<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Şule Serter, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/sule-serter/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/sule-serter/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Wed, 23 Jun 2021 08:50:07 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Şule Serter, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/sule-serter/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Global Wellness Day: Bir Gün Tüm Yaşamınızı Değiştirebilir! </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/global-wellness-day-bir-gun-tum-yasaminizi-degistirebilir/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 23 Jun 2021 08:50:07 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Belgin Aksoy]]></category>
		<category><![CDATA[Global Wellness Day]]></category>
		<category><![CDATA[Wellness]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=71857</guid>

					<description><![CDATA[<p>12 Haziran 2021, cumartesi günü Global Wellness Day’in onuncusu düzenlendi. 35 ülkeden 65 uzman konuşmacı ile 12 saat boyunca ücretsiz canlı yayınla “iyi yaşam” felsefesini kutlayan ve özellikle pandemi sürecinde zihinsel sağlığın önemine dikkat çeken Global Wellness Day’in hikayesini, kurucusu Belgin Aksoy’dan dinledik.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/global-wellness-day-bir-gun-tum-yasaminizi-degistirebilir/">Global Wellness Day: Bir Gün Tüm Yaşamınızı Değiştirebilir! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Biraz sizi tanıyabilir miyiz? Belgin Aksoy kimdir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-71859 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/belgin-aksoy-640x360.jpeg" alt="" width="408" height="230" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/belgin-aksoy-640x360.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/belgin-aksoy-1024x576.jpeg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/06/belgin-aksoy.jpeg 1280w" sizes="(max-width: 408px) 100vw, 408px" />İsviçre’deki Institute Hotelier Cesar Ritz’den mezun olduktan sonra otellerin çeşitli departmanlarında çalıştım. En uzun kaldığım departman Satış ve Pazarlama oldu, daha sonra otel müdürlüğü yaptım. Son 24 yıldır otel ve turizm sektöründe yer almaktayım. 2004 yılında Türkiye’nin ilk ve tek destinasyon spası olan Richmond Nua Wellness-Spa’yı açmamız ile hayatıma wellness otelciliği girmiş oldu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gelecek yıllar için fiziksel, zihinsel ve ruhsal anlamda daha iyi bir dünya yaratmak misyonuyla yaşadım hep ve 2012 yılında Global Wellness Day ile vizyonumu tüm dünyaya taşımayı başardım. 2016 yılında Global Wellness Summit tarafından wellness-spa sektörünün en prestijli ödülü “Wellness Sektörünün Öncü Kadını” ödülüne layık görüldüm. 2019 yılında ise La Fédération des Professionnels du Bien-ētre tarafından ilk kes Fransız olmayan birine verilen “Yılın İnsanı/Kişiliği” ödülünün sahibi oldum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu anda Aksoy Group Yönetim Kurulu Üyesi, Richmond Otelleri Kreatif Direktörü ve Global Wellness Day’in Kurucusuyum.</span></p>
<p><b>Global Wellness Day&#8217;in çok ilham verici bir hikâyesi var. Bu fikir ne zaman ve nasıl ortaya çıktı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2004 yılında ciddi sağlık sorunları yaşadım. Sağlığımı geri kazanmak üzere geçirdiğim, zorlu ancak her gün yeni bir şey öğrendiğim bu süreçte, hayatımda radikal değişiklikler yaptım. Sağlık ve mutluluk dengesinin vazgeçilmez bir terazi olduğunu tecrübeyle sabitledim. Yaşamımdaki değişimin pozitif etkilerini gördükten sonra bu konuda eli kolu bağlı oturamazdım, bir şeyler yapmalıydım.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İşte bu emek dolu yolculuğun başlangıç noktası, basit ancak bir o kadar da manidar bir soru ile oldu; “İyi yaşamak hepimizin ortak hayaliyken, neden dünya genelinde kabul görmüş bir “İyi Yaşam Günü” yok?” Bu düşünceyle, bir Türk kadını olarak Global Wellness Day’i yaratıp, etkisini tüm dünyaya yaymak için yola koyuldum.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Hiçbir ticari amaç gütmeyen, her yıl Haziran ayının 2. Cumartesi günü kutlanan Global Wellness Day, herkesi bir gün bile olsa “Nasıl daha sağlıklı ve iyi yaşarım?” düşüncesine yönlendirmek, hem bireyleri hem toplumu “İyi yaşam” konusunda bilinçlendirmek için var. GWD’nin temel amacı; yaşamımızın kıymetini bilmek, şehir yaşamının stresinden ve günlük kötü alışkanlıklardan arınmak, ilham verici bir görevde ülkeleri bir araya getirmek, “İyi Yaşamın” bir lüks değil, bir gereklilik ve hepimizin temel hakkı olduğu mesajını yaymak.</span></p>
<p><b>GWD bir gün olarak kutlanıyor ancak bundan çok daha fazlası var. Bir felsefe, düşünce yapısı… Siz nasıl tanımlarsınız? GWD ile ulaşmak istediğiniz hedef nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Wellness Day ile iyi yaşamın tüm dünyada insanların doğuştan hakkı olduğuna dikkat çekiyoruz. Bu sebeple dünyanın her köşesindeki GWD kutlama etkinlikleri halka açık ve ücretsiz yapılma zorunluluğu belirledik. Global Wellness Day’de insanlara, gel ücretsiz etkinliklerimize katıl, hangi felsefe ya da fiziksel etkinliğe daha yakın hissediyorsun, onları bul, kendi yaşamına uygula ve yaşamla olan ilişkini değiştir diyoruz. “Bir gün tüm yaşamınızı değiştirebilir” sloganımız da tam bu noktadan doğdu.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Wellness Day sadece 24 saat olsa da, mesajımızın bir ömür boyu sürecek olması tarif edilemez bir duygu. En önemlisi, Birleşmiş Milletler Resmi Takvimine, bir Türk tarafından yaratılıp, dünyaya yayılmış bir günü kabul ettirebildiğim gün de benim kutlama günüm olacak. Zira, Global Wellness Day’in sürdürülebilir olması, gelecek nesiller tarafından da kutlanması için çok önemli bir gelişme olacak.</span></p>
<p><b>GWD&#8217;i küresel olarak kimler temsil ediyor? Temsil eden kişiler veya kurumlar var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Wellness Day&#8217;in mesajını yaymak için dünyanın dört bir yanından 103 GWD Elçisi ve 28 Ana Destekçi atadık. GWD Elçileri ve Ana Destekçileri, her yıl Haziran ayının ikinci Cumartesi günü GWD kutlama etkinlikleri düzenleyerek Global Wellness Day&#8217;in dünya çapında yayılmasına yardımcı oluyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2012&#8217;de tek bir ülkede kutlanırken şimdi, Global Wellness Day, Yeni Zelanda&#8217;dan Hawaii&#8217;ye 170’den fazla ülkede ve on binlerce farklı noktada eş zamanlı olarak kutlanıyor ve dünyaca ünlü Amerikalı sunucu ve yapımcı &#8211; </span><b>Oprah Winfery</b><span style="font-weight: 400;">, ünlü İngiliz sarkıcı-söz yazarı &#8211; </span><b>Robbie Williams</b><span style="font-weight: 400;">, ödüllü İngiliz aktris &#8211; </span><b>Dame Julie Andrews</b><span style="font-weight: 400;">, eski Sussex Dükü ve Düsesi &#8211; </span><b>Prens Harry ve Meghan Markle</b><span style="font-weight: 400;">, </span><b>Romanya Prensi Radu</b><span style="font-weight: 400;">, Kıbrıs Rum Kesimi Cumhurbaşkanı &#8211; </span><b>Nicos Anastasiades</b><span style="font-weight: 400;"> ve Maldivler Gençlik, Spor ve Toplumun Güçlendirilmesi Bakanı &#8211; </span><b>Ahmed Mahloof</b><span style="font-weight: 400;"> gibi daha birçok ünlü ve hükümetin desteğini aldı. Bugün 350 milyondan fazla kişinin hayatına dokunabilmiş olmanın mutluluğunu yaşıyoruz.</span></p>
<p><b>Peki, bu iş nasıl yaygınlaştı ve küreselleşti? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2012 ve 2014 yıllarında sadece Richmond Nua Wellness Spa’da kutlanan bir gün olan Global Wellness Day, 2014 yılında davetimizle Türkiye’ye gelen Amerikalı basın heyetinin ziyaretinden sonra Huffington Post başta olmak üzere uluslararası basında yer almaya başladı. Uluslararası medya platformlarında yer almaya başladıktan sonra Global Wellness Day hızlı bir şekilde dünya ülkelerinde tanınmaya başladı. Aynı yıl, Global Wellness Day, wellness &amp; spa endüstrisinin en prestijli etkinliklerinden biri olan Global Spa &amp; Wellness Zirvesi’nin gündemine girmeyi başardı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Wellness Day’i dünyaya tanıtmak adına, yer aldığımız tüm uluslararası platformlarda wellness sektöründeki üst düzey temsilciler ile görüştük. GWD’yi tüm network alanına yaymak adına şahsen ben birçok uluslararası etkinlikte konuşmacı olarak yer aldım. Bunlardan biri de 2014 yılında Fas, Marakeş’te wellness ve spa dünyasından 400 üst düzey delegenin katılımıyla düzenlenen 8. Global Spa ve Wellness Zirvesi’ydi. 400 delegenin tam desteğini alan GWD, o yıl 50’den fazla ülkenin etkinlik takviminde yer aldı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Aynı zamanda, “Wellness Sektörünün Geleceği” konulu infografik film yarışmasında Global Wellness Day infografik videosu 50 ülke arasında birinci oldu.</span></p>
<p><b>Bu gün aslında bir farkındalık günü. Katılımcılardan bugünde neler yapmasını bekliyorsunuz? Özel olarak adres ettiğiniz bir mesele var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Her 10 kişiden 1&#8217;inin ruh sağlığı bozukluğu yaşadığı bir dünyada, zihnimizi ve ruhumuzu korumak için gerekli adımlar atılmalıyız. Gençler yetişkinlerden daha savunmasızlar; bir araştırmaya göre, 16 ile 24 yaşları arasındaki kişiler yalnızlık hissini en çok bildiren grup. Genç yetişkinlerin çoğu, başkalarıyla bağlantı kurmak için zaten çok utangaç ve içe dönük; Covid-19 kesinlikle duruma yardımcı olmuyor. Bu nedenle, onuncu yılında Global Wellness Day (GWD) kutlamasının ana teması, &#8220;Bir gün, tüm yaşamınızı değiştirebilir!&#8221; sloganıyla &#8211; beslenme, fiziksel egzersizler ve şefkatli topluluklar oluşturmanın yanı sıra </span><b>“zihinsel sağlığımızı korumaya”</b><span style="font-weight: 400;"> odaklanmak olacak.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılarımızdan Yeni Zelanda’dan başlayıp Los Angeles’da son bulacak 12 saatlik canlı yayın kutlamasına katılarak dünyanın dört bir yanından konuşmacı olan ünlü ve alanında uzman isimleri dinlemeleri ve hayatlarında ufak bir eylem bile olsa iyi yaşama o ilk adımı 12 Haziran’da atmaları olacak.</span></p>
