edilmesinde nasıl bir yol izlenmesi gerekir? </span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Yaşanan son depremler </span><span data-contrast="auto">doğru müteahhitliğin ve yapı denetimlerinin önemini </span><span data-contrast="auto">bir kez daha ortaya koymuştur.  </span><span data-contrast="auto">Müteahhitlik kriterlerini doğru belirleyecek yasal altyapı tamamlanmalı ve etkin biçimde uygulanmalı, deprem odaklı kentsel dönüşüm sürecinin vakit kaybetmeden gerçekleştirilmesi </span><span data-contrast="auto">gerekmektedir</span><span data-contrast="auto">. Bina inşa edilirken malzemelerin kaliteli ve eksiksiz olması tek başına yeterli olmayabilir; nitelikli ve eğitimli işgücü de dayanıklı yapılar için büyük önem taşımaktadır. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Güvenli yapıların inşa edilmesi amaçlanan Kentsel dönüşüm sürecinin ülke genelinde daha hızlı yürütülmesi için neler yapılmalı? Acil çözülmesi gereken ihtiyaçlar, sorunlar nelerdir?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">Deprem riskinin yüksek olduğu ülkemiz açısından kentsel dönüşüm hayati önem taşımaktadır. Ancak kentsel dönüşüm bina bazlı ve rant odaklı ele alınmamalı; dönüşüm bütünsel biçimde, kentsel altyapı, yeşil alan ihtiyacı ile başta mülkiyet hakkı olmak üzere bölge sakinlerinin tüm hakları gözetilerek planlanmalı, planlama aşamasında inşaat atıklarının çevresel etkileri ve geri kazanımı dikkate alınmalıdır.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">Ülkemizde güvenli yapılara ilişkin farkındalık artmakta ve önlemler memnuniyet veren biçimde alınmakta olsa da deprem gündeminin sürekli kılınarak ihtiyaçların tamamlanması gerekmektedir. </span><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><b><span data-contrast="auto">Türkiye Müteahhitler Birliği bu yıl hangi konulara odaklanacak?</span></b><span data-ccp-props="{&quot;201341983&quot;:0,&quot;335559739&quot;:160,&quot;335559740&quot;:259}"> </span></p>
<p><span data-contrast="auto">İstihdama katkı ve döviz girdisiyle öne çıkan Türk inşaat sektörünün temsilcisi olarak; bu zorlu dönemde bir taraftan ülke ekonomimize en büyük katkıyı vermeye çalışırken diğer taraftan deprem odaklı ve sürdürülebilir kentleşmenin önemini anlatmaya öncelik vermeyi sürdüreceğiz</span><span data-contrast="auto">. </span><span data-contrast="auto">Faaliyetlerimiz 2014 yılında açıkladığımız 10 maddelik İnşaat Sektörü Bildirgemiz çerçevesinde yoğunlaşmaktadır. Bildirgemizde yer alan reformların hayata geçirilebilmesi amacına yönelik olarak ilgili Bakanlık, kurum ile kuruluşlarla ortak çalışmalarımızı sürdürmekteyiz. Bu kapsamda geçen dönemde teknik ve finansal kapasite yeterliliği vurgusunu yaptığımız sektörümüzde, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı tarafından “Yapı Müteahhitlerinin Sınıflandırılması” mevzuatının hayata geçirilmesi öncü bir adım oldu.  Kentsel dönüşümde dikey yapılaşmanın önlenmesi, imar değişikliklerinin kısıtlanması gibi önerilerimize ilişkin düzenlemeler yapıldı. Temel hedeflerimizden, ölümlü iş kazalarının azaltılmasına yönelik olarak ise Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Birliğimizin de aralarında yer aldığı sektör kuruluşları tarafından &#8220;Hedef Sıfır&#8221; Deklarasyonu imzalandı. Bu kapsamda sektörümüzün hem yurtiçindeki hem de yurtdışındaki performansını artırmaya yönelik çalışmalarımıza önümüzdeki dönemde de devam edeceğiz.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">Ayrıca üyelerimizin yeni pazar arayışları ve mevcut pazarlardaki konumlarını güçlendirmelerine katkıda bulunmak üzere ilgili tüm tarafları buluşturan etkinliklerimiz öne çıkan faaliyetlerimizdendir. Birliğimiz, mevcut 120 üyesi ile ülkemizin yurtdışında üstlendiği yaklaşık 400 milyar ABD Doları tutarındaki proje portföyünün yüzde 90’ını temsil etmektedir. Yurtdışında ihtiyaç duyduğumuz mevzuat düzenlemelerinin hayata geçirilmesi halinde 35 binlere kadar gerileyen Türk işgücü istihdamını 100 binin üzerine çıkarma hedefimiz de bulunmaktadır.