<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Nurcan Çalışkan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<atom:link href="https://www.sivilsayfalar.org/author/nurcan-caliskan/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nurcan-caliskan/</link>
	<description></description>
	<lastBuildDate>Thu, 12 May 2022 11:21:17 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>
	hourly	</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>
	1	</sy:updateFrequency>
	<generator>https://wordpress.org/?v=6.9.4</generator>

<image>
	<url>https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2018/01/cropped-Sivil-sayfalar_transparan-32x32.png</url>
	<title>Nurcan Çalışkan, Author at Sivil Sayfalar</title>
	<link>https://www.sivilsayfalar.org/author/nurcan-caliskan/</link>
	<width>32</width>
	<height>32</height>
</image> 
	<item>
		<title>Gazeteciler İçin Güvenilir Bir Kaynak: Sosyal Veri Platformu</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/10/gazeteciler-icin-guvenilir-bir-kaynak-sosyal-veri-platformu/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 10 May 2022 07:36:48 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[İLKE Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[İlke Vakfı]]></category>
		<category><![CDATA[Lütfi Sunar]]></category>
		<category><![CDATA[Nihayetinde Toplumun Görünümü]]></category>
		<category><![CDATA[Sosyal Veri Platformu]]></category>
		<category><![CDATA[veri]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80842</guid>

					<description><![CDATA[<p>İLKE Vakfı, hayata geçirdiği Sosyal Veri Platformu'nu, Mart ayında kullanıma açtı. Türkiye toplumunun ekonomik, sosyal ve kültürel seyrini ortaya koyduklarına dikkat çeken İLKE Vakfı Başkanı Lütfi Sunar, 'Birçok şeyin rakamlarla tartışıldığı dünyada okuruna güncel verilerle farklı bakış açıları sunmak isteyen gazeteciler için Sosyal Veri Platformu önemli bir kaynak. Veriye dayalı analizler ciddi bir ihtiyaç. Veri haberlerini destekleyecek olan bu platform; gazetecinin güncel, güvenilir veriye ulaşma ve veri görselleştirme külfetini büyük ölçüde azaltacaktır.' diyor. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/10/gazeteciler-icin-guvenilir-bir-kaynak-sosyal-veri-platformu/">Gazeteciler İçin Güvenilir Bir Kaynak: Sosyal Veri Platformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">12 kategori, 76 konu başlığı, 250’den fazla grafikle Türkiye’nin son 10 yılının veri haritasını çıkaran İLKE Vakfı, Sosyal Veri Platformu projesiyle; tüm kurum, kuruluş ve araştırmacılar için adeta bir kılavuz vazifesi üstlenerek kullanabilir bütünlüklü veriler sunuyor. İstatiksel verilerle Türkiye toplumunun son on yılına ait panorama sunan proje, dünya basınında nitelikli haberler ortaya koyulması noktasında önemi kavranan ve Türkiye’de de son yıllarda önemi giderek artan veri haberciliği konusunda gazeteciler için önemli bir kaynak olma niteliği de taşıyor. Türkiye’nin Sosyal Veri Platformu’nu İLKE Vakfı Başkanı Lütfi Sunar ile konuştuk. Sunar, projeyi nasıl hayata geçirdiklerini ve projenin hangi alanlara katkı sunacağını Sivil Sayfalar’a anlattı. </span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Ortaya Çıkardığımız İş Aynı Zamanda Bir Gelecek Yatırımı&#8217;</b></h5>
<p><b>Sosyal Veri Platformu nasıl bir fayda sağlama hedefiyle yola çıktı? Bu projeyi hayata geçirme amacınız nedir? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img fetchpriority="high" decoding="async" class=" wp-image-80844 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/lutfi-sunar.jpg" alt="Lütfi Sunar" width="371" height="247" />Türkiye’de veri odaklı araştırma ve incelemelerin kısıtlı olması filhakika bir sorun. Öte yandan veriye dayalı araştırma yapmak isteyen araştırmacılar ise veri elde etme hususunda ciddi problemlerle karşılaşıyor. Toplumsal meselelere dair bütünlüklü veri elde etmenin oldukça güç olduğu düzlemde istatistiksel verileri, </span><span style="font-weight: 400;">kamu kaynaklarından, yerel sivil toplum kuruluşlarına ve uluslararası kurumlara kadar geniş bir yelpazeden derlemeniz gerekir. Ek olarak elde ettiğiniz veriler çoğu zaman analiz için uygun ve işlevsel de değil. Sizin veriyi sağlıklı analiz edebileceğiniz hale getirmeniz gerekir ki bu da ayrıca bir zaman ve motivasyon gerektirir. Tüm bunlardan hareketle Sosyal Veri Platformu, tek bir kaynakta toplumsal meseleleri bütünlüklü bir şekilde izah etmeyi hedefleyerek biraz önce bahsettiğim sorunlara kalıcı bir çözüm üretme çabasının başarılı bir çıktısıdır. Ortaya çıkardığımız iş aynı zamanda bir gelecek yatırımı. Çünkü güncel veriler sürekli olarak siteye eklenecek ve içerik zenginleşecek. Dolayısıyla yıllar sonra baktığımızda geçmişe dair verilerin tek kaynakta muhafaza edilmiş olması ve bunlara kolaylıkla erişilebilmesi, Türkiye’nin sosyal ve ekonomik seyrini anlamlandırmak ve bu doğrultuda proaktif adımlar atabilmek adına ciddi katkı sunacaktır. Bu açıdan Sosyal Veri Platformu’nun nitelikli araştırmalar için de önemli bir kaynak teşkil edeceğini umut ediyoruz. Geliştirdiğimiz ve geliştirmeye devam edeceğimiz öneriler ile müreffeh bir toplum olmak amacıyla veriye dayalı politika üretilerek geleceğin şekillendirilmesini de ayrıca önemsiyoruz ve istiyoruz.</span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Türkiye Toplumunun Son On Yılına Ait Panorama&#8217;</b></h5>
<p><b>Bu platformda hangi toplumsal odaklara yönelik grafiklere ve verilere ulaşılabilecek? Bu meselelere odaklanmanızın temel motivasyonu nedir?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle şunu söyleyebilirim ki toplumsal meseleler yekpare ele alınacak ve bir çırpıda genel geçer çözüm önerileri geliştirilecek bir husus değildir. Dolayısıyla farklı toplumsal alanları tüm veçheleriyle veri temelli ele almak bizi hem sorunları tespit etme hem de eğilimler ve geleceği saptama noktasında başarıya ulaştıracaktır. Bizim temel ilkemiz maddi ve sosyal gerçekliği birbirinden azade olarak değerlendirmeden Türkiye toplumunun son on yılına ait panoramayı istatistiksel verilerle gözler önüne sermekti. Bunun önemli bir adım olduğu kanısındayız. </span></p>
<h5><b>&#8217;12 Kategori, 25 Konu Başlığı, 250’den Fazla Grafik Mevcut&#8217; </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Nihayetinde </span><i><span style="font-weight: 400;">Toplumun Görünümü</span></i><span style="font-weight: 400;"> raporunu ve </span><i><span style="font-weight: 400;">Sosyal Veri</span></i><span style="font-weight: 400;"> Platformu’nu incelediğinizde göreceğiniz gibi on yıllık bir periyod bizlere yaşanan değişimi ve önemli kırımları tespit etme imkanı tanıdı. Biz sosyal analizin ilk aşaması olarak toplumun önemli bileşenleri olan alanları belirlemeye gayret ettik. Burada nüfus, aile ve sosyal gruplar, ekonomi ve finans, iş ve çalışma yaşamı, refah ve eşitsizlikler, eğitim, bilim araştırma ve iletişim, şehirler ve şehirleşme, sağlık sistemi ve salgın, göç, hukuk ve suç, yaşam ve kültür gibi toplam 12 kategori, 25 konu başlığı ve 250’den fazla grafik mevcut. Böylece yetkin ve tutarlı bir analiz ortaya çıktığı inancındayız. Bu meseleleri birbiriyle ilintili olarak ele almak ise bize bütüncül bir bakış sağladı ve durumu etraflıca açıklayan, istifade edilebilir bir içerik sundu.</span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplumun Gelecek Faaliyetlerini Besleyecek Önemli Bir Adım&#8217;</b></h5>
<p><b>Sağlanan bu hizmet ile sivil toplum alanında hangi boşluğu doldurmayı hedeflediniz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Gerek sivil toplum kuruluşlarının gerek resmî kurumların güncel veriyi elde etme ve veri temelli analiz yapma açısından eksikliklerinin olduğunu söyleyebiliriz. Sürekli ve tutarlı veri eksikliği geçmişe dair analiz yapmayı ve geleceğe dair çıkarımlarda bulunmayı maalesef pek mümkün kılmıyor. İLKE Vakfı’nın bugüne kadar yaptığı çalışmalara baktığınız zaman, toplumsal meselelere dair bilgi ve strateji üretmeyi ve geleceği aydınlatacak bilgi birikimi oluşturmayı esas alan temel gayeyi ve ciddi bir çabayı görmeniz mümkün. Dolayısıyla esasında bu platform, çalışmalarımızın kuşatıcı muhtevasından esinlenen aynı zamanda sivil toplumun gelecek faaliyetlerini de besleyecek olan önemli bir adım. Sivil toplum kuruluşları, toplum yararını gözeten toplumsal gelişme ve iyileşmeye ivme kazandıran bir yapıdır. Sivil toplum kuruluşlarının faaliyet alanlarının çokluğu, toplum üzerindeki pek çok ihtiyaca cevap verilebilmesi açısından önemlidir. Bu hususta toplumsal ihtiyaçları verilerle tespit etmek ve bu ihtiyaçlara binaen öneriler sunmak sivil toplumun faaliyet alanlarına doğrudan sirayet edecek bir nitelik teşkil eder. Böylece toplumun nabzını tutan bu platform sivil toplum alanında niteliksel bir gelişime de ciddi katkı sağlayacaktır.</span></p>
<h5><b>&#8216;Tüm Kurum, Kuruluş ve Araştırmacılar İçin Adeta Bir Kılavuz&#8217;</b></h5>
<p><b>Bu platformu kimler, hangi amaçla kullanabilecek? Sivil toplum dünyasından özellikle takip etmelerini önerdiğiniz alan çalışanları var mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-80845 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/lutfi-sunar-1.jpg" alt="Lütfi Sunar" width="398" height="265" />Kurum ve kuruluşlar işlerliklerini sürdürürken kayıt tutarak istatistiksel veri üretirler ve var olan istatistiksel verileri kullanırlar. Burada elde edilen kaydın istatistiksel kullanıma uygunluğuna ayrıca dikkat etmek gerekir. Eğer üretilen ve kullanılan veriler istatistiksel kullanıma uygunsa veri kaynağı olarak kullanılabilir. Bu noktada bizim bütüncül bakış dediğimiz şeyi bir örnekle izah edeyim. Ekonomi alanı; eğitim, sağlık, aile, kültür, göç gibi neredeyse bütün alanları etkileme potansiyeline sahiptir. Dolayısıyla birbiri ile ilişkili alanlara dair de bir bilgi birikimine sahip olmamız bir zorunluluk halini alır. Bu nedenle bütüncül bakış açısı ile hazırlanan bu platform, belirli alanlarda uzmanlaşan ve diğer alanlardan haberdar olmak isteyen tüm kurum, kuruluş ve araştırmacılar için adeta bir kılavuz vazifesi üstlenerek kullanabilir bütünlüklü veriler sunuyor. Bu sebeple platformun, toplumsal alana dair veri temelli analiz yaparak toplumsal gerçekliği anlamak isteyen kurum ve kuruluşların yanı sıra, sadece ekonomik göstergelerle değil sosyal ve kültürel göstergelerle toplumsal olguları ele alarak sağlıklı bir gelecek inşa etmek isteyen politika yapıcılar ve karar vericiler açısından da istifadeli olacağını düşünüyoruz. </span></p>
<h5><b>&#8216;Ulusal ve Uluslararası Güvenilir Veri Kaynakları Taradık&#8217;</b></h5>
<p><b>Verilere nasıl ulaştınız? Veriler kaç yılın istatistik bilgilerini içerecek? Veriler kaç yılın verilerini kapsayacak, süre sınırlaması koyduysanız neden koydunuz?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Belirlediğimiz geniş kategorilerdeki mevcut verileri, TÜİK, OECD, ILO, World Bank, çeşitli bakanlıklar gibi sayısını artırabileceğimiz ulusal ve uluslararası güvenilir veri kaynaklarını tarayarak görselleştirdik. Dağınık, eksik ve işlevsel olmayan verileri bütünlüklü ve analize uygun hale getirdik. Açıkça ifade edebiliriz ki bu oldukça zahmetli bir süreçti. Bunun yanı sıra verilerin neler söylediğini ve hangi bağlamda ele alınması gerektiğini literatüre de dayanarak analiz ettik. Bu sayede verilerden bir görüntü elde etmenin ötesinde görülmesi gereken toplumsal gerçekliği de yansıttık. 2010-2020 yılları arasındaki verileri bir süreklilik içinde analiz ettik ki betimsel bir analizin ötesinde yaşanan değişimi açıklayabilelim anlamlandırabilelim ve geleceğimize yön verebilelim. Analize dahil etmenin ciddi önem arz ettiği bazı alanlarda 2010 yılından daha önceki verileri de analize dahil ettik ancak araştırma kapsamının geniş olması hasebiyle tüm kategorilerde bunu yapmak, verilere erişim sıkıntısı ve bunların işlevsel hale getirilip analiz edilmesi gibi biraz önce bahsettiğim handikapları göz önünde bulundurduğumuzda takdir edeceğiniz üzere oldukça güçtü. Ancak yakın hedeflerimiz arasında birçok alanda daha önceki yılların verilerini de sitemize eklemek var. Bu sitenin gelişimini ve zenginleşmesini de içine alan dinamik bir süreç olacak.</span></p>
<h5><b>&#8216;Gazetecinin Güvenilir Veriye Ulaşma Külfetini Azaltacak&#8217;</b></h5>
<p><b>Türkiye&#8217;de basının ve medyanın veri haberciliği konusundaki içeriklerini nasıl buluyorsunuz? Bu platform veri haberciliği konusunda gazeteciler için iyi bir kaynak teşkil edecek mi?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img decoding="async" class=" wp-image-80846 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/lutfi-sunar-2-640x426.jpg" alt="Lütfi Sunar" width="421" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/lutfi-sunar-2-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/lutfi-sunar-2.jpg 700w" sizes="(max-width: 421px) 100vw, 421px" />Geleneksel habercilik pratiklerinin dijital platformların gelişimi ile değişime uğradığını hemen hemen hepimiz biliyoruz. Geldiğimiz noktada veri haberciliği aslında gazetecilik müktesebatının ve dijital okur yazarlık becerilerinin bir birleşimi olarak önemi ve işlevselliğini her geçen gün artırmaktadır. Veri haberciliği, veriyi elde etmek, elde edilen veriyi analiz ve teyit etmek, bunu yaparken verileri görselleştirmek ve okura bunları etkili bir şekilde aktarmak gibi çeşitli aşamalar içerir. Türkiye’de medyanın veri haberciliği potansiyeline baktığımız zaman, gazetecilerin kullandıkları araçları ve yetenekleri birlikte değerlendirmek gerekir. Ayrıca veriye dayalı analize olan ilgi ve medyanın mevcut ekonomik politik durumu burada önemli olan bir başka etken. Şeffaf veri eksikliği gerek meslek gerek üniversite eğitimleri noktasında mevcut bazı eksikler alandaki olumsuz emarelerdir. Ancak Türkiye’de geleneksel haber araçlarını kullanma eğiliminin azalması ve çevrimiçi platformlara olan ilginin artması, dijitalleşen düzleme adapte olunduğunu gösteren ve veri haberciliğindeki içerikleri güçlendirmeyi zorunlu bir gereklilik haline getiren bir göstergedir. Birçok şeyin rakamlarla tartışıldığı dünyada okuruna güncel verilerle farklı bakış açıları sunmak isteyen gazeteciler için Sosyal Veri Platformu önemli bir kaynak niteliğindedir. Öte yandan veriyi haberleştirmek ise gazetecilik becerisi ile alakalı bir durumdur. Toplumsal gerçeklik, öznel ve ideolojik anlatılardan meydana gelmez. Bu nedenle veriye dayalı analizler ciddi bir ihtiyaçtır. Veri haberlerini destekleyecek olan bu platform aslında gazetecinin güncel ve güvenilir veriye ulaşma ve veri görselleştirme hususundaki külfetini büyük ölçüde azaltacaktır. Platformda mevcut analiz ve grafiklerin doğrudan çevrimiçi ortamlarda paylaşılabilir olması ise, habere çevrimiçi erişimin her geçen gün arttığı bir düzlemde oldukça işlevseldir.</span></p>
<h5><b>&#8216;Demokratik Toplumlarda Sivil Toplum Kuruluşları Önemli Güç Odaklarıdır&#8217;</b></h5>
<p><b>Türkiye&#8217;de gazetecilerin sivil toplum haberlerine olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz? Medyanın sivil topluma olan ilgisizliğinin sebebi olarak hangi eksiklikleri sıralarsınız? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyanın sivil topluma ilgisizliği ifadesini aslında çok sağlıklı bulmadım. Bunu bir kayıtsızlık olarak düşünmek ve dile getirmek bence gerçek sorunları ortaya çıkarmayı güçleştirir. Çünkü medyanın sivil topluma zaman zaman artan ve azalan ilgisi siyaseti de içine alan çetrefilli bir durumdur. Çağdaş demokratik toplumlarda sivil toplum kuruluşları aslında önemli güç odaklarıdır. Türkiye odağında sivil toplumu ele aldığımızda ise karmaşık bir yapı ortaya çıkar ki bu da sivil toplumu çok boyutlu bir biçimde ele almayı gerektirir. Türkiye’de sivil toplumun önemli bileşenlerinden olan mesleki kuruluşlar, hemşeri örgütlenmeleri, dayanışma temelli kuruluşlar medya ile daha sıkı ilişkilere sahiptir. Bununla birlikte medyanın savunuculuk, hak ve düşünce temelli kuruluşlarla mesafesi biraz daha açıktır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Medya, sürece etki ettiği gibi süreçten de etkilenir. 1980’lerin sonuna doğru sivil toplumun devletçi kimlikten sıyrılmaya başlayarak yönünü olması gerektiği gibi topluma döndüğünü ve bu sayede hem nicelik hem nitelik artışı yaşadığını söylemek mümkün. Ancak sivil toplum bugün halen hem devlet aktörlerinin hem siyasilerin etki ve söyleminin gölgesinde kalabiliyor. Sivil toplum, siyaset ve medya üçlüsünde sivil toplumu gölgede bırakan bir yapıdan bahsedersek burada siyaset ve medyaya eleştirel yaklaşmanın yanı sıra özdüşünümsel bir yaklaşımla sivil topluma da dönmek gerekir. Devlet ve siyaset sivil topluma genellikle temkinli yaklaşır ve çeşitli müdahaleler ile sivil toplumun alanını daraltabilir. Baskın devlet yapısının karşısında ise sivil toplumun bir açılım sağlaması beklenemez. </span></p>
<h5><b>&#8216;Medya, Çoğu Zaman Sivil Topluma Tarafsız Bir Şekilde Yaklaşmıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dolayısıyla sivil toplum, devlet ve çeşitli siyasi mekanizmalarla ilişki kurması ya da kurmaması durumunda yaşayacaklarını sürekli olarak muhakeme eder ve bu da aslında özerkliğini zedeler. Hal böyle iken sivil toplum, devletle bütünleşmesi ya da muhalif bir duruş sergilemesi gibi iki karşıt kutup arasında etkisini yitirebilir ya da amacından uzaklaşabilir. Benzer bir durum siyaset ve sivil toplumda olduğu gibi medya ve sivil toplum arasındaki ilişkide de görülebilir. Medya organları çoğu zaman sivil topluma tarafsız bir şekilde yaklaşmamakta ve iş birliği ile muhalefet arasında odaklarını kaybetmektedirler. Böylesi bir durumda siyaset yapan sivil toplum ve siyasi duruşuna göre sivil topluma yaklaşan bir medya karşımıza çıkar ki en başında ifade ettiğim gibi bunu yalnızca bir ilgisizlik olarak okumak bahsettiğim tüm bu ilişkisellikleri ve eksiklikleri göz ardı etmeye sebep olur.</span></p>
<h5><b>&#8216;Toplumun Ekonomik, Sosyal ve Kültürel Seyrini Ortaya Koyduk&#8217;</b></h5>
<p><b>Bu proje kapsamında diğer sivil toplum kuruluşları ile dirsek temasınız oldu mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Toplumun görünümü raporu ve Sosyal Veri Platformu’nu geliştirme aşamasında başka sivil toplum kuruluşları ile doğrudan bir temasımız olmadı. Ancak özellikle İLKE Vakfı bünyesinde yer alan Sivil Toplum Akademisi aracılığıyla yaygın ve yoğun bir ilişki ağımız mevcut. Bu ağ vasıtasıyla sivil toplum kuruluşlarının önemli ölçüde veri temelli bir biçimde hareket edemediğini gördük. Bu da bizim Sosyal Veri Platformu’nu geliştirirken ihtiyaç tanımlarını yapmamızı kolaylaştırdı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz hali hazırda var olan istatistiksel veriler ile Türkiye toplumunun ekonomik, sosyal ve kültürel seyrini ortaya koyduk. Ancak konuşma boyunca belirttiğim gibi bu yapılmamış olanı yapmak için ilk ve büyük bir adımdı. Sosyal Veri Platformu’na ilişkin ilk çalışmalara başladığımız günden beri platformun kapsamını sürekli olarak genişletmeyi hedefledik ve bunu peyderpey yapacağız. Bu doğrultuda çeşitli sivil toplum kuruluşlarının araştırmalarına ve bu bağlamda elde ettikleri verilere, yerel ve bölgesel analizlere yer vererek içeriği zenginleştirmek adına bundan sonraki süreçte etkileşimde olmayı planlıyoruz. </span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/10/gazeteciler-icin-guvenilir-bir-kaynak-sosyal-veri-platformu/">Gazeteciler İçin Güvenilir Bir Kaynak: Sosyal Veri Platformu</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;İstismarla Mücadelede Temel Sorumluluk Yetişkinlere Ait&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/06/istismarla-mucadelede-temel-sorumluluk-yetiskinlere-ait/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Fri, 06 May 2022 08:15:51 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[CŞMD]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Ceren Suntekin]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk İstismarı]]></category>
		<category><![CDATA[Nurgül Öz]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=80780</guid>