<p><b>Pandemi sizi nasıl etkiledi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Wellness Day 17 sene önce radyo iyot tedavisi aldıktan sonra girdiğim karantina döneminde yüreğime düştü. Dilerim pandemi içimizdeki iyiyi evrene yaymak için bir vesile olsun. İyi yaşamanın gezegendeki her insan için basit bir gereklilik olduğu ve bir lüks olmadığının, her bireyin doğasında var olan bir hak olduğu anlayışının güçlü bir savunucusuyum ve pandeminin bunu hepimize kanıtladığına inanıyorum. İyi yaşam, optimal bütünsel sağlık ve iyi olma halinin bir sonucuna götüren aktif bir farkındalık ve seçimler yapma süreci ile ilişkilidir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">İyi yaşamın çok boyutlu olduğunu bilmek önemli: fiziksel, zihinsel, duygusal, ruhsal, sosyal ve çevresel; Global Wellness Day pek çok birey ve toplumu bu benzeri görülmemiş zamanlarda daha iyi bir yaşam tarzını sürdürmek için desteklemeye yardımcı olabilir. Başka bir deyişle, bize bir adım geri atıp, gerçekten hayatı nasıl yaşamak istediğimizi düşünmemiz için bir fırsatı sunuyor.</span></p>
<p><b>Son olarak, okurlar için bir mesaj vermek isterseniz bu ne olur? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Global Wellness Day 7 Adımlık Manifestosunu lütfen hayatınıza alın. Bu basit 7 adımı her gün atarsanız, zincirleme etkiyi görecek ve 1 yılın sonunda, 11 Haziran 2022’de ‘kendinizi’ kutlayacaksınız.</span></p>
<ol>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Her gün 1 saat yürü.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Daha fazla su iç.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Plastik şişe kullanma.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sağlıklı beslen.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Sevdiklerinle birlikte aile yemeği ye.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Bir iyilik yap.</span></li>
<li style="font-weight: 400;" aria-level="1"><span style="font-weight: 400;">Saat 22.00’de uyu.</span></li>
</ol>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/06/23/global-wellness-day-bir-gun-tum-yasaminizi-degistirebilir/">Global Wellness Day: Bir Gün Tüm Yaşamınızı Değiştirebilir! </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İstanbul&#8217;un Artık Bir Bisiklet Şefi Var: Rukiye Demirci</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/26/istanbulun-artik-bir-bisiklet-sefi-var-rukiye-demirci/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 26 Feb 2020 07:21:39 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Bisiklet]]></category>
		<category><![CDATA[Manşet]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İBB]]></category>
		<category><![CDATA[Rukiye Demirci]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=48221</guid>

					<description><![CDATA[<p>Şubat ayı başında İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesinde Bisiklet Şefliği Birimi kuruldu. İstanbul’da bisikletli ulaşımın önündeki sorunlara çözüm arayacak olan Birimin şefi, yani “İstanbul’un Bisiklet Şefi” olarak ise 12 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nde şehir plancısı olarak görev yapan Rukiye Demirci atandı. İstanbul’un Bisiklet Şefini yakından tanımak, kurulan bu yeni birimin amacını ve yakın dönem planlarını öğrenmek ve geçtiğimiz haftalarda düzenlenen “İBB Bisiklet Çalıştay”ından nasıl çıktılar aldıklarını öğrenmek üzere Rukiye Demirci ile konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/26/istanbulun-artik-bir-bisiklet-sefi-var-rukiye-demirci/">İstanbul&#8217;un Artık Bir Bisiklet Şefi Var: Rukiye Demirci</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><b>Rukiye Demirci kimdir? Seni biraz tanıyabilir miyiz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-48223 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/ARA-GC396RSEL-2.jpg" alt="" width="296" height="395" />Merhabalar. Ben Rukiye Demirci. 1983 Ankara doğumluyum. Aslen Rizeliyim. Selçuk Üniversitesi Mühendislik Mimarlık Fakültesi Şehir ve Bölge Planlama mezunuyum. Ayrıca profesyonel olarak resim yapıyorum. 12 yıldır İstanbul Büyükşehir Belediyesi Ulaşım Planlama Müdürlüğü&#8217;nde şehir plancısı olarak görev yapıyorum. </span></p>
<p><b>Gündelik yaşamında ulaşım amaçlı bisiklet kullanıyorsun. İşe bisikletle gidip geliyorsun, kaç senedir böyle? Bisikletli ulaşımı tercih etmenin sebepleri neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaklaşık 6 yıldır İstanbul’da ve şehir dışında bisiklet kullanıyorum. Bisikletimle turlara gidiyorum. Senede bir bisiklet festivallerine katılıyorum. Hafta sonları İstanbul’a yakın yerlere bisikletimle gidip kamplı turlar yapıyorum. Yaklaşık 3 yıldır da katlanır bisikletimle belirli günlerde işe bisikletle gidip geliyorum. Bisikletli yaşamı seçmemin nedenleri bisikletin bana daha özgür hareket etme imkanı vermesi, bisikletle gelen o sürekli hareket halinde olma durumu. </span></p>
<p><b>İBB Bisiklet Şefliği diye bir birim kuruldu belediye bünyesinde, sen de artık “İstanbul’un Bisiklet Şefi”sin. Bu birim tam olarak ne yapar? Senin görev tanımın nedir? Bir de senden dinleyebilir miyiz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ocak ayında kuruldu Bisiklet Birimi. Ben de bu birimde çalışmaya başladım, zaten aynı müdürlükte çalışıyordum sadece birimim değişti. Bu birimin amacı bisikletin bir ulaşım aracı olduğunun farkındalığını arttırmak aslında. Binlerce kilometre bisiklet yolu yapmak değil, insanlara yayalara araç kullanıcılarına bisikletin ulaşım aracı olduğunun algısını yerleştirmek. Bisiklet kültürünü yaygınlaştırmak. 7 Şubat’ta düzenlediğimiz çalıştaydan çıkan sonuçlara göre bir yol haritası oluşturup çalışmalara başlamak. </span></p>
<p><b>7 Şubat günü İBB ev sahipliğine bir Bisiklet Çalıştayı gerçekleşti. Öncelikle katılım nasıldı diye sormak istiyorum. Kimler geldi, kurum ve sektör olarak katılımcı profili nasıldı?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılım beklediğimizden düşüktü. Özellikle iş birliği içinde olmamız gereken ilçe belediyelerinden katılım oldukça düşüktü. Ama dernekler bisikletli gruplar ve bisiklet kullanıcılarının katılımı oldukça iyiydi. </span></p>
<p><b>Çalıştay verimli oldu mu? Bu buluşmaları düzenli olarak yapmak gibi bir hedef var mı İBB içerisinde? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ben başlangıç için çok verimli bir çalıştay olduğunu düşünüyorum. Bu buluşmalar küçük gruplar halinde tekrarlanacak zaten. </span><span style="font-weight: 400;">7 Şubat’ta yaptığımız çalıştayda bisiklet ve bisikletli ulaşımla alakalı tüm sorunları konuştuk; altyapı, farkındalık, eğitim, kültür vs. Bundan sonra küçük gruplarla yapacağımız buluşmalar daha spesifik başlıklar üzerine olacak. </span></p>
<p><b>İstanbul’da bisikletli ulaşım sorunlarına çözüm bulmak için Bisiklet Şefi oldunuz. Çalıştayda da konuşulduğu üzere çözüm bulunması gereken sorunların farklı kategorileri var, siz de biraz önce bahsettiniz. Bu sorunlar arasında önceliklendirme yapıyor musunuz? Bisiklet Şefliğinin ilk el atacağı sorun belli midir?</b></p>
<p><img decoding="async" class="wp-image-48224 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2020/02/RC3B6portaj-Ana-GC3B6rseli.jpg" alt="" width="432" height="324" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şu an çalıştay raporunu hazırlama sürecindeyiz, bu süreçte en başta gelen talep mevcut bisiklet yollarının düzenlenmesi ve sürekliliğinin sağlanması. İkinci öne çıkan sorun ise  güvenli park istasyonları talebi. Bu doğrultuda çalışmalarımıza yön verme süreci içindeyiz. </span></p>
<p><b>İBB’nin bisiklet yolları master planında bazı güzergahlar belirlenmiş durumda. Fakat bu güzergahların genelde şehir merkezinin dışında ve sahil şeridinde yer aldığı görülüyor. İleriki dönemlerde şehir merkezleri için de bir bisiklet yolu planı var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bisiklet Şefliği biriminin amaçlarından en önemlisi zaten bisikletin spor amaçlı kullanımı dışında, ulaşım amaçlı kullanılmasının yolunu açmak. Bu sadece bisiklet yolu yapmakla çözülemez. Toplu ulaşım modları ile entegrasyonlu bir sistem geliştirilirse bisiklet gerçek anlamda hayatımıza girmiş diyebiliriz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2020/02/26/istanbulun-artik-bir-bisiklet-sefi-var-rukiye-demirci/">İstanbul&#8217;un Artık Bir Bisiklet Şefi Var: Rukiye Demirci</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Kadın ve erkek arasındaki kazanç eşitlenirse&#8230;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/24/kadin-ve-erkek-arasindaki-kazanc-esitlenirse/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Thu, 24 Aug 2017 12:01:22 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[ABD]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[ücret eşitsizliği]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17905</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kadınlar ve erkekler arasındaki kazanç eşitsizliği kadınlar için ömür boyu düşük ücret, aileler için daha az gelir ve ABD genelinde daha yüksek yoksulluk oranları anlamına geliyor. Ülkedeki her eyalette, kadınlar erkeklerinkinden daha düşük kazanç ve daha yüksek yoksulluk oranları yaşıyor. Bu ücret eşitsizliğinin ekonomik etkisi ise oldukça kapsamlı: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlar mesleki olarak aynı [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/24/kadin-ve-erkek-arasindaki-kazanc-esitlenirse/">Kadın ve erkek arasındaki kazanç eşitlenirse&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Kadınlar ve erkekler arasındaki kazanç eşitsizliği kadınlar için ömür boyu düşük ücret, aileler için daha az gelir ve ABD genelinde daha yüksek yoksulluk oranları anlamına geliyor. Ülkedeki her eyalette, kadınlar erkeklerinkinden daha düşük kazanç ve daha yüksek yoksulluk oranları yaşıyor. Bu ücret eşitsizliğinin ekonomik etkisi ise oldukça kapsamlı: Amerika Birleşik Devletleri’ndeki kadınlar mesleki olarak aynı seviyede oldukları erkekler ile eşit ücret alırlarsa, çalışan kadınlar için yoksulluk oranı yarı yarıya azalacak ve ABD ekonomisine 482 milyar dolar kazanç sağlanmış olacak.*</strong><span id="more-17905"></span></p>