</span><span data-contrast="auto"> </span><span data-contrast="auto">Müteahhitlerimizin projelerinde yerli ürün kullanımının teşvik edilmesi önem verdiğimiz diğer konular arasında yer almaktadır. Nitekim Birliğimiz binasının da yapımında yerli ürün ve çevre dostu inşaat malzemeleri kullanılmıştır. Ankara’daki merkez binamız, “sürdürülebilir inşaat” hedefi doğrultusundaki ilke ve yaklaşımlara uygun bir yeşil bina örneğidir.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/04/03/depremin-yikici-etkisine-guvenli-yapilar-sart/">&#8221;Depremin Yıkıcı Etkisine Güvenli Yapılar Şart!&#8221;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Zehirli Tarıma Mahkum Olmak Zorunda mıyız?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/19/zehirli-tarima-mahkum-olmak-zorunda-miyiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Yeliz Yirmibeş]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 19 Feb 2020 07:24:31 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Buğday Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Gıda]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı]]></category>
		<category><![CDATA[Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[pestisit]]></category>
		<category><![CDATA[Zehirsiz Sofralar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=47970</guid>

					<description><![CDATA[<p>Sorgulamak eylemi iyiye ulaşmanın belki de en önemli başlangıcı. Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı tarım zehiri olarak da adlandırılan pestisiti tüketiciye sorgulatarak en önemli adımı atıyor. Tarım üretiminde pestisit kullanımının zararlarını anlatan ekip, bu sefer organik tarım üreticisi Şaban Burhan’ın Bursa Karacabey’deki arazisinde organik ürünü tadıyla, kokusuyla deneyimleterek tüketiciye pestisit kullanımına mahkum olmadığını gösteriyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/19/zehirli-tarima-mahkum-olmak-zorunda-miyiz/">Zehirli Tarıma Mahkum Olmak Zorunda mıyız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bugün Türkiye’nin en doğusundan en batısına her insanın şikayetçi olduğu temel konular arasında kuşkusuz gıda geliyor. Yazın domatesini, kışın kerevizini eline alıp özlediği kokuyu, tadı alamayıp da iç geçiren insanlarız hepimiz. Üstelik pestisitlerin insan ve çevre sağlığına olan zararlarından bihaber olarak, yalnızca bildiğimiz kadarıyla şikayetçiyiz. Bir de vücudumuzun, toprağımızın deneyimlediği ancak bizlerin henüz bilincinde olmadığı pestisit kullanımının yarattığı zararlar var. Ne mi pestisit, uzun yıllardır tarımda verimliliği sağladığı iddiası ile kullanılan; halbuki yabancı otlar, zararlı böcekler gibi etkenlerle mücadele etmek için tercih edilen tarım zehirleri&#8230; </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-47977 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/1.jpg" alt="" width="375" height="250" />İsmi yabancı gelen ancak her öğün içli dışlı olduğumuz bu maddelere, bir diğer deyişle sağlıksız tarıma mahkum olmak zorunda mıyız? Bu sorunun cevabını</span> <span style="font-weight: 400;">Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı ekibi, Bursa Karacabey’de organik tarım üretimi gerçekleştiren Şaban Burhan’ın çalışmalarıyla örneklendirerek bir kez daha “hayır” olarak verdi. Organik tarımın mümkün olduğunu, pestisit kullanılmadan tarımda verim elde edilebileceğini Şaban Burhan’ın çiftliğinde deneyimledik. Tadıyla, kokusuyla organik sebze doğanın canlılığını yeniden hatırlatıyor insana. Peki organik tarım bir çözüm ise nereden başlamalı değişime? Öncelikle pestisitlerin zararlarını