					<description><![CDATA[<p>Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği, 'Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde' isminde çocuğa yönelik cinsel istismarın önlenmesi için bir kitapçık hazırladı. Kitapçığın yetişkinleri odağına almasının temel motivasyonunu Sosyal Hizmet Bilim Uzmanı Ceren Suntekin ve Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Uzmanı Nurgül Öz şöyle açıklıyor: “Çocuklar zaten ‘hayır’ demeyi biliyorlar, yetişkinlerden daha sık ve rahatlıkla ‘hayır’ diyorlar. Bu noktada önemli olan yetişkinlerin bu ‘hayır’ları duyması ve dikkate almasıdır. Çünkü Çocuklar ‘hayır’ demenin hali hazırda güç olduğu yetişkinler tarafından istismar ediliyor. Bu nedenle istismarla mücadelede temel sorumluluk yetişkinlere ait.” </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/06/istismarla-mucadelede-temel-sorumluluk-yetiskinlere-ait/">&#8216;İstismarla Mücadelede Temel Sorumluluk Yetişkinlere Ait&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin (CŞMD) hazırladığı “Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde” isimli kitapçık, özellikle ebeveynlere ve yetişkinlere yönelik bir rehber olma özelliği taşıyor. Kitapçığı incelediğimizde “Çocukları cinsel istismardan korumanın tek yolu çocuklara ‘hayır’ demeyi öğretmek değil” şeklinde bir itirazla karşılaştık. Derneğin Çocuk ve Gençlik Çalışmaları Uzmanı ve psikolog Nurgül Öz ve Sosyal Hizmet Uzmanı Ceren Suntekin ile bu itirazı neden yaptıklarını, çocuk istismarını önlemek için Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce olarak hazırladıkları bu kitapçığın detaylarını konuştuk. </span></p>
<p><b>Çocuk istismarını önlemek için sivil toplum tarafında çok iyi çalışmalar oluyor. Bunlardan biri de sizlerin çıkarmış olduğu bu değerli kitapçık. </b><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-istismari-onlemek-elimizde/" target="_blank" rel="noopener"><b>“Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde” </b></a><b>Bu kitapçığı hazırlamanızdaki ana motivasyonunuz nedir?</b></p>
<p><b>Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği (CŞMD) çatısı altında yaklaşık 4 yıldır sürdürdüğümüz ve geliştirdiğimiz </span><a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/cocuklarin-bedensel-soz-haklari/"><span style="font-weight: 400;">“Çocukların Bedensel Söz Hakları” </span></a><span style="font-weight: 400;">isimli bir yaygınlaştırma programımız var. Bu çalışmanın temel hedefi çocuklara yönelik cinsel istismarın önlenmesinde ve çocukların birer birey olarak temel insan haklarına ulaşabilmesinde rol almak. Bu kitapçık da CŞMD olarak bu alanda hem bugüne dek ürettiğimiz ve yetişkinlere ulaştırmak istediğimiz içerikleri bir araya getiren hem de istismara yönelik yaklaşımımızı ortaya koyan bir yayın diyebiliriz. </span><span style="font-weight: 400;"><br />
</span></p>
<figure id="attachment_80786" aria-describedby="caption-attachment-80786" style="width: 284px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80786" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/nurgul-oz.jpg" alt="Nurgül Öz" width="284" height="407" /><figcaption id="caption-attachment-80786" class="wp-caption-text">Nurgül Öz</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Kaynakların Çoğu Genital ya da Temas Odaklı İstismar Türlerine Odaklanıyor&#8217;</b><b><br />
</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsel istismarı önlemeye yönelik var olan kaynakların çoğu genital ya da temas odaklı istismar türlerine odaklanıyor. Çocukların cinsel haklarını yok sayıyor ya da çocuk katılımına dair düşünme pratiğini içermiyor. Hatta bazı yayınların ve videoların bırakın çocukları, yetişkinler için dahi korkutucu ve tetikleyici olduğunu söylemek mümkün. Biz de kaynağın sınırlı ve mesajların eksik olduğunu düşündüğümüz bu alanda kapsamlı bir içerik üretelim istedik. Temel motivasyonumuz buydu diyebiliriz; alana güçlendirici ve kapsayıcı bir kaynak kazandırmak. Dernek olarak hem kullandığımız dilin hem de görsellerin güçlendirici, destekleyici, cesaretlendirici olmasına özen gösteriyoruz. Tam da bu nedenle bu kitapçıktaki çizimler sevgili Ceren’in ellerinden olsun; çocukların nesneleştirilmediği, güçlendirici bir perspektif sunsun istedik.</span></p>
<h5><b>&#8216;Alanda Konuyla İlgili Görseler Çok Ajitatif&#8217;</b></h5>
<p><b>Kitapçığı görselleştirirken neler dikkat ettiniz?</b></p>
<figure id="attachment_80787" aria-describedby="caption-attachment-80787" style="width: 307px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80787" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ceren-suntekin.jpg" alt="Ceren Suntekin" width="307" height="307" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ceren-suntekin.jpg 600w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/ceren-suntekin-160x160.jpg 160w" sizes="auto, (max-width: 307px) 100vw, 307px" /><figcaption id="caption-attachment-80787" class="wp-caption-text">Ceren Suntekin</figcaption></figure>
<p><b>Ceren Suntekin:</b><span style="font-weight: 400;"> Maalesef alanda konuyla ilgili görseler çok ajitatif. Bir magazin ürünü içeriği gibi ya da bizim dikkat çektiğimiz yanlış bilgileri pekiştirir nitelikte. Bu anlamda savunuculuğunu yaptığımız konunun iletişimi, görselleri, materyalleri, dili ile tutarlı olması bizim için çok önemli. Görsellerin tıpkı hayatta olduğu gibi çeşitliliği, yapabileceğimiz hataları anlatması ve tam da olduğumuz halimizle ne kadar basit değişikliklerle istismarın önlenebilir olduğunu fark etmemizi sağlamasına çalıştım. Ayrıca herkes için kolay, anlaşılabilir ve kapsayıcı olmasına özen gösterdim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Çocuklara ‘hayır’ Demeyi Öğretmek Tek Başına Bir Önleme Stratejisi Değildir&#8217;</b></h5>
<p><b>“Çocukları cinsel istismardan korumanın tek yolu çocuklara ‘hayır’ demeyi öğretmek değil” şeklinde bir itirazınız var. Bu itirazı neden yapıyorsunuz? </b></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80788 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-640x546.png" alt="istismarı önlemek elimizde" width="288" height="246" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-640x546.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde.png 747w" sizes="auto, (max-width: 288px) 100vw, 288px" />Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Evet, bu istismar meselesine yaklaşımla ilgili bir itiraz. Açıkçası bu yaklaşımı fark etmenin ve sorgulamanın çok çok önemli bir kırılma noktası olduğunu düşünüyoruz. “İstismarı önlemenin yolu çocukların istismar davranışına ‘hayır’ demesidir” gibi bir önerme ile yola çıkarsak, çocuklar hayır demediğinde, istismarı fark etmediğinde, durdurmadığında ya da istismar davranışını “istediğinde” ve hatta “başlattığında” çocuk istismar davranışının sorumlusudur gibi örtük bir sonuçla karşılaşırız. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Şimdi böyle söyleyince “Tabi ki böyle düşünmüyoruz” diyeceksiniz fakat emin olun biz bu algıyla, özellikle de çocuğun yaşının daha yüksek olduğu istismar örneklerinde, karşılaşıyoruz. Bu algı kesinlikle istismara yaklaşım şeklimizi etkiliyor. Çocuklara “hayır” demeyi öğretmek elbette bir bilgilendirmedir, güçlenmedir ve gereklidir ama bu tek başına bir önleme stratejisi değildir, olmamalıdır. Bizler biliyoruz ki çocuklar en çok bildiği, güvendiği, yakınlarındaki yetişkinler tarafından istismar ediliyor; yani “hayır” demenin hali hazırda güç olduğu yetişkinler tarafından. Bu nedenle istismarla mücadelede temel sorumluluk yetişkinlere ait diyoruz. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80789 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-640x646.jpg" alt="istismarı önlemek elimizde" width="330" height="333" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-640x646.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde.jpg 696w" sizes="auto, (max-width: 330px) 100vw, 330px" /></p>
<h5><span style="font-weight: 400;">&#8216;</span><b>Önemli Olan Yetişkinlerin Bu ‘Hayır’ları Duyması&#8217;</b></h5>
<p><b>İstismarın önlenmesi için en çok yetişkinlere görev düşüyor. Peki cinsel istismarı önlemek öncelikle nasıl yetişkinlerin elinde olacak? </b></p>
<p><b>Nurgül Öz:</b><span style="font-weight: 400;"> Çocuklar zaten “hayır” demeyi biliyorlar, yetişkinlerden daha sık ve rahatlıkla “hayır” diyorlar. Önemli olan yetişkinlerin bu “hayır”ları duyması ve dikkate alması. Yetişkinler, ebeveynleri ya da bakım verenleri olsalar dahi, öncelikle çocukların hayırlarını duyarak ve durarak, istismar etmeyerek, yani en en önce kişisel konfor alanlarından çıkıp kendi sınır ihlalleri ve istismar davranışları ile yüzleşerek, çocukların bedenleri üzerinde sahip oldukları gücü fark ederek ve sorgulayarak sorumluluk almalılar. Cinsel istismar bir cinsel şiddet türü. Tıpkı diğer cinsel şiddet türlerinde olduğu gibi istismar da, güç ve hiyerarşi ile kendini var ediyor. Cinsellik burada bir araç. Asıl mesele cinsellik değil güç ve kontrol. Yetişkinlerin çocuklar üzerinde sahip olduğu otoriteyi ve gücü ne şekilde kullandıklarına bakmaları önemli bu noktada. Aynı şey çocuğa yönelik ihmal, duygusal ve fiziksel şiddet için de geçerli.</span></p>
<h5><b>&#8216;Ebeveynler Cinsellik Hakkında Konuşmaktan İmtina Ediyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Peki dediğiniz gibi yapabilmek için cinsel istismarla mücadelede yetişkinlere ve özellikle ebeveynlere düşen sorumluluklar neler? </b></p>
<p><b>Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Çocuklarla cinsellik hakkında konuşmanın çocuklara zarar vereceği ya da çocukların buna hazır olmadıklarına dair yaygın bir inanış var yetişkinlerde. Özellikle ebeveynler cinsellik hakkında konuşmaktan imtina ediyor, yanlış bir cevap vermekten çekiniyorlar. Çocukla bu konuda konuşursak, yoktan yere bu konuyu aklına sokarız sanılıyor. Oysa yapılan pek çok araştırma faillerin, cinsellik hakkında ebeveyni ile iletişim kurabilen, genitallerinin bilimsel isimlerini bilen çocukları nadir olarak seçtiğini gösteriyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ebeveynler çocukların bedenlerine ya da cinselliğe dair sorularına “Yasak, günah, ayıp…” diyerek cesaretlerini kırmak yerine “Cinsellik gelişimin doğal bir parçası, bedeninle ilgili merak ettiğin her şeyi bana sorabilirsin” diyerek onlara konu her ne olursa olsun iletişime açık oldukları mesajını iletebilirler.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Çocuklar, bir yetişkinin onu yargılamadan, suçlamadan dinleyeceğini bilirse, duygularını paylaşmakta çok daha rahat hisseder ve bu olası bir istismar olayına zamanında müdahalede bulunarak çocuğun daha fazla zarar görmesini önleyebilir.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80790 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-1-640x637.jpg" alt="istismarı önlemek elimizde" width="262" height="261" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-1-640x637.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-1-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-1.jpg 702w" sizes="auto, (max-width: 262px) 100vw, 262px" /></p>
<h5><b>Cinsel İstismar Hakkında Doğru Bilinen Yanlışlar </b></h5>
<p><b>Cinsel istismarın kapsamı hakkında doğrular bilinen yanlışlar neler? Somut örnekler üzerinden anlatabilir misiniz? </b></p>
<p><b>Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Doğru bilinen yanlışların ilki ve en önemlisi istismarı tanımlama biçimimiz. Cinsel istismar sadece çocuğun bedenine, genitallerine yönelik fiziksel temas içeren davranışları kapsamaz. Cinsel istismar kavramına bu sığlıkta yaklaşmamız ve fiziksel temas olmadığı sürece sorun olmadığını düşünmemiz diğer cinsel istismar biçimlerini fark etmemize engel olur. Cinsel istismar sadece cinsel organlara değil, bedenin tümüne yönelik dokunuşları, bakışları, konuşmaları, sevme ve hitap biçimlerini kapsayabilir. Çocuğun cinsiyetini, bedenini, cinsel organlarını alay, övünç ya da utanç aracı olarak kullanmak da bir tür istismardır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsel istismar her zaman çocuğu korkutarak, tehdit ederek, zorlayarak ve ona karşı güç uygulayarak gerçekleşmez. Çoğu istismar olayında yetişkin; çocuğun ona duyduğu güven, hayranlık ve sevgiden faydalanır. Çocuklar istismar eylemi sırasında fiziksel ve cinsel olarak uyarılabilir; eylemin gerçekleşmesini isteyebilirler. Fakat bu eylemin istismar olduğu gerçeğini kesinlikle değiştirmez. Çocuklar, evlilik yoluyla istismarda olduğu gibi onayları inşa edilerek ya da başka seçenekleri bulunmadığını düşünerek de istismar eylemine sessiz kalabilirler.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Her Cinsel İstismar Eylemini Gerçekleştiren Kişi Pedofil Değildir&#8217;</b></h5>
<p><b></b><span style="font-weight: 400;">Bir diğer yanlış bilgi, istismar eden kişilerin pedofil ya da sapık olduğuna dair yaygın algı. Cinsel istismar failleri hayatımızın içinde, çevremizde, aramızda bulunan, sıradan kişilerdir. Fail biz de olabiliriz. Her cinsel istismar eylemini gerçekleştiren kişi pedofil değildir. İstismar; her daim kişilerin cinsel dürtülerini kontrol edememeleri, hasta ya da sapık olmalarıyla ilgili değildir. İstismar eden kişiler güç, otorite, statü ve ayrıcalığa sahip kişiler olabilecekleri gibi evli, ebeveyn ve çevrelerince sevilen, saygı duyulan kişiler de olabilirler. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80791 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-1.png" alt="İstismarı önlemek elimizde" width="344" height="274" /></p>
<h5><b>&#8216;Çocuklar İçin Üzülüyor Ertesi Gün Hayatımıza Devam Ediyoruz&#8217;</b></h5>
<p><b>Ceren Suntekin: </b><span style="font-weight: 400;">Bu örneklere baktığınızda bu inanışların aslında yüzleşmekten kaçındığımız, bilgisiz olduğumuz konulara dair olduğunu fark edebilirsiniz. Bazen bu mitleri çoğaltmak, pekiştirmek; bilinçli yada bilinçsiz olarak etkili önlemler almak için harekete geçmeyi, aslında kendi bilgimiz, ailemiz, kültürümüz ya da çocukluğumuzla da yüzleşmeyi, konfor alanlarımızdan çıkmayı önlüyor. Bu mitlere inandığımızda sorgulamamıza, dönüştürmemize gerek kalmıyor. Bir istismar haberi alıyor, çocuklar için üzülüyor ve ertesi gün hayatımıza kaldığımız yerden devam ediyoruz. Biz tam da bu nedenle çocuklar için sorumluluk almak istemeyen bu duruşu değiştirmek gerektiğinin altını çizerek mitleri besleyen medya, eğitim sistemi, çocuklara yaklaşımımız gibi konuları bu mitlerden arındırmayı önemli buluyoruz. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80792 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2-640x641.jpg" alt="İstismarı önlemek elimizde" width="280" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2-640x641.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2.jpg 697w" sizes="auto, (max-width: 280px) 100vw, 280px" /></p>
<h5><b>&#8216;Çocuğu İstismara Açık Hale Getiren Eylemler&#8217;</b></h5>
<p><b>Çocukların bedensel söz hakları nelerdir? Bu hakların önemini kavrayan yetişkinler nasıl davranmalı?  </b></p>
<p><b>Ceren Suntekin:</b><span style="font-weight: 400;"> Çocukların yerine kendinizi koyun; sabah yemek yerken birilerinin ağzınıza lokmaları tıktığını, giyeceğiniz kıyafeti belirlediğini, yapabilecek olmanıza rağmen elinizi kolunuzu tutarak onları size giydirdiğini, elinizi yüzünüzü başkasının yıkadığını, hatta sizi banyo yaptırdığını, saçınızı nasıl tarayacağınıza karar verdiğini, yola çıktığınızda bindiğiniz otobüste sanki siz yokmuşsunuz gibi sizi oturduğunuz yerden kaldırdığını ve size sormadan sanki bir paketmişsiniz gibi sizi kucaklara aldığını bir düşünün. Gittiğiniz bir evde yaşayanları bilseniz de bilmeseniz de selamlaşma esnasında karşınızdakinin size sormadan veya sizden onay almadan size sarıldığını, öptüğünü, yanaklarınızı sıktığını, başınızı okşadığını düşünün. Bu örnekler uzayıp gider.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün bunlar çocuğun bedeniyle ilgili söz hakkını ortadan kaldıran, bedenimizi bizim değil başkalarınınmış gibi algılamamıza neden olan; ne kadar “hayır” dese de, istemediğimizi belli etsek de bize asla duyulmadığımızı, görülmediğimizi, önemsenmediğimizi hissettiren ve bu nedenle de bizi istismara açık hale getiren eylemlerdir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bedensel söz hakları bir çocuğu sınırları ile kabul etmeyi ve o sınırlarla ilişkilenmek için ondan onay almayı temel alır. Bedenin tamamını özel ve biricik kabul eder. Her çocuğu çeşitlilikleri, gelişimsel ve yaşa bağlı özellikleri, kendini ifade etmedeki farklılıkları, ihtiyaçları ve koşulları ile ele alır. Bir çocuğun birey olduğunu ve hakları olduğunu es geçmez. Çocukla bu perspektifle iletişim kurar ve çocuğun saygıyı öğrenmesinin ancak ona saygı duymakla başlayacağını temel alır. Bu hakların önemini anlayan yetişkinler çocuklardan onay alarak onlarla iletişime geçer. Çocukların çocuk haklarının dört temel ilkesi içinde yer alan katılım haklarını ihlal etmeden, onların kararlarına saygı duyarak, onların kendilerini güvenle ifade edebilecekleri alanları açarak, her koşulda çocukların haklarını korumayı önceliklendirerek, çocukları kendileri ile ilgili süreçlere dahil ederek ve onlarla şeffaf bir iletişimi seçerek, çocukları pasif değil, aktif bir birey olarak iletişimin  ve hayatın bir parçası yaparak ve onlara kulak vererek davranan yetişkinler çocukları istismardan korumaya başlamıştır bile.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80793 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-3-640x533.jpg" alt="İstismarı önlemek elimizde" width="366" height="305" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-3-640x533.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-3.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 366px) 100vw, 366px" /></p>
<p><b>Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Çocuklar, tıpkı yetişkinler gibi, haklara sahip birer birey. Çocukları korumak onların haklarını korumakla başlıyor. Bizim kitapçıkta çocukların özellikle bedensel söz haklarını vurguladığımız bir bölüm var. Okuyuculara, çocukların bedensel söz haklarını tanıyan yetişkinin kontrol listesini gözden geçirmelerini öneririz.  Çocukların kişisel güçlenme, ifade ve kimlik gelişim süreçlerini destekleyen seçimleri ve kararları onlara aittir. Cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve bedensel ifade çeşitliliği de bu hakların bir parçası. Kapsayıcı derken tam da bunu kast ediyoruz, var olan kaynaklar ya da bilgiler LGBTİ+ çocukları kapsıyor mu yoksa genellemeler üzerine mi kurulu? Benim genellikle bir kaynakta ilk baktığım özellik bu oluyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Sakin, Şefkatli ve Ne Olursa Olsun Yargılamadan Dinlemek&#8217;</b></h5>
<p><b>Cinsel istismara uğrayan çocukla nasıl iletişim kurulmalı? </b></p>
<p><b>Ceren Suntekin:</b><span style="font-weight: 400;"> Çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi zor konuları konuşmak için kendini güvende hissettiği bir alanda, güvendiği bir kişi ile iletişim kurmak ister. Söyledikleri ya da söylemedikleri ile; hâli, hareketleri, tavırları ile yargılanmayacakları bir ortamda olduklarını bilmek ister. Bunu tesis etmek yetişkinlerin başlıca görevidir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Kültürümüz ve çocuk yetiştirme yöntemlerimize baktığımızda çoğunlukla çocukların pasifleştirildiğini görürüz. Yani toplumdaki algı, çocuğun söz dinlemesi, itaat etmesi ve ancak öyle olursa çocuğun saygılı (iyi) bir evlat olarak değerlendirilmesi yönündedir. Çocuklar yetişkinlerden gelen davranışları veya mesajları analiz ederken duydukları hissin saygısızlık olarak değerlendirileceği kaygısı eğilimde olabilirler. Kendilerini kötü hissetseler bile bu kişi eğer tanıdıkları biriyse, ki vakaların çoğu istismar edenin çocukların ve ailelerinin tanıdıkları kişiler olduğunu doğruluyor. Onu şikayet ediyor gibi olmanın verdiği rahatsızlığı da aynı zamanda hissediyorlar. Dolayısıyla cinsel istismar yaşamış bir çocukla ilk karşılaştığımızda sakin, şefkatli ve onu ne olursa olsun yargılamadan dinleyeceğimiz mesajını vermek zorundayız.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80794 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2-640x645.png" alt="İstismarı önlemek elimizde" width="304" height="306" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2-640x645.png 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2-160x160.png 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-2.png 699w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></p>