<p><strong>Eşit ücret her eyalette çalışan kadınlar için yoksulluğu azaltıyor</strong></p>
<p>Cinsiyete dayalı ücret farkının kapatılması, ABD&#8217;nin her eyaletindeki kadınlar arasında yoksulluk oranlarını düşürecek ve birçok kadın ve aileye ekonomik güvenliklerini sağlamakta yardımcı olacak. ABD genelinde eğer 18 yaş ve üstü kadınlar, aynı yaşlardaki, aynı eğitim düzeyindeki, kadınlarla aynı saatlerde çalışan ve aynı sosyoekonomik düzeye sahip olan erkekler ile aynı ücreti alıyor olsalar kadınlar arasındaki yoksulluk düzeyi yüzde 8,2’den yüzde 4,0’a düşecek.</p>
<ul>
<li>Çalışan kadınlar aynı düzeyde olan erkekler ile aynı ücreti alırsa, çalışan kadınlar arasındaki yoksulluk oranı 28 eyalette yarı yarıya düşüyor.</li>
<li>New Hampshire eyaleti, çalışan kadınlar arasındaki yoksulluk oranını, eşit ücret ile en yüksek oranda (yüzde 60) azaltabilecek olan ilk eyalet. Eşit ücretin yoksulluğu azaltması üzerine en büyük etkiyi görecek diğer eyaletler Wyoming (yüze 58,5), Maryland (yüzde 57,6), Kuzey Dakota (yüzde 57,4) ve Vermont (yüzde 57,0).</li>
<li>Eşit ücret aynı zamanda, çalışan kadınlar arasındaki yoksulluk düzeyi ortalamanın üzerinde olan eyaletlerde de azaltıyor. Ulusal düzeyde çalışan kadınlar arasında en yüksek yoksulluk oranına sahip olan New Mexico eyaletinde eşit ücret ile kadınlar arasındaki yoksulluk düzeyi yüzde 13’ten yüzde 6,1’e, Mississippi’de yüzde 12,5’ten yüzde 7,7’ye ve Louisiana’da yüzde 12,1’den yüzde 5,3’e düşüyor.</li>
<li>Çalışan bekar anneler arasındaki yoksulluk oranı, benzer erkekler ile aynı ücreti aldıkları takdirde, neredeyse yarı yarıya azalarak yüzde 29,3’ten yüzde 15,8’e düşüyor.</li>
<li>16 eyalette, bekar anneler arasındaki yoksulluk oranı, eğer çalışan bekar anneler aynı düzeyde oldukları erkekler ile eşit ücret alırlarsa yarı yarıya düşüyor. Tüm eyaletlerde çalışan bekar anneler arasındaki yoksulluk oranı, eşit ücret ile birlikte en az üçte bir oranında azalıyor.</li>
<li>Çalışan bekar anneler arasında yoksulluk düzeyi, yüzde 61,3’lük düşüşle en çok Louisiana eyaletinde görülüyor. Louisiana, tüm ülkede çalışan bekar anneler arasında en fazla yoksulluk düzeyine sahip olan eyalet. Güney eyaletlerin toplamına bakıldığı zaman, çalışan bekar anneler arasındaki yoksulluk düzeyi yüzde 30,8’den yüzde 15,9’a düşerek neredeyse yarı yarıya azalıyor.</li>
</ul>
<p><img loading="lazy" decoding="async" width="8194" height="10603" class="alignnone size-full wp-image-17909" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/figure-1-2.png" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-17912" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1.png" alt="" width="4540" height="5506" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1.png 4540w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-640x776.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-1024x1242.png 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-1280x1552.png 1280w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-610x740.png 610w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-1-320x388.png 320w" sizes="auto, (max-width: 4540px) 100vw, 4540px" /></p>
<p><strong>Eşit ücret her eyaletin ekonomisini büyütüyor</strong></p>
<p>Kadın ve erkek arasındaki ücret farkının kapatılması birçok kadının ve ailenin, özellikle bekar kadın ve annelerin ekonomik güvenliğe kavuşmasını sağlıyor. Her eyalet ve genel olarak ülke için, ülke çapında topluluklarda yaşayan kadın, erkek ve aileler için eşit ücret, ekonomiye önemli katkı sağlayabilir.</p>
<p>Amerika Birleşik Devletleri’ndeki 18 yaş ve üstü çalışan kadınlar, aynı yaş, eğitim düzeyi ve sosyoekonomik durumda olan erkekler ile aynı ücreti alırlarsa kadınların yıllık ortalama kazançları 37,358 dolardan 43,909 dolara çıkıyor (yüzde 17,5 artış). ABD’deki tüm çalışan kadınlara bakıldığında bu durum 482,2 milyar dolar kazanç artışı veya 2014 yılına ait GSYH’nin yüzde 2,8’i anlamına geliyor. Bir başka deyişle tüketici, tasarruf sahibi ve varlık sahibi olan ABD’li kadınlar, 2013 yılında toplumsal cinsiyet sebebiyle 482 milyar dolar kaybetti.</p>
<p>Cinsiyetler arası ücret farkını kapatmak hem kadınların kazancını artırıyor hem de eyaletlerin ekonomilerini büyütüyor.</p>
<ul>
<li>Idaho eyaleti, çalışan kadınlar, erkekler ile eşit ücret aldığı takdirde eyalet ekonomisinde en büyük büyümeye sahip olacak eyalet. Idaho’da çalışan kadınlar böylece her yıl 6,620 dolar daha fazla kazanacak (yıllık gelirlerde yüzde 22,1 artış). Idaho’daki tüm çalışan kadınlara bakıldığı zaman ise eyalet toplam, 2014 yılına ait GSYH’nin yaklaşık yüzde 4’üne eşdeğer olan 2,5 milyar doları ekonomisine katmış olacak. ABD eyaletlerinin yarısı, kadınlar eşit ücret aldığı takdirde ekonomilerini en az toplam GSYH’nin yüzde 3’ü oranında arttıracak.</li>
<li>Daha büyük ekonomilere sahip eyaletler de eşit ücret ile ekonomilerinde bir artış görebilecek. California eyaletinde çalışan kadınlar erkekler ile eşit ücret alsalar, eyaletteki kadınlar toplamda 51,8 milyar dolar kazanmış olacak. Bu artış, tek başına Kuzey Dakota’nın tüm ekonomisinden bile daha büyük (45,9 milyar dolar). Benzer olarak, Texas eyaletindeki kadınlar 39,5 milyar dolar kazanacak ki bu Vermont’taki tüm ekonomik çıktılardan (29,6 milyar dolar) daha büyük.</li>
</ul>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" width="7838" height="11007" class="alignnone size-full wp-image-17915" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/figure-2-1.png" alt="" /></p>
<p>&nbsp;</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" width="8006" height="10779" class="alignnone size-full wp-image-17914" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2017/08/table-2.png" alt="" /></p>
<p>*(2014 yılına ait GSYH’nin yüzde 2,8’i)</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/08/24/kadin-ve-erkek-arasindaki-kazanc-esitlenirse/">Kadın ve erkek arasındaki kazanç eşitlenirse&#8230;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Siber Zorbalıktan Korunmak İçin Ebeveyn ve Gençlere Öneriler</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/31/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik-ii/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/31/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik-ii/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 31 Jul 2017 07:57:58 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[siber zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17237</guid>

					<description><![CDATA[<p>Siber zorbalıktan korunmak için ebeveyn ve gençlere öneriler&#8230; Son yıllarda internet ve teknolojik iletişim araçlarının artması siber zorbalıkta artışı beraberinde getiriyor. Bu konuda Türkiye’de 4269 ilköğretim öğrencisi ile yapılan bir araştırmaya göre öğrencilerin sanal zorbalık yapma durumu yüzde 9.42, mağdur olma durumunun ise yüzde 11,8, hem zorbalık yapma hem de mağdur olma durumunun oranı ise [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/31/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik-ii/">Siber Zorbalıktan Korunmak İçin Ebeveyn ve Gençlere Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>Siber zorbalıktan korunmak için ebeveyn ve gençlere öneriler&#8230;</strong></p>
<p>Son yıllarda internet ve teknolojik iletişim araçlarının artması siber zorbalıkta artışı beraberinde getiriyor. Bu konuda Türkiye’de 4269 ilköğretim öğrencisi ile yapılan bir araştırmaya göre öğrencilerin sanal zorbalık yapma durumu yüzde 9.42, mağdur olma durumunun ise yüzde 11,8, hem zorbalık yapma hem de mağdur olma durumunun oranı ise yüzde 5.31 olduğu belirlenmiş. Lise öğrencileri üzerinde yapılan bir başka araştırma ise lise öğrencilerinin yüzde 14’ünün siber zorbalığa maruz kaldığını ortaya çıkmış. Giderek yaygınlaşan siber zorbalıktan çok basit önlemler alarak korunmak mümkün olabilir&#8230;</p>
<p><span id="more-17237"></span></p>
<p>2002 yılından bu yana veri toplayan ve bilgi üreten Siber Zorbalık Araştırma Merkezi (Cyberbullying Research Center) ebeveynlere aşağıdaki tavsiyeleri veriyor;</p>
<p>&#8211; Çocuğunuza gerçek hayatta insanlarla iletişim kurarken geçerli olan tüm kuralların internet ve cep telefonu yoluyla iletişim kurmada da geçerli olduğunu söyleyin.</p>
<p>&#8211; Çocuklarınızı uygun internet kullanımı davranışları hakkında eğitin. Teknolojinin kötü kullanılması durumunda ortaya çıkabilecek sorunları açıkların (örneğin, itibar zedeleme, okulla veya polisle başının derde girmesi gibi).</p>
<p>&#8211; Teknolojinin doğru kullanımı konusunda örnek olun. Özellikle çocuklarınızın yanındayken online olarak birini taciz etmeyin veya dalga geçmeyin. Çocuklarınız sizi izliyor ve sizden öğreniyor.</p>
<p>&#8211;  Çocuklarınızın online faaliyetlerini izleyin. Bunu çocuklarınızın faaliyetlerine katılım yoluyla ve izleme yoluyla yapabilir veya bunun için oluşturulmuş bilgisayar programlarını kullanabilirsiniz. Fakat çocuklarınızın online faaliyetlerini izlerken bunu gizli olarak yaptığınızdan emin olun. Çocuğunuz gizliliğini ihlal ettiğinizi hissederse bu durum faydadan çok zarar verebilir. Eğer hissederlerse çocuklarınız bu eylemlerini tamamen gizli yapmaya ve bu eylemleri kasıtlı olarak sizden saklamaya başlayabilir.</p>
<p>&#8211; Filtreleme ve bloklamaya yarayan programları kapsamlı bir internet güvenliği yaklaşımının bir parçası olarak kullanın ancak bu programların tek başına çocukları güvende tutmayacağını ve başkalarına zorbalık yapmalarını ve uygun olmayan içeriklere erişimlerini engellemeyeceğini de unutmayın. Çoğu teknoloji meraklısı genç yasakların etrafından dolanabilir ve filtreleri atlatma yolunu hızlıca çözebilir.</p>