bilerek, farkındalığın getirdiği bilinçle tüketim alışkanlıklarımızı değiştirmeli, tercihimizi organik tarımdan yana kullanmalıyız. Tüm canlılar için sağlıklı yaşamı mümkün kılmak adına taşın altına elini koyan Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği ve Avrupa Pestisit Eylem Ağı yürüttükleri Zehirsiz Sofralar Projesi ile birçok konuya işaret ediyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Amaçlarının kamuoyuna, çiftçi ve üreticilere pestisitlerin zararlarını anlatmak ve de doğa dostu üretim yapan çiftçilerin kullandığı yöntemlere dikkat çekmek ve kullanımını yaygınlaştırmak olduğunu belirten Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Koordinasyon Kurulu Üyesi Oya Ayman, Türkiye’de 13 tehlikeli pestisitin kullanımını yasaklanmasını Tarım ve Orman Bakanlığından talep ettiklerini hatırlatıyor. Ayman, “Tüm Canlılar İçin Zehirsiz Sofralar”başlığı ile başlattıkları imza kampanyasında 125 bin imzaya yaklaştıklarını açıklayarak, 13 pestisitin tehlikeli olduğunun Dünya Sağlık Örgütü tarafından kanıtlandığına işaret ediyor. </span></p>
<p><b>Pestisit Doğanın Dengesini Bozuyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisitlerin sadece zararlıları değil faydalı böcekleri, mikroorganizmaları ve tozlaştırıcıları da yok ederek doğanın dengesini bozduğunu dile getiren Zehirsiz Sofalar İletişim ve Kampanya</span> <span style="font-weight: 400;">Koordinatörü Turgay Özçelik</span><b> “</b><span style="font-weight: 400;">Pestisitler insan sağlığına, canlılara ve çevreye zarar veriyor. Sofraya gelene kadar bir elmaya ortalama 16 kez zehir atılıyor. Yüzde 98’i hava, su, toprağa karışarak ve de üründe kalıntı bırakarak sofraya geliyor. Yapılan araştırmalarda anne sütünde, bebek bağında, bebek mamalarında pestisit kalıntılarına rastlanıyor. Pestisitin zararları bilim adamları ve sağlık örgütleri tarafından tespit edilmiş. Ancak pestisitlerin bir arada kullanıldığı zaman neye yol açacağı henüz bilinmiyor, pestisit kokteyl denilen bu durum bilim dünyası için yeni bir alan.” diyerek tehlikenin büyüklüğüne işaret ediyor.</span></p>
<p><b>Sağlıklı Yaşam mı Pestisit mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pestisit kullanımının Türkiye’de son dört yılda yüzde 51 artmasına dikkat çeken Özçelik, artan pestisit kullanımının bir yaşam sorunu olduğunun altını çizerek, “Türkiye’de yasal olarak kullanılan 300’e yakın pestisit etken maddesi var. Bunların tamamı zararlı ancak bir an önce 13 pestisitin tartışmasız yasaklanması gerek. Tamamen pestisit kullanılmayan bir tarıma geçilmesi için 2030 yılına kadar bir hedef koyduk. Bu geçiş aşamasında 13 pestisitin kullanımı tartışmasız yasaklanmalı. Türkiye’de pestisitin kademeli olarak azaltılarak yasaklanmasını ve doğa dostu üretim yapan çiftçilerin kullandığı yöntemlerinin yaygınlaştırılmasını talep ederek, alternatif yöntem olarak ne yapılması gerektiği gibi konularda yol haritası belirledik. Üç talebimiz var; pestisit kullanımı yasaklansın, alternatif yöntemler geliştirilsin, bu yöntemler desteklensin ve bilgi paylaşımı yapılsın.” diyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu ana kadar farklı alanlarda 100’e kadar kurumun bu çağrıya yanıt vererek, Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağına destek verdiğini aktaran Özçelik, Tarım ve Orman Bakanlığının 13 pestisit etken maddesine başka etken maddeleri de dahil ederek şu anda 41 pestisitin yasaklanması için üniversitelerden görüş istediğini açıklıyor.</span></p>