<h5><b>&#8216;Göz Hizasında Oturmak, Güven Vermek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Onunla aynı seviyede (göz hizasında) karşılıklı oturmak da, dokunmadan ama yargılamadan onu dinlemek de bunun bir parçası. Hatta  çocuklar ne zaman hazır olursa onların zamanlarına sadık kalmak, onları soru bombardımanına tutmamak, her davranışlarını ya da anlattıklarını çocukta korku yaratacak ya da onu endişeye sürükleyecek tepkilerle dinlememek, buna neden olacak mimik ve yüz ifadelerinden kaçınmak ve ne olursa olsun süreç hakkında çocuğa şeffaf bilgi vererek istismarı yetkili mercilere iletmek yükümlülüğünü es geçmemek önemli. İstismar yaşamış bir çocukla karşılaştığımızda çocuğun istismardan hayatta kalan olduğunu da unutmamamız gerekir. Onunla kuracağımız ilişkide çocuğun iyileşebileceğine de, hayatına devam edebileceğine de öncelikle bizim inanmamız gerekir.</span></p>
<h5><b>Mekanın Uygunluğu Önemli</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Mekanın da çocuklarla iletişim için uygun olması çok önemli. Çocuklar içeriye girdiğinde ortamın yetişkinler için değil kendileri için uygun olduğunu anladıkları bir düzenleme gerekir. Oturma yerlerinden, sandalye boylarından ışıklanlandırmaya; içeride bulunan ve duvarda asılı eşyalardan, içerinin havalandırılması ve üzerimizdeki kıyafete kadar çocuklar kendilerini güvende hissedebilecekleri bir ortamda olmalılar.  </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Farklı ihtiyaçlar, farklı ifade biçimleri, farklı gelişimsel özelliklerini de düşünerek çocukların kendilerini daha rahat ifade edebilecekleri araçların da ortamda ve erişilebilir olması ayrıca önemli.</span></p>
<h5><b>&#8216;Çocuk Sizinle Yaşadığı İstismarı Paylaşıyorsa, Zaten Doğru Şeyi Yapıyorsunuz Demektir&#8217;</b></h5>
<p><b>Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Bu konuda ürettiğimiz bir </span><a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/gorsel-uretimler/10-madde-kartlari/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">10 madde içeriği</span></a><span style="font-weight: 400;"> var.  Ayrıca bu konuyla ilgili faydalı bir kaynağı yakında Türkçeye kazandıracağımız haberini de vermek isterim. O kaynakta da yer verdikleri, benim için en güçlendirici cümlelerden biri “Bir çocuk sizinle yaşadığı istismarı paylaşıyorsa, zaten doğru şeyi yapıyorsunuz demektir.” Tüm koşullar mükemmel olmasa da, beyan size geldiğine göre orada çocuğun kendini ifade edebileceği güçlü ve güvenli bir bağ var demektir. Sonrası, bir yetişkin olarak çocuğun güvenliğini ve iyi olma halini desteklemek.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-80795 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-4-640x643.jpg" alt="İstismarı önlemek elimizde" width="325" height="327" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-4-640x643.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-4-160x160.jpg 160w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/05/istismari-onlemek-elimizde-4.jpg 697w" sizes="auto, (max-width: 325px) 100vw, 325px" /></p>
<h5><b>&#8216;Paylaşımları Daha Çok Okunsun Diye Çocukları Nesneleştirmesinler&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle sosyal medya ortamlarında yapılan paylaşımlarda kurulan cümleler bilinçsizlik nedeniyle daha zarar verici olabiliyor. Bu konuda iyi niyet göstergesini keskin hatlarla ayırmak mümkün mü? </b></p>
<p><b>Nurgül Öz: </b><span style="font-weight: 400;">Şiddete karşı ses çıkarmak ile şiddetin önlenmesine yönelik sorumluluk almak arasındaki fark büyük. İstismar sonrası hızla alevlenen ve kısa süre sonra sönen toplumsal tepki; iyi niyetli olsa da yeterince iyi değil; aksine yanlış, sorunlu ve en önemlisi geçici. Bu konuda bir şeyler yapmak isteyenler; çocukların bulunduğu fotoğrafları, tetikleyici ve travma yaratabilecek detaylar içeren haberleri paylaşmak yerine bulundukları ilçenin kent konseyi toplantılarına katılsınlar, yerel yönetimlerden cinsel istismarı önleyici etkinlikler talep etsinler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Sosyal medya paylaşımları ile sınırlı kalmak yerine bu alanda çalışan kurumlar ve sivil toplum örgütleriyle görüşsünler, fikir istesinler; hatta onları desteklesinler. Failin cezalandırılmasından bahsettikleri her yorumda; en az 2 kez şiddete maruz bırakılan çocuğun desteklenmesinden ve haklarından da bahsetsinler. Yapılan paylaşım daha çok okunsun, görünür olsun diye çocukları nesneleştirmesinler. Çünkü paylaşımları bu şekilde yaptıkça, mağduriyet kültürünü de besliyoruz. Mağduriyet ne kadar büyükse, olay o kadar önemliymiş gibi bir ilişki gelişiyor. Bu, istemediğimiz bir şey.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca Cinsel Şiddetle Mücadele Derneği’nin “Çocuk ve Ergen Odağında Cinsel Haklar” isimli podcast serisini dinlemek için<a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/podcastler/"> buradaki</a></span><span style="font-weight: 400;"><a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/podcastler/"> linki</a> tıklayabilirsiniz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde” kitapçığının </span><a href="https://www.sivilsayfalar.org/raporlar/cinsel-siddetle-mucadele-dernegi-cinsel-istismari-onlemek-elimizde/" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Türkçesi </span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde” kitapçığının </span><a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2022/04/We-Can-Prevent-Abuse-Kurdish.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">Kürtçesi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde” kitapçığının </span><a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2021/10/Responsiblilities_of_Adults_in_Struggle_Against_Sexual_Abuse.pdf" target="_blank" rel="noopener"><span style="font-weight: 400;">İngilizcesi</span></a></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cinsel İstismarı Önlemek Elimizde” kitapçığının <a href="https://cinselsiddetlemucadele.org/wp-content/uploads/2022/05/We-Can-Prevent-Abuse-Arabic.pdf" target="_blank" rel="noopener">Arapçası</a></span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/05/06/istismarla-mucadelede-temel-sorumluluk-yetiskinlere-ait/">&#8216;İstismarla Mücadelede Temel Sorumluluk Yetişkinlere Ait&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;Çocuk Haklarının Korunmasından Sorumlu Bir Bakanlık Kurulması Gerekiyor&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/28/cocuk-haklarinin-korunmasindan-sorumlu-bir-bakanlik-kurulmasi-gerekiyor/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 28 Feb 2022 13:33:59 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Çocuk]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Çocuk Hakları]]></category>
		<category><![CDATA[Seda Akço]]></category>
		<category><![CDATA[Sıla Şentürk]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=79132</guid>

					<description><![CDATA[<p>Giresun’da yaşayan 16 yaşındaki Sıla Şentürk’ün devlet korumasındayken, eski nişanlısı tarafından öldürülmesi büyük infial yaratmıştı. Çocuk koruma ve çocuk adaleti konularında uzman olan Avukat Seda Akço, 'Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı'na verilmiş olan çocukları ihmal ve istismardan koruma görevinin tam olarak yerine getirilmesi için bakanlığın bu görevleri yapabilecek biçimde yapılandırılması ya da çocuk haklarının korunmasından sorumlu bir bakanlık kurulması gerekiyor.' dedi.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/28/cocuk-haklarinin-korunmasindan-sorumlu-bir-bakanlik-kurulmasi-gerekiyor/">&#8216;Çocuk Haklarının Korunmasından Sorumlu Bir Bakanlık Kurulması Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Sıla Şentürk, ailesi tarafından nişanlandırıldığı 21 yaşındaki Hüseyin Can Gökçek tarafından öldürüldü. Sıla Şentürk’ü öldürdükten sonra kaçarken yakalanan Hüseyin Can Gökçek, “çocuğu nitelikli kasten öldürme” suçundan tutuklanmıştı. </span></p>
<figure id="attachment_79133" aria-describedby="caption-attachment-79133" style="width: 367px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79133" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-640x427.jpg" alt="Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan" width="367" height="245" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 367px) 100vw, 367px" /><figcaption id="caption-attachment-79133" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Devlet Korumasındayken Öldürüldü&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">16 yaşında bir çocuğun devlet korumasındayken öldürülmesi ve öncesinde yaşanan ihmaller zinciri, tartışılmaya devam ettiği sıralarda, Gökçek’in Sıla’ya yönelik ilk teşebbüsü bu olmadığı ortaya çıkmıştı. 1 yıl önce Sıla’yı kaçıran Gökçek, Şentürk ailesinin şikayeti üzerine yakalanmış ve ‘çocuğun cinsel istismarı&#8217; ve &#8216;çocuğun kaçırılması ve alıkonulması&#8217; suçundan tutuklanmıştı. 1 ay cezaevinde kaldıktan sonra Şentürk ailesinin şikayetinden vazgeçmesi üzerine tutuksuz yargılanmak üzere serbest bırakılan Gökçek’in 10 ayrı suçtan sabıkası bulunuyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu cinayetin yankılarını; uluslararası mevzuat bağlamında çocuk koruma ve çocuk adaletine yönelik çalışmaları olan Hümanist Büro kurucularından Avukat Seda Akço ile konuştuk. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sonucu Oluşturan Koşulların Sorumlularını Tespit Etmeliyiz&#8217;</b></h5>
<p><b>Sıla Şentürk 16 yaşında öldürüldü ve bir kız çocuğun daha öldürülmesinden kim-kimler sorumlu? </b></p>
<figure id="attachment_79134" aria-describedby="caption-attachment-79134" style="width: 333px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79134" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/seda-akco.jpeg" alt="Seda Akço" width="333" height="269" /><figcaption id="caption-attachment-79134" class="wp-caption-text">Seda Akço</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Olayın tam olarak nasıl olduğu ve çocuğun öldürülmesinden sorumlu kişilerin kimler olduğu yargılama sonucunda tespit edilecek. Buna dair bu aşamada bir şey söylemek mümkün ve doğru değil ancak bir çocuğun daha öldürülmesine sebep olan koşulların nasıl oluştuğuna ve burada kimlerin nelerden sorumlu olduğuna bakabiliriz. İşe tam olarak buradan başlayabiliriz. Biz toplumca, sonuç fiile ve o fiilin failine odaklı davranıyoruz. Bu odak elbette gözden kaçmamalı ama çok büyük bir alanı artık odağa almamız gerekiyor. Çocuk ihmal ve istismarı ile ilgili olgularda meydana gelen sonucu, o sonucu oluşturan koşullar ve o koşulların sorumlularını tespit edecek biçimde ele almamız gerekiyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Kurum Bakımına Alınan Çocuk, Neden Anne Babasının Yanında?&#8217;</b></h5>
<p><b>Bu konu, çocuk koruma sistemindeki aksaklıklarla mı ilgili? Siz, bir kız çocuğunun &#8216;koruma altına iken öldürülmesini&#8217; nasıl bir çevreye oturtuyorsunuz? Bu konu diğer hangi başlıklarla birlikte ele alınmalı ve tartışılmalı? </b></p>
<figure id="attachment_79135" aria-describedby="caption-attachment-79135" style="width: 310px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79135" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar-640x427.jpg" alt="Fotoğraf: Şehlem Kaçar" width="310" height="207" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar-640x427.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar-1024x682.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sehlem-kacar.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 310px) 100vw, 310px" /><figcaption id="caption-attachment-79135" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Şehlem Kaçar</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu olguda, çocuğun önce kurum bakımına alındığı ve daha sonra da babaannesine bakmak üzere anne babasının yanına gönderildiği açıklandı. Bu noktadan başlayacak olursak;</span></p>
<p><b>1- </b><span style="font-weight: 400;">Çocukların kurum bakımına alımı ile ilgili kriterleri tartışmak gerekiyor. Bir çocuk, anne babasının yanında güvende ise kurum bakımına alınması çocuk haklarına aykırıdır. Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) 19. maddesi ve Türk Medeni Kanunu 346-347-348 maddelerine göre kurum bakımı ancak anne babanın desteklenmesine rağmen çocuğun anne baba yanında korunamayacağı ya da anne babanın olmadığı haller için söz konusu olması gerekir. </span></p>
<p><b>2 &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Çocuk, kurum bakımına haklarına ve yasaya uygun biçimde alınmış ise ailesine geri dönmesi de ancak güvenliğini tehdit eden koşullarda bir değişiklik olması halinde söz konusu olacaktır. Anne babasının yanına dönmesini uygun gören incelemede, kurum bakımına alınmasına neden olan tehdit ile ilgili ne gibi bir gelişme olduğuna dair tespit yer almalı. Dolayısıyla “Kurum bakımına alınan çocuk neden anne babasının yanında?” sorusu, aynı zamanda “Neden alındı?” sorusunu da içerir. Verilecek cevap; “çocuğun güvenliğini tehdit eden şöyle bir risk vardı ve bu riskin ortadan kalktığına dair de şöyle bir delil vardı&#8221; olmalı.</span></p>
<h5><b>&#8216;Sıla’nın Anne Babasının Yanına Dönmesi Kararını Veren Makam Çocuk hakimi&#8217;</b></h5>
<p><b>3 &#8211; </b><span style="font-weight: 400;">Ancak bu sorunun muhatabı aslında sadece Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı değildir. Onlara risk değerlendirmesinin doğru biçimde yapılıp yapılmadığı sorulabilir. Gerek çocuğun anne babadan alınarak kuruma yerleştirilmesi gerekse kurumdan anne babasının yanına dönmesi kararını veren makam çocuk hakimidir. Bu karar kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkını ilgilendirdiği için bu işlemin idari karar ile değil, adli karar ile yapılması gerekir.</span></p>
<figure id="attachment_79136" aria-describedby="caption-attachment-79136" style="width: 399px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79136" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1-640x382.jpg" alt="Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan" width="399" height="238" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1-640x382.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1-1024x611.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/hale-guzin-kizilaslan-1.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 399px) 100vw, 399px" /><figcaption id="caption-attachment-79136" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hale Güzin Kızılaslan</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Çocuk Korumadan Sorumlu Kuruma İhtiyaç Var&#8217;</b></h5>
<p><b>4 &#8211;</b><span style="font-weight: 400;"> Bu olayın bize gösterdiği bir başka ihtiyaç da bir çocuğun başına bir şey geldiğinde hemen ilk olarak sistemin neresinde bir hata olduğunu sorgulayacak bir çocuk korumadan sorumlu kuruma ihtiyaç var. Bu rol, şu anda Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndadır ancak Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı aynı zamanda uygulamaları da yürüttüğü için çocuk korumadan sorumlu olduğu bu rolü tam olarak yerine getirememektedir. </span></p>
<p><b>5-</b><span style="font-weight: 400;"> Bu boşlukların doldurulmasını sağlayıcı çalışmayı ise sivil toplumun yapması gerekir. Buna basın, meslek odaları, dernekleri dahildir. Ben esas olarak tam da bu nokta üzerinde durmak gerektiğini düşünüyorum. Doğru soruları sormadan etkili bir hesap sorma yapılamaz. O yüzden de sivil toplumun rolü ve yapması gerekenler üzerinde tartışmamız gerekiyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Basının, Çocuk Hakları Çalışan Sivil Topluma Doğru Soruları Yöneltmesi Çok Önemli&#8217;</b></h5>
<p><b>Peki sivil toplum bu noktada benzer örneklerin yaşanmaması için neler yapabilir? Sizi Hümanist Büro olarak ne yapıyorsunuz? Kamuoyuna ve sivil aktörler bir çağrınız olur mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öncelikle sivil toplum kuruluşları ve sivil toplumun diğer aktörleri birlikte ve kendi aralarında bu alandaki rolleri konusunda tartışmalı, konuşmalı ve çalışmalı. Sistemi bilmeleri ve sistemin aksayan yönleri ile sonuçlar arasındaki ilişkileri görmeleri gerekiyor. Örneğin basının, çocuk hakları çalışan sivil topluma doğru soruları yöneltmesi çok önemli ancak bunun için bilgi sahibi olunması gerekiyor. Ne yazık ki çocuk hakları, çocuk koruma gibi konularda bazen, sahip olunan duyarlılığı ve bu duyarlılıkla geliştirilen şahsi fikirleri, bilinebilecek her şey sanıyoruz. Biz Hümanist Büro olarak sistemi ve sistemdeki aksaklıkları ortaya koyacak araştırmalar yapmaya ve bu konuyu anlatmaya çalışıyoruz.</span></p>
<figure id="attachment_79137" aria-describedby="caption-attachment-79137" style="width: 344px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-79137" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi-640x480.jpg" alt="Fotoğraf: Sendika.org Arşivi" width="344" height="258" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi-1024x768.jpg 1024w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/sendika-org-arsivi.jpg 1280w" sizes="auto, (max-width: 344px) 100vw, 344px" /><figcaption id="caption-attachment-79137" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Sendika.org Arşivi</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Anayasa’daki Sorumluluklar Yerine Getirilmeli&#8217;</b></h5>
<p><b>Çocuk hakları perspektifiyle bakıldığında, mevzuatta eksik olan ve değiştirilmesi gereken hususlar neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mevzuatta yapılması gereken bir çok değişiklik var. Konu ile ilgili ilk düzenleme ihtiyacı çocuk korumadan sorumlu makamın yetki ve sorumluluklarına ilişkindir. Çocuk Hakları Sözleşmesi (ÇHS) 18 ve 19. maddeleri ve TC Anayasası&#8217;nın 41. maddesi ile devlete ve 1 </span><a href="http://no.lu/"><span style="font-weight: 400;">no.lu</span></a><span style="font-weight: 400;"> Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile de Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına verilmiş olan çocukları ihmal ve istismardan koruma görevinin tam olarak yerine getirilmesi için gerekli yetkilerin belirlenmesi ve Bakanlığın bu görevleri yapabilecek biçimde yapılandırılması ya da çocuk haklarının korunmasından sorumlu bir bakanlık kurulması gerekiyor.</span></p>
<p>Kapak görseli: Hale Güzin Kızılaslan</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2022/02/28/cocuk-haklarinin-korunmasindan-sorumlu-bir-bakanlik-kurulmasi-gerekiyor/">&#8216;Çocuk Haklarının Korunmasından Sorumlu Bir Bakanlık Kurulması Gerekiyor&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 28 Dec 2021 08:05:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Etnik Kimlik]]></category>
		<category><![CDATA[Röportaj]]></category>
		<category><![CDATA[Siyaset]]></category>
		<category><![CDATA[Ali Kenanoğlu]]></category>
		<category><![CDATA[bütçe görüşmeleri]]></category>
		<category><![CDATA[Eşitsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[Meclis]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[romanlar]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=77219</guid>

					<description><![CDATA[<p>Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu ile Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) 2022 Yılı Bütçesinde, Roman toplumunun neden yer almadığını, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alan Romanların yaşadığı hak ihlallerini, acilen çözüme kavuşması gereken sorunlarını ve bu sorunların çözümüne dair parti olarak çözüm önerileri ile sivil toplum kuruluşlarından nasıl faydalandıklarını konuştuk. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p>2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “‘Romanların adı yok&#8217; desek yanlış olmaz” diyen HDP İstanbul Milletvekili Ali Kenanoğlu, “582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir ‘horoz dövüşü&#8217; bizlere izlettiriliyor” diyor.</p>