<p>&#8211; Teknoloji kullanımı konusunda çocuğunuzda anormal durumlar yaşandığına dair gösterebilecekleri işaretler karşısında gözlerinizi açın. Eğer çocuğunuz içine kapanırsa veya internet kullanımını bir obsesyon haline getirirse çocuğunuz siber zorbalık kurbanı ya da faili olabilir.</p>
<p>&#8211; Çocuklarınızla açık ve samimi bir iletişim kurun, böylece çocuğunuz siber alanda tatsız veya rahatsız edici bir durum yaşadığında konuşmak için size gelmeye hazır ve istekli olacaktır. Siber zorbalık kurbanları (ve durumun izleyicileri) herhangi bir olayı anlattıkları yetişkinlerden mantık çerçevesinde bir müdahale bekler, aksi takdirde durum daha da kötüleşebilir.</p>
<p>&#8211; Diğer bireylere saygı ve haysiyetle davranılması gerektiği konusundaki değerleri öğretin ve bu değerleri güçlendirin.</p>
<p><strong>Gençler için siber zorbalıktan korunma tüyoları&#8230;</strong></p>
<p>Yukarıda vurguladığımız gibi çocukları siber zorbalıktan koruma konusunda en büyük iş ebeveynlere düşüyor. Fakat sadece ebeveynlerin kontrolü ve çabası yeterli olmayabilir, özellikle gençlik çağında olan bireylerin de siber zorbalığa karşı yapabileceği birkaç şey de mevcut. Siber Zorbalık Araştırma Merkezi gençlere bu konuda verdiği tavsiyeler şunlar:</p>
<p>&#8211;<strong>Öğrenin:</strong> Siber zorbalığı önlemek için öncelikle siber zorbalığın ne olduğunu anlamak gerekir. Siber zorbalığın ne olduğunu, neleri içerdiğini ve ne şekillerde karşınıza çıkabileceğini araştırın. Gördükleri ve yaşadıkları ile ilgili arkadaşlarınızla konuşun.</p>
<p>&#8211;  <strong>Şifrenizi koruyun:</strong> Şifrelerinizi ve diğer özel bilgilerinizi meraklı gözlerden koruyun. Başkalarının görebileceği yerlerde asla şifrelerinizi veya tanımlayıcı bilgilerinizi bırakmayın. Ayrıca, bu bilgileri en yakın arkadaşınız bile olsa kimseyle paylaşmayın. Eğer paylaştıysanız, şifrenizi şimdi değiştirmek isteyebilirsiniz.</p>
<p>&#8211;  <strong> Fotoğraf paylaşırken dikkatli olun:</strong> Kendinize ait bir fotoğrafı yayınlamadan veya göndermeden önce fotoğrafı annenizin, babanızın, babaannenizin, dedenizin ve dünyanın geri kalanının görmesini isteyip istemeyeceğini düşünün. Zorbalar, bu fotoğrafları hayatınızı zindan etmek için kullanabilirler.</p>
<p>&#8211;  <strong>Tanımlanamayan veya ne olduğu belli olmayan mesajları asla açmayın:</strong> Tanımadığınız veya bilinen zorbalardan gelen mesajları (e-posta, Facebook mesajı, kısa mesaj vb.) açmayın. Hatta okumadan silin. Bu mesajlar, açıldığında cihazınıza otomatik olarak virüs bulaştırabilir. Ayrıca bilmediğiniz biri tarafından gönderilen sayfa bağlantılarına hiçbir zaman tıklamayın. Bunlar da kişisel veya özel bilgilerinizi toplamak için tasarlanmış virüsler içerebilir.</p>
<p>&#8211;<strong> Online hesaplarınızdan çıkış yapın:</strong> Kolaylık olsun diye web siteleri veya web tarayıcınızın form alanlarına şifrelerinizi kaydetmeyin ve bilgisayarınızdan veya cep telefonunuzdan uzaklaştığınızda oturumunuzu kapatın. II. maddede bahsettiğimiz şifre paylaşımı konusu, bu madde için de geçerli; insanlarla paylaşmadığınız gibi robotlarla da paylaşmayın. Eğer Facebook hesabınızı açık bırakırsanız, sizden sonra bilgisayarı kullanan kişi başınıza bela açabilir.</p>
<p>&#8211;  <strong>‘Gönder’e basmadan önce durun:</strong> İtibarınızı tehlikeye atabilecek herhangi bir şey paylaşmayın. İnsanlar sizi, online ortamlarda nasıl göründüğünüze göre yargılar. Hatta bu görünüşe dayalı olarak size bazı fırsatlar sunabilir veya bu fırsatları engelleyebilir (iş, burs, staj imkanı gibi).</p>
<p>&#8211; <strong>Gizlilik kontrolleri oluşturun.</strong> Online profillerinize erişimi yalnızca güvenilir arkadaşlarınızla kısıtlayın. Facebook gibi çoğu sosyal paylaşım sitesi belirli bilgileri yalnızca arkadaşlarınızla paylaşma seçeneği sunar. Bu mecraların güvenlik ayarlarını biraz kurcalayın.</p>
<p>&#8211; <strong>Kendinizi “Google”layın:</strong> İsminizi büyük arama motorlarında (Google, Yahoo, Bing vb.) düzenli olarak aratın. Saldırganların sizi hedef almak için kullanabileceği herhangi bir kişisel bilgi veya fotoğraf görürseniz, bu içerik sorun haline gelmeden önce kaldırılmasını sağlamak için harekete geçin.</p>
<p>&#8211; <strong>Siber zorba olmayın:</strong> Başkalarının size nasıl davranmasını istiyorsanız, siz de onlara o şekilde davranın. Online ortamlarda başkalarına &#8216;pislik&#8217; yaparsanız, davranışın kabul edilebilir olduğunu düşüncesini güçlendirmiş olursunuz.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/31/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik-ii/">Siber Zorbalıktan Korunmak İçin Ebeveyn ve Gençlere Öneriler</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/31/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik-ii/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Modern Çağın Yükselen Tehdidi: Siber Zorbalık</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik/</link>
					<comments>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik/#comments</comments>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Sun, 30 Jul 2017 11:10:49 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Teknoloji]]></category>
		<category><![CDATA[Yazı]]></category>
		<category><![CDATA[13 Reasons Why]]></category>
		<category><![CDATA[siber zorbalık]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=17234</guid>

					<description><![CDATA[<p>&#8220;Siber zorbalık davranışına maruz kalanlar, kendi yaşadıklarını benzer biçimde başka bir arkadaşına uygulamaya yoluna gidebiliyor. Yani çoğu zaman siber zorbalık mağdurları, aynı zamanda siber zorbalığın faili olarak karşımıza çıkıyor&#8221; Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da grup tarafından diğerlerine zarar vermek amacıyla yapılan kasıtlı ve düşmanca davranış içeren bir zorbalık türü olarak tanımlanan [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik/">Modern Çağın Yükselen Tehdidi: Siber Zorbalık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><strong>&#8220;Siber zorbalık davranışına maruz kalanlar, kendi yaşadıklarını benzer biçimde başka bir arkadaşına uygulamaya yoluna gidebiliyor. Yani çoğu zaman siber zorbalık mağdurları, aynı zamanda siber zorbalığın faili olarak karşımıza çıkıyor&#8221;</strong></p>
<p>Bilgi ve iletişim teknolojilerini kullanarak bir birey ya da grup tarafından diğerlerine zarar vermek amacıyla yapılan kasıtlı ve düşmanca davranış içeren bir zorbalık türü olarak tanımlanan siber zorbalık ile ilgili bir dosya çalışması hazırladık. Şule Serter’in siber zorbalık kavramı, kimleri etkilediği, nasıl ortaya çıktığı ve <a href="https://www.sivilsayfalar.org/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik-ii/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">önleme yollarıyla</a> ilgili çözümleri derlediği dosyaya, Emine Uçak da son günlerin popüler dizisia <a href="https://www.sivilsayfalar.org/13-reasons-why-siber-zorbaligin-sarsici-yuzu/" target="_blank" rel="noopener noreferrer">&#8217;13 reasons why&#8217;</a> üzerinden ülkemizdeki siber zorbalıkla ilgili farkındalık çalışmalarını değerlendirdiği yazısıyla katkı sundu.</p>
<p><span id="more-17234"></span></p>
<p><strong> </strong>Zorbalık olgusu yeni bir olgu değil, fakat ‘geleneksel’ zorbalığın yerini artık internet kullanımının artması ve akıllı telefonlarla birlikte artık ‘siber zorbalık’ aldı. Siber zorbalık olgusu ilk olarak Avrupa ve Amerika’da tartışılmaya başlansa da artık tüm dünyanın en büyük problemlerinden biri olarak değerlendiriliyor. Peki, son yıllarda çokça tartışılan ‘siber zorbalık’ nasıl tanımlanıyor ve hangi şekillerde karşımıza çıkıyor?</p>
<p>Geleneksel ‘zorbalık’ terimi aşina olduğumuz bir olgu. Zorbalığı sözlük anlamı ile şöyle tanımlayabiliriz; “<em>Zorbalık, güç kullanarak, korkutarak, tehdit veya zorlama ile başkaları üzerinde egemenlik empoze etmek</em>”. Biraz daha kaba tabirle “<em>sataşmak</em>”, “<em>dalga geçmek</em>”, “<em>dayılanmak</em>” gibi terimlerle de açıklayabiliriz. ‘Siber Zorbalık’ terimi ise geleneksel zorbalıktan yöntemsel olarak farklılık gösteriyor. Resmi olarak tanımlamak gerekirse bilgisayar, cep telefonları ve diğer elektronik cihazlar aracılığıyla verilen, “<strong>kasıtlı ve tekrarlanan zararlar</strong>” olarak tanımlanıyor. Bu tanım basit, kısa ve siber zorbalığın en önemli faktörlerini kapsadığı için en çok tercih edilen tanım. Tanımın kapsadığı en önemli faktörler ise şöyle sıralanıyor;</p>
<ul>
<li><em>Kasıtlı</em>: Davranış kasıtlı olmalı, kazara değil.</li>
<li><em>Tekrarlanan</em>: Zorbalık diğer olaylardan ayrılmış bir olayı değil, bir davranış biçimini yansıtıyor.</li>
<li><em>Zarar</em>: Hedef zarar gördüğünün farkında olmalı.</li>
<li><em>Bilgisayarlar, cep telefonları ve diğer elektronik aletler</em>: Bu faktör de siber zorbalığı geleneksel zorbalıktan ayıran faktör.</li>
</ul>
<p>Bu tanımlamayı çocukların ve gençlerin gündelik yaşamlarına uydurarak yapmak gerekirse; siber zorbalık, bir kişinin bir başkası hakkında online olarak tekrar tekrar dalga geçmesi, e-mail veya kısa mesaj yoluyla sataşması veya bir kişinin kendi profilinde bir başkası hakkında hoş olmayan gönderiler paylaşması olarak tanımlanabilir. Zarar verici yorumlar, tehditler, söylentiler ve online olarak dolaştırılan fotoğraf veya videolar da siber zorbalık tanımı içinde yer alıyor.</p>
<p><strong>Siber zorbalığın mağduru da faili de çocuklar ve gençler</strong></p>
<p>Siber zorbalık hakkında yapılan pek çok araştırma bu duruma maruz kalan bireylerin daha ziyade çocuklar ve gençler olduğunu gösteriyor. Bu grubun aynı zamanda internet ortamını aktif biçimde kullanan grup olduğu düşünüldüğünde, siber zorbalığın faili ve mağduru olma durumunun internet kullanım oranıyla olan ilişkisi de ortaya çıkmış oluyor. Türkiye İstatistik Kurumu’nun yaptığı araştırmaya bakarsak Türkiye genelindeki hanelerin %60,2’sinin evde internet erişimi var. Bu veriye dayanarak internet kullanan bireylerin oranı ise %53,8.</p>