<p><b>41 Etken Madde Ölümcül Tehlikeler Barındırıyor</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47975 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/DSC_9138.jpg" alt="" width="429" height="286" />Zehirsiz Sofralar Sivil Toplum Ağı, bakanlığın üniversitelere gönderdiği listede yer alan pestisitlerin insan, doğal hayattaki diğer canlıların sağlığı ve çevresel toksisite açısından ne gibi zararlara yol açtığını araştırarak konunun önemini bir kez daha rakamlarla ortaya koydu. Konuşmasında proje danışmanlarından Dr. Bülent Şık’ın yaptığı araştırmada ulaştığı sonuçlara değinen Özçelik, 41 etken maddenin hem insan hem de diğer canlılar için ölümcül tehlikeler barındırdığını ortaya koyduğunun altını çizerek, şu şekilde örneklendiriyor: “8 etken madde ölümcül etki gösteriyor, 12 madde kanser tehlikesi taşıyor, 19 madde çocuklar için çok tehlikeli. Hormonal sistem bozucu pestisitler vücudu pek çok açıdan etkileyerek hormonla ilişkili kanser türleri, metabolizma bozuklukları, zihin ve davranış bozuklukları gibi sağlık sorunlarının yaşanmasında etkili. 13 madde beyne zarar veriyor, 26 madde üreme sistemini bozuyor. 13 etken madde çiftçiler ve tarım işçileri için çok zararlı, aynı zamanda ekosisteme zarar veriyor.” </span></p>
<p><b>Kurak Dönemlerde Dahi Organik Üretim Daha Verimli </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Tüm kurumlara çağrı yaparak birlikte bu sorunun çözülmesi gerektiğini belirten Özçelik’in eleştirdiği bir diğer önemli konu ise verimliliğin sağlanmasında pestisit kullanımına mahkum olunduğuna yönelik yargı! Nitekim pestisit kullanımı ile verimlilik arasında iddia edildiği gibi doğrusal bir ilişki bulunmuyor. Zira Tarım ve Ormancılık Bakanlığı verilerine göre 2014-2018 yılları arasında pestisit kullanımı yüzde 51,10 artmasına rağmen, hektar başına ton olarak buğdaydaki verim artışı yüzde 14,17, meyve grubunda yüzde 13,85, sebze de yüzde 7,82, ayçiçeğinde yüzde 6,4, patateste yüzde 4,4, mercimekte ise verim kaybının olması bu görüşü güçlendiriyor. Organik üretimin endüstriyel üretim kadar aynı verimi sağladığını belirten Özçelik, bunun yanı sıra kurak dönemlerde organik üretimin daha verimli olduğunun altını çizerek sözlerini tamamlıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Konuşmasında tüketiciye seslenen Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği Koordinasyon Kurulu Üyesi Oya Ayman, sağlıklı beslenmenin ve sağlıklı çevrede yaşamanın anayasal hak olduğunu hatırlatıyor. Pestisite alternatif yöntemlerin neler olduğu sorusunu cevaplayan Ayman, “Doğa dostu olan organik tarım, onarıcı tarım, permakültürde kullanılan yöntemler, bio teknik yöntemler, kültürel, fiziksel ve biyolojik mücadele yöntemleri var. Bunlar Türkiye’de çiftçiler tarafından kullanılıyor.” diyor. Sağlıklı gıda tercih edilerek sağlıklı gıda üreticisi çiftçinin de desteklendiğini belirten Ayman, organik tarım ürünlerine sayıları giderek artan ekolojik pazarlardan ulaşılabileceğini, çevrede organik marketler yok ise çiftçilerle doğrudan iletişim kurabileceğini belirtiyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik tarım üretimi gerçekleştiren Şaban Burhan’ın hikayesi ise 20 yıl önce kendisi ve çocuklarının ihtiyacı kadar sağlıklı gıda üretebilecekleri küçük bir bahçede üretim yapmasıyla başlıyor. Sağlıklı gıda konusunda farkındalığı, gıda toptancılığı yaptığı yıllarda kullanma tarihi geçen yoğurtların uzun zaman bozulmaması, evde yaptığı yoğurtların ise birkaç gün sonrasında ekşimesini gözlemlemesi ile başlayan Burhan’ın ilk fırsatta işi, Bursa Karacabey’de 13 dönümlük bahçe satın almak olmuş. Burhan’ın organik tarım yapmaya karar vermesinde etkili olan bir diğer gelişme ise İstanbul’da ziyaretçi olarak katıldığı bir fuarda organik tarım hakkında bilgi edinmesi. Burada Türkiye’de üretilen organik ürünlerin yüzde 98’inin ihraç edildiğini öğrendiğinde yaşadığı şaşkınlığı dile getiren Burhan, “Bunu öğrendiğimde insanımız ve çocuklarımızın da organik gıdaya ulaşmaya hakkı olduğunu düşündüm” diyerek sağlıklı gıdaya ulaşabilmenin toplumun tüm kesimleri için bir yaşam hakkı olduğunu hatırlatıyor. Burhan, işin başından bu yana birçok zorlukla karşılaşmasına karşın hiç yılmamış. Güneşin sıcağını, rüzgarın sertliğini koymuş önüne doğru bildiğinden şaşmadan devam etmiş. Bugün üç oğlu ile organik tarım üreten Burhan, yetiştirdiği organik gıdaları Ankara’daki ve İstanbul’da Kartal ve Şişli’deki ekolojik pazarda tüketici ile buluşturuyor. </span></p>