<h5><b>&#8216;Romanların Sorunları Tüm Çıplaklığıyla Orta Yerde Duruyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Bir basın toplantısında da söz etmiştiniz. Aynı Meclis’te yer aldığınız CHP’li ve AKP’li Roman vekiller, Roman vatandaşları temsil etmeleri noktasında neler yapıyorlar? Çalışmalarını ve Meclis&#8217;teki varlıklarını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77242 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg" alt="Ali Kenanoğlu" width="311" height="196" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu-640x403.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/ali-kenanoglu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 311px) 100vw, 311px" />Şu an TBMM’nin 27. Döneminde AKP ve CHP’den birer vekilin Romanlar adına temsiliyeti bulunuyor. Romanlar, Türkiye’de hak mahrumiyeti yaşayan en dezavantajlı gruplardan biri. Yıllardır acil çözüm bekleyen onlarca sorunu var. Normal şartlarda Mecliste bu sorunların çözüme kavuşturulması gereken mercidir. Ama ne yazık ki bırakın Romanların sorunlarına çözüm üretilmesini, Meclis’te görev yapan iki Roman vekilden ve Roman halkından özür dileyerek ve üzülerek belirtmeliyim ki bu iki vekilin birbiriyle çatıştırılması üzerinden bir “horoz dövüşü” bizlere izlettiriliyor.</span></p>
<p><b>TBMM’de 2022 Yılı Bütçe Görüşmeleri gerçekleşti. Bütçede Romanlara nasıl yer verildi</b><span style="font-weight: 400;">? </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">6 Aralık 2021 tarihinde başlayıp 17 Aralık 2021’de sona eren 2022 Meclis bütçe görüşmelerinde; “Romanların adı yok” desek yanlış olmaz. 582 vekilden sadece 7 vekil Romanlar hakkında cümle kurdu. Bunların üçü partimiz HDP vekilleri tarafından Romanların haklarının savunusu üzerine oldu. Önce de değindiğimiz gibi her yıl olduğu gibi bu yılda AKP-CHP Roman vekillerin sözlü çatıştırılması dışında Romanların sorunlarının ciddi bir şekilde Meclis bütçe görüşmelerinde dile getirildiğini söylemek pek mümkün değildir. Vekiller kürsü konuşmalarında Roman bile demedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Sıfır Ayrımcılık Derneği’nin ve Hacer Foggo’nun Çalışmalarından Faydalanıyoruz&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman odaklı çalışan sivil toplum örgütleriyle diyaloğunuz nasıl? Roman toplumunun sorunlarını dile getirmeniz noktasında size yol gösterici oluyorlar mı? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman toplumunun sorunlarına çözüm üretmek adına Türkiye’de faaliyet gösteren birçok dernek ve federasyon yapıları olduğunu biliyoruz. Bir kısmı ile elbette diyalog halindeyiz ve onlardan edindiğimiz verilerle sorunların çözümü noktasında çalışmalarımızda faydalanabiliyoruz. Bunların dışında özellikle Romanlar hakkında nitelikli çalışmaları bulunan ‘Sıfır Ayrımcılık Derneği’ ile de görüşmelerimiz olmakta ve çalışmalarından faydalanıyoruz. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Ayrıca bireysel olarak Romanlarla çalışan aktivistlerle de diyalog halindeyiz. Aynı zamanda Hemşehrim olan Hacer Faggo’nun çalışmalarından faydalandığımızı da belirtmek isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların Yaşadığı Hayat Hiç de Eğlenceli Değil&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanların en kritik ve acilen çözüm bekleyen sorunları neler? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emir Kusturica&#8217;nın yönettiği “Çingeneler zamanı” kült bir film. 90’lı yıllarda gösterime girdiğinde Dünya’da Çingenelerin/Romanların varlığının bu derece çarpıcı bir şekilde işlenmesi birçok kesimde şok etkisi yapmıştır. Romanların tanınırlığı Türkiye’de ise dizilerde veya filmlerde oynatılan daha çok eğlenceli karakterlerle karşımıza çıkıyor. Ancak ironik olan şudur ki Romanların yaşadığı hayat hiç de eğlenceli değil.   </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman nüfusunun ne kadar olduğu bilinmiyor. Etnisite veya inanç temelli nüfus sayımı yapılmadığı için bu alanda çalışan kuruluşların tahmini rakamlarına göre 3 milyon ile 5 milyon arasında bir nüfus olabileceği telaffuz ediliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Domlar, Lomlar, Çingeneler gibi adlar ile anılan Romanlar, çoğu meslekleriyle tanımlanan birçok alt-grup (müzisyenler, sepetçiler, kalaycılar, bohçacılar, hamamcılar, hamallar, arabacılar vb.) ile de adlandırılıyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların çoğunluğu kendini Sünni Müslüman olarak tanımlar, ancak özellikle ülkenin doğu kentlerinde ve İstanbul’un varoşlarında yaşayan göçmen ya da yerleşik pek çok Alevi Roman var. Belirli mahallelerde otururlar, sosyal ve ekonomik açıdan ayrımcılığa maruz kalıyorlar ve Türkiye toplumunun genelinden ayrılmış durumdalar. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların En Temel Sorunu Barınma ve İstihdam&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77243" aria-describedby="caption-attachment-77243" style="width: 406px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77243" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="406" height="270" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 406px) 100vw, 406px" /><figcaption id="caption-attachment-77243" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">“Romanlar vur patlasın çal oynasın yaşıyorlar” yakıştırmasının hiçbir karşılığı yoktur. Roman toplumunun sorunlarıyla yüzleşmek ve yıllardır uğradıkları ayrımcılığı sonlandırmak bu ülkede demokratım diyen herkesin önceliği olmalı.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların en temel sorunlarının başında bence barınma ve istihdam sorunu yer alıyor. Bununla birlikte eğitim ve ayrımcılık gibi başat sorunları bütün can yakıcılığı ile çözüm bekleyen konular arasında yer alıyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlar, Her An Evsiz Kalma Riskiyle Karşı Karşıya&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, tavanı, duvarı olmayan barakalarda, derme çatma karavanlarda hayat sürüyor, tuvaleti olmayan onlarca ev var. Kentsel dönüşümün uğradığı mahallelerde ilk mağduriyete uğrayan Romanlardır. Romanlar, her an evsiz kalma riskiyle karşı karşıya. Altyapı yetersizliğinden kaynaklanan lağım patlamaları, çöplerin haftada bir toplanması, içme suyu sorunları derken Romanlar, hayal ettiği barınma koşullarına kavuşmaktan çok uzak. Üç haftada bir yer değiştirmek zorunda kalan Romanlar var, çünkü yerleşmeleri için kendilerine ayrılmış bir mekân bile yok.</span></p>
<h5><b>&#8216;Romanların %97’si Kayıt Dışı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Avrupa Birliği temel haklar ajansının raporuna göre Romanların yüzde 80&#8217;i yoksulluk riski ile karşı karşıya. Roman mahalleleri açlıkla mücadele etmektedir. Romanların %97’si kayıt dışı. Romanların yoksulluğu istihdam edilemeyişleri ile doğrudan bağlantılı. Kâğıt ve hurda toplayıcılığı dışında iş imkânı bulamayan Romanlar, yoksulluk sınırının altında kalan çok cüzi kazançlarla ev geçindirmek zorunda kalıyor. Yetişkinlerin çoğu düzenli bir işte çalışamıyor. Türkiye’de Romanlar kayıt dışı istihdama mahkûm edilmiş, günlük kazançlı güvensiz işlerde çalışmak zorunda bırakılmışlardır. </span></p>
<h5><b>&#8216;Pandemi Döneminde 200’den Fazla Roman Müzisyen İntihar Etti&#8217;</b></h5>
<p><b>Özellikle pandemi süreci, Romanların yaşadığı eşitsizliği tüm yönleriyle gün yüzüne çıkardı? Yaşanan ayrımcılıkları nasıl yorumluyorsunuz? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Birçok alanı olumsuz etkileyen pandemi sürecinde Romanlar, herkesten daha çok dezavantajlı konuma düştüler. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Normal zamanlarda bile haklarına erişemeyen Romanlar, koronavirüsün dünyayı sardığı böyle olağanüstü dönemde daha derin bir ayrımcılıkla karşı karşıya kalmışlardır. Pandemi döneminde 200’den fazla Roman müzisyen intihar etti.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;"> “Romanlar zaten virüslü!” denilerek bazı mahallelerin ilaçlanmadığı şeklinde duyumlar aldık. Özellikle İstanbul’un bazı ilçelerinde göçmenlerin yanı sıra, kâğıt toplayıcı Romanların arabalarına el konuldu ve cezalar yazıldı. Sosyal yardımların en az ulaştığı yerlerde virüs ve açlıkla baş başa kaldılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Oturdukları yerlerin koşulları gereğince hijyen sorunu yaşayan Romanlar şüphesiz bu süreçte virüse karşı savunmasız kaldılar. Pandemi sürecinde yapılan uzaktan eğitimin koşullarına sahip olamayan, yani evlerinde internet, telefon, bilgisayar, TV olmayan Roman çocuklarının neredeyse hiçbiri bu süreçten faydalanamadılar ve eğitim alamadılar.  </span></p>
<h5><b>&#8216;Eğitim Roman Çocukları İçin Lüks&#8217;</b></h5>
<p><b>Roman çocukların eğitime erişimleri noktasında nasıl sorunlar var. Sistemin ve eğitimcilerin Roman çocuklara bakışını nasıl değerlendiriyorsunuz? </b></p>
<figure id="attachment_77244" aria-describedby="caption-attachment-77244" style="width: 378px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77244" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg" alt="romanlar" width="378" height="280" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar-640x474.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlar.jpg 681w" sizes="auto, (max-width: 378px) 100vw, 378px" /><figcaption id="caption-attachment-77244" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanların barınma ve istihdam sorunu ekonomik zorluklarla birlikte çocukların eğitimini önemli derecede etkiliyor. Giyim kuşam, beslenme, kırtasiye derken ortaya çıkan eğitim masrafları, aileleri müthiş bir açmaza sürüklüyor. Eğitim Roman çocukları için lüks sayılabilecek uzak bir hayaldir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Geçim sıkıntısı en çok çocuklarının eğitimini sekteye uğratıyor. Dolayısıyla çocukların yüzde 50’si okula erişemeden erkenden ‘işçi’ olarak hayat atılmak zorunda kalıyor. Çocukların okul sonrası ödevlerini yapacak ortam bulamaması veya okulda karşılaştıkları ayrımcı muameleler bir yana, sağlıklı çocuklara verilen </span>zihinsel engelli<span style="font-weight: 400;"> raporlarıyla çocuklar rehabilitasyon merkezlerine yönlendiriliyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Roman Çocukları Sokaktan Kurtarılmalı&#8217;</b><b></b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman çocuklarının mahalle okullarında yer almasını istemeyen okul idarecileri sağlıklı Roman çocuklarına ‘Zihinsel Engelli’ raporu düzenlettiriyor ve bu çocukları mahalle okullarına almıyorlar. Aileler ise ekonomik sıkıntı içerisinde barınırken bu duruma tamam diyor ve rehabilitasyon merkezlerine çocuklarını gönderip oralarda verilen maddi desteklere razı oluyorlar.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar derin yoksullukla mücadele ediyorlar. Dağıtılan erzaklara muhtaç durumdalar. Öncelikle çocuklar için acilen kreşler açılmalıdır. Baba hurdaya, anne çiçek satmaya gittiği için çocuk sokakta risk altında kalıyor. Roman çocukları sokaktan kurtarılmalı. Derhal yeterli beslenme ihtiyaçları giderilmelidir. </span></p>
<h5><b>&#8216;Sivil Toplum Kuruluşları Değerli Çalışmalar Yapıyor&#8217;</b></h5>
<p><b>Sizce Türkiye’de sivil toplum dünyası Romanların sorunlarıyla ilgili yeterli çalışmalar yapıyor mu? </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bütün sivil toplum örgütlerinin Romanların sorunları ile ilgili çalışmalarını takip etmek mümkün olmuyor. Dolayısıyla değerlendirmemiz sübjektif olma riski taşıyor. Yine de ilişkide olduğumuz ve takip edebildiğimiz sivil toplum kuruluşları çok değerli çalışmalar yapıyorlar. Ancak, Romanların sorunları tespit etmek tek başına yeterli görülemeyeceği gibi taleplerinin görünür kılınması bir adımdır ama aslolan çözüme yönelik somut adımlar yaratabilmektir. Bu sadece sivil toplumun değil, biz siyasetçilerinde öncelikli görevlerinden biri olmalı. </span></p>
<h5><b>&#8216;Romanlardan Bir Milletvekili Seçilebilmesi 92 Yılı Buldu&#8217;</b></h5>
<p><b>Romanlar, Türkiye’nin en dezavantajlı ve kırılgan grupları arasında yer alıyor. Bu durumun en aza indirilmesi için neler yapılmalı? Parti olarak nasıl çözüm önerileri sunuyorsunuz?  </b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye siyasi tarihine bakıldığında, Romanların daha çok seçim zamanlarında hatırlandığını ve pazarlıklar yapıldığını biliyoruz. Romanlardan bir milletvekili seçilebilmesi 92 yılı bulmuştur. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar, Türkiye’de yaşanmakta olan bölgesel eşitsizliği, daha lokal biçimde ve daha katmerli yaşayan toplulukların başında geliyor. Bu eşitsizlik hepimizin derdi olmalıdır. Romanların temel hak ve hizmetlere diğer vatandaşlarla eşit erişiminin sağlanması amacıyla, </span>ayrımcılığa<span style="font-weight: 400;"> sebebiyet veren kanunların acilen yürürlükten kaldıracak politikalar geliştirilmeli ve yasal güvenceler sağlanmalıdır. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de mevcut azınlıkların varlığını yansıtmak, tüm etnik, dini ve dilsel azınlıkları resmi olarak tanımak ve onlara Türkiye’nin taraf olduğu uluslararası insan hakları belgelerince güvence altına alınan destek ve korumayı sağlamak amacıyla resmi azınlık politikasında reform yapılmalıdır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Romanlar eğitim, istihdam, barınma, sağlık ve sosyal hizmetler alanındaki en temel haklara erişemediği gibi saydığımız tüm alanlarda şiddetli ayrımcılığa uğruyor.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Topluma dâhil etme sürecinin bir parçası olarak, Romanlarla Roman olmayanların durumlarını; eğitim, istihdam, barınma, sağlık, sosyal hizmetler ve adalete erişim gibi alanlarda karşılaştıran </span>istatistiki veri eksikliği giderilmeli.</p>
<h5><b>&#8216;</b><b>Romanların Sorunlarına Odaklanmak Partimizin Politikaları Arasında&#8217;</b></h5>
<figure id="attachment_77245" aria-describedby="caption-attachment-77245" style="width: 391px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-77245" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg" alt="romanların sorunları" width="391" height="260" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1-640x426.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/romanlarin-sorunlari-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 391px) 100vw, 391px" /><figcaption id="caption-attachment-77245" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Hemra Nida</figcaption></figure>
<p><span style="font-weight: 400;">İkinci Dünya Savaşı’nda Naziler tarafından soykırıma uğratılarak katledilen ve sayısı tam olarak bilinmeyen yüz binlerce Roman’ın anısını yaşatmak adına 8 Nisan Dünya Romanlar Günü olarak kabul edildi. O günden bu yana halen dünyada en çok ayrımcılığa maruz kalan halklardan biri olan Romanların sorunlarına odaklanmak partimizin de politikaları arasındadır.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Dünyanın birçok ülkesinde baskı altında yaşam mücadelesi veren Romanlar, Türkiye’de de ırkçı saldırılara uğruyor, kamusal alanlarda ötekileştiriliyor ve bitmeyen yoksullukla yüz yüze bırakılıyorlar. Türkiye’de Roman yurttaşların eşit yurttaşlık temelindeki hak mücadelelerinin bizlerin de mücadelesi olduğunu bir kez daha vurgulamak isterim.</span></p>
<h5><b>&#8216;Ayrımcılığın Olmadığı Ortak Bir Vatanı Var Etmek&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Roman romantizmi yapmanın kimseye faydası yoktur. Birlikte yaşadığımız tüm halklar ve inanç grupları için olduğu gibi; eşit koşullarda ve eşit haklarla bir arada yaşamak için Romanlarla dayanışma içinde olduğumuzu söylüyoruz.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Türkiye’de Roman vatandaşların karşı karşıya kaldığı dışlanma, ötekileştirme sorunları çok ciddi boyuttadır. Çok çok önce çözülmesi gereken ve dünyada birçok ülkede aşılmış olan bu sorunun ülkemizde hala aşılmamış olması, ayrımcılığın devam ediyor olması bizi en çok rahatsız eden konulardan biridir. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Partimizin yaklaşımı; eşit yurttaşlık temelinde demokratik cumhuriyette, ayrımcılığın olmadığı ortak bir vatanı var etmek ve farklılıkların bir arada yaşama iradesinin yaşam bulmasıdır.  </span></p>
<p><em>Kapak Görseli: RODA</em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/28/2022-meclis-butce-gorusmelerinde-romanlarin-adi-yok/">&#8216;2022 Meclis Bütçe Görüşmelerinde Romanların Adı Yok’ </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>&#8216;9 Yıl Babamın Cinsel İstismarına Uğradım;&#8217;  Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/9-yil-babamin-cinsel-istismarina-ugradim-verilen-hapis-cezasina-ragmen-sanik-tutuklu-degil/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Tue, 07 Dec 2021 13:48:00 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Hukuk]]></category>
		<category><![CDATA[BİMER]]></category>
		<category><![CDATA[CİMER]]></category>
		<category><![CDATA[Cinsel İstismar]]></category>
		<category><![CDATA[Erkek Şiddeti]]></category>
		<category><![CDATA[hukuk mücadelesi]]></category>
		<category><![CDATA[yargı]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76216</guid>

					<description><![CDATA[<p>8 yaşından 17 yaşına kadar öz babası tarafından cinsel istismara maruz kalan A.A, yıllardır hukuk mücadelesi veriyor. Uzun bir terapi sürecinden sonra babasına dava açmaya karar veren A.A, 'Ben 9 yıl öz babamın cinsel istismarına uğradım; yasalar ona 13 yıl ceza verdi. Şimdi o elini kolunu sallayarak geziyor.' diyerek yetkililere seslendi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/9-yil-babamin-cinsel-istismarina-ugradim-verilen-hapis-cezasina-ragmen-sanik-tutuklu-degil/">&#8216;9 Yıl Babamın Cinsel İstismarına Uğradım;&#8217; &lt;br&gt; Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Bianet</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">in </span><span style="font-weight: 400;">‘</span><span style="font-weight: 400;">Erkek Şiddeti Çetelesi</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">ne göre, 2021 yılının ilk on ayında en az 160 çocuk, erkeklerin cinsel istismarına uğradı. Okuyacağınız bu haberde yıllar önce istismara uğrayan bir kız çocuğunun yıllar sonra verdiği hukuk mücadelesi anlatacağız. Dileriz adalet daha fazla geç gelmez!</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Uşak</span><span style="font-weight: 400;">’</span><span style="font-weight: 400;">ta, 8 yaşından 17 yaşına kadar öz babası tarafından cinsel istismara maruz kalan A.A, aldığı terapiler neticesinde cesaretini toplayarak 26 yaşında dava açmaya karar veriyor. Mayıs 2016 yılından beri adaletin tecelli etmesini bekleyen A.A. ile istinaf sürecini tamamlayan ve yargıtay aşmasında olan dava sürecini ve bu süreçte verdiği mücadeleyi konuştuk. </span></p>
<h5><b>&#8216;Annem İnanmadı, Beni Tehdit Etti&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Dava açmaya karar verme sürecinin hiç kolay olmadığını belirten A.A yaşadıklarını şöyle anlattı: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“9 yıl boyunca babamın cinsel istismarına maruz kaldım ve bu süre boyunca öz annem dahil kimse bana inanmadı. Annem , ‘Şikayetçi olursan bize kim bakacak karnımızı kim doyuracak?’ ‘Kızlığın mı bozuldu, gebe mi kaldın sanki, ne var bunda bu kadar büyütülecek?&#8217; gibi sözlerle bana inanmadığı gibi şikayetçi olursam iftira attığımı, başkasıyla birlikte olduğumu ve babama iftira attığımı söylemekle tehdit etti. Sadece erkek kardeşim benim yanımda oldu hep, çünkü o zaten yaşadıklarıma şahitti. Mahkemede de birinci derece görgü şahidi oldu.”</span></p>
<figure id="attachment_76654" aria-describedby="caption-attachment-76654" style="width: 335px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76654" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sendika-org-arsivi.jpg" alt="Sendika.org Arşivi" width="335" height="251" /><figcaption id="caption-attachment-76654" class="wp-caption-text">Sendika.org Arşivi</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Uzun Bir terapi Sürecinden Sonra Dava Açmaya Karar Verdim&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">19 yaşına geldiğinde evlenerek baba evinden ayrılan A.A, “Yaşadığım istismarı hiç unutamadım. Evliliğimde de sorunlar yaşamaya başladım. Eşime karşı sürekli agresif tavırlar içindeydim. 2 kız çocuğu sahibi olduktan sonra kaygılarım iyice arttı ve eşimin de desteğiyle psikoloğa gitmeye karar verdim. Eşim yaşadıklarımı ve annem dahil kimse tarafından destek görmediğimi biliyordu. Uzun bir terapi sürecinden sonra dava açmaya karar verdim.” dedi.</span></p>