<p>Diğer bir önemli konu ise söz konusu eylemi yapanların, eyleme maruz kalanların ve ailelerin siber zorbalıkla ilgili yeterince farkındalıklarının olmaması. Mağduriyet yaşayanların birçoğu başlangıçta bu olayı şaka ya da eğlence olarak algılamakla birlikte psikolojik rahatsızlık da duyuyorlar. Ancak arkadaşları, aileleri ya da öğretmenleriyle paylaşmaktan da kaçınıyorlar. Siber zorbalık davranışına maruz kalanlar, kendi yaşadıklarını benzer biçimde başka bir arkadaşına uygulamaya yoluna gidebiliyor. Yani çoğu zaman siber zorbalık mağdurları, aynı zamanda siber zorbalığın faili olarak karşımıza çıkıyor.</p>
<p><strong>Siber Zorbalık Hangi Şekillerde Karşımıza Çıkıyor?</strong></p>
<p>Kızdırma-kışkırtma, taciz, karalama/iftira, taklit etme, ifşa etme, dışlama, rahatsız edici ve tekrarlayıcı mesaj atmak veya arama yapmak gibi eylemler siber zorbalık tanımı kapsamına giriyor. Örnek vermek gerekirse;</p>
<ul>
<li>Kameralı cep telefonları aracılığı ile bireylerin görüntülerini çekmek,</li>
<li>Birinin kişisel bilgilerini rızası ve haberi olmadan sosyal medya aracılığıyla paylaşmak,</li>
<li>Elektronik posta ya da cep telefonu mesajları ile aşağılayıcı, alay edici, tehditkâr, cinsel taciz veya şiddet içeren mesajlar göndermek,</li>
<li>Bir kişiye ilişkin karalayıcı, aşağılayıcı web sayfaları hazırlamak,</li>
<li>Başkası adına sahte hesap açıp, onun kimliğine bürünmek</li>
</ul>
<p>gibi eylemler siber zorbalığa örnek gösterilebilir.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik/">Modern Çağın Yükselen Tehdidi: Siber Zorbalık</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
					<wfw:commentRss>https://www.sivilsayfalar.org/2017/07/30/modern-cagin-yukselen-tehdidi-siber-zorbalik/feed/</wfw:commentRss>
			<slash:comments>1</slash:comments>
		
		
			</item>
		<item>
		<title>‘Renklerimiz Ayrı Dertlerimiz Aynı’: Taraftar Hakları Derneği</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/20/renklerimiz-ayri-dertlerimiz-ayni-taraftar-haklari-dernegi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Sat, 20 Aug 2016 10:15:50 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10093</guid>

					<description><![CDATA[<p>2012 yılında İzmir’de kurulan ve tüm dünyada büyük bir keyifle izlenen futbolun en değerli unsurunun taraftarlar olduğuna inanan Taraftar Hakları Derneği başkanı Burkal Efe Sakızoğlu ile, derneğin kuruluş hikayesini, faaliyetlerini, OHAL’i ve olimpiyatları konuştuk. “Ayrım gözetmeksizin tüm taraftarlar için çalışıyoruz.” Kısaca Taraftar Hakları Derneği&#8217;nden bahseder misiniz? Ne zaman kuruldunuz, neler yapıyorsunuz? Taraftar Hakları Derneği (THD),  [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/20/renklerimiz-ayri-dertlerimiz-ayni-taraftar-haklari-dernegi/">‘Renklerimiz Ayrı Dertlerimiz Aynı’: Taraftar Hakları Derneği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>2012 yılında İzmir’de kurulan ve tüm dünyada büyük bir keyifle izlenen futbolun en değerli unsurunun taraftarlar olduğuna inanan Taraftar Hakları Derneği başkanı Burkal Efe Sakızoğlu ile, derneğin kuruluş hikayesini, faaliyetlerini, OHAL’i ve olimpiyatları konuştuk.</h3>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10098" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/8-1.jpg" alt="thd-1" width="960" height="540" /></p>
<h4><strong>“Ayrım gözetmeksizin tüm taraftarlar için çalışıyoruz.”</strong></h4>
<p><strong>Kısaca Taraftar Hakları Derneği&#8217;nden bahseder misiniz? Ne zaman kuruldunuz, neler yapıyorsunuz?</strong></p>
<p>Taraftar Hakları Derneği (THD),  farklı renklere gönül vermiş taraftarları ‘Renklerimiz Ayrı Dertlerimiz Aynı’ sloganıyla bir araya getirerek 2012 yılında İzmir’ de kuruldu. Başlangıç olarak İzmir’ den yola çıkmış olsak da, 4 yıllık bir süreç içerisinde yurt içinde, Avrupa ve Güney Amerika’ da birçok taraftar grubu ve sivil toplum kuruluşu ile iletişim halinde olduğumuzu söyleyebiliriz. THD aynı zamanda merkezi Hamburg’ da bulunan ve 48 Avrupa ülkesindeki taraftar gruplarından edindiği üyeliklerle UEFA tarafından diyalog partneri olarak kabul edilen Avrupa Futbol Taraftarları Ağı’nın (Football Supporters Europe-FSE) da üyesidir.</p>
<p>Ayrım gözetmeksizin tüm taraftarlarının, haklarını ve çıkarlarını savunmak, ortak taleplerinin gündeme getirilmesini sağlamak,  taraftarların, sosyal – kültürel – sanatsal etkinlikler aracılığıyla bir araya gelmelerine olanak sağlayacak çalışmalar yürütmek, böylelikle aralarında dostluk ve dayanışma duygusunun geliştirilmesini sağlamak, her türlü ırksal, dinsel ve cinsel ayrımcılığa karşı durarak tribünlerde şiddetin ve nefret söyleminin son bulması için çaba sarf etmek en temel amaçlarımız arasında yer alıyor ve bu amaçlara uygun çalışmalar yürütüyoruz.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10101" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/13247793_1136377253050872_7406509535841091987_o.jpg" alt="fseizmir" width="1023" height="519" /></p>
<h4><strong>“Bir Dünya taraftar İzmir’de”</strong></h4>
<p><strong>Yürüttüğünüz çalışmalara bir örnek vermek gerekirse? Son zamanlarda nasıl faaliyetleriniz oldu? Gündeminizde şu sıralar ne var?</strong></p>
<p>Son olarak 14-17 Temmuz tarihleri arasında İzmir’ de ‘Uluslararası Taraftar Buluşması 2016’ ya ev sahipliği yaptık.  Söz konusu etkinliğe ev sahipliği yapmak isteyen diğer üyeler arasından Kiev, Paris, Madrid, Edinburgh ve İzmir kentleri son beşe kalmış, yapılan elemeler sonucunda İzmir ve Madrid kentleri final elemesine yükselmiş ve karar verici pozisyonunda olan FSE Komitesi’nin önce Madrid ve ardından İzmir’de gerçekleştirdiği temaslar ve değerlendirmeler neticesinde organizasyonun İzmir’de yapılmasına karar verilmişti. Diğer bir ifadeyle 14-17 Temmuz tarihleri arasında Bir Dünya Taraftar İzmir’deydi diyebiliriz. Organizasyonun belli bir bölümünü darbe girişimi gerekçesiyle iptal etmek zorunda kalsak da; gerçekleştiremediğimiz bölümleri 22-26 Eylül tarihleri arasında iki günlük bir programla ama bu sefer İstanbul’ da telafi etmeyi düşünüyoruz.</p>
<p>Organizasyon hakkında bilgi almak için <a href="http://www.fseizmir2016.org/tr/">tıklayınız</a>.</p>
<p>Bunlara ek olarak genel anlamda taraftarların yaşadıkları hak mahrumiyetleri, seyirden men cezaları ve 6222 sayılı yasanın uygulanış şeklinden kaynaklı sorunlarla ilgilendiğimizi söyleyebiliriz.</p>
<h4><strong>“Tribünler haklın minyatürüdür.”</strong></h4>
<p><strong>Süper Lig&#8217;in başlamasına az bir zaman kaldı. 15 Temmuz&#8217;un ardından gelen OHAL sizce tribünleri nasıl etkileyecek? Beklentileriniz neler?</strong></p>
<p>OHAL döneminin kontrol mekanizmalarını daha da sıklaştırarak tribünler üzerindeki baskıyı arttıracağını öngörmek için kâhin olmaya gerek yok. Sıklıkla tekrarladığımız sosyolojik bir gerçeklik var: ‘ tribünler halkın minyatürüdür.’ Ülke içerisinde şiddetle iç içe yaşıyoruz, kesintisiz devam eden bir savaş var, belirli aralıklarla metropollerimize terör saldırıları gerçekleştiriliyor, 15 Temmuz’da yüzlerce yurttaşımız hayatını kaybetti, yüzlercesi yaralandı. Böylesi bir ortamda şiddet olaylarının tribünlere yansımayacağını düşünmek biraz hayalcilik olur.</p>
<h4><strong>“Ülkemizde alınan kararların tabana yansıması konusunda büyük sıkıntılar var.”</strong></h4>
<p><strong>Geçen hafta sonu oynanan Süper Kupa finalinde tribünlerden istenmeyen bazı görüntüler verildi. Deplasman yasağının kalktığı bir maçta böyle bir şey yaşanmış olmasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Bunu yapanların bir amacı var mıydı sizce?</strong></p>
<p>Deplasman yasağının kalkması, Kulüpler Birliği’nin diğer bir anlamda kulüp yöneticilerinin tavsiye niteliğinde aldığı bir karar; ancak işin aslına bakarsanız Kulüpler Birliği’nin böyle bir karar alma yetkisi yok. Bu kararı verme yetkisi il-ilçe spor güvenlik kurullarındadır, diğer bir ifadeyle, siz Kulüpler Birliği olarak istediğiniz kadar karar alın, İstanbul Valisi Beşiktaş-Galatasaray maçında deplasman taraftarı alınmayacak derse yapabileceğiniz bir şey yok. Kupa maçlarında farklı bir format uygulanıyor tabi, maç farklı bir şehirde oynandığı için taraftarlar tribünleri yarı yarıya paylaşabiliyor. Maalesef ülkemizde alınan kararların tabana yansıması konusunda büyük sıkıntılar var. Kulüp başkanları toplanıyor, deplasman yasaklarını kaldırdık diyor, ancak bunu tabana yayacak bir örgütlülük ne yazık ki mevcut değil. Yani yasaklarlarken de, yasağı kaldırırlarken de bu oyunun asıl öznesi olan taraftarlar kararların bir paydaşı olarak görülmüyor, taraftarlar çözümün değil sorunun bir parçası olarak görülüyor. Karar alma mekanizmalarının herhangi bir bölümünde konuya müdahil edilmeyen taraftar grupları da doğal olarak bir sorumluluk hissetmiyorlar. Son kupa maçında yaşanan şiddet olaylarını ise genel bir perspektiften değerlendirmeliyiz. Şiddet çok fazla kökü olan bir olgu, elbette bu noktada taraftarlara da düşen büyük sorumluluklar var; ancak, belki tekrar gibi olacak ama şiddetle, ölümle böylesi iç içe yaşıyorken tribünlerdeki bu olayları tek bir noktadan analiz etmek ve çözmek ne yazık ki çok kolay ve olası değil.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10097" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/1.jpg" alt="thd-2" width="960" height="540" /></p>
<h4><strong>Madalyonun iki yüzü</strong></h4>
<p><strong>Olimpiyatları takip ediyor musunuz? Takip ettiğiniz kadarıyla dünyanın en büyük spor organizasyonu olan olimpiyatları nasıl değerlendirirsiniz?</strong></p>