<p><b>“Alım Garantili Projeler Oluşturulmalı”</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-47976 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/DSC_9109.jpg" alt="" width="393" height="262" />Organik tarım üretiminde yaşadıkları sorunları anlatan Burhan, en büyük problemin müşteri kitlesi olduğunu aktarıyor. Tatillerde müşteri kaybından dolayı ürettiklerin ürünün yüzde 30’unu satamadıklarını açıklıyor. Bu kaygan müşteri kitlesinden dolayı ürünleri mamul ürün haline getirmeleri gerektiğini ifade eden Burhan, tarım arazisinin yanı başında yer alan yolun resmi yol yapılmasına yönelik bir proje hazırladıklarını ancak henüz gerçekleşmediğini, yolun resmileşmesi ile ürünü mamul hale getirebileceklerini açıklıyor. Organik tarımın üreticisinin yaşadığı sorunların çözümlenmesi için öncelikle alım garantili projeler oluşturulması gerektiğini önemle vurgulayan Burhan, özellikle ana kalemlerde sözleşmeli tarım yapılması konusuna yetkililere sesleniyor.  “Mamul ürün hale getirilebilecek butik işletmelerin yapılabilmesinin önü açılabilmeli ki organik üreticiler çoğalsın. Yalnızca sebze yetiştirmekle bir yere varılamıyor. Fazla olan ürünleri mamul hale getirerek sağlıklı bir şekilde insanlara sunabilmeliyiz. Ayrıca tarım arazilerinin korunması, ata tohumlarına sahip çıkılması için birlikte hareket edilmeli” diyen Burhan, Buğday Ekolojik Yaşamı Destekleme Derneği’nin cesur adımları ile organik tarımın Türkiye’de temelinin atıldığını, tüketici ile üreticiyi buluşturduğunu dile getiriyor. Tüketicinin taleplerinin üretim yelpazesinin gelişmesi açısından önemli olduğunu aktaran Burhan, insanların ne yediğini sorgulaması gerektiğinin de altını çiziyor.</span></p>
<p><b>Ekosisteme Zarar Vermeden Üretim Mümkün</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik tarımda toprağı Leonardit, kaolin, zeolit gibi doğal madenler ve solucan, büyük baş hayvan gibi doğal gübrelerle zenginleştirdiklerini belirten Burhan, toprağı beslemede Arap sabunu, odun külü gibi ürünler kullandıklarını açıklıyor. Sağlıklı üretimle ekosistemi bozmadıklarını söyleyen Burhan, zararlı böcekler için neler yaptıkları hakkında bilgi veriyor: “Domatesi harap eden tuta zararlısı ile yapışkan tuzak ile mücadele ediyoruz, dişisini yakalayarak yavrulamasını önlüyoruz. Ayrıca diğer zararlı böcekler için renk ve koku tuzakları kuruyoruz. Böylelikle pestisit kullanmadan, ekosisteme zarar vermeden zararlı böcekleri engelleyebiliyoruz.” </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Organik tarım yapmak isteyenlere, tarım yapacakları bölgede üretim yapan tecrübeli insanlardan bilgi edinerek o bölgeye uygun, yerel tohumlar yerel ağaçlar dikmelerini öneren Burhan, ilk birkaç sene kazanç sağlanamaması sebebiyle yatırım maliyeti ve sabır gerektirdiğini sözlerine ekliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şaban Burhan, işin başından bu yana birçok zorlukla karşılaşmasına karşın hiç yılmamış olan bir organik tarım üreticisi. Bunda insana, canlılara, toprağa, suya kısacası evrene olan sevgisinin payı büyük. Kendimize neyi layık görüyoruz? Bu soruya Burhan tüm tüketicilerin yerine okkalı bir cevap veriyor aslında. Bizleri, çocuklarımızı ve geleceğimizi daha sağlıklı olana yakıştırıyor.</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/19/zehirli-tarima-mahkum-olmak-zorunda-miyiz/">Zehirli Tarıma Mahkum Olmak Zorunda mıyız?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