<h5><b>&#8216;İddianamenin Hazırlanması 20 Ay Sürdü&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">A.A, Mayıs 2016’da Uşak Cumhuriyet Başsavcılığı&#8217;na suç duyurusunda bulunduktan 1 ay sonra babası tutuklanıyor. Babasının 6 ay tutuklu kaldıktan sonra denetimli serbestlik yasalarından faydalandığını belirten A.A şöyle devam etti: </span><span style="font-weight: 400;">“Her ne kadar suçu işlediğine dair deliller güçlü olsa da, ‘Hüküm yememiş birisini daha fazla hürriyetinden yoksun bırakamayız’ diye tahliye ettiler. İddianamenin hazırlanması 20 ay sürdü. Yine benim mücadelem sayesinde bu kadar sürdü diyebilirim. Gecikmeden dolayı BİMER&#8217;e ve CİMER&#8217;e şikayetlerde bulundum ama her defasında ‘Yargı bağımsızdır, bizim herhangi bir yaptırımımız olamaz’ şeklinde dönüş yapıldı.”</span></p>
<figure id="attachment_76655" aria-describedby="caption-attachment-76655" style="width: 357px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76655" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/gulnaz-bingol.jpg" alt="Fotoğraf: Gülnaz Bingöl" width="357" height="238" /><figcaption id="caption-attachment-76655" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Gülnaz Bingöl</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Sesimi Duyurmak İçin Gazeteci Melis Alphan’a Ulaştım&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ülkemizde hukukun gerçekten yavaş işlediğine şahit oldum. Baktım beklemekle olmuyor; sesimi duyurmak için sosyal medya üzerinden gazeteci Melis Alphan’a ulaştım. O dönem Hürriyet gazetesinde olan Melih Alphan bir cumartesi günü benim haberimi yaptı. Haberin gündem olmasıyla birlikte 1 gün sonra pazar günü resmi tatil olmasına rağmen Uşak Adliyesi&#8217;nden arandım. CİMER başvurumun incelendiğini ve iddianamenin hazırlandığı bilgisi verildi. Hemen sonraki gün de Nisan 2018’e dava günü verildi. Sonra hemen Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı konuya müdahil oldu. Fakat çok bir katkısı olmadı. Bu süreçte birçok kadın sivil toplum örgütü davayı yakından takip etti. </span><span style="font-weight: 400;">Dava iki duruşma olarak görüldü. Nisan 2018’deki ilk duruşmada 13 yıl 6 ay hapis cezası verildi. Fakat ‘hürriyetinden yoksun bırakmaktan’ beraat verildi. Hürriyetimden yoksun bırakmamış, aynı mülkü kullandığımız için herhangi bir yere kaçırıp, kapatmadığı için ‘hürriyetinden yoksun bırakmaya’ girmiyormuş. Bu durumdan faydalanmış. Cinsel istismar suçundan ise olayın işlendiği tarih baz alınarak o dönemin yasalarına göre en üst sınırdan ceza verildi. Biz karara itiraz ettik; 2 yıldan fazla istinaf mahkemesi sürdükten sonra Ekim 2021’de karar çıktı.&#8221;</span></p>
<h5><b>&#8216;Yasalar Böyle Olmamalı, Aklım Almıyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“‘Hürriyetinden yoksun bırakmaya’ itiraz etmiştik, ‘Hürriyetinden yoksun bırakmamıştır, aynı mülkü kullanmıştır’ diyerek kabul edilmedi. Ben burada şunu anlamıyorum: Adam zaten aynı evde istediğini yapıyor, neden beni kaçırmak istesin ve başını belaya soksun ki? Üstelik benim kapıları kilitlediğim ve anahtarı bulup kapıların kilitlerini söktüğü davada yer almasına rağmen itirazımız reddedildi. Benim kendime oluşturduğum güvenli alanı ihlal etmesi de hürriyetten yoksun bırakmak değil mi?”</span></p>
<figure id="attachment_76656" aria-describedby="caption-attachment-76656" style="width: 307px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76656" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/serra-akcan.jpg" alt="Fotoğraf: Serra Akcan" width="307" height="205" /><figcaption id="caption-attachment-76656" class="wp-caption-text">Fotoğraf: Serra Akcan</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Ona Bu Gücü Yasaları Uygulamayanlar Veriyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“İkinci anlamadığım konu ise o zamanki yasalara göre ceza veriliyor. O dönem cezalar caydırıcı değildi demek ki şimdi cezalar artırıldı. Neden günümüze göre ceza verilmiyor. Böyle bir yasa olamaz, aklım almıyor. Hem yerel mahkeme hem de istinaf tarafından bana ‘evet sen haklısın, evet bu suçu işlemiştir, şüphemiz yoktur’ yanıtı verilmesine rağmen neden tutuklanmıyor? Ben 9 yıl öz babamın cinsel istismarına uğradım yasalar, 13 yıl ceza verdi. Şimdi o elini kolunu sallayarak geziyor. Nerede düğün dernek var hep orada. Herkese de ‘Ben suçlu olsam burada ne işim var?’ diyerek kendisine iftira attığımı söylüyormuş. Hala beni bu şekilde bile rahatsız etmeye çalışıyor. Ona bu gücü yasaları uygulamayanlar veriyor.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Bu Korkunç Şeyi Yaşayan Kim Bilir Kaç Çocuk Var?&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Ben davayı açtığımda o evden ayrılmıştım ve istismar son bulmuştu ama benim gibi bu korkunç şeyi yaşayan kim bilir kaç tane çocuk var. Ve maalesef seslerini çıkaramıyorlar. Çünkü korkutuluyor ve susturuluyorlar. Hatta en yakınları tarafından susturuluyorlar. Benim annelik yanım ağır bastı ve şikayetçi oldum ama her anne benim gibi değil.”</span></p>
<figure id="attachment_76658" aria-describedby="caption-attachment-76658" style="width: 275px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76658" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sumeyye-kahraman-640x853.jpeg" alt="Sümeyye Kahraman | A.A’nın avukatı " width="275" height="366" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sumeyye-kahraman-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/sumeyye-kahraman.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 275px) 100vw, 275px" /><figcaption id="caption-attachment-76658" class="wp-caption-text">Sümeyye Kahraman | A.A’nın avukatı</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2016’da açılan davanın en başından beri A.A’nın avukatlığını yapan Sümeyye Kahraman dava açıldıktan sonraki süreci şöyle özetledi: </span><span style="font-weight: 400;">“Yerel Mahkeme tarafından sanık hakkında 13 yıl 6 ay cezalandırma kararı verilmişti. Biz verilen cezanın az olması sebebiyle itiraz ettik. Karşı tarafın avukatı da cezanın azaltılması ve beraat yönünde talepte bulunmuştu. Bölge Adliye Mahkemesi de cezayı onadı, şu an 13 yıl 6 ay hapis cezası var. İki tarafta temyiz isteminde bulunduğu için dosya şu an Yargıtay aşamasında. Yargıtay’dan olumsuz bir karar çıkacağını ummuyoruz. Zaten dava açıldıktan sonra 20 ay iddianamenin hazırlanmasını bekledik. Sonra yerel mahkeme aşamasında karar çıktıktan sonra istinaf aşamasında 3 yıl bekledi dosya. 11 Ekim 2021’de karar çıktı ve şimdi de Yargıtay aşaması derken bu süreç çok uzadı. Verilen hapis cezasına rağmen sanık tutuklu değil. Dışarda istediği gibi dolaşıyor olması müvekkilimi tedirgin ediyor.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Cinsel Suç Davaları Daha Hızlı Sonuçlanmalı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Çok uzun yargılama süreçlerini adalet sağlanmış olsa bile ‘geç gelen bir adalet’ olduğuna dikkat çeken avukat Sümeyye Kahraman, “Türkiye’de müvekkilim gibi bir çok kadın, mağdur. Çünkü yargılama süreci hem çok yavaş işliyor hem de çok uzun sürüyor. Bu kadar uzun sürmesi mağduriyeti daha da artırıyor. Cinsel suç davaları daha hızlı sonuçlanmalı. Bu tarz dosyalarda dava sürecinin hızlanması için çalışma yapılmalı. Hapis cezası olmasına rağmen sanık dışarıda dolaşıyor. Sonuçta bunu kızına yapan başka kadınlara neler yapar kim bilir?” dedi. </span></p>
<figure id="attachment_76657" aria-describedby="caption-attachment-76657" style="width: 253px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76657" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/canan-tekin-cekicc-640x853.jpeg" alt="Canan Tekin Çekiç | Avukat " width="253" height="337" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/canan-tekin-cekicc-640x853.jpeg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/canan-tekin-cekicc.jpeg 768w" sizes="auto, (max-width: 253px) 100vw, 253px" /><figcaption id="caption-attachment-76657" class="wp-caption-text">Canan Tekin Çekiç | Avukat</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Hukukta Tutukluluk Tedbirdir&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">UCİM Saadet Öğretmen Çocuk İstismarı İle Mücadele Derneği avukatlarından Canan Tekin Çekiç, A.A’nın yaşadığı dava sürecine dair değerlendirmelerde bulundu. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Cinsel istismar davalarında, istismarın devam etmemesi için verilen hükümle birlikte tutukluluğun devam etmesini vicdanen istediklerini belirten avukat Canan Tekin Çekiç, “Şu an tahliye olması bu cezayı çekmeyeceği anlamına gelmiyor. Hukukta tutukluluk bir tedbirdir. Bu tedbir tanığın kaçma şüphesi varsa, yerleşik bir ikamet sahibi değilse, delilleri karartma gibi bir şüphesi varsa mahkemeler tutukluluk tedbirine başvurabilirler. Yargıtay da istinaf gibi karar verir ve bu hükmü onaylarsa sanık cezasını çekecek” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu tarz davalarda Yargıtay büyük oranda üst mahkemelerin gördüğü, istinafın verdiği kararı onadığına vurgu yapan Tekin Çekiç, “Karar ancak dosyada ilk incelemeleri yapan yerel mahkemenin gözünden kaçan ve dosyanın seyrini değiştirecek çok önemli bir eksiklik tespit ederlerse ancak bozulur. Böyle olsa bile beraat gibi bir sonuç çıkmaz, eksikliğin giderilerek dosyanın devamına karar verilir” şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>&#8216;Tutuksuz Yargılanan Sanıklar, Dışarıda Olduğu İçin </b><span style="font-weight: 400;">‘</span><b>Suçsuzum</b><span style="font-weight: 400;">’ </span><b>İmajı Yaratmaya Çalışır&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Cinsel istismar davalarında tutuksuz yargılanan sanıklar genelde, dışarda olduğu için ‘suçsuzum’ imajını yaratmaya çalışır” diyen avukat Tekin Çekiç şöyle devam etti: “Mahalle halkı ‘tutukluluk nedir?’ tam olarak bilmediği için, sanıklar bu yönde bir imaj takınabiliyor ama bu durum suçsuz oluğu veya cezasını çekmeyeceği anlamına asla gelmiyor. </span></p>
<h5><b>&#8216;Rehabilitasyon Desteği Şart&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Biz bu süreçte STK olarak mağdur olan kişilere bu süreçle baş edebilmeleri için manevi gücü, desteği vermeye devam ediyoruz. Rehabilitasyon desteği bu süreçte çok önemli. Bu dava sürecinde de mağdur olan arkadaşımızın bu rehabilitasyon desteğini almasını hukuka erişim kadar önemli olduğuna inanıyoruz. Davanın sonucu ne çıkarsa çıksın kişinin hayatına devam edebilmesi için rehabilitasyon desteği şart” açıklamalarında bulundu. </span></p>
<p><em><b>Fotoğrafı: Hale Güzin Kızılaslan</b></em></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/07/9-yil-babamin-cinsel-istismarina-ugradim-verilen-hapis-cezasina-ragmen-sanik-tutuklu-degil/">&#8216;9 Yıl Babamın Cinsel İstismarına Uğradım;&#8217; &lt;br&gt; Verilen Hapis Cezasına Rağmen Sanık Tutuklu Değil</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALIKEV, Young Artist Fund Exhibition: ‘We Will Build a Free World Together with Youth’</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/alikev-young-artist-fund-exhibition-we-will-build-a-free-world-together-with-youth/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2021 16:25:41 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78686</guid>

					<description><![CDATA[<p>Emel Korkmaz, Chairman of the Board of ALIKEV, who defines herself as the Mother Emel of all children, participated in the ‘Genç Sanatçı Fonu Sergisi’ (Young Artist Fund Exhibition) organized with the theme of ‘Making Peace with the City’. Inviting young people to visit the exhibition to witness what they can achieve when given the opportunity, Mother Emel said, ‘Young people are our future, we must protect our future. With the scholarships we give to our children, they will have a profession and first of all, they will be beneficial individuals to themselves and the society, I have no doubt about that.’</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/alikev-young-artist-fund-exhibition-we-will-build-a-free-world-together-with-youth/">ALIKEV, Young Artist Fund Exhibition: ‘We Will Build a Free World Together with Youth’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">The Young Artist Fund Exhibition</span><span style="font-weight: 400;">,</span><span style="font-weight: 400;"> organized by the Ali İsmail Korkmaz Foundation (ALIKEV) to support the project ideas and dreams of young artists and to open up more space for art and young people, was opened on November 27 at GaleriBu. The exhibition, organized with the theme of ‘Making Peace with the City’ this year, features the works of 11 young artists.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The exhibition, which includes works from different branches of art such as photography, oil painting, short films, and documentaries, awaits its visitors at GaleriBu in Galata until December11.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We talked to ALIKEV Chairman of the Board of Directors Emel Korkmaz and ALIKEV General Coordinator Deniz Umut Eker about the ALIKEV and Young Artist Fund Exhibition, the processes of fundraising in civil society, and the relationship between civil society and media.</span></p>
<p><b>Mother of All Children</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emel Korkmaz, Chairman of the Board of Directors of ALİKEV, describes herself as the mother of ‘Ali İsmail’ and the ‘Mother Emel’ of all children. Ali İsmail Korkmaz suffered a cerebral hemorrhage as a result of the blows he received on his head by the police and a group with sticks in an alley where he fled after the police intervention, during the Gezi Park protests in Eskişehir, and died as a result of his struggle for life in a coma for 38 days.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALIKEV (Ali İsmail Korkmaz Foundation) to realize the unfinished dreams of Ali İsmail Korkmaz, who has been striving to do work that has social sensitivity to himself, the youth and the society throughout his life, and his family and friends continue to provide scholarships to many students and contribute to their education.</span></p>
<p><b>‘Young People Will Build a Better Life for All of Us’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Feeling incredibly happy that they will support the youth with the income of the exhibition, Emel Korkmaz, Chairman of the Board of ALIKEV and mother of Ali İsmail Korkmaz, said the following about the exhibition: ‘The importance of this exhibition is very significant for us. Today, we have seen once again that if the young people are given the opportunity and the space, they will achieve great things and establish a better life for all of us. I invite everyone to visit the Young Artist Fund Exhibition and see for themselves what young people can do when we give them the opportunity.’</span></p>
<p><b>‘Young People Are Our Future’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emphasizing that they have inherited a legacy based on what her son Ali İsmail Korkmaz did, Mother Emel said, ‘The fact that our bright children are realizing their dreams in a foundation established in the name of Ali İsmail gives me strength. I would like to thank all our stakeholders who support our foundation. Young people are our future, we must protect our future. With the scholarships we give to our children, they will have a profession and will first be beneficial individuals to themselves and to the society, I have no doubt about that. But the country&#8217;s economy and conditions are getting worse day by day. For this reason, let&#8217;s not forget how difficult conditions students have to study. Let&#8217;s not forget and support our children&#8217;s education more.’</span></p>
<p><b>‘We Have So Many Children in Need’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mother Emel stated that as ALIKEV, they give scholarships to university students and high school students studying in Hatay. ‘Last year we had 234 students, this year we are planning to complete 300. Because we have a lot of children who really need it. I personally attend and see the scholarship interviews. We have children like diamonds who really want to study, and they cannot study because of financial difficulties. Now, house rents and road charges are very high all over Turkey. We know that if we do not provide support, those children will not be able to study. We have children who save their school money by working hard during the summer holidays. We try to support them as much as we can,’ she said.</span></p>
<p><b>‘The Majority of Our Scholarships Came from the Istanbul Marathon’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALIKEV was affected by the current changes as follows: ‘We were launching a donation campaign from the Istanbul Marathon every year. We provided scholarships to our children with the donations received. The majority of our scholarships came from the Istanbul Marathon. We regret that we are not able to give scholarships to more of our children. We still have not received a positive or negative response from the governor&#8217;s office. Why weren&#8217;t we allowed to participate in the Istanbul Marathon this year? We have no other purpose than to support our children, touch their lives and raise awareness. We are still hopeful, looking forward to the next marathons.’</span></p>
<p><b>‘Gezi Left Me with Its Pain’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Mother Emel, who sees herself as the mother of all children, expressed how she felt despite the years when Gezi was talked about: ‘They took my baby from us eight and a half years ago. Gezi left me with its pain. When travel is talked about, I think of the pain I went through. But on the other hand, the fact that people are as sensitive as people after all this time, that my baby is still remembered and not forgotten, keeps me alive and makes me strong. My Ali İsmail is gone, but he left something, he touched people&#8217;s hearts and left. In that process, we formed a bond with the families of our children who were cut off from life, like my Ali İsmail, and that bond has never been broken.’</span></p>
<p><b>‘The Main Theme of the Exhibition “Peace” Is Ali İsmail Korkmaz&#8217;s Story’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Deniz Umut Eker, General Coordinator of ALIKEV, spoke as follows about the Young Artist Fund exhibition: ‘When it started in 2019, the theme was “Peace”. We will continue to keep “Peace” as the main theme and to deal with different concepts together with “Peace” in sub-titles. In this context, it should be reminded that the foundation&#8217;s emergence is the story of Ali İsmail Korkmaz, who passed away after his right to life was taken away while exercising his right to freedom of expression in a city and youth movement. We are witnessing changing and transforming living spaces as in the Taksim Gezi Park Resistance period. The continuation of this transformation during the pandemic period pushed us to work on the theme of “Making Peace with the City”. We believe that all living things in the city, with their own identities and places, are the subject of this peace.’</span></p>
<p><b>‘We Organized This Exhibition with Our Own Resources and In-kind Supports’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pointing out that they did not aim to generate an income with the Young Artist Fund exhibition, Eker said, ‘We organized this exhibition entirely with our own resources and in-kind support. But in this field, our door is always open to institutions and individuals who want to support us, whether with their experience or financially.’</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Stating that as ALIKEV, they have been trying to implement their activities through individual donations since the first day they were established, Eker said, ‘The number of our donors who support us throughout this process is increasing. We believe that both the story of the establishment and the mission and values that the foundation aims at have a counterpart in people.’</span></p>