<p>Gerçekleşen tüm spor organizasyonlarını takip edip, yaşanan gelişmeleri farklı açılardan değerlendirmeye çalışıyoruz.  Olimpiyatlar da farklı kıtaları birleştirmesi açısından son derece önemli; ancak büyük bir görsel şölenle başlayan Rio 2016’nın favelalardaki halkın yaşamına nasıl yansıdığı, stat dışındaki büyük protesto gösterileri, sert polisiye tedbirlerle bastırılan protestolar,  olimpiyat meşalesinin Maracana’ya getirilirken halk tarafından söndürülmeye çalışılması bizlere madalyonun iki yüzünün olduğunu gösteriyor. Bunun dışında Mülteciler Takımı’nın organizasyona kattığı anlam, farklı kültürlerin, farklı inançların olimpiyat ruhu ile bir araya gelebilmesi, bir efsane olan Michael Phelps’i son kez izlemiş olmamız, Usain Bolt’un harika performansı, Güney Koreli jimnastikçi Lee Eun Ju ile Kuzey Koreli rakibi Hong Un Jong’un savaşa meydan okuyan selfiesi, Kamila Skolimowska, Katie Ledecky, Joseph Schooling, Tutya Yılmaz, Simone Biles… o kadar çok ki her birinden apayrı yazılar, apayrı hikayeler çıkartabiliriz. Buna ek olarak Türkiye’nin bu yazı hazırlanırken sadece iki gümüş 1 bronz madalya alması, bu madalyaların halter ve güreşten gelmesi ve son olarak Avrupa Olimpik Komite başkanı Patrick Hickey’in kapanışa sayılı günler kala Rio&#8217;da illegal olimpik bilet satışı nedeniyle tutuklanması&#8230; Söylediğim gibi farklı açılardan değerlendirilmeye açık madalyonun iki tarafını da dikkate alarak yorumlamamız gereken bir olimpiyat yaşadık. Ancak, ne olursa olsun, her halükarda olimpiyatların güzel olduğuna dair olan inancımıza sıkı sıkı bağlanmamız gerektiğini düşünüyorum.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/20/renklerimiz-ayri-dertlerimiz-ayni-taraftar-haklari-dernegi/">‘Renklerimiz Ayrı Dertlerimiz Aynı’: Taraftar Hakları Derneği</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Promession: Ekolojik defin</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/19/promession-ekolojik-defin/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 19 Aug 2016 09:16:12 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=10053</guid>

					<description><![CDATA[<p>Yaşarken yapabileceklerinizin yanında öldükten sonra da ekolojik olarak gömülmek mümkün. İşveçli bilim insanı Susanne Wiigh-Mäsak tarafından bulunan konsept, insan kalıntılarını dondurarak kurutma yöntemine dayanıyor. İngilizce tabiri “Promession” olan konseptin adı İtalyanca’da “söz vermek” anlamına gelen “promessa” kelimesinden geliyor. İsveçli bilim insanı Susanne Wiigh-Mäsak, fikrinin ticari olarak devamlılığını sağlamak adına 1997 yılında Promessa Organic AB şirketini [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/19/promession-ekolojik-defin/">Promession: Ekolojik defin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3><strong>Yaşarken yapabileceklerinizin yanında öldükten sonra da ekolojik olarak gömülmek mümkün. İşveçli bilim insanı Susanne Wiigh-Mäsak tarafından bulunan konsept, insan kalıntılarını dondurarak kurutma yöntemine dayanıyor. </strong></h3>
<p>İngilizce tabiri “Promession” olan konseptin adı İtalyanca’da “söz vermek” anlamına gelen “promessa” kelimesinden geliyor. İsveçli bilim insanı Susanne Wiigh-Mäsak, fikrinin ticari olarak devamlılığını sağlamak adına 1997 yılında Promessa Organic AB şirketini kuruyor.</p>
<h4><strong>Promessıon yöntemi nasıl çalışıyor? </strong></h4>
<p>Ekolojik gömülmenin arkasında yatan metot olan “Promession”; kavraması oldukça kolay, net ve kabul edilebilir bir yöntem. Yöntem, ölmüş insan bedenini ayrışması için doğal sürece hazırlayan deneme/test etme tekniklerinin bir kombinasyonuna dayanıyor. Prosedür etik, ahlaki, çevresel ve teknik açılardan meşru ve bedeni herhangi bir şiddete ya da yıkıcı bir kullanıma maruz bırakmıyor.</p>
<p><iframe loading="lazy" style="border: none; overflow: hidden;" src="https://www.facebook.com/plugins/video.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2FDistractify%2Fvideos%2F686643108159848%2F&amp;show_text=1&amp;width=560" width="560" height="644" frameborder="0" scrolling="no"></iframe><br />
Promession yöntemi 5 adımdan oluşuyor;</p>
<p><strong>1.Tabuttan ayırma:</strong> beden tabuttan çıkarılıyor ve işlemin gerçekleşeceği hazneye alınıyor.</p>
<p><strong>2.Kriyojenik dondurma:</strong> -196 °C’deki sıvı nitrojen ile beden kristalize ediliyor.</p>
<p><strong>3.Titreşim:</strong> beden dakikalar içerisinde partiküllere ayrılıyor.</p>
<p><strong>4.Dondurarak kurutma:</strong> ayrışan partiküller kurutma haznesinde dondurarak kurutuluyor, böylece bedenin toplam ağırlığının %30’u kadarı geride bırakılıyor.</p>
<p><strong>5.Metal ayrıştırma:</strong> kalıntılarda kalan metaller (örn: diş dolgusu alaşımları, yapay kalça vb.) mıknatıs veya eleme yoluyla ayrıştırılıyor. Kuru toz haline gelen kalıntılar, biyolojik olarak parçalanan bir kutuya konuyor ve toprağa defnediliyor. Toprakta bulunan aerobik (oksijen kullanarak yaşayabilen) bakteriler, kalıntıları 6 ila 12 ay içerisinde bitkisel çürüklü toprak haline getiriyor.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-10055" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/susanne-polaroid.png" alt="susanne-polaroid" width="350" height="371" /></p>
<p>Wiigh-Mäsak’ın buluşuna ilgi gösteren ise 60’dan fazla ülke var. Bu ülkeler arasında Vietnam, İngiltere, Güney Afrika, Hollanda, Kanada ve Amerika da dahil. İlgi gösteren ülkeler arasında olan Güney Afrika’da ise yöntem tamamen yasallaştırılmış durumda.</p>
<p>Buluşun sahibi Wiigh-Mäsak, web sitesinde yazdığı mektubu şu sözler ile bitiriyor; <em>“Ekolojik döngü ile ilgili derin bir kavrayışa sahip olmak, dünyadaki yaşama daha fazla saygı duymamızı ve onu daha iyi anlamamızı sağlar. Ve ölümden sonra bedene ne olduğunu bilmenin herkese fiziksel kaderleri hakkında bir güvence vereceğini umuyorum. Bunun karşılığı olarak da zihnimiz, içimizde taşıdığımız manevi meseleleri daha iyi ölçüp tartması için gereken özgürlüğe sahip olacaktır.” </em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/19/promession-ekolojik-defin/">Promession: Ekolojik defin</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Ulusal Marşı Olmayan 10 Atlet: Mülteci Takımı</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/09/ulusal-marsi-olmayan-10-atlet-multeci-takimi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 09 Aug 2016 06:39:20 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Çeviri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=9747</guid>

					<description><![CDATA[<p>Olimpiyat Oyunları Rio 2016’nın şüphesiz en çok konuşulan konusu Olimpik Mülteci Takımı. Takım olarak Olimpiyat tarihinde bir ilk olmalarının yanı sıra birey olarak da farklı hikayelere sahipler. Peki bu 10 kişilik takımı oluşturanlar kimler? Brezilya’nın Rio de Janiero kentinde geçtiğimiz Cuma günü başlayan Olimpiyat Oyunları öncesi, Olimpik Mülteci takımından Yusra Mardini ve diğer dokuz mülteci [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/09/ulusal-marsi-olmayan-10-atlet-multeci-takimi/">Ulusal Marşı Olmayan 10 Atlet: Mülteci Takımı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>Olimpiyat Oyunları Rio 2016’nın şüphesiz en çok konuşulan konusu Olimpik Mülteci Takımı. Takım olarak Olimpiyat tarihinde bir ilk olmalarının yanı sıra birey olarak da farklı hikayelere sahipler. Peki bu 10 kişilik takımı oluşturanlar kimler?</h3>
<p>Brezilya’nın Rio de Janiero kentinde geçtiğimiz Cuma günü başlayan Olimpiyat Oyunları öncesi, Olimpik Mülteci takımından Yusra Mardini ve diğer dokuz mülteci Papa Francis’ten bir mektup aldı. Mektupta Papa, Mülteci Takımı’na şu sözlerle başarı dileklerini iletti;</p>
<p><em>“Rio’da gerçekleşen Olimpiyatlar için sizlere sevgilerimi ve başarı dileklerimi iletiyorum. Cesaretiniz ve gücünüz Olimpiyat Oyunları’nda anlam bulacak ve katılımınız barış ve dayanışma için güçlü bir mesaj verecek. Sizin tecrübeniz bir tanıklık işlevi görecek ve hepimizin faydasına olacak. Sizler için dua ediyor olacağım ve sizden de benim için aynısını yapmanızı temenni ederim.” </em></p>
<p>Papa’nın mektubunun detaylarının ortaya çıkmasından kısa bir süre sonra 18 yaşındaki yüzücü Yusra Mardini Olimpiyat Oyunları’nda kadınlar 100 metre kelebek dalında yarışmak üzere olimpik havuza atladı ve serisinde birinci oldu.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9749" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/yusra-mardini.jpeg" alt="yusra-mardini" width="640" height="480" /></p>
<p>Mardini, 2012 yılında henüz 14 yaşındayken kısa kulvar yüzme şampiyonasında Suriye için yarışmıştı. Fakat hala devam eden çatışmalardan dolayı Suriye’deki evini kaybetti ve kız kardeşi ile birlikte geçen sene Ağustos ayında ülkeden kaçmaya karar verdiler.</p>
<p>Lübnan’dan Türkiye’ye ulaştılar ve Türkiye’den bir botla Yunanistan’a geçtiler. Fakat yolculuk sırasında botları yavaş yavaş suya batmaya başladı. Mardini suya atlamak zorunda kaldı ve bütün yüzme ve hayatta kalma becerilerini ortaya koyarak bindikleri botu ve içindeki herkesi Yunanistan kıyısına güvenli bir şekilde ulaşana kadar yüzerek çekti.</p>
<p>Bu senenin başlarında yaşadığı kabusu Mardini şu sözleriyle özetliyor; “Bir yüzücü olarak eğer suda boğulsaydım benim için bu gerçek bir utanç kaynağı olurdu.”</p>
<p><iframe loading="lazy" style="border: none; overflow: hidden;" src="https://www.facebook.com/plugins/post.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2Ffusionmedianetwork%2Fvideos%2F1511623172196989%2F&amp;width=500&amp;show_text=true&amp;height=410&amp;appId" width="500" height="410" frameborder="0" scrolling="no"></iframe></p>
<h4><strong>Her şeyi geride bırakmak</strong></h4>
<p>Geçtiğimiz ay Uluslararası Olimpiyat Komitesi (IOC) başkanı Thomas Bach Mülteci Takımı’nın seçilen atletlerini açıklarken şu sözleri kullanmıştı; “Bu mültecilerin ne evi var, ne takımı, ne bayrağı ne de ulusal marşı”.</p>
<p>IOC Mart ayında bir plan yaptı ve onlarca mültecinin antrenman yapması ve olimpiyat seçmelerine katılabilmesi için 2 milyon dolarlık bir fon yarattı; “Olimpiyat Köyü’nde, diğer tüm atletler için yaptığımız gibi onlara da bir yuva teklif edeceğiz.”</p>
<p>Seçmelerin ardından Mülteci Takımı oluştu; şuan takımda 3 farklı spor dalında yarışan 10 atlet var. Bu 10 atletin yarısı Güney Sudan’dan, ikisi Suriye’den göç etmiş, ikisi Demokratik Kongo Cumhuriyeti’ni terk etmiş bir tanesi de aslen Etiyopyalı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9751" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/team-refugee.jpg" alt="team-refugee" width="640" height="480" /></p>
<h4><strong>Kakuma’dan Rio’ya</strong></h4>
<p>10 atletten beşi, Kenya’nın Kakuma kentinde bulunan mülteci kampından büyüdü. Tegla Loroupe Kenya’nın önde gelen maraton koşucusuydu. Şimdi 43 yaşında olan Loroupe, artık kendi adına kurmuş olduğu vakıf için koşuyor. Olimpiyat Oyunları’ndan önce gönüllü olarak mülteci takımını çalıştıran Loroupe, artık Mülteci Takımı’nın antrenörü.</p>
<p>Geçtiğimiz yıl, Loroupe’nin vakfı Kakuma’da bulunan mülteci kampını ziyaret etti ve kamp sakinleri arasında seçmeler düzenledi. Kamp, Kenya’nın kuzeybatı köşesinde, Uganda ve Güney Sudan ile sınır komşusu. Kamp 180 bin insanı ağırlıyor, bu rakam yaklaşık olarak İngiltere’nin Swindon kenti ya da Amerika’nın Utah eyaletinin Salt Lake City kenti büyüklüğünde.</p>
<p>Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyesi Pere Milo, Ocak ayında Kakuma’ya yaptıkları seyahatten dönerken sporun, böyle sert ve haşin bir ortamda mültecilerin tabiri caizse yola devam etmelerini ve ilerlemelerini sağlayan birkaç şeyden biri olduğunu söyledi. Milo’nun bu sözlerine örnek vermek istersek, Kakuma’nın 100’den fazla futbol takımı ve onlarca basketbol takımı olduğunu söyleyebiliriz.</p>
<p>Şimdi ise bu rakamlara 5 olimpiyat sporcusu da eklenmiş oldu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en">
<p dir="ltr" lang="en">&#8220;This team is giving hope to the hope-less&#8221; <a href="https://twitter.com/hashtag/RefugeeOlympicTeam?src=hash">#RefugeeOlympicTeam</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/RoadToRio?src=hash">#RoadToRio</a> <a href="https://t.co/W0Tv5IKF3n">pic.twitter.com/W0Tv5IKF3n</a></p>
<p>— Refugee Olympic Team (@RefugeesOlympic) <a href="https://twitter.com/RefugeesOlympic/status/748862645906931712">July 1, 2016</a></p></blockquote>
<p><script src="//platform.twitter.com/widgets.js" async="" charset="utf-8"></script></p>
<p>Tegla Loroupe’nin vakfı seçmeler için kampa geldiğinde Yiech Pur Biel, kamptaki 10. yılını doldurmuştu. Güney Sudanlı 21 yaşındaki Biel, kampta hiç ayakkabısı olmamasına rağmen Loroupe’nin antrenman merkezine seçilecek kadar iyi bir koşucuydu. Şimdi ise Rio’da mülteci takımı adına 800 metre koşusunda yarışacak.</p>
<p>Mülteci Takımı adına yarışacak bir diğer isim James Chiengjek. Chiengjek milyonlarca cana mal olan ve on yıllardır süren iç savaşta çocuk asker olmak istemediği için Güney Sudan’dan kaçtı ve 2002 yılında Kakuma’ya geldi.</p>
<p>Şimdilerde 20’li yaşlarının sonlarında olan Chiengiek 2013 yılından beri Loroupe’nin sporcusu. Rio’da 400 metre klasmanında yarışacak. Kakuma’daki annesinin yanına gitmek için 2004 yılında Güney Sudan’ı terk eden Paulo Lokoro ise 1500 metrede yarışıyor olacak.</p>
<p>Loroupe’nin vakfı Rio Olimpiyatlarına iki Sudanlı kadın mülteci de götürüyor. 21 yaşındaki Anjelina Nadai Lohalith onlardan biri; 6 yaşında Kakuma’ya gelen Lohalith koşmaya mülteci kampının okulunda başladı.</p>
<p>Bu senenin başlarında Rio 2016 organizatörleri ile yapılan görüşmede Lohalith Olimpiyatlara katılmak üzere antrenmanlara seçilmiş olması sürprizini şu sözlerle açıklamıştı; “Seçmeler olduğu zaman iş sadece deneme amaçlı gibiydi. Ama daha sonra bir anda dediler ki, ‘Olimpiyatlar için antrenmanlara katılmaya hak kazandın,’”.</p>
<p>1500 metre yarışlarında boy gösterecek olan Lohalith’e ise takımın diğer Sudanlı kadın mülteci atleti olan Rose Lokonyen eşlik edecek. 23 yaşındaki Lokonyen 2002 yılından beri Kakuma sakinlerinden ve 2008 yılında ailesinin Güney Sudan’a geri dönmüş olmasına rağmen o Kakuma’da kaldı ve 2015 yılında Loroupe’nin takımına seçildi. Lokonyen Rio’da 800 metre yarışlarında mücadele verecek.</p>
<p>Gariptir ki, mültecilerin yıllardır ‘yeni evleri’ olarak adlandırdıkları bu yer haritadan silinebilme ihtimali ile karşı karşıya. Henüz kesin bir tarih ve sakinlerine ne olacağı konusunda bir bilgi verilmemiş olmasına rağmen Kenya, güvenlik endişelerinden dolayı yakın zamanda Kakuma’yı kapatacağını açıkladı.</p>
<h4><strong>“Boğulsaydım bu çok utanç verici olurdu”</strong></h4>
<p>Mardini gibi Rami Anis de başarılı bir yüzücü.</p>
<p>25 yaşındaki Anis Londra 2012 Olimpiyatları’nda Suriye için erkekler 100 metre kelebek klasmanında yarışacak sporculardan biriydi. Fakat 2011 yılında yaşadığı Aleppo kentinin bombalanması ve orduya çağrılması ihtimaline karşı Türkiye’deki abisinin yanına gitmeye karar verdi.</p>
<p>Ülkeden kaçmasının ardından Anis, artık bir mülteci olduğu için takım arkadaşları ile birlikte mücadele vermekten men edildi. Kaçakçıların da yardımıyla dehşet veren bir sandal yolculuğu ile Yunanistan’a ulaştı, oradan da geçtiğimiz yıl Aralık ayında beklediği iltica hakkının verildiği Belçika’ya geçti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en"><p>&#8220;I hope that at Tokyo 2020 there will be no refugee team&#8221; &#8211; Rami Anis<a href="https://twitter.com/hashtag/RefugeeOlympicTeam?src=hash">#RefugeeOlympicTeam</a><a href="https://t.co/1VL0NilR0T">https://t.co/1VL0NilR0T</a></p>
<p>— Refugee Olympic Team (@RefugeesOlympic) <a href="https://twitter.com/RefugeesOlympic/status/751343237923688448">July 8, 2016</a></p></blockquote>
<p><script src="//platform.twitter.com/widgets.js" async="" charset="utf-8"></script></p>
<p>Anis Rio 2016 Olimpiyatları’ndan önce basına yaptığı bir açıklamada şu sözleri kaydetti; “Bu her sporcunun hayalidir. Çocukluğumda Olimpiyatlara katılmayı hayal ederdim. Ama hayalım Olimpiyatlara kendi ülkemin bayrağı altında katılmaktı. Her ne kadar Mülteci Takımı adına yarışacak olsam da bugün Olimpiyatlara katılıyor olmaktan dolayı çok gururluyum. Elbette ki vatanım olan Suriye’yi düşünüyorum ve umarım Tokyo 2020’de hiç mülteci kalmamış olur. Hiçbir şey vatanım kadar kalbime yakın ve benim için değerli değil.”</p>
<p>Anis, eksi Belçikalı yıldız Carine Verbauwen’in eğitimi ile Royal Ghent Swimming Club’da antrenman yapıyor. Anis’in Mülteci Takımı’nda seçildiğini öğrenen Verbauwen, eğer Suriye’de savaş olmasaydı ve Anis Suriye’de kalmış olsaydı yine Olimpiyat Oyunları’nda katılacağını ve bunu gerçekten hak ettiğini söylüyor.</p>
<h4><strong>‘İmkansız’</strong></h4>
<p>36 yaşındaki Yonas Kinde açık ara farkla Olimpik Mülteci Takımı’nın en yaşlı sporcusu. Politik ve ekonomik zorlukların ülkesinde bir atlet olarak devam etmesini ‘imkansız’ hale getirene kadar Etiyopya’da yaşadı.</p>
<p>2012 yılında Etiyopya’yı terk eden Kinde, bir yandan taksi şoförlüğü yaparak hayatını kazandığı bir yandan da uzun mesafe koşucusu olarak antrenman yapmaya devam ettiği Lüksemburg’a ulaştı. Şimdi Rio’da erkekler maratonunun başlangıç çizgisinde yer alacak.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en">
<p dir="ltr" lang="et">Meet Ethiopian refugee Yonas Kinde. <a href="https://twitter.com/hashtag/RefugeeOlympicTeam?src=hash">#RefugeeOlympicTeam</a><a href="https://twitter.com/hashtag/RoadToRio?src=hash">#RoadToRio</a><a href="https://t.co/irqumf1sCC">https://t.co/irqumf1sCC</a></p>
<p>— Refugee Olympic Team (@RefugeesOlympic) <a href="https://twitter.com/RefugeesOlympic/status/751460103887261696">July 8, 2016</a></p></blockquote>
<p><script src="//platform.twitter.com/widgets.js" async="" charset="utf-8"></script></p>
<h4><strong>Brezilya’da kurtuluş </strong></h4>
<p>Mülteci Takımı’nın geriye kalan iki sporcusunun ise ilk Olimpiyat tecrübeleri için çok fazla uzağa gitmelerine gerek kalmadı. Yolanda Mabika ve Popole Misenga kaçmaya karar verdiklerinde, Rio’da gerçekleşen 2013 Judo Dünya Şampiyonası’nın Kongolu judo takımında yer alıyorlardı.</p>
<p>24 yaşındaki Misenga, henüz 6 yaşındayken annesinin öldürülmesini izlemiş ve memleketi olan Kisangani’deki çatışmalardan kaçmak için yağmur ormanlarına kaçtı. Bir hafta sonra kurtarılan Misenga başkent Kinshasa’da bir evde judo öğrenmeye başladı ve yolları tıpkı kendisi gibi aynı şehre gönderilen 28 yaşındaki Mabika ile burada kesişti.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en"><p>The message of hope from Congolese refugee Yolande Mabika. <a href="https://twitter.com/hashtag/RefugeeOlympicTeam?src=hash">#RefugeeOlympicTeam</a><a href="https://t.co/i907ESNkUh">https://t.co/i907ESNkUh</a></p>
<p>— Refugee Olympic Team (@RefugeesOlympic) <a href="https://twitter.com/RefugeesOlympic/status/753987265160806400">July 15, 2016</a></p></blockquote>
<p><script src="//platform.twitter.com/widgets.js" async="" charset="utf-8"></script></p>
<p>Fakat DR Kongo judo takımındaki yaşam, evde yaşanacak olan güçlüklere çok az zaman tanıdı. Her iki atlet de kazanamadıkları zaman koçları tarafından saldırıya uğradıklarını ve kafes benzeri bir yerde kapalı tutulduklarını söylüyor. Hatta bazı zamanlar yemek bile verilmemiş olmasını…</p>
<p>2013 dünya şampiyonasının bitiminden hemen sonra Mabika ve Misenga Rio’nun kuzeyinde yer alan bir mahalleye kaçtı ve siyasi sığınma hakkı arayışına girdi. O zamandan beri Rio’da bulunan ikili Olimpiyat Oyunları başladığında benimsedikleri yeni evlerinin sakinleri tarafından desteklendi.</p>
<p>İkilinin yeni antrenörü olan Geraldo Bernardes The Guardian gazetesine yaptığı açıklamada “Daha önce bu ikiliye yapılan davranışlar gerçekten insanlık dışı. Burada herkes onları destekliyor” açıklamasını yapmıştı.</p>
<p>Misenga şimdilerde bir Brezilyalı ile evli ve 1 yaşında bir oğlu var. Rio 2016’da erkekler 90 kg klasmanında yarışacak. Mabika ise kadınlar 70 kg kategorisinde mücadele verecek.</p>
<p>Misenga Olimpiyat Oyunları’na hazırlanırken organizatörlere yaptığı açıklamada şu sözleri söylemişti; “Oyunlar’da madalya kazanmak ve dünyadaki bütün mültecilere ilham vermek istiyorum,”.</p>
<h4><strong>Mülteci Takımı’nın ötesi</strong></h4>
<p>Resmi Olimpik Mülteci Takımı Rio’da mültecilerin mücadele ettiği tek takım değil. Örneğin, İran doğumlu tekvando dövüşçüsü Raheleh Asemani mülteci takımı seçmelerinde kısa listeye girmişti fakat hemen ardından artık yeni ülkesi olan Belçika tarafından vatandaşlık verildi, Rio Olimpiyatları’nda Belçika için yarışmaya hak kazandı.</p>