<p><b>‘We Continued Scholarship Payments During the Pandemic’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALIKEV has supported students during the pandemic, Eker said, ‘Due to the uncertainty created by educational institutions starting distance education with the pandemic and university students being forced out of the dormitories and returning to their families, we have conveyed to the students who benefit from the scholarship fund that we will not seek the conditions for the continuity of the scholarship, such as participating in volunteering activities in a non-governmental organization and grade point average, during the pandemic. We continued to make scholarship payments without interruption. We moved our ongoing volunteer program in the field, Düş Elçileri Program (Dream Ambassadors Program), to digital for similar reasons. Again, we carried out our Young Artist Fund program, which we called during the pandemic period, entirely through digital tools.’</span></p>
<p><b>Why Didn&#8217;t ALIKEV Organize a Donation Campaign in the Istanbul Marathon?</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Explaining why they did not organize a donation campaign in the Istanbul Marathon, Eker continued as follows:</span></p>
<p><b>‘</b><span style="font-weight: 400;">Our fundraising permit application to the Hatay Governorship Provincial Civil Society Relations Directorate had not yet been finalized on the date of the marathon. That&#8217;s why we decided not to run a fundraiser during the marathon.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">As ALIKEV, we do not see the Istanbul Marathon as just a fundraising activity. The marathon process has been an event for us from the very beginning, where we came together with our volunteers and supporters, had the opportunity to work closely, and caught up with them.’</span></p>
<p><b>‘We Think It Is a Perception Management</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">On the other hand, Eker made statements about how the ‘Preventing the Proliferation of Financing Weapons of Mass Destruction’ and the ‘Law on Aid Collection’ numbered 2860, which was adopted in December 2020, affected the civil society world and ALIKEV as follows:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘With the amendments, the regulations regarding the aid collection processes, methods and notifications of associations and foundations and the sanctions against them have been increased. We think that even mentioning weapons of mass destruction and the concepts of association and foundation within the same law is a perception study. We see it as another negative thing that the objections and opinions of NGOs were not taken into account in a law change that concerns approximately 125 thousand organizations.’</span></p>
<p><b>Osman Kavala&#8217;s Trial Process on Civil Society</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘The trial process conducted through Osman Kavala and the stakeholders of the civil area is also used as a pressure tool on civil society. Because of this and similar pressures, unfortunately, censorship and self-censorship started to appear as a reflex within organizations. We may have to take these decisions in order to protect our institution and its stakeholders. I would like to express this as a self-criticism.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">With these changes and the perception that is being tried to be managed, the fact that civil society tries to act and find a way even in a narrowing space increases our hope for the future. We think that the fact that organizations carrying out rights-based activities, especially women&#8217;s and LGBTI+ organizations do not take a step back despite the increasing pressure on them, is a source of hope for other NGOs as well.’</span></p>
<p><b>Civil Society and Media Relationship</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Eker, who criticizes that NGOs do not find much space in traditional media channels, said, ‘When they find a place, they are mostly featured with service-based activities and due to legal events. We think that this is mostly related to the state of the traditional media and the understanding of news. The preparation of news content with a rights-based understanding will contribute to the clarity of the speech of the NGOs that are the subject of the news and to increase its impact.’</span></p>
<p><b>NGOs Media Visibility</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emphasizing that the media will be able to approach the civil society world with more interest by feeding and learning from each other correctly, Eker concluded her words as follows: ‘I observe that NGOs find more place for themselves in the relatively newly established media channels broadcasting on the internet. The formations of NGOs working in the field of media also have a positive contribution to this issue. At the same time, it is important for NGOs to increase their competence in using social media tools such as Podcasts, Instagram, and Twitter in terms of accelerating this transformation. Increasing the contribution of both sides towards this field will increase the visibility of NGOs in the media as we want.’</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/alikev-young-artist-fund-exhibition-we-will-build-a-free-world-together-with-youth/">ALIKEV, Young Artist Fund Exhibition: ‘We Will Build a Free World Together with Youth’</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>ALİKEV, Genç Sanatçı Fonu Sergisi:  &#8216;Özgür Dünyayı Gençlerle Birlikte Kuracağız&#8217;</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/alikev-genc-sanatci-fonu-sergisi-ozgur-dunyayi-genclerle-birlikte-kuracagiz/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Wed, 01 Dec 2021 13:50:19 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[ALİKEV]]></category>
		<category><![CDATA[Gençlik]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[Kültür - Sanat]]></category>
		<category><![CDATA[Ali İsmail Korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Emel Korkmaz]]></category>
		<category><![CDATA[Genç Sanatçı Fonu Sergisi]]></category>
		<category><![CDATA[Kentle Barışmak]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76481</guid>

					<description><![CDATA[<p>Kendisini tüm çocukların Emel Anne’si olarak tanımlayan ALİKEV Yönetim Kurulu Başkanı Emel Korkmaz, “Kentle Barışmak” temasıyla düzenlenen “Genç Sanatçı Fonu Sergisi”ne katıldı. Gençlere fırsat verildiğinde neler başarabileceklerine şahit olmak için sergiyi gezmeye davet eden Emel Anne, “Gençler bizim geleceğimiz, geleceğimize sahip çıkmalıyız. Çocuklarımıza verdiğimiz burslarla onlar meslek sahibi olup önce kendilerine beraberinde de topluma faydalı bireyler olacaklardır, buna hiç şüphem yok” dedi. </p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/alikev-genc-sanatci-fonu-sergisi-ozgur-dunyayi-genclerle-birlikte-kuracagiz/">ALİKEV, Genç Sanatçı Fonu Sergisi: &lt;br&gt; &#8216;Özgür Dünyayı Gençlerle Birlikte Kuracağız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Ali İsmail Korkmaz Vakfı’nın (ALİKEV), genç sanatçıların proje fikirlerini ve hayallerini desteklemek, sanata ve gençlere daha çok alan açabilmek için hayata geçirdiği <a href="https://alikev.org/2021/11/30/gsf_sergi_2021/">Genç Sanatçı Fonu Sergis</a>i’nin açılışı 27 Kasım’da GaleriBu’da gerçekleşti. Bu yıl “Kentle Barışmak” temasıyla düzenlenen sergide 11 genç sanatçının eseri yer alıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Fotoğraf, yağlı boya, kısa film, belgesel gibi farklı sanat dallarından eserlerinin yer aldığı sergi, Galata’da yer alan GaleriBu’da 11 Aralık tarihine kadar ziyaretçilerini bekliyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALİKEV Yönetim Kurulu Başkanı Emel Korkmaz ve ALİKEV Genel Koordinatörü Deniz Umut Eker ile </span><a href="https://alikev.org/"><span style="font-weight: 400;">ALİKEV </span></a><span style="font-weight: 400;">ve Genç Sanatçı Fonu Sergisi’ne dair, sivil toplumda kaynak yaratma süreçleri ile sivil toplum ve medya ilişkisini konuştuk. </span></p>
<h5><b><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76482 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-640x359.jpg" alt="Alikev" width="390" height="219" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 390px) 100vw, 390px" /></b></h5>
<p><b>Tüm Çocukların Emel Annesi</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALİKEV Yönetim Kurulu Başkanı Emel Korkmaz, kendisini “Ali İsmail”in annesi ve tüm çocukların “Emel Anne”si olarak tanımlıyor. Ali İsmail Korkmaz, Eskişehir’deki Gezi Parkı protestoları yürüyüşünde, polis müdahalesinin ardından kaçtığı bir ara sokakta polis ve eli sopalı bir grup tarafından başına aldığı darbeler sonucunda beyin kanaması geçirmiş ve 38 gün boyunca komada verdiği hayat mücadelesi sonucunda hayata veda etmişti. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Yaşamı boyunca kendine, geçlere ve topluma karşı duyarlı işler yapma gayreti içinde olan Ali İsmail Korkmaz’ın yarım kalan düşlerini gerçekleştirmek için ALİKEV’i (Ali İsmail Korkmaz Vakfı) kuran Emel Anne, ailesi ve dostları birçok öğrenciye burs vermeye ve eğitimlerine katkı sunmaya devam ediyor. </span></p>
<figure id="attachment_76483" aria-describedby="caption-attachment-76483" style="width: 347px" class="wp-caption alignright"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76483" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-emel-anne-640x468.jpg" alt="Emel Korkmaz | ALİKEV Yönetim Kurulu Başkanı" width="347" height="254" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-emel-anne-640x468.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-emel-anne.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 347px) 100vw, 347px" /><figcaption id="caption-attachment-76483" class="wp-caption-text">Emel Korkmaz | ALİKEV Yönetim Kurulu Başkanı</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Gençler, Hepimiz için Daha Güzel Bir Hayat Kuracaklar&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Serginin geliriyle gençlere destek olacakları için kendisini inanılmaz mutlu hisseden ALİKEV Yönetim Kurulu Başkanı ve Ali İsmail Korkmaz’ın annesi Emel Korkmaz sergiyle ilgili şunları söyledi: “Ali İsmail’in anısını yaşatmak, Ali İsmail’in düşlerindeki özgür dünyayı gençlerle birlikte kurmak için çıktığımız yolda, bu serginin önemi bizim için çok büyük. Bugün bir kere daha gördük ki gençlere fırsat verilir ve alan açılırsa çok güzel işler başaracaklar ve hepimiz için daha güzel bir hayat kuracaklar. Herkesi Genç Sanatçı Fonu Sergisi’ni ziyaret etmeye ve gençlere fırsat verdiğimizde neler yapabildiklerini kendi gözleriyle görmeye davet ediyorum.” </span></p>
<h5><b>&#8216;Gençler Bizim Geleceğimiz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Oğlu Ali İsmail Korkmaz’ın yaptıklarından yola çıkarak bir mirası devraldıklarına vurgu yapan Emel Anne, “Pırıl pırıl çocuklarımızın, Ali İsmail’in adına kurulan bir vakıfta hayallerini gerçekleştiriyor olması bana güç veriyor. Vakfımıza destek veren tüm paydaşlarımıza çok teşekkür ediyorum. Gençler bizim geleceğimiz, geleceğimize sahip çıkmalıyız. Çocuklarımıza verdiğimiz burslarla onlar meslek sahibi olup önce kendilerine beraberinde de topluma faydalı bireyler olacaklardır, buna hiç şüphem yok. Fakat ülke ekonomisi ve şartları her geçen gün daha kötüye gidiyor. Bu nedenle öğrencilerin ne kadar zor şartlarda okumak zorunda olduklarını unutmayalım. Unutmayalım ve çocuklarımızın eğitimi için daha çok destek olalım,” şeklinde konuştu. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76484 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-1-640x359.jpg" alt="Alikev Sergi" width="358" height="201" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-1-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 358px) 100vw, 358px" /></p>
<h5><b>&#8216;Gerçekten Çok Fazla İhtiyacı Olan Çocuğumuz Var&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">ALİKEV olarak üniversite öğrencilerine ve Hatay’da okuyan lise öğrencilerine burs verdiklerini belirten Emel Anne, “Geçen sene 234 öğrencimiz vardı, bu sene 300’e tamamlamayı düşünüyoruz. Çünkü gerçekten ihtiyaç sahibi çok çocuğumuz var. Burs görüşmelerine birebir ben katılıyorum ve görüyorum. Gerçekten okumayı isteyen pırlanta gibi çocuklarımız var ve maddi imkansızlıklar yüzünden okuyamıyorlar. Artık Türkiye’nin her yerinde ev kiraları ve yol ücretleri çok yüksek. Biliyoruz ki destek olmazsak o çocuklar okuyamayacak. Yaz tatillerini ağır işlerde çalışarak okul paralarını biriktiren çocuklarımız var. Elimizden geldiği kadar onlara destek olmaya çalışıyoruz,” şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>&#8216;Burslarımızın Büyük Çoğunluğu İstanbul Maratonu’ndan Geliyordu&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Sivil toplumu ilgilendiren yasalardaki değişikliklerin STK’leri etkilediğine değinen Emel Anne, mevcut değişikliklerden ALİKEV’in nasıl etkilendiğini şöyle özetledi: “Biz her sene İstanbul Maratonu’ndan bağış kampanyası açıyorduk. Gelen bağışlarla çocuklarımıza burs imkânı sağlıyorduk. Burslarımızın büyük çoğunluğu İstanbul Maratonu’ndan geliyordu. Daha fazla çocuğumuza burs veremediğimiz için üzgünüz. Valilikten bize hâlâ olumlu ya da olumsuz bir dönüş yapılmadı. Bu sene İstanbul Maratonu’na neden katılmamıza izin verilmedi? Bizim yaptığımız işler ortada çocuklarımıza destek olmak, onların hayatlarına dokunmak ve farkındalık yaratmaktan başka bir gayemiz yok. Biz hâlâ umutluyuz, önümüzdeki maratonlara bakıyoruz.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76485 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-sergi-640x359.jpg" alt="Alikev Sergi" width="346" height="194" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-sergi-640x359.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-sergi.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 346px) 100vw, 346px" /></p>
<h5><b>&#8216;Gezi, Bana Acısını Bıraktı&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Kendisini tüm çocukların annesi olarak gören Emel Anne, yıllara rağmen Gezi konuşulduğu zaman neler hissettiğini şöyle ifade etti: “Yavrumu sekiz buçuk sene önce aldılar aramızdan. Gezi, bana acısını bıraktı. Gezi konuşulduğu zaman yaşadığım acı aklıma geliyor. Fakat bir yandan da bu kadar zaman geçmesine rağmen insanların kadar duyarlı olması, yavrumun hâlâ anılması ve unutulmaması beni ayakta tutuyor, güçlü kılıyor. Ali İsmail’im gitti ama bir şeyler bırakıp gitti, insanların yüreğine dokundu da gitti. O süreçte Ali İsmail’im gibi hayattan koparılan çocuklarımızın aileleriyle bir bağımız oluştu ve o bağ hiç kopmadı.”</span></p>
<figure id="attachment_76486" aria-describedby="caption-attachment-76486" style="width: 359px" class="wp-caption alignleft"><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76486" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/deniz-umut-eker-640x480.jpg" alt="Deniz Umut Eker | ALİKEV Genel Koordinatörü" width="359" height="269" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/deniz-umut-eker-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/deniz-umut-eker.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 359px) 100vw, 359px" /><figcaption id="caption-attachment-76486" class="wp-caption-text">Deniz Umut Eker | ALİKEV Genel Koordinatörü</figcaption></figure>
<h5><b>&#8216;Serginin Ana Teması ‘Barış’, Ali İsmail Korkmaz’ın Hikayesidir&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">ALİKEV Genel Koordinatörü Deniz Umut Eker, Genç Sanatçı Fonu sergisi hakkında şöyle konuştu: “2019 yılında başladığında tema, ‘Barış’ olarak belirlendi. ‘Barış’ı ana tema olarak tutmaya ve alt başlıklarda farklı kavramları ‘Barış’ ile birlikte ele almaya devam edeceğiz. Bu bağlamda hatırlatmak gerekir ki vakfın ortaya çıkışı, bir kent ve gençlik hareketinde, ifade özgürlüğü hakkını kullanırken yaşam hakkının elinden alınmasıyla aramızdan ayrılan Ali İsmail Korkmaz’ın hikâyesidir. Taksim Gezi Parkı Direnişi dönemindeki gibi değişen ve dönüşen yaşam alanlarına tanıklık ediyoruz. Bu dönüşümün pandemi sürecinde de devam etmesi bizi ‘Kentle Barışmak’ teması üzerinde çalışmaya itti. Kentte yaşayan tüm canlıların, kendi kimlikleriyle ve mekanlarıyla bu barışın öznesi olduğuna inanıyoruz.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Öz Kaynaklarımızla ve Ayni Desteklerle Bu Sergiyi Düzenledik&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Genç Sanatçı Fonu sergisiyle bir gelir elde etmeyi amaçlamadıklarına dikkat çeken Eker, “Tamamen kendi öz kaynaklarımızla ve ayni desteklerle bu sergiyi düzenledik. Fakat bu alanda, ister deneyimleriyle isterse maddi olarak bize destek olmak isteyen kurum ve kişilere de kapımız her zaman açık,” dedi. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">ALİKEV olarak kuruldukları ilk günden itibaren faaliyetlerini bireysel bağışlar yoluyla hayata geçirmeye çalıştıklarını belirten Eker, “Bu süreç boyunca bizi destekleyen bağışçılarımızın sayısı artıyor. Hem kuruluş hikâyesi hem de vakfın amaç edindiği misyonun ve değerlerin insanlarda bir karşılığı olduğuna inanıyoruz,” şeklinde konuştu. </span></p>
<h5><b>&#8216;Pandemide Süresince Burs Ödemelerine Devam Ettik&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">ALİKEV’in pandemi süresince öğrencilere nasıl destek verdiğini anlatan Eker, “Pandemiyle beraber eğitim kurumlarının uzaktan eğitime başlaması ve üniversite öğrencilerinin yurtlardan çıkarılarak ailelerinin yanına dönmeye zorlanması gibi konuların yarattığı belirsizlik durumu nedeniyle bursun devamlılığı için istediğimiz bir sivil toplum örgütünde gönüllülük faaliyetlerine katılma, not ortalaması gibi şartları pandemi süresince aramayacağımızı, burs fonundan yararlanan öğrencilere ilettik. Burs ödemelerine ise kesintisiz olarak devam ettik. Sahada devam eden gönüllülük programımız olan <a href="https://alikev.org/dus-elcileri-programi-nedir/">Düş Elçileri Programımızı </a>ise benzer sebeplerden dolayı dijitale taşıdık. Yine pandemi döneminde çağrıya çıktığımız Genç Sanatçı Fonu programımızı ise tamamen dijital araçlar üzerinden yürüttük,” ifadelerini kullandı.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76487 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-sergi-1-640x480.jpg" alt="Alikev Sergi" width="316" height="237" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-sergi-1-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-sergi-1.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 316px) 100vw, 316px" /></p>
<h5><b>ALİKEV, İstanbul Maratonu’nda Neden Bağış Kampanyası Düzenlemedi? </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">İstanbul Maratonu’nda neden bağış kampanyası düzenlemediklerine dair bilgilendirmelerde bulunan Eker şöyle devam etti: </span></p>
<p><b>“</b><span style="font-weight: 400;">Hatay Valiliği İl Sivil Toplumla İlişkiler Müdürlüğüne yaptığımız yardım toplama izni başvurumuz, maratonun gerçekleşeceği tarihte henüz sonuçlanmamıştı. Bu yüzden maratonda bağış toplama kampanyası açmama kararı aldık.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“ALİKEV olarak İstanbul Maratonu’nu sadece bir kaynak yaratma faaliyeti olarak görmüyoruz. Maraton süreci, bizim için başlangıçtan beri gönüllülerimiz ve destekçilerimizle bir araya geldiğimiz, yakın çalışma fırsatı yakaladığımız ve hasret giderdiğimiz bir etkinlik oldu.”</span></p>
<h5><b>&#8216;Bir Algı Çalışması Olduğuna Düşünüyoruz&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan 2020 Aralık’ta kabul edilen “Kitle İmha Silahlarının Yayılmasının Finansmanın Önlenmesine İlişkin Kanun” ile 2860 sayılı “Yardım Toplama Kanunu”nda da bazı değişikliklere gidilmesinin, sivil toplum dünyasını ve ALİKEV’i nasıl etkilediğine dair açıklamalarda bulunan Eker, şunları söyledi: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Değişikliklerle dernek ve vakıfların yardım toplama süreçleri, yöntemleri ve bildirimlerine ilişkin düzenlemeler ve bunlara yönelik yaptırımlarda artışlar yapıldı. Kitle imha silahlarıyla dernek ve vakıf kavramlarının aynı kanun içinde anılmasının bile bir algı çalışması olduğuna düşünüyoruz. Yaklaşık 125 bin örgütü ilgilendiren bir kanun değişikliğinde, STÖ’lerin itirazlarının ve görüşlerinin dikkate alınmamış olmasını da ayrı bir olumsuzluk olarak görüyoruz.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76488 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-2-640x480.jpg" alt="Alikev" width="304" height="228" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-2-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-2.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 304px) 100vw, 304px" /></p>