<p>Bir diğer örnek ise Birleşik Krallık için erkekler maratonunda yarışacak olan Tsegai Tewelde. Afrika ülkesi olan Eritre’de büyüyen 26 yaşındaki Tewelde, 8 yıl önce İngiltere’de iltica isteminde bulundu. Tewelde 8 yaşındayken bir kara mayınının patlaması sonucu yaralanmıştı, aynı patlamada bir arkadaşını da kaybetmişti. Yaşadığı olaydan geriye kalan ise alnında hala taşımakta olduğu yara izi oldu.</p>
<blockquote class="twitter-tweet" data-lang="en">
<p dir="ltr" lang="en">The power of a hug <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/1f44a.png" alt="👊" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <img src="https://s.w.org/images/core/emoji/17.0.2/72x72/2764.png" alt="❤" class="wp-smiley" style="height: 1em; max-height: 1em;" /> <a href="https://twitter.com/hashtag/RefugeeOlympicTeam?src=hash">#RefugeeOlympicTeam</a> <a href="https://twitter.com/hashtag/RoadToRio?src=hash">#RoadToRio</a> <a href="https://twitter.com/Olympics">@olympics</a> <a href="https://t.co/8NC7w1d3SD">pic.twitter.com/8NC7w1d3SD</a></p>
<p>— Refugee Olympic Team (@RefugeesOlympic) <a href="https://twitter.com/RefugeesOlympic/status/756578683784138752">July 22, 2016</a></p></blockquote>
<p><script src="//platform.twitter.com/widgets.js" async="" charset="utf-8"></script></p>
<p>Bir mülteci takımının oluşturulması fikri ilk değil, fakat IOC’nin bu fikri kabul etmiş olması Rio 2016’nın ilkleri arasında yerini aldı.</p>
<p>1950’li yılların başlarında Macaristan’da kurulan ve gizlice Amerika Birleşik Devletleri tarafından desteklenen bir grup olan Özgür Batı Avrupalı Sporcular Sendikası (Union of Free Eastern European Sportsmen), Olimpiyatlar için İç Savaş’ın şiddetlenmesinin ardından sürgün edilmiş Batı Avrupa’lı atletlerden oluşan bir takım kurmaya çalışmıştı.</p>
<p>IOC bu teklifi reddetmişti. Başvurunun reddedildiğini duyan Macar yetkilisi Antony Szapary, New York Times’a yazdığı mektupta “’Özgürlüğü seçtikleri için’ dünyanın en büyük spor organizasyonundan men edildiler,” demişti.</p>
<p>Rio’da ise bu artık konu bile olmayacak.</p>
<p>&nbsp;</p>
<h6>Kaynak: CNN</h6>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/09/ulusal-marsi-olmayan-10-atlet-multeci-takimi/">Ulusal Marşı Olmayan 10 Atlet: Mülteci Takımı</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>İranlı erkekler neden başörtüsü takıyor?</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/03/iranli-erkekler-basortusu-takiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Şule Serter]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 03 Aug 2016 07:32:10 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın]]></category>
		<category><![CDATA[İran]]></category>
		<category><![CDATA[iran'da başörtü zorunluluğu]]></category>
		<category><![CDATA[kadın]]></category>
		<category><![CDATA[kadın hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Masih Alinejad]]></category>
		<category><![CDATA[meninhijab]]></category>
		<category><![CDATA[my stealthy freedom]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=9498</guid>

					<description><![CDATA[<p>İranlı erkekler, kadınların örtünme zorunluluğu nedeniyle başörtüsü takmadan sokağa çıkamamalarını eşleriyle başörtülü fotoğraf çekerek protesto ediyor. İran’da 1979’da gerçekleşen İslam Devrimi’nden beri kadınlar ahlak polisleri tarafından başörtüsü takmaya zorlanıyor. Başörtüsü takmayan ya da saçlarının bir kısmını açıkta bırakacak şekilde ‘kötü başörtüsü’ takan kadınlar ise para cezasından hapis cezasına kadar olan bir aralıkta cezalar ile karşılaşıyorlar. [&#8230;]</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/03/iranli-erkekler-basortusu-takiyor/">İranlı erkekler neden başörtüsü takıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<h3>İranlı erkekler, kadınların örtünme zorunluluğu nedeniyle başörtüsü takmadan sokağa çıkamamalarını eşleriyle başörtülü fotoğraf çekerek protesto ediyor.</h3>
<p>İran’da 1979’da gerçekleşen İslam Devrimi’nden beri kadınlar ahlak polisleri tarafından başörtüsü takmaya zorlanıyor. Başörtüsü takmayan ya da saçlarının bir kısmını açıkta bırakacak şekilde ‘kötü başörtüsü’ takan kadınlar ise para cezasından hapis cezasına kadar olan bir aralıkta cezalar ile karşılaşıyorlar.</p>
<p>İran sokaklarında billboardlarda ise başörtüsü takmayan kadınların kusurlu ve namussuz olduklarını gösteren devlet destekli afişler yer alıyor. Kadınlara ayrıca başörtüsü takmazlarsa erkekler için cinsel yönden dezavantajlı olacakları söyleniyor.</p>
<p>Fakat İranlı kadınlar başörtüsü dayatmasını ülke çapında protesto etmeye başladı. &#8220;Saç yoksa günah da yok&#8221; diyerek saçlarını kazıtan İranlı kadınların protestoları geçtiğimiz aylarda sosyal medyada çok ses getirdi.</p>
<h4>Alinejad&#8217;dan erkeklere çağrı</h4>
<p>Geçtiğimiz hafta ise, yanlarında başları açık eşleri ya da akrabalarıyla başörtüsü takarak fotoğraf çektiren İranlı erkekler sosyal medyada yer almaya başladı.</p>
<p>İranlı erkeklerin bu cevabı ise Masih Alinejad tarafından yapılan bir çağrıya karşılıktı; İranlı aktivist ve gazeteci Alinejad, <a href="https://www.facebook.com/StealthyFreedom/?ref=page_internal" target="_blank" rel="noopener noreferrer">My Stealthy Freedom </a>adı ile başlattığı kampanya altında umumi alanlarda kadınların kıyafet zorunluluklarına dikkat çekmek ve bu zorunluluk karşısında kadınlar ile dayanışmak amacıyla İranlı erkekleri başörtüsü takmaya çağırdı.</p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="alignnone size-full wp-image-9507" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2016/08/meninhijab.jpg" alt="meninhijab" width="480" height="480" /></p>
<h4>#meninhijab &#8211; Başörtülü erkekler</h4>
<p>My Steathy Freedom’ın kurucusu Alinejad başlattığı online sosyal hareket ile zaman zaman İran’da yaşayan kadınların kapalı alanda baş örtülerini çıkararak çektiği ve kadınların ‘gizli özgürlüklerini’ anlatan fotoğrafları paylaşıyordu. Kampanyayı desteklemeleri için erkeklere çağrı yapan Alinejad, İranlı erkeklerden başörtüsü takarak ve yanlarına başları açık eşlerini ya da akrabalarını alarak çektikleri fotoğrafları #meninhijab etiketi ile paylaşmalarını istedi.</p>
<p>Alinejad çağrıyı yapmasının ardından geçen bir haftalık sürede eline 30 başörtülü erkek fotoğrafı ulaştı. Gönderilen fotoğrafların bazıları sahipleri tarafından kişisel Instagram hesaplarından da paylaşıldı. Bugün #meninhijab etiketiyle Instagram’da paylaşılan fotoğraf sayısı ise 179’a ulaştı.</p>
<h4>&#8220;Milyonlarca İranlı kadın için zorunlu başörtüsü onur kırıcı bir durum.&#8221;</h4>
<p>Alinejad kampanya ile ilgili şöyle açıklama yapıyor; “Bu erkeklerin birçoğu İran’da yaşıyor ve kadın akrabalarının ve yakınlarının ahlak polislerinin dayatmaları ve zorunlu başörtüsü kullanımının aşağılaması karşısında neler çektiklerine şahit oluyorlar. Yıllardır, çocukluktan kadınlık dönemimize kadar geçen sürede başörtüsü takmaya zorlandık ve onurumuzun zedelenmesine katlanmak zorunda kaldık. Birçok erkek kadınları zaruri başörtüleriyle görmeye alıştı ve bunu normalleştirdi. Fakat milyonlarca İranlı kadın için zorunlu başörtüsü onur kırıcı bir durum. Toplumumuzda bir kadının varlığı ve kimliği ancak bir erkeğin namusu ile meşrulaştırılıyor ve birçok durumda bir dini otoritenin ya da hükümet yetkililerinin öğretileri, erkeklerin kadın üzerindeki sahiplik duygularını yanlış yola saptırıyor. Bu sebeple ben de erkekleri kadın haklarını desteklemeye çağırmanın muhteşem olacağını düşündüm.”</p>
<p><iframe loading="lazy" style="border: none; overflow: hidden;" src="https://www.facebook.com/plugins/post.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2FStealthyFreedom%2Fphotos%2Fa.859102224103873.1073741828.858832800797482%2F1452953928052030%2F%3Ftype%3D3%26theater&amp;width=500&amp;show_text=true&amp;height=710&amp;appId" width="500" height="710" frameborder="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>İranlı bir erkek (yukarıda) kuzeninin başörtüsünü takarak çektiği fotoğrafı kampanyaya gönderdi. Fotoğrafa yazdığı açıklamada ise şöyle diyor; “Kuzenlerim onların başörtüsünü taktığımı gördükleri zaman gülmekten kendilerini alamadılar. Ben de onlara üzerimde çok mu komik durduğunu sordum. Kuzenlerimi gerçekten çok seviyorum ve onlara saygı duyuyorum. Şahsi kanaatime göre bir insan eğer başkasının özgürlüğünü kısıtlamayı destekliyorsa, özgürlük hakkında konuşmamalıdır. Keşke, yetkililerin de inanmamızı istediği gibi ülkemizdeki tek sorun başörtüsü olsaydı. Sanki beyinlerimizi bir parça siyah kumaş ile kapatarak hipnotize etmişler ve ülkedeki en önemli sorunumuzun başörtüsü olduğuna inanmamızı istiyorlar.”</p>
<p><iframe loading="lazy" style="border: none; overflow: hidden;" src="https://www.facebook.com/plugins/post.php?href=https%3A%2F%2Fwww.facebook.com%2FStealthyFreedom%2Fphotos%2Fa.859102224103873.1073741828.858832800797482%2F1451069748240448%2F%3Ftype%3D3%26theater&amp;width=500&amp;show_text=true&amp;height=670&amp;appId" width="500" height="670" frameborder="0" scrolling="no"></iframe></p>
<p>Bir başka hesaptan gelen fotoğraf ise annesinin kara çarşafı ile çekilmiş bir İranlı’dan geldi (yukarıda). Açıklamasında vefat etmiş annesini anıyor ve şöyle diyor; “İslam Devrimi olduğu zaman, zorunlu olduğu için annem türban takmaya başladı. Hiçbir zaman türbana inanmamıştı. Huzistan’ın yakıcı sıcaklarında bu kılık ile sokağa çıkmak zorundaydı. Annem vefat etti ve bana geriye hatıra olarak bu kıyafetler kaldı. Bazen annemin bu kıyafetlerini giyiyorum ve annemin o sıcaklarda alışveriş için dışarı çıkmasını ve geri geldiğinde sıcaktan dolayı konuşacak enerjisinin bile kalmamış olduğunu hatırlıyorum. Annemden ve kız kardeşlerimden her zaman utandım. Her zaman başörtüsüne karşı oldum, babam ve erkek kardeşlerim de benim gibi düşünüyordu. Ahvaz’ın sıcaklarında bu kıyafetler ile dışarı çıkmak çok zor – gerçekten tarif bile edilemez.”</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2016/08/03/iranli-erkekler-basortusu-takiyor/">İranlı erkekler neden başörtüsü takıyor?</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