<h5><b>Osman Kavala’nın Yargılanma Sürecinin Sivil Topluma Yansımaları </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">“Osman Kavala ve beraberinde sivil alan paydaşları üzerinden yürütülen yargılama süreci de sivil toplum üzerinde bir baskı aracı olarak kullanılıyor. Bu ve buna benzer baskılar nedeniyle maalesef sansür ve oto sansür, örgütler içerisinde bir refleks olarak karşımıza çıkmaya başladı. Bulunduğumuz kurumu ve paydaşlarını korumak adı altında bu kararları almak durumunda kalabiliyoruz. Bunu da bir öz eleştiri olarak ifade etmek istiyorum.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Bu değişiklikler ve oluşturulmaya çalışılan algıyla birlikte sivil toplumun giderek daralan bir alan içerisinde bile hareket etmeye, kendine bir yol bulmaya çalışması geleceğe dair umudumuzu artırıyor. Hak temelli çalışmalar yürüten örgütler, özellikle kadın ve LGBTİ+ örgütlerinin üzerlerindeki artan baskılara rağmen geri adım atmamalarını, diğer STÖ’ler için de umut kaynağı olduğunu düşünüyoruz.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76489 alignright" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-3-640x480.jpg" alt="Alikev" width="357" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-3-640x480.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/12/alikev-3.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 357px) 100vw, 357px" /></p>
<h5><b>Sivil Toplum ve Medya İlişkisi </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">STÖ’lerin geleneksel medya kanallarında fazla yer bulamadığı yönünde eleştirilerde bulunan Eker, “Yer bulduğunda ise daha çok hizmet temelli etkinlikleri ile ve hukuki olaylar nedeniyle yer veriliyor. Bunun daha çok geleneksel medyanın içinde bulunduğu durum ve haber anlayışı ile ilgili olduğunu düşünüyoruz. Haber içeriklerinin hak temelli bir anlayışla hazırlanması, habere konu olan STÖ’lerinin de söylediği sözün daha anlaşılır olmasına ve etkisinin artmasına katkıda bulunacak,” dedi. </span></p>
<h5><b>STÖ’leri Medya Görünürlüğü</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Medyanın sivil toplum dünyasına daha ilgiyle yaklaşmasının ise birbirini doğru bir şeklide beslemesi ve birbirinden öğrenmesi ile mümkün olacağına vurgu yapan Eker sözlerini şöyle tamamladı: “Görece yeni kurulan ve internet üzerinden yayın yapan medya kanallarında STÖ’lerin daha fazla kendine yer bulduğunu gözlemliyorum. Medya alanında çalışan STÖ’lerin, oluşumlarının da bu konuda olumlu bir katkısı var. Aynı zamanda STÖ’lerin Podcast, Instagram ve Twitter gibi sosyal medya araçlarını kullanmadaki yetkinliği arttırması da bu dönüşümü hızlandırması açısından önemli. Bu alana yönelik her iki tarafın katkısının artması, STÖ’lerin medyada görünürlüğünü istediğimiz şekilde artıracaktır.”</span></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/12/01/alikev-genc-sanatci-fonu-sergisi-ozgur-dunyayi-genclerle-birlikte-kuracagiz/">ALİKEV, Genç Sanatçı Fonu Sergisi: &lt;br&gt; &#8216;Özgür Dünyayı Gençlerle Birlikte Kuracağız&#8217;</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Extensive Unemployment in the Pandemic: Future Anxiety of LGBTI+ People in the Public and Private Sector</title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/extensive-unemployment-in-the-pandemic-future-anxiety-of-lgbti-people-in-the-public-and-private-sector/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 12:32:45 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Civil Pages]]></category>
		<category><![CDATA[Civil Pages Headline]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=78649</guid>

					<description><![CDATA[<p>According to the ‘Situation of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans, Intersex and Plus Employees in Public Sector in Turkey’ report, LGBTI+ people are among the disadvantaged groups most affected by the unemployment crisis that peaked with the pandemic. LGBTI+ people who work with the fear of being fired because of their sexual identity are worried about their future because they are exposed to discrimination and hate speech in the workplace.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/extensive-unemployment-in-the-pandemic-future-anxiety-of-lgbti-people-in-the-public-and-private-sector/">Extensive Unemployment in the Pandemic: Future Anxiety of LGBTI+ People in the Public and Private Sector</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kaos GL Association shared the 2021 results of the reports titled ‘Situation of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans, Intersex and Plus Employees in Public Sector in Turkey’ and ‘Situation of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans, Intersex and Plus Employees in Private Sector in Turkey’.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 report was prepared by Prof. Dr. Mary Lou O&#8217;Neil, Dr. Reyda Ergun, Dr. Selma Değirmenci, Dr. Kıvılcım Turanlı and Doğancan Erkengel. Murat Köylü and Defne Güzel from Kaos GL Human Rights Program were its editors.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">We talked to Kaos GL Human Rights Program Coordinator Murat Köylü, who is the editor of the report, about the outputs of the report.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Stating that they carried out this research on LGBTI+ people to voice their human rights issues, Köylü said, ‘Whatever a person is affected by in the field of employment, LGBTI+ people are also exposed to more pressure as a reflection of the hate speech. With this report, we tried to create a space for them to express their difficulties. In the report, we have given a lot of space to the statements of LGBTI+ people.’</span></p>
<blockquote><p><span style="font-weight: 400;">‘I Want to Live Without Fear of Being Fired’</span></p></blockquote>
<p><span style="font-weight: 400;">According to the report, the discrimination faced by LGBTI+ people in employment reflects the situations that hinder all fundamental rights and freedoms as well as the right to work. For example, the sentences of a gay man who works as a cook in the food industry are as follows: ‘In the workplaces, people like us should not be treated like freaks, and they should ensure that we have the same rights and equality as everyone else. I want to live comfortably, without being harassed, without fear of being beaten, killed or fired.’</span></p>
<p><b>‘LGBTI+ People are Systematically Discriminated in Business Life’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Considering the reports of previous years on how LGBTI+ people were affected by the pandemic process, Köylü made the following assessments:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘Like other vulnerable and disadvantaged groups, LGBTI+ people were also affected by the pandemic. There was the same inequality in matters such as the delivery of pandemic aid. According to the research, the future anxiety of a significant part of LGBTI+ people, who have difficulties in finding a job during the pandemic, has deepened. People who have to constantly struggle with the problem of unemployment reveal that this situation affects LGBTI+ people more negatively.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Working LGBTI+ people are a group that is systematically discriminated against in business life. There are problems encountered directly or indirectly, consciously, or unconsciously. In this research we do every year, the data repeats itself. They are exposed to discrimination in the workplace, their promotion is blocked, they are exposed to hate speech, they are insulted, and they can be abused by various social norms in the recruitment process.’</span></p>
<p><b>‘There Are People Who Have to Close Their Businesses’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">When it comes to LGBTI+ people, even the direction of mobbing is changing. Mobbing is generally applied from top to bottom by bosses or managers. However, in this situation, they are, humiliated and stigmatized when they are an employer or manager who is suspected of being ‘gay’. There are people who have had to close their business.</span></p>
<p><b>‘They Avoid Looking for a Job Through İŞKUR’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTI+ people, who face all kinds of problems while looking for a job, avoid looking for a job through the government agency İŞKUR or private employment agencies, as they are exposed to all kinds of discrimination by the government. Because they have no trust. This situation, which is very low in 2021, as it is every year, points out that LGBTI+ employees do not trust these channels and are suspicious of the risk of being ‘flagged’. In addition, the research also reveals that LGBTI+ people with unemployment problems generally have high unemployment rates, although they have graduate and postgraduate education.</span></p>
<p><b>‘The Directorate of Religious Affairs’ Mind-blowing LGBTI+ Statement’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Emphasizing that two phenomena drew their attention in the 2021 report compared to other years, Kaos GL Human Rights Program Coordinator Murat Köylü continued:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘First, the government is not in line with international human rights commitments for LGBTI+ people. It has an approach that fuels hatred and almost accuses people of being terrorists. Many participants shared that this approach fueled the current negative environment in the workplace. The second fact is the disastrous LGBTI+ statement by the Directorate of Religious Affairs. The Directorate made a statement that pandemics were caused by LGBTI+ people and people living out of wedlock, and then many government officials made statements supporting the Directorate. On the one hand, LGBTI+ people have to live with the fear of pandemics, on the other hand, they were shown as the cause of the pandemic.’</span></p>
<p><b>‘They Prefer Working from Home to Avoid Discrimination’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Participants said that the pandemic process has both positive and negative aspects. There are business life norms such as more space is reserved for married people, their appointments are made easier, and single people are more suitable for overtime if overtime is to be had. LGBTI+ people cannot get married because their rights are legally violated. For this reason, they could not benefit from the official and unofficial rights that come with marriage.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">On the other hand, a positive situation emerged due to negativity in the report. The situation in some people&#8217;s workplaces is so bad that working from home and not going to work during the pandemic period was stated as a positive situation. They stated that they feel safer when they are physically away from the male-dominated work environment, as a drowning man will grab at a straw. They prefer to work from home rather than face bad jokes and innuendo.</span></p>
<p><b>‘We Will Announce a New Text on Human Rights Day’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Stating that they are working on this report not only to reveal the problems, but also to offer solutions to these problems, Köylü said, ‘With this research, we make suggestions to both the private sector and the public administration. We have established these recommendations on the basis of knowledge. On December 10, Human Rights Day, we have prepared and announced a text for companies, based on both the law and our research results. Our aim is to be a solution partner, to facilitate human life and to serve social peace.’</span></p>
<p><b>Solution Suggestions for Combating Discrimination</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylü conveyed the outputs of the report on what kind of suggestions can be made for employers and businesses to prevent LGBTI+ people from being exposed to discrimination and hate speech in the public and private sectors:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">‘There are examples of good work for both public and private sector employees in countries that were in a much worse situation than Turkey thirty or forty years ago. If countries like England, Iceland and Sweden have succeeded, why can&#8217;t we?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">From this point of view, structural measures should be taken since there is a systematic discrimination. The Labor Law, legislation that prevents hate crimes and ensures equality must be put into error. We may prohibit grounds of discrimination in national legislation. In particular, decisions should be made in line with the decisions of the ECHR (European Court of Human Rights) and the equality principle of our Constitution.’</span></p>
<p><b>‘We Have Come to The Point Of “I Have No Expectations, Just Leave Me Alone”’</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Pointing out that the government&#8217;s message will affect public employees, Köylü said, ‘On the private sector side, employers and institutions should investigate the problems and produce solutions at both macro and micro levels. Being “homophobic” and “transphobic” is just as bad as racism and sexism. In order to be able to do these, establishing a dialogue environment can be a step to take action.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">While the state has already taken these steps among its duties, those who speak on behalf of the state are trying to impose a situation like a pandemic on LGBTI+ people. That being the case, we&#8217;ve almost come to the point of I have no expectations, just leave me alone” mindset.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTI+ people are disempowered and deprived of their rights, but instead of looking at them as “victims” or people in distress, on the contrary, you give the greatest support by being sensitive as “This is my problem too”. It will also be invaluable to support policy and lawmakers in making remedial decisions as citizens.’</span></p>
<p><b>Important Outputs from the ‘Situation of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans, Intersex and Plus Employees in Private Sector in Turkey’ Report</b></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– According to the results of the study ‘Situation of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans, Intersex and Plus Employees in Private Sector in Turkey’, in which 633 people participated, only 17 percent of LGBTI+ employees can be open at work.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78656 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kaos-gl-rapor-eğitim-640x317-1.jpg" alt="" width="640" height="317" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[</span><b>Table:</b><span style="font-weight: 400;"> What is your educational status?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The answers from left to right: Elementary, middle, high school, associate, graduate, postgraduate, none.]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– 309 of the 3 participants (48.8%) declared that they had a bachelor&#8217;s degree. The number of participants stating their educational status as postgraduate is 139 (22.0%), the number of participants stating as high school is 100 (15.8%) and the number of participants stating as associate degree is 77.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Only 10 percent of LGBTI+ employees are open during the recruitment process. Fear of discrimination and rejection of the application force them to hide their gender identity, sexual orientation, and gender characteristics.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78657 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kaos-gl-açik-özel-640x305-1.jpg" alt="" width="640" height="305" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[</span><b>Table:</b><span style="font-weight: 400;"> Are you open about your gender identity/sexual orientation/intersex status in the institution you work for?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The answers from left to right: Yes, I&#8217;m fully open. / I am partly open. / I am not open, but I think it&#8217;s guessed. / No, I&#8217;m not open at all. / Other (please specify)]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Most workplaces have rules and practices that lead to discrimination. LGBTI+ employees cannot seek their rights due to fear of losing their job in the face of discrimination, the possibility of paying higher prices, fearing the disclosure of their sexual identity beyond their control, difficulties they may encounter in their life outside of work and similar reasons.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78658 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/ayrimcilik-640x409-1.jpg" alt="" width="640" height="409" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[</span><b>Table:</b><span style="font-weight: 400;"> Have you encountered any discriminatory attitudes, behaviors, or practices due to your gender identity/sexual orientation/gender characteristics in the institution you work for?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The answers from left to right: Yes, I have (please share briefly). / I have not because my gender identity/sexual orientation/gender characteristics are not clear. / I have not because I hide my gender identity/sexual orientation/gender characteristics. / No, I haven&#8217;t.]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– LGBTI+ people working in the private sector demand for non-discrimination in national legislation, for the government to assume leadership with responsibility, and for public awareness campaigns.</span></p>
<p><b>Important Outputs from the ‘Situation of Lesbian, Gay, Bisexual, Trans, Intersex and Plus Employees in Public Sector in Turkey’ Report</b></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78654 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kamu-açik-640x375-1.jpg" alt="" width="640" height="375" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[</span><b>Table:</b><span style="font-weight: 400;"> Are you open about your gender identity/sexual orientation/intersex status in the institution you work for?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The answers from left to right: Yes, I&#8217;m fully open. / I am partly open. / I am not open, but I think it&#8217;s guessed. / No, I&#8217;m not open at all. / Other (please specify)]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– The results of the public survey, in which 221 people participated, show that having to hide in the workplace has more serious consequences for the public. While only 6 percent of LGBTI+ public servants can act openly at work, the report emphasizes that not being open at work is also a form of discrimination.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– According to the report, 82 percent of LGBTI+ public servants either face direct discrimination or are discriminated against by having to hide their identity.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-full wp-image-78652 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2022/02/kamu-nefret-640x268-1.jpg" alt="" width="640" height="268" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">[</span><b>Table:</b><span style="font-weight: 400;"> Have you encountered any hate speech towards LGBTI+ people in your institution?</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">The answers: Yes (132 people, 59.7%) and No (89 people, 40.3%)]</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Within the scope of the survey, in response to the question ‘Have you encountered any hate speech towards LGBTI+ people in your institution?’, 40 percent of the participants stated that they had not encountered any hate speech, while 60 percent stated that they were exposed to hate speech.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– The participants were asked, ‘What do you think are the three top priority measures that should be taken against discrimination against LGBTI+ employees in public institutions?’. In response to the question, the category of ‘legal measures’ that should be taken regarding LGBTI+ rights came to the fore. Demands for updating the legislation according to universal human rights criteria were followed by demands for ‘government to assume responsibility and leadership’ and ‘prohibition of discrimination in internal legislation’, respectively.</span></p>
<p><b>DRAWINGS: Gülçe-Gülnaz | KaosGL.org</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/extensive-unemployment-in-the-pandemic-future-anxiety-of-lgbti-people-in-the-public-and-private-sector/">Extensive Unemployment in the Pandemic: Future Anxiety of LGBTI+ People in the Public and Private Sector</a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
		<item>
		<title>Pandemide Derin İşsizlik:  Kamu ve Özel Sektörde, LGBTİ+’ların Gelecek Kaygısı </title>
		<link>https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/pandemide-derin-issizlik-kamu-ve-ozel-sektorde-lgbtilarin-gelecek-kaygisi/</link>
		
		<dc:creator><![CDATA[Nurcan Çalışkan]]></dc:creator>
		<pubDate>Mon, 22 Nov 2021 10:21:29 +0000</pubDate>
				<category><![CDATA[Covid-19 Krizi]]></category>
		<category><![CDATA[Haber]]></category>
		<category><![CDATA[LGBTİ]]></category>
		<category><![CDATA[Ayrımcılık]]></category>
		<category><![CDATA[homofobi]]></category>
		<category><![CDATA[işsizlik]]></category>
		<category><![CDATA[kaos gl]]></category>
		<category><![CDATA[Nefret Söylemi]]></category>
		<category><![CDATA[pandemi]]></category>
		<category><![CDATA[transfobi]]></category>
		<category><![CDATA[Türkiye’de Kamu ve Özel Sektörde LGBTİ+’ların Durumu]]></category>
		<guid isPermaLink="false">https://www.sivilsayfalar.org/?p=76155</guid>

					<description><![CDATA[<p>'Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu' raporuna göre pandemiyle birlikte zirve yapan işsizlik krizinden en fazla etkilenen dezavantajlı gruplar içinde LGBTİ+ bireyler de yer alıyor. Cinsel kimlikleri nedeniyle işten atılma korkusuyla çalışan LGBTİ+ bireyler, iş yerlerinde ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kaldıkları için geleceklerinden endişe ediyor.</p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/pandemide-derin-issizlik-kamu-ve-ozel-sektorde-lgbtilarin-gelecek-kaygisi/">Pandemide Derin İşsizlik: &lt;br&gt; Kamu ve Özel Sektörde, LGBTİ+’ların Gelecek Kaygısı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></description>
										<content:encoded><![CDATA[<p><span style="font-weight: 400;">Kaos GL Derneği; Kadir Has Üniversitesi Toplumsal Cinsiyet ve Kadın Çalışmaları Araştırma Merkezi iş birliğiyle 5 yıldır yürütülen “<a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/kamu21.pdf">Türkiye’de Kamu Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu</a>” ve “<a href="https://kaosgldernegi.org/images/library/ozelsektor21.pdf">Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu</a>” başlıklı raporların 2021 sonuçlarını paylaştı. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 raporu; Prof. Dr. Mary Lou O’Neil, Dr. Reyda Ergün, Dr. Selma Değirmenci, Dr. Kıvılcım Turanlı ve Doğancan Erkengel tarafından hazırlandı. Editörlüğünü ise Kaos GL İnsan Hakları Programı’ndan Murat Köylü ve Defne Güzel yürüttü. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class=" wp-image-76158 alignleft" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-640x368.jpg" alt="KAOS GL" width="370" height="213" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 370px) 100vw, 370px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Raporun editörlüğünü yapan Kaos GL İnsan Hakları Programı Koordinatörü Murat Köylü’yle raporun çıktıları üzerine konuştuk. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireylerle ilgili bu araştırmayı, insan hakları sorunlarını dile getirmek için hayata geçirdiklerini söyleyen Köylü, “İstihdam alanında bir insan nelerden etkileniyorsa LGBTİ+ bireyler bunlara ilaveten üretilen nefret söyleminin yansıması olarak daha fazla baskıya maruz kalıyorlar. Bu raporla, yaşadıkları sıkıntıları dile getirmeleri için bir alan açmaya çalıştık. Raporda LGBTİ+ bireylerin kendi cümlelerine fazlaca yer verdik,” dedi. </span></p>
<h5><b>&#8216;İşten Atılma Korkum Olmadan Yaşamak İstiyorum&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Rapora göre LGBTİ+ bireylerin istihdamda karşılaştıkları ayrımcılık, çalışma hakkının yanı sıra tüm temel hak ve özgürlükleri engelleyen durumları yansıtıyor. Mesela gıda sektöründe aşçı olarak çalışan eşcinsel bir erkeğin cümleleri şöyle: “İş yerlerinde bizim gibi kişilere bir ucube gibi davranılmaması, bizlerin de herkesle aynı hak ve eşitliğe sahip olmamızı sağlamaları gerekiyor. Rahatça, tacize uğramadan, dövülme, öldürülme, işten atılma korkum olmadan yaşamak istiyorum.”</span></p>
<p><b><img loading="lazy" decoding="async" class="wp-image-76159 size-medium aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/turkiyede-ozel-sektor-lgbti-durum-raporu-640x369.jpg" alt="‘Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+’karın Durumu’" width="640" height="369" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/turkiyede-ozel-sektor-lgbti-durum-raporu-640x369.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/turkiyede-ozel-sektor-lgbti-durum-raporu.jpg 700w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></b></p>
<h5><b>&#8216;LGBTİ+’lar İş Hayatında Sistematik Olarak Ayrımcılığa Uğruyor&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireylerin pandemi sürecinden nasıl etkilendiğine dair önceki yıllara ait ortaya koydukları raporları da göz önünde bulunduran Köylü, şu değerlendirmelerde bulundu: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Pandemiden, diğer kırılgan ve dezavantajlı gruplar gibi LGBTİ+ bireyler de çok etkilendi. Pandemi yardımlarının verilmesi gibi konularda yine aynı eşitsizlik söz konusu oldu. Araştırmaya göre pandemide iş bulmakta güçlük çeken LGBTİ+ bireylerin önemli bir bölümünün gelecek kaygısı iyice derinleşti. Zaten işsizlik sorunuyla sürekli mücadele etmek zorunda olan kişiler, bu durumun LGBTİ+ bireyleri daha olumsuz etkilediğini ortaya koyuyor.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Çalışan LGBTİ+ bireyler, iş hayatında sistematik olarak ayrımcılığa uğrayan bir grup. Doğrudan ya da dolaylı, bilinçli ya da bilinçsiz karşılaşılan sorunlar var. Her sene yaptığımız bu araştırmada veriler kendini tekrar ediyor. İş yerlerinde ayrımcılığa maruz kalıyorlar, terfileri engelleniyor, nefret söylemine maruz kalıyorlar, hakarete uğruyorlar, işe alım sürecinde de zaten çeşitli toplumsal normlar yüzünden örselenebiliyorlar.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76162 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-640x363.jpg" alt="Kaos GL Rapor" width="640" height="363" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-640x363.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor.jpg 953w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>&#8216;İş Yerini Kapatmak Zorunda Kalan İnsanlar Var&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">LGBTİ+ bireyler söz konusu olunca iş yerindeki psikolojik şiddetin bile yönü değişiyor. Bu psikolojik şiddet, genelde patronlar ya da müdürler tarafından yukardan aşağıya doğru uygulanıyor. Ancak bu durumda, “gey” olduğundan şüphelenilen bir iş veren veya müdür olunca tehdit ediliyor, aşağılanıyor, damgalanıyorlar. İş yerini kapatmak zorunda kalan insanlar var.</span></p>
<h5><b>&#8216;İŞKUR Aracılığıyla İş Aramaktan Kaçınıyorlar&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Zaten iş ararken türlü sorunlarla karşılaşan LGBTİ+ bireyler, hükûmet tarafından da ayrımcılığın her türlüsüne maruz kaldıkları için devlet kurumu olan İŞKUR veya özel istihdam büroları aracılığıyla iş aramaktan kaçınıyorlar. Çünkü güvenleri yok. Her yıl olduğu gibi 2021’de de çok düşük olan bu durum, LGBTİ+ çalışanların bu kanallara güvenmediklerine ve “fişlenme” riskine yönelik şüphelerine işaret ediyor. Ayrıca araştırma işsizlik sorunu yaşayan LGBTİ+ bireyler genellikle lisans ve lisansüstü eğitimli olmalarına rağmen onların işsizlik oranlarının yüksek olduğunu da ortaya koyuyor.</span></p>
<h5><b>&#8216;Diyanet’in Akıllara Ziyan LGBTİ+ Açıklaması&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">2021 raporunda diğer yıllara göre iki olgunun dikkatlerini çektiğini vurgulayan Kaos GL İnsan Hakları Programı Koordinatörü Murat Köylü şöyle devam etti: </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Birincisi hükûmet, LGBTİ+ bireyler için uluslararası insan hakları taahhütlerine uygun bir tutum içinde değil. Nefreti körükleyen ve insanları neredeyse terörist olmakla suçlayan bir yaklaşımı var. Bu yaklaşımın, iş yerlerindeki mevcut olumsuz ortamı körüklediğine dair birçok katılımcı paylaşımı oldu. İkinci olgu ise Diyanet’in akıllara ziyan LGBTİ+ açıklaması. Diyanet, pandemilerin LGBTİ+ bireylerden ve nikahsız yaşayanlardan kaynaklandığı açıklamasını yapmıştı, ardından birçok hükûmet yetkilisi de Diyanet’i destekleyen ifadelerde bulunmuştu. Bir yandan pandemi korkusuyla yaşamak zorunda olan LGBTİ+ bireyler, diğer yandan da pandeminin nedeni gibi gösterildiler.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76163 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/lgbti-rapor-640x368.jpg" alt="LGBTİ rapor" width="640" height="368" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/lgbti-rapor-640x368.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/lgbti-rapor.jpg 1020w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>‘Ayrımcılıkla Karşılaşmamak İçin Evden Çalışmayı Tercih Ediyorlar’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Katılımcılar, pandemi sürecinin hem olumlu hem olumsuz yanları olduğunu söyledi. Evlilere daha fazla alan ayrıldığı, tayinlerinin daha kolay yapıldığı, eğer mesai yapılacaksa bekârların mesaiye daha uygun olduğu gibi iş hayatı normları var. LGBTİ+ bireylerin hakları hukuken gasbedildiği için evlenemiyorlar. Evlilikle gelen resmî ve resmî olmayan haklardan bu nedenle faydalanamadılar. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">Öte yandan raporda olumsuzluktan kaynaklanan olumlu bir durum ortaya çıktı. Bazı insanların iş yerlerindeki durum o kadar kötü ki pandemi döneminde evden çalışmak ve işe gitmemek olumlu bir durum olarak belirtildi. Denize düşen yılana sarılır misali erkek egemen iş ortamından fiziksel olarak uzaklaştıklarında kendilerini daha güvende hissettiklerini aktardılar. Kötü şakalar ve imalarla karşılaşacaklarına evden çalışmayı tercih ediyorlar. </span></p>
<h5><b>‘İnsan Hakları Günün’nde Yeni Bir Metin Duyuracağız’</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Bu raporu, sadece sorunları ortaya koymak adına değil, aynı zamanda bu sorunlara çözüm önerileri de getirebilmek için çalıştıklarını ifade eden Köylü, “Bu araştırmayla hem özel sektöre hem de kamu yönetimine önerilerde bulunuyoruz. Bu önerileri bilgi temelinde kurduk. 10 Aralık İnsan Hakları Günü’nde, hem hukuka hem de araştırma sonuçlarımıza dayandırdığımız, şirketlere yönelik bir metin oluşturduk ve onu duyuracağız. Amacımız çözüm ortağı olmak, insan hayatını kolaylaştırmak ve toplumsal barışa hizmet etmek,” şeklinde konuştu. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76164 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-lgbti-rapor-640x363.jpg" alt="Kaos GL Lgbti rapor" width="640" height="363" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-lgbti-rapor-640x363.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-lgbti-rapor.jpg 784w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>Ayrımcılıkla Mücadele İçin Çözüm Önerileri </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Köylü, LGBTİ+ bireylerin kamu ve özel sektörde ayrımcılığa ve nefret söylemine maruz kalmamaları/bırakılmamaları için işverenler ve işletmeler için ne tür öneriler getirilebileceği konusunda raporun çıktılarını şöyle aktardı:</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Otuz kırk sene önce Türkiye’den çok daha kötü durumda olan ülkelerin hem kamu hem de özel sektör çalışanları için yapılan iyi çalışma örnekleri var. İngiltere, İzlanda ve İsveç gibi ülkeler başarabildiyse biz neden başaramayalım?”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Buradan hareketle sistematik bir ayrımcılık olduğu için yapısal önlemler alınmalı. İş Kanunu, nefret suçlarını önleyen, eşitliği sağlayan mevzuatlar hataya geçirilmeli. Ulusal mevzuatta ayrımcılık temellerini yasaklayabiliriz. Özellikle AİHM’nin (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) kararları ve Anayasa’mızın eşitlik ilkesi doğrultusunda kararlar verilmeli.”</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76165 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-1-640x370.jpg" alt="Kaos GL" width="640" height="370" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-1-640x370.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-1.jpg 731w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<h5><b>‘&#8217;Gölge Etme Başka İhsan İstemem&#8217; Noktasına Kadar Geldik&#8217;</b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">Hükûmetin verdiği mesajın, kamu çalışanlarını etkileyeceğine değinen Köylü, ”Özel sektör tarafında da işverenler ve kurumlar, yaşanan sorunları araştırmalı ve hem makro hem mikro düzeyde çözümler üretmeli. Irkçılık ve cinsiyetçilik nasıl kötü bir şey ise “homofobik” ve “transfobik” olmak da benzer kötüdür. Bunları yapabilmek için de bir diyalog ortamını tesis etmek, harekete geçmek için bir adım olabilir.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“Devletin görevleri arasında bu adımları atması zaten varken devlet adına konuşanlar çıkıp pandemi gibi bir durumu LGBTİ+ bireylere yüklemeye kalkıyorlar. Hâl böyle olunca biz neredeyse ‘Gölge etme başka ihsan istemem’ noktasına kadar geldik.”</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">“LGBTİ+ bireyler, güçsüzleştirilmiş ve hakları ellerinden alınmış kişiler ama onlara ‘mağdur’ veya zor durumdaki insan gözüyle bakmak yerine tam tersine ‘Bu, benim de derdim’ hassasiyetinde olarak en büyük desteği vermiş olursunuz. Ayrıca politika ve yasa yapıcıları bir yurttaş olarak iyileştirici kararlar almaları noktasında desteklemek çok değerli olacaktır,” dedi.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı LGBTİ+</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>ların Durumu Raporundan Önemli Çıktılar </b></h5>
<p><span style="font-weight: 400;">– 633 kişinin katıldığı “Türkiye’de Özel Sektör Çalışanı Lezbiyen, Gey, Biseksüel, Trans, İnterseks ve Artıların Durumu” araştırmasının sonuçlarına göre LGBTİ+ çalışanların sadece yüzde 17’si iş yerinde açık olabiliyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76166 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-eğitim-640x317.jpg" alt="Kaos GL rapor eğitim" width="640" height="317" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-eğitim-640x317.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-rapor-eğitim.jpg 801w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– 3 katılımcıdan 309 kişi (%48,8) lisans mezunu olduğunu beyan etmiştir. Eğitim durumunu lisansüstü olarak belirten katılımcı sayısı 139 (%22,0), lise olarak belirten katılımcı sayısı 100 (%15,8) ve ön lisans olarak belirten katılımcı sayısı 77’dir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– LGBTİ+ çalışanların sadece yüzde 10’u, işe alım sürecinde açık davranıyor. Ayrımcılığa uğrama ve başvurunun kabul edilmemesi korkusu; cinsiyet kimliği, cinsel yönelim ve cinsiyet özelliğini saklamaya zorluyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76168 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-açik-özel-640x305.jpg" alt="Kaos GL açık özel" width="640" height="305" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-açik-özel-640x305.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kaos-gl-açik-özel.jpg 759w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– İş yerlerinin çoğunda ayrımcılığa yol açan kural ve uygulamalar yer alıyor. LGBTİ+ çalışanlar; ayrımcılık karşısında işlerini kaybetme korkusu, daha ağır bedeller ödeme olasılığı, cinsel kimliklerinin kendi kontrolleri dışında açığa çıkmasından çekinme, iş dışındaki hayatlarında karşılaşabilecekleri zorluklar ve benzeri nedenlerle haklarını arayamıyor.</span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76169 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/ayrimcilik-640x409.jpg" alt="Ayrımcılık" width="640" height="409" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/ayrimcilik-640x409.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/ayrimcilik.jpg 751w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Özel sektör çalışanı LGBTİ+ bireyler; ulusal mevzuatta ayrımcılık yasağı, hükûmetin sorumluluk ile liderlik üstlenmesi ve toplumsal farkındalık kampanyaları talep ediyor.</span></p>
<h5><b>Türkiye’de Kamu Çalışanı LGBTİ+</b><span style="font-weight: 400;">’</span><b>ların Durumu Raporu&#8217;ndan Önemli Çıktılar </b></h5>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76170 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-açik-640x375.jpg" alt="Kamu" width="640" height="375" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-açik-640x375.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-açik.jpg 837w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– 221 kişinin katıldığı kamu araştırması sonuçları ise iş yerinde gizlenmek zorunda kalmanın, kamuda daha ağır sonuçlara yol açtığını gösteriyor. Kamu çalışanı LGBTİ+ bireylerin sadece yüzde 6’sı iş yerinde açık davranabilirken raporda, iş yerinde açık olamamanın da bir ayrımcılık olduğu vurgulanıyor. </span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Rapora göre kamu çalışanı LGBTİ+ bireylerin yüzde 82’si ya doğrudan ayrımcılıkla karşılaşıyor ya da kimliğini gizlemek zorunda kalarak ayrımcılığa maruz bırakılıyor. </span></p>
<p><img loading="lazy" decoding="async" class="size-medium wp-image-76171 aligncenter" src="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-nefret-640x268.jpg" alt="Nefret" width="640" height="268" srcset="https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-nefret-640x268.jpg 640w, https://www.sivilsayfalar.org/wp-content/uploads/2021/11/kamu-nefret.jpg 837w" sizes="auto, (max-width: 640px) 100vw, 640px" /></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Anket kapsamında “Çalıştığınız kurumda LGBTİ+ bireylere yönelik herhangi bir nefret söylemiyle karşılaştınız mı?” sorusu karşısında katılımcıların yüzde 40’ı herhangi bir nefret söylemiyle karşılaşmadığını bildirirken yüzde 60’ı nefret söylemine maruz kaldığını beyan etmiştir.</span></p>
<p><span style="font-weight: 400;">– Katılımcılara sorulan, “Sizce kamu kurumlarında LGBTİ+ çalışanlara dönük ayrımcılığa karşı alınması gereken en öncelikli üç önlem neler olabilir?” sorusu karşısında LGBTİ+ hakları konusunda alınması gereken “yasal önlemler” kategorisi öne çıkmıştır. Mevzuatın evrensel insan hakları kriterlerine göre güncellenmesi taleplerini, sırasıyla “hükûmetin sorumluluk ve liderlik üstlenmesi” ve “kurum içi mevzuatta ayrımcılık yasağına” ilişkin talepler izlemiştir.</span></p>
<p><b>ÇİZİMLER: Gülçe-Gülnaz </b><b>| </b><b>KaosGL.org</b></p>
<p>The post <a href="https://www.sivilsayfalar.org/2021/11/22/pandemide-derin-issizlik-kamu-ve-ozel-sektorde-lgbtilarin-gelecek-kaygisi/">Pandemide Derin İşsizlik: &lt;br&gt; Kamu ve Özel Sektörde, LGBTİ+’ların Gelecek Kaygısı </a> appeared first on <a href="https://www.sivilsayfalar.org">Sivil Sayfalar</a>.</p>
]]></content:encoded>
					
		
		
			</item>
	</channel>
</rss>
